Teksan Jeneratör hibrit teknolojisi ile dünya pazarlarında

Ar-Ge ve teknoloji yatırımları ile öne çıkan Teksan Jeneratör, TÜBİTAK işbirliği ile geliştirdiği hibrit jeneratörünü Bolivya’ya ihraç etti. Türkiye’nin ilk hibrit jeneratörü hem yurtiçi hem de yurtdışında yoğun ilgi görüyor. Yeni ürünü ile Güney Amerika pazarına Telekom sektöründen giren Teksan Jeneratör, hibrit teknolojisinde sayılı dünya şirketleri arasında yer alıyor. 

Katma değeri yüksek ve yenilikçi ürünleri ile enerji sektöründe fark yaratan Teksan Jeneratör, hibrit teknolojiler kullanabilen sayılı dünya şirketleri arasında yer alıyor. Ürünleri ile 120’den fazla ülkede hizmet veren şirket, hibrit jeneratörünü Bolivya’ya ihraç etti. Türkiye’nin ilk hibrit jeneratörü Bolivya’da şebeke elektriğinin olmadığı baz istasyonunda kullanılacak.

Hibrit güç sistemleri, şebeke elektriğinin olmadığı ya da yetersiz olduğu yerlerde önemli bir avantaj sağlıyor. Kullanılacak alana özel projelendirme ile rüzgar ve güneş gibi yenilenebilir enerji kaynakları dizel jeneratör ile birlikte kullanılıyor. Sistemde yer alan akülerin yenilenebilir enerjiden dolmasını esas alan hibrit teknolojisi, akülerdeki doluluk belli bir seviyenin altına indiğinde jeneratörü devreye alarak enerjinin sürekliliğini garantiye alıyor. Yenilenebilir enerji kaynaklarının devrede olması yakıt tüketiminde yüzde 65’e varan tasarruf sağlıyor.

İhracat yaptıkları ülke sayısının hızla arttığını belirten Teksan Jeneratör Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Burak Başeğmezler şunları söyledi: “Hibrit güç sistemleri mühendislik gücümüz ve önemli projelerde kazandığımız deneyimin son örneğini oluşturuyor. Türkiye’de bir ilk olmasının yanı sıra dünyada bu teknolojiye sahip sayılı şirketlerden biriyiz. Ar-Ge ekibimizin geliştirdiği hibrit jeneratörü, Güney Amerika’nın en büyük telekom operatörlerinden birinin Bolivya’daki baz istasyonunda kullanılmak üzere ihraç ettik. Bizim için önemli bir başarı ve bu alanda iyi bir referans olacağına inanıyoruz. Ürünümüz farklı ülkelerden de yoğun ilgi görüyor, satış için görüşmelerimiz devam ediyor. Yakında başka pazarlarda da hibrit jeneratörümüz ile yer alacağız. Bolivya pazarına daha önce de farklı projelerde kullanılmak üzere jeneratör setlerimizi ihraç etmiştik. Son olarak Radisson Hotel Santa Cruz’un enerji ihtiyacını karşıladık. Teksan Jeneratör markalı ürünlerimizle pek çok farklı ülkede önemli projelere enerji sağlamaya devam ediyoruz.”

Satınalma ve Tedarik Yönetimi Zirvesi

VI. Türkiye Satınalma ve Tedarik Yönetimi Zirvesi

Güçlü Türkiye İçin “Yerli Yerinde Satınalma”

Şampiyonlar TEMSA’da buluştu

Türkiye otobüs pazarının lider markası TEMSA, Süper Lig şampiyonu Beşiktaş JK ve 1. Lig Şampiyonu Adanaspor yönetimini ağırladı.

2015-2016 Süper Lig Şampiyonu Beşiktaş JK ve PTT 1. Ligi Şampiyon tamamlayarak bu yıl Süper Lig’de mücadele eden Adanaspor yönetimi 19 Kasım Cumartesi günü oynanacak maç öncesinde TEMSA’nın Adana fabrikasında buluştu. Beşiktaş JK Yönetim Kurulu Başkanı Fikret Orman ve Adanaspor Başkanı Bayram Akgül fabrikaya gelişlerinde TEMSA Genel Müdürü Dinçer Çelik ve çalışanlar tarafından karşılandı.

Adana Büyükşehir Belediye Bandosu’nun da yer aldığı buluşmada Beşiktaş ve Adanaspor marşları çalındı. TEMSA Genel Müdürü Dinçer Çelik, Türk futbolunun en önemli kulüpleri arasında yer alan Beşiktaş JK ve Adanaspor yönetimini fabrikalarında ağırlamaktan duydukları memnuniyeti dile getirerek, “Bugün aslında üç şampiyon burada demek yanlış olmaz. Beşiktaş JK Süper Lig’imizin şampiyonu, kentimizin takımı Adanaspor 1. Lig şampiyonu, 3’üncü şampiyon da Türkiye otobüs pazarının lideri TEMSA. Şampiyonların bu buluşması bize büyük mutluluk verdi. Cumartesi günü Beşiktaş JK ve Adanaspor karşı karşıya gelecek. Bunun öncesinde TEMSA’da buluşulması da çok önemli. Biz iki önemli takımımıza da yarınki maçta ve süper lig yolculuğunda başarılar diliyoruz. Ayrıca, Şampiyonlar Ligi’nde ülkemizi başarıyla temsil eden Beşiktaş’a bundan sonraki süreçte başarılarının devamını diliyoruz” dedi.

