13 Ülkede Gerçekleşen Stres Yönetimi Teknikleri Araştırması Sonuçlandı

Streste İsviçre, mutlulukta Fransa lider

Great Place to Work Enstitüsü tarafından 13 ülkede gerçekleştiren “Stres Yönetim Teknikleri” araştırması, mutluluk ve esenliğin büyüme, rekabetçilik ve sürdürülebilir büyüme için önde gelen faktörler olduğunu ortaya çıkardı. Araştırmada, mutluluk ve esenliği en fazla ön planda tutan ülkelerin yüzde 84 ile Fransa, yüzde 82 ile İsveç ve yüzde 72 ile Hollanda olduğu belirlendi.

Great Place to Work Enstitüsü’nün güven, mutluluk ve esenlik kültürünün inşasını inceleyen “Stres Yönetimi Teknikleri” araştırmasında, Avrupa’da 900’den fazla işletmenin yöneticilerinin stres sorunları ve çözümleri hakkındaki görüşlerini paylaşmaları istendi. Görüşlerin yüzde 47’si, stresin organizasyonda önemli bir sorun olarak değerlendirildiği yönünde. En yüksek stres seviyesi sıralamasında yüzde 72 ile İsviçre ilk sırada. İsviçre’yi yüzde 68 ile Avusturya, yüzde 58 ile Yunanistan ve Almanya takip ediyor.

Mutlulukta zirve Fransa’nın

Stres Yönetimi Teknikleri araştırmasında, mutluluk ve esenliği en fazla ön planda tutan ilk üç ülke şöyle sıralanıyor: Yüzde 84 ile Fransa, yüzde 82 ile İsveç ve yüzde 72 ile Hollanda. Yapılan araştırmada mutluluk ve esenliğin büyüme, rekabetçilik ve sürdürülebilir kalkınma için önde gelen faktörler olduğu belirlendi. Yöneticilerin yüzde 65’i sağlık ve esenliğin stratejik bir öncelik olarak ortaya çıktığını belirtiyor.

İş-yaşam dengesi ve iletişim stresi yeniyor

Great Place to Work Enstitüsü tarafından gerçekleştirilen araştırma, strese karşı nelere dikkat edilmesi gerektiğini de ortaya koyuyor. İşletmedeki tüm çalışma seviyelerinde, iş yerinde stresli durumları önlemek için dikkat edilmesi gereken konuların başında detayların öneminin küçümsenmemesi, öğünlerin asla atlanmaması ve uygun molalar verilmesi geliyor. Belli aralıklarla masadan kalkarak egzersiz yapmak, yeterli uyku, kişisel zamanı iş ile dengeleyen günlük ve haftalık bir rutin tasarlamak da hem beden hem mental sağlığı koruyarak stres seviyesinin yükselmesini engelliyor. Bunların yanı sıra, mümkün olduğunca iş arkadaşlarıyla yüz yüze veya video yoluyla iletişim kurmak ve son olarak iş yerindeki sorunları ilgili kişilerle paylaşmaktan çekinmemek yine stresle başa çıkarken dikkat edilmesi gereken önemli konu başlıkları olarak sıralanıyor.

Stres yoksa verim ve aidiyet artıyor

Stres konusunda yapılan araştırma ile ilgili bilgi veren Great Pleace to Work Türkiye Genel Müdürü Eyüp Toprak, şirketlerde yönetim kademesine bu konuda önemli görevler düştüğünü belirterek, bu görevleri şu şekilde tarif ediyor: “Gerçekleştirdiğimiz araştırma, çalışanları destekleyen bir lider olmanın önemini ve çalışanları kişisel düzeyde tanıyıp onlarla samimi ilişkiler geliştirebilmenin önemini tekrar gözler önüne serdi. Çalışanlarla açık iletişim kurmak, sağlıklı bir iş-yaşam dengesinin rol modeli olmak, yöneticilerden beklenenler arasında yer alıyor. Araştırmamızda ortaya konan bir diğer gerçek ise rollerin, sorumlulukların, beklentilerin ve önceliklerin açıkça tanımlanmış olduğu iş yerlerinde çalışan verimliliğinin ve aidiyetin artması. Çalışanlar güven kültürünün inşa edildiği iş yerlerini tercih ediyorlar ve iş performansları stressiz ortamlarda artıyor.”

Yeni Nesil Lojistik Yapılanmalarında Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar, Tespitler ve Nitelikli İstihdam

Pandemiler, küresel kısıtlamalar, doğal afetler vb. kaynaklı parasal kriz dönemlerinde; kâr güdüsüyle alınan stoklama kararları, bağımlı ve bağımsız taleplerin doğru analiz edilememesinden ve denge / fiyat politikasıyla kapanan krizlerin ardından, stok tutma maliyetleri sonuçta işletmeyi ciddi zararlara doğru itebilir.
Bu durum yıl bazında sağlanmaya çalışılan optimum stok seviyesini, bir anda maksimum stok seviyesine çıkarırken, depo hacminiz, fiziki, operasyonel, mâli ve sistemsel açıdan en yüksek gereksinimi karşılayabilir durumda mı onu da öngörmek gerekecektir.

Gelişmiş inovatif bilgiler ve kullanım amacına göre SCADA, MES, ERP, MRP, EDI vb. teknolojik programlar; yeni nesil rekabette anlık aksiyonlar ile önemli kazanımlar sağlayacak ihtiyaçlardır.

Özellikle de firmaların; karar verme, maliyet düşürme ve yeni iş fırsatlarını tanımlamayı geliştirmek ile iyileştirilmesi gereken verimsiz süreçleri belirlemek için kullandıkları BI (iş zekası) sistemleri öne çıkıyor.

Genellikle teknolojik programları ve nasıl çalışacaklarını kurgularken:

Başarılı bir vizyon ve iyi stratejiler geliştirmek için, potansiyel problemleri ve riskleri çok iyi değerlendirecek analiz edecek, tecrübeli profesyonel beyin takımları gerekli olacaktır.

