Yaş Meyve Sebze ve Meyve Sebze Mamulleri İhracatı 6 Ayda 3 Milyar Doları Aştı

Satınalma Eğitimi Yaş Meyve Sebze Ve Meyve Sebze Mamulleri İhracatı 6 Ayda 3 Milyar Doları Aştı

Satınalma Eğitimi Yaş Meyve Sebze Ve Meyve Sebze Mamulleri İhracatı 6 Ayda 3 Milyar Doları AştıYaş meyve sebze ve meyve sebze mamulleri sektörleri 2024 yılının ilk yarısında ihracatını yüzde 9’luk artışla Türkiye’ye 3 milyar 8 milyon dolar döviz kazandırdı. 2024 yılı için 6 milyar dolar ihracat hedefi olan iki sektör, 2024 yılının ilk yarısında hedefin yüzde 51’ini gerçekleştirdi. Yaş meyve sebze ihracatı yüzde 1’lik artışla 1 milyar 718 milyon dolar olurken, meyve sebze mamulleri ihracatı yüzde 20’lik yükselişle 1 milyar 42 milyon dolardan 1 milyar 290 milyon dolara ilerledi.

Türkiye’de 60 milyon ton taze meyve sebze üretildiği bilgisini veren Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Hayrettin Uçak, 60 milyon ton üretimin katma değere dönüşmesi, üreticinin emeklerinin karşılığını alması için ihracatın üreticinin sigortası konumunda olduğunu, Türk lezzetlerini dünyanın dört bir tarafına ihraç ederek hem ülkeye döviz kazandırdıklarını hem de üreticilerinin emeklerinin karşılığını aldığını dile getirdi.

TURQUALITY, UR-GE ve Fuarlarla İhracat Hedefine Koşuyoruz

“Kiraz, ayva, incir, kayısı üretiminde dünya birincisiyiz” diyen Uçak, “Vişne, salatalık, kavun ve karpuz üretiminde 2.sırada, Elma, biber, mandalina ve domates üretiminde 3.sırada bulunuyoruz. Meyve sebze üretiminde ilk 5’te olduğumuz toplam 15 ürün bulunuyor. Meyve sebze mamullerinde turşu ihracatında dünya lideriyiz. Meyve suları, kurutulmuş ve dondurulmuş meyve sebze üretim ve ihracatında dünyanın en modern tesislerine sahibiz. Sürdürdüğümüz Turkish Fresh and Processed Fruits and Vegetables Cluster URGE Projesiyle 41 firmamızın kümelenerek ihracatımızı artırmasını hedefliyoruz. Ege İhracatçı Birlikleri bünyesindeki 6 gıda birliği ABD pazarına yönelik sürdürdüğümüz Turkish Tastes isimli TURQUALITY Projesi sayesinde ABD’de taze meyve sebze ve meyve sebze mamulleri ihracatında önemli başarılar elde ettik. Uzakdoğu ülkelerine ihracatımızı artırmak için 2024 yılında 4 fuara katılım sağlamış olacağız. İhracat rakamları bu çabalarımızın karşılığını aldığımızı, meyvelerini topladığımızı ortaya koyuyor” şeklinde konuştu.  

Tazede Domates, Mamulde Elma Suyu İhracat Lideri

Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği’nin 2024 yılının ilk yarısında ihracatının yüzde 4’lük artışla 595 milyon dolardan 618 milyon dolara çıktığını vurgulayan Başkan Uçak şöyle devam etti; “Türkiye geneli taze meyve sebze ihracatında domates 256 milyon dolarlık ihracatla zirvede yer alırken, mandalina 170 milyon dolarla ikinci, kiraz 143,5 milyon dolarla en çok ihraç edilen üçüncü ürün oldu. Meyve sebze mamulleri ihracatında elma suyu 131 milyon dolarlık performansla birinci olurken, domates salçası 106 milyon dolar, biber turşusu 88 milyon dolar döviz kazandırdı.”

Yaş Meyve Sebzede Rusya, Meyve Sebze Mamullerinde ABD En Çok İhracat Yapılan Ülkeler Oldu

Taze meyve sebze ihracatında Türkiye’nin en çok ihracat yaptığı ülke 436,5 milyon dolarla Rusya Federasyonu olurken, meyve sebze mamulleri ihracatında en çok ihracat yapılan ülkeler listesinin bir numarasında 209 milyon dolarlık tutarla Amerika Birleşik Devletleri yer aldı. Taze meyve sebze ihracatında Irak’a ihracat yüzde 200’lük artışla 50 milyon dolarlak 200 milyon dolara çıkarken, üçüncü ülke 174 milyon dolarlık ihracatla Almanya oldu. Almanya, meyve sebze mamulleri ihracatında ise; 176 milyon dolarlık Türk lezzeti talebiyle adını ikinci sıraya yazdırdı. Meyve sebze ihracatında üçüncü büyük pazarımız 89 milyon dolarlık ihracatla İngiltere oldu.

Çin GenAI Kullanımında Dünya Lideri Olurken ABD ise Olgunluk ve Tam Olarak Uygulamada Lider Konumda

Satınalma Eğitimi çin Genai Kullanımında Dünya Lideri Olurken Abd Ise Olgunluk Ve Tam Olarak Uygulamada Lider Konumda

Satınalma Eğitimi çin Genai Kullanımında Dünya Lideri Olurken Abd Ise Olgunluk Ve Tam Olarak Uygulamada Lider KonumdaLiderler anlayış eksikliğini, iş stratejisini, veri yeterliliğini ve mevzuata uygunluğu endişe kaynağı olarak belirtiyor. Veri gizliliği, güvenliği ve yönetişimi başlıca zorluklar olarak öne çıkıyor. Üretken yapay zeka (GenAI) artık hayatımızın bir parçası ve yerini her geçen gün daha da sağlamlaştırıyor. Dünyanın dört bir yanındaki kuruluşlar bu teknolojiyi heyecanla kullanıyor ve yatırım yapıyor. Peki GenAI kullanımında hangi bölgeler ve ülkeler başı çekiyor? SAS’ın Coleman Parkes Research Ltd. ile yaptırdığı yeni küresel araştırmaya göre Çin bu konuda lider konumda. Çin’deki iş dünyası karar vericileri, kuruluşlarının %83’ünün bu teknolojiyi kullandığını bildiriyor. Bu oran Birleşik Krallık (%70), Amerika Birleşik Devletleri (%65) ve Avustralya’dan (%63) daha fazla. Ancak Amerika Birleşik Devletleri’ndeki kuruluşlar, Çin’deki %19 ve Birleşik Krallık’taki %11’lik oranlara kıyasla olgunluk ve GenAI teknolojilerini tam olarak uygulama açısından %24 ile önde yer alıyor.

Peki bunlar yapay zeka ve GenAI’ın küresel ekonomik etkisi açısından ne anlama geliyor? McKinsey, 2023 raporunda GenAI’ın çeşitli kullanım durumlarında yıllık 2,6 trilyon ila 4,4 trilyon dolara eşdeğer bir katkı sağlayabileceğini tahmin ediyor. Bu, Birleşik Krallık’ın 2021’deki GSYİH’sinin tamamıyla karşılaştırılabilecek bir rakam. Söz konusu etki, yapay zekanın genel etkisini %15 ila %40 oranında artıracak.

İşin ekonomik sonuçlarını göz önünde bulunduran SAS ve Coleman Parkes, önemli küresel pazarlarda 1.600 karar vericiyi hedefledi. Katılımcılar bankacılık, sigorta, kamu sektörü, yaşam bilimleri, sağlık hizmetleri, telekomünikasyon, üretim, perakende, enerji ve kamu hizmetleri ve profesyonel hizmetler gibi çeşitli sektörlerde çalışıyordu. Ankete katılan en küçük kuruluşlar 500-999 kişilik işgücüne sahipken, en büyükleri 10 binden fazla çalışana sahipti. Coleman Parkes Genel Müdürü Stephen Saw, “Çin GenAI benimseme oranlarında lider olsa da bu daha yüksek benimseme, mutlak etkili uygulama veya daha iyi getiri anlamına gelmiyor” dedi. “ABD, Çin’deki %19’luk orana kıyasla GenAI’ı tam olarak uygulayan kurum oranında %24 ile yarışta öne geçiyor.”

