İndirim marketlerinin sayısı 22 binde durur

Türkiye Perakendeciler Federasyonu, Avrupa’daki Türk perakendecileri ve akademisyenleri ağırladı. Toplantıda Türkiye ile Avrupa gıda perakende sektörünü bekleyen gelişmeler ve başarı kriterleri masaya yatırıldı. “Avrupa’da etnik ve yerel marketlerin durumu ile Türk perakendecilere öneriler” oturumunda sektörün dünü, bugünü ve geleceğini değerlendiren Neuss Ticari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tanju Aygün; “Günümüzün gerçeği değişime odaklanmak. Avrupa’da gıda perakendesinde düne kadar yaşanan ulusal, indirim mağazaları ve yerel zincir rekabeti bugün Türkiye pazarında var. Birçok kişi tarafından yorumlanan indirim marketleri hayatımızda olmaya devam edecek. Ancak sayıları 22 binde durur. Asıl rekabet, o günden sonra başlayacak” dedi.

Bu yılın yol haritasını 300 kişilik üye kampında belirleyen TPF, gıda perakendesinde yaşanan sorunlar, çözüm önerileri ile gelecekte yaşanacak rekabet ve gelişmeleri sektör profesyonelleri ile masaya yatırdı. Avrupa Türk Perakendeciler Birliği’nin katılımı ile gerçekleşen organizasyonda, birliğin çalışmaları hakkında bilgi paylaşımında bulunulurken, Türkiye ile Avrupa gıda perakende sektörünü bekleyen gelişmeler ve başarı kriterleri katılımcılarla paylaşıldı.

“PERAKENDEDE REKABETİN YÖNÜ DEĞİŞECEK”

Organizasyona “Avrupa’da etnik – yerel marketlerin durumu ve Türk perakendecilere öneriler” sunumu ile katılan Neuss Ticari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tanju Aygün, sayısal büyüme yerine market sahiplerinin odaklanması gereken noktaları Avrupa örnekleri ile değerlendirdi. 90’ların başında pazar payı yüzde 10 seviyesinde olan indirim marketlerinin, 2015’te yüzde 20 pazar payına ulaştığını, Türkiye’de de Almanya benzeri bir rekabetin yaşandığını belirten Tanju Aygün, “50’li yıllarda Almanya’da 200 bini geçkin gıda ve kozmetik perakendecisi vardı. 200 bin perakendecinin yaptığı ciro 9 milyar euro’yu buluyordu. 2017 yılına geldiğimizde bu cirolar 177 milyara yükseldi. Mağaza sayısı ise 35 bine düştü. 35 bin zincirin 15’bini indirim marketi. Türkiye’de ise bu rakam şu an 18 bin civarında. Almanya’da indirim marketleri mağaza sayısı 2015 yılında durdu. Aynı durum Türkiye’de de gerçekleşecek. Bunlar piyasanın gerçekleri. İndirim marketlerinin sayısı Türkiye’de 22 bine ulaştığında durur. Ama asıl rekabet o zaman başlayacak. Perakendede rekabetin yönü değişecek. Büyüyen indirim marketi formatı mağaza açma sayısı bitince bu sefer Almanya örneğinde olduğu gibi mağazaları değiştirmeye başlayacak. Bugün bu değişim için Almanya’da 5 milyar euro yatırım gerçekleştiriliyor. Yeni düzenleme, müşteri odaklı yaklaşım, etnik ve yerel yönler ön plana çıkıyor” dedi.

“DEĞİŞİME ODAKLANIN!.. MAĞAZA KAPATMAKTAN ÇEKİNMEYİN”

Ulusal, yerel ve indirim marketleri yarışında hizmet kalitesi ve müşteri odaklı yaklaşımı ile pazar payını en iyi şekilde kooperatifleşen market zincirlerinin artırdığını söyleyen Aygünşöyle konuştu; “Almanya’da iki kooperatif zincirin pazar payı yüzde 33. Ulusal ve indirim marketleri bu zincirlerin ardından geliyor. Yani bir bakıma TPF’nin muadili oluşumlar Almanya’da lider. Dolayısıyla yarış mağaza sayısı, ciro ile değil karlılıklarla, değişimle devam ediyor. Yeni sisteme odaklanmakta fayda var. Gerekirse bu değişimde mağaza kapatmaktan çekinmeyin. Günün sonunda kar etmek için çalışıyorsunuz. Almanya’da kar payı yüzde 1,5 olduğu halde verimsiz mağazalar tek tek kapatılarak; var olan mağazalar dönüştürülüyor. Siz de değişime odaklanın. Avrupa’da bu değişimi kaçıran dev kurumlar yavaş yavaş pazardan çekilmek zorunda kalıyor. 2000’li yıllarda 10 bin mağazası olan ve milyarlarca euro’luk ciroya imza atan şirketler, son 10 yılda yavaş yavaş kapanmaya başladı.”

