Sürdürülebilirleştiremediklerimizden misiniz?

Dr. İrfan Akyüz
Dr. İrfan Akyüz
İstanbul Üniversitesi, İşletme Fakültesi, İşletme Bölümünü bitirdikten sonra, yine aynı üniversitede pazarlama alanında yüksek lisans ve doktora eğitimlerini tamamlamıştır. İstanbul Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde doktor öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır. Aynı zamanda Azteka Yönetim ve Danışmanlık firmasının kurucu ortaklarındandır.
spot_imgspot_img

Sürdürülebilirleştiremediklerimizden misiniz?

Dr. Öğr. Üyesi İrfan AKYÜZ

Sürdürülebilirleştiremediklerimizden Misiniz Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemSürdürülebilirlik kelime itibariyle, sürdürülebilir olma (TDK) biçiminde açıklanmaktadır. Yapay zekanın kavrama yaklaşımına göre, doğal kaynakların, çevrenin ve ekosistemlerin gelecek nesilleri tehlikeye atmadan, bugünkü ihtiyaçları karşılayacak şekilde kullanımıdır. (ChatGPT) Yapay ya da yapay olmayan zekaların bileşkesinde, sürdürülebilirliğin bugün ile gelecek arasında bir köprü kurma durumundan söz edilebilir. Ki bu köprünün çevresel, ekonomik ve sosyal sürdürülebilirlik olmak üzere üç sac ayağı bulunduğunu eklemekte yarar var. Mevcut metinde temel vurgu ise, çevresel sürdürülebilirlik ile ilişkilendirilmektedir.

Sürdürülebilirliğin çevreseli, doğanın tüm kaynaklarına saygı ve ölçülü bir kullanım içerdiğinden bireylere kadar indirgenebilmektedir. Musluğu nasıl kullandığımızdan, hangi ampulü tercih ettiğimize değin gündelik hayatta karşılık bulan yüzlerce fikir ve uygulamadan söz edilebilir. Bu kapsamda, geri dönüşüm ise önemiyle dikkat çeken bir yapıdadır. Yeni bir kaynakla geleceğe soru işareti bırakmaktansa; mevcudu yeniden ve yeniden ve hatta yeniden kullanmak çok daha anlamlıdır. Bu nokta itibariyle, sürdürülebilirlik çabası da bireyden kurumlara doğru genişlemekte ve topyekun bir “ortak akla” evrilmektedir. Aslında öyle olmasını istiyor, diliyor ve bekliyoruz!… Peki bireyler ile kurumlar “ortak akılda” mı?

Plastiği, kağıdı ve organik atıkları ayrı çöp kutularına atmak, bireyin sürdürülebilirliğe verdiği önem ise; kurumların rolü ne olmalıdır? Tek tip, her şeyin bir arada toplandığı geleneksel çöp kamyonları mı? Aylık su tüketimine dikkat eden bir hanede, birey üzerine düşeni yaparken; ortalamanın altında su tüketeni ödüllendiren bir kuruma rast geldiniz mi? Eski giysilerinizi geri dönüşüm için teslim ettiğinizde, yeni ve geri dönüştürülmüş giysiler için indirimler kazandınız mı? İşe giderken kendi aracınızı değil de; toplu taşımayı tercih ettiğinizde yüzde şu kadarlık bir avantaj elde ettiniz mi? Doğa dostu (!) elektrikli bir araçla yol alabilmeniz için, fosil yakıt tüketen bir başka araçtan daha iyi bir teklif aldınız mı? Çok fazla “-mış” gibilerle mi yüzleştiniz yoksa?

Soru sayısını arttırmak mümkün olsa da; cevapların önemli bir kısmının devletin ve özel sektörün kurumlarına ait olduğunu biliyoruz. İlgili tüm kurumların değil, çünkü sürdürülebilirlik ile “ilgisiz” bir kurum olamayacağından; birey ve kurumların akıllarını ortaklaştırmaya ihtiyacımız var. Kavramın öğrenilmesi ve topluma yayılması bir basamaksa, uygulanması çok daha önemli bir basamaktır. Bu bağlamda, hepimizin temel bilgi kaynağına dönüşen internetin söylediklerine kulak kabartılabilir.

