Koronavirüs ile ilgili Doğru Bilinen Yanlışlar Prof. Dr. Birol Baytan Cevaplıyor

Doctor wearing facemask
Doctor wearing facemask during coronavirus and flu outbreak. Virus and illness protection, home quarantine. COVID-2019

Koronavirüs  tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de gündeme oturdu. İnternette ve sosyal medyada yer alan bilgi kirliliği ise, insanların kafasının karışmasına neden oluyor. Emsey Hospital’dan Prof. Dr. Birol Baytan kişisel temizliğimiz ve eşyalarımızın temizliği ile ilgili doğru bilinen yanlışlar hakkında bilgiler paylaştı. Tuzlu su, sirke ve limonun tedavide hiçbir etkisi olmadığını belirten Baytan ayakkabı terlik ve giysi temizliğinin bu süreçteki önemine değindi.

Bu dönemde giysi, ayakkabı, terlik ve kişisel temizliğimizde nelere dikkat etmeliyiz?

Covid 19 yeni bir virüs yaklaşık 4 aydır tanıdığımız bir virüs. Araştırmalarda saatlerce hatta günlerce cansız yüzeylerde kalabileceği gösterilmiş ise de hastalık oluşturma potansiyelinin cansız yüzeylerde 12 saatten uzun olmadığına dair bilgiler var. Bu dönemde en önemli temizlik önlemleri sık sık en az 20 saniye süre ile bol sabun ile elleri yıkamak ve mümkün ise kağıt havlu kullanmak. Ayakkabılar ile eve girmemek. Evde kullandığımız terlikleri dezenfekte etmek, kalabalığa girersek mont ve paltolarımızı balkonda yaklaşık 12 saat havalandırmak önemli olabilir. Ama sık sık el yıkamak ve elimizi mümkün olduğunca az yüzümüze götürmek önemli.

AYAKKABI VE TERLİK TEMİZLİĞİNE DİKKAT EN ÇOK ZEMİNDE YAŞIYOR

Koronavirüs cansız nesnelerde, giysilerimizde terlik ve ayakkabılarımızda ne kadar süre yaşamını sürdürüyor?

Araştırmalarda saatlerce hatta günlerce cansız yüzeylerde kalabileceği gösterilmiş ise de hastalık oluşturma potansiyelinin cansız yüzeylerde 12 saatten uzun olmadığına dair bilgiler var.

Koronavirüs hangi maddelerde daha uzun süre varlığını sürdürüyor?

Metal yüzeylerde uzun kaldığı bildiriliyor ancak virüsün hastalık yapıcı etkisi de kalıyor mu bu tam bilinmiyor. Bu yüzden tedbirli olup kirli olduğunu düşündüğümüz yüzeyleri dezenfektanlarla veya 1/10 sulandırılmış çamaşır suyu ile temizlemek etkili olabilir.

Koronavirüs ile ilgili toplumca doğru bilinen yanlışlar neler?

Yaşlıları, kalp ve akciğer hastalığı olanları daha fazla etkiliyor. Fakat gençleri ve ek hastalığı olmayanları da etkiliyor ve öldürüyor.

Kolonya virüsleri öldürür mü?

Cevap: Kolonyanın içinde bulunan alkol bir dezenfektandır. Fakat etkili olabilmesi için en az %80 alkol içeriğine sahip olmalıdır.

Tuzlu su ile burnu düzenli yıkamak hastalığı önler mi?

Cevap: Hayır. Yapılan hiçbir çalışmada hastalığı önlendiği gösterilmemiştir.

Zencefil zerdeçal sarımsak hastalığı iyileştirir mi?

Cevap: Tedavide faydası yok.

Sıcaklık virüsü öldürür mü?

DSÖ’ye göre; el kurutma makineleri virüsü öldürmez. UV lambaları da elinizi sterilize etmekte kullanılmaz hatta böyle bir şey yaparsanız radyasyon cildinizi tahriş edebilir.

Koronavirüs’ten korunmak amacıyla maske ve eldiven kullanımı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Maskeleri corona virüs bulguları taşıyanların etrafındaki insanları korumak için takması gerekiyor. Hasta insanların dışında maske takması gerekenler, hasta birine refakat edenler ve tabi ki sağlık çalışanları kullanmalı. Hastanelere kalabalık ortamlara girilecek ise de maske takılabilir. Eldiven kullanımı yalancı bir güven hissi verebilir. Eldiven takmaktansa sık sık elleri yıkamak daha akılcıdır.

Koronavirüs salgını için ülkemizin durumunu nasıl yorumluyorsunuz, virüsün yayılma hızı artacak mı?

Virus salgınında ülkemize geç gelmiş olması bir avantaj en azından bazı mücadele taktiklerimiz var, Çin’in deneyimi var ama halkımız bir an önce bu durumun ciddiyetini anlayıp sosyal mesafeye dikkat etmeli ve mümkün olduğunca evde kalmalı. Yoksa önümüzde İtalya ve İspanya gibi kötü örneklerde duruyor onların durumuna düşebiliriz.

