Sürecin Bizden Götürdükleri ve Bize Getirecekleri

Yaşanan süreç çok zorlu, yaşanan süreç çok ağır…

Öncelikle yaşadığımız durumun bir an önce sağlık, sıhhat ve en az kayıp ile geçmesini temenni ediyorum.

Durumlar çok karışık. Zaten ülkemizde uzun yıllardır süre gelen bir dış ticaret açığı mevcuttu, ithalat ve ihracat dengesizliğini kapatabilmek adına uğraş verip duruyorduk. Yaşanan bu salgının akabinde piyasalarda ve bizlerde neler olduğu, neler olacağı gerçekten dış ticaretimizin nasıl etkilenecegi üzerine o kadar çok yorumlamalar var ki, nerde ne yapılacağını kimse tahmin edemiyor çünkü gerçek bir kahine ihtiyaç var sanırım burada.

Durumu ben kendi ülkemiz için değerlendirip neler yapabileceğimize bakmak istedim.

Bu durumdan olumlu yönde karlı çıkmak da, olduğumuz yerde kalmak da bizlerin elinde. Bu salgının olumsuz etkilerinin yanı sıra tabii ki olumlu etkileri de mevcut olacak.

İlk etapta genellemelere bakmak istedim, olumlu gibi görünen olumsuzluklar diyelim bunlara;

  • Petrol fiyatlarındaki düşüş bizler için olumlu gibi görünse de, ülkelerin kapı kapatmalarından dolayı normal güzergahlarımızda ilerleyemememiz bizleri zaten roro ve rola sevkiyatlarına yönlendirmiştir. Küçük ölçekli firmalar bunu bir kar gibi görse de buzdağının ardında duranı maalesef fark edememeleri veya şu zorunlu hal geçtikten sonra fark etmeleri ciddi sorunlar yaşatacaktır.
  • Faizlerin sıfıra çekilme olasılığı var ortada ve bundan dolayı bir çok küçük ölçekli firma olağanda duran borçlarını kapatmak için buna yönelecek. Lakin, küçük ölçekli firmaların bir çoğu gelişmekte olan ülkeler ile çalıştığı için bu ülkelerin şu anki durumları zaten muallakta beklediğiden ödeme güçlüğü çekecekleri aşikardır, burada da ilk etkilenecek olan.

Bir umut diye sarıldığımız firmaların ödeme alamama gibi sorunlar ile karşılaşmaları bizi direkten etkileyecek unsurların başında gelmektedir. Bu sebeple her firma ödemesini çok yakından takipte tutmalı.

  • Dünya genelinde bir çok ülke büyüme politikalarına farklı bir pencereden bakmaya başladı, hatta büyüme değil yerinde hayatta kalmak için yeni yeni projeler sahaya sürmeye başladı. Devletler bunu yaparken firmaların büyüme politikası izlemeleri tabii ki şaka gibi gelecektir, bu sebeple bizler de sağlam basıp çok akıllıca hareket edip attığımız her adımı çok iyi değerlendirmeliyiz.
  • Stok tutma politikaları degişecektir, modern şirketlerin övünerek en önde sunduğu eğilim JUST IN TIME politikası şu dönemde anlaşıldı ki aksaklıklara sebebiyet vereceğinden dolayı firmalar şu donemler bitene kadar fazla stok muhafaza edecektir. Bu politika biz lojistikçilerin sürekli push etme durumunu bir nebze ortadan kaldıracaktır, bizler için iyi gibi görünse de sonunda yine bizi kilitleyecek bir noktaya ulaşacak. Nasıl mı? Şöyle ki; bu tip firmaların bir çoğunun stok tutma eğilimi olmadığından ürünün siparişini verip yurtdışı depolarımızda bekletme işine dönecektir, bu da depolarımızın şişmesine sebebiyet verebilir. Kendi tedarik zincirlerinde aksaklık yaşanmaması adına bizim sistemimizi kısa süreliğine olsa da sekteye uğratacaklardır.

Olumsuz olacak gelişmeler ise;

  • Fiyatlamalar ile ilgili; Navlungo firması CEO’sunun açıklaması aşağıdaki gibi; bu bağlamda işi bilen ihracatçı firmalar piyasaya asılacaktır ve deniz/hava ağırlıklı şirketler bu savaşta bir tık önde yürüyecektir.

Bu açıklamalara göre tutarlı bir navlun ve güzergah politikası izleyerek müşterilerimizin bu zor zamanın ardında da bizlerle devam etmesi hususunda kârlı çıkabiliriz.

Demem o ki, şu anda bulunduğumuz durumu fırsata çevirmeye çalışıp bir çok rakibimizin yaptığı gibi bariz fiyat artışları ile kapıya gitmemeliyiz. Zaten devam eden düzende sadece herkesin kar amacı gütmeden bir şekilde çarkı çevirmeye çalıştığını bizler de aynı şekilde düşünmeliyiz.

  • Alternatiflerinizi arttırın: Yükünüzü organize etmek için daha fazla alternatif aramanızı öneriyorum. Denizyolu, havayolu ve karayolu seçeneklerini aynı anda karşılaştırarak navlun planlamanızı
  • Rezervasyon yaptırırken dikkatli olun: Birçok acentenin yer problemi nedeni ile iptal politikalarında değişiklikler oldu, siparişlerinizi onaylarken mutlaka bu bilgileri teyit ediniz. Ayrıca alıcınız ve satıcınız ile olan sözleşmelerinizde muhakkak olası gecikmeleri de hesaba katın.
  • Parsiyel yükleri tercih edin: Konteyner ya da komple tır yerine, parsiyel navlunları tercih ederek riski dağıtabilirsiniz.
  • Gelişmeleri anlık takip edin: Coronavirüs önlemleri neticesinde her gün başka bir ülkeden uçuş yasakları ya da sınır önlemlerinin değişkenlik gösterdiğini görüyoruz. Ürünlerinizi planlarken mutlaka lojistik servis sağlayıcınızdan anlık bilgiler alınız.
  • Müşterileriniz ile daha fazla iletişim kurun: Müşterilerinizi sık sık bilgilendirin, olası gecikmelerde ve iptallerde elinizden geleni yaptığınızın mesajını verin.

Fırsattan istifade;

  • İhracatımızın en büyük ayağı olup sektörü destekleyen otomotiv sektöründe Almanya ve Avrupa!daki üretici firmaların planlarını degiştirdikleri ve Türkıye’deki yan sanayiciler ile yeniden masaya oturma çabası içine girdiklerini UND icra kurulu başkanı açıkladı. Bu bağlamda eskiden oto yansanayide transit süreler sebebi ile bahis dahi olmayan firmalar şu anda iharacatçıların gündemine geri oturdu demek oluyor.

Peki bizim ne işimize yarayacak? Önceden ihracatlarının çok olmadıgını bildiğimiz firmalar bizler için ortak bir potansiyel haline dönmüştü. Şimdi biz bunları bu sürenin sonunda canlandırmak hatta bu süre içerisinde de mail veya ufak telefon görüşmeleri ile hayata geri döndürmeliyiz. Lakin bunu yaparken de muşterilere sunacağımız şey JIT konusunda nasıl destek  sağlayabildiğimiz veya sağlayabileceğimiz olacak. Çünkü Avrupa ve Almanya’daki otomotiv üreticileri yine kendi sistemlerini bozmadan araya bizleri dahil edecek, ihracatçılara da “biz size bu hakkı verdik siz de bizim stok maliyetimizi düşüreceksiniz’’ diyecektir.

  • Otomotiv dışında tekstil, perakende gibi Çin’e bağımlı yaşayan firmalarda yeni arayışlar içine girecektir. UND İcra Kurulu Başkanı Alper Özel, “en büyük ihracat pazarımız olan Almanya’nın Türk taşımacılara yeterli sayıda kota vererek serbest ulaşım imkânı veriyor olmasına karşın, Türkiye ile Almanya arasındaki güzergâhta yer alan bazı ülkelerin Türk taşımacılarının transit geçişlerine getirdiği haksız kısıtlamalar yüzünden Almanya’nın yanı sıra Almanya ardı ülkelerdeki üreticiler, ihracatçılar ve ithalatçıların ciddi ölçüde zarar gördüklerini, koronavirüsü süreciyle bu mağduriyetlerin tolere edilemez düzeye geldiğini, Türkiye-Avrupa ticaretinin gerçek potansiyeline ulaşmasına engel olan haksız ve gereksiz transit kısıtlamalarından artık kurtarılması gerektiğini” belirtmiştir.

