Covid-19 Salgını Sektörleri Nasıl Etkiledi?

business
modern business center in hongkong

 

Tüm dünyada etkisi hissedilen ve Türkiye’deki yaşamı da durma noktasına getiren koronavirüs salgını sonrasında değişen yaşam tarzı ve tüketici alışkanlıkları satın alma tercihlerini de etkiledi.

Deloitte Danışmanlık ekibi tarafından hazırlanan “Küresel Covid-19 Salgını’nın Türkiye’de Farklı Kategorilere Etkileri Raporu”na göre, uzaktan eğitim ve çalışma, ulusal market zincirleri, sağlıklı ürünler ve hobi siteleri etkileşimlerini artırırken; özel sağlık kurumları, havayolu şirketleri, emlak ve otomobil satışları, otel ve konaklama şirketleri ile kültür sanat faaliyetleri salgından negatif yönde en çok etkilenen kategoriler oldu.

Tüm dünyayı etkisi altında alan, sosyal ve ekonomik hayatı durma noktasına getiren Covid-19 salgını, yaşam tarzı, iş yapış şekilleri ve alışkanlıklarımızı ciddi oranda değiştirdi. Bu değişim, bazı kategorilere pozitif etkileşim getirirken bazı kategoriler için negatif bir etki yarattı.

Deloitte Danışmanlık ekibinin hazırladığı “Küresel Covid-19 Salgını’nın Türkiye’de Farklı Kategorilere Etkileri Raporu”, 42 alt kategoride sektörlerin salgından etkilenme oranlarını ve tahmini toparlanma hızlarını ortaya koydu.

Uzaktan eğitim ve çalışma 15 kat, ulusal marketler 2 kat fazla etkileşim gösterdi

Virüsün yayılımını durdurmak için alınan önlemler sonrasında eğitim ve çalışma hayatının eve kaymasıyla beraber Skype, Zoom ve EBA gibi video konferans ve uzaktan eğitim sistemleri 15 katlık bir büyüme ile diğer kategorilerden ayrıldı. Bu kategorideki en hızlı gelişimi ise MEB’in uzaktan eğitim sistemi olan EBA gösterdi.

Evde yaşamanın bir diğer gereksinimi olan online alışveriş sonrasında, uzaktan gıda alışverişleri hızlı bir şekilde artış gösterdi. Bu kategoride ulusal marketler, indirim marketlerine oranla dijitalleşme yatırımları, kuvvetli lojistik ve eve dağıtım altyapıları ve e-ticaret deneyimleri ile 2 kata yakın etkileşim artışı gösterdi.

Sağlıklı beslenme ve bağışıklığı güçlü tutmanın daha da önemli olduğu bu dönemde, tüketiciler, vitamin, bal ve aktar ürünlerine yönelmesi sonucunda sağlıklı ürünler kategorisi de yükselişte olan kategoriler arasında yer aldı.

Örgü ve el işi gibi hobi siteleri evde daha fazla vakit geçiren tüketicilerden yüksek ilgi gördü.

İnternet TV hızlı yükselirken, kıyafet-ayakkabı kategorisi agresif indirim kampanyaları ile büyüdü

Salgın sonrasında en hızlı yükselen bu kategorileri, internet- TV, medya, evcil hayvan, oyun ile kıyafet ve ayakkabı kategorileri takip ediyor. Salgının gündem olmaya başladığı ikinci hafta düşüş yaşayan kıyafet-ayakkabı kategorisi, agresif indirim kampanyaları ile son iki haftada yükselen bir trend göstermesine karşın, sosyal etkileşimin sınırlandığı bu dönemde bu artışın geçici olma riski de bulunuyor. E-ticarete erken uyum sağlamış firmalarsa, yaşanan süreçten daha az etkileniyor.

Çocuk ve bebek ürünleri kategorisiyse, bez, mama, ıslak mendil gibi hızlı tüketim ürünleri özellikle büyük boy paketlerle ilgi görürken; bebek arabası gibi dayanıklı ürünlerin tercihinde düşüş yaşanıyor.

İndirim marketleri hazırlıksız yakalandı

Pozitif büyüme gösteren son bölümdeyse kişisel bakım, iç giyim, kozmetik, kitap, akaryakıt ve indirim marketleri yer aldı. Son yıllarda ulusal zincirlere karşı agresif mağazalaşma atağıyla hızlı büyüme sürecine giren indirim marketleri, salgın döneminde talebin hızlıca dijital kanala kaymasına hazırlıksız yakalandı.

Mart ayının ilk haftalarında petrol fiyatlarındaki küresel düşüşün de etkisiyle akaryakıt firmalarının etkileşimleri hızlı bir şekilde artarken, ayın ikinci yarısında girdiği düşüş trendinin ticari ve sosyal hayatın durgunlaşmasıyla devam etmesi bekleniyor.

Sosyal medyanın penetrasyonu sınırlı kaldı

Geleneksel medya kanallarından 3 kattan daha fazla etkileşime sahip sosyal medyanın, salgın dönemindeki performans artışı sınırlı oldu.  Genç nüfusu ile sosyal medya penetrasyonu zaten yüksek olan Türkiye’de, salgın döneminde etkileşiminde büyük bir artış olmazken,  Twitter en pozitif ayrışan platform olarak öne çıktı. Ev gereçleri, yapı malzemeleri ve elektronik eşya kategorilerinde sınırlı bir pozitif yansıma gözlendi.

Liglerin başlamasıyla bahis ve spor medyasında daha hızlı bir toparlanma öngörülüyor

Salgının yayılmasına paralel olarak kamu randevu taleplerinde ve özel hastane etkileşimlerinde istikrarlı bir azalma gerçekleşti. Özel sektördeki negatif kayıpların kamuya göre daha az olduğu gözlenirken, bu negatif trendin yavaşlayarak devam etmesi bekleniyor.

Ev temizliği, oto kiralama, nakliye ve tamirat gibi hizmetler veren platformların etkileşimleri, tüketicilerin hastalık bulaşma riskini azaltmak ve tasarruf yapmak amacıyla ihtiyaçlarını ötelemelerine bağlı olarak sert bir düşüş gösterdi. Negatif trendin salgın döneminde devam etmesi öngörülüyor.

Spor medyası, mücevher, bahis, ulaşım kanalları, kültür sanat faaliyetleri, otel ve konaklama salgının negatif etkisini en fazla hisseden kategorilerin başında yer alıyor. Bahis ve spor medyasının, liglerin başlamasıyla birlikte, diğer sektörlere göre daha hızlı toparlanması bekleniyor.

