Genel Tatil Günü Ücretleri Aylık Ücrete Dahil Edilebilir mi?
Lütfi İNCİROĞLU
Satınalma Dergisi’nin kıymetli okurları, yazıma geçmeden önce, hepinizin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyorum.
Ulusal bayram ve genel tatiller, 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Yasayla düzenlenmiştir. Buna göre, 1923 yılında Cumhuriyetin ilan edildiği 29 Ekim günü “Ulusal Bayramdır” (2429/m.1). Bunun dışındaki resmi ve dini bayram günleri ile yılbaşı günü “genel tatil günleri” olarak kabul edilir.
A) Ulusal Bayram günü; 29 Ekimdir. Bugünde özel işyerlerinin kapanması zorunludur. 28 Ekim saat: 13.00’den sonra başlar, 1,5 gündür.
B) Resmi Bayram Günleri:
a) 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı; 1 gündür.
b) 19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı; 1 gündür.
c) 30 Ağustos Zafer Bayramı; 1 gündür.
C) Dini Bayram Günleri:
a) Ramazan Bayramı; Arife günü saat: 13.00’ten başlar 3,5 gündür.
b) Kurban Bayramı; Arife günü saat: 13.00’ten başlar 4,5 gündür.
D) Ocak günü yılbaşı tatili, 1 Mayıs günü Emek ve Dayanışma Günü ve 15 Temmuz günü Demokrasi ve Milli Birlik Günü tatilidir.
Böylece bir takvim yılı içinde 15,5 gün Ulusal Bayram ve Genel Tatil günü vardır. Buna göre; Ulusal Bayram ve Genel Tatil Günleri Cuma günü akşamı sona erdiğinde, takip eden Cumartesi gününün tamamı tatil yapılır. Bu durumda; Cuma gününe rasgelen Ulusal Bayram ve Genel Tatillerde; müteakip cumartesi günü de tatil yapılır (2429 md. 3/D/2).
İşçinin ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışıp çalışmayacağı toplu iş sözleşmesi veya iş sözleşmesiyle kararlaştırabilir (İşK. m.47). Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını iddia eden işçi, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günleri dinlenme hakkı kapsamında olduğu için tatil günlerinde yapılan çalışma karşılığı serbest zaman kullandırılması yasaya aykırılık teşkil eder. Serbest zaman ancak fazla çalışma karşılığı verilebilir. Tatilde yapılan çalışma karşılığında izin verilmişse bu ancak mazeret izni olarak kabul edilebilir. Dolayısıyla işçinin hafta tatilinde çalışması karşılığında tatil ücreti hesaplanmalıdır[1].
Yargıtay’a göre, “genel tatil ve hafta tatili ücret alacaklarının hak edilen tarihteki çıplak ücret üzerinden hesaplanması gerekir”[2].
Postalar halinde çalışmanın yürütüldüğü bir işyerinde, ulusal bayram ve genel tatil günü ücreti işçinin çalıştığı postanın çalışma saatlerinin girdiği günün , ulusal bayram ve genel tatil günü olması halinde söz konusu olur. Örneğin, işçi 22 Nisan gününü 23 Nisan gününe bağlayan gecede 24.00-08.00 postasında çalışması halinde ilave bir günlük genel tatil günü çalışması ücretine hak kazanacaktır.
Konuyla ilgili bir kararında Yüksek Mahkeme, “…Davacının gece vardiyasında çalıştığı, 28 Ekimi 29 Ekime bağlayan gece 24.00-08.00 arası çalışması bulunan davacının ulusal bayram ve genel tatil günü çalışması olduğundan ilave yevmiyeye hak kazandığı açıktır.” şeklinde hüküm kurmuştur (22.HD.18.02.2019, E.2017/19993, K.2019/3612).