Küresel Bölgeler GenAI ile İlerliyor

Ankette, farklı bölgelerin GenAI’ı anlamlı şekillerde ancak farklı oranlarda benimsemeye başladığını gösteren sonuçlar öne çıkıyor.

SAS CTO’su Bryan Harris, şunları söyledi: “Her yeni teknolojide, kuruluşların gerçek dünyadaki uygulamaların karmaşıklığını anlamak için bir keşif aşamasından geçmesi, illüzyonu gerçeklikten ayırması gerekir. Üretken yapay zeka ile bu noktaya ulaştık. Hype döngüsünden çıktığımız noktada, GenAI’dan tekrarlanabilir ve güvenilir iş sonuçları elde etmemiz ve bunları amaca yönelik olarak uygulamamız söz konusu.”

Bölgeler, üretken yapay zekayı kuruluşlarının süreçlerinde tam olarak kullanma ve uygulama konusunda ne durumda?

Kuzey Amerika, kuruluşların süreçlerinde üretken yapay zekayı tam olarak kullanma ve uygulama konusunda %20 ile en yüksek orana sahip bölge olarak karşımıza çıkıyor. Bunu %10 ile Asya-Pasifik (APAC) bölgesi takip ederken, Latin Amerika (LATAM) %8 ile üçüncü sırada yer alıyor. Kuzey Avrupa ise %7 oranında üretken yapay zekayı benimsemiş durumda ve bu oran Güney Batı ve Doğu Avrupa bölgeleri için de aynı oranda seyrediyor.

Hangi bölgeler GenAI kullanım politikalarını uygulamaya koydu?

Asya-Pasifik (APAC) bölgesi, %71 ile GenAI (üretken yapay zeka) kullanım politikalarını uygulamaya koymada en yüksek orana sahip. Bunu %63 ile Kuzey Amerika, %60 ile Güney Batı ve Doğu Avrupa, %58 ile Kuzey Avrupa ve %52 ile Latin Amerika (LATAM) takip ediyor. Önümüzdeki mali yılda GenAI’a yatırım yapmayı planlayanların ne ölçüde özel bir bütçesi var?

Önümüzdeki mali yılda GenAI’a yatırım yapmayı planlayanların özel bir bütçeye sahip olma oranlarına bakıldığında, Asya-Pasifik (APAC) bölgesi %94 ile en yüksek orana sahip. Bunu %91 ile Kuzey Avrupa ve Güney Batı ve Doğu Avrupa izliyor. Kuzey Amerika %89 ile dördüncü sırada yer alırken, Latin Amerika (LATAM) %84 ile beşinci sırada yer alıyor.

Not: Kuzey Amerika, Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada’yı; LATAM Brezilya ve Meksika’yı; Kuzey Avrupa Birleşik Krallık/İrlanda, İsveç, Norveç, Finlandiya ve Danimarka’yı; Güney Batı ve Doğu Avrupa Fransa, Almanya, İtalya, Benelüks, İspanya ve Polonya’yı; APAC ise Avustralya, Çin, Japonya ve Birleşik Arap Emirlikleri/Suudi Arabistan’ı kapsamaktadır.

Sektörler ve İşlevsel Bölümler GenAI’ı Değişen Oranlarda Benimsiyor 

Alchemy Crew CEO’su ve Girişim Ortağı Sabine VanderLinden, GenAI’a yatırım yapan sektörlerde büyük bir potansiyel öngörüyor. VanderLinden, “İş dünyasının geleceği üretken yapay zeka tarafından yeniden şekillendiriliyor. GenAI’ın iş süreçlerine entegrasyonu – pazarlamada dinamik profillemeden hassas hasar sigortasına kadar – verimlilik, kişiselleştirme ve stratejik öngörü için benzersiz fırsatlar sunuyor. Bu teknolojiyi benimsemek, son derece belirsiz ve öngörülemez bir rekabet piyasasında bir adım önde olmak için şart” diyor.

Veriler sektörel segmentlerine ayrıldığında, bankacılık ve sigortacılığın GenAI’ı çeşitli ölçütlerde günlük iş operasyonlarına dahil etme açısından diğer sektörlere liderlik ettiğini gösteriyor. Bu bulgulardan öne çıkanlar aşağıda yer alıyor:

Belirli sektörler GenAI’ı tam olarak uyarlama veya düzenli iş süreçlerine tam olarak uygulama açısından nasıl sıralanıyor?

GenAI’ı tam olarak uyarlama veya düzenli iş süreçlerine tam olarak uygulama açısından sektörler şöyle sıralanıyor: Bankacılık sektörü %17 ile en yüksek orana sahip bunu %15 ile telekomünikasyon sektörü takip ederken, sigorta, yaşam bilimleri ve profesyonel hizmetler sektörleri %11 perakende sektörü %10 kamu sektörü ve sağlık hizmetleri %9, üretim sektörü %7, enerji ve kamu hizmetleri sektörü %6 olarak sıralanıyor.

Hangi sektörler GenAI’ı günlük olarak bir dereceye kadar kullandıklarını belirtiyor?

GenAI’ı günlük olarak bir dereceye kadar kullandıklarını belirten sektörler arasında telekomünikasyon sektörü %29 ile en yüksek orana sahip. Bunu %27 ile perakende sektörü takip ederken, bankacılık ve profesyonel hizmetler sektörleri %23, sigorta sektörü %22, yaşam bilimleri %19, sağlık hizmetleri ve enerji ve kamu hizmetleri sektörleri ise %17, üretim sektörü %16, kamu sektörü %13 orana sahip olarak karşımıza çıkıyor.

Kurumların içinde hangi departmanlar GenAI kullanıyor veya kullanmayı planlıyor?

Kurumlar içinde GenAI kullanımı veya kullanım planları açısından en yüksek orana sahip departmanlar satış (%86) ve pazarlama (%85) departmanları. Bunu %81 ile BT (Bilgi Teknolojileri) departmanı takip ederken, finans ve üretim departmanları %75 oranında GenAI kullanıyor veya kullanmayı planlıyor.

Erken Benimseyenler GenAI’ı Kullanma ve Uygulama Konusunda Pek Çok Engelle Karşılaşıyor

Kurumların GenAI’ı rutin kullanıma sokarken karşılaştıkları zorluklar listesinde 1 numarada net bir GenAI stratejisinin olmaması yer alıyor.

Ankete katılan liderlerin yalnızca %9’u kurumlarının GenAI’ı benimseme sürecine son derece aşina olduklarını belirtiyor. Kuruluşları GenAI’ı tam olarak uygulamaya koymuş olan katılımcıların yalnızca %25’i kuruluşlarının GenAI’ı benimseme stratejisine son derece aşina olduklarını söylüyor. Teknoloji yatırım kararlarından sorumlu karar vericiler bile – benimseme eğrisinin ilerisinde olan kuruluşlar da dahil olmak üzere – yapay zekaya aşina değiller.

Genel olarak 10 üst düzey teknoloji karar vericisinden 9’u GenAI’ı ve iş süreçlerini etkileme potansiyelini tam olarak anlamadıklarını kabul ediyor. CIO’lar %45 ile kuruluşlarının yapay zekayı benimseme stratejisini anlayan yöneticiler arasında başı çekiyor. Ancak Teknoloji Liderlerinin (CTO) yalnızca %36’sı tam olarak bilgi sahibi olduklarını söylüyor.Ancak bu anlayış boşluğuna rağmen, çoğu kuruluş (%75) önümüzdeki mali yılda GenAI’a yatırım yapmak için bütçe ayırdığını söylüyor.

Kuruluşların karşılaştığı diğer zorluklar şunlar:

Veri

Kuruluşlar GenAI’ı benimsedikçe, büyük dil modellerini (LLM’ler) geliştirmek için yeterli veriye sahip olmadıklarını fark ediyorlar. Ayrıca, devreye alma sürecine girdiklerinde, yapay zekayı başarılı bir şekilde uygulamak için uygun araçlardan yoksun olduklarını da fark ediyorlar. Kurumların BT liderleri en çok veri gizliliği (%76) ve veri güvenliği (%75) konusunda endişe duyuyor.

