Endüstriyel Barkod Yazıcı ve Endüstriyel Barkod Okuyucular

Endüstriyel Barkod Yazıcı Ve Endüstriyel Barkod Okuyucular

Endüstriyel Barkod Yazıcı ve Endüstriyel Barkod Okuyucular

Endüstriyel Barkod Yazıcı Ve Endüstriyel Barkod OkuyucularCavit SOY

Satın Alma uzmanı olarak çalışan arkadaşlarımı yakından ilgilendiren “Endüstriyel Barkod Yazıcı ve Okuyucular” hakkında araştırma yaptım. Özellikle satın alırken nelere dikkat etmemiz lazım, tedarikçi bizden neler ister, ihtiyaç/fiyat/performans değerlendirmesi için hangi kriterler göz önüne alınır gibi soruların cevaplarını aradım. Umarım meslektaşlarıma faydalı olur.

Bu konuda Çamlıca Barkod firmasından Yüksel Samutoğlu’na destekleri için teşekkür ederim.

Endüstriyel Barkod Yazıcılar

Barkod Yazıcı

Endüstriyel Barkod Yazıcılar, büyük hacimli baskı ihtiyaçları olan üretim, depo ve lojistik gibi sektörlerde kullanılan, dayanıklı ve yüksek performanslı yazıcılardır. Uzun süreli ve zorlu çalışma ortamlarına dayanıklı olarak tasarlanmışlardır. Endüstriyel barkod yazıcı satın alırken, işletmenizin ihtiyaçlarına uygun olan cihazı seçmek için bazı teknik özelliklere dikkat etmek gerekir.

Endüstriyel Barkod Yazıcı Türleri:

  1. Doğrudan Termal Yazıcılar:
    • Bu yazıcılar, baskıyı ısıya duyarlı etiketlere direkt olarak yapar. Termal ribon kullanmadan, yalnızca ısı ile baskı alınır. Etiketler kısa süreli kullanımlar için uygundur çünkü zamanla ve ışığa maruz kaldıkça silinebilirler. Fiyat olarak uygun olsa da, etiketlerin kalıcılığı sınırlıdır.
  2. Termal Transfer Yazıcılar:
    • Bu tür yazıcılar, ribon kullanarak kalıcı baskılar oluşturur. Ribon (mürekkep şeritleri), ısı ile etikete aktarılır ve bu sayede baskı daha uzun süre dayanır. Dış mekan kullanımı ya da sert ortamlar için idealdir. Özellikle uzun süreli etiketleme gerektiren işlerde termal transfer yazıcılar tercih edilir.
  1. Endüstriyel Barkod Yazıcı Satın Alma Kriterleri:
  • Baskı Teknolojisi:
    • Termal yazıcılar genellikle endüstriyel kullanımda tercih edilir. Doğrudan termal ve termal transfer seçenekleri arasında, baskı süresi ve malzeme kalıcılığına göre seçim yapılmalıdır. Termal transfer baskılar, daha uzun ömürlü ve dış etkenlere dayanıklıdır.
  • Baskı Hızı:
    • Üretim hattında veya yoğun lojistik işlemlerinde kullanılacaksa, yazıcının dakikada kaç etiket basabileceği önemlidir. Daha hızlı baskı, işlemlerin akıcılığını sağlar.
  • Baskı Çözünürlüğü:
    • Ürün üzerindeki barkodun ve etiketlerin net bir şekilde okunabilmesi için çözünürlük kritik bir unsurdur. Standart çözünürlük genellikle 203 dpi (dots per inch) olup, küçük yazılar veya karmaşık grafikler basmak için 300 dpi veya 600 dpi tercih edilebilir.
  • Dayanıklılık ve Çalışma Ortamı:
    • Endüstriyel yazıcıların, tozlu, nemli veya aşırı sıcak ortamlarda çalışabilmesi gerekir. Metal kasalı ve yüksek dayanıklılığa sahip yazıcılar uzun ömür sağlar.
  • Etiket Boyutu ve Malzeme Uyumluluğu:
    • Yazıcının, işletmenizde kullanacağınız etiket boyutlarını ve malzeme tiplerini destekleyip desteklemediği kontrol edilmelidir. Örneğin, kağıt, sentetik veya polipropilen etiketler farklı kullanım alanlarına göre seçilir.
  • Bağlantı Seçenekleri:
    • Barkod yazıcısının USB, Ethernet, Wi-Fi, Bluetooth gibi çeşitli bağlantı seçeneklerine sahip olması, esneklik ve kolay entegrasyon açısından önemlidir. İşletmenizdeki yazılım sistemleri ile uyumlu olması gerekir.
  • Sarf Malzeme Maliyeti:
    • Yazıcının kullanacağı sarf malzemeler (etiketler, ribonlar) uzun vadeli kullanımda maliyetli olabilir. Bu nedenle toplam sahip olma maliyeti hesaplanmalı ve bütçeye uygun olmalıdır.

Üretim Ortamlarında Endüstriyel Barkod Yazıcı Yerine Giriş Seviyesi Barkod Yazıcı Kullanılabilir mi?

Üretim ortamlarında giriş seviyesi barkod yazıcı kullanmak, bazı durumlarda mümkün olsa da, uzun vadede verimlilik, dayanıklılık ve maliyet açısından sorunlara yol açabilir. İşte bu konuda göz önünde bulundurulması gereken temel faktörler:

  1. Dayanıklılık ve Uzun Ömür
  • Giriş Seviyesi Barkod Yazıcılar: Bu yazıcılar, genellikle perakende veya ofis gibi düşük hacimli ve nispeten temiz ortamlarda kullanılmak üzere tasarlanmıştır. Üretim ortamları ise genellikle tozlu, nemli, sıcak veya soğuk olabilir ve yazıcıların bu tür zorlu koşullara dayanması beklenir.
    • Giriş seviyesi yazıcılar, sürekli yoğun kullanıma uygun olmadığından, üretim süreçlerinde sık sık arıza verebilir ve bu da iş akışını aksatabilir.
  • Endüstriyel Barkod Yazıcılar: Bu yazıcılar zorlu ortamlar için özel olarak tasarlanmıştır. Üretim alanlarındaki yüksek sıcaklık, toz ve titreşim gibi faktörlere karşı dayanıklıdır. Ayrıca metal kasa, güçlü motor ve uzun ömürlü baskı mekanizmaları gibi özelliklerle sürekli ağır yük altında çalışabilir.
  1. Baskı Hızı ve Hacmi
  • Giriş Seviyesi Yazıcılar: Genellikle düşük baskı hacimleri için tasarlanmışlardır. Dakikada birkaç etiketten yüzlerce etikete kadar baskı yapabilirler, ancak bu hız ve kapasite üretim ortamlarında ihtiyaç duyulan sürekli baskı işlemleri için yetersiz kalabilir.
    • Eğer üretim hattında saniyeler içinde çok sayıda etiket yazdırmanız gerekiyorsa, giriş seviyesi yazıcılar sık sık yavaşlayabilir ya da aşırı yükten dolayı bozulabilir.
  • Endüstriyel Yazıcılar: Dakikada binlerce etiketi hızla basabilir ve 7/24 çalışacak şekilde tasarlanmışlardır. Bu da yüksek hacimli üretim süreçlerinde aksamaları önler ve verimliliği artırır.
  1. Medya Kapasitesi ve Kesintisiz Baskı
  • Giriş Seviyesi Yazıcılar: Genellikle küçük boyutlu rulo etiketler ve sınırlı miktarda şerit (ribbon) kullanır. Bu, sık sık etiket veya şerit değişimi yapmayı gerektirir ve bu da üretim sürecinde duraksamalara neden olabilir.
  • Endüstriyel Yazıcılar: Daha büyük etiket ruloları ve şeritler kullanarak daha uzun süre kesintisiz baskı yapabilirler. Bu da özellikle üretim hattında sürekli çalışmak gereken durumlar için büyük bir avantajdır.
  1. Baskı Kalitesi ve Dayanıklılık
  • Giriş Seviyesi Yazıcılar: Genellikle 203 dpi (dots per inch) çözünürlükte baskı yapar ve daha yüksek çözünürlük gerektiren ince detaylar veya küçük barkodlar için yetersiz olabilir.
    • Üretim ortamlarında bazen etiketlerin yüksek kaliteli, dayanıklı ve uzun süre okunabilir olması gerekebilir (örneğin, dış ortamda saklanan ürünler için).
  • Endüstriyel Yazıcılar: 300 dpi veya 600 dpi gibi yüksek çözünürlüklerde baskı yapabilir ve kimyasal, nem, ısı gibi zorlu koşullara dayanıklı etiketler üretebilir. Ayrıca, endüstriyel yazıcılar çeşitli etiket malzemeleri ile (sentetik, vinil, metalize etiketler gibi) uyumludur, bu da üretim süreçlerinde kritik olabilir.
  1. Bakım ve Servis Maliyetleri
  • Giriş Seviyesi Yazıcılar: Daha düşük maliyetli olmalarına rağmen, sürekli bakım ve sık arızalar nedeniyle uzun vadede maliyetli olabilirler. Ayrıca, bu yazıcıların yedek parçaları ve onarım hizmetleri sınırlı olabilir.
  • Endüstriyel Yazıcılar: İlk yatırım maliyeti daha yüksek olabilir, ancak uzun ömürlü olmaları ve az arıza vermeleri nedeniyle toplam sahip olma maliyeti (TCO) daha düşüktür. Ayrıca, genellikle daha uzun garanti süreleri ve hızlı servis imkanları sunarlar.
  1. Üretim Süreçlerine Entegrasyon
  • Giriş Seviyesi Yazıcılar: Çoğunlukla daha basit sistemlerle entegre edilebilirler. Üretim süreçlerindeki otomasyon sistemlerine veya endüstriyel ağlara bağlanmakta zorlanabilirler.
  • Endüstriyel Yazıcılar: ERP sistemleri, WMS (Warehouse Management Systems) ve otomatik üretim hatları gibi geniş ölçekli yazılım ve donanım çözümleriyle kolayca entegre olabilirler. Ayrıca, kablosuz bağlantı, Ethernet gibi gelişmiş bağlantı seçenekleri sunarlar.
  1. Toplam Sahip Olma Maliyeti (TCO)
  • İlk yatırım maliyeti açısından giriş seviyesi yazıcılar daha cazip görünse de, üretim ortamlarında yaşanan sık arızalar, düşük baskı hızı ve düşük dayanıklılık nedeniyle iş süreçlerinde kesintilere yol açabilir. Bu da uzun vadede iş kayıplarına ve daha yüksek bakım maliyetlerine neden olabilir.