Otomobil ve emlak yatırımları erteleniyor, ithalat azalıyor

Ev, işyeri, arsa kiralama ve satış yapılan sitelerde Mart ayı başıyla başlayan negatif trend, ayın ikinci yarısında hızlanarak devam etti. Tüketicilerin risk algısının artmasıyla birlikte uzun dönemli bir yatırım olan emlak kategorisinde etkileşimin daha da azalması beklenirken, benzer durum otomobil satışlarında da gözleniyor. Otomobil satış sitelerinin de etkileşimleri aynı haftalarda emlak kategorisinden daha fazla oranda azaldı.

Havayolu kategorisinde mart ayında başlayan negatif eğri, seyahat kısıtlamalarıyla beraber giderek artış gösteriyor.

Uluslararası pazaryerlerinin yurtdışı sitelerinden yapılan ithalat talebinin Mart’ın son haftalarında sert bir şekilde düştüğünü gözlemliyoruz. İthal edilen ülke fark etmeksizin gördüğümüz bu düşüşün tüketim ürünleri ithalatı için öncü bir gösterge olduğunu ve ithalatta önümüzdeki aylarda paralel bir düşüş göstermesi bekleniyor.

Yemek sipariş sitelerindeki negatif trendin daha hızlı toparlanması bekleniyor

Ticaret hayatının yavaşlamasına paralel olarak kariyer siteleri, kurumsal hizmetler ve yemek sipariş sitelerinde de azalış dikkat çekiyor. Eve azalan siparişler sonrası tarif sitelerinin trafikleri 3-4 kat arttı. Evde yemek yapma trendine paralel olarak dayanıklı tüketim ürünlerindeki talebin küçük ev aletlerine (su ısıtıcı, mixer, mini-fırın vb) kaydığı gözlemlendi, makarna, maya, kabartma tozu gibi ürünlerin talebi hızlı artış gösterdi. Bu ürünlerdeki doygunluğa yaklaşıldığını ve trendin yavaşlaması öngörülüyor.

Sosyal etkileşimin azalmasından en fazla etkilenen sektörlerden birisi de cinsel sağlık ürünleri oldu. Kondom gibi ürünlere olan talepteki azalış trendinin devam etmesi bekleniyor.

Kamu hizmetlerinde Sağlık ve Milli Eğitim Bakanlıkları pozitif ayrıştı

Sosyal ve ticari hayatın yavaşlaması, belli kamu hizmetlerinin azaltılması ile başta e-devlet olmak üzere kamu hizmet platformlarının etkileşimleri azalırken, Sağlık ve Eğitim Bakanlıkları diğer kurumlardan pozitif ayrışıyor.

Mobilya, pazaryeri, spor alışverişlerinde sınırlı da olsa bir negatif etki görülürken, en hızlı toparlanma pazaryerlerinde bekleniyor.

Bankacılık ve kargo taşımacılığında negatif etki sınırlı kaldı

Ticari hayatın yavaşlaması (ör. sigorta, vergi sistemleri ve ihale portalleri etkileşimleri %30-40 azaldı) bankacılık kategorisinde negatif ayrışma yarattı. Her ne kadar bireysel dijital bankacılık etkileşimleri çok azalmasa da, ticaretin yavaşlamasıyla ticari bankacılık faaliyetlerinin yavaşlaması negatif bir etki yarattı. Bunun yanında, tüketicilerin evde toplu alışverişler yapması işlem adetlerini artırıyor.

Pazaryerlerinin performansları farklılık gösteriyor. Örneğin, tüketim ürünleri satanlarda etkileşim artsa da emlak/araba satışlarındaki sert düşüş genel olarak sektörün negatif performans sergilemesine sebep oluyor. Pazaryerlerinin etkileşimindeki düşüş ve firmaların kendi lojistik imkanlarını da seferber etmeleri kargo firmalarının etkileşimini az da olsa negatif etkiliyor.

Farklı seviyelerde özel ve kamu eğitim kurumları etkileşimleri incelendiğinde Mart’ın ilk haftalarında okullara ve üniversitelere ara verilmesiyle etkileşimlerde görülen düşüş, son haftalarda telafi edildi. Özel ve kamuda tüm seviyelerde uzaktan eğitimin yaygınlaşması ile eğitim kurumlarının trendi kuvvetli bir şekilde pozitife çevirmesi bekleniyor.

Deloitte Şirket Ortağı Hakan Göl: “Sürece hızlı adapte olan firmalar başarılı oldu”

Salgın süreci öncesi ve sırasındaki iyi uygulamaları değerlendiren Deloitte Şirket Ortağı Hakan Göl, normal zamanlarda iş süreçlerinde yaşanan sıkıntıların çözümü için yatırım yapan firmaların yanı sıra, salgın sürecinde değişen beklenti ve taleplere hızlı adapte olan firmaların bu süreci başarıyla geçirdiğini söyledi.  Hakan Göl sözlerine şöyle devam etti:

“Kurumsal hizmet ve ürün satışı yapan firmalar evden çalışmanın artması ve ticaretin yavaşlamasıyla bu dönemde tüketici ürün ve hizmetlerine yönelerek trendi tersine çevirmeyi başardılar. Talepte sert düşüş yaşayan firmalarsa, tüketicileriyle olan bağlarını ücretsiz içerik ve webinarlar ile korumaya çalışıyor.

Gıda dışı birçok tüketim ürünü kategorisinde ilk haftalardaki negatif dalga, mart ayının sonlarına doğru agresif indirim kampanyaları, ücretsiz teslimat ve değişim garantisi gibi yüksek faydalar ile tersine döndü.

El değmeden paketleme, temiz paketleme malzemeleri, günlük temizlenen teslimat araçları ve maske, eldiven gibi koruma önlemleri alan dağıtım personeli gibi uygulamalar müşterilerin hijyen endişelerini azaltmada yardımcı oldu.

Hızlı yükselen e-ticarete hazırlıksız yakalanan firmalarda sipariş takip ve teslimat süreçlerinde yaşanan yoğunluk müşteri kayıpları meydana getirdi. Sipariş ve teslimat süreçlerinin tamamen dijitalleşmesi ya da bu alanda üçüncü parti desteği alan firmaların daha başarılı bir şekilde ayrıştığını gözlemlemekteyiz. Efsane Cuma gibi yoğun satış dönemlerinde yaşanan kapasite sıkıntıları ve müşteri memnuniyetsizliklerini çözmek için kendi dağıtım ağına ve ekiplerine yatırım yapan firmalar bu yatırımlarının karşılığını salgın sürecinde almışlardır.”

Raftaki Ambalajlar Hijyenik Mi?

Factory worker loading packed juice bottles on forklift
Factory worker loading packed juice bottles on forklift in factory

Raftaki ambalajlar 200 derecede dezenfekte ediliyor.

