Gıda İhracatçıları Hava Kargo Tarifelerinde İndirim İstiyor

Türkiye’nin taze meyve sebze ihracatında Rusya ve Avrupa pazarlarına bağımlılığını azaltmak isteyen ihracatçılar, özellikle Uzakdoğu ülkelerine ihracatta hava kargo nakliye fiyatlarında indirim istiyor.

Türkiye’nin ürün deseni açısından son derece zengin olduğuna dikkati çeken Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı Birol Celep, bu ürün çeşitliliğinin sürdürülebilir bir ihracatla katma değerli hale geleceğine dikkati çekti.

Ege Bölgesi’nin taze meyve sebze ağırlıklı olmak üzere tüm gıda ürünleri ihracatında önemli bir üretim ve cazibe merkezi konumunda bulunduğunu anlatan Celep, “2019 yılının 11 aylık döneminde 4.5 milyar dolar gıda ürünleri ihraç ettik. Dikili’de Türkiye’nin en büyük Tarım İhtisas Organize Sanayi Bölgesi kurulma kararı alındı. Ege Bölgesi’nden yapılan tarım ürünleri ihracatında 10 milyar dolara ulaşmak hayal değil. Bu hedeflere ulaşmak için hava kargo ile Uzakdoğu ve Güneydoğu Asya ülkelerine ihracatta ihracatçılarımıza özel tarife istiyoruz” şeklinde konuştu.

Şentürk; “Uzakdoğu’dan talep var gönderemiyoruz”

EİB Koordinatör Başkan Yardımcısı Birol Celep ile bir araya gelen taze meyve sebze ihracatçısı Agrobay A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi Arzu Şentürk, domates ihracatında Rusya’ya alternatif pazarlara yönelme için çalışma başlattıklarını, bu çerçevede Hong Kong’dan gelen talepler çerçevesinde hedef pazarlarını Uzakdoğu ve Güneydoğu Asya olarak belirlediklerini ancak özellikle birim fiyatı düşük taze meyve ve sebzeler için hava kargo maliyetlerinin yüksek olması nedeni ile şu an için ihracatın mümkün olmadığını dile getirdi. Şentürk, Uzakdoğu ve Güneydoğu Asya ülkelerine ihracat yapabilmek için hava kargo tarifelerinin düşürülmesi için Celep’ten destek talebinde bulundu.

54 ülkeye hava kargo ile ihracat yaptık

Türkiye, 2019 yılının Ocak – Kasım döneminde hava kargo ile 54 ülkeye 20 milyon dolarlık ihracat yaptı. Hava kargo ile ihracatta ilk sırayı 4,3 milyon dolarla Hong Kong alırken, ikinci sırada 2,5 milyon dolarla Norveç yer aldı. Singapur’a 1,6 milyon dolarlık, Çin’e ise; 1.3 milyon dolarlık hava kargo ile Türk ihraç ürünleri gönderildi.

Yönetici Geliştirme Programı Liderlik Vakası Sonucu Yayınlandı.

Buyer Network Yönetici Geliştirme Programı kapsamında yer alan ve liderlik becerilerini geliştirmeye yönelik vaka hakkındaki çözümler değerlendirilmiştir.

Sayın İmren Korukçu’nun vaka çözümü başarılı bulunmuştur.

Çözüme ulaşmak için buraya tıklayınız.

Bu vakaya katılan tüm arkadaşlarımıza katılımları için teşekkür ederiz.

Prof. Dr. Murat ERDAL

 

2020’nin Zam Bütçesi Yüzde 15

????????????????????????????????????

Mercer Türkiye ‘Küresel Yetenek Trendleri & 2019 Ücret Araştırması’nı EGİAD Dernek Merkezi’nde üyelerle paylaştı. Mercer Türkiye’nin 2019 Ücret ve Yan Haklar Araştırması Sonuçları’na göre 2020 planlanan ücret artış bütçesi yüzde 12 ila 15 arasında olacak.

Mercer Türkiye ve Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD) işbirliğinde düzenlenen ve ‘Küresel Yetenek Trendleri & 2019 Ücret Araştırması’nın paylaşıldığı toplantı EGİAD Dernek Merkezi’nde gerçekleştirildi. Toplantıya Mercer Genel Müdürü Dinçer Güleyin, Mercer Türkiye Kariyer (Yetenek Yönetimi, Ödüllendirme ve Bilgi Çözümleri Danışmanlığı) Bölümü Lideri Okan Sezer, Mercer Türkiye Ücret Yönetimi ve Mobil İşgücü (Expat Yönetimi) Danışmanlığı Lideri Güneş Nalbantoğlu konuşmacı olarak katıldı. EGİAD Başkanı Mustafa Aslan, Yönetim Kurulu ve EGİAD üyelerinin katıldığı etkinlikte, Mercer’ın her sene küresel ölçekte gerçekleştirdiği ve dünya genelindeki 16 coğrafyadan ve 9 kilit sektörden 7 bin 300’den fazla üst düzey yönetici, İK lideri ve çalışanın katıldığı araştırma aktarıldı. Ayrıca, Türkiye’nin 2019 Ücret ve Yan Haklar Araştırması Sonuçları da EGİAD Üyeleriyle paylaşıldı.

YETENEK ZİHNİYETİ YERLEŞMELİ

Toplantının açılışında üyelere seslenen EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Aslan, üstün yeteneğin gelecekte en önemli rekabet avantajı kaynağı olacağına dikkat çekerek, “Üstün yetenekten fayda sağlamak isteyen herhangi bir şirket en üstten başlayarak, şirket içindeki tüm seviyelerde yetenek zihniyetini yerleştirmelidir. Yetenek yönetimini bir öncelik haline getiren organizasyonlar daima kazanacaktır. Yetenek yönetiminin artık örgütler için kilit bir şekilde stratejik bir zorunluluk haline geldiğini söylemek mümkündür. Çünkü yeni pazarlara girme, globalleşme, rekabetçi pazar koşulları ve daha gelişmiş olan ve hızla değişen teknolojilerin giderek yaygınlaşması, yetenekler konusunda da yeni ihtiyaçları beraberinde getirmek durumunda kalıyor” dedi.

GENÇLERİMİZ ARTIK GÖÇ ETMİYOR

Aslan, İzmir’in yerel olarak küreselleşmesi gerektiğinin altını çizerek, “İzmir’in metropolitan bölgesinin küreselleşmesi ile gelecekte istesek te istemesek te hem işletmelerimizin uluslararası rekabet ortamında daha etkin performans sergilemesi sağlanacaktır. Aynanın diğer tarafında da işgücünün de bununla beraber paralel hareket etmesi gerekiyor. Artık unutulmamalıdır ki gençlerimiz Türkiye’den Hollanda’ya göç etmiyor, geçici bir süre İzmir’den Rotterdam’a yaşamaya gidiyorlar ve ülkelerine geri dönüyorlar. Ya da başka bir ülkeye geçebiliyorlar. Mobilite gençler arasında oldukça yüksek” diye konuştu.

