Çerkezköy-Kapıkule Hızlı Tren Hattı Açıldı, Avrupa’ya Giden Yük Raya Geçecek mi?

Tedarik Zinciri Danışmanlığı Haber çerkezköy Kapıkule Hızlı Tren Hattı Açıldı, Avrupa’ya Giden Yük Raya Geçecek Mi

Çerkezköy-Kapıkule Hızlı Tren Hattı Açıldı, Avrupa’ya Giden Yük Raya Geçecek mi?

Halkalı-Kapıkule Hızlı Tren Hattı’nın 153 km’lik Çerkezköy-Kapıkule kesimi, bugün Kırklareli’nin Babaeski ilçesinde düzenlenen törenle hizmete açıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hattaki ilk sürüşü yaptı. Toplam 229 km uzunluğundaki hat üç etaptan oluşuyor ve açılan kesim bu etapların en uzunu. Bu açılışla Tekirdağ, Kırklareli ve Edirne hızlı tren ağına doğrudan bağlandı. Erdoğan konuşmasında hattın İstanbul, Kocaeli ve Trakya illerindeki organize sanayi bölgeleri (OSB) ile limanların Avrupa pazarlarına erişimini kolaylaştıracağını belirtti ve hattı “ihracat hedeflerine ulaşmayı hızlandıran lojistik omurga” olarak tanımladı. Törene Avrupa Birliği’nin (AB) Genişlemeden Sorumlu Komiseri Marta Kos da katıldı.

Ticaret Bakanlığı verilerine göre demiryolunun Türkiye’nin dış ticaretindeki payı bugüne kadar hiçbir yıl %1’i aşmadı. Halkalı-Kapıkule hattı tamamlandığında yıllık yük kapasitesi 1,5 milyon tondan 9,5 milyon tona çıkacak ve Avrupa’ya giden yükte demiryolunun payını artırabilecek altyapı oluşacak. Bu kapasitenin yükle dolması ise üç koşula bağlı:

  • Birincisi OSB’lerden ve limanlardan gelen yükün raya ulaşması,
  • İkincisi Çin’i Hazar Denizi üzerinden Türkiye’ye bağlayan Orta Koridor ile Basra Körfezi’nden başlayacak Kalkınma Yolu’nun getireceği transit yükün bu hatta yönelmesi,
  • Üçüncüsü sınırın Bulgaristan tarafındaki hattın bu trafiği karşılayabilmesi.

Avrupa’ya sevkiyat yapan bir yük sahibinin demiryolunu hangi yük için ve ne zamandan itibaren planlamaya alması gerektiği de bu üç koşulun seyrine göre şekillenecek.

Çerkezköy-Kapıkule Kesimi Açıldı, İki Etap Bekliyor

Hem yolcu hem yük trenlerinin kullanacağı kesim çift hatlı, elektrikli ve saatte 200 km tasarım hızına uygun inşa edildi. Sinyalizasyonda ETCS (European Train Control System, Avrupa Tren Kontrol Sistemi) Seviye-1 sistemi kullanıldı. Güzergah boyunca 31 köprü, 8 aç-kapa tünel ve 2 viyadük yapıldı. Babaeski, Lüleburgaz ve Büyükkarıştıran’da yeni istasyonlar açıldı, Edirne ve Kapıkule’deki gar binaları yenilendi. Yük açısından en kapsamlı dönüşüm Kapıkule gar sahasında yaşandı ve sahadaki yol sayısı 23’ten 42’ye, demiryolu hatlarının toplam uzunluğu 15.675 metreden 51.000 metreye, istasyon alanı da 253 bin m²’den 660 bin m²’ye çıktı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın bültenine göre hatta ilk yük trenleri açılıştan önce, 17 ve 18 Haziran’da Halkalı’dan Kapıkule’ye ve Kapıkule’den Halkalı’ya birer sefer yaptı.

Hattın kalan iki etabında yapım çalışmaları sürüyor. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Halkalı-Ispartakule etabını bu yıl bitmeden açmayı planladıklarını açıkladı. Ispartakule-Çerkezköy etabı için ise henüz bir tarih verilmedi. Bakanlığın verdiği süre ve kapasite hedefleri, hattın bütün etapları tamamlandığında geçerli olacak. O aşamada, Halkalı ile Kapıkule arasındaki:

  • Yolculuk süresi 4 saatten 1,5 saate,
  • Yük taşıma süresi 8,5 saatten 3,5 saate inecek,
  • yıllık yolcu kapasitesi de 600 binden 3 milyona çıkacak.

Hızlı trenle doğrudan bağlantısı olan il sayısının 11’den 14’e yükseldiği ve 2028’de 27’ye çıkarılmasının hedeflendiği belirtildi.

Çerkezköy-Kapıkule kesiminin finansmanında AB de yer aldı. AB, Katılım Öncesi Yardım Aracı (Instrument for Pre-accession Assistance – IPA II) kapsamında projeye 275 milyon avro hibe sağladı. AB Komisyonu, kesimin yapımını AB ile Türkiye arasındaki mali iş birliği kapsamında yürütülen en büyük altyapı projesi olarak tanımlıyor. Avrupa demiryolu sektörünü izleyen Railway PRO’nun aktardığına göre, Halkalı-Kapıkule projesinin toplam değeri 1 milyar avroyu aşıyor. Kesimde kullanılan ETCS de AB’nin, farklı ülkelerin trenlerinin aynı hatlarda çalışabilmesi için esas aldığı sinyalizasyon standardı. Kos tören konuşmasında hattın insanları birbirine yaklaştıracağını ve güven oluşturacağını dile getirdi.

Dış Ticarette Demiryolunun Payı %1’i Hiç Aşmadı

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre 2026’nın ilk dört ayında AB ülkelerine 35,2 milyar dolarlık ihracat yapıldı ve bu tutar 88,6 milyar dolarlık toplam ihracatın yaklaşık %40’ına karşılık geldi. Dış ticaretin tamamında ise Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği’nin (UTİKAD) Lojistik Sektörü Raporu 2025’e göre demiryolunun payı 2025’te değer bazında %0,89, ağırlık bazında %0,55 oldu.

Aynı yıl karayoluyla 31,6 milyon ton ihracat ve 17,5 milyon ton ithalat yükü taşındı. Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları Taşımacılık A.Ş.’nin (TCDD Taşımacılık) 2025 Faaliyet Raporu’na göre, şirketin yıl boyunca taşıdığı 25,3 milyon ton yükün 3,2 milyon tonu uluslararası taşımalardan oluştu. Dört sınır kapısından demiryoluyla yapılan ihracat 1,74 milyon tonda kaldı. Karayoluyla taşınan ihracat yükü, demiryolunun sınır kapılarından çıkardığı ihracat yükünün on sekiz katını aştı.

Halkalı-Kapıkule hattının hedeflenen 9,5 milyon tonluk yük kapasitesi, 2025’te dört sınır kapısından demiryoluyla çıkan ihracat yükünün beş katından fazla. Kapasite rakamı hattın toplam taşıma imkanını, ihracat rakamı ise yalnızca ülkeden çıkan ve dört farklı kapıdan geçen yükü gösteriyor. Bu nedenle iki rakam birebir karşılaştırılamıyor ancak yine de aradaki ölçek farkını ortaya koyuyor. Hat tamamlandığında belirleyici soru, bu kapasiteyi dolduracak yükün nereden geleceği olacak. Bunun iki kaynağı olabilir, karayolundan raya kayacak dış ticaret yükü ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya giden transit yük.

Gün Batımında Hızlı Tren Ve Yol

Kapıkule’de Karayolu Darboğazı ve Değişken Teslim Süresi

Trakya Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğü verilerine göre, Türkiye’nin Avrupa’ya açılan en yoğun karayolu kapılarından biri olan Kapıkule’den, 2025’te 471.461 tır çıkış yaptı. Dünya Gazetesi’nin eylül ayı başında aktardığına göre, sınırın Bulgaristan tarafındaki Kapitan Andreevo’da yürütülen peron genişletme çalışmaları, Kapıkule’nin çıkış kapasitesini yaklaşık yarıya indirdi. UTİKAD Başkanı Bilgehan Engin sınırda 70 saate varan beklemeler yaşandığını ve Bulgaristan tarafındaki çalışmaların aylarca sürebileceğini belirtti. Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) Başkanı Şerafettin Aras ise sınırdaki tabloyu “burada Türkiye’nin ihracat sermayesi bekliyor” sözleriyle değerlendirdi. Kaç saat süreceği önceden bilinmeyen bir sınır beklemesi, alıcıya verilen teslim tarihini de belirsiz hale getiriyor. Teslim süresindeki belirsizlik büyüdükçe aynı hizmet düzeyini korumak için tutulması gereken emniyet stoğu da artıyor.

Macaristan’ın yıllık 145 bin adetle sınırladığı transit geçiş belgesi kotasının da en geç ekim ortasında tükenebileceği aynı haberde aktarıldı. Bu belge, Türk tırlarının Macaristan’dan geçerek Orta ve Batı Avrupa’ya ulaşabilmesi için gerekiyor. Karayolundaki bu kısıtlar karşısında demiryolu, Avrupa’ya giden yük için halihazırda kullanılan bir seçenek. TCDD Taşımacılık’ın faaliyet raporuna göre, Çatalca ile Bulgaristan’daki Todor Kableshkov istasyonu arasında, haftada karşılıklı 6 sefer tır kasası treni işliyor. Bu seferlerde tırların yük taşıyan kasaları Bulgaristan’a trenle taşınıyor. Yeni hat tamamlandığında bu tür taşımalar Kapıkule’ye kadar daha kısa sürede ve daha yüksek kapasiteyle yapılabilecek.

Yükün OSB’lerden ve Limanlardan Raya Ulaşması

Hattın açılışında vurgulanan OSB ve liman bağlantısı, kapasitenin dolması için gereken üç koşulun ilki. Bir yük sahibinin demiryolunu kullanabilmesi için yükün fabrikadan ya da limandan bir tren istasyonuna veya lojistik merkeze ulaşması gerekiyor. Uraloğlu, Trakya’daki sanayinin yoğunlaştığı Çerkezköy’deki yük istasyonuna proje kapsamında yeni bir personel binası ile lokomotif bakım atölyesi yapılacağını açıkladı. TCDD Taşımacılık 2025’te ihraç edilmek üzere, limanlara demiryoluyla 4,79 milyon ton yük taşıdı. Bu miktar sınır kapılarından trenle yapılan ihracatın üç katına yaklaşıyor ve demiryolunun ihracatta bugün daha çok limanlara yük taşıyan bir halka işlevi gördüğüne işaret ediyor. Mayıs 2025’te açılan Bandırma-Tekirdağ tren feribot hattı da vagonların İstanbul’a girmeden deniz yoluyla Trakya’ya geçmesine imkan veriyor.

Bu tren feribotu dışında Anadolu’dan Avrupa’ya trenle giden yük, İstanbul’da Asya yakasından Avrupa yakasına geçmek zorunda. Bugün bu geçiş, iki yaka arasındaki tek demiryolu bağlantısı olan ve yoğun bir banliyö hattı işlevi de gören Marmaray üzerinden yapılıyor, yük trenleri bu hattan 2025’ten bu yana 24 saat geçebiliyor. Kapıkule’ye trenle ulaşacak Anadolu yükünün miktarını büyük ölçüde bu geçişin kapasitesi belirleyecek. Bakanlığın iki yaka arasında Marmaray’dan sonraki ikinci demiryolu bağlantısı olarak yürüttüğü, Kuzey Çevre Demiryolu Projesi, Marmaray hattının Çayırova’daki bölümünden başlayıp Sabiha Gökçen Havalimanı, Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve İstanbul Havalimanı üzerinden Çatalca’ya ulaşacak 122,3 km’lik çift hattan oluşuyor. Uraloğlu’na göre, 7 gün 24 saat işletilecek hat, yılda 30 milyon ton yük taşıyabilecek, Marmaray’ı rahatlatacak ve Orta Koridor’da taşınan yük kapasitesini artıracak. Altı uluslararası finans kuruluşundan 6,75 milyar dolarlık finansman sağlanan projenin yapım ihalesi 14 Ekim’de yapılacak.

Yapımı süren diğer hatların bir bölümü de yüksek yük kapasitesiyle planlanıyor. Ankara-İzmir hattı tamamlandığında iki şehir arasındaki 14 saatlik demiryolu yolculuğu 3,5 saate inecek ve hattan yılda 90 milyon ton yük taşınması hedefleniyor. 2028’de bitmesi beklenen Mersin-Adana-Osmaniye-Gaziantep hattı, Gaziantep’in sanayi üretimini Mersin Limanı’na bağlayacak ve yılda yaklaşık 37,1 milyon ton yük kapasitesine sahip olacak. Uraloğlu bu hattın Gaziantep’ten Ovaköy’e uzanması planlanan hatla Kalkınma Yolu’na, Aksaray-Ulukışla-Yenice hattıyla da Orta Koridor’a bağlanacağını belirtiyor. Karaman-Ulukışla hattında ise yıllık 34 milyon tonluk yük kapasitesi öngörülüyor. Bandırma-Bursa-Yenişehir-Osmaneli, Yerköy-Kayseri ve Kırıkkale-Çorum hatlarında da yapım çalışmaları sürüyor.

Orta Koridor ve Kalkınma Yolu’ndan Gelecek Transit Yük

AB Komisyonu, Çerkezköy-Kapıkule kesimini Orta Asya’yı Güney Kafkasya üzerinden Avrupa’ya bağlama gündeminin ilk somut sonucu olarak görüyor. Çin’den başlayıp Kazakistan, Hazar Denizi, Azerbaycan ve Gürcistan’dan geçerek Türkiye’ye ulaşan Orta Koridor’da Kazakistan Ulaştırma Bakanlığı’na göre 2024’te %62 artışla 4,5 milyon ton yük taşındı. Azerbaycan Demiryolları da koridorun 2030 hedefini 11,4 milyon ton olarak belirledi. Orta Koridor’u Türkiye’ye demiryoluyla bağlayan Bakü-Tiflis-Kars hattında, Kars Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Kadir Bozan’ın aktardığına göre 2025’in ilk yedi ayında 250 bin ton yük taşındı ve yıl sonu için 500 bin tonun üzerinde bir hacim öngörüldü.

TCDD Taşımacılık’ın Temmuz 2025’te başlattığı Çin’den Avrupa’ya düzenli yük treni seferlerinde ise yıl sonuna kadar 12 tren işledi. Türkiye’ye demiryoluyla ulaşan bugünkü transit yük, yeni hattın kapasitesini dolduracak ölçeğin çok altında. Türkiye ile Azerbaycan arasında yeni bir demiryolu bağlantısı kuracak 224 km’lik Kars-Iğdır-Aralık-Dilucu hattı 2,4 milyar avroluk dış finansmanla çift hatlı inşa edilecek ve yılda 15 milyon ton yük taşıma kapasitesine sahip olacak.

Faw Limanı’ndan başlayan Kalkınma Yolu, Basra Körfezi’ni Irak üzerinden Türkiye’ye bağlaması planlanan bir koridor. Türkiye, Irak, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin 22 Nisan 2024’te imzaladığı dörtlü mutabakat zaptıyla çerçevesi çizilen projede, Faw’dan Ovaköy sınır noktasına kadar yaklaşık 1.200 km’lik demiryolu ve otoyol yapılacak. Irak’taki bölümün bedeli yaklaşık 17 milyar dolar, demiryolunun yük kapasitesi de ilk aşamada yaklaşık 3,5 milyon ton, sonraki aşamada 7,5 milyon ton olarak öngörülüyor. Cumhurbaşkanı Sn. Erdoğan, açılış konuşmasında Halkalı-Kapıkule hattının Kalkınma Yolu’nun Avrupa’ya açılan batı ucu olacağını ifade etti ve koridorun toplam 6.314 km’lik uzunluğunun 2.094 km’sinin Türkiye’den geçtiğini belirtti. Uraloğlu da daha önce Çin’den çıkıp Süveyş Kanalı’ndan geçerek Londra’ya 35 günde ulaşan bir yükün Kalkınma Yolu ile 25 günde gidebileceğini söylemişti. Güneyde ise Türkiye’yi Suriye ve Ürdün üzerinden Suudi Arabistan’a bağlaması planlanan Modern Hicaz Demiryolu için Suudi Arabistan Ulaştırma Bakanı Salih el-Casir, ortak fizibilite çalışmalarının yıl sonundan önce tamamlanmasını beklediklerini açıkladı.

