Avrupa’da Alüminyumun Stratejik Konumu: Politika Çerçeveleri ve Sanayi Aksiyonları
Gül SALDIRANER
EG Partner- SMMM, BD
Alüminyum, Avrupa sanayisinin hem geleneksel üretim kapasitesi hem de yeşil ve dijital dönüşüm hedefleri açısından kilit bir malzeme konumundadır. Hafifliği, iletkenliği, dayanıklılığı ve neredeyse sınırsız geri dönüştürülebilirliği sayesinde; yenilenebilir enerji altyapılarından elektrikli araçlara, savunma sanayinden havacılığa kadar geniş bir değer zincirinin temel girdisini oluşturmaktadır. Bu özellikler, alüminyumu Avrupa’nın enerji dönüşümü, teknolojik egemenliği ve stratejik özerkliği açısından vazgeçilmez bir unsur haline getirmektedir.
Buna karşın Avrupa Alüminyum Sektörü son yıllarda ciddi yapısal baskılarla karşı karşıyadır. Yüksek ve dalgalı enerji maliyetleri, küresel ölçekte artan rekabet, ticaret politikalarındaki sertleşme ve karbon fiyatlandırma mekanizmalarının yarattığı belirsizlikler, özellikle birincil üretim kapasitesini zayıflatmaktadır. ABD’de devreye giren yeni tarifeler ve küresel ölçekte hızlanan sanayi politikaları, Avrupa’nın bu alandaki kırılganlığını daha görünür hale getirmiştir. Alüminyumun üretim kapasitesinin kaybedilmesi ise yalnızca sektörün kendisini değil; otomotivden savunmaya, yenilenebilir enerjiden ileri teknoloji üretimine kadar uzanan geniş bir sanayi ekosistemini doğrudan etkileme potansiyeline sahiptir.
Bu tablo karşısında Avrupa Birliği’nin alüminyuma yaklaşımı, giderek regülasyonların ötesine geçen daha kapsamlı bir strateji arayışına işaret etmektedir. Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması -SKDM (Carbon Border Adjustment Mechanism-CBAM), kritik hammaddeler politikası ve yeniden sanayileşme stratejileri bu arayışın farklı boyutlarını yansıtırken, son dönemde öne çıkan inovasyon gündemi alüminyumun geleceğini belirleyecek asıl kaldıraçlardan biri olarak öne çıkmaktadır. Elektrifikasyon, hidrojen bazlı üretim, gelişmiş geri dönüşüm, karbon yakalama ve karbon-sıfır üretim çözümleri teknik olarak büyük ölçüde mevcuttur; temel mesele bu çözümlerin Avrupa içinde sanayi ölçeğine taşınıp taşınamayacağıdır. Dolayısıyla alüminyum stratejisi, çevresel hedeflerin değil, sanayi kapasitesinin, yatırım ortamının ve teknolojik dönüşümün birlikte ele alındığı bir politika alanı haline gelmiştir.
Bu çalışma, Avrupa Birliği’nin alüminyumla ilgili regülasyonları ile European Aluminium tarafından geliştirilen sektör-odaklı aksiyon planlarını birlikte ele alarak, bu iki düzlemin kesişiminde ortaya çıkan fiilî stratejik çerçeveyi analiz etmektedir.
Yeniden Sanayileşme, Stratejik Özerklik ve Alüminyumun Konumu
Pandemi sonrası dönemde yaşanan tedarik zinciri şokları, jeopolitik gerilimler ve artan küresel rekabet, Avrupa Birliği’nin sanayi politikalarında belirgin bir yön değişimine yol açmıştır. Yeniden sanayileşme stratejisi, ekonomik büyüme ve istihdam yaratma hedeflerinin ötesinde; stratejik özerklik, tedarik güvenliği ve krizlere karşı dayanıklılık arayışının temel araçlarından biri olarak konumlanmaktadır. Bu yeni çerçevede AB’nin amacı, tüm üretimi Avrupa’ya geri taşımaktan ziyade, kritik sektörler ve stratejik girdiler için üretim kabiliyetini korumak ve yeniden inşa etmektir.
Alüminyum, bu yeniden sanayileşme tartışmasının merkezinde yer alan sektörlerden biridir. Geniş kullanım alanı ve yeşil dönüşümdeki vazgeçilmez rolüne rağmen, alüminyum üretimi Avrupa’da yüksek enerji maliyetleri ve küresel rekabet baskısı altında kırılgan bir yapı sergilemektedir. Son yıllarda birincil üretim kapasitesinde yaşanan daralma, yeniden sanayileşme hedeflerinin söylem düzeyinde kalma riskini daha görünür hale getirmektedir. Bu durum, sanayi politikalarının yalnızca normatif hedefler üzerinden değil; somut üretim kapasitesi, enerjiye erişim ve yatırım ortamı üzerinden değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır.
Alüminyumun stratejik önemi, temas ettiği geniş ürün ve sektör yelpazesinde açık biçimde ortaya çıkmaktadır. Otomotiv ve elektrikli araçlardan beyaz eşyaya; inşaat ve yeşil binalardan enerji iletim altyapılarına; savunma, havacılık, gemi ve yat inşasından ambalaj ve ileri mühendislik uygulamalarına kadar uzanan bu yelpaze, alüminyumu modern sanayi ekonomilerinde çok sayıda sektörü eşzamanlı olarak besleyen temel bir girdi haline getirmektedir. Bu çok sektörlü yapı, alüminyumda yaşanacak herhangi bir kapasite kaybının yalnızca metal sektörünü değil, ona bağlı geniş bir sanayi ekosistemini zincirleme biçimde etkileyeceğini göstermektedir. Dolayısıyla alüminyum, Avrupa sanayi politikaları açısından tekil bir sektör değil; çok sayıda stratejik değer zincirini bir arada tutan kritik bir altyapı girdisi olarak değerlendirilmelidir.