Regülasyon

Kuruluşların yalnızca onda biri, gelecek yapay zeka düzenlemelerine uymaya tam olarak hazır olduklarını söylüyor. Tam olarak uygulamaya geçen kuruluşların üçte biri regülasyonlara uyabileceklerine inanıyor. Sadece %7’si GenAI yönetişimi konusunda yüksek düzeyde eğitim veriyor ve yalnızca %5’i LLM’lerdeki önyargı ve gizlilik risklerini ölçmek için güvenilir bir sisteme sahip.Engeller olsa da, teknolojiyi erken benimseyenlerin bazıları şimdiden anlamlı faydalar elde etti bile: %89’u çalışan deneyiminin ve memnuniyetinin arttığını, %82’si operasyonel maliyetlerden tasarruf ettiklerini ve %82’si müşteriyi elde tutma oranının arttığını belirtiyor.

Aşırı Sıcaklar 2030 Yılına Kadar Yıllık 4 Trilyon Dolardan Fazla Üretkenlik Kaybına Neden Olacak

Satınalma Eğitimi Aşırı Sıcaklar 2030 Yılına Kadar Yıllık 4 Trilyon Dolardan Fazla üretkenlik Kaybına Neden Olacak

Satınalma Eğitimi Aşırı Sıcaklar 2030 Yılına Kadar Yıllık 4 Trilyon Dolardan Fazla üretkenlik Kaybına Neden OlacakDünya çapında artan aşırı sıcaklar ve küresel ısınmanın etkilerinden koruyabilmek konusunda yapılması gerekenlere dikkat çekiliyor. Dünya ısındıkça, aşırı sıcağa karşı toplumsal ve ekonomik dayanıklılık oluşturmak için yenilikçi stratejilere ve yatırımlara ihtiyaç duyuluyor. İşverenlerin, çalışanlarını küresel ısınmanın etkilerinden korumak için kısa, orta ve uzun vadeli planlamalar geliştirmesi gerekiyor. Aşırı ısınmanın her yıl dünyada 675 milyar saatlik iş kaybına neden olduğu hesaplanıyor; bu da küresel gayri safi yurt içi hasılasının yaklaşık yüzde 1,7’sine tekabül ediyor.

Dünyanın her yerinde kırılan sıcaklık rekorları konusuna dikkat çekerken, iş verenleri çalışma ortamlarına yönelik önlemler almaya çağırıyor. Aşırı sıcaklık depresyon gibi zihinsel sağlığı tehdit eden sağlık durumlarını tetikliyor, pek çok solunum ve kalp-damar hastalığını da şiddetlendiriyor.

Aşırı sıcaklığın çalışan sağlığı ve refahı üzerindeki etkilerinin yanı sıra hayati önem taşıyan tedarik zincirlerini kesintiye uğratıyor, iş verimliliğine zarar veriyor ve sayısız ekonomik etkiye neden oluyor. Bunun sonucunda her yıl 675 milyar saatlik iş kaybı olduğu hesaplanıyor; bu da küresel gayri safi yurt içi hasılasının kabaca yüzde 1,7’sine tekabül ediyor.

Aşırı Sıcaklar 2030 Yılına Kadar Yıllık 4 Trilyon Dolardan Fazla Üretkenlik Kaybına Neden Olacak

Pek çok farklı endüstrideki işletmeler aşırı sıcağın insan sağlığı üzerindeki etkilerini hissedecek. Isı dalgaları yorgunlukla ortaya çıkan zihinsel sağlık problemlerine, diyabetik komplikasyonlara ve hatta felçlere yol açabiliyor. İş yerindeki ısı stresi nedeniyle her yıl toplam çalışma saatlerinin yüzde 2’sinin kaybedilebileceği öngörülüyor. Aşırı sıcakların ise 2030 yılına kadar yıllık 4 trilyon dolardan fazla üretkenlik kaybına neden olacağı düşünülüyor.

Kısa Vadede Eğitim Ön Plana Çıkıyor

İşverenlerin çalışanlarını aşırı sıcak ve ısı stresinden korumak için kısa, orta ve uzun vadeli planlar yapması gerekiyor. İşverenler, çalışanlara ısı stresinin ne olduğu, sağlıklarını ve güvenliklerini nasıl etkilediği ve sıcaklık seviyesinin ne zaman ve kimler için kritik olduğu konularında eğitim verebilir. Aşırı sıcak ortamlar çalışanlar için güvensiz hale geleceğinden işverenler, çalışma saatlerini buna göre düzenleyebilir. Dünya çapında pek çok tarım işçisinin gece çalışması buna örnek gösterilebilir. Bazı durumlarda daha kısa çalışma saatleri ve daha uzun dinlenme süreleri gibi esnek çalışma programlarına ihtiyaç duyulabilir. Pek çok hükümet politikası bu konuyla ilgili henüz gelişme aşamasında olsa da işverenler iç ve dış politikalar da dahil olmak üzere aşırı sıcaklara ilişkin işyeri güvenliği kurallarını da değerlendirebilir.

Orta Vadede Teknoloji Destekli Isı Stresi İzleme Sistemi Devreye Alınabilir

İşverenlerin orta vadede teknoloji destekli ısı stresi izleme sistemini devreye almaları da önerilen çözümler arasında. Hindistan’ın Bengaluru kentindeki Covid 19 salgını sırasında yapıldığı gibi, güneş enerjisi sistemlerinin kurulumunu yapanların, giyilebilir termometreler ve dronlar kullanarak sıcaklığı uzaktan izlemesiyle bu stratejilerin uygulanmaya başlandığını görüyoruz.

İş yerinin yenilenmesi de bir diğer seçenek. Geçmişte ihtiyaç duyulmayan, fakat sıcaklık artışıyla birlikte ihtiyaç haline gelen klima ya da gerekli olduğu her ortam için uyarlanabilir. İş sözleşmeleri ve müzakereler sırasında sıcaklık konusu da tartışılmalı. Sendikalar bu konuyu gündeme getiriyor ve işletmeleri harekete geçmeye davet ediyor. Yakın bir zamanda Yunanistan’daki bir sendika, ısıyla ilgili güvenlik koşullarını iyileştirme yöntemleri belirlenene kadar dört günlük bir grev yapacağını duyurdu.

Uzun Vadede Kamu Politikası Değişikliği Gerekiyor

Pek çok ülkede aşırı sıcakta çalışmaya ilişkin kurallar sınırlı olsa veya henüz hiç çalışma yapılmamış olsa da işgücünün giderek bu sorunla rutin olarak yüzleşmek zorunda kalması nedeniyle sistemsel değişiklikler muhtemel. İşverenlerin de bu alandaki kamu politikası değişikliğini desteklemeleri ve bu konuda hazırlık yapmaları önem taşıyor. Uzun vadeli yatırım ihtiyaçları için kamu-özel sektör ortaklıklarının geliştirilmesinde ve uzun vadeli planlara entegre edilmesinde yarar var. Hem işverenler hem de çalışanlar için uzun vadeli faydalar arasında; ağaçlar, kapalı yürüyüş yolları gibi gölgeleme alt yapısının düzenlenmesi, kentsel havalandırma yollarının kullanılabilirliği ve ayrıca otomobillerden kaynaklanan sera gazı ile ısı emisyonlarındaki azalmalar yer alıyor.

İşverenin de Bir Parçası Olduğu Kamu-Özel Sektör Ortaklığı Yaklaşımı Benimsenmeli

Aşırı sıcaklığın toplum sağlığı ve üretkenlik üzerinde büyük bir etkisi olduğu ve çalışma ortamlarının sıcaklık artışına karşı kontrolü daha kolay olsa bile, yoğun kentsel ortamlarda yaşayan ve çalışan kişiler ile güney yarımkürede orantısız risk altında olan kişiler arasında aşırı sıcaklığın riskleri eşit şekilde dağılmıyor. Ayrıca artan sıcaklıklar insanların performansını ve sağlığını ciddi şekilde olumsuz etkiliyor. Çalışan verimliliğindeki azalma, daha düşük çalışan gelirleri, bireyler ve aileler üzerinde daha büyük mali baskılar gibi sonuçlara yol açabilir. Şehirlerde satış, gelir ve emlak vergisi gelirlerinde de kayıplar yaşanması muhtemel. Dünya ısındıkça, aşırı sıcaklıklarla baş edebilecek toplumsal ve ekonomik dayanıklılığı oluşturmak için kısa, orta ve uzun vadeli yenilikçi stratejilere ve yatırımlara ihtiyaç duyuluyor. Ancak işverenlerin bu değişimin önemli bir parçası olduğu bir kamu-özel ortaklığı yaklaşımını benimsersek bu konuda başarılı olunabilir.

