Etik Kültürün Kurumlarda Geliştirilmesinde İş Etiği ve Kamu Etiği İlişkisi

1980’li yılların başından itibaren şirketler için sermaye piyasaları yoluyla fon sağlamaya yönelik finansman biçiminin önem kazanması, bu fonları sağlayanlarla şirket yöneticileri arasında bir iletişim sorununu ortaya çıkarmıştır. Büyük iflas ve şirket yöneticilerinin kendi menfaatlerine göre hareket etmeleri bu sorunun çözümü için yeni mekanizmalara olan ihtiyacı artırmıştır. Bu konuda kamu düzenleyici kurumlarının da yetersiz denetimleri de sorunların büyümesine yol açmıştır. Bunların sonucunda sermaye piyasalarında şeffaflık ve hesap verebilirlik gibi kurallar önem kazanmaya başladı. Buna koşut olarak kurumların kendi iç yapılarında etik değerlere göre iş yapma kurallarının önemi giderek arttı ve iş etiği ve kamu etiği sistematik bir alan haline geldi. Bu kurallar kamu yönetimi ve iş süreçlerini de etkiledi.

Kamu yönetim ettiği ve iş etiği açıklanan gelişim sürecinden dolayı birbiriyle ilişkili ve etkileşim içinde gelişimini sürdürdü. Ancak kamunun iş süreçlerinin farklı olması ve genel olarak kamu yararıyla toplumsal faydayı amaçlamasından dolayı, kamu yönetim etiği ve iş etiği arasında ayrımlar da vardır. İş etiğinin farklılaştığı en önemli nokta karlılığı amaçlamasıdır. Buradan hareketle bu çalışmada söz konusu benzerlikler ve farklılaşmalar çerçevesinde konular ele alınmaktadır.

Çalışmanın ilk bölümünde etik, iş etiği ve kamu yönetimi etiği tanımları ile etik ile ahlak ve yasalar arasındaki farklar tartışılarak kavramsal çerçeve tanımlanmıştır. Bu bölümde yine kamu etiğindeki yeni eğilimlerden bahsedilerek kamu yönetimi hareketi ve yeni kamu yönetimi işletmeciliğinin etkileri üzerinde durulmuştur.

İkinci bölümde kamu ve özel sektörün etiğe yaklaşımlarındaki benzerlikler ve farklılıklar tartışılmıştır, bu bölümde etiğe ve etik değerlere yaklaşım farklılıkları ayrı ayı ele alınmıştır, bu kapsamda kamu ve iş etiğinin ortak ve farklı değerleri belirlenmeye çalışılmıştır.

İş etiği ve kamu etiği açısından sorun yaratan hususlar bir diğer alanımız olup, sorunlu alanlar, risk göstergeleri, etik dışılığın nedenleri üzerinde özellikle durulmuştur. Etik uygulamalar bakımından kamu ve özel sektör arasındaki işbirliği bir diğer ilgi alanımızı oluşturmuş ve bu husus incelenerek öneri setleri geliştirilmiştir.

Kamu ve özel sektörde etik dışı davranışı engelleyici ve etik davranışı geliştirici mekanizmalar olarak etik program kavramı ayrıntılı incelenmiştir.

Kamu ve özel sektördeki etik kodlara yaklaşım ve bu iki alandaki etik kodların farklılıkları üzerine durulmuştur. Son bölümde değerlendirmelerimiz ve önerilerimize yer verilmiştir.

Kamu Yönetim Etiği ve İş Etiği arasındaki Kavramsal bağ

İyi bir yönetimin geleneksel olarak ‘’3 E ‘’si; Ekonomi, Etkinlik ve Etkililik olup, günümüzde dördüncü E’ si olan Etik eklenmiştir. [1] Etik gerek kamu yönetiminde gerek ise iş dünyasında farklılıklar taşısa da temelde aynı amaca yönelmiş bir disiplindir.

Kamu Yönetim ve İş Süreçleri Açısından Etik Kavramı

Etik kavramı Yunanca (Grekçe) ‘’ethos’’ sözcüğünden gelmekte olup karakter anlamına gelmektedir. [2] Etik kavramının iki farklı kullanımı söz konusudur. ‘’ εθος ‘’   olarak yazılan etik kavramı alışkanlık, görenek, töre anlamına gelir, asıl anlamıyla ve dar anlamda ‘’ηθος ‘’ olarak yazılan etiğe göre ise eylemde bulunan ve davranan kişi, aktarılan eylem kurallarını ve değer ölçülerini sorgulamadan uygulamayıp, üzerinde düşünerek talep edilen iyiyi gerçekleştirmek için onları alışkanlığa dönüştüren kişidir. Alışkanlık töre ve görenek bu şekilde karakter haline gelmekte, erdemli olmanın temel tavrı olarak anlaşılmaktadır.’’[3]

Sözlüğe göre ise, Etik ; töre bilimi,‘’Yarar, iyi, kötü gibi sorunları inceleyen, töre ile ilgili bir davranış yasası geliştiren, neyin uğrunda savaşılmaya değer, yaşama neyin anlam kazandırdığı, hangi davranışın iyi ve hangisinin kötü olduğu gibi sorunları kendine konu edinen bilim, ahlak bilimi, ilmiahlak, etik ’’olarak tanımlanmaktadır.[4] Etik; ‘’Felsefenin‘ödev, ‘yükümlülük, ‘sorumluluk’ ve erdem’ gibi kavramları analiz eden, ‘doğruluk’ veya ‘yanlışlık’ ile ‘iyi’ veya ‘kötüyle ilgili ahlaki yargıları ele alan, ‘ahlaki eylemin doğasını soruşturan ve iyi bir yaşamın nasıl olması gerektiğini açıklamaya çalışan dalıdır’’.[5] Günümüzde etik özellikle mesleklerin yapılmasında ve görevlerin yapılmasında önem kazanmıştır. Bu açıdan Etik; ‘’Çeşitli meslek kolları arasında tarafların uyması veya kaçınması gereken davranışlar bütünü’’ olarak tanımlanmaktadır.[6] Etik genel olarak davranışlarımız için çerçeve teşkil eden değerler, ilkeler ve kurallar toplamı olarak da tanımlanabilir.

Etik ve ahlak arasındaki ilişki; Etik tanımı ahlak’a da atıf yaptığından ahlak kelimesini de açıklamak gerekir. Ahlak, 1.‘’Bir toplum içinde kişilerin benimsedikleri, uymak zorunda bulundukları davranış biçimleri ve kuralları’’, 2. Felsefede kullanımı olarak ‘’Belli bir toplumun belli bir döneminde bireysel ve toplumsal davranış kurallarını tespit eden ve inceleyen bilim’’ ve 3. ‘İyi nitelikler, güzel huylar’’ olarak tanımlanmaktadır.[7] Ahlak kelimesi batı dillerinde adet alışkanlık, karakter anlamlarına gelen moral kelimesi ile karşılanır ve mos (çoğulu mores) kelimesi kökenlidir.[8] Ahlak kelimesi arapça ’’hulk’’ kelimesinin çoğulu olup, huy, mizaç, seciye gibi anlamlar taşır. Her iki kelime birbirlerinin yerine ve dönüşümlü olarak kullanılmakla birlikte, genel olarak bu iki kavramın birbirinden farklı olduğu kabul edilmektedir. Etik ahlak felsefesi olarak da tanımlanmakta olup bu anlamda ‘’insanların kurduğu bireysel ve toplumsal ilişkilerin temelini oluşturan değerleri, kuralları, doğru yanlış ya da iyi-kötü gibi ahlaksal açıdan araştıran bir felsefe disiplinidir’’[9]

Ahlak, belirli bir toplumda belirli bir zaman ve alanla tanımlıdır, belirli bir ülkedeki belirli bir grubun ahlakından söz edilebiliriz. Etik daha çok özel gruplar için belirlenmiş davranış kuralları olarak tanımlanabilir. Bu anlamda muhasebeci etiğinden veya borsa aracılarının etiğinden söz edilebilir. [10]

Yukarıdaki açıklamalar kapsamında ‘’Ahlak, göreli, toplumdan topluma, toplum içindeki farklı gruplara, bu grupların dinsel, cinsel, etnik kimliklerine göre değişen, yazılı olmayan, insanlar arasında uyulması gereken kurallara işaret ederken, etik, daha soyut kavramlara dayalı, daha evrensel ve genel geçerliliğe sahip bir karakter taşımaktadır.[11]

‘’Ahlak ile etik arasındaki temel fark, ahlakın din, çevre gibi dışsal nedenlerle şekillenmesine karşın etiğin dışsal değil, değerlerimize dayanan içsel bir güdü olmasıdır. Etik, birileri bize şöyle davran dediği için değil, gerçekten doğru olduğuna ve öyle davranmamız gerektiğine inandığımız için öyle davranmamız nedeniyle ahlaktan ayrılır.’’[12]

Yukarıdaki açıklamaları tekrar gözden geçirir ve karşılaştırmalı olarak bakar isek, ahlak; göreli, toplumdan topluma, toplum içindeki farklı gruplara, çeşitli dinsel, cinsel etnik gruplara göre ve zamana göre değişen davranış kurallarını tanımlar iken, etik ise, daha soyut kavramlara dayalı, evrensel ve genel geçerliliğe sahip bir karakter taşımaktadır. Etik, ayrıca son dönemde daha çok özel gruplar için belirlenmiş davranış kuralları anlamını da taşımaya başlamıştır.

