Elektronik Olarak Tutulan İşe Giriş Çıkış Kayıtları Mahkemece Yazılı Delil Niteliğinde Kabul Edilebilir mi?
Lütfi İNCİROĞLU
Dijital bilgi çağını yaşadığımız bu dünyada teknolojik gelişmelerin akıl almaz bir boyuta ulaşması ile birlikte işletmelerin bu gelişmelere ayak uydurmak ve teknolojinin nimetlerinden yararlanmak için bir yarış halinde olduklarını söylemek pek yanlış olmayacaktır. Dijital çağın gereklerine uygun olarak çalışma mevzuatında paralel düzenlemelerin yapılması zorunluluk arz etmektedir. İşyerlerinde manuel ortamda tutulan kayıtların artık elektronik ortamda kayda alınması büyük kolaylıklar getirmekle birlikte, mahkemelerde ispat hukuku bakımından birtakım tartışmaları da beraberinde getirdiği yadsınamaz bir gerçektir.
4857 sayılı İş Kanunu’nda işverenin günlük çalışmaya başlama ve bitiş saatleri ile dinlenme saatlerini işyerlerinde işçilere duyurması düzenlenirken, İş Kanunu’na İlişkin Çalışma Süreleri Yönetmeliğinde de işverenin işçilerin çalışma sürelerini uygun araçlarla belgelemek zorunda olduğu hüküm altına alınmıştır (4857/m.67; Yönetmelik m.9).
Yargıtay son yıllarda dijital çağın gereklerine uygun olarak iş uyuşmazlıklarına ilişkin olarak verdiği kararlarda; elektronik giriş çıkış kayıtlarını, kamera kayıtlarını, GPS-GPRS kayıtlarını, takograf, bilgisayar şifresi ile işlem yapılan yerlerdeki bilgisayar açılıp kapanış kayıtlarını (log ve finart kayıtları), e-posta kayıtlarını, WhatsApp yazışmalarını, GSS Medula kayıtlarını takdiri delil olarak kabul etmektedir[1].
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31.HD. tarafından 2025 yılında verilen bir kararda, “somut olayda hükme esas alınan bilirkişi raporunda tanık beyanlarına dayanılarak fazla mesai ve genel tatil alacağı hesaplanmış ise de davacı tanıklarının işyerinde kart okutma sistemi olduğunu bu kartla işe giriş çıkış yaptıklarını beyan etmişlerdir. Nitekim davalı tarafından bir kısım elektronik işe giriş çıkış kayıtları ibraz edilmiştir. Elektronik ortamda tutulan işe giriş çıkış kayıtlarının yazılı delil niteliğinde olduğu gözetilerek kayıt sunulan dönem için iş bu kayıtlara göre fazla mesai ve genel tatil alacağı hesaplanması gerekirken mahkemece işe giriş çıkış kayıtları değerlendirilmeden tüm dönem için tanık beyanlarına göre hesaplama yapılması hatalıdır”[2] demek suretiyle işyerine kart okuma sistemi (PDKS) ile işe giriş çıkış yapılmasını ispat hukuku bakımından yazılı delil mahiyetinde kabul etmiştir.