Kovid-19 salgınıyla marketlerdeki ambalajlı ürünlerin hijyenine yönelik merak da artıyor. Türkiye’de ambalaj sanayide üretim sırasında 150-200 derecelik ısıyla dezenfeksiyon işlemi yapılıyor. İzole üretimle marketlerdeki rafa gelene kadar ürünlerin ambalajları tamamen hijyenik olarak sunuluyor. Türkiye’de iki fabrikayla üretim yapan global ambalaj devi Saica Pack’e göre yiyecek-içecek ve temizlik ürünlerine yönelik talep yüzde 45 arttı…

Dünyayı saran Kovid-19 (Koronavirüs) salgını tüketicilerin paketli ürünlere yönelik hijyen merakını da artırdı. Marketlerdeki ambalaj ve oluklu mukavva paketler tamamen hijyenik yöntemlerle üretiliyor. Ambalajlar tamamen izole tesislerde 150-200 derecelik ısıyla hijyenik olarak sunuluyor. Türkiye’de iki fabrikayla üretim yapan global ambalaj devi Saica Pack’in Türkiye Genel Müdürü Akın Burak Önder, bir ürünü başka bir noktaya iletmek için en çevreci ve hijyenik ürünün oluklu mukavva olduğunu vurguluyor. Önder, Kovid-19 sürecinde tüketicilerin merak ettiği hijyen tedbirlerini şöyle anlatıyor:

200 derecede üretiliyor:

Oluklu ambalajda kullanılan kağıtlar 150-200 dereceye çıkan ısılarla üretiliyor. Bu yükseklikte bir ısı hijyen için gereken donanımı sağlıyor.

Fabrikalar izole edildi:

Fabrikalarda mevcut olan gıda güvenliği standartları bu süreçte daha da güçlendiriliyor.

Üretim yapılan fabrikalar dış dünya ile izole ediliyor.

En çok gıda ve hijyen satışı artıyor:

Pandemi sonrası en çok yiyecek-içecek ve temizlik ürünlerine yönelik talep arttı. Bu dönemde gıda ve temizlik ürünlerine yönelik talep yüzde 45 arttı.

Ahşap ambalaj yerine karton:

Hal ve marketlerde öncelikle ahşap ambalajdan karton ambalaja geçiş yapılması gerekiyor. Ürünün tazeliğini ve hijyenini koruyacak paket çözümleri sunulmalı.

Kullan-at kutu üretimi arttı:

Saica Pack Sakarya fabrikasında tasarım ödülü alan kullan-at konik yiyecek kutularının üretim kapasitesi artırılıyor.

İstihdamı artırıyor:

Saica Pack, Eskişehir ve Sakarya fabrikalarında 300 kişiye istihdam sağlarken istihdamı artırma konusunu da gündeme alıyor.

İstismar Kitleri, Gözde Siber Saldırı Aracına Dönüştü

Siber güvenlik kuruluşu ESET, koronavirüs günlerinde siber suçluların yoğun olarak odaklandıkları teknik saldırı yöntemlerinden biri olan ‘istismar kitleri‘ne (exploit kits) dikkat çekiyor. Çeşitli yollardan bulaşabilen bu kitler, sisteme esas zararı verecek kodu göndermeden önce bilgisayardaki açıkları tarıyor. Siber suçlu, daha sonra saldırısını bu açığa göre düzenliyor. ESET, güvenlik yazılımlarındaki istismar engelleyici (Exploit Blocker) modülüyle bu tür saldırıları engelliyor.

Koronavirüs günlerinde siber suçlular, geçmişte kullandıkları pek çok bulaştırma teknolojisini yeniden ve daha sık kullanır oldular. Siber güvenlik kuruluşu ESET’in tespitlerine göre global düzeyde ‘koronavirüs‘ (coronavirus) etki alanına odaklanan istismar kitleri, bu dönemin gözde saldırı tekniğine dönüştü.

İstismar kitleri nedir?

İstismar kitleri (exploit kits); web sayfası, yaygın web tarayıcı ya da belge görüntüleyici yazılımlardaki güvenlik açıklarını suistimal etmek için kullanılan kötü amaçlı kodlardan oluşur. Çoğu istismar kiti, bulaştığı sistemde ilk olarak kurbanın cihazını tarar ve esas saldırı için savunmasız yazılım sürümlerini hedef alır.

İstismar kiti, sistemdeki açığı belirlediğinde siber saldırgan nihai amaç olarak bilgisayara, hedefine yönelik zararlı yazılımı göndermeye devam edebilir. Elbette sistem, çok katmanlı bir güvenlik çözümü ile korunmuyorsa.

İstismar kitleri nerede bulunur? Sıradan kullanıcı farkına varır mı?

İstismar kitleri genellikle güvenliği ihlal edilmiş ya da kötü amaçlı web sitelerinde ve hatta yasal reklam ağları aracılığıyla sunulan kötü amaçlı reklamlarda barındırılır. Ziyaret ettiğiniz bir sitedeki kötü amaçlı kodun, suistimal edebileceği güvenlik açıkları olup olmadığını görmek için cihazınızı taraması, kullanıcının bilgisi dışında gerçekleşir. Dahası, bilgisayar korsanları, internet kullanıcılarını kötü amaçlı sitelere çekmek için yem olarak hakkında çok konuşulan konulardan yararlanmayı tercih eder. Özellikle şu dönemde ESET araştırmacıları, siber suçluların ‘koronavirüs‘ konusunu kullandıkları çok sayıda kötü amaçlı site saptıyor.

Yamalı olmayan eski sürüm yazılımlardan faydalanırlar

Ne yazık ki, kullanıcılar genellikle çeşitli yazılımların yamalı olmayan eski sürümlerini kullanarak, istismar kitlerine saldırı yapma fırsatı vermiş oluyor. Savunmasız yazılımlar arasında genellikle popüler internet tarayıcıları ve eklentileri yer alıyor. Adobe Flash, Adobe Reader, Java ve Microsoft Office uygulamaları bunlardan sadece birkaçı olarak öne çıkıyor.

Neyse ki tarayıcılardaki saldırı yüzeyini en aza indirgemek için sektörde bazı çalışmalar sürdürülüyor. Bunlar arasında güvenlik açıklarına karşı yamaların daha hızlı sağlanması ve kronik sorunlu istemci yazılım bileşenlerinin kademeli olarak kullanımdan kaldırılması yer alıyor.

