2023’te İkinci El Otomotiv Pazarı

2023’te ikinci el otomotiv pazarının yönünü dijital dönüşüm belirleyecek.

Bu sene Türkiye pazarına hızlı bir giriş yapan ve ikinci elde yenilikçi iş modeliyle dengeleri değiştiren Carvak’ın CEO’su Mehmet Çelikol, bu sene sektörü dijital dönüşümün şekillendirdiğini, bu eğilimin 2023’de artarak süreceğini açıkladı. Çelikol’a göre, sektörde deneyime katkı sunan teknolojilerin önemi gittikçe artarken, özellikle yapay zeka kullanımı da yaygınlaşacak.

İkinci el araç alım satım pazarında yenilikçi modeliyle fark yaratan Carvak, 2022 yılında büyümesine son sürat devam etti. Carvak, yıl içinde Carvak markasıyla Türkiye pazarına da girip kısa sürede ciddi bir başarı elde ederken, pazarın bugününe ve geleceğine yön veren şirket haline geldi. Yılı değerlendiren ve gelecek yıla dair öngörülerini paylaşan Carvak Türkiye CEO’su Mehmet Çelikol, 2022’de ikinci el araç alım satım pazarında en önemli trendin dijital dönüşüm olduğunu vurgularken, 2023’te pazarın yönünü belirleyecek esas trendin yine dijitalleşme olacağının altını çizdi.

Dijital Dönüşümle Yenilikçi İş Modelleri Hız Kesmeyecek

Çelikol, şunları söyledi: “İkinci el pazarı dünyada ve Türkiye’de halen geleneksel yönü baskın bir sektör. En çok dönüşüme ihtiyacı olan sektörlerin de başında. Bu ortamda, pazarımızda dijital dönüşüm hız kesmeyecek. Pazardaki şirketler kendilerini birer teknoloji şirketi olarak konumlandırıp bu yönde strateji geliştirecekler. Otomobil endüstrisi oyuncuları, artan dijitalleşme dahil olmak üzere yeni iş modelleri üzerine daha çok yoğunlaşacaklar. Bunun en iyi örneklerinden birinin Carvak olduğunu düşünüyorum. İş modelimizle, piyasanın güvenilirlik ve şeffaflık ihtiyacını hız ve teknolojiyi bir araya getirerek karşılıyoruz.”

Yapay Zeka Daha da Gelişecek, Deneyimin Önemi Artacak

Yılın başından bu yana, ikinci el araç fiyatlarının %40’ın üzerinde arttığını belirten Çelikol, 2022 yılı sonuna kadar, ülkemizdeki ikinci el otomobil alış/satış hacminin yıllık 6 milyon adetin üzerine ulaşacağını öngördüklerini ifade etti.

Çelikol’a göre, pazarda son yıllarda, e-ticaret kanalları ve dijital kanallar üzerinden ikinci el araç satışı da bir hayli popüler hale geldi. Özellikle yakın zamanda, yıllardır geleneksel kanallardan araç satan büyük kurumsal markalar da e-ticaret kanallarını yoğun olarak kullanmaya başladı.

Diğer yandan, deneyim ekonomisi konusu ikinci el pazarında da önemini artırıyor. Bu deneyimi sağlayan veya katkı sunan teknolojilerin pazarda önemi artacak, bunların başını da yapay zeka uygulamaları çekecek.

Elektrikli Araçlardaki Gelişmeler İkinci El Pazarını da Etkileyecek

Çelikol, elektrikli araçlar pazarının da 2023’de çok gelişmeye aday pazarlardan biri olduğunu söylerken, bu pazardaki gelişmelerin ikinci el pazarına da yansımalarının olacağını belirtti. Çelikol, şöyle konuştu: “Son 5 yılda, ülkemizdeki toplam otomobil adetindeki büyüme oranı yıllık %3-4 bandında seyrederken, elektrikli ve hibrit araç kategorilerinde %100’ü aşan oranlarda yıllık büyüme gerçekleşti. Halen küçük bir pazar olsa da ülkemizde elektrikli araç pazarı ciddi bir gelişim içerisinde. Diğer yandan, ülkemizdeki elektrikli araç sayısı Almanya gibi gelişmiş ülkelere kıyasla aşağılarda. Yani, Almanya’da elektrikli araçlar pazarın %2.2’sini teşkil ederken, ülkemizde bu oran henüz %0.1 bile değil. Bu evet az ama içinde çok büyük bir potansiyeli de barındıran bir veri. 2023’de elektrikli araç pazarında önemli gelişmeler yaşanacağını, bunun ikinci ele de mutlaka yansımaları olacağını öngörüyoruz.”

Fransız Kaldığımız Konular #2 “l’performance”

Yani… Performans!

Bu sözcük Eski Fransızcadan “parformer”, yani “usulüne göre yapmak, icra etmek, gereğini yerine getirmek” fiilinden alıntıdır.

Aslında yıllardır dilimizde, yanımızda, çevremizde olan ve sık sık duyduğumuz, iyi bildiğimiz kelimeler arasında yer alır kendileri. Özellikle İş, Sanat ve Spor camiasında çokça geçen saygınlık veren kelimedir ve maalesef o da Fransızcadan dilimize geçmiştir.

Yani maalesef başarı ve verim anlamına da gelen bu kelimeye de biz Fransız kalmışız[1].

Performans!

Dilde çok, elde yok olan.

Performans!

Hep istenen; ama hiç emek verilmeyen.

Her şirket Yüksek Performanslı iş sonuçları ister.

Her alıcı  Yüksek Performanslı satın alma ister.

Her çiftçi Yüksek Performanslı tarım ister.

Her sanayici Yüksek Performanslı imalat ister.

Lakin, yönetemediğiniz performanstan emin olamazsınız. Eğer, işte, alımda, tarımda ve imalatta performansınızı yönetemiyorsanız sonucu yalnız iman ettiğiniz yüce yaratıcının tayin ettiğinde bulur ve ne elde ederseniz ona şükredersiniz.

Ya da,

Bu performansı ben nasıl yönetebilirim diye az biraz kafa patlatırsınız. Tabi yine de sonuçtan tam olarak emin olamazsınız; ama sonuçlar hakkında önceden bilginiz olursa ya tedbir alır sonucu etkilemek için müdahale edersiniz ya da sonuca hazırlık yaparsınız.

Literatürü Tararsak: Performans Yönetimi, bir şirket ve organizasyonun maksimum verimliliğine ulaşmasını sağlamak için tasarlanmış, bireysel çalışanların ve ekiplerin etkin yönetim sistemidir. Performans yönetimi, belirli görevleri yönetmek için organizasyonun, departmanın, çalışanın veya mevcut süreçlerin performansına odaklanabilir. Performans yönetimi standartları genellikle bir kuruluştaki üst düzey liderlik ve görev sahipleri tarafından organize edilir. Yönetim bir işin görevlerini ve sonuçlarını belirlemeyi, çalışanın performans ölçümü ve davranışlarını değerlendirme içerebilir.

Özetlersek: Performans Yönetimi, maksimum verimlilik için çalışanların ve ekiplerin etkin yönetimidir. Organizasyonun, departmanın, çalışanın veya mevcut süreçlerin sonuçlarına odaklanılır. Standartlar kuruluştaki üst düzey liderlik ve görev sahipleri tarafından organize edilir.

Kısaltırsak: Performans Yönetimi, maksimum verimlilik için çalışanların ve ekiplerin içinde bulunduğu mevcut süreçlerin sonuçlarına odaklanır.

İşte bu kadar.

Bakmamız gereken tek şey sonuçlar.

Örneğin bir gencin üniversiteden mezun olup olmadığı elbette mezuniyet notunda belli olur; ama daha öncesinde de görmesini bilene bir takım göstergeler  yani iş sonuçlarıyla bellidir.

