Bir patrona “Kaliteye yatırım yapmalıyız” dediğinizde aklına çoğu zaman yeni bir masraf gelir. Kalite Departmanı, eğitim, denetim, test, ölçüm, prosedür, belge… Hepsinin bir faturası vardır. Oysa patrona Kaliteyi anlatmanın daha kolay bir yolu vardır: Para.
Çünkü şirketler çoğu zaman Kaliteye harcadıkları paradan değil, Kalitesizlik yüzünden kaybettikleri paradan zarar ederler.
– Çöpe giden hammadde,
– Yeniden üretilen ürün,
– Tekrar yapılan iş,
– Bozulan makine,
– Duran üretim,
– Fazla mesai,
– Müşteri iadesi,
– Garanti gideri ve kaybedilen müşteri…
Bunların hepsi şirketin kasasından para çıkarır. Üstelik çoğu zaman bu para muhasebede “Kalitesizlik Maliyeti” diye ayrı bir satırda görünmez. Bu nedenle de kimse dönüp “Bu para neden gidiyor?” diye sormaz.
İşin biraz komik tarafı da burada başlar. Şirket ayda 500.000 TL fire veriyorsa bunu kader, üretim şartları veya sektörün gerçeği olarak kabul eder; ama Kalite Departmanı 300.000 TL bütçe istediğinde herkes hesap makinesine sarılır.
Oysa mesele Kalite Departmanının ne kadar para harcadığı değil, Kalitesizlik yüzünden ne kadar para kaybedildiğidir.
Bir ürün düşünelim. Üretim maliyeti 500 TL. Ürün üretildi, son kontrolde hatalı olduğu görüldü. “Neyse, yakaladık” deniliyor. Gerçekten yakaladık mı? Hayır. Sadece zararı tespit ettik.
Çünkü o ürün için;
– Malzeme kullanıldı,
– İşçilik harcandı,
– Makine çalıştı,
– Enerji tüketildi ve zaman harcandı.
Şimdi ürün yeniden yapılacak. Yani aynı iş için ikinci kez para harcanacak. Üstelik hata müşteriye gittiyse iş daha da güzelleşir! Bu kez;
– İade,
– Nakliye,
– Servis,
– Garanti,
– Müşteriyle telefon trafiği ve belki de kaybedilen sipariş devreye girer.
Muhasebe açısından belki tek bir “İade” kaydı görürüz. Ama işletme açısından ortada çok daha büyük bir kayıp vardır.
İşte Kalite Güvence yönetiminin temel amacı tam burada ortaya çıkar: Hatalı ürünü bulmak değil, hatalı ürünü üretmemektir.
Bu ikisi birbirine çok benzer görünür ama şirket açısından aralarında ciddi para farkı vardır.
Bir işletmede her ay 100.000 TL’lik fire oluşuyorsa, “Bu ay da 100.000 TL’lik fire çıktı” demek bir yönetim yöntemi değildir. Asıl soru “Neden 100.000 TL’lik fire çıkıyor?” olmalıdır.
– Malzeme yanlış mı kesiliyor?
– Makine ayarsız mı?
– Çalışanlar farklı yöntemlerle mi çalışıyor?
– Tedarikçiden gelen ürünün Kalitesi değişiyor mu?
– Proses doğru tasarlanmamış mı?
Sebep bulunduğunda ve ortadan kaldırıldığında şirket her ay 100.000 TL daha az kaybeder.
Yılda 1.200.000 TL.
Beş yılda 6.000.000 TL
Üstelik bunun için bir tek yeni müşteri bulmaya gerek yoktur. Satış yapmadan kazanılan para, çoğu zaman en ucuz paradır.
Kalite Güvence Yönetiminin patron açısından en önemli tarafı budur. Kalite sadece müşterinin memnun olması için yapılmaz. Kalite, şirketin kazandığı paranın içeride kalması için yapılır.
Aynı durum satın almada da karşımıza çıkar. Ucuz malzeme almak her zaman tasarruf değildir. 20 TL’lik bir malzeme yerine muadili 10 TL’ye alındığında üretimde sorun çıkarıyor ve 20 TL’lik ek işçilik oluşturuyorsa, şirket 10 TL kazanmış olmaz. Sadece satın alma departmanında güzel görünen bir rakam üretmiş olur.
Çünkü gerçek maliyet satın alma fiyatı değildir. Gerçek maliyet, o ürünün şirkete toplam maliyetidir. Bu durumda 30 TL
Ucuz malzeme daha fazla fire oluşturuyorsa, ucuz değildir.
Ucuz tedarikçi sürekli gecikiyorsa, ucuz değildir.
Ucuz ürün makineyi daha fazla durduruyorsa, hiç ucuz değildir.
Bazen şirketler satın alma fiyatını düşürmek için Kaliteyi düşürür, sonra da üretimde yükselen maliyetleri başka departmanların problemi zanneder. Kalite güvence işte bu noktada bütün resmi görmeye yarar.
Çünkü Kalite yalnızca üretim bölümünün meselesi değildir.
– Satın almanın da,
– Satışın da,
– Lojistiğin de,
– Bakımın da,
– Yönetimin de meselesidir.
Hatta Kalite Güvenceyi biraz daha farklı tanımlamak mümkündür: Kalite Güvence, şirketin parasının nerelerden sızdığını bulma işidir.
– Bir makine her ay aynı arızayı yapıyorsa yalnızca tamir etmek çözüm değildir. Arızanın nedenini ortadan kaldırmak gerekir.
– Bir çalışan sürekli aynı hatayı yapıyorsa yalnızca “Daha dikkatli ol” demek çözüm değildir. Sistemin neden insan hatasına bu kadar açık olduğunu anlamak gerekir.
– Bir müşteri sürekli aynı nedenle şikâyet ediyorsa müşteriye daha iyi cevap vermek çözüm değildir. O şikâyetin neden tekrar tekrar ortaya çıktığını ortadan kaldırmak gerekir.
Çünkü sorunu çözmek başka, sorunun tekrar etmesini engellemek başkadır.
– Kalite Kontrol çoğu zaman “Hata var mı?” diye sorar.
– Kalite Güvence ise “Bu hata neden oluştu ve bir daha oluşmaması için ne yapmalıyız?” diye sorar. Aradaki fark aslında Kalite farkından çok para farkıdır.
Bir işletme hatayı son kontrolde yakaladığında para harcamıştır. Hatanın müşteride yakalanması daha pahalıdır. Hatanın hiç oluşmamasını sağlamak ise en ucuz çözümdür.
Bu nedenle Kalite Güvenceye “Ne kadar bütçe ayıracağız?” diye bakmak yerine, “Kalitesizlik bize yılda ne kadara mal oluyor?” diye bakmak gerekir.
Belki de patronların kalite toplantılarında sorması gereken ilk soru şudur:
– “Kalite için ne kadar para harcıyoruz?” değil,
– “Kalitesizlik yüzünden ne kadar para kaybediyoruz?”
Çünkü Kaliteye harcanan para görünür. Kalitesizliğin faturası ise çoğu zaman şirketin kârının içinde sessizce kaybolur.
Ve bazen şirketin en büyük tasarrufu, daha ucuza satın almakta, daha az personel çalıştırmakta veya Kalite bütçesini kısmakta değil; aynı hatayı ikinci kez yapmamaktadır.
Kısacası Kalite Güvence bir gider merkezi değil, doğru yönetildiğinde kârı koruyan bir sistemdir.
“Çünkü işletmeler bazen daha fazla para kazanarak değil, kazandıkları parayı kaybetmeyi bırakarak daha kârlı hale gelirler.”
Uzun Dönem Araç Kiralamalarında İşleten Sıfatı, Sigorta
Filo Yönetiminde Kiralık Araç Kazaları ve Sorumluluk Uzun Dönem Araç Kiralamalarında İşleten Sıfatı, Sigorta ve Hasar Sorumluluğu Üzerine Bir Dava İncelemesi
Uzun Dönem Araç Kiralamalarında İşleten Sıfatı, Sigorta
Şirketlerde araç satın alma, uzun dönem kiralama ve filo operasyonları; İdari İşler ve Satın Alma birimleri açısından giderek daha fazla koordinasyon gerektiren bir yönetim alanına dönüşmektedir. Araç seçimi, kiralama modeli, sigorta, sürücü tahsisi, hasar ve sözleşme yönetimi gibi süreçler birbiriyle doğrudan bağlantılıdır.
Bu yazı dizisinde, filo yönetimi eğitimlerimde de üzerinde durduğum sistem kurma ilkelerini; bazen gerçek dava dosyaları, bazen de stratejik ve operasyonel kararlar üzerinden ele alacağım.
İlk vakamızda, uzun dönemli olarak kiralanmış bir şirket aracının karıştığı trafik kazası üzerinden sorumluluk zincirini inceleyelim.
Bu Olay Şirketinizde Yaşansaydı Süreç Nasıl Yönetilirdi?
Vakanın Tarafları ve Kısaltmalar
Eğitimlerimde kullandığım biçimiyle, söz konusu olayın aktörlerini kısaltmalarla gösterelim.
F1 — Filo Kiralama Şirketi Ş1 — Aracı Kiralayan Şirket ŞP-1 — Şirket Personeli / Aracı Kullanan Sürücü V — Vatandaş (Zarar Gören Araç Sahibi / Davacı) SGRT — Sigorta Şirketi
Vakanın tarafları ve aralarındaki ilişki Şekil 1’de gösterilmektedir.
Olay Özeti
Filo kiralama şirketi F1, kendisine ait aracı 28.05.2010 tarihli sözleşme ile 36 aylığına Ş1’e kiralamıştır.Araç, 14.06.2010 tarihinde Ş1’e teslim edilmiş ve şirket faaliyetlerinde kullanılmaya başlanmıştır.
Ş1, kiraladığı aracı kendi işlerinin yürütülmesi amacıyla şirket personeli ŞP-1’in kullanımına tahsis etmiştir. ŞP-1’in kullandığı araç seyir halindeyken V’ye ait araca çarpmış ve maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir.
Kaza sonrasında düzenlenen tutanak ve yapılan bilirkişi incelemesinde ŞP-1’in % 100 kusurlu olduğu değerlendirilmiştir. V’nin aracındaki hasarın da söz konusu trafik kazasından kaynaklandığı tespit edilmiştir.
V (vatandaş), aracındaki zararın karşılanması için SGRT’ye başvurmuş ancak ödeme alamamıştır.Bunun üzerine zararının sürücü, araç maliki ve sigorta kuruluşundan tahsili amacıyla dava yoluna gitmiştir.
Ancak dava ilerledikçe önemli bir sorun ortaya çıkmıştır: Kazaya neden olan araç trafik sicilinde F1 adına kayıtlıdır. Buna karşılık araç, kazadan önce 36 aylığına Ş1’e kiralanmış ve fiilen Ş1’e teslim edilmiştir.
F1 bu nedenle, araç kendi mülkiyetinde olmakla birlikte kaza tarihinde araç üzerinde fiilî hâkimiyetinin ve ekonomik yararlanmasının bulunmadığını, dolayısıyla Karayolları Trafik Kanunu anlamında “işleten” olarak sorumlu tutulamayacağını savunmuştur.
Ş1 ise davanın başlangıcında davalı değildi. F1’in talebi üzerine dava Ş1’e ihbar edilmiştir.
Ş1 de araçlardaki hasarların kazanın anlatılan oluş şekliyle uyumlu olmadığını ileri sürerek sorumluluğu kabul etmemiştir.
şekil 1. Kiralık şirket Aracının Kazasında Taraflar ve İlişki Ağı
Şekil 1. Kiralık Şirket Aracının Kazasında Taraflar ve İlişki Ağı
Talep ve Savunma
Davacı Talebi
V (Vatandaş), aracında meydana gelen zarar nedeniyle 10.654,69 TL hasar bedelinin ve 421 TL tespit giderinin, faiziyle birlikte davalılardan tahsil edilmesini talep etmiştir.
Davalıların Savunması
F1, aracın 36 aylığına Ş1’e kiralandığını ve teslim edildiğini belirterek işleten sıfatının kendisinde bulunmadığını savunmuştur.
Diğer davalılar ise kazanın oluş şekli, araçlardaki hasarların kazayla uyumu ve talep edilen zarar miktarı yönünden itirazlarda bulunmuştur.
Mevzuat
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu Hükümleri
Madde 3: İşleten: araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.
Madde 85 – İşletenin Hukuki Sorumluluğu İşleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğu:
Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.
Mahkeme Süreci
İlk derece mahkemesi, davanın kabulüne karar vermiştir.
Mahkeme, 654,69 TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline hükmetmiştir.
Karar, davalılar tarafından temyiz edilmiş ve dosya Yargıtay Hukuk Dairesinin önüne gelmiştir.
Yargıtay incelemesinde, sürücünün kusuruna ilişkin değerlendirmede bir usulsüzlük görülmemiş ve sürücünün haksız fiil faili olarak zarardan sorumlu olduğu kabul edilmiştir.
Bununla birlikte dosyada iki önemli konu yeniden değerlendirilmesi gereken noktalar olarak öne çıkmıştır.
İlk olarak, F1’in “işleten” sıfatının devam edip etmediğinin yeterince araştırılmadığı değerlendirilmiştir.
Aracın 36 aylığına Ş1’e kiralandığı ve fiilen teslim edildiği ileri sürülmüş; Yargıtay, yalnızca aracın kimin adına kayıtlı olduğuna bakılmasını yeterli görmemiştir.
Kira sözleşmesinin niteliğinin, aracın gerçekten Ş1’e teslim edilip edilmediğinin, araç üzerindeki fiilî hakimiyetin ve ekonomik yararlanmanın kime ait olduğunun araştırılması gerektiği belirtilmiştir.
Bu araştırmanın yalnızca kira sözleşmesi üzerinden değil; gerektiğinde ticari defterler, faturalar, ruhsat, cari hesap hareketleri ve mali kayıtlar gibi yan delillerle de desteklenmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Bilirkişi ve Hasar Değerlendirmesi
Dosyada alınan bilirkişi raporlarında, aracın onarımının teknik ve ekonomik açıdan uygun olmadığı ve aracın tam hasar (pert) olarak değerlendirilmesinin yerinde olacağı belirtilmiştir.
Aracın olay tarihindeki ikinci el piyasa değeri 15.000 TL, sovtaj değeri ise 7.500 TL olarak hesaplanmıştır.
Araç davacıda kaldığından, bilirkişiler gerçek zararı 15.000 TL – 7.500 TL = 7.500 TL olarak değerlendirmiştir.
İlk derece mahkemesi ise 654,69 TL tazminata hükmetmiştir.
Yargıtay’ın Yaklaşımı ve Karar
Yargıtay, ilk derece mahkemesinin kararını iki temel nedenle bozmuştur.
Birincisi, trafik sicilinde araç maliki olarak görünen F1’in, kaza tarihinde Karayolları Trafik Kanunu anlamında “işleten” sıfatını koruyup korumadığının yeterince araştırılmamış olmasıdır. Yargıtay’a göre yalnızca ruhsat kaydından hareketle sorumluluk kurulması yeterli değildir. Aracın uzun süreli kiralama sözleşmesiyle Ş1’e bırakılıp bırakılmadığı, fiilen teslim edilip edilmediği, araç üzerindeki hâkimiyetin kim tarafından kullanıldığı ve araçtan ekonomik olarak kimin yararlandığı birlikte değerlendirilmelidir.
İkincisi, zarar miktarının hatalı belirlenmesidir. Bilirkişi incelemesinde aracın olay tarihindeki piyasa değeri 15.000 TL, sovtaj değeri ise 7.500 TL olarak hesaplanmış; araç davacıda kaldığı için gerçek zarar 7.500 TL olarak kabul edilmiştir. Buna rağmen ilk derece mahkemesinin 10.654,69 TL tazminata hükmetmesi doğru bulunmamıştır.
Bu gerekçelerle karar bozulmuş ve eksik incelemeler tamamlanarak dosyanın yeniden değerlendirilmesi gerektiğine hükmedilmiştir.
Hukuki Değerlendirmede Öne Çıkan Hususlar
Aracın uzun süreli kiralanıp kiralanmadığı,
Aracın kiracı şirkete fiilen teslim edilip edilmediği; kullanım, denetim ve ekonomik yararlanmanın hangi tarafta olduğu,
Kira sözleşmesinin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte olup olmadığı,
Kiralama ilişkisinin faturalar, ödemeler, cari hesaplar ve ticari defterlerle doğrulanıp doğrulanmadığı,
Ruhsat ve diğer araç kayıtlarının sözleşme ve fiilî kullanımla uyumlu olup olmadığı.
Şirket Araçları ve Filo Yönetimi İçin Kontrol Soruları Bu olay şirketinizde yaşansaydı:
Araçların kimler tarafından, hangi amaçlarla ve hangi zaman aralıklarında kullanılabileceği yazılı olarak belirlenmiş mi?
Sürücünün ehliyet, yetkilendirme ve araç kullanım kurallarına ilişkin kayıtları güncel mi?
Mesai dışı, kişisel veya yetkisiz kullanımın sigorta teminatına ve tarafların sorumluluğuna etkisi değerlendirilmiş mi?
Aracın periyodik bakım ve teknik uygunluk kayıtlarına gerektiğinde ulaşılabiliyor mu?
Poliçenin yalnızca yürürlükte olup olmadığı değil; sürücü, kullanım amacı, teminatlar, istisnalar ve bildirim süreleri bakımından olayı karşılayıp karşılamadığı kontrol ediliyor mu?
Bu tür olaylar için görevleri ve bildirim sürelerini tanımlayan yazılı bir prosedür bulunuyor mu?
Sürücü, İdari İşler, Satınalma, Hukuk, İnsan Kaynakları, Finans ve sigorta birimleri arasındaki koordinasyonu kim sağlıyor?
Sigorta kuruluşu ve filo kiralama şirketiyle iletişimi hangi birim yürütüyor?
Kaza tutanağı, sürücü beyanı, olay yeri fotoğrafları, ekspertiz ve servis kayıtları, yazışmalar ile sigorta bildirimleri belirlenen süreler içinde tek dosyada toplanıyor mu?
Filo Yönetimi Açısından Çıkarılması Gereken Ders
İncelenen olay maddi hasarlı bir trafik kazasıyla sınırlıdır. Yaralanma veya ölümle sonuçlanan kazalarda, olayın işin yürütümüyle bağlantısına göre iş kazası bildirimi ve iş sağlığı ve güvenliği yükümlülükleri de doğabilir. Ayrıca ceza sorumluluğu ile maddi ve manevi tazminat talepleri gündeme gelebilir.
Şirket araçlarının kullanımı, doğal olarak trafik kazası riskini de beraberinde getirir. Her kazanın operasyonel, mali, hukuki ve sigorta süreçleri bakımından farklı sonuçları olabilir. İncelediğimiz vakada uyuşmazlık; meydana gelen zararın belirlenmesi, tazmin edilmesi ve sorumluluğun taraflar arasında nasıl dağıtılacağı üzerinde yoğunlaşmaktadır.
Dava, şirket aracının karıştığı bir trafik kazasında sorumluluğun yalnızca sürücünün kusur oranına bakılarak belirlenemeyeceğini göstermektedir.
Şekil 2 Kiralık Araç Kazasında Öne Çıkan Sorumluluk Alanları
Şekil 2 Kiralık Araç Kazasında Öne Çıkan Sorumluluk Alanları
Bu maddi hasarlı vaka özelinde üç ayrı sorumluluk alanı öne çıkmaktadır (Şekil 2):
Sürücünün kusurundan doğan sorumluluk,
İşletenin sorumluluğu,
Poliçe ve teminat sınırları çerçevesinde sigorta şirketinin sorumluluğu.
