“Herkeşe Benden Eşit Zam, Şakir’e Bile!”
Zafer URFALIOĞLU
İş dünyasında nadiren bu kadar coşkuyla karşılanan cümleler duyulur:
– “Bu yıl herkese eşit zam yapıyoruz!” cümlesi, ilk söylendiği anda alkış alır, çaylar tazelenir, koridorda hafif bir bayram havası eser. Hatta bazı çalışanlar bu kararı, insanlık tarihindeki adalet arayışının zirvesi olarak bile görebilir. Ne de olsa eşitlik güzeldir. Fakat insan kaynakları literatüründe bu cümle genellikle şu dipnotla anılır:
– “Kısa vadede mutluluk, orta vadede kırgınlık, uzun vadede istifa.”
Çalışan Memnuniyeti kavramı çoğu zaman yanlış anlaşılır. Memnuniyet, herkesin aynı ücreti alması değil; herkesin yaptığı işin, gösterdiği çabanın ve yarattığı değerin adil biçimde karşılık bulmasıdır. Eşit zam politikası, ilk bakışta huzur dağıtan bir uygulama gibi görünse de aslında performans kavramını sessizce sabote eder. Çünkü yüksek performans gösteren çalışan için mesaj nettir:
– “Biraz daha az çalışsaydın da sonuç değişmeyecekti.”
Performans yönetimi; hedef koymak, ölçmek, geri bildirim vermek ve ödüllendirmekten oluşan bir bütündür. Bu zincirin son halkası olan ödüllendirme koparsa, sistem kendi kendini imha eder. Eşit zam, performansın görünmez olduğu, fark yaratmanın anlamsızlaştığı bir düzen yaratır. Bu da zamanla çalışanların motivasyonunu yukarı çekmek yerine ortalamaya doğru çeker. Başarılı olan yavaşlar, vasat olan rahatlar. Kurum kültürü farkında olmadan “İdare et, günü kurtar…” seviyesine sabitlenir.
İşin daha kritik kısmı ise Personel Tutundurma tarafında başlar. Kalifiye çalışan, sadece maaşına değil, adalet duygusuna da bakar. Piyasayı takip eder, kendi değerinin farkındadır ve en önemlisi şunu çok iyi bilir: Yetkinlik her yerde eşit ücretle karşılanmaz. Eşit zam uygulamaları, özellikle yüksek potansiyelli çalışanlar için güçlü bir ayrışma sinyalidir:
– “Burada fark yaratmanın karşılığı yok” düşüncesi yerleştiğinde, LinkedIn profilleri güncellenir, CV’ler sessizce dolaşıma girer.
Kalifiye Personel İstihdamı açısından bakıldığında da tablo pek iç açıcı değildir. Kurumun maaş politikası kulaktan kulağa yayılır:
– “Orası herkese aynı zammı yapıyor” cümlesi, adalet gibi görünse de yetenekli adaylar için çoğu zaman bir uyarı işaretidir. Çünkü yetenek, ortalamayla değil; farkla beslenir. Stratejik İnsan Kaynağı Yönetimi, ücretlendirmeyi bir muhasebe kalemi değil, rekabet avantajı olarak görür.
Elbette mesele kimseye zam yapmamak ya da sadece birkaç kişiyi ödüllendirmek değildir. Mesele, şeffaf kriterlerle desteklenen, performansla ilişkilendirilmiş ve gelişimi teşvik eden bir sistem kurmaktır. Çalışan, neyi yaparsa ne kazanacağını bilmeli; yöneticiler de bu sistemi tutarlı şekilde uygulamalıdır. Aksi halde “herkese aynı oranda zam” söylemi, kulağa hoş gelen ama organizasyonun uzun vadeli sağlığını bozan bir nakarat haline gelir.
Sonuç olarak, “Herkeşe benden eşit zam, Şakir’e bile!” iyi niyetli bir yönetici refleksi olabilir. Ancak Stratejik İnsan Kaynağı perspektifinden bakıldığında, bu yaklaşım eşitlikten çok eşitsizlik üretir. Gerçek adalet, herkese aynı zammı vermek değil; herkese hak ettiğini vermektir. Ve ne yazık ki iş hayatında en pahalı zam, yanlış verilen zamdır.
Zafer URFALIOĞLU