Peki bizler ne yapacağız? Bu iş bittiğinde öncelikle otomotiv ardından tekstil ve perakende çalışan firmalar ile dirsek teması içinde bulunup çalışmalarımızı buna yöneltmeliyiz. Umarım şu zorlu süreçte sadece evde oturup beklemek yerine bir şeylere katkımız olur. Tekrardan sağlıkla, huzurla, rahat ve korkusuz nefes aldığımız günler temenni ederim.

2020 Yılı Analiz Türleri

Yerel piyasada ve uluslararası mecralarda birçok analiz türleri yer almakta, 2020 yılı analiz türleri revize edilerek güncellenecektir.

Mart ayı içerisinde yaşadığımız ve tüm dünyayı etkisi altına alan süreçler sonucu, dünya

toplumlarının yaşam şekilleri tamamıyla değişmiştir.

İnsan olmanın temel şartı olan; iletişim, dokunma ve hissetme yerini demografik yapımıza

uygun olmayan iletişim yöntemlerine bırakmıştır.

Eski Alışkanlıklar Zor Ölür, Yeni Alışkanlıklar Zor Öğrenilir

Teknoloji devi global aktörler yaşantımızın içine kadar girmiştir.

Global ve Yerel piyasalardaki firmalar, eski alışkanlıklarını revize ederek yenilecek veya tarih

sahnesinden yavaşça silinmeyi göze alacaklardır.

Her ne olursa olsun, geçiş dönemleri zor ve sancılıdır.

Geçiş süreçleri maliyetli ve pahalıdır.

Yaşadığımız süreç de; bilgi ve tecrübelerimizde değişim yaratarak, fark yaratan ve yaratıcılık odaklı analiz süreçlerini karşımıza çıkaracaktır.

Bilinen Analiz Türleri,

  • Sektör Analizi, Sector Analysis
  • Pazar Analizi, Market Analysis
  • Müşteri Analizi, Customer Analysis
  • Rakip Analizi, Competitor Analysis
  • Rekabet Analizi, Competition Analysis
  • Ürün Analizi, Product Analysis
  • Hizmet Analizi, Service Analysis
  • Tedarikçi Analizi, Supplier Analysis
  • Temel Analiz, Basic Analysis
  • Durum Analiz, Case Analysis
  • Duygu Analizi, Emotional Analysis
  • Müşteri Davranışları Analizi, Customer Behavior Analysis
  • Pazarlama Planı Analizi, Marketing Plan Analysis
  • Fiyat Analizi, Price Analysis
  • Konuşma Analizi, Speech Analysis
  • Yapay Zeka Analizi, Artificial İntelligence Analysis
  • Müşteri Sadakat Analizi, Customer Loyalty Analysis
  • Müşteri Deneyimi Analizi, Customer Experience Analysis
  • Finansal Analiz, Financial Analysis
  • Hedef Kitle Analizi, Target Audience Analysis
  • Etkileşim Analizi, İnteraction Analysis
  • İçerik Pazarlama Analizi, Content Marketing Analysis
  • Değer Analizi, Value Analysis
  • Risk Analizi, Risk Analysis
  • İş Planı Analizi, Business Plan Analysis
  • Dijital Pazarlama Analizi, Digital Marketing Analysis
  • Sosyal Medya Pazarlama Analizi, Social Media Marketing Analysis
  • Yeni Nesil Müşteri Deneyimi Analizi, New Generation Customer Experience Analysis
  • SWOT,
  • DRAGON,
  • PEST,
  • 5 C Analizi

Bilinmesi gereken; yaratıcı ve güncellenmiş analiz çalışmaları.

  • 5G,
  • Sosyal İnternet,
  • Yapay Zeka Çağında Müşteri Deneyimi e-ticareti,
  • E-ticaret Sitelerinde Kullanıcı Deneyimi Hedefleme,
  • Müşteri ve Tüketici Gruplarına Kişisel Özel Reklam,
  • Teknolojik Cihazlarda Dijital App yerine Mikroçip,
  • Deniz Aşarı Ticarette Online Toplantı ve Anlaşmalar,
  • Fiziki Para yerine Barkod Para veya Sanal Para kullanımı,
  • Ticari Arenada Döviz Transferi yaparken haftalarca beklemek yerine sanal para ile 3 saniyede transferi gerçekleştirebilmek,

Yapılandırılan güncelleme ile iletişim ve duyu bazlı sektörel çalışmalar yerini dijital kurgulara çevrilerek, cari devir hızı arttırılmaya çalışılmaktadır.

Günümüzde birçok analiz danışmanlığı yapanlar stratejileri değiştirerek, günümüze uygun çalışmalar yapmak zorunda kalacaklardır.

Strateji Planlamasının ilk aşaması; dijital mecraları incelemek, müşteri ve tüketici potansiyel hedef kitlesini analiz ederek çözüm süreçlerini üretmekten geçmektedir.

Geçmiş yıllarda yerel piyasa hacmi ölçümlenirken, günümüzde Global gruplar; offline, online ve sanal mecralarda analiz edilmesi gerekmektedir.

İnşaat Malzemeleri İhracatı Mayısta Bir Önceki Aya Göre Miktar Olarak Arttı Değer Olarak Düştü

İnşaat Malzemeleri İhracatı Mayısta Bir Önceki Aya Göre Miktar Olarak Arttı Değer Olarak Düştü

Türkiye İMSAD tarafından hazırlanan İnşaat Malzemeleri Sanayi Dış Ticaret Endeksi mayıs ayı sonuçlarına göre, inşaat malzemeleri sanayi ihracatı 2020 yılı mayıs ayında nisan ayına göre miktar olarak yüzde 11,5 arttı ve 4,44 milyon ton oldu. Değer olarak ise ihracat tüm dünyada yaşanan olumsuz gelişmeler nedeniyle bir önceki aya göre yüzde 5,2 düşerek 1,27 milyar dolara indi. Ancak mayıs ayında nisana göre bazı göstergelerde gerçekleşen iyileşmeler sektöre ümit verdi.

Türkiye İMSAD tarafından hazırlanan İnşaat Malzemeleri Sanayi Dış Ticaret Endeksi mayıs ayı sonuçlarına göre ihracat 2020 yılı mayıs ayında değer olarak bir önceki aya göre yüzde 5,2 düştü. 2020 yılı nisan ayında 1,34 milyar dolar olan inşaat malzemeleri ihracatı, yaşanan olumsuz gelişmeler ile 2020 yılı mayıs ayında 1,27 milyar dolara indi.

İnşaat malzemeleri sanayi ihracatı miktar olarak ise 2020 yılı mayıs ayında geçen aya göre yüzde 11,5 arttı. İnşaat malzemeleri ihracatı 2020 yılı nisan ayında 3,98 milyon ton iken mayıs ayında 4,44 milyon tona ulaştı. İhracat çabasının mayıs ayında da yoğun şekilde sürdüğü görüldü.

İnşaat malzemeleri ihracat ortalama birim fiyatı ise 2020 yılı nisan ayında 0,34 dolar/kg iken 2020 yılı mayıs ayında 0,29 dolar/kg seviyesine indi. İhracat pazarlarındaki olumsuz koşullar ile ihracattaki sert daralma mayıs ayında ihracat birim fiyatlarına da yansıdı.

Mayıs ayında ithalat nisana göre miktar ve değer olarak arttı

İnşaat malzemeleri sanayi ithalatı ise miktar olarak mayıs ayında geçen yılın mayıs ayına göre yüzde 24,7 azaldı ve 181,1 bin ton oldu. Mayıs ayı ithalatı miktar olarak 173,6 bin ton olan nisan ayı ithalatının ise üzerinde gerçekleşti. İnşaat malzemeleri sanayi ithalatı değer olarak ise mayıs ayında 465 milyon dolar olarak gerçekleşti. Bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 28,1 düştü. İnşaat malzemeleri mayıs ayı ithalatı değer olarak 430 milyon dolar olan nisan ayı ithalatının ise üzerinde gerçekleşti. İnşaat malzemeleri ithalat ortalama birim fiyatı nisan ayında 2019 yılı mayıs ayına göre yüzde 4,5 düştü ve 2,69 dolar/kg seviyesinden 2,57dolar/kg seviyesine indi. Nisan ayının 2,48 dolar/kg olan ortalama ithalat birim fiyatının ise üzerine çıktı.