“ALIŞVERİŞ TRENDLERİ DEĞİŞİYOR”

Konuşmasında tüketicilerin alışveriş trendlerinin de değiştiğini belirten Prof. Dr. Tanju Aygün, rekabette e-ticaret sitelerinin de kendini kuvvetlice hissettirdiğine değinerek; “En büyük örnek Amazon. Avrupa gıda perakendesinde kozmetik ürünleri de dahil Amazon 15’inci sırada. Burada dikkat edilmesi gereken 2 önemli nokta var. Birincisi büyüme oranı. Amazon’un büyüme oranı yüzde 14. Bugün hiçbir perakendeci bu şekilde büyüyemiyor. İkincisi ise mağaza sayısı. Almanya’nın en büyüğü olan bir market, 100 milyar euro ciro yapıyor. Bu ciroya 11 bini aşkın mağaza işleterek ulaşıyor. Amazon’a baktığımızda mağaza sayısı 0. Dolayısıyla e-ticaret alanında da stratejilerin hızlıca tamamlanması gerekiyor” açıklamasını yaptı. Değişen tüketici davranışlarında nüfusun çok etkili olduğunu belirten Aygün, “Misafirlik anlayışı tamamen değişti. Geçmişte her hafta sonu ya birilerine misafirliğe gidilirdi ya da size misafir gelirdi. Eskiden Almanya’daki Türklerin çocuk ortalaması 4’tü, bugün iki. Evde alışverişi yapan artık 4 çocuğu veya ebeveynler için alışveriş yapmıyor. Bu değişimi gören öncü marketler farklı formatlar denemeye başladı. Örneğin Alman indirim marketleri mağazalarında Türk ürünleri için ayrı raflar hazırlıyor. Hatta helal ürün satmak için büyük bölümler oluşturuluyor. Aynı yaklaşım Fransa’da da mevcut. Bu girişimi, marketinde yemek katı açarak ülkelerin yöresel lezzetlerini sunan girişimciler de oldu” dedi.

Avrupa’daki göçmen nüfusu göz önünde bulundurularak etnik lezzet hizmeti veren kurumların ön plana çıktığını söyleyen Tanju Aygün, “Bugün 25 milyon olan Müslüman nüfusu, 2050’de 50 milyon olması bekleniyor. Bugünden marketlerinde etnik lezzetlere ve ürünlere yer veren girişimciler cirosunu artırıyor. Avrupa’da Türk etnik pazarı mağaza sayısı yüzde 17 azalmasına rağmen, 2009’da bugüne yüzde 11 büyüdü” açıklamasını yaptı.

Organizasyonda Avrupa perakende sektöründe 23 yıldır hizmet veren Matvärlden’in CEO’su Dr. Muhittin Taylı, ulusal ve indirim marketleri rekabetinde izledikleri strateji ile 2017’de yılın marketi ödülünü kazanma başarısının hikayesini katılımcılarla paylaştı. İsveç’te faaliyet gösteren Matvärlden’in 2 şube ile yıllık toplam 80 milyon euro ciro gerçekleştirdiğini, 2026’da 8-10 mağazaya ulaşarak 500 milyon euro ciroya ulaşmayı hedeflediklerini belirten Muhittin Taylı; “10 milyon nüfusu olan İsveç’te, 2 milyon göçmen yaşıyor. Matvärlden’i sadece İsveç düzeyinde değil, herkesi kucaklayacak bir formatta hizmet verecek şekilde kurguladık. İsveç’te kişi başı tüketim yıllık 2 bin 300 euro. Yıllık perakende satışları ise 25 milyar euro civarında. Göçmenlerin ortalama yıllık tüketimi ise 5 milyar euro. Sektördeki gelişmelere baktığımızda küçük formatlar yerine, biz büyük formatla ilerledik. Mağazamızda bütün ülkelerin ürünlerine yer vermek için bir konsept çalıştık. Dünya kültürlerini tek çatı altında toplayan misyonumuz sayesinde ulusal ve indirim marketlerinin önüne geçmeyi başardık” dedi.

Konuşmasında TPF’nin Türkiye’deki konumunu başarılı bulduğuna da değinen Muhittin Taylı, hali hazırdaki stratejinin yeni düzenlemelerle, tek çatı altında ve tek yürek halinde devam ettirilirse, sektörde liderliği sürdürebileceğini belirtti. İsveç’te indirim marketi formatının tutmadığına da değinen Muhittin Taylı şunları kaydetti; “İsveç’te pazarın yüzde 50’sini TPF oluşumuna benzer bir kurum sahiplenmiş durumda. İndirim marketlerinin pazardaki payı ise yüzde 6’yı geçmiyor. Bunun en büyük nedeni ise ülkeler geliştikçe, tüketici daha iyi alım gücüne ulaştıkça, indirim marketleri yerine ulusal ve yerel zincirlerin tercih edilmesi. İsveç ile Türkiye’deki alışveriş alışkanlıkları hemen hemen aynı. Yerel ürünlerin, yerel lezzetlerin tek yürek halinde, doğru bir kurgu ile tüketicinin karşısına sunulduğunda TPF’nin de Türkiye’deki pazar payını artıracağını düşünüyorum.”

