Duyguların Önemi

Dr. Öğr. Üyesi Gözde MERT

Nişantaşı Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi

İşletme Bölüm Başkanı & Gözde Araştırma Şirketi Kurucusu

“Duygular dalgalar gibidir; gelmesini engelleyemezsin, ama hangisinde sörf yapacağını sen seçersin.” Jonatan Martensson

İnsanların; birbirini anlamasında, birbirleriyle olumlu, verimli ilişkiler kurmasında, insanın kendisini çevresine kanıtlamasında, başarılı ve mutlu olmasında duyguların çok önemli yeri vardır. Duygular, zekamızı ve diğer tüm yeteneklerimizi, belli bir seviyede kullanmaya olanak vermektedir. Duygusal becerinin gelişmiş olması, kişiyi daha mutlu kılar. Duygularını yönetemeyen kişiler, içine kapanık olmaktadır. Bu bireyler işine odaklanamaz ve kişisel gelişimlerini gerçekleştiremezler.

Duygular, verilecek olan kişisel kararları etkilemektedir. Bu olumlu veya olumsuz bir etki olabilir. Duygular, akıl yürütme sürecine katılmayıp, sadece mantıksal zekâ ile karar verildiği zaman bu kararlar büyük oranda hatalı olmaktadır. Duygular, bireyin dikkatini önemli olan konuya yöneltir ve harekete geçmek için bireyi uyarır. Duyguların, sosyal ortamda büyük bir rolü vardır. Duygu yönetimi, kişiye mücadele etme ve uzun süreli hedefler belirleme konusunda olanak vermektedir. Duygular, kişilere sosyal olarak uyumlu yapmakta ve bireysel değişimi sağlamaktadır. Sosyal etkileşim sonucu kişiler, duygu yaşarlar. Bireyin gösterdiği duygular, diğer kişileri de etkilemektedir. Güçlü olan duygular, karşısındaki kişiye geçmektedir.

Alın lobu (prefrontal korteks, düşünen beyin) normal durumda kontrolü elinde bulundurmaktadır. Normal durumda mantıklı olarak düşünür ve davranırız. Bir kriz anında ise, limbik sistemdeki amigdala kontrolü kendisine alır. Alın lobu (düşünen beyin) ise sadece izleyici durumuna geçer. Amigdala kriz atlatıldığında, kontrolü tekrar alın lobuna verir. Kişi yeniden mantıklı düşünme ve davranma durumuna döner. Kriz döneminde; anında tepki vermemek, yıkıcı söylemde bulunmamak ve sakince beklemek yoluyla, duygu yönetimini başarmış, amigdalanın kontrolü devretmesi ile normal duruma dönmüş oluruz. İletişim halinde duygusal ipuçlarını, amigdala sayesinde yakalarız. Amigdala, diğer insanlardaki duygusal ipuçlarına karşı dikkatimizi artırmaktadır. Amigdala, tehlike durumunda, mantıksal düşüncenin, zaman kaybına neden olmasından dolayı, hayatta kalma, savaşma veya kaçma dürtüsü yaratır ve bu şekilde hayatta kalmayı sağlar. Stresli olan bu durumlarda ilk tepkinin, hızlı ve ölçüsüz olması; bir krizin ortaya çıkmasına neden olur. Bu kriz durumu, kişinin sosyal ilişkilerine zarar vermektedir. Birey duygu yönetimi yaparak, böyle bir tepki vermeyi geciktirir ve kriz yaşanmasını önler.

Hatıra, görsel, işitsel ve dokunsal girdiler, yüz ifadeleri, koku, tat, ses tonu, müzik ve hayal gücü gibi uyarıcılar, duygularımızı tetikler. Bireyin, bu duygusal uyarıcıların ne olduğunu bilmesi önemlidir. Uyarıcının ne olduğunu anladığında, davranışlarını değiştirmesi ve düzenlemesi mümkün olmaktadır. Kişinin, kriz durumunda hissetmiş olduğu duygular yıkıcı ya da yapıcı şekilde olabilmektedir. Yüz ifadeleri, duyguları da harekete geçirir. Gülümseyen bir yüz ifadesi mutluluğa, asık bir yüz de üzüntüye neden olmaktadır. Bu nedenle yaşantımızı olumlu yönde düzenlemek, bizim elimizdedir. Kendimizin ve bulunduğumuz sosyal ortamın havasını düzenleyebiliriz.

Detaylı bilgiler için aşağıdaki eseri okuyabilirsiniz.

Mert, G. (2017). Organizasyonlarda Bireysel Hafıza, Artikel Yayıncılık, İstanbul. https://www.gozdemert.com/ebook/BH.pdf

Puan Karşılığı Yapılan Tıbbi Hizmet ihalelerinde Ek ve Artırımlı Fiyat Farkı Uygulamaları ?

 Bilindiği üzere Kamu ihalelerinde; özellikle son bir yıldır fiyat artışlarından kaynaklanan yüklenici firmaların maliyet artışlarını karşılamak amacıyla 4735 Sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanuna eklenen geçici 5. Madde ve geçici 6. Madde ile bir kısım düzenlemeler yapıldı.

4735 Sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanuna eklenen gerek geçici 5. Madde gerekse geçici 6. maddenin uygulaması ile ilgili ortaya çıkan tereddütleri gidermek üzere Kamu İhale Kurumu yoğun bir mesai harcadı. Kamu ihale Kurumu tarafından söz konusu tereddütler ile ilgili uygulamayı yönlendirecek düzenleyici kurul kararları yayımlandı.  Bu konuda Kamu İhale Kurumunun gösterdiği üstün gayret takdire şayandır.

4735 Sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanuna eklenen gerek geçici 5. Madde gerekse geçici 6. Madde ile getirilen en önemli düzenlemeler ek fiyat farkı ve artırımlı fiyat farkı olmuştur. Geçici 5. Madde ile 2021 yılının ikinci altı aylık dönemindeki gerçekleşen hizmetler ve mal teslimlerine ek fiyat farkı verilmiştir. Geçici 6. Madde ile ise 2022 yılının ilk üç ayı için ek fiyat farkı ile 2022 ve 2023 yılı için ise artırımlı fiyat farkı verilmesi düzenlenmiştir. Söz konusu düzenlemelerden yararlanabilmek için yayımlanan esaslardaki belirlenen şartları taşımak ve geriye yönelik yapılacak hesaplamalar için 30 gün içerisinde başvuruda bulunmak gerekmekteydi.

Gerek ek fiyat farkı gerekse artırımlı fiyat farkının uygulanması ile ilgili olarak spesifik sağlık sektöründe yapılmakta olan; Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) puanı karşılığı yapılan tıbbi hizmet alımlarındaki uygulamalar bu ihalelerin kurgusundaki özel durumları nedeniyle oldukça karmaşıktır.

SUT puanı karşılığı yapılan tıbbı hizmet alımları kendi içerisinde gizli bir fiyat farkı oluşturmaktadır. Bu ihaleler ihale ilan tarihi itibariyle; ihale edilen sağlık hizmetlerinin SUT’daki puanlarının toplamı şeklinde düzenlenmektedir. Bu puanlar SUT’de belirlenen 0,593 katsayısı ile çarpılarak ihalenin Yaklaşık maliyeti hesaplanmaktadır. Örneğin; 1.000.000 SUT puanı olan bir tıbbi hizmet alımının yaklaşık maliyeti 593.000.-TL olarak hesaplanmaktadır. Bu ihalelerde fiyat farkı verilmemekte, fakat ihalesi yapılan sağlık hizmetlerinin SUT puanlarında bir artış veya azalış olması durumunda verilecek hizmet miktarı artmakta veya azalmaktadır. Dolayısıyla ihale edilen tıbbi hizmetlerin miktarını etkileyen ve bu anlamda gizli bir fiyat farkı düzenlemesi içermektedir.

