Teknolojinin hızla gelişmesi ile birlikte tehlike arz eden işletmelerin sayısı da hızla artırmaya başlamıştır. Tehlike arz eden işletme sahipleri ve varsa işletenleri işletme faaliyetlerinden doğan zararların karşılanması konusunda büyük ekonomik risk altında kalmakta ve risklerini minimize etmek amacıyla işveren sorumluluk sigortası yaptırma ihtiyacı duymaktadırlar. Çünkü teknik yenilik ve ekonomik faaliyetlerin gelişmesi işletme sahiplerini veya işletenleri ciddi anlamda tazminat ödeme yükü ile karşı karşıya getirmektedir.
Türk Hukukunda tehlike sorumluluğu 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.71’de düzenlenmiş ve önemli ölçüde tehlike arz eden işletme sahiplerini ve varsa işletenleri faaliyetlerinden doğan zararların karşılanması konusunda kusursuz olarak müteselsilen sorumlu tutmuştur. Bu nedenle işletme sahipleri ağır tazminat yüklerinden korunmak için belli bir pirim karşılığında işveren sorumluluk sigortası yaptırarak tazminat yükünü sigorta şirketlerine yıkmayı amaçlamaktadır[1]. Başka bir deyişle, sorumluluk sigortasında sigorta ettiren, malvarlığında meydana gelmesi muhtemel bir eksilmeye karşı kendisini güvence altına alır.
Kaza sigortası, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1507’de düzenlenmiştir. Madde hükmüne göre, “Kaza sigortası, belli bir prim karşılığında, sigortalının uğrayacağı kaza sonucu ölüm, geçici veya sürekli engellilik ya da iş göremezlik halleri için sigorta teminatı sağlar. Ölüm, ani olarak veya kaza tarihinden itibaren en çok bir yıla içinde gerçekleşmiş ise sigorta bedeli sigorta ettirene yahut onun tarafından belirlenmiş kişiye; geçici ve sürekli engellilik veya iş göremezlik hallerinde ise sigortalıya ödenir”.
6102 sayılı Kanun m.1473’e göre ise, “Sigortacı sorumluluk sigortası ile, sözleşmede aksine hüküm yoksa, sigortalının sözleşmede öngörülen ve zarar daha sonra doğsa bile, sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene, sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat öder.
Sigorta, sigortalının işletmesi ile ilgili sorumluluğu için yaptırılmışsa, sözleşmede aksine hüküm yoksa bu sigorta, sigortalının temsilcisi ile işletmenin veya işletmenin bir kısmının yönetiminde, denetiminde ve işletmede çalıştırılan kişilerin sorumluluğunu da karşılar. Bu durumda sigorta bu kişilerin lehine yapılmış sayılır”.
6098 sayılı Kanun m.130’a göre de, “Başkasını çalıştıran kişi, çalıştırdığı kişiye karşı hukuki sorumluluğunu güvence altına almak üzere sigorta yaptırmışsa, sigortadan doğan haklar doğrudan doğruya çalışana ait olur. Ancak, çalışana ödenecek sigorta tazminatı, genel hükümlere göre ödenecek tazminattan indirilir. Diğer hukuki sorumluluk sigortalarına ilişkin kanun hükümleri saklıdır.”
İş kazasına uğrayan işçi kazaya karşı özel sigorta şirketine kendisi kaza sigortası yaptırmış ise, sigorta şirketinden alacağı yardım işçinin ya da geride kalanların tüm zararlarını karşılasa bile ayrıca kazadan sorumlu olan işverene karşı tazminat davası açmalarına engel olmayacağı gibi dava sonucunda sigorta şirketi tarafından ödenen bedeller işveren aleyhine hükmedilen tazminattan da mahsup edilmez[2].
Ancak, iş kazası veya meslek hastalığına karşı işveren, işçisini özel sigorta şirketlerine işveren sorumluluk (kaza) sigortası yaptırmışsa, bu durumda kaza sonucu zarar gören işçi ya da ölmesi halinde yakınlarına sigorta şirketi tarafından ödenen bedeller işverence ödenecek tazminattan mahsup edilmelidir[3].