Bu vakadan çıkarılması gereken temel ders şudur:
Filo yönetiminde sorumluluk, kaza gerçekleştikten sonra değil; kiralama sözleşmesinin imzalandığı, aracın teslim alındığı ve kullanıcıya tahsis edildiği aşamada şekillenmeye başlar.
Uzun dönemli araç kiralamalarında filo yöneticisinin görevi yalnızca araç temin etmek, bakım zamanlarını takip etmek ve hasarlı aracı servise yönlendirmekle sınırlı değildir. Araç, sürücü, sözleşme, sigorta, teslim ve kayıt süreçlerinin bir bütün olarak yönetilmesi gerekir.
Olay yargıya taşındığında konu, günlük filo operasyonunun ötesine geçerek uzun süreli bir hukuki takibe dönüşebilir. Nitekim bu tür uyuşmazlıkların kesin olarak sonuçlanması yıllar sürebilir. Bu süre içinde kazaya karışan sürücü şirketten ayrılabilir, sorumlu çalışanlar değişebilir ve olayın ayrıntılarına ilişkin kurumsal hafıza zayıflayabilir.
Taraflar, “sigorta nasılsa zararı karşılar” düşüncesiyle dosyanın takibini ikinci plana atabilir. Oysa sigortanın devrede olması, ilgili şirketlerin kendi sorumluluklarını ve hukuki süreci takip etme gerekliliğini ortadan kaldırmaz. Bu nedenle filo operasyonlarından sorumlu birim ile hukuk biriminin, olayın ilk bildiriminden dosyanın kesin olarak sonuçlanmasına kadar koordinasyon içinde hareket etmesi gerekir.
Son söz: Etkin filo yönetimi, riskleri öngören, sorumlulukları netleştiren ve kurumsal sürekliliği güvence altına alan bir sistemin kurulmasıyla başlar.
Filo Yönetimi, Uzun Dönem Araç Kiralama, Kiralık Şirket Aracı, Filo Kiralama Şirketi, Kiralık Araç Kazası, Araç Kiralama Sözleşmesi, İşleten Sıfatı, Araç Teslimi, Araç Tahsisi, Maddi Hasar, Hasar Sorumluluğu, Sürücü Kusuru, eğitim, filo eğitimi, Murat Erdal, Trafik Sigortası, Sigorta Teminatı, Kaza Sonrası Hasar Yönetimi, idari işler, satın alma
Satınalma Dergisi’nin kıymetli okurları, yazı dizimize, konumuzun 4. yazısı ile devam ediyoruz. İlk yazıyı buradan, ikinci yazıyı buradan, ve üçüncü yazıyı buradan okuyabilirsiniz.
43- Dahilde İşleme İzinBelgeleri (DİİB’ler) üzerinde bulunan “D1“, “D3” ve “D5” kodlarına ilişkin açıklamalar aşağıda yer almaktadır;
a) “D1” Kodlu DİİB’ler:Dahilde İşleme Rejimi kapsamındaki Şartlı Muafiyet Sistemi çerçevesinde (Eşdeğer Eşya Kullanımı dahil) İhracat Genel Müdürlüğünce düzenlenen Belgelerdir. Hali hazırda, İhracat 2006/12 sayılı Tebliğ’in 5 ve 6 ncımaddelerine istinaden düzenlenmektedir.
b)“D3” Kodlu DİİB’ler:Dahilde İşleme Rejimi kapsamındaki İhracat Sayılan Satış ve Teslimlerde gümrük muafiyetiçerçevesinde İhracat Genel Müdürlüğünce düzenlenen Belgelerdir. Halihazırda, İhracat 2005/2 sayılı Tebliğ’e istinaden düzenlenmektedir.
c)“D5” Kodlu DİİB’ler:Dahilde İşleme Rejimi kapsamındaki Geri Ödeme Sistemi çerçevesinde İhracat Genel Müdürlüğünce düzenlenen Belgelerdir. Halihazırda, İhracat 2006/12 sayılı Tebliğ’in 11, 12 ve 13 üncü maddelerine istinaden düzenlenmektedir. (İhracat Genel Müdürlüğü).
Dahilde İşleme Rejiminde Sağlanan Hakların Kötüye Kullanımı
44- Diğer kamu kurum ve kuruluşlarının denetim birimleri ile Bakanlıkça yapılan inceleme, denetim ve soruşturma sonucunda, gümrük beyannamesi veya eki belgelerin sahte olduğunun veya üzerinde tahrifat yapıldığının ya da gerçeği yansıtmadığının tespiti halinde; bu beyannamenin veya beyanname eki belgelerin dahilde işleme izin belgesi/dahilde işleme izni ihracat taahhüdünün kapatılmasında kullanılıp kullanılmadığına bakılmaksızın, beyanname kapsamı ihracata tekabül eden ithalata ilişkin 22 nci madde hükümleri uygulanarak ilgililer hakkında kanuni işlem yapılır ve ilgili beyanname ihracat taahhüt hesabının kapatılmasında değerlendirmeye alınmaz. (2005/8391 Sayılı Dahilde İşleme Rejimi Kararının 23.Maddesi).
45- 1. 241 inci maddenin üçüncü fıkrasının (h), (l) ve (m) bentleri, dördüncü fıkrasının (g) ve (h) bentleri ile beşinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen durumlar hariç;
a)Dahilde işleme rejimi, gümrük kontrolü altında işleme rejimi ile geçici ithalat rejimine ilişkin hükümlerin ihlali hâlinde, eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı, …
c)Dahilde işleme rejimi ve gümrük kontrolü altında işleme rejimine ilişkin hükümler ihlal edilmekle birlikte, rejim kapsamı ithal eşyasının işleme faaliyetindeki hâli veya işlem görmüş ürün hâli de dahil olmak üzere, gümrük gözetiminden mevzuata aykırı olarak çıkarılmamış olduğunun tespiti hâlinde, ithal eşyasının gümrük vergileri ile ilgili rejime ilişkin beyannamenin tescil tarihinden tespitin yapıldığı tarihe kadar geçen süre için 6183 sayılı Kanuna göre tespit edilen gecikme zammı oranında faizin toplamı kadar,
d) (b) bendinde belirtilen taşıtlar hariç olmak üzere, geçici ithalat rejimi kapsamında ithal edilen eşyanın süresi içerisinde gümrükçe onaylanmış başka bir işlem veya kullanıma tabi tutulmaması durumunda gümrük vergileri ile rejime ilişkin beyannamenin tescil tarihinden tespitin yapıldığı tarihe kadar geçen süre için 6183 sayılı Kanuna göre tespit edilen gecikme zammı oranında faizin toplamı kadar,
İdari para cezası uygulanır. (Gümrük Kanununun 238.maddesi).
46- dahilde işleme rejiminin ihlal edilmesi nedeniyle müeyyide uygulanması gereken durumlarda, işlemlerin aşağıda yer verilen tabloda gösterildiği şekilde gerçekleştirilmesi gerekir.
Rejim İhlali
Vergi
Ceza
İlave Ceza
Eşyanın gümrük gözetiminden mevzuata aykırı olarak çıkarılmadığının tespit edilmesi halinde
Eşyanın ithali esnasında alınmayan vergi, ithal tarihi itibariyle 4458 sayılı Gümrük Kanunu ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilir.
G.K. 238/1-c uyarınca idari para cezası tatbik edilir.
İdari para cezası tutarı: ithal eşyasının gümrük vergileri ile ilgili rejime ilişkin beyannamenin tescil tarihinden tespitin yapıldığı tarihe kadar geçen süre için 6183 sayılı Kanuna göre tespit edilen gecikme zammı oranında faizin toplamı kadar
Eşya, GK.238/2 de belirtilen süresi içerisinde gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi tutulmazsa gümrük vergileri tutarında ayrıca idari ceza tatbik edilir.
Eşyanın gümrük gözetiminden mevzuata aykırı olarak çıkarıldığının tespit edilmesi halinde
Eşyanın ithali esnasında alınmayan vergi, ithal tarihi itibariyle 4458 sayılı Gümrük Kanunu ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilir.
G.K. 238/1-a uyarınca idari para cezası tatbik edilir.
İdari para cezası tutarı: Gümrüklenmiş değerin 2 katı kadar
–
Sonuç itibarıyla, 4458 sayılı Gümrük Kanununun 238 inci maddesinin 1/c fıkrası hükmünün uygulamasına ilişkin olarak, 2006/12 sayılı Dahilde İşleme Rejimi Tebliğinin 45 inci maddesinin 1 inci ve 3 üncü fıkraları ile 2009/37 ve 2015/15 sayılı Genelgeler uyarınca, anılan Kanunun 184.maddesinin 1.fıkrası çerçevesinde gümrük yükümlülüğü doğan eşyaya ilişkin öncelikle vergi tahsilatı işlemlerine başlanılmasıve eş zamanlı olarak Kanunun 238.maddesinin uygulanmasına yönelik eşyanın tespiti işlemlerinin gerçekleştirilmesi gerekmektedir. (Gümrükler Genel Müdürlüğünün 97937194/25.06.2024 Sayı ve Tarihli Yazısı).
47- Dahilde işleme izin belgesi/dahilde işleme izni kapsamında ithal edilen eşya, asıl işlem görmüş ürün ve/veya ithal edildiği şekliyle belge/izin süresi içerisinde, ticaret politikası önlemlerinin uygulanması, eşyanın gümrük idaresince yerinde tespiti eşyanın ithali için öngörülen dış ticarette teknik düzenlemeler ve standardizasyon mevzuatı dahil diğer işlemlerin tamamlanması ve kanunen ödenmesi gereken vergilerin tahsili kaydıyla 4458 sayılı Gümrük Kanununun 114 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 207 nci maddesi hükmüne göre serbest dolaşıma girebilir. Bu durumda serbest dolaşıma giren eşyaya tekabül eden ihracatın gerçekleşmesi/ gerçekleştirilmesi aranmaz.
48- Dahilde işleme izin belgesi/dahilde işleme izni kapsamında ithal edilen eşyanın veya asıl işlem görmüş ürünün, gümrük mevzuatı çerçevesinde belge/izin süresi içerisinde gümrük idaresi gözetiminde imhası, gümrüğe terk edilmesi veya mahrecine iadesi ya da serbest dolaşıma girmesi/ithali hallerinde, bu eşyaya tekabül eden ihracatın gerçekleştirilmesi aranmaz.
49- Dahilde işleme izin belgesi/dahilde işleme izni kapsamında ithal edilen eşyadan elde edilen ikincil işlem görmüş ürünün, belge/izin ihracat taahhüdünün kapatılmasından önce gümrük mevzuatı çerçevesinde gümrük idaresi gözetiminde imhası, gümrüğe terk edilmesi, çıkış hükmünde gümrüğe teslimi veya serbest dolaşıma giriş rejimi hükümlerine göre ithali hallerinde, bu ürünün ihracatının gerçekleştirilmesi aranmaz.
50-İkincil işlem görmüş ürünün serbest dolaşıma giriş rejimine göre ithali halinde, bu ürünün gümrük idaresine teslimi aranmaz.
51- Belge kapsamında yurt içi alım yapılması halinde, bu alıma tekabül eden varsa ikincil işlem görmüş ürünün ihracatının gerçekleştirilmesi aranmaz.
52- Mükellef itirazının haklı bulunması durumunda, taahhüt kapatma işlemi belge için İhracat Genel Müdürlüğü,izin için ilgili Bölge Müdürlüğünce geri alınarak ibraz edilen bilgi ve belgeler de göz önünde bulundurulmak suretiyle yeniden tekemmül ettirilir.
53- Şartlı muafiyet sistemi çerçevesinde, dahilde işleme izin belgesi/dahilde işleme izni kapsamında ihraç edilen asıl işlem görmüş ürünün, herhangi bir sebeple belge/izin süresi içerisinde geri getirilmesi halinde, eşyanın ithali için öngörülen dış ticarette teknik düzenlemeler ve standardizasyon mevzuatı dahil diğer işlemlerin tamamlanması ve kanunen ödenmesi gereken vergilerin tahsili kaydıyla 4458 sayılı Gümrük Kanununun 170 inci maddesi ile 207 nci maddesi hükmüne göre serbest dolaşıma girebilir. Bu durumda serbest dolaşıma giren ithal eşyaya tekabül eden ihracatın gerçekleşmesi/gerçekleştirilmesi aranmaz.(2005/8391 Sayılı Dahilde İşleme Rejimi Kararının 19.maddesi, 2006/12 Sayılı Dahilde İşleme Rejimi Tebliğinin 38.maddesi).
54- İhracat Genel Müdürlüğünden alınan 29.08.2024 tarihli ve 100271896 sayılı yazıda özetle, “mahrece iade” kavramının “ithal eşyasının ithal edildiği ülke yerine başka bir ülkeye yurtdışı edilmesi” halini de kapsayacak şekilde yorumlanmasının gümrük mevzuatının genel sistematiği ile uyumsuzluk arz etmediği; diğer taraftan, üretici firmaların akdettiği sözleşmelerden kaynaklanan iade (cayma) haklarını etkin bir şekilde kullanabilmeleri, bu firmaların stok finansman maliyetini azaltarak rekabet güçlerini artırmaları açısından önem arz ettiği; küresel ölçekte faaliyet gösteren firmaların, sadece tedarik değil, aynı zamanda satış ve iade operasyonlarını da farklı ülkelerdeki iştirakleri üzerinden yürüttükleri göz önüne alındığında, ihracatçı firmanın bir ülkeden temin ettiği girdiyi, satıcı firmanın yönlendirdiği diğer bir ülkedeki firmaya iade etmesine engel olunmasının ihracatçı firmanın iade (cayma) hakkına yönelik orantısız bir müdahale teşkil edeceğinden bahisle, ihracatçı firmanın DİİB’e konu ithal eşyasını, ithalatın gerçekleştirildiği ülke yerine başka bir ülkeye göndermesinin “iade (cayma) hakkının kullanımı” çerçevesinde gerçekleştiğinin anlaşılması durumunda, bu işlemin de “mahrece iade” kapsamında değerlendirilebileceği belirtilmektedir.
Bu itibarla, anılan Genel Müdürlük görüşü çerçevesinde işlem tesis edilmesi Gümrükler Genel Müdürlüğüncede uygun bulunmuştur. (Gümrükler Genel Müdürlüğünün 30.12.2024 / 104171669 Tarih ve Sayılı Yazısı).
55- 2005/2 sayılı Tebliğ kapsamında düzenlenen D3 kodlu belgeler kapsamında geçici ithal edilen eşyanın ithalatında anti-damping vergisi veya sübvansiyon vergisinin uygulanır. Ancak gözetim ve korunma önlemleri dahil olmak üzere 95/7606 sayılı İthalat Rejimi Kararına Ek kararın 4 üncü maddesinde sayılan ticaret politikası önlemlerinin uygulanmaz. (İhracat Genel Müdürlüğünün 12/6/2018 tarihli ve E.62157 sayılı yazısı).
56- Eşya faturaları üzerinde eşyanın bedelsiz gönderilme amacı ve süresini gösteren ifadelerin yazılı olması halinde, söz konusu ifadelerin “firma yazısı” kapsamında değerlendirilmesine engel bir husus bulunmadığından hareketle, ayrıca sözleşme istenmesine gerek yoktur. (Gümrükler Genel Müdürlüğünün
02.09.2013 / 15883 Tarih ve SayılıYazısı).
57- 2006/12 Sayılı Tebliğin geçici 37’nci madde kapsamında yapılan ek süre başvurularının değerlendirilmesi aşamasında gümrük idaresince ithal eşyasının mevzuatı gereğince bulunması gereken yerlerde olduğuna yönelik olarak yapılacak tespit işlemlerinden Yetkilendirilmiş Yükümlü Sertifikası (YYS) ve 1 Sıra nolu Onaylanmış Kişi Statüsüne İlişkin Gümrük Genel Tebliğinin 42/A maddesinde yer verilen kolaylıklardan yararlanma hakkını haiz Onaylanmış Kişi Statü Belgesi (OKSB) sahiplerinin, 2006/12 sayılı Dahilde İşleme Rejim Tebliğinin 49’uncu maddesinin 3’üncü fıkrası hükmü doğrultusunda muaf tutulmasıgerekmektedir. (Gümrükler Genel Müdürlüğünün 26.07.2023 / 87500701 Tarih ve SayılıYazısı).
58- 2006/12 sayılı Dahilde İşleme Rejimi Tebliği’nin 43 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarına göre, şartlı muafiyet sistemi kapsamında serbest bölgeden ithal edilen eşyanın belge/izin süresi içerisinde işlem görmüş ürün olarak dahilde işleme rejiminde ve belgede/izinde belirtilen esas ve şartlara uygun şekilde Türkiye Gümrük Bölgesi dışına ihracatının gerçekleştirilmediğinin veya serbest bölgelere ihraç edildiği halde ihracata konu eşyanın en geç belge/izin süresi bitiminden itibaren 3 (üç) ay içerisinde; serbest bölgelerden başka bir ülkeye satışının yapılmadığının, Yatırım Teşvik Belgesi veya bir başka belge/izin kapsamında Türkiye Gümrük Bölgesine ithalatının yapılmadığının, serbest bölgelerde bulunan tesislerin yapımında kullanılmadığının, serbest bölgelerde bulunan tesislerde makine-teçhizat, demirbaşa kayıtlı eşya veya bunların parçası olarak kullanılmadığının, serbest bölgelerde yerleşik gemi inşa faaliyetinde bulunan firmalara gemi inşasında kullanılmak üzere tesliminin yapılmadığının, serbest bölgelerden gümrüksüz satış mağazalarına satışının yapılmadığının veya serbest bölgelerden kara, deniz ve hava taşıtlarına kumanya olarak tesliminin yapılmadığının tespiti hallerinde, 2006/12 sayılı Tebliğin 45 inci maddesi çerçevesinde işlem tesis edilmesi gerekmektedir. (Gümrükler Genel Müdürlüğünün 08.05.2015 / 7703612 Tarih ve SayılıYazısı).
Not: Bu konu başta olmak üzere, YYS Yıllık Faaliyet Raporu Hazırlanması, YYS Yıllık Zorunlu Eğitimlerinin Verilmesi, YYS Revizyonları, Ön İzleme, Yeni YYS Belgesi Hazırlıkları ve YYS Belgesi Alım Süreci, YYS Başvuru Formlarının Doldurulması, YYS Danışmanlığı, vb. Tüm YYS Süreçleri hakkında daha fazla ayrıntılı bilgiyi, Gümrük ve Dış Ticaret Mevzuatı konularında gerekli Hukuki ve Mevzuat Desteğini, İdari ve Adli İtiraz Süreçleri, Dava Açılması, Dava Aşamalarının Takibi, İlgili Mevzuat Ve Hukuki Açılardan Gerekli İtiraz Ve Savunmaların Yapılarak Dava Sonucunun Olumlu Sonuçlandırılması, Sonradan Kontrol/ Firma İncelemesi Yaptırılması, Antrepo Açma, Antrepo Genişletme, AN6, AN7, AN8 Raporlarının düzenlenmesi, … vb, işlemleri, Sürekli/ Düzenli, Aylık, Yıllık Gümrük ve Dış Ticaret Danışmanlığı, Olay (Konu) Başı Gümrük ve Dış Ticaret Danışmanlığı, Gümrük ve Dış Ticaret Mevzuatı Eğitimleri, … vb. konularında yardım, destek, danışmanlık ve benzeri hizmetleri -İsterseniz- Firmalarımız “Çoban Gümrük Dış Ticaret Denetim ve Danışmanlık A. Ş.”den veya “Çözüm Denetim Gümrük Dış Ticaret Ve Danışmanlık A. Ş.”den alabilirsiniz.