Sınırın Bulgaristan Tarafındaki Tek Hat

Kapıkule’den Bulgaristan’a geçen tren, Svilengrad ile sınır arasındaki 16,9 km’lik tek hatlı bir demiryoluna giriyor. 2013’te yenilenen bu hat elektrikli ve saatte 160 km hıza uygun ancak Türkiye tarafındaki çift hat kadar treni geçiremiyor. Svilengrad-Kapıkule, bugün iki ülke arasındaki tek demiryolu sınır geçişi. Uraloğlu ile Bulgaristan Ulaştırma ve Haberleşme Bakanı Georgi Peev, 13 Ağustos’ta Sofya’da bir araya geldi ve iki ülke arasında ikinci bir demiryolu bağlantısı kurulmasını, Plovdiv-Svilengrad-Türkiye sınırı hattının bazı bölümlerinin de çift hatta çevrilmesini ele aldı. Bulgaristan, ikinci bağlantı için Yambol-Elhovo-Lesovo üzerinden Edirne’ye uzanan bir güzergahın seçeneklerini 2025’te hazırlamaya başlamıştı. Kos da Edirne’deki basın toplantısında AB-Türkiye ticaretinin 400 milyar avroyu aşabileceğini söyledi ve altyapı yatırımlarının ekonomik ilişkilerin gelişimine katkı sağladığını vurguladı.

Demiryolu Hangi Yük İçin ve Ne Zamandan İtibaren Planlanmalı?

Yükün aynı konteyner ya da kasa içinde kalarak karayolu, demiryolu ve denizyolu gibi birden fazla taşıma türü arasında aktarılmasına intermodal taşımacılık deniyor. Lojistik Derneği’nin yayın organı Lojistik Dergisi’nde 2024’te yayımlanan ve İstanbul Arel Üniversitesi’nden Ayşe Öksüz ile Dr. Öğr. Üyesi Hakan Kaya’nın imzasını taşıyan bir çalışma, yük sahiplerinin bu taşıma türünü hangi gerekçelerle seçtiğini ele alıyor. Çalışmada, büyük bölümü İstanbul ve Kocaeli’de bulunan 46 lojistik hizmet alıcısı firmanın Aralık 2023 ile Ocak 2024 arasında verdiği yazılı yanıtların incelendiği belirtiliyor. Firmaların intermodal taşımayı tercih etmesindeki en önemli etkenlerin maliyet avantajı, çevreye katkısı ve karbon salımını azaltması şeklinde sıralandığı görülüyor. Katılımcılardan birinin intermodal taşımanın karayoluna kıyasla sınır kapısı yoğunluğundan ve trafikten daha az etkilendiğini, bir diğerinin ise yakıt ve sürücü maliyetlerini düşürdüğünü söylediği aktarılıyor. Aynı çalışmada avantajın hacimli yüklemelerde toplandığı, parsiyel yükte hizmet bulunamamasının ve acil sevkiyatlarda tercihi zorlaştıran uzun termin süresinin ise başlıca dezavantajlar olarak öne çıktığı ifade ediliyor.

Demiryolu için ilk planlanacak yük, hacimli, komple yüklenen ve teslim tarihi esneyebilen Avrupa sevkiyatı. Öksüz ile Kaya’nın bulguları intermodal taşımanın geneline ilişkin olsa da hacim, termin esnekliği ve parsiyel yük ayrımı demiryoluyla yapılacak Avrupa sevkiyatı için de geçerli görünüyor. Acil ve parsiyel yük için karayolu ilk seçenek olmayı sürdürüyor. Düzenli akışı olan ve teslim tarihi önceden planlanabilen yükte ise demiryolu sınırdaki tır kuyruğuna göre daha öngörülebilir bir teslim süresi sunuyor. Karayolunda yükleme günü çoğunlukla yük sahibinin takvimine uyarken demiryolunda sevkiyatın trenin hareket gününe ve aktarma terminalindeki elleçleme sırasına göre planlanması gerekiyor. Birden fazla taşıyıcı ve aktarma noktası devreye girdiği için taşıma sözleşmesinde teslim süresi taahhüdü, gecikme halinde sorumluluk ve demiryolu taşıma belgeleri açıkça tanımlanmalı. Satınalma tarafında tekliflerin tır başına navlun yerine kapıdan kapıya toplam maliyet ve teslim süresinin sapma payı üzerinden karşılaştırılması, iki taşıma türünü aynı ölçüyle değerlendirmeyi sağlıyor.

Tedarik Zinciri Danışmanlığı Haber çerkezköy Kapıkule Hızlı Tren Hattı Açıldı, Avrupa’ya Giden Yük Raya Geçecek Mi

Takvim açısından bugün kullanılabilecek olanlar, açılan Çerkezköy-Kapıkule kesimi ve mevcut tır kasası trenleri. Yük taşıma süresindeki asıl kısalma, tarihi henüz açıklanmayan Ispartakule-Çerkezköy etabının tamamlanmasını bekleyecek. Anadolu’dan gelecek yük için Kuzey Çevre Demiryolu’nun ihale ve yapım süreci, Avrupa tarafındaki kapasite için de Bulgaristan ile yürütülen ikinci bağlantı ve çift hat görüşmeleri izlenmesi gereken başlıca gelişmeler.

Avrupa’ya düzenli ihracat yapan bir yük sahibi için hat tamamlanmadan önce sınırlı sayıda sevkiyatla demiryolu sözleşmelerini, belge süreçlerini ve aktarma noktalarını tanımaya başlamak, kapasite açıldığında geçişi kolaylaştıracak bir adım. Orta Vadeli Program (2027-2029), 2025’te 273,4 milyar dolar olan mal ihracatının 2027’de 292 milyar dolara, mal ve hizmet ihracatının da 2029’da 450 milyar dolara ulaşmasını hedefliyor. Demiryolunun dış ticaretteki payının bu hedefler yolunda %1 eşiğini ilk kez aşıp aşamayacağı ise 9,5 milyon tonluk kapasitenin karayolundan raya geçecek ve transit koridorlardan gelecek yükle ne ölçüde dolacağına bağlı.


İŞ PROBLEMLERİNE ODAKLI EĞİTİMLER, ÖLÇÜLEBİLİR SONUÇLAR

EĞİTİM ve DANIŞMANLIK:

Kurumunuzun lojistik, satınalma ve tedarik zinciri fonksiyonunu sağlam, izlenebilir ve denetlenebilir bir kontrol yapısına kavuşturmak için eğitim ve danışmanlık hizmetlerimizle destek veriyoruz.

Eğitim teklifi almak için egitim@satinalmadergisi.com

Fabrikanızda Bire Bir (1-1) Yönetici ve Grup Eğitimleri

Tedarik Zinciri Satın Alma Sürdürülebilirlik Eğitimi Satın Alma Tedarik Zinciri Eğitimi

Şirket eğitimlerini standart kalıplarla değil, ihtiyaçlarınıza özel tasarlıyoruz. Her program, işletmenizin gerçek problemlerine çözüm üretmek ve ölçülebilir sonuçlar yaratmak için hazırlanır. Sizlerden gelen geri bildirimlerle eğitimlerimizi özgünleştiriyor, böylece her adımda somut değer katıyoruz.

Mottomuz: “Her eğitim, bir iş probleminin çözümü için tasarlanır.”

Güvenilir, verimli ve profesyonel eğitim hizmetleriyle yanınızdayız. Dolu dolu, güler yüzlü eğitimler dilerim.

Prof. Dr. Murat Erdal 

Türkiye’nin Her Yerinde Bire Bir (1-1) Yönetici Ekibi ve Şirket Eğitimleri:
İçerikleri incelemek için tıklayınız. 

☐ Filo Yönetimi Eğitimi: “Operasyon ve Planlama İlkeleri” (2 gün)
☐ Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi ve ISO 20400  Standardı Eğitimi (2 gün)

☐ Dış Ticarette Lojistik Sözleşme Yönetimi Eğitimi (2 gün)
☐ Tedarikçi Performans Değerlendirme ve Tedarikçi İlişkileri Eğitimi (2 gün)
☐ Sözleşme Yönetimi ve Sektörel Kontrat İncelemeleri Eğitimi (2 gün)
☐ Lojistik ve Depo Yönetimi Eğitimi (2 gün)
☐ Satış Mühendisleri için Kurumsal Satış Eğitimi (Rol Canlandırma/Oyun) (2 gün)
☐ Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri (İleri Seviye) Eğitimi (2 gün) 

->  Diğer Eğitim Başlıklarımız ve İçerikler için Eğitim Kataloğunu İndirebilirsiniz:

Satış, Finans ve Satın Alma Ayrı Planlayınca Stok Kararını Kim Veriyor?

Tedarik Zincirinde Planlama Eğitimi Satış, Finans Ve Satın Alma Ayrı Planlayınca Stok Kararını Kim Veriyor

Satış, Finans ve Satın Alma Departmanları Ayrı Ayrı Planlayınca Stok Kararını Kim Veriyor?

Türkiye’de imalat firmaları, eylül ayında tedarikçilerin teslim sürelerinin genel olarak uzadığını ve girdi fiyatlarının son dört ayın en hızlı artışını kaydettiğini bildirirken, alımlarını ve stoklarını azalttılar.

Bu bulgular, S&P Global’in her ay 400’ün üzerinde imalat firmasıyla yaptığı ankete dayanan İstanbul Sanayi Odası (İSO) Türkiye İmalat PMI (Purchasing Managers’ Index – Satın Alma Yöneticileri Endeksi) raporunda yer alıyor. Yeni siparişlerin azalmaya devam ettiği eylül ayında endeks ağustostaki 48,1’den 47,9’a geriledi. Endeksin 50’nin altında kalması faaliyet koşullarında bozulmaya işaret ediyor ve imalatta bu bozulma iki buçuk yıldır her ay sürüyor. Siparişin azaldığı bir ayda stoğu kısmak anlaşılır bir tepki ancak teslimatı geciken ve fiyatı yükselen bir girdide aynı karar ileride hem stok açığına hem daha pahalı alıma yol açabiliyor.

Bir imalat firmasında satış bölümü azalan siparişleri, satınalma uzayan teslim sürelerini ve yükselen girdi fiyatlarını, finans da depoda bekleyen malın finansman yükünü izliyor. Satış müşteriyi kaybetmemek için stok talep ederken, finans stoğa bağlanan parayı azaltmak istiyor. Satınalma ise gecikme riskine karşı alımı öne çekmeye çalışıyor. Dizinin bir önceki yazısı, emniyet stoğu kararının dayandığı bilgilerin ortak bir planlama sürecinde buluşup buluşmadığı sorusuyla kapanmıştı. Söz konusu ortak süreç S&OP (Sales and Operations Planning – satış ve operasyon planlaması) olarak adlandırılıyor. S&OP’de satış, finans, satınalma ve üretim bölümleri rakamlarını her ay aynı tabloda karşılaştırıp stok, alım ve üretim için tek bir karar veriyor. Böyle bir süreç işlemediğinde stok seviyesini bölümlerden birinin tercihi belirliyor, diğer bölümler bu tercihin sonucunu ancak bir sipariş kaçtığında ya da depo dolduğunda görüyor.

Eylül Verisinde Planlamayı Zorlayan Üç Sinyal

İSO’nun eylül raporuna göre yeni siparişlerdeki düşüş, ağustos ayına kıyasla hafifçe hızlandı ve yeni ihracat siparişleri de geriledi. Ankete katılan birçok firma zorlu koşulları Orta Doğu’daki savaşın etkileriyle ilişkilendirdi, bazıları ise sipariş akışının üretimi artırmayı gerektirecek düzeyde olmadığını bildirdi. Üretim üst üste dördüncü ay azaldı ve düşüş haziran ayından bu yana en belirgin düzeye ulaştı. İSO’nun aynı ay yayımladığı Türkiye Sektörel PMI raporuna göre izlenen on sektörün dokuzunda üretim geriledi, gıda ürünleri ise hem yeni siparişlerini hem üretimini artırdı. İmalat PMI raporu, alım ve stoklardaki azalışı firmaların faaliyetlerini zayıflayan siparişlere uydurma çabasıyla açıklıyor.

Savaşın etkisiyle artan yakıt, petrol ve taşımacılık maliyetleri ile yükselen hammadde fiyatları, girdi maliyetlerini eylül ayında da keskin biçimde yukarı çekti. Firmalar bu maliyetleri müşterilerine yansıttı ve satış fiyatlarındaki artış, dört ayın en yüksek hızına çıktı. Sektörel rapora göre bu baskı eşit dağılmadığı görülüyor. Girdi fiyatları en hızlı kara ve deniz taşıtlarında, en yavaş ağaç ve kağıt ürünlerinde arttı. Girdi fiyatı yükseldikçe aynı miktardaki stok için daha fazla para ayırmak gerekiyor. Fiyat artışını müşteriye yansıtabilen firma bu parayı satışla geri alabiliyor ama mal depoda beklediği sürece finansman yükü sürüyor.

İmalat genelinde tedarikçilerin teslim süreleri eylül ayında da uzadığı görülmekte. Ankete katılanlar bunu fiyat artışlarına, deniz taşımacılığındaki gecikmelere ve malzeme eksikliklerine bağladı. Sektörel raporda ise bu genel tablo değişiyor, izlenen sektörlerin çoğunun girdilerini daha hızlı temin edebildiği görülüyor. Elektrikli ve elektronik ürünlerde tedarikçiler bir yılı aşkın sürenin ardından ilk kez daha hızlı teslimat yaptı. Gıda ürünlerinde ise firmalar girdi alımlarını belirgin biçimde artırdı ve bu ek talep tedarikçilerin teslimatlarını yavaşlattı. Bu fark nedeniyle bir firmanın satınalma ekibi, kendi kalemlerindeki teslim süresini imalat genelindeki rakamdan çıkaramıyor.

Satış, Finans ve Satınalmanın Ters Yöne Çeken Kararları

Siparişlerin azaldığı bir ayda satış bölümü için her sipariş daha değerli hale geliyor. Stok yokluğu yüzünden siparişi teslim edemeyen firma, talebin zaten zayıf olduğu bir dönemde müşterisini rakibe kaptırabiliyor. Performansı sipariş hacmi ve zamanında teslimatla ölçülen satış ekibi bu yüzden ürünün stokta hazır durmasını istiyor ve stok azaltma kararı bu hedeflerle doğrudan çelişiyor. Stok politikasında satışın bu tercihi, hizmet düzeyinin, yani bir yenileme döngüsünün stok tükenmeden tamamlanma olasılığının yüksek tutulması anlamına geliyor. Satışın beklentisi planlamaya satış tahmini olarak ulaşıyor ve bu tahmin stok, alım ve üretim kararlarının başlangıç noktası oluyor.

Finans bölümü aynı stoğu, satılana kadar taşınması gereken bir maliyet olarak görüyor. Stoğun gerektirdiği işletme sermayesi öz kaynakla karşılanamadığında borçla finanse ediliyor ve stok arttıkça borç ihtiyacı da büyüyor. İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, haziranda açıkladığı Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu araştırmasının 2025 sonuçlarına göre, finansman giderlerinin faaliyet karına oranının %86 civarında olduğunu söyledi. Bu oran bir önceki yıl %96 seviyesindeydi ve Bahçıvan kısa vadede faizlerde istenen düşüşü beklemediklerini belirtti. Faaliyet karının büyük kısmının finansman giderine gittiği bir tabloda finans bölümü, borç ihtiyacını büyüten stoğun azaltılmasından yana.

Satınalma bölümü açısından geçtiğimiz ay öne çıkan risk, teslimatı uzayan ve fiyatı hızla yükselen girdiler. Böyle bir girdide satınalma yönetiminin tercihi, alımı öne çekip miktarı ve fiyatı erken bağlamak. Bölümlerin her biri kendi göstergesi açısından doğru kararı veriyor, ancak bu üç karar aynı plana sığmıyor. Emniyet stoğunun dayandığı bilgiler de aynı biçimde dağılıyor, hizmet düzeyi hedefi satışta, stok maliyeti finansta, teslim süresi satınalmada duruyor. Bunları tek bir planda buluşturan bir süreç yoksa, stok kararı bu üç bilgiden yalnızca birine dayanıyor.

Karar Ortak Verilmediğinde Ne Oluyor?

Ortak bir plan bulunmayan firmada hangi bölümün tercihinin geçerli olacağı çoğu zaman bir toplantıda tartışılmadan, onay sırasına ya da bütçe yetkisine göre belirleniyor. Bu durumda stok seviyesi, üç bölümün bilgisi yan yana konmadan verilen bir onayla belirlenmiş oluyor. Bu düzende bir bölümün verdiği stok kararının bedeli, diğer bölümlerin göstergelerine yansıyor. Bu bölümler kararın etkisini ancak bir sipariş kaçtığında ya da stok raporu önlerine geldiğinde fark ediyor. Teslim süresi uzun girdilerde geç fark etmenin sonucu daha ağır oluyor, çünkü stok açığını kapatacak girdi kısa sürede gelmiyor.