Adana’da olmaktan ve karayolu ulaşım sponsorları TEMSA’nın fabrikasında bulunmaktan duyduğu mutluluğu ifade eden Beşiktaş JK Yönetim Kurulu Başkanı Fikret Orman ise “Bu yıl hem ligde hem kupada şampiyonluk mücadelesi verirken, Şampiyonlar Ligi’nde de yolumuza namağlup devam ediyoruz. Türkiye’nin ve Avrupa’nın pek çok kentinde zorlu mücadelelere çıkıyoruz. TEMSA bu yolculuklarımızda hep bizimle birlikte. Tüm bu şehirlerde karayolu seyahatlerimizi onların bize sağladıkları konfor ve güvenle yapıyoruz. Bugün ise onların misafiriyiz. Evleri Adana’da Adanaspor yönetimi ile birlikte bizi çok iyi bir şekilde ağırlıyorlar. Yarın akşam da yine izleyenlerin keyif alacağı centilmence bir maç olacak ve öncelikle dostluk kazanacak” dedi.
BJKTörende konuşan Adanaspor Başkanı Bayram Akgül de TEMSA’nın otobüs üretiminde elde ettiği başarılardan gurur duyduklarını ifade ederek, “Kentimize sağladığı istihdam katkısıyla, ihraç ettiği otobüslerle ülkemize sağladığı katma değerle TEMSA bizlere büyük gurur veriyor. Burada kentimizin gurur duyduğu marka olan TEMSA’nın kalbinde olmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum. Bugün burada Süper Lig şampiyonu Beşiktaş JK Yönetim Kurulu Başkanımız Sayın Fikret Orman ile yarınki maç öncesinde bir araya gelmekten de büyük mutluluk duyduk. Beşiktaş Jimnastik Kulübü’ne güzel kentimiz Adana’da en güzel ev sahipliğini göstermek istiyoruz. Yarınki maçta centilmence bir mücadele olmasını diliyoruz” dedi.

4 milyon üyeye ulaşan Hopi’den 230 milyon TL değerinde Paracık

4 milyon üyeye ulaşan Hopi’den 230 milyon TL değerinde Paracık
4 milyon üyeye ulaşan Hopi’den 230 milyon TL değerinde Paracık

Boyner Grup’un Nisan 2015’de tüketici ile buluşturduğu Hopi 4 milyon üyeye ulaştı. Hopi’nin Paracık isimli ödül puan sistemiyle ilklere imza attığını söyleyen Hopi Genel Müdürü Onur Erbay, “Hopi, bugüne kadar üyelerine 150 milyon Paracık kazandırdı ve bu Paracıkları 230 milyon TL değerinde kullandırdı. Hopi üzerinden geçen toplam alışveriş hacmi ise 2,6 milyar TL’ye ulaştı” dedi. Hopi’yi hem üye markalar hem de teknoloji anlamında geliştirmeye devam ettiklerini anlatan Erbay, “Yakın zamanda ‘Paracık Gönder’ özelliğiyle Hopililerin Paracıklarını arkadaşlarıyla paylaşabilmesini sağladık. Yeni yıl itibariyle de bünyesinde Burger King®, Popeyes®, Sbarro®, Arby’s® ve Usta Dönerci® markalarını bulunduran TAB Gıda’yı üye markalarımız arasına ekleyeceğiz” diye konuştu.

Türkiye’de mobil sadakat uygulaması sektörünü yaratan Hopi’nin üye sayısı 4 milyona ulaştı. Marka koalisyonu ile dikkat çeken Hopi, yeme içme alanında yapacağı dev işbirliğiyle hem üye sayısını arttırmaya hem de kullanıcılarının günlük hayatında daha fazla yer edinmeye hazırlanıyor. Yeni Yıl itibariyle Burger King®, Popeyes®, Sbarro®, Arby’s® ve Usta Dönerci® markalarını bünyesinde bulunduran TAB Gıda’yı üye marka ağına ekleyecek olan Hopi, 2017 sonuna kadar 120 marka ve 5,5 milyon üyeye ulaşmayı hedefliyor.

10 milyon işlem, 230 milyon Paracık

Hopi’nin şu anda 75 markada kullanılabildiğini ve bu sayının her geçen gün arttığını belirten Hopi Genel Müdürü Onur Erbay, “Bugüne kadar Hopi’yle 10,3 milyon işlem gerçekleştirildi. Hopi, üyelerine 150 milyon Paracık kazandırdı, bu Paracıkları 230 milyon TL değerinde kullandırdı. Hopi üzerinden geçen toplam alışveriş hacmi ise 2,6 milyar TL’ye ulaştı” dedi.

Hem Hopi’liler hem de arkadaşları kazanıyor

Hopi’nin üye marka ağının yanı sıra teknoloji anlamında da sürekli yenilendiğini anlatan Erbay, “Kullanıcılarımıza sunduğumuz alışveriş deneyimi bizim için çok önemli. Teknolojisi gereği sürekli akıllanan ve kullanıcısını tanıyan Hopi ile artık kazanılan Paracıklar da paylaşılabiliyor. ‘Paracık Gönder’ özelliği ile Hopililerin 300 Paracık’a kadar Paracıklarını istedikleri zaman arkadaşlarına gönderebilmelerini sağladık” dedi.