Vize     : 20

Final     : 15

Ödev    : Teslim edilmedi.

Devamsızlık %48

Ne bekliyorsunuz?

Dolayısıyla Performans kriterleri belli.

Vize     : 50

Final     : 50

Ödev    : Teslim edilecek ve en az 50 puan olacak

Devamsızlık %29’dan az olacak.

İşte bu kadar.

  1. Yönetilebilir Performans Göstergeleri: Süreklilik ve zamanla değişkenlik gösteren Devamsızlık yönetilebilir bir performans göstergesidir. Onu okulun açık olduğu günlere göre %’lik olarak izleyebilirsiniz. Gerektiğinde kullanır ve telafi edebilirsiniz. Buna satışlar diyebilirsiniz, birim maliyetler diyebilirsiniz, üretim miktarları diyebilirsiniz fark etmez. Zamanla açıklar kapatılabilir ya da olası kayıplar göze alınabilir.
  2. Telafi Edilebilir Performans Göstergeleri: Vize buna örnektir. Ders çalışma metodu, kapsama alınan konu miktarı, soru tekniği, vs. vs. gibi nedenlerle kaybedilen bir performans göstergesi olabilir. Ama Finalde yapılacak hedef değişikliği ile bir önceki kayıp telafi edilebilir. Bu nedenle ilk performansın yarattığı kaybı iyi analiz edip bir sonraki etapta daha iyi bir sonuçla telafi edebiliriz. Buna satışlar diyebilirsiniz, birim maliyetler diyebilirsiniz, üretim miktarları diyebilirsiniz fark etmez. Bir sonraki alt süreçte açıklar kapatılabilir ya da olası kayıplar göze alınabilir. Bu satışta kâr %15 olabilir; ama hedefimiz minimum %20 ise bir sonraki satışta kârı %25 yaparak telafi edebiliriz anlamında.
  3. Mutlak Performans Göstergeleri: Misal ödev! Bir hakkınız var, zamanında olmalı ve doğru olmalı. Bunun telafisi imkansız ya da çok zor. Ya hocanın insafı, ya sağlık raporu, ya inanılmaz yüksek vize ve final notu ile telafi edebilir. O da işinizin içeriğine bağlı. Mimarlık okuyorsanız bitirme ödeviniz olmazsa olmazınız olur. Biz buna müşteri kaybı da diyebiliriz. Belki de ödenmeyen bir çek! Her şey olabilir.

Dolayısıyla Performanslar Ana Süreçler, Alt Süreçler ve İş Akışlarıyla sarmal olarak ölçülmesi ve yönetilmesi gereken bir olgudur.

Ürün Satmak Ana Süreç:

  1. Satış oldu mu olmadı mı?

Ürün Satmak Alt Süreçler:

  1. Ürün sevk edildi mi?
  2. Tahsilat yapıldı mı?

Ürün Satmanın İş Akışları:

  1. Teklif verildi mi?
  2. Teklif onaylandı mı?
  3. Sipariş geçildi mi?
  • Sipariş ön ödemesi alındı mı?
  1. İmalat/Satın alma yapıldı mı?
  2. Ürünler kontrol edildi mi?

İşte bunların hepsi sırasıyla birbirini tetikler ve ana sürecin performansını belirler. Bu adımların her birinin sonuçları önceden bilinir ve izlenirse de, ya telafi etmeye gerek kalmaz ya da telafi ederek istenilen sonuca ulaşılır.

Ne kadar basit değil mi?

Ama sorun şu ki kelime Fransızca!

Fransız kaldığımız bir kelime işte.

Saygılarımla.

Zafer URFALIOĞLU

[1] Fransız kalmak, Türkçede “Bir konuyu gerektiği gibi bilmemek, özellikle de konunun kuramsal yanını bilmemek” anlamına gelir.

2022 Yılı İstihdam Verileri: Kariyer.net

2022’de iş gücü ihtiyacının yoğun olduğu sektörler:

Bilişim, Üretim, Yapı

Türkiye’nin en büyük online istihdam platformu Kariyer.net, 2022 yılının istihdam verilerini açıkladı. 2022 yılında en fazla iş ilanı yayınlayan sektörler sırasıyla Bilişim, Üretim ve Yapı oldu. 2021’e kıyasla iş ilanı sayısı en çok artan sektörler ise Perakende, Turizm ve Enerji olarak sıralandı. Geçen yıla göre iş ilanlarının yüzde 9, 2020’ye göre ise yüzde 57 arttığını söyleyen Kariyer.net CEO’su Fatih Uysal, zirveyi bu yıl da elden bırakmayan Bilişim sektörünün son yıllarda en çok ilan yayınlayan, en hızlı büyüyen ve en çok yetenek açığı yaşayan sektör olduğuna dikkat çekti. 

Kariyer.net, istihdam piyasasına yönelik 2022 verilerini açıkladı. Kariyer.net verilerine göre 2022’de pek çok sektörde iş ilanlarında artış kaydedildi. En fazla iş ilanı yayınlayan sektörler Bilişim, Üretim ve Yapı oldu.

2022’de Perakende, Turizm, Taşımacılık Sektörleri Canlandı

Kısıtlamalar nedeniyle pandemiden etkilenen sektörler, 2022 yılında yeniden yükselişe geçti. Yayınlanan yeni ilan sayısı açısından 2021’e kıyasla Perakende sektöründe yaklaşık yüzde 35, Turizm’de yüzde 33, Enerji sektöründe ise yüzde 19 oranında yaşanan artış da bunu teyit ediyor. İlan sayılarında Otomotiv sektöründe yüzde 19, Taşımacılık sektöründe ise yüzde 18’e varan oranlarda artış yaşandı.

Bilişim Yükseliş Trendini Sürdürüyor

2022 yılında da, bir önceki yıla göre ilan sayısında öne çıkan sektör Bilişim oldu. Bilişim alanında en çok iş ilanı Yazılım, 3D/ Grafik Tasarım ve Bilgi İşlem pozisyonlarında yayınlandı. En çok başvuru alan pozisyonlar ise Teknoloji Danışmanlığı, Veri Girişi ve Veri Yönetimi olarak sıralandı. Bilişim pozisyonlarına başvuru yapanların yüzde 37,5’ini kadınlar, yüzde 62,5’ini ise erkekler oluşturdu. Bilişim pozisyonları için en fazla ilan yayınlayan iller sırasıyla İstanbul, Ankara, İzmir, Kocaeli ve Bursa oldu.

En Çok Tercih Edilen Departman Satış-Pazarlama Departmanı 

2022 yılında en çok ilan yayınlanan pozisyonlar Satış Pazarlama, Finans ve Bilgi Teknolojileri alanında oldu. İş arayanların en fazla başvuru yaptığı pozisyonlar ise Satış Danışmanı, Çağrı Merkezi Müşteri Temsilcisi ve İnsan Kaynakları Uzmanı olarak öne çıktı. Kariyer.net verilerine göre 18-25 yaş arası gençlerin en çok başvurduğu ilk üç pozisyon grubu; Satış Pazarlama, Tıp/Sağlık ve Finans oldu. Kadınların en çok başvurduğu pozisyon grubu ise Satış Pazarlama, Finans ve İnsan Kaynakları olarak öne çıktı.

Antalya, Sakarya ve Adana İstihdamda Yükselişte

Son bir yılda en çok iş ilanı yayınlanan iller İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa ve Kocaeli olurken; pandeminin etkilerinin azalmasıyla yaşanan hızlı canlanma istihdama da yansıdı. Buna göre Antalya, Sakarya ve Adana geçen yıla göre ilan sayısı en fazla artan iller olarak listeye girdi. Turizmde yaşanan hareketlilik, uzun bayram tatillerinin de etkisiyle Antalya’da iş gücü ihtiyacını artırdı. Artan ihracat, büyüyen Organize Sanayi Bölgeleri ve buna paralel olarak yaşanan iş gücü açığı Sakarya ve Adana’da geçen yıla göre yayınlanan iş ilanı sayısını gözle görülür bir şekilde yükseltti.