Bu bağlamda alüminyum, Avrupa’nın yeniden sanayileşme stratejisinin pratikte nasıl işleyeceğini gösteren kritik bir örnek sunmaktadır. Alüminyum gibi enerji-yoğun ancak stratejik bir sektörde üretim kapasitesinin korunamaması, yeniden sanayileşme söyleminin uygulama gücünü zayıflatacaktır. Buna karşılık, düşük karbonlu, rekabetçi ve ölçeklenebilir bir üretim modelinin Avrupa’da sürdürülebilmesi, sanayi politikasının yalnızca düzenleyici değil, aynı zamanda yapısal dönüşümü mümkün kılan bir araç olarak işlev gördüğünü ortaya koyacaktır.
Sanayi Politikası Bağlamında Alüminyumun Stratejik Rolü
Avrupa Komisyonu’nun Hammadde Bilgi Sistemi (Raw Materials Information System – RMIS), alüminyum ve diğer kritik hammaddeler için üretim, tedarik, ticaret, döngüsel ekonomi ve sürdürülebilirlik göstergelerini bütüncül biçimde sunan resmi bir bilgi altyapısıdır. Hem birincil hem de ikincil (geri dönüştürülmüş) hammadde akışlarını izleyen bu sistem, AB’nin ham madde politikalarının veriye dayalı olarak tasarlanmasına imkân tanımakta; alüminyum politikası ve SKDM gibi düzenleyici araçların izlenebilir ve karşılaştırılabilir bir zemine oturmasını sağlamaktadır.
Avrupa Birliği’nin son dönemde yeniden şekillenen sanayi politikası, bu doğrultuda, küresel değer zincirlerinden kopmayı hedefleyen bir korumacılıktan ziyade, stratejik bağımlılıkları azaltmaya ve arz güvenliğini yönetecek seçici politika araçları geliştirmeye odaklanmaktadır. Artan jeopolitik rekabet, ekonomik ilişkilerin giderek birer güç aracına dönüşmesi ve tedarik zincirlerinin stratejik bir araç olarak kullanılmaya başlanması, sanayi politikasını stratejik özerklik tartışmasının merkezine taşımıştır. Bu çerçevede sanayi politikası, piyasa düzenleme işlevinin ötesine taşınarak, enerji güvenliği, teknolojik egemenlik ve ekonomik dayanıklılıkla doğrudan ilişkilenen bir politika alanı haline gelmiştir.
Alüminyum sektörüne ilişkin politika tartışmalarında, birincil ve ikincil üretim arasındaki yapısal farkların daha net biçimde ayrıştırılması giderek önem kazanmaktadır. Birincil alüminyum üretimi yüksek enerji yoğunluğu ve dolayısıyla karbon maliyetlerine daha duyarlı bir yapı sergilerken, ikincil (geri dönüştürülmüş) alüminyum üretimi daha düşük enerji ihtiyacı ve karbon profili sayesinde farklı politika araçları ve teşvik mekanizmalarıyla ilişkilendirilmektedir. Bu ayrım, hem SKDM’nin tasarımı hem de ticaret ve sanayi politikalarının etkinliği açısından belirleyici bir çerçeve sunmaktadır.
Enerji piyasası tasarımı, alüminyum sanayisinin rekabetçiliği ve dönüşüm kapasitesi üzerinde kritik bir rol oynamaktadır. Uzun vadeli elektrik tedarik sözleşmeleri, kapasite mekanizmaları ve şebeke kısıtlarının yönetimi, özellikle birincil üretimin Avrupa içinde sürdürülebilirliğini belirleyen temel unsurlar arasında yer almaktadır. Dolayısıyla alüminyumun geleceği, yalnızca karbon fiyatlandırma ve ticaret araçlarıyla değil; enerji piyasalarının sanayiye uygun biçimde yapılandırılmasıyla da doğrudan ilişkilidir.
Öte yandan, Avrupa Birliği’nde son yıllarda hızlanan yenilenebilir enerji yatırımları ve 2025 itibarıyla rüzgâr ve güneş kaynaklı elektrik üretiminin ilk kez fosil yakıtları aşması, enerji arzının karbonsuzlaşması yönünde yapısal bir dönüşümün başladığına işaret etmektedir. Ancak bu gelişmenin, enerji-yoğun sanayiler açısından rekabetçi ve öngörülebilir fiyatlara tam olarak yansıması, şebeke kapasitesi, esneklik mekanizmaları ve uzun vadeli sanayiye özel enerji düzenlemelerinin etkinliğine bağlı olmaya devam etmektedir.