ÇALIŞMA STİLİ DEĞİŞİYOR, İŞYERİ ARKADAŞLIĞI BİTİYOR

Toplantıda değerlendirme yapan Mercer Türkiye Genel Müdürü Dinçer Güleyin ise, ‘esnek çalışma’ olarak bilinen modern çalışma saatlerinin yakın olduğunu söyleyerek sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Bizim şirketimizde artık ofiste bulunmak zorunda değilsin. Haftada bir gün ‘kendini nerede iyi hissediyorsan orada ol, oradan çalış’ diyoruz. Çalışan açısından kritik nokta ise şu; ‘uzaktan çalıştıkça, o sosyal iklimin bir parçası olmayıp gözden uzak olursam bu benim kariyerim için sorun olur mu, şirketteki fırsatları elde etmemin önünde bir şeyleri kaçırmama neden olabilir mi?’ En önemli sorulardan biri bu oluyor. Burada esas ve ana sorumluluk bu çalışma modelini destekleme konusu yöneticilerde. Yöneticilerin bunu desteklemesi gerekiyor.” Modern çalışma uygulamasının negatif bir etkisini görmediklerini kaydeden Güleyin, “En önemlisi, insanlar işe geç kalma korkusundan sıyrıldı. Çünkü onlara ne zaman ofise gelebilecekleri ile ilgili bir serbesti tanıyorsunuz. Bu endişeden sıyrılmak müthiş bir konfor sağlıyor. Akşam iş çıkışı saatlerinde trafikte zaman kaybetmemiş oluyorlar. Ayrıca, çalışanlar kişisel gelişime daha fazla zaman ayırmaya başladılar. Biz bunu teşvik ediyoruz, etmeye de devam edeceğiz. Bizim çekirdek saatlerimiz 10.00-16.00 arası. ‘Eğer müşteride değilsen bu saatler arasında buralarda ol’ diyoruz. Bunu daraltmayı ve daha esnek çalışmaya geçmeyi düşünüyoruz. Şu anda 25 bin çalışana sahip olan Mercer’da hiç ofise gitmeden çalışan pek çok danışman var. Er veya geç bu değişim her sektörde yaşanacak. Hepimiz deneyimliyoruz. Bizim ilk çıkış noktamız kadınlardı. Aslında buna ‘esnek çalışma’ değil, ‘modern çalışma’ demeliyiz. Çıkışımız kadınlarla oldu ama bitişimiz herkese dokundu. Yöneticiler olarak şunun farkında olmalıyız; bu değişim yaşanıyor, kaçınılmaz ve kendimizi değiştirmek zorundayız” diye konuştu.

BAZ ÜCRET ALGISI HALA YÜKSEK

Mercer Bilgi Hizmetleri Lideri Güneş Nalbantoğlu, çalışanların aldığı ücretin, futbol ve politika gibi herkesin içinde olduğu bir konu olduğunu belirterek, “Ücret deyince akla maaş geliyor. Ama artık şirketlerin çalışanlarına sağladığı başka ücret enstrümanları da var. Yol yardımı, yiyecek yardımı gibi toplam garanti ücret, toplam nakit ücret, toplam ücret ve toplam gelir paketi var. Türkiye’de şirketlerin sağladığı olanaklar bakımından zengin bir ülkeyiz. Cep telefonu, şirket aracı, özel sağlık sigortası ve sosyal kulüp gibi çeşitli ayrıcalıklar var. Ancak bizde baz ücret algısı AB’ye göre hala yüksek. Daha zengin yan hak paketler tasarlanıyor ama hala yeterli seviyede değil. Türkiye’nin ücret konusunu etkileyen en büyük şey ise enflasyon. Türkiye enflasyonda çok dalgalanma gördü. Bu yıl yüzde 12 ile enflasyonu kapatacağımızı tahmin ediyoruz. Geçen sene asgari ücret yüzde 26 artmıştı” şeklinde konuştu.

EN DÜŞÜK ÜCRET ARTIŞI BANKACILIKTA

Nalbantoğlu, İzmir ve Manisa’dan 138, Türkiye genelinden 500’e yakın firmanın katılımıyla gerçekleştirilen, 2019 Ücret ve Yan Haklar Araştırması Sonuçları’na göre şu bilgileri paylaştı: “2020 planlanan ücret artış bütçesi yüzde 12 ila 15 arasında olacak. Yabancı şirketler enflasyonun üstünde artış yapacaklar. Bankacılık sektörü yüzde 12 ile en düşük artışı yapacak. Ege Bölgesi’nde yabancı sermayeli şirketler ücret artışında daha iyi ücret veriyor. Üst düzey yöneticilerde İzmir, İstanbul’a göre geride kaldı. İzmir çok göç alan bir yer olduğu için zamanla farkların kapanacağını düşünüyoruz” dedi.

ŞİRKETLERİN YÜZDE 99’U GELECEĞE HAZIRLANIYOR

Mercer Türkiye Kariyer (Yetenek Yönetimi, Ödüllendirme ve Bilgi Çözümleri Danışmanlığı) Bölümü Lideri Okan Sezer ise işlerin doğasının değiştiğini, işlerin evrildiğini ve değişime uğradığını ifade ederek, “Bu olguyu takip edenler süreci iyi yönetiyor. Şirketlerin yüzde 99’u geleceğin işlerine hazırlanmak için aksiyon içindeler. Bu bir hazır olma mücadelesi. Temel nokta insan stratejisi geliştirmektir. Şirketler yeni beceri geliştirmek için kişi başına bin dolar yatırım yapıyor” diye konuştu.

TÜRKİYE’DE BECERİ AÇIĞI VAR

Türkiye’de beceri açığı olduğunu ve şirketlerin eleman ararken çok zorlandığının altını çizen Sezer, sözlerini şöyle sonlandırdı: “Şirketler, deneyimi ve beceriyi şirketlerine çekmek için çok zorlanıyorlar. Yetenek kapışılıyor ancak gelecek için önemli olan potansiyel kavramı. Bu anlamda kimin potansiyeli var kimin potansiyeli düşük bunu ayırt etmekte zorlanıyoruz. Ödüllendirme sadece baz ücret değil, geleceğin İK’sında pozisyona ücret ödenmeyecek. Çalışanlara becerileri doğrultusunda ücret ödenecek.”

Bahçeşehir Üniversitesi Tedarik Zinciri ve Lojistik Kulübü Röportajı

1 – Kulübünüzün ana faaliyetleri ve kuruluş amacı nedir?