Tablo 1- Etik ve Ahlak Karşılaştırması

AHLAK ETİK
•  Göreli

•  Toplumdan topluma değişebiliyor

•  Toplum içindeki farklı gruplara göre değişebiliyor

•  Çeşitli dinsel cinsel etnik gruplara göre değişebiliyor

•  Zaman içinde değişebiliyor

•  Daha soyut kavramlara dayalı

•  Evrensel

•  Genel geçerliliğe sahip bir karakter taşımaktadır

•  Özel gruplar için belirlenmiş davranış kuralları anlamı kazanmıştır

Etik ile yasaların ilişkisi; bir çok konuda etik ile yasalar aynı şeyleri söyler, ama ikisi aynı şey değildir. Çoğu kez önce etik kurallar oluşur; daha sonra bunlar yasalaştırılırlar. Başka bir deyişle etik yasaların öncülüdür. Bazılarına göre yasalar ve etik farklıdır. Yasalar iş dünyasına uygulanacak en uygun ve tek düzenlemedir. Bu konuda iki farklı temel yaklaşım mevcuttur: bir yaklaşım, yasaların kamu yaşamı ile ilgili olduğunu, etiğin ise özel alanın bir konusu olduğu, yasalar açık ve net olarak tanımlanmış herkese karşı uygulanan zorlayıcı uyulmaması halinde yaptırımı olan düzenlemelerdir. Etik ise kişisel görüşlerimize göre bizim yaşamımızı düzenlerken seçimlerimizi yansıtan bir alandır. Bu düşüncenin bir diğer çeşidi de, yasalar uyulması gereken asgari standartları belirlerler. Öte yandan etik ise daha yüksek, olması gereken arzulanan bir düzeydir. Etik olmak arzulanan bir şeydir, ancak uyum zorunluluğumuz yasalarla sınırlıdır.[13] İkinci yaklaşıma göre ise yasalar iş etiğinin ana yapısını oluşturur. Duruma göre iş yaşamına uygulanabilecek etik kurallar vardır ve bunlar da yasa düzenleyiciler tarafından yasalara aktarılmalıdır. Yasalar daha ayrıntılı düzenlemeler içermeleri, yaptırıma tabi tutulmaları, kamu otoritesi tarafından yoruma tabi tutulabilmeleri nedeni ile etiğe karşı avantajlara sahiptirler. Bu genel düzenlemeler herkes tarafından bilinirler ve başlangıç noktası olarak bir zemin oluştururlar. Eğer birbiriyle yarışan takımlar kendileri için kuralların ne olduğunu belirlemeye kalksa idi bir kaos oluşurdu. Bu nedenle iş dünyasında sadece kanunu dikkate almak ahlaki açıdan yeterlidir. Bu yaklaşım tarzının şiarına göre ‘’bir şey yasal ise ahlaki olarak da uygundur.’’

Yukarıda açıklanan her iki yaklaşım da temelde yöneticilerin karar alırken yalnızca yasaları dikkate almasını önerirler. Bu uygulama yanlış olmanın yanında son derece de tehlikeli bir yaklaşımdır. John R.Boatright’a göre pratik açıdan yöneticiler birçok nedenle karar alırken hem etik, hem de yasal boyutunu dikkate almalılar. Böyle davranmaları için yazara göre nedenlerden bazıları şunlardır ;     Öncelikle yasalar iş dünyasındaki bazı konuları düzenlemeye uygun değildir. Gayri ahlaki olan her şey yasa dışı değildir. Örneğin başka birisinin işi için kredi almak, ya da rakiplere karşı sorgulanabilir rekabet yöntemleri kullanmak yasal olmakla birlikte, etik açıdan sorgulanabilir uygulamalardır. Bir şeyin yasadışı olmaması onun ahlaki olarak uygun olduğunu göstermez. İkincisi, kanunlar yeni gelişen alanları düzenlemekte genellikle yavaş davranırlar. Kanunlar genellikle tepkiseldirler ve sorunlar kamunun dikkatine gelinceye kadar çoğu zaman uzun süre geçer. Yasal düzenlemelerin yapılması uzun zaman alır ve bu arada önemli zararlar da oluşabilir. Bu durum yeni ortaya çıkan hususlarda olduğu gibi bazen uzun süredir bilinen konularda da ortaya çıkan bir sorundur. Üçüncü olarak yasalar tam olarak tanımlanmamış etik hususları baz alabilir. Dolayısıyla bu konuları anlamadan, hukuku anlamak da imkansızdır, örmeğin iyiniyet kavramı hukukta çok net tanımlanmış değildir. Dolayısıyla bu kavramı anlamadan hukuku ve bu konudaki kuralları anlamak imkansızdır. Örneğin fiyat farklılaştırması suçlamasına karşı bir savunmada iyiniyetli olarak rakibin fiyatını karşılayacak daha düşük bir fiyat önermektir. Dördüncü olarak yasalar bazen konuyu açık bırakır ve karar vermeyi mahkemeye bırakırlar. Ahlaki olarak yanlışsa muhtemelen yasadışıdır anlayışı ile bazen kanun tarafından tam olarak tanımlanmayan alanlarda ahlak iyi bir yorumlama aracı olmaktadır. Beşinci olarak bazen yasalar oldukça yetersiz araçlardır ve sırf kanuna dayanmak gereksiz hukuki süreçlere ve davalara yol açmaktadır.[14]

Bir çok nedenlerle yasalar yetersiz kalabilmekte, bu durum yasal olan ile etik olan farklılığını doğurmaktadır. Bazen yasal olan bir şey etik olmayabilir; ya da tersine etik olan bir şey yasalara aykırı olabilir. Örneğin yasalar bir şirkette yükselme için iki adaydan yeterli performansı gösteremeyen, kişiyi bir üst göreve yükseltmenize bir şey demezler, ancak etik açıdan bu çalışanlara ayırım gözetmeksizin, gerek işe alınmada, gerekse kariyer gelişiminde eşit olanaklar sağlanması bağlamında adil olmaması nedeniyle etik dışı bir uygulama olarak değerlendirilecektir. ’’ Benzer şekilde tersine Martin Luther KİNG in 1960’lı yıllarda Amerika’da siyahlara karşı ırk ayrımcılığına izin veren yasaları protesto eden sivil itaatsizlik eylemi yasalara aykırı olmasına rağmen meşru ve etik kabul edilebilir.

‘’Hukukun amacı adaleti gerçekleştirmektir. Buna karşın ahlakın amacı iyiyi gerçekleştirmek ya da iyiye ve doğruya ulaşmaktır. İnsanlık tarihi boyunca temel ahlaki değerlerin bir çoğu zaman içerisinde hukuki norm haline gelmiştir. Kanunlar genellikle yapılmaması gereken insan eylem ve davranışlarını belirlemiş ve sınırlamıştır.’’[15] Bazen yasaların sırf kelimelere dayanarak yorumlanması hukuka ve etiğe aykırı uygulamaları da getirmekte ve hatta yasalar gerekçe gösterilerek etik dışı uygulamalar gerçekleştirilebilmektedir. Yasalar asgari standardı belirlerken etik daha üst düzey bir standart ister. Bu nedenle bazen yasa hükümlerine dayanarak insanlar etik olanı yapmaktan da kaçınabilmektedir. [16]

Kısaca özetler isek; yasaların suç saydığı çoğu şey etik açıdan da yanlıştır; ama her zaman birebir örtüşmezler. Hukukun amacı adaleti gerçekleştirmektir. Etiğin amacı iyiyi gerçekleştirmektir. Hukuk kurallarına uymamanın resmi yaptırımı var iken, etik kurallarına uymama resmi yaptırıma tabi değildir Bununla birlite, son dönemde etik ilkelere uymama da yaptırıma tabi olma eğilimindedir. Hukuk kuralları devlet tarafından, etik kurallar ise organizasyonlar tarafından oluşturulur. Bu açıdan değerlendirildiğinde, Hukuk, yasalar çerçevesinde ne yapılabileceğini; Etik ise, ne yapılması gerektiğini belirtir.

Vicdan ; ‘’Vicdan kişiyi kendi davranışları hakkında bir yargıda bulunmaya iten, kişinin kendi ahlak değerleri üzerine dolaysız ve kendiliğinden yargılama yapmasını sağlayan güç’’[17] olarak tanımlanmaktadır. Vicdan neyin doğru neyin yanlış olduğunu gösterdiğine inandığımız içimizdeki öznel pusula ya da içimizdeki muhakeme olarak tanımlanabilir.

Vicdan davranışlarımıza yön veren bir manevi duygu olup, bir otokontrol mekanizması vazifesini görebilir ve vicdan da ahlaki değer yargılarının bir koruyucusu olabilir.[18]

İş Etiği

‘’İş Etiği’ni, kendi kişisel değerlerimize ek olarak, kurum değerlerinin, karlılığın, profesyonel sorumluluk ve beklentilerin de girmesiyle karar vermenin daha da zorlaştığı iş yaşamında kendine özgü kurum ve kuralları ile doğru, haklı, iyi ve adil olduğuna inandığımız şeyleri belirlemeye yarayan kurallar bütünü olarak tanımlayabiliriz.’ ‘’İş etiği, etiğin iş dünyasına uygulanmış hali, iş dünyasındaki davranış, görüş ve tutumlarımızı yönlendiren, yol gösteren değerler ve kuralların bütünü olarak tanımlanabilir. İş etiği, etiği iş dünyasına uygularken kurum değerlerinin belirlenmesi, etik kod ya da davranış kurallarının hazırlanması, etik komitenin oluşturulması, etik liderlik, gibi kendine özgü konuları da kapsar.’’ [19] Bu açıdan bir kurumda etik davranışlar, süreçlerin bir bileşeni olmaktadır.

‘’iş etiği belirli bir grup veya topluluk için belirlenmiş olan ve bu grup veya özel topluluğun üyeleri tarafından benimsenen davranış kurallarını içerir.’’[20] ‘’İş etiği genel olarak, etiğin özel bir uygulama alanıdır ve etik açıdan doğru ve yanlış kavramları iş hayatı çerçevesinde özelleştirilerek incelenmekte ve odak noktası işletme politikaları, kurumlar ve davranışlar için etik standartların nasıl uygulanacağı olmaktadır. ’’[21]

İş dünyasında etik kavramı sorumluluk duygusundan kaynaklanır (bir topluluğa, çalışanlara, ortaklara ve topluma) neyin etik olduğu, neyin doğru olduğu, yönetimin kendini sorumlu olarak hissettiği gruba bağlı olarak değişebilir.[22]

Kamu yönetimi etiği

Kamu yönetimi etiği, kamu hizmetlerinin sunulmasında, kamu kaynaklarının kullanılmasında ve kamusal kararların alımında karşılaşılan etik ilişkileri incelemektedir. Kamu hizmetlerin sunumunda ve kamu kaynakların kullanımında eşit ve adil bir uygulamanın gerçekleşmesi bakımından kamu yönetimi etiği büyük önem taşımaktadır. Kamu yöneticilerinin kamusal kararları alırken ve kamu hizmetlerini yürütürken uymaları gereken tarafsızlık, dürüstlük, sosyal adalet, saydamlık, hesap verebilirlik, kamu yararı gözetme gibi bir takım ilke ve değerler bütünü kamu etiğinin temelini oluşturur.