Web sitesi ziyaretçileri için güvenlik, yamalarla başlar

Kullanıcılar, güvenlik açıklarına karşı yama uygulama konusunda dikkatli olmalı. Hem şirketlerin hem de bireysel kullanıcıların Chrome, Firefox, Edge, Internet Explorer ve Safari gibi popüler tarayıcılara ait güncellemeleri daha iyi yönetmek için kullanabilecekleri pek çok seçenek var. İyi yama uygulamasına ek olarak, antivirüs veya internet güvenliği çözümünüzde, istismar türü davranışlara karşı kullanılan tüm koruyucu katmanların etkin olduğundan da emin olmanız önemli.

ESET İstismar Engelleyici (Exploit Blocker)

İstismar Engelleyici modülü, ek bir koruma katmanı olarak ESET’in tüm bireysel güvenlik yazılımlarında ve kurumsal uç nokta ürünlerinde yer alıyor. Otomatik olarak devrede bulunan bu modül, bir istismarın varlığını gösteren şüpheli etkinliklere karşı çalışma sürecinin davranışını izliyor. İstismar Engelleyici, şüpheli bir süreç saptarsa bu süreci derhal durdurabiliyor. Böyle bir modüle sahip olmanın avantajı, istismarı tanımlayan genel davranışa karşı koruyucu bir katman sağlamasıdır. Bu ise, bilgisayar suistimallere karşı savunmasız olsa bile kullanıcının bir istismar kitinden korunabileceği anlamına geliyor.

Hububattan Mart Ayında Yüzde 120’lik Artış

Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği, yüzde 120’lik artışla ihracatını 56 milyon dolara çıkararak Mart ayının artış rekormeni oldu.

Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Terci, 2019’da ihracatlarını yüzde 10 artırarak 443 milyon dolara çıkardıklarını hatırlattı.

“Geçen seneyi 12 birlik arasından ihracatını en fazla artıran birlik olarak geride bıraktık. 2020’ye aynı hızla devam ediyoruz. Koronavirüs salgınının gıda başta olmak üzere birçok üründe lojistik hizmetlerinde tedarik sorunlarına neden olmasına rağmen Mart ayı ihracatımızı yüzde 120 yükselterek 56 milyon dolara çıkardık. Türkiye geneli Ocak-Mart döneminde geçen sene 1,7 milyar dolar olan hububat bakliyat yağlı tohumlar ve mamulleri ihracatı yüzde 6 yükselerek 1,8 milyar dolara çıktı. Ege Bölgesi’nde ise geçen sene Ocak-Mart döneminde 94 milyon dolar olan hububat, bakliyat ve yağlı tohumlar ihracatı bu dönem yüzde 41 artarak 132 milyon dolara ulaştı.”

Bitkisel yağ lider, çikolata ikinci

Terci, haşhaş tohumu ihracatının 1 Temmuz 2019’dan 31 Mart’a kadar olan dönemde yüzde 150’lik artışla 30 milyon dolardan 75 milyon dolara ulaştığını söyleyerek, “Yılın ilk çeyreğınde bitkisel yağ ihracatımız yüzde 64’lük artışla 67 milyon dolara, çikolata ihracatı yüzde 28’lik gelişimle 12 milyon dolara yükseldi. Yağlı tohumlar ise 11,3 milyon dolar, hububat ve mamulleri 11 milyon dolar, yem ihracatımız yüzde 128’lik artışla 9 milyon dolar oldu. Değirmencilik ürünleri yüzde 76 artarak 7,6 milyon dolara, baharat ihracatı ise 6,7 milyon dolar, bakliyat ihracatı yüzde 39’luk artışla 1,3 milyon dolara ulaştı.” dedi.

Hindistan, Güney Afrika ve Çin’e rekor artış

Mustafa Terci, Ocak-Mart döneminde Türkiye’nin ihracatında ülke bazında yüzde 52’lik payla Irak’ın ilk sırada yer aldığını, en çok ürün satılan diğer ülkelerin ABD, Yemen, Suudi Arabistan ve Suriye olduğunu söyledi.

“Ege Bölgesi’nden ise 121 ülkeye ihracat gerçekleştirildi. İlk 10 ülke arasında; 22 milyon dolarla Cezayir, 10 milyon dolarla Yemen, 7 milyon dolarla Tunus, 6 milyon dolarla Suudi Arabistan, 5 milyon dolarla Almanya, ABD, Birleşik Arap Emirlikleri ve Libya, 4 milyon dolarla Angola ve Avustralya yer alıyor. En fazla ihracat artışı kaydettiğimiz ülkeler ise Cezayir, Libya, Angola başta olmak üzere yüzde 796’lık artış ve 3 milyon dolar ile Hindistan, yüzde 1170’lik artış ve 2 milyon dolar ile Güney Afrika, yüzde 449’luk yükseliş ve 1 milyon dolar ile Çin.”

İhracat artarak devam edecek

Çin’den başlayıp dünyaya yayılan küresel koronavirüs salgınının hububat ve bakliyat başta olmak üzere gıdanın hayati önemde olduğunu bir kez daha gösterdiğine değinen Terci şöyle devam ettii:

“Türkiye büyük potansiyeliyle şanslı ülkelerden biri. Bakanlıklarımızın salgına karşı aldığı tedbirler, sınırlardaki kontrollü geçişler, tampon bölge uygulaması, temassız ihracat, Türkiye’de üreticilere verilen desteklerle ürünlerimizi dünyanın birçok ülkesine göndermeye devam ediyoruz. Tarım Bakanımız Bekir Pakdemirli’nin geçtiğimiz günlerde açıkladığı 21 ilde çiftçiye tohumun yüzde 75’inin hibe edilmesi desteği tarımda üretimin artmasını sağlayacak. Aynı zamanda “Bitkisel üretimin geliştirilmesi” programıyla da hububat, baklagil ve yağlı tohumlu bitkiler gibi stratejik ürünlerde rekolte artışı sağlanacak. İhracatımızın artarak devam edeceğine inanıyorum.”

Covıd-19 Sürecinde Girişimcilerin Süreç Yönetimini ve Beklentileri Araştırıldı

“Girişimci Müşteri Kaybı Konusunda Endişeli, Çözüm Olarak Hibe Desteği Öneriyor… ”

Endeavor Türkiye, COVID-19’un girişimcilere etkilerini ölçmek amacıyla Nisan başında bir anket gerçekleştirdi. Yaklaşık 250 girişimcinin katıldığı online ankette katılımcılara, COVID 19 salgını sonrasında ticari hayatlarının nasıl etkileneceğine ilişkin sorular soruldu.