Bahçeşehir Üniversitesi Tedarik Zinciri ve Lojistik Kulübü olarak faaliyetlerimiz; lojistik sektöründe kariyer planlayan bütün arkadaşlarımızı, lojistik sektörünün farklı alanlarında çalışan uzman kişilerle, bilgi ve tecrübelerini paylaşmaları amacıyla bir araya getirmek ve teknik geziler düzenleyerek arkadaşlarımıza saha operasyonlarını yerinde göstermek. Etkinliklerimizi düzenlerken lojistik sektörünün farklı alanlarından seçmeye özen gösteriyoruz çünkü lojistik sektörü küreselleşmenin ve hızla gelişen teknolojinin de etkileriyle daha geniş alanda faaliyet göstermektedir. Yeni mezun bir kişi soğuk hava taşımacılığı, tehlikeli madde taşımacılığı, tedarik zinciri ve lojistik danışmanlığı, Freight Forwarding gibi lojistiğin alışılmamış ve henüz çok yeni olan alanlarında da kariyer planlayabilirler. Kulüp olarak en büyük amacımız arkadaşlarımıza üniversitemizdeki daha ilk yıllarında ulaşarak, onlara lojistik sektöründe kariyerlerini planlarken lojistiğin bütün alanları tanıtarak, yardımcı olmaktır. Lojistik sektörü de diğer bütün sektörlerde olduğu gibi hızla gelişen ve değişen teknolojinin etkisiyle değişmekte ve gelişmektedir. Kulüp olarak bu gelişmeleri takip edip, bu gelişmelerle alakalı seminerler düzenlemeye çalışıyoruz. Aynı zamanda okulumuzun ve diğer kulüplerimizin ortak düzenlediği sosyal sorumluluk projelerinde de görev alarak, ihtiyacı olan herkese yardım elimizi uzatmaya çalışıyoruz.

2 – Bugüne kadar yaptığınız etkinlikler ve projeler nelerdir?

Kulüp olarak yaptığımız etkinliklerimiz genelde, lojistik sektörünün farklı alanlarında uzman kişileri üniversitemize davet ederek bilgi ve tecrübelerini paylaştıkları eğitimler ve saha deneyimi kazanmak için yaptığımız teknik gezilerdir. Yaptığımız birkaç etkinliten bahsetmek gerekirse, geçen yıl Ekol Lojistik İnsan Kaynaklar Genel Müdürü ile ‘Lojistik 4.0’ üzerine konuştuk. Daha sonra Ambarlı Marport Limanı’na teknik gezimiz oldu. 8 Mart Dünya Kadınlar Günün’de Sertrans Lojistik CEO’su Nilgün Keleş ile ‘Lojistik Sektöründe Kadın’ konulu bir etkinlik yaptık. Geçen yılın en büyük etkinliği ise Mentor Lojistik’in sahibi Cenk Ergen, Arkas Lojistik Satış ve İş Geliştirme Koordinatörü Sinem Ünlütürk Duman ve Akademisyen Ahmet Aytoğan ile ‘Lojistik Sektöründe Kariyer’ etkinliğimizdir. Bu bahsettiklerimiz geçen yıl yaptığımız etkinliklerimizden sadece birkaçıdır. Bu yıl güz dönemi yaptığımız etkinliklerden birkaçı ise Lufian Lojistik Grup Müdürü Seyhan Gülhan ile ‘Perakende Lojistik ve Operasyon Süreçleri’, Emine Topçu ile ‘Denizbank: Dış Ticarette Ödeme Şekilleri’ ve Selco Consulting kurucu ortaklarından Murat Güventürk ‘Tedarik Zinciri ve Lojistik Danışmanlığı’dır.

3: Öğrenciler mezun olduktan sonra, iş hayatına yönelik faaliyetleri nelerdir?

Bahçeşehir Üniversitesi Lojistik Yönetimi bölümünün amacı; lojistik konusunda Türkiye’nin değişen ve gelişen koşullarına uygun, mezun olduğu andan itibaren sektörün her kolunda yer alabilecek yöneticiler yetiştirmektir. Sektörün ihtiyaçları yönünde hazırlanmış olan derslerimiz, yabancı dil ve bilgisayar laboratuarları ile desteklenmiş, modern sınıflarda yapılmaktadır. Tedarik Zinciri ve Lojistik Kulübü olarak yaptığımız etkinlikler ve teknik gezilerimiz ile mezun olacak arkadaşlarımızı aldıkları teorik eğitim ile, alanlarında uzman kişilerin tecrübelerinden de yararlanarak iş hayatına hazırlıyoruz.

4- Kulübünüz staj imkanları sağlıyor mu?

Bahçeşehir Üniversitesi “CO-OP Eğitim Modeli Programı” ile sektörünün önde gelen firmaları ile partnerlik kurarak, bizlere staj imkanları sunmaktadır.Kulüp olarak ise özellikle hazırladığımız bir staj bulma programımız yoktur fakat okulumuza gelen misafirlerimizle staj ve iş başvuruları için konuşup, arkadaşlarımıza staj bulmaları için destek veriyoruz.

5- Ne tür işbirlikleri yapıyorsunuz?

En büyük işbirliğimiz Öğrenci Dekanlığımız ve okulumuzdaki kulüplerimiz ile. Sektördeki firmalar ve diğer okullardaki lojistik kulüpleri ile işbirlikleri kurma planlarımız vardır.

 

 

 

 

6- Kulübünüzün adının geçtiği meslekteki trendler nedir?

Lojistik ülkemizde son 20 yıldır konuşulmaktadır. Buna rağmen, sektördeki firmalar Dünya’daki gelişmeleri yakından takip edip ve ülkemizde kendi iş stratejilerine entegre etmektedir. Lojistik sektöründeki yeni trendler de teknolijinin gelişimiyle paralel olarak ilerlemektedir. Lojistik 4.0 ve bununla beraber gelen yenilikler, ülkemizdeki sektörel en büyük trendlerdir. Sektördeki meslekler arasında tedarik zinciri yönetimi, freight forwarding, tedarik zinciri ve lojistik danışmanlığı trend meslekler olarak söylenebilir.

7- Mesleğinizle ilgili pratik kazandırma adına neler yapıyorsunuz?

Yaptığımız seminerler ve teknik geziler lojistik sektöründe kariyer planlayan arkadaşlarımız için pratik kazandırma yöntemlerimizden bir kısmı. Aslında pratik kazanma iş deneyimi ile daha alakalıdır. Bu yüzden arkadaşlarımızı staj yapmaları konusunda destekliyoruz. Gelecek dönem için de mülakat ve CV hazırlama workshopları ile arkadaşlarımızı kariyerlerine hazırlamayı hedefliyoruz.

8- Saha ziyaretleri yapıyor musunuz?