Kamu görevlilerinin davranışlarında etkili olan temel unsurlardan birinin yasalar, diğerinin ise etik değerler olduğu söylenebilir. Yasalar, kamu görevlilerinin davranışlarını dışsal olarak belirlemekte ve denetlemekte iken, etik değerler, davranışı içsel olarak yönetmekte ve denetlemektedir (Cooper vd., 1998: 91). Kamu yönetiminde bir etik hiyerarşisinden de sözedilebilir. Hiyerarşinin ilk basamağında kamu görevlilerinin kendi öznel geçmişleri tarafından biçimlendirilen “bireysel ahlak” yapıları ikinci basamağında “mesleki etik” bulunur. Mesleki etik, kamu görevlisinin görevini yaparken, mesleğin gerektirdiği normlar çerçevesinde davranmasıdır. Üçüncü basamakta “örgütsel etik” yer alırken, son basamakta ise “toplumsal etik” bulunmaktadır. (Shafritz ve Russell, 2005: 186). [23]

Kamu yönetiminde etiğin önemi

Etik, devlete ve kurumlarına karşı güven oluşturarak korumanın ve siyasal sistemin iyi işleyişini sağlamanın en temel yoludur. Kamuda etik uygulamalar, kamu gücünün kişisel çıkarlar için değil toplum yararına kullanılmasını sağlarlar. Etik, iyi bir kamu politikasının ön şartıdır ve etik olmaksızın adil, erdemli bir toplum oluşturmak olanaksızıdır. Kamu kaynaklarının yönetilmesi ve politika oluşturulmasında takdir yetkisi son derece önemlidir. Etik, kamu gücünün yanlış ve kamu zararına kullanılmasını engeller. Kamuda etik dışı uygulamalar devlete ve hukuk sistemine olan güveni azaltır ve toplumun tüm kesimlerinde kuralları çiğneme eğilimini güçlendirir. Sonuç olarak; kamuda etik dışı uygulamalar büyümeyi yavaşlattığı gibi, yatırımların verimini de düşürür ve ülkenin kaynaklarının kullanımını olumsuz yönde etkiler. Etik dışı uygulamalar kamunun verim ve kalitesini düşürerek devletin işlevlerini sağlıklı olarak yerine getirmesini engeller. Kaynakların etik olmayan uygulamalar sonucu etkin olmayan şekilde kullanılması altyapı ve hizmet kalitesinin düşmesi sonucunu doğurur. Etik olmayan uygulamalar sonucunda bazı çıkar grupları ve bazı kamu görevlilerinin çıkar sağlamasına karşılık, özellikle başta rüşvet olmak üzere maliyetleri arttırıp, rekabeti engelleyip, yatırımcıları kaçırarak toplumun genel refahını azaltırlar.

Sonuç olarak; kamuda etik dışı uygulamalar, devlet hizmetlerindeki verimliliği ve etkinliği düşürüp, kaynak dağılımını bozar, enflasyonu arttırıp, tüketici refahını düşürür ve devlete olan güveni azaltır.

[1] Oecd . (1996). Ethics in the public service; current ıssues and practice ,oecd report no 14 .

[2]Kırel, Ç. (2000). Örgütlerde etik davranışlar , Yönetimi ve bir uygulama çalışması. Anadolu Üniversitesi iktisadi ve idari bilimler fakültesi.s.2

[3] Pieper Annemaria Etiğe giriş 1999 s 30 dan aktaran ( A. Veysel ve S.Gönül çevirisi) Atak, S. (2014). Kamu Yönetimi Etiği. S. Atak, & S. K. Gül içinde, meslek Etiği Kavramları s. 312

[4]Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlük 9.baskı Ankara 1998. S. 739 ve s. 2244

[5]Türk Dil Kurumu Bilim ve sanat Terimleri Ana Sölüğü. (tarih yok). 3 31, 2017 tarihinde Türk Dil Kurumu:

[6]Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlük. (tarih yok). 3 31, 2017 tarihinde Türk Dil Kurumu:

[7]Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlük 9.baskı Ankara 1998. S.48

[8]Torlak Ömer ‘’Pazarlama Ahlakı Sosyal Sorumluluklar Ekseninde Pazarlama Kararları ve Tüketici Davranışlarının Analizi’’ 2003 Beta. s 70

[9]Kırel Çiğdem   ‘’Örgütlerde etik davranışlar , Yönetimi ve bir uygulama çalışması   s 2

[10]Boatright John R. ‘’Ethics in Finance ‘’ 1999 Blackwell Publishers Inc. Massachusetts USA . s

[11]İnayet Aydın Pehlivan ‘’Yönetsel, mesleki ve örgütsel etik’’2002 pegam A yayıncılık s.8

[12]Balkan, B. (2006). Bankacılıkta Temel Etik Yaklaşım basılmamış yüksek lisan tezi. istanbul. s.6

[13]Boatright John R. ‘’Ethics and the Conduct of Business’’ 2003 Prentice Hall New Jersey.ss.15-16

[14]Boatright John R. ‘’Ethics and the Conduct of Business’’ 2003 Prentice Hall New Jersey.ss.15-18

[15]Aktan Coşkun Can ‘’Ahlaki Yeniden Yapılanma ve Toplam Ahlaka Doğru:1-Ahlak ve Ahlak Felsefesi‘. s.40

[16]Balkan, Bülent . Etik ve Yasalar. 4 15, 2017 tarihinde Tedmer

[17]Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlük 9.baskı Ankara 1998. s.2347

[18] Aktan Coşkun Can ‘’Ahlaki Yeniden Yapılanma ve Toplam Ahlaka Doğru:1-Ahlak ve Ahlak Felsefesi‘. s. 36

[19]Balkan, B. (2006). Bankacılıkta Temel Etik Yaklaşım basılmamış yüksek lisan tezi. istanbul. ss. 11,12

[20]Boatright John R. ‘’Ethics and the Conduct of Business’’ 2003 Prentice Hall New Jersey. s. 15

[21]Kırel, Ç. (2000). Örgütlerde etik davranışlar , Yönetimi ve bir uygulama çalışması. Anadolu Üniversitesi iktisadi ve idari bilimler fakültesi ss.6-7 aktarılan eser Valesguez, M. G. (1988). Business Ethics . New Jersey: printece Hall.ss 18,22

[22]Boone Louis E., Kurtz David L. 1990 ‘’Contemporary Business’’ The Dryden Press .s.28

[23]Öztepe, M. C. (2013). Kamu yönetiminde etik Sorunu; Türk Kamu yönetiminde etik sisteminin eleştiresel çözümlemesi doktora tezi. s. 44

‘’Bu yazı dizisi Kamu Görevlileri Etik kurulu için Yolsuzluğun önlenmesi ve etiğin teşviki için teknik destek projesi için hazırlanan’’ Etik Kültürün kurumlarda geliştirilmesinde iş etiği ve kamu etiği ilişkisi’’ teknik raporuna dayanmaktadır. 

  • Bu makale Satınalma Dergisi Haziran 2018 sayısında yayınlanmıştır.

EnterTech, Londra’da girişimci ekosistemi kuruyor. Buyer Network İş ve Ticaret Platformu dünyaya açılıyor.

İstanbul Kalkınma Ajansı’nın destekleriyle İstanbul Teknokent EnterTech önemli bir etkinliğe daha imza attı. Kolektif House’da ICUBE Demo Day etkinliği ile girişimcileri ağırladı. 14 girişimcinin sunumlarını gerçekleştirdiği etkinlik Londra’da bir girişimci ekosistemi geliştirmeyi ve Network ağı oluşturmayı amaçlıyor.

Girişimci ekosistemini destekleyeceğiz

İstanbul Teknokent EnterTech Genel Müdürü Yasin Erol uluslararası çalışmalar ve girişimcilik ekosistemi konusunda teknokentlerin önemine değinerek, “Bizler farklı bir model ile girişimcilerimize destek oluyoruz. Girişimci firmalarımızı daha önce Amerika Birleşik Devletleri’nin California eyaletine götürmüştük. Bu tarz projeleri gerçekleştirerek olumlu ve olumsuz yönlerimizi görüyor, kurum olarak faaliyetlerimizi analiz ediyoruz. Bu proje kapsamında eksikliklerimizin üzerine gitmeyi ve bu eksiklikleri kapatmayı da amaçlıyoruz. Dolayısıyla tecrübeli insanlar ile bir araya geldik ve İngiltere’ye rotamızı çevirdik. Londra lokasyon olarak bakıldığında girişimcilik ekosistemi için güçlü bir şehir. Bugün burada sunum yapan 10 girişimcimizi 20 Temmuz 2019’da Londra’ya göndereceğiz. Dünyada ihracata ağırlık veren ve girişimcileri destekleyen firmaların uzun yıllar ayakta kaldığında yakından şahit oluyoruz. Bu yüzden bizler de bu vizyon ile yola çıktık ve girişimci ekosistemimizi destekleyeceğiz. 10 girişimcimizi Londra pazarına sokacak ve network geliştirmelerine yardımcı olacağız.” ifadelerini kullandı.

BuyerNetwork İş ve Ticaret Platformu
Kurumsal Pazarda (B2B) Büyümeye Devam Ediyor

BuyerNetwork.net kurucu ortağı Adil Ünal yaptığı sunumda Platform hakkında bilgi verdi. Platformun 7.500’den fazla firma ve yönetici üyesi ile hızlı bir sektörel büyüme kaydettiğini vurguladı. 2014 yılında kurulan platformda firmalar ürün ve hizmet satışlarını doğrudan alıcılara yapabiliyorlar.

Ticaret Paketi ile Satış Çok Kolay

Buyer Network.net Kurucu Ortağı Adil Ünal

Satıcılarla alıcıları bir araya getiren Buyer Network Platformu alanında bir ilk özelliği taşıyor. Firma, platforma üyeliği ile birlikte firma sayfasını kolaylıkla oluşturup, ürün, hizmet, sertifika, katalog ekleme ve personel (iş) ilanlarını sadece tek bir “ticaret paketi” ile sağlayabiliyor.

Platformda girişimciler başta olmak üzere satın alma, lojistik, planlama, üretim ve tedarik zinciri yöneticileri bulunmakta. Üyeler düzenli olarak Konferans ve Çalıştaylarda bir araya gelebiliyor. Mesleki ve sektörel konuları paylaşabiliyor. Bu özelliği ile iş ve kariyer açısından da eşsiz bir networking sağlanıyor.

Business Card Üyeliği İle Tüm Platforma Kampanya Düzenleme İmkanı

Buyer Network Platformunda istendiğinde ayrıcalıklı (exclusive) olarak tüm platforma alanında özel kampanyalar da oluşturulabiliyor. Yine bu işbirliği kapsamında firmanın genel çerçevesini belirlediği tüm yöneticileri biraraya getiren özel etkinlikler düzenlenebiliyor. Böylelikle yüz yüze temas imkanları genişletiliyor.