Rusya’ya İhracat Mevsimi

Satınalma Eğitimi Rusya’ya İhracat Mevsimi

Satınalma Eğitimi Rusya’ya İhracat MevsimiRusya ile ticarette bazı ihracat kalemleri mevsimsel etki ile hareketlendi. Kiraz ihracatında rekor kırılırken, domates ihracatı yüzde 16 arttı. Balık ihracatında da rekor seviyeye ulaşıldı. Ayrıca en fazla kimya ihracatı yapılan üçüncü ülke de Rusya oldu.

TÜİK verilerine göre ocak-mayıs döneminde Rusya’ya 3,5 milyar dolarlık ihracat yapıldı. Kiraz ihracatı yaklaşık 8 milyon dolarla en yüksek düzeyine çıktı. Balık ihracatı 125 milyon dolarla, “kahve, çay, kakao, baharat ve ürünleri” ihracatı ise 22 milyon dolarla rekor kırdı. Yılın ilk 5 ayında Rusya’ya domates ihracatı yüzde 16 artarak 34 milyon doları, motorlu kara taşıtları ihracatı ise yüzde 6’lık artışla 232 milyon doları buldu.  Ayrıca en fazla kimya ihracatı yapılan üçüncü ülke de 107 milyon dolarla Rusya oldu.

Türkiye, Rusya, Ukrayna ve CIS ülkeleri ile Avrupa ülkelerinde lojistik hizmetler veren Almark Logistics de her sektörden yüke uyun, özel donanımlı 350 civarında araç ve ekipmanla Türkiye-Rusya hattında taşımacılık ve depolama çözümleri sunuyor.

Maliyet Etkin Çözümler, Zamanında ve Hasarsız Teslimat

Şirketin Genel Müdürü Onur Güvenler, St. Petersburg’da kurdukları şirketleriyle Rusya’daki lojistik altyapı ve ağlarını daha güçlendirdiklerini belirtti. Türkiye ve Rusya’dan ithalatçı ve ihracatçı müşterilerine, iki ülkeyi de çok tanıyan tecrübeli çalışanlarıyla hizmet verdiklerini vurgulayan Güvenler, “Maliyet etkin çözümlerimiz, zamanında ve hasarsız teslimatlarımızla iki ülke arasındaki ticaret hacminin daha da artmasına katkı sağlıyoruz.” dedi.

Güvenler, multimodal taşımacılık başta olmak üzere kara yolu, deniz yolu, hava yolu, demir yolu ve dökme yük taşımacılığı hizmetleri verdiklerini anlattı. Multimodal servisleriyle oldukça ekonomik çözümler sunduklarına dikkati çeken Güvenler, “Böylece müşterilerimize rekabet avantajı kazandırıyoruz. Ayrıca olumsuz hava koşulları ile trafik ve sınır kapılarındaki yoğunluk nedeniyle teslimatlarda yaşanabilecek gecikmelerin de önüne geçiyoruz.” diye konuştu.

“Üçüncü ülke taşımalarında da hızla büyüyoruz”

Güvenler, Rusya’da Almark Logistics’e duyulan güvene de dikkati çekerek, sözlerini şöyle tamamladı:

“Rusya’da yıllardır müşteri odaklı çözüm anlayışımızla ve kalite çıtamızı yükselterek çalışıyoruz. Çekicilerimiz ve logomuz Rusya pazarında çok iyi tanınıyor. Oluşturduğumuz bu güvenle sadece Türkiye hattında değil, başta Avrupa ülkeleri olmak üzere üçüncü ülke taşımalarında da hızla büyüyoruz.”

HOW- Hub of Warehouse için İmzalar Atıldı

Satınalma Eğitimihow Hub Of Warehouse Için İmzalar Atıldı

Satınalma Eğitimihow Hub Of Warehouse Için İmzalar Atıldı75 yılı aşkın süredir global ticari fuarlar düzenleyen Deutsche Messe‘nin Türkiye ofisi Hannover Fairs Turkey ile istif makinaları sektörünün çatı kuruluşu İstif Makinaları Distribütörleri ve İmalatçıları Derneği (İSDER) yeni bir iş birliğine imza attı. Yeni nesil depo sistemleri ve iç lojistik sektörünün uçtan uca çözümlerini kapsayan Türkiye’nin tek fuarı HOW-Hub of Warehouse 18 – 20 Eylül 2025 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde Hannover Fairs Turkey tarafından, İSDER iş birliği ile düzenlenecek.

Teknolojik gelişmelerin sonucu online ticaretin artmasıyla birlikte Türkiye’nin iç lojistik ve yeni nesil depo sistemleri pazarı hızla büyümeye devam ediyor. Son 5 yılda hızla büyüyen Türkiye depo sistemleri ve lojistik pazarının, 2028 yılında 1,8 trilyon TL’ye ulaşacağı öngörülüyor. Bu büyüme, küresel rotalardaki değişiklikler, artan talep ve Türkiye’nin üretim merkezi olarak önem kazanması gibi faktörlerle tetikleniyor. Buradan hareketle 75 yılı aşkın süredir dünya çapında ticari fuarlar düzenleyen Deutsche Messe, Türkiye’de yeni nesil depo sistemleri ve iç lojistik sektörlerinde çığır açacak bir yeniliğe daha imza attı.

Deutsche Messe AG’nin Türkiye’deki fuarlarının planlanması, organizasyonu ve uygulamasından sorumlu olan Hannover Fairs Turkey’nin İstif Makinaları Distribütörleri ve İmalatçıları Derneği’nin (İSDER) iş birliği ile düzenleyeceği HOW-Hub of Warehouse Fuarı’nın iş birliği protokolü, Hannover Fairs Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Annika Klar ve İSDER Yönetim Kurulu Başkanı Serkan Karataş tarafından imzalandı. Yeni nesil depo sistemleri ve iç lojistik sektörünün uçtan uca çözümlerini kapsayan Türkiye’nin en yeni fuarı HOW-Hub of Warehouse, 18-20 Eylül 2025 tarihleri arasında Hannover Fairs Turkey tarafından, İSDER iş birliği ile İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenecek.

“HOW-Hub of Warehouse Fuarı sektörümüz için önem arz ediyor”

HOW-Hub of Warehouse Fuarının imza töreninde konuşan İstif Makinaları Distribütörleri ve İmalatçıları Derneği (İSDER) Yönetim Kurulu Başkanı Serkan Karataş; şunları söyledi: “Beklentilerimizin de üstünde büyümenin yaşandığı sektörümüzde 2023 yılının ihracatı, 2022 yılına göre yüzde 23,1’lik bir artış göstererek, 771 milyon dolar seviyelerine çıkmıştır. İstif makinaları sektörünün bütünleyici alt sektörleri dâhil edildiğinde bu rakamın yaklaşık olarak 1 milyar dolar seviyelerine ulaştığını söyleyebiliriz. Ülkemizin ihracatına katkı sağlayan fuarlar, sektörümüz ve birliğimiz için önem arz ediyor. İSDER olarak HOW-Hub of Warehouse fuarının ana gündemi olan ‘’İntralojistik için Yeni Eğilimler ve Dijitalleşme’’ ve ‘’Enerji Verimliliği- Karbon Nötr Çözümleri’’ konularını çok önemsiyoruz. Fuar, ülkemizin ihracatına katkı sağlayarak sektörümüz ve birliğimiz için önem arz ediyor.