Diğer taraftan bazı işverenler, “…ulusal bayram ve genel tatil günleri olan 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı, 30 Ağustos Zafer Bayramı, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Dini Bayramlar (Ramazan ve Kurban), 1 Mayıs İşçi Bayramı, 1 Ocak Yılbaşı,15 Temmuz Demokrasi Günü gibi genel tatil günlerinde” işçileri çalıştırdıkları ve onların iş sözleşmelerine genel tatil ücretlerinin aylık brüt ücret içerisinde olduğuna dair hükümler koymaktadırlar. Ancak Yargıtay, ulusal bayram ve genel tatil günü ücretlerinin aylık ücret içine giydirilemeyeceğini kabul etmekte ve iş sözleşmelerine konulan bu tür hükümleri geçersiz saymaktadır[3]. Başka bir deyişle, ulusal bayram ve genel tatil günü ücretleri aylık ücrete dahil edilerek ödeme yapılamaz. İş sözleşmelerine konulan hükümlerle bu tür bir uygulama yapılması geçersizdir.
Sonuç olarak, taraflar arasında imzalanan iş sözleşmeleri ile yılda 90 gün ve 270 saate kadar yapılan fazla çalışmalar aylık brüt ücrete dahil edilebilir ancak, ulusal bayram ve genel tatil günü ücretleri aylık brüt ücret içine giydirilemez. Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma karşılığı olmaksızın bir gündelik ücret ödenir. Bu günlerde işçi çalışmışsa ayrıca ilave bir gündelik ücret ödenir. Buna göre, günlük ücretin toplam iki kat olarak ayrıca hesaplanıp ödenmesi gerekir[4]. Örneğin işçinin günlük ücreti 900 TL ise, genel tatil günü olan bayram günü çalışan işçiye 900 TL+900 TL=1800 TL ödenir.
Lütfi İNCİROĞLU
[1] Y9HD.21/12/2017 T., E.2017/27553, K.2017/22015 Legalbank.
[2] Y9HD.12.4.2018, E.2015/14919, K.2018/8470 Legalbank
[3] Y9HD.07/10/2020 T.,E.2016/25513, K.2020/10829 Legalbank.
[4] Y9HD.26/11/2020 T.,E.2016/32976, K.2020/16980 Legalbank.










Dünya Altın Konseyi (World Gold Council)’nin 2024 yılına ait raporuna göre, toplam küresel altın talebi %1 artarak 4.974 ton ile tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. Dünya genelinde yatırımcıların portföylerinde altına olan ilgisinin artmasıyla birlikte altın talebinin yükselmesi, fiyatları yukarı yönde destekler.
Trump’ın başlattığı Çin’e yönelik gümrük tarifeleri, Çin’in Misilleme Hamleleri, bu Ticaret savaşlarının getirdiği küresel belirsizlikler ve diğer finansal piyasalarda yarattığı oynaklık güvenli liman olarak altına yönelimi destekliyor.

İlla ki konşimento kayboluyorsa, bir daha hiç bulunmaması adına kaybolması kötünün iyisi olarak değerlendirilebilir. Kötünün daha kötüsü ise postada kaybolan deniz konşimentosunun bir başka şahıs / üçüncü bir kişi tarafından bulunmasıdır.
Öncelikle bu kaybın iyi yönünü değerlendirin. Demem odur ki kaybolduğu beyan edilen deniz konşimentosunu bir tilki veya çakal bulursa, o zaman neler olabileceklerini yazmak istemiyorum doğrusu. Anlayacağınız kaybedildiği beyan edilen deniz konşimentosunu kısa sürede bir tilki veya çakalın (Tilki veya çakalı mecazi anlamda kullandığımı ve işin kurnazlığı yönünde aksiyon alan kişi şeklinde değerlendirilmesi gerektiğini söylememe gerek yok sanırım) bulması halinde, orijinal deniz konşimentosunu elinde bulunduran kişi deniz nakliyat acentasından ordinoyu alabilir.
Kargonun iki kurye halinde gönderilmesinden ne ihracatçı, ne de bankalar kaybeder. İhracatçıya maliyeti ek bir kargo parası kadardır.
Peşin ödeme, ithalatçının ihracat gerçekleşmeden önce mal bedelini ihracatçıya ödemesidir. İhracatçı mal bedelini tahsil ettikten sonra malları sevk eder. Bu ödeme şeklinde ithalatçı risk altındadır, ihracatçının ise hiçbir riski yoktur. Peşin ödeme ihracatçı açısından en ideal ödeme şeklidir.