SMG bu yıl da Deloitte Teknoloji Fast 50 sıralamasında yerini aldı

SMG, Deloitte Teknoloji Fast 50 2016 Programı’nda Türkiye’nin En Hızlı Büyüyen Teknoloji Kuruluşları Arasına Girdi

SMG bu yıl da Deloitte Teknoloji Fast 50 sıralamasında yerini aldı

Türkiye’de halka açık mekanlarda kapalı devrede yasal müzik ve reklam yayını yapan SMG, Deloitte’un Türkiye’nin en hızlı büyüyen teknoloji şirketlerini belirlemek amacıyla yürüttüğü, prestijli Deloitte Teknoloji Fast 50 Türkiye 2016 Programı’nda yer aldı. Kuruluşların 2012-2015 yılları arasında net satış gelirlerinde kaydettikleri büyümeye göre sıralandıkları listeye, SMG bu yıl da girdi.

SMG Yönetim Kurulu Başkanı Gül Gürer Alimgil, 2012-2015 yılları arasında cirolarında kaydettikleri muazzam büyümenin ardında, lisansı kendilerine ait olan yazılımın ve müşteri memnuniyetini merkeze alan titiz çalışmalarının etkili olduğunu söyledi. Alimgil, sözlerini şöyle sürdürdü: SMG olarak uzman kadromuzla alışveriş merkezleri, oteller, perakende satış noktaları, restoranlar, sağlık merkezleri gibi oldukça geniş bir yelpazede, 300’ün üzerinde firmaya 8.500’e yakın noktada hizmet veriyoruz. Yasal müzik, anons ve reklam yayını başta olmak üzere, müşterilerimizin istek ve ihtiyaçları doğrultusunda, müzik ve teknolojiyi birleştirdiğimiz özel çalışmalar yapıyoruz. Deloitte Teknoloji Fast 50’de geçen yıl altıncı sıradaydık. Bu yıl yine sıralamada yer alıyor oluşumuz, çalışmalarımızın başarıya ulaştığının önemli bir göstergesi olarak bizleri gururlandırıyor.

Deloitte Türkiye Teknoloji, Medya ve Telekomünikasyon Endüstrisi Lideri Tolga Yaveroğlu ise, “Deloitte Teknoloji Fast 50 Türkiye Programı’nda yer alabilmek için bir firmanın son 4 yıl içinde cirosunda olağanüstü bir büyüme kaydetmiş olması gerekir. SMG de Türkiye’deki hızlı büyüme başarı öykülerinden birine imza attı. Vizyonlarını gerçeğe dönüştürdükleri için kendilerini tebrik ediyoruz” açıklamasında bulundu.

Deloitte Teknoloji Fast 50 Türkiye 2016 Programı’na katılmak isteyen şirketlerin 2012 yılında en az 50.000 Euro, 2015 yılında ise en az 800.000 Euro net satış geliri elde etmiş olmaları, merkezlerinin Türkiye’de bulunması ve bir “teknoloji şirketi” olması gerekiyor. Programda, faaliyet gelirlerinin önemli kısmını sağladığı bir teknolojiye sahip olan ya da gelirlerinin önemli bir bölümünü teknoloji araştırma ve geliştirme çalışmalarına ayıran firmalar, “teknoloji şirketi” olarak tanımlanıyor. Diğer şirketlere ait bir teknolojiyi farklı bir şekilde kullananlar ise bu başlık altında değerlendirilmiyor.

Avrupa, Ortadoğu ve Afrika (EMEA) bölgesindeki Deloitte Teknoloji Fast 50 programlarında sıralamaya giren firmalar, EMEA’nın en hızlı büyüyen 500 teknoloji şirketinin belirlendiği Deloitte Teknoloji Fast 500 EMEA Programı’na aday olmaya da otomatik olarak hak kazanıyor. Deloitte’un Teknoloji Fast 50 veya Teknoloji Fast 500 programları hakkında daha fazla bilgi için http://fast50.deloitte.com.tr/ adresini ziyaret edebilirsiniz.

Karayolu Lojistik Hizmeti Satın Alırken Dikkat Edilmesi Gerekenler

Günümüzde çoğu firma lojistik hizmetlerinde dış kaynak kullanmaktadır. Dış kaynak kullanılarak satın alınan bu lojistik hizmetler,iç nakliyeden depolamaya; gümrüklemeden proje taşımalarına kadar geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır.Lojistik hizmetlerin gönderici veya alıcının sorumluluğunda olması, tarafların aralarında yaptıkları anlaşmada belirtilen teslim şekline göre değişmektedir. Bu yazıda, lojistik hizmetlerin ödemesini kendisi yapacak şirketler ön planda tutulmuş ve satın alınacak lojistik hizmetler için dikkat edilmesi gereken bazı noktalara değinilmeye çalışılmıştır.