TÜMSİAD’tan 12 Maddelik Ekonomik Tedbir Paketi

Mature lady with bills noting her purchases at home
Domestic economy. Mature lady with bills noting her purchases at home, panorama

Koronavirüsün neden olduğu Kovit-19 salgını insan sağlığı tehdit altında, ülke ekonomilerine büyük zarar veriyor. TÜMSİAD Genel Başkanı Yaşar Doğan için 12 tedbireden oluşan bir tedbir paketi hazırladıklarını söyledi. Doğan için açıklamada, ” Salgının, insan sağlığı, ekonomik ve sosyal yönleri bulunmaktadır ve süreç kendi içinde bulunduğunuz belirsizlik barındırıyor. Bu belirsizlik içinde birlik ve beraberlik içinde olursak krizi yeneceğimize olan inancımız tam ” dedi

Sadece ülkemiz değil tüm dünya tarihte eşine benzerine rastlanmamış bir salgın ile karşı karşıya çıkıyor. Koronavirüsün neden olduğu Kovit-19 salgını insan sağlığını tehdit ediyor, ülke ekonomilerine büyük zararlar veriyor. Tüm Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜMSİAD) Genel Başkanı Yaşar Doğan ise bu zorlu süreçle ilgili bir basın açıklaması yayınladı. Açıklamada, salgının olası etkilerini en aza indirmek için devletimizin nasıl tedbir kararılarını izleyin takip edip hassasiyetle yerine getirmenin; resmi kurumlar ile işbirliği içerisinde tartışmak destek etmeyi, bu hassas hareket spekülatif yaklaşımlara itibar edilmemenin ve panik içinde fevri olarak değil planlı ve itidalli hareket etmenin büyük önem taşıdığı vurgulandı.

ÖNCE İNSAN VE SAĞLIK

Türkiye’de ilk koronavirüs vakasının 11 Mart’ta tespit edildiğini hatırlatan Doğan, ‘’Hükümetimizin koronavirüsle mücadele kapsamında erken müdahaleleri, muhtemel kayıpların asgaride tutulmasında büyük rol oynadı. Hem ülke, hem de dünya olarak daha önce tecrübe etmediğimiz kritik bir süreçten geçmekteyiz’’ dedi. Virüsün yayılmasını önlemek adına alınan önlemlerin yanında, hayata geçirilen ekonomik tedbirlere de vurgu yapan Doğan, ‘’Önce insan ve sağlık geliyor. Bunun yanında ülke ekonomisinin bu zorlu süreçten en az zararla çıkması için hükümetimiz çok önemsediğimiz ve sürekli güncellenen önlem paketleri açıklıyor. Açıklanan paketler, ekonomiyi arz, talep, istihdam ve vergiler açısından da en genel şekliyle ele alıyor. Ancak salgının, insan sağlığı, ekonomik ve sosyal yönleri bulunuyor ve süreç kendi içinde birçok belirsizlik barındırıyor. Bu belirsizlik ortamında birlik ve beraberlik içinde olursak krizi yeneceğimize olan inancımız tam’’ diye konuştu.

İŞTE 12 MADDE

Doğan sözlerini şöyle sürdürdü: ‘’TÜMSİAD olarak yönetimi kurulumuz ve ekonomistlerimizle birlikte yaşadığımız süreci masaya yatırdık. TÜMSİAD, başta KOBİ’ler olmak üzere sanayicilerin ve işadamların sesidir. Bu sorumlulukla salgın sürecinde açıklanan ekonomik tedbirlere ek olarak 12 maddeden oluşan öneri paketi hazırladık. Bu önerileri hükümetimiz ve kamuoyunun dikkatine saygıyla sunuyoruz.’’

1.Teşvik ve Destek iadelerine öncelik verilmesi,

2.Başta KDV iadeleri olmak üzere vergi iadelerinin yüzde 90’ının 1 hafta içinde mükelleflere iadelerinin yapılması,

3.kamu idarelerinden olan alacakların bankalara ya da devlete olan borçlara karşılık bankalara/devlete devir ve temliklerin yapılıması,

4.SGK ödemelerinin 6 ay ötelenmesi,

5.Mevcut vergi, SGK, idari para cezaları vb. borçların faizlerinin silinerek, ÜFE-TÜFE oranında 9-12-18 taksitle yapılandırılması,

6.6736-7143 taksitlerini kaçıranlara ilave süre tanınması,

7.İİK hükümleri AATUHK hükümlerinin de uygulanmasının 6-12 ay ertelenmesi,

8.Mücbir Sebep Hali kapsamında olmasına rağmen listede yer almayan sektörlerin ilave edilmesi, (seyahat çantaları, valiz, bavul vb. imalatçıları gibi)

9.Mümkünse sektör ayrımının kaldırılması,

10. Gıda, giyim ve sağlık harcamalarında KDV oranının geçici olarak yüzde 1’e indirilmesi,

11.TV, radyo vb. yayın kuruluşlarının TÜRKSAT ödemelerinin ötelenmesi,

12. Bütün destek ve önlemler devletin farklı kurumlarından farklı farklı yerlerde açıklanıyor. Bir web sitesi oluşturulup hem tıbbi, hem ekonomik, hem de teşvikleri ile ilgili her şeyin tek yerden açıklanması.

Ford Otosan, Sağlık Çalışanlarına Yüz Maskesi Üretmek için Hazırlıklarını Tamamladı

????????????????????????????????????

Ford Otosan, Türkiye’nin yeni tip koronavirüsle (Covid-19) mücadelesine katkı sunmak için düğmeye bastı. Şirket, koronavirüsle mücadelenin temel dayanağını oluşturan sağlık çalışanları için tasarımını tamamladığı yüz maskelerini üreteceğini duyurdu.

Ford Otosan Genel Müdürü Haydar Yenigün, ilgili bakanlıklarla ihtiyaca yönelik yaptıkları görüşmelerin sonucunda; 3D (üç boyutlu) yazıcı ve basit kalıplarla komponent ve prototip üretimine başladıklarını, yüz maskelerinin seri üretimine hazır olduklarını açıkladı.

Türk otomotiv sanayinin öncü şirketi Ford Otosan, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın ardından Sağlık Bakanlığı ile yapılan görüşmeler sonucunda Türkiye’nin koronavirüsle mücadelesinde kritik rol oynayan sağlık çalışanlarının güvenliğine yönelik yüz maskesi üreteceğini duyurdu.