Saha ziyaretleri bizim için çok önemlidir. Bu yüzden farklı alanlarda saha ziyaretleri yapmaya çalışıyoruz. Geçen yıl Marport Limanı’nı, bu yıl da Ceva Lojistik Tuzla Deposu’nu ziyaret ettik. Önümüzdeki dönemler için

2020’de Bizi Bekleyen Finansal Tehditler

Maddi gelir amaçlı siber tehdit grupları 2020’de yatırım uygulamalarını, çevrim içi finansal veri işleme sistemlerini ve yeni kripto para birimlerini hedef almaya başlayabilir. Bunların yanı sıra banka altyapılarına para karşılığı erişim verme ve sızdırılan kaynak kodlarına göre yeni mobil bankacılık zararlı yazılımları geliştirme gibi faaliyetler de bekleniyor. Finans sektörüne yönelik tehditlerin nasıl gelişeceğine yönelik bir çalışma yapan Kaspersky tahminlerini paylaştı.

Finansal siber tehditler, kurbanların doğrudan maddi zarara uğramasına neden olduğundan en tehlikeli tehditler arasında gösteriliyor. Sektörde önemli gelişmelerin yaşandığı 2019’da finans kuruluşlarına saldırı düzenleyenler de yöntemlerini geliştirdi. Kaspersky araştırmacıları 2020’de finansal tehdit alanında gerçekleşebilecek çeşitli önemli potansiyel gelişmelere yönelik tahminlerde bulundu. Yapılan tahminler arasında şunlar öne çıktı:

  • Fintech saldırı altında. Mobil yatırım uygulamaları tüm dünyada giderek daha popüler hale geliyor. Bu eğilim 2020’de siber suçluların dikkatinden kaçmayacak. Bu uygulamaların bir kısmı çok aşamalı doğrulama veya uygulama bağlantısını koruma gibi güvenlik önlemlerini uygulamıyor. Bu da siber suçlulara bu uygulamaların kullanıcılarını hedef alma fırsatı tanıyor.
  • Yeni mobil bankacılık Truva atları. Kaspersky’nin çeşitli forumlarda yaptığı araştırma sonucunda, bazı popüler mobil bankacılık Truva atlarının kaynak kodlarının dağıtılmaya başlandığı ortaya çıktı. Daha önce benzer şekilde zararlı yazılımların kaynak kodları yayıldığında (örn. Zeus, SpyEye) bu Truva atlarının yeni sürümlerinin sayısı artmıştı. 2020’de bu durum yeniden gerçekleşebilir.
  • Bankacılık altyapısına ücret karşılığı erişim ve bankalara yönelik fidye yazılımı saldırıları. Kaspersky uzmanları 2020’de suçlular arası ağ erişim olanağı satışında uzman grupların faaliyetlerinde artış bekliyor. Bunların en fazla Afrika, Asya ve Doğu Avrupa bölgelerinde aktif olacağı tahmin ediliyor. Bu grupların ana hedefi küçük bankalar ve büyük şirketler tarafından yeni satın alınan ve bu şirketlerin standartlarına uyum sağlamak için siber güvenlik sistemlerini yeniden kuran finansal kuruluşlar olacak. Bankalar veri kaybı yaşamak yerine fidye ödemeye daha yatkın olduklarından bazı bankaların hedefli fidye yazılımı saldırılarının kurbanı olacağı da tahmin ediliyor.
  • Alışveriş sepetinden veri sızdırma: Çevrim içi ödeme sistemlerini hedef alan siber suçlu grubu sayısı artacak. Son yıllarda, JS-skimming adı da verilen ve e-ticaret sitelerinden ödeme kartı verisi çalma yöntemi çok popüler hale geldi. Kaspersky araştırmacıları bu tür saldırılara karışan en az 10 farklı grup tespit etti. Uzmanlar önümüzdeki yıl bu sayının artacağını düşünüyor. E-ticaret hizmeti sunan şirketlere yönelik saldırılar binlerce şirketi zor durumda bırakacağı için en tehlikeli sonuçları doğuracak.

Kaspersky Güvenlik Araştırmacısı Yuriy Namestnikov, “Bu yıl birçok önemli gelişme yaşandı. 2018’in sonunda tahmin ettiğimiz gibi, aralarında CopyPaste’in de yer aldığı yeni siber suçlu grupları ortaya çıktı, Silence grup tarafından bölge tabanlı yeni saldırılar düzenlendi, siber suçlular dolandırıcılık önleyici sistemleri atlatmaya yarayan verilere odaklandı. Davranışsal ve biyometrik veriler karaborsada satılmaya başladı. Ayrıca, JS-skimming yönteminin kullanıldığı saldırılar da tahmin ettiğimiz gibi arttı. 2020 yaklaşırken finans sektörünün potansiyel hedef olabilecek alanlarında görev alan güvenlik ekiplerine yeni zorluklara hazırlıklı olmalarını tavsiye ediyoruz. Yeni potansiyel tehditler kaçınılmaz şeyler değil. Yalnızca bunlara karşı düzgün şekilde hazırlanmak önemli.” dedi.

Kaspersky araştırmacıları finans sektörüne ek olarak, önümüzdeki yıl yeni güvenlik sorunlarıyla karşılaşacak diğer sektörleri de belirledi.

Tehdit gruplarının hedeflerinden biri haline gelen sağlık sektöründe tıbbi kayıtların ve bağlantılı tıbbi cihazların korunmasına odaklanılması tavsiye ediliyor.

Kurumsal güvenlik ekipleri bulut altyapısına daha fazla dikkat göstermeli ve içeriden ağa erişim riskine önlem almalı. Bazı suçlu grupları şirket çalışanlarını şantaj ve benzeri yöntemlerle kandırıp içeriden bilgi sızdırmak için kullanabiliyor.

“İkinci El Araç Pazarı Rekora Koşuyor”

Eylül ayından itibaren, sıfır araç pazarı, 2018 yılının aynı döneminde yaşanan çalkantılı dönemle kıyaslandığında, iyileşme trendine girdi denilebilinir ancak ikinci el pazarına baktığımızda Eylül’den itibaren büyük bir yükselme trendi görülüyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) geçtiğimiz günlerde açıkladığı rapora göre, ekim ayında 816 bin ikinci el otomobil ve hafif ticari aracın satışı yapıldı. Böylece, ay bazında incelendiğinde tüm zamanların en yüksek satışı gerçekleşerek bir rekor kırıldı.

“İkinci el satışları ocak ayına göre yüzde 90 artı”

Faizlerin düşmesiyle birlikte otomobile olan talebin yeniden canlandığını belirten Garenta ve ikinciyeni.com Genel Müdürü Emre Ayyıldız, “Sıfır araç pazarında Kasım ayında 58 bin adetlik satışla bu yılın rekoru kırıldı. Bankalar faizleri düşürdü, finansmana erişim kolaylaştı ve otomobile olan talep yeniden başladı. Sıfır araç pazarındaki bu hareketlilik dışında, ikinci el araç pazarında da rekor satışlar görüyoruz. Ocak ayında 446 bin olan ikinci el otomobil ve hafif ticari araç satışının, ekim ayında 816 bine ulaştığını ve bir ayda satılan en yüksek satış hacmi ile tüm zamanların rekorunu kırdığını görüyoruz” dedi.