[one_half]

Günümüzde çoğu büyük ölçekli firma, lojistik hizmet talebi yoğun olan hatlar için sanal ortamda ihale yöntemini tercih ederek, piyasada yaşanan rekabetten faydalanmakta ve bu sayede lojistik hizmet maliyetlerini düşürebilmektedir. Bu büyük ölçekli firmalar, hizmeti satın alırken kazanmakta ve daha en başından kendi şartnamesinde belirtilen kurallara göre oynayabilecek oyuncuları yarışa dahil etmektedirler. İhale sonrasında, en iyi teklifi veren lojistik firmaları tekrar değerlendirilmektedir. Detaylarda da mutabık kalındığı takdirde, istenen şartlar ve bu şartlara uyulmaması halinde geçerli olacak müeyyidelerde taraflar arasında hazırlanan sözleşmede belirtilerek,anlaşma yapılmaktadır.

Birçok firma yukarıdaki örnekte belirtildiği gibi ölçek ekonomisinin getirdiği avantajları kullanarak satın alacağı lojistik hizmetleri tek bir çatı altında toplamayı hedeflemekte ve yine örnekte belirtildiği gibi yıllık anlaşmalarla çalışmayı tercih etmektedir. Ancakçoğu firma için lojistik hizmet satın alma görüşmelerini bu kadar detaylı yapmak ve hizmet verecek firmaları bu denli detaylı incelemek mümkün olmamaktadır. Hatta hizmet alma süreci kimi zaman o kadar süratle yapılmaktadır ki sadece telefon görüşmesinde anlaşılan fiyatın ardından gönderilen talimatla işlem yapıldığına dahi şahit olunabilmektedir. Burada özellikle lojistik hizmet sözleşmelerinde dikkat edilmesi gerekenlerden bahsedilecektir.*

Rekabet halindeki lojistik firmalarından alınanfarklı fiyat teklifleri, maliyetler göz önünde bulundurularak değerlendirilmekte, böylelikle lojistik hizmet alınacak firmalar çeşitlendirilmektedir.Lojistik sektöründeki bu fiyat farklılıkları, taşımacılık modundan, taşıma yapılan destinasyona;taşınacak malzemenin cinsinden, malzemenin konulduğu kabın ölçüsüne ve çeşidine kadar varan bir dizi değişkenden kaynaklanmaktadır. Lojistik hizmet sağlayıcı firmaların uzmanlık alanları ve yoğun çalıştığı destinasyonların, hizmet alacak firmanın talepleriyle örtüşmesi halinde alınacak hizmetin maliyetleri düşürebilmektedir. Her ne kadar hemen her hatta taşıma yaptığını iddia edebilen firmalar bulunsa da yükün esas sahibi firmanın lojistik hizmet satın aldığı lojistik organizatörü firma, başka bir alt taşıyıcı kullanarak ilgili yükü taşıtabilmektedir. Burada hizmet satın alınanlojistik organizatörü firma, sektördeki bilgi birikimi ve ilişkilerini kullanarak ilgili yükün sorumluluğu taşımakla birlikte, taşıtılan yük ile birebir temas halinde bulunmamaktadır.

[one_half_last]

Her ticari ilişkide olduğu gibi lojistik hizmetlerde de güven faktörünün önemi yadsınamaz. Lojistik hizmet sağlayıcının, malzemenin yola çıkışından önce tahmini çıkış ve varış tarihlerini bildirmesi gerekir. Aynı şekilde yola çıkış gerçekleştikten sonra çıkış ihbarnamesini; vardıktan sonra da varış ihbarnamesini hem göndericiye hem de alıcıya bildirmesi gerekmektedir. Lojistik hizmeti veren tarafın güvenilirliği, malzemelerin emanet edildiği şekilde ve istenilen zamanda teslimatı konusunda öne çıkarken; hizmet alan tarafın güvenilirliği ise beyanların doğruluğu konusunda önem kazanmaktadır. Bugün teslimat süresi çoğu sektör için kritik öneme sahiptir.Öyle ki alıcılar göndericileri teslim sürelerinde yaşanacak gecikmelerden sorumlu tutarak,gecikmelerler ilgili “reklamasyon” adı altında ceza ödemelleriyle karşılaşabilmektedirler. Lojistik hizmet sağlayıcılar,kimi zaman kendilerinden kaynaklanan gecikmelerde,hizmeti alan firmaların zararını karşılamaya yardımcı olabildiği gibi kimi zaman da hizmeti alan firma tarafından yaşatılan gecikmeler nedeniyle aynı şekilde zararlarının karşılamasını talep edebilmektedir.Lojistik hizmeti veren firma, olası gecikmeler öngörüldüğünde, vakit kaybetmeden gönderici ve alıcıya bu gecikme bilgisini ulaştırmalıdır ki malzemeyi bekleyenler gerekli önlemi alabilsin. Aynı şekilde yükleme veya boşaltma alanında bekleme yapılacağı zaman bunun da lojistik hizmeti veren firmaya vakit kaybetmeden bildirilmesi gerekir ki diğer firmalar da mağdur olmadan bir çözüm bulunabilsin. Bu sayede vaktinde bilgi paylaşımı ve her iki tarafın da çözüm odaklı yaklaşımı sayesinde maliyetlerin düşürülmesi ve hataların giderilmesi çoğu zaman mümkün olabilmektedir. Burada bahsedilen çözüm için kimi zaman 2. şoför eklenerek ekspres araçlar kullanılmakta, kimi zaman da teslimat sırasında değişiklikler yapılabilmektedir.