Gelen yanıtlara göre süreçte girişimcilerin en büyük endişesinin yüzde 70 ile müşteri kaybı ve yeni müşteri bulamama olduğu ortaya çıktı. Müşteri kaybını yüzde 49 ile ödemelerin gecikmesiyüzde 37 ile fon sürecinin sekteye uğramasıyüzde 27 ile yerel ve uluslararası ulaşımın kısıtlanması/önemli toplantıların ertelenmesi, yüzde 25 ekiplerin yönetimi/ çalışan güvenliği ve yüzde 23 ile tedarik zincirinde aksamalarizledi. Öte yandan COVID-19 sürecinin geçmiş krizlere göre benzersiz olması ve gelecek öngörüsünün yapılamaması da katılımcıları endişelendiren konular arasında.

Girişimcilerin yüzde 70’i, 2020 kar hedeflerinde azalma beklerken, yüzde 65’i giderlerini kısmak için şimdiden önlemler almaya başladığını ifade ediyor. Hangi giderlerin kısılacağı sorulduğunda ise yüzde 50 ile operasyonel giderler birinci sırada yer alıyor. Operasyonel giderleri yüzde 40 ile pazarlama giderleri, yüzde 29 ile ödemelerin ertelenmesi, yüzde 12 ile çalışma saatlerinin düzenlemesi ve yüzde 10 ile üretim kısıtlaması takip ediyor.

Bu zor durumu atlatmak için önerileri sorulduğunda ise katılımcıların yüzde 73’ü devlet hibe desteğinin faydalı olacağı görüşünde birleşiyor. Öte yandan yüzde 67’si vergi muafiyeti, yüzde 36’sı banka kredisi, yüzde 19’u mentörlük desteği öneriyor.

Girişimciler evden çalışmaya da hızlı adapte olmuş görünüyorlar. Şirketlerin yüzde 90’u evden çalışmaya geçerken, geri kalanlar ise bir iki haftaya geçme planları yapıyorlar. Genel olarak, evden çalışmanın şirket verimliliğine katkısını olumlu olarak değerlendiriyorlar.

Girişimciler mevcut durumun devam etmesi halinde kaynaklarının tükenmesinden de endişeli. Girişimcilerin yüzde 27’si en fazla 1-3 ay dayanabileceğini belirtirken, yüzde 36’sı 3 -6 ay, yüzde 26’sı ise 9 aydan az dayanabileceğini söylemiş.

Anketi birçok farklı sektörden girişimciler yanıtladı. Ticaret, perakende, kurumsal yazılım teknolojilerinin yanı sıra, oyun/e-spor, turizm, reklam/medya gibi sektörlerden de katılımlar oldu. Katılımcıların yüzde 65’ten fazlasının şirket yaşı 5’ten küçük ve büyük çoğunluğu 25 kişinin altında çalışan sayısına sahip.

Endeavor Türkiye’den Girişimcilere Öneriler….

“Bu Dönemde Ayakta Kalan Güçlenecektir”

Son dönemde yaşananlar tüm sektörler gibi girişimcileri de oldukça etkiledi. Bir yandan ticari zorluklarla boğuşan, bir yandan da çalışanların moralini yüksek tutmaya çalışan girişimciler oldukça zorlu bir dönemden geçiyorlar. Fakat olumsuzlar kadar olumlu gelişmeler de oluyor. Bu gelişmeler doğrultusunda online kanallara yönelen iş geliştirmeye odaklanan veya hemen harekete geçerek değişime adapte olmaya odaklanan girişimciler de mevcut. Süreci değerlendiren Endeavor Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Emre Kurttepeli bu dönemde girişimcilere 6 maddelik önerilerini şöyle sıralıyor:

  • İlk önceliğinizin çalışma arkadaşlarınız ve müşterilerinizin sağlık ve emniyeti olması gerekiyor. Bundan hiçbir durumda taviz vermeyin.
  • Bu kriz döneminde nakit akışı, karlılıktan veya büyümeden çok daha önemli. Hızla nakit akışı yönetimine geçin. Küçülüp ayakta kalmak, küçülmeden şirketinizi kapatmaktan her zaman daha iyidir.
  • Şu anda masraf kısmak kaçınılmaz. Geçmiş krizlerin bize verdiği derslerden biri, masraf kısmak konusunda en hızlı davrananın ayakta kaldığı. Unutmayın ki böyle dönemlerde, ne kadar zor olsa da masrafları düşürmek finansal kaynak bulmaktan çok daha kolay ve hızlıdır.
  • Her gider eşit değildir. Giderleri düşürürken miktardan ziyade stratejik (core-competency) olup olmadığına bakın. Stratejik giderler en son kısılacak olanlardır çünkü kriz sona erdiğinde ve yeniden büyüme dönemi başladığında bu giderlere tekrar ihtiyacınız olacak.
  • Tahsilatlarınıza çok dikkat edin, onları yakından takip edin.
  • Bu dönem sonunda ayakta kalanlar daha da güçlenecekler. Yani bu dönemi atlatınca öncesinden daha iyi günler sizi bekliyor. Bunu aklınızdan hiçbir zaman çıkarmayın.

PEPSICO Türkiye’den Covİd-19’la Mücadeleye 12 Milyon TL’yi Aşan Katkı

PepsiCo, COVID- 19’un toplum üzerindeki etkilerini azaltmak üzere yapılan çalışmalar kapsamında Türkiye’ye 12 Milyon TL’nin üzerinde katkıda bulunacağını açıkladı.

PepsiCo, COVID- 19’un toplum üzerindeki etkilerini azaltmak üzere yapılan çalışmalar kapsamında Türkiye’ye 12 Milyon TL’nin üzerinde katkı yapacağını açıkladı. PepsiCo Türkiye, geçen hafta PepsiCo Vakfının, toplulukların bu krizi aşmalarına yardımcı olmak amacıyla küresel düzeydeki programlara yapacağını bildirdiği 45 milyon Dolar değerindeki desteğe ilave edilen fonla, ‘Yemek Ver Umut Ver’ girişimi çerçevesinde risk altındaki gruplara temel gıda ulaştırılmasına yardım edecek.

PepsiCo Türkiye’de, risk altındaki ihtiyaç sahiplerine gıda bankaları aracılığıyla 12 Milyon TL’yi aşan değerde temel gıda ve temizlik malzemesi yardımında bulunacak. Bu destekler Türkiye genelinde 3 milyondan fazla kişiye ulaşacak.

PepsiCo Türkiye Genel Müdürü Ece Aksel şöyle dedi: “Bu olağanüstü dönemde en büyük önceliğimiz insanlarımızın sağlığı. PepsiCo olarak, gıda konusundaki uzmanlığımızı kullanarak ulusal yardım girişimlerine destek oluyoruz. Temel gıdaya ihtiyacı olan insanlarımızın, bu dönemi daha kolay atlatmalarını sağlayacak şekilde gıdaya erişimlerine katkıda bulunmak istedik. Farklı gıda bankaları aracılığıyla Türkiye’nin her bölgesinde 3 milyondan fazla kişiye gıda ve temizlik malzemesi sağlayarak ülkemize destek oluyor, bu zor günleri birlikte aşacağımıza inanıyoruz.