Emre Ayyıldız: “ikinciyeni.com olarak, 2014 yılından bu yana yarattığımız sürdürülebilir başarımıza 2019 yılında da devam ediyoruz. Toplam 400 bini aşan üye sayımızla, 60.000’den fazla teklif veren tüketicilerimiz ile kurulduğumuzdan bugüne 100 bine yakın ikinci el araç satışı gerçekleştirerek, toplamda 5 milyar TL’nin üzerinde e-ticaret hacmi gerçekleştirdik. Yılda ortalama 20.00 adet aracın satışını gerçekleştirdiğimiz platformumuzda, 2019 yılında 1.180 adet kurumsal, 996 adet bireysel müşterimiz platformumuz üzerinden satışlarını gerçekleştirdi” dedi.

Kasım ve aralık aylarındaki satışların da eklenmesiyle ikinci el otomobil ve hafif ticari araç satışlarında başka bir rekor daha beklediklerini açıklayan Ayyıldız, “Geçtiğimiz yılın toplamında 6 milyon 156 bin ikinci el otomobil ve hafif ticari araç satılmıştı. Yılın son iki ayında satılacak araçlarla birlikte 2019 yılında yaklaşık 7 milyon ikinci el otomobil ve hafif ticari aracın satılmasıyla tüm zamanlarda en fazla satış yapılan yıl olarak yeni bir rekor kırılmasını bekliyoruz” şeklinde konuştu.

OSD’den Hurda Teşviki Sürekli Olsun Önerisi!

Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) Yönetim Kurulu Başkanı Haydar Yenigün, yıl sonu itibariyle sona eren ve kamuoyunda hurda teşviki olarak bilinen “Yaşlı Araç Değişim Programı”yla ilgili açıklamalarda bulundu. Programın devreye alındığı Haziran 2018’den bu yana 400 binden fazla hurda aracın trafikten silindiğini vurgulayan Haydar Yenigün, “Söz konusu programı; iç pazarın canlanması, ekonomiye katkı, trafik güvenliği ve her şeyden önemlisi çevre duyarlılığı dikkate alındığında çok önemli bir uygulama olarak değerlendiriyoruz. Bu çerçevede, hurda teşvik programının içeriğinin aynı araçla değişim şartı kaldırılarak, birçok ülkede olduğu gibi sürekli bir program olarak ele alınması veya kısa vadeli bir çözüm olarak 2019 yılı sonrasında da devam etmesi, ülkemiz ihracatının yüzde 19’unu gerçekleştiren, ekonomimize önemli katkılar sağlayan otomotiv sanayimiz adına önem arz ediyor” ifadelerini kullandı. Haydar Yenigün, programın etkinliğini artıracak 4 önemli öneriyi de paylaştı.

Kamuoyunda hurda teşviki olarak bilinen “Yaşlı Araç Değişim Programı” 2019 yılı sonu itibariyle sona erdi. İç pazarı önemli ölçüde hareketlendiren programla ilgili görüşlerini paylaşan Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) Yönetim Kurulu Başkanı Haydar Yenigün, önemli istatistikler paylaşırken, programla ilgili 4 kritik öneri daha getirdiklerini bildirdi. Haziran 2018’de uygulamaya alınan hurda teşvik programıyla birlikte, Kasım ayında devreye giren vergi düzenlemelerinin pazarın daralmasında yavaşlatıcı etki yarattığını ifade eden Haydar Yenigün, “Söz konusu programı; iç pazarın canlanması, ekonomi, trafik güvenliği ve her şeyden önemlisi çevre katkıları dikkate alındığında çok önemli bir uygulama olarak değerlendiriyoruz. Bu çerçevede, hurda teşvik programının içeriğinin aynı araçla değişim şartı kaldırılarak, birçok ülkede olduğu gibi sürekli bir program olarak ele alınması veya kısa vadeli bir çözüm olarak 2019 yılı sonrasında da devam etmesi, ülkemiz ihracatının yüzde 19’unu gerçekleştiren, ekonomimize önemli katkılar sağlayan otomotiv sanayimiz adına önem arz ediyor” dedi.

400 binden fazla hurda araç trafikten silindi

Programın devreye alındığı günden itibaren iç pazardaki satışlara önemli katkılar sağladığını belirten OSD Yönetim Kurulu Başkanı Haydar Yenigün, “TÜİK verilerine göre, 2018 yılı Haziran ayı itibariyle trafikten kaydı silinen araç sayısında ciddi artış yaşandığı gözlemlenmiştir. 2018 yılı Ocak-Mayıs döneminde 22 bin 674 adet araç trafikten silinmişken Haziran-Aralık döneminde 180 bin 306 adet aracın trafikten kaydı silindiği görülmektedir. 2019 yılı ilk on ayında trafikten kaydı silinen araç sayısı ise 224 bin 234 adete ulaşmıştır. Kaydı silinen araçların ciddi bir kısmının yerine yeni araç alındığı kabul edilirse, hurda teşvik uygulamasının pazardaki daralmayı frenlediği sonucu çıkmaktadır. Diğer bir ifade ile hurda programı ve vergi indirimleri olmasaydı pazarda yaşanan daralmanın daha fazla olacağı değerlendirilebilir” diye konuştu.

Mevcut “Yaşlı Araç Değişim Programı”nın etkinliğini artırmak üzere 4 önemli öneri hazırladıklarını dile getiren OSD Yönetim Kurulu Başkanı Haydar Yenigün, bu önerileri ise şu şekilde sıraladı:

  • Program içeriğinde aynı kategoride araçla değişim şartının kaldırılması, özellikle de otomobil ve hafif ticari araç sınıflarında bir aracın hurdaya ayrılması ile yeni bir otomobil veya hafif ticari araç sınıfında araç alımına imkan sağlanması gerekmektedir. Yani aynı kategoride araç alma zorunluluğunun bu kategoriler için kaldırılması sağlanmalıdır.
  • 2019 yılında uygulamaya alınan yeni emisyon normlarından kaynaklı ek maliyetler ve ekonomik koşullar ile oluşan fiyat artışları göz önüne alınarak terkin edilecek ÖTV tutarları güncellenmelidir.
  • Fiyat seviyesi yüksek ve ÖTV oranları göreceli olarak düşük olan ağır ticari araç grubunda etkisi çok kısıtlı kalan hurda teşvik uygulamasının, bu araç grubu için katkıyı artıracak şekilde yeniden kurgulanması gerekmektedir.
  • Ülkemiz yaşlı traktör parkının gençleşmesi ve tarımda verimliliğin artması için traktörler de program kapsamına alınmalıdır.

