Evden Çalışırken Şirket Verileriniz Çalınmasın

Evden çalışırken şirket verileriniz çalınmasın
Evden çalışırken şirket verileriniz çalınmasın

Aksigorta, tüm dünyayı ve Türkiye’yi etkisi altına alan COVID-19 pandemisi ile artış gösteren mobil çalışmalarda siber risklerin oluşabileceğinin altını çizerek, kurumlar ve şirket çalışanlarının dikkatli olması konusunda uyarılarda bulundu.

Tüm dünyayı ve Türkiye’yi etkisi altına alan ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından ‘pandemi’ (salgın) hastalık olarak tanımlanan yeni tip korona virüs COVID-19 sonucunda Türkiye’de okullar tatil olurken pek çok şirket de çalışanlarını evden çalışmaya yönlendiriyor. Sabancı Holding iştiraki Aksigorta, uzaktan çalışmanın çeşitli siber güvenlik risklerini de beraberinde getirdiğini ifade ederek, kullanıcıların dikkatli olması gerektiği konusunda uyardı.

Güncellemelerinizi gerçekleştirin, kurum içi güvenlik politikası oluşturun

Kurum çalışanlarının evden çalışırken, şirket verilerine bilgisayar ve telefonlarından uzaktan erişim sağlamasının şirketler için büyük bir risk taşıdığını ifade eden Aksigorta Genel Müdür Yardımcısı Fahri Altıngöz, şirket verilerini güvenle korumak için pek çok tedbirin alınabileceğini ifade ederek şöyle konuştu: “Yazılımlarınızı güncelleştirmeye dikkat edin. Hacker’lar siber saldırı gerçekleştirmek için sistem açıklarını kollarlar. Bu nedenle ilk kural, yazılımları güncel tutmaktır. Güncelleştirilmiş yazılımların yanı sıra kurum içinde de güvenlik ve gizlilik politikanızı oluşturmalısınız. Şirket dosyalarında erişim kuralları belirlemeli ve herkesin her dosyaya ulaşmasını engellemelisiniz. Evden çalışma sisteminin yaygınlaşması ile beraber işverenlere güvenlik tedbirlerini arttırmaları yönünde birçok görev düşmektedir;özellikle VPN ile uzaktan güvenli bağlantı sağlanması, iş bilgisayarlarından kişisel verilerinin paylaşımını engelleyecek sistemlerin oluşturulması, bilgisayarların düzenli şifre yenilemelerine yönelik çalışmalarının arttırılması gibi… Aynı zamanda şirket verilerine uzaktan erişimde mutlaka çift faktörlü kimlik doğrulama kullanmalısınız.’’

Verilerinizi güvence altına alın

Kurum cihazlarından veri sızıntıları sonucu oluşabilecek maddi zarar ve itibar kayıplarına karşı korunmanın büyük önem taşıdığını ifade eden Aksigorta Genel Müdür Yardımcısı Fahri Altıngöz, “Siber Koruma Sigortası bir siber olay neticesinde sigortalının uğrayabileceği ve/ veya sigortalıya 3. şahıslar tarafından yöneltilebilecek tazminat taleplerini teminat altına alan sigorta ürünüdür. Siber Koruma Sigortası ile gerçekleşmiş veya gerçekleştiğinden şüphelenilen bir siber olay neticesinde; olayın sebeplerinin ve detaylarının araştırılması, saldırı sonucu itibar korunmasına yönelik danışmanlık masrafları poliçe kapsamında karşılanıyor. Sigortalıya ait web sitesi veya sosyal medya hesaplarından bir siber olay sonucu karalama, telif hakkı, unvan, slogan, ticari isim veya marka ihlali ya da gizlilik haklarının ihlali neticesinde sigortalıya yansıyabilecek tazminat talepleri ve savunma masrafları teminatını da içeriyor. Ayrıca saldırının doğrudan sonucu olarak sigortalıdan yasa dışı yollarla alınan para teminatı ve siber olay sonrası kaybedilen veri ve yazılımların olay meydana gelmeden hemen önceki ya da mümkün olan en yakın haline getirmek gibi pek çok güvence de Siber Koruma Sigortası ile işletmelere sunuluyor. Özellikle bilgisayar sistemlerinin, siber olay neticesinde kısmen veya tamamen devre dışı kalmasının bir sonucu olarak yaşanan iş durması, kişisel veri ve güvenlik bilgilerinin gizliliğinin ihlali nedeniyle üçüncü kişilerden gelebilecek tazminat talepleri ve kişisel verilen korunması kanununun ihlali sebebiyle sigortalıya yansıyabilecek para cezaları teminatı da yine bu sigorta kapsamında olan hizmetlerdendir. Tüm bunların dışında; siber saldırının sadece hacker’ların sistemlerimize saldırısı olarak düşünülse de çalışan hatası sonucu uğranılacak zararın da bu sigorta ürününden karşılandığının altını çizmekte yarar olacağını düşünüyorum. Şirketlerin almış oldukları önlemlere rağmen zararlı linklere yapılan girişler, oltalama sonucu paylaşılan bilgiler de büyük zararlara yol açabiliyor. Bu ürünün geniş teminat yapısı ile farklı senaryolara yönelik zararların karşılanması hedefleniyor’’ dedi.

E-Dönüşüm Ürünleri İle Evden Çıkmadan İşlerinizi Yürütmek Mümkün!

Koronavirüsün ekonomiye olası olumsuz etkilerine karşı iş dünyası da harekete geçti. Tüm kurumlar dünyada alınan önlemleri, ortaya konulan öngörüleri analiz ederek olası senaryolara karşı kendi alanlarına ilişkin yol haritalarını çıkarıyor. Tam da bu noktada şirketleri dijitalleştiren e-Dönüşüm çözümleri işlerin aksamdan ilerlemesi için öne çıkıyor.

Tüm dünya ve Türkiye koronavirüsü konuşuyor. Birçok ülkenin sınırlarını kapattığı şu günlerde koronavirüsün ekonomiye yansıyacak etkileri gündemde ilk sıraları alıyor. Hem küresel hem de yerel firmalar evden çalışma adına adımlar atıyor. Konuyla ilgili konuşan TÜRKKEP Genel Müdür Yardımcısı Olgar Ataseven, “Tüm dünyayı etkileyen koronavirüsün ülkemizde yaratacağı etkileri en aza indirme adına hepimiz çalışmalarımızı olabildiğince sokağa çıkmadan yürütmeye çalışıyoruz. Çoğumuz evden çalışmaya başladık bile. Ancak evden çalışırken işlerin aksamaması da büyük bir önem taşıyor. İşte tam da bu noktada e-Dönüşüm çözümleri devreye giriyor. Bu zor durumun ekonomimize etkisini azaltmak, işlerimizi sorunsuz olarak devam ettirebilmek adına dijital çözümlerle çalışmalarımızı yürütmemiz gerekiyor. TÜRKKEP olarak Kayıtlı Elektronik Posta (KEP), e-İmza, e-Fatura gibi e-dönüşüm çözümlerimizle şirketlerin yanındayız” dedi.

Ataseven, “Sunduğumuz e-Dönüşüm hizmetleri dünya genelinde etkisini gösteren koronavirüs nedeniyle evden çalışmanın yoğunlaştığı bugünlerde tüm işlerin sorunsuz bir şekilde istenilen yer ve zamanda sürmesini sağlıyor” diye konuştu.

Faturalaşma süreci dijitale taşındı!