Örneğin ithal bir hammaddeyi işleyip ürününü yurt içindeki bayilere satan bir üreticinin satış ekibi, bayilerin sezon öncesi siparişini karşılayabilmek için hammadde stoğunun korunmasını istiyor. Finans bölümü, hammaddenin depoda beklediği her ayın finansman giderini artırdığını görerek alımın ertelenmesini öneriyor.

Satınalma bölümü ise tedarikçinin teslimatlarının son aylarda geciktiğini ve fiyatın arttığını bildiği için siparişi bir ay erken vermeyi savunuyor. Bu üç talep aynı toplantıda karşılaştırılmadığında sipariş finansın onayını beklerken gecikiyor ve satış ekibi hammadde açığını sezon başında öğreniyor. Aynı durumun tersi yönde yaşandığı da oluyor. Satışın baskısıyla verilen volümlü bir sipariş, sezon zayıf geçtiğinde ve satışlar düşük seyrettiğinde, depoda bekleyen fazla stoğa dönüşebiliyor.

Eylül ayı verisi, aynı stok azaltma kararının sektörden sektöre farklı sonuç doğurabileceğini de gösteriyor. Yeni siparişleri artan ve tedarikçileri yavaşlayan bir gıda üreticisinde stoğu kısmak, hem satışın hem satınalmanın uyarısına karşın verilmiş bir karar olur. Tedarikçileri yeniden hızlanan bir elektrikli ve elektronik ürün üreticisinde ise aynı karar finansın beklentisini daha düşük bir riskle karşılayabilir. Aynı fark tek bir firmanın kalemleri arasında da görülebilir ve stok azaltma kararının firma geneli için tek bir oranla verilmesi bu farkı siler. İmalat PMI raporunun kamuya açık metni hangi kalemlerde stok azaltıldığını ayrıntılandırmadığı için eylülde firmaların bu ayrımı yapıp yapmadığı bilinmiyor.

Kamçı Etkisi Firmanın İçinde Nasıl Oluşuyor?

Ayrı planlarla çalışmanın bir sonucu da kamçı etkisi, yani nihai talepteki dalgalanmanın tedarik zincirinin yukarısına doğru büyüyerek aktarılması. Dizinin ilk yazısı, bu büyümenin bir kısmının firmanın kendi bölümleri arasında, satınalmadan sevkiyata uzanan hatta oluştuğuna dikkat çekmişti. Satıştaki bir değişim üretim planına, oradan da satınalma siparişine aktarılırken her adımda parti büyüklüğü ve bölümlerin eklediği ihtiyat payı gibi kararlarla katlanabiliyor.

Maltepe Üniversitesi’nden Utkan Uluçay’ın 2024 yılında, Journal of Turkish Operations Management dergisinde yayımlanan bir çalışması, bu sürecin ayrı planlarla çalışan bir firmada nasıl işlediğini bir hazır giyim üreticisi üzerinden inceliyor. Firma kendi markalı mağazalarının yanında toptancılara, perakendecilere ve zincir mağazalara satış yapıyor. Çalışmada firmanın kendi rakamları yerine durumu yansıtan temsili veriler kullanılıyor.

Firmada her bölüm kendi hedefine göre karar veriyor. Satınalma birim maliyeti düşürmek için büyük partilerle alım yapıyor, fabrika tarafında da iş emirleri yüksek adetlerle açılıyor. Maliyet muhasebesi giderleri ürünün üretim dakikasına göre dağıttığı için bantların dolu çalışması verimlilik sayılıyor. Küçük siparişler ise verimi düşüren bir unsur olarak görülüyor. Yıllık üretim kapasitesi planlanan satışın üzerinde olduğu halde fabrikada sürekli fazla mesai yapılıyor. Sipariş ve iş emirlerinde öncelik sırasını satışın ihtiyacı belirliyor ve bu konu satış ile üretim arasında süregelen bir gerginlik yaratıyor. Yazar, firmadaki S&OP toplantılarını da yapılandırılmamış ve etkisiz olarak niteliyor.

Bu yapının sonucu çalışmadaki satış, üretim ve stok grafiklerinde görülüyor. Erkek ve kadın iç çamaşırı gruplarının 2012-2013 dönemine ait aylık verisinde satıştaki sınırlı değişkenlik üretimde daha büyük iniş çıkışlara dönüşüyor ve stokları dalgalandırıyor. Müşterinin istediği renk ve beden bulunamadığında eksik kalem için standart büyüklükte bütün bir iş emri açılıyor, bu da stok seviyesini belirgin biçimde artırıyor. Firma içindeki kamçı etkisi, satıştaki küçük bir eksiğe, büyük partilerle cevap veren ayrı planlardan doğuyor. Makale bu tabloyu, firmanın kök sorunu olarak tanımladığı birim maliyeti düşürme çabasına bağlıyor.

Çalışmada sayılan sorunlar, ayrı planların firmanın her bölümüne farklı bir yerden dokunduğunu gösteriyor. Toplam stok yüksek olduğu halde bazı ürünlerde satış kaybı yaşanıyor ve müşteriler hizmetten memnun olmadığı ifade ediliyor. Depoda bol stok bulunmasına karşın üretimin başında malzeme eksiği çıkabiliyor. Stoğa bağlanan nakit, alımların ve işletme giderlerinin sürmesiyle birleşince firma sürekli kredi kullanmak zorunda kalıyor. Satış tahmini ürün toplamında %93 doğru çıksa da renk ve beden düzeyindeki sapmalar fazla mesaiye ve hızlı kargo gibi ek maliyetlere yol açtığı belirtiliyor. Toplu düzeyde isabetli bir tahminin, kalem düzeyindeki stok kararı için yeterli olmayabileceği vurgulanıyor.

Stoğu azaltmak ya da artırmak, karşımıza karar verilmesi gereken bir ikilem olarak çıkıyor. Azaltma tarafında nakdin serbest kalması ve maliyetin düşmesi, artırma tarafında gelirin yükselmesi ve stok yokluğu yüzünden satış kaçırılmaması bulunuyor. Çalışmaya göre iki taraf da firmanın iyi yönetilmesini hedefliyor. Bir taraf bunu maliyette, diğer taraf da gelirde arıyor. Bu ikilem, satış ile finans arasındaki çekişmenin tek bir firmadaki karşılığı. Firmada iki hedefi aynı toplantıda tartacak bir planlama süreci işlemediği için her bölüm ikilemin kendi tarafını savunuyor.

S&OP Toplantısında Hangi Karar Verilmeli?

S&OP toplantısına satış sipariş beklentisini, finans taşıyabileceği stok tutarını, satınalma teslim süresi ve fiyat bilgisini, üretim de kapasitesini getiriyor. Toplantının çıktısı, hizmet düzeyi, stok maliyeti ve üretim kapasitesi arasında hangi dengenin seçildiğini gösteren karar. Eylül gibi siparişin düştüğü, maliyetin arttığı ve teslim sürelerinin genel olarak uzadığı bir ayda bu seçim, hangi kalemde stok eritileceğini, hangisinde alımın öne çekileceğini ve üretimin ne ölçüde kısılacağını aynı anda belirliyor. Rakamları karşılaştırıp bir denge seçmeyen toplantı, bölümlerin ayrı kararlarını değiştirmiyor. Veri toplantıya ulaşsa bile karara dönüşmediğinde her bölüm bir sonraki ay yine kendi göstergesine göre hareket ediyor.

Ele alınan makaledeki firma örneğinde, planlama düzeni değiştikten sonra güncel stok durumu S&OP toplantılarında izlenmeye başlandığı görülüyor. Toplantılarda birlikte satılan ürünler ve ara bedenleri eksik kalan modeller gibi özel durumlar değerlendirildiği, mağazada stok hedefini aşan kalemler merkez depoya geri alındığı ve hedefin altındaki stoklar acil olarak tamamlandığı belirtiliyor. Hafta sonu ve bayram gibi kesintiler hesaba katılarak stoğun yetmesi beklenen gün sayısı da 2’den 5’e çıkarıldığı işaret edilmiş. Bu adımların çoğu mağaza stoğunu düzeltmeye yönelik operasyonel işler. Hizmet düzeyi, stok ve kapasite arasında seçim yapılan bir denge kararının ise talebin üretim kapasitesini aşacağı öngörülen yüksek sezonun öncesinde gündeme geldiği görülüyor. Bu dönem için stok hazırlığı, teslim tarihi verilen sipariş, farklı fiyat ve özel müşteri seçimi gibi seçeneklerin, şirket içi toplantılarda ele alındığı ifade ediliyor.

Uygulamanın ilk yılı sonunda ürünlerin üretimde geçirdiği sürenin %33 kısaldığı, yarı mamul stoğunun %37, mamul stoğunun %17 azaldığı ve satışların %20 arttığı görülüyor. Temmuz 2013 ile Şubat 2014 arasında mamul stoklarda yetersiz düzeydeki kalem sayısının 750’den 587’ye, aşırı düzeydeki kalem sayısının 2.816’dan 2.341’e indiği belirtiliyor. Mağazalarda stoğu yetersiz kalan kalem sayısının artan satışa rağmen bir yılda 175’ten 41’e düştüğü aktarılıyor. Kamçı etkisinin de azaldığı kaydediliyor. Bu sonuçların, stokları gerçekleşen tüketime göre yenileyen talebe dayalı malzeme ihtiyaç planlaması yönteminin, küçük iş emirlerinin, mağazalara günlük sevkiyatın ve S&OP toplantılarının birlikte uygulanmasıyla elde edildiği görülmüştür. Çalışmada iyileşmenin ne kadarının S&OP’den geldiği ayrıştırılmıyor, rakamların ise temsili veriye dayandığı ifade edilmiştir.

S&OP’nin firmada kalıcı hale gelmesi, finansın toplantılara katılmasına ve sürecin belirli bir sahibi olmasına bağlı görünüyor. Analiz şirketi Gartner’ın haziranda yayımladığı araştırma özetine göre finansla iş birliği kurulmadığında S&OP operasyonel konularla sınırlı kalıyor ve firmaya sağlayabileceği değer tam olarak ortaya çıkmıyor. Gartner, tedarik zinciri planlama yöneticilerinin finansla birlikte çalışarak sürece bağlılığı güçlendirmesini, sahipliği resmileştirmesini ve S&OP’yi iş sonuçlarını destekleyecek biçimde uyarlamasını öneriyor.

Makalede de yönetimin onay ve desteğini uygulamanın kritik koşulu olarak görülüyor. İncelenen firmada uygulamanın onu yürüten ekip ayrıldıktan sonra da sürdüğü, ancak ERP (Enterprise Resource Planning, kurumsal kaynak planlaması) sistemi değiştirildiğinde talebe dayalı planlama eklentisinin yeni sisteme aktarılmadığı ve çalışmanın yayımlandığı dönemde yöntemin artık kullanılmadığı belirtiliyor. Çalışmada bunun nedeni açıklanmıyor, yine de bu örnek, sistem değişikliği gibi kararlarda planlama düzenini koruyacak bir sorumlunun gerekli olduğunu düşündürüyor.

Ortak Plana Geçişte İlk Adımlar

İlk adım, toplantıya gelen rakamların kalem bazında tek bir tabloda toplanması. Bölümlerin beklentileri aynı kalem için yan yana konduğunda aradaki çelişki toplantıdan önce görünür hale gelir. Miktarların hem adet hem para olarak gösterilmesi, finansla üretimin aynı tabloyu okuyabilmesini sağlar. İkinci adım, her bölümün varsayımını toplantıya yazılı getirmesi. Satınalma hangi kalemde teslim süresinin uzadığını kendi tedarikçi kayıtlarıyla göstermeli. Varsayımlar yazıya döküldüğünde toplantıdaki tartışma kişisel kanaatler yerine somut rakamlar üzerinden yürür.

Üçüncü adım, toplantıda seçilen dengenin gerekçesiyle birlikte kayda geçmesi. İthal hammadde kullanan üretici örneğinde bu kayıt, bayilerin sezon öncesi siparişinin ne kadarının stoktan karşılanacağını, ham madde siparişinin hangi ay verileceğini ve bunun finansman giderine etkisini gösterir. Finansın ne kadar nakit bağlanmasına onay verdiği ve satınalmanın hangi teslim süresini esas aldığı da burada yer alır. Gerekçesi yazılmayan bir karar, sonuç beklenenden farklı çıktığında hangi varsayımın tutmadığını göstermez. Hangi bölümün beklentisinden ne ölçüde vazgeçildiği belli olduğunda, bir sonraki ay ortaya çıkan sonuç bu gerekçeyle karşılaştırılabilir.

Tedarik Zincirinde Planlama Eğitimi Satış, Finans Ve Satın Alma Ayrı Planlayınca Stok Kararını Kim Veriyor

Dördüncü ve son adım, kararın bir sahibe bağlanması ve bölümlerin ölçütlerinin bu karara uydurulması. Kararı kimin onayladığı ve finansın bu onayda nasıl yer aldığı netleşmediğinde, toplantı yapılsa bile eski onay sırası geçerliliğini korur.

  • Satış “hacim” ile,
  • Satınalma “birim fiyat” ile,
  • Üretim de “bant doluluğu” ile,

ölçülmeye devam ettiği sürece, yani tek ölçüm aracı bu kıstaslar ise ve ölçüm sadece bu hedeflere dayanıyorsa, her bölüm ay içinde kendi hedefine döner ve ortak plan kağıt üzerinde kalır. Bu yüzden prim ve performans değerlendirmesine, toplantıda verilen kararın ay içinde uygulanıp uygulanmadığı da girmeli. Eylül ayı gibi teslim sürelerinin uzadığı bir ayda, S&OP’de alımı öne çekme kararı verilse bile tedarikçinin bu siparişi istenen sürede karşılayıp karşılayamayacağı ayrı bir planlama sorusu. Tedarikçi kapasitesi ve tedarik planı, dizinin bir sonraki yazısının konusu olacak.


İŞ PROBLEMLERİNE ODAKLI EĞİTİMLER, ÖLÇÜLEBİLİR SONUÇLAR

EĞİTİM ve DANIŞMANLIK:

Kurumunuzun planlama, satınalma ve tedarik zinciri fonksiyonunu sağlam, izlenebilir ve denetlenebilir bir kontrol yapısına kavuşturmak için eğitim ve danışmanlık hizmetlerimizle destek veriyoruz.

Eğitim teklifi almak için egitim@satinalmadergisi.com

Fabrikanızda Bire Bir (1-1) Yönetici ve Grup Eğitimleri

Tedarik Zinciri Satın Alma Sürdürülebilirlik Eğitimi Satın Alma Tedarik Zinciri Eğitimi

Tedarik Zincirinde Planlama, Satın Alma, Tedarik Zinciri Eğitimleri için tıklayınız.

Şirket eğitimlerini standart kalıplarla değil, ihtiyaçlarınıza özel tasarlıyoruz. Her program, işletmenizin gerçek problemlerine çözüm üretmek ve ölçülebilir sonuçlar yaratmak için hazırlanır. Sizlerden gelen geri bildirimlerle eğitimlerimizi özgünleştiriyor, böylece her adımda somut değer katıyoruz.

Mottomuz: “Her eğitim, bir iş probleminin çözümü için tasarlanır.”

Güvenilir, verimli ve profesyonel eğitim hizmetleriyle yanınızdayız. Dolu dolu, güler yüzlü eğitimler dilerim.

Prof. Dr. Murat Erdal 

Laboratuvar Sarf Malzemesi Alımı İhalesinde Katalogların Yüklenmemesi

Laboratuvar Sarf Malzemesi Alımı İhalesinde Katalogların Yüklenmemesi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Laboratuvar Sarf Malzemesi Alımı İhalesinde Katalogların Yüklenmemesi

Mehmet ATASEVER

Simdata Danışmanlık Y.K. Başkanı

İtirazen Şikayet Konusu; Başvuru sahibinin dilekçesinde özetle; İtirazen şikâyet dilekçesinde özetle, kısmi teklife açık ihalenin 32’nci kısmı üzerinde bırakılan istekli ……. Özel Sağ. Hizm. ve Sağ. Malz. San. ve Tic. Ltd.nin teklif ettiği ürünlerin farklı katalog numaralarına sahip olup, farklı ÜTS kodları ile kayıtlı ve farklı markalar altında piyasaya arz edildiği, farklı üretici firmalara ait olduğu, bu durum, ürünlerin aynı teknik dosya kapsamında olmadığını ve birbirinin yerine değerlendirilemeyeceğini açık şekilde ortaya koyduğu, üreticisi farklı olan iki ürünün OEM kapsamında değerlendirilmesinin teknik olarak mümkün olmadığı iddia edilmektedir.