Bu kapsamda alüminyum, Avrupa’nın yeni sanayi politikası yaklaşımını somutlaştıran kilit sektörlerden biri olarak öne çıkmaktadır. Yüksek enerji yoğunluğu, güçlü ölçek ekonomileri ve ileri teknoloji gereksinimi nedeniyle alüminyum üretimi, küresel ölçekte sınırlı sayıda üretim merkezinde yoğunlaşma eğilimi göstermektedir. Bu kapasitenin kaybedilmesi, metal üretiminin ötesinde; ona bağlı bilgi birikiminin, tedarik ağlarının ve inovasyon ekosistemlerinin kalıcı biçimde başka bölgelere taşınması riskini de beraberinde getirmektedir. Bu nedenle alüminyum, Avrupa’nın uzun vadeli sanayi ve teknoloji kapasitesini şekillendiren stratejik bir varlık niteliği taşımaktadır.
İklim hedefleri ile sanayi kapasitesinin korunması arasındaki denge arayışı, Avrupa Birliği’nin alüminyum özelinde karşı karşıya olduğu temel politika gerilimlerinden birini oluşturmaktadır. Karbon fiyatlandırması, ticaret savunma araçları ve düzenleyici standartlar tek başına uygulandığında, üretimin Avrupa dışına kayma riskini artırabilmektedir. Buna karşılık üretim kapasitesinin korunması, Avrupa’nın yeşil ve dijital dönüşüm hedeflerinin yapısal temellerini güçlendirmektedir. Bu çerçevede alüminyum, stratejik özerklik tartışmasının özellikle enerji-yoğun sektörler açısından soyut bir kavram olmaktan çıkarak, doğrudan üretim kapasitesi üzerinden sınandığı somut bir politika alanı haline gelmektedir.

Alüminyum İçin Avrupa Aksiyon Planı: Stratejiden Uygulamaya
Avrupa Alüminyum Sektörüne yönelik Aksiyon Planı, alüminyumun stratejik öneminin yalnızca politika belgelerinde tanınmasının yeterli olmadığını; bu tanımın somut, eşgüdümlü ve sektöre özgü müdahalelerle desteklenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. European Aluminium tarafından geliştirilen bu çerçeve, alüminyumu Avrupa’nın sanayi, enerji ve iklim hedeflerinin kesişim noktasında konumlanan stratejik bir varlık olarak ele almaktadır. Planın temel yaklaşımı, risklerin yüksek olduğu mevcut konjonktürde dahi uygulanabilir politika araçlarının hâlen mevcut olduğunu göstermektedir.
Aksiyon Planı, Avrupa alüminyum sektörünün karşı karşıya olduğu yapısal sorunları beş temel öncelik etrafında toplamaktadır.
1. Enerji maliyetleriyle mücadele ve karbonsuzlaşmanın desteklenmesi
Alüminyum üretiminin elektrik-yoğun yapısı dikkate alındığında, düşük karbonlu, güvenilir ve öngörülebilir fiyatlı enerjiye erişim, sektörün rekabetçiliği ve üretim kapasitesinin korunması açısından belirleyici bir unsur olarak öne çıkmaktadır. Bu nedenle plan, yenilenebilir enerji yatırımlarının hızlandırılmasını ve uzun vadeli enerji tedarik mekanizmalarının sanayi lehine tasarlanmasını stratejik bir gereklilik olarak ele almaktadır.
2. Karbon kaçağına karşı korumanın güçlendirilmesi
Aksiyon Planı, SKDM’nin temel hedeflerini desteklemekle birlikte, mevcut tasarımın alüminyum gibi enerji-yoğun sektörlerin özgün koşullarını tam olarak yansıtmadığına dikkat çekmektedir. Dolaylı emisyon maliyetleri, hurda ticaretindeki asimetriler ve küresel piyasa gerçekleri dikkate alınmadan uygulanacak mekanizmaların, küresel emisyonları azaltmak yerine üretimin Avrupa dışına kaymasını hızlandırabileceği vurgulanmaktadır.
3. Alüminyum hurdasının ve döngüsel ekonominin stratejik bir kaynak olarak ele alınması
Alüminyumun defalarca geri dönüştürülebilme özelliği, hem emisyon azaltımı hem de hammadde arz güvenliği açısından önemli bir avantaj sunmaktadır. Ancak hurdanın kontrolsüz biçimde AB dışına yönelmesi, bu potansiyeli zayıflatmakta ve Avrupa’nın döngüsel ekonomi hedefleriyle çelişmektedir. Aksiyon Planı, bu nedenle hurda politikalarının sanayi ve iklim hedefleriyle uyumlu biçimde yeniden ele alınmasını savunmaktadır.
4. Ticaret politikalarında kararlı ve dengeli bir duruşun sağlanması
Küresel ölçekte artan korumacılık, kapasite fazlaları ve sanayi sübvansiyonları karşısında, Avrupa’nın alüminyum üreticilerini haksız rekabete karşı koruyacak etkin ticaret savunma araçlarına ihtiyaç duyduğu açıkça ifade edilmektedir. Bu çerçevede ticaret politikası, çevre ve sanayi politikalarından bağımsız bir alan olarak değil, sanayi stratejisinin ayrılmaz bir parçası olarak ele alınmaktadır.
5. Avrupa’da üretilen alüminyum ürünlerinin ve değer zincirlerinin yapısal biçimde desteklenmesi
“Avrupa’da üretildi” (Made in Europe) yaklaşımı, yalnızca nihai ürünleri değil; elektrifikasyon ve döngüsellik yatırımlarıyla desteklenen entegre değer zincirlerini, teknik bilgi birikimini, becerileri ve inovasyon kapasitesini kapsamaktadır. Bu çerçeve, Net Sıfır Sanayi Yasası (Net Zero Industry Act), Kritik Hammaddeler Yasası (Critical Raw Materials Act) ve bunlarla bağlantılı sanayi politika araçları birlikte değerlendirildiğinde, alüminyumun Avrupa sanayisindeki rolünün geçici bir müdahale değil, uzun vadeli bir stratejik yönelim olarak ele alındığını ortaya koymaktadır.