Sonuç:

Üretim ortamlarında giriş seviyesi barkod yazıcılar yerine endüstriyel barkod yazıcıların kullanılması genellikle daha avantajlıdır. Eğer çok düşük bir baskı hacmine ve basit bir üretim sürecine sahipseniz giriş seviyesi yazıcılar bir çözüm olabilir, ancak genel olarak endüstriyel yazıcılar uzun ömür, dayanıklılık, hız ve güvenilirlik açısından çok daha uygundur.

Endüstriyel Barkod Okuyucu

 

Barkod Okuyucu

  • Endüstriyel Barkod Okuyucular, zorlu çalışma ortamlarında kullanılmak üzere tasarlanmış dayanıklı cihazlardır. Depolar, üretim hatları, lojistik merkezleri ve perakende noktaları gibi yoğun kullanıma sahip alanlarda, bu cihazlar barkodları hızlı ve hatasız bir şekilde okuyarak süreçleri optimize eder. Endüstriyel barkod okuyucu satın alırken dikkat edilmesi gereken bazı önemli faktörler şunlardır:

Endüstriyel Barkod Okuyucular, zorlu çalışma ortamlarında kullanılmak üzere tasarlanmış dayanıklı cihazlardır. Depolar, üretim hatları, lojistik merkezleri ve perakende noktaları gibi yoğun kullanıma sahip alanlarda, bu cihazlar barkodları hızlı ve hatasız bir şekilde okuyarak süreçleri optimize eder. Endüstriyel barkod okuyucu satın alırken dikkat edilmesi gereken bazı önemli faktörler şunlardır:

  1. Barkod Tipi ve Okuma Teknolojisi:
  • 1D ve 2D Barkod Uyumluluğu:
    • 1D Barkodlar: Genellikle çizgi barkodlar olarak bilinir ve perakende, lojistik ve depo yönetiminde yaygın olarak kullanılır.
    • 2D Barkodlar: QR kodlar gibi daha fazla veri taşıyabilen iki boyutlu barkodlardır. 2D barkod okuyucular, hem 1D hem de 2D barkodları okuyabilir ve daha esnektir. Özellikle 2D barkodlar, ürün bilgileri, seri numaraları ve URL gibi ek bilgiler içerir.
  • Lazer ve Görüntüleyici Teknoloji:
    • Lazer Barkod Okuyucular: 1D barkodları hızlı ve doğru bir şekilde okur. Ancak 2D barkodları okuyamaz.
    • Görüntüleyici (Imager) Teknoloji: Hem 1D hem de 2D barkodları okuyabilir. Görüntüleyici barkod okuyucular, barkodları herhangi bir açıdan okuma yeteneğine sahiptir ve lazer okuyuculara göre daha esnektir.
  1. Okuma Mesafesi:
  • Kısa, Orta ve Uzun Mesafe Okuma:
    • Kullanım alanınıza göre barkod okuyucunun okuma mesafesi önemlidir. Kısa mesafeden barkod okumaları, kasa işlemlerinde ve paketleme hatlarında kullanılırken, uzun mesafe okuyucular depolama ve lojistik alanlarında rafların uzaktan taranmasını sağlar.
    • Bazı endüstriyel okuyucular, birkaç santimetreden 10 metreye kadar okuma mesafesi sunar. Özellikle geniş alanlarda ve depolarda çalışacak okuyucular için uzun mesafe desteği önemli olabilir.
  1. Bağlantı Seçenekleri:
  • Kablolu ve Kablosuz (Bluetooth, Wi-Fi):
    • Kablolu Okuyucular: Veri aktarımında daha stabil olup, sürekli güç kaynağına bağlanabilirler. Sabit bir pozisyonda çalışan kasiyerler veya üretim hattı operatörleri için uygun olabilir.
    • Kablosuz Okuyucular: Bluetooth veya Wi-Fi bağlantısı ile hareket özgürlüğü sağlar. Operatörlerin depo içerisinde serbest hareket etmesini ve geniş alanlarda barkod taramalarını kolaylaştırır. Ayrıca, kablo sınırlaması olmadığı için daha ergonomiktir.
  1. Dayanıklılık ve IP Koruma Sınıfı:
  • IP Sınıfı
    • Endüstriyel barkod okuyucuların zorlu koşullara dayanıklı olması gerekir. IP koruma sınıfı, cihazın suya, toza ve darbelere karşı ne kadar korumalı olduğunu gösterir.
    • IP65 veya IP67 gibi yüksek IP dereceleri, okuyucunun suya ve toza karşı dayanıklı olduğunu gösterir. Bu, depolar veya üretim alanları gibi zorlu koşullarda çalışan cihazlar için önemlidir.
    • Ayrıca, darbe dayanıklılığı önemli bir faktördür. Birçok endüstriyel barkod okuyucu, 1.5-2 metre yükseklikten defalarca düşmeye dayanacak şekilde tasarlanmıştır.
  1. Okuma Hızı:
  • Tarama Performansı:
    • Barkod okuyucunun saniyede ne kadar hızlı barkod tarayabildiği operasyon verimliliği açısından önemlidir. Yüksek okuma hızı, özellikle yoğun operasyonlar sırasında süreçlerin hızlanmasına yardımcı olur. Dakikada binlerce barkod okutabilen yüksek performanslı modeller, büyük lojistik merkezlerinde iş akışını önemli ölçüde hızlandırır.
  1. Ergonomi ve Kullanım Kolaylığı:
  • Ağırlık ve Tutuş:
    • Endüstriyel barkod okuyucuların ergonomik tasarımı, sürekli kullanımda operatörlerin yorulmasını önler. Hafif, rahat tutuş sağlayan okuyucular, uzun süreli kullanımda bile rahatlık sağlar.
    • Tetik ve Tutuş Dizaynı: Tetik kolay ulaşılabilir ve ergonomik olmalı, operatörün rahat bir şekilde barkodları okumasını sağlamalıdır.
  1. Çoklu Barkod Okuma Yeteneği:
  • Tek Seferde Birden Fazla Barkod Okuma:
    • Bazı endüstriyel barkod okuyucular, aynı anda birden fazla barkodu okuyabilme özelliğine sahiptir. Özellikle üretim hatlarında veya depolama işlemlerinde, birden fazla ürün veya paketin üzerindeki barkodların tek seferde okunması büyük bir kolaylık sağlar.
  1. Çalışma Ortamına Uygunluk:
  • Aşırı Sıcaklık ve Nem:
    • Endüstriyel ortamlar genellikle aşırı sıcaklık, soğuk veya nem gibi zorlayıcı koşullara sahip olabilir. Barkod okuyucunun bu tür çevresel faktörlere karşı dayanıklı olması önemlidir. -20°C ile +50°C arası sıcaklıklara dayanabilen okuyucular endüstriyel kullanım için idealdir.
  1. Entegrasyon ve Yazılım Uyumluluğu:Endüstriyel Barkod Yazıcı Ve Endüstriyel Barkod Okuyucular
  • Mevcut Sistemlerle Entegrasyon:
    • Endüstriyel barkod okuyucuların, mevcut yazılım sistemlerinizle (ERP, WMS, POS gibi) uyumlu olması gerekir. Bu uyumluluk, süreçlerin sorunsuz bir şekilde yürütülmesini sağlar.

Cavit SOY

Fintek Sektörünün Geleceği: Yapay Zeka ve Giyilebilir Teknolojiler

Yapay Zeka Ve Tedarik Zinciri Uygulamaları Eğitimi Fintek Sektörünün Geleceği Yapay Zeka Ve Giyilebilir Teknolojiler

Yapay Zeka Ve Tedarik Zinciri Uygulamaları Eğitimi Fintek Sektörünün Geleceği Yapay Zeka Ve Giyilebilir TeknolojilerFintek sektörü, hem dünya genelinde hem de ülkemizde hızla büyümeye devam ediyor. Yapay zeka ve makine öğrenimi gibi teknoloji trendleri, bu alanda giderek daha fazla yer buluyor. 2025 yılında fintek sektöründe belirleyici olacak en önemli trendler arasında yapay zeka ve giyilebilir teknolojiler öne çıkıyor. Yapay zekanın 2025 yılında portföy yönetimi ve yatırım tavsiyeleri gibi alanlarda büyük bir öneme sahip olacağını öngörülüyor.