10 girişimci firması Londra’ya götürülecek

ICUBE Demo Day etkinliği kapsamında toplam 14 firma ekiplerini ve girişimlerini tanıtan sunumlarıyla katılımcıları bilgilendirdi. Katılan 14 girişimci firmanın 10 tanesi 20 Temmuz 2019’da Londra’ya götürülecek. Farklı alanlarda çalışan girişimci firmaların listesi ise şu şekilde:

  • Buyer Network Business
  • PDA
  • Fanaliz
  • Uservision
  • Solar Curtain
  • Gamitive
  • Aksense
  • Minus
  • Bot More
  • İltema
  • Tetis
  • Keyzy
  • BiaTech
  • Gloits

Türkiye LPG Tüketiminde Avrupa’da Birinci

Türkiye, otomobillerde LPG tüketiminde Avrupa’da birinci, dünyada ikinci sırada yer alıyor. Ülke genelinde tüketilen tüm LPG’nin yüzde 80’i otogaz olarak kullanılıyor. Ayrıca Türkiye, benzinli araçtan daha fazla LPG’li araç kullanan tek ülke konumunda. Benzinin litre fiyatının 7 lirayı aşması ve dizel yakıtın ekonomik olma avantajını kaybetmesiyle LPG’li araçlara yönelim trendi artışını sürdürüyor. 30 milyar TL’lik ekonomik büyüklük üreten ve 100 bine yakın çalışanıyla istihdama katkı sağlayan Türkiye’nin LPG endüstrisi, trafikteki dizel ve benzinli araçların sayısını azaltmayı hedefleyen diğer ülkeler için kendini kanıtlamış bir başarı öyküsü teşkil ediyor. 

Temiz enerji kaynağı olan LPG pazarı hızla büyüyor. Çevreci bir yakıt olması sebebiyle birçok ülke, LPG’li otomobillerin kullanımını artırmak için çeşitli teşvikler uygularken, Türkiye, LPG sektörü için dünyaya örnek olacak seviyede otogaz kullanım oranlarına sahip bulunuyor. Ülkemizde trafikte yer alan LPG’li otomobillerin sayısı 5 milyona yaklaşmış durumda. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın yürüttüğü çalışma sonucunda LPG’li araçların kapalı otoparka girmesi yönünde mevzuat değişikliğinin yapılması halinde ve Motorlu Taşıtlar Vergisi (MTV) ile köprü ve otoyol geçişlerinde indirim uygulanması durumunda LPG’li araç kullanımının yüzde 50 artacağı öngörülüyor.

Türkiye’deki LPG endüstrisinin ulaştığı seviyenin önemli olduğunu belirten dünyanın lider LPG dönüşüm kiti üreticisi BRC’nin Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Kadir Örücü, “Türkiye, otomobillerde LPG tüketiminde ulaştığı oran ile diğer ülkelere de ilham kaynağı olmuş durumda. Otomobillerde LPG tüketiminde Avrupa’da birinci, dünyada ikinci sırada yer alıyoruz. LPG sektörü Türkiye pazarında 30 milyon TL’lik ekonomik büyüklüğe sahip. 2018 yılında 4.146.448 tonluk LPG tüketildi. Bunun yüzde 79,18’i otomotiv yakıtı olarak kullanıldı. Otogaz segmentinde 3.283.170 tonluk hacmimizle, dünyanın en büyük ikinci pazarıyız. Bu, göz ardı edilemeyecek bir büyüklük. Şu an LPG’nin Türkiye ekonomisi için önemli getirileri var. Öte yandan, LPG’li araçların kapalı otoparklara girmesinin önündeki engelin kaldırılması ve hükümet tarafından verilmesini beklediğimiz teşviklerin gerçekleşmesi halinde bu rakamların katlanacağını çok rahat söyleyebilirim.” açıklamasını yaptı. Kadir Örücü, trafikteki benzinli ve dizel araçların karbon emisyonları ile çevreye verdikleri zararı telafi etmek için milyonlarca yeni ağaç dikmeye ihtiyaç olduğunu vurgulayarak, “LPG kullanan 5 milyona yakın otomobil, her yıl 2 Milyon ton daha az karbon emisyonuyla 300 bin ağaç dikmiş kadar çevreye katkı sağlıyor” değerlendirmesini yaptı.

Türkiye’de fabrika çıkışlı LPG’li araç satışları artacak

Türkiye’de otomobil firmalarının LPG’li sıfır araçları satışa sunmaları ile OEM satışlarının önümüzdeki yıllarda öne çıkacağı öngörülüyor. 2018 yılında birçok Avrupa ülkesinde gözlendiği gibi, Türkiye’de de son 12 ayın verilerine göre, dizel araç satışlarında bir düşüş trendi var. Pazar dinamiklerindeki bu değişim, potansiyel olarak LPG’ye dönüştürülebilecek araç sayısının artması olarak değerlendiriliyor.

Dünyanın otomobil üreticileri fabrika çıkışlı LPG’li otomobil üretiyor

BRC, fabrika çıkışlı LPG’li araç üretiminde dünyanın önde gelen otomobil üreticileri ile iş birliği yapıyor. BRC ürünleri ile donatılmış olarak fabrikadan LPG’li olarak satışa sunulan otomobil markaları arasında Mercedes-Benz, Volvo, Audi, Volkswagen, Peugeot, Chevrolet, Citroen, Ford, Fiat, Honda, Kia, Mitsubishi, Subaru, Suzuki, Daihatsu gibi dünya devleri yer alıyor.

Sağlık Sektöründe 4734 Sayılı Kanunun 3. Maddesine Göre İstisna Alımlar

SAĞLIK SEKTÖRÜNDE 4734 SAYILI KANUNUN 3. MADDESİNE GÖRE İSTİSNA ALIMLAR

MEHMET ATASEVER

Kamu sağlık sektörünün satınalma işlemlerini yürüttüğü temel mevzuat olan 4734 sayılı kanun 3. Maddesinde bir kısım istisna düzenlemeleri yapılmıştır. Söz konusu istisna düzenlemeleri büyük ölçüde diğer kamu kurumlarından yapılacak alımlar ile satınalma işlemi kendisine has özellik gösteren işlemleri kapsamaktadır.

4734 sayılı kanunun 3. Maddesinde sayılan söz konusu istisna düzenlemlerinin sağlık sektörü ile ilgili olanları şunlardır.

A.4734 Sayılı Kanun’un 3/b Maddesine Göre Özel Güvenlik İşlemi Gerektiren Satınalma İşlemleri; Sağlık Bakanlığı tarafından 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 3. maddesinin (b) bendi kapsamında yapılacak ihalelere ilişkin ekli Esasların yürürlüğe konulması; Sağlık Bakanlığının 16.03.2017 tarihli ve 1523 sayılı yazısı üzerine, anılan Kanunun geçici 4’üncü maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 17.04.2017 tarihinde kararlaştırılmıştır. Söz konusu usul ve esaslar 03.06.2017 tarihinde Resmî Gazete ’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Buna göre, gizlilik ve güvenlik gerektiren iş, Sağlık Bakanlığı Türkiye’nin sağlık politikasına yön vermek amacı ile Sağlık Bakanlığı Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü tarafından işletilen kurumsal kaynak verileri ve yönetimi ile ilgili sistemler, kişisel sağlık verisi işleyen ve sahadan bu amaçla güvenli bir iletişim alt yapısı ile veri toplayan sistemler ve bu sistemler için gerekli yazılım, donanım, veri merkezi, sunucu barındırma ve güvenli iletişim ağı bileşenlerinin kurgulanması, tedarik edilerek kurulması, kapasite artırımı ya da azaltılması, modernizasyonu, standardizasyonu, işletilmesi, bakım, destek, geliştirme ve eğitim hizmetleri ile bu sistemler arasında elektronik ortamda sürdürülen güvenli veri iletimi ve paylaşımı için gerekli altyapının tesis, işletim, bakım, destek, geliştirme, modernizasyon ve standardizasyon işleri olarak tanımlanmış ve tanım kapsamındaki işler 4734 Sayılı Kanunun 3/b maddesine göre belirlenen ve 03.06.2017 tarihinde Resmi Gazete ’de yayımlanarak yürürlüğe giren usul ve esaslara göre yapabilecektir.

Bu usul ve esas kapsamında yapılabilecek hizmet işler; Sağlık Bakanının onayı ile gizli olarak özel güvenlik işlemleri ile yapılmasına karar verilen bilgi sistemlerine yönelik bakım, onarım, taşıma, haberleşme, telekomünikasyon, iletişim ve iletişim altyapısı, sigorta, araştırma, geliştirme, yükleme ve boşaltma, teknik yardım, teknik eğitim, toplantı, organizasyon, koruma ve güvenlik, danışmanlık ve müşavirlik, mimarlık ve mühendislik, etüt ve proje, bilgisayar sistemlerine yönelik hizmetler, yazılım hizmetleri, taşınır ve taşınmaz mal ve hakların kiralanması ve benzeri diğer hizmetlerdir.

B.4734 Sayılı Kanun’un 3/c Maddesine Göre Uluslararası Anlaşmalar Gereği Sağlanan Dış Finansmanla Yapılacak Satınalma İşlemleri; Sağlık Bakanlığı tarafından 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 3. maddesinin (c) bendi kapsamında uluslararası anlaşmalar gereğince sağlanan dış finansman ile yaptırılacak olan ve finansman anlaşmasında farklı ihale usul ve esaslarının uygulanacağı belirtilen mal veya hizmet alımları ile yapım işleri ile ilgili satınalma işlemlerini ilgili uluslararası kuruluşun mevzuatına göre gerçekleştirmek zorundadır. Uygulamada genel olarak uluslararası kuruluşlardan finansmanı sağlanan işlerin kullanımı için yapılan anlaşmalarda ilgili kuruluşun mevzuatının uygulanacağı ile ilgili hükümler bulunmaktadır.

Bu kapsamda Sağlık Bakanlığı’nın Dünya Bankası ile uzun süredir yürüttüğü ve farklı isim ve amaçla devam ettirdiği çeşitli ikraz anlaşmaları bulunmaktadır. Son olarak Türkiye Cumhuriyeti, Sağlık Sisteminin Güçlendirilmesi ve Desteklenmesi Projesi’nin (SSGDP/Proje) finansmanı için Dünya Bankasından 120 milyon Avro tutarında bir ikraz sağlamıştır. Sağlanan finansman Proje kapsamında yapılacak mal, yapım işleri, danışmanlık dışı hizmetler ve danışmanlık hizmet alımlarının ödemelerinde kullanılacaktır.