Söz konusu ihalelerin uygulanması ile ilgili olarak Kamu ihale Kurumu tarafından “4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu’na Göre İhale Edilen Hizmet Alımlarında Uygulanacak Fiyat Farkına İlişkin Esaslar”’ın 7. Maddesinin 11. Bendinde “Teşhis ve tedaviye yönelik hizmet alımlarında puan birimi üzerinden sözleşmeye bağlanan işlerde bir hizmetin puanının artırılmasından veya azaltılmasından kaynaklanan fiyat değişimleri için fiyat farkı hesaplanamaz.”  Düzenlemesi yapılarak uygulama esasları belirlenmiştir. Yani SUT puanı karşılığı bir tıbbi hizmet ihalesi yapıldıysa bu ihalenin ihale dokümanında açıkça yazmasa bile; fiyat farkı verilmesi öngörülmüş bir ihale olarak, bu ihaleyi değerlendirmek gerekir.  Bu ihalenin fiyat farkı verilmesi ile ilgili bölümüne “SUT puanı karşılığı ihale edilmiş bir iş olduğundan dolayı ihaleyi oluşturan sağlık hizmetlerinin; SUT puanlarında oluşan değişikler otomatik olarak yansıtılacaktır.” Şeklinde bir açıklama yazmak ve fiyat farkı verilmeyecektir gibi ifadelerde bulunmamak gerekir.   

Ne yazık ki birçok idare tarafından doğru bir şekilde dizayn edilemeyen SUT puanı karşılığı yapılan söz konusu tıbbi hizmet ihalelerinin fiyat farkı uygulamalarında birçok tartışma çıkmakta ve bazen yüklenici firmaların mağduriyetine de sebep olunmaktadır.

SUT puanı karşılığı yapılan tıbbi hizmet ihalelerinde; 4735 Sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanuna eklenen gerek geçici 5. Madde gerekse geçici 6. Madde ile getirilen ek fiyat farkı ve artırımlı fiyat farkı nasıl uygulanacaktır?

Öncelikle şunu söylemek gerekir ki; SUT puanı karşılığı yapılan tıbbi hizmet ihalelerini, “İhale Dokümanında Fiyat Farkı Hesaplanmasına İlişkin Hüküm Bulunan Sözleşmeler” olarak değerlendirmek gerekir.

Buna göre;

Artırımlı Fiyat Farkı Uygulamasında; 4735 Sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununun Geçici 6. Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Esaslar’ın 5. Maddesinin 2. Bendindeki “HİZMET ALIMLARINDA, 1/1/2022-31/12/2023 tarihleri arasında (bu tarihler dâhil) gerçekleştirilen kısımlar için fiyat farkı hesaplanmasında Fiyat Farkına İlişkin Esasların 5 inci maddesindeki formülde yer alan B katsayısı 0,90 yerine 1,00 olarak uygulanır.”  Hükmüne göre artırımlı fiyat farkı hesaplaması yapmak gerekir.

Ek Fiyat Farkı Uygulamasında; 4735 Sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununun Geçici 6. Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Esaslar’ın 9. Maddesinin 2. Bendi  b fıkrasındaki “İhale dokümanında fiyat farkı hesabında kullanılacak girdilerin ağırlık oranlarına ilişkin temsil katsayıları ile endeksler belirlenmeksizin TÜİK tarafından yayımlanan “Yİ-ÜFE Genel” endeksi esas alınarak fiyat farkı hesaplanacağı düzenlenen sözleşmelerde:

Pn=   olmak üzere; Fe = An  x E x (Pn – 1) formülüne göre yapılmalı ve 0,41 katsayısı dikkate alınmalıdır. 

Söz konusu ek fiyat farkı ve artırımlı fiyat farkı uygulamaların dikkatli bir şekilde yapılması; idarelerin ileride karşılaşabilecekleri olası Sayıştay sorguları, kamu zararı oluşturulması ve diğer idari incelemeler açısından ve yüklenici firmaların mağduriyetine sebep olarak olası mahkeme tazminlerinden korunması açısından oldukça önemlidir.

Mehmet ATASEVER

Kamu İhale Kurulu Eski Üyesi/ Akademisyen

Yazılı belge ve işveren kayıtlarına dayanan fazla çalışmalardan indirim yapılabilir mi?

4857 sayılı Kanunun 41 inci maddesinde ve bu maddeye dayanılarak çıkarılan “Fazla Çalışma ve Fazla Sürelerle Çalışma Yönetmeliği” hükümlerine göre, kural olarak “fazla çalışma, Kanunda yazılı koşullar çerçevesinde haftalık kırk beş saati aşan çalışmalardır” (İşK m.41/1; Yönetmelik m.3).

4857 sayılı İş Kanunu ile günlük en çok “on bir saatlik” iş süresini aşmamak koşuluyla, haftanın beş iş gününde dokuz saat çalışılan işyerlerinde günde iki saat, haftanın altı iş gününde yedibuçuk saat çalışan işyerlerinde ise, günde üçbuçuk saat olarak yapılabilecektir. Ayrıca “fazla çalışma sürelerinin toplamı bir yılda iki yüz yetmiş saatten fazla olamayacaktır. Bu süre sınırı, işyerlerine veya yürütülen işlere değil, işçilerin şahıslarına ilişkindir (İşK m.41/8; Yönetmelik m.5). Diğer taraftan, fazla çalışma sürelerinin hesabında yarım saatten az olan süreler yarım saat, yarım saati aşan süreler ise bir saat sayılır. Her bir saat fazla çalışma için verilecek ücret de normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde elli yükseltilmesi suretiyle ödenecektir (İşK m.41/2; Yönetmelik m.4). 

Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır. Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. 

Yargıtay’a göre, “İşçinin fazla çalışma ücreti veya ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarından indirim yapılması konusunda yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Gerek fazla çalışma ücretinin gerekse ulusal bayram genel tatil ücretinin uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca son yıllarda indirim yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır. Bu indirim, dosyadaki delillerin durumu ve niteliğine göre yapılması gerekli uygun bir indirimdir. Ancak fazla çalışmanın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir. Yapılacak indirim, işçinin çalışma şekline, işin düzenlenmesine ve hesaplanan fazla çalışma ücretinin veya ulusal bayram genel tatil ücretinin miktarına göre takdir edilmelidir.

İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararında, bilirkişi M. U. K. tarafından düzenlenen kök ve ek raporun hükmü esas alındığı belirtilerek fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının kabulüne karar verilmiştir. Hükme esas alınan raporda, davacının hak kazandığı fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram genel tatil ücreti hesaplandıktan sonra bu miktarlar üzerinden %30 oranında indirim yapıldığı tespit edilmektedir. İlk Derece Mahkemesince, bilirkişi raporuna itibar edildiği belirtilmesine rağmen daha önce indirim yapılan alacaklardan yeniden %30 indirim yapılarak hüküm kurulmuştur. Şüphesiz, tanık anlatımı ile ispat edilen fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarından indirim yapılması, kanun hükmünün bir gereği olmayıp içtihatlar ile oluşan bir uygulamadır. Çerçevesi ve koşulları içtihatlar ile belirlenen indirimin oranı konusundaki takdir hakkı hâkime aittir”.

Sonuç olarak, işçinin fazla çalışma ücreti veya ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarından indirim yapılması konusunda yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Yargıtay uygulamasına göre, fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram genel tatil ücretlerinin uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde indirim yapılması gerektiği kabul edilmektedir. Ancak bu indirim, dosyadaki delillerin durumu ve niteliğine göre yapılmalıdır. Ayrıca fazla çalışmanın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir. Yapılacak indirim, işçinin çalışma şekline, işin düzenlenmesine ve hesaplanan fazla çalışma ücretinin veya ulusal bayram ve genel tatil ücretinin miktarına göre takdir edilmektedir.