Son yıllarda hem dünya genelinde hem de ülkemizde hızla büyüyen fintek sektörü, finans hizmetlerini daha erişilebilir ve kullanıcı dostu hale getiriyor. Fütürist Brett King’e göre, akıllı telefonlar son on yılda dünya çapında 1.4 milyar yeni kullanıcıyı finans ekonomisine kazandırdı. Ancak, dünya nüfusunun yarısı hala fintek ekosistemine dahil edilmemiş durumda. Ödeme sistemleri, dijital cüzdanlar, kredi ve finansman, yatırım, kripto para ve sigorta teknolojileri gibi birçok alanda hizmet sunan fintek uygulamaları, yapay zekanın desteğiyle kullanıcı sayılarını hızla artıracak.

Ülkemizde, açık bankacılık, kripto para, blockchain teknolojileri ve “şimdi al, sonra öde” gibi küresel fintek trendleri yaygın olarak kullanılıyor. 2025 yılında bu hizmetler ağırlıklı olarak yapay zeka tarafından yönetilecek. AI teknolojileri, kredi skorlaması, dolandırıcılık tespiti, müşteri hizmetleri ve veri analitiği gibi alanlarda kullanılmaya başlandı.

Şu anda insan etkileşimi ile yönetilen portföy yönetimi ve yatırım tavsiyeleri, 2025 yılında yüksek oranda yapay zekanın önerileri doğrultusunda ilerleyecek. Yapay zeka, kullanıcıları daha iyi tanıyacak ve kişiselleştirilmiş yatırım tavsiyeleri sunacak. Firmasını bu küresel trendlere erken uyumlandırmayı başaranlar “Bugünden geleceği kucaklayarak her zaman bir adım önde olacak  deniyor ve küresel fintek trendlerine hızlı adaptasyonun önemini vurgulanıyor.

2025 yılında fintek sektörünü şekillendiren trendlerden biri de giyilebilir teknolojiler olacak. Akıllı saatlerin ardından, akıllı gözlüklerin önemli giyilebilir teknoloji ürünlerinden biri olması bekleniyor. Brett King bu konu hakkında, akıllı gözlüklerin kullanıcının durumunu değerlendireceğini, ihtiyaçlarını belirleyeceğini ve finansal hizmet katmanlarından yararlanarak anında çözümler üreteceğini belirtiyor. Bu tamamen kişiselleştirilmiş ve anlık hizmetler, bankacılık sektörünü son 20 yıldan çok daha farklı bir noktaya taşıyacak.

2025 yılı itibarıyla bir diğer önemli trend, B2B (business-to-business) hizmetlerin B2C (business-to-consumer) alanında daha etkin hale gelmesi olacak. Önde gelen fintek uzmanlarından bir olan Chris Skinner’a göre; fintek hizmetleri, yatırım bankacılığı, varlık yönetimi ve sigorta gibi B2C alanlarda çok daha yaygın hale gelecek.

Gelecek yılın en önemli fintek trendlerini yapay zekanın güçlenmesi, giyilebilir teknolojilerin bireysel finans süreçlerini anlık olarak yönetmesi ve fintek sektörünün B2B’den B2C’ye kayması olarak özetlemek mümkün.

AmChams Avrasya Ekonomi Zirvesi 24-25 Ekim’de İstanbul’da Gerçekleşiyor

Tedarik Zinciri Danışmanlığı Amchams Avrasya Ekonomi Zirvesi 24 25 Ekim’de İstanbul’da Gerçekleşiyor

Tedarik Zinciri Danışmanlığı Amchams Avrasya Ekonomi Zirvesi 24 25 Ekim’de İstanbul’da GerçekleşiyorAmChams Avrasya Ekonomi Zirvesi ilk kez 24-25 Ekim tarihlerinde İstanbul’da düzenlenecek. Toplamda 12 ülkenin katılımında ve gerçekleşecek zirve, iş insanları, kamu temsilcileri ve uluslararası kurumları bir araya getirecek.

Türkiye, Yunanistan ve Bulgaristan’da bulunan Amerikan Ticaret Odaları (AmCham) liderliğinde gerçekleşecek zirveye Azerbaycan, Gürcistan, Kazakistan, Kırgız Cumhuriyeti, Moldova, Romanya, Tacikistan, Özbekistan ve Ukrayna’dan temsilciler katılacak. ABD Ticaret Bakanlığı tarafından da desteklenen zirve ile Avrasya bölgesinde ekonomik iş birliklerinin güçlendirilmesi hedefleniyor.

İstanbul, 11 Ekim 2024 – AmCham Türkiye’nin (Amerikan Şirketler Derneği) yanı sıra, Yunanistan ve Bulgaristan AmCham’leri tarafından ortak olarak düzenlenen “1. AmChams Avrasya Ekonomi Zirvesi” (AEES), 24-25 Ekim 2024 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleşecek. Bu yıl ilk kez düzenlenecek olan ve ABD Ticaret Bakanlığı tarafından da desteklenen zirve ile Avrasya bölgesinde ekonomik iş birliklerinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Hükümet ve küresel kuruluşların temsilcilerini ağırlayacak olan zirvede bölgedeki mevcut ve potansiyel iş fırsatları ve ortaklıkları değerlendiren dünya çapındaki şirketlerden konuşmacılar yer alacak. Zirve süresince katılımcılar, paydaşlar ve iş dünyası temsilcileriyle birebir toplantılar ve atölye çalışmalarına da katılacaklar.

Hedef Bölgenin Potansiyelini Açığa Çıkarmak

AmChams Avrasya Ekonomi Zirvesi’ni bu yıl İstanbul’da hayata geçirmek için AmCham Türkiye, AmCham Yunanistan ve AmCham Bulgaristan’ın kapasitelerini birleştirdiğini belirtenAmCham Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Tankut Turnaoğlu, görüşlerini şu sözlerle dile getirdi: “AmCham Türkiye olarak, Türkiye ekonomisine 60 milyar dolar katkı sağlayan 145 ABD merkezli şirketi temsil ediyoruz ve ana hedefimiz ülkemizi global pazarlara taşıyan bir güç olmak. Bu hedefimiz doğrultusunda Türkiye ve ABD arasındaki ticaret hacminin 100 milyar dolar düzeyine ulaşmasına katkı sağlamayı sürdürüyoruz. Şimdi de bölgemizdeki diğer Amerikan Ticaret Odaları (AmChams) ile iletişim ve iş birliğimiz ile ticaret potansiyelini daha da geniş bir kapsam ve coğrafya ulaştırmak için çalışıyoruz. Bizleri bir araya getiren AEES zirvesini hayata geçirme fikri de Türkiye, Yunanistan ve Bulgaristan’daki AmCham yönetimleri arasındaki görüş alışverişi sonucunda doğdu. Azerbaycan, Gürcistan, Kazakistan, Kırgız Cumhuriyeti, Moldova, Romanya, Tacikistan, Ukrayna ve Özbekistan‘daki Amerikan Ticaret Odalarının da AmChams Avrasya Ekonomi Zirvesi (AEES) organizasyonuna ortaklığını memnuniyetle karşılıyoruz. Birlikte hayata geçirdiğimiz bu ilk zirvenin İstanbul’da düzenlenmesi AmCham Türkiye olarak bizleri ayrıca mutlu ediyor.”

AEES zirvesini düzenleyen Türkiye, Yunanistan ve Bulgaristan AmCham’leri ortak açıklamalarında şunları ifade etti: “Jeopolitik ve ekonomik dinamiklerin yanında daha güçlü, şeffaf ve verimli bölgesel iş birliğine duyulan ihtiyacı değerlendirerek, AmChams Avrasya Ekonomi Zirvesi’ni düzenleme konusunda ilk adımı attık. Zirvenin, katılımcı ülkeler arasındaki iş ve ticaret bağlarını güçlendirmek için dinamik bir platform görevi görmesini bekliyoruz. Bu platformu Amerikan Ticaret Odaları’nın deneyiminden ve ağından yola çıkarak; şirketlerin, hükümetlerin ve küresel kuruluşların bölgenin potansiyelini artırmak üzere iş birliği yapmalarına olanak sağlamak amacıyla oluşturduk.”