Bununla birlikte “Made in Europe” yaklaşımının hayata geçirilmesi, Avrupa Birliği’nin Dünya Ticaret Örgütü kuralları, devlet yardımları rejimi ve kamu alımları mevzuatıyla çizilen hukuki sınırlar içinde şekillenmektedir. Bu nedenle söz konusu yaklaşım, doğrudan korumacı araçlardan ziyade; finansman mekanizmaları, yatırım teşvikleri, kamu desteklerinin yeniden tasarımı ve değer zinciri temelli politika araçları üzerinden uygulanabilirlik kazanmaktadır. Politika söylemi ile hukuki ve kurumsal uygulanabilirlik arasındaki bu gerilim, alüminyum gibi stratejik sektörlerde sanayi politikasının önemli sınama alanlarından birini oluşturmaktadır.
Alüminyumda Net-Zero Yol Haritası: İnovasyon ve Sanayi Ölçeği
European Aluminium tarafından Ramboll iş birliğiyle hazırlanan Net-Zero by 2050 çalışması, alüminyum sektörünün iklim nötrlüğüne teknik olarak ulaşabileceğini ortaya koymakta ve bu dönüşümün bütüncül bir sanayi ve enerji politikası çerçevesi gerektirdiğini vurgulamaktadır. Çalışmada, 2050 yılına kadar sektörel emisyonların önemli ölçüde azaltılmasının mümkün olduğu; bu sürecin ise düşük karbonlu elektriğe erişim, üretim süreçlerinin elektrifikasyonu, temiz üretim teknolojilerinin devreye alınması ve gelişmiş geri dönüşüm uygulamalarının sanayi ölçeğinde yaygınlaştırılmasına bağlı olduğu vurgulanmaktadır.
Net-Zero by 2050 çalışması, alüminyum sektöründe net-sıfır dönüşümün sanayi ölçeğinde hayata geçirilebilmesi için birbiriyle bağlantılı dört temel politika alanına işaret etmektedir:
1. Elektrik üretiminin karbonsuzlaştırılmasının rekabetçi fiyatlarla hızlandırılması
Çalışma, alüminyum üretiminin yüksek elektrik yoğunluğu dikkate alındığında, düşük karbonlu ve öngörülebilir maliyetli elektrik arzının sektörün dönüşümünde belirleyici bir unsur olduğunu ortaya koymaktadır. Bu çerçevede yenilenebilir enerji kapasitesinin artırılması ve sanayiye uygun uzun vadeli elektrik tedarik mekanizmalarının geliştirilmesi kritik önemde değerlendirilmektedir.
2. Düşük karbonlu üretim teknolojilerine yönelik Ar-Ge ve inovasyon yatırımlarının önceliklendirilmesi
Yol haritası, inert anotlar, alternatif elektroliz süreçleri ve karbon yakalama entegrasyonu gibi teknolojilerin sanayi ölçeğine taşınabilmesi için Ar-Ge ve gösterim projelerinin desteklenmesinin gerekliliğine işaret etmektedir. Bu yatırımlar, teknolojik belirsizliklerin azaltılması ve maliyetlerin düşürülmesi açısından temel bir politika alanı olarak tanımlanmaktadır.
3. Hurda geri kazanımı ve geri dönüşüm kapasitesinin güçlendirilmesi
İkincil alüminyum üretiminin düşük karbon profili, hurdanın stratejik bir hammadde olarak ele alınmasını gerekli kılmaktadır. Çalışmada, hurda toplama, ayrıştırma ve geri dönüşüm altyapısının güçlendirilmesinin hem emisyon azaltımı hem de hammadde arz güvenliği açısından önemli bir kaldıraç olduğu vurgulanmaktadır.
4. Avrupa’da düşük karbonlu ve döngüsel alüminyum üretim kapasitesinin desteklenmesi
Net-sıfır hedefi doğrultusunda, düşük karbonlu ve döngüsel üretim tesislerinin Avrupa içinde korunması ve geliştirilmesi, sanayi kapasitesinin sürdürülmesi açısından kritik bir unsur olarak değerlendirilmektedir. Bu çerçevede finansman mekanizmaları, yatırım teşvikleri ve risk paylaşım araçlarının bütüncül bir sanayi politikası yaklaşımıyla ele alınması gerektiği belirtilmektedir.
Bu çerçevede Net-Zero by 2050 yol haritası, alüminyum sektöründe net-sıfır hedefinin düzenleyici araçlarla sınırlı bir yaklaşımla gerçekleştirilemeyeceğini; enerji, inovasyon, döngüsellik ve sanayi kapasitesini birlikte ele alan entegre bir politika mimarisi gerektirdiğini ortaya koymaktadır. Bu bulgular, alüminyumun Avrupa sanayi politikasında neden stratejik bir sektör olarak ele alındığını da somut biçimde göstermektedir.