Açık kaynaktan alınan ancak tasarımı Ford Otosan Ar-Ge Departmanı tarafından iyileştirilen yüz maskesi, benzerlerinden farklı olarak, 150 derecelik bir açıyla yüzün tamamını korurken, ön camı özel olarak geliştirilen PET veya PETG malzemeden kesilerek üretilecek.

Yenigün: “Çok kısa zaman içerisinde on binlerce maske üretebilecek duruma geldik”

Yüz maskelerinin seri üretiminin yan sanayi ile birlikte Ford Otosan’ın geliştirdiği kalıpla yapılacağını vurgulayan Ford Otosan Genel Müdürü Haydar Yenigün, şunları kaydetti:

“Tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüsle mücadelede Türkiye’nin öncü sanayi şirketlerinden biri olarak, gereken her türlü desteği vermeye hazır olduğumuzu açıklamıştık. Bu doğrultuda, hem Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız hem de Sağlık Bakanlığımız ile bir dizi görüşmeler gerçekleştirdik. Sonrasında hızla çalışmalarımıza başladık. Açık kaynaklı bir modeli baz alarak, Sağlık Merkezi çalışanlarımızın yönlendirmeleri ve Ford Otosan Ar-Ge mühendislerinin çalışmalarıyla bu modeli yüzün tamamını koruyacak şekilde iyileştirdik. Hızla Ar-Ge sürecini tamamladık. Geldiğimiz noktada; şu an maske üretimi için 3D (üç boyutlu) yazıcı ve basit kalıplarla komponent ve prototip üretimine başladığımızın müjdesini paylaşmak istiyorum. Tasarladığımız yüz maskeleri, yan sanayimiz ile birlikte sağlık çalışanlarımızın canları pahasına verdiği mücadelede kullanılmak için seri üretime hazır. Çok kısa bir zaman içerisinde on binlerce üretebilecek duruma geldiğimiz için çok mutluyuz.”

Üretim Kapasitesinin Yarıdan Fazlası Hijyen Malzemelerine Ayrıldı

Türkiye’nin önde gelen kişisel bakım ve kozmetik üreticilerinden Giz Kozmetik, üretim kapasitesinin büyük bölümünü kolonya ve antibakteriyel malzemelere ayırdı. Toplumun bu dönemde başta kolonya olmak üzere antibakteriyel temizlik malzemelerine büyük ihtiyaç duyduğunu belirten Giz Kozmetik Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Zengin, üretim tesislerinde kapasitenin yarıdan fazlasını bu ürünlere ayırdıklarını söyledi. Özellikle kötü niyetli kimselerin bu durumu fırsata çevirerek zararlı ürünleri piyasaya sürdüğünü ve halk sağlığını tehlikeye attığını dile getiren İbrahim Zengin, ilk hedeflerinin iç pazardaki talebi karşılamak ve halk sağlığını korumak olduğunu söyledi.

Dünyayı etkisi altına alan Koronavirüs Salgını, toplumun hijyen ve temizlik malzemelerine olan ihtiyacını artırdı. Bütün ülkeler bu süreçte hijyen malzemelerinin ihracatına kısıtlama getirdi. Başta kolonya olmak üzere birçok temizlik malzemesi bulunamaz hale gelince piyasada oluşan temizlik ve hijyen ürünlerine ihtiyacı karşılamak yerli üreticilere düştü. Türkiye’nin en büyük kozmetik ve kişisel bakım malzemeleri üreticilerinden 2018 yılı ihracat şampiyonu Giz Kozmetik, oluşan hijyen malzemesi ihtiyacını gidermek için üretim kapasitesinin yarıdan fazlasını kolonya ve temizlik malzemelerine ayırdığını açıkladı.

İLK HEDEF İÇ PAZARDAKİ TALEBİ KARŞILAMAK

Konuyla ilgili bir açıklama yapan Giz Kozmetik Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Zengin şu ifadeleri kullandı: “Biz Türkiye’nin en büyük kozmetik malzemesi üreticilerinden biriyiz. Fakat ülkemiz ve dünya zor bir durumdan geçiyor. İnsanlarımız başta kolonya olmak üzere birçok hijyen malzemesine ulaşamıyor. Bir yandan stokçular ürünlerin bulunmasını zorlaştırıyor. Diğer taraftan ise kötü niyetli kimseler merdiven altı üretimlerle insanların sağlığını korumaya çalıştığı bir dönemde toplum sağlığını tehdit ediyor. Bu sebeple üretim kapasitemizin yarısından fazlasını kolonya ve hijyen malzemeleri üretimine ayırdık. Toplumun bu ihtiyacına cevap vererek Koronavirüs ile mücadelenin bir parçası olmak istiyoruz. İlk hedefimiz iç pazardaki talebi karşılamak.”

ZAM YOK, YENİ ÜRÜNLER İÇİN AR-GE SÜRECİ TAMAMLANDI

Bu dönemde hiçbir ürüne zam yapmadıklarının altını çizen İbrahim Zengin, internet satış kanalı yoluyla Türkiye’nin her yerinden gelen talepleri de karşıladıklarını ifade etti. Ar-Ge çalışmalarına ağırlık verdiklerini belirten Zengin, piyasadaki kolonyaların kalitesi konusunda da vatandaşları uyardı ve şunları söyledi: “Giz Kozmetik olarak Dhose markamızla çikolata, okyanus esintili, gardenyalı ve mandalina esanslı kolonya üretimi gerçekleştiriyoruz. Ayrıca limon kolonyası üretimine de başladık. Tüm kolonya çeşitlerimiz ideal olan 80 derecedir. Yaşadığımız bu zorlu günlerde, toplumun ihtiyacını gözeterek dezenfektan ve antibakteriyel sıvı sabun üretimi için harekete geçtik, Sağlık Bakanlığı’ndan onay beklemekteyiz. En kısa sürede bu 2 yeni grupta üretime başlayacak, Koranavirüs’e karşı gerçekleştirilen mücadelede, yüzde 100 yerli bir üretici olarak üzerimize düşen görevi yapacağız. Bu ürünlerimiz LEA kataloğu, www.leaint.com ve www.isabelledupont.com üzerinden satışa sunuluyor. Bu kanallar sayesinde ürünlerimizi Türkiye’nin her yerine ulaştırabiliyoruz. İnsanlar evinden çıkmadan ve riske edilmeden ürünlere ulaşabiliyor.”