Mayıs ayında tüm alt sektörlerde ihracat geriledi

2020 yılı mayıs ayında küresel ölçekte süren ve Türkiye’de de görülen Covid-19 salgınının olumsuz koşulları ve etkileri devam etti. 2020 yılının mayıs ayında 8 alt ürün grubundan 7’sinin ihracat birim fiyatları 2019 yılı mayıs ayına göre geriledi. Fiyat düşüşleri alt gruplarda yüksek oranlarda gerçekleşti. Fiyatı artan tek alt sektör yüzde 16,8 ile prefabrik yapılar oldu. 2020 yılı mayıs ayında mineral ürünlerin ortalama ihracat birim fiyatı yüzde 35,4 geriledi. Ağaç ve ahşap ürünlerin ihracat birim fiyatı yüzde 16,1 düştü. Kimyasal bazlı ürünlerin ortalama ihraç birim fiyatı da yüzde 14,5 azaldı.

2020 yılının mayıs ayında 8 alt ürün grubundan 8’inde de ihracat miktar olarak geçen yılın mayıs ayının altında gerçekleşti. İhracatta yüksek seviyelerde miktar düşüşleri yaşandı. 2020 yılı mayıs ayında en yüksek ihracat miktar düşüşü yüzde 57,8 ile elektrik malzemeleri ve teçhizatlarında gerçekleşti. Yüksek miktar düşüşü yaşanan diğer alt sektörler yüzde 46,2 ile demir çelik ürünleri ve yüzde 38,4 ile yalıtım ürünleri iken 2020 yılı mayıs ayında ihracat düşüşü en az olan alt sektör yüzde 6,3 ile mineral ürünler oldu.

2020 yılının mayıs ayında 8 alt ürün grubunun 6’sında ihracat değer olarak sert şekilde, 2’sinde ise daha yavaş geriledi. 2020 yılı mayıs ayında değer olarak en yüksek ihracat düşüşü yüzde 48 ile demir çelik ürünlerinde gerçekleşti. Yalıtım malzemeleri ihracatı yüzde 42,5, elektrik malzemeleri ve teçhizatı ihracatı yüzde 41,9 ve metal ürünler ihracatı yüzde 41,7 düştü. Prefabrik yapılar yüzde 7,8 ve ahşap ve ağaç ürünleri yüzde 10,5 ile değer olarak ihracatın daha sınırlı düştüğü 2 alt sektör oldu.

Küresel salgının ihracat üzerindeki etkileri devam ediyor

Türkiye sanayi ihracatı 2020 yılı mayıs ayında Covid-19 etkilerini sert şekilde yaşamaya devam etti. 2020 yılı mayıs ayında sanayi ürünleri ihracatı değer olarak geçen yılın mayıs ayına göre yüzde 45,4 düştü. 2020 yılı nisan ayına göre ise artış yaşandı. Endeksin ölçülmeye başlandığı 2013 yılı ağustos ayından bu yana değer olarak en düşük ikinci aylık sanayi ihracatı gerçekleşti.

Türkiye toplam sanayi ürünleri ihracatı miktar olarak ise 2020 yılının mayıs ayında bir önceki yılın mayıs ayına göre yüzde 19,3 düşüş gösterdi. Sanayi ihracatı pazarlardaki hızlı bozulmaya rağmen miktar olarak daha sınırlı bir düşüş yaşadı. Sanayi ihracatı miktar olarak mayıs ayında nisan ayının üzerinde gerçekleşti. Sanayi malı ihracatında ortalama birim fiyatları ise 2019 yılı mayıs ayında 1,40 dolar/kg iken, 2020 yılı mayıs ayında 0,95 dolar/kg seviyesine indi. Mayıs ayı ortalama ihracat birim fiyatı nisan ayında gerçekleşen 0,87dolar/kg birim fiyatının ise üzerinde oldu.

İnşaat malzemeleri sanayisi dışındaki sanayilerin toplam ihracatı değer olarak 2020 yılı mayıs ayında geçen yılın mayıs ayına göre yüzde 46 düştü. İnşaat malzemeleri sanayi dışındaki sanayilerin ihracat ortalama birim fiyatı 2019 yılı mayıs ayında 2,74 dolar/kg iken 2020 yılı mayıs ayında 1,89 dolar/kg oldu. Ancak mayıs ayı ortalama ihraç birim fiyatı nisan ayı ortalama ihraç fiyatının üzerinde gerçekleşti. Sanayi ihracatı tüm göstergeleri mayıs ayında da Covid-19 salgınının olumsuz etkilerinden fazlası ile etkilendi. Ancak yine tüm göstergeler nisan ayına göre iyileşmeyi gösterdi.

Beklenen Covid 19 Aşısın Patent Koruması olacak mı?

Beklenen Covid 19 Aşısın Patent Koruması olacak mı?

Tüm dünya COVID 19 aşısını bekliyor

Ülkeler arasında bir aşı savaşı haline gelen bu kritik durumda herkesin aklında aynı sorular var.

Aşıyı hangi ülke bulacak, tüm dünya bundan eşit bir şekilde yararlanabilecek mi?

Destek Patent, aşılar üzerindeki patent koruması ve kamu yararı gerekçesiyle zorunlu lisans durumlarını değerlendirdi.

Çin’de başlayan ve tüm dünyaya yayılan Covid 19 virüsü sebebiyle hayatını kaybedenlerin sayısı 500 binli rakamlara yaklaşırken yaşanan kaostan etkilenen tüm dünya merakla bulunacak aşıyı bekliyor.

Virüsün dünyaya yayılmasını takiben Dünya Sağlık Örgütü’nün salgını pandemi olarak ilan etmesinden sonra önde gelen bilimsel kurum ve tıp insanları tarafından farklı araştırma programlarında Covid-19 aşısının geliştirilmesi için çalışılıyor. Aynı zamanda tüm dünyada COVID-19 tedavisinde kullanılmak üzere geliştirilen ilaçların patentlerinin alınması için de başvurular yapılıyor.

Aşılar üzerindeki patent koruması ve kamu yararı gerekçesiyle zorunlu lisans durumları

Patent, buluş sahibinin, buluş konusu ürünü üçüncü kişilerin belirli bir süre üretme, kullanma, satma veya ithal etmesini engelleme hakkı olan belgedir. Başka bir ifadeyle patent ürettirtmeme, sattırtmama, kullandırtmama hakkıdır. Dünyadaki tüm ülkeler COVID-19 virüsü için geliştirilecek aşının bazı şirketler veya hükümetler tarafından patentle kısıtlanmasından endişe ediyor. Bu konu patent ile bir aşının tekel hakkı elde edilmesi ve kamu yararı söz konusu olduğunda devletlerin alması gereken kararlar neler olmalı sorularına neden oluyor.

Destek Patent Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yamankaradeniz, aşılar üzerindeki patent koruması ve kamu yararı gerekçesiyle zorunlu lisans durumları hakkında önemli bilgiler verdi.

Aşılar patentlenebilir mi?

“Öncelikle doğada var olan mikro organizmalar, doğanın bir parçası olduğu için keşifleri bir buluş olarak değerlendirilmiyor, dolayısıyla patentlenemiyor. Bu sadece bizim ülkemizde değil, Avrupa Patent Ofisi’, Avusturya Patent Ofisi ve İsveç Patent Ofisi gibi dünyanın birçok ülkesinde bu şekilde değerlendiriliyor. Fakat bu kural, laboratuvar ortamında üretilebilen ya da geliştirilebilen mikroorganizmalar için geçerli değil. Gelişmiş pek çok ülkede, insan eliyle üretilmiş ya da geliştirilmiş mikroorganizmalar ile biyolojik materyaller patentlenebilir durumda.