Mr. Boris Evelson’a ait; “BI Stratejinizi Yeniden Keşfetme Zamanı” adlı kitabı bu konuda çok başarılı bir kaynak diyebiliriz.

Modern Büyük Hacimli Depo dizayn teknolojilerinde kullandığımız;
MRO, AS/RS, TTS, A – Frame AIDM, CSS, Monoray, Sliding Carrier with Crane System, Picking technologies (pick by speaker, pick to light, pick by vision) vs…

Tüm bunların ülkemizde tedarik ve kullanılabilme maliyetleri astronomik durumda.
Tedarik Zinciri ve Lojistiğin öneminin arttığı günümüzde ve rekabetin artacağı gelecekte, bu akıllı teknolojilerin imalatı ve ar-ge çalışmaları, eğitimleri konusunda yerli firmalar mutlaka desteklenmeli ve teşvik edilmelidir. Ayrıca beyin takımında yer alan yetenekli ve nitelikli kalifiye beyin göçleri de engellenmelidir.

Tom Peters Şöyle diyor;
Başarıyı sürdürebilmek için 7 adım vardır;
Siz çalışanlarınıza iyi bakın. Çalışanlar verdikleri hizmete iyi bakarlar. Verdikleri hizmet müşteriyi tatmin eder. Müşteri kar bırakır. Kar yeniden yatırım yapmanızı sağlar. Yeniden yatırım yeni şeyler keşfetmenizi sağlar. Yeni şeyler keşfetmek geleceği avucunuza bırakır. Ve her adımda tek ölçüt mükemmelliktir.

Tedarik Zincirleri ve Lojistik yapılanmalarında, ileride tıkanacak süreçlere veya maliyetli değişimlere ya da yatırımlara sebep olacak temel önemli kilometre taşlarından bahsedecek olur isek;

  • Yanlış location seçimleri ve talep tahminlerini yanlış yapma
  • Yanlış dizayn ve süreç kurguları
  • Dökümante edilememiş oluşumlar
  • Uygun olmayan hatalı modelleme ve yapılandırmalar
  • MRP / ERP programlarına entegre olamayan yazılım ve programlar
  • Dikkatsiz, eksik ve yanlış oluşturulan şartnameler
  • Yetersiz fiyat / piyasa araştırmaları
  • Yetersiz Tedarikçi / Üretici Satış ve İş Geliştirme
  • Hatalı sipariş yönetimi
  • Yapılmayan Stratejik Maliyet Azaltma – Geri Dönüşüm – Etki Analizi
  • Yanlış tedarikçi seçimleri
  • Yanlış makine ve ekipman tercihleri
  • Profesyonel olmayan niteliksiz ekip ve lider oluşumları..
  • Gelişen yeni nesil teknolojiden yararlanamama
  • Değerlendirilmeyen riskler ve İSG yapısı.
  • Belirsiz organizasyon yapılandırmaları ve yetki karmaşası

Lojistik uygulamalar içinde stokları ve iş süreçlerini yönetirken;

  • Malzeme ana verilerinin hatasız oluşumu,
  • Raf modellemesi ve süreçlerde iş algoritmalarının iyi kurgulanması,
  • Süreçler arası optimizasyonların sağlanması,
  • Delegasyon matrislerinin kurgusu,

hayati önem taşıyan kilit noktalardan bazılarıdır.

İşletmelerde bu sebeple bazı proseslerin spesifik organizasyonel kararlar alması gerekebilir.

İşletmelerde ham maddenin yarı mamullere yarı mamullerinde işlenerek bitmiş ürünlere dönüşmesinde sekiz önemli kayıp olan; fazla üretim, süreç bekleme, süreçler arası transferler, gereksiz fazla stok, gereksiz sistemsel işlemler, işi uzatan operatör hareketleri, hatalı üretimler / fireler, kullanılmayan iş gücü ve ekipmanlar.
Değer zincirlerinde iyileştirmelerde amaç takt zamanı ve (lead time) teslim süresini kısaltmaktır. Ama maalesef birçok işletme VSM de, profesyonel olmayan niteliksiz yönetici ve motivasyonu ve sahiplenme yetisi bozuk iş gücü sebebiyle bu sorunları çözemeden başarısız olmaktadır.

Taşımacılıkta ise; taşıma modu seçimi, yük konsolidasyonu, rotalama ve araç çizelgeleme gibi süreç adımlarının iyi organize edilmesi, elleçleme oranlarının en aza indirilecek şekilde hesaplanması, bilgi akışıyla kontrollerin iyi işlemesi, maliyet avantajı ve kârlılığın anahtarlarıdır. Hatta literatürleri çağın yenilikleri ve inovasyonlarla aşma çabaları gelişmiş bilimle devam etmekte. Bu da lojistiğin geleceği için ilham vericidir.

Günümüzde ve gelecekte E-Ticaret’in kullanılması; yeni hava ve deniz limanlarına, dolayısı ile büyük lojistik merkezlerine ihtiyaç oluşturacaktır. global ticaret hacminin genişlemesi, ürün gamı ve çeşitliliğine göre, sürekli hatasız sirkülasyonlar için; lojistiğin yeni nesil uygulamaları ve bunu kolaylaştıracak inovasyonları sağlayacak bilgi ve tecrübede lojistikçiler yakın zamanda çok gerekli olacaktır.

Artık çağın gereklilikleri, lojistik ve lojistikçilerin değerini anlatmaya başladı.
Genç ve idealist meslektaş kardeşlerimizin, lojistiğin tüm alt kollarında (yurtiçi ve yurtdışı) özellikle modern yapılanmalar ve büyük operasyonlarda sahada daha çok bulunarak her süreçte olması sağlanmalıdır. Bu deneyim kazanma ve uzmanlaşma açısından yabancı dilden daha önce bir şarttır. Tedarik Zinciri ve Lojistik okuyan öğrencilere gerekirse ek teşvik ve destek bursları çıkarılmalıdır.