“Yeni Nesil Depo sistemleri ve iç lojistik firmalarını bir araya getiren bir platform olacak”

Fuarın yeni nesil depo sistemleri ve iç lojistik sektöründe Türkiye’deki tek organizasyon olacağını belirten Hannover Fairs Turkey Yönetim Kurulu Başkanı Annika Klar, “Dünyanın en büyük 10 fuar şirketi arasında yer alan Deutsche Messe AG’nin Türkiye’deki fuarlarının organizasyonlarını sürdüren Hannover Fairs Turkey olarak organize ettiğimiz ticari fuarlar ile birçok farklı sektörde firmaların uluslararası arenaya açılmasına ve Türkiye’nin ekonomik kalkınmasına önemli bir katkı sunuyoruz. Bu noktada HOW-Hub of Warehouse; Malzeme Taşıma Teknolojileri, Depolama ve Raf Sistemleri, Depolar ve Operasyonlar için Paketleme Teknolojileri, Yazılım ve Otomasyon Çözümleri, Depo Çözümleri, Robot Teknolojileri, Robot ve Mobil Otonom Araçlar (AGV, AMR) ana ürün gruplarında, yeni nesil depo sistemleri ve iç lojistik sektörlerinin ürün ve çözümlerini kapsayacak. HOW-Hub of Warehouse Fuarımızda intralojistik sektörünün geleceğine dair bir bakış sunacağız. Dünyanın birçok yerinden güçlü tedarik ve satın alma profesyonelini ağırlayarak hem katılımcılarımız hem de ziyaretçilerimiz için yeni iş birliklerine zemin hazırlayacağız. Fuar, ziyaretçilere sektördeki lider firmalarla bir araya gelebilecekleri ve faaliyetlerini geliştirebilecekleri bir platform sunacak. Türkiye’nin tek uçtan uca iç lojistik çözümlerini kapsayacak HOW-Hub of Warehouse fuarı ile tüm sektör paydaşlarına en son teknolojilere ve yeni ürünlere erişim imkanı sunmayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu.

Deutche Messe Fuarın Küresel Başarısına Katkı Sağlayacak  

Deutsche Messe 100’den fazla ülkede geniş bir global ağa sahip olması, etkin satış ve pazarlama kanallarının kullanımıyla fuarın küresel başarısına önemli katkı sağlayacak. Deutsche Messe tarafından Çin, Avustralya, Singapur ve İtalya gibi birçok kıta ve ülkede düzenlenen CeMAT Fuarları; lojistik, taşıma teknolojileri ve tedarik zinciri yönetimi alanlarındaki küresel başarı ve yenilikçi yaklaşımlarını, Türkiye’de ilk kez düzenlenecek olan HOW-Hub of Warehouse Fuarında sergileyerek; sektördeki üstün tecrübelerini Türkiye pazarında göstermiş olacak. HOW-Hub of Warehouse, yeni nesil depo sistemleri ve iç lojistik sektörlerinde en son gelişmeleri ve yenilikçi yaklaşımları arayan profesyoneller için vazgeçilmez bir etkinlik olacak.

Deutsche Messe başta Çin, Avustralya, Singapur ve İtalya gibi birçok kıta ve ülkede CeMAT çatısı altında düzenlenen ve lojistik sektörünü kapsayan fuar markaları ile lojistik, taşıma teknolojileri ve tedarik zinciri yönetimi alanlarında organizasyonlara imza atıyor. Deutsche Messe küresel başarı ve yenilikçi yaklaşımlarını, Türkiye’de ilk kez düzenlenecek olan HOW-Hub of Warehouse Fuarında sergileyerek; sektördeki üstün tecrübelerini Türkiye pazarında göstermiş olacak. HOW-Hub of Warehouse, yeni nesil depo sistemleri ve iç lojistik sektörlerinde en son gelişmeleri ve yenilikçi yaklaşımları arayan katılımcı ve ziyaretçiler için vazgeçilmez bir etkinlik olacak.

Dünyanın en büyük 10 fuar şirketi arasında yer alan Deutsche Messe AG’nin Türkiye’deki fuarlarının planlanması, organizasyonu ve uygulanması amacıyla kurulan Hannover Fairs Turkey iş ortakları ile birlikte büyük çoğunluğu imalat sanayi odaklı olmak üzere 10 fuar düzenliyor. Diğer yandan da Deutsche Messe tarafından dünyanın çeşitli ülkelerinde düzenlenen fuarlara Türkiye’den katılımlar organize ediyor. Bugüne kadar 10.000’den fazla uluslararası fuara ev sahipliği yaparak milyarlarca avroluk ticaret hacmine aracılık eden Deutsche Messe, dünyanın en büyük fuar organizatörleri arasında yer alıyor. Türkiye, Çin, ABD, Meksika, İtalya, Almanya gibi dünyanın çeşitli bölgelerinde birçok sektöre yönelik ticaret fuarları düzenleyen Deutsche Messe, pazar lideri etkinlikleriyle her yıl binlerce profesyoneli bir araya getiriyor. Fuarla ilgili detaylı bilgiye hubofwarehouse.com web sitesi üzerinden ulaşılabiliyor.

Perakende Rönesansı 2024 Raporu yayınlandı; Sosyal ticaret gelirleri yıl sonunda 700 milyar dolara ulaşacak

Satınalma Eğitimi Perakende Rönesansı 2024 Raporu Yayınland Sosyal Ticaret Gelirleri Yıl Sonunda 700 Milyar Dolara Ulaşacak

Satınalma Eğitimi Perakende Rönesansı 2024 Raporu Yayınland Sosyal Ticaret Gelirleri Yıl Sonunda 700 Milyar Dolara UlaşacakPerakende Rönesansı Raporu’nu yayınladı. 2024 yılının ikinci çeyreğine odaklanan rapor, perakende sektöründe devrim yaratan teknolojik trendleri ve bu yeniliklerin iş modelleri üzerindeki derin etkilerini gözler önüne seriyor.

Rapora göre önümüzdeki̇ beş yıl içerisinde özelleşti̇ri̇lmi̇ş tüketi̇ci̇ deneyimi, etkileşime dayalı alışveriş, di̇nami̇k sadakat programları ve yenilikçi deneyi̇mler sektörün standartları hali̇ne geldi̇kçe perakende sektörü de dönüşecek. Sosyal medyanın e-ticarete etkisinin devam etmesi ve sosyal medya üzerinden elde edilen gelirlerinin 2024 yılı sonunda 700 milyar dolara yaklaşması bekleniyor. 

Perakende sektöründeki profesyonellere ve yöneticilere, sektördeki en son trendler ve teknolojik gelişmeler hakkında derinlemesine bilgi sunmayı hedefliyor.

Yeni Çağın Perakende Trendlerine Bakış

Günümüzde tüketiciler, alışveriş deneyimlerinde sorunsuz entegrasyon talep ediyor. Dijital ve fiziksel mağazaların birleştiği bir dünyada, çok kanallı stratejiler perakendecilere büyük avantajlar sağlıyor. Artık müşteriler, ister çevrimiçi ister mağazada olsun, aynı üstün hizmeti bekliyor. Bu trend, alışveriş deneyimini yeniden tanımlayarak müşterilere kişiselleştirilmiş ve esnek seçenekler sunuyor. Önümüzdeki̇ beş yıl içerisinde bi̇reyselleşti̇ri̇lmi̇ş ve yenilikçi tüketi̇ci̇ deneyimi, etkileşime dayalı alışveriş, di̇nami̇k sadakat programları sektörün standartları hali̇ne geldi̇kçe perakende sektörünün de dönüşmesi bekleniyor.  

26 ülkede 20 bin tüketici ile yapılan IBM anketine göre tüketicilerin yalnızca yüzde 9’u mağaza içi alışveriş deneyimlerinden memnun olduklarını söylüyor. Ankete katılanların yarısından fazlası, alışveriş yaparken botlar, sanal asistanlar ya da AR/VR ve AI uygulamalarını kullanmak istediklerini belirtiyor. Buna rağmen AI asistanlarını kullanan katılımcıların üçte ikisi ise deneyimden memnun kalmadıklarını ve neredeyse yüzde 20’si tekrar denemeyeceklerini söyledi. Öte yandan, küresel AR/VR e-ticaret pazarının 2027 yılına kadar 120 milyar dolara ulaşması; küresel sosyal medya üzerinden yapılan ticaret gelirlerinin 2024 yılında 700 milyar dolara yaklaşması bekleniyor.

Raporun ilgi çekici bazı verileri şöyle;

Çevrimiçi alışveriş yapanların yüzde 80’i, yapay zeka tabanlı kişiselleştirmenin çevrimiçi deneyimlerini geliştirdiğine inanıyor.