TÜRKKEP’in sunduğu e-Fatura hizmeti ile faturalaşma süreci elektronik ortama taşınarak kolayca çözümlenebiliyor. e-Fatura Vergi Usul Kanunu gereği bir faturada bulunması gereken tüm bilgileri barındıran kağıt fatura ile aynı hukuki niteliğe sahip elektronik belgedir. Fatura maliyetini düşüren e-Fatura, harcanan işgücünü azaltıyor, fatura sürecini kısaltıyor ve nakit akışını hızlandırıyor. Kullanıcıları fatura baskı sürecinden kurtaran e-Fatura, faturaları fiziksel koşullardan koruyarak faturaların dijital ortamda güvenli, kolay ve hızlı bir şekilde gönderilmesini sağlıyor.

e-İmza ile ıslak imza gerektiren evlilik, veraset ve şahitlik gibi hukuki olaylar haricinde tüm işlemler sorunsuz yürütülebiliyor. E-İmza, e-Devlet uygulamalarında, KEP sistemine uyumlu işlemlerde, ticari sicil işlemlerinde, hizmet sözleşmelerinde ve çalışanların gerekli evraklarında, bankaya verilecek talimatlarda, bayiler arası sipariş verirken, onay gerektiren formlarda, şirketlerin yönetim toplantılarında alınan kararları onaylarken kullanabiliyor.

TÜRKKEP’in hizmetleri arasında yer alan KEP hizmeti ise her türlü ticari, hukuki yazışma ve belge paylaşımlarını gönderilen biçimde koruyan, alıcının kim olduğunu kesin olarak tespit eden, içeriğin kesinlikle değişmemesini sağlayarak yasal geçerli ve güvenli, kesin delil haline getiren sistem. KEP ile her türlü bildirim, başvuru, dilekçe, ticari taraflar arasında yapılan yazışmalar, ihale, teklif, sözleşme evraklarının paylaşımı, şirketlerin beyannameleri, fatura, hesap özeti, bordro, ihtar, ihbar, talimat gibi gönderileri elektronik ortamda hızlıca gerçekleştirilebiliyor.  

İnşaat Malzemeleri Sanayisindeki Hızlı İyileşmeye Koronavirüs Engeli

İnşaat malzemeleri sanayisindeki hızlı iyileşmeye koronavirüs engeli

Türkiye İMSAD tarafından hazırlanan İnşaat Malzemeleri Sanayi Bileşik Endeksi şubat ayı sonuçlarına göre; 2019 Eylül ayından itibaren toparlanma eğilimi içine giren inşaat malzemeleri sanayisinde iyileşmenin en yüksek gerçekleştiği dönem şubat ayı oldu. Faaliyetlerin hızlı artış gösterdiği şubat ayında güven ve beklentilerin koronavirüsten olumsuz etkilendiği, gelecek aylarda da faaliyetlerin bu durumdan etkileneceği belirtildi.


Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (Türkiye İMSAD)
 tarafından her ay düzenli olarak yayınlanan İnşaat Malzemeleri Sanayi Bileşik Endeksi’nin Şubat 2020 sonuçları açıklandı. Bileşik Endeks’te şu bilgiler yer aldı: Şubat ayında faaliyetlerde son yılların en yüksek aylık büyümesi gerçekleşti. Buna karşın güven ve beklentilerde artış, koronavirüs endişeleri ile sınırlı kaldı. Şubat ayında 0,90 puan artan Bileşik Endeks, dip seviyelerden toparlanmasını sürdürdü.


Faaliyetlerde Mart 2017’den bu yana en yüksek aylık büyüme yaşandı

İnşaat malzemeleri sanayi faaliyetleri şubat ayında son yılların en önemli aylık büyümesini gerçekleştirdi. Faaliyetlerde özellikle iç satışlar ve üretimde sıçrama yaşanırken, ihracat ve cirolarda da önemli artışlar oldu. Mevsimsellik etkileri ile son üç ayda faaliyetlerde yaşanan gerileme sona erdi. Şubat ayında özellikle satışlar tarafında önemli bir iyileşme yaşandı. Faaliyet Endeksi şubat ayında bir önceki aya göre 2,7 puan arttı. 2017 yılı mart ayından bu yana faaliyetlerde en yüksek aylık artış gerçekleşti.

Yurtiçi satışlarda önemli bir artış oldu. İhracat iki ay aradan sonra şubat ayında yeniden hızlı arttı. Üretimde şubat ayında sıçrama yaşandı. Cirolar şubat ayında iç satışlardaki ve ihracattaki hızlı artışa bağlı olarak önemli ölçüde yükseldi. Neredeyse tüm faaliyetlerde hızlı büyümeler oldu. Mevsimsellik ile bahar aylarında faaliyetlerin daha da artması beklenirken koronavirüs etkisinin buna imkan tanımayacağı öngörülüyor.

Güven Endeksi’ndeki artış durağanlaştı

Şubat ayında faaliyetlerde yaşanan son yılların en yüksek büyümesine karşın koronavirüs etkisi Güven Endeksi’nde durağanlaşmaya yol açtı. Güven seviyesi şubat ayında bir önceki aya göre sadece 0,05 puan arttı. Güven Endeksi’ndeki temkinli toparlanma şubat ayında yerini temkinli durağanlığa bıraktı. Türkiye ekonomisine ilişkin güven seviyesinde çok sınırlı bir artış yaşandı. İnşaat sektöründe güvende de sınırlı bir artış gerçekleşti. İnşaat malzemeleri sanayisine güvende de çok sınırlı artışlar oldu. Yurtiçi pazarlarda güven şubat ayında değişmedi. İhracat pazarlarında ise güven şubat ayında çok uzun süre gerileme gösterdi. Güven Endeksi’nin tüm unsurlarına yayılan temkinli iyileşme bu kez de koronavirüs etkisi ile kesintiye uğradı.

Beklentilerde sınırlı artış yaşandı

Faaliyetlerdeki hızlı büyümeye rağmen beklentiler de Güven Endeksi’nde olduğu gibi koronavirüs endişesinden olumsuz etkilendi. Beklenti Endeksi’nde şubat ayında iyileşme yavaşladı. Beklentiler faaliyetlerdeki hızlı artışa karşın temkinli bir iyileşme eğilimi gösterdi. Ayrıca koronavirüs etkisine rağmen beklentilerin şubat ayında da artış göstermesi olumlu bulundu. Şubat ayında bir önceki aya göre 0,5 puan artan Beklenti Endeksi geçen yılın şubat ayının beklentilerinin ise halen 1,6 puan altında gerçekleşti. Türkiye ekonomisine ilişkin beklentiler durağanlaştı. Önümüzdeki üç aya ilişkin alınan yurtiçi siparişlerde sınırlı bir artış yaşanırken, ihracat siparişleri şubat ayında da artışını sürdürdü. Önümüzdeki üç ayın üretim beklentisinde ise önemli bir artış yaşandı. Yurtiçi siparişlerdeki mevsimsel artış beklentisi ve ihracat siparişlerinde devam eden artış üretim beklentilerini destekledi.

McKinsey, Koronavirüsün Ekonomiye Etkilerini Araştırdı

McKinsey, Koronavirüsün Ekonomiye Etkilerini Araştırdı
McKinsey, Koronavirüsün Ekonomiye Etkilerini Araştırdı

McKinsey & Company, 140’tan fazla ülke ve bölgede etkileri görülen koronavirüsün merak edilen ekonomik yansımalarını iki farklı senaryo ile ortaya koydu. Şirketin 65’i aşkın ülkedeki deneyimi, veriye dayalı modelleri ve geçmiş vakaların incelenmesi ile oluşturulan analizler orta ve uzun vadeli iyileşme senaryolarını temel alıyor. McKinsey ayrıca bu sürecin tedarik zincirine etkilerine ve liderlerin kriz süreçlerinde uygulayabilecekleri etkili yöntemlere dair de bilgiler paylaştı.