Migros, Online Ticarete Yeni Kulvar Açtı

Migros online platformlardaki çalışmalarını bir üst seviyeye taşıyor. Migros’un yaptığı yeni uygulamayla müşteriler, Migros Sanal Market’in web sitesi ya da mobil uygulama aracılığıyla siparişlerini verip, Migros mağazalarından teslim alabiliyor. Böylece “Mağazadan Teslim” uygulaması, teması en aza indiriyor.

Sanal Market’ten alışveriş yapan 65 yaş ve üzeri müşterilerine destek olabilmek için teslimatta 9:15-12:15 saat aralığını sadece onlara ayıran Migros, bu yaş dilimindeki müşterilerin alışverişlerini kapılarına kadar teslimat ücreti almadan ulaştırıyor.

Migros, ayrıca mağazalarında ve sipariş teslimlerinde aldığı en üst seviyedeki hijyen tedbirlerine bir yenisini ekleyerek tüm çalışanlarında “Siperlik” uygulamasını başlattı.

Migros, yaşamın olağan akışının kesintisiz devam etmesi için mağazaları ve online kanalları üzerinden sunduğu hizmetlere, ayrıcalıklı uygulamalarla devam ediyor. Bu kapsamdaonline ticarette yeni bir kulvar açan Migros, “Mağazadan Teslim” seçeneği ile market alışverişinde teması azaltan kolaylık dönemini başlatıyor.

Müşteriler, Migros Sanal Market’in web sitesi ya da mobil uygulaması aracılığıyla siparişlerini verip, seçecekleri Migros mağazasından ürünlerini teslim alabiliyor. Hızla yaygınlaştırılması için çalışılan “Mağazadan Teslim” uygulaması sayesinde alışverişte temas en aza indirilmiş oluyor. Ürünler Sanal Market web sitesi ya da uygulamasından seçildikten sonra, online olarak ödeme yapılıyor. Son adımda ise yakın bölgelerdeki “Mağazadan Teslim” seçeneği bulunan marketler sıralanarak, müşterilerin siparişlerini teslim alacağı mağazayı ve saat aralığını seçmesi isteniyor.

Müşteriler, seçecekleri saat aralıklarından 1 saat öncesine kadar sipariş verilebiliyor. Sipariş teslim edilene kadar paketli ürünler özel hijyenik kasalarda, soğuk ürünler ise 0-4 derece arasında muhafaza ediliyor. İlk etapta Afyon, Amasya, Ankara, Bolu, Çankırı, Çorum, Eskişehir, İstanbul, Karabük, Kayseri, Kırşehir, Konya, Nevşehir, Tokat ve Zonguldak’ta başlatılan uygulamanın kısa zamanda tüm Türkiye’ye yaygınlaştırılması hedefleniyor. “Mağazadan Teslim” seçeneğinin bulunduğu mağazaların listesine Migros Sanal Market web sitesi ve mobil uygulamasından erişilebiliyor.

Sanal Market’ten alışveriş yapan 65 yaş üstü müşteri sayısı katlandı

Sanal Market’te 9:15-12:15 teslimat saati aralığını sadece 65 yaş üzeri müşterileri için ayıran Migros, online olarak alışveriş yapan bu yaş dilimindeki müşterilerin alışverişlerini kapılarına kadar teslimat ücreti almadan ulaştırıyor. 21 Mart’ta yayınlanan genelgeyle 65 yaş ve üstü için uygulamaya konulan sokağa çıkma yasağı sonrasında Migros Sanal Market’ten alışveriş yapan bu yaş dilimindeki müşteri sayısı yaklaşık 3 kat arttı.

Mağaza büyüklüğüne göre içerideki müşteri sayısı belirlenecek

Müşteri ve çalışan sağlığı, ürün güvenliği ve mağazalarındaki hijyen ortamını daima en öncelikli konu olarak ele alan Migros; Sağlık Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, İç İşleri Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığı koordinasyonuyla çalışmalarını devam ettiriyor. En üst seviyedeki hijyen tedbirlerinin yanı sıra tüm çalışanlarında “Siperlik” uygulamasını başlattı. Migros, tüm mağazalarında sıradaki müşteri ve kasa ile mesafeyi ölçen şeritleri “1,5 metre sosyal mesafe hepimizi korur” uyarısıyla uyguluyor. İçişleri Bakanlığı’nın yayınladığı genelgeye göre metrekaresi baz alınarak mağaza içindeki müşteri sayısı sınırlandırılıyor. Aynı anda mağazada kaç müşteri olabileceği mağaza girişlerinde yer alan yönlendirmelerde belirtiliyor.

Çalışanlar Prestiji Değil, Esnek Çalışmayı Tercih Etti

Global Workplace Analytics tarafından yapılan ve ABD’de 12 yıl süren araştırmaya göre, evden çalışmak, bir şirkete çalışan başına ortalama yılda 11 bin Dolar tasarruf etme olanağı sunuyor.