59- Taahhüt kapatma, iptal veya resen kapatma işlemleri geri alınan belge ihracat taahhüdünün kapatılması durumunda; belge kapsamında müeyyide uygulanmakla birlikte henüz tahsilatı yapılmamış (amme alacağının asli ve/veya ferilerinin tahsil edilmemiş olması) kısım için ithalat esnasında alınan teminatların ilgili gümrük idaresince belge sahibi firmaya iade edileceği, ancak, belge kapsamında müeyyide uygulanmış ve daha önce tahsil edilmiş tutarların (amme alacağının asli ve/veya ferilerinin tahsil edilmiş olması) taahhüt kapatma işlemini müteakip ilgili belge sahibi firmaya iade edilmeyeceği, (Gümrükler Genel Müdürlüğünün 26.11.2012 / 06044 Tarih ve SayılıYazısı).
60- Dİİ kapsamında tamir amaçlı gelen eşyanın tamiri sonrasında ortaya çıkan ve fire kapsamına girmeyecek ekonomik değeri haiz bir parça olması durumunda, söz konusu parçanın İİGÜ olarak değerlendirilmesi gerektiği (Gümrükler Genel Müdürlüğünün 19.01.2024 /93192004 Tarih ve SayılıYazısı).
61- 2006/12 sayılı Dahilde İşleme Rejimi Tebliğinin 38 inci maddesinin 9 uncu fıkrası “… ikincil işlem görmüş ürünün serbest dolaşıma giriş rejimine göre ithali halinde, bu ürünün gümrük idaresine teslimi aranmaz ve bu ürüne ilişkin ithalat vergileri, belge/izin kapsamındaki gerçekleşme oranları üzerinden hesaplanan miktar ve birim fiyat esas alınarak tahsil edilir…” hükmünü amirdir. (Gümrükler Genel Müdürlüğünün 2017/11 Sayılı Genelgesi).
62- Dahilde işleme rejimi kapsamında ihraç edilen eşyanın geri getirilmesi halinde, ilgili gümrük idaresince 2006/12 sayılı Dahilde İşleme Rejimi Tebliğinin 42 nci maddesi uyarınca işlem yapılır. (Gümrükler Genel Müdürlüğünün 2013/22 Sayılı Genelgesi).
63- Dahilde işleme rejimi kapsamı eşyanın ayniyetine yönelik işlemler saklı kalmak kaydıyla, yetkilendirilmiş yükümlü statüsünü haiz kişilerce geri gelen eşya olarak beyan edilen eşyanın yeşil hatta işlem görmesi durumunda ayniyet tespitine gerek bulunmamaktadır. Diğer taraftan, eşyanın teslimini müteakip ayniyet tespitine ihtiyaç duyulan hallerde ise, bu tespitin, firma kayıtları üzerinden gerçekleştirilmesi gerekmektedir. (Gümrükler Genel Müdürlüğünün 2024/22 Sayılı Genelgesi).
15 Ağustos 2026 CUMARTESİ Resmî Gazete Sayı : 33341
YÖNETMELİK Ticaret Bakanlığından:
Eğitim içeriğini görmek için tıklayınız.
Motorlu Kara Taşıtlarının Kiralanması Hakkında Yönetmelik
BİRİNCİ BÖLÜM
Başlangıç Hükümleri
Amaç
MADDE 1- (1) Bu Yönetmeliğin amacı, motorlu kara taşıtlarının kiralanması faaliyetlerine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.
Kapsam
MADDE 2- (1) Bu Yönetmelik, gerçek veya tüzel kişi tacirler ile esnaf ve sanatkârların motorlu kara taşıtı kiralama faaliyetlerini, yetki belgesinin verilmesi, tadili ve iptali ile Bilgi Sisteminin kurulması ve işletilmesine ilişkin usul ve esasları, motorlu kara taşıtlarının kiralanmasında işletme ve kiracının hak ve yükümlülüklerini, elektronik ortamda yapılan ön ödemeli rezervasyon ve kiralamaları, ilan platformları ve aracı platformların haksız ticari uygulama ve sorumluluklarını, motorlu kara taşıtı kiralama ilanlarına ilişkin ilke, kural ve yükümlülükler ile motorlu kara taşıtı kiralamalarına ilişkin Bakanlık, yetkili idare ve diğer ilgili kurum ve kuruluşların görev, yetki ve sorumluluklarını kapsar.
(2) Uzun süreli kiralamalar, kiracısı tüketici niteliğini haiz olmayan kısa süreli kiralamalar, paylaşımlı kiralamalar ve kamp taşıtı kiralamaları bu Yönetmeliğin kapsamı dışındadır.
Dayanak
MADDE 3- (1) Bu Yönetmelik, 14/1/2015 tarihli ve 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 16 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (ç) bentleri, 23/10/2014 tarihli ve 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 11 inci maddesinin birinci fıkrası ve 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 446 ncı maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.
Tanımlar
MADDE 4- (1) Bu Yönetmeliğin uygulanmasında;
a) Aracı platform: Başkalarına ait motorlu kara taşıtlarının kiralanmasına yönelik ilanların yayımlanmasına elektronik ortam sağlayan ve bu ortam üzerinden rezervasyon veya ödeme yapılmasına ya da kira sözleşmesi kurulmasına imkân sağlayan aracı hizmet sağlayıcıyı,
b) Bakanlık: Ticaret Bakanlığını,
c) Bilgi Sistemi: Motorlu Kara Taşıtı Kiralama Bilgi Sistemini,
ç) Depozito: Kira bedelinin ödenmesini ve kiracının sözleşmeden doğan diğer mali yükümlülüklerini yerine getirmesini garanti altına alan, işletme veya aracı platform tarafından kredi kartı, banka kartı ya da ön ödemeli kart üzerinden ön provizyon veya blokaj şeklinde alınan ya da Bakanlıkça belirlenen diğer yöntemlerle tahsil edilen bedeli,
d) ESBİS: Esnaf ve Sanatkâr Bilgi Sistemini,
e) İl müdürlüğü: Ticaret il müdürlüğünü,
f) İlan platformu: Başkalarına ait motorlu kara taşıtlarının kiralanmasına yönelik ilanların yayımlanmasına elektronik ortam sağlayan aracı hizmet sağlayıcıyı,
g) İşletme: Motorlu kara taşıtı kiralamasıyla iştigal eden esnaf ve sanatkâr işletmesi, ticari işletme ve ticaret şirketleri ile bunların şubelerini,
ğ) Kısa süreli kiralama: Aynı kiracıya tek seferde veya kesinti bulunmayan dönemler halinde en fazla yirmi dokuz gün süreyle verilen motorlu kara taşıtı kiralama hizmetini,
h) Kira sözleşmesi: İşletmenin tasarruf yetkisini haiz olduğu motorlu kara taşıtını, belirli bir süre ve bedel karşılığında kiracının kullanımına bırakmayı, kiracının da taşıtı sözleşme şartlarına uygun şekilde kullanmayı ve kira bedeli ödemeyi taahhüt ettiği, işletme ve kiracının hak ve yükümlülüklerini belirleyen sözleşmeyi,
ı) Kiracı: Kira sözleşmesine taraf olan tüketiciyi,
i) Klasik motorlu kara taşıtı: Model yılına göre otuz yaşın üzerinde olan, üretildiği dönemin tasarım ve teknoloji anlayışını yansıtmasına bağlı olarak tarihi, estetik ve koleksiyon değeri bulunan, orijinal parçalarını büyük ölçüde koruyan veya aslına uygun olarak restore edilen ve halihazırda seri üretimi yapılmayan motorlu kara taşıtını,
j) MERSİS: Merkezi Sicil Kayıt Sistemini,
k) Meslek odası: İlgili esnaf ve sanatkârlar odası ile ticaret ve sanayi odasını, ticaret ve sanayi odalarının ayrı kurulduğu yerlerde ticaret odasını,
l) Mesleki yeterlilik belgesi: Mesleki Yeterlilik Kurumu tarafından onaylanarak bireyin bilgi, beceri ve yetkinliğini ifade eden motorlu kara taşıtı kiralama danışmanı (Seviye 4) ulusal yeterliliğine dayalı belgeyi,
m) Motorlu kara taşıtı: 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 3 üncü maddesinde tanımlanan ve tescil belgesinde sınıfı M1, M1G, N1 ve N1G olan taşıtları,
n) Motorlu kara taşıtı kiralama danışmanı: İşletmeye sözleşmeyle bağlı kiralama personelini,
o) Motorlu kara taşıtı kiralama faaliyeti: İşletmenin tasarruf yetkisini haiz olduğu motorlu kara taşıtını, belirli bir bedel karşılığında süreli olarak kiracının kullanımına bırakmasına ilişkin faaliyetler bütününü,
ö) Motorlu kara taşıtı kiralama sorumlusu: Motorlu kara taşıtı kiralamasıyla iştigal eden gerçek kişi tacirler ile esnaf ve sanatkârların kendilerini, ticaret şirketleri ve diğer tüzel kişi tacirler ile şubelerde ise bu faaliyetleri yürüten yetkili temsilcileri,
p) Paylaşımlı kiralama: Fiziki olarak karşı karşıya gelinmeksizin internet sitesi, mobil site veya mobil uygulama üzerinden üyelik sözleşmesi kapsamında başlatılan ve sonlandırılan, genellikle bireysel kullanıma yönelik olarak dakikalık veya saatlik verilen ve kiralamaya konu taşıtın sabit teslim noktalarına bağlı kalınmaksızın ortak bir taşıt havuzundan serbestçe teslim alınabildiği ve iade edilebildiği motorlu kara taşıtı kiralama hizmetini,
r) Tüketici: Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi,
s) Uzun süreli kiralama: Aynı kiracıya tek seferde veya kesinti bulunmayan dönemler halinde otuz gün veya daha uzun süreyle verilen motorlu kara taşıtı kiralama hizmetini,
ş) Yetki belgesi: Motorlu kara taşıtı kiralamasıyla iştigal edilebilmesi için Bakanlık tarafından işletme adına düzenlenen belgeyi,
t) Yetkili idare: İş yeri açma ve çalışma ruhsatını vermeye yetkili belediye veya il özel idareleri ile diğer idareleri,
u) Yetkili satıcı: Üretici veya distribütör ile aralarında kurulan sözleşme kapsamında tescilsiz motorlu kara taşıtı perakende ticaretiyle iştigal eden gerçek veya tüzel kişiyi,
ifade eder.
İKİNCİ BÖLÜM
Yetki Belgesine İlişkin Usul ve Esaslar
Yetki belgesi
MADDE 5- (1) Yetki belgesi olmadan ticari faaliyet kapsamında motorlu kara taşıtı kiralama faaliyetinde bulunulamaz. Aksi Bakanlıkça tespit edilmedikçe her bir motorlu kara taşıtı kiralama işlemi ticari faaliyet kabul edilir.
(2) Yetki belgesi, işletmenin bulunduğu yerdeki il müdürlüğü tarafından Bilgi Sistemi üzerinden verilir, tadil ve iptal edilir.
(3) Yetki belgesinde işletmenin MERSİS numarası ve MERSİS’e kayıtlı işletme adı ve adresi ile ticaret ünvanına veya ESBİS’e kayıtlı işletme adı ve adresi ile işletme sahibinin adı, soyadı ve T.C. kimlik numarasına veya yabancı kimlik numarasına yer verilir.
(4) Yetki belgesi, her bir işletme için ayrı ayrı düzenlenir ve devredilemez.
Yetki belgesi verilmesinde aranan şartlar
MADDE 6- (1) İşletmeye yetki belgesi verilebilmesi için;
a) Gelir veya kurumlar vergisi mükellefi olunması,
b) Meslek odasına kayıtlı olunması,
c) Meslek odası ve vergi kayıtlarındaki faaliyet konuları arasında motorlu kara taşıtı kiralama faaliyetinin bulunması,
ç) İş yerinin yetkili satıcılık, sigortacılık, yol yardım ve çekici hizmetleri ile lastik ve aksesuar satışı gibi faaliyetler dışında mesleki ya da ticari faaliyet veya ikamet amacıyla kullanılmaması,
d) Yetki belgesi başvurusunda bulunan motorlu kara taşıtı kiralama sorumlusunun;
1) On sekiz yaşını doldurmuş olması,
2) En az ilköğretim mezunu olması,
3) İflas etmemiş veya iflas etmiş olsa bile 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre itibarının yerine gelmiş olması,
4) Devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, milli savunmaya ve devlet sırlarına karşı suçlar ile casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, terörizmin finansmanı, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, kaçakçılık, vergi kaçakçılığı veya haksız mal edinme, işkence, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, insan ticareti, kasten öldürme, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, fuhuş, cinsel saldırı ve çocukların cinsel istismarı suçlarından hüküm giymemiş ya da ticaret ve sanat icrasından hükmen yasaklanmamış olması,
5) Mesleki yeterlilik belgesine sahip olması,
e) İşletmenin kiralamaya konu taşıtlarının;
1) Bilgi Sistemine kaydedilmiş olması,
2) Büyükşehir belediyesi olan illerin nüfusu otuz bini geçen ilçelerinde faaliyet gösterilmesi halinde, birinin Türkiye’de üretilmesi koşuluyla asgari iki adet hibrit veya yalnızca elektrik motorlu olmak üzere, en az beşi işletme adına tescilli ve kalanı kiralama yoluyla temin edilebilen asgari on adet; nüfusu otuz bini geçmeyen ilçeler ile büyükşehir belediyesi olmayan illerde faaliyet gösterilmesi halinde ise en az ikisi işletme adına tescilli olmak üzere kalanı kiralama yoluyla temin edilebilen asgari beş adet olması,
3) Klasik olanlar hariç olmak üzere, model yılına göre altı yaşın üzerinde olmaması ve elektrik motorlu taşıtlarda üç yüz bin, diğer taşıtlarda ise yüz seksen bin kilometreyi aşmamış olması,
4) Ağır hasar kayıtlı olmaması, muayene geçerlilik süresinin dolmamış olması ve zorunlu mali sorumluluk sigortasının bulunması,
gerekir.
(2) Şube adına yapılan yetki belgesi başvurusunda;
a) Birinci fıkranın (a) ve (c) bentlerinde belirtilen vergi kaydına ilişkin şartların merkez tarafından sağlanması durumunda şube tarafından da sağlandığı kabul edilir.
b) Şube adına yetki belgesi düzenlenebilmesi için, birinci fıkranın (e) bendinin (2) numaralı alt bendinde belirtilen asgari taşıt sayısı şartlarının merkez tarafından her bir şube için ayrıca sağlanması gerekir.
(3) Bakanlık, yetki belgesi verilmesi için mesleki eğitim şartı getirmeye ve bu eğitime ilişkin usul ve esasları ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının görüşlerini alarak belirlemeye yetkilidir.
(4) Bakanlık, büyükşehir belediyesi olmayan illerde faaliyet gösteren işletmeler için asgari hibrit ve elektrik motorlu taşıt sayılarını illerin nüfus ve ticari potansiyelleri ile tüketici taleplerini dikkate alarak belirlemeye yetkilidir.
(5) Birinci fıkranın (e) bendinin (2) numaralı alt bendinin uygulanmasında Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayımlanan bir önceki takvim yılının son gününe ait nüfus verileri dikkate alınır.
Yetki belgesinin verilmesi
MADDE 7- (1) Yetki belgesi başvurusu, yetki belgesi verilmesinde aranan şartların taşındığını gösteren belgelerle birlikte Bilgi Sistemi üzerinden yapılır.
(2) İlgili kurum ve kuruluşların elektronik bilgi sistemlerinden sağlanabilen belgeler, bu sistemlerden temin edilir ve işletme adına elektronik ortamda oluşturulan dosyada diğer başvuru evrakı ile birlikte saklanır.
(3) Yetki belgesi verilmesinde aranan şartları taşıdığı tespit edilen işletme adına, başvuru tarihinden itibaren on gün içinde yetki belgesi düzenlenir.
(4) Yetki belgesi başvurusunun reddedilmesi durumunda, Bilgi Sisteminde ret gerekçelerine yer verilir ve başvuru sahibinin bu gerekçelere erişimine imkân sağlanır.
Yetki belgesinin tadili
MADDE 8- (1) Yetki belgesi, 5 inci maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen bilgilerden herhangi birinde değişiklik olması durumunda, değişikliğin gerçekleştiği tarihten itibaren otuz gün içinde işletme tarafından Bilgi Sistemi üzerinden yapılan başvuru üzerine tadil edilir.
(2) Tadil başvurusu, başvuru tarihinden itibaren on gün içinde sonuçlandırılır. Başvuru sonucuna Bilgi Sisteminde yer verilir ve başvuru sahibinin bu sonuca erişimine imkân sağlanır.
Yetki belgesinin iptali
MADDE 9- (1) Yetki belgesi;
a) 6 ncı maddede belirtilen şartlardan herhangi birini kaybeden işletmenin, Bilgi Sistemi üzerinden başvuruda bulunması veya bu şartlardan herhangi birinin kaybedildiğinin Bakanlıkça tespit edilmesi ve on günden az olmayacak şekilde verilen süre içinde şartların yeniden sağlanamaması durumlarında,
b) 8 inci maddenin birinci fıkrasında belirtilen süre içinde tadil başvurusunda bulunulmaması nedeniyle Bilgi Sistemi üzerinden veya yazılı olarak Bakanlıkça yapılan uyarıya rağmen on gün içinde tadil başvurusunda bulunulmaması durumunda,
c) Bu Yönetmelik hükümlerine aykırı hareket eden işletmeye Bilgi Sistemi üzerinden veya yazılı olarak Bakanlıkça yapılan uyarıya rağmen, on günden az olmayacak şekilde verilen süre içinde aykırılığın ortadan kaldırılmaması veya aynı takvim yılı içinde aykırılığın tekrarlanması durumlarında,
iptal edilir.
(2) Yetki belgesinin iptal edilmesi durumunda, Bilgi Sisteminde iptal gerekçelerine yer verilir ve başvuru sahibinin bu gerekçelere erişmesine imkân sağlanır.
(3) Birinci fıkranın (c) bendi gereğince yetki belgesi iptal edilen işletmeye ve işletme sahibi ile işletmeyi temsile yetkili kişilerin sahibi veya temsile yetkili olduğu diğer işletmelere iptal tarihinden itibaren bir yıl süreyle yetki belgesi verilmez.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Kiralama Faaliyetlerine İlişkin Usul ve Esaslar
Kira sözleşmesi
MADDE 10- (1) Motorlu kara taşıtı kiralamasında işletme ile kiracı arasında yazılı olarak veya elektronik ortamda kira sözleşmesi yapılır ve sözleşmenin bir nüshası taşıt tesliminden önce işletme tarafından kiracıya verilir veya elektronik ortamda gönderilir.
(2) Kira sözleşmesinin kurulmasından önce işletme tarafından kiracıya yazılı olarak veya elektronik ortamda ön bilgilendirmede bulunulur. Ön bilgilendirmede asgari olarak aşağıdaki hususlara yer verilir:
a) İşletme, kiracı ve bildirilmesi durumunda ek sürücünün tanıtıcı bilgileri ile iletişim bilgileri.
b) Hizmetin ve kiralamaya konu taşıtın temel nitelikleri.
c) Her bir hizmetin bedeli ile toplam kira bedeli.
ç) İşletme ve kiracının kiralamaya ilişkin hak ve yükümlülükleri.
d) Kiralamanın başlangıç ve bitiş tarihleri ile taşıtın teslim tarihi, saati ve yeri.
e) Kira sözleşmesinin fesih koşulları.