Yönetim danışmanlığı firması McKinsey & Company, koronavirüsün yarattığı COVID-19 hastalığının ekonomiye ve iş dünyasına etkilerini analiz etti. Yaşanmakta olan süreç, sosyal ve ekonomik boyutta kaygı yaratıyor. 11 Mart tarihinde Dünya Sağlık Örgütü’nün koronavirüsü küresel salgın ilan etmesinin de etkisiyle tüm dünyada geniş çaplı önlemler alınmaya başlandı. Yaşanan trajik olayların ekonomik boyutları ise merak konusu. Bu kapsamda McKinsey, 65’i aşkın ülkedeki deneyimiyle, belirsizliğini koruyan COVID-19 sürecine dair iki farklı senaryo üzerinden salgının ekonomiye muhtemel etkilerini araştırdı. Aynı zamanda koronavirüsün iş dünyası için kritik önem taşıyan tedarik zincirine etkilerine ve liderler için zorlu bir süreç olan kriz yönetiminde başarı getirecek uygulamalara dair bilgi ve verileri açıkladı.

Geçmiş dönem vakaları incelenerek orta ve uzun vadeli iyileşme senaryolarına odaklanılan bu analizler, belirtilen senaryonun gerçekleşmesi durumuna göre yapılmış birer tahmin niteliği taşıyor.

İyimser Senaryo: Orta vadede iyileşme

Bu senaryoda Avrupa ve Amerika’da nisan ayı ortasına dek vaka sayısı artmaya devam ediyor. Asya ülkelerinde vakalar zirve yapıp azalmaya başlıyor, Afrika ve Okyanusya’da salgın sınırlı kalıyor. Yerel ve ulusal karantina, evden çalışma ve eğitim gibi fiziksel izolasyon uygulamaları sayesinde hastalığın artışı önleniyor. Yeterli testlerle salgının boyutları ölçümleniyor. Virüs mevsime bağlı olarak sıcaklık artışları ile birlikte azalıyor. Mayıs ayı ortasında genel olarak toplumlarda iyimserlik hakim oluyor. Güney yarımkürede kış ayları ile birlikte virüs çoğalma eğilimi gösterse de ülkeler bu döneme hazırlıklı olduğu için kontrol daha kolay sağlanıyor. Ayrıca virüs Kuzey yarımkürede mevsimsellik gösteriyor ve havaların ısınmasıyla birlikte yayılma hızı düşüyor. Sonbaharda virüs yeniden aktive oluyor ancak ciddi bir mutasyon geçirmiyor ve elde edilen deneyim sayesinde sosyal ve ekonomik hareketlilik sağlanıyor.

Bu iyimser tabloda dahi, geniş kapsamlı karantina uygulamaları, seyahatlerin kısıtlanması ve fiziksel izolasyon önlemleri bireysel ve kurumsal harcamalarda keskin bir düşüş yaratıyor ve ekonomide 2. çeyrek dönem sonuna dek durgunluk yaşanması bekleniyor. Bu dönem sonunda salgın kontrol altına alınmış olsa da durgunluğun yarattığı ekonomik etkiler, 3. çeyrek dönem sonuna dek kendini gösteriyor. Bu durumda tüketiciler evde kalmaya devam ederken, şirketler gelir kaybediyor, yatırımlar yavaşlıyor ve istihdam oranlarında azalma yaşanıyor.

Düşük faiz oranlarının korunmasıyla 1. çeyrek dönemde para politikalarındaki iyileştirmeler olumlu ancak sınırlı bir etki yaratıyor; 2. ve 3. çeyrek dönemdeki ekonomik kaybın önüne geçmekte yeterli olmuyor. Bu senaryoda, Avrupa ve Amerika’da ekonominin iyileşmesi 4. çeyrek dönemde gerçekleşmesi beklenirken, 2020 yılı küresel GSYİH’de yıl başındaki beklentilerin altında bir büyüme sağlanıyor.

Kötümser Senaryo: Uzun vadede iyileşme

Bu senaryo, COVID testlerinin toplumda yaygın bir şekilde yapılmasının gecikmesi, fiziksel izolasyonun yeterli düzeyde yapılmaması ile halk sağlığının yeterince korunamaması sonucu salgının Amerika ve Avrupa’da mayıs ayı ortasına dek çoğalarak artması koşullarına dayanıyor. Aynı zamanda virüsün yıl boyunca mevsim şartlarından etkilenmeden varlığını sürdürmesi olasılıkları ele alınıyor. Bu durumda Afrika, Okyanusya ve bazı Asya ülkelerinde de salgının yayılabileceği ancak genç nüfusta ölüm oranlarının çok daha düşük olabileceği tahmin ediliyor. Virüsün sene sonuna doğru geçirebileceği mutasyon sonucu, Çin gibi salgını kontrol etmede başarılı olan ülkeler dahi hastalıkların yeniden artmaması için sıkı önlemler almak zorunda kalıyor.

Bu koşullarda, tüketici talepleri yıl boyunca düşük kalıyor. Bu senaryoda küresel ekonomik durgunluk, küçük ve orta ölçekli şirketleri çok daha derinden etkiliyor. Havacılık, seyahat, turizm gibi hizmet sektörlerine etki uzun süreli oluyor ve bu sektörler başta olmak üzere en çok etki altında bulunan sektörlerde iflaslar ve birleşmeler yaşanıyor; yıl boyunca işten çıkarmalar ve iflaslar kartopu etkisi ile tüm sektörlerin zayıflamasına neden oluyor. Bu şartlar altında dahi, bankaların güçlü sermaye yapıları ve makro ihtiyati denetim sayesinde geniş çaplı bir bankacılık krizi beklenmiyor.

Bu senaryoda, küresel ekonomide 2008-09 küresel finansal krizine benzer sert bir etki görülmesi bekleniyor. Pek çok ülkede 2020 yılı ekonomisi küçülüyor ve iyileşmenin başlaması 2021 yılı ikinci çeyrek dönemine sarkıyor.

Çin’in toparlanmaya başlamasına rağmen tedarik zincirinde devam eden zorluklar

Dünya çapında pek çok şirket için COVID-19, Çin’den gelen ya da buradan geçerek nakliyesi yapılan ürünlerdeki aksamalar ve bunun tedarik zincirine olan etkileri dolayısıyla önem taşıyor. 1. çeyrek dönemde Çin’de fabrikaların durması, tedarik zincirinde birtakım yıkıcı etkiler yarattı ancak bunun şirketlerin performansına ve küresel ekonomiye tam olarak nasıl etki edeceği henüz belirsiz.

Çin’in COVID-19’dan en çok etkilenen bölgesi olan Hubei iyileşme aşamasında, vaka sayısı azaldı ancak ölüm oranı halen yüksek. 2. çeyrek döneme dek sıkı önlemler bu bölgede devam edecek. Çin’in geri kalanında ise 1 Mart itibariyle şirketler ortalama yüzde 90 kapasiteyle çalışmaya başladıklarını rapor ediyorlar.

Ürünlerin fabrikadan limana nakliyesi normale göre yüzde 60-80 seviyesinde gerçekleştiriliyor. Bu nakliyelerde 8-10 gün arasında gecikme yaşanıyor.

Gelecek dönemde Hubei dışındaki fabrikaların kademeli olarak üretime başlaması ile birlikte kritik parçaların temininde birtakım zorluklar yaşanacak. Stokların hızla azalması ile birlikte parçaların temin edilememesi Çin’de üretimi yavaşlatan bir diğer etken olacak. Aynı zamanda Çin’den ürün tedarik eden dünyadaki pek çok şirket, ülkede duran üretimin etkilerini henüz yaşamadılar ancak gelecek birkaç haftada stok sorunları yaşayabilirler.

