ENERJİSA Dağıtım Şirketleri, Mobil Eğitim Merkezi Teknolojisini Öğrenciler ile Buluşturuyor

Satınalma Eğitimi Enerji̇sa Dağıtım Şirketleri, Mobil Eğitim Merkezi Teknolojisini Öğrenciler Ile Buluşturuyor

Satınalma Eğitimi Enerji̇sa Dağıtım Şirketleri, Mobil Eğitim Merkezi Teknolojisini Öğrenciler Ile BuluşturuyorTürkiye’nin enerji dönüşümüne öncülük eden Enerjisa’nın lider elektrik dağıtım şirketleri Başkent EDAŞ, Ayedaş ve Toroslar EDAŞ, dağıtım hizmeti verdiği 14 ilde daha iyi bir gelecek için mesleki eğitim faaliyetleri kapsamında elektrik-elektronik alanında öğrenim gören öğrencilere ve alan öğretmenlerine yönelik eğitim vermeye devam ediyor. Türkiye’nin verimliliğine katkı sağlamayı hedefleyen ve 2018’den bu yana büyük bir özveriyle yürütülen proje ile 8.300’ü aşkın öğrenci ve alan öğretmenine eğitim verildi.

İnsan ve teknoloji odağıyla daha akıllı ve yeşil bir dünyaya katkı sunmak için projeler üreten Başkent EDAŞ, Ayedaş ve Toroslar EDAŞ, elektrik dağıtım hizmeti verdiği 14 ilde mesleki eğitim faaliyetleri kapsamında 2018 yılından beri Milli Eğitim Bakanlığı ile iş birliğine hız kesmeden devam ediyor. Ülkenin verimliliğine ve istihdamına katkı sağlamak için Mobil Eğitim Merkezi Projesiyle elektrik dağıtım sektörü; mühendis, teknisyen ve tekniker adaylarına tanıtılıyor ve gelişimlerine katkı sağlanması amaçlanıyor.

Sektörde bir ilk olan ve gençlerin kariyer gelişimlerine destek olma amacıyla geliştirilen proje, 8.300’ü aşkın öğrenci ve alan öğretmenine ulaştı. 2018’den beri İstanbul, Hatay, Mersin, Adana, Gaziantep, Ankara, Bartın, Karabük, Çankırı, Kastamonu ve Kırıkkale’de devam eden proje, enerjinin yolculuğunu, elektrik dağıtım şirketlerinin sorumluluğunun başladığı noktadan, tüketicilerin evlerine varana kadar tüm detayları kapsayacak şekilde baştan sona aktarıyor. Eğitim ayrıca, elektrik dağıtım sektörünün en önemli konularından olan iş sağlığı güvenliği eğitimlerini de kapsıyor.

Enerjisa Dağıtım Şirketleri Genel Müdürü Oğuzhan Özsürekci, “Türkiye’de sektörde ilk olan Mobil Eğitim Merkezimiz sahada tüm donanımlarıyla çalışmalarına devam ediyor. Teknik Gelişim ekiplerimizin desteği ile sektörün geleceği olan gençlere uygulamalı olarak dağıtım sektörünün çalışma prensiplerini göstermeyi ve onlara sektörümüzü tanıtmayı önemsiyor, ülkemizin verimliliğine ve istihdamına katkı sağlamayı hedefliyoruz. Bu kapsamda 2018 yılında MEB ile imzaladığımız protokolle nitelikli işgücü oluşturmaya yönelik bir adım atmıştık. Kamu kuruluşu ve özel sektör arasında atılan bu büyük adımla bugüne kadar 8.300’ü aşkın öğrenci ve alan öğretmenine ulaşmanın ve daha iyi bir gelecek için gelişimlerine fayda sağlayacak bir eğitimin parçası olmanın mutluluğunu yaşıyoruz.” dedi.

Makine İhracatı İlk 4 Ayda 8,9 Milyar Dolar Oldu !

Satınalma Eğitimi Makine İhracatı İlk 4 Ayda 8,9 Milyar Dolar Oldu !

Satınalma Eğitimi Makine İhracatı İlk 4 Ayda 8,9 Milyar Dolar Oldu !Makine İhracatçıları Birliği (MAİB) tarafından paylaşılan makine imalat sanayi konsolide verilerine göre, yılın ilk dört ayında Türkiye’nin serbest bölgeler dâhil toplam makine ihracatı 8,9 milyar dolar oldu. Makine ve ekipmanları sanayiinde yıllık üretici fiyat artışının, yüzde 55,6 seviyesindeki yurt içi üretici fiyat artışının 10 puan üzerinde yüzde 65,5 olarak seyrettiğini belirten Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Kutlu Karavelioğlu “Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi, bizde de en büyük alıcı ve kullanıcı durumundaki kamu, alımlarında yerli makineleri mutlak surette tercih ederek Hazine ve Maliye Bakanlığımızın tasarruf tedbirlerine uyum sağlamalıdır. Çin’den makine ithalatının yılın ilk 3 ayında yüzde 8,7 kadar düşmesini, genel bir farkındalığın oluşmaya başladığına dair ilk işaretler olarak okuyoruz. Bu konuyu yakından takip eden Ticaret Bakanlığımıza teşekkür ediyoruz” dedi.

Makine imalat sanayi konsolide verilerine göre, yılın ilk 4 ayı sonunda Türkiye’nin serbest bölgeler dâhil toplam makine ihracatı 1 milyon tonu aşarak 8,9 milyar dolar oldu. Geçen yılın son çeyreğinde yataya dönen ve bu yılın ilk 4 aylık döneminde yüzde 3,6 gerileyen makine ihracatı, son 12 aylık dönemde yüzde 5,4 artarak 28,1 milyar dolara ulaştı. Yine 12 aylık karşılaştırmada makine ithalatındaki artış oranı yüzde 12,9 seviyesine gerileyerek 45,5 milyar dolar oldu. Yaptırımların etkisiyle Rusya’ya makine ihracat düşüşünün yüzde 20’ye yaklaştığı ilk 4 ayda Suudi Arabistan’da yüzde 30,7, Özbekistan’da yüzde 29,7, Mısır ve Cezayir’de yüzde 15 kadar ihracat artışı sağlandı. Toplamda 2,5 milyar dolara yaklaşan ihracat tutarıyla Almanya, Rusya ve ABD bu dönemde ilk üç pazar olma özelliklerini korudu.

Gelişmiş ülkelerdeki yüksek faiz uygulamalarının enflasyon üzerindeki etkisinin sınırlı kalması nedeniyle parasal genişleme adımlarının gecikmesinin, dış ticaret beklentileri üzerindeki yansımalarına değinen Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Kutlu Karavelioğlu şunları söyledi:

“Avrupa’da yılın geri kalan bölümünde ekonomik anlamda bir daralma öngörülmese de imalat ve inşaat sektörlerindeki durgunluk, özellikle Almanya’da çabuk geçeceğe benzemiyor. Son 10 yılda makine ihracatımızın yılda ortalama yüzde 6’ya yakın arttığı Almanya’da, yüzde 3,6 gibi sınırlı bir seviyede olsa da uzun yıllardan sonra ilk defa negatif seyrediyoruz. Geçen sene yüzde 0,3 kadar küçülen Alman ekonomisinin bu yıl da 2022 rakamlarının gerisinde kalması bekleniyor. Bölgedeki bu eğilim küresel ölçekte de geçerli ve güncel dünya PMI istatistiklerine bakıldığında, tüketim ve ara mallarına dair verilerin 50’nin üstünde, yatırım malları için ise 50’nin altında kaldığı görünüyor. Dünya Ticaret Örgütü’nün mal ticareti artışını aşağı yönlü revize ettiği, buna paralel olarak Çin-Tayvan krizi gibi yeni küresel risklerin belirdiği bir ortamda, yatırım malları imalatçıları için zorlu bir yıl oluyor.”