(3) Kira sözleşmesi, sözleşmenin taraflarca imzalanması veya işletmenin sözleşme teklif ve şartlarını kiracının elektronik ortamda kabulü ile kurulur. Kira sözleşmesinde asgari olarak aşağıdaki hususlara yer verilir:
a) İşletmenin yetki belgesi, MERSİS ve vergi kimlik numaraları, MERSİS’e kayıtlı işletme adı ve adresi ile ticaret ünvanı veya ESBİS’e kayıtlı işletme adı ve adresi ile adı, soyadı ve T.C. kimlik numarası ya da yabancı kimlik numarası ile vergi kimlik numarası.
b) Kiracının gerçek kişi olması durumunda adı, soyadı, T.C. kimlik numarası ve sürücü belgesi bilgileri veya yabancı ise pasaport ülke ismi ve pasaport numarası veya yabancı kimlik numarası ile adres ve diğer iletişim bilgileri; tüzel kişi olması durumunda ünvan ve vergi numarası ile adres ve diğer iletişim bilgileri.
c) Kiralanan taşıtı kullanacak ek sürücü veya sürücülerin ad ve soyadları, T.C. kimlik veya yabancı ise pasaport ülke ismi ve pasaport numaraları veya yabancı kimlik numaraları, sürücü belgesi bilgileri ile adres ve diğer iletişim bilgileri.
ç) Kiralanan taşıtın markası, cinsi, tipi, model yılı, vites türü ve kilometresi ile enerji türü ve seviyesi.
d) Kiralama hizmeti, navigasyon, çocuk bağlama sistemi, ek sürücü, hızlı geçiş, kasko sigortası teminat kapsamı, teminat dışı haller, muafiyet durumları, ferdi kaza sigortası, asistans hizmetleri gibi bedelli ve bedelsiz verilen hizmetlere ilişkin açıklamalar ile her bir hizmetin bedeli ve toplam kira bedeli.
e) Depozito tutarı ve depozitonun hangi durumlarda kullanılacağına, iadesine ve iade süresine ilişkin açıklamalar.
f) Yol yardımı, geç teslimat, kilometre aşımı, otoyol ve köprü geçiş ücretleri ve trafik cezaları ile enerji tamamlama giderlerine ilişkin açıklamalar.
g) Kiracının veya ek sürücünün hasar kaynaklı mali sorumluluklarının kasko sigortası teminatıyla güvence altına alınması durumunda, kiralamaya konu taşıtın kasko poliçesinde yer alan muafiyet bedeli ve bu bedeli aşan tutarın hangi durumlarda kiracıdan talep ve tahsil edileceğine ilişkin açıklamalar.
ğ) Kira süresi içinde taşıtta oluşan hasar ve arızadan kiracının sorumlu olduğu durumlar.
h) Sözleşmenin işletme ve kiracı tarafından tek taraflı feshedilebileceği durumlar.
(4) Kira sözleşmesinin aracı platform üzerinden kurulması durumunda, ön bilgilendirmede bulunulması ve sözleşmenin gönderilmesinden işletme ve aracı platform müştereken sorumludur. Aracı platformun sorumluluğu, işletme tarafından kendisine iletilen bilgi ve belgelerin kiracıya tam ve doğru olarak aktarılmasıyla sınırlıdır.
(5) İşletme, yazılı veya elektronik ortamda kira sözleşmesinin kurulmasından önce kiracıya ve kiralama şartlarına ilişkin kontrollerini yapmakla yükümlüdür. Sözleşmenin kurulmasından sonra haklı bir sebep olmaksızın işletme tarafından kiralamadan vazgeçilemez.
(6) Yazılı olarak veya elektronik ortamda uzatma onayı alınmasına rağmen geçerli sözleşmenin hüküm ve şartlarının değiştirildiği yeni bir sözleşme yapılmaması durumunda, kira süresinin aynı hüküm ve şartlarla uzadığı kabul edilir.
Elektronik ortamda yapılan ön ödemeli rezervasyonlar
MADDE 11- (1) Ön ödemeli rezervasyonlarda işletme tarafından kiracının onayı alınmak suretiyle rezervasyon formu düzenlenir. Rezervasyon formunun bir nüshası, onayın alındığı ve ön ödemenin yapıldığı tarihte işletme tarafından elektronik ortamda kiracıya iletilir. Kira sözleşmesinin aracı platform üzerinden kurulması durumunda, formun düzenlenmesi ve kiracıya iletilmesinden işletme ve aracı platform müştereken sorumludur. Aracı platformun sorumluluğu, işletme tarafından kendisine iletilen bilgi ve belgelerin kiracıya tam ve doğru olarak aktarılmasıyla sınırlıdır.
(2) Rezervasyon formunda asgari olarak aşağıdaki hususlara yer verilir:
a) İşletme, kiracı ve bildirilmesi durumunda ek sürücünün tanıtıcı bilgileri ile iletişim bilgileri.
b) Hizmetin ve kiralamaya konu taşıtın temel nitelikleri.
c) Ayrı ayrı hizmet bedelleri ve toplam kira bedeli ile ön ödeme tutarı.
ç) İşletme ve kiracının kiralamaya ilişkin hak ve yükümlülükleri.
d) Kiralamanın başlangıç ve bitiş tarihleri ile taşıtın teslim tarihi, saati ve yeri.
e) Rezervasyon değişikliği ve iptaline ilişkin açıklamalar.
(3) İşletme, rezervasyonun kiracı tarafından onaylanmasından hemen önce, rezervasyon onayının ön ödeme yükümlülüğü anlamına geldiği hususunda kiracıyı açık ve anlaşılır şekilde bilgilendirmekle yükümlüdür. Bu bilgilendirmenin yapılmaması durumunda, kiracı rezervasyonla bağlı ve ön ödeme yapmakla yükümlü değildir.
(4) Rezervasyon formunun düzenlenmiş olması, kira sözleşmesinin kurulması ve taraflara verdiği yükümlülüklerin yerine getirilmesi zorunluluğunu ortadan kaldırmaz.
(5) Rezervasyon formunda belirtilen kiralamaya ilişkin hususların, formun kiracı tarafından onaylanmasından sonra işletme veya aracı platform tarafından tek taraflı değiştirilmemesi esastır. Ancak, haklı bir sebep bulunması ve kiracının gecikmeksizin bilgilendirilmesi koşuluyla, kiralamaya ilişkin hususlarda tek taraflı değişiklik yapılabilir.
(6) Ön ödemeli rezervasyonlarda taşıt, rezervasyon formunda belirtilen tarih, saat ve yerde kiracıya teslim edilir. İşletme tarafından haklı bir sebep gösterilmeden bu yükümlülüğün yerine getirilmesinden kaçınılamaz ve rezervasyon iptal edilemez.
(7) Ön ödemeli rezervasyonlarda kiralama tarihi, saati ve yeri ile kiralamaya konu taşıtın segmenti, rezervasyonun yapıldığı tarihte kiracı tarafından hiçbir gerekçe gösterilmeden değiştirilebilir veya rezervasyon iptal edilebilir. Rezervasyonun bu fıkra kapsamında iptal edilmesi durumunda;
a) Kiracıdan herhangi bir bedel talep ve tahsil edilemez. Bu hüküm, teslim saatinden önceki yirmi dört saat içinde iptal edilen rezervasyonlar hakkında uygulanmaz. Bu durumda, rezervasyon formunda belirtilmiş olması koşuluyla, kiracıdan en fazla bir günlük kira bedeli tutarında iptal bedeli talep ve tahsil edilebilir.
b) Kira ve diğer hizmet bedelleri ile depozitonun iadesine ilişkin iş ve işlemler, iptal tarihini izleyen yedi gün içinde yerine getirilir.
(8) Rezervasyon formunda belirtilen tarih ve saatte taşıtın kiracı tarafından mazeret belirtilmeksizin teslim alınmaması durumunda kiralamaya konu taşıt, bir ila altı günlük kiralamalarda en az on iki saat, yedi gün ve üzeri kiralamalarda en az bir gün süreyle başka bir kiracıya kiraya verilemez. Bu sürelere uyulmadan taşıtın başka bir kiracıya kiraya verilmesi durumunda, kira ve diğer hizmet bedelleri ile depozitonun kesintisiz iadesine ilişkin iş ve işlemler, taşıtın yeniden kiraya verildiği tarihi izleyen yedi gün içinde yerine getirilir.
(9) Sekizinci fıkrada belirtilen bekleme sürelerinin sonuna kadar mazeret belirtilmeksizin taşıtın teslim alınmaması durumunda işletme tarafından, ön ödeme tutarından kira sözleşmesinde belirtilen tutar veya oranda kesinti yapılarak rezervasyon iptal edilebilir. Bu durumda kesinti tutarı, bir ila altı günlük kiralamalarda bir günlük, yedi gün ve üzeri kiralamalarda üç günlük kira bedelinden fazla olamaz. Kesintiden sonra kalan kira ve diğer hizmet bedelleri ile depozitonun iadesine ilişkin iş ve işlemler, iptal tarihini izleyen yedi gün içinde yerine getirilir.
(10) Beşinci ve altıncı fıkralar ile 10 uncu maddenin beşinci fıkrasının uygulanmasında, kaza, hırsızlık veya teknik arıza gibi nedenlerle taşıtın kullanılamaz durumda olması ya da doğal afet veya zorlayıcı hal gibi işletmenin kontrolü dışında ve kusuru olmaksızın gerçekleşen durumlar haklı sebep kabul edilir.
Taşıt teslimi ve iadesi
MADDE 12- (1) Motorlu kara taşıtı kiralamalarında, kiralanan taşıt işletme tarafından kira sözleşmesine uygun şekilde kiracıya teslim edilir.
(2) Rezervasyon formunda belirtilen segmentte bir taşıtın teslim tarihi ve saatinde mevcut olmaması veya kiralamaya hazır bulunmaması durumlarında, kiracıdan ek bedel talep edilmeksizin eş değer veya daha üst segment bir taşıtın işletme tarafından kiracıya teslim edilmesi esastır. Eş değer veya daha üst segment bir taşıt temin edilememesi durumunda, kiracının yazılı veya elektronik ortamda onayı alınmak suretiyle daha alt segment bir taşıt kiracıya teslim edilir. Onay verilmemesi durumunda, rezervasyon kiracı tarafından bedelsiz olarak iptal edilebilir.
(3) Kiralanan taşıt işletme tarafından kiracıya teslim edilirken, taşıtın mevcut hasar ve arızalarını gösteren taşıt teslim belgesi düzenlenir ve belgenin bir nüshası kiracıya verilir veya elektronik ortamda gönderilir.
(4) İşletme tarafından taşıt iade alınırken, taşıtın hasarsız teslim alındığını veya iade anındaki hasar durumunu gösteren taşıt iade belgesi düzenlenir ve belgenin bir nüshası kiracıya verilir veya elektronik ortamda gönderilir. Bu hüküm, taşıt iadesinin fiziki olarak karşı karşıya gelinmeden yapılması durumunda uygulanmaz. Bu durumda, taşıtın işletme tarafından fiilen teslim alındığı gün içinde taşıt iade belgesi düzenlenerek kiracıya elektronik ortamda gönderilir.
(5) Kiralanan taşıt iade alındıktan sonra işletme tarafından taşıtın içi gecikmeksizin kontrol edilir. Taşıtta kaldığı tespit edilen her türlü eşya aynı gün kiracıya bildirilir ve bildirim tarihinden itibaren en az bir ay süreyle işletmenin iş yerinde muhafaza edilir. Kira sözleşmesiyle daha uzun bir süre belirlenmemiş olması durumunda işletme, bir aylık sürenin sonuna kadar kiracı tarafından teslim alınmayan eşyadan sorumlu değildir.
(6) Kira sözleşmesinde açıkça belirtilen durumlar dışında, taşıtın kararlaştırılan teslim tarihinden ve saatinden önce iadesi kiracıdan talep edilemez.
Kira bedeli ve diğer hizmet bedelleri
MADDE 13- (1) İşletme, kira bedeli ile birlikte bu Yönetmelik hükümlerine aykırı olmayan ve kira sözleşmesinde yer verilen diğer hizmetler için kiracıdan hizmet bedeli talep ve tahsil edebilir. Kira ve diğer hizmet bedelleri, işletme veya aracı platform tarafından banka ve kredi kartı ile ön ödemeli kartlardan, havale veya elektronik fon transferi yoluyla ya da Bakanlıkça belirlenen diğer yöntemlerle tahsil edilir.
(2) İşletme tarafından bir günün altındaki saatlik kiralamalarda en az yirmi, bir ila altı günlük kiralamalarda günlük en az yüz elli, yedi ila yirmi dokuz günlük veya haftalık kiralamalarda günlük en az yüz kilometre olacak şekilde kilometre sınırları ve bu sınırlara göre farklı kira bedelleri belirlenebilir. Kilometre aşımı durumunda işletme tarafından üçüncü fıkrada belirtilen hususlara göre kiracıdan ek hizmet bedeli talep ve tahsil edilebilir.
(3) İşletme tarafından kiracıya, işletmenin kiralama faaliyetlerini yürüttüğü iş yerlerinden herhangi birinde veya kiralamanın yapıldığı iş yerinin bulunduğu il sınırları içinde kiracı tarafından belirlenen bir adreste taşıtı teslim alma ve iade etme imkânı sunulması durumunda, belgelendirilen mesafe, enerji tüketimi, yıpranma ve eskime, operasyon ve bakım maliyeti ile diğer maliyetlere göre kiracıdan ek hizmet bedeli talep ve tahsil edilebilir.
(4) Kiracının talebi üzerine ek sürücü bilgilerine kira sözleşmesinde yer verilmesi durumunda, ek sürücünün teşkil ettiği risk düzeyine göre kiracıdan ek hizmet bedeli talep ve tahsil edilebilir.
(5) Kiracı ve sözleşmeyle belirlenen ek sürücü, yalnızca kira bedelini ödemek suretiyle taşıtın kasko, işletme güvencesi ve zorunlu mali sorumluluk sigortasından yararlanır. Bunlardan yararlanılması başka bir şart veya bedele bağlanamaz.
(6) Kiracı tarafından talep edilmesi durumunda, hızlı geçiş sistemi işletme tarafından bedelsiz olarak kiracının kullanımına sunulur. Kira süresi içinde hızlı geçiş sisteminin kullanılması durumunda işletme tarafından kiracıdan geçiş ücreti talep ve tahsil edilebilir.
(7) Kira dönemine ilişkin geçiş ücreti ve enerji tamamlama gibi nedenlerle, bunların tutarı ile sözleşmede belirtilen ve işletme tarafından belgelendirilen ek maliyet tutarları dışında kiracıdan herhangi bir bedel talep ve tahsil edilemez.
(8) Bir saate kadar taşıt iadesi gecikmelerinde kiracıdan herhangi bir bedel talep ve tahsil edilemez.
(9) Bakanlık, işletme tarafından verilen hizmetler karşılığında alınan hizmet bedellerinin üst sınırlarını belirlemeye yetkilidir.
Depozito
MADDE 14- (1) İşletme tarafından taşıt sınıfına göre kiracıdan altı gün ve altındaki kiralamalarda en fazla üç günlük, yedi ila yirmi dokuz günlük veya haftalık kiralamalarda ise en fazla yedi günlük kira bedeli tutarında depozito alınabilir.
(2) Kiracının, kira sözleşmesinde onayının alınması ve tahsilattan önce bilgilendirilmesi koşuluyla;
a) Kira ve diğer hizmet bedellerinin ödenmemesi veya eksik ödenmesi durumunda, ödenmeyen kira ve diğer hizmet bedelleri,
b) Geç teslim süresine bağlı ilave kira ve diğer hizmet bedelleri ile kilometre aşım bedeli,
c) Taşıtın iadesinden sonra ortaya çıkan kira dönemine ait otoyol ve köprü geçiş ücretleri ve diğer kural ihlali bedelleri,
ç) Enerji tamamlama gideri,
d) Kiracının kusuru nedeniyle taşıtta meydana gelen ve kasko veya işletme güvencesi kapsamı dışında kalan hasar ve zararlar,
depozitodan karşılanır.
(3) Kiracıdan depozito olarak çek, senet, teminat mektubu, kefaletname veya benzeri borç doğurucu belge alınamaz.
(4) Bu Yönetmelikte özel olarak belirtilen durumlar hariç olmak üzere, depozitonun iadesine ilişkin iş ve işlemler, kira sözleşmesinin sona erdiği ve taşıtın iade edildiği tarihi izleyen yedi gün içinde yerine getirilir.
(5) Taşıt tesliminde kolayca tespit edilmesi mümkün olmayan arıza veya çizik ve göçük gibi hasarlar ile olağan kullanımdan kaynaklanan ve kabul edilebilir sınırlar içinde kalan aşınma ve yıpranmalar nedeniyle depozitodan kesinti yapılamaz ve kiracıdan herhangi bir bedel talep ve tahsil edilemez.
Kiralamaya konu taşıtlar
MADDE 15- (1) Bilgi Sistemine kaydedilmeyen ve yetki belgesi verilmesinde aranan nitelikleri haiz olmayan taşıtlar kiraya verilemez.
(2) 14/5/2020 tarihli ve 31127 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Motorlu Araçlar ve Römorkları ile Bunlar İçin Tasarlanan Aksam, Sistem ve Ayrı Teknik Ünitelerin Genel Güvenliği ve Korunmasız Karayolu Kullanıcılarının ve Yolcuların Korunması ile İlgili Tip Onayı Yönetmeliği (AB/2019/2144) ve ilgili diğer mevzuat hükümleri kapsamında düzenlenen ilgili güvenlik standartlarına uygun olmayan taşıtlar kiraya verilemez.
(3) Periyodik bakımı zamanında yaptırılmayan taşıtlar, periyodik bakımları yapıldıktan sonra kiraya verilebilir.
Hasar ve arıza
MADDE 16- (1) Kira süresi içinde taşıtta meydana gelen hasar ve arızalar, kiracı tarafından gecikmeksizin işletmeye bildirilir. Sürüş ve taşıt güvenliğini veya kiracının can güvenliğini etkileyecek nitelikte olan hasar ve arızalarda, kiracının bildirimi üzerine taşıt, işletme tarafından zararın artmasını engellemeye yönelik tedbirler alınarak güvenli şekilde onarım noktasına ulaştırılır veya bunun için gerekli destek kiracıya sağlanır.
(2) Kiracıdan kaynaklanmadığı açıkça belli olan ve sürüş ve taşıt güvenliğini veya kiracının can güvenliğini etkileyecek nitelikte olan hasar ve arızalarda, kiracının bildirimi üzerine işletme tarafından mümkün olan en kısa sürede kiracıya eş değer bir ikame taşıt tahsis edilir. Bunun mümkün olmaması durumunda, hasar ve arızanın meydana geldiği gün dâhil olmak üzere, kalan kira süresine ilişkin kira ve diğer hizmet bedelleri ile depozitonun iadesine ilişkin iş ve işlemler, hasar veya arızanın meydana geldiği tarihi izleyen yedi gün içinde yerine getirilir.
(3) İşletme tarafından, hasar ve arıza durumlarında kiracının her an kolayca bildirimde bulunabilmesini sağlamak üzere, internet tabanlı en az bir iletişim yöntemi veya telefon aracılığıyla iletişim imkânı sunulur. Bu kapsamda, sürekli ve erişilebilir bir bildirim altyapısı oluşturulur.
(4) Kira süresi içinde taşıtta meydana gelen arızalarda, işletme tarafından ispatlanmadığı sürece arızanın kiracıdan kaynaklanmadığı kabul edilir.
(5) Kiracıdan hasar veya arıza bedeli talep edilebilmesi için meydana gelen hasarın ve maliyet tutarının yetkili ve bağımsız bir ekspertiz raporu ile belgelendirilmesi zorunludur. İşletmenin kendi personeli veya doğrudan ya da dolaylı olarak bağlantılı olduğu kişi ya da kuruluşlarca hazırlanan raporlar ispat aracı olarak kullanılamaz.