 

80 x 120 Plastik Palet Alım Talebi – 200 Adet

Ürün Tanımı: 80×120 Plastik Palet, Üzeri Düz (Deliksiz), 10KG Ağırlığında

Adet: 200 Adet

Teklifleriniz için: ticaret@satinalmadergisi.com

 

 

Dolarizasyon Sevdamız

DOLARİZASYON 

Dolarizasyon, bir ülkede yerleşik ekonomik birimlerin, yüksek enflasyon ve belirsizlik ortamı yüzünden ulusal paranın muhtemel değer kaybından korunmak için yabancı para ve yabancı para cinsinden varlık tutmaları şeklinde tanımlanır.

Merkez Bankası’nın 2007 tarihli bülteninde tam dolarizasyon ve kısmı dolarizasyon şöyle tanımlanıyor:

  • Tam dolarizasyon, bir ülkenin ulusal parasını tamamen terk ederek yabancı bir para birimini resmi para birimi olarak kullanmasıdır.
  • Kısmi dolarizasyon ise, bir ülkedeki yerleşiklerin ulusal para cinsinden finansal varlıklar yerine yabancı para cinsinden finansal varlıkları seçmeye başlamasıyla ortaya bir olgudur.

DOLARİZASYON NEDENLERİ NELERDİR?

Dolarizasyonun ortaya çıkmasında iki temel unsur dikkat çeker.

Bunlardan ilki,

  • makroekonomik istikrarsızlık ve
  • ekonomik birimlerin istikrarsızlığa karşı yabancı para birimine yönelerek korunma istekleridir.

DOLARİZASYONDAKİ TEMEL UNSUR

Dolarizasyonun ortaya çıkmasında etkili olan ikinci temel unsur, düzenleyici çerçevedeki aksaklıklar ve piyasa eksiklikleridir.

DOLARİZASYONUN SONUÇLARI NELERDİR?

Aynı kitapçıkta dolarizasyonun bazı sonuçları da şöyle yer alıyor:

  • Ülkenin ekonomik şoklara karşı kırılganlığı artar.
  • Ödeme yeteneğine yönelik riskler nedeniyle finansal kesimlerde kırılganlık artar.
  • Gelirinin önemli kısmı ulusal para cinsinden olan kamunun yabancı para cinsinden borçları nedeniyle borçluluğun sürdürülebirliği konusunda sıkıntı yaşanır.
  • Döviz kurunun fiyatlara etkisi yüksek olur.
  • Dolarizasyon, firmaların bilançolarında kur uyumsuzluklarına neden olarak kırılganlığın artmasına yol açabilmektedir.

Kaynak: https://www.ekonomist.com.tr/encyclopedia/dolarizasyon#dolarizasyon-nedenleri-nelerdir

Yukarıdaki alıntı ifadeler sanki ülkemizin durumunu anlatıyor. 

ÜLKEMİZDEKİ DOLARİZASYON

Yerel para biriminin değer kaybetmesinden korkan vatandaşlar, yabancı parayı ilk önce değer saklama aracı olarak görürler. Fakat yerel parada hala değer kaybının olduğu görülürse dolarizasyon korkusu başlar. Türkiye’de görülen de budur. Özellikle 2019’un ilk çeyreğinde ülkemizde kısmi de olsa dolarizasyon net bir şekilde görüldü. Bu dönemde döviz kurlarındaki hızlı yükseliş bunun ana sebebi denebilir. Kurlardaki hareketlilik ve ekonomik istikrarsızlık kişi ve kurumları dolar almaya itti, Türk Lirası terk edildi. Türk Lirasında sert düşüşlerin görülmeye devam etmesi ve enflasyonda hızlı bir yükselişin görülmesi bu durumda kaçınılmaz oldu.

Son günlerde açıklanan veriler ışığında dolara ve dolarizasyona dair daha fazla gelişme görebiliriz.

Kaynak: https://finanswebde.com/dolarizasyon-ve-turkiye/b/5dc162a791dc2f0044490101

DÜŞÜK FAİZ, YÜKSEK ENFLASYON (HAYAT PAHALILIĞI) VE DOLARİZASYON

Bugün (23 Haziran 2022) TCMB’nin TPP toplantısı vardı.

İşte sonuç;

Resmi enflasyonun % 75 civarı, çarşı-Pazar enflasyonunun ise % 160 olduğu piyasanın gerçeği görmezlikten mi gelindi acaba? Çok merak ediyorum TCMB’nin TPP Kurulu toplantısında üyeler nasıl fikir beyan ederek, hangi kıstasları göz önüne alarak faizi % 14 olarak belirlediler?

Piyasanın faiz / enflasyon gerçeği yatırımcıya kaybettirmeye devam etmektedir.

Fazla yoruma gerek kalmadan, yatırımcı negatif faiz getirisi almaya devam ettiği sürece, insanımızın dolara olan sevdası devam edecektir.

Yukarıdaki grafik konusunda bilgi sahibi olabilseydi, Hatçe Teyze de dolarizasyonu tetiklerdi ve Dolar satın alırdı. Dövizin fiyatını hızlı bir şekilde yukarı çıkartıp sonrasında bir gecede % 40 değer kaybettirilen döviz / TRL ilişkisinde tüm kesimler gardını alır ve dövizde durmayı tercih eder.  Dolarizasyonu ciddi anlamda gaza getiren, teşvik eden finansal ensrümanlara baktığımızda kur korumalı mevduatı birincil olarak sayabilirim. Zira Kur Korumalı Mevduatta parasının vadesi dolan çoğu kesim dolar almayı tercih edecektir. Doların yanında diğer döviz cinslerini de alacak olanlar var elbet. 

FAİZ DÜŞECEK Mİ? 

Çarşı Pazar enflasyonunun % 80 ila % 150 olduğu günümüzde bankalarda Türk Lirası mevduat tutacak kimse olur mu? Normal koşullarda olmayacak. Çünkü şu anda uygulanan faiz negatif getiri sağlayan faizdir. Türk Lirası mevduat sahibi kişi enflasyon karşısında parasının değerini asla koruyamamaktadır. Bugün bankalarımız TCMB ve T.C. Hazinesi destekli kur korumalı Türk Lirası mevduat hesaplarını desteklemeye çalışıyorlar. Faizden başka, farklı isimlerde ilave faiz desteği verilmektedir.

Faiz daha da düşürülür mü acaba? Faizler daha da düşürüldüğünde, bankalar veya hazine çeşitli isim altında ile faiz desteği vermezlerse dolarizasyon vites yükseltir, hız kazanır.

Son söz; dolarizasyon konusundaki en büyük etken piyasaya olan güvensizliktir. Diğer nedenleri saymaya da gerek görmüyorum.

REŞAT BAĞCIOĞLU

 

 

Şirketler, Artan Akaryakıt Maliyetlerini Kontrol Altına Alabilmek İçin Neler Yapmalı ?

Küresel piyasalarda sürekli ve hızlıca artan petrol fiyatları şirketlerin bütçelerini de olumsuz etkilemeye devam etmektedir. Petrol ürünleri ihtiyacının neredeyse tamamını ithal etmek zorunda olan ülkemiz ekonomisi artan enerji ödemeleriyle başa çıkabilmek için  yoğun mücadele vermektedir.

Pandemi ve hemen sonrasında ortaya çıkan Ukrayna savaşı nedeniyle petrol fiyatlarındaki dalgalanmaların bir müddet daha devam edeceğini rahatlıkla öngörebiliriz..

Alternatif enerji kaynaklarının kullanımına geçilmesinin kısa sürede mümkün görünmemesi, elektrikli araçların satın alma ve kiralama maliyetlerinin yüksek olması petrole olan bağımlılığımızın uzun bir süre daha devam edeceğini  göstermektedir..

Petrol ve enerji fiyatlarındaki artışlar makro ekonomik dengelerimizi olumsuz etkilediği gibi şirketlerin pazarlama, lojistik, filo, satış ve ulaşım harcama bütçelerinin artmasına da yol  açmaktadır.

Bu yazımızda şirketlerin bu süreçten daha az zararlı çıkabilmeleri için almaları gereken tedbirlerden kısaca bahsetmeye çalışacağız.