AmChams Avrasya Ekonomi Zirvesi (AEES) Resmi Websitesi ve Program Akışı:

https://eurasianeconomicsummit.events

Zirve Panelleri:

  • Bölgesel İş Birliği
  • Bölgesel Enerji Haritası: Güvenlik ve Sürdürülebilirlik
  • Orta Koridor: Ticaretin Gelecek Yolları
  • Dijital Ekonomi Rehberi: Yapay Zeka ve Ötesi
  • Büyüme İçin Bankacılık: Bölgesel Finansın Rolü
  • Turizm: Bölgesel Büyümenin Kilit Sektörü
  • Üretimde Direnç: Yenilikler ve Tedarik Zincirinin Yenide Şekillendirilmesi

25-29 Kasım 2024 Tarihlerinde Dubai’ye Düzenlenecek Sektörel Ticaret Heyeti ile Dubai Binalarına Türk Doğal Taşları Prestij Katacak

Tedarik Zinciri Danışmanlığı 25 29 Kasım 2024 Tarihlerinde Dubai’ye Düzenlenecek Sektörel Ticaret Heyeti Ile Dubai Binalarına Türk Doğal Taşları Prestij Katacak

Tedarik Zinciri Danışmanlığı 25 29 Kasım 2024 Tarihlerinde Dubai’ye Düzenlenecek Sektörel Ticaret Heyeti Ile Dubai Binalarına Türk Doğal Taşları Prestij KatacakEgeli maden ihracatçıları, 2024 yılındaki ihracat rekorlarına yeni bir halka eklemek için 25-29 Kasım 2024 tarihlerinde Ortadoğu’nun ticaretinin kalbinin attığı Birleşik Arap Emirlikleri’nin iki emirliğinden biri olan Dubai’ye yönelik “Sektörel Ticaret Heyeti” düzenlemek için kolları sıvadı.

2024 yılında pazarlama faaliyetlerine Suudi Arabistan’a yönelik sektörel ticaret heyetiyle başladıklarını aktaran Ege Maden İhracatçıları Birliği Başkanı İbrahim Alimoğlu, Güney Kore’deki KINTEX fuarına ve Çin’deki Xiamen Uluslararası Doğal Taş Fuarı’na Türkiye Milli Katılım Organizasyonları sonrasında dünyanın dört bir tarafından doğal taş ithalatçılarını İzmir’de Marble Fuarı’nda ağırladıklarını hatırlattı.

2024 yılındaki pazarlama faaliyetlerimize “Dubai Sektörel Ticaret Heyetiyle noktayı koyacağız” diyen Alimoğlu, “Birleşik Arap Emirlikleri yıllık 350 milyon dolar doğal taş ihraç ediyor. Türkiye 62 milyon dolarlık ihracatla lider ülke konumunda. Dubai’de aynı anda pek çok modern proje inşa ediliyor. Doğal taş sektörünün stratejik bir pazarı konumunda. Global ölçekte ses getiren Big 5 Global Fuarıyla eş zamanlı düzenleyeceğimiz sektörel ticaret heyetimiz sayesinde, doğal taş ihracatçılarımız sektörümüzdeki en son trendleri yakından takip edebilecek, BAE’deki inşaat projeleri ve doğal taş ithalatına dair güncel pazar bilgileri ile iş stratejilerini geliştirme fırsatı bulacaklar” şeklinde konuştu.

Dubai Vergi Avantajından Dolayı Göç Alıyor Konut Talebi Artıyor

Dubai’nin sağladığı vergi avantajlardan dolayı sanal market şirketinin ve yazılım firmalarının yatırım yaptığı bir merkez konumunda olduğu bilgisini de veren Alimoğlu, Dubai’nin bu nedenle sürekli göç aldığını ve konut talebinin sürekli diri olduğunu, inşaat sektörünün bu nedenle büyüdüğünü, turizm sektörünün canlılığınında inşaat sektöründeki büyümeyi desteklediğini, Dubai’nin Türk doğal taş sektörü için cazibesinin her geçen gün arttığını vurguladı.

Birleşik Arap Emirlikleri’nin, Dünya Bankası’nın İş Yapma Kolaylığı Endeksine göre; 190 ülke arasında, iş yapma kolaylığı açısından 16., yeni bir ticari faaliyete başlama kolaylığı açısından ise 17. sırada yer aldığı bilgisini veren Alimoğlu sözlerini şöyle sürdürdü; “İş süreçlerinin sadeliği yabancı yatırımcıların BAE’ne yönelmesini hızlandırıyor. Ticaret, finans ve turizm merkezi olma stratejisi izliyorlar. Liman ve serbest bölgelerinde altyapı ve hizmet anlayışı gelişmiş durumda. Kalkınmada Hong Kong ve Singapur’u örnek alıyorlar. Başta Amerikalı ve Avrupalı büyük firmalar olmak üzere çok sayıda yabancı firma, özellikle ülkenin ticaret merkezi konumunda olan Dubai’de temsilcilik açmak suretiyle, BAE pazarının yanı sıra diğer Körfez ülkeleri ve yakın Afrika ve Uzak Asya ülkelerine ait piyasaları buradan takip ediyorlar. Bu da inşaat projelerinin artıyor. Dünya genelinde kilometre kare başına en fazla proje bölgelerden olan Dubai’den daha fazla pay almaya gidiyoruz.”

2025 Yılında 1,5 Milyar Dolar İhracata Ulaşmak İçin Ticaret Heyetleri Hazırlıklarımızı Başlattık

Ege Maden İhracatçıları Birliği olarak 2024 yılına 1 milyar 250 milyon dolar ihracat hedefiyle girdiklerini hatırlatan EMİB Başkanı Alimoğlu, “Yoğun pazarlama faaliyetlerimiz sayesinde 2024 yılının ocak – eylül döneminde ihracatımızı yüzde 21’lik artışla 804 milyon dolardan 975 milyon dolara taşıdık. 1 milyar 250 milyon dolar hedefimize ulaşacağımıza inanıyoruz. 2025 yılında da 1,5 milyar dolar ihracat hedefine ulaşmak için ticaret heyeti hazırlıklarımızı sürdürüyoruz. 2025 yılı Ocak ayında ABD ve Rusya’ya, Şubat ayında Birleşik Krallık ve Polonya’ya, Nisan’da Romanya ve Sırbistan, Mayıs’ta ise Kazakistan ve Avustralya’ya heyet düzenlemek üzere çalışmalarımıza başladık. Heyetlerimizde ihracatçı firmalarımız alıcılarla ikili görüşmeler yaparak, iş bağlantılarını genişletebilecek; ticari ilişkiler kurabilecek, güncel pazar bilgileri ile iş stratejilerini geliştirme fırsatını yakalayacaklar” diyerek sözlerini noktaladı.

Ege Maden İhracatçıları Birliği’nin ”ne katılmak isteyen firmalar 11 Ekim 2024 Cuma günü mesai bitimine kadar maden@eib.org.tr e posta adresi ya da (232) 488 6000 – 1216 No.lu telefon aracılığıyla Ege Maden İhracatçıları Birliği’yle iletişime geçmeleri gerekiyor.

Küresel İklim Değişikliği Buğday Hasadını Etkileyebilir!

Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Eğitimi Küresel İklim Değişikliği Buğday Hasadını Etkileyebilir

Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Eğitimi Küresel İklim Değişikliği Buğday Hasadını EtkileyebilirBu yılın buğday hasadının geçtiğimiz yıl rakamlarına yaklaştı, “Yıl sonunda 4 milyon tonu makarnalık olmak üzere 21 milyon tonluk bir kapasite elde edilecek. Yılın ilk 9 ayında 327 bin tonluk bir kapasiteye ulaşarak hem ülkemizin un ihtiyacının tedariki hem de ulusal ihracat ağına katkı sağlamaya devam ediliyor. Yıl sonunda 434 bin tonluk kapasiteye erişmek için çalışmalar devam ediyor. Küresel iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin hasat sürelerinden verimliliğe kadar birçok unsuru etkileyeceğinin altını çizen uzmanlar, çiftçiye yönelik genişletilmiş kamu desteğinin kritik önem taşıdığını da dile getirdi.

Türkiye’nin her bölgesinde verimli bir hasat sezonunun tamamlandığını dile getiren uzmanlar, “Ülkemizde 2023 yılında 22 milyon tonluk buğday rekoltesi elde edilmişti. Bu yıl geçtiğimiz yıla göre daha erken başlayan buğday hasadı, Türkiye’nin dört bir yanında en az 4 ay devam etti. Çiftçilerimiz, hasadın ardından Toprak Mahsulleri Ofisi’ne veya lisanslı depolara ürünlerini teslim etmeye devam ediyor. Hasat döneminin ardından 4,5 milyon tonu makarnalık olmak üzere yine 20 milyon tonun üzerinde bir kapasite elde edilmiş olacaktır.” dedi.

“İklim değişikliği üretimi olumsuz etkileyebilir”

Türkiye’nin buğday üretiminde dünyaya olan katkısı yanında, buğdayda kendine yetebilen bir ülke olduğunu belirten uzmanlar, iklim değişikliğinin getireceği sonuçları her zaman göz önüne almanın gerekliliğini vurguladı. “Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), gıda ürünlerinin uluslararası fiyatlardaki aylık değişimin izlendiğini, Tahıl Fiyat Endeksi’nde Ağustos ayında yüzde 0,5 azalış olduğunu kaydetmişti. Özellikle Türkiye ve ABD gibi ana ihracatçı ülkelerin iyi hasat beklentilerinin etkilediği bu endeks önemli bir gösterge olsa da uzun vadede iklim değişikliklerinin etkisini mutlaka göz önünde bulundurmak gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Uzmanlar, iklim değişikliği başta gıdaya erişim ve küresel gıda fiyatları olmak üzere birçok parametreyi değiştiriyor. Tarım alanlarındaki zararlı yoğunluğundaki artış, kuraklık ve buna bağlı hasat zamanlarının değişiklik göstermesi gibi faktörler tarım verimliliğinin üzerinde ciddi olumsuz sonuçlar doğuruyor. Küresel iklim değişikliğinin, hasadın sonuçlarını özellikle uzun vadede etkilememesi için doğal dengenin korunması şart. Bu kapsamda verimli bir biyolojik mücadelenin yapılması, iyi tarımın daha da yaygınlaştırılması ve elbette yönlendirici kamu politikaları son derece önem taşıyor.” şeklinde konuştu.