(6) Taşıt teslim belgesi ve taşıt iade belgesi düzenlenmeyen kiralamalar ile taşıt iade belgesinde belirtilmeyen hasar ve arızalar için kiracıdan herhangi bir bedel talep ve tahsil edilemez. Taşıt teslim belgesi kiracıya zamanında verilmeyen veya elektronik ortamda gönderilmeyen kiralamalarda, taşıt iadesinde veya sonrasında taşıtta kiracıdan kaynaklanan hasar ve arıza olduğu ileri sürülemez.
(7) Fiziki olarak karşı karşıya gelinmeden yapılan taşıt iadelerinde, sözleşmeye uygun şekilde taşıtın bırakılmasından sonra taşıtta meydana gelen hasar ve arızadan kiracı sorumlu tutulamaz.
(8) Kiracıdan kaynaklanmayan hasar veya arıza durumlarında; onarım masrafı, değer kaybı, onarım süresince oluşabilecek kira kaybı ve benzeri gerekçelerle kiracıdan herhangi bir bedel talep ve tahsil edilemez.
(9) İşletme ve kiracının anlaşmaya vardığı durumlar hariç olmak üzere, sigorta tahkim kararı veya ilam niteliğinde başka bir karar olmadan değer kaybı nedeniyle kiracıdan herhangi bir bedel talep ve tahsil edilemez.
(10) Kira süresi boyunca geçerli olmak üzere, kiracının veya ek sürücünün hasar kaynaklı mali sorumlulukları işletme tarafından güvence altına alınır. Bu yükümlülük kapsamında, aşağıda belirtilen zararlar dışında kiracı veya ek sürücüden onarım masrafı, değer kaybı, onarım süresince oluşabilecek kira kaybı ve benzeri gerekçeler ile herhangi bir bedel talep veya tahsil edilemez. İşletme, tedavi veya can güvenliği gibi mücbir sebep halleri hariç olmak üzere, kimlik tespitinin engellenmesi amacıyla kaza yerinin terk edilmesi veya resmi trafik kazası tespit tutanağı düzenlenmemesi durumlarında bu yükümlülüğe tabi değildir. İşletme, yükümlülüğünü kasko sigortası teminatıyla yerine getirebilir. Aşağıdaki zararlarda işletmenin hasar kaynaklı mali sorumlulukları güvence altına alma yükümlülüğü bulunmaz:
a) Alkollü veya uyuşturucu madde etkisinde taşıt kullanılması, kırmızı ışıkta geçilmesi, güvenlik şeridinin usulsüz kullanılması, ters şeritten gidilmesi, yarış veya hız denemesi yapılması ve herhangi bir zorunluluk olmaksızın karayollarında dönüş kuralları dışında bilerek ve isteyerek el freninin çekilmesi suretiyle veya başka yöntemlerle taşıtın ani olarak yönünün değiştirilmesi ya da kendi etrafında döndürülmesi gibi ciddi güvenlik riski oluşturan trafik kuralı ihlalleri sonucunda oluşan zararlar.
b) Kiracı veya ek sürücü tarafından ya da bunların sorumlu olduğu veya birlikte yaşadığı kişilerce kasten verilen zararlar.
c) Taşıtın, kiracının veya ek sürücünün kusuru nedeniyle yetkisiz kişilerce kullanılması sonucunda oluşan zararlar.
ç) Taşıtın yasa dışı faaliyetlerde kullanılması sonucunda oluşan zararlar.
İşletmenin diğer yükümlülükleri
MADDE 17- (1) Kiralanan taşıtın cinsine göre geçerli ve uygun sınıf sürücü belgesi ibraz etmeyen kişilere taşıt kiralanamaz.
(2) 12 nci maddenin ikinci fıkrası kapsamında; rezervasyonun kiracı tarafından iptal edilmesi durumunda kira ve diğer hizmet bedelleri ile depozitonun, alt segment bir taşıt teslim edilmesi durumunda ise farka ilişkin tüm bedellerin iadesine ilişkin iş ve işlemler, rezervasyonun iptal veya taşıtın teslim tarihini izleyen yedi gün içinde yerine getirilir.
(3) Kiralama hizmeti, işletmeden veya üçüncü kişilerden ek sigorta, kasko, hasar güvencesi gibi herhangi bir mal veya hizmet alma şartına bağlanamaz.
(4) Kira süresi içinde taşıtın periyodik bakımının gerekmesi durumunda, taşıt bakımı işletme tarafından yaptırılır ve bakım süresi, herhangi bir bedel talep edilmeksizin kira süresine eklenir.
(5) Trafik ve kiracı güvenliği ile mevsim şartlarının gerekli kılması halinde kış lastiği; kiracı tarafından taşıt tesliminden en az iki gün önce talep edilmesi halinde uygun nitelik, standart ve hijyen şartlarına sahip çocuk bağlama sistemi sağlanır.
(6) Kira sözleşmesinde açıkça belirtilen koşulların gerçekleşmesi nedeniyle kira sözleşmesinin işletme tarafından tek taraflı feshedilmesi durumunda, fesih kararı gecikmeksizin yazılı veya elektronik ortamda kiracıya bildirilir.
(7) Mesleki yeterlilik belgesine sahip olmayan kişiler motorlu kara taşıtı kiralama sorumlusu veya danışmanı olarak istihdam edilemez.
(8) Kiracının makul karar verme yeteneğini azaltan, ekonomik davranış biçimini önemli ölçüde bozan ve normal şartlarda taraf olmayacağı bir ticari ilişkinin tarafı olmasına sebep olan, haksız veya hukuka aykırı ticari uygulamalarda bulunulamaz.
Kiralık motorlu kara taşıtı ilanları
MADDE 18- (1) İlan platformları ile aracı platformlar aşağıdaki hususlara uymakla yükümlüdür:
a) İşletmenin üyeliğinin veya kaydının yapılmasından ve yenilenmesinden önce Bilgi Sistemi üzerinden yetki belgesi kontrolü yapmak ve yetki belgesine sahip olmayan işletmenin üyeliğine veya kaydına izin vermemek.
b) İşletmenin yetki belgesi numarasının ve yetki belgesindeki işletme adının, gerçek kişinin tam ad ve soyadı veya tam ad ve soyadının/soyadlarının baş harflerinin ve tüzel kişinin tescilli ünvanının ilanlarda gösterilmesini sağlamak.
c) İşletmenin ilana konu taşıta ilişkin ilan verme yetkisinin bulunduğunu, ilanı yayımlamadan önce Bilgi Sistemi üzerinden doğrulamak.
ç) İlanlara ilişkin talep ve şikâyetlerin internet tabanlı iletişim yöntemlerinden en az biri ve telefon aracılığıyla iletebilmesi için müşteri hizmetleriyle iletişim imkânı sunmak. Bu talep ve şikâyetlerin etkin şekilde yönetilerek sonuçlandırılmasını sağlamak.
d) Piyasa yapısını bozucu veya tüketiciyi yanıltıcı ilanları önlemeye yönelik tedbirleri almak.
(2) İşletmeler, elektronik ortamdaki ilanlarında aşağıdaki hususlara uymakla yükümlüdür:
a) Taşıtın markası, ticari adı, cinsi, tipi, model yılı ve enerji türüne, donanım, segment ve kilometre bilgilerine ve detaylı görsellerine yer vermek.
b) Yanıltıcı bilgi ve belgelere yer vermemek.
c) Taşıtın havalimanı, tren garı veya otobüs terminalinde teslim edileceğinin belirtildiği ancak işletmenin ilgili alanlarda merkez veya şubesinin bulunmadığı durumlarda, ilanın kolayca görünür bir yerinde bu hususu belirtmek.
Haksız ticari uygulamalar
MADDE 19- (1) İlan platformu ve aracı platform tarafından haksız ticari uygulamalarda bulunulamaz. Bu platformların, hizmet sunduğu işletmelerin ticari faaliyetlerini önemli ölçüde bozan, makul karar verme yeteneğini azaltan veya belirli bir kararı almaya zorlayarak normal şartlarda taraf olmayacağı bir ticari ilişkinin tarafı olmasına sebep olan uygulamalarının haksız olduğu kabul edilir.
(2) Aracı platformun aşağıdaki uygulamaları her durumda haksız ticari uygulama kabul edilir:
a) Kiracı tarafından iletilen ve kiralama işlemi için gerekli olan bilgilerin işletmeye zamanında ve eksiksiz olarak iletilmemesi.
b) İşletme tarafından sunulan mal ve hizmetlerin, kiralama sürecinde doğrudan veya dolaylı olarak aynı elektronik ortam üzerinden bir bedel karşılığında kiracıya sunulması.
c) İşletme tarafından sunulmayan mal ve hizmetlerin, işletme tarafından sunuluyormuş gibi veya bu yönde izlenim oluşturacak şekilde sunulması.
ç) İşletme ve kiracıdan elde edilen verilerin, aracılık hizmetlerinin sunulması ve geliştirilmesi hariç olmak üzere;
1) İşletmelerle rekabet edilirken kullanılması.
2) İşletme ve kiracıdan yazılı olarak veya elektronik ortamda önceden onay alınmaksızın pazarlama, reklam, iletişim, promosyon ve benzeri faaliyetlerde kullanılması.
d) Kiralama işlemi nedeniyle işletmeye yapılması gereken ödemenin, en geç kira ve diğer hizmet bedellerinin aracı platformun tasarrufuna girdiği ve taşıtın kiracıya teslim edildiği tarihten itibaren beş iş günü içinde eksiksiz olarak yapılmaması. Bu hüküm, kiracının işletmeye yapılacak ödemeye itiraz etmesi durumunda uygulanmaz.
e) İşletmenin kampanyalı mal veya hizmet sunumuna zorlanması.
f) İşletmeyle olan ticari ilişkinin koşullarının, yazılı şekilde veya elektronik ortamda yapılan aracılık sözleşmesiyle belirlenmemesi ya da bu sözleşmenin açık, anlaşılır ve işletme tarafından kolay erişilebilir olmasının sağlanmaması.
g) İşletmenin aleyhine olacak şekilde aracılık sözleşmesi hükümlerinde geçmişe yönelik değişiklik yapılması.
ğ) Herhangi bir hizmet verilmediği veya verilen hizmetin türü ve hizmet bedelinin tutar ya da oranı aracılık sözleşmesinde belirtilmediği hâlde işletmeden bedel alınması.
h) Aracılık sözleşmesinde herhangi bir nesnel ölçüte yer verilmediği hâlde ya da kamu kurumlarına veya adli mercilere başvurulduğu gerekçesiyle işletmenin sıralama ya da tavsiye sisteminde geriye düşürülmesi, işletmeye sunulan hizmetin kısıtlanması, askıya alınması veya sonlandırılması gibi yaptırımlar uygulanması.
ı) İşletmenin ticari ilişkilerinin, alternatif kanallardan mal veya hizmet sunumunun ya da reklam faaliyetlerinin kısıtlanması.
i) İşletmenin herhangi bir kişiden mal veya hizmet teminine zorlanması.
j) Kiralama işleminin sözleşme hükümlerine uygun olarak kiracı tarafından iptal edilmesi durumunda işletmeden hizmet bedeli talep ve tahsil edilmesi.
k) Bu fıkrada belirtilen uygulamalara imkân sağlayan hükümlere aracılık sözleşmesinde yer verilmesi.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Çeşitli ve Son Hükümler
Bilgi Sistemi ve entegrasyon
MADDE 20- (1) Motorlu kara taşıtı kiralama faaliyetleri ile kiralamaya konu taşıtların takip ve kontrolü amacıyla Bakanlık tarafından Bilgi Sistemi oluşturulur.
(2) Yetki belgesine sahip işletmelerin güncel listesine Bilgi Sistemi üzerinden erişilir.
(3) Bakanlıkça gerekli görülen bilgi ve belgeler, belirlenen usul ve esaslara uygun şekilde ilgili kurum ve kuruluşlar ile diğer gerçek ve tüzel kişiler tarafından Bilgi Sistemine aktarılır.
(4) Yetki belgesi verilmesinden sonra;
a) Satın alınan veya kiralanmak suretiyle temin edilen taşıtlar, kiralamaya konu edilmeden önce işletme tarafından Bilgi Sistemine kaydedilir.
b) İşletmenin tasarrufundan çıkan taşıtların kaydı işletme tarafından Bilgi Sisteminden silinir.
(5) Bilgi Sistemi, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının erişimine açılabilir ve ihtiyaç duyulan diğer bilgi sistemlerine entegre edilebilir.
Müşterek ilke ve kurallar
MADDE 21- (1) İşletmeler, aracı platformlar ve ilan platformları aşağıdaki hususlara uymakla yükümlüdür:
a) Aldatıcı veya dürüstlük kuralına aykırı davranışlar ile haksız veya hukuka aykırı ticari uygulamalarda bulunmamak. Kiracının kiralama tercihlerini etkileyecek nitelikteki bilgileri kiracıdan gizlememek ve kiracıyı, yasa dışı veya etik olmayan uygulamalara yönlendirmemek.
b) Motorlu kara taşıtı kiralama faaliyetlerinin geliştirilmesi, piyasa aksaklıklarının giderilmesi veya ortaya çıkmasının önlenmesi ve tüketicinin korunması gibi amaçlarla Bakanlıkça alınan tedbirlere ve verilen talimatlara uymak.
c) Kira sözleşmeleri ile kiralamaya ilişkin diğer belge ve formları, işlemin veya kira sözleşmesinin yapıldığı tarihten itibaren beş yıl süreyle fiziki olarak veya elektronik ortamda doğru ve eksiksiz şekilde saklamak ve her an incelemeye hazır bulundurmak. Bakanlıkça talep edilen bilgi ve belgeleri talebe uygun şekilde Bakanlığa sunmak.
Denetim ve idari yaptırım hükümleri
MADDE 22- (1) Bakanlık, motorlu kara taşıtı kiralama faaliyetlerinin takip ve kontrolü, kayıt dışı faaliyetlerin önlenmesi, hizmet kalitesinin artırılması ve tüketicinin korunması amaçları doğrultusunda her türlü tedbiri almaya ve bu Yönetmeliğin uygulanmasına yönelik denetim yapmaya yetkilidir. Bakanlık denetim yetkisini il müdürlükleri aracılığıyla da kullanabilir.
(2) Yetkili idareler, Bakanlığın talebi üzerine, bu Yönetmelik kapsamında ön inceleme mahiyetinde denetim yapmakla görevlidir. Bu kapsamda yapılan denetimin sonuçları, denetimin sonuçlandığı tarihten itibaren on beş gün içinde il müdürlüğüne bildirilir.
(3) Bu Yönetmelik hükümlerine aykırı hareket edenler hakkında 6563 sayılı Kanunun 12 nci maddesi ve 6585 sayılı Kanunun 18 inci maddesinde öngörülen idari para cezaları Bakanlıkça uygulanır. Bakanlık, 6585 sayılı Kanunun 18 inci maddesinde öngörülen idari para cezası uygulama yetkisini il müdürlüklerine devredebilir.
Geçiş hükümleri
GEÇİCİ MADDE 1- (1) Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla motorlu kara taşıtı kiralama faaliyetinde bulunan işletmelerin, faaliyetlerine devam edebilmeleri için 1/7/2027 tarihine kadar yetki belgesi almaları gerekir.
(2) Bu Yönetmeliğin yayımı tarihi itibarıyla motorlu kara taşıtı kiralama faaliyetine ilişkin vergi veya meslek odası kaydı bulunan ya da motorlu kara taşıtı kiralama faaliyetinde bulunduğunu belgeleyen ve yetki belgesi başvurusunun yapıldığı tarihe kadar faaliyetine kesintisiz devam eden;
a) Gerçek kişi işletmeleri adına o tarihteki işletme sahibi,
b) Tüzel kişi işletmeleri ve şubeler adına o tarihte motorlu kara taşıtı kiralama faaliyetlerini yürüten yetkili temsilcilerden biri,
tarafından yapılan yetki belgesi başvurularında, 6 ncı maddenin birinci fıkrasının (d) bendinin (2), (3) ve (4) numaralı alt bentlerinde belirtilen şartlar aranmaz.
(3) 6 ncı maddenin birinci fıkrasının (e) bendinin (2) ve (3) numaralı alt bentleri ile 15 inci maddenin ikinci fıkrası, bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla motorlu kara taşıtı kiralama faaliyetine ilişkin vergi veya meslek odası kaydı bulunan ya da motorlu kara taşıtı kiralama faaliyetinde bulunduğunu belgeleyen ve yetki belgesi başvurusunun yapıldığı tarihe kadar faaliyetine kesintisiz devam eden işletmeler hakkında 1/1/2028 tarihine kadar uygulanmaz.
(4) 18 inci maddenin birinci fıkrasında aracı platform ile ilan platformları için öngörülen yükümlülükler, 1/1/2028 tarihine kadar uygulanmaz. Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce ilan platformlarına veya aracı platformlara üye olan ya da kayıt yaptıran işletmelerin bu tarihe kadar yetki belgesi almamaları durumunda üyeliklerine son verilir ya da kayıtları silinir.
(5) Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce ilan platformları veya aracı platformlar ile işletmeler arasında kurulan sözleşmeler, 1/7/2027 tarihine kadar bu Yönetmelik hükümlerine uygun hale getirilir.
(6) Bakanlık bu maddede belirtilen süreleri bir yıla kadar uzatmaya yetkilidir.
Yürürlük
MADDE 23- (1) Bu Yönetmelik 1/1/2027 tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 24- (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Ticaret Bakanı yürütür.
Filo Araç, Dağıtım Yönetimi, filo Eğitimi, perakende, lojistik, filo, araç, sevkiyat, lojistik, Filo eğitimi, filo yöneticisi, araç takip birimi, kiralama şirketi, filo kiralama, sözleşme, trafik, hukuk, kaza, risk, hasar, hasar kaydı, ehliyet, araç yenileme, yol, güvenlik, mevzuat, servis, servis aracı, personel, minibüs, van, kamyon, TIR, binek, otomobil, K belgesi, taşıt kartı, fenni muayene, muayene, egzoz muayene, Filo yönetimi, eğitim, ulaştırma, lojistik, araç, dağıtım, operasyon, kasko, sigorta, lastik, bakım, sürücü, şöför, bakım, idari satın alma, idari işler, satın alma, SRC
Lüks saatçilik uzun yıllar boyunca belirli bir mesafe duygusu üzerine kuruldu. Yüksek fiyat, sınırlı üretim, ustalık, geçmişten bugüne taşınan zanaat ve markanın yarattığı prestij bir saatin değerini oluşturan temel unsurlar arasında yer aldı. Ancak son yıllarda bu dünyanın sınırları yeniden çiziliyor. Swatch’ın Omega, Blancpain ve son olarak Audemars Piguet ile gerçekleştirdiği iş birlikleri, saat sektörünün yanı sıra lüks tüketimin nasıl yeniden yorumlandığına dair de önemli ipuçları veriyor.
Bu iş birliklerinin başarısını yalnızca “lüks bir markanın daha uygun fiyatlı versiyonu” olarak okumak eksik kalır. Burada asıl dikkat çekici olan; bir markanın sahip olduğu tasarım dilinin, kültürel mirasın ve marka hikayesinin farklı bir ürün kategorisinde daha geniş bir kitle ile buluşturulması. Üstelik bu süreçte ürünün mekanizması, malzemesi ve üretim teknolojisi değişirken tasarımın taşıdığı sembolik değer tüketiciyle birlikte yaşamaya devam ediyor.
Omega × Swatch iş birliğiyle 2022’de ortaya çıkan Bioceramic MoonSwatch bunun en güçlü örneklerinden biri oldu. Omega’nın Speedmaster Moonwatch modeliyle özdeşleşen tasarım kodları, Swatch’ın daha ulaşılabilir ürün yapısıyla bir araya geldi. Böylece tüketici yalnızca bileğine yeni bir saat takmadı; uzay araştırmaları, Ay yolculuğu, hassasiyet ve keşif gibi Omega’nın marka dünyasına da erişti. Omega’nın geleneksel müşterisinin satın aldığı “başarı ve macera” anlatısı, bu kez çok daha geniş bir tüketici kitlesinin deneyimine açıldı.