Geçen Yıla Göre İş İlanları Yüzde 9 Arttı

2022 yılında Kariyer.net’te yayınlanan ilan sayısının geçtiğimiz yıla göre yüzde 9, 2020 yılına göre ise yüzde 57 oranında artış gösterdiğini söyleyen Kariyer.net CEO’su Fatih Uysal, şu değerlendirmede bulundu: “Dijitalleşen dünya ve bilişim yeteneklerine olan ihtiyacın artması, ilan sayılarında geçen yıllara göre yukarı yönlü bir değişimi getiriyor. Kariyer.net olarak her zaman bilişim sektörüne ayrı bir parantez açıyoruz. Çünkü Bilişim sektörü, son yıllarda en çok ilan yayınlanan, en hızlı büyüyen ve en çok yetenek açığının olduğu sektör. Verilerimize göre, Türkiye bilişim sektöründe son 7 yılda karşılanamayan yeni çalışan talebi 400 binlere ulaştı. Bu rakamları asgari düzeye indirmek için yeni yeteneklerin yetişmesi kritik önem taşıyor. Bilişim pozisyonlarında açılan yeni ilan sayısı artıyor. Bu ivmenin yukarı doğru devam edeceğini öngörüyoruz. Üniversite tercih dönemine özel yaptığımız araştırmalarda da üniversitelerde Yazılım/Bilişim ile ilgili bölümlerin top 10’da yer aldığını ve yükselişte olduğunu görüyoruz”.

2022’nin En Hareketli Ayı: Mart 

Omicron varyantının etkilerinin azalması, kısıtlamaların sona ermesi ve buna bağlı olarak ofislere dönüşün başlaması ile başvurularda da artış gözlemlendi. 2022’de en fazla iş başvurusu yapılan ay mart ayı olurken, en çok iş başvurusu yapılan saatler de 13.00 – 14.00 arası olarak kayda geçti. Yüzde 79’luk oranla en çok mobil uygulama üzerinden iş başvurusu yapıldığı görüldü.

Moto Kurye İlanları Geçen Yıla Göre Yüzde 12 Azaldı

Üretim ve Hizmet sektörleri Türkiye istihdamında lokomotif rolü üstlenirken, makine başında, kasada, sahada ya da üretim hattında çalışan mavi yaka çalışanlara duyulan ihtiyaç da her geçen gün artıyor. Mavi yakaya özel, Türkiye’de lokasyon bazlı iş ve çalışan arama özelliğine sahip lider uygulama olan İşin Olsun’un verilerine göre, mavi yakada 2022’de en çok başvuru alan ve ilan yayınlanan meslek garsonluk oldu. Pandemi döneminin parlayan mesleği Moto Kuryelik ise 2022’de inişe geçti. Moto Kuryelik için yayınlanan ilan sayısı 2022 yılında 2021’e göre yüzde 12 oranında azaldı ancak başvuru sayısı geçtiğimiz yıla göre yüzde 16 artış gösterdi. Kurye pozisyonu için de ilan sayısı 2021’e göre yüzde 37 azaldı. Buna rağmen başvurular yüzde 19 oranında arttı.

Tedarik Zinciri Yönetiminde Güncel Trendler

Tedarik Zinciri Yönetiminde Güncel Trendler
Dilek AŞAN

Günümüzde şirketlerin piyasadaki rekabet gücü güncel trendlere adaptasyonu ve yeni teknolojileri kullanabilme kabiliyeti ile doğru orantılı olarak değişmektedir. Bu bağlamda, tedarik zinciri yönetimini daha verimli, hızlı ve kârlı hale getirecek teknolojilerin kullanılması şirketlerin faaliyet gösterdiği pazarlarda farklılaşmasını sağlamaktadır. Şirketler, çalışanlar ve tüketiciler çeşitli sektörlerdeki tedarik zincirlerinde yeniliği teşvik eden yeni teknolojilerden yararlanmaktadır. Bu teknolojilerden bazıları tedarik zinciri yönetiminde trend olmaya başlamakta ve dijital olarak birbirine bağlı bir dünyada yaşadığımız için operasyonların dayanıklılığını ve direncini artırmaktadır. Bu konuda trend olan mevcut teknolojilerden bazıları şunlardır:

  • Nesnelerin İnterneti (IoT)

IoT teknolojisi, elektronik cihazların bir internet ağı üzerinden birbirine bağlı olması ve haberleşmesini sağlamaktadır. Tedarik zinciri yönetimi ve lojistikte kullanıldığı zaman şeffaflığı ve izlenebilirliği artırmakta ve envanter yönetimini daha verimli hale getirmektedir. Nesnelerin interneti sayesinde ürünlerin tedarik zinciri boyunca anlık olarak takip edilmesi mümkün hale gelmiş ve şirketlerin süreç yönetiminde proaktif davranması kolaylaşmıştır. Çeşitli sensörler ve yazılımlar sayesinde ekipman hasarları, kaybolmalar ve yıpranmalar izlenmekte ve yedek parçalar, tamit kitleri vs önceden sipariş edilebilmektedir.

  • Artırılmış Veri Zekası (EDI)

Tedarik zinciri yönetimi dinamik bir süreçtir ve şirketlerin bu süreci doğru ve etkili bir şekilde yönetilmesi için hızlı karar alabilme yeteneğine sahip olması gerekir. Kararları hızlı almak ve uygulamak da ancak güncel ve doğru verilerle mümkündür. Günümüzde işletmeler tedarik zincirlerini ve bu zincir içinde yer alan faaliyetleri daha iyi anlamalarına yardımcı olacak çözümlere ihtiyaç duymaktadır. Farklı teknolojilerin entegrasyonu olarak bilinen gelişmiş veri zekası (EDI) karmaşık veri işlemeyi hızlandırırlar ve faydalı içgörüler, tahminler ve öneriler sağlamaktadır. Bu teknolojinin getirdiği araçlar, mevcut iş uygulamalarıyla birlikte kullanılabilmektedir. Bu araçlar, tedarik zinciri yöneticilerine daha iyi iş seçimleri yapmaları için ihtiyaç duydukları bilgiyi vermek için veri toplama, bunlar arasındaki korelasyonları inceleme ve analiz etme kapasitesine sahiptir.

  • Yapay Zeka (AI)

Makine öğrenimi sayesinde tedarik zincirinde kullanılan cihazların bir insan gibi düşünmesini ve karar vermesini sağlayan yapay zeka teknolojisi, işletmelerin talep değişikliklerine yanıt vermede proaktif olmalarını sağlamaktadır. Tedarik zinciri operasyonları planlanırken ve maliyet düşürme fırsatları değerlendirilirken yapay zeka tabanlı tahmin araçlarını kullanabilmektedir. Yapay zeka sayesinde tedarik zinciri yönetiminde gerçek zamanlı raporlama, etkileşimli veri görselleştirme ve insan müdahalesi olmayan operasyon kontrolleri yapılabilmektedir.