Kamu Desteği Çiftçiyi Rahatlatacak 

Kamuda çiftçiyi yeni destekleme modelini de değerlendiren uzmanlar “1 Eylül itibarıyla tarımsal üretim planlamasının detayları açıklanmaya başladı. Özellikle buğdayın üretileceği havzalarda mevcut mazot ve gübre desteği yanında, temel destek ve planlı üretim desteğinin verileceğinin duyurulması memnuniyet verici.” açıklamalarında bulunuldu.

Laboratuvar Hizmet Alım İhalesinde Miadı Azalan Ürünlerin Değişimi?

Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem Laboratuvar Hizmet Alım İhalesinde Miadı Azalan ürünlerin Değişimi

Laboratuvar Hizmet Alım İhalesinde Miadı Azalan Ürünlerin Değişimi?

Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem Laboratuvar Hizmet Alım İhalesinde Miadı Azalan ürünlerin DeğişimiMehmet ATASEVER

Simdata Dan. Y.K.B./Sağlık Bak. SGB E. Bşk./KİK E. Üyesi

 

İtirazen Şikayet Konusu; İtirazen şikâyet dilekçesinde özetle, İdrar Testleri Teknik Şartnamesi’nin 3.6’ncı maddesinde yer alan “Firma stok durumunu belirleyip ona göre miadı en fazla 1 (bir) ay kalan reaktif ve sarf malzemeleri uzun miadlılarla değiştirecektir.” ifadesinin “Firma stok durumunu belirleyip, stoktaki reaktif ve sarf malzemelerin niteliğini kaybetmesi durumunda bozulan miktar kadar reaktif ve sarf malzemeyi uzun miadlılarla değiştirecektir.” ifadesiyle değiştirilmesi gerektiği, İdrar Teknik Şartnamesi’nin 3.6’ncı maddesinin bu haliyle sağlıklı teklif oluşturulmasına engeller nitelikte olduğu, son dönemde yayımlanan Kamu İhale Kurulu kararlarında da belirtildiği üzere yüklenicilerin bir kiti dokümana uygun bir şekilde teslim etmesine rağmen idarenin herhangi bir sebeple söz konusu kit veya malzemeyi miat süresi içerisinde kullanmamasından dolayı şartsız ve koşulsuz olarak yükleniciden yenisi ile değiştirmesini talep etmesinin teklif aşamasında sağlıklı teklif oluşturması hususunda engel teşkil edeceği gibi bununla birlikte yükleniciden kaynaklanmayan yanlış stok yönetimi gibi uygulamalar nedeniyle sözleşmenin ifasında yükleniciye kontrolü altında olmayan nedenlerle ekstra maliyet ve sorumluluklar yüklenmiş olacağı, İdrar Teknik Şartnamesi’nin 3.6’ncı maddesinin bu haliyle sağlıklı teklif vermeye engel teşkil ettiği, ihalenin 1’inci kısmının iptaline karar verilmesi gerektiği iddialarına yer verilmiştir.

04.09.2024 tarihli ve 2024/UH.I-1071 sayılı Kamu İhale Kurulu Kararına Göre;

Yapılan inceleme ve tespitler neticesinde; 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun “Temel İlkeler” başlıklı 5’inci maddesinde “İdareler, bu Kanuna göre yapılacak ihalelerde; saydamlığı, rekabeti, eşit muameleyi güvenirliği, gizliliği, kamuoyu denetimini, ihtiyaçların uygun şartlarla ve zamanında karşılanmasını ve kaynakların verimli kullanılmasını sağlamakla sorumludur…” hükmü,

Anılan Kanun’un “Şartnameler” başlıklı 12’nci maddesinde “İhale konusu mal veya hizmet alımları ile yapım işlerinin her türlü özelliğini belirten idari ve teknik şartnamelerin idarelerce hazırlanması esastır. Ancak, mal veya hizmet alımları ile yapım işlerinin özelliği nedeniyle idarelerce hazırlanmasının mümkün olmadığının ihale yetkilisi tarafından onaylanması kaydıyla, teknik şartnameler bu Kanun hükümlerine göre hazırlattırılabilir. İhale konusu mal veya hizmet alımları ile yapım işlerinin teknik kriterlerine ihale dokümanının bir parçası olan teknik şartnamelerde yer verilir. Belirlenecek teknik kriterler, verimliliği ve fonksiyonelliği sağlamaya yönelik olacak, rekabeti engelleyici hususlar içermeyecek ve bütün istekliler için fırsat eşitliği sağlayacaktır…” hükmü yer almaktadır.

Kamu İhale Genel Tebliği’nin “Kit alımı ile birlikte kit karşılığı geçici olarak cihaz temini ihaleleri” başlıklı 60’ıncı maddesinde “60.1. Kit alımı ile birlikte kit karşılığı geçici olarak cihaz temini ihalesi kitlerin teslim programına uygun olarak idareye teslim edilmesi ile bu kitlerin tahlil edildiği cihazların sözleşmede belirtilen süre boyunca idarenin laboratuvarında kurulu bulundurulması ve yüklenicinin sözleşmede öngörülen diğer yükümlülükleri yerine getirmesi olarak tanımlanabilir. … 60.3. … İdarelerce ihale dokümanında toplam test sayısının yanı sıra her bir kitin test sayısının gösterilmesi, kitlerin test sayısı belirlenirken 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununun 24 üncü maddesinin göz önünde bulundurulması gerekmektedir.” açıklaması yer almaktadır.

İhalenin birinci kısmı olan İdrar Testleri Teknik Şartnamesi’nin 3.6’ncı maddesinde “Yüklenici firma/firmalar, en az 1 (bir) aylık reaktif ve sarf malzeme ihtiyacını laboratuvarda bulunduracak, her ayın ilk haftasında stokların miadını ve miktarını kontrol edecek, stok durumunu belirten bir raporunu her ay laboratuvar sorumlu hekimine sunacaktır. Firma stok durumunu belirleyip ona göre miadı en fazla 1 (bir) ay kalan reaktif ve sarf malzemeleri uzun miadlılarla değiştirecektir. Miadı geçmiş kit ve malzeme kesinlikle kullanılmayacaktır. 1 aylık stok miktarı aylık hak edişlere göre hesaplanacaktır. Stok durumu 1 ayın altına düştüğünde firmaya uyarı gönderilecektir. Uyarıya rağmen 1 hafta içinde stok durumunda düzelme yönünde bir değişiklik olmazsa idari şartnamede belirtilen cezai işlemler uygulanacaktır. Kitler, sarf malzemeler, kalibratör ve kontrol materyallerinin stokta bitmesi durumunda ilgili uzman tarafından durum tespit tutanağı tutulup işleme konulması halinde idari şartnamede belirtilen cezai işlemler uygulanacaktır.” düzenlemesi yer almaktadır.

Kit karşılığı geçici cihaz temini ihaleleri, kitlerin teslim programına uygun olarak idareye teslim edilmesi ile bu kitlerin tahlil edildiği cihazların sözleşmede belirtilen süre boyunca idarenin laboratuvarında kurulu bulundurulması ve yüklenicinin sözleşmede öngörülen diğer yükümlülükleri yerine getirmesi olarak tanımlanabilmektedir.

Yukarıda aktarılan Teknik Şartname düzenlemesinde yüklenicinin stok durumunu belirleyip ona göre miadı en fazla 1 (bir) ay kalan reaktif ve sarf malzemeleri uzun miadlılarla değiştireceğinin belirtildiği görülmüştür. Yapılan incelemede, ihale kapsamında alınacak toplam kit çeşidine ve sayısına yer verildiği, teslim edilmesi istenilen kit miktarının idare tarafından belirleneceği, diğer bir ifade ile idare tarafından yükleniciden istenildiği zaman istenildiği kadar kit talep edilebileceği, kullanım hızlarına göre zamanında tüketilmeyen kitlerin öncesinden haber verilerek yükleniciden yenileri ile değiştirtilmesinin istenilmesine yönelik düzenlemenin istekliler açısından belirsizliğe yol açacağı kanaatine varılmıştır. Ayrıca yüklenicinin sorumluluğunda olmayan kitlerin kullanılması ile ilgili stok yönetimi gibi uygulamalar nedeniyle sözleşmenin ifasında yükleniciye ek sorumluluklar yüklenmemesi gerektiği, aksi durumun istekliler tarafından teklif edilen kit miktarından daha fazla kitin kendisinden kaynaklanmayan nedenlerle idareye teslim edilmesi sonucunu doğurabileceği, söz konusu düzenlemenin yüklenici aleyhine yorumlanabileceği, belirsiz ve sınırsız olduğu anlaşılmıştır. Dolayısıyla başvuru sahibinin iddialarının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.

Sonuç olarak, yukarıda mevzuata aykırılıkları belirtilen işlemlerin düzeltici işlemle giderilemeyecek nitelikte işlemler olduğu tespit edildiğinden, ihalenin iptali gerekmektedir.

Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem Laboratuvar Hizmet Alım İhalesinde Miadı Azalan ürünlerin DeğişimiMehmet ATASEVER

Simdata Danışmanlık Y.K. Başkanı

Sağlık Bak. SGB E. Bşk./KİK E. Üyesi

Mhatasever@gmail.com

Mehmetatasever.org

 

Yeni İhracat Kapısı, Afrika Pazarı ! 11. WCI Forum 16-17 Ekim Tarihlerinde İstanbul’da

Tedarik Zinciri Danışmanlığı Yeni İhracat Kapısı, Afrika Pazarı 11. Wci Forum 16 17 Ekim Tarihlerinde İstanbul’da

Tedarik Zinciri Danışmanlığı Yeni İhracat Kapısı, Afrika Pazarı 11. Wci Forum 16 17 Ekim Tarihlerinde İstanbul’daAfrika Pazarı, 16-17 Ekim 2024 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenecek olan 11. WCI Forum’da masaya yatırılıyor. T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat’ın katılımıyla gerçekleşecek etkinlikte, Sierra Leone Cumhurbaşkanı Yardımcısı Dr. Mohamed Juldeh Jalloh ve Güney Sudan Ticaret ve Sanayi Bakanı Joseph Moum Majak gibi önemli Afrika devlet adamları da yer alacak. Ayrıca, Türkiye ihracatının önde gelen temsilcileri arasında Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ve MÜSİAD gibi iş dünyasının önde gelen isimleri de açılışta hazır bulunacak. Bu yıl “Afrika’ya Yatırım, Geleceğe Yatırım” temasıyla gerçekleşecek forumda, Afrika pazarının Türkiye için yeni ticaret yolları açma potansiyeli derinlemesine ele alınacak.

3 Trilyon Dolarlık Afrika Pazarı, Türkiye İçin Yeni Bir Seçenek mi?

1.5 milyar nüfusa sahip, 54 ülkeden oluşan Afrika kıtası, hâlâ ihtiyaç duyduğu ürünlerin %87’sini dış ticaret ortaklarından karşılıyor. Yeni açıklanan Orta Vadeli Program’da (OVP) ihracat odaklı büyüme stratejisine vurgu yapılırken, bu devasa pazarda Türkiye’nin nasıl bir rol oynayacağı tartışma konusu. Nijer, Mali ve Burkina Faso gibi siyasi istikrarsızlık yaşayan ülkelerin Avrupa dışındaki ticaret ortaklarına yönelme arayışları, Türkiye için önemli fırsatlar sunuyor.

Sahra Altı Afrika Ülkeleri Türkiye KOBİ’leriyle Buluşuyor

Özellikle Sahra Altı Afrika ülkelerinden 1.500 Afrikalı alıcı, İstanbul’da Türkiye’nin dört bir yanından gelen KOBİ temsilcileri ile bir araya gelecek. Türkiye’nin 81 ilinin 70’inden katılım gösterecek olan 500 KOBİ temsilcisi, Afrika’nın yükselen talebiyle Türkiye’nin ihracat hacmini genişletme ve yeni ticaret ortaklıkları oluşturma amacıyla iş görüşmeleri gerçekleştirecek. Bu buluşmalar, zor geçmesi öngörülen 2024’ün son çeyreği ve 2025 yılı için Türkiye ihracat haritasında yeni seçenekler sunabilir.

Utku Bengisu: “Afrika, Türkiye’nin İhracatında Yeni Bir Dönemi Başlatacak”

WCI Forum Başkanı Utku Bengisu, Afrika pazarının Türkiye ihracatında yaratacağı potansiyelin altını çizerek şu ifadelerde bulundu:
“Afrika, giderek artan nüfusu, gelişen ekonomileri ve stratejik önemiyle Türkiye için büyük fırsatlar barındırıyor. Afrika pazarının sunduğu bu yeni fırsatlar, ihracatçı KOBİ’lerimiz için geniş bir yelpazede işbirliği olasılıkları yaratacak. Bu forum, yalnızca ticaret hacmimizi artırmakla kalmayacak, aynı zamanda Türkiye’nin Afrika ile olan ilişkilerini daha da derinleştirecek. 2025 ve sonrasında Afrika, Türkiye’nin ihracatında yeni bir dönemin başlangıcı olabilir.”

Gana, Onur Konuğu Ülke Olarak Öne Çıkıyor

11. Wci Forum’un onur konuğu olan  Gana, 76 milyar dolarlık ekonomisiyle dikkat çekiyor. Gana, Burundi, Togo, Sudan ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nden bakanlar ve Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanı Sayın Prof. Dr. Ömer Bolat’ın açılış konuşmaları ile başlayacak forumda, iki gün süresince bayilik anlaşmaları, yeni siparişler ve Afrika’ya yönelik tedarik zinciri fırsatları ele alınacak.

Türkiye’nin İhracat Hedefleri İçin Afrika Anahtar Rol Oynayacak mı?

Yeni OVP’de geriye doğru revize edilen 13 milyar dolarlık ihracat hedefinin Afrika kıtası üzerinden sağlanabilecek yükselen taleplerle yeniden ivme kazanması amaçlanıyor. 35.5 milyar dolar seviyesinde olan mevcut ticaret hacminin, forumda gerçekleştirilecek anlaşmalar sayesinde 40 milyar doların üzerine çıkması hedefleniyor.

16-17 Ekim tarihlerinde İstanbul WOW Convention Center’da düzenlenecek olan 11. WCI Forum, Türkiye’nin ihracat odaklı büyüme stratejisinde Afrika’yı önemli bir partner olarak konumlandırma yolunda atılacak adımlar için hayati bir fırsat sunuyor. Forum, hem Afrika hem de Türkiye için yeni ticaret kanallarının açılmasına vesile olacak.

EİB’den Eylül Ayında 1 Milyar 542 Milyon Dolarlık İhracat

Ei̇b’den Eylül Ayında 1 Milyar 542 Milyon Dolarlık İhracat

Ei̇b’den Eylül Ayında 1 Milyar 542 Milyon Dolarlık İhracatEge İhracatçı Birlikleri eylül ayında 1 milyar 542 milyon dolarlık ihracata imza attı. EİB, 2023 yılı eylül ayındaki 1 milyar 511 milyon dolarlık ihracatını yüzde 2 ileri taşımış oldu.EİB’nin 2024 yılının 9 aylık döneminde ihracatı yatay bir seyirle 13 milyar 626 milyon dolar olurken, son 1 yıllık dönemdeki ihracatı da 18 milyar 203 milyon dolar olarak kayıtlara geçti.Eylül ayında Türkiye’nin ihracatıysa yüzde 1,8’lik kayıpla 22 milyar 411 milyon dolardan 22 milyar 7 milyon dolara geriledi.

EİB bünyesindeki sanayi sektörleri eylül ayında 775,5 milyon dolar ihracat yapma başarısı gösterirken, tarım sektörlerinin ihracatı yüzde 11’lik artışla 592 milyon dolardan 655,6 milyon dolara yükseldi. 2024 yılında her ay yeni bir ihracat rekoru kıran madencilik sektörü eylül ayında ihracatını yüzde 30 artırdı ve 110 milyon dolarlık ihracatla başarılarına yeni bir halka ekledi.Eylül ayında, Ege İhracatçı Birlikleri bünyesindeki 12 ihracatçı birliğinin 8 tanesi ihracatını artırmayı başarırken, 4 tanesi 2023 yılı eylül ayı ihracat rakamının gerisinde kaldı.

Demir Zirvedeki Yerini Korudu

Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği, eylül ayında 213,5 milyon dolarlık ihracatla EİB çatısı altındaki 12 ihracatçı birliği arasında zirvedeki yerini korudu.Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği ihracatını yüzde 16’lık artışla 128 milyon dolardan 149 milyon dolara taşıdı ve zirve ortaklığını sürdürdü.

İhracat Artış Rekortmeni Kuru Meyve

2024/25 sezonunda kuru incir ihracatının iki hafta öne çekilmesi Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin eylül ayı ihracatının yüzde 44’lük artışla 82 milyon dolardan 118,6 milyon dolara ulaşmasını sağladı. EKMİB, eylül ayında EİB bünyesindeki 12 ihracatçı birliği arasında ihracat artış rekortmeni oldu.

Hazırgiyim İhracatı 3 Aydır Artıyor 

Döviz kurundaki artışın enflasyon rakamlarının gerisinde kalması ve ihraç pazarlarındaki resesyon nedeniyle zorlu bir süreçten geçen Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği, temmuz ve ağustos ayından sonra eylül ayında da ihracatını yüzde 7’lik artışla 109 milyon dolardan 117 milyon dolara taşıdı.Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği, eylül ayında 113 milyon dolarlık ihracat yapma başarısı gösterirken, son 1 yıllık ihracatı 1 milyar 350 milyon dolar olarak kayıtlara geçti.

Maden İhracatı Yüzde 30 Arttı

Ege Maden İhracatçıları Birliği eylül ayında 2024 yılındaki başarı halkalarına bir yenisini ekledi. Eylül ayında ihracatını yüzde 30’luk artışla 85 milyon dolardan 110 milyon dolara ilerleten EMİB, son 1 yıllık dönemde ihracatını yüzde 13’lük yükselişle 1 milyar 91 milyon dolardan 1 milyar 237 milyon dolara ilerletti.

Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği eylül ayında 82 milyon dolarlık ihracata imza atarken, 2023 yılı eylül ayındaki 77 milyon dolarlık ihracatını yüzde 7 artırmayı başardı.Türkiye’deki tüm tütün ve tütün mamulleri ihracatçılarını çatısı altında buluşturan Ege Tütün İhracatçıları Birliği, 2024 yılı eylül ayında Türkiye’ye 74,3 milyon dolar döviz kazandırdı.Mobilya, kağıt ve orman ürünleri sektörlerini bünyesinde birleştiren Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Eylül ayında 73 milyon dolar ihracat yaptı.

Yeni sezona hazırlanan Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği eylül ayını 44 milyon 102 bin dolarlık ihracatla geride bıraktı.Emek yoğun sektörlerin yaşadığı sıkıntıları yoğun bir şekilde yaşayan Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği eylül ayında 32 milyon dolarlık ihracat yaparken, Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği 13,3 milyon dolarlık ihracatla eylül ayını tamamladı.

Ege Bölgesi’nin Eylül Ayı İhracatı 2 Milyar 656 Milyon Dolar 

Ege Bölgesi’nin eylül ayı ihracatı 2 milyar 656 milyon dolar olurken, İzmir, 1 milyar 408 milyon dolarlık ihracata imza attı. İzmir’in ihracatını iki serbest bölge 278 milyon dolarlık destek verdi. İzmir, Ege Bölgesi ihracatından yüzde 53 pay aldı.Manisa, 488 milyon dolarlık ihracatla İzmir’i takibini sürdürürken, Denizli, eylül ayında 400 milyon dolarlık ihracatı hanesine yazdırdı.Aydın, 93,6 milyon dolarlık ihracatla eylül ayını geride bırakırken, Muğla 89 milyon dolar, Balıkesir 85 milyon dolar ihracat yapma başarısı gösterdiler.

Eylül ayında Kütahya 35 milyon dolarlık, Afyon 29 milyon dolarlık ve Uşak 27,7 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdiler.Ege İhracatçı Birlikleri üyelerinin en çok ihracat yaptığı ülkeler sıralamasında Almanya 1 milyar 522 milyon dolarla ilk sıradaki yerini korurken, İngiltere 1 milyar 229 milyon dolarlık taleple ikinci ve Amerika Birleşik Devletleri 1 milyar 18 milyon dolarla üçüncü sırada yer aldı. Bu ülkeleri Irak ve İtalya izledi.

Eskinazi; “İhracatçı kredi taahhütlerini yerine getirmek için zorunlu ihracat yapıyor”

İhracatçıların kredi taahhütlerini yerine getirmek için ihracat yapmak zorunda oldukları bir süreci yaşadıklarını dillendiren Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, rekabetçiliklerini kaybettiklerini, zaman zaman zararına ihracat yapmak durumunda kaldıklarını paylaştı.

2024 yılına girerken son çeyrekten daha umutlu olduklarını hatırlatan Eskinazi, “Mevcut konjonktürde ayakta kalmaya çalışıyoruz. 2025 yılında da benzer bir tablo öngörüyoruz. Orta Vadeli Programa göre döviz kurlarındaki artış 2025 yılında da enflasyon rakamlarının altında kalacak görünüyor. TCMB’nın ihracatçıdan aldığı döviz kurundaki yüzde 2’lik farkın yüzde 5’e çıkarılması durumunda ihracatçı bir nebze rahatlayabilir” diye konuştu.

Yenilenebilir Enerji Sigortalarında Maddi Hasar ve Finansal Kayıp Öne Çıkıyor

Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Eğitimi Yenilenebilir Enerji Sigortalarında Maddi Hasar Ve Finansal Kayıp Öne Çıkıyor

Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Eğitimi Yenilenebilir Enerji Sigortalarında Maddi Hasar Ve Finansal Kayıp Öne ÇıkıyorTürkiye’de yenilenebilir enerji sektörünün hem iç hem de dış dinamikler nedeniyle hızla büyümekte ve gelişmekte olan enerji sektörü, 2035 yılı  yenilenebilir enerjinin üretim içindeki payının %55’e yükseltilmesi hedeflenmektedir. Bu artış, doğal olarak enerji projelerinin sigorta ihtiyacını da artırmaktadır. Önümüzdeki dönemlerde maddi hasar ve kar kaybı gibi geleneksel sigorta çözümlerinin yanı sıra  maddi hasara  bağlı olmayan  performans  kayıpları, iklim değişiklikleri  gibi sebeplerden kaynaklanan  finansal kayıpların sigorta  vasıtası ile  teminat altına alınması daha sık gündeme gelmektedir.

Türkiye’de yenilenebilir enerji sektörü gelişmeye devam ediyor. Bu büyüme, sigorta sektöründe de enerjinin payını gün geçtikçe artırıyor. Özellikle güneş enerjisi ve rüzgar enerjisi projelerinin, enerji  politikaları ve verilen teşviklerin de  etkisi ile  yatırımcılar tarafından büyük ilgi görüyor, “Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığından yapılan açıklamaya göre önümüzdeki 12 yıl boyunca her yıl 3,5 GW güneş ve 1,5 GW rüzgâr santralinin devreye alınması ve 2035 yılı  yenilenebilir enerjinin üretim içindeki payının %55’e yükseltilmesi hedefleniyor. Bu artış, doğal olarak enerji projelerinin sigorta ihtiyacını da artırmaktadır.

Altyapı Hazırlıkları ve Stratejik Planlamalar Öne Çıkıyor

Yenilenebilir enerji kaynaklarının yerel olarak temin edilmesi ile birlikte doğalgaz,  petrol, kömür gibi  hammadde ithalatının, dolayısıyla da dışa bağımlılığın azaldığına dikkat çeken Ülkem Devrim Aksar, “Konvansiyonel enerji üretiminden yenilenebilir enerjiye geçiş  global ölçekte devletler ve kamu yöneticileri  tarafından geniş destek görmektedir. Örneğin Avrupa Birliği  Konseyi tarafından kabul edilen Yenilenebilir Enerji Direktifi’ne göre; AB’nin toplam enerji tüketiminde yenilenebilir enerjinin payının 2030 yılına kadar % 42.5’e çıkartılması planlanmıştır. Öte yandan bu geçiş sürecinde elbette bazı zorluklar ile karşılaşılmaktadır. En önemli engel enerji altyapısının yeterli olmaması veya   modernize edilmesi zorunluluğudur. Altyapı dönüşümünün enerji yatırımlarının hızına yetişememesi dönüşümü yavaşlatacaktır. Bir diğer potansiyel sorun da üretilen enerjinin depolanmasıdır.

Konvansiyonel enerjiden farklı olarak yenilenebilir enerji  güneşli  gün sayısı, rüzgarlı gün sayısı gibi  tamamen hava ve iklim etkenlerine bağlı olduğundan  şartların uygun olduğu zaman üretilen enerjinin depolanması ve ihtiyaç olduğunda kullanıması önem arz etmektedir. Ancak enerji depolama teknolojisi halen gelişmekte olup maliyeti yüksek bir yatırımdır. Genel olarak, yenilenebilir enerji kaynaklarının geniş kullanımı hem çevresel hem de ekonomik açıdan önemli faydalar sağlar. Bu geçişin başarılı olabilmesi için karşılaşılan zorlukların üstesinden gelinmesi ve stratejik planlamaların yapılması gerekmektedir” şeklinde konuştu.

Başlıca Risk, Maddi Hasar ve Finansal Kayıplar

Yenilenebilir enerji proje yatırımlarındaki risklere dikkat çeken Ülkem Devrim Aksar, şunları söyledi: “Başlıca risk olarak görülen faktörlerden biri inşaat ve montaj sürecinde meydana  gelebilecek maddi hasarlar ve buna bağlı olarak finansal kayıplardır. Operasyonel hatalar,  tabii olaylar, kötü  niyetli hareketler gibi  sebeplerden kaynaklanan maddi hasarları ve buna bağlı finansal kayıplar geleneksel sigorta ürünleri vasıtası ile teminat altına alınmaktadır. Öte yandan risklerin çeşitliliği beraberinde farklı sigorta ürünlerinin kullanımı ile risk transferinin yapılması ihtiyacı doğurmaktadır. Örnek olarak siber  saldırılara  karşı siber   güvenlik sigortaları; yetersiz  yağış,  rüzgar veya güneş eksikliğinden kaynaklanacak finansal  kayıplar için iklim türevleri olarak adlandırılan parametrik sigorta ürünleri sayılabilir. Yenilenebilir enerji projelerinin sigorta gereksinimleri, projenin ölçeği, tipi ve yerel düzenlemelere bağlı olarak değişebilir. Bu nedenle, her proje için özelleştirilmiş bir sigorta planı oluşturmak önemlidir. Sigorta brokerleri veya danışmanları ile çalışarak, projeye özgü riskler ve ihtiyaçlar doğrultusunda uygun sigorta çözümleri belirlenmelidir. Sigorta ürünlerinin çeşitlenmesi, regülasyon ve destekleyici politikalar, yenilenebilir enerji sektörüne yönelik risk yönetimi ve uzmanlık ile sürdürülebilirlik ve yeşil sigorta kapsamındaki çalışmalara daha fazla önem verilmesi gerekir.”

