Kişinin İzinsiz Ses Kaydı Alma Eyleminin Suç Teşkil Etmemesi Hangi Durumlara Bağlıdır?
LÜTFİ İNCİROĞLU
Yargıtay’a göre, iki veya daha fazla kişinin, başkalarının bilmeyeceği ve sınırlı bir dinleyici çevresi dışına çıkmayacağı yönünde haklı bir inanç ve iradeyle hareket ederek, herhangi bir aracı vasıta olarak kullanmadan, yüz yüze gerçekleştirdikleri, ancak özel bir çaba gösterilerek duyulabilecek, aleni olmayan, söze dayalı, sesli düşünce açıklamalarının, konuşmanın tarafı olmayan kişi veya kişilerce, ilgilisinin rızası olmaksızın, elverişli bir aletle (sesli bir açıklamayı kuvvetlendirerek veya naklederek onu ses alanının dışına çıkartıp doğrudan doğruya algılanabilir hale getirmeye yarayan her türlü düzenekle) dinlenmesi veya akustik olarak tekrar dinlenebilmesi imkanını sağlayan bir aletle kaydedilmesinin TCK’nın 133/1. maddesinde; en az üç veya daha fazla kişinin, yüz yüze gerçekleştirdikleri, aleni olmayan, söze dayalı düşünce aktarımlarının, söyleşinin tarafı olan kişi veya kişilerce, ilgililerinin rızası olmaksızın, bir aletle kaydedilmesinin aynı Kanun’un 133/2. maddesinde kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması başlığı altında suç olarak tanımlandığı, söyleşiden farklı olarak, iki kişi arasında gerçekleşebilecek olan konuşmada, konuşan tarafların, aralarında geçen sözleri kaydetmesi, TCK’nın 133/1. maddesi kapsamında suç olarak tanımlanmamış olup, koşulları bulunduğu takdirde eylemin aynı Kanun’un 134. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturabileceği; elverişli bir aletle dinlenilen veya kaydedilen konuşma veya söyleşiden elde edilen bilgiler sayesinde kendi veya üçüncü kişi lehine, maddi ya da manevi yarar, yani; fayda veya avantaj sağlanması; bu bilgilerin, menfaat karşılığı olsun ya da olmasın, ilgilisi dışındaki kişi veya kişilere verilmesi ya da diğer kişilerin dolaylı olarak bilgi edinmelerinin temin edilmesinin TCK’nın 133/3. maddesinde ayrıca suç olarak tanımlandığı, 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun’un 80. maddesi ile TCK’nın 133/3. maddesinde yapılan değişiklikle, kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde edilen verilerin hukuka aykırı olarak ifşa edilmesi eylemi suç olarak düzenlenmiştir.
Bu açıklamalar ışığında incelenen dosya kapsamına göre; İlçe Halk Eğitim Müdürü olarak görev yapan sanığın, aynı ilçenin kaymakamı olarak görev yapan katılan tarafından 22.05.2013 tarihinde kaymakamlık makamına çağrıldığı, daha önceki görüşmelerinde katılanın kendisine hakaret ettiğini iddia eden sanığın, olay tarihindeki görüşme sırasında da benzer eylemlerde bulunulabileceği düşüncesiyle, üzerindeki cep telefonunun ses kayıt etme özelliğini açık bırakarak, içeri girdiği ve görüşme esnasında katılanın kendisine söylediği sözleri gizlice kaydettiği, yaklaşık bir hafta sonra, bir siyasi partiye mensup olan ve daha önce kendisini İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü olarak görmek istediklerini söyleyen tanıklar ziyaret için yanına geldiklerinde, katılanın kendisine hakaret ettiğinden söz ederek, 22.05.2013 tarihli ses kaydını tanıklara dinlettiği, akabinde konuşmalarının kaydedildiğini işiten katılanın 04.06.2013 tarihinde sanıktan şikayetçi olması üzerine, sanık hakkında başlatılan adli soruşturma kapsamında, sanığa ait cep telefonuna el konularak, şikayete konu ses kaydının kolluk görevlilerince çözümünün yapıldığı,
04.06.2013 tarihli tutanak içeriği ve tarafların beyanlarına göre; 1 dakika 12 saniyesi kaydedilen görüşme esnasında, sanığın, “İyi günler” sözünden sonra, kaymakam olan katılanın, “Ben şurada iki üç ay sonra gideceğim, kimseye tatsızlık filan çıkarmak istemiyorum. Benim canımı sıkmayın yani. Ben mülkiye görevi yapıyorum, 10-11 yıldır yöneticilik yapıyorum, bu kadar rezil bir milli eğitim görmedim. Onu bir kere söyleyeyim. Bu kadar konuşan bir milli eğitim de görmedim bu çerçevede….Hiçbir zaman siyasilerle birlikte olduğunu görmeyeceğim. Eğer görürsem parçalarım. Hem parçalarım, hem aşağılarım. Onun da asabını sinkaf ederim…Hiçbir şey yapmayacaksın. Bunların kararını ben veririm. Ben İlçe Milli Eğitim Müdürü yapacaksam, ben yaparım. Onlar yapamaz. Tamam? Ben yaparım. Onların kıçından mıçından ayrılacaksın…Hiç umurumda da değil yani, bana bir şey de yapamazlar. Hiç bir şey de yapamazlar yani.” şeklinde sözler söylediği, kaydedilen konuşma içeriğinin bir kısmının ise tespitinin mümkün olmadığı anlaşılmakla,