PepsiCo Avrupa CEO’su Silviu Popovici ise şunları söyledi: “Bu günler Avrupa’daki pek çok insan için zorlu bir dönem… Virüsün tüm dünyada çok ağır bir etkisi oldu. PepsiCo olarak, risk altında bulunanlara yardım etmek için elimizden geleni yapmamız gerektiğine inanıyorum. Gıda bizim en iyi bildiğimiz konu. Bu nedenle, gıdaya en fazla ihtiyaç duyan insanlara yiyecek sağlamak için Avrupa’nın birçok ülkesinde toplumsal dayanışma gruplarıyla, hayır kuruluşlarıyla ve STK’larla birlikte çalışacağız. Faaliyet gösterdiğimiz toplumlara katkı yapmak istiyoruz.

Kriz zamanında PepsiCo çalışanlarının bulundukları bölgelerde yardım çalışmaları yapacağı gerçeğinden hareket eden PepsiCo Vakfı da, ayrıca önümüzdeki dört hafta boyunca çalışanlarının COVID-19 salgınıyla mücadele eden ve kâr amacı gütmeyen kuruluşlara yapacakları bağışların iki katının Vakıf tarafından bu kuruluşlara yapılacağını bildirdi. Böylece çalışanların seçtiği kâr amacı gütmeyen kuruluşlara 13 milyon TL’den fazla destek sağlanacağı öngörülüyor.

Global Karantina Günlerinde Oyun Sektörünün İnanılmaz Yükselişi

Global Karantina Günlerinde Oyun Sektörünün İnanılmaz Yükselişi
Oyun Endüstrisi Korona Günlerine İlaç Oldu

Next in Game tarafından hazırlanan “Global Karantina Günlerinin Oyun Dünyası Üzerindeki Etkileri” raporu yayınlandı. Rapora göre karantina döneminde olumsuz etkilenen birçok sektörün aksine espor ve oyun dünyası gittikçe artan bir ilgiyle karşı karşıya.

Covid-19 salgınına yönelik alınan önlemler kapsamında birçok ülkede sokağa çıkma yasağının ilan edilmesi ve karantina uygulamaları başta hizmet sektörü olmak üzere birçok sektörü olumsuz etkiledi. Spor ve müzik gibi eğlence sektörlerinin de olumsuz etkilendiği bu dönemde dijital oyun ve espor endüstrisinin büyüme trendi ise daha da ivme kazandı.

Raporda, 9 Mart 2020 tarihinden itibaren video oyunlarına harcanan rakamın bir önceki seneye göre %60 arttığı bilgisine yer verildi.

Raporda ayrıca, video oyunlarına olan ilginin artması ile olağanüstü internet yoğunluğunun önüne geçilmesi için alınan tedbirlere de değinildi.

Raporda yer verilen bilgiler arasında Akamai dağıtım ağının Microsoft ve Sony ile anlaşarak internet kullanımının yoğun olduğu saatlerde Xbox ve PSN’lerde oyun indirmeyi kısıtlama kararı alması da dikkat çekiyor.

İnsanlık, sosyalleşmek için dijitale sarıldı; anlık oyuncu sayılarında tüm zamanların rekoru kırıldı

En büyük oyun dağıtım ağı olan Steam’deki anlık oyuncu sayısının istatistiklerine yer verilen rapora göre, krizin başladığı mart ayı başı itibariyle yükselişe geçen oyuncu sayısı ilk kez mart ortasında 20 milyonun üzerine çıkarken 29 Mart itibariyle 23.434.674 oyuncu ile tüm zamanların rekoru kırılmış oldu.

Dünya genelinde ülkelerde evde kalan sayısı arttıkça anlık oyuncu sayıları da rekorlar kırarak yükseliyor. Steam’in yanı sıra Epic, Origin, Uplay gibi platformalarda zaman zaman kapasite sorunları yaşanıyor. Oyuna gösterilen ilgideki bu artış aynı zamanda bilgisayar ve donanım tüketimlerine yansıyarak oyun bilgisayarları alanında satışların artmasına da sebep oluyor.

Salgının şu anki merkezi olan Avrupa ve Amerika’da online oyun trafiklerinin artışta olduğuna dikkat çeken rapora göre İtalya’da 9 Mart’ta gelen karantina kararından sonra oyun trafiğinde %70 artış görüldü. Verizon’un verdiği rakamlara göre ise ABD’de en yoğun saatlerde oyun oynayan sayısındaki artış %75’e ulaştı.

Oyun Şirketleri Değerini Koruyor

Amerika’da Nasdaq’ın çok kısa sürede %19,6 değer kaybetiği, borsada işlem gören tüm firmaların derinden sarsıldığı mart ayının ilk yarısında aynı dönemde “Call of Duty: Warzone” oyunu ile 30 Milyon adet indirme sayısını yakalayan Activision şirketinin değer kaybı yalnızca %6,5 ile sınırlı kaldı.

ESL Türkiye Şampiyonası’nın canlı yayın izlenme saatleri rekor kırıyor

Rapora göre, ülkemizde salgına yönelik önlemlerin arttığı 15-16 Mart tarihinden itibaren Intel ESL Türkiye Şampiyonası’nın canlı yayın izlenmesi ve sosyal medya gösterim rakamlarında ciddi bir artış gerçekleşti. Raporda, son 14 günde canlı yayın platformu Twitch üzerinde Türk yayıncılarının ürettiği oyun içerikleri arasında en çok tüketilen 10 oyundan 6 tanesinin espor oyunu olduğu bilgisi verildi. Bu oyunlara ait canlı yayınların saat bazında izlenme istatistiklerine göre; League of Legends 1,364,834 saat, CS:GO 932,894 saat, Call of Duty: Modern Warfare 617,884 saat, PUBG 349,627 saat, Teamfight Tactics 226,076 saat ve Fifa 20 141,808 saat izlendi.