Büyüyen E-ticaretle Birlikte Paketleme Konusu 10 Şirketten 9’unun Gündeminde

  • DHL’in “Paketlemeyi Yeniden Düşünmek” raporuna göre 10 şirketten 9’u paketleme konusunun kendileri için gündemin üst sıralarında yer aldığını ifade ederken, sürdürülebilir paketleme malzemelerinin hayata geçirilmesi bir numaralı öncelik olarak dikkat çekiyor.
  • Hız odaklı e-ticaret gönderileri, üst düzey müşteri memnuniyeti elde etmek üzere paketleme optimizasyonu, otomasyon, akıllı-paketleme çözümleri ve benzeri yeniliklere adapte olmayı gerektiriyor.

İstanbul, 3 Ocak 2020: DHL, lojistik sektöründe paketlemenin geleceğine dair kapsamlı bir değerlendirme sunan “Paketlemeyi Yeniden Düşünmek” başlıklı yeni bir Trend Raporu yayınladı.

Küreselleşme ve e-ticaret sayesinde gönderime çıkan toplam ürün hacmi artıyor ve paketler daha uzun, daha karmaşık uluslararası lojistik ağlar aracılığıyla daha uzaklara yolculuk ediyor. DHL’in müşteri ve iş ortakları üzerinde gerçekleştirdiği anket, 10 şirketten 9’unun paketlemeyi önümüzdeki 3 ile 5 yıl arasında gündemin üst sıralarında gördüğünü ortaya koyuyor. Hız odaklı gönderilerin ve popülerliği giderek artan abonelik hizmetlerinin sonucu olarak “tek ürün” gönderim sıklığındaki yükseliş daha fazla karbon emisyonuna ve ambalaj atığına yol açıyor. E-ticaret ürünlerindeki çeşitliliğin artışı da kargo ve paketleme alanında yeni zorluklar ortaya çıkarıyor. Ankete katılan müşteriler; paketleme maliyetinin makul düzeyde kalması, taşıma esnasında zarar gören gönderilerin sayısı ve eldeki nakliye kapasitesinin en iyi şekilde kullanılması konularında sorunlarla karşı karşıya olduğunu düşünüyor.

Daha sürdürülebilir kargo taşımacılığına yönelik taleple birlikte atık azaltma, yeşil malzemeleri teşvik etme ve uygun geri kazanım sistemlerini hayata geçirme konularında yeni çabalar ortaya çıkıyor. Önde gelen perakendeciler bu beklentilere sorunsuz ve geri dönüşümlü malzemeler kullanarak yanıt verirken, ulaşılabilir estetik paketleme çözümleriyle müşteriyi memnun ediyor ve durumu lehlerine çeviriyorlar.

DHL Express Türkiye CEO’su Claus Lassenkonuya ilişkin değerlendirmesinde, “Global Trend Raporumuz ve müşteri anketimiz; kolay, geri dönüşümlü ve sağlam paketlemenin toplamda pozitif müşteri deneyimi elde etmek açısından ne kadar büyük önem taşıdığını gözler önüne seriyor. Ancak şirketlerin, tüketicilerin ve çevrenin değişen ihtiyaçlarının hızla artması, maliyetleri yükseltiyor ve verimliliği düşürüyor. İnanıyoruz ki, yeni paketleme optimizasyon araçlarının, malzemelerinin ve elleçleme teknolojilerinin benimsenmesi, verimliliği ve üretkenliği kayda değer ölçüde büyütecektir. Bunun sonucunda da tedarik zincirlerinin işleyişi ve lojistik süreçlerde değişimler yaşanacaktır” dedi.

Otomotivden sağlığa tüm sektörlerde paketleme talepleri dönüşüm içinde

Tüm sektörlerde paketleme konusunda yeni talepler giderek çoğalıyor. Örneğin otomotiv ve teknoloji sektörlerinde tedarik zincirlerinin, giderek artan sayıdaki hassas, yüksek değerli bileşenleri barındıracak şekilde evrimleşmesi gerekiyor. Lojistik profesyonellerinin sağlık sektöründe hayat kurtaran ilaçların ve aygıtların hastanelere ve hastaların evlerine güvenli olarak ve gerektiği şekilde teslim edilmesini temin etme zorunluluğu bulunuyor. E-ticaret geleneksel perakendeciliği tahtından ederken, kapının önüne kadar gelen paket artık tüketici ile markalar arasında kritik bir temas noktasına dönüşüyor.

Lojistik sektörü için öngörüler

  • Paketleme optimizasyonu: Tam kapasiteyle doldurulmamış sevkiyatlar, ürünlerin hasar görmesinin başlıca sebeplerinden biri olduğu gibi maliyet ve sürdürülebilirlik açısından olumsuz etkilere sahip. Bu nedenle şirketler, ürün kalemleri, karton kutular ve paletler için en iyi oranı başarıyla hesaplayan, ardından da sonuçları doğrudan toplayıcı araçlara ileten yazılımlar geliştiriyorlar. Örneğin DHL’in yenilikçi optimizasyon aracı OptiCarton, paketleri ebat ve ağırlıklarına göre daha verimli biçimde seçip düzenleyerek karton kutu ve palet alanını maksimize ediyor.
  • Paketleme otomasyonu: Otomatize edilen yük boşaltma süreçleri, hat sonu istifleme ve etiketleme sistemleri, dönemsel paketleme ve işe alım gereksinimlerinin yükünü hafifleten işbirlikçi robotlar, şirketlere, büyüyen e-ticaret pazarını deneyimli iş gücüyle dengeleme olanağı sağlayacak.
  • Sürdürülebilir paketleme malzemesi: DHL müşteri anketini yanıtlayanların büyük çoğunluğu, sürdürülebilir paketleme malzemelerinin hayata geçirilmesinin kendileri açısından yakın gelecek için bir numaralı paketleme önceliği olduğunu ifade ediyor. Sürdürülebilir gıda paketleri, streç filmlere ve tek kullanımlık plastik zarflara karşı yeşil alternatifler geliştirilmesi alanlarında yapılan araştırmalar giderek artarken, maliyet ile müşteri memnuniyetini dengede tutmak, perakendeciler açsından ciddi bir sıkıntı haline geliyor.
  • Tekrar kullanılabilir şekilde paketleme ve tersine lojistik: Son dönemlerde israfı ortadan kaldırmak üzere, tekrar kullanılabilen malzemelerin ve kapalı devre geri dönüşüm programlarının giderek daha fazla benimsendiğini görüyoruz ama hâlâ birtakım sıkıntılar söz konusu. Ekonomik açıdan uygulanabilir bir tekrar kullanılabilen paketleme sistemi kurmayı düşünen sektörlerin hesaba katması gereken şeyler var: Paketleme malzemesi havuzunun ne büyüklükte olması gerektiği; taşıyıcı muhafazaların temizlenmesi, denetlenmesi ve bakımı için gerekli sistemlerin tasarımının nasıl olacağı ve tersine lojistik süreçlerinin maliyeti, hızı ve kullanım kolaylığı.
  • Akıllı paketleme: Akıllı etiketler gibi akıllı paketleme teknolojileri ve son aşama ürün koruma önlemleri, müşteri ile tedarik zinciri ve paket arasındaki bağı, kargonun durumu ve yeriyle ilgili gerçek zamanlı güncel bilgiler vererek güçlendiriyor.