Günümüzde dijitalleşme, işlerin istenilen her an ve her yerden yönetilebilmesine olanak sağlıyor. Yapılan araştırmalar, mobilitenin çalışan algısında olumlu bir yer edindiğini gösteriyor. FlexJobs tarafından gerçekleştirilen araştırmaya göre, çalışanların yüzde 76’sı, esnek çalışma olanağı sağlanması durumunda işverenlerine bağlılıklarının artacağını ifade ediyor.

Şirketlerin yüzde 77’si esnek çalışma modeline geçme eğiliminde

İsviçre merkezli araştırma şirketi IWG tarafından yapılan araştırmada çalışanların yüzde 83’ünün esnek çalışma imkânı sunmayan bir işte çalışmak istemediğini ortaya koyuyor. Araştırmaya katılan kişilerin üçte biri, esnek çalışmayı daha prestijli bir pozisyona tercih ettiklerini söylüyor. IWG verilerine göre, işletmelerin yüzde 77’si esnek çalışma sistemine uyum sağlayarak yetenekli çalışanları bünyelerinde tutmayı hedefliyor.

Kurum kültürünün ve dijitalleşmenin önemi artacak

Mobil çalışma ve çalışanlar arasındaki iletişimin önemine değinen Great Place to Work® Türkiye Genel Müdürü Eyüp Toprak, takım ruhunun ön planda tutulması gerektiğine şu sözlerle dikkat çekti “Çalışmaların ev ortamında sürdürülmesi, iletişimin kısıtlanması anlamına gelmiyor. Aksine bu durumda takım ruhunun önemi daha ön planda. Teknolojinin sağladığı tüm avantajları kullanarak iş akışını ve sürekliliğini sağlamak mümkün. Global Workplace Analytics tarafından yapılan araştırmaya göre, evden çalışmak, bir şirkete çalışan başına ortalama yılda 11 bin Dolar tasarruf etme olanağı sunuyor. Yakın ve orta vadede kurum kültürünün ve dijitalleşmenin işlere olan katkısı daha da artacak.”

Siber COVID-19’a Dikkat

Diverse computer hacking shoot
Diverse computer hacking shoot

Küresel COVID-19 salgınına paralel olarak siber saldırılar arttı. Siber suçluların insanları en savunmasız oldukları anda hedef aldığını belirten KPMG Türkiye Bilgi Teknolojileri Danışmanlığı Direktörü ve Siber Güvenlik Hizmetleri Lideri Servet Gözel, “Son haftalarda COVID-19’ ve ‘Coronavirus’ alan adı alımlarındaki artış dikkat çekiyor. Phishing saldırılarıyla, e-maillerle suiistimal sayısı yükseliyor. Salgının siber güvenlik etkisine dikkat edilmeli” dedi

Siber saldırganlar Koronavirüs salgınını fırsat bildi. İlk Koronavirüs vakalarının doğrulanmasından sonra ‘Coronavirus ve COVID-19’ alan adı alımlarındaki artış geçen haftalarda zirveye çıktı. KPMG Türkiye’den Servet Gözel bunların çok büyük bölümünün dolandırıcılık amaçlı olduğunu kaydetti, “Korku ve endişe gibi duygu durumlarından beslenen siber suçlulara karşı uyanık olmayı öneriyoruz” dedi.

Gözel, son haftalarda dolandırıcılık amaçlı hareketlerde artış gözlemlediklerini bildirdi. “Son haftalarda ‘COVID-19’ ve ‘Coronavirus’ benzeri alan adı alımlarındaki artış çok dikkat çekici. Bunların büyük kısmının dolandırıcılık amaçlı olduğu görülüyor. Salgının yüksek oranda yayıldığı ülkelerde phishing (oltalama) saldırıları aynı ölçüde artıyor. Dünya Sağlık Örgütü, salgın sürecinde yaşadıkları siber saldırılarda iki kattan fazla artış olduğunu açıkladı. Kendilerine sağlık veya araştırma kuruluşu görünümü veren saldırganların kullanıcıları e-mail yoluyla suiistimal etmeye çalıştığı vakalar bildiriliyor” diye konuştu.

Servet Gözel, internetkullanarak gündemi takip etmeye çalışanları şöyle uyardı:

“Pandemi sırasında hem evden çalışanların hem de tüm bilgisayar kullanıcılarının sıklıkla karşılaştığı COVID-19 ile ilgili bilgilendirme içerdiği iddia edilen e-posta ve internet sitelerine dikkat edilmesi gerekiyor. Şüpheli bir durum göze çarpıyorsa, başlıkta yazım hatası varsa, bilinmeyen bir kaynaktan ya da bilinmeyen bir kişiden e-posta geldiyse içerikler kontrol edilmeden açılmamalı ve siber güvenlik uzmanlarına bilgi verilmelidir. Şirketler çalışanların sağlık ve güvenliğini takip ederken, kişisel verilerin yasal koruma altında olduğunu unutmamalı ve bu tür bilgilerin kuruluş içinde ve dışında işlenmesi ve paylaşılması konusunda gerekli önlemleri ve tedbirleri almalılar.”

Uzaktan erişim virüs kapmasın

Salgın nedeniyle tüm dünyada sahada bulunması gerekmeyen personelin evden çalışma sistemine geçtiğini de hatırlatan Gözel, Türkiye’de de COVID-19 nedeniyle evden çalışanlarının sayısının 2 milyonu aştığını vurguladı. Bilgi teknolojileri alt yapısı ve siber güvenliğin bu süreçte daha çok önem kazandığını belirten Gözel şunları söyledi:

“Evden çalışma nedeniyle uzaktan erişim alt yapılarının kullanımı yaygınlaştı. Şirketlerin kullandığı uzaktan erişim ve video/tele-konferans sistemleriyle ilgili risklerin azaltılması için tatbikat ve risk/güvenlik değerlendirmeleri daha önemli hale geldi. Sistemdeki bir zafiyet veya kesinti, kuruluşa ait önemli bilgilerin sakıncalı kişilerin eline geçmesine veya operasyonların aksamasına neden olabilir. Kurum ortak alanlarında bulunan önemli dosyalar şifrelenmeli ve yetkisi olmayan kişilerce kesinlikle açılamamalıdır. Ayrıca sistemlere giriş ve çıkışlar sürekli izlenmelidir. Sistemlerin sadece mesai saatlerinde izlenmesi siber güvenlik saldırılarından korunmak için yeterli değildir.”