Çünkü lojistik; ürün, hizmetler, insan dahil tüm kaynakların ihtiyaç duyulan yerde ve istenen zamanda temin ve teslimini, uygun metodlar, modlar, araçlar vs. ile sağlayan geniş kapsamlı zor bir branştır. Başarılması; liderlik, stratejik yetenek, planlama, matematiksel zeka, geniş öngörü, inovasyon, çoklu mühendislik bilgileri gerektirir. Artık sektöre deneyimli kalifiye ve nitelikli istihdam şarttır.

İnsan Kaynakları Alanında People Focus ve Buyer Network İş ve Ticaret Platformu İş Birliği İmzaladı.

Kurumsal pazarın güçlü oyuncusu Buyer Network İş ve Ticaret Platformu firmalar arası iş birlikleri ile büyümeye devam ediyor. Hemen her alanda kategori liderleri ve partnerleri ile hizmet ağını genişleten B2B marka ailesi insan kaynakları alanında yeni bir işbirliğine imza attı.

Buyer Network Marka Ailesi kurucu ortağı Prof. Dr. Murat ERDAL, People Focus HR ile yapılan iş birliği ile ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:

Prof. Dr. Murat ERDAL

İnsan kaynakları hizmetlerinin çok geniş bir saha olduğunu düşünüyoruz. Bugün ailemizde 9.000’den fazla firma ve profesyonel bulunmaktadır. Her sektörden firmamıza ve üyelerimize alanında lider çözüm ortaklarımızla entegre hizmetler vermek istiyoruz. Uzmanlık alanımız “kurumsal pazar (B2B)”. Bugünün rekabet ortamında işbirlikleri, ilişkiler ve satış ortaklık modelleri çok belirleyici. Partner seçimlerimizde sektör deneyimi ve firmalara arasında güven ve sektör deneyimi hayati rol oynuyor. Kurumsal pazarı hedefleyen firmalarla sürdürülebilir iş ortaklıkları ile ilerliyoruz.

İK alanında People Focus çözümlerine güveniyoruz. People Focus insan kaynakları konusunda son derece güçlü altyapıya sahip donanımlı bir firma. Çok başarılı projelere imza atan, bilgi ve deneyim sahibi kadrosu var. Bu alanda sektör tecrübesi hayli önemli. Bu işbirliğinin karşılıklı olarak taraflara çok büyük güç katacağına inanıyoruz.

People Focus HR Genel Müdürü Başak Gül Çakır

People Focus HR Genel Müdürü Başak Gül Çakır, Buyer Network Marka Ailesi ile gerçekleştirilen iş birliği ile ilgili olarak şu açıklamalarda bulundu:
Uzun yıllardır insan kaynaklarının her alanında emek vermiş bir ekip olarak, insan kaynakları danışmanlığının, değişen tüm dünya düzeni , iş modelleri, iş yapış şekilleri, değişen  organizasyon yapıları , hayattan beklentiler, belirsizlikler üzerine düşünerek, bilgi, teknoloji  ve bilimsel yaklaşımlar ile  desteklenerek dönüşmesi gerektiğini düşünüyoruz. Mesleğimizin cv iletmek , herkese aynı uygulamaları yapmak olmadığını, hem iş ortaklarımıza hem adaylarımıza bilgilerimizi, tecrübelerimizi, yurt dışı ve ülkemizde aldığımız eğitimleri, mesleğimizin derinliğini, yol arkadaşlığını yansıtarak sürdürülebilir başarılar yaratmak olduğuna inanıyor ve uyguluyoruz. Dokunduğumuz her insan ve organizasyon ile birlikte öğrenmek, gelişmek, kazanmak, iyiliği, evrensel değerleri, öz değerlerimizi, çalışkanlığımızı, birlikte başarmayı  yayarak bir çok kişiye ilham olmayı hedefliyoruz. İşe alım danışmanlığı, teknoloji sektörüne özel işe alım danışmanlığı,  uçtan uça insan kaynakları danışmanlığı, oryantasyon, organizasyon tasarımı, yetenek yönetimi , performans değerlendirme, temel prosedürlerin oluşturulması, eğitim gibi  gibi ihtiyaç duyulan her  konuda insan kaynakları hizmeti veriyoruz. Tüm süreçlerimize hizmetimize  insan kaynakları analitiğini dahil ediyor ve online assessment ürünlerini kullanıyoruz.

Buyer Network Marka Ailesi ile gerçekleştirdiğimiz iş birliğinin, bizleri iş ortaklarımıza ulaştırmak ve   iş ortaklarımıza  derinlemesine destek vermemiz noktasında büyük katkı sağlayacağını düşünüyoruz. Birlikte gelişmek, öğrenmek için Buyer Network Marka Ailesi ile başlattığımız iş birliğimizin dokunabildiğimiz her alanda fark yaratmasını dileriz.

 

Mobilya, kağıt ve orman ürünleri ihracatı 3,5 milyar dolar

  • Mobilyada 8 aylık ihracat 2.1 milyar dolar
  • ABD pazarında ihracat artışı yüzde 6
  • İsrail, Avustralya ve Günel Kore’ye sanal ticaret heyeti düzenlenecek
  • Pandemi ABD ve Avrupa Birliğine mobilya ihracatını arttırdı

Mobilya kağıt ve orman ürünleri ihracatı 2020’nin ilk sekiz ayında 3,5 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bu rakamın 2,1 milyar dolarlık kısmını mobilya oluştururken Almanya, İngiltere, Suudi Arabistan, Irak ve Libya en çok ihracat yapılan ülkeler oldu. Mobilya ihracatında lider konumda bulunan ülkelerden ABD’de yaşanan yüzde 6’lık artış ise dikkat çekti. İstanbul Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkanı Ahmet Güleç, Haziran ile birlikte mobilya ihracatında yaşanan güçlü artışın üçüncü ayına girildiğini söyledi ve sanal ticaret heyetleriyle de bu yükselişi destekleyen organizasyonlara devam edeceklerini kaydetti.