Öncelikle şirketlerin hangi faaliyetlerinde akaryakıt harcaması yaptıklarının tespit edilmesinde  fayda var  ;

  • Lojistik ve dağıtım faaliyetleri,
  • Depolama sahasında kullanılan forklift benzeri yükleme ve istifleme işlemleri,
  • Personel taşıma faaliyetlerinde kullanılan araçlar,
  • Pazarlama ve satış ekibinin sahada kullandığı binek ve hafif ticari araçlar,
  • Şirket yönetimine tahsis edilen araçlar,
  • Satış sonrası hizmet ekiplerinin kullandığı teknik servis (bakım-onarım) araçları,

Şimdi her bir faaliyet ve harcama kategorisi için yapılması gerekenleri izah edebiliriz;

Lojistik ve dağıtım faaliyetlerinde harcanan akaryakıt harcamaları  işletmeler için en önemli giderlerin başında gelmektedir. Bu faaliyetler ister dış kaynak kullanımı yoluyla isterse öz mal araçların kullanımı yoluyla yapılsın verimlilik analizleri yapmak ve bu analizleri  detaylıca raporlamak birinci önceliğimiz olmalıdır. Toplam harcama miktarının yapılan ciro ve satılan/üretilen ürün miktarlarıyla mukayesesine  önem verilmelidir. Bu  sayede kendi bünyemizde önemli bir kontrol parametresi oluşturmuş, verimlilik ve tasarruf yolunda  önemli bir adımı  başlatmış oluruz.

Lojistik ,dağıtım pazarlama, satış ve üretim departmanları arasındaki eşgüdümü artırarak haftalık, aylık hatta yıllık projeksiyonlar geliştirmek faydalı olacaktır.

Lojistik ve pazarlama faaliyetlerinde kullanılan araçların marka, model, kapasite, istiap haddi ve teknik özelliklerinin yeniden gözden geçirilmesi, faaliyetlere en uygun  araç ve  modellerinin tespit edilmesi tasarruf ve verimliliğin sağlanması yolunda önemli bir aşama olacaktır.

Dağıtımı yapılacak ürünlerin hangi depolarda depolanacağı, yeni depolara gerek olup olmadığı, mevcut depolardan verimsiz olanların kapatılması, optimum depo sayısının ve depo kapasitelerinin gözden geçirilmesi akaryakıt harcamalarının  asgariye  indirilmesi için  diğer önemli bir husustur.

Depolama alanlarında kullanılan forklift vb. iş makinelerinin harcadığı akaryakıt harcamalarını da dikkate almak gerekir. Yükleme yapılan ürünlerin hacim ve ağırlıklarıyla uyumlu araçların kullanımı ve mümkünse elektrikli, LPG’li iş makineleri tercih edilmelidir. Forklift türü araçlarla en az sarfiyatla azami ürünün taşıma araçlarına yüklenmesi hedeflenmelidir.

Personel taşıma giderleri özellikle büyük şehirlerdeki işyerlerinde önemli rakamlara ulaşmaktadır. Yeni işe alımlarda işyerine yakın personelin tercih edilmesi, personel servis güzergahları ve araçların yolcu taşıma kapasitelerinin yeniden belirlenmesi bu harcamalarda tasarrufa yol  açacak önemli bir  adım olacaktır..

Pazarlama ve satış ekiplerine sahadaki faaliyetlerinde kullanması için tahsis edilen binek ve hafif ticari araçların sayısı, kullanım yönetmeliklerinin güncellenmesi, iş ve mesai dışında kullanımının sınırlandırılması gibi konulara öncelik verilmelidir. Özellikle araç takip sistemleri vasıtasıyla verimlilik denetimleri ve raporlamaları ihmal  edilmemelidir.

Araç takip sistemleri araçların zaman bilgisiyle birlikte hangi konumda olduklarını, nasıl kullanıldıklarını, hangi rotayı izlediklerini ve rölanti süreleri gibi birçok bilgileri anlamak ve öğrenebilmek için geliştirilmiş bir teknolojidir. Söz konusu teknoloji sayesinde araçların amacına uygun olarak kullanılıp kullanılmadıkları kontrol edilebilir, yakıt maliyetleri azaltılabilir ve sürücü davranışları kayıt altına alınabilir.

Pazarlama ve satış faaliyetleri stratejilerinin yeniden kurgulanması, dijital imkanlardan azami yararlanma imkanlarının araştırılması artık  zorunlu hale gelmiştir. Saha ekibinin müşteri ziyaret programları azaltılarak müşterilerle yapılacak birçok görüşme dijital ortamda yapılabilir. Müşterilerle ilişkinin canlı tutulmasının tek yolunun müşterilerin bizzat ziyareti olmadığı, başka yöntemlerin de olduğu gerçeği gözden kaçırılmamalıdır.

Şirket yönetimine tahsis edilen araçlar ülkemizde firmanın itibarının bir göstergesi olarak kabul edildiği için genelde lüks, pahalı, motor hacmi yüksek ve  akaryakıt sarfiyatı yüksek modellerden oluşmaktadır. Bu yaklaşım açısının sürdürülebilirliği mevcut ekonomik koşullarda mümkün görünmemektedir. Buradaki temel ilkemiz ‘iş için araç’ olmalıdır. Tahsis edilen araçların  sadece iş için kullanılması prensibi üst yönetim tarafından da titizlikle kontrol edilmelidir.

Satış sonrası teknik bakım ve servis hizmetlerimizde kullanılan araçların akaryakıt sarfiyatlarının da azaltılması mümkündür. Müşterilerden gelecek teknik hizmet taleplerinin tek bir merkezde değerlendirilerek optimum araç sayısının sahaya çıkması ve daha az yakıt sarfiyatının yapılması sağlanabilir. Yapılacak programlama sayesinde aynı bölgeye birden çok aracın servise çıkması gibi verimsiz ve israfa neden olan uygulamaların önüne geçmek her zaman mümkündür.

Kısaca özetleyecek olursak;

Akaryakıt sarfiyatı, kullanılan araçların kapasite ve teknik özellikleriyle, yapılan kilometre miktarıyla, sürücülerin eğitimli olup olmadığıyla, işletmede etkin filo yönetim çalışmalarının yapılıp yapılmadığıyla çok yakından ilgilidir. Filo yönetimi  uygulamalarında başarısız olan firmaların çoğu kez akaryakıt sarfiyatlarını da kontrol etmesi mümkün olmayacaktır. Araçların hem satın alma hem de kiralama maliyetlerinin inanılmaz rakamlara ulaşması firmalarda filo yönetim uzmanlarının istihdamını daha da zorunlu hale getirmiştir.

Yazımızın hazırlanmasına teknik bilgi ve tecrübeleriyle destek veren Savaş Plastik AŞ Süreç Geliştirme Yöneticisi Sn. Zafer Urfalıoğlu ve Seyir Mobil Bölge Satış Yöneticisi Sn. Zafer Daştan Bey’e teşekkür ederim.

Ahmet ALBAYRAK

Dolunay Filo Genel Müdürü

TEDARİK ZİNCİRİ KONFERANSI – DİJİTAL DÖNÜŞÜM 30 Haziran’da.

TEDARİK ZİNCİRİ KONFERANSI – DİJİTAL DÖNÜŞÜM

Başlangıç Tarihi 30 Haziran 2022,
Perşembe 10:00 – 17:00
Bitiş Tarihi 30 Haziran 2022,
Perşembe 10:00 – 17:00
Adres ELITE WORLD ASIA – Maltepe/İSTANBUL
Üye 950,00 ₺ + %18 KDV
Üye Dışı Firma 1.200,00 ₺ + %18 KDV

Hesap Bilgileri
TAYSAD TAŞIT ARAÇLARI TEDARİK SANAYİCİLERİ DERNEĞİ İKTİSADİ İŞLETMESİ
İLYASBEY V.D. – 8330465513
TC. İŞ BANKASI A.Ş. – Şube Kodu : 2429 – Hesap No : 43978

IBAN : TR22 0006 4000 0012 4290 043978

Subliminal Mesajlar: Efsane mi Gerçek mi ?