Profesyonel Network’ten Ticari Network’e

Bugün sizlerle yeni yıl yol haritamızı paylaşacağım.
Bu değerlendirme yazısını her yeni yılın ilk pazartesi günü yayınlayacağım.

Son bir yıl içerisinde marka ailemizi; Satınalma Dergisi, BuyerNetwork.net ve StartupVadisi.com platformlarını iş dünyası ile entegre ettik.
Firma ve yöneticilerle yeni işbirlikleri ve değer alanları üretmeye başladık.
Bu emeğimizin karşılığında kurumsal pazarda 2019 yılında % 30 büyüme gösterdik.
Dergi olarak 85. sayımızı yayınlamanın heyecanını ve gururunu yaşıyoruz.

2020 yılında firma ve yöneticilerle, değer üreten yeni projeleri hayata geçireceğiz.

Sizler için projelerimizi anlatan iki kısa video hazırladık:

Profesyonel Network’ten Ticari Network’e BuyerNetwork Pro Marka Ailesi 

BuyerNetwork Marka Ailesi 2019 Gelişim Yılı

Şimdi 2020 Yılı Yol Haritasını İş ve Ticaret Tarafında Birlikte Hazırlayalım.

Siz değerli sektör çalışanlarımız ve firmalarınızla neler yapabiliriz ?

TİCARET DÜNYASINDA KAZANIMLAR

Firmanızın sektöre yönelik ürün ve hizmet satışlarınızda yeni bir kanal oluşturuyoruz.
Tüm firmalar TEKLİF ALMA  – TEKLİF VERME sistemi ile otomatik entegre bir biçimde işini büyütebilmektedir. Bununla birlikte tüm firma ve yöneticilere yönelik “özel” kampanya düzenleyebilirsiniz. İşini büyütmek isteyen tüm firmalarımızla proje konuşuyor ve hızlıca hayata geçiriyoruz.

Hammadde, lastik, jeneratör, akaryakıt, filo, promosyon ürünleri, ofis/kırtasiye, gıda, kimyasallar, kargo ve nakliye, eğitim, tesis yönetimi…

Şirketinizin Ticari Hedeflerine Ulaşmasında Katkı Sağlıyoruz.

Tüm sektörlerin ihtiyaçlarına uygun ürün ve hizmet satışlarınızı pazaryerinden gerçekleştirebilirsiniz.

Tedarik zincirinin tüm aşamalarında çözüm getiriyoruz. Operasyonel maliyetlerinizi düşürüyoruz. Yüksek müşteri memnuniyeti ve kaliteli hizmet sağlıyoruz. Platform üyesi firmalarımıza ticaret tarafında destek oluyoruz.

  • Tüm Platform Üyesi Firmalara Kampanya Yapmak İstiyorum
  • Teklif Almak İstiyorum
  • Alırken Kazanın (firma ürün ve hizmet ihtiyaçlarınıza en uygun çözüm modülü)

Dış Ticaret Operasyonlarınız için Teklif Alın 

  • İhracat ve Lojistik Operasyonlarınız İçin Teklif Alın

Yurtdışı ihracat hedeflerinize ulaşmanızda partneriniz oluyoruz. Strateji belirleme, pazar istihbaratı ve satış geliştirme, müşterilerle eşleştirme, lojistik ve gümrük operasyonlar, Turquality süreçleri ve kurumsallaşma hizmetlerimiz ile partner firmalarımızla beraber yanınızdayız.

  • Pazar İstihbarat ve Satış Geliştirme İçin Teklif Alın

Hedef pazar analizi & istihbarat, strateji belirleme, müşteri bağlantılarının kurulması & ilişki geliştirme, satış politikalarının belirlenmesi, fiili ihracat ve satış konularında size çözüm üretiyoruz.

Şirket partnerlikleri ile ticaret ve eğitim etkinliklerimizi büyütüyoruz.
Şirket partnerliği için kurumsal üyelik sayfamızı inceleyebilirsiniz.

İŞ DÜNYASINDA KAZANIMLAR 

  • Çalışanlarımızı eğitim, iş bulma ve kariyer planlamada destekliyoruz.

BuyerNetwork Marka Ailesi olarak çalışanların yanındayız. Sektörde çalışanların bilgi ve deneyimlerini geliştirdiği paylaşım etkinlikleri; konferans ve eğitimler düzenliyoruz.

2019 yılında birbirinden değerli dört büyük etkinliği platform firma ve yöneticilerimizle gerçekleştirdik. B2B Konferanslarımız:

– 11 Aralık 2019 Lojistik ve Depo Yönetimi Konferansı
– 20 Kasım 2019 Satınalma ve Tedarik Zinciri Yönetimi Konferansı ve Ödül Töreni
– 20 Mart 2019 BuyerNetwork Women Sosyal Girişimcilik ve Yönetimde Kadın
– 16 Şubat 2019 Dış Ticaret Konferansı

Bu kapsamlı etkinlikleri profesyonellerimize maddi bir yük getirmeden sunduk ve bu yıl da olabildiğince bedelsiz sunmaya gayret edeceğiz.

Yönetici Eğitim Vakaları – 4 Yetenek

BuyerNetwork.net B2B Platformu içerisinde 4 Yetenek bölümünü açtık.
“Pratik Sizi Mükemmelleştirir”
mottosuyla profesyonellerimizin kişisel ve mesleki gelişimine katkıda bulunmaya başladık. Yönetim, strateji, e-ticaret, lojistik ve tedarik zinciri alanlarında çalışma vakaları koyduk. Bu örnek olayları çözen arkadaşlarımız için de çeşitli ödüller belirledik. Ocak ayından itibaren kazanan isimleri yayınlıyoruz.

Öğrenme Merkezi

Öğrenme Merkezi, özellikle uzaktan eğitimde popüler bir ortam sağladı. Şirketlerimiz kurumsal üyelik sistemi ile 10 çalışanı sembolik maliyetlerle bu eğitim platformundan faydalanabiliyorlar. Satınalma Dergisi’nin tüm arşivini, 85 sayıyı, sayfa sayfa inceleyebilirsiniz.

Buyer Network Card Avantajları İle Geldi

Platform üyelerimiz için artık kart sistemi zorunluluk halini almıştı. Bu sistemi nasıl avantajlı hale getiririz diye hayli düşündük. Konferanslar ve belirli etkinlikler ücretsiz devam ederken uzmanlığa dayalı eğitimleri indirimli bir şekilde dikkatinize sunacağız.
Buyer Network Card sahipleri Öğrenme Merkezi’nde yer alan tüm Satınalma Dergisi’ne erişim sağlayabilecek.