Bir diğer önemli konu da yükleme ve boşaltmalardır. Ürünlerin istiflenmesinde kullanılacak kat sayısı, ürünün konulduğu kapların doluluk oranı ve mukavemeti dikkate alınarak belirlenmelidir. Malzemelerin konulduğu kapların dayanıklılığı göndericinin sorumluluğundadır. Ürünün özelliğiyle ilgili uyarılar ambalajın üzerinde belirtilmelidir. Malzeme teslim alındığı sırada ise kontrol edilmeli, teslim alınırken gözlenebilecek hasar veya eksiklikler taşıma senedine not düşülmelidir.

[/one_half_last]

[/one_half]

5. Uluslararası Dünya Kalite Zirvesi Rusya’da Yapılıyor

İlki Los Angles’da, 2. si; Newyork’da 3.sü Washington’da, 4.sü Tokyo’da yapılan Uluslararası Kalite Zirvesinin 5.si, 16-18 Aralık 2016 Tarihinde St. Petersburg yapılıyor.

Dünya’nın dört bir yanında ki Türk İş İnsanları, Türkiye – Rusya iş hacmini arttırmak, yeni iş imkânları sağlamak, bilgi ve birikimlerini paylaşmak için Rusya’da buluşuyor.

“Hedef 100 Milyar Dolar”

Dünyanın çeşitli ülkelerinden, inovasyona yönelik başarıları ilke edinen kurum ve kuruluşların davet edildiği, “5. Uluslararası Dünya Kalite Zirvesi (5th World Quality Summit)” 16-18 Aralık 2016 tarihleri arasında St. Petersburg’da yapılacak. Ticaret hacmini geliştirerek, Türkiye’nin kalite vurgusunun dünyaya örnek olacağını belirten LOB’IN World Türkiye Başkanı Fahri Ustaoğlu, kalite zirvesi ile ilgili şöyle konuştu; “Türkiye Rusya ilişkilerinin ticari anlamda 100 Milyar dolarlık hedef göstermesiyle birlikte, yeni bir döneme girmiştir. Bu hedefe destek vermek amacıyla geleneksel olarak düzenlediğimiz dünya kalite zirvesinin bu yıl, 5.sini düzenliyoruz. 16-18 Aralık 2016 tarihleri arasında Uluslararası Diplomatlar Birliği ile 5th World Quality Summit kapsamında, Türk iş dünyasının önde gelen isimleri Rusya’daki meslektaşlarıyla iş birliği imkânlarını geliştirmek üzere bir araya gelecektir. St. Petersburg’da, gerçekleşecek olan 5. Uluslararası Dünya Kalite Zirvesinde, devlet ve özel sektör temsilcileri, üniversitelerden akademisyenler, sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve bürokrasinin önde gelen isimleri yapacakları konuşmaları ile imalat ve hizmet sektörünün geleceğine, Türk Rus İlişkilerinin ticari ve stratejik iş birliğinin önemine yönelik mesajlar vereceklerdir. Türkiye’nin yanı sıra tüm dünyadan da iş ve siyaset dünyasının geniş katılımıyla gerçekleşecektir. Türkiye, tüm dünya ülkeleri için önemli bir pazar ve fırsatlar ülkesidir ve Türkiye’nin dünyada lider ülkeler arasındaki yerini alması en büyük hedefimizdir.”

FahriUstaoğlu

“2016 World Quality Award” Ödül Töreni

AR-GE ve o’na bağlı olarak kalite ve inovasyon tanımını yeniden şekillendiren, üretim, tüketim ve hizmet boyutunda uygulanabilir modeller geliştiren şirketler; “2016 World Quality Award” ödüllerinin sahibi olacak.

Alman Otomotiv Devi ElringKlinger, Bursa’daki Yeni Üretim Tesisini Açtı

Tüm dünyada 8,200 çalışanı ile 45 noktada faaliyet gösteren Alman otomotiv yan sanayi devi ElringKlinger, Türkiye’deki yeni fabrikasını 18 Kasım’da Bursa’da hizmete soktu.

Bursa, 18 Kasım 2016 – Alman otomotiv yan sanayi devi ElringKlinger, Türkiye’deki yeni üretim tesisini 18 Kasım’da Bursa’da Akçalar Sanayi Bölgesi’nde törenle hizmete soktu. Açılış töreni, ElringKlinger TR Oto. San. Tic. A.Ş. Genel Müdürü Yavuz Günaydın ve ElringKlinger Group CEO’su Dr. Stefan Wolf ev sahipliğinde; Başbakanlık Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı Başkanı Arda Ermut ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Dr. Faruk Özlü’nün katılımı ile gerçekleşti.