Bu kapsamda yapılacak mal, yapım işleri ve danışmanlık dışı hizmet alımları, Ocak 2011’de yayınlanan, Temmuz 2014’te revize edilen “IBRD İkrazları ve IDA Kredileri & Hibeleri Kapsamında Dünya Bankası Borçluları tarafından Mallar, Yapım İşleri ve Danışmanlık Dışı Hizmetlerin Satın Alımı” isimli Satınalma Kılavuzu’na uygun olarak gerçekleştirilecektir.

Yine aynı şekilde danışmanlık hizmet alımları ise, Ocak 2011’de yayınlanan, Temmuz 2014’te revize edilen “IBRD İkrazları ve IDA Kredileri & Hibeleri Kapsamında Dünya Bankası Borçluları Tarafından Danışman Seçimi ve İstihdamı” isimli Danışmanlık Kılavuzu’na uygun olarak gerçekleştirilecektir. Bu alımların tamamı aynı zamanda söz konusu İkraz Anlaşmasında belirtilen hükümlere uygun olarak gerçekleştirilecektir. Kılavuzlara http://go.worldbank.org/LLG7KORBF0 adresinden ve tercümelerine Proje Yönetim Destek Birimi’nin www.pydb.saglik.gov.tr adresindeki dokümanlar linkinden ulaşılabilir.

2019 yılı itibariyle Sağlık Bakanlığının Dünya Bankası ile yürüttüğü kredi anlaşması haricinde Türkiye’ye sığınmak zorunda kalan Suriyeli misafirler içinde Avrupa Birliği ile yürüttüğü hibe anlaşmaları gereği yaptığı satınalma işlemleri de AB ilgili mevzuatına tabi olarak yapılmaktadır. Bunun için Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü ile AB Komisyonu Türkiye Delegasyonu arasında imzalanan doğrudan hibe sözleşmesi kapsamında uygulanmakta olan IPA 2016/378-641 sayılı “Geçici Koruma Altındaki Suriyelilerin Sağlık Statüsünün ve Türkiye Cumhuriyeti Tarafından Sunulan İlgili Hizmetlerin Geliştirilmesi Projesi” çerçevesinde çeşitli satınalma işlemleri yapılmaktadır.

C.4734 Sayılı Kanun’un 3/e Maddesine Göre İstisna Alımlar Kapsamında Yapılacak Satınalma İşlemleri; Kamu sağlık işletmeleri 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 3. maddesinin (e) bendi kapsamında;

  1. a) Adalet Bakanlığına bağlı ceza infaz kurumları ile tutukevleri iş yurtlarından yapılacak mal ve hizmet alımları,
  2. b) Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı huzurevleri ve yetiştirme yurtlarından yapılacak mal ve hizmet alımları,
  3. c) Millî Eğitim Bakanlığına bağlı üretim yapan okullar ve merkezlerden yapılacak mal ve hizmet alımları,
  4. d) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına bağlı enstitü ve üretme istasyonlarından yapılacak mal ve hizmet alımları,
  5. e) Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğünden yük, yolcu veya liman hizmetleri için yapılacak alımlar,
  6. f) Tasfiye Hizmetleri Genel Müdürlüğünden yapılacak akaryakıt ve taşıt alımları,
  7. g) Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumundan araştırma-geliştirme faaliyetleri kapsamında yapılacak mal, hizmet ve danışmanlık hizmet alımları,
  8. h) Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğünden yapılacak et ve et ürünleri alımları,
  9. i) Ray üstünde çeken ve çekilen araçlar için Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu Genel Müdürlüğünden yapılacak tekerlek ve tekerlek takımları alımları,

ilgili mevzuatına göre yapabilirler.

  1. 4734 Sayılı Kanun’un 3/f Maddesine Göre Ar-Ge İhtiyaçlarının Karşılanması; 4734 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde, “Ulusal araştırma-geliştirme kurumlarının yürüttüğü ve desteklediği araştırma-geliştirme projeleri için gerekli olan mal ve hizmet alımları ile finansmanının tamamı Kanun kapsamındaki bir idare tarafından karşılanarak elde edilen sonuçların bu idare tarafından sadece kendi faaliyetlerinin yürütülmesinde faydalanıldığı haller hariç, her türlü araştırma ve geliştirme hizmeti alımlarının” ceza ve yasaklama hükümleri hariç olmak üzere Kanuna tabi olmadığı hüküm altına alınmıştır.

Ulusal araştırma-geliştirme kurumlarının yürüttüğü ve desteklediği araştırma-geliştirme projeleri için gerekli olan mal ve hizmet alımları, anılan kurumlar tarafından hazırlanarak Kamu İhale Kurumunun uygun görüşü alındıktan sonra yürürlüğe konulacak esas ve usullere göre yürütülecektir.

Finansmanının tamamı 4734 sayılı Kanun kapsamındaki bir veya birden fazla idare tarafından karşılanan ve elde edilen sonuçların bu idare veya idareler tarafından sadece kendi faaliyetlerinin yürütülmesinde faydalanıldığı araştırma ve geliştirme hizmeti alımları hariç, her türlü araştırma ve geliştirme hizmeti alımlarına ilişkin esas ve usuller, bakanlıkları tarafından bağlı ve ilgili idareler için ortak olarak, ilişkili kurum ve kuruluşlar ile bağlı veya ilgili olduğu bir bakanlık bulunmayan idarelerin ise kendileri tarafından hazırlanmak suretiyle doğrudan Kuruma gönderilerek Kurumun uygun görüşü alındıktan sonra yürürlüğe konulacaktır.

Kamu İhale Genel Tebliğinde, 4734 sayılı Kanunun 3’üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde belirtilen ulusal araştırma ve geliştirme kurumlarının; ulusal alanda ve münhasıran araştırma geliştirme faaliyetleri yürütmek amacı ile kanunla kurulan kurumlar ve yükseköğretim kurumları ile bilimsel özerkliğe ve kamu tüzel kişiliğine sahip eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapan kurumlar olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmektedir.

Üniversiteler ve yüksek teknoloji enstitüleri tarafından araştırma-geliştirme projelerinin ihtiyacı olan tıbbi cihazlar 4734 sayılı Kanunun 3’üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi kapsamında Kanuna tabi olmadan alınabilmektedir. Yükseköğretim Kurumları Tarafından 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 3’üncü Maddesinin (f) Bendi kapsamında Yapılacak İhalelere İlişkin esaslar, Bakanlar Kurulunun 01.12.2003 tarihli ve 2003/6554 sayılı kararı ile kabul edilmiş ve 30.12.2003 tarihli ve 25332 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Sağlık Bakanlığı tarafından 4734 sayılı Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca finansmanının tamamı idare tarafından karşılanarak elde edilen sonuçların bu idare tarafından sadece kendi faaliyetlerinin yürütülmesinde faydalanıldığı haller hariç her türlü araştırma ve geliştirme hizmet alımlarında uygulanacak esaslar, Sağlık Bakanlığı Tarafından, 4734 Sayılı Kamu İhale Kanununun 3 üncü Maddesinin (f) bendi kapsamında yapılacak ihalelere ilişkin esaslar’da düzenlenmiş ve 31.07.2010 tarihli ve 27658 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

E.4734 Sayılı Kanun’un 3/h Maddesine Göre Yapılacak Satınalma İşlemleri; Sağlık Hizmeti Sunan 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu Kapsamındaki İdarelerin Teşhis ve Tedaviye Yönelik Olarak Birbirlerinden Yapacakları Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Yönetmelik, 07.02.2009 tarihli ve 27134 sayılı Resmî Gazete ‘de yayımlanmıştır. Bu Yönetmeliğin amacı, 4734 sayılı Kanun kapsamında sağlık hizmeti sunan idarelerin teşhis ve tedaviye yönelik olarak birbirlerinden yapacakları mal ve hizmet alımlarının usul ve esaslarını belirlemektir.

Anılan Yönetmeliğin 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde fiyat tarifeleri, “Sosyal Güvenlik Kurumunca yayımlanan Sağlık Uygulama Tebliğinde veya Hazine ve Maliye Bakanlığınca yayımlanan Tedavi Yardımına İlişkin Uygulama Tebliğinde belirlenen fiyatları ya da bu kapsamda hazırlanan diğer resmi fiyatlar” olarak tanımlanmaktadır. Yönetmeliğin 6’ncı maddesinde hizmetlerin fiyatlandırılması; 9 uncu maddede ise mal alımlarında fiyatlandırma düzenlenmiştir.

Anılan Yönetmeliğin 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde hizmet, teşhis ve tedaviye yönelik olarak idarelerce üretilen veya 4734 sayılı Kanuna göre hizmet alımı yolu ile üçüncü şahıslardan temin edilen hizmetler olarak tanımlanmaktadır. Yönetmeliğin 5 inci maddesinde, idarelerin aralarında imzalayacakları protokollerle birbirlerinden doğrudan hizmet alabilecekleri hüküm altına alınmıştır. Örneğin bir hastane görüntüleme hizmetlerini başka bir hastaneden bu yönetmelik kapsamında alınabilir. Ancak bu Yönetmelik kapsamında otelcilik hizmetleri olarak adlandırılan temizlik ya da özel güvenlik veya yemek servis hizmetlerinin idarelerce birbirlerinden alımı mümkün değildir.

Söz konusu Yönetmeliğin 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde mal, “Teşhis ve tedaviye yönelik olarak idarelerce üretilen veya 4734 sayılı Kanuna göre temin edilen mallar” olarak tanımlanmaktadır. İdareler, ilaç, tıbbi sarf malzemesi, tıbbi gaz ve tıbbi cihaz gibi teşhis ve tedaviye yönelik malları birbirlerinden Yönetmelik kapsamında alabilirler.

Anılan Yönetmelik kapsamında düzenlenecek protokollere ilişkin hükümler 11’nci maddede yer almaktadır. Her bir mal ve hizmet alımı için ayrı ayrı protokol düzenlenebileceği gibi, birden fazla mal ve hizmet alımı için ortak protokol düzenlenebilir. Karşılıklı mutabakat sonucu hazırlanan protokol, protokolün tarafı olan birimlerin harcama yetkilileri tarafından imzalanır. Protokolde “bu alımlar hakkında uygulanacak ceza ve yasaklama hükümlerinde 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’na tabi olunacağı” hususuna yer verilir. Protokolün feshine ve anlaşmazlıkların çözümüne ilişkin hükümler protokolde belirlenir.