Siber Riskler Türk CEO’ların Korkulu Rüyası

Nesnelerin interneti, yapay zeka, bulut tabanlı sistemler, makine öğrenimi ve diğer teknolojilerin iş süreçlerine daha fazla dahil olmasıyla birlikte dijital ekonominin getirdiği fırsatların yanı sıra riskler de peş peşe büyüyor. KPMG tarafından yapılan araştırmaya göre Türkiye’deki CEO’ların sadece %28’i şirketlerinin siber risklere hazır olduğunu düşünüyor. Dünyada 500 milyondan fazla kullanıcıyı koruyan Bitdefender Antivirüs iş süreçlerindeki teknolojik gelişmelere ayak uydurmaya çalışan Türk şirketlerini siber risklere karşı uyarıyor.

KPMG tarafından gerçekleştirilen Küresel CEO Araştırması’nda bu yıl Türkiye’deki CEO’lar da yer aldı. Araştırmaya göre, siber güvenlik, küresel CEO’lar için artık kritik önemde görülmese de Türkiye’de yöneticilerin risk ajandasında ilk 3’teki yerini koruyor. Global güvenlik yazılımları şirketi Bitdefender Antivirüs, gün geçtikçe daha fazla dijitalleşen şirketlerin siber riskleri göz ardı etmemeleri gerektiğini belirtirken bir siber saldırının şirket faaliyetlerini aksatabileceğini, itibar ve gelir kaybına neden olabileceğini ve müşteri sadakatini azaltabileceğini vurguluyor.

KPMG’nin gerçekleştirdiği Küresel CEO Araştırması’nın Türkiye sonuçlarına göre, CEO’ların endişe duyduğu riskler arasında birinci sırada %36 ile yeni gelişen teknoloji riski, ikinci sırada %28 ile operasyonel ve stratejik risk, üçüncü sırada ise %24 ile siber güvenlik riski yer alıyor. Risk ajandasında yer alan her bir konunun bir de siber boyutu olduğunu göz ardı etmemek gerekiyor. Araştırmaya katılan CEO’ların %80’inine göre siber risklerle başa çıkmada en büyük zorluk insan sermayesi olarak öne çıkıyor.

Türk CEO’lar Şirketlerini Siber Saldırılara Karşı Yetersiz Görüyor

2016 senesindeki küresel sonuçlarda CEO’ların %25’i şirketlerini siber saldırılara karşı tamamen hazır hissederken, 2017’de bu oranın %42’ye yükseldiği görülüyor. Türkiye’de ise siber güvenliğin önemi bilinmesine karşın gerekli önemler alınmadığı için CEO’ların sadece %28’i şirketlerinin siber tehditlere tamamen hazırlıklı olduğunu düşünüyor. CEO’ların %92’si siber güvenliğe yatırım yapmayı planlarken, 4’te 3’ünden fazlası siber güvenliğe yatırım yapmayı maliyet olarak değil yeni gelir akışları sağlamak ve inovasyon için bir fırsat olarak görüyor.

Siber Güvenlik Konusunda CEO’lar Ne Yapmalı?

Global güvenlik yazılımları şirketi Bitdefender Antivirüs’ün, şirketlerini siber saldırılardan korumak isteyen yöneticilere tavsiyeleri ise şöyle;

• Güvenlik politikası planı oluşturularak herhangi bir saldırı olmadan önce ve olması durumunda neler yapılacağı yönetim kurulu ile kararlaştırılmalı.

• Kritik verilerin korunması ve felaket senaryolarına karşı önlemler alınmalı ve bu doğrultuda alternatifli birkaç yedekleme çözümü yöntemi uygulanmalı.

• Çalışanlar ile kişisel ve kurumsal verilerin korunması üzerine hukuksal sınırların belirlenmesi için önlemler alınmalı ve güvenlik politikası çerçevesince eğitimleri mutlaka sağlanmalı.

• Eğer bir virüs şirket ağına erişirse, çalışanları bilgilendirecek bir iletişim stratejisi geliştirilmeli.

• Giriş seviyesinde firewall güvenlik çözümleri kullanılmalı. Sisteme dahil edilen tüm PC ve mobil cihazların uç nokta güvenlik çözümleri ile güvenliği sağlanmalı.

• Belli dönemlerde sızma testleri ile sistemde bulunan açıklar saptanıp gerekli önlemler alınmalı.