Muhtemelen pek çok tedarik zinciri ve üretim yöneticisi için müşteri taleplerini yönetmek en büyük zorluk olacak. Lojistik için önceden yer ayıran müşteriler bunu kullanmayabilir, fabrikalardan öncelikli ürün tedarik etmek için şirketler arası rekabet artabilir ve taleplerin normale dönme süreci ve miktarındaki belirsizlikler haftalarca kafa karışıklığı yaratabilir.

Kriz anlarını başarıyla yönetmenin yolları

Belirsizliklerle dolu COVID-19 sürecinde dünyanın her yerinden, her sektörden şirketler sıra dışı bir krizle karşı karşıyalar. Liderlerin belirsizliklerle dolu bu süreci yönetme kabiliyetleri ise şirketlerin geleceğini şekillendirecek. Bu doğrultuda zorlu bir görevi icra eden liderler için McKinsey uzmanları 5 etkili yöntemi paylaştı.

1. Birbiriyle bağlantılı ekipler oluşturun

Şartların daha belirgin olduğu acil durumlarda yönetimin tek bir merkezden yapılması işe yarıyor olabilir ancak belirsizlik ortamlarındaki kriz anlarında liderler daha önce deneyimlenmemiş ve yeterli bilgi ve verinin olmadığı durumları yönetmek zorunda kalıyor. Böyle durumlarda anlık olarak bilgilerin toplanması ile karar alma ve uygulama süreçlerinin hızlandırılması için farklı ekiplerden oluşan bir ağ kurulmalı. Bu takımlar tıpkı bir ekip içerisindeki bireyler gibi kendileri için belirlenmiş görevleri yerine getirirken ortak bir amaca hizmet etmeye yönlendirilmeliler. Temel olarak bu ekipler, çalışan sağlığı ve güvenliği, tedarik zinciri, müşteri ilişkileri ve finansal kaynakların yönetiminden sorumlu olacak şekilde görevlendirilmeliler. Ekiplerin multidisipliner bir yapıda olması da zorlu süreçler için yaratıcı çözümlerin geliştirilmesinde etkili olacaktır. Bu ekiplerin ağ içerisinde güçlü bir performans gösterebilmeleri içinse liderlerin şeffaflığı ve iş birliğini güçlendirecek bir ortam sağlamaları gerekiyor. Bilginin paylaşıldığı ve otonom olunabilen bir yapıda ekipler karar almakta ve uygulamakta daha başarılı olacaktır. Aynı zamanda yoğun stresli olan bu dönemde liderlerin ekiplerine psikolojik açıdan güvenli bir ortam sunmaları, bireylerin fikir ve endişelerini dile getirmelerini kolaylaştıracak ve daha doğru kararlar alınmasına katkı sunacaktır.

2. Karar verme sorumluluğunu paylaşın

Farklı ekiplerden oluşan yönetim ağı içerisinde, karar verici rolünün tek bir kişi tarafından üstlenilmesi yerine, hızlı ve esnek bir karar alma mekanizmasının yaratılması kriz anlarının çok daha güçlü bir şekilde yönetilmesine olanak sağlar. Bunun için liderler üst düzey yöneticileri karar verici olarak tayin edebilir aynı zamanda bu ağ içerisinde yeni konular ve görevler belirdikçe karar alma görevi, deneyim seviyeleri farklı çalışanlara da verilebilir. Burada önemli olan iki temel kriter, kriz anlarında sakin kalabilmek ve ayakları yere basan bir iyimserliğe ve güvene sahip olabilmektir.

3. Belirsizlik zamanlarına uygun bir karar alma yöntemini benimseyin

Kriz anlarında karar almak için koşulların tam olarak netleşmesini beklemek liderlerin sıklıkla yaptığı bir yanlıştır. Bunun yerine ‘dur-değerlendir-öngör-harekete geç’ şeklinde bir yol izlemeliler. Bu, süreç içerisinde ara vermek, koşulları yeniden değerlendirmek, buna göre bir sonraki adımı belirlemek ve ona göre harekete geçmektir. Bu sayede liderler sadece içgüdüsel karar almak yerine bilgi ve veriden de faydalanır ve aynı zamanda koşulların netleşmesini bekleyerek karar alma ve harekete geçme zamanını kaçırmamış olurlar.

4. İnsan odaklı bir kriz yönetimi sergileyin

COVID-19 süreci trajik bir süreç ve insanları derinden etkiliyor. Liderler, başta çalışanları olmak üzere tüm paydaşlarına empati ile yaklaşmalı ve toplumdaki öncü rollerini insanları pozitif yönde etkilemek üzere kullanmalılar. Bu kapsamda insanların yaşadıkları korku ve endişelerin bilincinde olarak yönetim ve iletişim uygulamalarına imza atmalılar. Şirketlerinde bu sözcülüğü iletişim ya da hukuk profesyonellerinin değil, kendilerinin üstlenmeleri gerek. Bununla birlikte kendi psikolojik ve fiziksel sağlıklarına da özen göstermeliler.

5. Şeffaf ve sürekli bir iletişim sağlayın

Kriz dönemlerinde iletişimde yapılan temel hatalar, veriye dayalı olmayan fazla iyimser mesajlar vermek ve verilerin netleşmesini beklerken iletişimin aksamasına neden olmaktır. Bunun yerine net, şeffaf ve düzenli bir iletişim güven tesis edilmesini ve istikrarı sağlar.

 

Basın Açıklaması / ÜRKLİM: “Limanlarımız Çalışıyor, Çalışmaya Devam Edecek”

ÜRKLİM: “LİMANLARIMIZ ÇALIŞIYOR, ÇALIŞMAYA DEVAM EDECEK”
ÜRKLİM: “LİMANLARIMIZ ÇALIŞIYOR, ÇALIŞMAYA DEVAM EDECEK”

Türkiye Liman İşletmecileri Derneği (TÜRKLİM) COVID-19 küresel salgınının limancılık sektörüne etkileri ve alınan önlemler konusunda bir açıklama yaptı. TÜRKLİM Başkanı Hakan Genç, sağlık malzemesi, ilaç ve gıda girişini kesintisiz olarak gerçekleştirileceğini söyledi.

“LİMANLARIMIZ ÇALIŞIYOR, ÇALIŞMAYA DEVAM EDECEK”

Türkiye’deki limanların sektörel çatı kuruluşu olan TÜRKLİM, COVİD-19 salgınının ülkemizin liman hizmetlerinde herhangi bir aksamaya yol açmaması için alınan tedbirleri kamuoyuyla paylaştı. TÜRKLİM Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Genç, ülkemiz limanlarının Türkiye’nin ekonomisi için önemini vurguladığı açıklamasında, Sağlık Bakanlığı’nın belirlediği ve hayata geçirdiği tedbirler doğrultusunda Türkiye limanlarının tüm imkanları dahilinde çalışmaya devam etmesi için gereken önlemlerin alındığını belirtti. Genç, limanların, başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere limancılık sektöründe birlikte çalışılan tüm kamu kurumlarının acil durum eylem planlarına göre yeni önlemler alarak çalışmaya devam edeceğini bildirdi.