İstanbul Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkanı Ahmet Güleç, 2020’nin ilk 8 ayında sektörün toplam ihracatının 3,5 milyar dolar olarak gerçekleştiğini açıkladı. Bu rakamın 2,1 milyar dolarını mobilya oluştururken Güleç, şunları kaydetti: “12 milyar dolarlık üretim gücü ile Türk mobilya sektörü dünyanın 13. büyük üreticisi durumunda bulunuyor. Pandemi bütün sektörleri olduğu gibi mobilya üretim ve ihracatını da olumsuz etkiledi. Haziran ve Temmuz’da yakaladığımız güçlü artışı Ağustos’a da taşıdık. Geçen yılın aynı dönemine göre mobilya ihracatımızda yaşanan artış yüzde 5 olarak gerçekleşti. Bu artışın diğer aylarda da yaşanmasını bekliyoruz. Ürettiğinin yüzde 37’sini ihraç eden Türk mobilya sektörü iç pazarda da talep açısından büyük bir yoğunluk yaşıyor. Mobilyada yılsonu için hedeflediğimiz rakamlarımız ihracat tarafında 4 milyar dolar, iç satışta 60 milyar Türk Lirasıdır. ”

 

Postfinansman – Vesaik Mukabili İthalat

VESAİK MUKABİLİ (CASH AGAINST DOCUMENTS – CAD)

Bu ödeme şeklinde İhracatçı malları gönderdikten sonra bedelini tahsil etmek üzere tahsile belge (vesaik) gönderir. Belgeler bir talimat ekinde bankaya verilir. Tahsil vesaikini alan banka ödeme veya kabul karşılığı vesaiki alıcıya (ithalatçıya) teslim eder.  Bankalar tahsil vesaiki bedelinin tahsiline veya poliçenin kabulünün sağlanmasına aracılık ederler. Bu ödeme şeklinde bankanın yükümlülüğü talimatlara uygun olarak belgelerin tahsile gönderilmesi, teslim edilmesi ve tahsil edilen bedeli yine talimata uygun olarak ödemektir.

VESAİK MUKABİLİNDE İŞLEM ADIMLARI

  • Alıcı ve satıcı satım sözleşmesi düzenler.
  • Satıcı malı hazırlar ve gönderir
  • Satıcı belgeleri  fatura, konşimento, menşe şehadatnamesi, çeki listesi, varsa poliçe vs.) talimat ekinde bedeli tahsil edilmek/kabul edilmek üzere tahsil bankasına gönderilmek üzere bankasına verir.
  • Banka römiz mektubu düzenler ve ekinde belgeler ile tahsil bankasına (collecting bank) gönderir. Poliçe veya konşimento ciro gerektiriyorsa uygun şekilde cirolar verilir.
  • Tahsil bankası  ihbar mektubu düzenler alıcıya gönderir .
  • Alıcı bankaya gelir. Duruma göre bedelini ödeyerek veya kabul ederek vesaiki alır ve malı çeker.
  • Tahsil bankası bedeli transfer eder.
  • Gerek ithalatçının bankası, gerekse ihracatçının bankası alıcıya vesaikin alınması ve bedelinin ödenmesi konusunda zorlama yapamazlar. Sadece aracılık görevlerini yerine getirirler.

POSTFİNANSMANLI VESAİK MUKABİLİ İTHALAT

Yurtdışından vesaik mukabili ödeme şekline göre alınacak mallarla ilgili olarak, ihracatçının bankası tespit edilir ve ihracatçının bankası ile ithalatçının bankası arasında, gönderilecek vesaik mukabili işlemle ilgili olaerak ödemenin postfinansmanlı olabileceği şeklinde bir teklif iletilir ve karşı bankanın mütabakatı sağlanır. İhracatçı banka göndereceği vesaik mukabili işlemin ödemesinin postfinansmanlı olması konusunda ithalatçının bankasını postfinansman kredisi açmaya karar verdiğinde;

  • Postfinansman tutarı,
  • Postfinansman vadesi,
  • Postfnansman faiz oranı,
  • Postfinansman banka masrafı,
  • Psotfinansman sözleşmesi

Konularında tam bir mütabakat sağlanır, ithalatçının bankası ile ihracatçının bankaları  arasında protokol imzalanır. Protokol sonrasında ithalatçı ile de ayrı bir sözleşme imzalanır. Bu aşamada ithalatçının bankası nezdinde gayrinakdi bir kredi limiti ve aktif kullanabileceği teminatlandırılmış bir gayrinakkdi kredisinin var olması gerekir. İthalatçı ile ithalatçının bankası arasında yapılacak sözleşmede yurtdışı bankadan sağlanan postfinansman kredisi ile ilgili;

  • Postfinansmanın ithalatçıya maliyeti
  • Komisyon oranı,
  • Bankaların masrafları,
  • Postfinansman tutarı,
  • Postfinansman vadesi

Konuları sözleşme ile imza altına alınır.