“Enflasyonun asıl etkisi katma değeri yüksek mallara”

Türkiye’deki imalat PMI verisinin de 50 puanın altında olduğuna işaret eden Karavelioğlu, imalat sanayiinde üretim artışının yüzde 5,6 olduğu yılın ilk çeyreğinde makine ve teçhizat üretiminde yüzde 4 küçülme olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi:

“Finansman olanaklarındaki daralmaya ve pahalanmaya bağlı olarak, yatırım ve faaliyet ortamında bir zayıflamanın olması ve üretim maliyet endekslerine bu durumun yansıması doğal bir durum. Makine ve ekipmanları sanayiinde yıllık üretici fiyat artışı, yüzde 55,6 seviyesindeki yurt içi üretici fiyat artışının 10 puan üzerinde ve yüzde 65,5 olarak seyrediyor. Bu veriler, özkaynakla ilerlemeyi tercih edegelmiş sektörümüzün üretim ölçeklerindeki tedrici bozulmaya ve aynı zamanda personel maliyetlerinde diğer sektörlerden daha yüksek artışlarla karşı karşıya kaldığına işaret ediyor. Düşük kura bağlı ithalat avantajı sürerken makine sektörü yerli katma değer oranı en yüksek sektör olduğu için yurt içi maliyetlerden daha fazla etkileniyor. Buna dünyada doların değer kazanmasına bağlı olarak, dolar/euro paritesinde açılan makas da dahil edildiğinde finansal etkenlerin rekabetçiliğimiz üzerindeki baskısı giderek daha fazla hissedilir hale geliyor.”

“Tasarruf yerli makinelerle başlamalı”

Türkiye’nin dış ticaret açığında önemli kalemler arasında yer alan altın ithalatına yönelik kota uygulamalarının 4 aylık süreçte 6,5 milyar dolarlık bir etki yarattığına dikkat çeken Karavelioğlu, elektrikli ve elektriksiz makine ithalatını şu şekilde değerlendirdi:

“Sayın Bakanımız Prof.Dr. Ömer Bolat, aylık dış ticaret açıklamalarında, elektrikli ve elektriksiz makineler toplam ihracatının ilk 4 ayda yüzde 0,4 artarak 13,1’a ulaştığını, ithalatının ise yüzde 2 azalarak 21,6 milyar dolara indiğini belirtmekle cari açığın en büyük ikinci kalemine dikkat çekmiş oldular. Enerjinin hemen ardından Türkiye’nin en büyük ithalat kalemi durumundaki makinelerden verdiğimiz açık, kota ile sınırladığımız altın ithalatından çok daha önemli ve acil tedbirler geliştirilmeye muhtaçtır. Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi, bizde de en büyük alıcı ve kullanıcı durumundaki kamu, alımlarında yerli makineleri mutlak surette tercih ederek Hazine ve Maliye Bakanlığımızın tasarruf tedbirlerine uyum sağlamalıdır. İthal makinelerin satın alma maliyetlerinin ötesinde servis, bakım, yedek parça gibi ömür boyu hizmet ihtiyaçlarıyla da kalıcı bir gider kalemine dönüştüğünü; rakiplerimizin teknoloji geliştirmesine kaynak oluşturduğunu gözden kaçıramayız. Çin’den makine ithalatının yılın ilk 3 ayında yüzde 8,7 kadar düşmesini, genel bir farkındalığın oluşmaya başladığına dair ilk işaretler olarak okuyoruz. Bu konuyu yakından takip eden Ticaret Bakanlığımıza teşekkür ediyoruz.”

“Kayıt dışı ile mücadelede pilot sektör olmaya hazırız”

Türkiye’de imalat sanayiinin güncel sorunlarının tespiti ve bu konuda sorumlu kuruluşlara çözüm önerileri için düzenli olarak yaptıkları araştırmalara bir yenisini eklediklerini belirten Karavelioğlu sözlerini şöyle tamamladı:

“Makine ve Alt Sektörleri için Kayıt Dışı Ekonominin Ölçülmesi başlıklı son çalışmamızda sektörümüz genelinde kayıt dışılık oranını yüzde 23,68 olarak belirledik. Bu oran 2015 yılında yaptığımız araştırmalarda yüzde 24,93 seviyesindeydi. İşletme ve göçmen sayılarındaki hızlı artışa ve pandeminin kayıt dışı oranlarını artırıcı etkisine rağmen son 7 yılda ortalama yüzde 5 kadar iyileşme göze çarpıyor. Yine de giderek yükselen istihdam sorunları içinde kayıt dışı personel çalıştırmak veya verilen maaşları düşük göstermek için kayıt dışı para üretmek zorunda olan, bunu düşük bedelli faturalarla veya faturasız satışlarla sağlayan, sonra da stok aflarından yararlanan firmalar, katmerli kazançlarıyla ölçeklerimiz ve rekabetçiliğimiz için tehdit olmayı sürdürüyor. Biz bu konuda devletin geliştireceği bütün önlemlerin uygulamasına destek vermeye, sektörel derneklerimiz, Federasyonumuz ve Birliğimiz aracılığıyla bilgi ve deneyimimizi kamunun istifadesine sunmaya ve en önemlisi, kayıt dışı ile mücadelede pilot sektör olmaya hazırız.”

“Yeni Nesil Gümrüklemenin Tek Adresiyiz”

E Satınalma Yazılımı Haber Yeni Nesil Gümrüklemenin Tek Adresiyiz

E Satınalma Yazılımı Haber Yeni Nesil Gümrüklemenin Tek AdresiyizDış ticaret ve lojistik alanında uzman kadrosuyla hizmet veren Ünsped Gümrük Müşavirliği, yurt dışında 12 ülkede de faaliyetlerini sürdürüyor. Firmanın ortağı Yusuf Bulut Öztürk, dijital gümrük işlemlerinde yapay zeka programlarını da aktif olarak kullandıklarını söyledi. Yeni Nesil Gümrükleme alanında iddialı olduklarını vurgulayan Öztürk, Ulaşım Dergisi’ne verdiği röportajda firmanın geleceğine dair önemli ayrıntıları paylaştı.

Ünsped Gümrük Müşavirliği olarak faaliyetleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?