Konu İle İlgili Emsal Kamu İhale Kurulu Kararına Göre;

 

Yapılan inceleme ve tespitler neticesinde; 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun “Temel ilkeler” başlıklı 5’inci maddesinde “İdareler, bu Kanuna göre yapılacak ihalelerde; saydamlığı, rekabeti, eşit muameleyi, güvenirliği, gizliliği, kamuoyu denetimini, ihtiyaçların uygun şartlarla ve zamanında karşılanmasını ve kaynakların verimli kullanılmasını sağlamakla sorumludur.” hükmü, Anılan Kanun’un “İhaleye Katılımda Yeterlik Kuralları” başlıklı 10’uncu maddesinde “İhaleye katılacak isteklilerden, ekonomik ve malî yeterlik ile mesleki ve teknik yeterliklerinin belirlenmesine ilişkin olarak aşağıda belirtilen bilgi ve belgeler istenebilir: … b) Mesleki ve teknik yeterliğin belirlenmesi için; … 9) İdarenin talebi halinde doğruluğu teyit edilmek üzere, tedarik edilecek malların numuneleri, katalogları ve/veya fotoğrafları” hükmü,

Aynı Kanun’un “Tekliflerin değerlendirilmesi” başlıklı 37’nci maddesinde “…Tekliflerin değerlendirilmesinde, öncelikle belgeleri eksik olduğu veya teklif mektubu ile geçici teminatı usulüne uygun olmadığı 36 ncı maddeye göre ilk oturumda tespit edilen isteklilerin tekliflerinin değerlendirme dışı bırakılmasına karar verilir. Ancak, teklifin esasını değiştirecek nitelikte olmaması kaydıyla, belgelerde bilgi eksikliği bulunması halinde idarece belirlenen sürede isteklilerden bu eksik bilgilerin tamamlanması yazılı olarak istenir. Belirlenen sürede bilgileri tamamlamayan istekliler değerlendirme dışı bırakılır ve geçici teminatları gelir kaydedilir. Bu ilk değerlendirme ve işlemler sonucunda belgeleri eksiksiz ve teklif mektubu ile geçici teminatı usulüne uygun olan isteklilerin tekliflerinin ayrıntılı değerlendirilmesine geçilir. Bu aşamada, isteklilerin ihale konusu işi yapabilme kapasitelerini belirleyen yeterlik kriterlerine ve tekliflerin ihale dokümanında belirtilen şartlara uygun olup olmadığı ile birim fiyat teklif cetvellerinde aritmetik hata bulunup bulunmadığı incelenir. Uygun olmadığı belirlenen isteklilerin teklifleri ile birim fiyat teklif cetvellerinde aritmetik hata bulunan teklifler değerlendirme dışı bırakılır.” hükmü yer almaktadır.

Mal Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği’nin Tedarik edilecek malların numuneleri, katalogları, fotoğrafları ile teknik şartnameye cevapları ve açıklamaları içeren doküman ve demonstrasyon” başlıklı 43’üncü maddesinde “(1) Teklif edilen malın teknik şartnamede yer alan teknik kriterlere uygunluğunu belirlemek amacıyla numune, teknik bilgilerin yer aldığı katalog, teknik şartnameye cevapları ve açıklamaları içeren doküman ile fotoğraf istenebilir ve/veya demonstrasyon yaptırılabilir. Özel imalat süreci gerektiren mal alımları hariç, teknik şartnameye cevapları ve açıklamaları içeren doküman istenmesi durumunda katalog istenmesi zorunludur. Katalog istenen ihalelerde, teknik şartnamede teknik kriter olarak düzenlenen ancak katalogda yer almayan hususlara yönelik kanıtlayıcı belge ve/veya açıklamalar aday veya istekliler tarafından başvuru veya teklifleri kapsamında sunulur.

(2) Numunelerin sunulması ve bunların değerlendirilmesine yönelik yapılan düzenlemelerde aşağıdaki hükümler esas alınır: a) İdare tarafından hangi kalem/kalemler için ve kaç adet numune isteneceği, numunenin hangi aşamada ve kimler tarafından sunulacağı, numunelerin değerlendirilmesinde hangi yöntemin kullanılacağı ile diğer hususlara, ön yeterlik şartnamesi veya idari şartnamede yer verilir. Son başvuru tarihi/ihale tarihi ve saatinden önce numunelerin idareye sunulacağına ya da bu tarih ve saatten önce numune değerlendirmesi yapılarak sadece numunesi uygun görülenlerin başvuruda bulunabileceğine veya teklif sunabileceğine ilişkin düzenleme yapılamaz. b) Numune sunulması istenen kalem/kalemler için uygun sayı ve nitelikte numune alınması idarenin sorumluluğundadır. Malın niteliğinin birden fazla numune değerlendirmesi yapmaya uygun olup olmadığı ile malın kullanım ömrü dikkate alınarak en az bir adet numunenin idarede muhafaza edilmesi gerekir. Kurul ya da yargı kararları üzerine yeniden değerlendirme, muhafaza edilen numune üzerinden yapılır. c) Numune değerlendirmesi, ön yeterlik şartnamesi veya idari şartnamede düzenlenen aşağıdaki yöntemlerden biri vasıtasıyla yapılır: 1) İhale komisyonu, numuneyi doğrudan inceleyerek, üyelerinin tamamı tarafından düzenlenen numune inceleme raporu/tutanağı çerçevesinde değerlendirme yaparak karar verebilir. 2) İhale komisyonu, uzman üyelerinin tamamı tarafından düzenlenen numune inceleme raporu/tutanağı çerçevesinde değerlendirme yaparak karar verebilir. 3) İhale komisyonu, uzman üyelerinin tamamı ile alıma konu malı/malları kullanacak personel arasından görevlendirilen kişi veya kişilerin tamamı tarafından düzenlenen numune inceleme raporu/tutanağı çerçevesinde değerlendirme yaparak karar verebilir. ç) Ön yeterlik şartnamesi veya idari şartnamede istenen sayıda ve nitelikte numune, şartnamede yapılan düzenlemeler çerçevesinde idareye teslim edilir. Teslim edilen numunenin üzerinde; ihale bilgileri, numune sunulan kalem bilgileri ve aday veya istekli bilgilerine yer verilir. İdare tarafından numune bir tutanak ile teslim alınır ve talep edilmesi halinde tutanağın bir sureti aday veya istekliye verilir. d) İdare tarafından gerekli görülen hallerde, numune değerlendirmesinin yapılacağı yer, tarih ve saat bilgisi aday veya isteklilere bildirilir. Numune değerlendirmesinde numunenin fiziksel nitelikleri ile teknik şartnamede yer alan teknik kriterlere uygun olup olmadığı kontrol edilir. Yapılan inceleme sonucunda düzenlenen numune inceleme raporunda/tutanağında numunenin uygunluk durumu belirtilir ve uygun bulunmaması durumunda buna ilişkin gerekçelere yer verilir. Numune inceleme raporu/tutanağı çerçevesinde numunelere yönelik nihai değerlendirme ihale komisyonu tarafından yapılır ve bu değerlendirmelere ihale komisyonu kararında yer verilir. (3) Demonstrasyon işlemine yönelik yapılan düzenleme ve değerlendirmelerde ikinci fıkradaki hükümler esas alınır. (4) İş ortaklıklarında ortaklardan biri, birkaçı veya tamamı tarafından ön yeterlik şartnamesi veya idari şartnamede yapılan düzenlemeler çerçevesinde, teklif edilen mala ilişkin olarak numune, teknik bilgilerin yer aldığı katalog, teknik şartnameye cevaplar ve açıklamaları içeren doküman ile fotoğraf sunulabilir ve/veya demonstrasyon yapılabilir. Konsorsiyumların katılabileceği ihalelerde, işin uzmanlık gerektiren kısımları göz önünde bulundurularak numune, teknik bilgilerin yer aldığı katalog, teknik şartnameye cevaplar ve açıklamaları içeren doküman ile fotoğraf sunulması ve/veya demonstrasyon işlemine yönelik düzenleme her bir kısım için ayrı ayrı yapılır. Konsorsiyum ortaklarından her biri, başvuruda bulunduğu veya teklif verdiği kısım için istenen yeterlik kriterini sağlamak zorundadır.” hükmü,

“Yeterliğin belirlenmesinde uyulacak ilkeler” başlıklı 26’ncı maddesinde “(1) Ekonomik ve mali yeterlik ile mesleki ve teknik yeterliğin saptanması amacıyla öngörülecek değerlendirme kriterleri ve istenecek belgeler, rekabeti engelleyecek şekilde belirlenemez. (2)Yeterlik değerlendirmesi için istenecek belgelerin ve yeterlik değerlendirmesinde aranılacak kriterlerin, ihale veya ön yeterlik ilanı ile idari şartnamede veya ön yeterlik şartnamesinde ya da davet yazısında belirtilmesi zorunludur…” hükmü, “Tekliflerin değerlendirilmesi” başlıklı 57’nci maddesinde “Teklifler; Kanun, bu Yönetmelik, EKAP Yönetmeliği ve tip şartnamelerde belirtilen esaslar çerçevesinde e-formlar kullanılarak değerlendirilir.” hükmü, İdari Şartname’nin “İhale konusu işe/alıma ilişkin bilgiler” başlıklı 2’nci maddesinde “2.1. İhale konusu işin/alımın; a) Adı: 2026 Yılı 12 Aylık 172 Kalem Laboratuvar Sarf Malzeme Alımı b) Türü: Mal alımı c) İlgili Uygulama Yönetmeliği: Mal Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği ç) Miktarı: 172 kalem Ayrıntılı bilgi idari şartnamenin ekinde yer almaktadır. d) İşin yapılacağı/malın teslim edileceği yer: Dağılım cetvelinde yer alan Müdürlüğümüz ve bağlı sağlık tesisleri ve ek hizmet binaları ile yeni hizmete açılacak sağlık tesisleri” düzenlemesi,

Anılan Şartname’nin “Katılım ve yeterlik kriterleri” başlıklı 7’nci maddesinde “7.1. Katılım ve yeterlik kriterlerine ilişkin istekliler tarafından e-teklif kapsamında sunulması gereken bilgi ve belgeler aşağıda sayılmıştır:… 7.3. Mesleki ve teknik yeterliğe ilişkin bilgi ve belgeler ile bunların taşıması gereken kriterler:… 7.3.8. Bu maddede istenen katalog, fotoğraf ile teknik şartnameye cevaplar ve açıklamalara ilişkin belgeler: Tüm Kısımlar için İstekliler teklif ettikleri ürüne/ürünlere ait tıbbi ve/veya teknik özellikleri gösterir katalog sunulacaktır. 7.3.9. Numunelerin sunulma yöntemi ile teslim alınması ve ihale komisyonunca değerlendirilmesine ilişkin hususlar, a) İhaleden önce numune verilmeyecektir. b) İhale komisyonu gerek görmesi halinde  ihale sürecinde  isteklilerden teklif vermiş oldukları kalem/kalemlere ait numune talebinde bulunabilecektir. Numune talebi isteklilere EKAP üzerinden tebligat yöntemi ile bildirilecek olup; idarenin tebligatta belirttiği sürede numune teslimi idaremize yapılacaktır. Teslim edilen numuneler üzerinde isteklinin ünvanı, telefon numarası, ihale kayıt numarası, ihale sıra numarası, ürünün onaylanmış barkod numarası kolay çıkmayacak ve silinmeyecek şekilde belirtilecektir. c) Soğuk Zincir olarak teslim edilecek ürünlerin kargoya verildikten sonra 24 saat içinde ilgili kuruma teslim edilmesi gerekmektedir. Teslim edilmeyen, Soğuk Zincir Sistemi özelliğini kaybetmiş ve bozulmuş ürünlerin sorumluluğu yükleniciye aittir. d) İstenen süre içerisinde numune getirmeyen istekliler değerlendirme dışı bırakılacaktır. e) Numuneler; ihale komisyonunun uzman üyelerince Teknik Şartname kriterlerine ve/veya klinik uygulamaya uygunluk yönünden değerlendirilecektir. Ayrıca numunelerin denenmesi veya kullanılması halinde numune için ayrıca ücret ödenmeyecektir. Numunelerin yetersiz görüldüğü ürünlerle ilgili istekli firmadan tekrar numune istenebilecektir. f) Uhdesinde ihale kalmayan isteklilerin denenmeyen kalemlere (Aritmetik hatadan eleme, eksik evraktan eleme sonucu vb.ihale dışı kalma) ait numunelerini; karara herhangi bir itiraz olmadığı durumda, kesinleşen ihale kararının tebliğ tarihindeki yasal sürenin bitmesinden itibaren 2 (iki) ay içinde iadesi yapılabilir. Bu tarihten sonra yapılacak numune iade talepleri hakkında idaremiz sorumlu olmayacaktır ve talep edilmeyen numuneler sağlık tesislerine bedelsiz verilebilecektir. Teslim edilebilir durumda olmayan numuneler hakkında herhangi bir ücret talebinde bulunulmayacaktır. g) Uhdesinde ihale kalan isteklilerin numuneleri sözleşme süresi sonuna kadar şahit numune olarak idarede tutulacaktır…” düzenlemesi,

“Kısmi teklif verilmesi” başlıklı 20’nci maddesinde “20.1. Bu ihalede kısmi teklif verilebilir. 20.2. Bu ihaledeki kısım sayısı 172 dir. İhale kısımlarına ilişkin koşullar altta düzenlenmiştir; İsteklilerin teklifleri kısım bazında değerlendirilecektir. Her kısım için ayrı ayrı teklif verilebileceği gibi tamamına da teklif verilebilir.” düzenlemesi,

“Tekliflerin açılması ve değerlendirilmesi” başlıklı 29’uncu maddesinde “29.1. Teklifler, ihale komisyonu tarafından ihale tarih ve saatinde EKAP ta açılır. Yaklaşık maliyet tutarı ile teklif verenler ve teklif fiyatları isteklilerin erişimine açılır. 29.2. Bu aşamada, isteklilerin geçici teminatlarının uygun olup olmadığı ve EKAP üzerinden yapılan sorgulamalara göre; ihale tarihi itibarıyla ihalelere katılmaktan yasaklı olup olmadığı ile kesinleşmiş vergi ya da sosyal güvenlik prim borçlarının bulunup bulunmadığı kontrol edilir. Yabancı isteklilerin; ihale tarihi itibarıyla kesinleşmiş vergi ya da sosyal güvenlik prim borçlarının bulunup bulunmadığına yönelik kontrol Türkiye deki borçları yönünden yapılır, kendi ülkelerinin mevzuat hükümleri uyarınca kesinleşmiş vergi ya da sosyal güvenlik prim borçlarının bulunup bulunmadığına ilişkin kontrol ise sözleşmenin imzalanması aşamasında gerçekleştirilir. İlgisine göre yaklaşık maliyet tutarı, teklif verenler, teklif fiyatları ve açılamayan teklifler ile yapılan diğer işlemlere ilişkin hususlar tutanağa bağlanır ve bu tutanak isteklilere bildirilir. 29.3. Teklifler açıldıktan sonra 29.2 nci madde kapsamında uygun bulunmayan teklifler değerlendirme dışı bırakılır…29.5. 29.3 üncü ve 29.4 üncü maddelere göre uygun olduğu anlaşılan tekliflerden, ekonomik açıdan en avantajlı birinci ve ikinci teklif olması öngörülenlerin değerlendirilmesine geçilir. Aşırı düşük teklif açıklaması istenen ihalelerde, aşırı düşük tekliflerin tamamı değerlendirilir. 29.6. Değerlendirme işlemi, bu Şartname düzenlemeleri çerçevesinde ihaleye katılım belgesine aktarılan bilgi ve belgeler esas alınarak yapılır. İhaleye katılım belgesine aktarılan bilgi ve belgelerden; entegrasyonlar aracılığıyla veya EKAP ya da diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının internet sayfası üzerinden erişilebilenlerin teyit işlemi gerçekleştirilir. İhaleye katılım belgesine aktarılan belgelerden belirtilen yöntemlerle teyit edilemeyenler bu haliyle değerlendirmeye esas alınır ve ihtiyaç duyulması hali hariç bu belgelerin fiziki olarak sunulması istenmez…” düzenlemesi yer almaktadır.