POSTFİNANSMAN KULLANIMI

Yukarıda sayılan postfinansman sözleşmesinin imzalanmasını müteakip, ihracatçının bankası tarafından, ithalatçının bankasına ithalat vesaiki gönderilir. Vesaiki teslim alan ithalatçının bankası, vesaikin alındığını ihracatçının bankasına (acknowledgement), aynı zamanda da ithalatçıya bildirir. Sonrasında uygulanacak işlem adımları şu şekildedir;

  • Gelen ithalat vesaiki banka kayıtlarına alınır,
  • İthalatçı bilgilendirilir,
  • Vesaikin ithalatçıya teslimi sağlanır,
  • Teslim edilen her ne kadar “görüldüğünde ödeme / cash against documents” olarak görünse de daha önce yapılan postfinansman protokoli çerçevesinde ithalat vesaki bedelsiz olarak ithalatçıya verilir ve malların gümrükten çekilmesi sağlanır,
  • İthalatçıya teslim edilen vesaik ile ilgili, vesaiki gönderen ihracatçının bankasına durum bildirilir,
  • Vesaikin tesliminin muhabir bankaya ihracatçının bankasına bildirilmesini müteakip, ihracatçının bankası kendi bünyesinden ihracatçıya vesaik bedelini öder ve ihracatçının kendi bankası ile alacak  vereceği kalmaz,
  • İhracatçının bankasının vesaik bedelini ihracatçıya ödemesi ile postfinansman kredisi ithalatçının bankasına dolayısı ile ithalatçıya kullandırılmış olur.

POSTFİNANSMAN KREDİSİNİN GERİ ÖDEMESİ

Kullandırılan postfinansman kredisinin belli bir vadesi olduğundan, vade sonunda postfinansman kredisinin geri ödenmesi söz konusudur. Bu postfinansman kredisinin ithalatçıya kullandırılırken garantörü ithalatçının bankasıdır. Postfinansman geri ödemesinde;

  • Ana para
  • Faiz
  • Banka masrafları

İthalatçıdan nakdi / nakit veya nakdi kredi hesabı borçlandırılarak alınarak muhabir bankaya transfer edilir ve postfinansman kredisinin sözleşme hükümlerine göre kapatılması sağlanır.

Postfinansman kredi olanakları oldukça cazip olup, yurt içinden kullanılacak kredi faizlerinden daha düşük bir faizle borçlanılabilir.

Yurtdışına Görevli Giden İşçinin Dönüşte Karantinaya Alınması Halinde, Çalışamadığı Günlerin Ücretleri Tam Olarak Ödenmeli Midir?

İşçi iş görme borcu altındadır ve yüklendiği işi özenle yapmak ve işverenin haklı menfaatinin korunmasında sadakatle davranmak zorundadır (TBK m.393,396). İşveren yönetim hakkı kapsamında işçisini yurtdışında iş seyahati için görevlendirebilir. İş seyahatinden dönen işçinin yurda girişte ondört gün boyunca karantinaya alınması söz konusu olabilir. İşçinin ondört gün süresince evinde kendisini izole etmesi gerekebilir. Görevli olarak yurtdışına giden ve ülkeye döndükten sonra on dört gün süreyle zorunlu olarak karantinaya alınan işçi, iş görme borcunu yerine getiremeyeceği için ücretinin işveren tarafından tam mı yoksa bir haftaya kadar yarım mı ödeneceği konusu tartışmalıdır.

İş görme borcunu yerine getirmek amacıyla yurtdışına giden işçi, dönüşte zorunlu olarak karantinaya alındığı için işverenine karşı iş edimini sunma imkanı bulamayacaktır.  Bu durum işçiden kaynaklanmamaktadır. Öyleyse işletme rizikosunun işçi üzerinde bırakılması iş hukukunun temel ilkelerine ve hakkaniyete aykırı olur. Bu nedenle işçinin ücreti tam olarak ödenmelidir (ÖZDEMİR MANAV, Eda, Covid-19 Salgınının Çalışma Şekilleri ve İşçinin İzin ve Ücret Hakları Açısından İş Sözleşmesine Etkisi, SİCİL, Yıl 2020, Sayı 43).

Nitekim işçinin iş edimin ifa edememesi işverenin talimatı ile iş görme borcunu ifa etmek üzere yurt dışına seyahat eden işçiden kaynaklanmamaktadır. Ancak işçinin, seyahat kısıtlaması öncesinde işi ile bağlantılı olmaksızın kendi insiyatifi ile yurtdışına çıkıp dönmesi nedeniyle karantinaya alınması durumunda, işçiye bir hafta boyunca yarım ücret ödenmesi gerekir. Bu sürecin bir haftadan fazla sürmesine bağlı olarak bir haftadan sonra iş ilişkisi askıya alınabilecektir. Fesih yasağı nedeniyle işverenin İş Kanunu m.25/III uyarınca derhal fesih hakkı bulunmamaktadır (İşK. Geçici m.10).

Bununla birlikte, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı- İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan İşyerlerinde Koronavirüsten (Covıd-19) Korunma Tedbirleri kapsamında, işyerlerinde iş seyahatleri ve iş toplantıları ile ilgili uygun tedbirler öngörülmüş ve ülke genelinde faaliyet gösteren tüm işyerlerinin bu tedbirlere uygun hareket etmesi istenilmiştir. Bu kapsamda, yurtiçi ve yurtdışına düzenlenecek iş seyahatleri, konferans, kongre vb. etkinlikler mümkün olabildiğince ertelenmesi, zaruri olduğu hallerde Sağlık Bakanlığı’nın önerilerine mutlaka uyulmalıdır.

Yurtdışına görevlendirilecek bölgede Covid-19 salgın hastalığı kapsamında ciddi ve yakın bir tehlike söz konusu ise, örneğin salgının yoğun yaşandığı bir bölgeye görevlendirilecek işçinin, özellikle psikolojik olarak zarar görmemesi açısından iş seyahatine gitmesi için zorlanmaması gerekir. Ancak işçinin iyiniyet kuralları çerçevesinde hareket etmesi gerekir. Covid-19 salgın hastalığını bahane ederek güvenli bölgeye seyahati ve toplantıyı reddetmemesi iş görme borcu kapsamında değerlendirilmelidir.