Elbette, Ünsped olarak önceliğimiz daima güçlü insan kaynağımızı artırmak ve iş gücümüzü müşteri memnuniyeti esasında tutmaktır. Bu kapsamda Ünsped’ de yürütülen tüm işler, gücünü bu anlayıştan alır. Kısaca bahsetmem gerekirse, Ünsped Gümrük Müşavirliği olarak, inovatif yöntemlerle yeni ürünler, yazılım sistemleri, malzemeler, cihazlar, ekipmanlar, prosedür ve yeni prototiplerin üretilmesini sağlıyor, firmaların talebi doğrultusunda baştan sona tüm dış ticaret süreçlerini yönetiyoruz. Ayrıca dış ticarete konu ürünlere ilişkin tedarik zincirinin takibi ve raporlanmasını sağlıyor ve teminat işlemlerini profesyonel ekiplerle takip edip, raporluyoruz. Ayrıca bünyemizde yer alan uzman kadromuzla her geçen gün hizmet ağımızı daha da genişletiyoruz. Bu anlamda dış ticaret ve lojistik alanında sunduğumuz profesyonel, dijital ve entegre çözümler sayesinde ‘Yeni Nesil Gümrüklemenin’ tek adresiyiz diyebilirim.

Teknolojinin hızla ilerlediği bir çağda yaşıyoruz. Gümrük hizmetleri bundan nasıl etkilendi? Dijital Gümrükleme işlemleri nasıl gerçekleşiyor?

Tabi ki çağın gerekliliklerini asla yadsıyıp, inkâr edemeyiz. Dünya değişiyor ve sadece bu değişime ayak uydurabilenler sektörde kalıcı olabilir. Eğer yeniliğe direnirseniz, tarihin tozlu sayfalarına karışmanız kaçınılmazdır. Bu anlamda gümrük sektörünün herkesin gözünde, daima geleneksel tavırların ve işleyişin benimsendiği bir yapıyı temsil ettiğinin de farkındayım. Fakat değişen veya dönüşen bir sistem de geleneksel bakış açısını tamamen terk etmek nasıl mümkün değilse, yeniliğe ısrarla direnmekte bir o kadar mümkün değildir. Bu anlamda teknolojinin gümrüğe yansımalarının olumlu yönde olduğu kanaatindeyim. Çünkü dijitalleşmeyle beraber, ticaret yapma şeklimiz de değişti. Hızla gelişen teknolojik uygulamalar, sadece mal ticaretini etkilememekle kalmayıp, uluslararası ticarette hizmet sektörünün büyümesini de kolaylaştırdı.

Bu da ulaşılabilirlik ve global ölçekte işlevselliği yüksek, gümrük hizmetlerinin gelişmesini sağladı. Kısaca dijitalleşme ticaretin hızını, alanını ve erişim gücünü arttırdı.

Dijital gümrük işlemlerine bakıldığında, yapay zekâ temelli programlar, Blok Zincir (Blockchain), Müşteri Çalışma Portalı gibi projeler, gümrük otomasyon sisteminin getirdiği kolaylıklar ve aynı zamanda risk yönetimi uygulamasına geçilmesi sayesinde, daha etkin gümrük denetimi yapılmasının sağlandığı ve böylece gümrük işlemlerini yasal kurallar çerçevesinde gerçekleştiren kişilerin işlemlerinin kolaylaştığı görülmektedir.

Firma olarak müşterilerinize lojistik hizmeti veriyor musunuz? Depolama alanınız var mı?

Evet, tabi ki veriyoruz. Genel merkezi İstanbul’da bulunan firmamız, Türkiye genelinde ticari potansiyeli olan tüm vilayetlerde ve limanlarda görev yapan tecrübeli, uzman ve yetkin çalışanlarıyla, müşterilerimizin taleplerini karşılar. Ayrıca stratejik olarak konumlanmış lojistik merkezlerimiz sayesinde, İstanbul başta olmak üzere, tüm bölgelerdeki müşterilerimize depo ve antrepo çözümleri sunuyoruz. Depolama ve depo yönetimi, dağıtım ve e-ticaret lojistiği gibi birçok alanda faaliyet gösteren firmamız, yüksek standartlarda depolama alanları, son teknoloji ekipmanlar ve uzman kadrosu ile müşterilerin ihtiyaçlarını en üst düzeyde karşılar.

Avrupa’da hangi ülkelerde hizmet veriyorsunuz? Yurt dışında yapmış olduğunuz iş birliklerinin detaylarını anlatır mısınız?

2022 yılı itibarıyla, 12 Avrupa ülkesinde müşterilerimize gümrükleme ve lojistik alanda hizmet sunuyoruz. Bu ülkeler; Almanya, Fransa, İtalya, Belçika, Hollanda, İsveç, Birleşik Krallık, İsviçre, Finlandiya, İrlanda, Polonya ve İspanya’dır. Tabi bu ülkeleri ilerleyen dönem de daha da artırmayı hedefliyoruz.

İleriye dönük birtakım hedeflerimizi oluştururken, bir o kadar da güçlü iş ortaklarıyla ilerlemenin ne kadar önemli olduğunun bilincindeyiz. Çünkü çalışma arkadaşlarınız sizin bir nevi temsilinizdir. Şirket güvenilirliğinizin bir yansımasıdır. Bu nedenle ben, kişisel olarak güvenilirlik ve güçlü takım arkadaşlarının, sizi diğerlerinin hep bir adım ötesine taşıyacağına inanırım. Bu kapsamda kurduğumuz iş birlikleri de bu bakış açısının bir sonucudur. Bu nedenle AEB ve Custom Support gibi güçlü şirketlerle ilerlemeyi tercih ediyoruz. Bu iş birlikleri sayesinde birlikte hareket ederek, gümrük sürecinde şeffaflığı ve müşteri memnuniyetini artırmayı ve gümrük hizmetlerinde de dijitalleşmeyi sağlıyoruz.

Bu bağlamda 80 farklı ülkede 7.000’den fazla müşteriye nakliye ve depo yönetimi, gümrükleme, ithalat ve ihracat yönetimi, yaptırım listesi taraması ve ihracat kontrol hizmeti sağlayan AEB, ‘Gümrük Müşavirliği Entegrasyon’ yazılımını ve gümrük müşavirliği iş birliğini dijitalleştirerek; maliyet tasarrufu ve yasal güvence sağlar.  Hepsinden önemlisi, tüm bu süreci hızlandırır. Hız da bizim sektörümüz için oldukça önemlidir. Ayrıca bu yeni iş birliği modeli sayesinde, AEB müşterileri, Türkiye’de hızlı ve verimli gümrükleme işlemleri için gümrükle ilgili tüm verileri otomatik olarak Ünsped’e aktarabilirler.

Custom Support ile olan iş birliğimizde de yine aynı şekilde başarılı işlere imza atıyoruz. Bu iş birliği ile müşterilerimizin ithalat, ihracat, transit, antrepo ve diğer gümrükleme işlemleriyle beraber, danışmanlık ve eğitim hizmetleri verilmesinde ve diğer tüm gümrük ve dış ticaret süreçlerinde hızlı, entegre ve kolay dijital çözümler sunuyoruz.

E Satınalma Yazılımı Haber Yeni Nesil Gümrüklemenin Tek AdresiyizŞirket olarak hem Customs Support Group ile hem de AEB ile kurduğumuz çözüm ortaklığıyla, hizmet alanımızı global ölçeğe taşımanın gururunu yaşıyoruz.