Toplamda 22.400 metrekare alanda, 10.500 m2’lik bir alana yayılan yeni fabrika, 12 ayda inşa edildi. Fabrika, üretim ve lojistik alanlarının yanı sıra üç katlı ofis kompleksi ve tasarım bölümlerinden oluşuyor. Açılış sonrasında üretim planı, 9 milyon birim sipariş kapsamında temel olarak ısı kalkanlarına ve özel amaçlı contalara odaklanıyor. ElringKlinger, 2019 yılına kadar bir milyon ek parçalık bir üretim yapmayı bekliyor. ElringKlinger şu anda Türkiye’de yaklaşık 170 kişiye istihdam sağlıyor. Almanya Dettingen merkezli şirket, 2009 yılından bu yana Bursa’da faaliyet gösteriyor. Ekim 2014’te yeni bir fabrika için detaylı planları hazırlayan ElringKlinger, Ağustos 2015’te fabrikanın inşaatına başladı.

Törende konuşma yapan ElringKlinger AG CEO’su Dr. Stefan Wolf şunları söyledi; “Türkiye, otomobil endüstrisinin büyük parçaları için önemli bir imalat konumu olarak kabul ediliyor. Yeni fabrikamız, yüksek düzeydeki talepleri karşılamaya yardımcı olacak. Türkiye, Grubumuz için önemli bir konum olmayı sürdürüyor ve gelecekteki büyümeye katkı sağlayacak. Bunu göz önünde bulundurarak, gerektiğinde maksimum hız ve esneklik ile harekete geçebilmek amacıyla komşu arazi parçalarını da aldık”.

Türkiye’de Ford Otosan, Hyundai Assan, Karsan, Oyak Renault, Tofaş; dünyada ise Ford, Renault gibi otomotiv devlerinin iş ortağı olan ElringKlinger, 2009 yılında Türkiye’ye yatırım kararı alarak, Bursa’yı üs olarak belirlemişti. Alman otomotiv yan sanayi devi daha sonra 2012 yılında ise ek bir yatırım ile o dönem İspanya’daki üretim tesisini Türkiye’ye taşıma kararı almıştı.

Bursa’dan dünyaya mesaj

Başbakanlık Yatırım Ajansı Başkanı Arda Ermut ise tören esnasında yaptığı konuşmasında şunları kaydetti; “Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde sağlanan ekonomik reform ve istikrar ortamının uluslararası yatırımcılar tarafından takdir edildiğinin bir göstergesi olan bu yatırım, Türkiye’de var olan fırsatlara bir kez daha dikkat çekecek. ElringKlinger, bu tesis ile uluslararası yatırımcılara bir mesaj vererek, Türkiye’nin yatırım kararı açısından ne denli doğru bir merkez olduğunu bir kez daha teyit etti.”

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Dr. Faruk Özlü de yaptığı konuşmada, yabancı yatırımların artırılması, daha iyi hızlı nitelikli ve yüksek katma değer oluşturacak yatırımların önünün açılması için tüm mevzuatların kolaylaştırıldığını, yabancı yatırımcılar için her türlü kolalığın sağlanacağını söyledi. Özlü; “Yüksek teknolojili alanlarda yatırımların artmasını istiyoruz. Türkiye’de daha fazla yatırım ve daha fazla iş yapılması için ne gerekiyorsa yapacağız. Özel sektörün yatırımcıların, girişimcilerin sanayicilerin yanında olacağız. Çünkü Türkiye özel sektörün yatırımları, üretimleri, ihtacatı ile büyüyecek. Bakanlığımız özel sektörü büyütecek sanayimizin rekabet gücünü artması için tüm çalışmaları yapacaktır. Türkiye’nin büyümesi teknoloji tasarım ve markalaşa ile olacak. Türkiye’yi bir Ar-Ge cenneti haline getirecek bir iş ve yatırım ortamı sağlayacağız” dedi.