SKDM ve Hurda: Alüminyum İçin Yapısal Zorluklar
Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM–CBAM), karbon kaçağını önlemeyi ve iklim politikalarıyla ticaret araçları arasında tutarlılık sağlamayı hedeflemektedir. Ancak alüminyum gibi elektrik yoğun ve küresel değer zincirlerine derin biçimde entegre sektörlerde, mekanizmanın tasarımı yalnızca teknik bir karbon fiyatlandırma aracı olarak değil, aynı zamanda sanayi politikası sonuçları olan bir düzenleme olarak tartışılmaktadır. Bu tartışmaların merkezinde, SKDM’nin mevcut kapsamının karbon kaçağını önlemede ne ölçüde yeterli olduğu, aşağı yönlü ürünlere yönelik olası bir genişlemenin rekabet dengeleri üzerindeki etkileri ve hurdanın mekanizma içindeki konumunun nasıl tanımlanması gerektiği yer almaktadır.
Avrupa Komisyonu nezdinde yürütülen çalışmalar, SKDM’nin yalnızca birincil metallerle sınırlı kalmasının, değer zinciri boyunca ortaya çıkabilecek karbon kaçağı risklerini bütünüyle önlemekte yetersiz kaldığını ortaya koymuştur. Bu doğrultuda Komisyon, 1 Ocak 2028 itibarıyla demir-çelik ve alüminyum girdisi yoğun yaklaşık 180 aşağı yönlü ürünün SKDM kapsamına alınmasını öngören bir düzenleme önerisi sunmuştur. Söz konusu kapsam genişlemesi, yasama sürecinin tamamlanmasına bağlı olarak kesinlik kazanacak olmakla birlikte, Komisyonun SKDM’yi değer zincirinin ileri aşamalarını da kapsayacak şekilde genişletme yönündeki açık ve kurumsallaşmış politika yönelimine işaret etmektedir. Bu durum, 2026–2028 dönemini yalnızca bir uyum süreci olarak değil, aynı zamanda veri altyapısı, tedarik zinciri şeffaflığı ve emisyon izlenebilirliği açısından kritik bir hazırlık evresi hâline getirmektedir.
SKDM’nin uygulamaya alınmasıyla birlikte Avrupa Birliği, sanayide karbon maliyetini içselleştirmeye yönelik önemli bir adım atmıştır. Ancak mekanizmanın tek başına sanayi rekabetçiliğini korumaya yetmeyeceği yönündeki tartışmalar, AB sanayi politikasında daha bütüncül bir çerçeve arayışını beraberinde getirmiştir. Bu kapsamda gündeme gelen Sanayi Hızlandırıcı Yasası (Industrial Decarbonisation Accelerator Act), karbonsuzlaşmayı yalnızca düzenleyici bir yük olarak değil, aynı zamanda sanayi rekabetçiliğini güçlendiren stratejik bir dönüşüm alanı olarak ele almaktadır. İzin süreçlerinin hızlandırılması, stratejik temiz teknoloji yatırımlarının desteklenmesi ve dayanıklılık kriterlerinin sanayi politikalarına entegre edilmesi, SKDM’nin yarattığı mali baskının üretim dönüşümüyle dengelenmesini amaçlamaktadır. Bu gelişme, Türkiye gibi AB ile yoğun ticari entegrasyona sahip ülkeler açısından, SKDM’ye uyumun ötesinde, sanayi politikalarının orta ve uzun vadede yeniden konumlandırılmasını gerekli kılmaktadır.
SKDM tasarımında öne çıkan bir diğer unsur, gömülü emisyonların hesaplanmasına ilişkin metodolojik tercihlerdir. Mevcut yaklaşım, ürünlerin nihai üretim veya montaj aşamalarını değil, SKDM kapsamına giren öncül girdilerin emisyonlarını esas almakta; üretim sürecinde ortaya çıkan ve kaynağı izlenebilir çelik ve alüminyum hurdasını hesaplamaya dâhil ederken, ürünlerin kullanım ömrü sonunda oluşan ve tedarik zinciri kontrolü dışında kalan hurdaları kapsam dışında bırakmaktadır. Bu tercih, mekanizmanın idari ve teknik açıdan yönetilebilirliğini artırmayı amaçlamakla birlikte, döngüsel ekonomi hedefleriyle tam uyum sağlanıp sağlanmadığına ilişkin tartışmaları da beraberinde getirmektedir.
Nitekim alüminyum sektörü açısından hurda, yalnızca ikincil bir girdi değil; düşük karbonlu üretimin yaygınlaştırılması ve Avrupa içi hammadde arz güvenliğinin güçlendirilmesi açısından stratejik bir unsurdur. Bununla birlikte Komisyon’un hurdaya ilişkin temkinli yaklaşımı, yalnızca sanayi politikası tercihlerinden değil; izlenebilirlik, doğrulama, çifte sayım riski ve sınır aşan hurda akışlarının denetimine ilişkin teknik ve hukuki kısıtlardan da kaynaklanmaktadır. Bu nedenle hurdanın SKDM kapsamındaki konumu, çevresel hedefler ile uygulama kapasitesi arasındaki dengenin gözetilmesini gerektiren karmaşık bir politika alanı olarak öne çıkmaktadır.
Son dönemde Avrupa Alüminyum Sektörü tarafından paylaşılan değerlendirmeler, SKDM’nin tek başına karbon kaçağını önleyen bir araç olarak değil; enerji politikaları, ticaret araçları ve sanayi stratejileriyle birlikte ele alınması gereken daha geniş bir politika setinin parçası olduğunu ortaya koymaktadır. Enerji maliyetleri, küresel kapasite artışları ve hurda ticaretindeki asimetriler dikkate alındığında, SKDM’nin alüminyum özelinde, Avrupa’nın iklim hedefleri ile sanayi kapasitesini koruma iddiası arasındaki dengenin sınandığı temel politika alanlarından biri haline geldiği görülmektedir.