Sorumluluk sigortaları kendi içinde ise zorunlu ve ihtiyari olmak üzere ikiye ayrılır. Sorumluluk sigortasının zorunlu olarak işverenlerce yaptırılması hususu, 6 Şubat 2015 tarihli ve 2015/72249 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile düzenlenmiştir. Kararda, yeraltı ve yer üstü kömür madenleri ile kömürden gayri yeraltı madenciliği faaliyetinde bulunan işyerinde çalışanlara ferdi kaza sigortası yaptırılması zorunlu hale getirilmiştir. Bu kapsamda, maden işçilerine yaptırılan ferdi kaza sigortası ile ödenen bedeller işverence ödenecek tazminat miktarından mahsup edilebilecektir. Aynı şekilde iş kazası ve meslek hastalıklarına karşı işveren sorumluluk (kaza) sigortası yaptırılması, kazadan kusuru oranında sorumlu olan işverene karşı açılacak tazminat davasına engel teşkil etmez, işvereni tazminat sorumluluğundan kurtarmaz ancak, sigorta şirketinin ödeyeceği bedel işverenin ödeyeceği tazminattan mahsup edilir.
Nitekim Yargıtay’da aynı görüştedir. “Kaza halinde sorumluluk riskine maruz kalanlar, yasal sınırlar içinde anlaşarak bir sigorta poliçesi oluşturabilir. Daha açık bir anlatımla adam çalıştıran sorumluluk riskini sigorta ettirebilir. Bu nedenle çifte ödemeye neden olunmaması amacıyla sigortacının kazalı işçiye ödemiş olduğu sigorta bedeli tazminattan indirilecektir[4].
Sonuç olarak, iş kazası ve meslek hastalıklarına karşı işverence sorumluluk (kaza) sigortası yaptırılması, kazadan kusuru oranında sorumlu olan işverene karşı açılacak tazminat davasına engel teşkil etmez ve işvereni tazminat sorumluluğundan kurtarmaz. Ancak, sigorta şirketinin ödeyeceği bedel işverenin ödeyeceği tazminattan mahsup edilir. Ayrıca, iş kazasına uğrayan işçi kazaya karşı özel sigorta şirketine kendisi kaza sigortası yaptırmışsa, işçinin sigorta şirketinden alacağı yardım tüm zararlarını karşılasa bile kazadan sorumlu olan işverene karşı tazminat davası açmasına engel oluşturmayacağı gibi dava sonucunda sigorta şirketi tarafından ödenen bedeller işveren aleyhine hükmedilen tazminattan da mahsup edilmez[5].
Lütfi İNCİROĞLU
[1] SARIHAN, Banu Bilge, Türk Borçlar Kanunu’nda Genel Bir Kural Olarak Tehlike Sorumluluğu, Prof. Dr. Ali Rıza OKUR’a Armağan, MÜHFHA Dergisi, C:20, S.1, İstanbul 2014, s.1191.
[2] AYDINLI, İbrahim, İş Sağlığı ve Güvenliğinden Doğan Hukuki ve Cezai Sorumlulukları Ankara 2015, s.340.
[3] AYDINLI, s.340.
[4] Y21HD.3/5/2007 T., E.2006/18008, K.2006/7460 Legalbank
[5] İNCİROĞLU, Lütfi, İş Sağlığı ve Güvenliği’nde Çalışan ve İşvereninin Hukuki ve Cezai Sorumluluğu, 3. Baskı, Ankara 2021, s.343.









Banka dışı finans kesiminin ülke ekonomisine katkısını artırmak için faaliyet gösteren Finansal Kurumlar Birliği (FKB); Ekonomik Görünüm Endeksi’nin (FKB-EGE) Mart ayı bültenini yayımladı. Çatısı altındaki 5 sektörde, 124 şirketle finansmana erişimi kolaylaştırmak için önemli bir misyon yüklenen FKB’nin, İstanbul Üniversitesi iş birliği ile gerçekleştirdiği FKB-EGE’nin Mart 2024 tarihli anket verilerine göre; Mart ayı enflasyon beklentisi ortalama yüzde 4,17 olarak gerçekleşti. Sektörün iktisadi beklentilerinin ve yönelimlerinin tespit edildiği ankete göre; katılımcılar 2024 yıl sonu için enflasyon beklentilerini yüzde 48,23 olarak ifade ederken; 2025 yıl sonu için beklentinin yüzde 33,48 olduğu kaydedildi. Bir önceki ayın anket sonuçlarında yer alan, Şubat ayı için yüzde 4,75, 2024 yıl sonu için yüzde 49,25 ve 2025 yıl sonu için yüzde 33,81 olan enflasyon oranı beklentilerinin, Mart ayında her üç dönem için de düşüş göstermesi dikkat çekti. Verilerde, orta ve orta-uzun vadede para politikasının sıkılaştırılmasının enflasyon beklentilerine yansımaya devam ettiği görüldü.