İnşaat Hukuku Sempozyumu Gerçekleştirildi

İnşaat Hukuku Sempozyumu, Kadir Has Üniversitesi ve Türk-Alman Üniversitesi’nin katılımıyla 10 Kasım 2016 tarihinde İÜ Kongre Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.
Sempozyum, açılış konuşmalarıyla başladı. İlk konuşmayı İÜ Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emrehan İnal yaptı. Doç. Dr. İnal, “Üç üniversitenin hukuk fakültelerinin düzenlediği sempozyuma katılmaktan gurur duyuyorum. Her konuşmacı kendi tebliğlerini sunacak ve bu tebliğler heyecanlandırıcı. Bugün 10 Kasım ve bir yas günü olduğu için üzgünüz ama Mustafa Kemal Atatürk’ün bıraktığı mirasla geleceğe bakacağız. Sempozyuma katılan davetlilerimize davetimizi kabul edip, bugün bizi yalnız bırakmadıkları için teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.
İlk oturumun başlangıcını oturum başkanı Prof. Dr. Hasan Erman yaptı. Prof. Dr. Erman, “Gerek Türkiye’de gerekse dünyada inşaat sektörünün ekonomik olarak aldığı pay yüzde 12’dir. Bu artış seviyesi doğrultusunda 2007 yılında gelişmekte olan ülkelerde alınan pay yüzde 16’dır. Mega projeler, tüm dünyada heyecan yarattığı gibi hukuki süreçler de oluşturmaktadır. Kanalistanbul, 3.köprü, 3.havalimanı gibi bunlardan bazıları. Aynı zamanda konut kredileri ortada giderken, inşaat sektörü kredisi de artmaktadır” ifadelerini kullandı.
“Alman İnşaat Reformu” adlı sunumunu yapan Türk-Alman Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Philip Kunig Almanya’daki inşaat reformlarına değinirken “Almanya’da planlanan bir reform var ve devam eden bir süreçtir. Bizim bir eser sözleşmemiz var ve şuandaki duruma baktığımızda bunların içine inşaat sözleşmeleri de dâhildir ama yeterli değildir. Mesela senfoni binasının maliyeti 77 Milyon Euro dediler ama asıl rakam 700 Milyon Euro’nun üstüne çıktı. Demek ki Alman inşaat hukuku sisteminde düzgün gitmeyen bir şey var. Bunun için de inşaatın kendine özgü bir değişikliği şart” şeklinde konuştu.
“İnşaat Sözleşmelerinin, Sözleşmeye Taraf Olmayan Üçüncü Kişilere Etkisi” sunumunu yapan Doç. Dr. Emrehan İnal, “İnşaat sözleşmeleri yani arsa sahibi ile yüklenici arasında olan sözleşmede taraf olmayan üçüncü kişi tarafından önemli olan bir konu yaşanılıp görülmektedir. Alt yükleniciler ve arsa sahibi arasındaki sözleşmeden sonra arsa sahibinin üçüncü kişilerle yapmış olduğu satış sözleşmelerindeki üçüncü kişilerden bahsediyor” diyerek örneklendirmelerde bulundu.
“İnşaat Sözleşmelerinin Uyarlanmasına İlişkin Sorunlar” adlı sunumunu yapan İÜ Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Doruk Gönen, “İnşaat sözleşmelerinin uyarlanması hepimizin bildiği gibi çok tartışmalı bir konu. Sözleşmenin uyarlanması mümkün görülmemesi halinde sözleşmenin feshi için dava açılırsa, sözleşme ilişkisi hukuka aykırı olmaz ve olumsuz sonuçlara katlanılmamış olur” dedi.
Sempozyumun ilk oturumu, soruların cevaplanmasının ardından son buldu.
Etkinliğin ikinci oturumu Prof. Dr. Rona Serozan’ın başkanlığında gerçekleştirildi. Katılımcıları tanıtan ve oturumun işleyişini anlatan Prof. Dr. Serozan, “İnşaat sektörünün ekonomik ve sosyal yaşantımızdaki ağırlığı, ulusal gelirdeki payının yaklaşık yüzde beşi bulduğu göz önüne alınırsa, inşaat hukukunun uygulamadaki önemi daha iyi algılanır” ifadelerini kullandı.
“İnşaat Sözleşmelerinde Tüketicinin Korunması” adlı sunumunu yapan Prof. Dr. Jochen Glöckner, tüketicinin ihtiyaçlarına ve yasaların geçmişine değinirken, “Tüketicilerin her zaman kanuna ve korunmaya ihtiyacı vardır. Zaman ilerledikçe tüketicinin korunması da tamamen bir seviyede sabit kalmayacaktır ve her zaman gelişecektir” dedi. İnşaat hukukunun hayati önem taşıdığını belirten Prof. Dr. Glöckner, şu ifadeleri kullandı: “Fiziksel imkânsızlıklar ve orantısızlık inşaat hukukunda dikkate alınmalıdır. Sözleşmede bütün kurallara mutabık kalınmalı ve hatta sözleşmenin yapısı iyileştirmelere açık olmalıdır.”
İkinci oturum Prof. Dr. Halil Akkanat’ın “Taşeronluk Sözleşmesi” sunumuyla devam etti. Taşeronluk konusunu beş ana başlık altında anlatan Prof. Dr. Akkanat, “Taşeronluk sözleşmesini özel kılan, asıl yüklenicinin borcunu ifa etmek için yeni bir sözleşme üzerinden ifayı gerçekleştiriyor olmasıdır. Taşeronlar eser ile hukuken değil fiilen bağlılık göstermektedir, asıl sözleşme ile taşeronluk sözleşmesi birbirinden bağımsızlık gösterir” diyerek konuşmasını tamamladı.
Oturumun son konuşmasını Yrd. Doç. Dr. Öz Seçer, “İş Sahibinin Teslim Borcunun Gecikmesinden Dolayı Sorumluluğu” isimli sunumuyla yaptı. Yrd. Doç. Dr. Seçer, sunumunu iş sahibinin teslim konusunda gecikmesi durumunda iş birliği ve ara ödeme konularından bahsederek tamamladı.
Etkinliğin öğleden sonraki oturumu Prof. Dr. Ergun Özsunay’ın oturum başkanlığında gerçekleştirildi. Konuşmacı Prof. Dr. Emre Gökyayla, ek iş ve sonuçları konulu sunumunda işin kapsamı konusuna dikkat çekti. İş programının iş kapsamı ile bağlantısı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Gökyayla, “İşin kapsamı ücret, süre ve vade ile ilgilidir. İş kapsamı inşaat sözleşmesinde baştan kesin olarak belirlenemeyebilir ve sonucu iş değişikliği veya ek iştir” dedi. Son olarak anahtar teslim inşaat sözleşmelerine değinen Prof. Dr. Gökyayla, dikkat edilmesi gereken notlara vurgu yaparak konuşmasını tamamladı.
Oturumun ikinci konuşmacısı Yrd. Doc. Dr. Neda Zdraveva Makedonya hukukunda inşaat işleri ile ilgi sorumluluklardan bahsetti. Sözlerine “İstanbul’da olmak her zaman çok güzeldi” diyerek başlayan Yrd. Doç. Dr. Zdraveva, Makedonya’daki iş ortamına değindi. Hükümetin inşaat şirketlerinin en büyük kullanıcı olduğunu ve yasalarda yapılan değişikliklerin sektördeki değişikliklere cevap verir nitelikte olduğunu söyledi.
Oturum, üçüncü konuşmacı Yrd. Doç. Dr. Şirin Aydıncık’ın Türk İnşaat Hukukunda Nama İfa başlıklı konuşması ile devam etti.
Birinci günün son oturumu Prof. Dr. Meliha Povlakic’in oturum başkanlığında katılımcı Prof. Dr. Nuray Ekşi’nin ve Yrd. Doç. Dr. Amel K. Abdallah’ın sunumlarını tamamlaması ile son buldu.Sempozyum, Kadir Has Üniversitesi’nde gerçekleştirilen ikinci günün ardından sona erdi.