Kamu İhale Kurulunun 02.04.2009 tarihli ve 2009/DK. D-46 sayılı düzenleyici kararıyla, 4734 sayılı Kanun kapsamında bulunan sağlık hizmeti sunan idareler tarafından Türkiye Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Sağlık İşletmesi bünyesinde kurulu bulunan Tıbbi Aygıtlar Bakım Onarım Merkezinden tıbbi cihazların kalibrasyon hizmetlerinin 4734 sayılı Kanunun 3’üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi kapsamında alınabileceğine karar verilmiştir.

Söz konusu düzenleme ile gerek sağlık Bakanlığına ait işletmelerin gerekse kamu üniversiteleri sağlık işletmelerinin ihtiyaç duyduğu teşhis ve tedaviye yönelik mal ve hizmetleri ihale mevzuatına tabi olmadan birbirlerinden satın alabilirler.

Tedarik Zinciri İçinde Satınalma Yönetimi

Atilla YILDIZTEKİN

Uzun zamandır zevkle takip ettiğim Satınalma Dergisinin içinde yazar olarak yer almam için yapılan davetten son derece memnun oldum. Yıllardır biriktirdiğim Tedarik zinciri, Lojistik konularında, satınalma ile ilgili bilgi ve tecrübelerimi sizlerle paylaşacağım. Sizleri yeni kavramlara, yeni uygulamalara taşıyacağım.

Öncelikle tedarik zinciri kavramlarımızın değiştiğini açıklayarak başlamak istiyorum. Geçmişte satınalma – üretim-satış üçgeninin içine yani tedarikçi- üretici-satıcı arasında sıkışmış olan tedarik zinciri tanımı; daha sonra tedarikçinin tedarikçisinden başlayan, üretim sonrası satıcının satıcısına kadar uzayan bir zincir haline getirildi. Bu çerçeve de tedarik zincirini tanımlamaya dar geldi. Gelişen teknoloji, büyüyen ölçek, uygulanan teknolojiler tedarik zincirine yeni bir tanım zorunluluğunu ortaya çıkarttı. Tedarik zincirinin sınırlarını artık hammaddeden başlattığımız ve ürünün tüketildiği hatta geri dönüş sürecinin de tamamlanarak tüketildiği bir süreç içine yerleştirdik.

Çok yakından tanıdığımız, Türkiye’de “yuvarlak masa” organizasyonunu kurduğumuz CSCMP ( www.cscmp.org ) tanımı, tedarik zincirine bir hedef de yükledi. Artık tedarik zincirimizi hammaddeden tüketime kadar olan süreç içinde birim şirketlerin, uzun dönem performanslarının arttırılması amacıyla, bir kurum içindeki iş kolları arasında, bilinen iş fonksiyonlarının ve aralarındaki uygulamaların sistematik ve stratejik koordinasyonu şeklinde tanımlıyoruz.

Uzun dönem performans ise kurumların ayakta durmaları, kendilerini geliştirmeleri amacıyla;

  • Şirket karlılıklarını arttırmaları
  • Pazar paylarını yükseltmeleri
  • Finansal iyileşme sağlamaları
  • Ürün kalitesinde artış elde etmeleri
  • Yeni ürün geliştirme çalışmalarında başarılı olmaları
  • Çalışan Memnuniyeti yaratmaları
  • Müşteri Memnuniyetini arttırmaları
  • Yatırımcılarını memnun etmeleri
  • Tedarikçileri ile karşılıklı memnun olmalarını sağlayarak elde edilmektedir.

Tedarik zincirinde süreçlerimiz de değişmiştir artık. Geçmişte henüz bilgi teknolojilerinin bu kadar etkin kullanılmadığı dönemden kalan itme sistemi, yani önce üret, sonra sat dönemi de sona ermektedir. Gelecek yavaş yavaş önce sat, sonra üret, yani MAO ( Made As Order ) dönemine taşımaktadır bizleri.

Tedarik zincirinde gelişimin nedenleri şu şekilde belirlenmektedir.

  • Dünya Savaşı sonrası yeni dünya düzeni kurulmuş, gerek kapitalist sistem gerek komünizm ölçeklerin büyütülmesi ve ülkeler arasındaki ürün hareketinin arttırılması yönünde benzer çalışmalar yapmışlardır.
  • Dünya ticaretinin serbestleşmesi için başta Birleşmiş Milletler ardından Dünya Ticaret Örgütü WTO olmak üzere çeşitli kuruluşlar dünya ticaretinin hızlı ve engelsiz olması için çeşitli çalışmalar yapmışlardır.
  • Artan Uluslararası ticaret hacmı daha ucuz, daha hızlı, daha hatasız taşıma yollarının kullanılmasını gerekli hale getirmiştir. Deniz taşıması ve Intermodal taşıma gelişmiştir.
  • Birçok ülkede kişi başı milli gelirin artması tüketimi, dolayısıyla üretimi büyütmüş, satınalma, lojistik gelişmiştir.
  • Kişisel tüketimin artması tedarik zincirlerini daha çok üretmeye, daha kontrollü yönetime mecbur bırakmıştır.
  • Markalar arasındaki rekabet ürün fiyatlarını düşürmüş ve tüketimin artmasına, küreselleşmesine neden olmuştur.
  • Mevcut ürünler üzerindeki rekabetin fiyat indirimine dayandırılması ile yeni ürün geliştirme zorunlu hale gelmiş ve yeni tüketim kanalları ortaya çıkmıştır.
  • Internet Üzerinden on-line İletişim süreçleri hızlandırmış, hammaddeden tüketime giden çevrim süreci kısalmıştır.

Tedarik zinciri süreçleri de bugün planla, satın al, üret, sat şeklinde planlanmamakta, faklı yönetim sistemlerinin birleştirilmesiyle yaratılmaktadır. Gelecek dönemde üzerinde çalışacağımız süreçler şu şekilde olacaktır.

  • Müşteri ilişkileri yönetimi CRM ( Customer Relationship Management )
  • Müşteri hizmet yönetimi CSM ( Customer Service Management )
  • Talep Yönetimi (Demand Management)
  • Sipariş İşleme (Order Fullfilment)
  • Üretim Akış ( Manufacturing Flow)
  • Satınalma (Procurement)
  • Ürün Geliştirme (Product Develepmont)
  • Lojistik ( Logistics )
  • İadeler (Return)

Tedarik Zinciri Yönetiminin belli stratejilere dayandırılması ve hedeflerinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu hedefler içinde satınalma fonksiyonunun önemi daha da artmıştır. Satınalma büyüme ile doğu orantılıdır. Bilinen sözdür “Ekonomi Satın Almayı, Satın Alma Ekonomiyi Büyütür” sözü şirketler için de geçerlidir. Düzgün satınalma sitemine sahip olan şirketler büyür ve büyüme satınalmanın önemini daha fazla ortaya çıkartır. Geçmişten gelen bir söz de “Şirketler karlarını satarken değil, satın alırken yaratırlar” sözüdür. Hala geçerliliğini kaybetmemiştir.

Artık satınalma tedarik zincirinin destek fonksiyonu değil ana fonksiyondur ve rekabetin en kritik unsurudur. Satınalma departmanlarının temel hedeflerini şu şekilde belirleyebiliriz.

  • Envanter maliyetlerini ve kayıpları minimize etmek. Satınalma hammadde ve ürün stoklarını kontrol ederek, üretim planlama ve satış departmanı ile birlikte yavaş hareketli, ölü stokların oluşmamasını hızlı, küçük adetlerde satınalma sistemi kurarak yönetmelidir.
  • Ürünün kalitesini korumak, aldığınız hammadde ve yarı mamulün kalitesinin koruyarak başlamaktadır. Satınalma kalite – maliyet dengesinin kurulmasında yer almalıdır.
  • Güvenilir tedarikçiler bulmak ve korumak da satınalmanın görevidir. Üretimi ve satışı aksatmayacak, sözüne güvenilir tedarikçilerle uzun süreli iş anlaşmaları yapılmalı ve ilişkiler canlı tutulmalıdır.
  • Temin edilen materyalleri ve servisi standart hale getirmek de satınalma ile sağlanmaktadır. Her gelen ürünün kalitesi tedarikçi tarafından kontrol edilmeli ve garanti edilmelidir. Satınalma her girişin kalite kontrolünü yapmamalıdır.
  • Gerekli olan materyalleri ve hizmetleri en düşük maliyetle sağlamak konusunda da toplam maliyeti etkilemesi açısından en düşün maliyetlerle satınalmanın gerçekleşmesi şarttır. Satınalma sadece satınalma maliyetini değil elde etme ve elde tutma maliyetini de minimize etmelidir.
  • Kurumun pazarlık ve rekabetçi gücünü yükseltmek için tedarikçilere verilen sözlerin tutulması önemlidir. Özellikle ödeme konularında satınalma tedarikçilere destek vermelidir.
  • Üretimi düzenli şekilde gerçekleştirecek kesintisiz malzeme, servis ve bilgi akışını gerçekleştirmek için kurum içindeki tüm departmanlarla periyodik süreç iyileştirme toplantıları yapılmalıdır.

Satınalmanın yukarıdan kuş bakışı görünüşü bu şekildedir. Gelecek yazılarımızda satınalma fonksiyonuna daha yakından bakmak ve uygulamalardan örnekler vermek yerinde olacaktır. Ülkemizde satınalma konusunda çok başarılı çalışmalar yapan kurumlar, satınalma direktörleri, müdürleri görev yapmaktadır. Önemli olan bu görevlerini yaptıkları süre içinde kazandıkları deneyimleri paylaşmaları, diğer arkadaşlarımızın elde ettiği sektörel başarıları iş süreçlerine eklemeleri olacaktır.

 

  • – –  > Bu makale ilginizi çekebilir:  

Tedarikçi Günü Nasıl Planlanır? Organizasyon ve Yürütme için Yol Haritası 

Eğitim: TEDARİKÇİ PERFORMANS DEĞERLENDİRME ve TEDARİKÇİ İLİŞKİLERİ EĞİTİMİ
Teklif almak için: egitim@satinalmadergisi.com

Tedarikçi Performans Değerlendirme Eğitimi
Tedarikçi Performans Değerlendirme Eğitimi içeriğini incelemek için: https://satinalmadergisi.com/egitim-programlari/

Elektronik Teminat Mektubu Uygulama (e-teminat) kılavuzu

Gümrük mevzuatı uyarınca gümrük idarelerince kabul edilen teminat mektuplarının elektronik ortamda Bakanlık sistemine aktarımı ve kullanımına ilişkin bankalar, yükümlüler ve gümrük idarelerinin takip etmesi gereken işlemlere ilişkin esaslara ilişkin Elektronik Teminat Mektubu Uygulama (e-teminat) kılavuzu güncel versiyonu eklidir.