Bakteriler, virüsler, mantarlar gibi örnekleri sayabiliriz. Ülkemizde de aşılar konusunda TÜRKPATENT veri tabanında yüzlerce yayınlanmış başvuru mevcuttur. Avrupa Patent Sözleşmesi’ne göre bir buluşun patentinin alınabilmesi için, üç şartı yerine getirmesi gerekiyor; Buluşun yeni olması, yaratıcı bir adım içermesi (buluş basamağı) ve endüstriyel uygulama kapasitesine sahip olmasıdır. Diyelim ki doğal bir mikroorganizmanın antibiyotik etkisi gösterebildiği bir buluş gerçekleşti; böyle bir durumda istisnai olarak mikroorganizma, buluşun bir parçası olarak patentlenebilir. Yani doğal bir mikroorganizmanın da içinde bulunduğu, farklı bileşenler de içeren bir buluş gerçekleşiyorsa, bu patentlenebiliyor. Şirketler ya da kişiler, bir aşının patenti için başvurduğunda, aşıda yer alan birçok bileşen için, yani aslında bir mikrop değil, ortaya çıkan formül için başvuruyor.

En önemli soru; aşı bulunduğu takdirde tüm insanlığın kullanımına açık olacak mı ve ekonomik olarak tüm ülkeler aşıya erişebilecek mi?

Bu bilgileri değerlendirdiğimizde, aşının patentle korunabileceğini ve tekel hak sahipliğinin olabileceği mümkündür. Ancak, patent hakkını elde edecek kişilerin yetkileri kamu sağlığının etkilendiği pandemi, savaş gibi istisnai durumlarda zorunlu lisansla sınırlandırılabilmektedir. Zorunlu lisans dediğimiz bu durum 6769 sayılı SMK ‘ nın ilgili maddeleriyle düzenlenmiştir.

Zorunlu lisans patent hakkı sahibini kısıtlayıcı niteliktedir. Zorunlu lisansta, patent hakkı sahibinin iradesi dışında lisans verme işlemi söz konusudur. Savaş, pandemi gibi olağanüstü koşullarda patent hakkı sahibinin izni aranmaksızın zorunlu lisans verilerek üçüncü kişilerin patent hakkının korunması kapsamına giren ürünleri üretmesi sağlanabilir. Burada patent hakkı sahibine haksızlık yapılıyor gibi düşünmemek gerekir. Hak sahipliği devam etmekte, mahkemenin belirleyeceği lisans bedeli patent sahibine ödenmektedir. Zorunlu lisansta temel olan patent hak sahibinin lisans verme iradesinin kamu sağlığı için devlet tarafından ortadan kaldırılıp kendisine zorunlu olarak lisans verilmesini sağlamaktır.

Satınalma Dergisi Temmuz Sayısı Yayınlandı.

Değerli okurlar,

Temmuz ayı ile birlikte ekonomide canlılık gözlemliyoruz. Pandemi ile kısmen kesintiye uğrayan iş hayatı hızla toparlanıyor. Tesislerimiz eski çalışma rutinlerine, normal tempolarına dönüyorlar. Ticaret ve sanayi dünyamızın büyük bir dinamizm kazanması ise en büyük temennimiz.

Satınalma Dergisi yazar ve okurları ile büyük bir aile oldu. Her geçen gün yeni yazarların katılımı ile ailemiz genişliyor. Bu gelişmeden mutluluk duyuyoruz. Bu sayımızda makalelerini gururla yayınladığımız

Prof. Dr. Hilmi Yüksel, Prof. Dr. Mahmut Tekin, Mehmet Atasever ve Reşat Bağcıoğlu hocalarımız başta olmak üzere tüm yazarlarımıza teşekkür ederim. Ünsped Gümrük Müşavirliği Bilgi Teknolojileri Müdürü Serkan Ayverdi ve Evolog Lojistik yöneticisi Filiz Akgün’e değerli çalışmaları için ayrıca teşekkür ederim. Yazarlarımızdan, sektör yöneticisi Ahmet Cora’nın “Lojistik Notları” adlı kitabı 2. baskısını yaptı. Kendisi kutluyorum. Üretkenliğinin devamını dilerim.

Sektör Buluşmalarında Gümrük Operasyonlarında Riskleri Konuştuk.

30 Haziran 2020’de Buyer Network B2B Sektör buluşmalarında, Ünsped YK Başkanı Sn. Remzi Akçin ve Ünsped YK Üyesi Sn. Hüseyin Cahit Soysal ile birlikteydik. Gümrük İşlemlerinde Karşılaşılan Riskler ve Avantajlar konusunda kapsamlı bir webinar gerçekleştirdik. Değerli katkıları için kendilerine teşekkür ederim.

Webinar.buyernetwork.net etkinlik portalımızdan haftalık programlarımızı inceleyebilirsiniz. Önerilerinizi bekliyoruz.

Yöneticilerle Okuma Kulübü

Yazar ailemiz yenilikçi projelere imza atıyor. İki haftada bir webinar ortamında bir araya geldiğimiz yöneticilerle “okuma kulübü” etkinliklerimiz hızla devam ediyor. Robert Green’in “İktidar” kitabından sonra Baltasar Gracian’ın “Akıllı Yaşama Sanatı” eserini gündeme aldık. İnteraktif sohbetlerle etkinlik serisini adım adım güçlendiriyoruz.

Üniversite ve Teknokentlerle İlişkiler

Haziran ayı ile birlikte üniversitelere bağlı faaliyet gösteren Teknoloji transfer Ofisleri ve Teknokentlerle büyük bir projenin ilk adımını attık. Teknoloji Geliştirme Bölgeleri içerisinde yer alan ve çok kıymetli bilgi birikiminin olduğu bu yapılarla ilişkilerimizi kuvvetlendiriyoruz. Araştırma – geliştirme, tasarım, üretim, fikri mülkiyet, patent başta olmak üzere akademisyen ve girişimcilerimizin projelerine güç veriyoruz. Tüm üniversitelerle tek tek toplantılarımızı yapıyoruz. Çok güzel bildirimler alıyoruz. Yeni girişimlerin ticarileşmesi noktasında bütün projeleri destekleyeceğiz.

Ticaret Portalında 1 Dakikada Ücretsiz İlan Ekleyebilirsiniz

Alım talepleri, satış ilanları, makine, işyeri kiralama ve proje duyurularınızı ücret ödemeden ticaret.buyernetwork.net portalına girebilirsiniz. İlk adım BuyerNetwork.net‘e kullanıcı (ücretsiz) girişi yapmak. 1 dakika içerisinde işlemlerinize başlayabilirsiniz.

9.000 sektör yöneticisi ile temasınızı artırın.
İş ve Ticaret Platformu BuyerNetwork.net‘te yerinizi alın.
Sağlıklı günler dilerim,

Editör
Prof. Dr. Murat ERDAL
www.muraterdal.com


Satınalma Dergisi’ne 1 Yıl Dijital Üye olarak tüm geçmiş sayılara ve yayınlanacak 12 sayıya erişim sağlayabilirsiniz. 

Çimento Satışlarında Yılın İlk Düşüşü Yaşandı, İhracattaki Artış Umut Veriyor

Çimento Satışlarında Yılın İlk Düşüşü Yaşandı, İhracattaki Artış Umut Veriyor

Türk çimento sektörünün uluslararası temsilcisi Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği (TÇMB) güncel rakamları açıkladı. 2020 yılı Ocak-Nisan döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre üretimde %5,6’lık artış gerçekleşirken; iç satışlarda %2,5’lik düşüş kaydedildi. Sektörün 6 aylık ihracatının % 39 artarak 15,8 milyon tona, ihracat gelirinin ise % 23 artışla 546 milyon dolara çıktığı kaydedildi.

Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği(TÇMB), Türk çimento sektörünün 2020 yılının 6 aylık ihracatı ile 2020 Ocak-Nisan üretim ve satış rakamlarını açıkladı.

2020 yılı Ocak-Nisan döneminde çimento üretiminde, Türk çimento sektörünün üretimi geçen yılın aynı dönemine göre %5,6 artarak; 17,4 milyon tona çıktı. Aynı dönemde iç satışlar ise bir önceki yıla göre %2,5’lik düşüşle 12,7 milyon ton olarak gerçekleşti.

2020 yılının ilk 6 ayında sektörün toplam ihracat miktarı %39 oranında artarak 15,8 milyon ton olarak gerçekleşti. İhracat geliri ise %23 artışla 546 milyon dolar oldu. Yine bu dönemde çimento ihracatı % 42,6 artarak 7,6 milyon tona, klinker ihracatı ise %36,4 artarak 8,2 milyon tona yükseldi.