Sonuç olarak, işçinin görevli olarak yurtdışına gönderilmesi sonrasında yurda döndüğünde karantinaya alınması zorlayıcı sebep sayılır. Ondört günlük karantina süresince işçinin ücreti tam olarak ödenmelidir. Çünkü bu durumdaki işçi, işverenin talimatı ile iş görme borcunun ifası kapsamında yurtdışına gittiği için iş edimini ifa edememesi kendisinden kaynaklanmamaktadır. Şayet işçi, yurtdışı seyahatine görev harici gitmiş ve döndüğünde karantinaya alınmış olsaydı, işverenin tam ücret ödeme yükümlülüğü bulunmayacaktı. İşveren bu durumdaki işçiye bir haftaya kadar yarım ücret ödeyecek daha sonra iş ilişkisi askıya alınacaktır (İşK. m.40).

Girişimcilik ve Strateji Yönetimi

Toplumu oluşturan bireyler, özellikle Z kuşağı ve Alpha Alfa kuşağı, yeni inovatif fikirler ile yaşamlarını dizayn ederek, Girişimcilik ve Strateji Yönetimi bazında kendilerine özel çalışma alanları yaratmak istemekte ve aksiyonu hemen hayata geçirmekteler.

Sektörleri incelediğimizde, her sektör kendi hiperlandı içerisinde, iş modelleri geliştirmekte ve demografik yapılarına uygun çalışmalar yapmaktalar.

Geçmişten günümüze bütün meslek kuruluşları standart yapılarına yeni niche alanlar yaratmadıklarından, toplum gözünde cazibe alanları kısıtlanmaktadır.

Girişimcilik; bir çoğumuza göre zor, çoğumuza göre gündelik sıradan bir çalışma modeldir.

Girişimcilik,

  • Vizyoner olmayı,
  • Farklı bakış açılarına sahip olmayı,
  • Demografik ve Kültürel düzeylere dikkat etmeyi,
  • Soğuk kanlı olmayı,
  • İnovatif düşünceyi desteklemeli,
  • Paylaşımcı olmayı,
  • Aksiyon odaklı yaklaşımlar,
  • Rakipleri iyi analiz etmeyi,
  • Rakipler ile iletişimde kalmayı,
  • Sosyal çevre ile iletişim odaklı olmayı,
  • Stratejik Pazarlama Yöntemleri’ ni uygulayabilmeli,
  • Dijital Mecralar da, refleks gösterebilmeyi,
  • Yapay Zeka Teknolojilerini ustalık ile kullanmayı,
  • Dijital Teknoloji ve Akıllı Teknolojilerde Profesyonelce fayda sağlamayı,
  • Reaktif ve Proaktif Yönetim stratejilerine sahip olmayı,
  • Online ve Offline Mecralarda organik hareket etmeyi,
  • B2B sektöründe aranılan bir kişi veya firma olmayı,
  • Sosyal ve İş çevresinde, mentör’ lük ve rol modeli olabilmeyi,

gerektiren multitask özelliklere sahip olunmayı gerekli kılar.

Girişimci olmaya giden yol haritanız; hazır olmalı ve strateji çalışmalarınız olmak zorundadır.

Girişimcilik Kuralları,

  • Fikriniz olmalı,
  • Fikrinizi hayata geçirebilecek hırsa sahip olmalısınız,
  • Fikirlerinizi gireceğiniz; B2B ve Sosyal çevrenizde anlatabilme beceriniz gelişmiş olmalı,
  • Girişimci olarak, çevrenizden gelebilecek feedback’ leri can kulağıyla dinlemeniz gerekir,
  • Neuro Marketing Bilimine hakim olmalısınız,
  • Yeni jenerasyonları iyi analiz etmiş olmalısınız,
  • Her kuşağa hitap eden; üslubunuz ve vücut diliniz olmalı,
  • Sorunlara çözüm odaklı yaklaşabilmelisiniz,
  • Kültürel yapınız; araştırma yapmaya, yorumlamayabilme becerisine ve analiz etmeye elverişli olmalı,
  • Girdiğiniz ortamlarda; dikkat çekmeli ve ilgi uyandırmalı,
  • Giyiminiz ve Kişisel Temizliğiniz ile karşınızdakilere örnek olmalısınız,
  • Ürün bilginiz yüksek, sunum beceriniz gelişmiş ve ikna stratejileriniz dinlenebilir olmalı,

Girişimcilik kişilere göre değişim göstermektedir.

Çoğumuz doğuştan gelen yeteneklere sahip olduğumuz gibi, bir çoğumuz da; eğitim ve tecrübeler sonucu öğrenilerek kazanılmaktadır.

Piyasa ekonomisinde, bilgi düzeyinizin güçlü olması kadar, sosyal yaşantınızda da çevreniz ile olan etkileşiminiz bir o kadar kuvvetli olmalıdır.

Piyasa koşullarında sürdürülebilir olmanız için;

  • İtibarı Yüksek,
  • Kaliteli Ürünler,
  • Doğaya Saygılı,

bir girişimci olmanız, sizleri her zaman bir adım öne taşıyacaktır.

Pazar ekosisteminde stratejileriniz planlayarak, sürdürülebilir kalkınma programları oluşturmalısınız.

  • Kısa Vadeli (0 – 1 Yıl),
  • Orta Vadeli (1 – 5 Yıl),
  • Uzun Vadeli (5 – 10 Yıl),
  • Sektörel yapıya göre değişim gösterebilir,

2020 yılı ve gelecek yıllar; vizyoner odaklı olmayı, yaşanılan süreçlere geniş bakış açıdan bakılıp detayları görebilmek ile mümkün olabilecektir.

Uluslararası İşletmelerde Politik ve Hukuki Çevre

Uluslararası işletmelerin, işletme politika ve stratejilerini belirlemede doğru bir çevre analizinin ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. Günümüzde ticari olarak, her ne kadar sınırlar kalksa da, “global işletme” terimi terminolojiye yerleşse de, ticaret yapılacak bölgenin kültür yapısı ve beklentileri göz ardı edilemez bir gerçektir. Yapılması gereken en önemli analizden ikisi politik ve hukuki çevredir. Şimdi bunları biraz detaylandıralım.