1957 senesinde James Vicary isminde bir pazarlama araştırmacısı, New Jersey’de bir sinema filmine ”Kola İç” ”Patlamış Mısır Ye” şeklinde yazılı mesajlar yerleştirir ve gösterilen bu mesajların, mısır satışlarını %18,1 kola satışlarını ise %57,7 oranında artırdığını iddia eder. Yapılan araştırmanın sonuçları ülke çapında büyük yankı bulur, gizli servis dahi devreye girer ve daha sonra bu tip reklamlar yasaklanır. Farklı bilim insanları ve sektör profesyonelleri tarafından deneyin gerçekliği sorgulanır, Vicary’e deneyin tekrar yapılması teklif edilir ve en sonunda Vicary yaptığı deneyin gerçek olmadığını kabul eder. İlerleyen yıllarda ilgili deney tekrarlanır ve Vicary’nin itirafıyla paralel olarak, subliminal mesajların herhangi bir etkisi bulunamaz.

Deneyin sonuçları aradan uzun zaman geçmesine rağmen hala gerçekmiş gibi algılanmaya devam etmektedir.  Bu algıların varlığına dair, 1983 senesinde Amerika’da 3 bilim insanının bilinçaltı reklamcılığın ne sıklıkta kullanıldığına dair inancı araştırdıkları çalışmalarında, katılımcıların sadece %1’i asla kullanılmıyor cevabını vermiştir.

İnsanların büyük bir kısmının inandığı bu subliminal mesajların varlığı ve etkisi birçok araştırmacı tarafından reddedilse de gerçek düşünüldüğünden farklı olabilir.

Subliminal mesajların etkili olup olmadığı değerlendirilirken insanların eşleştirmeye olan eğilimi göz ardı edilmektedir. Nortwestern Üniversitesinde yapılan bir çalışmada, insanlar bilinçli olarak algılayamayacakları seviyede kötü, nötr ve güzel olmak üzere 3 farklı kokuya maruz bırakılmış sonrasında ise onlardan bir resmi değerlendirmeleri istenmiştir.  Araştırma sonuçları güzel kokuya maruz kalan insanların gösterilen resmi daha fazla beğendiğini göstermektedir. Peki bu eşleştirme ne anlama gelmektedir? Zamanı biraz geriye aldığımızda, George W. Bush ve demokrat rakibi Al Gore’nin yarıştığı seçimde, demokrat parti adayına karşı yürütülen bir reklamın içerisinde, ekranda saniyenin 1/30 hızında bir görüntü belirir. Sadece görüntünün durdurulması ile anlaşılabilecek bu mesaj ‘’BUREAUCRATS’’ kelimesi oluşturulurken ‘’RATS’’ yani fareler kısmını ekranda ilk olarak göstermektedir. Kampanya reklamındaki amaç demokrat aday ve fareler eşleştirmesi yapılarak adayı kötülemeye çalışmaktır. Seçimlerin sonucunda, favori olarak gösterilen Gore rakibi Bush’a karşı kaybeder. Bu yenilginin ardında, oyların yanlış sayıldığı gibi iddialar olsa da reklamın etkisinin olup olmadığı hala tartışmalı bir konu olarak yerini korumaktadır. Farklı bir çalışmada ise araç sürücüleri şerit değiştirip değiştirmemeleri konusunda bilinçli olarak algılayamayacakları görsel mesajlara maruz bırakılmışlardır. Araştırmanın sonuçları sürücülerin bu mesajlara uyumlu olarak hareket ettiğini göstermektedir yani insanlar gösterilen mesajların etkisiyle hareket etmişlerdir. Pazarlama alanının en önemli dergilerinden JCR de 2008 yılında yayınlanan farklı bir makaledeki sonuçlar ise daha dikkat çekicidir. Araştırmacılar marka kişiliği özelliklerinin, insanların davranışlarını nasıl değiştirdiğini araştırmıştır. Araştırmada yaratıcılık ve inovasyon gibi marka kişiliği özelliklerine sahip olan Apple markasının logosu ile gelenek ve sorumluluk gibi marka kişiliği özelliklerini bünyesinde barındıran IBM markasının logosu kullanılmıştır. Araştırma gerçekleştirilirken katılımcıların fark edemeyeceği hızda markaların logoları ekranda belirmiş ve araştırma sonucunda Apple logosuna maruz kalan katılımcıların IBM logosuna maruz kalanlara göre yaratıcılık testinde daha iyi performans gösterdikleri bulgulanmıştır. Diğer bir ifade ile katılımcılar markanın karakteristik özelliklerini taklit etmeye başlamışlardır.

Subliminal mesajlar konusunda göz ardı edilen durumlardan diğeri ise öğrenmedir. 1998 senesinde genel anestezi altında bilinçsiz durumdaki hastalarına bir dizi kelimenin tekrarlanan kayıtlarından oluşan bir kaset dinletilmiş, bilinçsiz durumdan çıktıklarında ise hastalara kelime kökleri verilerek, bu köklerden kelime türetmeleri istenmiştir. Sunulan kelime köklerinin tamamlanması için farklı ihtimaller olmasına rağmen hastalar, anestezi altında kendilerine dinletilen kasetteki kelimelere uygun şekilde kelimeleri tamamlamışlardır. Son olarak ise, bir grup bilim insanı, insanların kazanıp kaybetme şansı yarı yarıya olan seçimler yaptıklarında (yazı-tura gibi), subliminal soyut sembollerin kararları üzerinde etkili olup olmadığını araştırmıştır. Deney sırasında, kazanç ve kayıp ile ilişkili olan fakat katılımcıların ayırt edemeyeceği iki soyut subliminal sembol katılımcılara gösterilmiştir. Deney tamamlandığında ise katılımcılar %68 oranında kazanç ile sonuçlanan tercihi yapmışlar, kendileri farkında olmasalar da kaybetmek ile ilişki soyut sembolü gördüklerinde tercih yapmamışlardır. Araştırmada daha ilginç olan bir diğer sonuç ise araştırma sırasında beynin öğrenmekle ilgili olan bölgesinde aktivasyonların gözlemlenmesidir. Diğer bir ifade ile beyin gösterilen bu subliminal mesajları hangi durumla ilişkilendireceğini öğrenmeye başlamıştır.

Bilinçli zihnin algılayamadığı uyaranlar olarak adlandırılan subliminal mesajların gerçekten etkili olup olmadığı konusu Vicary’den günümüze kadar gündemde kalmayı başarmıştır. Bu uyaranların işlevsiz ve komplo teorisinden ibaret olduğunu savunan grupların varlığına rağmen, farklı araştırma bulguları durumun hiç de öyle olmadığını göstermektedir.

Oğuzhan ÖZYİĞİT

Depo Yer Arayışı Kiralama Talebi.

Şirket İhtiyaçları:

En az 10 bin metrakarelik düz ayak bir depo kiralamak istiyoruz.
Fiyat uyumuna göre 20-25 bin metre karelere çıkabiliriz.
Tavan yüksekliğinin min.12-13 metre olması ve araç yüklemeleri için rampalarının olması ana kriterlerimiz. Uzun dönem sözleşme düşünülmektedir.
Lokasyon: Tuzla – Gebze Bölgesi

İletişim:
ticaret@satinalmadergisi.com

Mal Alım İhalelerinde Aşırı Düşük Sorgulama ?

Kamu İhale Kurulu Kararı Özeti; İtirazen şikâyet dilekçesinde özetle, 25.04.2022 tarihinde EKAP üzerinden tebliğ edilen kesinleşen ihale kararında aşırı düşük teklif açıklamalarının uygun olmadığı gerekçesiyle tekliflerinin reddedildiği, ancak idarece verilen kararın yerinde olmadığı iddia edilmektedir.