Antijen Testleri Teknik Şartnamesi’nin 19’uncu maddesinde “verilecek olan cihaz art arda 24 farklı test yüklenebilir özellikte olmalıdır.” düzenlemesi, “SARS-Cov-2/İnfluenza A+B Antijen Testi” başlıklı 4’üncü maddesinde “Test, SARS-CoV-2 varyantlarından (Alfa, Beta, Gama, Delta ve Omicron dahil) etkilenmemeli, tüm varyantlar dahil saptanabilir olmalıdır. ” düzenlemesi yer almaktadır.

Başvuruya konu ihalede 52 adet ihale dokümanı indirildiği, 19.12.2025 tarihinde yapılan ihalenin iddia konusu 32’nci kısmına 3 isteklinin katıldığı, 02.03.2026 tarihli ihale komisyonu kararında, ……… Lab. Ürün. İth. İhr. Tic. Ltd. Şti.nin teklifinin Teknik Şartname’nin 2’nci maddesine uygun olmadığı gerekçesiyle değerlendirme dışı bırakıldığı, ihalenin ………. Özel Sağ. Hizm. ve Sağ. Malz. San. ve Tic. Ltd. Şti. üzerinde bırakıldığı, başvuru sahibi istekli ……. Med. Lab. Malz. San. Tic. A. Ş.nin ise ekonomik açıdan en avantajlı ikinci teklif sahibi olarak belirlendiği, İhale üzerinde bırakılan istekli …….Özel Sağ. Hizm. ve Sağ. Malz. San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından sunulan İhaleye Katılım Belgesi incelendiğinde, “Mesleki Ve Teknik Yeterliğe İlişkin Bilgiler” satırının “Katalog ve/veya Fotoğraf ile Teknik Şartnameye Cevaplar ve Açıklamalar” bölümünde “Katalog” ibaresinin yer aldığı ancak söz konusu belge kapsamında herhangi bir katalog vb. belge ya da belgelerin EKAP’a yüklenmediği görülmüştür.

Yukarıda aktarılan mevzuattan, idare tarafından ihale konusu işin niteliğine göre mevzuatta belirtilen bilgi veya belgelerden hangilerinin yeterlik değerlendirmesinde kullanılacağının, ihale dokümanında ve ihale ilânında belirtileceği, ayrıca yeterlik değerlendirmesi için istenen belgelerin ve yeterlik değerlendirilmesinde aranılacak kriterlerin ihale ilanı ve idari şartnamede belirtilmesinin zorunlu olduğu anlaşılmaktadır. İncelemeye konu ihaleye ait İdari Şartname’nin 7’nci maddesinde isteklilerin ihaleye katılabilmeleri için anılan maddede sayılan belgeleri ve yeterlik kriterlerine ilişkin bilgileri eteklifleri kapsamında sunulması gereken bilgi ve belgelere yönelik düzenlemelere yer verildiği, bu çerçevede İdari Şartname’nin 7.3.8’inci maddesinde istekliler teklif ettikleri ürüne/ürünlere ait tıbbi ve/veya teknik özellikleri gösterir “katalog”un teklif kapsamında ihaleye katılım belgesinde beyan edileceğinin yeterlik kriteri olarak düzenlendiği görülmüştür. İdari Şartname’nin yukarıda aktarılan düzenlemelerinden, söz konusu ihalede teklif edilen ve iddia kapsamında ileri sürülen cihazların Teknik Şartname’de öngörülen kriterleri sağlayıp sağlamadığına yönelik değerlendirmenin katalog ve gerek görüldüğü takdirde numune esas alınarak yapılacağı, isteklilerin teklif ettikleri cihazlara ait testlerin ihale dokümanında belirtilen şartlara uygunluğunu teyit etmek amacıyla ayrıntılı teknik bilgilerin yer aldığı katalogları İhaleye Katılım Belgesinde sunacağı anlaşılmıştır.

Yukarıda aktarılan tespit ve değerlendirmeler neticesinde, başvuru konusu ihalenin iddia konusu 32’nci kısmında Teknik Şartname’ye uygunluk değerlendirmesi yapılabilmesi için İdari Şartname’de yeterlik kriteri olarak belirtilen teklif edilen ürüne/ürünlere ait tıbbi ve/veya teknik özellikleri gösterir kataloglara yönelik olarak ihale üzerinde bırakılan isteklinin İhaleye Katılım Belgesinde sadece “Katalog” ibaresinin yer aldığı, ancak söz konusu belge kapsamında herhangi bir katalog vb. belge ya da belgelerin EKAP’a yüklenmediği, dolayısıyla idarece antijen testlerinin anılan Şartname’de düzenlenen teknik özellikleri sağlayıp sağlamadığı tespitinde kullanılmak üzere yeterlik kriteri olarak belirlenen şartlardan birisi olan katalog sunma zorunluluğunu anılan isteklinin karşılamadığı anlaşılmış olup, bu itibarla istekli tarafından söz konusu yeterlik kriteri sağlanmadığından başvuru sahibi isteklinin iddiasının bu yönüyle yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.

Sonuç olarak, yukarıda mevzuata aykırılıkları belirtilen işlemlerin düzeltici işlemle giderilebilecek nitelikte işlemler olduğu tespit edildiğinden, ihalenin 32’nci kısmı üzerinde bırakılan istekli ………… Özel Sağ. Hizm. ve Sağ. Malz. San. ve Tic. Ltd. Şti.nin teklifinin değerlendirme dışı bırakılması ve bu aşamadan sonraki işlemlerin mevzuata uygun olarak yeniden gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

Laboratuvar Sarf Malzemesi Alımı İhalesinde Katalogların Yüklenmemesi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemSimdata Danışmanlık Y.K. Başkanı

Sağlık Bak. SGB E. Bşk./KİK E. Üyesi

Mhatasever@gmail.com

Mehmetatasever.org

https://www.simdata.org/

Önleyici Tedbir, Cezadan Güçlüdür

önleyici Tedbir, Cezadan Güçlüdür Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Önleyici Tedbir, Cezadan Güçlüdür.

Şerafettin YILDIZ

Yazar, Sosyal Güvenlik Denetmeni

Yangın söndükten sonra küllerin arasında suçlu aramak mı daha kıymetlidir, yoksa ilk kıvılcım çakmadan önce o odayı korunaklı hale getirmek mi? İnsanlık tarihi boyunca hukuk sistemleri, toplumsal kurallar ve yönetim biçimleri büyük oranda suçun işlenmesi ve ardından gelen cezalandırma pratiği üzerine kuruldu. Oysa bugün modern dünyanın ve karmaşıklaşan toplumsal yapının bize öğrettiği çok net bir hakikat var: Bir felaketin ya da krizin yaşandıktan sonra suçlusunu bulmak ve en ağır şekilde cezalandırmak, o krizin açtığı derin yaraları hiçbir zaman tam olarak kapatmıyor. Asıl başarı, tehlikenin ayak seslerini önceden duyabilmek ve trajedi kapıyı çalmadan önce o kapıyı kilitleyebilmektir.

Cezalandırma eylemi, doğası gereği “reaktif” yani olaya tepki olarak doğan bir mekanizmadır. Bir suç işlenir, bir kamu düzeni bozulur veya bir güvenlik açığı can yakar; ardından sistem devreye girer ve bedel ödetir. Ancak bu süreçte ıskalanan büyük bir kayıp vardır: Mağdurun yaşadığı travma, kaybedilen canlar, sarsılan güven duygusu ve kurumsal prestij. Ağır cezalar adaleti sağlama hissi verse de geçmişi geri getirmeye yetmez. “Proaktif” yani önleyici yaklaşım ise bilimin, aklın ve sağduyunun ortak rehberliğidir. Sorun henüz olgunlaşmadan, risk analizleriyle tehlikeyi sezmek ve zamanında barikatlar kurmak, toplumu ve bireyi korumanın yegâne yoludur.

Önleyici tedbirlerin gücü sadece fiziksel güvenlik önlemleriyle sınırlı değildir; asıl dönüşüm zihniyette başlar. Eğitim sisteminden iş dünyasına, kamusal alanlardan dijital platformlara kadar risk yönetimi kültürünü yerleştirmek hayati önem taşır. Çevremizdeki mikro değişimleri, kurumsal çatlakları veya toplumsal huzursuzluk sinyallerini doğru okuduğumuzda, aslında potansiyel krizlerin de önüne geçmiş oluruz. Suçu besleyen sosyolojik ve psikolojik bataklığı kurutmak, sivrisinekleri tek tek avlamaktan çok daha kalıcı ve insani bir çözümdür.

Sonuç olarak, güvenli ve huzurlu bir gelecek inşa etmek, suçluları bulmak veya cezaları ağırlaştırmakla mümkün olmuyor. Gerçek güç; tehlikeyi göz göre göre beklemeyen, erken uyarı sinyallerini ciddiyete alan ve proaktif adımlarla geleceği güvence altına alan bir iradedir. Unutmamak gerekir ki adalet sadece suçluyu cezalandırdığında değil, masumu koruyacak kalkanı zamanında kaldırdığında tam anlamıyla yerini bulur. Çünkü günün sonunda, en iyi kriz yönetimi, o krizin hiç çıkmamasını sağlamaktır.

Şerafettin YILDIZ / Yazar, SGK Denetmeni

Instagram: @serafettinyildiz

 

Uzaya Erişimde Tedarikçi Kim Olacak? ROKETSAN IAC 2026’da

Roketsan, Iac 2026

Uzaya Erişimde Tedarikçi Kim Olacak? ROKETSAN IAC 2026’da

Uzay sektörünü izleyen ABD merkezli araştırma şirketi BryceTech’in verilerine göre, 2025’te dünyada 325 yörünge fırlatması yapıldı. Bir önceki yıla göre artış yaklaşık %25 oldu. Roketlerin taşıdığı uzay aracı sayısı ise %54 yükselerek 4.544’e ulaştı. Aynı verilere göre fırlatmaların %87’sini ticari sağlayıcılar gerçekleştirdi. Kamu kurumları da uydularını fırlatmak için bu şirketlerden hizmet satın alıyor.

Dört Sağlayıcı, Sınırlı Seçenek

Fırlatmaya olan talep hızla büyüse de kapasite birkaç sağlayıcının elinde. ABD’li tek bir şirket 2025’te 165 roket fırlatarak toplamın yarısından fazlasını üstlendi. Bu roketlerin çoğu şirketin kendi uydularını taşıdı. Dışarıdan hizmet arayan bir uydu sahibi açısından ise belirleyici olan, kaç sağlayıcıya başvurabildiği. Yıl içinde ondan fazla fırlatma yapan yalnızca dört sağlayıcı vardı ve bunlardan ikisi Çin ile Rusya’nın devlet kuruluşlarıydı. Bu nedenle fırlatma takvimini, gecikme hükümlerini ve başka bir rokete geçiş koşullarını sözleşmeye bağlayabilmek, tedarikçi seçiminin bir parçası.

Avrupa’nın Fırlatma Krizi

Avrupa Birliği’nin küresel konum belirleme sistemi Galileo’nun uyduları, yıllarca Avrupa ve Rus roketleriyle fırlatıldı. Rus roketlerine erişim 2022’de Ukrayna’daki savaşın ardından kesildi. Avrupa’nın kullandığı roket 2023’te emekliye ayrıldı ve halefi gecikti. Kendi roketini geliştiren bir alıcı bile seçenekleri tükendiğinde dışarıdan hizmet almak zorunda kalabiliyor. Avrupa Uzay Ajansı’nın genel direktörünün “fırlatma aracı krizi” olarak tanımladığı bu dönemde, Galileo uyduları 2024’te ilk kez ABD yapımı bir roketle fırlatıldı. Kritik bir hizmette dışa bağımlılığın ne zaman tek bir tedarikçiyle sınırlı kalmaya dönüşebileceğini önceden kestirebilmek, kamu kurumlarında olduğu kadar şirketlerde de satınalma planlamasının görevi. Türkiye’nin uyduları ise bugüne kadar yörüngeye yurt dışındaki sağlayıcılar aracılığıyla ulaştı.

Üretim Yurt İçinde, Fırlatma Yurt Dışında

İlk yerli haberleşme uydusu Türksat 6A için 84 ekipman ülke içinde üretildi ve uydu %81,4 yerlilik oranıyla tamamlandı. Türksat 6A, temmuz 2024’te aynı ABD’li şirketin roketiyle uzaya gönderildi. Üretimdeki bu ilerlemeye karşın fırlatma, tedarik zincirinin dışarıdan satın alınan halkası olarak kaldı. Milli Uzay Programı, 2021’de açıklandığında uzaya erişimin sağlanmasını on hedefinden biri olarak belirlemişti. Bu hedefe yönelik projeler, uzay ajanslarını, şirketleri ve araştırmacıları bu hafta Antalya’da bir araya getiren etkinlikte de konuşuluyor.

Türkiye’nin Uzay Ekosistemindeki Küresel Aktörü ROKETSAN, IAC 2026’da Yerini Aldı

Türkiye’nin uzaya bağımsız erişim vizyonu doğrultusunda çalışmalarını kararlılıkla sürdüren ROKETSAN, uzay alanındaki sistem ve çözümlerini Türkiye’nin ilk defa ev sahipliği yapacağı 77. Uluslararası Uzay Kongresi’nde (IAC 2026) güçlü bir katılımla dünya uzay ekosistemiyle buluşturuyor.

Türkiye’nin uzaya bağımsız erişimini sağlamak için çalışmalarını aralıksız sürdüren ROKETSAN, ana sponsorlarından birisi olarak güçlü bir katılımla 77’nci Uluslararası Uzay Kongresi’nde yerini aldı.

ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci, küresel uzay çalışmalarının ve kurumlarının yer aldığı IAC 2026’nın Türkiye’de düzenlenmesinden büyük memnuniyet duyduklarını belirterek, Türkiye’nin uzaya gönderilecek uydu gibi faydalı yüklerini taşıyacak platformları geliştirmek için ROKETSAN olarak aralıksız çalıştıklarını söyledi.

Uzay teknolojileri ekosisteminin geliştirilmesi konusunda ekosistem ve iş birliği ağı oluşturmak için çalışmalarını sürdürdüklerini aktaran İkinci, “Türkiye gelecek dönemde uzay konusunda küresel bir aktör olarak dünyadaki iş birliklerini büyütecek. Biz de ROKETSAN olarak üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmek için var gücümüzle çalışıyoruz. ŞİMŞEK-1 ve ŞİMŞEK-2 platformlarımız ülkemizden uzaya ulaşabilecek bir sistemi hayata geçirebileceğimiz ana sistemler olarak Türkiye’nin uzaydaki yolunu açacak. ŞİMŞEK platformlarımız bizi uzaya uydu taşıyabilen, aynı zamanda dost ve kardeş ülkelere bu konuda destek verebilen bir ülke statüsüne yerleştirecek.” şeklinde konuştu.

İkinci, ROKETSAN’ın Türkiye’nin uzayla ilgili çalışan en büyük mühendislik ekibine sahip olduğunu, teknik altyapı olarak da Türkiye’nin bu konudaki en yetkin kurumlarından bir tanesi durumunda bulunduklarını sözlerine ekledi.

ROKETSAN Uzay Çalışmalarında Güçlü İş Birlikleri Yürütüyor

Uzay alanındaki teknolojilerin geliştirilmesi konusunda geniş bir ekosistem ve iş birliği ağı oluşturma çalışmaları yürüten ROKETSAN, uzay teknolojileri alanında nitelikli insan kaynağı çalışmalarına da 2020 yılında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açılışı gerçekleştirilen mükemmeliyet merkezi ile katkı sağlıyor.

ROKETSAN ayrıca, uzay çalışmaları alanında kamu kurumları, üniversiteler ve savunma sanayisindeki iş ortakları dahil olmak üzere geniş bir yelpazede iş birliği çalışmaları yürütüyor.

Alt teknolojiler de dahil olmak üzere birçok alandaki Ar-Ge faaliyetlerinde savunma endüstrisi ve üniversiteler ile yoğun koordinasyon içerisinde çalışmalar sürdürülüyor.

İşçinin İşyeri Kıyafetlerini Giymemesi Haklı Fesih Nedeni midir?

İşçinin İşyeri Kıyafetlerini Giymemesi Haklı Fesih Nedeni Midir Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

İşçinin İşyeri Kıyafetlerini Giymemesi Haklı Fesih Nedeni midir?

Lütfi İNCİROĞLU

Uygulamada işverenler yönetim hakkı kapsamında işyerinde düzeni sağlamak amacıyla -iş sağlığı ve güvenli kapsamında giyilmesi zorunlu olan kişisel koruyucu kıyafetlerin dışında- tek tip kıyafetlerin giyilmesini zorunlu tutmakta ve bu konuda ya kıyafet prosedürü yayınlamakta ya da işyeri iç yönetmeliklerine yahut disiplin yönetmeliklerine kılık kıyafet kurallarına dair hükümler yerleştirilebilmektedir. Bu uygulama genel olarak işyerinin prestiji ve düzeni ile işyerinin temsil ettiği markanın korunması adına yapılmaktadırlar.