Gözel, siber saldırılara karşı önerilerini şöyle sıraladı:

  • Uzaktan bağlantılar etkin ve güvenliği sağlanmış kanallar üzerinden gerçekleştirilmeli.
  • Bilgisayarların, telefonların ya da içinde kurumsal verilerin olduğu cihazların saldırıya uğrama ihtimaline karşı veri güvenliğinin sağlanması için etkili önlemler alınmalı.
  • Uzaktan bağlantıların sağlanmasında ilgili kişilere işlerinin gerektirdiği kadar erişim yetkisi verilmeli.
  • Ağ, sunucu ve sistemlerdeki yetkilerin iş gereklilikleri temel alınarak özelleştirilmesi kritik önemde.
  • Şirketlerin olası siber vakaları önleyebilmek için olay yönetimi süreçlerinin varlığından ve işlerliğinden emin olmaları gerekli.
  • Kritik dönemlerden geçerken bilgi teknolojilerine yönelik anahtar personel ve onların yedekleri teyit edilmeli.
  • Sistemlerin kullanımına devam etmek için veri merkezleri ve felaket kurtarma merkezlerinin sürekliliği sağlanmalı.

Delphi Technologies’ten 2020 ve Sonrası Otomotiv Öngörüleri!

Otomotiv ekipman üreticileri için geleceğe yönelik çözümler sunan Delphi Technologies, küresel araç pazarı ve satış sonrası sektörü için devrim niteliğindeki değişikliklere öncülük ederken, bilgi birikimi ve tecrübesiyle de profesyonellere ışık tutmaya devam ediyor. Değişen pazarın ihtiyaçlarını karşılamada öncü rolünü üstlenmeye devam eden şirket, son olarak hem üreticiye hem de otomotiv satış sonrası çalışanlarına yönelik 2020 ve sonrası için öngörülerini sıraladı. Bu kapsamda 2025 yılına kadar, küresel araç üretiminin yüzde 45’e varan oranda elektrikli olacağını öngören Delphi Technologies, içten yanmalı motorlu araç teknolojisinin ise hibrit bünyesinde varlığını devam ettireceğini işaret ediyor. 

Otomotiv ekipman üreticileri için geleceğe yönelik çözümler sunan Delphi Technologies, araç dünyasının yapısını ve tüketici davranışlarını değiştiren yeni teknolojileri yakından takip ederek sektöre yön vermeye devam ediyor. Elektrikli araçlar, otonom sürüş, içten yanmalı motorlu araçların geleceği ve satış sonrasındaki yeni trendler gibi yenilikçi alanlarda çalışmalarını aralıksız sürdüren şirket, 2020 yılı ve sonrası için öngördüğü iş akışına yön verecek önemli etkenleri sıraladı. 2019 yılında tüm dünyada sayıları 20 milyonu geçen ve artmaya devam edecek olan elektrikli araç pazarına sunduğu çözümlerle destek olan Delphi Technologies, otomotiv dünyasının bu alandaki çalışmalarını cesaretlendirecek çözüm ve teknolojiler geliştiriyor. Katılaşan emisyon yönetmelikleri, hükümet teşvikleri, düşen maliyetler, sürüş menzili ve şarj süresindeki iyileştirmeler sayesinde, 2025 yılına kadar küresel araç üretiminin yüzde 45’e varan seviyelerde elektrikli olacağı öngörülüyor.

İçten yanmalı motorlar önemini koruyacak

Delphi Technologies’in 2020 ve sonrası vizyon ve öngörülerini açıkladığı çalışmasında; elektrikli araçlarla birlikte içten yanmalı motorlu araçların da özellikle hibrit sistemli olmak kaydıyla geleceğin dünyasında yer almaya devam edeceği belirtiliyor. Bu açıdan bakıldığında 2030 yılında satılan hafif ticari araçların yüzde 80’inden fazlasının içten yanmalı motora sahip olması bekleniyor. Benzinli direkt enjeksiyonlu GDi sistemlerin ise emisyon ve yakıt ekonomisi avantajlarıyla, binek otomobillerde en öncelikli içten yanmalı motor teknolojisi olarak öne çıkacağı tahmin ediliyor. Dizel motorların ise yakın gelecekte ticari araçların öncelikli çözümü olmaya devam edeceği, ancak çevresel etkilerini azaltmak üzere gelişmiş yazılımlar, kontrol sistemleri ve elektronik çözümlerle destekleneceği ifade ediliyor. Dolayısıyla servis ve tamirhanelerin, giderek karmaşıklaşan yakıt sistemli araçlara hizmet vermek için hazırlıklı olması gerekiyor.

Teknoloji, satış sonrasına kazanç sağlayacak!

Geleceğin sürüş deneyiminin en büyük devrimi olan sürücüsüz araç teknolojileri ise birçok otomobil üreticisinin üzerinde çalıştığı bir alan olarak öne çıkıyor. Bununla birlikte otonom teknolojilerin yer aldığı araçlar için, önümüzdeki 10 yılda yaygın ticari kullanılabilirlik beklenmiyor. Yine de satılan yeni araçların yüzde 40’ından fazlasının standart olarak en az iki tür gelişmiş sürücü destek sistemi veya ADAS (Gelişmiş Sürüş Destek Sistemleri) ile donatılmış olması bekleniyor.