Kaynak: GGM

Dosyaları indirmek için tıklayınız. 

Danone Türkiye Yeni Yatırımlarla Lüleburgaz Tesislerini Yeniledi.

Danone Türkiye Sütlü Ürünler’in Lüleburgaz Üretim Tesisleri’nde inşa edilen yeni depo alanı ve robot üretim bandı ile sıfır atık tesisi törenle hizmete girdi. Danone Türkiye Sütlü Ürünler Genel Müdürü Emre Kaşıkçı, son üç yılda yüzde 35 oranında kapasite artırdıklarına dikkat çekti ve yeni yatırımların Türkiye’ye duydukları güvenin bir göstergesi olduğunu dile getirdi.

Mümkün olan en fazla sayıda insanın sağlığına katkıda bulunma misyonuyla faaliyetlerini sürdüren Danone Türkiye Sütlü Ürünler’in Lüleburgaz Fabrikası’nda yeni dönem yatırımları törenle hizmete girdi. Tören Kırklareli Valisi Osman Bilgin, Kırklareli Milletvekili Selahattin Minsolmaz, Lüleburgaz Belediye Başkanı Murat Gerenli, Lüleburgaz Kaymakamı Mustafa Kaya, Danone Türkiye Sütlü Ürünler Genel Müdürü Emre Kaşıkçı ve bölge kamu yetkililerinin katılımıyla gerçekleşti.

“İlklerin markası olmaktan gurur duyuyoruz”

Törende konuşan Danone Türkiye Sütlü Ürünler Genel Müdürü Emre Kaşıkçı, sütlü atıştırmalıklar pazarını oluşturan şirket olduklarına dikkat çekerek, “Danone olarak 30 yılı aşkın süredir ilklerin markası olarak anılmaktan onur duyuyoruz. Ülkemizi hem çocuklar hem de yetişkinler için geliştirdiğimiz sütlü atıştırmalıklar ve fonksiyonel ürünlerle tanıştırıyor ve nesillerin sağlıklı beslenmesine katkı sağlamaya çalışıyoruz. Son 5 yılda, sağlıklı beslenmenin çok önemli bir parçası olan ara öğünlerde tüketime uygun, sağlıklı ve lezzetli ürün yelpazesini genişletmeye odaklandık. Sütlü atıştırmalıklar, probiyotikler ve sütlü tatlılar pazarının oyun kurucusu ve lideri olarak hem pazarı büyütmeye hem de yakaladığımız büyüme trendini önümüzdeki dönemde de sürdürmeye kararlıyız. Bu kararlılıkla ve Türk ekonomisine duyduğumuz güvenle, yeni yatırımlarımızı hayata geçirdik.”

“İstihdama destek vereceğiz”

Emre Kaşıkçı yeni yatırımlar hakkında şu bilgileri verdi; “​Lüleburgaz Üretim Tesisleri’mizde depo, hat ve çevre projeleri gibi farklı alanlarda yatırımlar yaptık. Son üç yılda kapasitemizi yüzde 35 artırdık. Yeni yatırımlar bölge ve ülke ekonomisine katkısının yanı sıra Lüleburgaz’a da istihdam sağlıyor. Şu anda Türkiye’de direkt ya da dolaylı ekonomik katkı sağladığımız aile sayısı yaklaşık 60.000. Bu yeni yatırımlarımızla birlikte, yaklaşık 100 Lüleburgazlıya daha iş imkânı sağlayacağız. Ayrıca Ekim ayında ilave bir üretim hattını devreye sokacağız.”

“Trakya’da sıfır atığa geçen ilk tesislerden biriyiz”

Yeni yatırımlarla hizmete giren depo alanı ve robot üretim bandı ile üretim kapasitelerini artırdıklarını kaydeden Emre Kaşıkçı, diğer yandan çok hassas oldukları çevre konusunda ise sıfır atık ve su geri kazanımına yönelik yatırımlar yaptıklarını ifade etti. Danone Lüleburgaz Üretim Tesisleri’nin böylece Trakya’da sıfır atığa geçen ilk tesislerden biri olduğunu aktaran Kaşıkçı sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz Danone olarak işimizin temelinde iyilik olduğuna ve bunu dünyaya borçlu olduğumuza inanıyoruz. 2020’ye kadar üretim esnasında oluşan atıklarımızın yüzde 100’ünü doğaya geri kazandırmayı amaçlıyoruz. Aynı zamanda üretimde kullanılan su miktarını da tekrar arıtıp üretim aşamalarında değerlendirerek yüzde 60 oranında azaltacağız. Avrupa’nın en etkin fabrikaları arasında gösterilen Lüleburgaz Fabrika’mızın tüm bu yeni yatırımlarla konumunu daha da güçlendireceğine yürekten inanıyorum.”

“Sütünüze Bereket” ile üreticiye rol model olunacak

Sosyal sorumluluklarının sadece çevreyle sınırlı olmadığını da dile getiren Emre Kaşıkçı, Kırklareli İl Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğiyle hayata geçirilen “Sütünüze Bereket” projesini örnek gösterdi. Pilot uygulaması Kırklareli’nden başlatılan proje ile bölgede sürdürülebilir köy sütçülüğünün geliştirilmesinin amaçlandığını anlatan Kaşıkçı, “Ürünlerimizin kalitesinin kaliteli süte ve onun da doğru beslenen sağlıklı hayvanlardan elde edilmesine bağlı olduğunu biliyoruz. Bizimle aynı hedefi paylaşan Kırklareli İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile planladığımız proje kapsamında; Kırklareli bölgesindeki 11 köyde verilen eğitimlerle, süt üreticilerine rol model olacak örnek çiftçiler yaratılmasını hedefliyoruz. Pilot uygulama ile ilk yılda yaklaşık 400 çiftçiye eğitim verildi. Amacımız bu projenin oluşturacağı çarpan etkisiyle bölge ekonomisinin gelişmesine destek olmak. Pilot bölge olarak Kırklareli ilinde başlayan projemizin diğer bölge ve sektörlere de örnek olmasını hedefliyoruz” dedi.

İşten ayrılan işçinin çalışma belgesine işten ayrılma sebebi yazılabilir mi?

Lütfi İnciroğlu
İNCİROĞLU DANIŞMANLIK DENETİM VE EĞİTİM HİZMETLERİ 

İşten ayrılan işçinin çalışma belgesine işten ayrılma sebebi yazılabilir mi?

4857 sayılı Kanun m.28’de, “İşten ayrılan işçiye, işveren tarafından işinin çeşidinin ne olduğunu ve süresini gösteren bir belge verilir. Belgenin vaktinde verilmemesinden veya belgede doğru olmayan bilgiler bulunmasından zarar gören işçi veyahut işçiyi işine alan yeni işveren eski işverenden tazminat isteyebilir. Bu belgeler her türlü resim ve harçtan muaftır” denilmektedir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 426’ncı maddesine göre de “işveren, işçinin isteği üzerine her zaman, işin türünü ve süresini içeren bir hizmet belgesi vermekle yükümlüdür. İşçinin açıkça istemde bulunması hâlinde, hizmet belgesinde onun iş görmedeki becerisi ile tutum ve davranışları da belirtilir. Hizmet belgesinin zamanında verilmemesinden veya belgede doğru olmayan bilgiler bulunmasından zarar gören işçi veya işçiyi işe alan yeni işveren, eski işverenden tazminat isteyebilir”.

Yüksek mahkemenin görüşü de bu yöndedir. Yargıtay’a göre, “4857 sayılı İş Kanunu 28. maddesi gereğince işten ayrılan işçiye bir çalışma belgesi verilir. Belgede doğru olmayan bilgiler bulunmasından zarar gören işçi veyahut işçiyi işe alan yeni işveren eski işverenden tazminat isteyebilir. Gerek normatif dönemlerde gerek uyuşmazlığın niteliğinin iş sözleşmesi buna dayanan hak ve borçlara ilişkin uyuşmazlığın ard etkisinin iş mahkemeleri kapsamında olduğu açıktır.

İşçiye çalışma belgesi verilmesi hem İsviçre hem de Alman hukukunda işverenin gözetme borcu içinde değerlendirilerek, borç ilişkisinin sonraya etkisi içinde değerlendirilmektedir. Bu nedenle çalışma belgesinin verilmesinden doğan zararlar için işçinin sözleşmeye aykırılık hükümlerine dayanabileceği kabul edilmektedir (Y9HD.8.3.2010 T., E.2008/17637, K.2010/6143 Legalbank).

4857 sayılı Kanuna göre, işten ayrılan işçiye çalışma belgesi verilmesi bir zorunluluk olup aksi halde idari para cezası yaptırımı vardır. İşverenler çalışma belgesini verirken iki suret düzenleyerek bir suretini işçiye (belgeyi aldığına dair) imzalatıp ikinci suretini verirler. Öte yandan işverenler, işçinin iş sözleşmesinin sona erme şekline göre hareket etmelidirler. Örneğin işçi istifa yolu ile iş sözleşmesini sona erdirmiş ise, derhal kendisine çalışma belgesi düzenlenerek verilir. Şayet işveren tarafından haklı bir nedenle iş sözleşmesi sona erdirilmiş ise, fesih bildirimi yapılırken çalışma belgesi de adresine gönderilir. Her halde, çalışma belgesinin işçi tarafından alınmaması işvereni bağlamaz.

4857 sayılı Kanun uyarınca işveren, işten ayrılan işçiye isteği üzerine işin türü ve süresini gösteren belge vermek zorunda iken, 6098 sayılı Kanuna göre, işçinin isteği üzerine her zaman yani iş ilişkisi devam ederken de işin sona ermesinde de sadece işin türünü ve süresini değil, aynı zamanda işçinin istemesi halinde, iş görmedeki becerisini ve tutum ve davranışlarını da belirten bir hizmet belgesi düzenlemek zorundadır. Bu kapsamda, işçi açıkça talep etmediği taktirde, işveren vereceği belgeye başka hususları yazamaz. Yani işçinin hangi gerekçe ile işten çıkarıldığını ya da çıktığını yazamaz.

4857 sayılı Kanunun 99 uncu maddesinin birinci fıkrasının (d) bendine göre, “28 inci maddesine aykırı olarak çalışma belgesi düzenleme yükümlülüğüne aykırı davranan veya bu belgeye gerçeğe aykırı bilgi yazan işveren veya işveren vekiline bu durumdaki her işçi için yüz elli Türk Lirası idari para cezası uygulanır”.