08.06.2022 tarihli ve 2022/UM.II-706 sayılı Kamu İhale Kurulu kararına göre;

4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun “Aşırı düşük teklifler” başlıklı 38’inci maddesinde “İhale komisyonu verilen teklifleri değerlendirdikten sonra, diğer tekliflere veya idarenin tespit ettiği yaklaşık maliyete göre teklif fiyatı aşırı düşük olanları tespit eder. Bu teklifleri reddetmeden önce, belirlediği süre içinde teklif sahiplerinden teklifte önemli olduğunu tespit ettiği bileşenler ile ilgili ayrıntıları yazılı olarak ister.

İhale komisyonu;

  1. a) İmalat sürecinin, verilen hizmetin ve yapım yönteminin ekonomik olması,
  2. b) Seçilen teknik çözümler ve teklif sahibinin mal ve hizmetlerin temini veya yapım işinin yerine getirilmesinde kullanacağı avantajlı koşullar,
  3. c) Teklif edilen mal, hizmet veya yapım işinin özgünlüğü,

gibi hususlarda yapılan yazılı açıklamaları dikkate alarak, aşırı düşük teklifleri değerlendirir. Bu değerlendirme sonucunda, açıklamaları yeterli görülmeyen veya yazılı açıklamada bulunmayan isteklilerin teklifleri reddedilir.

Kurum, ihale konusu işin türü, niteliği ve yaklaşık maliyeti ile ihale edilme usulüne göre aşırı düşük tekliflerin tespiti, değerlendirilmesi ve ekonomik açıdan en avantajlı teklifin belirlenmesi amacıyla sınır değerler ve sorgulama kriterleri belirlemeye, ihalenin bu maddede öngörülen açıklama istenilmeksizin sonuçlandırılabilmesine, ayrıca yaklaşık maliyeti 8 inci maddede öngörülen eşik değerlerin yarısına kadar olan hizmet alımları ile yapım işleri ihalelerinde sınır değerin altında olan tekliflerin bu maddede öngörülen açıklama istenilmeksizin reddedilmesine ilişkin düzenlemeler yapmaya yetkilidir. İhale komisyonu bu maddenin uygulanmasında Kurum tarafından yapılan düzenlemeleri esas alır.” hükmü,

Mal Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği’nin “Aşırı düşük teklifler” başlıklı 58’inci maddesinde

(1) İhale komisyonu verilen teklifleri değerlendirdikten sonra diğer tekliflere veya yaklaşık maliyete göre teklif fiyatı aşırı düşük olanları tespit eder. Bu teklifleri reddetmeden önce, belirlediği süre içinde teklif sahiplerinden teklifte önemli olduğunu tespit ettiği bileşenler ile ilgili ayrıntıları yazılı olarak ister.

(2) İhale komisyonu;

  1. a) İmalat sürecinin ekonomik olması,
  2. b) Seçilen teknik çözümler ve teklif sahibinin mal temininde kullanacağı avantajlı koşullar,
  3. c) Teklif edilen malların özgünlüğü,

gibi hususlarda yapılan yazılı açıklamaları dikkate alarak, aşırı düşük teklifleri değerlendirir. Bu değerlendirme sonucunda, açıklamaları yeterli görülmeyen veya yazılı açıklamada bulunmayan isteklilerin teklifleri reddedilir.” hükmü,

Anılan Yönetmelik’in “Elektronik ihale” başlıklı 58/A maddesinde “…(9) Ekonomik açıdan en avantajlı teklifin tespitinde aşağıdaki esaslar dikkate alınır:

  1. a) Diğer tekliflere veya yaklaşık maliyete göre aşırı düşük tekliflerin bulunmadığı ihalelerde, geçerli tekliflerden ekonomik açıdan en avantajlı birinci ve ikinci teklif olması öngörülen teklif sahiplerine; yeterlik bilgileri tablosunda beyan ettikleri bilgi ve belgelerden EKAP veya diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının internet sayfası üzerinden sorgulanamayanlar ile teknik şartnameye cevaplar ve açıklamalara ilişkin tevsik edici belgeleri sunmaları, ayrıca ihale dokümanında öngörülmesi halinde numune/demonstrasyon işlemlerine ilişkin ürün örneklerini vermeleri/kurulumlarını yapmaları için makul bir süre verilir. Beyan edilen bilgi/belgeler ve teknik şartnameye cevaplar ve açıklamalara ilişkin tevsik edici belgeleri sunmayan istekliler ile numune ve/veya demonstrasyon işlemlerine ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmeyen isteklilerin teklifleri değerlendirme dışı bırakılarak geçici teminatları gelir kaydedilir, sunduğu belgeler ile katılım ve yeterlik kriterlerine ilişkin şartları sağlayamayan istekliler ile numune ve/veya demonstrasyon değerlendirmesi başarısız sonuçlanan isteklilerin teklifleri ise değerlendirme dışı bırakılır.
  2. b) Diğer tekliflere veya yaklaşık maliyete göre teklif fiyatı aşırı düşük olanların tespit edilmesi halinde bu isteklilerden; aşırı düşük teklif açıklamaları ile birlikte yeterlik bilgileri tablosunda beyan ettikleri bilgi ve belgelerden EKAP veya diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının internet sayfası üzerinden sorgulanamayanlar ile teknik şartnameye cevaplar ve açıklamalara ilişkin tevsik edici belgeleri sunmaları ve ihale dokümanında öngörülmesi halinde numune/demonstrasyon işlemlerine ilişkin ürün örneklerini vermeleri/kurulumlarını yapmaları istenir. Beyan edilen bilgi/belgeler ve teknik şartnameye cevaplar ve açıklamalara ilişkin tevsik edici belgeleri sunmayan istekliler ile numune ve/veya demonstrasyon işlemlerine ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmeyen veya aşırı düşük teklif açıklaması sunmayan isteklilerin teklifleri değerlendirme dışı bırakılır. Sunulan bilgi ve belgeler ile aşırı düşük teklif açıklamaları çerçevesinde;

1) Yeterlik bilgileri tablosunda beyan edilen katılım ve yeterlik kriterlerine ilişkin şartları sağlamadığı anlaşılan veya numune ve/veya demonstrasyon değerlendirmesi başarısız sonuçlanan isteklilerin teklifleri değerlendirme dışı bırakılır.

2) Yeterlik bilgileri tablosunda beyan edilen katılım ve yeterlik kriterlerine ilişkin şartları sağladığı anlaşılan ve numune ve/veya demonstrasyon değerlendirmesi uygun görülen isteklilerin aşırı düşük teklif açıklamaları incelenir ve açıklamaları uygun görülmeyenlerin teklifleri reddedilir.

3) Aşırı düşük tüm tekliflerin değerlendirme dışı bırakılması veya reddedilmesi halinde, teklif fiyatı aşırı düşük bulunmayan ekonomik açıdan en avantajlı birinci ve ikinci teklif olması öngörülen teklif sahiplerine ilişkin olarak (a) bendindeki esaslar çerçevesinde değerlendirme yapılır.

4) Aşırı düşük teklifler arasından geçerli en az iki teklif kalması ve bu tekliflerin ekonomik açıdan en avantajlı birinci ve ikinci teklif olarak belirlenmesinin öngörülmesi halinde, yeterlik bilgileri tablosunda beyan edilen bilgi ve belgeler ile teknik şartnameye cevaplar ve açıklamalara ilişkin tevsik edici belgeleri sunmaları veya ihale dokümanında öngörülmesi halinde numune/demonstrasyon işlemlerine ilişkin ürün örneklerini vermeleri/kurulumlarını yapmaları yeniden istenmeksizin ihale işlemlerine devam edilir.

5) Aşırı düşük teklifler arasından tek geçerli teklif kalması ve bu teklif sahibinin ekonomik açıdan en avantajlı teklif olarak belirlenmesinin öngörülmesi halinde bu istekliden yeterlik bilgileri tablosunda beyan edilen bilgi ve belgeler ile teknik şartnameye cevaplar ve açıklamalara ilişkin tevsik edici belgeleri sunması veya ihale dokümanında öngörülmesi halinde numune/demonstrasyon işlemlerine ilişkin ürün örneklerini vermesi/kurulumlarını yapması yeniden istenmez. İhalede ayrıca ekonomik açıdan en avantajlı ikinci teklif sahibinin belirlenmesinin öngörülmesi halinde ise bu isteklinin tespitinde (a) bendindeki esaslar uygulanarak ihale işlemlerine devam edilir.