  • Robotik

Robotik teknolojisi sağlık, enerji, otomotiv, gıda, tarım ve daha birçok sektörde uzun yıllardır kullanılmaktadır. Bu alandaki yenilikler hızlı bir şekilde uygulamalara entegre edilmektedir. Tedarik zinciri yönetiminde kullanılması ise farklı özelliklere sahip robotlarla 7/24 çalışılması, üretkenliğin artırılması ve insan hatalarının azaltılması olarak karşımıza çıkmaktadır. Yapay zeka ve nesnelerin interneti teknolojileriyle birlikte çalışabilen robotik uygulamaları tedarik zinciri süreçlerinin kesintisiz oerasyonlarla yürütülmesini sağlamaktadır. Bu da süreçleri daha esnek, çevik ve akıllı hale getirmektedir. Robotlar sayesinde ürünlerin taşıma ve depolama gibi adımlarda zarar görme ihtimali oldukça azalmaktadır.

  • Depolamada Otomasyon

Depolama, en kritik tedarik zinciri süreçlerinden biridir. Doğru yerlerde, doğru koşullarda ve doğru sürelerle depolama yapılması, son tüketiciye daha sağlıklı, kaliteli ve güvenli ürünlerin ulaştırılmasını sağlar. Bu sürecin otomasyon ile iyileştirilmesi, insan müdahalesini ve dolayısıyla riskleri düşürmekte; tekrarlayan fiziksel görevleri ve manuel veri girişlerini ve analizini otomatikleştirerek, şirketlerin zamandan ve paradan tasarruf etmesini sağlamaktadır. Ürünlerin araçların indirilmesi, taşınması, depo alanına yerleştirilmesi, talep edildiğinde yeniden çağırılması ve lojistik araçlarına yüklenemsi gibi süreçler otomasyon teknolojileri ile güçlendirilerek daha hızlı, kârlı ve verimli hale getirilebilmektedir.

Deloitte 2023 Küresel Otomotiv Tüketici Araştırması

Deloitte’un otomotiv sektörüne yön veren tüketici eğilimleriyle ilgili araştırmasına göre elektrikli araçların düşük yakıt maliyetleri, dünyadaki gibi Türkiye’de de kullanıcıların tercihlerini belirliyor.  Türkiye’deki elektrikli araç almayı planlayan tüketicinin ilk motivasyonu yakıt maliyeti. İklim değişikliği endişesi ise ilk beşe bile girmiyor. Elektrikli araç tercihinde ise ilk kriter maliyet olarak karşımıza çıkıyor.

On yılı aşkın süredir otomotiv sektöründeki tüketici trendlerini araştıran Deloitte; ekonomik durgunluk, enflasyon ve arz zorlukları arasında sıkışan sektörün 2023 fotoğrafını çekti. “2023 Küresel Otomotiv Tüketici Araştırması” raporu, tüketicilerin elektrikli araçları benimsemeye olan ilgisi, araç satın alma eğilimi, bağlanabilirlik ve tüketici güveni gibi talep yönlü eğilimleri ve endişeleri ortaya koydu. 2022’nin Eylül ve Ekim ayları arasında 24 ülkeden 26 binden fazla tüketiciyle yapılan ankete, Türkiye’den de 1.006 kişi katıldı. Araştırmada öne çıkan bazı başlıklar şöyle;

En Büyük Endişe Şarj Süresi

  • Tüketiciler araç kullanma maliyetlerini düşürmeye çalıştıkça elektrikli araçlara olan ilgi artıyor. Ancak bu da yolda şarj için gereken süre, menzil endişesi, halka açık şarj istasyonlarının altyapısı ve ulaşılabilirliği gibi bir dizi sorunu gündeme getiriyor.
  • Türkiye’de araştırmaya katılan tüketicilerin yüzde 54’ü bir sonraki araç seçimlerinin benzin/dizel olacağını belirtiyor. Hibrit elektrikli araç yanıtı verenlerin oranı yüzde 30, tamamen pille çalışan elektrikli araç yüzde 10, şarjlı hibrit elektrikli araç diyenlerin oranı ise yüzde 4.
  • Elektrikli araçlarla ilgili Türkiye’deki tüketicilerin en büyük endişesi yüzde 47 ile şarj için gereken süre. Bunu yüzde 42 ile sürüş menzili ve halka açık elektrikli araç şarj altyapısının olmaması takip ediyor.
  • Küresel pazarın aksine elektrikli araç almayı düşünen Türkiye’deki tüketicilerin üçte ikisi araçlarını halka açık şarj istasyonlarında şarj etmeyi planlıyor. Bu eğilimin sebebi, evlerine şarj istasyonu kurma konusunda bilgilerinin/imkanlarının olmaması (yüzde 30) ve yüksek kurulum maliyetleri (yüzde 30) olarak öne çıkıyor.
  • Araştırmanın yapıldığı diğer ülkelerin aksine maliyet faktörü üst sıralarda yer almasa da daha düşük yakıt giderleri dünyadaki gibi Türkiye’de de elektrikli araç seçmenin ilk nedeni. ‘Daha iyi sürüş deneyimi’, ‘daha az bakım ihtiyacı’, ‘devlet teşvikleri’, ‘içten yanmalı araçlara uygulanan ekstra vergiler’ diğer nedenler olarak sıralanıyor. İklim değişikliği endişesi ise bir sonraki araç olarak elektrikli aracı tercih edecek tüketicinin ilk beş motivasyonundan birine bile girmiyor.
  • Elektrikli araç talebindeki artış, istasyonları da dönüştürüyor. Tüketiciler, içinde şarj ünitelerinin yanı sıra kolayca satın alınabilen içecekler, Wi-Fi bağlantısı, atıştırmalıklar ve tuvalet gibi hizmetlerin bulunduğu geleneksel yakıt istasyonlarını tercih ediyor.
  • Ankete katılan tüketicilerin yaklaşık üçte ikisi, halka açık bir şarj istasyonunda araçlarının boş durumdan yüzde 80’e kadar şarj olması için 10 ila 40 dakika arasında bekleyebileceklerini ifade ediyor. Bu durum, fosil yakıt deneyimine denk bir deneyim oluşturma imkanının ‘sınırlı’ olduğu yönündeki geleneksel düşünceye meydan okuyor.
  • Türkiye’de elektrikli araç satın almak isteyen her 10 kişiden neredeyse 5’i, araç fiyatları üzerindeki sürekli yukarı yönlü baskıyla bir sonraki aracı için 500 bin liradan fazla ödeme yapmayı bekliyor.

Sipariş Üzerine Üretime Doğru 

  • Mevcut stok krizi, tüketicileri yeni araç teslimatı için daha uzun süre beklemeye alıştırarak potansiyel olarak yeni bir ‘sipariş üzerine üretim’ paradigmasına kapı açıyor. Türkiye’deki tüketicilerin yüzde 48’i, bir sonraki araçlarının teslimi için 3 ila 12 hafta beklemeyi kabul ediyor.
  • Otomotiv markaları (OEM) geleneksel değer zinciri için önemli bir kırılıma işaret eden sigorta ürünlerini kurum içine getirme dahil olmak üzere ileriye dönük birçok potansiyel kar havuzunu değerlendirirken, Türkiye’deki tüketicilerin yüzde 77’si doğrudan araç üreticisinden sigorta satın almakla ilgileniyor. Bu kesime düşen her 10 tüketicinin 5’inden fazlası, markalardan pürüzsüz bir satın alma yolculuğu ve kolaylık bekliyor.
  • Tüketici güveni, müşteri ilişkilerinde perakende temas noktalarının önemine işaret ederek, satış veya servis bayilerinde yoğunlaşmakta. Türkiye’deki tüketicilerin yüzde 62’si aracını servise götürdüğü ya da satın aldığı bayiye güvenirken, ancak yüzde 32’si sahip olduğu aracın üreticisi/markasına güven duyuyor.