Sonuç olarak, İş Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu’nda, işten ayrılan işçiye işveren tarafından işinin çeşidi ve süresini gösteren bir belge verileceği düzenlenmiştir (İşK. m.28/1; TBK m.426/1). İşçi açıkça talep etmediği taktirde, işveren vereceği belgeye başka hususları yazamaz. Eğer işçi isterse, çalışma durumu, vasıfları, davranışları, işten ayrılma sebebi çalışma belgesine yazılabilir. Bu belgeye gerçeğe aykırı kayıtlar koyan işveren veya işveren vekiline idari yaptırım uygulanabileceği gibi çalışma belgesine gerçeğe aykırı kayıtlar konulması nedeni ile iş bulamadığını ispat eden işçi, eski işvereninden tazminat talep edebilir.

 

20 -21 Kasım 2019 Satınalma ve Tedarik Zinciri Yönetimi Konferansı & Ödül Töreni ve Eğitim Programı

Değerli sektör yöneticileri,
Bu yıl sizler için iki günlük bir program hazırladık. Birinci gün kapsamında sektör yöneticilerinden sunumlarından farklı firma deneyimlerini izleyebileceğiz. İkinci gün ise eğitim kapsamında katılımcılarla doğrudan iletişim, danışmanlık, soru-cevap ortamını sağlayacağız.

Program:

20 Kasım 2019 Satınalma ve Tedarik Zinciri Yönetimi Konferansı ve Ödül Töreni (Ücretsiz)
21 Kasım 2019 “Satınalma ve Tedarik Zincirlerinde Performans Yönetimi” Eğitimi (Ücretli)

Ödül kategorileri ve başvuru formları için Buyer Network.
https://buyernetwork.net/forum/107/sat%C4%B1nalma-ve-tedarik-zinciri-y%C3%B6netimi-%C3%B6d%C3%BClleri-2019/

Buyer Network Business tarafından her yıl düzenlenen Satınalma ve Tedarik Zinciri Yönetimi Konferansı ve ödül töreni için geri sayım başladı.

20 Kasım 2019 da düzenlenecek konferansta firma ve yönetici başvuru ödül kategori formları netleşti. Adaylar hazırladıkları klasörleri en geç 11 Ekim 2019 tarihinde teslim edecekler.

Satınalma ve Tedarik Zinciri Yönetimi Konferansı ve Ödül Töreni (Ücretsiz)
Tarih: 20 Kasım 2019
Yer:
İstanbul Üniversitesi Beyazıt Siyasal Bilgiler Konferans Salonu
Kayıt Zorunludur. Kayıt: BuyerNetwork.net , Etkinlikler Menüsü – Konferans Sayfası
Kayıt Linki: https://buyernetwork.net/event/91/20-kas%C4%B1m-2019-sat%C4%B1nalma-ve-tedarik-zinciri-y%C3%B6netimi-konferans%C4%B1-ve-%C3%B6d%C3%BCl-t%C3%B6re/

21 Kasım 2019 tarihinde ise Satınalma ve Tedarik Zincirlerinde Performans Yönetimi Eğitimi (Ücretli) var. Eğitim içeriğini BuyerNetwork’te Etkinlikler kısmında inceleyebilirsiniz.


Tedarik Zinciri Yönetimi Mobil Uygulama.
Ücretsiz mobil uygulamayı telefonlarınıza indirebilirsiniz. Tedarik zinciri yönetimi ile ilgili gelişmeleri anında görme imkanına kavuşacaksınız.

2019 Satınalma ve Tedarik Zinciri Yönetimi Ödül Kategorileri:

Başvuru formlarını BuyerNetwork.net Business Açık Öğrenme Merkezi’nde bulabilir, tüm formları .pdf formatında bilgisayarınıza indirebilirsiniz.

2019 BAŞVURU FORMLARINI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ.

– Genç Satınalma Yöneticisi Ödülü
– Genç Tedarik Zinciri Yöneticisi Ödülü

– Yenilikçi Satınalma Ödülü
– Tedarikçi İlişkileri Yönetimi Ödülü
– Katma Değerli Lojistik Proje Ödülü
– Kamu Satınalma Projesi Ödülü
– Tedarik Zinciri Yönetimi Ödülü
– Dijital Dönüşüm Ödülü

SATINALMA DERGİSİ, ARALIK 2018 SAYISI, DERGİ KAPAĞI


2018 Ödülleri Dergi Haberi için
http://buyernetwork.net/forum/thread/226/2018-sat%C4%B1nalma-ve-tedarik-zinciri-y%C3%B6netimi-%C3%B6d%C3%BClleri-sahiplerini-buldu-21-ka/

BAŞVURU KLASÖRÜ = Değerlendirme kategorileri başlıklar halinde ayrı sayfalarda açıklanıp dosya haline getirildikten sonra support@buyernetwork.net ve murat.erdal@buyernetwork.net adreslerine gönderilecektir. Kurumunuzda bazı başlıklarda henüz bir çalışma / faaliyet gerçekleşmemiş olabilir. İlgili başlık boş bırakılıp diğer başlığa geçilmelidir. Başarılar dileriz.

– 2018 Ödül Töreni (21 Kasım) –

–             2019 Ödül Başvurusu ve Sorularınız İçin –

  • Satınalma ve tedarik zinciri ödül kategorilerinin tümünü BuyerNetwork.net Açık Öğrenme Merkezi içerisinde bulabilirsiniz. Firma ve yönetici olarak ilgilendiğiniz kategori hakkında bilgiyi ilgi sayfalarda bulabileceksiniz. Takıldığınız herhangi bir konu olursa Forum üzerinden sorabilirsiniz. Tüm katılımcılarımıza başarılar dileriz.
  • Konferansta sunum yapmak isteyen firma ve yöneticilerimiz doğrudan murat.erdal@buyernetwork.net üzerinden veya telefonla (0533) 218 37 56 iletişim kurabilir.

Kasım 2019 tarihinde Satınalma ve Tedarik Zinciri Yönetimi Konferansı, şirket ve yönetici ödülleri ve masabaşı iş görüşmelerine 500 kişinin üzerinde ziyaretçi beklenmektedir.
Firma olarak sunum, ödül başvurusu ve B2B masabaşı iş görüşmelerinde yer alabilirsiniz. Sizleri aramızda görmekten büyük mutluluk duyacağız.
Etkinlik Planlaması:

a – Satınalma ve Tedarik Zinciri Yönetimi Konferansı

b – Satınalma ve Tedarik Zinciri Yönetimi Şirket ve Yönetici Ödülleri (Son Başvuru Tarihi: 11 Ekim 2019)

c – B2B Masabaşı İş Görüşmeleri ve Firma Eşleştirme (Konferans gün ayrı bir salonda gerçekleştirilecektir)

Konferansta görüşmek üzere,
Prof. Dr. Murat Erdal

KONFERANSLARIMIZ

  • 20 Mart 2019 Buyer Network Business – Sosyal Girişimcilik ve Yönetimde Kadın Konferansı
  • 16 Şubat 2019 Dış Ticaret Konferansı – Türk Telekom Özhan Canaydın Konferans Salonu
  • 18 Aralık 2018 – Dış Ticaret Konferansı – Beşiktaş Vodafone Park
  • 21 Kasım 2018 – Satınalma ve Tedarik Zinciri Yönetimi (Kamu ve Özel Sektör Buluşması) Konferansı ve Tedarik Zinciri Ödül Töreni
  • 26 Nisan 2017- Tedarik Zinciri Başarı Öyküleri Konferansı
  • 12 Mayıs 2016 Satınalma Denetimi ve Tedarik Zinciri Yönetiminde Etik Konferans
  • 4 Mayıs 2016 Yöneticiler için Karar Alma Teknikleri
  • 19 Kasım 2015 Tedarikçi İlişkileri ve Tedarikçi Performans Değerlemesi Konferans
  • 26 Mayıs 2015 Tedarik Zincirlerinde Risk Yönetimi ve Güvenlik Uygulamaları (TSE İşbirliği ile)
  • 16 Aralık 2015 Endüstriyel Pazarlama ve Satış Konferansı
  • 18 Aralık 2014 Satınalma ve Tedarik Zinciri Yönetimi Konferansı
  • 22 Ekim 2014 Tedarik Zincirlerinde Planlama Çalıştayı

BuyerNetwork.net e-Ticaret ve İş Platformu Hakkında:

TİCARET ve İŞ FIRSATLARI

-Satış ve Pazarlama Faaliyetleri

-İlan Yayınlama

-Firma Ekleme, Firma Tanıtımı, Sertifika Yayınlama

-Ürün Ekleme, Doğrudan Satış

-Tedarikçi Araştırması, Tedarikçi Firma Ürün ve Hizmetleri

YÖNETİM UYGULAMALARI

-Sektör Araştırmaları ve Karşılaştırma Analizleri

-Kariyer Fırsatları

-İş İlanları

MESLEKİ GELİŞİM ve ZENGİN İŞ ÇEVRESİ (Networking)

-Eğitim, Konferans, Seminer vb. etkinliklere katılım

-İlişki Geliştirme

-Mesleki Forumlar ve Deneyim Paylaşımı

-Kişisel Gelişim

-Kariyer Geliştirme

-Bilgi Paylaşımı

Satınalma Dergisi Hakkında https://satinalmadergisi.com :
Aylık Düzenli Basılı ve E-Dergi (Apple, Google Play, Dergilik). 7. Yıl.
Zengin pratik ve akademik içeriği ile sektörel haber ve uygulamaları okuyucuları ile buluşturmaktadır. Banner, reklam, advertorial ve röportajlarınızla karar vericilere yakın olun.

HABER: dergi@satinalmadergisi.com   REKLAM: reklam@satinalmadergisi.com

ABONELİK: abone@satinalmadergisi.comTel : (0212) 509 56 56

Satınalma Cep Mobil Ticaret Uygulaması (Ücretsiz) Hakkında :

Randevu alamadığınız yöneticilere neden
Satınalma Cep ile ulaşmıyorsunuz ?

Satınalma Cep ile teklif toplamak da satış yapmak da artık çok kolay.
Apple ve Google Play Store’dan uygulamayı ücretsiz indirebilirsiniz.

Satınalma alım talebi girme ve teklif toplama ücretsizdir. “Vakit Nakittir”

* Tedarikçi Firma Üyeliği günde 1 TL

Şirketler için kayıt; http://www.satinalmacep.com/kayit/

BuyerNetwork.net © 2014