Politik Çevre

Uluslararası politik çevre denildiğinde özellikle faaliyet gösterilen yabancı ülkelerdeki; yönetim şekli, politik ideolojisi, siyasi istikrarsızlık, politik huzursuzluklar, dış politika ve hükümet ile siyasi çevrelerin uluslararası işletmelere bakışı anlaşılmaktadır.

Uluslararası işletmelerde faaliyette bulunan yerel ülkelerin politik koşulları işletmenin hem organizasyon yapısını, hem de yerel ülkedeki varlığını etkileyebilecek düzeydedir. İşletmelerin faaliyet gösterdikleri her ülke ayrı bir siyasi birimdir. Bu birimde merkezi otorite, ülkede yaşayan ve aynı dile, dine, kültüre, gelenek ve göreneklere sahip insanlar bulunmaktadır.

Görüldüğü gibi uluslararası politik çevrenin organizasyona yaptığı etki bir işletmenin yabancı bir ülkedeki varlığını bile etkileyebilecek düzeydedir.

Uluslararası işletmelerin faaliyet gösterdikleri uluslararası piyasalar, genellikle faaliyet gösterilen ülkelerin uyguladıkları politikalar nedeniyle birbirlerine benzemezler.

Son yıllarda işletmelerin ülke ekonomisine yaptığı olumlu katkıların farkına varan ülkelerin hükümetleri, politik riskleri ortadan kaldırarak yabancı sermayeyi ve uluslararası işletmeciliği teşvik edici kanunlar çıkarmışlar ve yasal düzenlemeler yapmışlardır.

Hukuki Çevre

Uluslararası işletmelerin faaliyette bulunduğu ülkelerdeki hukuki düzenlemelerin birçoğu dolaylı veya dolaysız olarak uluslararası işletmeleri ilgilendirmektedir.

Faaliyet gösterilen ülkedeki anayasalar ile ithalatı, ihracatı, ticareti, yatırımları, yabancı sermayeyi düzenleyen kanunlar uluslararası kanunlar uluslararası işletmeler için büyük önem taşımaktadır.

Ayrıca; özellikle faaliyette bulunulan ülkelerde ki devlet ve mahali idareler sık sık işletmelere müdahale edici nitelikte hukuki kararlar almaktadırlar.

1-) Asgari ücretler

2-) Teşvik politikaları

3-) İş güvenliği yasaları

4-) İstihdam koşulları ile ilgili düzenlemeler

5-) Çevre ile ilgili mevzuatlar

6-) Sendikal düzenlemeler

7-) Grev, lokavt ve toplu pazarlık ile ilgili yasalar

😎 Sağlık ve emeklilik sistemleri ile ilgili düzenlemeler

9-) İşsizlik sigortası ile ilgili düzenlemeler

10-) Diğer hukuki mevzuatlar

Pandemide Artan Siber Saldırılardan Korunmanın Yolu Güçlü Altyapılardan Geçiyor

Dikkat, Alışverişinize Corona Virüsü Bulaşmasın

Teknoser Genel Müdürü Ozan İnan: “Pandemi dönemini fırsat bilen siber saldırganlar uzaktan çalışmanın ve uygulanan kısıtlamaların getirdiği güvenlik risklerinden faydalanmak için saldırılarını her geçen gün yoğunlaştırıyor. Uzaktan çalışma süreçlerini aceleye getirip güvenliği ihmal eden birçok şirket büyük tehdit altında.”

Pandemi dönemiyle birlikte siber güvenlik ve diğer BT süreçlerinde çok önemli değişimler yaşandı. Şirketler ve kamu kuruluşları bu dönemde uzaktan çalışma modelini hızlı bir şekilde uygulamaya koydular. Birçok şirketin yeterli güvenlik testleri yapmadan kullanıma aldığı sistemler çeşitli güvenlik risklerini beraberinde getirirken, zaten yetersiz olan siber güvenlik uzmanlarının üzerindeki yükü de artırdı. Tüm bunları fırsat bilen siber korsanlar saldırılarını giderek daha da yoğunlaştırdılar. Siber güvenlik şirketi McAfee’ye göre Ocak ve Nisan ayları arasında bulut tabanlı siber saldırılar yüzde 630 oranında arttı. Barracuda Networks, oltalama e-postalarının şubat ayının sonundan itibaren yüzde 600 oranında arttığını açıkladı. Kaspersky’ın yaptığı bir araştırmaya göre ise şirketlere yönelik DDoS saldırıları bir önceki yılın aynı dönemine göre üç kat artış gösterdi.

Siber saldırganların hiçbir fırsatı kaçırmayacağını belirten Teknoser Genel Müdürü Ozan İnan, “Şirketlerin siber saldırılardan en az etkilenmeleri ve iş sürekliliğini sağlamaları için öncelikle başta iletişim olmak üzere tüm altyapılarını ve veri merkezlerini güçlendirmeleri gerekiyor. Uzaktan çalışanların kullandıkları cihazların güvenli olduğundan emin olmanın yanı sıra bu çalışanlara oltalama gibi saldırılardan etkilenmemeleri için güvenlik eğitimi verilmesi gerekiyor. Aksi takdirde siber saldırılardan etkilenmemeleri kaçınılmaz” dedi.

Ozan İnan, şirketleri artan siber saldırılara karşı güvende kalmaları ve siber saldırılardan etkilenmemeleri için aşağıdaki konulara dikkat etmeleri gerektiği konusunda uyardı;

  • Uzaktan çalışmayı daha güvenli hale getirmek için kullanıcı cihazlarında güvenlik yamalarının ve antivirüs programınının yüklü olduğundan, VPN kullandığınızdan emin olun.
  • Uzaktan çalışanlara başta oltalama gibi saldırılar olmak üzere siber güvenlik riskleriyle ilgili olarak eğitim verin.
  • Sistemlerinize uzaktan erişim için çok faktörlü doğrulamayı aktif hale getirin.
  • Veri merkezinizdeki güvenlik altyapısını güçlendirin.
  • Veri merkezinizi anormal faaliyetleri hızlı bir şekilde tespit edebilmek için sürekli izleyin ve otomasyona gidin.
  • Altyapınızdaki sunucuların, yönlendiricilerin, güvenlik duvarlarının ve diğer cihazların doğru bir şekilde yapılandırıldığından emin olun.