GİG Ekonomisinde Geleceğin İş Fırsatları: Değişen İstihdam Dinamikleri

Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem Gi̇g Ekonomisinde Geleceğin İş Fırsatları Değişen İstihdam Dinamikleri

Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem Gi̇g Ekonomisinde Geleceğin İş Fırsatları Değişen İstihdam Dinamikleri“GİG ekonomisi, insanların kendi geleceklerini şekillendirebilecekleri bir çağın kapılarını aralıyor. Esneklik, yenilik ve cesaret, bu yeni ekonomik düzenin anahtarıdır. Bugünün girişimcileri, yarının liderleri olmaya adaydır; çünkü onlar, değişime meydan okuyan ve geleceği şekillendirenlerdir.”

GİG ekonomisi, bireylerin serbest çalışma, bağımsız yüklenici veya serbest meslek sahibi olarak geçici işler veya projeler yaparak gelir elde ettiği bir ekonomik modeldir. Bu modelde, bireyler genellikle çevrimiçi platformlar aracılığıyla iş bulurlar ve çeşitli görevler için hizmet sunarlar. “GİG” terimi, bir müzisyenin bir konser için bir performans yapması gibi belirli bir iş veya görevi ifade etmektedir.

GİG ekonomisi, internetin ve dijital teknolojilerin yaygınlaşmasıyla birlikte büyük bir ivme kazanmıştır. İnternet tabanlı platformlar, bireylerin iş bulma ve hizmet sunma sürecini kolaylaştırırken, esnek çalışma saatleri ve çeşitli iş fırsatları sunarak geleneksel iş modellerine alternatif bir yol sunarlar.

Bu ekonomik modelde, birçok farklı sektörde faaliyet gösteren bireyler bulunmaktadır. Örneğin, sürücüler için çevrimiçi ulaşım platformları (örneğin, Uber, Lyft), evde yapılan görevler için çevrimiçi platformlar (örneğin, TaskRabbit, Upwork), freelance yazılım geliştiricileri için çevrimiçi pazar yerleri (örneğin, Freelancer, Fiverr) gibi birçok farklı alan GİG ekonomisi kapsamına girmektedir.

GİG ekonomisi, hem işverenler hem de çalışanlar için birtakım avantaj ve dezavantajlar sunar. Esnek çalışma saatleri ve iş seçenekleri gibi avantajlar, birçok kişi için çekici olabilirken, gelir güvencesi, sosyal haklar ve iş güvenliği gibi konularda endişeler de bulunmaktadır. Bu nedenle, GİG ekonomisinin düzenlenmesi ve işleyişi, politika yapıcılar, işverenler ve çalışanlar arasında sürekli olarak tartışılan bir konudur.

Değişen İstihdam Dinamikleri

GİG ekonomisi, geleneksel iş anlayışını değiştiren bir dizi faktörün etkisi altındadır. Bunlar arasında teknolojik ilerlemeler, küreselleşme, demografik değişimler ve işgücü piyasasındaki yapısal değişiklikler yer almaktadır.

Teknolojik İlerlemeler: İnternetin yaygınlaşması ve dijital platformların ortaya çıkması, insanların iş bulma ve hizmet sunma süreçlerini kökten değiştirdi. Artık birçok iş, çevrimiçi platformlar aracılığıyla kolayca erişilebilir hale geldi.

Küreselleşme: GİG ekonomisi, coğrafi sınırları ortadan kaldırarak küresel iş fırsatlarına erişimi kolaylaştırır. Birçok kişi, farklı ülkelerden müşterilere hizmet sunma fırsatına sahiptir.

Demografik Değişimler: Genç nesil, esnek çalışma saatleri ve iş-güç dengesi gibi konulara daha fazla önem veriyor. Bu da GİG ekonomisine olan ilgiyi artırıyor.

Yapısal Değişiklikler: Geleneksel iş modellerindeki değişimler, insanları daha fazla esneklik aramaya yönlendiriyor. Şirketler, dış kaynak kullanımını artırarak esnek iş gücü ihtiyaçlarını karşılıyorlar.

GİG ekonomisi, geleceğin iş fırsatlarını belirlemede önemli bir rol oynamaktadır. Bu alanda öne çıkan bazı gelecek vaat eden iş fırsatları şunlardır:

Yapay Zekâ ve Veri Analitiği Uzmanları: Yapay zekâ ve veri analitiği, birçok sektörde büyük bir potansiyele sahiptir. Bu alanda uzmanlaşmış kişiler, önümüzdeki yıllarda büyük talep görebilirler.

Uzaktan Eğitim ve Eğitim Teknolojileri Uzmanları: Uzaktan eğitim, dijitalleşmeyle birlikte giderek daha önemli hale gelmektedir. Eğitim teknolojileri alanında uzmanlaşmış kişiler, gelecekte büyük fırsatlarla karşılaşabilirler.

Sürdürülebilirlik Danışmanları: Sürdürülebilirlik, şirketlerin ve kuruluşların giderek daha fazla önem verdiği bir konu olmaktadır. Sürdürülebilirlik danışmanları, şirketlere çevresel ve sosyal etki konularında rehberlik edeceklerdir.

Sağlık Teknolojileri Geliştiricileri: Sağlık sektörü, teknolojik yeniliklerle dönüşmektedir. Sağlık teknolojileri geliştiricileri, sağlık hizmetlerinin dijitalleşmesine öncülük edeceklerdir.

Girişimcilik Koçları ve Danışmanları: Girişimcilik, giderek daha popüler hale gelmekte ve yeni girişimcilerin ihtiyaçları da artmaktadır. Girişimcilik koçları ve danışmanları, girişimcilere rehberlik ederek başarılı işletmeler kurmalarına yardımcı olacaklardır.

Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem Gi̇g Ekonomisinde Geleceğin İş Fırsatları Değişen İstihdam DinamikleriGİG ekonomisi, istihdam dinamiklerini kökten değiştirmekte ve geleceğin iş fırsatlarını şekillendirmektedir. Teknolojik ilerlemeler, küreselleşme, demografik değişimler ve işgücü piyasasındaki yapısal değişiklikler, insanları daha esnek ve yenilikçi iş fırsatları aramaya yönlendirmektedir. Geleceğin iş dünyasında başarılı olmak isteyenler, bu değişimlere uyum sağlayarak kendilerini geliştirmeli ve geleceğin taleplerine uygun beceriler edinmelidirler.

Doç. Dr. Gözde MERT

Zorunlu Girişimcilik ve Fırsat Girişimciliği

Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem Zorunlu Girişimcilik Ve Fırsat Girişimciliği

Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem Zorunlu Girişimcilik Ve Fırsat GirişimciliğiGirişimciler için çözüm geliştirilebilen her olumsuzluk bir fırsattır. Aksaklıklar onları yıldırmaz aksine motive eder. Peki ya çevrede birçoğumuz tarafından bu kadar olumsuz olarak nitelendirilen girişimciler için fırsat niteliğinde problemler olmasaydı? Bugün dünya umut vadeden onca başarılı girişimden mahrum olur muydu? Bu soru üzerinde az da olsa düşünebilmek adına, dilerseniz geçmişe şöyle bir kısa yolculuk yapalım. Çok değil 4 sene öncesi pandemi, ardından takip eden ve hala devam eden savaşlar, küresel ısınma ve neden olduğu iklim krizi… Evet; farkındayım. Yazıma oldukça kaotik bir başlangıç yapmış oldum. Nedeni şu: Bugün sizlere fırsat girişimciliği ve zorunlu girişimcilik türlerinden bahsetmek istiyorum.