Global Karantina Günlerinin Oyun Dünyası Üzerindeki Etkileri Raporu’nu yorumlayan ESL Türkiye MENA Managing Direktörü Gökhan Kazar, rapordaki bulguları şöyle değerlendirdi: “Espor tüm dünya genelinde ve ülkemizde yükselişte olan bir trend olarak büyük kitlelere ulaşıyordu. İçinde bulunduğumuz evde kalma süreci bu yayılımı hızlandırdı. Eğlence aktivitelerine erişimimiz kısıtlandıkça oyunlara olan yönelimimiz arttı. Bununla paralel olarak, birçok sektörün mobil teknolojileri ve dijital mecraları işine uyarlamada yaşadığı zorlukları espor sektörü yaşamıyor. Salgın süreci başlar başlamaz turnuvaların ve çeşitli etkinliklerin online platformlara taşındığını görüyoruz. Biz de Intel ESL Gaming Fest 2020 kapsamındaki etkinliklerimizi online platformlar aracılığı ile yürütüyoruz. Ülkemizde ve tüm dünyada salgın dolayısıyla yaşanan bu zorlu sürecin en kısa sürede geride kalmasını ve hayatın normal akışına dönmesini umuyorum. Oyunun ve rekabetin coşkusu şimdilik yalnızca online mecralarda. Fakat turnuvalar devam ederken giderek yükselen heyecanı, Eylül ayında İzmir’de gerçekleştireceğimiz finallerde, dört gün sürecek dopdolu bir festivalde zirveye taşıyacağız.”

Salgın Döneminde Online Yöneticilik ve Etkili Liderlik

Kurumsal Zindelik Uzmanı Sibel Yücesan, yeni düzen yöneticiliğinde etkili liderlik için 3 olguya vurgu yapıyor: Empati, Şeffaflık, Motivasyon.

Global koronavirüs salgını her alanda etkisini gösterdiği gibi iş dünyasını ve çalışma sistemlerini de etkiledi. Bu süreçte altyapısı ve çalışma şartları uygun olan şirketler “home office” düzenine geçtiler. Değişen çalışma düzeni, çalışanların olduğu kadar yöneticilerin iş yapma şekillerini de yeniden biçimlendirirken yeni yöntemler devreye girmeye başlıyor.

Covid-19 pandemisinin şirketlerin çalışma sistemlerinde değişikliklere yol açabileceğini ve burada yöneticilere büyük iş düştüğünün altını çizen Size Bütünsel Yaklaşım Kurucu Ortağı Sibel Yücesan; “Benzeri olmayan bir kriz ortamından geçiyoruz.Otuz senelik iş hayatımda sayısı onu bulan küçük büyük kriz görmüş ve yöneticilik yapmış biriyim ama hiç böyle bir şey yaşamamış olmak beni de sarstı diyebilirim. Her şeyin küresel anlamda durması, bulanık, sisli puslu bir ufuk sunuyor hepimize. Unvanımız, yaşımız ne olursa olsun aynı kaygı, korku, üzüntü, tedirginliği hissediyoruz. Çoğumuz için ev ofis yaşamımız düzenimiz değişti. Yeni alışkanlıklar edinmemiz, yeni düzene ayak uydurmamız, tüm bunları hızlı dinamik bir şekilde yapmamız gerekiyor. Önem listeleri farklılaştı, ofis arkadaşlarımızla ayrı düştük ve belki de bu iş yapış tarzlarımızı da zorlayabiliyor. Hele ki şirket olarak buna hazırlıklı değilsek, altyapı eksikliğimiz var ise, kültürümüz uzaktan çalışma, iş birliği ve iletişimi çok kabullenmemişse daha da kapsamlı bir zorlanma içine girmiş olabiliriz.

Salgın sonrası şirketlerin değer sistemleri de farklılaşacak gibi. Çalışanı insan olarak görmek, onun kırılgan olabileceğini bilmek ve desteklemek, resilience olgusu, çevikliğin önemi, rekabet yerine işbirliğinin öne çıkması, geliştiren, destekleyen iletişim ve çalışan için anlam yaratan liderlik bu krizin bize öğretecekleri olabilir. Çalışan için anlam yaratmak, çalışanın “benim katkım hangi büyük amaca hizmet ediyor?” sorusunun cevap bulmasını sağlamak demek.Bu da günümüz liderliğini önemli kılıyor. İnsan odaklılık ve anlam yaratmak liderliğimizi farklılaştıracak iki önemli unsur.

Salgın döneminde anladık ki, sadece kar etmek, hisse fiyatlarını yükseltmek değil önemli olan, yüksek bir amaç ve anlam yaratmak yoksa bunlar da maddi değerler de sürdürülebilir olmayacak gibi.” dedi.

Yeni Düzende Etkili Liderlik

Sibel Yücesan, yeni düzende yöneticiler için etkili liderlik adına neler yapılabileceğini üç temel olgu ile anlatıyor:

Empati

Çalışanlarımızın yeni düzene alışmakla ilgili uyum sıkıntısı yaşayabileceklerini öngörebiliriz. Herkesin evi hem iş hem sosyal hayatı sürdürmek adına olumlu şartlara sahip olmayabilir. Evin içinde günlük rutini oturtmak herkes için farklı bir zaman alabilir. Bazı çalışanlar buna daha kolaylıkla adapte olup, verimli olmada hızlı olabilirlerken, bazıları normal ofis içindeki üretkenliklerini hala yakalamamış olabilirler. Bunun yanı sıra duygusal ve zihinsel olarak zorlanma bugünlerin ortak teması. Kaygı duyma, öfkeli olma, endişeli düşüncelere sahip olma çalışanların işine odaklanması açısından zorlayan ortamlar sunacaktır. Sosyal mesafelendirme, sosyal yaratık olan insana sağlık için iyi olmakla birlikte ruhsal açıdan çok da iyi gelmeyebilir. Tüm bu koşulları düşünerek lider veya yönetici olarak empati kasımızı daha iyi çalıştırmamız gereken günlerden geçiyoruz. Anlamaya çalışmak, bunun için sorular sormak, her bireyin farklı olduğunu kabul etmek ve böyle yaklaşmak işimizi kolaylaştırabilir. Empati duymak, bunu yansıtmak çalışanlarımızla aramızdaki bağı şüphesiz ki güçlendirecektir.

Şeffaflık

Şu sıra medyanın tüm formatlarında iletişim çılgınlığı yaşıyoruz. Gerek salgın gerek ekonomik izdüşümleri konusunda makaleler, konuşmalar, tartışmalar, videolar her yerden bize ulaşmaya çabalıyor gibi. Hele ki kendimizi kaptırmışsak, haberlerden zihnimizi kurtaramayabiliriz. Bu aşamada tüm çalışanlarımızın kendi kurumlarından alacakları temiz bilgiye ihtiyaçları var. Onları nelerin beklediğini, kurumun ne gibi tedbirler aldığını, ufuktaki planların neler olduğunu şeffaflıkla ve açık net bir dille paylaşmak bugünlerin en değerlisi. Elimizdeki bilgi neyse, çarpıtmadan, bilemediklerimizi de bilmediğimizi belirterek çalışanlarımızın güvenlerini kazanma ve devam ettirme stratejimizin olması pek yerinde olmaz mı?