İşçinin, işyerindeki disiplin kurallarına ve işverenin talimatlarına uyma borcu bulunmaktadır. İşveren, yönetim hakkına dayanarak iş görme ediminin, nerede, nasıl ve ne zaman yapılacağını düzenleme hakkına sahiptir. Bu kapsamda işçilerin işverence verilen görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesinin de belirli sonuçları olacaktır.

4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesinin (II) numaralı bendinin (h) alt bendinde, işçinin hatırlatıldığı halde görevlerini yapmamakta ısrar etmesi durumunda işverenin haklı fesih imkânının bulunduğu hükme bağlanmıştır.

Yargıtay’ın konuyla ilgili kararına göre, “iş görme edimi, işçi tarafından işverenin verdiği talimatlara uygun ola­rak yerine getirilmelidir. Bu noktada işverenin hatırlatmasının ardında sadece bir kez görevi yapmama yeterli sayılmamalıdır. İşçinin görevi yapmama ey­lemi hatırlatmanın ardından da devamlılık arz etmelidir. İşyeri tutanakları ve taraf tanıklarının beyanları birlikte gözetildiğinde, işverence giyilmesi zorunlu tutulan işyeri kıyafetlerini giymeme konusunda davacının ısrar ettiği sabittir. İşveren açısından da bu durumun iş düzenini bozucu etkisi bulunduğu kuşkusuzdur. Davacının giymek zorunda olduğu işyeri kıyafetlerini hatırlatıldığı halde giymemekte ısrar ettiği, bir başka anlatımla davacının iş görme edimi işverenin verdiği talimatlara uygun olarak devamlılık arz edecek şekilde yerine getirmemekte ısrar ettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda işveren tarafından yapılan feshin haklı olduğu kabul edilerek davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddi gerekmektedir”[1].

Ancak hemen ifade etmemiz gerekirse, devamlılık gösteren görevi yapmama haklı neden kabul edilmeli, diğer taraftan devamlılık göstermeyen görevi yapmama eylemi, işyerinde olumsuzluklara yol açıyor ise, iş sözleşmesinin feshi geçerli neden sayılmalıdır. Nitekim Yargıtay, işçinin iş kıyafetini giymemesini ve bu konudaki hatırlatmalara rağmen giymemekte ısrar etmesini, görevini yerine getirmemek olarak değil, işyerinde olumsuzluklara yol açan davranış olarak değerlendirilmiştir. Bu nedenle işçinin işyeri uygulaması haline gelen kıyafeti giyme zorunluluğuna uymamasının, haklı fesih ağırlığında olmayacağını ancak kıdem tazminatı ödenerek işten çıkarılmasına imkân veren geçerli neden teşkil edeceğini hükme bağlamıştır[2].

Dolayısıyla burada işverence verilen işyeri kıyafetlerinin giyilmemesi eyleminin devamlılık arz edip etmediği önem taşımaktadır. Başka bir deyişle işverenin birden fazla yazılı uyarılara rağmen işçinin ısrarla verilen kıyafetleri giymemekte ısrar etmesi haklı fesih nedeni ağırlığında kabul edilmeli, devamlılık göstermeyen görevi yapmama, işyerinde olumsuzluklara yol açmış ise, o zaman iş sözleşmesinin feshi geçerli neden sayılmalıdır.

Bu konuda işverenlerce işçinin kılık kıyafet kurallarına aykırı davranışları nedeniyle haklı fesih yapabilmeleri için öncelikle işçinin savunması alınmalı, gerekli görülmesi durumunda uyarı verilmeli ve uyarı verilen bu davranışının tekrar etmesi durumunda, iş sözleşmesinin haklı nedenle feshi düşünülmelidir. Aksi halde tek bir aykırı davranış üzerine iş sözleşmesinin feshedilmesi feshe yeterli ve geçerli bir sebep oluşturmayacaktır.

Ayrıca, sosyal bir ortam olan işyerlerindeki, iş sağlığı ve güvenliğinin zorunlu gerekleri dışında, işyerindeki kılık kıyafeti, çalışanların görünüş şekillerini, giyim kuşamlarını düzenleyici nitelikte kurallar koyma ve bu kuralları denetleme yetkisinin, işverenin “yönetim hakkı” kapsamında olduğu Yargıtay tarafından kabul edilmektedir. Ancak; işverenin bu yetkisini kullanırken, çalışanların motivasyonunu, iş verimliliğini olumsuz etkilemeyecek şekilde samimi davranma ve çalışanların kişilik haklarına, dini ve vicdani kanaatlerine tecavüz etmeme ve keyfi davranış ve uygulamaları dayatmama yükümlülüğü altında olduğu unutulmamalıdır[3].

İşçinin İşyeri Kıyafetlerini Giymemesi Haklı Fesih Nedeni Midir Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Sonuç olarak, işçinin iş görme edimini yerine getirmesi için iş güvenliği ve işyeri ku­ralları gereği verilen malzemeleri ısrarla hatırlatıldığı halde kullanmaması veya işyeri kıyafetlerini giymemesi de görevleri hatırlatıldığı halde ısrarla yapmama olarak değerlendirilmelidir. Bu gerekçe ile işveren İş Kanunu m.25/II-h bendi uyarınca haklı nedenle fesih yapabilir. Ancak, işçinin görevi yapmama ey­lemi hatırlatmanın ardından devamlılık arz etmelidir. Devamlılık gösteren görevi yapmama haklı neden kabul edilmeli, devamlılık göstermeyen görevi yapmama, işyerinde olumsuzluklara yol açmış ise, iş sözleşmesinin feshi geçerli neden sayılmalıdır.

Lütfi İNCİROĞLU

[1] Y9.HD.19.06.2017 T., E.2017/5462, K.2017/10822 Legalbank

[2] Y9.HD. E.2016/5475, K.2017/2968 Legalbank

[3] Y7HD E. 2013/19270. K.2013/22249 Legalbank

www.incirogludanimanlik.com sayfasında yayımlanan blog yazıları, hakemli makale formatında olmayıp bilgi verme amaçlıdır. Kesinlikle hukuki mütalaa ya da tavsiye niteliğinde değildir.

 

Fiziksel Yapay Zeka Sanayiye Hangi Koşulda Kazanç Getirir?

Tedarik Zinciri Dijital Dönüşüm Danışmanlığı Haber Fiziksel Yapay Zeka Sanayiye Hangi Koşulda Kazanç Getirir

Fiziksel Yapay Zeka Sanayiye Hangi Koşulda Kazanç Getirir?

Uluslararası Robotik Federasyonu’nun (International Federation of Robotics – IFR) 24 Eylül’de yayımladığı World Robotics 2026 raporuna göre, fabrikalarda çalışan endüstriyel robot sayısı, yani küresel robot stoku 2025’te %9 artarak 5 milyona ulaştı. Robot üreticilerini ve ulusal robotik birliklerini bir araya getiren federasyon, aynı yıl yeni kurulumların %11 artışla ilk kez 600 bini aştığını ve bu sayının 2029’da 806 bine çıkacağını bildiriyor. Anadolu Ajansı’nın (AA) rapordan derlediği verilere göre Türkiye’deki robot stoku da %7 artışla 30.990’a çıkarak rekor kırdı. Türkiye bu stokla dünyada 15’inci sıraya yükseldi. Yeni robot kurulumları ise %9 düşerek 3.194’e geriledi.

Stoktaki rekor, robotların sanayiye ne kattığını tek başına anlatmıyor. Bundan sonraki etkiyi büyük ölçüde robotların sahadan topladıkları veriyle karar verip harekete geçebilmesi belirleyecek. Bu kabiliyete bugün fiziksel yapay zeka deniyor. Türkiye bu alanı, 18 Ağustos’ta Resmi Gazete’de yayımlanan 2026/9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi’yle yürürlüğe giren Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı’nda (2026-2030) ayrı bir eylem olarak ele aldı. Planın 12’nci eylemi, fiziksel yapay zeka ve robotik alanında yerli üretim kapasitesini ve küresel rekabet gücünü artırmayı hedefliyor. Fabrikası ve deposu olan işletmeler için soru, fiziksel yapay zekadan beklenen kazancın ne zaman ve hangi koşulda geleceği.

Programlanan Robottan Öğrenen Makineye

IFR’nin istatistiklerine giren endüstriyel robot, üç ya da daha fazla eksende programlanabilen, otomatik kontrollü bir kol. Bu kollar fabrikalarda kaynak yapıyor, parça taşıyor ya da boya püskürtüyor ve kendilerine programlanan hareketi aynı hassasiyetle binlerce kez tekrarlıyor.

IFR, yazılım botlarını ve yapay zeka uygulamalarını robot sayımına dahil etmiyor. Eylem Planı’ndaki fiziksel yapay zeka tanımı ise hareketin yanına algılamayı ve kararı ekliyor. Plana göre fiziksel yapay zeka, yapay zekanın robotlar, otonom sistemler, akıllı makineler, sensörlü saha sistemleri ve uç hesaplama (edge computing) donanımları aracılığıyla fiziksel dünyada algılama, karar verme ve eylem üretme kapasitesi kazanması anlamına geliyor. Tanımdaki uç hesaplama donanımları, veriyi uzaktaki bir merkeze göndermeden makinenin yanında işleyen cihazlar.

Algılama, karar ve eylem birbirine bağlandığında ortaya bir döngü çıkıyor. Makinelerden, robotlardan, sensörlerden, çalışanların hareketinden ve malzeme akışından sürekli veri toplanıyor. Bu veri, üretim hattının sanal kopyası olan dijital ikizde, çok sayıda örnekle eğitilmiş genel amaçlı yapay zeka modellerinde ve fizik kurallarını taklit eden simülasyon yazılımlarında işleniyor. Döngü kapanmadığı sürece en gelişmiş robot da kendisine programlanan işi tekrarlayan bir makine olarak kalıyor. Döngü, işlenen veri bir karara, karar da sahada bir eyleme dönüştüğünde ve her eylem yeni veri ürettiğinde kapanıyor. Böyle bir düzende robot kolu, parçanın konumu kaydığında tutuşunu ayarlayabiliyor, hattaki bir makine de aksaklığı arızaya dönüşmeden haber verebiliyor.

Üretim Hattından Depoya Uzanan İlk Uygulamalar

Eylem Planı, fiziksel yapay zeka programının öncelikli alanları arasında üretim hatlarında kalite kontrolü ve arızayı önceden tahmin etmeye dayanan kestirimci bakımı sayıyor. Kalite kontrolde, hat üzerindeki kameralar ürünü tarıyor, sistem de kusurlu parçayı hattı durdurmadan ayırabiliyor. Kestirimci bakımda ise makinenin titreşim, ısı ve ses verisi izleniyor, arıza belirtisi duruş yaşanmadan bakım ekibine iletiliyor. Fiziksel yapay zekanın ilk kazancı, tekrarlanan ve sonucu ölçülebilen bu işlerde ortaya çıkacak. Aynı hatlarda yer alan iş birlikçi robotlar (collaborative robot – cobot, kobot), dokunma ve güvenlik sensörleri sayesinde insanla yan yana çalışabiliyor. Görme-dil-eylem modelleri ise bir nesneyi görüp sözlü bir komutu robot kolunun hareketine çevirebiliyor.

Depoda ve fabrika içi taşımada raf, palet ve koli götüren otonom mobil robotlar (Autonomous Mobile Robot, AMR), zemine çizilmiş sabit bir hattı izlemek yerine kamera ve lazer tarayıcılarla çevrelerini algılıyor ve rotalarını kendileri belirliyor. Sensörlerle donatılmış akıllı alanlar da depodaki insan ve araç hareketini anlık izleyerek trafiği düzenliyor ve tehlikeyi önceden fark ediyor.

Dünya modelleri adı verilen yapay zeka sistemleri ise bir hareketin sonucunu fizik kurallarına göre önceden tahmin ediyor. Böylece makine olası bir çarpışmayı gerçekleşmeden hesaba katabiliyor. Gündemde sık yer alan insansı robotların sahadaki payı ise henüz küçük. IFR’nin ilk kez ayrı bir kategori olarak izlediği bu robotlardan, 2025’te dünyada sanayi ve profesyonel kullanım için yaklaşık 7.000 adet satıldı. Federasyona göre insansı robotların çoğu hala prototip ya da pilot aşamasında ve fabrika işlerinde geleneksel endüstriyel robotlar ve robot kollar, daha ekonomik kalıyor.

Fiziksel Yapay Zekanın İşlem Gücü Fabrikada mı, Veri Merkezinde mi?

Fiziksel yapay zekada işlem gücü iki ayrı yerde kullanılıyor, makinenin anlık kararları fabrikada, yapay zeka modellerinin eğitimi ise veri merkezinde hesaplanıyor. Üretim hattında kusurlu bir parça fark edildiğinde, robotun bir saniyeden daha kısa birsürede durması gerekiyor ve bu karar fabrikanın içinde veriliyor. Depoda önüne çıkan bir çalışanı algılayıp duran bir AMR için de durum aynı. Uç hesaplama, işlem gücünü verinin üretildiği makineye, araca ya da cihaza yaklaştırarak bu hızı mümkün kılıyor. Böylece gecikme kısalıyor, fabrikanın uzaktaki veri merkezine bağımlılığı azalıyor ve üretim bağlantı sorunlarından daha az etkileniyor. Bakanlık tarafından yayımlanan Eylem Planı da uç hesaplama donanımı ekosisteminin destekleneceğini ve bu donanımlar için doğrulama laboratuvarları kurulacağını öngörüyor.

Yapay zeka modellerinin eğitilmesi ve simülasyonların çalıştırılması ise büyük veri merkezlerinde yapılıyor. Paris merkezli Uluslararası Enerji Ajansı (International Energy Agency, IEA), veri merkezlerinin 2024’te dünya elektrik tüketiminin yaklaşık %1,5’ini kullandığını ve bu payın 2030’da %3’e yaklaşacağını hesaplıyor. Ajansa göre modern bir veri merkezinde elektriğin ortalama %60’ını işlem yapan sunucular tüketiyor.

Varlık yönetim şirketi BlackRock’ın araştırma birimi BlackRock Yatırım Enstitüsü, şirketlerin 2025-2030 dönemi için açıkladığı yapay zeka bağlantılı sermaye harcaması niyetlerinin, 5 ila 8 trilyon dolar aralığında olduğunu aktarıyor. Enstitü, harcamanın en başta yapıldığını, gelirin ise ancak sonradan geldiğini vurguluyor. Türkiye tarafında Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Eylem Planı’nın hedefleri arasında 2030’a kadar 1 gigavatlık veri merkezi kurulu gücüne ulaşılmasını, eylem planlarından birisi olarak sayıyor.

Türk İmalatında Geniş Taban, Düşük Robot Yoğunluğu

İmalatın yapısı, fiziksel yapay zekanın Türkiye’de önce hangi sektörlerde yaygınlaşacağına dair ipucu veriyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) geçici sonuçlarına göre, imalat sanayisinin üretim değeri 2025’te 27 trilyon 886 milyar TL’ye ulaştı. TÜİK’in 2025 yıllık sanayi ürün istatistiklerine göre üretimden yapılan satışların:

  • %15,5’ini gıda,
  • %10,2’sini ana metal,
  • %9,7’sini motorlu kara taşıtları oluşturuyor.

İmalatta satış değerinin %67,5’i düşük ve orta-düşük teknoloji ürünlerinden geliyor, yüksek teknoloji ürünlerinin payı ise %3,6. Eylem Planı rekabet avantajını savunma sanayisi, otomotiv ve makine imalatında kazanılan yerli üretim kapasitesinde, saha mühendisliği birikiminde ve otonom sistem deneyiminde görüyor. Otomotiv hem planın bu listesinde hem de satışların üst sıralarında yer alıyor, en büyük paylara sahip gıda ve ana metal ise listede geçmiyor.

AA’nın IFR raporundan aktardığı verilere göre, Türkiye’de 2020-2025 döneminde robot stoku yılda ortalama %13, yeni kurulumlar ise %10 büyüdü ve 2025’teki %9’luk düşüş bu eğilimin dışında kaldı. 2025’te kurulan robotların %59’u taşıma ve yerleştirme, %16’sı kaynak işlerinde kullanıldı, metal sanayisi de 990 kurulum ve %31 payla otomotivin önüne geçti. İmalatta her 10 bin çalışana düşen robot sayısını ifade eden robot yoğunluğu ise 52 oldu. Türkiye’nin robot stoku rekor kırıyor, fakat geniş bir imalat tabanına yayıldığında çalışan başına düşen robot sayısı sınırlı kalıyor. Taşıma, yerleştirme ve kaynak işlerinin ağırlığı, fiziksel yapay zekanın Türkiye’de ilk olarak mevcut robotların çalıştığı bu işlere algılama ve karar kabiliyeti ekleyerek yayılabileceğine işaret ediyor.