Avrupa alüminyum sanayisi, çevresel yükümlülükler ve yüksek enerji maliyetlerinin yanı sıra, küresel ticaret düzeninde derinleşen dengesizlikler karşısında da ciddi bir baskı altındadır. Aludium tarafından yayımlanan analizler, Avrupa’nın birincil alüminyum üretiminin son on yılda belirgin biçimde gerilediğini ve ortaya çıkan açığın büyük ölçüde ithalat yoluyla karşılandığını ortaya koymaktadır. Bu süreç, Avrupa pazarında maliyet, ölçek, enerjiye erişim ve kamu destekleri gibi yapısal avantajlara sahip üreticilerin daha rekabetçi biçimde konumlanmasına zemin hazırlamıştır.
Türkiye ise, Gümrük Birliği ilişkisi sayesinde AB pazarına derin biçimde entegre olmuş; güçlü üretim altyapısı, gelişmiş geri dönüşüm kapasitesi ve ihracat kabiliyetiyle bölgesel ölçekte önemli bir sanayi aktörü konumundadır. Bununla birlikte Avrupa Birliği’nin Serbest Ticaret Anlaşmaları ağının dışında kalması ve SKDM kapsamındaki düzenlemelerin giderek belirleyici hale gelmesi, mevcut konumun nasıl korunup güçlendirileceğine ilişkin daha bütüncül bir değerlendirme ihtiyacını beraberinde getirmektedir. Avrupa Birliği’nin “Made in Europe” yaklaşımıyla şekillenen yeni sanayi ve ticaret politikaları, rekabeti yalnızca maliyet unsurları üzerinden değil; üretim coğrafyası, karbon uyumu, sanayi politikalarıyla eşgüdüm ve değer zinciri bütünlüğü gibi yapısal kriterler üzerinden yeniden tanımlamaktadır. Bu çerçevede Gümrük Birliği’nin mevcut yapısının, söz konusu yeni politika stratejisiyle uyumlu olacak şekilde; ticaret, sanayi, iklim ve yatırım boyutlarını birlikte içeren kapsamlı bir yaklaşımla yeniden ele alınması giderek daha kritik bir gereklilik haline gelmektedir.
Bu çerçevede Türkiye açısından önümüzdeki döneme ilişkin stratejik seçeneklerin, farklı politika senaryoları altında değerlendirilmesi önem kazanmaktadır. SKDM’nin tam uygulamaya geçmesiyle birlikte, karbon yoğun üretim yapan tesisler için maliyet baskısının artması, düşük karbonlu ve ikincil üretim kapasitesi yüksek firmalar için ise göreli bir rekabet avantajı yaratması olasıdır. Benzer biçimde hurda ticaretine yönelik olası kısıtlamalar, kısa vadede hammadde akışları üzerinde baskı yaratabilecek olsa da, orta vadede Türkiye’de döngüsel ekonomi yatırımlarının hızlanmasını teşvik edebilir.
Bu bağlamda, Avrupa içinde üretim ve yatırım yapma seçeneği ile AB dışı üretim kapasitesinin korunması arasındaki tercih, firmalar açısından sadece maliyet değil; karbon uyumu, finansmana erişim ve uzun vadeli pazar güvenliği gibi unsurlar üzerinden şekillenebilecektir. Bu nedenle Türkiye açısından geliştirilecek stratejinin, farklı senaryolara uyum sağlayabilecek esnek ve çok yönlü bir sanayi politikası niteliği taşıması önem arz etmektedir.
Bu doğrultuda, ülkemiz açısından alüminyum ihracatının sürdürülebilirliği, halihazırda sahip olunan güçlü sanayi altyapısının; yüksek teknoloji, düşük karbonlu üretim, döngüsel ekonomi ve geri dönüşüm kapasitesini esas alan bütüncül bir sanayi ve ticaret yaklaşımıyla daha da pekiştirilmesine bağlı görünmektedir.

Sonuç ve Değerlendirme
Avrupa’nın alüminyum politikası, son yıllarda çevresel regülasyonların sınırlarını aşarak, sanayi kapasitesinin korunması ve stratejik özerkliğin güçlendirilmesi hedefleri doğrultusunda yeniden şekillenmektedir. Alüminyumun yeşil ve dijital dönüşümdeki merkezi rolü artık tartışmasız biçimde kabul edilmekte; ancak bu rol, üretim kapasitesini Avrupa içinde koruyacak somut politika araçlarıyla desteklenmediği sürece kırılganlığını sürdürmektedir. Bu yönüyle alüminyum sektörü, Avrupa’nın sanayi dönüşümünün başarısını ölçen somut bir gösterge niteliği taşımaktadır.
Kritik Hammaddeler yaklaşımı, SKDM ve yeniden sanayileşme söylemi, alüminyuma yönelik politikanın farklı boyutlarını gündeme getirirken, bu araçların tek başına yeterli olmadığı giderek daha açık hale gelmektedir. SKDM, karbon kaçağına karşı önemli bir çerçeve sunsa da; elektrik-yoğun sektörlerin özgün koşulları, dolaylı emisyon maliyetleri ve hurda akışları dikkate alınmadan tasarlandığında, üretimin Avrupa dışına kaymasını hızlandırma riski taşımaktadır. Benzer biçimde, kritik hammaddeler politikası alüminyumu doğrudan hedef almaktan kaçınırken, değer zincirinin bütününü kapsayan bir sanayi yaklaşımı geliştirilmediği sürece bu dolaylı koruma sınırlı kalmaktadır.