Birçoğumuz hayatımızın belli dönemlerinde zorunlu girişimcilik hikayelerine tanık olmuşuzdur. Eşini kaybeden geçimini sağlamak için iş kuran kadınlar, savaştan kaçıp yeni bir ülkede yaşamını devam ettirmek için girişi başlatan göç eden insanlar vb… Zorunlu girişimciliğin başlangıcı biraz dramatik aslında. Ama her ne kadar dramatikte olsa bir o kadar da umut vadeden bir girişimcilik. Nedeni ise çok açık: Bu girişimcilerin başarmak dışında başka bir SEÇENEKLERİ YOK! Hayatta kalabilmek ve temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek için para kazanmak zorundalar. Bunu en iyi yapabilecekleri yol ise girişimcilik. Zorunlu girişimcilik aslında tıpkı fırsat girişimciliği gibi çevreyi analiz etme ve bir fırsatı keşfetme adımıyla başlıyor. Fakat fırsat girişimciliğinden bir hususta ayrılıyor. Fırsat girişimciliğinde girişimciyi adım atmaya teşvik eden girişimcilik tutkusu iken zorunlu girişimcilikte adından anlaşılacağı gibi girişimciyi adım atmaya iten güç MECBURİYET. Her iki girişimcilikte de bir aksaklık, bir problem, bir olumsuzluk ya da bir ihtiyacın keşfedilmesiyle birlikte bunu BENZERSİZ fırsata dönüştürecek bir çözüm fikrinin geliştirilmesi durumu söz konusu… Fırsat benzersiz olduğunda başarılı olmak kaçınılmaz. Çünkü benzersizlik bir girişime ivme kazandıran en önemli unsur.

1999 yılında Amerika ve İngiltere ortak konsorsiyumu olarak çalışmalarına başlayan Global Entreprenurship Monitor (GEM)’un her sene küresel girişimcilik ekosistemine ait güncel verileri yayınladığı bir Küresel Rapor var. Bu raporda uzman görüşlerine başvurulan Girişimcilik Profesörü Jeffrey P. Shay, bahsettiğim bu iki girişimcilik türünü özetler nitelikte, pandeminin çoğu insanı işinden edip, ülkeleri ekonomik çıkmazlara sürüklerken birçok girişimci için bulunmaz nitelikte bir fırsat olduğu söyler ve doğrudur da… İnsan doğası gereği zorlandığında daha üretken ve yenilikçi olur. Baskı altında daha verimli çalışabilen bizlerin zor koşullarda üstün başarılı girişimcilere dönüşebildiğimize neden şaşılsın ki?

Kendi günlük yaşantımızı bir düşünelim. Hepimizin toplum içinde birden fazla rolü var. Kimimiz anne, öğretmen, evlat… Kimimiz eş, kimimiz bir şirketin CEO’SU… Kimimizin 4, kimimizin 5, kimimizin belki de 10 rolü var. Bütün rollerimizi kusursuz bir şekilde yönetmeye çalışırken, bazı zamanlar rol sayımız azalıyor bazen de artıyor. Rollerimiz arttığında kendimizi gözlemleyelim. Sizce her bir role ayrılan vakit daralmışken ters orantılı olarak o rolümüzde daha verimli hale gelmiyor muyuz? Hatta belki bunun farkına varıp; kendimize hayretle bu rollerin hepsini kısa zamanda başarıyla nasıl tamamlayabildim diye soruyoruzdur bile… Rolleri sadece tamamlamakla da kalmıyor, rollerden her zamankinden daha kusursuz sonuçlar elde ediyoruz üstelik. İşte tam da bu noktada size Zorunlu Girişimciliği tekrar hatırlatmak isterim. Girişimcilik alanında çalışan bir akademisyen ve bir girişimci mentoru olarak girişimcilerden en sık duyduğum serzeniştir: “Tüm bunlara nasıl yetişeceğim, vaktim yok vb.” ifadeler.

Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem Zorunlu Girişimcilik Ve Fırsat GirişimciliğiHalbuki çoğumuz toplum olarak şunu çok net farkındayız: Biz zorlandıkça ışıldayan bir milletiz ve çetin koşullarda mücadele ederek mükemmel sonuçlara ulaşmak genetik kodlarımızda var.  Bunun bilinciyle mücadele ruhumuzu diriltmeli ve her şeyden önce bireysel menfaatlerden öte özellikle topluma katkı sunacak sosyal inovasyon niteliğinde girişimler için çabalamalıyız. Her girişimcilik çabası bir tohum ve her tohum yeni başarılı girişimlerin filizlenmesi için bir başlangıçtır. Koşullar zor değilse koşulları zorlamalı ve o başarılı girişim hikayesine günün birinde bizler de mutlaka imza atmalıyız. Bu başarıyı; aziz Türk Milleti’ne ve bu vatanı yaşatmak için canlarını feda ederek; bizlerin bu vatanda esaret altına girmeden bugün özgürce yaşamamıza vesile olan Ecdadımıza borçluyuz.

Doç. Dr.Duygu HIDIROĞLU

AWARE Projesi ile Kimya Sanayinde Su Yönetimi ve İklim Değişikliğine Uyum Kapasitesi Geliştirilecek

Satınalma Eğitimi Aware Projesi Ile Kimya Sanayinde Su Yönetimi Ve İklim Değişikliğine Uyum Kapasitesi Geliştirilecek

Satınalma Eğitimi Aware Projesi Ile Kimya Sanayinde Su Yönetimi Ve İklim Değişikliğine Uyum Kapasitesi Geliştirilecekİstanbul Maden ve Metaller İhracatçı Birlikleri koordinatörlüğünde yürütülen, kimya ve metal olmayan mineraller sektörlerinde iklim değişikliğinin etkileri ile su yönetimini ele alacak olan “Su Kaybının Önlenmesiyle İklim Değişikliğine Dayanıklılık ve Uyumun Desteklenmesi Projesinin (AWARE)” açılış toplantısı firmalar, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve kamu kurumlarından pek çok paydaşın katılımlarıyla gerçekleştirildi. İKMİB Yönetim Kurulu Üyesi Halit Süha Taşpolatoğlu, açılış konuşmasında su yönetiminin kimya sektöründeki önemine değindi.

Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti’nin maddi desteği ile hayata geçirilen AWARE projesi T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın “İklim Değişikliğine Uyum Hibe Programı” kapsamında destekleniyor. İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Adil Pelister’in sözleşme imzacısı olduğu proje, kimya sektöründe iklim değişikliğine uyum ve su yönetimi konularında faaliyetler gerçekleştirecek.

Proje, kimyasallar ve kimyasal ürünler alt sektörleri ile metalik olmayan mineraller sektörlerinde üretim süreçlerinde su yönetimi hakkında farkındalık oluşturmayı ve iklim değişikliğine direnci güçlendirmeyi hedefliyor. İklim değişikliğinin bu sektörler üzerinde yaratacağı etkiler hakkında geliştirilecek analizler, işletmelerin kendilerini bu etkilere karşı nasıl hazırlayabileceği konusunda rehberlik edecek.