Sağlık lojistiğinde hasta güvenliği son derece kritik bir konu olup, sağlık hizmetlerinin kalitesini, etkinliğini ve sürdürülebilirliğini doğrudan etkiler. Sağlık lojistiği, hasta tedavisini desteklemek için tıbbi malzemelerin, ilaçların, ekipmanların ve diğer kaynakların doğru zaman ve şekilde temin edilmesini sağlayan bir sistemdir. Bu sistemde yapılan hatalar, doğrudan hasta sağlığı üzerinde olumsuz etkilere yol açabilir. Bu nedenle, sağlık lojistiğinde hasta güvenliği, hem hastaların sağlık durumunu korumak hem de sağlık hizmeti sağlayıcılarının güvenli ve etkili bir ortamda çalışmasını sağlamak açısından önemlidir.
Liderlik, karar almaktır. Ve asıl liderlik, zor kararları açıklayabilme cesaretidir. Görünmeyen bir sorumluluk vardır bu noktada: Karar almanın teknik kısmını yönetmekle, alınan kararın yarattığı duygusal etkileri yönetmek arasında derin bir uçurum vardır. Ve çoğu zaman bu uçurum, liderin iç sesinde yankılanır.
Danışmanlık kapsamında firmalarla çalışırken dikkatimi çeken çok önemli iki konu var. Birincisi; firmaların ihracata başlamakla ilgili temel motivasyonlarının nereden geldiğini tam olarak tanımlamakta çoğu zaman zorlandıklarını ya da bu basit tanımlamayı yapabilmek adına çok da zaman ayırmadıklarını görüyorum oysa ki bu konu bana kalırsa ihracat stratejisinin oluşturulması adına oldukça önemli bir konu. Bir diğeriyse; ihracat yapmaya başlamak açısından ne derece hazır olduklarını da tam olarak bilemedekilerini görüyorum. Bu haftaki yazımla firmaların bu ana noktalarda kendilerine sormaları gereken soruları sizlerle paylaşıp bir nevi “İhracat Ön Fizibilite Çalışması Nasıl Hazırlanır?” sorusuna yanıt vermeye çalışacağım.
Uluslararası Ekonomi Zirvesi’nin “AB ve Almanya İlişkilerinde Yeni Dönem: Neden Türkiye?” başlıklı üçüncü panelinde konuşan Almanya Federal Cumhuriyeti 10. Cumhurbaşkanı ve Alman-Türk İş Konseyi Başkanı Christian Wulff, “Gümrük Birliği’nin üzerinden 30 yıl geçti, artık modernize edilmesi ve kapsamının genişletilmesi gerekiyor. Ayrıca taraflar arasında bir uyumsuzluk olduğunda uzlaşma adımları atılmalı.” dedi.
İtirazen Şikayet Konusu; Başvuru sahibinin dilekçesinde özetle; Sözleşme Tasarısı’nda hakedişin 60 gün içinde tahakkuka bağlanacağı 30 gün içinde de ödeme yapılacağı şeklinde yer alan düzenlemenin Teknik Şartname’nin 4.3’üncü maddesinde “İdarece onaylanmış ve tahakkuka bağlanmış hak ediş ödemesi 60 gün içinde yapılacaktır.” şeklinde yer alan düzenleme ile çeliştiği bu yüzden İhalenin iptal edilmesi gerektiği iddialarına yer verilmiştir.
Trump yeniden başkan seçildiğinde “Amerika’yı Tekrar Büyütmek ve Eski Gücüne Kavuşturmak” için hemen hızlı bir şekilde tedbirler alacağını söylemişti. Bu büyütme hedefinin ilk aksiyonlarından biri ise gümrük vergilerini bir duvar gibi kullanmak oldu. Tabi kime karşı? Çin’e! Ve açıkçası Türkçede bir terim vardır “bizim elimiz armut mu topluyor?” diye. İşte Çin’de karşılık vermekte gecikmedi ve aynı yönde tedbirleri almaya başladı. Şimdi ben bu satırları yazarken, doğrusu arka planda küresel ekonominin sessiz ama hayati çarklarının gıcırdamaya başladığını duyuyorum. O çarklar, akıllı telefonlardan elektrikli araçlara, uydulardan savaş uçaklarına kadar hayatımızın her alanına nüfuz etmiş teknolojik üretimi taşıyor. Ve şimdi, bu sistemin merkezindeki en kritik parçalardan biri—Çin’in nadir toprak elementleri—dünya sahnesinden geri çekiliyor.