  1. c) (a) ve (b) bentlerinde belirtilen işlemlere, ekonomik açıdan en avantajlı birinci ve belirlenecek ise ikinci teklif sahibi tespit edilinceye kadar devam edilir.

(10) İstekliler tarafından beyan edilen bilgiler ile sorgulama sonucu edinilen bilgiler, bu bilgileri tevsik etmek amacıyla sunulan belgeler ya da geçici teminat mektubu arasında farklılık bulunması durumunda; ihalede öngörülen şartların sağlanması kaydıyla tekliflerin geçerliliği etkilenmez.” hükmü,

Kamu İhale Genel Tebliği’nin “Mal alımı ihalelerinde aşırı düşük tekliflerin değerlendirilmesi” başlıklı 62/A maddesinde “62/A.1. Mal alımı ihalelerinde, aşırı düşük tekliflerin değerlendirilmesi aşamasında aşağıdaki düzenlemelere göre işlem tesis edilmesi gerekmektedir.

62/A.1.1. Aşırı düşük tekliflere yönelik açıklama istenmesine ilişkin yazıda isteklilerin yapacakları açıklamalara esas olacak önemli teklif bileşenlerinin, bütün istekliler için aynı unsurları içerecek şekilde belirtilmesi zorunludur. Aşırı düşük teklif açıklaması sunulması için isteklilere üç (3) iş gününden az olmamak üzere uygun bir süre verilir. İstekliler, aşırı düşük olarak tespit edilen tekliflerini, bu Tebliğin “Hizmet alımı ihalelerinde sınır değer tespiti ve aşırı düşük tekliflerin değerlendirilmesi” başlıklı 79 uncu maddesinde belirtilen yöntemlerle açıklayabilirler.

62/A.1.2. İhale komisyonu tarafından yapılan değerlendirmede açıklamaları yeterli görülmeyen veya süresi içerisinde yazılı açıklamada bulunmayan isteklilerin teklifleri reddedilir.” açıklaması,

……………..

Anılan Şartname’nin “Aşırı düşük teklifler” başlıklı 33’üncü maddesinde “33.1. Verilen tekliflerden diğer tekliflere veya yaklaşık maliyete göre teklif fiyatı aşırı düşük olanların, ihale komisyonu tarafından tespit edilmesi halinde, bu teklif sahiplerinden teklifte önemli olduğu tespit edilen bileşenler ile ilgili ayrıntılar yazılı olarak istenir. İhale komisyonu tarafından;

  1. a) İmalat sürecinin ekonomik olması,
  2. b) Seçilen teknik çözümler ve teklif sahibinin mal ve hizmetlerin temininde kullanacağı avantajlı koşullar,
  3. c) Teklif edilen malın özgünlüğü,

gibi hususlarda yapılan yazılı açıklamalar dikkate alınarak aşırı düşük teklifler değerlendirilir. Bu değerlendirme sonucunda, açıklamaları yeterli görülmeyen veya yazılı açıklamada bulunmayan isteklilerin teklifleri reddedilir.” düzenlemesi yer almaktadır.

Kamu İhale Kurumu 4734 sayılı Kanun’un vermiş olduğu yetki ile mal alımı ihaleleri ile ilgili üst norm olarak Mal Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği’ni, anılan Yönetmelik’in alt normu olarak da Kamu İhale Genel Tebliği’ni düzenlemiştir.

Dolayısıyla idareler ihale süreci boyunca yapacakları işlemleri ve alacakları kararları ihale mevzuatı kapsamındaki bütün düzenlemeleri birlikte değerlendirip ona göre davranmakla yükümlüdürler.

Bu bağlamda şikâyete konu hususla ilgili olarak 4734 sayılı Kanun çerçevesinde yapılacak olan mal alımı ihalelerinde idarece aşırı düşük teklif açıklaması istenilmesi durumunda idarelerin aşırı düşük teklifleri nasıl belirleyecekleri Mal Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği’nin 58’inci maddesinde, e-ihale yöntemiyle gerçekleştirilmiş ihalelerde anılan Yönetmelik’in 58/A maddesinde ve Kamu İhale Genel Tebliği’nin 62/A maddesinde düzenlenmiştir.

Kanun , Yönetmelik ve Tebliğ maddeleri bir arada düşünüldüğünde aşırı düşük tekliflerin değerlendirilmesinde ihale komisyonunun verilen teklifleri değerlendirdikten sonra diğer tekliflere veya yaklaşık maliyete göre teklif fiyatı aşırı düşük olanları tespit edeceği,

bu teklifleri reddetmeden önce belirlediği süre içinde teklif sahiplerinden teklifte önemli olduğunu tespit ettiği bileşenler ile ilgili ayrıntıları yazılı olarak isteyeceği, aşırı düşük tekliflere yönelik açıklama istenmesine ilişkin yazıda isteklilerin yapacakları açıklamalara esas olacak önemli teklif bileşenlerinin bütün istekliler için aynı unsurları içerecek şekilde belirtilmesinin zorunlu olduğu, aşırı düşük teklif açıklaması sunulması için isteklilere üç (3) iş gününden az olmamak üzere uygun bir süre verileceği,

isteklilerin aşırı düşük olarak tespit edilen tekliflerini Tebliğ’in “Hizmet alımı ihalelerinde sınır değer tespiti ve aşırı düşük tekliflerin değerlendirilmesi” başlıklı 79’uncu maddesinde belirtilen yöntemlerle açıklayabileceği, ihale komisyonunun; imalat sürecinin ekonomik olması, seçilen teknik çözümler ve teklif sahibinin mal temininde kullanacağı avantajlı koşullar, teklif edilen malların özgünlüğü gibi hususlarda yapılan yazılı açıklamaları dikkate alarak aşırı düşük teklifleri değerlendireceği ve bu değerlendirme sonucunda açıklamaları yeterli görülmeyen veya yazılı açıklamada bulunmayan isteklilerin tekliflerinin reddedileceği anlaşılmıştır.

14.03.2022 tarihinde gerçekleşen başvuruya konu ihalede 5 istekli tarafından teklif verildiği, bir isteklinin geçici teminatı sunmadığı gerekçesiyle teklifi değerlendirme dışı bırakıldığı ve yaklaşık maliyetin altında teklif veren yalnızca iki isteklinin bulunduğu, başvuru sahibi ………………… A.Ş.ye ait teklifin yaklaşık maliyetin yarısından daha düşük olduğu, ihale üzerinde bırakılan istekli …………………..Tic. Ltd. Şti.ye ait teklifin yaklaşık maliyetten 483.214,75 TL daha düşük olduğu, Kanun ve Yönetmelik’te belirtildiği üzere ihale komisyonunun verilen teklifleri değerlendirdikten sonra diğer tekliflere veya yaklaşık maliyete göre teklif fiyatı aşırı düşük olanları tespit edeceği, bu bakımdan başvuru sahibine ait teklifin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 38’inci maddesine ve yaklaşık maliyete göre teklif fiyatının daha düşük olduğu gerekçesiyle aşırı düşük teklif olarak belirlenmesinde mevzuata aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.

Ek olarak, şikayete konu ihalede başvuru sahibi isteklinin aşırı düşük teklif değerlendirmesinde Kamu İhale Genel Tebliği’nin 62/A.1.1’inci maddesindeki açıklama gereğince aşırı düşük tekliflere yönelik açıklama istenmesine ilişkin yazıda isteklilerin yapacakları açıklamalara esas olacak önemli teklif bileşenlerinin bütün istekliler için aynı unsurları içerecek şekilde belirtilmesinin zorunlu olduğu ve anılan Tebliğ’in “Hizmet alımı ihalelerinde sınır değer tespiti ve aşırı düşük tekliflerin değerlendirilmesi” başlıklı 79’uncu maddesinde belirtilen yöntemlerle de isteklilerin aşırı düşük teklif açıklamasında bulunabileceği, bu bakımdan idarece yapılan işlemin yerinde olduğu anlaşıldığından başvuru sahibinin iddiasının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.