Ford Trucks’tan 2. Elde Kurumsal Güvence

TruckMarket’in merkezi satış noktası Sancaktepe tesisi hizmete açıldı

Ford Trucks’ın 2. el ağır ticari araçların güvenli alım satımı için hizmete açtığı TruckMarket merkezi satış noktası, 2. el ağır ticari pazarının yoğun olduğu İstanbul Sancaktepe’de açıldı. TruckMarket, tüm marka ve model araçlara ekspertiz hizmeti, test sürüşü imkanı, anlaşmalı finans kuruluşlarınca hazırlanabilen kredi olanakları ve hızlı teslimatıyla fark yaratıyor.

Sancaktepe’de açılışı gerçekleştirilen en büyük TruckMarket satış noktası, açılışa özel olarak düzenlenen açık artırmaya da ev sahipliği yaptı.

1478895767_murat_bak____

Ford Trucks’ın 2. el ağır ticari alım-satım markası TruckMarket’in merkezi satış noktası, İstanbul Sancaktepe’de, Ford Trucks bayileri ve müşterilerinin de katılımıyla hizmete açıldı. Ford Trucks’ın kendi satış noktası olarak ilk TruckMarket olma özelliğini taşıyan yeni satış noktası, ağır ticari araçlarda 2. El alım ve satımda müşterilerine kurumsal bir tesis olarak hizmet verecek. 10.000 m2’lik bir alanda açılan, 300 araç kapasiteli TruckMarket’te müşteriler araçları görerek ve test ederek alabilme şansına sahip olacak.

TruckMarket’in Sancaktepe’deki merkezi satış noktası, özellikle İstanbul’da hızla gelişmekte olan ağır yük sanayinin ve inşaat sektörünün büyük ilgisini çekecek. TruckMarket’in stoğunda bulunan tüm marka ve model araçlara anında erişme imkanı sunulurken, tek noktadan ekspertiz ve servis hizmeti, sektörde bir ilk olan 2. el araçlarda trafiğe kapalı alanda test sürüşü imkanı, anlaşmalı finans kuruluşlarından tek noktada anında kredi sonuçlandırma, merkez lokasyonunda satış öncesi kontrol ve hızlı teslimat gibi olanaklar, 2. el araç satın almak isteyenler için en güvenilir adres olacak.

Truckmarket’ten 2016’nın en iyi kampanyası; 120.000 TL 24 Ay %0 Faiz

TruckMarket müşterileri Sancaktepe satış merkezinde test sürüşü yapabilecek ve çayını kahvesini içerken hızlıca kredi onayını alarak satış işlemlerini tamamlatabilecekler. Ekim ayında devreye alınan 120.000 TL, 24 Ay, %0 faiz kampanyasıyla TruckMarket müşterilerini kaçırılmayacak fırsatlar bekliyor.

TruckMarket müşterileri bilgiye çok hızlı ulaşabilecek

Sektörde ilk defa uygulanan araç tanıma sistemi sayesinde müşteriler, sahada bulunan araçların önünde yapıştırılan etiketlerdeki karekodları cep telefonlarından okutarak 1-2 sn içinde araç hakkında tüm bilgilere ulaşabilecek.

TruckMarket, 2. el ağır ticaride en güvenilir adres

2. elde en yaygın bayi ve servis ağına sahip olan TruckMarket, bir önceki yıla göre yüzde 40 büyüdü. 2015 yılında toplam 800 adet olan alım-satım rakamının, 2016 yılı sonunda 1.100 adeti aşması ve 140 Milyon TL finansal büyüklüğe ulaşması hedefleniyor. 24 Ford Trucks 4S plaza standartlarında hizmet verilmesi, her markadan araç alım ve satım yapılması; test sürüşü, karekodlu araç tanıma sistemi, ekspertiz, garanti, kiralama, finans gibi olanaklar sunulması TruckMarket’ı rakiplerinden bir adım daha öne çıkarıyor. Ayrıca müşterilere sunulan ek hizmetler içinde tır üstü sevk, kasko ve bakım hediyesi de bulunuyor.