Projenin açılış toplantısı 10 Mayıs 2024 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirildi. Sanayi, kamu, akademi ve sivil toplum temsilcilerinin katıldığı toplantı İMMİB YouTube kanalında yayınlandı.  Açılış toplantısında, proje ortağı olan Su Politikaları Derneği ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı temsilcilerinin sunumlarının ardından proje faaliyetlerinin detayları aktarıldı.  Ayrıca ülkemizde su yönetiminin ve su kaynaklarının durumu, iklim değişikliğinin sektörlere etkisi,  projenin gelecek faaliyetlerinden paydaşların ve firmaların nasıl faydalanabileceği hususları ele alındı.

Halit Süha Taşpolatoğlu: “İklim değişikliğiyle mücadelede su kaynaklarını korumak ve etkin bir şekilde kullanmak sektörümüz için hayati bir öneme sahip”

İKMİB Yönetim Kurulu Üyesi Halit Süha Taşpolatoğlu gerçekleştirdiği açılış konuşmasında şunları belirtti: “Birçok kimyasal ürünün üretimi ve işlenme sürecinde su kullanılmaktadır. Ancak suyun sınırsız bir kaynak olmadığı ve kaynakların azaldığı da bir gerçek. Su kaynaklarının azalmasıyla birlikte suyun etkin ve verimli bir şekilde kullanılması daha da önemli bir hale geliyor. Su kaynaklarının azalması kadar iklim değişikliğinin kimya sektörü üzerindeki etkileri de göz ardı edilemez. Bu nedenle iklim değişikliğiyle mücadelede su kaynaklarını korumak ve etkin bir şekilde kullanmak sektörümüz için hayati bir öneme sahip. Bu proje iklim değişikliğiyle mücadelede sektörümüzün daha dirençli hale gelmesine katkı sağlamayı amaçlıyor. Sektör temsilcilerimizin bu faaliyetlere katılması, sektörümüzün sürdürülebilir bir geleceğe erişmesinde etkili olacaktır.”

İlgili sektörlerin su yönetimi konusundaki farkındalıklarının artırılması yoluyla iklim değişikliğine uyum kapasitelerini güçlendirmek için geliştirilen AWARE Projesi’ne dair gelişmeler, projenin ve İMMİB’in sosyal medya hesaplarından takip edilebilecek.

İmalat Sanayi 30’uncu defa WIN EURASIA Çatısı Altında Buluşacak

Satınalma Eğitimi İmalat Sanayi 30

Satınalma Eğitimi İmalat Sanayi 30İmalat sektörünün geride bıraktığımız 30 yılında yüzlerce katılımcı firma ile binlerce yeniliğe, sayısız ürün lansmanına ev sahipliği yapan WIN EURASIA, bu yıl da sektörün en önemli oyuncularını bir araya getirerek, en yeni ürünlerle endüstriyel dönüşüme öncülük etmeye hazırlanıyor. WIN EURASIA 2024, 17 ülkeden 660’un üzerinde katılımcı firma ile yaklaşık 102 ülkeden 39 binin üzerinde sektör profesyonelini aynı çatı altına bir araya getirmek üzere gün sayıyor. “Endüstri Gelecekle Buluşuyor” ana temasıyla 5-8 Haziran 2024 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleşecek WIN EURASIA fuarında küresel büyümeden pay almak için iş birliği fırsatlarını araştıracak.

Sektöründe bölgenin en büyük uluslararası fuarı olma özelliğini taşıyan WIN EURASIA, 5-8 Haziran 2024 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde 30’uncu kez imalat sanayine kapılarını açacak. 30 yıldır imalat sanayinin tüm bileşenlerini bir araya getiren Avrasya Bölgesi’nin lider endüstri fuarı WIN EURASIA, 2024 organizasyonunda imalat sanayindeki yeniliklere ev sahipliği yapacak. Bu yıl 6 salonda toplam 55.000 metrekarelik fuar alanında Enerji, Elektrik, Elektronik Teknolojileri, Kaynak ve Robotik Kaynak Teknolojileri, Lojistik, Tedarik Zinciri Yönetim, İç Lojistik Çözümleri, Endüstriyel Üretim Makinaları, Endüstriyel Otomasyon ve Fabrika Otomasyon Sistemleri sektörlerinde faaliyet gösteren yüzlerce firma en yeni ürünlerini sergileme fırsatı bulacak.

Nokia ve Türk Telekom sponsorluğundaki 5G, Dijital Fabrikalar, Yapay Zekâ, Endüstri 5.0 ve Metaverse alanının yanı sıra, Hidrojen Özel alanı ve ComVac Kompresör, Vakum ve Basınçlı Gaz Ekipmanları ve Teknolojileri Özel Alanı ile fuara ayrı bir renk katacak.  Ziyaretçiler 40 markanın bir araya gelerek inşa ettiği, 30 farklı 5G kullanım senaryosunun Türkiye’de ilk defa eş zamanlı entegre bir şekilde çalışacağı demo fabrikayı, 5G Arena özel alanında  görebilecek. Yaklaşık 500 metrekare alanda kurulacak demo fabrika 5G hızıyla deneyimlenecek.

Öte yandan fuar kapsamında MAKFED ve MAİB’in destekleri ve Hannover Fairs Turkey’in global ağı ile beraber Almanya, Arnavutluk, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bulgaristan, Cezayir, Çekya, Fas, İran, Irak, Ürdün, İtalya, Kazakistan, Kırgızistan, Kosova, Mısır, Polonya, Romanya, Sırbistan, Suudi Arabistan, Tunus, Özbekistan’dan olmak üzere 22 ülkeden 250’den fazla nitelikli satın almacı İstanbul’da ağırlanacak ve katılımcı firmalarla B2B görüşmeler düzenlenecek. 2024 yılında GSYH içindeki payının gelecek yıl yüzde 21,1 ve ihracatının da 252,3 milyar dolar olması beklenen imalat sanayinin temsilcileri de 30’uncu yılını kutlayan WIN EURASIA fuarına hazır olduklarını bildirdi.

Türk İmalat Sanayisini Dünya ile Buluşturan Fuar

Makina imalatçısı 55 bine yakın firmayı temsil eden 33 derneği çatısı altında bir araya getiren Türkiye Makina Federasyonu (MAKFED) Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Dalgakıran, dernek olarak sektörün yenilikçi ürünlerini tanıtması ve dünyadaki trendleri takip etmesi için WIN EURASIA fuarında olacaklarını söyledi. Fuarın sektörün gelişimi için önemli bir platform olduğunun altını çizen Dalgakıran, “Fuarlar dünya ticaretine açılmak ve başarılı ihracat çalışmaları gerçekleştirmek için önemli merkezler. WIN EURASIA birçok sektör için olduğu gibi makina sektörü için de en önemli bir fuar. Bu noktada üreticilerimize hem yeni teknolojilerini hem de öne çıkan ürünlerini sergileme fırsatı sunuyor. Hepimizin fuarlardan en büyük beklentisi uluslararası satın alma profesyonellerinin gelerek ikili görüşmeler yapmaları. WIN EURASIA da bu konuda sektörümüze yüksek verim sunuyor. Üreticilerimiz dünyanın farklı noktalarından gelen profesyoneller ile görüşerek yeni iş birliklerine imza atıyorlar ve bu sayede ülke ekonomisine de katkıda bulunuyorlar.  Sektörümüz WIN EURASIA’yı oldukça önemsiyor ve verimli buluyor. Her geçen yıl katılan üretici sayımız da artıyor. Fuar gerek aktiviteler gerekse katılımcılar bazında üreticilere verimli bir zemin sunuyor.  Gelecek yıl organizasyonunda WIN EURASIA’ya daha çok üreticimizin katılmasını bekliyoruz. Verimli geçen fuarın ardından böylelikle ihracatta rakamlarımızı daha da kolaylıkla artırabileceğiz” dedi.