• Tüm cihazlar için zararlı yazılımları, kimlik avı ve saldırı girişimlerini tespit edip engelleyecek akıllı bir güvenlik çözümü edinilmeli.

Geç gelen kış baharlık satışlarını patlattı

Bu sene hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üstünde seyretmesi kıyafet alışverişlerini de etkiledi. Morhipo.com verilerine göre, geçen seneye oranla baharlık ürün satışı %60 oranında arttı.

Bu sene kış mevsimi yarılanmasına rağmen kar bir türlü yere düşmedi. Peki soğuk havaların gecikmesi alışveriş tercihlerini nasıl etkiledi?
Geçtiğimiz yıllın aralık ve ocak aylarında çok satan kalın palto, uzun kaban, kar montları ve çizmeleri gibi ürünler soğumayan havaların etkisinde kaldı ve daha az tercih edildi. Kış modasının vazgeçilmez parçalarının yerini sonbahar dış giyim ürünleri aldı.

Havalar ceketlere yaradı
Sonbaharın en şık ve klasik parçası olan ceketler, trençkotlar, deri ve jean montlar havaların soğumamasıyla birlikte kış mevsiminde de çok satıldı. Morhipo.com ekibi, müşteri talebi nedeniyle bu ürünleri daha uzun süre satışta tuttuklarını belirtiyor. Jean montlardaki satış rakamları geçen yıla oranla %355’lik bir artış gösterdi. Ceketlerde %109, trençkotlarda %40, deri montlarda %21 ve hırkalarda %27 oranında daha fazla satış gerçekleşti. Öte yandan, kayak montlarında %40 oranında paltolarda ise %1 oranında bir düşüş yaşandı.

Ürün Çeşidi Değişim
Ceket %109
Deri Mont %21
Hırka %27
Jean Ceket %62
Jean Mont %355
Kaban %30
Klasik Ceket %41
Mont %24
Trençkot %40
Palto -%1
Kayak Montu -%40

Kat kat giyinmek moda oldu
Soğuk havalarda giyinmek çok zor değil. Bir kalın kazak, pantolon ve kalın bir kaban o günkü stilinizi tamamlar. Fakat havaların değişken olduğu şu günlerde dengeyi sağlayabilmek önemli. Kalın tek bir kıyafet yerine gün içerisinde daha rahat ettiren katman stili en iyi çözüm olarak öne çıkıyor. Bu stile kulak verenler en çok oversize ürünlere, gömleklere, hırkalara ve tişörtlere yöneliyor.

Türkiye’nin uluslararası gururu UNICERA kapılarını rekorlarla açıyor

Türkiye’nin en büyük ihtisas fuarı İstanbul-Seramik Banyo Mutfak Fuarı (UNICERA), 27 Şubat-3 Mart 2018 tarihlerinde CNR EXPO Yeşilköy’de düzenlenecek. Fuara 130 ülkeden ziyaretçi bekleniyor.
Banyo ürünleri, zemin-duvar kaplamaları, seramik işleme teknolojileri, mutfak ürünleri, dekorasyon ürünleri, ambalajlama, depolama gibi pek çok ürün grubunun bir arada sergileneceği UNICERA, sektöre yön veren 1.000’in üzerinde markanın katılımı ile gerçekleştirilecek.

Türkiye’nin marka değeri en yüksek fuarı UNICERA’da, seramik sektörünün lider firmaları ve dünyanın en önemli tasarımcıları tarafından 2019’un trendleri belirlenecek.

CNR Expo’da düzenlenen ve bu yıl alanında yüzde 25’lik bir büyüme sağlayan, Türkiye’nin en büyük ihtisas fuarı İstanbul-Seramik Banyo Mutfak Fuarı (UNCERA), CNR Holding kuruluşlarından İstanbul Fuarcılık ve Tesisat İnşaat Malzemeleri Derneği (TIMDER) iş birliği ile 27 Şubat-3 Mart 2018 tarihlerinde CNR EXPO Yeşilköy’de düzenlenecek. İspanya Banyo Ekipmanları Derneği (ASEBAN), İtalyan Seramik Makineleri ve Ekipmanları Üreticileri Birliği (ACİMAC), Confindustria Ceramica İtalia (EDI. CER SPA), Italian Trade Agency (ITA) kuruluşları tarafından desteklenen UNICERA Fuarı’na, 130 ülkeden 10 bin yabancı, toplam 80 bin alıcı bekleniyor. Fiyat avantajı, kolay ulaşılabilirlik ve kaliteli üretimle büyüklüğünü 3 milyar dolara ulaştıran seramik sektörü, UNICERA Fuarı ile önümüzdeki dönemde önemli bir büyüme yaratacağı hedef pazarlar olan Amerika, Afrika, Asya ve Uzakdoğu ülkelerinde etkinliğini artırmayı hedefliyor.