Bu noktada European Aluminium tarafından ortaya konan Aksiyon Planı ve Net-Zero by 2050 yol haritası, alüminyumun geleceğinin yalnızca regülasyonlarla değil; enerji, yatırım ve inovasyon politikalarının eşgüdümüyle belirleneceğini açık biçimde ortaya koymaktadır. Teknik çözümler büyük ölçüde mevcuttur; belirleyici olan, bu çözümlerin Avrupa içinde sanayi ölçeğine taşınmasını mümkün kılacak öngörülebilir enerji fiyatları, finansman mekanizmaları ve yatırım ortamının oluşturulmasıdır. Dolayısıyla tartışma, “alüminyum karbonsuzlaşabilir mi?” sorusundan ziyade, “Avrupa bu dönüşümü kendi sanayi tabanı içinde gerçekleştirebilir mi?” sorusuna evrilmiştir.
Avrupa Birliği’nin sanayi politikalarında gözlenen son yön değişimi, ülkeler arasındaki karşılıklı bağımlılığın yalnızca ekonomik bir avantaj değil, stratejik bir araç olarak ele alındığı yeni bir döneme işaret etmektedir. “Made in Europe” yaklaşımı, tedarik zincirlerinin yeniden coğrafi olarak tanımlanması ve sanayi kapasitesinin Birlik sınırları içinde güçlendirilmesi iradesinin somut bir yansımasıdır. Bu çerçevede Türkiye–AB ilişkilerinde Serbest Ticaret Anlaşmaları alanında açılan fark, mevcut Gümrük Birliği yapısının Türkiye açısından giderek daha sınırlayıcı hale geldiğini göstermektedir. Avrupa Birliği STA ağını derinleştirerek kendi sanayi ekosistemini koruma altına alırken, Türkiye bu yeni yapının dışında kalma riskiyle karşı karşıyadır.
Alüminyum özelinde geliştirilen Aksiyon Planı da bu dönüşümün sektörel düzeyde nasıl kurumsallaştığını göstermektedir. Düşük karbonlu enerjiye erişim, hurda ve döngüsellik politikaları, ticaret savunma araçları ve “Avrupa’da üretim” vurgusu, alüminyumu çevresel olduğu kadar stratejik ve makroekonomik bir öncelik haline getirmektedir. Bu durum, Türkiye açısından alüminyum ve metal sektörleriyle sınırlı olmayıp, tüm sanayi kollarını yakından ilgilendirmekte; rekabetin artık yalnızca maliyet ve kalite üzerinden değil, üretim coğrafyası, menşe algısı ve sanayi politikalarına uyum kapasitesi üzerinden şekilleneceğine işaret etmektedir. Bu nedenle Türkiye’nin, Gümrük Birliği ile elde ettiği kazanımları, yeniden şekillenen STA mekanizmaları ve sanayi politikası araçlarıyla uyumlu biçimde güncellemesi kritik önem taşımaktadır.
Sonuç olarak alüminyum, Avrupa için sanayi politikasının tutarlılığı ile iklim hedefleri ve rekabetçilik arasındaki ilişkinin, fiilî politika araçları ve üretim kapasitesi üzerinden nasıl şekillendiğini gösteren somut bir politika alanı niteliği taşımaktadır. Avrupa Komisyonu’nun çelik ve alüminyum için öngördüğü ekonomik katkı hedefi de, bu sektörlerin Avrupa sanayi stratejisinde makroekonomik bir öncelik düzeyinde ele alındığını ortaya koymaktadır.
Bu bağlamda, Avrupa Birliği’nin alüminyum sektörüne yönelik Aksiyon Planı’nda tanımlanan enerji, döngüsellik, karbonsuzlaşma ve değer zinciri bütünlüğü eksenleriyle uyumlu biçimde konumlanmak kritik olmakla birlikte, küresel ölçekte yaşanan jeoekonomik kırılma bu çerçevenin daha geniş bir perspektifle ele alınmasını zorunlu kılmaktadır. Nitekim küresel ticarette son dönemde gözlenen yeniden hizalanma eğilimleri, sanayi politikalarının maliyet ve verimlilik temelli yaklaşımların ötesine geçerek, üretim coğrafyası, jeoekonomik dayanıklılık ve stratejik değer zincirleri etrafında yeniden kurgulandığını ortaya koymakta; bu durum Avrupa Birliği’nin alüminyum özelinde geliştirdiği sanayi ve ticaret yaklaşımını da daha geniş bir küresel dönüşüm bağlamına yerleştirmektedir.
Bu çerçevede Türkiye’nin sanayi ve ticaret politikalarının, küresel ölçekte yeniden şekillenen jeoekonomik yapı ve yeni koşullar dikkate alınarak, bütüncül ve ileriye dönük bir stratejik çerçeve içinde ele alınmasının önem kazandığı görülmektedir.