Hızlı büyüyen şirketler, daha yavaş büyüyen şirketlere göre kişiselleştirmeden yüzde 40 daha fazla gelir elde ediyor.

Ankete katılanların yarısından fazlası, alışverişlerinde botları,  sanal asistanları ya da AR/VR ve AI uygulamalarını kullanmak istediklerini söylüyor.

Yapay zeka asistanlarını kullanan katılımcıların üçte ikisi bu deneyimden memnun kalmamış ve yaklaşık yüzde 20’si tekrar denemeyi düşünmediklerini belirtiyor.

Küresel AR/VR e-ticaret pazarının 2027 yılına kadar 120 milyar dolara ulaşacağı öngörülüyor.

Küresel sosyal ticaret gelirlerinin 2024 yılında 700 milyar dolara yaklaşması bekleniyor.

İhracatın Finansmanı Buluşmalarının Beşincisi Denizli’de Gerçekleşti

Satınalma Eğitimi İhracatın Finansmanı Buluşmalarının Beşincisi Denizli’de Gerçekleşti

Satınalma Eğitimi İhracatın Finansmanı Buluşmalarının Beşincisi Denizli’de Gerçekleştiİhracatı Geliştirme A.Ş. (İGE) kurulduğu günden bu yana ihracatçılara kefalet paketleri ile verdiği desteği sürdürürken, finansmana erişim için bir köprü görevi üstlenerek ihracatçılar ile bankaları buluşturmaya da devam ediyor.

İGE’nin koordinasyonunda, Denizli İhracatçılar Birliği’nin ev sahipliğinde ve Türk Eximbank’ın desteğiyle Akbank, Garanti BBVA, İş Bankası, Odeabank ve Yapı Kredi sponsorluğunda gerçekleşen İhracatın Finansmanı Buluşmaları etkinliği, 200’ün üzerinde ihracatçının katılımıyla Denizli’de gerçekleştirildi.

Topaç; “İhracatın sürdürülebilir büyümesi için finansmanın öneminin bilinciyle hareket ediyor ve Türkiye’nin dört bir yanında ihracatçılara ulaşmaya önem veriyoruz” 

Toplantının açılışında konuşan İhracatı Geliştirme A.Ş. Genel Müdürü Fatih Tuğrul Topaç; “İGE’nin kurulduğu günden bu yana ihracatın sürdürülebilir büyümesi için finansmanın öneminin bilinciyle hareket ediyor ve Türkiye’nin dört bir yanında ihracatçılara ulaşmayı önemsiyoruz. İzmir, Bursa, Adana ve İstanbul’un ardından, önemli bir ihracat lokasyonu olan Denizli ve çevresindeki ihracatçılarımızı finans dünyasıyla bir araya getirerek ihracatın finansmanı konusunda birlikte somut çözümler üretmeyi hedefliyoruz.  İGE olarak, ülkemizin ihracat gücünü artırmak ve bu alana daha fazla kaynağın aktarılmasını sağlamak en önemli önceliğimiz. Bu nedenle, kesintisiz ve sürdürülebilir finansmana erişimi sağlamak için kararlılıkla ve hız kesmeden çalışmalarımıza devam ediyoruz. Paydaşlarımızla birlikte oluşturduğumuz sinerjiyle ülkemizin ihracat potansiyelini artırmaya ve ekonomimizin istikrarlı büyümesine katkı sunmaya devam edeceğiz.” dedi.

DENİB Başkanı Hüseyin Memişoğlu; “İhracatın Finansmanı Buluşmaları programının Denizli ev sahipliğinde gerçekleşmesinden onur duyuyoruz”

DENİB Başkanı Hüseyin Memişoğlu; “İhracatçılar için zorlu bir süreçten geçiyoruz. Talep daralması ihracatımızı etkileyen en önemli faktörlerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Yeni siparişlerde ivme kaybı devam ediyor. Diğer yandan jeopolitik gerilimler nedeniyle artan enerji ve hammadde fiyatları da ihracat rakamlarımıza yansıyor. Belirsizlikler ihracatçının önünü görmesini zorluyor. Yılın ilk yarısında Denizli’den ihracat gerçekleştirdiğimiz 25 sektörden 12’sinde azalma mevcut. Özellikle emek-yoğun sektörlerde bu durum daha net bir şekilde görülüyor. Kurların ihracatçının rekabet edebileceği seviyede olmaması ve sabit seyri de bir diğer önemli başlık olarak karşımıza çıkıyor. İhracat rakamlarımıza değinecek olursak, Denizli’den 2023 yılında 4,2 milyar dolar değerinde ihracat gerçekleştirdik. 2024 yılı Ocak-Haziran döneminde ise ihracatımız yüzde 2,5 artışla 2,1 milyar dolara ulaştı. Son dönemlerde, yüksek faiz oranları nedeniyle ihracatçılar, uygun koşullarda finansmana erişmede bazı zorluklar yaşıyor. Ana ihraç pazarımız olan Avrupa’da dijitalleşme ve sürdürülebilirlikle ilgili gelişmelere uyum konusunda özellikle KOBİ düzeyindeki firmaların uygun koşullarda finansmana erişimi gerekiyor.” dedi.

Etkinlikte bankaların üst düzey temsilcileri Bankacılık ve Finans Panelinde ihracatçılara sundukları finansman çözümleri hakkında bilgi verirken, Denizli İhracatçılar Birliği (DENİB) temsilcileri Erdal Çoban, Orhan Özgür ve Uğur Çoban’ın katılımıyla gerçekleşen panelde, katılımcılar finansmana yönelik ihtiyaçlarını dile getirdiler. T.C. Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürü Mehmet Ali Kılıçkaya ihracat desteklerini aktarırken, İGE Genel Müdürü Fatih Tuğrul Topaç ve Eximbank Ege Bölge Müdürü Gülom Timurhan’ın ihracatçılara sunulan kefalet ve finansman desteklerini tanıttıkları sunumlarının ardından etkinlik sona erdi.

Türkiye, Sürdürülebilirliğe Mavi Ekonomi ile Açılan Yelken

Satınalma Eğitimi Türkiye, Sürdürülebilirliğe Mavi Ekonomi Ile Açılan Yelken

Satınalma Eğitimi Türkiye, Sürdürülebilirliğe Mavi Ekonomi Ile Açılan YelkenSürdürülebilirliğe Mavi Ekonomi ile Açılan Yelken: Türkiye’nin Potansiyelini Açığa Çıkarmak” başlıklı raporunu yayınladı. Rapor, mavi ekonomi olarak tanımlanan sektörlere ilişkin (sürdürülebilir balıkçılık uygulamalarından deniz üstü yenilenebilir enerjiye, liman faaliyetlerinden kıyı turizmine) kapsamlı birçok başlığı içeriyor.

Türkiye’de mavi ekonomi, 8592 kilometrelik kıyı şeridindeki 28 şehir ve pek çok ülkenin üzerindeki 47 milyon nüfusla, demografik yapı, jeopolitik konum, ve lojistik altyapısıyla önemli bir potansiyele sahip. Toplam GSYİH’nin %67’sini oluşturan bu 28 şehirde 11 milyonun üzerinde çalışan yer alırken, bunların %8’i mavi ekonomiyle doğrudan bağlantılı sektörlerde çalışıyor.

Türkiye’nin 2053 Sürdürülebilir Mavi Ekonomi Eylem Planı önemli bir eksikliği gidermeyi amaçlıyor. Gerekli altyapının oluşturulması, yol haritasının hazırlanması ve kıyı alanlarında faaliyet gösteren sektörler ve kurumlar arasındaki iş birliğini artırmayı amaçlayan plan, ayrıca Deniz Koruma Alanları’nın ilan edilmesiyle özellikle çevresel tehditlere duyarlı kıyı bölgelerindeki biyolojik çeşitliliği korumayı da hedefliyor. Türkiye, mavi ekonomi alanındaki kayda değer potansiyeliyle önde gelen çalışma ve iş birliklerinde öne çıkan ülkeler arasında yer alıyor. Dünya Bankası tarafından desteklenen “Karadeniz’in Mavileştirilmesi Projesi (BBSEA) kapsamında  “Kirliliği Azaltmak için Mavi Ekonomi İstihdam Programı” gibi çalışmalar bu iş birliğini gösteren uygulamalar arasında bulunuyor.