Yeniliklerin Sergilendiği Buluşma Noktası: WIN EURASIA

Gerçekleştiği her yıl 360 derece imalat sanayiini tecrübe etmek için benzersiz fırsatlar sunan WIN EURASIA, 30 yıldır yeniliklerin bir arada sergilendiği bir buluşma noktası konumunda bulunuyor. Uluslararası ziyaretçileri sayesinde önemli iş birliklerinin gerçekleşmesine zemin hazırlayan fuar, katılımcı firmalara geniş pazar olanakları ve rekabet güçlerini artırma imkânı sunuyor. WIN EURASA’nın 30’uncu yaşını “Endüstriyi Gelecekle Buluşuyor” mottosuyla kutladıklarını belirten Hannover Fairs Turkey WIN EURASIA Proje Yöneticisi Sena Mengül, “Fuarımıza 17 ülkeden 660’ın üzerinde firma katılım sağlayacak. Bunun yanı sıra 55.000 metrekarelik alanımızda Almanya, Çin, Kore ve Tayvan ülke pavilyonlarını ağırlayacağız. Fuarımız bu anlamda uluslararası katılımı olan, Ticaret Bakanlığı’nın ve her yıl KOSGEB‘in teşvik listesinde yer alıyor” dedi.

Enerji ve elektronik teknolojileri, endüstriyel otomasyon teknolojileri, iç lojistik, depolama, tedarik zinciri, endüstriyel imalat makineleri, kaynak, yüzey işlem, robotik sistemler gibi, bir fabrikada üretim aşamasında olması gereken bileşenlerin birçoğunun fuar yer alacağını belirten Sena Mengül, “Nokia ve Türk Telekom sponsorluğundaki 5G, Dijital Fabrikalar, Yapay Zekâ, Endüstri 5.0 ve Metaverse alanının yanı sıra, Hidrojen Özel alanı ve Kompresör ve Basınçlı Hava Özel alanı ile fuara ayrı bir renk katacak. Robot, Metaverse, otomasyon çözümlerinin yansıra diğer alanda da Hidrojen ve Yeşil Dönüşümde Türkiye ve dünyadaki yeni teknolojileri nasıl hayata geçireceğimizi masaya yatıracağız. 5G ve Dijital Fabrikalar alanında Geleceğin fabrikasını inşa edeceğiz, ilk defa Endüstri 5.0, Yapay Genel Zeka ve 5G entegrasyonu ile 30 farklı firmanın bir araya getireceği bir dijital fabrika inşa edeceğiz, Demo fabrika yaklaşık 500 m2’de kurulacak ve 5G hızıyla deneyimlenecek” şeklinde konuştu.

Fuar kapsamındaki panellerle ilgili bilgi veren Sena Mengül, “2 ayrı sahnede 4 gün panel programları ve keynote konuşmacılarla sektörün sorun ve çözümlerini konuşacağız.  Bu yıl Konferans programında Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) yürüttüğü bir proje olan “SANAYİDE KADIN ELİ” projesini işleyeceğiz, fuarın son günü sabahtan öğlene kadar iki slot halinde rol model sanayici kadınlarımızla beraber mavi yakalı kadınların sanayide istihdamlarını işleyeceğiz” dedi.” dedi.

Mersin Uluslararası Limanı (MIP) Çevre Dostu Römorköre 250 Milyon TL Yatırım Yaptı

Satınalma Eğitimi Mersin Uluslararası Limanı (mip) çevre Dostu Römorköre 250 Milyon Tl Yatırım Yaptı

Satınalma Eğitimi Mersin Uluslararası Limanı (mip) çevre Dostu Römorköre 250 Milyon Tl Yatırım YaptıAkdeniz’in lider limanlarından biri olan Mersin Uluslararası Limanı (MIP), Türkiye’de bir ilk olan çevre dostu ve 250 milyon TL bütçeli MIP-5 Römorkörünü düzenlenen törenle hizmete sundu.

Liman sahasında 22 Mayıs’ta gerçekleşen törene, Akdeniz Bölge Garnizon Komutanı Tuğamiral Murat Fırat, Mersin Vali Yardımcısı ve Mersin Limanı Mülki İdare Amiri İbrahim Küçük, MIP Genel Müdürü Ajay Kumar Singh, Kıyı Emniyeti Mersin Müdürü Adnan Bilen, kent protokolü üyeleri ve MIP çalışanları katıldı.

Son teknoloji ürünü yeni nesil römorkör, her biri 1.600 devir ve 2.200 kw güç üretebilen, 75 tonluk çekiş gücüne ve iki adet yüksek verimli 3516E dizel motora sahip MIP-5, bu özelliğiyle Türk limanlarında bulunan ve 45 ile 60-ton arasında çekiş gücü olan mevcut römorkörlerden önemli ölçüde daha güçlü olmasıyla fark yaratıyor. Bu sayede 400 metreye kadar olan en büyük konteyner gemilerinin elleçlenmesi de dahil olmak üzere tüm liman operasyonlarını seri bir şekilde gerçekleştirebiliyor.

24,4 metre uzunluğunda, 12 metre genişliğinde ve 5,5 metre su çekimi özelliğinde olan MIP-5, liman sahasında yada denizde yaşanacak olası bir yangın durumuna müdahale edilebilecek FIFI-1 yangın söndürme sistemi ve en üst düzey güverte/makine ekipmanıyla donatıldı. Normal dizel motorlu römorkörlere kıyasla Azot Oksit (NOx) emisyonlarını yüzde 75’e kadar azaltan Seçici Katalitik Oksit Reaktörüne (SCR) sahip MIP-5, azot oksit emisyonlarını azaltmaya yönelik Uluslararası Denizcilik Örgütü Çevre Koruma Emisyonu (IMO Tier III) standartlarına tam uyum sağlayan Türkiye’nin ilk römorkörü özelliğini taşıyor.

MIP Genel Müdürü Ajay Kumar Singh MIP-5’in deniz operasyonlarına kazandırılmasıyla ilgili şunları söyledi: “Römorkaj hizmetleri limanımızdaki gemilerin güvenliğini, manevra kabiliyetini ve operasyonel verimliliğini sağlamak açısından kritik öneme sahiptir. Bu yeni yakıt tasarruflu, çevre dostu römorkör, sera gazı emisyonlarımızı önemli ölçüde azaltırken müşterilerimize yüksek kalitede hizmet sunmaya devam etme kararlılığımızı göstermektedir.”