Kişisel Veriler Markalara Emanet

  • Kişisel verilerini paylaşmaya küresel ortalamalardan daha fazla eğilimli olan Türk tüketicilerin yüzde 42’si araçlarının ürettiği verileri yönetme konusunda en çok otomotiv markalarına ve araç satıcılarına güveniyor.
  • Türkiye’de ankete katılan tüketicilerin yarısından fazlası (yüzde 53), bağlantılı teknolojiler için, ayrı bir ödeme yapmayıp araç satın alma fiyatının içinde önden ödeme yapmış olmayı tercih ediyor. Bu durum, aylık abonelikler şeklinde yeni gelir akışları oluşturmayı hedefleyen otomotiv markaları için önemli bir zorluk teşkil ediyor.

‘Tercihleri maliyet belirliyor’

Araştırma sonuçlarını değerlendiren Deloitte Türkiye Otomotiv Sektör Lideri Özlem Yanmaz, sektörün son dönemde küresel pazarda arka arkaya yaşanan şoklarla yüzleşmeye devam ettiğini söyledi. Bu yılki raporun tüketicilerin elektrikli araçları benimsemeye olan ilgisini, araç satın alma eğilimini, endişelerini ve tercihlerini ortaya koyduğunu vurgulayan Yanmaz, “Geçen birkaç yılın zorluklarına rağmen otomotiv endüstrisi uyum sağlamaya ve ilerlemeye devam ediyor. Yükselen fiyatlar tüketiciler için önemli bir zorluk olsa da yakıt maliyetlerini düşürmeye yönelik güçlü istek yalnızca Türkiye’de değil dünyada da elektrikli araç satın alma eğilimini artırıyor. Sektör oyuncuları, mobilite deneyimini geliştiren katma değerli hizmetlerle yeni gelir akışlarının kilidini açmak için elektrikli araçlara geçişten yararlanmak istiyor. Bu dönüşüm her ne kadar ürün odaklı görünse de, tüketiciler, maliyet, güven ve ürün kalitesini önceliklendiriyor, daha derine indiğimizde ise pürüzsüz müşteri deneyimi ve artan çok kanallı kolaylık beklentisi karşımıza çıkıyor. Teknoloji ile tetiklenen bu devrimlerin tek sabiti olan insan her zaman sektörün odağında olmaya devam edecek” dedi.

Satınalma Dergisi Ocak 2023, Yıl:11, Sayı: 121

Değerli yöneticiler,

Satınalma Dergisi olarak 11. yılımıza girdik. 121.Sayımızla karşınızdayız. Geride kalan on yıl boyunca yanımızda olan tüm yazar ailemize ve firmalarımıza teşekkür ederek başlamak istiyorum. Sizlerle zengin bir iş çevremiz oluştu. Sahada olmanın bilgi ve deneyimi bize çok olumlu yansıdı. Kamu ve özel sektör bağlarımız güçlendi. Bizlere rehberlik eden, destek olan tüm iş çevremize müteşekkiriz.

On yıl çok çabuk geçti. Konferanslar, eğitimler, webinarler birbirini izledi. Biliyoruz ki artık sorumluluğumuz daha fazla. Her yıl üzerine koyarak yeni adımlar atıyoruz. Heyecanımız enerjimiz motivasyonumuz artıyor. Ekip olarak temel yaklaşımımız çalışmalarımızı bir bütün olarak görmemiz. Kurumsal pazar (B2B) odaklı hizmetler oluştu. Satinalmadergisi.com üzerinde e-ticaret mağazamız, Talep (RFQ) Havuzu ve insan kaynakları modülü ile hizmetlerimizi genişletmeye ve derinleştirmeye devam ediyoruz. Yenilikler daima gündemimizde.

İş hayatına değer katan projelere yenilerini eklemeye devam ediyoruz.

İstanbul Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi yürütücülüğünde programlarımız büyük ilgi görüyor:

o 5.Dönem Uygulamalı GÜMRÜK ve DIŞ TİCARET UZMANLIĞI Sertifika Programı (Online). Ünsped Gümrük Müşavirliği ve Lojistik Hizmetler A.Ş.’nin değerli üstatlarının eğitmen olarak liderlik ettiği, iş imkânı sunan ve alanında marka olan bu programı kaçırmayın.
Program Tarihi: 7 Ocak – 5 Şubat 2023

o SATIŞ YÖNETİCİLİĞİ Sertifika Programı (Online) – New Sales Mindset –

Başlangıç Tarihi: 11 Şubat 2023
Her iki sertifika programının ayrıntıları ve kayıt için:

https://sem.istanbul.edu.tr

16 Şubat FİLO YÖNETİMİ SEMİNERİ Kozyatağı ByOtell İdari işler, satınalma ve filo yöneticileri bir araya geliyor

Dolunay Filo iş birliği ile gerçekleştireceğimiz 2023 FİLO YÖNETİMİ Semineri (ücretsiz) için https://satinalmadergisi.com/filo-semineri/ sayfamızdan kaydınızı oluşturabilirsiniz.

Talep Havuzu (RFQ) ile Ürün ve Firma Araştırma Kolaylığı

Ürün ve firma arayışında olan yöneticilerimiz ücret ödemeden ta- leplerinizi sisteme https://satinalmadergisi.com/talep-formu/ girebilirsi- niz. Farklı sektörlerde çok sayıda talep almaya başladık. Teşekkür ederiz.

Kurumsal Pazara (B2B) E-Ticaret Mağazamızla Yeni Bir Satış Kanalı Oluşturun.

E-Mağazamız https://satinalmadergisi.com/magaza/ adım adım büyüyor. Yazılım ürünlerinden danışmanlık ve belgelendirme hiz- metlerine kadar farklı kategorilerde güçleniyoruz. Stok fazlası ürünleri- nize talibiz. İkinci el lojistik depo raf alım satımından istif makinelerine, gümrük ve dış ticaret danışmanlığından dünyanın her yerine lojistik hizmetlere kadar yanınızdayız.

Kurumsal Pazar (B2B) odaklı tüm şirketlerimizin bu mağazada yer almasını istiyoruz.

Şirket Dergi aboneliği ile ekibinizin mesleki yetkinliklerinizi yükseltin

Satınalma ve tedarik zinciri ekibinizin mesleki gelişimi için bir adım atın. Departmanlar olarak tüm dergi arşivine (120 sayı), mesleki raporlarına ve bir yıl boyunca 12 sayıya erişim sağlayın. Dijital dergi aboneliği için https://satinalmadergisi.com/urun-kategori/satinalma-dergisi/ sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Keyifli okumalar,

Prof. Dr. Murat Erdal
Editör

 

Kamu İhale Kurulu Üç Düzenleyici Karar Yayımladı

Kamu İhale Kurulu Üç Düzenleyici Karar Yayımladı;

  1. Kamu İhale Kurumu tarafından 03.01.2012 tarihinde; 4735 Sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununun Geçici 6 ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Esaslara Dair Tereddütlerin Giderilmesi İçin Alınan 28/12/2022 Tarihli ve 2022/DK.D-467 Sayılı Kurul Kararı yayımlanmıştır.

Buna göre;

“Sözleşmesinde fiyat farkı verilmesi öngörülmeyen işlerde, idareden kaynaklanan nedenlerle veya mücbir sebep hallerinin ortaya çıkması üzerine yükleniciye süre uzatımı verildiği durumlarda, artırımlı fiyat farkı, ek fiyat farkı ve süre uzatımına bağlı fiyat farklarının nasıl hesaplanması gerektiği hususuna ilişkin olarak;

3/11/2022 tarihli ve 2022/DK.D-396 sayılı Kurul kararı gereğince, idarece artırımlı fiyat farkı ile süre uzatımına bağlı olarak Fiyat Farkına İlişkin Esasların ilgili hükümleri uyarınca ortaya çıkan fiyat farkının ayrı ayrı hesaplanması ve bu hesaplamalar neticesinde elde edilen iki tutardan yüklenicinin lehine olan (daha yüksek tutarlı olan) fiyat farkı tutarının ödenmesine, buna ilave olarak ek fiyat farkı hesaplanması gerekliliğinin ortaya çıkması halinde, ek fiyat farkı hesaplamasında ilgili formüldeki E katsayısının 0,56 olarak esas alınıp hesaplanan ek fiyat farkının ödenmesi gerektiğine”, karar verilmiştir.