Okyanus ve deniz tabanlı ekonomik faaliyetlere bütüncül ve sürdürülebilir bir yaklaşım olarak tanımlanan “Mavi Ekonomi”, Türkiye gibi geniş kıyı şeritlerine sahip ülkeler için kritik bir önem taşıyor. Ülkemiz, sahip olduğu coğrafi yapı ve iş gücü sayesinde mavi ekonomide dünyanın önde gelen ülkelerinden biri olma potansiyeli taşıyor. Hazırladığımız bu raporla bu alandaki potansiyelden maksimum faydanın alınmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz. ‘2053 Sürdürülebilir Mavi Ekonomi Eylem Planı’ ve ‘Sıfır Atık Yönetim Sistemi Uygulama Rehberi’, Türkiye’nin mavi ekonomiyi geliştirme yolculuğundaki ciddiyetini ortaya koyuyor. Devreye alınacak politikalar ve projeler ile ülkemiz sürdürülebilir kalkınma yolunda sahip olduğu yüksek potansiyele ulaşabilir.

Türkiye’nin Hangi Bölgeleri Ne Kadar Mavi?

Rapor kapsamında değerlendirilen sektörlerdeki bölgesel dağılıma bakıldığında Marmara kıyılarında liman faaliyetleri ile gemi inşası ve onarımı öne çıkıyor. Ege kıyılarında da etkisi görülen liman faaliyetleri ile gemi inşasının yanına Marmara’dan farklı olarak canlı deniz kaynakları ile kıyı turizmi yerleşiyor. Akdeniz bölgesinin doğusunda Mersin – İskenderun’daki liman etkisi dikkat çekerken, batıda kıyı turizmi ve deniz taşımacılığı öne çıkıyor. Karadeniz ise çok sayıda limanı ve tersanesinin yanına Doğu Karadeniz’de canlı deniz kaynaklarıyla farklılaşıyor.

Mavi Ekonomiyi Destekleyen İnisiyatifler

Rapora göre kıyılarda yer alan toplulukların ve kamu kurumlarının farkındalığı ile mavi ekonomik dönüşüme etkin katılımları, mavi ekonomiye geçişte belirleyici bir role sahip. Mavi ekonomiye dahil sektörlerden verileri bir araya getirerek farklı ülkeler arasında karşılaştırmalı analize olanak tanıyor. Veri ve bilgi paylaşımı sağlarken bu alandaki farkındalığı yükseltmeyi de amaçlayan platform, mavi ekonomiye yönelik eğitimler sunarak inovasyonu teşvik etmeyi ve mavi teknolojileri hızla kullanıma sunarak bu yöndeki yetenek gelişimini desteklemeyi de amaçlıyor.

Katma Değeri Yüksek Bir Alan: Mavi Finans

Raporda öne çıkan başlıklardan birini de “mavi finans” oluşturuyor. Denizler ve kıyı bölgeleriyle ilgili sürdürülebilir ekonomik faaliyetleri desteklemek üzere özel olarak tasarlanmış finansal mekanizmaları, araçları ve yatırımları ifade eden mavi finansı temel alan inisiyatifler, deniz koruma projeleri, sürdürülebilir balıkçılık, yenilenebilir enerji projeleri, kıyı altyapısı geliştirme ve deniz kirliliğiyle mücadele gibi alanlara finansman sağlıyor. Bu kapsamda yer alan finansal araçlar ise mavi tahviller, mavi karbon dengeleme çalışmaları, yeşil-mavi taksonomiler, deniz ve kıyı alanlarını koruma, sürdürülebilir balıkçılığı teşvik etme ve mavi ekonomi içindeki diğer faaliyetlere yönlendirme olarak sıralanıyor.

Türkiye Deniz Kirliliği ile Mücadelede En Çok Destek Alan Ülkeler Arasında

Ülkelerin deniz ve okyanus kirliliğini çözmek için aldıkları yardım ve destekler. OECD’nin 2021 yılı verilerine göre, okyanus ekonomisi özelinde resmî kalkınma yardımı alan ülkelerden Meksika 290 milyon dolar ile başı çekerken, Endonezya 140, Fildişi Sahilleri 120 milyon dolar ile ilk üçte yer alıyor. Kara kaynaklı deniz kirliliğini durdurmak için alınan resmi kalkınma yardımlarında ise Türkiye 485 milyon dolar ile ilk sırada bulunuyor. Türkiye’yi 189 milyon dolar ile Kosta Rika ve 145 milyon dolar ile Kolombiya izliyor. Bu kapsamda, Türkiye’de kıyı kirliliğini çözmeye yönelik adımlar mavi ekonominin gelişmesinde ve mavi sektörlerde istihdamın artmasında belirleyici bir konuma sahip.

Türkiye’de Mavi Ekonomiyi Geliştirmek için Neler Yapılabilir?

Kıyılardaki ekonomik faaliyetlerin çeşitliliği göz önüne alındığında, Türkiye’de mavi ekonomi potansiyelini açığa çıkarmak ve bu potansiyeli sürdürülebilir büyümeye dönüştürmek için atılabilecek birçok adım bulunuyor.

Bu adımlardan kirliliğin önlenmesine ve kıyı temizliğinin sağlanmasına yönelik düzenleyici uygulamaların ve politikaların güçlendirilmesi, sürdürülebilir turizm politikalarının tasarlanması, kıyı ekosistemleri için farkındalığın artırılması ve etkin izleme-değerlendirme mekanizmalarının kurulması gibi aktiviteler çevresel konuları gözetirken, eğitim ve becerilerin geliştirilmesi, uluslararası ve kamu-özel iş birliklerinin güçlendirilmesi, bu alanda çalışan KOBİ’lerin desteklenmesi, Ar-Ge teşviklerinin yapılması ve denizcilik altyapısının geliştirilmesi mavi ekonomik faaliyetlerin finansal olarak desteklenmesinde etkin rol oynayabilir.

Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Eğitim Programları 

Standart eğitim programı Sürdürülebilirlik Tedarik Zinciri Yönetimi
 2 gün ve Genişletilmiş Sürdürülebilirlik Eğitim Programı ise 6 tam gün üzerinden gerçekleştirilmektedir.

Sustainability Supply Chain1. gün- Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi
2. gün- Döngüsel Stratejiler ve KPI’lar
3. gün- Kurumsal Sürdürülebilirlik
4. gün- Etik ve Davranış Kuralları
5. gün- Sürdürülebilirlik Raporlaması
6. gün- Sürdürülebilir Pazarlama

Eğitim Koordinatörü: Prof. Dr. Murat ERDAL
merdal@istanbul.edu.tr

Satınalma ve Tedarik Zinciri Eğitim Kataloğu
Eğitim kataloğunu indirmek için https://satinalmadergisi.com/egitim.pdf

Şehir dışı eğitimlerde uçak ve otel konaklama organizasyonu eğitim alan firma tarafından karşılanmaktadır.

Eğitim Gün Planı: 9:30 – 12:30, 1 saat öğle arası, 13:30 – 16:30

Şirketiniz için en doğru teklifi egitim@satinalmadergisi.com üzerinden alabilirsiniz.

Enflasyon Düştü Bilginiz Var mı? Bölüm 1

Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem Enflasyon Düştü Bilginiz Var Mı Bölüm 1

Enflasyon Düştü Bilginiz Var mı? Bölüm 1

Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem Enflasyon Düştü Bilginiz Var Mı Bölüm 1Reşat BAĞCIOĞLU

ICC Uluslararası Ticaret Odaları

Türkiye Milli Komitesi

Türkiye Bankacılık Komite Başkanlığı Üyesi

Haziran 2024 Ayı Enflasyonunu Konuşalım

Aylar önceden enflasyonun düşeceğinin 2024 yılının ilk yarısı ve sonrasında olabileceği otoriteler tarafından söylendi de bu söylemleri duyan biz insanlar biraz şüpheli yaklaşım gösterdik enflasyon düşecek söylemlerine.

Vay be, enflasyon düştü öyle mi? Hiç beklemiyordum.

Ülkemizin resmi kurumu TÜİK tarafından Haziran 2024 ayı enflasyon oranı muhtemelen son ayların en düşük artışının var olduğunu gösterdi ve enflasyon oranının % 1.64. Yıllıklandırılmış enflasyon ise % 71.60.