Verimlilik Kazancı Ne Zaman, Hangi Koşulda Geliyor?

Fiziksel yapay zeka sahaya yeni çıktığı için verimliliğe etkisini uzun bir dönem boyunca izleyen bir araştırma henüz yok. Verimlilik etkisine dair bugün verilebilecek en yakın cevap, endüstriyel robotlar üzerine yapılan araştırmalarda bulunuyor. Bu araştırmaların kapsadığı yıllarda robotlar önceden programlanmış hareketlerle çalışıyordu, nesneyi görüp komutu harekete çeviren modeller ise sahada yoktu. Robot kolu, sensörler ve hareket kabiliyeti fiziksel yapay zekanın donanım katmanını oluşturuyor, yazılım ve veri bu katmanın üzerine ekleniyor. Robot verisine dayanan bulgular bu yüzden döngü kapanmadan önce donanım katmanının tek başına ne kazandırdığını ölçüyor. Döngünün ekleyeceği kazanç ise henüz ayrı olarak ölçülmüş değil.

Bu kapsamdaki verimliliğin ölçülmesine dair bir akademik çalışmaya bakmak, bize daha iyi bir fikir verebilir. Viyana’daki Sanayi Araştırmaları Enstitüsü’nden Andreas Eder, Wolfgang Koller ve Bernhard Mahlberg’in 2024’te Journal of Productivity Analysis’te yayımlanan çalışması, 19’u gelişmiş, 16’sı gelişmekte olan 35 ülkede 1999-2019 dönemini inceliyor.

Yazarlar robotları ayrı bir üretim girdisi olarak ele alıyor ve etkilerini teknolojik ilerlemeden, eğitim düzeyinden ve geleneksel sermayeden ayırarak ölçüyor. Geleneksel sermaye burada robot dışındaki makine, bina ve teçhizatı kapsıyor. Verimlilik, ekonominin genelinde çalışılan saat başına üretim üzerinden hesaplanıyor ve robotların buna katkısı örneklemdeki ülkelerin tamamında pozitif çıkıyor. Ortalamada verimlilik artışının yaklaşık %18’i robot kullanımındaki artıştan geliyor ve gelişmekte olan ülkelerde bu katkı gelişmiş ülkelerin iki katından fazla. Öte yandan robotların katkısı, geleneksel sermayenin gerisinde kalıyor ve verimliliğin genel seviyesini yükseltmedeki payı sınırlı.

Türkiye, çalışılan saat başına düşen robot sayısını 1999-2019 döneminde en hızlı artıran beşinci ülke oldu, fakat 2019’da bu ölçütte 35 ülke arasında hala 29’uncu sıradaydı. Aynı dönemde Türkiye’de ekonominin genelinde çalışılan saat başına üretim %126,3 arttı. Bu artışta robotlar, geleneksel sermayenin ardından ikinci büyük katkıyı sağladı. Katkının büyüklüğü, robot stokunun hesaplanma yöntemine göre %13,5 ile %27,7 arasında değişiyor. Kullanım seviyesi düşük kalsa da hızla artan robot sayısı, Türkiye’de verimliliğe anlamlı bir katkı yapmış görünüyor.

Robot yatırımının getirisi, ülkenin hangi sektörlerde güçlü olduğuna bağlı. Yazarlar robot kullanımının otomotiv, elektrik-elektronik, metal ve makine sanayisinde yoğunlaştığını hatırlatıyor ve imalatı yeterince büyük, sektör yapısı uygun ülkeler için robotlaşmanın gelişmiş ülkelerle arayı kapatma imkanı yarattığını belirtiyor. Metal ve otomotivin hem satışlarda hem de yeni robot kurulumunda üst sıralarda yer alması, Türkiye’nin bu koşulun önemli bir kısmını karşıladığını düşündürüyor.

Zaman açısından ise 2008 küresel finans krizinin ardından gelen, 2009-2019 döneminde ortalama verimlilik artışı yarıya inerken, robotların katkısı ağırlık kazandı ve örneklemin genelinde geleneksel sermayeden sonraki en büyük kaynak haline geldi. Çalışma, robotların programlanmasının ve bakımının hala insan emeği gerektirdiğini de not ediyor. Kazancın hangi hızla geleceğini makinenin kendisi kadar onu kuracak, programlayacak ve bakımını yapacak çalışanlar da belirliyor.

Fiziksel Yapay Zeka Siparişinin Görünmeyen Kalemleri

Bir fiziksel yapay zeka sistemi sipariş eden işletme, tek bir makine edindiğini düşünse bile, aslında birden fazla kalemi birlikte satın alıyor. Robot kolunun ya da mobil robotun yanında:

  • Sensörler,
  • Uç hesaplama donanımı,
  • Yazılım lisansları,
  • Makinenin kararlarını üreten yapay zeka modeli,
  • Verinin kullanım hakları,
  • Mevcut üretim hattıyla entegrasyon ve düzenli güncellemeler

bu alımın parçası. Bu kalemlerin bir kısmı kurulumda, bir kısmı ise yıllar boyunca ödeniyor ve birim fiyat ile toplam sahip olma maliyeti arasındaki fark buradan doğuyor. Sistemin karar mantığı tek bir yazılım ve model tedarikçisine bağlı olduğunda, sonraki her güncelleme ve her yeni uygulama o tedarikçinin koşullarına göre şekilleniyor ve bu durum bir bağımlılık riski doğuruyor. Verinin kime ait olacağı, modelin başka bir tedarikçiye taşınıp taşınamayacağı ve güncellemelerin nasıl fiyatlanacağı bu yüzden sipariş aşamasında sözleşmede cevaplanması gereken sorular arasında yer alıyor. Sistemin ne oranda çalışır durumda kalacağı, arızaya ne kadar sürede müdahale edileceği ve modelin performansının hangi seviyenin altına düşmeyeceği ise hizmet düzeyi anlaşmasında (Service Level Agreement – SLA) ölçülebilir hedeflere bağlanması gereken konular.

Eylem Planı, prototip geliştirmek amacıyla ithal edilen fiziksel yapay zeka ve robotik bileşenleri için teşvik ve istisna mekanizmaları geliştirilmesini öngörüyor. Plan ayrıca akıllı fabrika test hatlarının ve üniversite-sanayi ortak robotik merkezlerinin kurulmasını hedefliyor. Bu yapılar, işletmelerin bir sistemi büyük bir siparişten önce gerçek koşullarda denemesine zemin hazırlayabilecek. Teşvik ve deneme imkanı maliyeti ve riski azaltacak, sistemin sahada değer üretmesi ise başka bir koşula bağlı. Hangi verinin toplanacağını tanımlayan, entegrasyonu yöneten ve çıktıyı yorumlayan bir ekip olmadığında fiziksel yapay zeka, robot stokuna eklenen bir kalemden öteye geçmiyor.

2030’a Kadar Döngüyü Kapatmak

Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı’nın, 12.Eylemi için belirlenen takvime göre 2027 sonuna kadar:

  • En az üç öncelikli alanda fiziksel yapay zeka pilot projeleri başlatılacak,
  • En az iki üniversite-sanayi ortak robotik merkezi faaliyete geçecek,
  • En az üç test sahası kurulacak.
  • Savunma sanayisinde geliştirilen teknolojileri sivil sanayiye aktaracak en az üç teknoloji transferi projesi de hayata geçirilecek.

Tedarik Zinciri Dijital Dönüşüm Danışmanlığı Haber Fiziksel Yapay Zeka Sanayiye Hangi Koşulda Kazanç Getirir

 

2030’a kadar ise bu alanda en az beş ihracat veya ortak geliştirme anlaşmasının imzalanması hedefleniyor. Eylemin ana sorumlusu Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı. Bakanlık bu süreci Savunma Sanayii Başkanlığı, Ticaret Bakanlığı, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ve Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ile birlikte yürütecek.

Transfer hedefinin arkasında, savunma sanayisinde kazanılan robotik ve otonom sistem yetkinliklerini sivil üretime taşınması amacı bulunuyor. Bu amaçla, hem askeri hem de sivil alanda kullanılabilen teknolojilere yönelik teşvikler, sektörler arası farkındalık çalışmaları ve sivil-savunma ortak hızlandırma programları devreye alınacak.

Plan bu aktarımın ihracat kontrolü, veri güvenliği ve insan gözetimi ilkelerine uygun yürütülmesini şart koşuyor. Hedefler gerçekleştiğinde fabrikaların otonom sistem ve robotik alımlarında yerli tedarikçi seçenekleri de genişleyebilecek Son beş yılın eğilimi sürerse, Türkiye’nin robot stoku 2030’a kadar büyümeye devam edecek. Sanayiye etkiyi ise kurulan robot sayısından ziyade, bu robotların ne kadarının veriyle karar verip harekete geçebildiği belirleyecek.


İŞ PROBLEMLERİNE ODAKLI EĞİTİMLER, ÖLÇÜLEBİLİR SONUÇLAR

EĞİTİM ve DANIŞMANLIK:

Kurumunuzun satınalma ve dijital tedarik zinciri fonksiyonunu sağlam, risklere karşı dayanıklı, izlenebilir ve denetlenebilir bir kontrol yapısına kavuşturmak için eğitim ve danışmanlık hizmetlerimizle destek veriyoruz.

Eğitim teklifi almak için egitim@satinalmadergisi.com

Fabrikanızda Bire Bir (1-1) Yönetici ve Grup Eğitimleri

Tedarik Zinciri Satın Alma Sürdürülebilirlik Eğitimi Satın Alma Tedarik Zinciri Eğitimi

Şirket eğitimlerini standart kalıplarla değil, ihtiyaçlarınıza özel tasarlıyoruz. Her program, işletmenizin gerçek problemlerine çözüm üretmek ve ölçülebilir sonuçlar yaratmak için hazırlanır. Sizlerden gelen geri bildirimlerle eğitimlerimizi özgünleştiriyor, böylece her adımda somut değer katıyoruz.

Mottomuz: “Her eğitim, bir iş probleminin çözümü için tasarlanır.”

Güvenilir, verimli ve profesyonel eğitim hizmetleriyle yanınızdayız. Dolu dolu, güler yüzlü eğitimler dilerim.

Prof. Dr. Murat Erdal 

Tedarik Zinciri Yönetimi Perspektifinden Sürdürülebilirlik ve Türkiye

Tedarik Zinciri Yonetimi Perspektifinden Surdurulebilirlik Ve Turkiye
Tedarik Zinciri Yönetimi Perspektifinden Sürdürülebilirlik ve Türkiye

Tedarik Zinciri Yönetimi Perspektifinden Sürdürülebilirlik ve Türkiye

Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları:
35 Göstergeyle Küresel Karşılaştırmalar ve Türkiye Verileri

PDF – 61 Sayfa Klasörü indirebilirsiniz. 

Değerli Yöneticiler,

2026 Sürdürülebilir Kalkınma Raporu, ülkelerin çevresel, sosyal ve ekonomik gelişimini birlikte değerlendirmek için kapsamlı bir çerçeve sunuyor.
Tedarik Zinciri Gündemi kapsamında hazırladığım bu çalışmada, Türkiye’nin konumunu seçilmiş ülke karşılaştırmaları üzerinden ele alıyorum.

Tedarik Zinciri Yonetimi Perspektifinden Surdurulebilirlik Ve Turkiye
Tedarik Zinciri Yönetimi Perspektifinden Sürdürülebilirlik ve Türkiye

17 Sürdürülebilir Kalkınma Amacı ve 123 göstergeden oluşan rapor çerçevesinde Türkiye, endekste sıralanan 169 ülke arasında 77. sırada yer alıyor.
Bu yayında, sürdürülebilirliğin farklı boyutlarını yansıtan 35 göstergeye odaklandım. Türkiye’yi Avrupa’dan, yakın coğrafyamızdan ve dünyanın farklı bölgelerinden ülkelerle karşılaştırarak güçlü yönlerimizi ve gelişim alanlarımızı görünür kılmayı amaçladım.

Sorumlu satınalma ve iş etiği, şirketlerin faaliyet gösterdikleri ve tedarik ilişkileri kurdukları ülkelerin çevresel, sosyal ve kurumsal koşullarını anlamayı gerektiriyor. Bu çerçevede su kaynakları üzerindeki baskı, enerji kullanımı, lojistik altyapı, karbon emisyonları ve atık yönetimi, tedarik zinciri kararlarının önemli değerlendirme alanları arasında yer alıyor. Modern kölelik, eşitsizlik ve yolsuzluk göstergeleri ise tedarikçi ilişkilerini insan hakları, çalışma koşulları ve etik sorumluluklar açısından değerlendirmek için bir referans oluşturuyor.

Bu çalışmanın amacı, Türkiye’nin sürdürülebilirlik görünümünü ülke karşılaştırmalarıyla ortaya koymak ve seçilmiş göstergeleri
sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimi, sorumlu satınalma ve iş etiği açısından değerlendirmektir.

Yayının yöneticiler, sürdürülebilirlik ekipleri ve satınalma ile tedarik zinciri profesyonelleri için eğitimlerde, kurum içi değerlendirmelerde ve gelişim önceliklerinin belirlenmesinde yararlı bir başvuru kaynağı olmasını diliyorum. Ülke karşılaştırmalarında 2026 raporunda sunulan veriler esas alınmıştır. Göstergelerin veri yılları ülkelere ve kaynaklara göre farklılaşabilmektedir.

Çalışmaya ilişkin görüşlerinizi paylaşmak, gelecek yayınlarımızdan haberdar olmak veya eğitim ve iş birliği taleplerinizi iletmek için merdal@istanbul.edu.tr adresinden benimle iletişime geçebilirsiniz.  Saygılarımla,

Prof. Dr. Murat ERDAL

PDF – 61 Sayfa Klasörü indirebilirsiniz. 

Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi Eğitimi Esg
Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi Eğitimi

Eğitim Bilgisi: https://www.muraterdal.com/surdurulebilir-tedarik-zinciri-yonetimi-egitimi

Anahtar Sözcükler:
Sürdürülebilirlik, satın alma, çevre, sustainability, supply, procurement, tedarik zinciri, tedarik, ISO 20400, ISO 45001, Standart, Sürdürülebilir Tedarik Rehberi, Sustainable Procurement, Purchasing, Murat Erdal, satınalma, yeşil, tedarik zinciri yönetimi, ISO 26000, ISO 14064, danışmanlık, proje, eğitim, etik, sürdürülebilir satınalma, sustainable procurement, Eğitim, sürdürülebilirlik verisi, Rehber, iklim, gelişim planı, Kapsam 3, Karbon Ayak İzi, Su Ayak İzi, derecelendirme, TSRS, TSRS 1, TSRS2, Karbon Saydamlık Projesi, EPA, EPD, CDP, Raporlama Standartları, Mevzuat, Emisyon Ticaret Sistemi, Türkiye, SKA, Sorumlu satın alma

Navlunda Karbon Kalemi Büyüyor, LOGISTECH 7 Ekim’de Açılıyor

Logistech 7 Ekim Afiş

Navlunda Karbon Kalemi Büyüyor, LOGISTECH 7 Ekim’de Açılıyor

Avrupa Birliği’nin (AB) Emisyon Ticaret Sistemi (ETS), deniz taşımacılığında 2026 itibarıyla tam kapsama ulaştı. Taşıyıcılar 2024’te saldıkları karbondioksitin %40’ı, 2025’tekinin %70’i için emisyon izni teslim etmekle yükümlüydü, bu oran 2026’dan itibaren %100’e çıktı. Sistem, iki AB limanı arasındaki seferlerde emisyonların tamamını, Türkiye gibi AB dışındaki ülkelerle yapılan seferlerde ise yarısını kapsıyor. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre 2025’te ihracatın %56,3’ü, yaklaşık 153,8 milyar dolarlık bölümü deniz yoluyla yapıldı. ETS’nin yanında geçen yıl yürürlüğe giren FuelEU Maritime düzenlemesi, gemi yakıtlarının sera gazı yoğunluğunu 2020 düzeyine göre %2 azaltmayı şart koşuyor. Bu hedef 2030’da %6’ya, 2050’de %80’e yükselecek.