Motivasyon

Bugünlerden hangimizin motivasyona ihtiyacı yok ki? İster yönetici ister takım üyesi hepimiz zorlanıyoruz. Her ne kadar bireysel motivasyonumuzdan sorumlu isek de bağlı olduğumuz yöneticinin bu konuda bizi desteklemesi paha biçilmez. Öncelikle sanki ofisteymişiz gibi her gün çalışanlarla düzenli haberleşmek, iletişimde bulunmak, takım üyelerinin birbirleriyle haberleşmesinin düzenini kurmak herkese iyi gelecektir. Ayrıca evdeki diğer kişiler dahil olmak üzere, duygu, zihin ve ruhsal durumlarını bilmek ihtiyaçları olan lojistik desteği sağlamak da bugünlerde önemli değil mi? Kişisel gelişimlerini destekleyecek online eğitimleri listelemek, erişim sağlamak, katılmalarını motive etmek de olumlu bir adım olacaktır.Takımda zaman zaman iyi haberleri paylaşmak, hoşça vakit geçirmeye olanak sağlayacak mizaha yer vermek, takımın birbirini hangi konularda destekleyebileceğine karar vermek, takım üyelerine farklı roller atamak çözümlerimiz olabilir.

Uzun zamandır tekrarladığım bir mottom var: Gerçek lider, bugünün çalışanının zihniyle, duygusuyla, bedeniyle, ruhuyla para kazandığını bilerek, bunu sağlıklı tutmaya destek olmanın esas rekabet avantajını getireceğin bilen ve görendir. Ve bu ister ofis içi ister ofis dışı her ortam için yerinde ve geçerlidir. Orta vadede liderlik kasımızı güçlendirmek için çalışanımızın insan olduğunu ve kırılgan olduğunu hiç ama hiç unutmamalıyız.

E-Ticaret ve Ötesi: 2020 ve Sonrası için Trendler (Sunum ve Toplantı Kaydı)

E-Ticaret ve Ötesi: 2020 ve Sonrası için Trendler temalı Webinar, Startupvadisi.com ve Buyer Network ev sahipliğinde, 8 Nisan 2020 tarihinde saat 19.30 – 21.30 arasında gerçekleşti. Etkinlik, Buyer Network Kurucu Ortağı ve İstanbul Üniversitesi Arş. Gör. Adil Ünal moderatörlüğünde, Kitapevinde.com Kurucusu ve İstanbul Kültür Üniversitesi Öğr. Gör. Burak Öçlü’nün sunumu ile sürdürüldü. E-ticaretteki en yeni uygulamaları örneklerle aktaran Burak Öçlü, e-ticaret özelinde uygulanabilecek tüm teknolojik uygulamalardan bahsetti. Toplantıda Startup Vadisi.com Teknokent İlişkileri Yöneticisi Sedat Boyacıoğulları ve Buyer Network İş Geliştirme Yöneticisi Serkan Uygur‘da hazır bulundu.

Toplantı ve Sunum Kaydını İzlemek için Tıklayınız.

Koronavirüs Pandemisi Sürecinde Evden Çalışanlar Ddos Saldırılarına Karşı Savunmas

Ddos saldıırları evden çalışanlara ve oyun sektörüne yöneldi

Koronavirüs pandemisi sürecinde ddos saldırılarında artış bekleniyor

Koronavirüs pandemisi nedeniyle, şirketler ofislerini evlere taşırken, siber suçlular ise hız kesmeden saldırılarına devam ediyor. Pandemi sürecinde DDoS saldırılarının artış gösterdiğini ve sadece evden çalışanları değil, online oyun sektörünü de hedef aldığını belirten Bitdefender Türkiye Genel Müdürü Barbaros Akkoyunlu’ya göre bu durum, şirketlerin, DDoS saldırılarına karşı yatırımlarının artmasına neden oldu.

Çalışanları evlerine hapseden ve ofislerin boş kalmasına neden olan Koronavirüs pandemisi, siber saldırganların ekmeğine yağ sürüyor. Şirketlerin en çok mücadele ettiği saldırılardan biri olan DDoS saldırılarının özellikle kolay lokma olan evden çalışanlara yöneldiğini ve ciddi artış gözlemlediklerini aktaran Bitdefender Türkiye Genel Müdürü Barbaros Akkoyunlu, evden çalışanların şirket VPN ağını her zamankinden daha fazla kullanması nedeniyle de bir sonraki hedefin VPN ağları olabileceğini belirtiyor.

Pandemi Sürecinde DDoS Saldırıları Artış Göstermeye Devam Ediyor

Neustar’ın yayınladığı son rapora istinaden 2019’daki DDoS saldırılarının yoğunluğunun saniye başına 5 gigabit ve altında gerçekleştiğini hatırlatan Barbaros Akkoyunlu, pandemi sürecinde de DDoS saldırılarındaki yükselen grafiğe dikkat çekerek bu durumun evlerinde çalışan milyonlarca şirket çalışanını ve doğal olarak şirketleri de etkilediğini belirtiyor.

Online Oyuncular da DDoS Saldırılarına Maruz Kalıyor

Pandemi ile birlikte evlerine çekilen birçok insan, çalışma süreleri dışında da dijital dünyada vakit geçiriyor. Özellikle online oyun oynamanın artış gösterdiği bu süreçte en çok DDoS saldırısı oyun sektöründe görülüyor. Birçok DDoS saldırısının oyun endüstrisini ciddi derecede hedeflediğini aktaran Barbaros Akkoyunlu, online oyun mücadelelerinde kullanıcıların sayıca fazla bot kiralayarak rakibinin internetini yavaşlatmaya çalıştığına ve bunun da DDoS saldırı yoğunluğunun oyun sektöründe artmasına neden olduğuna da dikkat çekiyor.

DDoS Saldırılarına Karşı Yatırımlar Artış Gösteriyor

Saldırganların DDoS saldırılarını artırması ve şirketlerin durumla mücadele etme sıklığının artması, saldırılara karşı savunmayı da önemli kılıyor. Evden çalışanların şirketlerin VPN ağını her zamankinden daha fazla kullanması ise bir sonraki hedefin VPN olabileceğini gösteriyor. Özellikle pandemi sürecinde DDoS saldırılarını azaltma hizmetinin artış gösterdiğine dikkat çeken Barbaros Akkoyunlu, şirketlerin ayrıca ağ güvenlik donanımlarında ileri düzey güvenlik çözümleri kullanarak yaşadıkları sorunları kullanıcılara aktarmadan çözmeleri gerektiğini de belirtiyor.