1.000 üzerinde sektör lideri olan marka

Banyo ürünleri, zemin-duvar kaplamaları, seramik işleme teknolojileri, mutfak ürünleri, dekorasyon ürünleri, ambalajlama, depolama gibi pek çok ürün grubunun bir arada sergileneceği UNICERA Fuarı, sektöre yön veren 1.000’in üzerinde markanın yeni ürün ve hizmetlerine ev sahipliği yapacak. Aralarında Akgün Seramik, Anka Seramik, Bien Seramik , Creavit, Ege Seramik, ECA SEREL, Etili Seramik, Duratiles, Decovita, Graniser, Granito, Güral, Hansgrohe, Kale, Kütahya Seramik, İdevit, İSVEA, Seranit, Schell, Seramiksan, Serenova Umpaş, Uşak,Yurtbay, Yüksel Seramik, Vitra gibi sektör öncüsü firmalar, modern teknoloji ile geliştirilen yenilikçi ürünlerini ziyaretçilerin beğenisine sunacak.

Seramiğin küresel oyuncuları fuara akın edecek

Başta, dünya sıralamasında seramik üretiminde baş aktör ülkeler olarak gösterilen İtalya, İspanya, Almanya olmak üzere, Portekiz, Mısır, Hindistan, Çin, Tayvan, Sırbistan ve İran’dan gelecek firmalar, UNICERA’da yeni ürün ve modellerini sergileyecekler. İtalya’dan önde gelen tasarım firmalarından Digital Design SRL ve TG Mac, Almanya’dan Hamberger, Portekiz’den küresel seramik üreticisi Mota II Solçoes Ceramicas, İspanya’dan Quicmicier, Sırbistan’dan Pestan, Hindistan’dan Mehta Stone Export House ve Asia Pacific Impex, İran’dan Loabıran, Çin’den Guangdong Hongyu Ceramics, Tayvan’dan Monalisa Trading ve Iran-China Clay Industries, fuarda dikkat çeken küresel oyuncular arasında yer alıyor.

UNICERA’ya Türkiye, İtalya, İspanya, Danimarka, Amerika ve Almanya’dan katılacak olan 14 tasarımcı ve tasarım stüdyosu, 10 oturumda gerçekleşecek olan Designer Seminars adlı etkinliklerde 2019 trendleri ve dizayn anlayışları hakkında sunumlar yapacaklar. Tasarım anlayışının örneklerinin sergileneceği, seminer ve tasarım sohbetleri 28 Şubat-1 Mart tarihlerinde gerçekleşecek.

 

 

Türkiye Müteahhitler Birliği, İnşaat Sektörü Ocak 2018 Analizini Açıkladı

“En kötü dönem geride kaldı; önümüzdeki dönem daha olumlu seyredecek”

Türkiye Müteahhitler Birliği, yayınladığı Ocak 2018 İnşaat Sektörü Analizi’nde, “Sahra Altı Afrika başta olmak üzere potansiyel pazarlardaki fırsatlar, Irak’taki gelişmeler, Rusya ile ilişkilerimizdeki kademeli normalleşme göz önüne alındığında, en kötü dönemin geride kaldığı değerlendirilmektedir” denildi.

Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB), inşaat sektörü ve ekonomi çevreleri tarafından ilgiyle takip edilen ekonomik ve sektörel analizini yayımladı. “Geleceğe Hazırlanmak” başlıklı Ocak 2018 analizinde, “Bugün küresel ekonomi olumlu seyretmektedir; ancak ileride zorluklar görünmekte ve geleceğe hazırlanmak adına kırılganlıkları azaltacak reform ajandaları önem taşımaktadır” denildi. Analizde, “2018 yılının Türkiye ekonomisi açısından bir dengelenme yılı olacağı ve genel iktisadi faaliyetteki olumlu gidişatın korunacağı dile getirilmektedir” ifadelerine yer verildi.

 

 

MÜSİAD’dan 2’nci Katar Çıkarması

MÜSİAD’ın ana partnerliğinde bu yıl ikincisi düzenlenen Expo Turkey by Qatar, Katar’ın Başkenti Doha’da başladı.

MÜSİAD’ın ana partnerliğinde bu yıl ikincisi düzenlenen Expo Turkey by Qatar, Katar’ın Başkenti Doha’da başladı.112 Türk firmasının katılımıyla gerçekleştirilen fuarda, başta gayrimenkul ve inşaat sektörleri olmak üzere, lojistik, bilgi teknolojileri, gıda ve sağlık turizmi sektörleri ön plana çıktı.17-19 Ocak tarihleri arasında, Doha Exhibition and Convention Center’da (DECC) düzenlenecek olan fuarın açılışı, geniş bir katılımla gerçekleştirildi. Açılış, Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Katar Ekonomi ve Ticaret Bakanı H.E Sheikh Ahmed Bin Jassim Al Thani, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rıfat Hisarcıkoğlu ve Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Abdurrahman Kaan’ın katılımlarıyla gerçekleştirildi.