“Limanlarımız sağlık malzemeleri, ilaç ve gıda gibi kritik öneme sahip ürünlerin ülkemize girişinde önemli görev üstleniyor”

Hakan Genç, açıklamasında şunları söyledi: “Ülkemiz ticaretinin can damarı olan limanlarımız, COVID-19 pandemisi boyunca gereken her türlü önlemi hassasiyetle alarak çalışmaya devam edecektir. Türkiye’nin dış ticaretine konu olan toplam yüklerin %85’i limanlarımız üzerinden gerçekleşmektedir. Limanlarımızda elleçlenen ürünler arasında sadece endüstriyel ve sanayi ürünleri değil, ülke olarak bugünleri aşmamızda son derece hayati değeri olan sağlık ve temizlik ürünleri, gıda ve ilaç gibi ulusal önem arz eden ürünler de bulunmaktadır”.

Hakan Genç şöyle devam etti: “Küresel salgının yayılmasıyla birlikte ilk etkilenen Kurvaziyer yani yolcu limanlarımız olmuştur. Küresel ölçekte hizmet veren ve Türkiye’deki kurvaziyer limanlarımıza da uğrak yapan uluslararası şirketlerin aldıkları karar sonucunda birçok ülkede olduğu gibi ülkemiz ve sektörümüz açısından son derece önemli olan yolcu limanlarımız geçici olarak kapalı hale gelmiştir. Başta konteyner ve kuru yük elleçleyen limanlarımız olmak üzere sektörümüzün çok büyük bir bölümünü oluşturan limanlarımız ise her zaman olduğu gibi tüm imkanları dahilinde çalışmaya devam etmektedir. Ancak kısa sürede küresel hale gelen Koronavirüs kaynaklı salgın hayatı her yönüyle etkilemektedir. TÜRKLİM yaşanan her türlü zorluğa karşın ülkemizin dış ticaretinin herhangi bir şekilde kesintiye uğramaması ve etkilenmemesi için gerekli tedbirlerin hayata geçirilmesinde üstüne düşenleri yapmaktadır. Salgına karşı ülke olarak top yekûn verdiğimiz bu mücadelede ülkemizin ihtiyaç duyduğu temel ürünlerin tedarikinde bir kesinti yaşanmaması için çalışıyoruz.”

Genç, limanlarda alınan önlemleri şöyle sıraladı: “Başta Sağlık Bakanlığı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının belirlediği tedbirlere ilave olarak Dünya Denizcilik Örgütü’nün aldığı tedbirler zaman geçirilmeksizin uygulanmaktadır. Buna ilave olarak her türlü risk altında çalışma deneyimi kazanmış olan liman işletmecilerimizin her birinin de hayata geçirdiği “Acil Durum Eylem Planları” ve “Kriz Masaları” süreci koordineli halde ilgili kamu kurum ve kuruluşlarıyla birlikte yönetmektedir. Limanlarımızın sağlıklı ve güvenli çalışmasını sağlamak, başta çalışanlarımız olmak üzere limanlarımıza hayat veren tüm personelin korunmasına dönük tedbirler en üst seviyede alınmıştır. Limanlarımızda salgına karşı en gelişmiş koruyucu kişisel ekipmanların ve sağlık malzemelerinin kullanımı yanında mümkün olduğunca evden çalışması uygun olan personelin iletişim ve bilgi teknolojisi altyapıları kurulmuş, çalışma yerlerinde koruyucu ve önleyici tüm tedbirler alınmış, alınmaya devam edecektir. Çalışanlarımızın sağlığı ve varlığı limanlarımız için her şeyin üstündedir.”

Koronavirüs İçin Son Araştırma… Toplumun Yüzde 12’si Korona’dan Korkmuyor

Koronavirüs için son araştırma... ​Toplumun Yüzde 12’si Korona’dan Korkmuyor
Koronavirüs için son araştırma... ​Toplumun Yüzde 12’si Korona’dan Korkmuyor

Toplumun Yüzde 12’si Korona’dan Korkmuyor

İletişim Bilimleri Enstitüsü ve Fram Araştırma şirketi tarafından Prof. Dr. Ali Atıf Bir Başkanlığında 14 Mart – 18 Mart tarihleri arasında Türkiye temsili 824 kişiyle gerçekleştirilen Risk Algısı Araştırması’nın sonuçlarına göre; %12’lik bir kesim hiçbir konuda önlem almadığını % 22’de hiçbir yere girmekten çekinmediğinin belirtti.

Prof.Dr. Ali Atıf Bir, “Hepimiz önlem almalıyız ama panik yaratmaktan da uzak durmalıyız” dedi.

İletişim Bilimleri Enstitüsü ve Fram Araştırma şirketi tarafından Prof. Dr. Ali Atıf Bir Başkanlığında 14 Mart – 18 Mart tarihleri arasında Türkiye temsili 824 kişiyle gerçekleştirilen Risk Algısı Araştırması’nın sonuçları yayınlandı. Araştırma sonuçlarına göre toplumu yüzde 12’si hiçbir konuda önlem almazken; yüzde 22’lik bir kitle ise hiçbir yere gitmekten çekinmediğini söyledi.

Sonuçlara göre yüzde 44 korona virüsünün kendilerine bulaşma ihtimalinin %1 ile %5 arasında, gerçek hastalık bulaşma riskine yakın olarak algılıyor. Bulaşma riskini gerçek riskin üzerinde algılayanların oranı ise yüzde 56.

Araştırmadan notlar…

Yaşa göre analiz derinleştirildiğinde 65 yaşına kadar yaş ilerledikçe risk algısı gerçek riske daha yaklaşmaktadır. 65 yaşından sonra ise yine algılanan risk yükselmektedir. Yani 18-24 yaş grubunda ve 65 yaş üstünde daha hastalık riski olduğundan daha yüksek algılanmaktadır.

Yine araştırma sonuçlarına göre gençlerin haberleri daha fazla internet ve sosyal medya üzerinden takip etmeleri, 65 ve üstü yaş grubunun doğrudan risk grubu içinde olması ve TV haberlerini daha fazla takip etmelerinin endişeye bağlı risk duygusunu arttırdığı söylenebilir.

Araştırmada Türkiye’nin çoğunluğunun süreci TV’den izlediği, en fazla takip edilen kaynağın da Sağlık Bakanlığı açıklamaları olduğu belirlenmiştir.

Araştırmadan çıkan çarpıcı sonuca göre büyük çoğunluk (% 16 Başarılı, % 64.2 Çok Başarılı) Sağlık Bakanlığı’nın süreci iyi yönettiğini düşünmektedir. Sağlık Bakanlığı bilgi kaynağı olarak % 80 oranında en güvenilir kurum olarak algılanmaktadır.

Korona Virüsü ile ilgili yapılan haberleri inandırıcı bulanları oranı %44 iken hiç inandırıcı bulmayanların oranı % 12’dir. Eğitim düştükçe haberleri inandırıcı bulmama oranı artmaktadır. Görüşülen kişileri %25’i şu anda oluşan panik ortamının çok abartılı olduğunu düşünürken, 27.6 orta düzeyde bir abartı hissetmektedir.

Yapılan açıklamalar sonrası alınan kişisel önlemlerin başında kişisel hijyene dikkat etme, toplu ortamlarda dikkatli davranma ve evde kalma gelmektedir. %12’lik bir kesim ise hiçbir konuda bir önlem almadığını belirtmektedir. Eğitim düştükçe bu oran artmaktadır.

Yine açıklamalar sonrası kişiler öncelikle toplu taşıma kullanmayı azaltmış ya da bırakmışlardır. % 22’lik bir kesim ise hala hiçbir yere gitmekten çekinmediğini belirtmiştir.