Buradaki stratejik ayrıntı önemli: MoonSwatch, bir Omega Speedmaster’ın teknik karşılığı değil. Mekanizma, malzeme ve üretim yaklaşımı farklı. Zaten ürünün erişilebilir fiyat seviyesinde konumlanabilmesini sağlayan temel unsurlardan biri de bu. Dolayısıyla tüketiciye sunulan şey birebir aynı ürün değil, aynı evrenden gelen farklı bir deneyim. Bu ayrım, lüks pazarlamasının bugün geldiği noktayı anlamak açısından oldukça değerli. Çünkü tüketici her zaman ürünün fiziksel özelliklerini satın almıyor. Bazen bir hikayeye, tasarım diline, kültürel referansa ve markanın temsil ettiği yaşam biçimine sahip olmak istiyor.
Blancpain × Swatch iş birliğinde ise başka bir lüks kodu devreye giriyor.
2023’te tanıtılan Bioceramic Scuba Fifty Fathoms, Blancpain’in Fifty Fathoms mirasından ilham alan bir koleksiyonu Swatch dünyasına taşıdı. Blancpain’in müşteri profili, Omega’ya kıyasla daha fazla saat bilgisine, mekanizmaya, zanaatkarlığa ve tarihsel mirasa önem veren bir tüketiciye işaret ediyor. Bu nedenle burada aktarılan değer yalnızca “lüks saat sahibi olma” arzusu olarak görülmemelidir. Saatçilik kültürünün daha az görünür, daha uzmanlık gerektiren taraflarına duyulan meraka yöneliktir.
Bir bakıma Swatch, farklı lüks markaların farklı tüketici arzularını kendi ürün dili içerisinde yeniden yorumluyor diyebiliriz. Omega’da keşif ve başarı, Blancpain’de teknik miras ve zanaat, Audemars Piguet’de ise tasarım, statü ve görünürlük ön plana çıkıyor.
2026’da gelen Audemars Piguet × Swatch Royal Pop ise bu hikayeyi adeta başka bir noktaya taşıyor. Royal Oak’ın güçlü tasarım kimliği ile Swatch’ın 1980’lerden gelen POP kültürü bir araya geldiğinde yalnızca yeni bir saat koleksiyonu görmüyoruz; saatin moda ile buluştuğunu fark ediyoruz. Moda açısından bakıldığında Royal Pop’un en ilginç tarafı tam da burada başlıyor…
Saatin Moda Kodlarıyla Buluşması
Saat; uzun süre erkek giyiminde statü, kadın giyiminde ise tamamlayıcı aksesuar olarak konumlandı. Bugün ise özellikle genç tüketici açısından saatin anlamı değişiyor. Renk, kombinlenebilirlik, koleksiyon yapma isteği, sosyal medyada görünürlük ve trend döngüleri ürünün fonksiyonunun önüne geçebiliyor. Bu dönüşüm, moda endüstrisinin uzun süredir kullandığı bir mekanizmaya oldukça benziyor: Bir ürün yalnızca işleviyle değil, temsil ettiği estetik dünya ile tüketiliyor.
Bir çantanın yalnızca eşya taşımaya, bir ayakkabının yalnızca yürümeye hizmet etmediği gibi saat de yalnızca zamanı göstermekten uzaklaşıyor. Tasarımın kendisi bir iletişim aracına dönüşüyor. Bu nedenle Royal Pop gibi bir iş birliğini saat sektörünün sınırları içerisinde değerlendirmek yerine aksesuar ve moda pazarlamasının genişleyen alanı içerisinde okumak daha anlamlı. Burada sanat ve tasarım dünyasıyla da güçlü bir paralellik kurulabilir. Bir sanat eserinin değerini yalnızca tuvalin, pigmentin veya kullanılan malzemenin maliyeti üzerinden açıklayamayız. Eserin arkasındaki sanatçı, tarihsel bağlam, estetik dil, kültürel etkisi ve yarattığı sembolik anlam birlikte bir değer alanı oluşturur. Lüks markalar da benzer biçimde fiziksel ürünün ötesinde bir sembolik değer üretir.
Swatch iş birliklerinin dikkat çekici tarafı, bu sembolik değeri farklı bir fiyat ve ürün mimarisi içerisinde yeniden dolaşıma sokabilmesi. Tüketici, Audemars Piguet’nin yüksek saatçilik dünyasına ait bir Royal Oak’a sahip olmadan onun tasarım kodlarıyla ilişki kurabiliyor. Omega’nın Ay yolculuğunun parçası olmadan MoonSwatch üzerinden bu hikayeye temas edebiliyor. Blancpain’in zanaatkarlık ve dalış mirasını deneyimlemek için yüksek saatçilik seviyesinde bir koleksiyona yatırım yapması gerekmiyor.
Tam burada ortaya çıkan önemli bir pazarlama sorusu: Lüksün değeri erişilebilir hale geldiğinde, lüks olma özelliğini nasıl koruyabilir?
Swatch’ın stratejisinde kıtlık ve arzu yönetimi bu sorunun cevapları arasında. Özellikle ilk dönemlerde ürünlere yönelik yüksek talep ve sınırlı erişim, koleksiyonları yalnızca satın alınacak ürünler olmaktan çıkarıp konuşulan, takip edilen ve aranan nesnelere dönüştürdü. Erişilebilir fiyat tek başına yeterli değildi, ürünün arzu edilmesi gerekiyordu. Bu da moda sektörünün çok iyi bildiği bir dinamiği hatırlatıyor. Trend ürünlerin değeri çoğu zaman ne kadar görünür olduğundan, kimlerin kullandığından ve ne kadar süre boyunca ulaşılabilir olduğundan etkileniyor. Bir ürünün mağazada bulunması ile ona ulaşmak için beklemek arasında tüketici psikolojisi açısından önemli bir fark var.
Swatch’ın buradaki stratejisi: Lüks markaların yıllar içerisinde oluşturduğu kültürel sermayeyi, daha geniş kitlelerin dahil olabileceği yeni ürünler aracılığıyla yeniden yorumlanabilir hale getirmek.
Türkiye açısından da asıl soru burada başlıyor.
Türk markaları güçlü tasarım miraslarını, üretim kabiliyetlerini ve sahip oldukları kültürel değerleri farklı sektörlerdeki markalarla bir araya getirerek kendi iş birliği modellerini nasıl geliştirebilir?
Bir Türk markası, kendi kategorisinin dışındaki bir markanın müşterisine ulaşırken hangi kültürel kodu kullanabilir?
Daha da önemlisi, Türkiye’den çıkan bir iş birliği yalnızca ticari bir ürün yaratmakla kalmayıp yeni bir estetik ve kültürel referans oluşturabilir mi?
Moda, mücevher, mobilya, otomotiv, teknoloji, gastronomi ve sanat gibi alanlarda markalar giderek kendi kategorilerinin dışına çıkarak birbirlerinin kültürel gücünden faydalanıyor. Bir moda markasının sanatçıyla, mücevher markasının tasarımcıyla, teknoloji şirketinin moda markasıyla veya mobilya markasının mimarla gerçekleştireceği doğru bir iş birliği, iki ürünün basitçe yan yana gelmesinden çok daha fazlasını yaratabilir. Ortaya yeni bir tüketici kitlesi, yeni bir estetik dil ve yeni bir marka hikayesi çıkabilir.
Ve eminim ki geleceğin en güçlü marka iş birlikleri, aynı dili konuşan iki markanın buluşmasından ziyade farklı kültürel kodların yan yana gelerek yeni bir estetik yaratmasından doğacak.
Anahtar Sözcükler:
Swatch, Omega, Blancpain, Audemars Piguet, lüks, tasarım, marka iş birlikleri, saat, moda, kültürel değer, tasarım, tasarım dili, moda, MoonSwatch, Royal Oak, lüks marka, estetik, aksesuar, trend
PDF – Kurumsal Satış Eğitimi içeriğini bilgisayarınıza indirmek için tıklayınız.
Bu eğitimin amacı; satış ekiplerinin müşteriyi daha iyi tanımasını, doğru fırsatlara odaklanmasını, güvene dayalı ilişkiler geliştirmesini ve müşteri ilişkilerini uzun dönemli satış başarısına dönüştürmesini sağlamaktır.
Program; yeni müşteri kazanmadan kilit müşteri yönetimine, değer teklifinden müzakereye, satış analitiğinden sözleşme risklerine kadar kurumsal satışın temel karar alanlarını gerçek vakalar ve pratik çalışmalarla ele almaktadır.
Sanayi ve hizmet şirketleri, bankacılık ve finans, teknoloji ve yazılım, sağlık ve hastane pazarı, otelcilik ve konaklama sektörü, kamu kurumları ve kuruluşları…
Katılımcı Profili
Kurumsal satış ekipleri, kilit müşteri yöneticileri, müşteri ilişkileri yöneticileri, satış mühendisleri, bölge satış yöneticileri ve saha satış sorumluları.
Eğitim Süresi: 2 Gün
Kurumsal Satış Dünyasını Anlamak
Kurumsal pazarda satışın değişen yapısı ve müşteri beklentileri
Dijital çağda değişen alıcı davranışları ve bilgiye erişim
Güçlü ve bilgili alıcılar karşısında satış ekiplerinin değişen rolü
Uzun satış döngüleri ve çok taraflı karar süreçleri
Kurumsal müşteride güven, ilişki ve süreklilik
Pratik Çalışma 01 | Satışlar Düşüyor. Sorun Pazarda mı, Bizde mi?
Satış Ekibi ve Organizasyon Yönetimi
Satış departmanının organizasyonu, hedefleri ve rol dağılımı
Doğru satış ekibini kurmak, yeni yetenekleri belirlemek ve kadro planlamak
Bölge, sektör ve müşteri bazlı satış organizasyonları
PDF – Kurumsal Satış Eğitimi içeriğini bilgisayarınıza indirmek için tıklayınız.
Anahtar Sözcükler:
kurumsal satış eğitimi, satış yönetimi eğitimi, B2B satış eğitimi, kurumsal satış teknikleri eğitimi, satış teknikleri eğitimi, satış ekibi eğitimi, eğitim, satış, Murat Erdal, satış stratejisi eğitimi, kilit müşteri yönetimi eğitimi, pazarlama eğitimi, satış mühendisliği eğitimi, yeni müşteri kazanma eğitimi, müşteri ilişkileri yönetimi eğitimi, kurumsal müşteri yönetimi eğitimi, müzakere teknikleri eğitimi, satış ve pazarlama eğitimi,
Türkiye’nin Suriye’ye İhracatı 6 Ayda 1,3 Milyar Dolara Ulaştı
Yılın İlk Yarısında İhracat %26,4 Arttı
Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre Türkiye’nin Suriye’ye ihracatı 2026’nın ilk yarısında 1 milyar 284 milyon dolara ulaştı ve geçen yılın aynı dönemine göre %26,4 arttı. Sepetin ilk sırasında 103,9 milyon dolarla değirmencilik ürünleri yer alırken onu 102,3 milyon dolarla çimento izledi. Çimento ihracatındaki %116,8’lik yükseliş altı ayın en hızlı artışı oldu, elektrik ve enerji ürünleri ise 80,1 milyon dolarla üçüncü sıraya yerleşti. Aynı dönemde Suriye’ye gönderilen ürün miktarı 3 milyon 182 bin tona çıkarak %36,6 arttı. Miktardaki artışın değerdeki artışı geçmesi, sevkiyatın ton bazında daha hızlı büyüdüğüne işaret ediyor. Türkiye 2025 yılını Suriye pazarında %69,6’lık artışla ve 2 milyar 568 milyon dolarlık ihracatla kapatmıştı.
Talebin Kaynağı Yeniden İnşa Süreci
Çimento ile elektrik kalemlerinin öne çıkması, Suriye’deki talebin yeniden inşa ve altyapı ihtiyacından beslendiğini gösteriyor. Dünya Bankası’nın 21 Ekim 2025 tarihli değerlendirmesi ülkedeki yeniden inşa maliyetini 216 milyar dolar olarak hesaplıyor ve bu tutarın 82 milyar dolarlık bölümü altyapıya ayrılıyor. İki ülke arasındaki karşılıklı ticaret hacmi 2025’te %40’ın üzerinde artarak 3 milyar 750 milyon dolara ulaştı.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, bu hacmin 2030’lu yılların başında 10 milyar dolara çıkarılmasının hedeflendiğini açıkladı. Türkiye ile Suriye arasında halen altı gümrük kapısı faal durumda ve bunların beşi hem ticaret hem yolcu geçişine açık. İslahiye Gümrük Kapısı’nın açılışı için teknik hazırlıklar tamamlandı, Nusaybin-Kamışlı Kapısı’nın ise önümüzdeki aylarda hizmete girmesi bekleniyor.
Şam’da Fosfat Alanında Mutabakat Zaptı İmzalandı
Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü ve MTA Uluslararası Madencilik ile Suriye Jeoloji ve Maden Kaynakları Genel Müdürlüğü, 19 Ağustos 2026’da Şam’da Fosfat Alanında Mutabakat Zaptı’nı imzaladı. Belge yer bilimleri, madencilik, enerji hammaddeleri ve jeotermal enerji alanlarını kapsıyor, arama ve ruhsat edinimiyle birlikte veri paylaşımı ve eğitim faaliyetlerini de içeriyor. Fosfat değer zincirinde ilk aşamada fosfat kayası üretimi ve uzun dönemli alım-satım mekanizmalarının kurulması, sonraki aşamada ise fosforik asit ve gübre üretimine yönelik entegre sanayi yatırımları öngörülüyor. ,
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar fosfat sahalarının geliştirilmesinden limana uzanan demiryolu inşasını da içeren bir projeyi hedeflediklerini açıklarken, Suriye Enerji Bakanı Muhammed El-Beşir sülfürik asit ve fosforik asit üretim tesislerinin kurulmasını gündeme getirdi. Şam temaslarında elektrik iletimi de ele alındı ve Bayraktar, Birecik-Halep elektrik iletim hattının devreye girmesiyle Suriye’ye elektrik ihracatının yaklaşık üç katına çıkarak 800-900 megavat seviyesine ulaşacağını belirtti. İmzalanan mutabakat zaptı çerçeve niteliği taşıyor ve tarafların ticari anlaşmayı sonraki aşamada imzalaması bekleniyor.
Fosfat kayası gübre üretiminin temel girdilerinden biri ve gübre üzerinden doğrudan tarımsal üretime bağlanıyor. Türkiye’de Mardin-Mazıdağı tesislerinin 1994’te üretimi durdurmasından bu yana fosfat konsantresi ihtiyacı ithalatla karşılanıyor. Tedarik ağırlıklı olarak Fas, Tunus, Ürdün ve Cezayir hattından geliyor, dolayısıyla Türkiye bu girdide sınırlı sayıda kaynağa bağlı durumda. Suriye’nin Humus ve Palmira çevresindeki fosfat rezervi yaklaşık 2 milyar ton düzeyinde tahmin ediliyor ve ülke savaş öncesinde yılda milyonlarca ton üretim yapıyordu. Bu tablo mutabakat zaptını madencilik gündeminin ötesine taşıyor ve girdi tedarikinde kaynak çeşitlendirmesi meselesi haline getiriyor. TİM Suriye Masası Başkanı Celal Kadooğlu’nun değerlendirmesi de ikili ilişkilerin mal ticaretinin ötesine taşınması gerektiği yönünde.
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) kayıtlarına göre; Türkiye’nin Suriye’ye ihracatı yılın ilk yarısında, geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 26,5 artışla 1,3 milyar dolara yaklaştı. En fazla ihracatın gerçekleştiği Değirmencilik Ürünleri grubu yüzde 7,4 artışla 103,9 milyon dolara yükselirken, yüzde 116,8 yükselişle 102,3 milyon dolar ihracatın yapıldığı çimento ikinci sırada yer aldı. Elektrik ve Enerji ihracatı 80 milyon doları geçerken Plastik Mamulleri ihracatı 79,2 milyon dolar oldu. Toplamda 461,8 milyon dolar ihracat ile Türkiye’nin Suriye’ye ihracatında ilk sırada gelen Güneydoğu Anadolu bölgesinin payı yüzde 35,9 olarak gerçekleşti.
Suriye ile ticari ilişkilerdeki potansiyeli, mevcut sorunları ve gelişim alanlarını değerlendiren TİM Yönetim Kurulu Üyesi ve TİM Suriye Masası Başkanı Celal Kadooğlu şunları söyledi:
“Geçtiğimiz yıl yüzde 70’e yakın muazzam bir artışla 2,6 milyar dolarlık ihracata ulaştığımız Suriye pazarında bankacılık sisteminin uluslararası finansal sisteme entegrasyonu, güvenlik koşullarındaki iyileşmeler ve İslâhiye ve Nusaybin kapılarının tam kapasiteyle devreye alınma hazırlıkları ile ciddi bir potansiyel ortaya çıktı. Bu ivmenin sürdürülebilir kılınması adına Ticaret Bakanlığımızın Suriye yönetimiyle yürüttüğü yapıcı diplomasiyi ve kurduğu güçlü temasları son derece kıymetli buluyoruz. İki ülke üst yönetiminin karşılıklı olarak attığı olumlu adımlar, ortak geleceğimize dair hedeflerimizi pekiştiriyor. Bu uyum ve normalleşme sürecinde, Suriye’de haziran ayında yürürlüğe giren yeni kararname ile binden fazla üründe güncellenen gümrük vergilerinin de iki ülkenin ortak ticaret vizyonu çerçevesinde, istişareyle yeniden ele alınacağına inanıyoruz. Zira belirli ürün gruplarında ton başına 1.000 dolarlık tarife, 20 tonluk bir TIR için ek masraflarla birlikte araç başına 25 bin dolarlık bir maliyete ulaşıyor. Ürün bedelinin neredeyse yarısına denk gelen bu vergi yükünün karşılıklı diyalogla makul seviyelere çekilmesi hem ihracat potansiyelimizi artıracak hem de Suriye’nin kalkınma sürecinde halkın ihtiyaç duyduğu ürünlere çok daha uygun koşullarda erişmesini sağlayacak bir adım olacaktır.”
“İkili ticaretimiz çok daha öngörülebilir ve sürdürülebilir olacaktır”
Türkiye’nin Suriye ile ticari ilişkilerini yalnızca kısa vadeli mal satışı ekseninde değil; kurumsal altyapısı sağlam, ortak geleceğe odaklanmış derin bir entegrasyon olarak kurguladığını belirten Kadooğlu şunları ifade etti:
“Türk finans dünyasının güçlü ve vizyoner aktörlerinin Suriye pazarına girmek üzere hazırlık yapması, ekonomik ilişkilerimizde kelimenin tam anlamıyla bir çarpan etkisi yaratacaktır. Bankacılık sektörümüzün sahada faaliyete geçmesi, ihracatçımızın en büyük beklentilerinden biri olan finansman, teminat ve akreditif süreçlerini uluslararası standartlarda, şeffaf ve son derece güvenli bir yapıya kavuşturacaktır. Eş zamanlı olarak mal ticaretini ortak yatırım ve uzun vadeli üretim projeleriyle taçlandırmak, bölgedeki işsizliğin çözümüne katkı sunarken ihracatçımızın da küresel pazarlardaki lojistik ve maliyet rekabetçiliğini güçlendirecektir. Bölge genelinde milyonlarca Suriyelinin evine dönmesiyle artan yerel talebi karşılamak ve Dünya Bankası verilerine göre 200 milyar doları aşması beklenen yeniden inşa sürecinde etkin rol alabilmek için bu stratejik adımlar hayati önem taşıyor. Sahadaki gümrük tarifelerinin ortak menfaatler doğrultusunda makul seviyelere çekilmesi ve iki ülke arasında Serbest Ticaret Anlaşması’nın yeniden hayata geçirilmesiyle, ikili ticaretimiz çok daha öngörülebilir, sürdürülebilir ve güçlü bir zemine oturacağına inanıyoruz.”