Türkiye’nin Gençlerinin İş Yaşamına Bakışı

Young business team watching for new presentation
Young business team watching for new presentation, teamwork. Project start up, adherents cooperation

Eski Normal ve Yeni Normal Arasında Bir Ayraç;

TÜRKİYE’NİN GENÇLERİNİN İŞ YAŞAMINA BAKIŞI

Her yıl düzenlenen Universum En Çekici İşverenler Araştırması’nın 8.si tamamlandı.

Türkiye’nin öğrenci ve çalışan gençlerinin görüşlerinin yer aldığı araştırma, gençlerin şirketlerden neler beklediğini ortaya koymasıyla firmalar için önemli bir yol gösterici oluyor.

Genç yetenek araştırmalarının küresel lideri Universum tarafından 40 ülkede, 3.351 üniversiteden 1.179.904 katılımcı ile gerçekleştirilen En Çekici İşveren araştırmalarının Türkiye etabının sekizinci yılı tamamlandı. Bu yılki araştırma, ülkenin önde gelen 55 üniversitesinin İktisadi İdari Bilimler, Mühendislik, Bilişim Teknolojileri, Fen Bilimleri, Sağlık, Tıp, Edebiyat, Hukuk, Eğitim ve Sosyal Bilimler öğrencilerinden oluşan toplam 54.597 öğrenci ve ortalama 4,3 yıl iş deneyimi olan 17.025 genç profesyonelden edinilen içgörülerle sonuçlandı.

Geleceğe yatırım yapmak ve önümüzdeki yılların stratejilerini oluşturmak adına araştırmayı merakla bekleyen pek çok firmanın olduğunu belirten Dinamo Danışmanlık Kurucu Ortağı & Universum Orta Doğu Direktörü Evrim Kuran: “Türkiye’nin üniversiteli gençleri için en çekici işverenler araştırmamızın sekizinci yılında, yetmiş binden fazla gence kulak verdik. Bu yıl araştırmamızı kapattığımız Mart ayı, tüm dünyada işe ve yaşama dair yeni bir paradigma yaratılmasına sebep bir tarihi işaret ettiği için, 2020 araştırmamızın eski normalin son içgörüleri olduğuna inanıyorum. Ara dönem nabız yoklamalarımızda edindiğimiz kanılara bakılacak olursa, 2021 yılı işveren markalarına, liderlere, kurumlara sanırım evvelce duymaya alışkın olmadıkları mesajlarla gelecek.

2020 araştırmamız bir mihenk taşı. Eski normal ve yeni normalin arasında bir ayraç. Dünya çapında bir milyondan fazla gençle gerçekleştirdiğimiz bu araştırma ile gençler ve kurumlar arasında köprüler kurmak, iş yaşamını daha anlamlı bir yer haline getirmek için çalışıyoruz. Türkiye ekibi olarak bu misyonun sorumluluğunu daha derinden hissettiğimizi söylemek zorundayım. Türkiye’nin üniversiteli gençliğine dair işverenler, liderler, eğitim kurumları ve kural koyucular için genç nüfusta istihdam edilebilirliğin artmasını sağlayacak çözümler geliştirilmesine baz teşkil edecek veriler ortaya koyabilmek en önemli amacımız.” dedi.

Gençlerin Kariyer Profillerinde Dikkat Çekici Değişimler

Araştırmada yer alan sonuçlardan bazıları şöyle;

– Türkiye’nin üniversite öğrencisi gençliğinin kariyer profillerindeki en dikkat çekici değişim, uluslararası çalışma fırsatlarının daha da fazla önceliklendirilmiş olması. Önceki yıllarda ilk sıralarda çıkan Kariyerci ve Avcı profilleri daha yüksek oranda yerini Çokulusçu profile bırakmış durumda.

– Kariyer profillerine kuşak bazlı olarak bakıldığında geçtiğimiz yıl gözlemlenen trend devam etmekte; Z kuşağının Çokulusçu profili Y kuşağının epey önünde.

– Profil analizimizde dikkat çekici biçimde karşımıza çıkan uluslararası fırsatlar peşinde olan öğrencilerin oranındaki artış, araştırmanın farklı bölümlerinde de kendini doğruluyor. Öğrencilerin %78’i, genç profesyonellerin %76’sı Türkiye dışında kariyer yapmak istiyor.

– Araştırmaya katılan 17.025 genç çalışanın yarısı Pazartesileri işe enerjik gittiğini söylüyor.

– Araştırmanın 8. yılında, bir kez daha, gençlerin işveren olarak seçecekleri şirketlerden en önemli beklentilerinin eğitim ve gelişime yatırım olduğu görülüyor.

– Şirketlerin, çalışanlarının gelişimlerine yatırım yapması Türkiye’de en önemli işveren markası ayrıştırıcısı.

– Türkiye’nin gençlerinin potansiyel işverenlerine ulaşmakta en sık kullandıkları kanallar %96 ile dijital mecralar.

– Araştırmaya katılan öğrencilere, en çok geliştirmek istedikleri yetkinlikleri sorulduğunda zaman yönetimi, esneklik, iletişim ve takım çalışması yanıtları verildi.

Kasım’da gerçekleşecek olan People Make The Brand Konferansı’nda Universum – Türkiye’nin En Çekici İşverenleri araştırması sonuçları dünya karşılaştırmaları ile paylaşılacak.

Araştırmanın tamamına ulaşmak için info@dinamo.co adresine mail gönderebilirsiniz.