Kozmetik Ürünler ve Clean Beauty: Bilim, Güven ve Tüketici Beklentisinin Kesişimi
Prof. Dr. M. Sedef ERDAL
İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi
serdal@istanbul.edu.tr

Geleneksel olarak estetik ve güzellik odaklı bir sektör olan kozmetik endüstrisinin, günümüzde bilimsel geçerlilik, güvenlik ve sürdürülebilirlik ekseninde yeniden şekillendiğini görmekteyiz. Ürünlerden beklenen kozmetik etkinlik, güvenlilik ve çevresel etkiler artık yalnızca ikincil unsurlar değil; en az estetik faydalar kadar merkezi bir önem taşımakta ve tüketiciler bilinçlendikçe şeffaf içerik listeleri, çevre dostu üretim yöntem ve süreçleri ile sürdürülebilir ambalaj çözümlerini de talep etmektedir.
Tüketicinin kozmetik ürünleri kullanırken yalnızca cilt sağlığına katkı değil, aynı zamanda etik değerler ve çevresel duyarlılık arayışı içinde olması, dermokozmetik segment ile “clean beauty” hareketi arasında güçlü bir etkileşim doğurmuştur. Bu etkileşim, kozmetik sektöründe ürün geliştirme, pazarlama ve iletişim stratejilerinin yeniden şekillenmesine yol açarken, aynı zamanda yeni bir kavramsal alanın da ortaya çıkmasına neden olmuştur. Ancak bu dönüşümün yönetiminde karşılaşılan en temel sorunlardan biri tutarlılık eksikliği olarak öne çıkmaktadır. Her markanın kendi “clean” tanımını oluşturması, tüketici açısından kavramsal bir belirsizlik ve kafa karışıklığı yaratmakta; bu durum sektör genelinde şeffaflık, denetlenebilirlik ve regülasyon desteğine duyulan ihtiyacı görünür kılmaktadır.
Kozmetik iletişiminde giderek “üründe ne olmadığına” odaklanan bir söylemin öne çıktığı görülse de, güvenlik açısından belirleyici olan unsur aslında ürünün ne içerdiği ve bu içeriklerin mevzuata uygun biçimde değerlendirilmesidir. Ülkemizde ve Avrupa Birliği’nde (AB) pazara sunulan tüm kozmetik ürünler aynı güvenlik çerçevesine tabidir; bir ürünün içinde yer alan her bir bileşen ilgili güvenlik standartlarını karşılamak zorundadır ve aksi halde ürünün satışına izin verilmez. Cosmetics Products Regulation (CPR), AB’de kozmetik ürünlerin güvenliğini, kalitesini ve mevzuata uygunluğunu garanti altına alan temel düzenleme olup, kozmetik ürünlerin hızlı tüketim ürünleri olması nedeniyle esas olarak piyasa sonrası denetim sistemi üzerine kuruludur. Ürün kalitesinin İyi Üretim Uygulamaları (Good Manufacturing Practice – GMP) ile güvence altına alınmış olması ise, teorik güvenlik yaklaşımının pratik üretim süreçlerine yansıtılması açısından kritik bir noktayı oluşturmaktadır. CPR ayrıca gerek etiket gerekse ürün iddialarını sıkı biçimde düzenlemekte ve kozmetik ürünle ilgili tüm etkililik ve fayda iddialarının bilimsel verilerle desteklenmesini zorunlu kılmaktadır.
Dolayısıyla belirli bir içeriğin tercih edilmemesi tek başına ürünün daha güvenli olduğu anlamına gelmediği gibi; “hayvanlar üzerinde test edilmemiştir”, “cruelty-free” ya da “toksik değildir” gibi ifadeler de çoğu zaman yasal zorunlulukların muğlak bir pazarlama diliyle yeniden sunulmasına dönüşebilmektedir. Benzer şekilde “clean beauty” kavramı, ortak kabul görmüş bilimsel bir tanım olmaktan ziyade satış odaklı bir etiketleme yaklaşımı olarak kullanıldığında, kozmetik ile gıdayı birbirine karıştıran yanıltıcı bir algıyı besleyebilmekte; belirli, uzun süredir güvenliği kanıtlanmış içeriklere yönelik irrasyonel kaygıları ve bilgi eksikliğini pekiştirebilmektedir.
Bu noktada sektörün, perakendecilerin ve medyanın tüketici algısına teslim olmak yerine, bilimi ve kanıta dayalı yaklaşımı merkeze alan daha açıklayıcı ve eğitici bir iletişim dili geliştirmesi önem taşımaktadır. Ayrıca sosyal medya, bilimsel gerçekleri paylaşan içeriklerle bilim dışı iddiaları öne çıkaran söylemler arasında ciddi bir görünürlük farkı yaratabildiğinden, bazı platformlarda “ilgi çekici” anlatıların hızla yayılması kaçınılmaz hale gelmektedir; bu durum markalar açısından hem önemli bir fırsat hem de ciddi bir risk alanı oluşturmaktadır. Dolayısıyla sosyal medyanın etkisini akıllıca yönetmek, tüketiciyi güvenilir bilgi kaynaklarına yönlendirmek ve paylaşılan içeriklerin eleştirel bir süzgeçten geçirilmesini teşvik etmek, günümüz kozmetik iletişiminin en kritik bileşenleri arasında yer almaktadır. Sağlıklı bir cilt, güven veren kozmetik içerikler ve doğaya saygılı bir üretim sürecinin birlikte ele alınması, geleceğin kozmetik pazarının bilim, etik, sürdürülebilirlik ve teknolojinin dengeli biçimde bütünleştirildiği bir yapıya evrileceğine işaret etmektedir.
Anahtar Sözcükler: Kozmetik ürün, Clean Beauty, Bilim, Güven, Tüketici, Kozmetik , Beauty, Tüketici Beklentisi, GMP, Cosmetics Products Regulation, CPR, kozmetik ürünlerin güvenliği