2020 yılı Ocak-Haziran döneminde, çimento ve klinker ihracatının en çok arttığı ülke Ukrayna oldu. İhracat yaptığımız büyük üç pazarımız ise ABD, Gana ve İsrail oldu.

TÇMB Başkanı Dr. Tamer Saka, sektörün ilk 6 ayındaki ihracat ve 4 aylık iç pazar satış rakamlarını şöyle değerlendirdi:

Ocak verileri doğrultusunda ilk çeyrekte iyi bir ivme kazanan çimento sektörü iç pazarda tekrar daralma yaşadı. Dünyada yaşanan COVID-19 pandemisi sebebiyle önümüzdeki dönemde satışların daha da azalma ihtimali söz konusu. Yılın ilk yarısında ihracattaki artış sektörümüz adına umut veriyor. Ancak ihracattaki artışla birlikte iç satışlardaki mevcut durumu korumak adına ekonomik önlemler sektör için önem arz ediyor.

İhracatta İlk Online Ödül Töreni Gerçekleşti

KİMYA SEKTÖRÜNDE 2019 İHRACAT YILDIZLARI BELLİ OLDU

Pandemi sürecinde hayati önemi bir kez daha anlaşılan kimya sektörünün 2019 yılı ihracat yıldızları belirlendi. İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB)’nin, her yıl kimya sektöründeki üye firmalarını ihracattaki başarılarından dolayı onurlandırmak ve teşvik etmek amacıyla verdiği ödüller bu yıl da sahiplerini buldu. Pandemi dolayısıyla ilk kez online olarak düzenlenen İKMİB İhracatın Yıldızları Ödül Töreni’nde 28 kategoride ilk 5’e giren 140 firma ödül almaya hak kazandı.

Birçok sektöre hammadde, yarı mamul ve ürün üreterek direkt ya da dolaylı olarak dokunan stratejik bir sektör olan kimya sektörü, 2019 yılında 20,6 milyar dolarlık ihracatla tarihi bir rekor kırarak büyük bir başarıya imza attı. Türkiye’nin toplam ihracatından yüzde 11,44’lük bir pay alan kimya sektörü, 2019 yılında yüzde 18,54 büyüdü. Plastikten kozmetiğe, ilaçtan kauçuğa, medikalden boyaya kadar pek çok farklı alt sektörden yaklaşık 7 bin ihracatçı firmayı temsil eden İKMİB, Türkiye’nin toplam kimya ihracatının yüzde 50’den fazlasını gerçekleştirdi.

Sektörün bu başarısında büyük pay sahibi olan ve 2019 yılında en fazla kimya ihracatı gerçekleştiren ihracatın yıldızları belli oldu. Bu yıl beşincisi düzenlenen 2019 İKMİB İhracatın Yıldızları Ödül Töreni online olarak gerçekleştirildi. İlk kez İKMİB tarafından düzenlenen online ödül töreni İKMİB’in youtube kanalından ve web sitesinden canlı olarak yayınlandı. TC. Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’ın teşrifleri ile Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı İsmail Gülle ve İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Adil Pelister’in katıldığı, moderatörlüğünü Oylum Talu’nun yaptığı ödül töreni 7 Temmuz 2020 tarihinde gerçekleştirildi. 2019 İKMİB İhracatın Yıldızları Ödül Töreni’nde, kimyanın alt sektör ve ürün gruplarında toplam 28 kategoride ilk beşe giren ve ödül almaya hak kazanan 140 firma açıklandı. 2019 yılında kimya sektöründe ihracat şampiyonu ilk üç firma, Socar Türkiye Rafineri ve Petrokimya, Ciner İç ve Dış Ticaret A.Ş ile Eti Maden İşletmeleri oldu. Socar Türkiye Rafineri ve Petrokimya Başkan Yardımcısı Rıza Bozoklar, Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü Pazarlama ve Satış Dairesi Başkanı Ömer Çatal ve Ciner İç ve Dış Ticaret A.Ş. Cam ve Kimyasallar Başkan Yardımcısı Mahmut Kurşun video konferans ile törene katılarak teşekkür konuşmalarını yaptı.

Ruhsar Pekcan: “Kimya sektörü ülkemiz için stratejik sektörlerden biridir”

Kimya sektörünün önemli çatı kuruluşlarından olan İKMİB’in düzenlediği ödül töreninde konuşan TC. Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, “Bu ödül töreni aynı zamanda ihracatçı birliklerinin dijital ortamdaki ilk ödül töreni olacak. Pandemi sürecinde böyle bir ödül töreni düzenlemiş olmak, başarılarımızı ödüllendirmek bundan sonraki atacağımız adımlar ve hedeflerimiz için bizleri cesaretlendirecek. İş dünyası için de moral ve motivasyon olacaktır. Kimya sektörü ülkemiz için stratejik sektörlerden biridir. Kimya sektöründe Türkiye’ye daha fazla yatırım çekmeyi hedefliyoruz. Avrupa ile beraber ülkemizde de normalleşme sürecini başlattık. Ülkemizde bu süreci çok proaktif yönettik. Biz de Bakanlık olarak ekonominin en az etkilenmesi, ticaretin en az etkilenmesi için temassız ticaret uygulamasını devreye aldık. Bu dönemde Cumhurbaşkanımızın başkanlığında tüm Bakanlarımızla tam bir uyum ve eşgüdüm içerisinde çalıştık. Bu süreçte özel sektör ve devlet iş birliğinin, dayanışmasının hep beraber çok güzel bir örneğini verdik” dedi.

İhracatta normale dönüşle ilgili olumlu sinyaller almaya başladıklarını belirten Pekcan, “Haziran ayı ihracatımızda Mayıs ihracatımıza göre yüzde 35 artış oldu. Kimya ihracatımızda da Mayıs ayına göre yüzde 24 artış söz konusu. İnşallah bütün sektörlerimizde bu artış trendinin çok daha hızla artarak yukarıya doğru yükselmesini bekliyoruz. Bakanlık olarak desteklerimizle, iş birliği içinde çalışmaya her zamankinden daha fazla istekliyiz. Önümüzdeki süreçte Türkiye’nin küresel tedarik zincirlerindeki konumunu güçlendirmesi ve daha etkin bir şekilde yer alması hiç de şaşırtıcı olmayacak. Bu noktada kimya sektörümüzün de küresel tedarik zincirlerindeki konumunu güçlendirmesini bekliyor ve destekliyoruz. Sektörümüzü Bakanlık olarak sağladığımız desteklerden yararlanmaya davet ediyoruz. 2019’da toplam kimya sektörü ile ilgili olarak 171 fuar destek kapsamına alındı. 13 UR-GE Projesi başarıyla devam ediyor. 20 UR-GE Projesi ise tamamlandı. Turqualite programı kapsamında kimya sektöründen 22 firmamızın 24 markası Turqualite desteklerinden yararlanıyor. 15 firmanın 16 markası da marka desteklerimizden yararlanıyor. Kimya sektöründe Bakanlığımızın öncülüğünde 13 ülkeye sektörel ticaret heyeti düzenledik ve alım heyetleri ile beraber 4 bin 500 ikili görüşme sağladık. Dijitalleşme konusunda da çok ciddi adımlar attık. Bunu yakinen takip eden ihracatçı birliklerimizden birisi de İKMİB oldu. İlk Sanal Ticaret Heyeti’mizi Latin Amerika’ya İKMİB gerçekleştirdi. İKMİB yönetimini yine ilk dijital ödül törenini ve ilk dijital ticaret heyetini düzenledikleri için ayrıca tebrik ediyorum” ifadelerini kullandı.

İsmail Gülle: “Sektörün hedefi 20 milyar doların üzeri”

İlk defa dijital ortamda gerçekleştirilen 2019 İKMİB İhracatın Yıldızları Ödül Töreni’nin bir başlangıca vesile olacağını belirten Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı İsmail Gülle, pandemi dönemindeki zorlu koşullara rağmen haziran ayı ihracat rakamlarının rekor düzeyde olduğunu ve bu sonucun yeni rekorların da habercisi olacağını ifade etti. İsmail Gülle, sözlerini şöyle sürdürdü: “İhracatçıların azmi ve kararlılığı zor olanı kolaylaştırdı ve engelleri yok etti. Olağanüstü koşullarda ihracatçılarımızın verdiği başarılı sınav, Türk ihracatının geleceğinin ne kadar da parlak olduğunun adeta bir nişanesidir. Salgın öncesi rakamların üzerine çıkmış, normalin de ötesindeki performansımıza başlamış durumdayız. Sayın Ticaret Bakanımız Ruhsar Pekcan, bu zorlu dönemde ihracat ailesinin her türlü sorunu ile yakından ilgilendi. Pandemi sürecinde Ticaret Bakanlığımızın ihracat için attığı adımlar, inanıyorum ki gelecek dönem ihracatının altyapısını oluşturacaktır. Sayın Bakanımıza, ihracatı önceliğe alan yaklaşımı ve ihracat ailesine olan sonsuz destekleri hasebiyle şükranlarımı sunuyorum.”