Türkiye’nin otomobil dikeyinde ilk online ilan platformu arabam.com, şubat ayının merakla beklenen ikinci el ilan verilerini paylaştı. Bu verilere göre şubat ayında otomobil fiyatlarındaki gerileme durdu. İlanların yayın süresi de bir önceki aya göre %4,7 azaldı. 10 yaş ve üzeri araçlar ilanlardaki yerini korudu. %28 ile en fazla ilan 10-15 yaş aralığındaki araçlar için verildi. Şubat ayında marka ve model sıralamasında ise ilk üç değişmedi. İlanı en çok görülen markalar Fiat, Renault, Volkswagen; en çok görüntülen modeller ise Clio, Astra, Megane oldu.
Simitten tavuk yemeklerine, salatalardan ekmeklere, tahinden böreklere, kurabiyelerden ramazan pidesine çok geniş yelpazedeki gıda ürünlerine lezzet katan susam Türkiye için önemli bir ihraç kalemi olarak öne çıkıyor.

Sevdiklerimizle birlikte bu dönemde Ramazan sevincini paylaşmaya ve bu manevi hazzı yaşamaya hazırlanırken, reklam verenlerin ve markaların akıllarında “Bu yıl Ramazan ayında tüketicilerin alışveriş konusundaki tercihleri ne olacak?”, “Hangi cihazlar veya dijital platformlar tercih edilecek?”, “Hedef kitleme ulaşabilmem için en doğru platform hangisi?” gibi pek çok önemli soru beliriyor.
Gelirimizde Dün Ne İdik
Kazandığım maaşımla kirada oturma sıkıntısına son verip kendi evimi de alabildim. Çalışma hayatımda maaşımla taksit, taksit de olsa evimi alıp, kendi mülk evimde oturabildim. Maaşımla taksitli ev satın alırken ailemin de yaşamını iademe ettirecek ve kimseye el açmayacak kadar bir parayı ayırabiliyordum.
Öncelik konut olmak üzere sonrasında arabamızı da alabiliyorduk. Maaşımızın enflasyon oranında ne kadar artabileceğini tahmin ederdik ve bu tahminimizde yanılmazdık. Bankamız her koşulda enflasyon üzerinde ücret artışını bizlere veriyordu.
Kazancımız ile beslenmemize para ayırabiliyorduk. Çok şatafatlı bir harcama içerisinde olmamamız durumunda beslenmemizde sorun yoktu.
Kasaba et almaya gittiğimizde, kasaptan talep ettiğimiz kemiklere para vermezdik. Kemikleri köpeklere vereceğiz derdik kasabımıza. Diğer bir ifade ile kasabımız kemiklere para almıyordu. Diyeceksiniz ki eskilerden söz açılmış ve güzel şeylerden bahsederken bu bedava kemik hikayesi de nereden çıktı.
Kuşkusuz ki çalışmazsan kazanç elde edemezsin. Gelirinin artması için ise maaşına zam ve terfi alman gerekir. Maaşa yapılacak zam enflasyon rakamı ile tespit ediliyorsa, enflasyonun doğru belirlenmesi, belirlenen enflasyon oranının piyasada gerçek anlamda oluşan ve hissedilen enflasyon olması durumunda biz memurlar aldığımız ücret zammın yeterliliğinden veya bereketinden bahsedebiliriz.
Çimento sektörünün çatı kuruluşu TÜRKÇİMENTO’nun üzerinde titizlikle çalıştığı Yeşil Çimentoların yaygınlaşmasına ilişkin tebliğ yürürlüğe girdi. TÜRKÇİMENTO CEO’su Volkan Bozay, “Bu tebliğ sayesinde önümüzdeki 10 yılda; sektörde 11 milyon ton karbon salımı azaltılabilecek. 1,3 milyon ton petrokok ve kömür ithalatının önüne geçilebilecek. 500 milyon ağaca eş değer çevresel fayda sağlanabilecek potansiyele sahip olacağız” değerlendirmesini yaptı.