Yönetici Yerleştirme Hizmeti

Platform üyelerimize profesyonel yetenek bulma ve kariyer danışmanlık hizmetlerinin sağlanmasını istiyoruz. Bu nedenle uluslararası iş tecrübesine sahip Benson & Partners’la bir araya geldik. Tüm yönetici ve yönetici adaylarına sektörde iş değiştirme, iş arayışlarına profesyonel destek hizmeti verelim istedik. Şirketlerimizin önemli bir bölümü küresel çapta faaliyet gösteriyor. Bu nedenle sadece yurtiçi değil uluslararası kariyer ve iş fırsatlarının sunulmasını istiyoruz.

Temesist Akademi ile eğitim işbirliğimiz başladı

Sektörün lider firması Temesist Şirketler Grubu ile İkitelli Genel Merkezi’nde sektöre yönelik mesleki eğitimler başlıyor. 23 Ocak 2020 tarihinde Tedarik Zinciri Yönetimi ile eğitim faaliyetlerimize başlıyoruz. Atilla Yıldıztekin hocamızın vereceği bu eğitimi kaçırmamak için ajandanızda yer ayırın.

Tedarik Zinciri Yönetimi eğitimine kayıt olmak için buraya tıklayıp “katılıyorum” seçeneğini işaretlemeniz gerekmektedir.

Her eğitim için 20 profesyonel katılımcı sınırı bulunmaktadır. Katılımcıların aktif iş hayatında görev almaları gerekmektedir.

Şirket partnerliklerimizle ticaret, iş geliştirme ve etkinlik (eğitim) alanlarında yeni projeler üretmeye devam edeceğiz.  

Kıl Payı Kurtulma Kültürü

Çoğumuz bilge atalarımızın dediği gibi “Bir musibet, bin nasihatten iyidir” der, başarısızlıklarımızdan dersler çıkarırız. Ancak çoğu zaman başarısızlıklarımızdan olduğu kadar başarılarımızdan da dersler çıkarmamız gerekir. Bir hedefe odaklandığımızda bir kırılma anı yaşayıp, her şey tam ters gidecekken bir anda kıl payı kurtulduğumuz olur. O an verilmiş sadakamız olduğunu, şansın yardım ettiğini ve dualarımızın karşılık bulduğunu söyleriz. Peki, ya bir sonraki sefer?

Çözüm bekleyen hemen her krizin öncesinde alınan bir erken uyarı sinyali vardır. Bu erken uyarı sinyali ya ihmal edilmiş, ya bu mesaj yanlış analiz edilmiş veya bir ucuz atlatma yaşanmıştır. Ya da o an için günü kurtaran bir kahraman çıkmıştır.

Araştırmacılar, bu sinyallerin göz ardı edilmesinin iki nedeni olduğunu belirtiyorlar: Birincisi sinyaller işin gereği olarak doğal bir risk olarak değerlendirilip normalleştiriliyor. İkincisi ise sonuç önyargısı adı verilen durumdur. Proje başarıyla sonuçlanınca kimse başarıyı tartışmak istemiyor. Altına imza atılan önemli bir başarı varken süreçte yapılan küçük hatalar önemsenmiyor. Ve bu küçük hatalar, bir sonraki projede önemli sorunlara ve başarısızlığa yol açabiliyor.

Ucuz atlatma deneyimleri doğru okunursa kurumu önemli iş, itibar, zaman ve finansal kayıplarından kurtarmak mümkündür. Peki, kıl payı kurtulma ve ucuz atlatmalar nasıl fark edilebilir, hatta gelişim için bunlardan nasıl fayda sağlanır?

1-Baskı Ortamı: Zaman, maliyet, hedef ve başarı baskısı altında insanlar analitik veriler yerine sezgilerine göre karar almaya daha eğilimlidir. Özellikle liderlerin, rasyonel verilerin göz ardı edildiği ve sadece sonuca odaklanıldığı bu gibi durumları fark etmesi gerekir. Eğer üzerinizde yüksek baskı olmasaydı o iş nasıl daha farklı şekilde yapılabilirdi? Liderlerin, ekip üyelerini bu gibi konularda konuşabilmeleri için teşvik etmeleri durumunda çok büyük sorunlar önceden öngörülebilir.

2-Normalleştirme: Bir iş yapılırken ortaya çıkan hata ve yanlışlar sürecin doğal bir parçası olarak görülür. 1000 defa yaşanan, artık kanıksanan ve hep tekrarlanan bu hatalar potansiyel bir tehlike olarak görülmez. Süreç eğitimleri, dışarıdan bakan farklı bakış açıları ve yaratılacak farkındalıklarla bir hata ve yanlışın normalleşmesi tespit edilebilir.

3-Sorunun Kaynağına İnin: Çoğu zaman çözüm bekleyen temel sorunlara durumun özelinde geçici çözümler bulunur. Düşük maliyetli, ucuz ve geçici olan bu çözümler, sorunu ortadan kaldırmaz. Sorun, potansiyel bir tehlike olarak varlığını sürdürmeye devam eder.

4-Önemsemek: Kıl payı kurtulmalar için detaylı raporlama yapmayı kurum kültürü haline getirmek, bir çözüm olarak görülebilir. Böylece başarı ile ucuz atlatma arasındaki çizgi daha net olarak görülebilir.

5-Ödüllendirme: Bir şirketin ürün ve hizmet kalitesini yükseltebilmek için en önemli veri kaynağı, aldığı geri bildirimlerdir. Müşteri şikâyetleri kadar çalışanlardan süreç için gelecek iyileştirme önerileri de önemli bir bilgi kaynağı olarak görülebilir. Kurumda kıl payı kurtulmalar üzerine konuşabilmek bir çözüm olarak düşünülebilir. Bunların tekrarlamaması için getirilen çözüm önerilerinin ödüllendirilmesinin kurum kültürü olarak benimsenmesi bir çözüm stratejisi olarak görülebilir. Böylece sonraki aşamalarda ucuz atlatmaların hatta olası felaketlerin önüne geçilebilir.

Başarısızlıklarımızdan olduğu kadar başarılarımızdan da dersler çıkarabilmemiz için kıl payı kurtulduğumuz anları iyi analiz etmemiz gerekir. O an verilmiş sadakamız olduğunu, şansın yardım ettiğini ve dualarımızın karşılık bulduğunu söylesek de bir sonraki sefer işimizi şansa bırakmamalıyız. Ve dersler çıkarabilmek için de, bu konuda stratejiler geliştirmek yerine kurum kültürünün bir parçası haline getirmek çok daha temel bir çözüm olacaktır. Çünkü, Peter Drucker’ın dediği gibi “Kültür, stratejiyi sabah kahvaltısında yer.”

Kaynak: HBR’s 10 Must Reads – Doğru Karar Almak, Catherine H. Tinsley, Robin L. Dillon, Peter M. Madsen Çeviri: Melis İnan, Optimist Yayınları, Haziran 2017, İstanbul