Kimyevi maddeler sektörünün ihracattaki başarıya ciddi bir katkı sağladığını dile getiren İsmail Gülle, sözlerine şöyle devam etti: “Normalleşme sürecine geçtiğimiz ay içerisinde sektörümüz, yüzde 10,2’lik bir artışla 1,4 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirerek ‘yeni normalde, normalin de ötesinde’ dedi. Kimyevi maddeler sektörümüz, 2019 yılında en çok sayıda ülkeye ihracat yapan sektör oldu. Bu durum kimyevi maddeler sektöründe ihracatçılarımızın pazar çeşitlendirmesini başardığını gösteriyor. 2019 yılında tam 140 ülkeye kimyevi maddeler ihracatımız artış sergiledi. Bu başarının mimarları bugün aramızdalar. Ödül alan tüm ihracatçılarımıza üstün emeklerinden dolayı yürekten teşekkürlerimi sunuyorum. Bu başarıyı daha da ileriye taşımak bizlerin elinde. Kimyevi maddeler sektöründeki 163 ayrı 6’lı GTİP kodlu üründe ülkemiz ihracatçısı rekabet üstünlüğünü elinde bulunduruyor. Rekabetçi ürün yelpazesine sahip kimyevi maddeler sektörünün gücünü sahaya yansıtması Türk ihracatçısını rakiplerinden ayrıştıracak ana unsur olacaktır. Küresel ticarette bu denli düşüşün yaşandığı bir yılda dahi, sektörümüzün yıllık ihracatını 20 milyar dolar üzerine çıkarması en önemli hedefimiz. İhracatçılarımızın yoğun gayretleri, hükümetimizin destekleri, TİM olarak bizlerin ve birliğimizin çalışmaları ile bu başarıları yakalayacağımızdan eminiz.”

Adil Pelister: “İhracatın Yıldızları Ödülleri bizim gururumuz, ilk dijital ödül törenimizi yapmak da ayrı bir gurur vesilesi”

Bu yıl beşincisini düzenledikleri İKMİB İhracatın Yıldızları Ödül Töreni’ni pandemi dolayısıyla yeni normal olarak nitelendirilen şartlar altında yaptıklarını ifade eden İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Adil Pelister, İhracatın Yıldızları Ödül Töreni’nin İKMİB’in gururu olduğunu vurguladı. Dijital imkanların kendilerine birtakım ilkleri de yaşattığına dikkat çeken Pelister, “Mayıs ayında ilk dijital ticaret heyeti organizasyonumuzu Kolombiya özelinde yapmıştık. Yine TİM çatısı altında ilk dijital ödül törenimizi de yapıyor olmak ayrı bir gurur vesilesi. Seçim manifestomuzun da ilk maddesi dijitalizm idi. O günden bugüne Ticaret Bakanlığımız ve TİM başkanlığımızla birlikte dijital dönüşümün içinde olduk, olmaya da devam edeceğiz. 2019 yılında gerek toplam ihracatta gerekse sektörel olarak kimya ihracatımızda rekorlar kırdık. Toplam ülke ihracatımız 180,5 milyar dolar, toplam kimya sektörü ihracatımız ise 2018 yılına göre yüzde 18.5 büyüyerek, ülkemizin toplam ihracatından yüzde 11.4 pay alarak 20,6 milyar dolar olarak gerçekleşti. 2019 yılında kimya sektörü olarak büyük bir başarıya imza atarak, otomotiv sektörünün ardından yılı ikinci sırada tamamladık. Kimya sektörümüzdeki mamuller haricinde, diğer 27 sektöre hammadde ve yarı mamullerini de vererek en az bir o kadar daha katkı sağlıyoruz. 2019 yılında ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşları, Brexit meselesi, İran ambargosu, Suriye savaşı gibi birçok sorun varken, biz yine de rekorlar kırdık. 2019 yılında ihracat rekorlarını kırmamızın yanı sıra, Ur-Ge heyetlerimiz, uluslararası fuar milli katılım organizasyonlarımız, satın alma heyetleri, markalaşmayı ve Ar-Ge’yi destekleyen yarışmalarımız gibi birçok faaliyet gerçekleştirdik. Dünyanın dört bir köşesinde ülkemizi ve sektörümüzü tanıttık, anlaşmalara imza attık, ürünlerimizi dünyaya sattık” dedi.

“Türkiye’de bir ilk olarak Kimya Teknoloji Merkezi kurma çalışmalarımız devam ediyor”

2020 yılı ile ilgili değerlendirmede bulunan Pelister, “2020 yılında kimya sektörü olarak 23 milyar dolar ihracat yapmayı hedeflemiştik ve bu rakamı yakalamak üzere birçok organizasyon planlamıştık. Ancak, Korona Pandemisi dolayısıyla bütün dünyayı kapsayan olağanüstü bir durum yaşandı ve halen de ne yazık ki yaşanmaya devam ediyor. Bu karmaşaya rağmen kimya sektörü olarak Haziran 2020 itibariyle 8 milyar 640 milyon dolarlık ihracat rakamını yakaladık. İhracatımız, Haziran ayında geçen aylara göre ciddi bir artış kaydetti. Önümüzdeki aylarda pozitif havanın artarak devam edeceğine ve geçen yılki 20 milyar dolarlık rakamı yakalayacağımıza dair inancımız tamdır. Aynı zamanda, finansmana erişimi kolaylaştırarak, üretim ve yatırımlarına devam etmek isteyen reel sektöre olan destekler devam ediyor. Birçok hayati kararları hızlıca alma iradesini gösterdiğinden dolayı, başta sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere saygıdeğer Ticaret Bakanımıza, kıymetli tüm bakanlarımıza, varlıklarını her daim hissettiğimiz kıymetli bürokratlarımıza şükranlarımı arz ediyorum. Artık yeni bir dünya kurulurken yüksek teknoloji içeren katma değerli ürün üretip ihraç edebilmeliyiz ve ölçek ekonomisi modellemesine geçmeliyiz. Bu noktada gerçek bir inovasyon ve bu yönde Araştırma Geliştirme desteklerini yeniden ele almalıyız. Bizler de İKMİB olarak “Kimya Teknoloji Merkezi” kurma çalışmalarımız ile bu konuya destek sağlayacağız. Bu merkezimizde; Akredite edilmiş laboratuarlar, dijital kütüphaneler, start-up alanları, konferans salonları ve alt sektörlerimizin ihtiyaçlarının karşılandığı dijital çözümler olacak. Bu yönleri ile böyle bir merkez Türkiye’mizde bir ilk olacak. Kimya teknoloji merkezi kurma girişimimizi destekleyen Ticaret Bakanımıza ayrıca teşekkürlerimi arz ederim” açıklamasını yaptı.

“2021 senesinde yeniden atağa geçeceğimize olan inancımız tamdır”

Kimya sektörünün 2030 yılına gelmeden Türkiye’nin ihracattaki en büyük sektörü olacağını söyleyen Pelister, şöyle konuştu: “Yeni dijital çağda, yüksek teknolojiye dayalı, dünya standartlarında üreterek büyümeyi görmek, sektörümüzde büyük bir heyecan yaratmaya devam edecektir. Pandemi sebebiyle kaybettiğimiz başta sağlık çalışanlarımız olmak üzere vefat eden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Ekonomimizdeki hasarı sektörümüze ve ülkemize olan güvenimizle tamir edeceğimize, 2021 senesinde yeniden atağa geçeceğimize ve bu günleri atlatacağımıza olan inancımız tamdır. Çünkü ‘Biz Birlikte Güçlüyüz’. Dereceye girerek ödül alan ihracatın parlayan yıldızlarını gönülden tebrik ediyorum.”