Laboratuvar Hizmet İhalesinde Aşırı Düşük Açıklamanın Mevzuata Uygun Olmaması?
Mehmet ATASEVER
Simdata Danışmanlık Y.K. Başkanı
İtirazen Şikayet Konusu; Başvuru sahibinin dilekçesinde özetle; İhale üzerinde bırakılan isteklinin aşırı düşük teklif açıklamasında cihaz ve kitlere ilişkin açıklamanın yapıldığı fiyat teklifleri ve tutanakların mevzuata uygun olmadığı, demirbaş niteliğindeki cihazlar ile ilgili sunulan belgelerin mali müşavir tarafından imzalanmamış olduğu, amortisman sürelerinin mevzuata uygun olarak hesaplanmamış olduğu, sunulan işçilik ve sözleşme genel giderleri ile ilgili aşırı düşük teklif açıklamalarının uygun olmadığı, firmanın işçilik için öngördüğü teklif fiyatının sözleşme ve genel giderler dahil edildiğinde asgari işçilik tutarını karşılamadığı, sözleşme genel giderlerinin mevzuata uygun olarak açıklanmamış olduğu, iddialarına yer verilmiştir.
Konu İle İlgili Emsal Kamu İhale Kurulu Kararına Göre;
Yapılan inceleme ve tespitler neticesinde; Kamu İhale Genel Tebliği’nde “79.2. İhale ilanında ve dokümanında teklifi sınır değerin altında kalan isteklilerden açıklama isteneceği belirtilen hizmet alımı ihalelerinde, aşırı düşük tekliflerin değerlendirilmesi aşamasında aşağıdaki düzenlemelere göre işlem tesis edilmesi gerekmektedir.
79.2.1. Aşırı düşük tekliflere yönelik açıklama istenmesine ilişkin yazıda, isteklilerin yapacakları açıklamalara esas olacak önemli teklif bileşenlerinin, bütün istekliler için aynı unsurları içerecek şekilde belirtilmesi zorunludur. Aşırı düşük teklif açıklaması sunulması için isteklilere üç (3) iş gününden az olmamak üzere uygun bir süre verilir.
79.2.2. İstekliler aşırı düşük olarak tespit edilen tekliflerini aşağıdaki yöntemleri kullanarak açıklayabilirler.
79.2.2.1. Üçüncü Kişilerden Alınan Fiyat Teklifleri: Teklifi oluşturan maliyet bileşenlerine ilişkin üçüncü kişilerden fiyat teklifi alınması durumunda, öncelikli olarak fiyat teklifini veren kişiyle tam tasdik sözleşmesi yapan veya beyannamelerini imzalamaya yetkili olan meslek mensubu tarafından ilgisine göre teklife konu mal veya hizmet için maliyet tespit tutanağı veya satış tutarı tespit tutanağı düzenlenecektir. Tutanaklar fiyat teklifinin dayanağı olarak düzenlenecek olup, aşırı düşük teklif açıklaması kapsamında sunulacaktır.
Maliyet tespit tutanağı dayanak alınarak fiyat teklifi sunulabilmesi için, fiyat teklifinin mamul/mala ilişkin olması halinde mamul/malın birim fiyatının, tutanakta tespit edilen ağırlıklı ortalama birim maliyetin altında olmaması; fiyat teklifinin hizmete ilişkin olması halinde ise bu hizmetin birim fiyatının, tutanakta tespit edilen toplam birim maliyetin altında olmaması, fiyat teklifi üzerine meslek mensubu tarafından “Bu fiyat teklifindeki birim fiyatın, mükellefin yasal defter ve belgelerine göre tarafımca düzenlenerek onaylanan (…/…/…) tarih ve (…) sayılı maliyet tespit tutanağındaki ortalama/toplam birim maliyet tutarının altında olmadığını beyan ederim.” ibaresinin yazılarak imzalanması ve iletişim bilgileri de belirtilmek suretiyle kaşelenmesi/mühürlenmesi gerekmektedir.
Satış tutarı tespit tutanağı dayanak alınarak fiyat teklifi sunulabilmesi için teklif edilen birim fiyatın, ilgili tutanakta tespit edilen ağırlıklı ortalama birim satış tutarının % 80’inin altında olmaması, fiyat teklifi üzerine meslek mensubu tarafından “Bu fiyat teklifindeki birim fiyatın, mükellefin yasal defter ve belgelerine göre tarafımca düzenlenerek onaylanan (…/…/…) tarih ve (…) sayılı satış tutarı tespit tutanağındaki ağırlıklı ortalama birim satış tutarının % 80’inin altında olmadığını beyan ederim.” ibaresinin yazılarak imzalanması ve iletişim bilgileri de belirtilmek suretiyle kaşelenmesi/mühürlenmesi gerekmektedir.
Üçüncü kişilerden alınan fiyat tekliflerinin teklife konu alanda faaliyet gösterenlerden alınması gerekmekte olup, bu belgelerin ihale tarihinden önce düzenlenmiş olması zorunlu değildir. Kaşeleme işlemi 8.4 üncü maddede belirtilen özel kaşe kullanılmak suretiyle yapılabileceği gibi, bu kaşe dışında meslek mensubuna ilişkin bilgileri içeren kaşe kullanılmak suretiyle de yapılabilir.
79.2.2.2. Merkezi Kamu Kurum ve Kuruluşları Tarafından Ülke Çapında Sunulan Mal ve Hizmetlere İlişkin Fiyatlar: Teklifi oluşturan maliyet bileşenlerine ilişkin merkezi kamu kurum ve kuruluşları tarafından ülke çapında sunulan mal ve hizmetlere ilişkin fiyat tarifeleri veya istekliye verilmiş fiyat teklifleri açıklama yöntemi olarak kullanılabilir. Bu yöntemle yapılmış açıklamanın geçerli olabilmesi için kullanılan fiyatların ilan/davet ile ihale tarihi arasında (ihale tarihi hariç) geçerli olması zorunludur.
79.2.2.3. Kamu Kurum ve Kuruluşları Tarafından İlan Edilen Fiyatlar: Teklifi oluşturan maliyet bileşenlerine ilişkin kamu kurum ve kuruluşları tarafından ilan edilmiş fiyat tarifeleri açıklama yöntemi olarak kullanılabilir. Bu usulle yapılmış açıklamanın geçerli olabilmesi için ilan edilen fiyatların ihalenin ilan/davet ile ihale tarihi arasında (ihale tarihi hariç) geçerli olması zorunludur.
79.2.2.4. Ticaret Borsası Fiyatları: Teklifi oluşturan maliyet bileşenlerine ilişkin 18/5/2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 51 inci maddesinin (c) bendi uyarınca borsa idaresi tarafından düzenlenen ve ilgili malın ihale tarihinden önceki son 12 ayın herhangi bir işlem gününde gerçekleşen ortalama fiyatını gösteren belge ile açıklama yapılabilir.
79.2.2.5. Toptancı Hal Fiyatları: Teklifi oluşturan maliyet bileşenlerine ilişkin 11/3/2010 tarihli ve 5957 sayılı Sebze ve Meyveler ile Yeterli Arz ve Talep Derinliği Bulunan Diğer Malların Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun uyarınca faaliyet gösteren toptancı hali idaresi tarafından düzenlenen ve ilgili malın ihale tarihinden önceki son 12 ayın herhangi bir işlem gününe ait ortalama fiyatını gösteren belge ile açıklama yapılabilir.
79.2.2.6. Özel veya Münhasır Hak Sahibi Kuruluşların Uyguladığı Fiyatlar: İlgili mevzuatı uyarınca, belirli mal veya hizmetlerin kamuya sunulması konusunda lehine sınırlama bulunan kuruluşların tedarikçisi oldukları mallar veya sunucusu oldukları hizmetler için uyguladıkları fiyatlar ile açıklama yapılabilir. Bu usulle yapılmış açıklamanın geçerli olabilmesi için kullanılan fiyatların ilan/davet ile ihale tarihi arasında (ihale tarihi hariç) geçerli olması zorunludur.
79.2.2.7. İsteklinin Kendi Ürettiği, Aldığı veya Sattığı Mallara İlişkin Fiyatlar: Teklifi oluşturan maliyet bileşenlerine ilişkin olarak isteklinin kendi ürettiği, aldığı veya sattığı mallara ait fiyatların kullanılması durumunda, istekliyle tam tasdik sözleşmesi yapan veya beyannamelerini imzalamaya yetkili olan meslek mensubu tarafından ilgisine göre aşırı düşük teklif açıklamasına konu mal için düzenlenen maliyet/satış tutarı tespit tutanağı ile açıklama yapılabilir.
Maliyetler dayanak alınarak yapılan açıklamanın geçerli olabilmesi için teklif edilen birim fiyatın, ilgili tutanakta tespit edilen ağırlıklı ortalama birim maliyetin altında olmaması ve isteklinin ilan/davet tarihinin içinde bulunduğu aydan önceki üç ay veya bundan önceki üç ay içinde ihale konusu işte kullanılmasını öngördüğü mal miktarının en az yarısı kadar alım yapmış olması gerekir.
Satışlar dayanak alınarak yapılan açıklamanın geçerli olabilmesi için teklif edilen birim fiyatın, ilgili tutanakta tespit edilen ağırlıklı ortalama birim satış tutarının % 80’inin altında olmaması, malın ticaretinin isteklinin faaliyet alanında olması ve isteklinin ilan/davet tarihinin içinde bulunduğu aydan önceki üç ay veya bundan önceki üç ay içinde ihale konusu işte kullanılmasını öngördüğü mal miktarının en az 1/20’si kadar satış yapmış olması gerekir.
İsteklinin ilan/davet tarihinin içinde bulunduğu aydan önceki üç ay veya bundan önceki üç ay içinde 4734 sayılı Kanun kapsamındaki idarelere açıklama konusu mala ilişkin satış yapmış ve satılan malın idarece kabul edilmiş olması durumunda, maliyet/satış tutarı tespit tutanağı sunulmasına gerek bulunmayıp sadece söz konusu satışa ilişkin fatura örnekleri veya bu örneklerin noter, YMM, SMMM ya da vergi dairesince onaylı suretleri ile de belgelendirme yapılabilir.
Kaşeleme işlemi 8.4 üncü maddede belirtilen özel kaşe kullanılmak suretiyle yapılabileceği gibi, bu kaşe dışında meslek mensubuna ilişkin bilgileri içeren kaşe kullanılmak suretiyle de yapılabilir.
79.2.2.8. İsteklinin Ortağı Olduğu Tüzel Kişiye Ait İşletmeden Mal Çekmesiyle Oluşan Emsal Bedel: Teklifi oluşturan maliyet bileşenlerine ilişkin olarak isteklinin ortağı olduğu tüzel kişiye ait işletmeden mal çekmesi veya satın alması durumunda söz konusu malın emsal bedeli ile değerlenmesi gereklidir. Emsal bedelinin tespitinde 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun ilgili hükümleri esas alınır. Bu durumda, Vergi Usul Kanununa göre hesaplanan emsal bedeli gösteren ve istekliyle tam tasdik sözleşmesi yapan veya beyannamelerini imzalamaya yetkili olan meslek mensubu tarafından hazırlanarak imzalanan ve kaşelenen beyanın verilmesi yeterlidir. Kaşeleme işlemi 8.4 üncü maddede belirtilen özel kaşe kullanılmak suretiyle yapılabileceği gibi, bu kaşe dışında meslek mensubuna ilişkin bilgileri içeren kaşe kullanılmak suretiyle de yapılabilir.
79.2.3. Meslek mensubu; üçüncü kişilerden alınan fiyat teklifi üzerindeki beyanın ve emsal bedel beyanı ile tutanaklardaki bilgilerin doğruluğundan sorumludur. Meslek mensubu ibaresinden Yeminli Mali Müşavirler veya Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler anlaşılır”
79.2.4. Tutanakların ilan/davet tarihinin içinde bulunduğu aydan önceki üç ay veya bundan önceki üç ay içindeki bilgiler esas alınarak düzenlenmesi zorunludur. Örneğin; ilan tarihi 10.03.2024 olan ve açık ihale usulü ile yapılan bir ihalede ilan tarihinin içinde bulunduğu aydan önceki üç ay olan “01.12.2023-29.02.2024” veya bundan önceki üç ay olan “01.09.2023-30.11.2023” aralığına ilişkin tutanaklar sunulur.” düzenlemesi yer almaktadır.
İhale üzerinde bırakılan firma tarafından sonuç karşılığı laboratuvar hizmet alımına ilişkin açıklamanın kendi adına düzenlenen Satış Tutarı Tespit Tutanağı ile yapıldığı, anılan tutanağın isteklinin aşırı düşük teklif açıklamasında üçüncü kişilerden alınan fiyat teklifleri ekinde sunulması gerekirken kendi adına düzenlenmiş Satış Tutarı Tespit Tutanağı kullanılması suretiyle açıklama yapamayacağı, kaldı ki söz konusu tutanağın ilan tarihinin (28.10.2025) içinde bulunduğu aydan önceki üç ay (Temmuz–Ağustos-Eylül 2025) veya bundan önceki üç ay (Nisan–Mayıs – Haziran 2025) içindeki bilgiler esas alınarak düzenlenmesi gerekirken tutanağa esas olan faturaların 02.05.2025-30.09.2025 tarihleri arasında düzenlenmiş olduğu, söz konusu hususun da Tebliğ’in 79.2.4’üncü maddesine aykırılık teşkil ettiği,
HbAlc kitlerine ilişkin açıklamanın …….. Teşhis Sistemleri San. Tic. A.Ş.’den alınmış fiyat teklifi ile yapıldığı, söz konusu fiyat teklifi ekinde yer alan Satış Tutarı Tespit Tutanağı’na esas olan faturaların ilan tarihinin içinde bulunduğu aydan önceki üç ay veya bundan önceki üç ay içindeki bilgiler esas alınarak düzenlenmesi gerekirken 04.08.2025- 31.10.2025 tarihleri arasında düzenlenmiş olduğu, söz konusu hususun Tebliğ’in 79.2.4’üncü maddesine aykırılık teşkil ettiği,
HB varyant kitlerine ilişkin açıklamanın ………Teşhis Sistemleri San. Tic. A.Ş.’den alınmış fiyat teklifi ile yapıldığı, söz konusu fiyat teklifi ekinde yer alan Satış Tutarı Tespit Tutanağı’na esas olan faturaların ilan tarihinin içinde bulunduğu aydan önceki üç ay veya bundan önceki üç ay içindeki bilgiler esas alınarak düzenlenmesi gerekirken 04.08.2025- 23.10.2025 tarihleri arasında düzenlenmiş olduğu, söz konusu hususun da Tebliğ’in 79.2.4’üncü maddesine aykırılık teşkil ettiği görülmüş, başvuru sahibinin iddiasının yerinde olduğu, aşırı düşük teklif açıklaması uygun olmayan ……. İlaç ve Medikal Özel Labaratuvar Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin teklifinin değerlendirme dışı bırakılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Yapay Zeka Model Seçimi Bir Tedarikçi Seçimi Kararıdır
Artificial Analysis, yapay zeka modellerinin bir görevi tamamlama maliyetini düzenli olarak ölçüyor. Kuruluş kendi test setindeki görevleri sırayla her modele çalıştırıyor, harcanan token miktarını ilan edilen fiyatla çarpıyor ve görev başına ortalama bir dolar tutarı çıkarıyor. Haziran 2026 ölçümünde en pahalı model görev başına 2,75 dolara mal oluyordu, en ucuzları ise 2 sent seviyesinde kalıyordu. Tek bir iş için bu fark önemsiz görünür. Aynı iş akışı yüz bin kez çalıştığında aradaki mesafe bütçenin kendisi haline gelir.
Bu sıralama iki ay dayandı. Temmuz sonunda piyasaya çıkan yeni bir yapay zeka modeli, aynı ölçümde en pahalı modelden hem daha yüksek puan aldı hem de görev başına 2,03 dolara çalıştı. Haziran ölçümünde ucuz görünen bir başka fiyat ise tanıtım dönemine aitti ve 31 Ağustos’ta sona eriyor. İki ay içinde hem sıralama hem fiyat değişti. Karar ilk bakışta bilgi işlem biriminin alanına giriyor, oysa sorunun yapısı satınalmanın uzun süredir tanıdığı bir probleme benziyor.
Görev Başına Maliyet Neyi Ölçüyor?
Modellerin fiyatı token üzerinden belirleniyor. Token, metnin modele verilirken bölündüğü en küçük parça anlamına geliyor ve kabaca bir kelimenin dörtte üçüne denk düşüyor. Sağlayıcılar fiyatı milyon token başına ilan ediyor, modele giren metin ile üretilen metin için ayrı tarifeler uyguluyor. Bu rakam net bir birim fiyat sunuyor ve karşılaştırma yapmak için yeterli görünüyor. Fiyat listesine bakıp en ucuzunu seçmek de bu yüzden akla yatkın geliyor.
Görev başına maliyet farklı bir şey ölçüyor. Bir modelin işi bitirmek için ne kadar token harcadığını hesaba katıyor. Dolayısıyla token fiyatı düşük olan bir seçenek, aynı işi daha uzun düşünerek pahalıya mal olabiliyor. Ağustos ayı ölçümlerinde indirimli tarifeyle çalışan bir model, rakibinden daha fazla token tükettiği için görev başına maliyette beklenen avantajı sağlayamadı. Bir modelin ucuz olması, o modelle çalışmanın ucuz olacağı anlamına gelmiyor. Ölçümün kendisi de sınırlı, çünkü rakam belirli bir test setinin ağırlıklı ortalamasından çıkıyor ve o set son sürümünde otonom görevlere doğru kaydırılmış durumda. Bir firmanın fatura ayıklama ya da rapor özetleme işi bu ortalamanın içinde yer almıyor.
Aynı Model Farklı Maliyet Üretebiliyor
Listelerde yer alan fiyatlar genellikle en yüksek çaba ayarına ait. Çaba ayarı, modelin bir soruya yanıt verirken ne kadar uzun düşüneceğini belirliyor ve doğrudan token tüketimini değiştiriyor. Aynı model en yüksek ayarda görev başına 17,79 dolara ulaşan bir maliyet üretirken, bir alt ayarda 10,41 dolara iniyor ve kalite sıralamasındaki yerini koruyor. Karar bu yüzden modeli seçmekle bitmiyor, ayarın da seçilmesi gerekiyor. Kurumun elindeki en hızlı maliyet kaldıracı çoğu zaman burada duruyor.
Fiyatın kendisi de sabit kalmıyor. Ölçümde ucuz görünen seçeneklerden birinin tarifesi tanıtım amacıyla indirilmiş durumda ve indirim 31 Ağustos’ta bitiyor. Standart tarifeye dönüldüğünde aynı modelin görev başına maliyeti yaklaşık %50 artıyor ve bir üst segmentteki rakibinin üzerine çıkıyor. Yıllık bütçesini bu indirimli fiyat üzerinden kurmuş bir ekip, eylül ayında sebebini kolayca açıklayamayacağı bir sapmayla karşılaşır. Fiyat listesinin bitiş tarihi olan bir tedarikçiyle çalışmak, satınalma için tanıdık bir durum sayılır.