  1. Kamu İhale Kurumu tarafından 03.01.2012 tarihinde; İhale Dokümanında Fiyat Farkı Hesaplanacağına Dair Hüküm Bulunmayan Yapım İşi Sözleşmelerine İlişkin Olarak, Yükleniciye İş Artışı Nedeniyle Ya Da 4735 Sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununun Geçici 6 ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Esaslar Uyarınca Süre Uzatımı Verilmesi Halinde 4734 Sayılı Kamu İhale Kanununa Göre İhale Edilen Yapım İşlerinde Uygulanacak Fiyat Farkına İlişkin Esasların 9 uncu Maddesine Göre Fiyat Farkı Verilip Verilemeyeceği Hususuna Dair Alınan 28/12/2022 Tarihli ve 2022/DK.D-468 Sayılı Kurul Kararı yayımlanmıştır.

Buna göre;

“İhale dokümanında fiyat farkı hesaplanacağına dair hüküm bulunmayan yapım işi sözleşmelerine ilişkin olarak, yükleniciye iş artışı nedeniyle ya da 4735 Sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununun Geçici 6 ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Esaslar uyarınca süre uzatımı verilmesi halinde 4734 Sayılı Kamu İhale Kanununa Göre İhale Edilen Yapım İşlerinde Uygulanacak Fiyat Farkına İlişkin Esasların 9 uncu maddesine göre fiyat farkı verilip verilemeyeceği hususuna ilişkin olarak;

1) İş artışı nedeniyle süre uzatımı verilmesi halinde 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu’na Göre İhale Edilen Yapım İşlerinde Uygulanacak Fiyat Farkına İlişkin Esasların 9 uncu maddesine göre fiyat farkı verilmesi gerektiğine,

2) 4735 Sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununun Geçici 6 ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Esaslar uyarınca süre uzatımı verilmesi halinde 4734 Sayılı Kamu İhale Kanununa Göre İhale Edilen Yapım İşlerinde Uygulanacak Fiyat Farkına İlişkin Esasların 9 uncu maddesine göre fiyat farkı verilmesi gerektiğine,

3) İş artışı nedeniyle veya 4735 Sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununun Geçici 6 ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Esaslar uyarınca süre uzatımı verildiği durumlarda, artırımlı fiyat farkı hesaplanması gerekliliğinin ortaya çıkması halinde 03.11.2022 tarihli ve 2022/DK.D-396 sayılı Kurul kararı dikkate alınarak hesaplama yapılması gerektiğine”, karar verilmiştir.

  1. Kamu İhale Kurumu tarafından 03.01.2012 tarihinde; Yeni İş Kaleminin İçerisindeki Girdilerin Fiyatının İhale Tarihi İtibarıyla Nasıl Belirleneceği Hususunda Alınan 28/12/2022 Tarihli ve 2022/DK.D-470 Sayılı Kurul Kararı yayımlanmıştır.

Buna göre;

“Sözleşmesinde fiyat farkı ödenmesine ilişkin düzenleme bulunan yapım işlerinde farklı rayiçler bir araya getirilerek oluşturulan yeni bir iş kalemine ihtiyaç duyulması ve oluşturulacak yeni iş kaleminin içerisindeki rayiçlerin bir kısmının fiyatının ihale tarihi itibarıyla belirlenebildiği, bir kısım rayiçlerin ise ihale tarihi itibarıyla fiyatının belirlenemediği durumda;

1) Sözleşmesinde fiyat farkı ödenmesine ilişkin düzenleme bulunan yapım işlerinde farklı rayiçler bir araya getirilerek oluşturulan yeni bir iş kaleminin fiyatının belirlenmesine ihtiyaç duyulması halinde yeni iş kaleminin içerisindeki rayiçlerden fiyatı Yapım İşleri Genel Şartnamesi’nin “Sözleşmede bulunmayan veya fiyatı belirli olmayan işlerin fiyatının tespiti” başlıklı 22 nci maddesinin üçüncü fıkrasında sayılan yöntemler kullanılarak ihale tarihi itibarıyla belirlenebilenler için bu fiyatın kullanılması, fiyatı belirlenemeyenler için ise uygulama ayındaki fiyat tespit edilip bu fiyatın uygulama ayı fiyat farkı katsayısına (Pn) bölünerek ihale tarihinin içinde bulunduğu aya indirgenmesi, böylece yeni iş kaleminin ihale tarihinin içinde bulunduğu aya ait birim fiyatının karma şekilde tespit edilmesine”, karar verilmiştir.

Mehmet ATASEVER

Kamu İhale Kurulu Eski Üyesi/ Akademisyen

Yüksek Lisans Mülakatlarında Neler Sorulur? 

Yüksek Lisans Mülakatlarında Neler Sorulur? 

Bu hafta tüm üniversitelerde Bahar Dönemi yüksek lisans başvuruları yapılıyor. Haftaya da mülakat sınavları başlayacak.Yüksek lisans ve doktora mülakatları daima heyecanlı olmuştur. Mülakat öncesinde çalışma (okuma) yapanlar rahatken, ön hazırlık yapmayanlar biraz endişe taşımaktadır. Mülakata girecek tüm adaylarımız için okuması rahat bir mülakat rehberi tasarladık. Günlük konuşma diliyle hazırladığımız bu rehberi bakalım beğenecek misiniz?

Koordinatörlüğünü de yaptığım Tedarik Zinciri Yönetimi YLP meslekte ilerlemek isteyen tüm çalışanlarımıza tavsiye ederim.

13 Ocak Cuma Tedarik Zinciri Yönetimi Yüksek Lisans Programı
12 Ocak Perşembe Perakendecilik ve Marka Yönetimi Yüksek Lisans Programı mülakatları için kısa bir bilgilendirme hazırladık.  Broşürü indirmek için tıklayınız. Yüksek lisanslar hakkında sorularınız için merdal@istanbul.edu.tr adresinden ulaşabilirsiniz.

Mülakata girecek tüm arkadaşlarımıza başarılar dilerim.
Program Koordinatörü Prof. Dr. Murat ERDAL

🎯 SAATLER KALDI. BAŞVURU FIRSATINI KAÇIRMAYIN. 🚀 TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI https://sosyalbilimler.istanbul.edu.tr/

 YÜKSEK LİSANS YÜKSEK HEDEFLER

 Program Koordinatörü Prof. Dr. Murat ERDAL merdal@istanbul.edu.tr 

Yüksek Lisans Başvuru Kılavuzu:

 https://cdn.istanbul.edu.trFileHandler2.ashx?f=1)-bahar-kilavuzu-ana-sayfa_638060929450421632.pdf

Online Başvuru Tarihleri : 2-6 Ocak 2023

İ.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü (Beyazıt) web sitesi: https://sosyalbilimler.istanbul.edu.tr/tr/_

E-posta :  sbe@istanbul.edu.tr ve merdal@istanbul.edu.tr

Program Ücreti: 2 dönem X 6.750 TL

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ( BEYAZIT / FATİH ) WEB SİTESİNDE
https://sosyalbilimler.istanbul.edu.tr/tr/_ YER ALAN BAŞVURU KILAVUZU VE EKLERİNİ İNDİRİNİZ. 