Delphi Technologies, daha karmaşık teknolojileri barındıran bu araçlarla birlikte, bakım-onarım yönteminin de değişeceğini ve kalibrasyon kavramının en önemli unsurlardan biri haline geleceğini vurguluyor. Örneğin teknisyenlerin kameranın konumunu etkileyebilecek herhangi bir işlem veya darbe sonrasında, sistemi yeniden kalibre etmesi gerekiyor. Böylece teknoloji, her servis veya tamirhane için daha kazançlı bir iş fırsatı haline geliyor. Yine günümüz teknolojisi ile üretilen araçlarda yer alan ve on milyonlarca satır kod ile birbirleriyle iletişim kuran bilgisayar donanımlarının, 300 milyon satıra yakın kodlara çıkılacağı öngörülüyor. Bu gelişim, arıza tespitlerini nokta atışı derecesinde doğru ve kolay hale getirerek her bir işletme ve teknisyenlere büyüme fırsatı yaratması anlamına geliyor. 2024 yılına kadar ise küresel arıza tespit pazarının 1,5 milyar Dolar’ı aşması bekleniyor.

Tüm bu gelişme ve öngörülerin ışığında Delphi Technologies, zengin orijinal ekipman mirası ve yenilikçi satış sonrası çözümleriyle değişen pazarın ihtiyaçlarını karşılamada öncü rolünü üstlenmeye devam ediyor. En güncel araç teknolojileriyle satış sonrası işletmelerine katkı sunan Delphi Technologies, sunduğu teknik destek ve eğitimlerle de teknisyenlerin en iyi bakım ve onarım yöntemlerine sahip olması için gereken tüm donanıma sahip olmalarını sağlıyor.

TBB’den Duyuru/Çek Ödeme Destek Kredisi ve Kredi Desteği Hakkında

modern container terminal at dusk
shipping container terminal in shanghai at dusk, modern harbor and global trade background

Koronavirüs salgınının istihdam, üretim, ticaret ve ödeme sistemine olası etkilerini en az düzeyde tutmakamacıyla uygulamaya alınan“Ekonomik İstikrar Kalkanı” tedbirlerinin sağlıklı olarak işlemesi ve ekonomik faaliyetin desteklenmesi için bankacılık sektörü tarafından aşağıdaki uygulamalar başlatılmıştır:

1. Çek Ödeme Destek Kredisi

Hazine destekli, Kredi Garanti Fonu (KGF) kefaleti ile başta KOBİ’lerimiz olmak üzere kurumsal ve ticari müşterilerin, bugüne kadar gerçek ticari işlemlerine dayalı olarak keşide ettikleri ve edecekleri çeklerinin ödenmesi amacıyla, her bir banka tarafından ayrı ayrı belirlenmek üzere tahsis edilen limitler dahilinde kredi kullandırılmaya devam edilecektir.

“Çek Ödeme Destek Kredisi” ile müşterilerin ticari itibarlarının korunmasına katkı sağlanması amaçlanmaktadır.

Kredi desteği; 3 ay anapara ve faiz ödemesiz, toplam 12 ay vadeli ve yıllık % 9,5 faizli olacaktır.

KOBİ ve KOBİ dışı işletmeler bazında azami kredi tutarları aşağıdaki gibidir:

Yıllık ciro (TL) Azami kredi tutarı (TL)
0-25 milyon 1 milyon
25-125 milyon 5 milyon
125 milyon üzeri 10 milyon

2. Ekonomik İstikrar Kalkanı Kredi Desteği

Yukarıdaki uygulamaya ek olarak bankalar, başta KOBİ’lerimiz olmak üzere kurumsal ve ticari müşterilerin işletme sermayesi ihtiyaçları için “Ekonomik İstikrar Kalkanı Kredi Desteği” ne başlayacaktır.

Kredi desteğini kullanacak firmaların, 2020 yılı Şubat ayı sonu itibarıyla kayıtlı çalışan sayılarında kredi vadesi boyunca azaltma yapmamaları ön koşulu bulunmaktadır.

Teminat eksiği bulunan müşterilerin, krediye erişim imkanı için Hazine destekli KGF kefaleti de sağlanabilecektir.

Kredi desteği; 3 ay anapara ve faiz ödemesiz, toplam 12 ay vadeli ve yıllık % 9,5 faizli olacaktır.

KOBİ ve KOBİ dışı işletmeler bazında azami kredi tutarları aşağıdaki gibidir:

Yıllık Ciro (TL) Azami kredi tutarı (TL)
0-25 milyon 5 milyon
25-125 milyon 25 milyon
125 milyon üzeri 50 milyon

Sektör farkı olmaksızın, salgından ekonomik olarak olumsuz etkilenen kurumsal ve ticari müşteriler her iki kredi paketine de başvurabileceklerdir.

Uygulamaya katılacak olan bankalar, katılımlarını en kısa sürede kamuoyuna duyurup, 30 Mart 2020 tarihinden itibaren talep kabul etmeye başlayacaklardır.

Kamuoyunun bilgilerine sunulur.