Gül SALDIRANER
EG Partner- SMMM, BD
![]()
KAYNAKLAR/ REFERENCES
- European Aluminium. – An Action Plan for European Aluminium https://european-aluminium.eu/action-plan-2026/
- European Aluminium – STRATEGIC METAL, STRATEGIC ACTION: AN ACTION PLAN FOR EUROPEAN ALUMINIUM January 2026 – https://european-aluminium.eu/wp-content/uploads/2026/01/15-01-26-An-Action-Plan-for-European-Aluminium.pdf
- European Aluminium. The Innovation Agenda for the Aluminium Industry in Europe. January 2026. https://european-aluminium.eu/wp-content/uploads/2026/01/The-Innovation-Agenda.pdf
- European Commission. Critical Raw Materials.
https://single-market-economy.ec.europa.eu/sectors/raw-materials/areas-specific-interest/critical-raw-materials_en - Aluminium: The Critical Raw Material Act’s Blind Spot.
https://www.euractiv.com/opinion/aluminium-the-critical-raw-material-acts-blind-spot/ - Europe adds aluminium to its critical raw materials list. 6 July 2023.
https://www.reuters.com/markets/commodities/europe-adds-aluminium-its-critical-raw-materials-list-andy-home-2023-07-06/ - European Relations. The Reindustrialization Mirage?
https://europeanrelations.com/the-reindustrialization-mirage/ - Saldırnaer, G. (2023). Küreselleşme ve Bölgeselleşme: Tedarik Zincirleri, Stratejik Özerklik ve Kritik Hammaddeler Üzerine Bir Değerlendirme.- https://tr.eg-econsulting.com/medya.php
- Saldırnaer, G. (2023). Kritik Hammaddeler ve Bölgesel Sanayi Politikaları: Avrupa Birliği Perspektifi.- https://tr.eg-econsulting.com/medya.php
- The Parliament Events. – Closing the loopholes: Fixing CBAM for Europe’s aluminium industry –
https://events.theparliamentmagazine.eu/event/closing-the-loopholes-fixing-cbam-for-europes-aluminium-industry/ - SMM Shanghai Metals Market (SMM). “Impact of EU’s CBAM on the Global Aluminium Industry” (SMM Analysis, 10 Oct 2025). https://www.metal.com/en/newscontent/103561181
- European Aluminium. Circular Aluminium Action Plan: A Strategy for Achieving Aluminium’s Full Potential for a Circular Economy by 2030, European Circular Economy Stakeholder Platform, April 2020. – https://circulareconomy.europa.eu/platform/en/knowledge/circular-aluminium-action-plan-strategy-achieving-aluminiums-full-potential-circular-economy-2030?utm_source=chatgpt.com
- FACE – A European Steel and Metals Action Plan – https://face-aluminium.com/a-european-steel-and-metals-action-plan/
- European Parliamnet – Legislative Train / Industrial Decarbonisation Accelerator Act– https://www.europarl.europa.eu/legislative-train/carriage/industrial-decarbonisation-accelerator-act/report?sid=9101
- WWF – Recommendations for an effective Industrial Accelerator Act– https://www.wwf.eu/?20513341%2FIAA-briefing&utm_source=chatgpt.com
- EuroMetaux A European Metals Action Plan Fit for the Energy and Digital Transitions and Europe’s Defence: A Call for Urgent and Lasting Action – https://eurometaux.eu/media/m3ejwxw0/a_european_metals_plan_em_2025.pdf
- European Aluminium. European Aluminium welcomes EU Metals Action Plan but warns time is running out, Press Release, 19 March 2025. https://european-aluminium.eu/news_events/press-release-european-aluminium-welcomes-eu-metals-action-plan-but-warns-time-is-running-out/
- European Aluminium & Ramboll. Net-Zero by 2050: Science-Based Decarbonisation Pathways for the European Aluminium Industry, Executive Summary, November 2023.- https://european-aluminium.eu/wp-content/uploads/2024/01/European-Aluminium_Net-zero-by-2050_Executive-Summary.pdf
- Euro News – Commission expects 20% of EU economic output to come from steel and aluminium by 2030 https://www.euronews.com/my-europe/2026/01/20/commission-expects-20-of-eu-economic-output-to-come-from-steel-and-aluminium-by-2030
- Bloomberg – Financial Times/Wolf: Ülkeler arasındaki bağımlılık artık bir silah haline geldi https://www.bloomberght.com/financial-timeswolf-ulkeler-arasindaki-bagimlilik-artik-bir-silah-haline-geldi-3767170
- Ekonomim – Türkiye ile AB arasında STA uçurumu açılıyor –
https://www.ekonomim.com/ekonomi/turkiye-ile-ab-arasinda-sta-ucurumu-aciliyor-haberi-871236
- Aludium – The European aluminium industry facing a new trade order – https://aludium.com/en/the-european-aluminium-industry-facing-a-new-trade-order/
- European Commission – Raw Materials Information System (RMIS) https://rmis.jrc.ec.europa.eu/rmp/Aluminium
- EUROPEAN ALUMINIUM – FREE TRADE AGENDA – WHY IS IT ESSENTIAL TO MAINTAIN IMPORT TARIFFS ON ALUMINIUM? – Nov.2025. – https://european-aluminium.eu/wp-content/uploads/2025/11/2025-11-14_EA_FTAs_position_paper.pdf
- TALSAD – DÜNYA VE TÜRKİYE’DE ALÜMİNYUM 2024 YILI RAPORU – https://talsad.org.tr/upload/doc/2025/07/9gCnckvZRTGx.pdf