Tam Kapsam Ek Ücretleri Yukarı Çekti

Taşıyıcılar ETS giderini, izin fiyatına göre belirlenen bir emisyon ek ücretiyle müşteriye yansıtıyor. Teslim yükümlülüğünün %100’e çıkmasıyla birlikte birçok büyük konteyner taşıyıcısı, 2026’nın ilk çeyreği için ek ücretlerde %40-50 dolayında artış duyurdu. Karbon maliyeti, genellikle her çeyrek yeniden hesaplanan ayrı bir kalem olarak lojistik bütçesine girdi. Bazı taşıyıcılar FuelEU’ya uyumun bedelini de aynı ücrete ekliyor. Türkiye-AB hattında ro-ro taşımacılığı yapan işletmeciler arasında da bu ücreti 2024’ten beri ayrıca tahsil edenler var. Faturadaki emisyon satırının hangi hesaba dayandığını okuyabilmek, lojistik maliyet analizinin yeni bir parçası oldu.

Aynı Sefer İçin Farklı Ek Ücret

Emisyon ek ücreti yasal bir yükümlülükten doğsa da tutarı taşıyıcının kararına bağlı olduğu için pazarlığa açık. ETS yürürlüğe girmeden önce aynı Asya-Avrupa seferi için duyurulan ek ücretler, yirmi fitlik konteyner başına 12 ile 70 avro arasında değişiyordu. Güncel sektör analizleri bu farkın sürdüğünü, bazı taşıyıcıların tahmini karbon maliyetini belirgin biçimde aşan tutarlar talep ettiğini gösteriyor. Türkiye’den AB’ye ürün gönderen ya da AB’den girdi alan şirketlerde satınalma ekibinin, teklifleri navlunla birlikte ek ücretin hesaplanma yöntemine göre de karşılaştırabilmesi gerekiyor. Bir denizcilik danışmanlık kuruluşu da yük sahiplerine, taşıyıcılar ve taşıma işleri organizatörleriyle yaptıkları sözleşmelerde standart ETS hükümlerine yer vermelerini öneriyor.

Denizde Küresel, Sanayide Ulusal Karbon Fiyatı Gündemde

Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO), gemi emisyonlarını küresel ölçekte fiyatlaması öngörülen Net Sıfır Çerçevesi’nin kabul oylamasını ekim 2025’te bir yıl erteledi. Oylamanın yapılacağı oturumun, aralık ayı başında yeniden toplanması planlanıyor.

Ulusal tarafta ise Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi Yönetmeliği 27 Ağustos 2026’da Resmi Gazete’de yayımlandı. Buna göre, yıllık emisyonu 50 bin tonun üzerindeki tesisler sistemin kapsamına alınacak. IMO çerçevesi kabul edilirse karbon fiyatı AB limanlarına uğrayan seferlerle sınırlı kalmayacak. Türkiye’deki sistem ise karbonu üretim maliyetine de katacak. Lojistik hizmeti alan şirket için bu durum, hat ve taşıyıcı seçimini sözleşme hükümleriyle birlikte yeniden değerlendirmeyi gerektiriyor. Taşıyıcıların, liman işletmecilerinin ve satınalma yöneticilerinin bu konuları birlikte tartışacağı etkinliklerden biri bu hafta İzmir’de gerçekleşecek.

İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından düzenlenen LOGISTECH – 5. Uluslararası Lojistik, Depolama ve Teknolojileri Fuarı, 7 Ekim’de Fuar İzmir’de açılacak. Lojistik sektörünün farklı alanlarından firmaları ve profesyonelleri buluşturacak fuarda, üç gün boyunca sektörün gündemi ve geleceğine ilişkin başlıklar ele alınacak.

İzmir’in limanları, güçlü sanayi ve ticaret altyapısı ile kara, demir ve hava yolu bağlantılarının sunduğu lojistik olanaklar, LOGISTECH’te ulusal ve uluslararası sektör paydaşlarıyla buluşacak. Fuar, bu altyapının yeni iş birlikleri ve ticari bağlantılara dönüşmesine katkı sağlarken, lojistik sektöründeki yeni ürün, hizmet ve teknolojilerin paylaşılmasına da zemin hazırlayacak. Kara, deniz ve hava yolu taşımacılığından liman ve antrepo işletmeciliğine, soğuk zincir ve depolamadan otomasyon, yapay zeka ve yeni nesil dijital lojistik teknolojilerine kadar sektörün farklı alanlarından firmalar, Fuar İzmir’de yer alacak.

LOGISTECH, ihracatçı firmalar, satın alma karar vericileri ve uluslararası sektör temsilcileri için de yeni iş fırsatları sunacak. Fuar kapsamında gerçekleştirilecek ikili iş görüşmeleriyle ticari bağlantıların geliştirilmesi ve yeni iş birliklerinin kurulması hedefleniyor. Uluslararası katılımın her yıl arttığı fuarda; Japonya, İspanya, Birleşik Arap Emirlikleri, Çin, Tayland, Vietnam, Azerbaycan ve Mısır’dan toplam 20 yabancı firma yer alacak.

Logistech 7 Ekim

Lojistik Sektörünün Gündemi Üç Gün Boyunca Konuşulacak

LOGISTECH’in etkinlik programında sektörün güncel başlıkları fuar kapsamında düzenlenecek farklı oturumlarda ele alınacak. 7 Ekim’de, açılış töreninin ardından “Ticaret Bakanlığı Lojistik Sektör Destekleri” başlıklı oturum gerçekleştirilecek. Ticaret Bakanlığı Uluslararası Hizmet Ticareti Genel Müdür Yardımcısı Dr. Yusuf Karakaş’ın konuşmacı olarak yer alacağı oturumun ardından hava kargo sektörünün değişen küresel dinamikleri değerlendirilecek. “Değişen Küresel Dinamikler Karşısında Hava Kargo Endüstrisi: Dijitalleşme, Dayanıklılık ve Geleceğe Bakış” başlıklı panelin moderatörlüğünü Lufthansa Cargo Türkiye, Romanya ve Moldova Genel Müdürü Hasan Hatipoğlu üstlenecek. Panelde LOJİDER Yönetim Kurulu Üyesi Alp Tuğhan, UTİKAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Havayolu Çalışma Grubu Başkanı Cenker Ural ile Türk Hava Yolları İzmir Kargo Müdürü Ozan Belge konuşmacı olarak yer alacak.

Son Gelişmeler Konuşulacak

8 Ekim’de program, “Satın Almadan Değer Yaratmaya: Lojistikte Maliyet, Risk ve Rekabet Gücü” başlıklı oturumla başlayacak. Schneider Electric Avrupa Grup Satın Alma Müdürü Esin Yağmur Çimen’in konuşmacı olacağı oturumun ardından “Ulaşımda Karbonsuzlaşma ve Türkiye’nin Rekabet Gücü: Regülasyonlardan Fırsatlara” başlıklı panel düzenlenecek. Moderatörlüğünü Ege Üniversitesi Biyokütle Enerji Sistemleri ve Teknolojileri Uygulama ve Araştırma Merkezi’nden Prof. Dr. Günnur Koçar’ın üstleneceği panelde Arkas Bunker Sürdürülebilirlik Müdürü Erdinç Altun, EPDK Enerji Uzmanı Hasan Emrah Çelebioğlu ve Biyoyakıt Sanayi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Borovalı konuşmacı olarak yer alacak.

Programın devamında “Denizcilikte Sürdürülebilirlik – Son Gelişmeler ve Beklentiler” başlıklı panel gerçekleştirilecek. Moderatörlüğünü Shipsgo Kurucu Ortağı Dr. Okan Tuna’nın yapacağı panelde Climaros Climate ve Sustainability Kurucu Ortağı Dr. Volkan Çetinkaya, TÜRKLİM Yönetim Kurulu Başkanı ve Borusan Limanı Genel Müdürü Hamdi Erçelik ile Envservice GmbH Uzman Denetçi ve Proje Yöneticisi Mehmet Keleş konuşacak.

Logistech 7 Ekim 2

Yeni Dönem, Yeni Vizyon

Günün devamında “Zengezur Koridoru: Türk Devletleri Arasında Ulaştırma Koridorlarının Geleceği” başlıklı oturum düzenlenecek. Moderatörlüğünü TÜİB Lojistik ve Nakliye Komitesi Başkanı Vusal Xalilov’un üstleneceği oturumda, Ege Üniversitesi İşletme Bölümü Lojistik Yönetimi Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Burcu Aracıoğlu, UTİKAD Yönetim Kurulu Üyesi Ayfer Vurgun, LOJİDER Yönetim Kurulu Üyesi Fatih Dülger, AGTL Yönetim Kurulu Üyesi ve WILAT Azerbaycan Başkanı Lamiya Xalilova ile UND Avrupa Ülkeleri Uzmanı Sena Çelikten konuşmacı olarak yer alacak.

Ardından “Treyler Sektöründe Otonom Sistemler, Regülasyonlar ile Karayolu Can ve Yük Güvenliği” başlıklı oturum gerçekleştirilecek. Treyler Sanayicileri Derneği Genel Sekreteri Göktan Güçlü’nün moderatörlüğündeki oturumda Treyler Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Kartal Erköy ile Teknik Komite Üyesi Mehmet Pek yer alacak.

Günün son oturumunda ise “İzmir’in Denizden Geleceğe Açılan Kapısı; Alsancak Limanı’nda Yeni Dönem ve Yeni Vizyon” başlığı ele alınacak. Moderatörlüğünü Türklim Executive Consultant ve eski Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Erdemir’in üstleneceği oturumda İMEAK Deniz Ticaret Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Öztürk, TVF İzmir Alsancak Limanı Yatırım ve Yönetim AŞ Genel Müdür Yardımcısı Arcan Fayatorbay ile Alport Limanlar İş Geliştirme Direktörü Onurhan Kadıoğlu konuşmacı olarak yer alacak.

Sergiler ve Atölyeler de Ziyaretçileri Bekliyor

Fuar kapsamında sektör buluşmalarının yanı sıra farklı etkinlikler de düzenlenecek. “Logistech Art of the Sea” ve “Culture of Logistics” sergileri fuar boyunca ziyaret edilebilecek.

İzmir Büyükşehir Belediyesi Meslek Fabrikası tarafından düzenlenecek Barista Atölyesi’nde kahve çekirdeğinin tarladan fincana uzanan yolculuğu, farklı demleme teknikleri ve aroma profilleri ele alınacak. Fuar alanında, ayrıca, sürüş simülasyonu gibi farklı etkinliklerle ziyaretçilere interaktif bir deneyim sunulacak.

LOGISTECH, 7-9 Ekim tarihleri arasında Fuar İzmir’de, 10.00 – 18.00 saatlerinde sektör profesyonellerini ağırlayacak.


İŞ PROBLEMLERİNE ODAKLI EĞİTİMLER, ÖLÇÜLEBİLİR SONUÇLAR

EĞİTİM ve DANIŞMANLIK:

Kurumunuzun lojistik, satınalma ve tedarik zinciri fonksiyonunu sağlam, risklere karşı dayanıklı, izlenebilir ve denetlenebilir bir kontrol yapısına kavuşturmak için eğitim ve danışmanlık hizmetlerimizle destek veriyoruz.

Eğitim teklifi almak için egitim@satinalmadergisi.com

Fabrikanızda Bire Bir (1-1) Yönetici ve Grup Eğitimleri

Tedarik Zinciri Satın Alma Sürdürülebilirlik Eğitimi Satın Alma Tedarik Zinciri Eğitimi

Şirket eğitimlerini standart kalıplarla değil, ihtiyaçlarınıza özel tasarlıyoruz. Her program, işletmenizin gerçek problemlerine çözüm üretmek ve ölçülebilir sonuçlar yaratmak için hazırlanır. Sizlerden gelen geri bildirimlerle eğitimlerimizi özgünleştiriyor, böylece her adımda somut değer katıyoruz.

Mottomuz: “Her eğitim, bir iş probleminin çözümü için tasarlanır.”

Güvenilir, verimli ve profesyonel eğitim hizmetleriyle yanınızdayız. Dolu dolu, güler yüzlü eğitimler dilerim.

Prof. Dr. Murat Erdal 

Dış Ticarette Teyitli Akreditifler, İhracat Satış İçin Uygulamadaki Önemi

Dış Ticarette Teyitli Akreditifler, İhracat Satış İçin Uygulamadaki önemi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Dış Ticarette Teyitli Akreditifler, İhracat Satış İçin Uygulamadaki Önemi

Turan AKIN
ICC ACADEMY / CTFP Certificate

Şirketler henüz yola çıkmadan önce, sözleşme aşamasında bir akreditifin teyitli veya teyitsiz olacağını istişare etmeliler.
Peki neye göre?
İhracatçılar teyitli akreditifleri daha çok tercih ederler, etmeliler.  Amir (ithalatçı) bankanın talebi üzerine teyit vermeye akreditif şekil şartları, kredi limitleri gereği karar veren ihracatçının bankasıdır, bu uygunluk sonucu amir banka adına ihracat akreditif kredisi tahsis eder. Bankalar nasıl şirketlere itibar ve finansallarının büyüklüğüne, kalitesine göre kredi limit açıyorsa bankalar da teyit ile birbirlerine kredi limiti açarlar. Teyit bankası  ihracatcıya geri dönülemez şekilde, akreditif şartlarına uygun vesaik ibrazında, vesaik bedelini kayıtsız şartsız amir bankadan karşılığı gelmeden ödeyeceği taahhüdünde bulunur ve banka bunu yazılı olarak müşterisine bildirmelidir. Uygulamada küçük firmalar veya akreditif deneyimi olmayanlar akreditif metninde CONFIRM yazması halinde yeterli sanmaktadır, bankanızdan yazılı olur yazısı almayı unutmayın, şartlı teyit yazıları da olduğu için metnin içeriği detaylıca incelenmelidir, banka ile mutabakat sağlanmalıdır.

Teyit için pek tabii bankalar ilave komisyon almaktadır, komisyon ülke riskleri ve tutara göre değişkenlik göstermektedir. Finansman sağlama imkanı da vardır, akreditif iskontosu (erken ödeme, kırma) yapılmaktadır. Teyitli akreditiflerin tercih edilmesinin en temel nedeni ihracatçının kendi ülkesindeki bir bankanın güvencesini araması, yabancı  ülke ve amir banka riskini berteraf etmek istemesidir.

Peşin Ödemeli, görüldüğünde (At Sight) ödemeli akeditiflerde bankanın müşterisine L/C şartları içinde ödeme yapması son derece önemlidir. Mallar, Vesaik karşı bankaya ulaşmamış olsa da süresi içinde ödeme yapılması ihracatçı için önemlidir.

Vadeli bir akreditifte tahsilat için vade beklenebilir veya muhabir banka riski ile iskontoyla erken tahsilat yapılabilir.
Hatırlanacağı gibi akreditif; ihraç edilen malın bedelinin ödenmesi konusunda belirli koşulların yerine getirilmesinden sonra ödemenin yapılacağına ilişkin bir çeşit banka teminattır, şartlı bir ödeme taahhüdüdür.
Diğer bir ifade ile bir bankanın, dış görünümleri itibariyle uygun bulunacak belgelerin süresi içinde ibraz edilmesi halinde lehdara (ihracatçı) ödeme yapacağını taahhüt etmesidir.
Bir ihracat akreditifine teyit ekletmekle işlem daha güvenli hale gelir, ancak bu durumda da belgeleri neredeyse nokta virgül hatasız şekilde hazırlamak gerekir.
Alıcıdan taslak akreditifi alıp üstünde çalışıp onay verdikten sonra açılmasını istemekle ticari risklerinizi azaltıp maliyetlerinizi düşürmüş olursunuz.

Eğer ithalatçıysanız Satıcıyı ikna edebilirseniz teyitsiz akreditifler tam size göredir.
Uluslararası kalite gözetim/denetim şirketleri ile de ürünleri daha güvenli hale getirerek hem paranız hem malınız daha güvende olur.

Dış Ticarette Teyitli Akreditifler, İhracat Satış İçin Uygulamadaki önemi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Örnek Olay

Bir firmamız seneler önce İsrail’e meyve suyu ihraç eder, Alıcı ürün kalitesi bozuk/düşük diye ödemeden kaçınır. Teyitli L/C olması nedeniyle itirazlarına karşı UCP 600 ilgili maddesine rücu edip halihazırda ödeme yapıldığı ile ilgili  swift mesajı yazılır ve Malın durumu ayrı konu, Vesaik L/C şartlarına uygun, ödemelisiniz denmesi sonucu problem çözülmüştür. Teyitli akreditifler rezevsiz olması durumunda ihracatçı için son derece önemlidir.
Turan AKIN
ICC ACADEMY / CTFP Certificate