Yargıtay 9 uncu Hukuk Dairesi de 2025 yılında bölge adliye mahkemeleri kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi istemine dair verdiği karara göre,” bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin kararları arasındaki temel uyuşmazlık, işçilerin günlük ve haftalık çalışma sürelerini gösteren elektronik kayıtların delil olarak kabul edilip edilemeyeceği noktasındadır. Her ne kadar; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince işe giriş ve çıkış saatlerini kayıt altına aldığı ileri sürülen elektronik sisteme ilişkin kayıtların zaman damgası ile mühürlenmediği ve dışarıdan müdahaleye açık olduğu kabul edilmiş ise de yargılama sırasında düzenlenen teknik bilirkişi raporunda kayıtların zaman damgası ile mühürlenmediğine işaret edilmiş ancak kayıtlara müdahale edildiğine yönelik bir tespite yer verilmemiştir. Aksine raporda, PDKS sisteminde her çalışana sicili ile eşleşen bir giriş kartı tanımlandığı, sistem üzerinden çalışanın bilgilerinin takip edildiği, bu giriş kartı ile giriş çıkış yapılan kapılardan PDKS sistemine verilerin tarih ve zaman olarak kaydedildiği, bu sistemin 04.03.2016 tarihinden itibaren devreye alındığı, veri tabanındaki kayıtların zaman damgası ile mühürlenmemesi ile ilgili olarak yapılan piyasa araştırmasında bunun herhangi bir kamu kurumu ya da özel şirkette kullanılmadığı, nedenin ise bu işlemin kontör ile ücretlendirilmesi ve yüksek bir maliyeti olduğu, çalışanın giriş çıkış ve devam kayıtlarının tutulduğu belgenin veri tabanındaki kayıtlar ile aynı olduğu ifade edilmiştir.
Belirtmek gerekir ki elektronik kayıtlarda zaman damgasının olmaması, somut bir müdahalenin varlığı kanıtlanmadıkça, bu kayıtların çalışma sürelerinin belirlenmesinde esas alınmasına engel teşkil etmez. Müdahale edildiği kanıtlanamayan elektronik kayıtların aksi tanık beyanlarıyla ispat edilemez.
Somut uyuşmazlıkta Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararlarına konu yargılama sırasında, davalı Kurum tarafından elektronik ortamda tutulan PDKS kayıtlarına müdahale edildiği yönünde somut bir delil ortaya konulmamış, müdahalenin varlığı ispat edilmemiştir. Bu hâlde söz konusu kayıtlara, salt zaman damgasının bulunmaması nedeniyle müdahale edilebilme ihtimalinden yola çıkılarak, itibar edilmemiş olması yerinde değildir.
Bu açıklamalara göre başvurusu konusu Bölge Adliye Mahkemesi kararları arasındaki uyuşmazlığın, elektronik kayıtlarda zaman damgasının olmamasının, somut bir müdahalenin varlığı kanıtlanmadıkça, bu kayıtların çalışma sürelerinin belirlenmesinde esas alınmasına engel teşkil etmeyeceği dikkate alındığında, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 26.12.2024 tarihli ve 2024/3744 Esas, 2024/4235 Karar; 2024/3745 Esas, 2024/4236 Karar; 2024/3746 Esas, 2024/4237 Karar; 2024/3747 Esas, 2024/4238 Karar; 2024/3748 Esas, 2024/4239 Karar ile 2024/3749 Esas, 2024/4240 Karar sayılı ilâmları doğrultusunda giderilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır[3].
Sonuç olarak, iş mevzuatı açısından işveren günlük çalışmanın başlama ve bitiş saatleri ile dinlenme saatlerini işyerinde işçilere duyurmak, işçilerin çalışma sürelerini uygun araçlarla belgelemek zorundadır. Dijital çağın gereği olarak, işveren tarafından işe giriş çıkış kayıtlarının elektronik ortamda tutulması çok doğal bir uygulamadır. Nitekim, PDKS sisteminde her çalışana sicili ile eşleşen bir giriş kartı tanımlanması, sistem üzerinden çalışanın bilgilerinin takip edilmesi, bu giriş kartı ile giriş çıkış yapılan kapılardan PDKS sistemine verilerin tarih ve zaman olarak kaydedilmesi elektronik kayıtlarda somut bir müdahalenin varlığı kanıtlanmadıkça yeterli görülmüştür. Dolayısıyla, işveren tarafından elektronik ortamda tutulan işe giriş çıkış kayıtları mahkemelerce yazılı delil niteliğinde kabul görmektedir.
Lütfi İNCİROĞLU
[1] Aykut Yücel, İş Hukukunda Elektronik Deliller, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2021, sayfa 55
[2] İstanbul BAM.31HD.10.07.2025 T., E.2022/2073, K.2025/1297
[3] Y9HD.30.06.2025 T., E.2025/5433, K.2025/5540 Legalbank.