Prof.Dr. Ali Atıf Bir araştırma sonucunda yapılması gerekenleri şöyle özetledi: “Böylesine yayılma potansiyeli olan bir salgında riski olduğundan biraz fazla algılamak önlemlere uymak açısından önemli olsa da risk algısının gerçek riskten çok yüksek olması toplumda panik havasını gereksiz yere arttırarak ekonomi dahil birçok çarkın işlemez hala getirebilir. Hepimiz önlem almalıyız ama panik havası yaratacak eylemlerden de kaçınmalıyız. Bu nedenle gençlerin farklı kaynaklardan bilgi almaları sağlanmalı, görece yaşlıların ve 65 yaş üstü riski yüksek grubun gerçek risklerle ilgili abartılı haber almaları önlenmelidir. Geleneksel medya ve kişisel medya yönetenlerin bilgilendirme görevini yerine getirirken haberlerinin tonuna ve salgın haberlerine ayırdıkları sürelere, attıkları çekici başlıklara, seçtikleri görsellereve ağırladıkları konukların bilimsel bilgiyi anlaşılan bir dille verme konusunda uzman olmalarına çok dikkat etmeleri gerekir. Unutulmamalıdır ki risk algısı özneldir ve söylenen rakamların, karmaşık sözcüklerin neyi ifade ettiği bilgisi birçok izleyici için farklı yorumlanmaya müsaittir.

Biz bu araştırmayı modellerken halihazırdaki literatür ve DSÖ açıklamalarına göre semptom gösterip corona19 pozitif çıkma olasılığını yani gerçek risk %5 ve altı aldık. Aslında herhangi bir grip semptomu gösterme olasılığı şu an için bu oranın çok altındadır.”

PTT, Koronavirüse Karşı Tüm Tedbirleri Alıyor

Ptt Koronavirüse Karşı Tüm Tedbirleri Alıyor
Ptt Koronavirüse Karşı Tüm Tedbirleri Alıyor

Savaşta, salgında ya da afette 180 yıldır Türk Milletinin yanında yer alarak güvenilir hizmet sunan PTT AŞ, son dönemde dünyada yayılan koronavirüse karşı tüm tedbirleri alıyor.

Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi (PTT AŞ), posta, kargo, lojistik, sigortacılık ve bankacılık gibi birçok farklı alanda Türkiye’nin her yerinde güvenilir, hızlı ve kaliteli hizmeti, 180 yıldır vatandaşları ile buluşturuyor. Koronavirüs tedbirleri kapsamında öncelikle vatandaşın sağlığı anlayışıyla yola çıkan şirket, dağıtım araçlarını, iş yerlerini, servis araçlarını ve müşterilerin temas edebileceği alanları büyük bir özenle dezenfekte etti.

PTT ayrıca, müşterilerin ve personelin sağlığı için koronavirüse karşı alınan tedbirler kapsamında günlük para çekme limitini 3 bin TL’ye yükseltti. Müşteriler paralarını, yaygın PTT ATM’lerinden ve kamu ortak ATM’lerinden kolaylıkla çekebilecek.

CUMARTESİ GÜNLERİ SADECE NİTELİKLİ GÖNDERİ DAĞITIMI YAPILACAK

PTT’den yapılan açıklamaya göre, çalışanların sağlığının korunması ve hizmetlerin aksatılmadan yürütülmesi açısından; ikinci bir duyuruya kadar cumartesi günleri hızlı tebligat, telgraf, posta kargosu/kargo,kapsamında pasaport bulunan nitelikli gönderilerin dağıtım hizmeti verilecek,tebligat, APS Kurye (pasaport hariç), kayıtlı posta gönderileri ile kayıtsız postagönderilerinin dağıtım hizmeti ise verilmeyecek.Kargomat cihazı bulunan illerde ihbarlı gönderilerden alıcı telefon numarası bulunanların kargomat cihazına konulmasına özen gösterilecek.

PERSONEL TEDBİRLER KAPSAMINDA BİLGİLENDİRİYOR

Çalışanlarının ve vatandaşın sağlığını korumak için tedbiri elden bırakmamak adına büyük bir özveriyle çalışan PTT, personelini koronavirüs ile ilgili bilgilendirerek, personelin bilinçli bir şekilde hareket etmelerini sağladı. Vatandaşa verilen hizmetin aksamaması için ilk günden itibaren önlemlerini alan PTT, Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan tüm kurallara çalışanlarının ve vatandaşın uymasının önemine dikkati çekti. PTT tarafından bu doğrultuda, virüsün yayılmaması için sosyal temasın en aza indirilmesi gerektiği açıklamaları yapılarak, vatandaşın tüm kamu kurum ve kuruluşlarının verdiği olağanüstü mücadeleye katkı sunması gerektiği vurgulandı.

İş Bankası, Koronavirüs Salgınına Karşı Tedbirlerini Genişletiyor

banka

Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi olarak ilan edilen koronavirüs salgını nedeniyle İş Bankası, bankacılık hizmetlerini aksatmayacak şekilde toplumun, müşterilerinin ve çalışanlarının sağlığını önceliklendiren tedbirler almaya devam ediyor. Koronavirüs salgınına dair gerek Sağlık Bakanlığı gerekse Dünya Sağlık Örgütü’nün uygulamalarını sürecin en başından beri yakından takip eden ve tedbirler alan Banka, bu tedbirleri gelişmelerle uyumlu biçimde sürekli güncelliyor.

Toplum sağlığının korunmasına yönelik alınan tedbirler

İş Bankası, salgının ülkemizde görülmesinin hemen ardından, bankacılık işlemlerini şube dışı kanallardan (İşCep, Maximum Mobil, İnternet Şube, Bankamatik vb.) yapmaları için müşterilerini yönlendirdi. Banka, Bankamatiklerden günlük nakit çekme limitini kart ile 5.000 TL, İşCep’ten karekod ile 3.000 TL olmak üzere toplam 8.000 TL’ye yükselttiğini duyurdu. Müşteriler, diğer banka ATM’lerinde de İş Bankası kartıyla günlük 5.000 TL’ye kadar ücretsiz nakit çekebiliyor.

Bankamatik cihazlarının da düzenli olarak dezenfekte edildiğini açıklayan Banka, kart şifresi tuşlanmasına gerek kalmadan Maximum Mobil ile veya temassız özellikli İş Bankası kartlarıyla yapılan ödeme işlemlerinin üst limitini de 250 TL’ye çıkarttı.

Bankadan yapılan açıklamada, hesap açma işlemlerinin şubeye gitmeye gerek kalmadan İşCep uygulaması ile yapılabildiği hatırlatıldı. “Anında müşteri olma” hizmeti sayesinde İşCep uygulamasını indiren kullanıcılar, arzu etmeleri halinde görüntülü görüşme hizmeti de alarak başvurularını bulundukları yerden yapabiliyor.

Alınan tedbirler kapsamında ayrıca, yoğunluk yaşanan şubelerde müşteriler, belirli bir sırayla içeri alınmaya başlandı. Şubelerde verilen hizmet sırasında çalışanların kendi aralarında ve müşterilerle 1-1,5 metrelik güvenli mesafelerin korunmasına özen gösterilirken; Banka, alışveriş merkezleri, havalimanı, hastaneler ve kurum içi şubelerinin tedbiren geçici olarak hizmet vermeyeceğini açıkladı.

Banka, emekli promosyon taahhüdü sona ermiş emekli maaş hak sahiplerinin mevcut taahhütlerinin otomatik olarak yenilendiğini de duyurdu. 30 Haziran 2020 tarihine kadar taahhüdü sona erecek olan emekli maaş müşterilerinin taahhütlerinin de mevcut taahhütlerinin sona ermesini takiben yine otomatik olarak yenileneceği belirtildi.

Emekli maaşını İş Bankası’na taşımak isteyen emeklilerin de aynı şekilde şubeye gitmelerine gerek kalmadan İşCep uygulaması aracılığı ile maaş taşıma, taahhüt verme işlemlerini yapabildikleri ve promosyon tutarlarının hesaplarına yatırılabildiği bilgisi verildi.