Türk Mallarına ve Şirketlerine İlgi Büyük

Fuarın açılışında konuşan Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Katar’a Türk şirketlerinin adeta çıkarma yaptığını kaydederek, Katar’da Türk mallarına ve şirketlerine karşı büyük ilgi olduğunu ifade etti.

Tüfenkci, “Bizler de Türkiye olarak bu fırsatları iyi değerlendirmeliyiz. Kalıcı ve sürdürülebilir iş birliğini artıracak projelere birlikte imza atmalıyız. Burada iş yapma şeklini iyi öğrenerek kalıcı olmamız gerekir.” diye konuştu.

Bülent Tüfenkci, bu fuarların Türkiye’nin ihracatına katkı sağlayacağını belirterek, Türk ürünlerine yönelik ilgiden bahsetti. Katar’da Türk şirketlerine pozitif ayrımcılık yapılacağına ilişkin bir yorum üzerine Tüfenkci, yetkililerin kendilerine “Türk firmalara öncelik tanıyacağını” söylediğini aktardı.

Katar’a uygulanan ambargo sonrası Türkiye’nin bu ülkenin yanında olduğunu anlatan Tüfenkci, 2017’de iki ülke arasındaki ticaret hacminin henüz kesin olmamakla birlikte 900 milyon dolara ulaştığını, bu rakamın daha da yukarılara çıkacağını vurguladı.

“Katar’ın kapısı Türk şirketlerine her zaman açık”

Katar Ekonomi ve Ticaret Bakanı Şeyh Ahmed bin Casim bin Muhammed Al Sani, iki ülke arasında her geçen gün daha iyiye giden bir ilişki olduğunu belirterek, iş birliğini daha da geliştireceklerini söyledi.

Al Sani, “Katar’ın kapısı Türk şirketlerine her zaman açık. Türk yatırımcıları bekliyoruz. Sadece 1-2 alanda değil en az 6-7 sektörde ilerleyeceğiz. Ayrıca Türk şirketlerine ayrıcalık tanıyoruz ve bundan sonraki süreçte yeni ayrıcalıklar için değerlendirmeler yapıyoruz.” dedi.

“Fuar İki Ülke Arasında Büyük Fırsatlar Oluşturuyor”

Katar’daki fuarın organizatörü Medyacity Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Kurt, fuar ile iki ülke arasında büyük fırsatların oluştuğunu kaydetti. Kurt, “Geçtiğimiz yıl ilkini gerçekleştirdiğimiz fuarımıza hem Türkiye hem de Katar’dan yoğun bir katılım gerçekleşti. Bu yıl Türkiye’nin en önemli iş örgütlerinden MÜSİAD ana partnerliğinde gerçekleştireceğimiz fuarımıza, yine başta gayrimenkul ve inşaat olmak üzere yapı malzemeleri, bilişim, gıda, sağlık turizmi, makine ve ulaşım alanlarındaki lider Türk firmaları katılım gösterdi. 2. Expo Turkey by Qatar fuarımızla, 7 ana sektörden öncü şirketlerin desteğiyle iki ülke arasındaki yıllık ihracat hacmini ilerleyen yıllarda 5 milyar dolara, yıllık doğrudan yatırımı da 3 milyar dolara yükseltmeyi hedefliyoruz.” şeklinde konuştu.

Ticari İlişkiler Memnun Edici

Katar’ın Türkiye açısından diğer Körfez ülkelerine nazaran daha özel bir konumda yer aldığını ifade eden MÜSİAD Genel Başkanı Abdurrahman Kaan, “Katar’la, bugün daha da güçlenmekte olan ilişkilerimiz, ticari anlamda da önemli bir boyuta ulaşmış durumda. Türkiye ile Katar arasındaki ticaret hacminin, son 10 yıl içinde 408 milyon dolardan, 710 milyon dolara yükseldiğini görüyoruz. Katar, kişi başına düşen milli geliri göz önünde bulundurulduğunda, dünyanın en zengin ülkesi. Bunun yanında iş dünyasına sunduğu güven ve istikrar ortamı, Katar’ın önemli ve değerli bir ticari ortak olarak görülmesinde de büyük bir rol oynuyor. Yarım asırlık mazisine rağmen bugün 100’den fazla ülkeye, yaklaşık 335 milyar dolar yatırım gerçekleştiren, kaynaklarını en iyi şekilde kullanmayı başaran ve eğitime en fazla yatırımı yapan ülkelerden biri olan Katar’dan söz ediyoruz. Bu müthiş bir başarı. Türkiye Katar arası ticari ilişkilere baktığımızda da yine memnun edici bir tabloyla karşılaşıyoruz.” diye konuştu.