Sürdürülebilirliğin dijital ayak izlerine göz atıldığında, birey ile kurumlar arasında olduğu gibi, sanal ve gerçek dünya arasındakine benzer bir ayrışmadan söz edilebilir. Google Trends’in 2025 Haziran dönemi bulgularına göre, sürdürülebilirlik 2010 öncesi ülkemizin internet gündeminde nokta kadar yer işgal edemiyorken; 2010 sonrası inanılmaz bir artış hızı yakalamıştır. (https://trends.google.com/trends/explore?date=all&geo=TR&q=s%C3%BCrd%C3%BCr%C3%BClebilirlik&hl=tr)

Benzer bir trend, ülkemizde üretilen tüm lisansüstü tezlerin (yüksek lisans/doktora/sanatta yeterlilik) yer aldığı “Ulusal Tez Merkezi”nde de gözlemlenebilmektedir. Buna göre, sürdürülebilirlik ilk olarak 1994 yılında bir yüksek lisans tezinde kavram olarak incelenmiş; 2010’a kadar ise toplamda 55 adet tezde kullanılmıştır (https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/tezSorguSonucYeni.jsp ). 2010’dan günümüze, yani 15 yıla yakın bir sürede, üretilen tez sayısı 1270’e ulaşmıştır. Bu durum, yalnızca üniversite sayısının artışı ile açıklanamayacak kadar büyük bir sıçrama olarak düşünülebilir. Çünkü akademik tezler, sürdürülebilirliği tek bir bilim dalına indirgememiş (pazarlama, finans, eğitim bilimleri vs…) çok farklı bilim dallarında ele almıştır. Ayrıca lojistikten sağlığa, finanstan tekstile kadar birçok sektörde de, kavram araştırılmıştır.

Peki, birey ile kurum (devlet/özel) arasındaki yapıyla sözü edilen dijital ayak izleri arasında bir korelasyondan söz edilebilir mi? Elbette kurumların da verilerine erişim imkanı olsaydı, cevabımız evet olabilirdi. Ancak burada amaç, birey ve kurumlar arasındaki durumu net bir şekilde ortaya koymak değil; sürdürülebilirliğe bakışa dair ipuçları sunmaktır.

Dijital ayak izleri sürdürülebilirliğin birey temelli karşılığının, hem akademik çalışmalar hem de arama sayıları özelinde bulunduğuna işaret etmektedir. Yani bireyler geleceğin bugünden inşasında sürdürülebilirliği hem sanal hem de gerçek dünyalarda önemli görme eğilimindedirler. Ancak bireylerin çabaları, kurumların gayretleriyle bir araya gelmedikçe “ortak akıl” ile “ortak çaba” harmanlanmadıkça, “-mış gibi”ler ortadan kaldırılmadıkça, sürdürülebilirlik popüler bir kavramsallaştırmanın ötesine geçemeyecektir. Kaynakların sınırlı, isteklerin sınırsızlığında sürdürülebilirlik, rasyonel çözümler kadar duygusal geribildirimlere de gereksinim duyacaktır.

Öz olarak ifade etmek gerekirse, yarını bugünden çok düşünen / hayal eden kurumlara dünden çok daha fazla ihtiyacımız bulunmaktadır. “Çevreye saygı” şirket anayasalarında yazılı olması gerektiği için değil; tüm kurumun birlikte çabasının samimi bir karşılığı olmalıdır. Karlılık veya hedef tutturma gibi kısa dönemli kaygılardan çok, gerekirse “savaşı kazanmak için cephelerde kaybetmeyi göze alabilmek” yani bugün her zamankinden az kazanmaya razı olabilmektir. Maliyetleri düşürecek başka kalemlere odaklanabilmektir.

Sürdürülebilirleştiremediklerimizden Misiniz Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem“İşletmelerin temel amacı kar elde etmektir” tarihi yanılgısından “işletmelerin temel amacı hayatta kalmaktır” vizyonuna sahip çıkabilmektir. Sürdürülebilirliğin bir moda değil; hayatta kalmanın ön koşulu olduğunu kabullenmektir. Bu yüzden, sürdürülebilir olmak ya da olmamak değil; sürdürülebilirliği bir kurum olarak ne kadar içselleştirdiğimiz asıl başarı kriterimizdir.

Dr. Öğr. Üyesi İrfan AKYÜZ

Dr. İrfan Akyüz
Dr. İrfan Akyüz
İstanbul Üniversitesi, İşletme Fakültesi, İşletme Bölümünü bitirdikten sonra, yine aynı üniversitede pazarlama alanında yüksek lisans ve doktora eğitimlerini tamamlamıştır. İstanbul Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde doktor öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır. Aynı zamanda Azteka Yönetim ve Danışmanlık firmasının kurucu ortaklarındandır.

PAYLAŞIMLAR

Lütfen yorumunuzu girin !
Lütfen adınızı giriniz.

Şirketler için Eğitim Kataloğu

Yapay Zeka Lojistik Süreç Yazılımı

Şirketler için Eğitim Kataloğu

Yapay Zeka Eğitimi

Yapay Zeka Lojistik Süreç Yazılımı