Kaydedilen konuşmanın sadece sanık ve katılan arasında geçmesi ve sanığın tarafı olduğu konuşmayı kaydetmesi nedeniyle TCK’nın 133/1. maddesinde tanımlanan kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunun yasal unsurlarının somut olayda gerçekleşmediği belirlenerek yapılan değerlendirmede; sanığın, başkaca şekilde ispatlanması mümkün olmayan bir hal içerisinde iken, katılanın kendisine karşı suç işlemekte olduğuna dair iddiasını ispatlama ve kaybolma olasılığı bulunan delillerin muhafazasını sağlama amacıyla katılanla aralarında geçen konuşmaları kayda alması nedeniyle hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davrandığı kabul edilemeyeceği gibi, görüşme sırasında, katılanın özel yaşam alanına dahil ve onun özel hayatının gizliliğini ihlal edecek bir husus kaydedilmediğinden, özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun oluşmadığı, katılanın makam odasındaki aleni olmayan konuşmalarını gizlice kaydeden sanığın, bu ses kaydını, katılanın kendisine hakaret ettiğine dair iddialarına delil olarak yetkili adli makamlara vermek yerine, bir siyasi partinin mensubu olan tanıklara hukuka aykırı olarak dinleterek ifşa etmesinden dolayı 6352 sayılı Kanun’un 80. maddesi ile değişik TCK’nın 133/3. maddesi gereğince mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken, yasal ve yeterli olmayan gerekçelerle sanık hakkında görüntü veya seslerinkaydedilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal ve görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından mahkumiyet hükümleri kurulması gerekir”[1].
Sonuç olarak, Yargıtay’ın yukarıda verdiği karar gibi değişik tarihlerde verdiği emsal kararlar dikkate alındığında; bir kişinin izinsiz ses kaydı alma eyleminin suç teşkil etmemesi için öncelikle, kişinin şahsına yönelik olarak gerçekleşen hukuka aykırı davranışı başka şekilde ispat edememesi ve bu konuda başka bir delil bulamaması gerekir. Ayrıca yapılan ses kayıt işleminin sadece mağduriyeti ispat amacı taşıması ve ses kaydının provokatif şekilde yönlendirmelerle elde edilmemesi ve üçüncü kişilere ifşa edilmemesi gerekir. Son olarak, ses kaydının alınmaması durumunda delillerin kaybolma ve bir daha elde edilememesi riskinin bulunması gerekir. Ve ses kaydının ani gelişen durumlar nedeniyle alınması ve alınan ses kaydına sonradan ekleme, çıkarma yapılmaması gerekir.
[1] Y9HD.07.10.2015 T., E.2015/339, K.2015/14731 Legalbank.










Ne kadar gururlansa da azdır şu domatesin. Bu sene domates altın çağını yaşıyor vesselam.
Pazarcı esnafı ürününü pek satamıyor. Bakan çok, alan yok, alan olsa da taneyle..
Sen çok zalimsin soğan. Hem göz yakıyorsun hem de cep.





Üyeler için tablonun dolu hali aşağıdadır.

Yeşil Gümrük Girişimi (GCI – Green Customs Initiative), çevreye duyarlı ürünlerin yasa dışı ticaretini engellemek ve bu ürünlerin yasal yollarla alınıp satılmasını kolaylaştırmak amacıyla birçok uluslararası kuruluşun ve sözleşmenin ortak kararıyla 2004 yılında kurulmuştur. Girişimin amacı gümrük işlemlerini sürekli olarak takip etmek, sınır kontrollerini düzenlemek ve çevreye duyarlı malların ve maddelerin konuyla ilgili uluslararası sözleşmeler, kurallar ve yasalar doğrultusunda satılmasını sağlamak ve bu ticareti daha hızlı ve kolay hale getirmektir. Yeşil Gümrük Girişimi, çevresel hassasiyeti yüksek ürünlerin yasal yollarla ticaretini artırma ve yasa dışı gümrük işlemlerini engelleme potansiyelini iyileştirme açısından son derece önemlidir.