Çalışanların sağlığının korunmasına yönelik alınan tedbirler

İş Bankası, yaşanan olağanüstü koşullarda bankacılık hizmetlerini sürdürürken bir yandan da çalışanlarının ve ailelerinin sağlığına yönelik önlemleri de hızlıca hayata geçirmeye devam ediyor.

Banka son olarak, uzaktan çalışma modeliyle bankacılık hizmetlerini aksatmadan şubelerde ve genel müdürlükte, mümkün olan en az kadroyla dönüşümlü olarak çalışma kararı aldığını duyurdu.

Alınan tedbirler kapsamında genel müdürlük binalarında yemekhanelerini kapatan banka, çalışanlarına hijyen koşullarına uygun yemek dağıtımı için gerekli düzenlemeyi de yaptı.

İş Bankası’nın çalışanlarına yönelik aldığı tedbirlerden biri de kıyafet yönetmeliği ile ilgili. Banka, özveriyle görevlerini sürdüren çalışanların kendilerini rahat hissetmeleri için bir süreliğine serbest kıyafet uygulamasına geçti.

Henüz ülkemizde koronavirüs vakası görülmeden çalışanlarını virüsten nasıl korunabilecekleri konusunda bilgilendiren banka, salgının ülkemizi de etkilemeye başlamasının hemen ardından,

-Kendileri veya aileleri yurt dışına seyahatte bulunmuş çalışanların 14 gün boyunca işyerlerine giriş yapmamalarının sağlanması,

  • Tüm etkinlik ve organizasyonlar ile yurt içi ve yurt dışı tüm toplantı, eğitim, seminer, konferans vb. etkinliklere katılımların durdurulması,

-Hamile çalışanlar ve süt izni kullananlar ile kronik hastalığı bulunan çalışanların idari izinli sayılması, çalışanlara maske ve eldiven dağıtımı yapılması, parayla temas eden çalışanlara eldiven kullanımı zorunluluğu getirilmesi ve tüm genel müdürlük binaları ve şubelerin dezenfekte edilmesi gibi önlemler aldığını açıklamıştı.

Tofaş Basın Bilgilendirme Açıklaması Hk.

Tofaş Basın Bilgilendirme Açıklaması Hk.

Tofaş olarak, tüm dünya ve ülkemizin, Koronavirüs (Covid-19) salgını nedeniyle son derece kritik günlerden geçtiği bu dönemde, faaliyetlerimizi çalışanlarımızın sağlığını önceliğimize alarak ve T.C. Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı ve Koç Topluluğu genelinde uygulanmakta olan önlemler paralelinde güncelleyerek sürdürüyoruz.

Bugüne kadar aldığımız tedbirlere ilave olarak yeni uygulamaları devreye aldığımızı bildirmek isteriz.

Üretim hatlarımızda, Dünya Sağlık Örgütü’nün tavsiyeleri doğrultusunda çalışan sağlığı açısından riskleri minimize etmek amacıyla 1,5 metre sosyal mesafe kuralını uygulamaya başlayarak üretim hızımızı düşürüyoruz. Sosyal mesafe uygulamamızı üretim hatlarının yanında, personel servisleri ve tüm ortak alanlarda devreye alıyoruz. Bununla birlikte, iş durumu müsait olan çalışanlarımız için bugünden itibaren evden çalışma imkânı tanıyoruz.

Bireylerin ve kurumların hem kendisi hem de çevresi için sorumlu olarak hareket etmesi gereken bir dönemden geçiyoruz. Konunun gündeme geldiği ilk günden itibaren pek çok önlemi hayata geçirdik. En üst seviyede uyguladığımız hijyen planımız kapsamında tüm çalışma alanlarımızın sık aralıklarla dezenfekte edilmesi, şirketimize ziyaretçi kabulünün durdurulması ve toplantıların uzaktan iletişim yoluyla yapılması uygulamalarını hızlıca devreye aldık. Etkinlikler ve yurt dışı seyahatlerimizi iptal ettik. İç iletişim kanallarımızda, virüsten korunmaya yönelik yayınları başlattık ve devam ediyoruz.

Bu tedbirlere ilave olarak, üretim hatlarında ve diğer alanlarda sosyal mesafe kuralının ve evden çalışma uygulamasının devreye alınmasının tüm çalışma arkadaşlarımızın, çevre ve toplumun sağlık riskini en aza indirmek açısından katkı sağlayacağına inanıyoruz.

Durumu anlık olarak takip ederek gerekli önlem ve aksiyonları almaya devam edeceğiz. Bu sürecin ülkemizde ve dünyada hızla sona ermesini umuyor, hepimiz için sağlıklı günler diliyoruz.

Koronavirüs (COVİD-19) Astım Hastalarını Nasıl Etkiler?

Koronavirüs (COVİD-19) Astım Hastalarını Nasıl Etkiler?
Koronavirüs (COVİD-19) Astım Hastalarını Nasıl Etkiler?

“Koronavirüsün astımı olan hastaları, nasıl etkilediği hakkında çok az şey biliniyor” diyen İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Çocuk Alerjisi ve İmmünoloji Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Akçay, bilgilendirdi!

Yeni koronavirüsün, griple benzer oranda yayıldığı tahmin edilmektedir. Sık sık el yıkamak ve hasta olanlardan kaçınmak gibi önlemler almak önemlidir. Bu virüs, akciğerleri etkileyen bir virüstür. Koronavirüsün sık karşılaşılan semptomları; ateş, öksürük, nefes darlığıdır. Semptomlar virüsle temastan, 2 ile 14 gün sonra ortaya çıkabileceğine inanılmaktadır.

Astımlı kişiler risk grupları içerisinde yer alıyor!

Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC), koronavirüs hastalığında risk gruplarını; 60 yaşından büyük olmak, kronik tıbbi rahatsızlığı olması, yüksek tansiyon, kalp hastalığı olması, diyabet ve astım hastalığının olması olarak bildirilmiştir. Sonuç olarak astımı olan kişiler; koronavirüs hastalığı için risk altında gibi görünmektedir. Ancak koronavirüsün, astımlı hastaları nasıl etkilediği konusunda yeterince bilgi yoktur.

Astım hastalarının COVİD-19 hastalığına yakalanma riski daha yüksek midir?

Bunun hakkında yeterince bilgi yoktur. Ancak bir çalışmada koronavirüs nedeniyle yatan hiçbir hastada, astım hastalığı bildirilmemiştir. Astımlı hastalarda, ekstra bir risk olmadığı konusunda görüş bildirilmiştir.

Astımı olanların koranavirüsden etkilenmesi daha ciddi midir?

Henüz astımlı hastaların nasıl etkilendiği konusunda bilgi yoktur. Ancak virüslerin, astım atağına neden olduğu bilinmektedir. Bu nedenle koronavirüsler, astım ataklarına neden olabilir.

Astımlı olanlardan kimler maske taksın?

Dünya Sağlık Örgütü ve Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi, sadece hasta olanlara, COVID hastalarının bakıcılarına ve de sağlık çalışanlarına maske takmasını öneriyor. Maske takmak sadece hafif bir koruma sağlar. Elleri sık yıkamak daha idealdir. 20-30 saniye boyunca sabun ve suyla ve sabun su yoksa el dezenfektanı ile yıkanmalıdır. Herkesin maske takması, maske takması gerekenlerin maske bulamaması anlamına gelir. Koronavirüs riski yüksek olan hastanelere giderken ve de toplu taşıma kullanılırken maske takılması faydalı olabilir.

Astımı olanlar halka açık alanlarda maske taksın mı?