Saygılarımızla,

Türkiye Bankalar Birliği

Salgın Bitene Dek Market Poşetleri Ücretsiz Olmalı

Sebze-meyve ve ekmeğin ambalajlı satılması

halk sağlığı için çok önemli bir adım

Koronavirüs salgını dünyayı tehdit etmeye devam ediyor. Salgının önüne geçmek için her gün yeni önlemler alınırken “hijyen” en önemli korunma yöntemi olmayı sürdürüyor. Ambalajlı gıda ve tek kullanımlık plastik ürünlerin toplum sağlığını korumadaki rolü bu süreçte daha iyi anlaşıldı. Uzmanlar market alışverişlerinde satın alınan gıdaları evlerimize taşırken kullandığımız alışveriş poşetlerinin hijyenine de dikkat edilmesi gerektiği konusunda uyarılar yapıyor. PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu, çok kullanımlık bez torba ve filelerin virüslerin yayılmasını kolaylaştırdığını belirterek salgın riski ortadan kalkana dek tek kullanımlık plastik poşetlerinin halka ücretsiz verilmesini önerdi. Eroğlu: “Pazar yerleri ile marketlerde sebze ve meyvelerin, fırınlarda ekmeğin poşete girmesi halk sağlığı için önemli bir adım oldu. Koronavirüse karşı mücadele kapsamında plastik alışveriş poşetlerinin de halka ücretsiz olarak verilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Ücretsiz olduğu için tercih edilen ve birden fazla kullanılan bez poşetler ve fileler sık yıkanmadıklarında birçok hastalığa sebep olan virüslerin yayılmasına zemin hazırlıyor” dedi.

Tüm dünyada koronavirüs salgını ile ilgili gelişmeler endişe ile takip edilirken tek kullanımlık plastik malzemelerin önemi bir kez daha ortaya çıkıyor. Uzun zamandır bilimsel dayanaklardan uzak olarak sürdürülebilirliğin önündeki engel olarak gösterilen tek kullanımlık plastik ürünler bugün sağlıklı yaşamın garantörü olarak görülüyor. Yapılan araştırmalar çok kullanımlık bez torbaların sık yıkanmadıklarında viral ve bakteriyel hastalıkları yayabileceğini ortaya koyarken plastik tek kullanımlık poşetler bu açıdan herhangi bir risk barındırmıyor.

Koronavirüs riskine karşı tek kullanımlık poşetler ücretsiz olsun

Tek kullanımlık plastiklerin gıdayla bulaşan hastalıkları önlemenin en ucuz, en kolay ve en güvenli yolu olduğunu belirten Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV) Başkanı Yavuz Eroğlu, şunları söyledi: “Yıllardır ısrarla söylediğimiz ‘plastik çevre düşmanı değildir, plastik sağlıklıdır’ söylemimiz bugün maalesef acı bir olay ile onaylanıyor. Nitekim yeni çıkan düzenlemelerle pazar yerleri ve marketlerde artık ürünler açıkta elle seçilemeyecek ve plastik poşetlerde sunulacak. Yine artık ekmek ambalajsız satılmayacak. Sağlık Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı ve Çevre Bakanlığının bu kararı halk sağlığı için atılmış önemli adımlardır. Bu salgınla ile birlikte yeniden gündeme gelse de uzun yıllardır araştırmacılar defalarca kullanılan bez torba ve filelerin viral ve bakteriyel hastalıkların yayılımını artırabileceğini söylüyor. COVID-19 virüsü, torbaların sık sık yıkanmaması durumunda bulaştırılabilecek patojenlerden sadece biri ve çoğu kişi bu torbaları hiç yıkamıyor. Virüsler üzerinde yapılan bir araştırma, virüs ve bakterilerin alışveriş torbalarında uzun süre yaşayabildiğini söylüyor. Çevreci olduğu algısıyla tüketicilerin kullanmaya yönlendirildiği çok kullanımlık file ve bez torbaların gerçekten sağlıklı olabilmesi için pek çok şeye dikkat etmek gerekiyor. Tüketicilerin farklı gıdaları ayrı bez torbalara koymaları; et, balık ve tavuğu küçük plastik poşetlere sararak torbalara yerleştirmeleri; torbalarını dikkatle yıkayıp kurutmaları; torbalarını serin ve kuru bir yerde saklamaları ve market alışverişinde kullandıkları bez torbaları gıda dışında hiçbir amaç için kullanmamaları bunlardan sadece bazılarını oluşturuyor. Genel tüketici davranışlarına bakıldığında bu maddeleri yapacak insan sayısının çok az olduğunu görüyoruz. Ülkemizde 2019 yılı başında yürürlüğe giren yasa ile marketler ve satış noktalarında tek kullanımlık plastik poşetler ücretli hale getirilmişti. Bu yasanın içinden geçtiğimiz kritik günlerde revize edilerek vatandaşın plastik tek kullanımlık hijyenik poşetler kullanabilmesi için 25 kuruş ücret zorunluluğunun kaldırılmasını öneriyoruz. Bu şekilde hem salgının marketten eve- evden markete taşınması engellenecek hem de bu salgının yarattığı ortamda aile bütçeleri sarsılan dar gelirli vatandaşa bir rahatlama olacaktır.”

“Çevrenin korunması için yapabileceğimiz en iyi davranış, plastik atıkları doğaya bırakmamak ve geri dönüşüme kazandırmaktır” şeklinde konuşan Yavuz Eroğlu, “Bilimsel verilerden yoksun plastik düşmanlığının toplum sağlığını tehdit etmesine izin verilmemelidir. Yaşadığımız bu salgın, modern şehirli yaşamın plastik sanayinin ürettiği ürünlere ihtiyacı olduğunu hepimize hatırlattı. Maskeden eldivene, sağlık çalışanlarının kıyafetlerinden plastik ambalajlara ve tek kullanımlık ürünlere kadar pek çok ürün şu an tüm dünyada kullanılıyor. Plastik düşmanlığının etkisiyle tek kullanımlık bardak vb. plastik ürünleri terk eden birçok fast food zinciri de bu salgın nedeniyle tekrar bu ürünlere dönüş yaptı. Hijyen açısından kimse bir başkasının kullandığı ürünle yemek ya da içmek istemiyor. Açıkta satılan, ambalajsız gıdalar sağlık açısından ciddi riskler barındırıyor” dedi.