Fabrikalarda Ortak Teknik Dil

Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem Fabrikalarda Ortak Teknik Dil

Beni Bir Tek Sen Anladın, Sen de Yanlış Anladın

Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem Fabrikalarda Ortak Teknik DilFabrikalarda gördüğüm önemli bir eksiklik var. Aynı dili konuşamamak. Mühendisler, satış elemanları, satın alma uzmanları, idareciler, proje çizimcilerimiz ve ustalarımız arasında kopukluklar ve yanlış anlaşılmalar yaşanmakta. Malzeme, alet, makine isimleri her birimde farklı olarak dillendirilmekte. Kurum olarak ortak ve her yerde geçerliliği olan ortak bir teknik dile geçmemiz şart. Artık halk ağzı dilini, işaretle anlatmayı, alet ve malzemeleri bir şeylere benzetmeyi bırakmalıyız.

Ustalarımdan, proje ofisinden, mühendis arkadaşlarımdan veya yöneticilerimden bana satın alma talepleri geliyor. Talepler sırasında malzeme isimleri farklı telaffuz ediliyor. Aynı malzemeye ustam başka, mühendis arkadaşım başka isim vermiş. Bazen her iki isimlendirmenin de yanlış olduğunu fark ediyorum. Teknik terimler, uluslararası normlar bilinmiyor. Zaman zaman tam olarak ne istendiğini anlamakta zorlanıyorum. Yanlış malzeme aldığım bile oluyor. Tedarikçilerimden de malzemelere yanlış isim verenleri görüyorum.

Bilinmeyenler ve yanlış ifade edilen terimler arasında temel matematik bilgi eksikliği ön plana çıkıyor. Ustalarımızdan metre, kumpas gibi ölçüm aletlerini iyi kullanmayı bilmeyen ve basit hesaplamaları yapamayanlar var. Ölçü birimleri, uzunluklar, alan, hacim ve ağırlık hesaplamaları gibi.  Temel fizik bilgileri de bilinmeyenler ve yanlış ifade edilenler arasında; hareket, kuvvet, verim, sürtünme, basınç, mukavemet, sertlik, metrik ölçü birimi gibi….

En önemli hususlardan biri de proje ve teknik resim okuyamama. Geometri bilgisi eksikliği, çizgi çeşitleri, kesit, tarama, kaynak noktaları, tolerans, semboller gibi temel şekil ve resimler eksik okunuyor ve anlatılamıyor.

Malzemelerin isimleri ve özellikleri de bilinmeyenler arasında. Çelik sınıfları, türleri, sac, boru, profil, dişli, u demirleri, köşebent, lama gibi temel malzemeler ve soğuk-sıcak çekilmiş çelik, paslanmaz çeliklerin çeşitleri ve özellikleri pek bilinmiyor veya doğru ifade edilemiyor.

Makine elemanlarının isimleri ise oldukça değişik şekillerde seslendirilebiliyor. Vida, cıvata, somun, pul, kamalar, pimler, havşalar, yaylar, yataklar, rulmanlar, kayışlar, kasnaklar, yağlamalar yeterince tanınmıyor ve bilinmiyor.

Makine Elemanları

Hidrolik, pnömatik, elektrik, devre diyagramları çözülemiyor. Torna, freze, makas, pres, testere, diş açma, cnc plazma ve lazer kesim makinalarının nasıl kullanılacağı ve tam olarak ne işe yaradığı ve neler yapabildiği tam olarak bilinmiyor. Bu da makineleri verimsiz kullanmaya yol açıyor.

Torna ve freze tezgahında çalışan ustalarımız kullandıkları matkap, freze uçlarının ve elmas uçların isimlerini hatırlamakta zorlanıyorlar. Kullandıkları makinaların tam olarak ne işler yapabildiğinin farkında değiller. Sadece kendi öğrendikleri ile yetiniyorlar.

Metal Ve Makine Tabloları El KitabıFabrikalarımızda mutlaka bir kütüphanemiz bulunmalı. Kütüphanede faydalı olabilecek teknik kitaplar, tedarikçilerin sattıkları malzemelerle ilgili hazırladıkları ürün seçim katalogları yer alabilir. Diyagram ve afişler kütüphane duvarlarına asılabilir. Bazı cep kitapçıkları hazırlanıp personelimize dağıtılabilir. Eğitim toplantıları yapıp malzemeler hakkında ortak bil geliştirme yoluna gidebiliriz. Dışarıdan danışmanlar ve teknik elemanları çağırıp ders alabiliriz. Özelikle tedarikçilerimizden mühendislik destek hizmeti alabilir veya eğitim vermelerini talep edebiliriz.

Bu konuda çok faydalı olacağını umduğum bir kitabı da ustalarıma, makine teknik ressamlarına ve mühendis arkadaşlarıma tavsiye edebilirim.

Cavit SOY

 

Kamuda Tasarruf Paketi ve Baz Etkisi Sektör Büyümesini Sınırlandıracaktır

Satınalma Eğitimleri Kamuda Tasarruf Paketi Ve Baz Etkisi

Satınalma Eğitimleri Kamuda Tasarruf Paketi Ve Baz EtkisiTÜİK’in açıkladığı 2024 yılı ilk çeyrek büyüme rakamlarını değerlendiren Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) Başkanı M. Erdal Eren, “Deprem bölgesinin yeniden imarı için gerçekleştirilen çalışmaların etkisi ile sektörümüz ülkemiz büyümesinin yaklaşık iki katı bir oranda büyümüştür. Kamuda Tasarruf ve Verimlilik Paketi’nin etkisi ile kamu projelerinin yavaşlatılması sektörümüzdeki büyümeyi sınırlandıracaktır. Durdurulan veya yavaşlatılan projeler için tasfiye hakkı verilmesi sektörümüz için elzemdir” dedi.

İnşaat sektörünün çatı kuruluşu olan Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) Başkanı M. Erdal Eren, Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı 2024 yılı ilk çeyrek büyüme rakamlarını yazılı bir açıklama ile değerlendirdi:

“Ülkemiz ekonomisinin tüm küresel sorunlara ve jeopolitik risklere rağmen yılın ilk çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 5,7 büyümesi iş dünyası için sevindiricidir. Ülkemizde istihdama en büyük katkıyı veren ve 200’ün üzerinde alt sektöre talep yaratarak ekonomide lokomotif görevi üstlenen inşaat sektörü de aynı dönemde yüzde 11,1 oranda büyümüştür. Deprem bölgesinin yeniden imarı için gerçekleştirilen çalışmaların etkisi ile sektörümüz, ülkemiz büyümesinin yaklaşık iki katı bir oranda büyümüştür. Gelecek dönemde de deprem bölgesinin yeniden imarı çalışmaları hız kesmeden devam edecektir. Buna karşın bölgedeki çalışmaların bir önceki yılın ikinci çeyreğinde başladığı düşünüldüğünde, baz etkisiyle sektörümüzün büyümesine bu denli büyük katkı sağlamayacaktır. Bununla beraber, Kamuda Tasarruf ve Verimlilik Paketi’nin etkisi ile kamu projelerinin yavaşlatılması sektörümüzdeki büyümeyi sınırlandıracaktır. Durdurulan veya yavaşlatılan projeler için tasfiye hakkı verilmesi sektörümüz için elzemdir.”