#yükseklisans #eğitim #tedarik #satınalma #lojistik #planlama #Dışticaret #sözleşme #hukuk #maliyet #finans #tedarikzinciri #Analitik #tedarikzinciristratejileri #İstanbulÜniversitesi

Şirketler asgari ücret açıklaması sonrası maaş belirlemede zorlanıyor

Yeni asgari ücretin açıklanması ile uzun süren bekleyiş sona erdi. 22 Aralık 2022’de  8 bin 506 TL olarak açıklanan asgari ücretin şirketlerin bütçelerini zorlayan bir rakam olması istihdam piyasasında belirsizliğe yol açtı. Buna enflasyonist dönemin sıkıntıları ve çalışanlar ile çalışan adaylarının maaş beklentileri eklenince şirketler yeni yılda ücretleri belirlemek noktasında tedirgin.

05.01.2023, İstanbul

Geçtiğimiz günlerde 2023’te geçerli olacak asgari ücret 8 bin 506 TL olarak açıklandı. Buna göre temmuz ayına göre asgari ücrette %54,66, yılbaşına göre %100 artış gerçekleşti Özellikle son dönemde asgari ücrete bağlı belirsizlik işe alımlara olumsuz etki etmiş durumdaydı ve işe alım süreçlerinde gözle görünür bir yavaşlık vardı. Asgari ücretin açıklanmasının ardından işe alım süreçlerindeki hareketliliğin hızlı bir şekilde artması bekleniyordu fakat açıklamanın geç gelmesi ve açıklanan rakamın şirket bütçelerini aşması istihdam piyasasında belirsizliğe yol açtı. Duruma enflasyonist dönemin sıkıntıları ve çalışanlar ile çalışan adaylarının beklentileri eklenince şirketler yeni yılda ücretleri belirlemek noktasında zorlanıyor.

Maaşlarla beklentiler arasında %10,7’lik fark var

İnsan kaynakları platformu 24 Saatte İş, asgari ücretin açıklandığı 22 Aralık 2022 tarihinden sonra uygulamaya kaydolan 35 bin adayın yeni yılda ortalama maaş beklentisini araştırdı. Verilere göre beklenti ortalaması 9 bin 900 TL iken aynı dönemde 24 Saatte İş sisteminde açılan 3 bin 510 iş ilanını incelendiğinde ortalama ücretin 8 bin 940 TL olduğu görüldü.  Diğer bir deyişle şirketlerin teklifleri ve adayların beklentisi arasındaki %10,7’lik bir fark olduğu ortaya çıktı. Bu rakam geçmiş yıllarla karşılaştırıldığında Ocak 2022’de bu fark %0,1 iken temmuz ayında gelen ikinci zam ile bu oran %3.8’e yükselmişti.

24 Saatte İş’in analizine göre; platform üzerinde garson pozisyonunda ilan açan şirketlerin maaş ortalaması 8 bin 850 TL iken adayların bu pozisyondaki maaş beklentileri 9 bin 500 – 10 bin 200 TL arasında ölçümlendi. Kurye pozisyonunda ilan açan şirketlerin maaş ortalaması 8 bin 900 TL iken adayların bu pozisyondaki maaş beklentilerinin 9 bin 700 – 13 bin 500 TL arası olduğu saptandı.  Satış danışmanı pozisyonunda ilan açan şirketlerin maaş ortalaması 8 bin 500 TL iken adayların bu pozisyondaki maaş beklenti aralığı ise 9 bin 200 – 10 bin 300 TL oldu.

Hem sayılar hem de konuşulanlar gösteriyor ki önümüzdeki dönem özellikle iş veren tarafı için zorlayıcı olacak. Maaşlar ile beklentiler arasındaki açılan makasın ilerleyen dönemde bir dengeye oturacağı öngörülüyor. Bununla birlikte bu belirsiz süreçte hem piyasa dinamiklerinin daha hızlı bir şekilde dengeye oturması hem de şirketlere destek verilmesi gereği açığa çıkıyor.

Stres ve Öfke Yönetimi

Stres, günlük yaşamda her bireyin başına gelebilen doğal bir insan tepkisi olarak bilinir. Kendi bakış açımızla çözemediğimiz durumların yönetilmesidir. Aynı zamanda hayatında bir parçasıdır. Stres, insanı tetikte ve motive tutar. İnsan olası tehlikelerden korunması için hazırlar. İnsan vücudu stresi tecrübe etmek aynı zamanda strese karşı tepki vermek için görev üstlenmiştir. Hayatımızın bir parçası olan bu durumdan şikâyet etmek yerine ondan nasıl fayda sağlarız ve nasıl pozitif bir şekle dönüştürürüz bunun yollarını bulmamız ve uygulamamız gerekir. Herkesin kendi yapısına göre uygulayacağı yol haritası farklı olmakla birlikte biz yazımızda genel hatlara değineceğiz.

Stres başlangıç ve bitişi olan bir süreçtir. Öncelikle stresi kabul etmemiz gerekir. Stres zarar verici ve motive edici olarak iki kısımda incelenebilir. Zarar verici stresi birtakım tekniklerle ve uygulamalarla azaltabiliriz. Motive edici stresi de hayatımızın bir parçası olarak gelişme ve öğrenme amaçlı kullanabiliriz. Motive edici stresi kendimize ve zaman zaman ekiplerimizde de aktarmalı ve onları konfor alanlarından çıkararak farkındalıklarını arttırmalıyız.

Yıpratıcı stres olumsuz bir durumun sonucuyla gelir.  Bu süreci ve öncesini yönetmek için neler yapmamız gerektiği üzerinde kısaca duracağız.

Öncelikli olarak hayatımızda yapmamız gereken rutinleri belirginleştirmeli ve fiziksel, sosyal ve psikolojik yönlerimizi geliştirmeliyiz. Şeker, tuz ve kafein oranlarını azaltmalıyız. Şeker ihtiyacımızı sebze ve meyvelerden ağırlıklı olarak almalıyız. Protein ağırlıklı ve düzenli beslenmeliyiz. Günde 10.000 adım yürümeli ve vücudumuzun kan akışını hızlandırmalıyız. Zamanında uyumak ve uyku düzeni çok önemlidir. Vücudun Melotin salgıladığı 23.00-05.00 saatleri arasında düzenli bir uyku almak gerekir. Bu düzen haftanın 7 günüde aynı olmalıdır. Hobilerimiz olmalı ve beyninizi bu hobilerle dinlendirmeliyiz. Rutinden kurtulmak stresi azaltan önemli faktörlerden biridir. Ruhi açıdan da güçlü olmak için insanı sevmek ve insanlara pozitif iletişim dili ile yaklaşmak kendimizi mutlu ve huzurlu hissetmemizi sağlayacaktır. İç huzurumuzu sağlamak ve yönetmek bizi daha sağlıklı düşünmeye yönlendirecektir.

İç huzuru en yüksek hedefiniz olarak belirleyin ve hayatınızı bunun etrafında düzenleyin.

Brain Tracy

Peki stresi yönetmek için yol haritamız nasıl olmalı?

Kendinizi stresli bulduğunuzda, kendinize bir soru sorun. Bundan 5 yıl sonra bu önemli olacak mı? Cevabınız evet ise, durumla ilgili bir şeyler yapın. Hayır ise, bırakın gitsin. 

Catherine Pulsifer

*Her konuda olduğu gibi stres yönetiminde de iyi bir dinleyici olmamız gerekmektedir.

*Problem büyükse parçalara ayırarak konuyu analiz etmeliyiz.

*Öncelikli olarak sorunla insanı ayırt etmemiz çok önemli bir noktadır. İnsan kaynaklı sorunlara NEDEN ile değil, NASIL, NE OLURSA, KİMİNLE gibi sorularla yaklaşmalıyız. Nedenler insanları bahanelere götürür, nasıllar çözüm üretmelerini sağlar.