Hedef: İhracat Hacmini 5 Milyar Dolara Çıkarmak

Bu sene ikinci düzenlenen fuarla birlikte iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin daha da güçleneceğinin altını çizen Kaan, “112 Türk firmamızın katıldığı EXPO, karşılıklı yapılan yatırımlar ve geçmişte yapılan ve memnuniyetle sonuçlanan işler dolayısıyla hâlihazırda birbirini tanıyan yatırımcıların yanı sıra, yeni yatırım ve iş birliklerine de kapı açacak. Bunun gibi başarılı organizasyonlarla, iki ülke arasındaki ihracat hacmini 5 milyar dolara, yıllık doğrudan yatırımı da 3 milyar dolara çıkaracağız inşallah.” ifadelerini kullandı.

Teknoloji ve İnovasyon Vurgusu

İslam ülkelerinin teknoloji ve inovasyon konularına yeterli düzeyde önem vermediğini vurgulayan Kaan, “ Müslüman ülkeler olarak, bilgi ve teknolojide dünyanın gerisinde kalmayacak şekilde bir atılıma geçmemiz gerekiyor. İslam ülkelerinin nitelikli insan gücü oluşturarak, teknoloji tabanlı üretimlerle rekabetçi bir ekonomiye sahip ülkeler arasındaki yerini alması bir zorunluluk halini almıştır. Bunları başarabilmek için araştırma-geliştirmeye yapılan yatırımlara ağırlık verilmeli, bu doğrultuda yapılan çalışmalar desteklenmelidir. Biz iş insanları, başta Türkiye olmak üzere Müslüman ülkelerin potansiyelinin farkındayız ve bu potansiyelin ortaya konabilmesi için MÜSİAD olarak, her zaman elimizden geleni yapmaya hazır olduğumuzu ifade etmek istiyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

İhracatçıya KDV iadesi tasdik ücreti indirimi

TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, Yeminli Mali Müşavirler tarafından alınan KDV iadesi tasdik ücretlerinde yapılan indirim hakkında bir değerlendirmede bulundu. Bu indirimin küçük bir indirim olmadığını, yaklaşık %10 ila %35 arasında olduğunu belirten TİM Başkanı “İhracatçılarımızın büyük bir kısmı Yeminli Mali Müşavirlik hizmetinden faydalanıyor. Bu ücretlerde yapılan indirim aslında bizlere verilen doğrudan bir teşvik görevi görüyor. Bu anlamda, ihracatçılarımız adına Maliye Bakanlığımıza ve Mali Müşavir Odaları Birliğine teşekkür ediyoruz.” dedi.

Ayrıca, 2018 yılını ihracatta rekorlar yılı ilan ettiklerini söyleyen Büyükekşi “İhracatımız bu yıl tarihi zirveyi görecek. Hükümetimiz tarafından her alanda verilen bu destekler, başarılarımızın itici gücü olmaya devam edecek. Ve 2023 hedeflerimize hep birlikte ulaşacağız” dedi.

Ocak ayının ihracat rakamları hakkında da değerlendirmelerde bulunan TİM Başkanı “Bu ay ihracatımız büyük bir ivmeyle başladı. 1 Şubat’ta ihracat rakamlarımızı açıklayacağız. Ciddi artışlar görebiliriz. Güçlü bir başlangıç yaptığımız 2018’in devam eden aylarında da yeni rekorlar kıracağız.” dedi

Y Kuşağı Girişim Dünyasında Çok Mutlu

Pisano, oluşturduğu yatay hiyerarşi ile çalışanlarını, şirketin ve ürünün büyüme sürecinin parçası yapıyor.

Her yeni gelen kuşak ve teknolojik dönüşüm, beraberinde iş yapış mekanizmalarını ve biçimlerini de değiştiriyor. Baby-boomers ve X kuşağının ardından, doğumları 80 ve 90’lı yıllara denk gelen Y kuşağı da profesyonel yaşamda tırmanmaya çoktan başladı. Kurumsal hayatın getirdiği yükler her geçen gün artarken, yönetici koltuklarına oturmaya başlayan bu kuşak, aradığı özgürlüğü, alışılmışın dışında bir çalışma ortamı sağlayan teknolojik girişimlerde bulmuş gibi görünüyor. Hem kurucularının hem de çalışanlarının büyük bir kısmının Y kuşağına mensup olduğu Pisano, Türkiye’deki bu konuya örnek girişimlerden biri.