İletişim Sektöründe En Kötüsü Geride Kaldı

Faselis’in açıkladığı verilere göre Mayıs ayında basın bülteni gönderim sayıları 2020 yılının en düşük düzeyinde kaldı. Önceki yılın aynı ayına göre %41, 2020’nin Ocak ayına göre %13.06 düşüş gösteren sayılar Haziran ayında düşük de olsa yükselme kaydetti.

Son bir yıldır ekonomide yaşanan durgunluğun üzerine gelen Covid-19 salgını İletişim sektörünü olumsuz etkilemeye devam ediyor. Medya veritabanı ve basın bülteni dağıtım konusunda Türkiye iletişim sektörünün en önemli hizmet sağlayıcısı Faselis’in açıkladığı

verilere göre Mayıs ayındaki basın bülteni dağıtımı geçtiğimiz yıla göre %41 bu yılın Ocak ayına göreyse %13.06’lık düşüşle dip yaptı. Haziran ayı ile birlikte ise sektörde bir hareketlenme gözlenmeye başladı.

İletişim sektörü açısından pek çok olumsuz faktörün bir araya gelmesi nedeniyle Mayıs ayında 2020’nin en düşük rakamlarının gerçekleştiğini söyleyen Faselis CEO’su Aydın Sün, yaptığı açıklamada “Mayıs ayında pek çok ilde yürürlükte olan hafta sonu sokağa çıkma yasakları Ramazan ayında her yıl yaşanan durgunlukla aynı döneme denk gelince iletişim faaliyetleri de dip yaptı. Yoğun iletişim yapan Perakende, Finans, Moda gibi sektörlerde bir hareketlenme görünse de yine yoğun iletişim yapan Bilgi ve İletişim Teknolojileri, Hizmet ve Güzellik gibi sektörlerde düşüş devam etti. Toplamda ise Ocak ayına göre düşüş %13.06 oldu.”

Turizm’de toparlanma başladı

Covid-19’dan en yoğun etkilenen sektörlerin başında olan Turizm sektöründe, yaz sezonu etkisi ile bir toparlanmanın başladığı görünüyor. Turizm sektöründe faaliyet gösteren markalarının basın bülteni gönderimleri Nisan ayına göre Mayıs ayında %120, Haziran ayında ise %228 artış gösterdi.

Basın bülteninin gönderildiği kategoriler dikkate alındığında ise Mayıs ayında Sağlık kategorisinde gönderilen bültenlerin sayısında Nisan ayına göre %32 düşüş kaydedilirken Kültür Sanat kategorisinde bu rakam %25.45 olmuş. Tüm kategoriler dikkate alındığında ise düşüş oranı %18 düzeyinde. Haziran ayında toparlanmanın başladığını gözlemlediklerini belirten Aydın Sün, “Haziran ayında Mayıs ayına göre toplamda %11.63’lük bir artış görüyoruz. Bu artışta başı %29.66 ile Savunma kategorisi ve %23.22 ile Emlak – İnşaat kategorisi çekiyor” dedi.

Kamu ve Özel Sektör El Ele Verirse Türkiye Pandemi Krizini Fırsata Çevirebilir

İstanbul Ticaret Üniversitesi akademisyenlerinin Covid-19’a ilişkin hazırladığı yeni raporda, Türkiye’nin krizlere karşı artık dirençli olduğu, pandemi sürecinde de Avrupa’nın üretim üssü olmayı hedeflemesi gerektiği belirtiliyor. Bunun için kamu ve özel kesimin el-ele vererek akıl ve güç birliği yapması gerektiğine vurgu yapan raporda Covid-19 pandemisine karşı ve sonrasında alınacak tedbirleri belirlemek, koordine ve takip etmek amacıyla Cumhurbaşkanlığı’nda ‘Pandemiye Karşı Önlemler, Planlama ve Koordinasyon Birimi’ oluşturulması da öneriliyor.

İstanbul Ticaret Üniversitesi akademisyenleri tarafından hazırlanan Covid-19 raporlarına bir yenisi daha eklendi. Prof. Dr. Yusuf Balcı ve Dr. Öğretim Üyesi Güldenur Çetin’in kaleme aldığı ‘Türkiye Ekonomisinde İstihdam ve Çalışma Hayatı Üzerindeki Etkileri’ başlıklı rapor, pandemi sebebiyle Türkiye ve dünya ekonomisinde meydana gelen hızlı ve köklü değişimleri, makroekonomik yapıdaki aksaklıkları ve sorunları ortaya koyarken, çözüm önerileri de sunuyor.

Raporda, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin mevcut ekonomik yapılarının karşı karşıya kaldığı tehditlerin yanı sıra Türkiye ekonomisinin pandemi sonrası muhtemel durum tahlilleri yapılıyor.

TÜRKİYE KRİZLERDEN DERS ALDI

1970’li yıllarda yaşanan petrol krizi, 1994 finans krizi ve 2001 krizinin, küresel krizlerle baş etmede Türkiye ekonomisi açısından birer ders niteliğinde olduğu belirtilen raporda, 2008 küresel kriz sonrası ekonomi gidişatı ve uygulanan politikaların bugün yaşanan pandeminin tetiklediği küresel kriz bakımından son derece önemli olduğu vurgulanıyor.

Raporda pandeminin maliyetini net olarak öngörmenin mümkün olmadığı belirtilerek, şu ifadeler kullanılıyor: “Ekonomik faaliyetlerin tamamıyla durmaması, ülke ekonomisi açısından bir avantaj teşkil etmekle beraber, kısmen yavaşlamasıyla da GSYİH açısından belirli oranda azalmanın kaçınılmaz olduğunu söylemek mümkün. Özellikle üretim sürecinin devamlılığının sağlanması üzerine atılan adımlar, üreticiyi desteklemek üzere alınan kararlar bu noktada önem arz ediyor.”

FIRSATA ÇEVRİLEBİLİR Mİ?

Her krizin ortaya çıkardığı ağır sorunların yanında fırsatlar sunduğuna da işaret edilen raporda, şu önerilerde bulunuluyor: “Pandemi sonrası oluşacak yeni ekonomide ve çalışma hayatında gelir ve istihdam kayıpları olmaması hedefinin yanında, Türkiye’nin bütün dünyanın yaşadığı bu krizden avantajlı çıkabilmesi için kamu ve özel kesim el-ele vererek akıl ve güç birliği yapmalı. Türkiye bu noktada Avrupa’nın ve bölgenin üretim üssü olmayı hedeflemeli.”

Türkiye’nin salgına daha geç yakalanması ve salgının ülkeye gelişine kadar geçen sürenin sağlık sektörü açısından hazırlanma süreci olarak değerlendirilmesinin diğer ülkelere nazaran daha avantajlı hale gelinmesini sağladığı belirtilirken salgın yayılım hızının düşük olması ve kontrollü ilerlemesinin sağlanması sayesinde ekonomik hayatı tamamen durdurmadan salgınla mücadele edildiği kaydediliyor.

Raporda salgın döneminde yapılan kamu harcamalarının tolere edilebileceğinin altı çizilirken, özel sektöre de bazı kolaylıklar sağlanması gerektiği şu sözlerle vurgulanıyor: “Özel sektör açısından da hızlı bir tedbir ve uygulama sürecine girilmeli. Özellikle internetten satış ve faaliyet alanına sahip olmayan işletmelerin bu süreçten zarar görmeden ya da tam anlamıyla kapanma yoluna girmeden çıkabilmeleri açısından online platformlarda varlık göstermelerine yönelik bir dizi düzenleme yapmaları ve hızla uygulamaya geçmeleri gerekiyor.”

İŞSİZLİK SORUNU DOĞABİLİR

Türkiye’nin son birkaç yılda yükselme eğilimi gösteren işsizlik oranında genel artış ve özelde de yüksek genç işsizlik oranlarıyla böyle bir küresel krize girmesinin krizin olumsuz etkilerini arttırabileceği uyarısı yapılıyor. Çalışmada Türkiye’nin 2019 sonu itibarıyla OECD ülkeleri arasında genel işsizlik oranında Yunanistan ve İspanya’nın ardından üçüncü, genç işsizlik oranında da Yunanistan, İspanya ve İtalya’nın ardında dördüncü sırada yer aldığı hatırlatılıyor ve şu uyarı yapılıyor:

“Türkiye’de genel işsizlik oranının yüksek olmasının yanında, Türkiye’nin gelişmiş ekonomilere göre genç bir nüfus yapısına sahip olması da dikkate alındığında, işini kaybetme riskini nispi olarak daha fazla taşıyan, her şeyden önce iş piyasasına girerek bazı dezavantajlara sahip olan genç işgücünün yaşadığımız süreçte, özellikle önümüzdeki dönemde durumunun ciddiyet arz ettiğine şüphe bulunmamaktadır.”