*Derin nefes alarak 10’a kadar saymalıyız.

Nefes her şeyin arkasındaki güçtür. Nefes alıyorum ve iyi şeylerin olacağını biliyorum.

Tao Porchon Lynch

**Açık havaya çıkarak temiz hava almalı ve sakinleşmeliyiz.

*NLP tekniklerinden palyaço, spesifik silme ve motivasyon çalışması tekniklerini kullanarak kendimizi rahatlatmalıyız.

*Konu acil değilse en az 24 saat düşünüp, rahatladıktan sonra problem üzerine odaklanmalı ve cevap vermeliyiz.

*İlham veren bir müzik veya podcast dinlemeliyiz.

*Bulunduğumuz ortamı değiştirip, strese neden olan konuyu kendi ofisimizin dışında farklı bir toplantı odasında konuşmalıyız.

*Olumsuz bir geri bildirime pozitif bir dille ve yapıcı olarak, kendimizi geliştirme yönlü cevap vermeliyiz. Kişiye bir şey öğretmekten ziyade karşı tarafı da anlamaya ve değerli hissettirmeye çalışmalıyız.

*Gönüllere girmeden kapıları açamayız. Her işin temelinde olduğu gibi stres yönetiminde de insanı sevmek ve insana empati ile yaklaşmak önemli bir unsurdur.

*Negatif insanları hiçbir zaman değiştirmeye çalışmamalı ve onların yararlanabileceğimiz yönlerini keşfetmeliyiz.

*Sorun çözülemiyorsa ve ana problemden uzaklaşılmışsa Buzdolabı Tekniğini kullanarak öncelikli olarak ana sorunu çözmeliyiz.

*Baskı altında kadınlara ve erkeklere farklı olarak yaklaşmalıyız. Kadınlar detaycıdır ve sorunun ana kök nedenlerine kadar inip çözmek ister. Erkekle sorun karşısından sıkılırlar, 24 saat geçtikten sonra sorunun onlarla tartışılması gerekmektedir.

**Doğru zaman planlaması yapmak çok önemlidir. Zaman baskısı bizi ruhi açıdan yıpratabilir. Zamanın içerisindeki süreç yönetilmesi gereken bir beceridir. Gereksiz işler başkalarına yaptırmalı ve asıl işlere odaklanmalıyız.

*Zor insanlarla karşılaşabilir ve strese girebiliriz. Bu durumda da birkaç teknik uygulamak bizi ve karşı tarafı stresten uzaklaştıracaktır. Çünkü olumsuz enerji her iki taraftan da uzaklaşmış olacaktır. Bu durumda neler yapmalıyız? Karşımızdaki kişiyi 3 yaşındaki bir çocuk gibi düşünmeli ve olumsuz davransa da biz olumlu bir davranış sergilemeliyiz, karşımızdaki kişinin 24 saat ömrü var gibi saygılı ve anlayışlı olmalıyız, kişiyle aynı oda da olduğumuzu düşünüp iyi bir özelliğinin bulmaya çalışmalıyız, karşımızdakini problemi olan gizli bir müşteri olarak düşünmeliyiz, bir tiyatro sahnesinde olduğumuzu düşünerek onun rolü problem çıkarmak benim ki ise çözmek gibi düşünmeliyiz. Bunları uyguladığımızda hayatımız ve ilişkilerimiz kolaylaşacaktır.

*Kendimize küçük zaferler listesi yapmak ve stres altında bunlara bakarak, başarılarımızı hatırlayıp mutlu olmak ve ruh halimizi pozitif yönde etkileyecektir.

*Sade yaşamak ve sade bir dile sahip olmak çok önemli bir stres yönetim kanalıdır. Sadeliği hayatımızın her alanına yerleştirmeliyiz.

*Hayatımıza rol model kişileri almak ve onların hayat hikayelerini okuyarak deneyimler kazanmak, onların olaylar karşısındaki bakış açılarını analiz etmek de bizi yapıcı yönde geliştirecektir.

*Zaman zaman kendimize koçluk yapmalı ve olaylar karşısında nasıl bir yol haritamız olması gerektiğini belirlemeliyiz.

*Her zaman kendimizi ve başkalarını harekete geçirecek güçlü sorular yanımızda bulunmalı ve bizim yardımcılarımız olmalıdır.

Üretken bir şey yapmak, duygusal stresi azaltmanın harika bir yoludur. Aklınızı üretken bir şey yapmaya ikna edin.

Ziggy Marley

Stresin yapıcı yönü bizi nasıl harekete geçirir? Nietzsche der ki: “Öldürmeyen acı, beni güçlendirir. Belirli bir miktarı stres konfor alanından çıkarak kendimizi geliştirmemizi ve farkındalıklarımızı arttırmamızı sağlayacaktır. İnsanlar %30 stresi yönetebilirler. Duygusal olarak strese kapılırsak ruh halimizi çökertiriz. Önemli olan bu duygusal alanı belirli teknikle kullanarak yönetmek ve motivasyonumuzu düşürmesini engellemektir. İyi bir yönetici stres olmadığı zamanlarda ekibini konfor alanından çıkararak bir miktar stres ortamı oluşturmalıdır. Özellikle pazarlama ve satış alanında çalışanlar stresle yaşayarak gelişirler ve gelişmelidirler. Bunu bir miktar arttırarak yapmamız yapıcı strese daha kolay adapte olmamızı sağlayacaktır (%10-%20 ve %30 gibi olmalıdır).

Stres ve öfke yönetiminde en önemli konulardan biri de Amigdala ve ilkel beynin çalışma şeklinin bilinmesidir. Strese girdiğimiz anda böbrek üstünden bir salgı direkt beyine gitmekte, beynin olumlu düşünme yönünü kapatmakta beynin olumsuz yönünü çalıştırmaktadır. İşte bu durumda sakin kalarak yukarıda belirtmiş olduğumuz eylem planını uygularsak, stresimiz bizi değil biz stresimizi biz kontrol eder hale geliriz. Beynimizin patronu biziz, biz ona nasıl mesaj verirsek o da çevreye bizi öyle gösterecektir. Bu mesajı da ilkel beynimize verdiğimiz için mesajı ona nasıl verirsek öyle algılayacaktır. İlkel beyin duygusaldır, zıtlıkları sever, başı ve sonu hatırlar, sürekli kendisine faydayı arar (ilkel beyin ayrıca analiz edilmesi gereken ayrıntılı bir konudur). Bu noktada ilkel beynimize belirli teknikleri kullanarak vereceğimiz olumlu mesajlar stresi olumlu yönde ve başarılı bir şekilde yönetmemizi sağlayacaktır.

Stresi etkin bir şekilde idare edebilmek için, stresin yaşamın bir parçası olduğunu, her şeyi kontrol edemeyeceğimizi kabul etmeli ve olumlu bir tutum sergilemeliyiz. Ne kadar küçük olursa olsun, stresimizi bir yere oturtmalı, olumsuz düşünceleri olumlu olanlarla değiştirmeli ve başarılarımızdan gurur duyarak, beynimizi olumlu yönde motive etmeliyiz. Biz stresten değil stres bizden korkmalıdır.

Bir insan ne kadar sakin olursa, başarısı, etkisi ve iyilik için gücü o kadar artar. 

Zihin sakinliği, bilgeliğin güzel mücevherlerinden biridir.

James Allen

Ne zaman kendinizi huzursuz ve şüphe içinde hissederseniz, kendinize şu sözcükleri tekrarlamaya başlayın. “Kendimi Seviyorum!”, “Kendimi Seviyorum!”, “Kendimi Seviyorum!”

Brican Tracy

Ayten NAYİR

Emes A.Ş. Yurtdışı Satış ve Pazarlama Sorumlusu