Bu yolla düşünürsek, çalışanlara eleman denmesinin bir nedeni de demek ki bir anlamda bağlantı görevi görmeleri olabilir.
Örgütlerin başarısında insan kaynağının en önemli faktörlerden biri olarak kabul edildiği günden bugüne akademik yazında işgücü performansı ve örgütsel performansı etkileyen örgütsel stres konusu olumlu ve olumsuz etkileri ile her alanda ele alınmakta ve stresle başa çıkma yolları araştırılmaktadır.
Türkiye’de olduğu gibi dünyada da “insanlığın gelişimi adına insanlık için önemli olanı korumak” amacıyla çalışmalarını sürdüren AXA, her yıl küresel ölçekte gerçekleştirdiği araştırmalarla tüm dünyayı uzun vadede etkileyen önemli risk faktörlerini belirliyor. Araştırma sonuçlarını “Gelecek Riskleri Raporu”yla tüm sektörlerin ve kamuoyunun bilgisine sunan AXA’nın raporunun 2022 edisyonunda yine çarpıcı veriler yer alıyor.
Gelecek Riskleri Raporu’nun işaret ettiği en önemli 10 risk faktörü arasında bu yıl ilk kez üç ekonomik risk faktörü yer aldı: finansal istikrarsızlık, makroekonomik riskler, para politikaları ve mali politikaların sebep olduğu riskler. Söz konusu ekonomik riskler arasında enflasyon ve alım gücünün düşmesi hem uzmanlar hem de kamuoyu açısından en önemli kaygı unsurları olarak öne çıkıyor. Rapora göre, hem ABD hem de Avrupa’daki uzmanlar sürekli artan enerji ve gıda fiyatlarının sosyal eşitsizlikleri derinleştirerek toplumda huzursuzluğa sebep olacağını düşünüyor. Kamu otoritelerinin sosyal bütünlüğü koruma konusunda her zamankinden daha fazla tetikte olmaları gerektiğine dikkat çekiliyor.
AXA Sigorta CEO’su Yavuz Ölken, rapor hakkında şu değerlendirmeleri yaptı: “Gelecek Riskleri Raporumuzda iklim değişikliği geçtiğimiz yıl olduğu gibi 2022 de de en önemli risk faktörü olarak yer alıyor. AXA olarak hem iklim değişikliği kaynaklı riskleri en aza indirmek hem de doğrudan iklim değişikliğini önlemek adına Türkiye’de ve dünyada çok kapsamlı çalışmalar yapıyoruz. Öte yandan, özellikle de son bir yıl içinde jeopolitik gerilimlerin tırmanmasıyla ekonomik riskler ve siber güvenlik risklerinin daha da yükselmesi, küresel sorunları aşmak adına toplumsal iş birliğinin önemini daha da artırıyor. Sigortacılar olarak bu konuda öncülük etmekle yükümlü olduğumuzu düşünüyoruz. Risk faktörleriyle ilgili kamuoyunu bilgilendirmenin yanı sıra AXA olarak aldığımız aksiyonlar ve öncülük ettiğimiz değişimlerle geleceğe güvenle ilerlemek için çalışmaya devam edeceğiz.” 
Kamu İhale Kurulu Kararı Özeti; İtirazen şikâyet dilekçesinde özetle, İdarece 29.07.2022 tarihinde EKAP üzerinden taraflarına gönderilen “Beyan edilen bilgileri tevsik eden belgelerin sunulması ve/veya numune/demonstrasyon işlemlerine ilişkin ürün örneklerinin verilmesi” konulu yazıda sunulması talep edilen belgeler arasında “İhale tarihi itibari ile vergi borcu yoktur” ve “İhale tarihi itibariyle SGK borcu yoktur” belgelerinin de talep edilmiş olduğu, idarece yapılan değerlendirme neticesinde firmalarının vergi borcu bulunduğu gerekçe gösterilerek tekliflerinin değerlendirme dışı bırakıldığı ve geçici teminatlarının gelir kaydedildiği, oysaki söz konusu belgelerin sözleşme imzalanmadan önce istenilmesi gerektiği iddiasına yer verilmiştir.