Çok gerekli değildir. Yapılacak daha önemli noktalar vardır. Diğer insanlardan, uzak durulmalıdır. Elleri sık sabunlamak, astımı kontrol altında tutan ilaçları kullanmak daha faydalı olacaktır

Astımı olanlarda ateş ve öksürük gelişirse ne yapmalıdır?

Astımda ateş ve öksürük olması, hemen akla koronavirüsü getirmemelidir. Öncelikle; astım tedavinizi doktorunuza danışarak düzenleyin ve evden dışarı çıkmayın. Ateşin ısrar etmesi, nezlenin olmaması ve öksürüğün balgamsız şekilde kuru olması durumunda “Alo 184” ile temasa geçip testin evinizde yapılması konusunda bilgi alabilirsiniz. Dışarı çıkacaksanız da, maske takmanız faydalı olacaktır.

Kortizon içeren spreyler astımlıların bağışıklığını zayıflatır mı?

Sprey şeklindeki kortizon içeren spreyler, astımlı hastaların bağışıklığını zayıflatmaz ancak ağızdan kullanılan kortizon ilaçlar zayıflatabilir. Bu nedenle; ağızdan kortizon gerektiren ilaçların kullanımını azaltmak için kortizon içeren spreyler doktor kontrolünde kullanılabilir.

Astım atağı geçirince koronavirüse karşı nasıl tedbir alınmalıdır?

Koronavirüs hastalığı, diğer virüsler gibi astım atağına neden olabilir. Astım atağı geçirince diğer astım atakları gibi tedavi edilmelidir. Burada önemli olan; astım tedavisinde kullanılan maskelerin, kullanım sonrası steril edilmesi gerektiğidir. Diğer hastalara bulaştırmamak için izole bir odada tedavi edilmelidir.

60 yaş üstü koronovirüslü astımlı hastalar nasıl önlem almalıdır?

Risk grubundaki kişiler gibi davranmalıdırlar.

Astımı olanlar ilaç stoklasın mı?

Gerek yok. Sadece mevcut tedavinizi devam edecek şekilde ilacınızın olması yeterlidir.

Koronavirüs pnömonisinde (zatüre) korunmak için pnömokok aşısı yaptırmalı mıyım?

Hayır. Pnömokok aşısı; koronavirüste görülen pnömoniye karşı korumaz, streptokok pnömonisine karşı korur.

Astımı olan kişilerde ateş ve öksürük belirtileri varsa ne yapmalıdır?

Ateş ve öksürük belirtileriniz varsa, lütfen doktorunuzu arayın. Nezleniz yoksa, öksürüğünüz balgamsız kuru ise, bitkinlik varsa, kas ağrınız varsa; “Alo 184” ile temasa geçebilirsiniz.

Antihistaminikler bağışıklık sistemini zayıflatır mı?

Antihistaminikler, bağışıklık sistemini baskılamaz. Virüs ya da bakteriyel enfeksiyon olma ihtimalinizi, artıracaklarını düşünmek için hiçbir neden yoktur.

Alerji aşısı Koronavirüse yakalanma riskini artırır mı? Aşımı geciktirsem olur mu?

Artırmaz. Alerji aşı tedavisi için kliniğe giderken, maske takın. Toplu taşıma kullanmamaya çalışın. Toplu taşıma kullanacaksanız, maske takmanız faydalı olacaktır. Kliniğe geldikten sonra, elinizi sabunlu su ile yıkayınız. Aşı yapıldıktan sonra, diğer hastalar ile temas etmeyin. 30 dakika bekleme süresine uyun. Aşı süresini geciktirmek isterseniz, uygun olup olmadığını doktorunuzla danışın. Aşı; haftada bir yapılıyorsa bir hafta geciktirilebilir, ayda bir yapılıyorsa 3 hafta geciktirebilirsiniz.

Alerji aşısı yapıldıktan sonra 30 dakikadan az beklesem olur mu? Arayı açsak olur mu?

Alerji aşısı yapıldıktan sonra klinikte beklerken, 30 dakikadan kısa sure beklemek uygun olmaz. Çünkü her doz sonrası ciddi reaksiyon riski vardır. Bu nedenle gerekli önlemleri alarak 30 dakika beklenmesi uygundur. Aranın da yapılma periyotlarına göre hekiminize danışarak düzenleyebilirsiniz.

Anti IgE, Anti IL-5 gibi biyolojik ajanlar koronavirüs riskini artırır mı?

Anti IgE, Anti IL-5 gibi biyolojik ajanlar koronavirüs riskini artırmaz. Bu ajanlar, immün sistemini bozmaz. Ara vermeye veya kesmeye gerek yoktur.

Polen alerjisine bağlı astımım varsa nelere dikkat etmeliyim?

Astım hastalığı olanlarda genelde; alerjik rinit ve göz alerjisi hastalığı da vardır. Polen alerjisine bağlı astım, alerjik nezle ve göz alerjiniz varsa; bahar ayında bazı önlemler almakta fayda vardır. Özellikle bu dönemde ağaç polenleri, ilk çıkan polenlerdir. Ağaç polenlerine alerjiniz varsa ve burun kaşınmanız, hapşırmanız ve nezleniz varsa mutlaka antihistaminik ve doktorunuzun önereceği burun spreylerini kullanın. Burnunuz ve gözünüz kaşındığında, elinizin dış kısmı ile kaşımaya çalışın. Hapşırmanız olunca, tek kullanımlık mendil kullanın veya kolun iç yüzüne öksürün.

Astımı olanlar koronavirüs için bağışıklığı güçlendirmek için ne kullanmalıdır?

Bol bol sıvı ve doğal meyve sularını tüketin. Mümkün olduğu kadar, az da olsa kırmızı et tüketin. Vitamin ve mineral takviyesi, bağışıklık sistemini kuvvetlendiren beta glucan, omega 3 balık yağı alabilirsiniz. Ayrıca her gün evde, en az 20-30 dakika egzersiz yapın ve düzenli uyuyun. Güzel müzikler dinleyin ve hijyene önem verin. Moralinizi yüksek tutun. Bu uygulamalar, koronavirüsten korumada faydalı olacaktır.

Astımlı Hastalar Ateş düşürücü olarak ne kullansınlar?

“İbuprofen” ve “NSAİ” grubundaki ilaçlar ile ilgili, koronavirüs için risk oluşturduğuna yönelik bilgiler olduğu için “Parasetamol” içeren ateş düşürücülerin kullanılması daha faydalı olacaktır.

Astımlı hastaların burnunu sık aralıklarla tuzlu su le temizlemesi virüsten korur mu?

Hayır. Sık tuzlu su ile burun yıkamanın, yeni tip koronavirüsten koruduğuna dair bir bilgi yoktur. Basit soğuk algınlığına yakalanıldığında burun yıkama ile daha kolay geçeceğine dair bazı veriler olsa da, bu yöntem enfeksiyonları etkilemez.

Toparlamak gerekirse;

  •  Astımlı hastalar koronavirüs için çok ciddi risk oluşturmamakla birlikte risk grubu içinde yer almaktadır.
  • Astımı olanlar kortizon içeren sprey kullanmayı aksatmamalıdırlar.
  • Astımlı hastalar alerji aşısını yaptırmalarında sakınca yoktur.
  • Astımlı ilaçların biyolojik ajanları kullanmasında sakınca yoktur.
  • Astımlı hastalar, beslenmesine dikkat etmelidir. Vitamin, mineral, balık yağı ve beta glucan almaları faydalı olabilir.
  • Polen alerjiniz varsa ve burun kaşınması ve göz kaşınması varsa antihistaminik alın
  • Mümkün olduğunca evde kalın ve dışarı çıkmayın.