Satınalmanın Zaten Tanıdığı Problem
Buradaki soruların hepsinin satınalma pratiğinde bir karşılığı bulunuyor. Birim fiyat ile toplam sahip olma maliyeti arasındaki fark, tek kaynağa bağımlılığın yarattığı risk, tedarikçi değiştirmenin maliyeti ve kritik kalemde ikinci kaynak bulundurma refleksi. Model seçimi bu başlıkların tamamına aynı anda dokunuyor. Bir iş akışını tek modele kurmak, bir üretim hattını tek tedarikçiye bağlamakla aynı riski taşıyor. Aradaki fark, bu tedarikçinin fiyatını ve ürününü çok daha kısa aralıklarla değiştirmesinde.
Kurumların fiili davranışı bu tabloyu doğruluyor. 2026 ortasında yapılan derlemelere göre, kurumların yaklaşık beşte üçü aynı anda birden fazla sınır modeliyle çalışıyor. Bir bölümü üretim ortamında beşten fazlasını tutuyor. Buna karşılık sağlayıcı değiştirme oranı düşük kalıyor. Konuyla ilgili yapılan bir ankete katılan ekiplerin yaklaşık onda biri son bir yılda sağlayıcısını değiştirdiğini belirtiyor. Çoğunluk ise mevcut sağlayıcısının yeni sürümüne geçmiş. Çoklu kaynakla çalışmak, tedarikçi değiştirebilmek anlamına gelmiyor. Açık kaynaklı modellerin kurumsal kullanımdaki payının bir yılda %19’dan %11’e gerilemesi de ucuz alternatife geçişin sanıldığı kadar kolay işlemediğini gösteriyor.
Harcamanın nerede durduğu ayrı bir mesele oluşturuyor. Yapay zeka araçları pek çok kurumda çalışanların kişisel kredi kartıyla aldığı aboneliklerle yayılıyor ve bu kullanımın önemli bir bölümü iş amaçlı gerçekleşiyor. Satınalmanın görüş alanına girmeyen, sözleşmesi bulunmayan ve fiyat değişikliği takip edilmeyen bir kalem böyle oluşuyor. Kalemin büyüklüğü fark edildiğinde ise pazarlık gücü çoktan kaybedilmiş oluyor.
Yönlendirme Kuralı Ne Demek?
Yönlendirme, gelen işi hangi modelin karşılayacağına önceden yazılmış bir kurala göre karar veren katman anlamına geliyor. Kural basit bir eşleştirme olabilir, örneğin gelen e-postaların konularına göre sınıflandırılması ucuz bir modele, müşteriye gidecek yanıtın yazılması daha güçlüsüne gider. Kademeli yükseltme ise işi önce ucuz modelde çalıştırıp, çıktının önceden belirlenmiş bir kaliteyi karşılayıp karşılamadığına bakıyor. Karşılamıyorsa, aynı işi güçlü modele taşıyor. Yedekleme, seçilen model yanıt vermediğinde işin otomatik olarak başka bir sağlayıcıya aktarılması demek. Bu üç mekanizma birlikte çalıştığında hizmet sürekliliği tek bir tedarikçiye bağlı kalmadan sağlanıyor.
Maliyeti düşüren iki kaldıraç daha bulunuyor ve ikisi de model değiştirmeyi gerektirmiyor. Bunlar, önbellekleme ve toplu işlem olarak karşımıza çıkıyor.
Önbellekleme, her seferinde aynı uzun metni modele yeniden göndermek yerine o metni bir süre saklıyor ve tekrar eden kısmı çok daha ucuza okutuyor. Toplu işlem ise acele olmayan işlerin sıraya alınıp indirimli tarifeyle çalıştırılmasını sağlıyor, bu indirim sağlayıcıların çoğunda %50 seviyesinde. Gecikme, yani kullanıcının yanıtı bekleme süresi, tam da burada karara giriyor, çünkü toplu işlem ucuz olduğu kadar yavaş çalışıyor. Yapay zeka mimarisinde asıl değer, işi doğru modele gönderen kuralda birikiyor.
Araştırma kuruluşu Gartner’ın öngörüsü de bu yönde ilerliyor. Kuruluşların 2027’ye kadar göreve özel küçük modelleri, genel amaçlı büyük modellerin üç katı hacimde çalıştırması bekleniyor. Bu tahmin gerçekleşirse kurumların elinde tek bir model yerine bir portföy bulunacak ve o portföyü yöneten kural iş sürekliliğinin parçası haline gelecek.
Türkiye’de Tablo Nerede Duruyor?
Türkiye İstatistik Kurumu yapay zeka kullanımına dair ilk resmi istatistiğini 2025 yılında yayımladı. Buna göre yapay zeka teknolojilerinden birini kullandığını belirten girişimlerin oranı:
2021’de %2,7
2022’de %3,5
2023’te %5,5
2024’te %4,4
2025’te %7,5
olarak ölçüldü. 2024’teki gerileme dizinin tek kırılması ve nedeni bültende açıklanmıyor. Genel eğilim yükseliş yönünde olsa da oran gelişmiş ekonomilerin belirgin biçimde gerisinde kalıyor.
Ölçek farkı tablonun en belirgin çizgisini oluşturuyor.
10 ile 49 çalışanı olan girişimlerde oran %6,6
50 ile 249 çalışanı olanlarda %9,6
250 ve üzeri çalışanı olan büyük işletmelerde ise %24,1
Sektör kırılımında:
Bilgi ve iletişim %47,1
Finans ve sigorta %21,1
İmalat sanayii ile toptan ve perakende ticaret %7
İnşaat %3,9
Lojistik faaliyetler %13,6
Bilgi ve iletişim %47,1 ile açık ara önde, finans ve sigorta %21,1 ile onu izliyor. Ekonomide en büyük ağırlığa sahip sektörlerden imalat sanayii ile toptan ve perakende ticarette oran %7 seviyesinde, inşaatta ise %3,9’a iniyor. Lojistik faaliyetler amacıyla yapay zeka kullanımı %13,6 ile alt sıralarda kalıyor.
Kullanım amaçları farklı doğruluk beklentileri taşıyor ve yönlendirme tartışmasının Türkiye’deki karşılığı burada beliriyor. Girişimler yapay zekayı en çok:
%46,5 ile pazarlama ve satış
%41,1 ile üretim ve hizmet süreçleri,
%40 ile işletme süreçleri ve yönetim organizasyonu
%33,7 Muhasebe, kontrol ve finans yönetimi
%46,5 ile pazarlama ve satış amacıyla kullanıyor, bunu %41,1 ile üretim ve hizmet süreçleri, %40 ile işletme süreçleri ve yönetim organizasyonu izliyor. Muhasebe, kontrol ve finans yönetiminde oran %33,7 seviyesinde. Bir pazarlama metninin ilk taslağı ile bir mali mutabakat kontrolü aynı hata payını kaldırmıyor. Aynı kurumda bu iki işin aynı modele ve aynı ayara gitmesi için hiçbir gerekçe bulunmuyor.
Engel Sıralaması İki Ayrı Kaynakta Aynı Çıkıyor
Aynı bültende yapay zeka kullanmayan ancak kullanmayı düşünen girişimlerin gerekçeleri de yer alıyor. Bu girişimlerin:
%74,2’si kurum içinde ilgili uzmanlığın bulunmadığını,
%67,4’ü maliyetlerin çok yüksek olduğunu,
%62,4’ü ise yapay zeka kullanımından doğacak zararda sorumluluğun kimde olacağına dair hukuki belirsizliği gösteriyor.
Sıralamanın ilk basamağını maliyet almıyor, uzmanlık eksikliği alıyor.
Bağımsız bir akademik çalışma aynı sonuca farklı bir yöntemle ulaşıyor. Semih Tığlıoğlu, Doç. Dr. Sabahattin Çetin ve Dr. Öğr. Üyesi Halil Karlı’nın 2026’da yayımlanan çalışması, lojistik hizmet sağlayıcı işletmelerde yapay zeka benimsemesinin önündeki engelleri 20 uzmanın değerlendirmesiyle ağırlıklandırıyor. Sonuçta insan kaynakları ve yetkinlik engelleri 0,174 ağırlıkla ilk sırada, teknoloji ve altyapı engelleri 0,173 ile hemen arkasında, ekonomik engeller ise 0,149 ile üçüncü sırada çıkıyor. İlk iki ağırlık arasındaki fark binde bir düzeyinde kaldığı için bunları eşit saymak daha doğru olur. Çalışma tek bir sektöre ait kesitsel bir değerlendirme sunuyor, ancak resmi istatistikle aynı yöne işaret etmesi bulguyu güçlendiriyor. Yetkinlik açığı, maliyet açığından önce geliyor.
Çalışmanın ekonomik engeller içindeki alt sıralaması ayrıca dikkat çekiyor. Uzmanlar bu grupta en ağır maddeyi 0,276 ile yüksek başlangıç maliyetleri olarak işaretliyor. Oysa bugünkü kullanım biçiminde başlangıç maliyeti neredeyse ortadan kalkmış durumda, çünkü modeller kuruluma gerek kalmadan kullanım başına ücretlendiriliyor. Maliyet tamamen işletme tarafına, yani her bir işin birim maliyetine kaymış bulunuyor. Zihindeki maliyet modeli ile faturadaki maliyet modeli arasındaki bu açık, bütçe planlamasını en çok zorlayan noktalardan biri.
Yetkinlik engeli somutlaştığında iki soru öne çıkıyor. Birincisi kimin hangi işte hangi aracı kullanmaya yetkili olduğu, ikincisi çıktının doğruluğundan kimin sorumlu tutulacağı. Aynı çalışmada insan kaynakları boyutunun alt kriterleri arasında teknik bilgi yetersizliği 0,269 ile ilk, eğitim eksikliği 0,249 ile ikinci sırada geliyor. Çıktıyı okuyup kabul edecek olan kişinin, o işi kendi başına yapabilecek kadar konuya vakıf olması gerekiyor.
Karar Çerçevesi
Satınalma ve iş birimi yöneticilerinin eline geçmesi gereken şey, hangi işte hangi modelin kullanılacağını gösteren hazır bir tavsiye listesi değil. Böyle bir liste yazıldığı gün doğru, birkaç ay sonra yanlış olur. Gereken şey, o tavsiyeyi kurumun kendisinin üretmesini sağlayan bir kural seti. Kural üç ölçüt üzerine kuruluyor. Kalite ölçütü, işin kabul edilebilir sayılması için hangi doğruluk düzeyinin gerektiğini soruyor. Gecikme ölçütü, yanıtın ne kadar sürede gelmesi gerektiğini belirliyor. Maliyet ölçütü ise tek bir çalıştırmanın tutarını değil, o işin bir ayda kaç kez çalıştığının toplamını soruyor.
İlk adım, işleri kalite eşiğine göre ayırmak. Bir toplantı notunun özeti ile müşteriye gönderilecek bir teklifin metni aynı eşiği paylaşmıyor. Kurum içinde kalan, hata halinde geri alınabilen ve bir insanın gözünden zaten geçecek işler alt eşikte toplanıyor. Dışarı çıkan, para taahhüdü içeren ve düzeltilmesi maliyetli olan işler üst eşiğe giriyor. Bu ayrım yapılmadan hiçbir yönlendirme kuralı kurulamıyor.
İkinci adım, kabul kriterini işe başlamadan yazmak. Çıktının hangi durumda yeterli sayılacağı önceden tanımlanmadığında karşılaştırma izlenime dayanıyor, izlenim ise çoğunlukla pahalı olandan yana çıkıyor. Kriterin somut olması gerekiyor, örneğin bir fatura ayıklama işinde hangi alanların hatasız çıkacağı tek tek yazılmalı. Ölçülemeyen bir kalite farkı için ödenen prim, yatırım sayılmaz.
Üçüncü adım, yükseltme kuralını belirlemek. İş önce alt segmentten bir modelle çalıştırılıyor, kabul kriterini karşılamayan çıktılar üst segmente taşınıyor ve bu oran izleniyor. Yükseltme oranı sürekli yüksek çıkıyorsa iş baştan üst segmente alınıyor.
Dördüncü adım, ikinci kaynağı hazır tutmak, yani kritik iş akışlarının başka bir sağlayıcıda da çalışabilecek biçimde kurulması. Tek sağlayıcıya yazılmış bir iş akışı, o sağlayıcının fiyat değişikliğine karşı hiçbir pazarlık payı bırakmıyor.
Beşinci adım, harcamanın sahibini belirlemek. Kişisel kartlarla dağınık ilerleyen abonelikler tek bir bütçe kaleminde toplanmadıkça maliyet görünmüyor ve pazarlık mümkün olmuyor.
Altıncı adım, fiyat ve sürüm değişikliklerini takvime bağlamak. Tarifeler tanıtım dönemleriyle değişiyor, yeni sürümler eskilerin yerini alıyor ve her iki durum da birim maliyeti doğrudan etkiliyor. Üç ayda bir yapılacak kısa bir gözden geçirme, bu değişikliklerin faturaya sürpriz olarak yansımasını engelliyor.
Kapanış
Bu yazının başındaki sıralama bir yıl sonra tamamen değişmiş olacak. Bugün en pahalı görünen yapay zeka modeli belki listeden düşecek, bugün ucuz olan bir başkası belki fiyat artışıyla orta segmente çıkacak. Yöneticinin elinde kalıcı olan tek şey, hangi işin hangi doğruluk düzeyini gerektirdiğine dair kendi kararı. Maliyet sıralaması eskiyor, karar kuralı sabit kalıyor.
Satınalma ve Tedarik Zinciri Uzmanları için Yapay Zeka Eğitimi
Fabrikalarda da Kuvvetler Ayrılığı Olur “Yasama, yürütme ve yargı…”
Zafer URFALIOĞLU
Bu üç kelimeyi yan yana duyunca çoğumuzun aklına anayasa hukuku gelir. Oysa ben bu üçlüyü her gün fabrikalarda görüyorum. Hatta biraz iddialı olacak ama şunu söyleyebilirim: Bir fabrikanın yönetim kalitesini anlamak için makine parkına değil, kuvvetler ayrılığına bakın.
Çünkü işletmelerin büyük çoğunluğu teknoloji eksikliğinden değil, yönetim mimarisindeki eksikliklerden yoruluyor. Yeni makineler alıyoruz, ERP sistemleri kuruyoruz, kalite belgeleri alıyoruz, danışmanlarla çalışıyor, sayısız toplantı yapıyoruz. Sonra dönüp aynı soruyu soruyoruz:
– “Bu kadar yatırım yaptık ama neden işler hâlâ istediğimiz gibi gitmiyor?”
Belki de cevabı, yıllardır gözümüzün önünde duran ama sadece devlet yönetimine ait sandığımız bir ilkenin içinde saklıdır.
Kuvvetler ayrılığı…
Aslında bu ilke yalnızca devletlerin değil, iyi yönetilen bütün organizasyonların ortak aklıdır. Çünkü özü son derece basittir: Kuralı koyan, uygulayan ve denetleyen aynı kişi olmamalıdır.
Devletlerde yasama kanun yapar, yürütme uygular, yargı ise kurallara uyulup uyulmadığını denetler. Böylece hiçbir güç sınırsız hâle gelemez. Hiç kimse hem oyunun kurallarını yazıp hem oyunu oynayıp hem de maçın hakemi olamaz. Futbolda bunu kabul etmeyeceksek, şirketlerde neden edelim?
Şirketlerde de aynı mantık geçerlidir. Yönetim Kurulu veya şirket sahibi hedefleri ve kuralları belirler; yani işletmenin yasama organıdır. Genel müdür, fabrika müdürü ve üretim yöneticileri bu kararları uygular; onlar yürütmedir. İç denetim, kalite güvence, mali denetim ve uyum sistemleri ise yargının karşılığıdır. Onların görevi üretmek değil, üretimin doğru yapılıp yapılmadığını bağımsız olarak değerlendirmektir.
Ne var ki birçok işletme tam da burada tökezliyor. Özellikle KOBİ’lerde patron kuralları koyuyor, satın almaya karar veriyor, üretimi yönetiyor, kaliteye son sözü söylüyor, mali işleri kontrol ediyor ve denetimi de kendisi yapıyor. Yani yasama da o, yürütme de o, yargı da o…
İlk bakışta bu yapı cazip görünüyor. Kararlar hızlı alınıyor, bürokrasi oluşmuyor. Ancak hız ile sağlıklı yönetim aynı şey değildir. Bir otomobilin frenlerini söktüğünüzde de hızlanırsınız ama bunun adına performans denmez. Kontrol mekanizmalarını kaldırarak elde edilen hız, er ya da geç ağır bedeller ödetir.
Bu yüzden birçok işletmede yıllar sonra aynı cümleler duyulur:
– “Biz bu hatayı nasıl göremedik?”
– “Aslında herkes biliyormuş.”
– “Kimse bana söylemedi.”
Oysa sorun çoğu zaman kimsenin bilmemesi değildir. Sorun, söyleyebilecek bağımsız bir mekanizmanın hiç kurulmamasıdır.
ISO 9001’in yıllardır anlatmaya çalıştığı şey de budur. Üretim “BEN DOĞRU YAPTIM.” diyebilir ama son sözü üretim söylememelidir. Kalite doğrulamalı, bunu da kanaatiyle değil kayıtları ve kanıtlarıyla yapmalıdır. Yönetimin görevi ise şu soruyu sormaktır:
– “Kurduğumuz sistem gerçekten doğru çalışıyor mu?”
Kalite kültürü tam da bu soruyla başlar.
Aynı prensip finans için de geçerlidir. Ödemeyi hazırlayan kişinin aynı zamanda onay vermesi, muhasebeleştirmesi ve kasayı kontrol etmesi istenmez. Çünkü hata çoğu zaman kötü niyetten değil, kontrol eksikliğinden doğar. Yönetim literatüründe buna “Görevlerin Ayrılığı” denir. Aslında bu, kuvvetler ayrılığının şirketlerdeki karşılığıdır.
İlginç olan ise bu ilkenin doğanın kendisinde de bulunmasıdır. Beyin karar verir, kaslar uygular, duyu organları sonucu izler, sinir sistemi geri bildirim üretir. Vücudumuz bile aynı organın hem karar verip hem de kendi kararını denetlemesine izin vermez. Çünkü doğa bile bilir ki kendi kendini denetleyen güç zamanla körleşir.
Belki de bugün şirketlerimizin en büyük ihtiyacı yeni makineler, daha büyük binalar ya da yeni yazılımlar değildir. Bunların hepsi önemlidir; ancak doğru yönetim mimarisi kurulmadan yapılan her yatırım, eski alışkanlıkların üzerine yeni maliyetler eklemekten öteye gitmez.
Sanayicilerin kendilerine sorması gereken en önemli soru şudur:
– “Ben gerçekten bir şirket mi yönetiyorum, yoksa bütün kararların tek kişiden çıktığı büyük bir atölye mi?”
Çünkü bu sorunun cevabı, fabrikanın bugünkü performansından çok yarın ayakta kalıp kalamayacağını belirleyecektir.
İyi yönetim, patronun her şeyi bilmesi değildir. Patronun olmadığı gün de sistemin aynı disiplinle çalışabilmesidir. Gerçek başarı, yöneticinin masada olduğu zaman değil, masadan kalktığında da düzenin bozulmamasıdır. Çünkü insanlar değişir; sistemler kalır.
Belki de kuvvetler ayrılığı ilkesine artık sadece devlet yönetiminin bir gerekliliği olarak bakmamalıyız. İster bir ülke yönetin ister bir fabrika… Kuralı koyan, uygulayan ve denetleyen aynı kişi olduğunda sistem güçlenmez; sadece o kişiye bağımlı hâle gelir. Oysa sürdürülebilir başarının sırrı, güçlü insanlar yetiştirmekten önce güçlü sistemler kurabilmektir. Ve güçlü sistemlerin ilk şartı da kuvvetler ayrılığını anayasal bir ilke değil, iyi yönetimin vazgeçilmez bir kuralı olarak görebilmektir.