İşsizlikle mücadele için alınan tedbirlere de değinilen raporda ücretsiz izin döneminde çalışanlara İşsizlik Sigortası Fonu’ndan günlük 39,24 TL ödeme yapılması ve kısa çalışma ödeneğinin önemli tedbirler olduğu vurgulanıyor.

TEDBİRLER VE ÇÖZÜMLER

Pandemi sebebiyle oluşan krize karşı alınacak tedbirlere ve sunulacak çözümlere de değinilen raporda, bu süreçte kamu kesiminin özellikle sağlık ve sosyal güvenlik alanlarındaki öneminin daha iyi anlaşıldığının altı çiziliyor. Raporda, kamunun alması gereken tedbirler konusunda şu önerilerde bulunuluyor: “Covid-19 pandemisine karşı ve sonrasında alınacak tedbirleri belirlemek, koordine ve takip etmek amacıyla Cumhurbaşkanlığı’nda ‘Pandemiye Karşı Önlemler, Planlama ve Koordinasyon Birimi oluşturulmalı. Ayrıca ‘Pandemi Sonrası Ekonomik Yapılanmaya İlişkin Tedbirler’ konulu bir Cumhurbaşkanlığı Genelgesi de yayınlanmalı. Hijyen ve istihdam gibi konuları da içerecek bu genelge, tüm bakanlıklara, kanunla kurulmuş kamu kurum ve kuruluşlarına ve meslek örgütlerine, tüm ilgili kesimlere şamil olacaktır.”

Kamunun düzenleyici rolüne ilave olarak denetleyici rolüne de atıfta bulunulan raporda, “Önümüzdeki dönemde önemi çok daha artacak denetim, tarafların, ilgili kesimlerin, işverenlerin, çalışanların ve özellikle meslek kuruluşlarının da katılımıyla konunun eğitici boyutunu öne çıkararak gerçekleştirilmeli. Bu alanlarda gerekli normlar ve standartlar, birincil ve ikincil yasal düzenlemeler yapılmalı” önerilerinde bulunuluyor.

Gelişmiş Analitik Araçları ile İlaç Üretiminde ‘Mükemmellik’ Yakın

Pharmaceutical Industry
Portrait of young female scientist holding petri dish while working on research in medical laboratory

Yeni bir ilaç geliştirilmesindeki safhaları hızlandıran ve üreticilerin doğru ilaç tercihini yapmasını kolaylaştıran kestirimci analitik, her geçen gün daha çok tercih ediliyor. Software AG’nin gelişmiş analitik çözümleri, anomali değerlendirmelerinin kolayca yapılmasını sağlarken, toplam operasyonel performansı da artırıyor.

İlaç sektöründeki çalışmalar, büyük ölçüde, bilim insanlarının araştırmalarının klinik deneyler gibi aşamalarla veriye dökülmesini içeriyor. En iyi ve en sağlıklı sonuca ulaşmak için araştırmaların ve deneylerin, birçok kez gerçekleştirilebilmesi gerekebiliyor. Bu da, hem toplam süreyi uzatıyor hem de ciddi bir maliyet anlamına geliyor.

Ürün geliştirme anlamında birçok sektörden fazla zorluğa sahip olan ilaç sektörü, son yıllarda biyoistatistik uzmanları sayesinde veriye dayalı çalışmalara ağırlık veriyor. Büyük veri ve analitik gibi teknolojiler ise ilaç sektörüne diğer sektörlerde olduğundan daha fazla katkı sağlamayı vaat ediyor.

TrendMiner ile ilaç üretim süresi ve maliyetleri düşüyor

Konu hakkında konuşan Software AG Türkiye ve Katar Satış Öncesi Müdürü Deniz Pazarcıoğlu, “İlaç şirketleri, toplum ve bireylerin sağlığını tehdit eden hastalıkları önleyebilmek için sıkı bir şekilde çalışıyorlar. Ancak çalışmaların uzun ve maliyetli olması, birçok hastalığa çare bulunmasının önünde engel teşkil ediyor. Oysa, araştırmalardan başlayarak üretime kadar olan tüm süreçlerde Büyük veri teknolojisinden, kestirimci ve self servis analitik tekniklerinden faydalanmak mümkün. Doğru araçlar, ilaç şirketlerine çok sayıda seçeneği hızlı bir şekilde test etmeyi, verilerden öngörüler ve tahminler çıkartmayı, dolayısıyla da daha etkili ve hızlı sonuç almayı sağlıyor” dedi.

Software AG’nin TrendMiner çözümü, kısa süre önce tanıtılan R1 sürümü sayesinde yazılım sensörleri yaratarak iç içe hesaplamaların önünü açıyor. Çok sayıda formüldeki birbiriyle bağlı parametreleri birleştirerek fiziksel algılayıcıların yapamadığını yapan sensörler, süreç performansı ve ürün kalitesini artırıyor. Bu süreç, verinin özgürleştirilmesi, diğer bir deyişle veri bilimcisi bağımlı olmayarak, bünyesinde veri bilimcisi barındırmayan kurumlarda ilgili veri sahibi mühendisin, analitik modelleme bilgisine sahip olmadan ve Bilgi Teknolojileri Bölümü’ne bağımlı olmadan, kendi verilerini yorumlayabilmesini ve analiz edebilmesi kolaylığını da getiriyor.

İlaç sektörüne yılda 100 milyar dolardan fazla değer sağlayabilir

İlaç endüstrisine Büyük Veri’nin yapabileceği katkıları değerlendiren Software AG Türkiye ve Katar Satış Öncesi Müdürü Deniz Pazarcıoğlu, “Büyük Veri, ilaç ve medikal cihaz sektörüne her yıl 100 milyar doların üzerinde değer katabiliyor. Kestirimci analitik çalışmaları, pazara sürülmesi ortalama 13 yıl süren bir bileşiğin 3 ila 5 yıl daha kısa sürede hazırlanabilmesini mümkün kılıyor” ifadelerini kullandı.

Analitik uygulamaları, ilaç test aşamalarında güvenliği de artırıyor. Gerçek zamanlı veri toplama ve değerlendirme özelliği, klinik bir deneydeki yan etkilerin ya da ilaç etkisindeki düşüşlerin öngörülebilmesini sağlıyor.

Enerji, kamu hizmetleri, gıda işleme, metal ve madencilik sektörlerinin yanı sıra, ilaç sektörüne de önemli bir katkı sağlayan TrendMiner, operasyonel performansı izleyip analiz etmenin yanında, tahminler ortaya koyabiliyor. Çözüm, içerisinde yer alan genişletilmiş zaman serisi ve bağlam analitiği ile anomali değerlendirmelerini de hızlandırıyor.

SoftwareAG, sağlık sektörü için kapsamlı dijital dönüşüm çözümleri sunuyor

Dijital dönüşüm, sağlık sektöründe inovasyon yaratmanın anahtarı olarak görülüyor. Sağlık uzmanlarının çalışma kapsamını genişleten, yeni nesil medikal cihazlar üretilmesini sağlayan, farklı konumlardaki uzmanları bir araya getiren, sağlık hizmetinin kalitesini ve olanaklarını artıran bu çözümler, SoftwareAG tarafından entegrasyon, API, Nesnelerin İnterneti, analitik ve iş dönüşümü başlıklarında ele alınıyor.

Sağlık sektörüne verimlilik, maliyet, gelir ve risk yönetimi çözümleri sunan Software AG, planlama, yönetişim, görünürlük, veri siloları, bağlanabilirlik, uygulama geliştirme, gerçek zamanlı yanıt, kompleks olay yönetimi, akan veri analitiği, kestirimci analitik, endüstriyel self servis analitik gibi kapsamlı dijital dönüşüm çözümleriyle bu alanda en çok karşılaşılan zorlukları da ortadan kaldırıyor.