Enflasyon Oranına Göre Emekli ve Çalışanların Maaş Artışları

Yılın ilk 6 ayı için emekli ve çalışan memurlar TÜİK enflasyon verilerine göre zam alıyorlar. Çalışanları değil de emeklilerin maaş artışından bahsetmek istiyorum.

TÜİK’e göre Haziran 2024 ayı enflasyon oranının % 1.64. Yıllıklandırılmış enflasyon ise % 71.60 söylemiş ve bu hesaba göre emekliler ilk 6 ay için % 71.60’lık tutarın yarısı kadar zam alacaklarını ümit ederken, emekliye sadece % 24.73 zam verildi. Yani had edilene saygılı davranış göstererek 2024 yılının ikinci yarısı için % 24.73 Yüzde 25’in kıyısından dönmüş bir enflasyon zammı desek yerinde mi olur acaba? Bu duruma göre 6 aylık enflasyon zammı % 24.73 olduğuna göre yıllıklandırılmış enflasyon da yüzde 49.46 oluyor.

Valla öyle diyorlar, benim biraz kafam karıştı bu işe…

Diğer Kurumların Enflasyon Karşılaştırmaları

Bir göz atalım isterseniz 2024 yılı ilk yarısı için diğer enflasyon değerlendirme kurumlarının rakamlarına…

İLGİLİ KURULUŞ AYLIK ORAN YILLIKLANDIRILMIŞ ORAN
TÜİK % 1.64 %   71.60
İTO % 3.42 %   82.14
ENAG % 4.27  %  113.08

 Reşat Bağcıoğlu’nun enflasyon açıklaması: Hele bir pazara gidin alış veriş edin de görün enflasyonun ne olduğunu.

Hangi Enflasyon Verisine İnanacağımızı Şaşırdık

Allah kimseyi şaşırtmasın. Burada en zor olan konulardan bir tanesi de her kafadan bir sen çıkan enflasyon verileri karşısında vatandaş kime inansın?

TÜİK devletimizin resmi ve saygın kurumu özelliğini her zaman korumak durumunda olduğundan dolayı, TÜİK’in açıkladığı % 1.64’luk oranın doğru, piyasada dolaşan İTO’nun % 3.42, ENAG’ın % 4.27 rakamlarının ise gerçeklikten sapmış olduğu sonucu ortaya çıkıyor.

Hele hele Reşat Bağcıoğlu neyse ki bir enflasyon rakamı deklere etmedi, o da bir rakam söyleseydi enflasyon rakamları havada uçuşacaktı.

Açıklanan rakamların sadece bir tanesi doğru, diğerleri ise dezenformasyon bilgi yani yalan verilerin kibarcası.  Dezenformasyon yasası var ülkemizde. Yalan haber yayanlarla ilgili. Yukarıdaki paragrafımda açıklanan 3 adet enflasyon verisinin bir tanesi doğru ise, diğer ikisi + Reşat Bağcıoğlu’nun enflasyon verileri yalan; pardon dezenformasyon.

Veya açıklanan bir enflasyon verisi yanlış ise, diğer kurumların + Reşat Bağcıoğlu’nun açıkladığı enflasyon verileri doğrudur.

Uzun lafın kısası bu veriler içinde yer alan enflasyon rakamları konusunda bir taraf gün görmemiş yalan yanlış bilgi veriyor. Hem de yalanı en okkalı biçimde söylüyor.

Mayıs Ayından Haziran Ayına Bir Kaç Ürünün Fiyatı Ne Olmuş?

Limon Kilo Fiyatı GörseliMayıs ayında limon 50 ila 60 liraya satılırken Haziran ayında limon 100 Lira oldu. Limonun fiyatı roket gibi yukarı çıkarken diğer ürünlerin fiyatı aşağıya inmedi.

Domates geçen sene yaz aylarında ortalama 7 ile 10 Lira arasında idi. Bu sene yani 2024 yılı yaz ayında ise 30 ile 40 lira arasında.

Bamya Fiyat GörselMeyve fiyatlarını söylemeye dilim varmıyor. 100 Liradan yukarı fiyatlar. Hangi bir meyveyi sayayım. Kiraz fiyatını hiç söylemeyeyim; 100 Liraya kiraz yok,

Ya arkadaş, şu bamyaya ne oldu? Geçen sene kilo fiyatı TRL.60 veya TRL.75 civarında değil miydi.

Ve TÜİK enflasyonu aylık % 1.64 öyle mi? Küçülüp de cebime girseydi bari…

TUİK Baz Enflasyon Hesaplamasına Göre 2024 Yılı Yıllıklandırılmış Baz Enflasyon Oranı % 49.46

2024 yılı yıllıklandırılmış baz enflasyon oranı % 49.46, 6 aylık ise % 24.73. Daha da beteri emekliler de altı ay için % 24.73 zam aldılar.

Piyasanın gerçeği oldukça farklı, TÜİK’in ölçme ve değerlendirmesi bambaşka farklı. Piyasadaki enflasyonu bizzat yaşan bizler ve ben Reşat Bağcıoğlu, yanlış değerlendirmeyi ve ölçmeyi doğru veri olarak kabul eden TÜİK’ne ne diyeceğimi ve doğru enflasyon rakamlarını nasıl anlatacağımı bilemiyorum. Vatandaş biraz daha fazla açıklama yaparsa veya serzenişte bulunursa sonunda hakaret davası ve tazminat davası açılıyor. Paşalar gibi bu rakamlara inanacaksınız, itiraz etseniz ne yazar deniliyor adeta.

Berberimle Göz Göze Geldim

Berberlerin bu kadar saçı olan kişilere daha anlayışlı, müşfik olmalı ve tıraş fiyatında indirim sağlamalı.

Evet bu resim tam da benim kafamdaki saç miktarını gösteriyor. Gençlik yıllarımda berbere gittiğimde saçımın gür olmasından dolayı berber benimle ortalama 45 dakika ilgilenirdi. Ama şu günlerde; yani saçlarımın çoğunun benimle vedalaştığı günlerde berberim eline makası aldığı gibi 5 – 8 dk içinde tıraşımı bitiriveriyor.  Biraz içerliyorum ama içime atıyorum her şeyi.

Bu hafta berberime gittiğimde şu diyalog geçti aramızda;

“Ahmet usta, bak enflasyon % 100’ün üzerinde iken TÜİK yıllık enflasyonu % 49.46 olarak hesapladı, bu orana göre göre bana emekli maaş zammı verdi. Sen ise bir tıraşa şimdi 200 liraya yakın para istiyorsun. Sen neden TÜİK rakamlarına saygılı davranıp, tıraş ücretinde indirim yapmıyorsun? “

diye sordum.

Berberim Ahmet usta yüzüme baktı, uzun süre göz göze bakıştık, bana ne diyeceğini şaşırdı, tek kelime konuşacaktı onu da söylemekten vazgeçti. Sonrasında kahkahalarla güldü.. Ne oldu Ahmet Usta TÜİK enflasyonun karşısında ne diyeceğini şaşırdın değil mi?

Berberim Ahmet Usta ise;

“Reşat hocam size bir şey söyleyeyim mi? Şu TÜİK enflasyon oranını benim yanımda konuştunuz ama başka yerde konuşmayın, ben sizi severim ve dostane tavsiyesinde bulunuyorum. TÜİK enflasyonu sürekli dillendirirseniz bakarsın başınıza müessif bir olay gelir, yüzünüz, gözünüz şişer, elinizi ayağınızı kırarlar.

Ben size traş ücretinde % 50 indirim yapacağım ama TÜİK’in enflasyon rakamlarından dolayı değil, saçlarınızın çoğunun sizi terk ettiğinden dolayı. Hadi sıhhatler olsun.”

dedi.

Berberim beni incitmeden benim kafamın kel olduğunu ima etti sanırım. Acaba TÜİK enflasyonuna inanmadı mı?

Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem Enflasyon Düştü Bilginiz Var Mı Bölüm 1Reşat BAĞCIOĞLU

ICC Uluslararası Ticaret Odaları

Türkiye Milli Komitesi

Türkiye Bankacılık Komite Başkanlığı Üyesi