ERP Satın Alma Süreçlerindeki Rus Ruleti Tipi Satın Alma ve İşletmenin Kendi Implementasyonu: Kapsamlı Bir Değerlendirme

Erp Satın Alma

ERP Satın Alma Süreçlerindeki Rus Ruleti Tipi Satın Alma ve İşletmenin Kendi Implementasyonu: Kapsamlı Bir Değerlendirme

Olgar Ataseven

olgar.ataseven@profesia.com.tr

Bu hafta yine Kurumsal kaynak planlaması (ERP) sistemlerinin satın alımını konuşalım istiyorum. Malum ERP’ler büyüyen ve büyümüş tüm işletmelerin operasyonlarını daha etkin yönetmesi ve rekabet avantajı sağlaması için önemli araçlar haline geldi. Ancak, doğru ERP sisteminin seçimi ve başarılı bir şekilde uygulanması, işletmeler için zorlu bir süreç olabilir. Bunu daha önceki yazılarımda bulabilirsiniz. Bu sefer, ERP satın alma süreçlerinde yaygın olarak kullanılan iki farklı yaklaşımı inceleyeceğim: “Rus Ruleti” tipi satın alma ve işletmenin kendi implementasyonu. Diyeceksiniz ki “Rus Ruleti” nin ne işi var burada ama yazının sonuna kadar okuyun lütfen. Ama belki bilmeyenler vardır. Önce kısa bir tanım verelim. Rus Ruleti, riskin ve belirsizliğin yüksek olduğu bir şans oyunudur; oyuncular, kurşun dolu bir tabancayı rastgele ateşleyerek hayatlarını tehlikeye atar. Bu kısa açıklamadan sonra gelin her iki yöntemin de avantajları ve dezavantajları değerlendirilecek, doğru seçim için dikkat edilmesi gereken kriterleri ele alalım. 

Rus Ruleti Tipi Satın Alma Nedir?

Erp Satın AlmaBu yöntemde, ERP projesinin sorumluluğu genellikle bir danışmanlık firması veya sistem entegratörüne devredilir. Müşteri, bu dış kaynağın uzmanlığına güvenerek proje yönetiminde daha pasif bir rol üstlenir. Çok tanıdık geldi değil mi? Hep uyguladığımız yöntem. Ama unutmayın işte tam da bu yöntem istatistiksel olarak tüm IT projelerinin %50’den fazlasının çöp olmasına sebep oluyor. Hiç mi avantajı yok! Tabi ki var. Ama size aynı zamanda dezavantajlarını da sayalım.

  • Avantajlar:
    • Hızlı Uygulama: Deneyimli dış ekipler sayesinde, proje uygulaması daha kısa sürede tamamlanabilir.
    • Uzmanlık: Danışmanlık firmalarının ERP sistemleri konusunda derinlemesine bilgiye sahip olması, en iyi uygulamaların hayata geçirilmesini sağlar.
    • Risk Paylaşımı: Projedeki olası riskler, danışmanlık firmasıyla paylaşılır, bu da müşteri üzerindeki baskıyı azaltır. 
  • Dezavantajlar:
    • Yüksek Maliyet: Danışmanlık hizmetleri, ERP projesinin toplam maliyetini artırabilir.
    • Bağımlılık: İşletme, proje boyunca dış kaynağa bağımlı hale gelir ve iç kontrol azalır.
    • Kontrol Eksikliği: İşletmenin proje sürecindeki kontrolü sınırlıdır, bu da sonuçları tam anlamıyla öngörememeye neden olabilir.
    • Uzun Vadeli Maliyetler: Projenin tamamlanmasından sonra da danışmanlık hizmetlerine devam edilmesi, işletmeye uzun vadede ek maliyet yükleyebilir.

İşletmenin Kendi Implementasyonu Nedir?

Gelelim diğer yaklaşıma. Bu yaklaşımda, işletme kendi iç kaynaklarını kullanarak ERP sistemini kurar ve yönetir. Dış kaynak desteği sınırlı tutulur ve uygulama sürecinin sorumluluğu tamamen işletmeye aittir. Anlayacağınız göbek kordonunu kendiniz kesersiniz. Bu söylediğim kulağa tanıdık gelmeyebilir ve ayrıca buna imkan veren altyapısı uygun yazılımların satın alınması gerekiyor. Dolayısı ile bu yöntemde her kuşun eti yenmiyor. Ama yine de avantaj ve dezavantajlarına bakalım.

  • Avantajlar:
    • Maliyet Etkinliği: Danışmanlık hizmetlerine olan ihtiyaç azaldığından, proje daha düşük maliyetle tamamlanabilir.
    • Tam Kontrol: İşletme, projenin her aşamasında söz sahibi olur, bu da stratejik karar alma süreçlerini güçlendirir.
    • Esneklik: İşletmenin kendine özgü ihtiyaçlarına göre özel çözümler geliştirilir.
    • Çalışan Katılımı: Projeye dahil olan çalışanlar, ERP sistemine daha hızlı adapte olabilir ve sahiplenir. 
  • Dezavantajlar:
    • Uzun Süreç: İşletmenin kendi ekibiyle çalışması daha uzun bir uygulama süreci gerektirebilir.
    • Uzmanlık Eksikliği: İç ekiplerde yeterli ERP deneyimi olmaması, uygulamanın zorlu geçmesine neden olabilir.
    • Turnover Oranı: İşletmelerin kendi içindeki uzmanları doğru bir kariyer çizgisinde ve olabildiğince uzun bir süre elde tutacak önlemleri almadığında şirket içi bilgi aktarımı işleri sekteye uğratabilir. Yüksek turnover yüksek maliyettir.
    • Yüksek Risk: Başarısız bir implementasyon, iş süreçlerini olumsuz etkileyebilir ve mali kayıplara yol açabilir.

Hibrit Yaklaşım: İki Yöntemin En İyi Yönlerini Birleştirmek

Ben açıkçası uzun süredir IT endüstrisinin içinde biri olarak ERP konusunda eğer şirket içi uygun organizasyon, bütçe var ise orta bir yol tutulması gerektiğini savunuyorum. Her iki yöntem arasında denge kurmak isteyen işletmeler, hibrit yaklaşımları tercih edebilir. Bu modelde, kritik görevler dış kaynaklarla yönetilirken, diğer süreçler iç kaynaklarla tamamlanır. Bu sayede, işletme hem dış kaynak uzmanlığından faydalanır hem de proje üzerindeki kontrolünü kaybetmez.

Başarı Kriterleri: Hangi Yaklaşım Daha İdeal?

Bu soru gerçekten tek bir cevap içermiyor. Dolayısı ile işletmelerin kendi yapıları ile bağlantılı değişiyor. Bu yöntemler seçilirken bir ERP projesinin başarısının, birkaç temel kriter üzerinden değerlendirilebileceğini hatırlatmakta fayda var.

  • Yatırım Getirisi (ROI): ERP projesinin işletmeye getirdiği kazanç, yapılan yatırımın ne kadarını geri kazandırıyor?
  • Kullanıcı Kabulü: Çalışanların yeni sisteme uyumu ve sistemle ne kadar verimli çalıştığı.
  • Süreç İyileştirmeleri: ERP’nin iş süreçlerine getirdiği iyileştirmeler ve verimlilik artışı.
  • Veri Kalitesi: ERP sisteminde yer alan verilerin doğruluğu ve güvenilirliği.

Risk Yönetimi: Sürecin Pürüzsüz İlerlemesi İçin Alınacak Önlemler

Açıkçası ben şahsen kaynakların israfına oldukça karşıyım. Kurumların kendi risklerini doğru değerlendirmesini ve ellerindeki varlıkları kaybetmemesini istiyorum. Her iki yöntemde de proje boyunca karşılaşılabilecek riskler bulunur. Bunları iyi değerlendirmek gerekiyor. Bu risklerin yönetimi, başarılı bir ERP implementasyonu için hayati öneme sahiptir:

  • Bütçe Aşımı: Projenin planlanan bütçeyi aşması olasıdır.
  • Zaman Aşımı: Projenin hedeflenen süreden daha uzun sürmesi.
  • Kullanıcı Direnci: Çalışanların yeni ERP sistemine uyum sağlamakta zorlanması.
  • Veri Migrasyonu Sorunları: Mevcut verilerin yeni sisteme aktarılmasında yaşanabilecek zorluklar.

Bu risklerin önüne geçmek için detaylı bir proje planı yapılmalı ve olası sorunlar için önleyici tedbirler alınmalıdır.

ERP satın alma sürecinde işletmelerin karşısında yukarıdaki iki temel seçeneğin sizin işletmenizdeki konumunu değerlendirmek size düşüyor. Şahsen çalışanların topu başkasına atacağı yani her durumda şirket dışında bir ekibin, başarısızlık olması durumunda vurulacağı Rus Ruleti tipi satın alma bana daha soğuk geliyor. Çünkü her iki taraf için de zaten bir kurşun var. Bunun nasıl kullanılacağı önemli. Bir adım ötesinde ise kimseye kurşun sıkmadan üzümü yemel var! Özellikle bu yazıyı kamuda satın alma yöneticilerin okuması dileği ile başarılı ve riski azaltılmış projeler diliyorum.