Öte yandan başvuru sahibi tarafından idarece sunulması talep edilen belgelerin süresi içerisinde sunulduğu, adı geçen isteklilerce sunulan belgelerin incelendiği ve beyan edilen bilgiler ile sunulan belgelerin ihale komisyonunca uygun bulunduğu, daha sonra idare tarafından 07.04.2022 tarihli ve “Aşırı Düşük Teklif Hk.” yazının başvuru sahibi ……………….. A.Ş.ye EKAP üzerinden tebliğ edildiği, söz konusu yazıda “Bu mektup 07.04.2022 tarihinde tarafınıza EKAP üzerinden gönderilmiştir.

DSİ 23.Bölge Müdürlüğümüzce 14.03.2022 tarihinde ihalesi yapılan 2022/94406 ihale kayıt numaralı “DSİ 23. Bölge Müdürlüğü Taşkın Erken Uyarı Sistemi Kurulumu” işinde Mal Alımı Uygulama Yönetmeliğinin 58. Maddesi ve İdari Şartnamenin Madde 33 – Aşırı düşük teklifler başlıklı kısmında belirtilen “Verilen tekliflerden diğer tekliflere veya yaklaşık maliyete göre teklif fiyatı aşırı düşük olanların, ihale komisyonu tarafından tespit edilmesi halinde, bu teklif sahiplerinden teklifte önemli olduğu tespit edilen bileşenler ile ilgili ayrıntılar yazılı olarak istenir.” hükmü uyarınca ihale komisyonu tarafından söz konusu ihale için vermiş olduğunuz teklifiniz aşırı düşük olarak belirlenmiştir.

“DSİ 23. Bölge Müdürlüğü Taşkın Erken Uyarı Sistemi Kurulumu” mal alım işine vermiş olduğunuz teklifinize ilişkin Özel Teknik Şartname ve diğer şartnamelere uygun olarak, Kamu İhale Genel Tebliği Madde 62/A. (Ek madde: 25/01/2017-29959 R.G./9. md.) Mal alımı ihalelerinde aşırı düşük tekliflerin değerlendirilmesi başlıklı 62/A.1.1. maddesinde belirtilen Aşırı düşük tekliflere yönelik açıklama istenmesine ilişkin yazıda isteklilerin yapacakları açıklamalara esas olacak önemli teklif bileşenlerinin, bütün istekliler için aynı unsurları içerecek şekilde belirtilmesi zorunludur. Aşırı düşük teklif açıklaması sunulması için isteklilere üç (3) iş gününden az olmamak üzere uygun bir süre verilir. İstekliler, aşırı düşük olarak tespit edilen tekliflerini, bu Tebliğin “Hizmet alımı ihalelerinde sınır değer tespiti ve aşırı düşük tekliflerin değerlendirilmesi” başlıklı 79 uncu maddesinde belirtilen yöntemlerle açıklayabilirler.” gereğince kanıtlayıcı belgeleri İhale Komisyonumuza sunmanız gerekmektedir.

Mal alımı işine ait aşırı düşük sorgularının en geç 13.04.2022 saat 17:00’a kadar Bölge Müdürlüğümüze sunulması hususunda;

Gereğini rica ederim.” ifadelerine yer verildiği görülmüştür.

Başvuru sahibi tarafından 09.04.2022 tarihli ve 1 sayılı yazı ile aşırı düşük teklif açıklamasının sunulduğu, söz konusu yazıda “İlgi; 07.04.2022 tarihinde tarafımıza EKAP 5 sayılı tebligat

İlgi yazınızda teklifimiz aşırı düşük olarak değerlendirilmiş ve açıklama istenmiştir. Belgelerimiz incelendiğinde görülecektir ki teklif ettiğimiz ürünler %93’ün üzerinde yerli malı/imalat olup kendi ARGE çalışmalarımız sonucunda ortaya çıkmış bir ürün grubudur. Atatürk Üniversitesi bünyesinde Atateknokent’te tarafımızca geliştirilen bu ürün grubunun yerli katkı oranı çok yüksektir. (İdarenize sunduğumuz aynı zamanda EKAP’ta da kayıtlı Teknolojik ürün deneyim belgesi ve Yerli malı belgesi üzerinden kontrol edilebilir.) Bu nedenle ürünlerimizin fiyatı düşük değil aksine rakip firmaların fiyatları çok yüksektir. Rakiplerimizin yüksek fiyatlı olmaları son zamanlarda ki döviz kuruna bağlıdır. Döviz kuruna bağlı olmayan teklifimizin fiyatı oldukça makuldür, ihalenizde yerli malı teklifine sağlanmış olan avantajı da dikkate alıp çok daha yüksek teklif yapabilirdik ancak böyle bir davranışı fırsatçılık olarak değerlendirdiğimizden olması gereken normal bir fiyat belirlenerek ihalenize katılım sağlanmıştır. Teklif fiyatımız hem firmamız hem de idareniz, dolayısıyla ülkemiz menfaati doğrultusundadır.

Gereğini saygılarımla arz ederim.” ifadelerine yer verildiği ve bu şekilde bir aşırı düşük teklif açıklamasının yapıldığı ve idarece 21.04.2022 tarihinde alınan ihale komisyonu kararı ile başvuru sahibine ait aşırı düşük teklif açıklamasının “…aşırı düşük teklif açıklaması, söz konusu Taşkın Erken Uyarı Sistemi Kurulumu mal alım işi için Kamu İhale Genel Tebliği 79. Maddesinde belirtilen kanıtlayıcı belgeleri sunmadığından, İdari Şartnamenin 33. maddesi doğrultusunda ihale komisyonu tarafından yeterli görülmemiş…” gerekçesiyle reddedildiği, sonuç olarak ihalenin  X….. San. ve Tic. Ltd. Şti. üzerinde bırakıldığı ve Y……. A.Ş. ekonomik açıdan en avantajlı ikinci teklif sahibi istekli olarak belirlendiği anlaşılmıştır.

Yukarıda aktarılan mevzuatın ilgili maddelerinde açıkça aşırı düşük tekliflere yönelik açıklama istenilmesine ilişkin yazıda, isteklilerin yapacakları açıklamalara esas olacak önemli teklif bileşenlerinin belirtilmesinin zorunlu olduğu hüküm altına alınmasına karşın idare tarafından teklifi aşırı düşük olarak belirlenen istekliye gönderdiği aşırı düşük teklif açıklaması istenilmesine ilişkin yazıda teklifte önemli olduğu tespit edilen bileşenlerinin belirtmediği anlaşılmıştır. Bu itibarla idarece aşırı düşük teklif sorgulamasının ihale dokümanında yer alan teklif bileşenleri içerisinden önemli teklif bileşenlerinin açık ve net bir şekilde belirlenmek suretiyle yeniden yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.

Sonuç olarak, yukarıda belirtilen mevzuata aykırılıkların düzeltici işlemle giderilebilecek nitelikte olduğu tespit edildiğinden, teklifte önemli olduğu tespit edilen bileşenler belirtilmek suretiyle başvuru sahibi Firmadan yeniden aşırı düşük teklif açıklaması istenilmesi ve bu aşamadan sonraki ihale işlemlerinin mevzuata uygun olarak yeniden gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle, 4734 sayılı Kanun’un 65’inci maddesi uyarınca bu kararın tebliğ edildiği veya tebliğ edilmiş sayıldığı tarihi izleyen 30 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava yolu açık olmak üzere,

Anılan Kanun’un 54’üncü maddesinin on birinci fıkrasının (b) bendi gereğince düzeltici işlem belirlenmesine oy birliği ile karar verilmiştir.

Mehmet ATASEVER

Kamu İhale Kurulu Eski Üyesi/ Akademisyen