“Pisano’da yatay bir hiyerarşik düzen var, burada herkes yönetici, herkes üreten. Üst düzey yöneticiler tatmin olsun diye değil ama ortak bir hedef için hep birlikte çalışmak, çalışanlarımız için daha fazla konfor alanı yaratıyor.” diyen Pisano CEO’su Özkan Demirşöyle devam ediyor: “Müşteri mutluluğu kadar çalışan mutluluğu da çok önemli. İnsanlara fikirlerini açıkça söyleyebilecekleri bir ortam yaratmak ve hatalara yer açmak, yaratıcılığı ve başarı odaklı çalışmayı tetikleyen şeyler. Yeni kuşağın aradığı şey sanırım bu. Yeni kuşak teknoloji girişimleri doğaları gereği dinamik yerler. Çok hızlı büyüyoruz. Gün içerisinde çok kritik bir karar alıp, aynı gün içerisinde hayata geçirebiliyoruz ve sonuçlarını görmeye başlayabiliyoruz. Bu şu demek; kurumsal bir firmada 4-5 senede sahip olacağınız deneyime 1 sene içerisinde tanık olabiliyorsunuz ve kendinizi geliştirmek için çok fazla imkana sahip oluyorsunuz. Bu tür ortamlarda her birey önem kazanıyor.

Arz ekonomisinden talep ekonomisine geçen dünyamızda, müşteri deneyimi ve müşteri geri bildirimleri alanında 360 derece çözümler sunuyoruz. Bir teknoloji şirketiyiz. Teknoloji kadar hızlı gelişiyoruz, global pazarlara açılıyoruz. Biliyoruz ki, en iyi müşteri deneyimi sunan şirketlerin %70’i müşterilerinden geri bildirim alıyor. Ekibimiz için de aynı şey geçerli. Gün içerisinde ofiste yaşadıkları deneyim, tüm şirket için başarıya giden yolda kilit bir rol oynuyor. Yönetimden, tasarıma, yazılım geliştirmeden satışa kadar kendi alanlarında uzman 40 kişilik, yaş ortalaması 29 olan koca bir ekibiz. Görüyoruz ki; müşterilerin markalarla olan ilişkilerinde ve satın alma biçimlerinde yaşanan dramatik değişimle birlikte, çalışanların işverenleri ile olan ilişkilerinin değişmesi, kuşaklar arası geçişlerde oldukça doğal bir süreç. Buna ayak uydurabilen şirketler, sağlam ekiplerle hedeflerine bir adım daha yaklaşacaklar.”

Sermayesi Olmayan Z Kuşağı için İş Fırsatı Sunuyoruz

Doğrudan satış sektörü; esnek mesai saati uygulaması, sermaye olmadan da kendi işini yapma fırsatı sunduğu için Z kuşağı için fırsatlarla dolu. QNET, yeni nesil gençler için e ticaret uygulamasını doğrudan satışın dinamiğiyle birleştiriyor, gençler için portföyüne sürekli yenilikçi ürünler ekliyor ve sponsorluklar geliştiriyor.

Günümüzde Z jenerasyonunun iş hayatına adım atması ve alım gücüne kavuşmasıyla tüm satış kuralları değişti. Artık gençler kendi girişimcilik hikayelerine imza atmak istiyor. Giderek büyüyen doğrudan satış sektörü de gençlere bu fırsatları sunuyor.

Dünyada 150’den fazla ülkede faaliyet gösteren QNET, gençleri önemseyen projelerle adından söz ettirmeye devam ediyor. QNET Türkiye, Orta Asya ve Rusya Bölge Müdürü Cem Geyik; Doğrudan satış sektöründe girişimcilerimizin, networkerlarımızın yaş ortalaması giderek düşüyor. Gençler sektöre büyük bir ilgi gösteriyor. Bu da bizim gibi firmaların vizyonunu tamamen değiştiriyor. QNET olarak Z kuşağına sermayesi olmadan girişimcilik imkanı sunuyoruz. İşe inanması, çalışması doğrudan satış sektöründe başarıya ulaşması için yeterli. e-ticareti sektörle buluşturan, sosyal medyayla entegre eden firma olarak gençlere iş imkanı sunuyoruz” dedi.

Cem Geyik, dünya çapında Manchester City gibi sponsorlukların da olması gençlerin sektöre ilgisini arttırdığını belirttiyor. Cem Geyik “QNET de faaliyet gösterdiği ülkelerde genç yetenekleri, sporcuları desteklemeye devam ediyor. Türkiye’de Aile Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bağlı Sevgi Evleri ile gençlerin spor çalışmalarına katkıda bulunuyoruz, Z kuşağı için yatırımlarımız 2018 yılında da devam edecek” dedi.

Doğrudan satış sektöründe tamamen on line sisteme geçen ilk şirket olan QNET, hizmet ve ürünlerini e-ticaret üzerinden sunuyor. Bu noktada QNET sistemi günümüz alışveriş psikolojisine ve davranış kalıplarına da paralellik gösteriyor.

10. Doğrudan Pazarlama Ödülleri’ne Başvurular Başladı

Doğrudan Pazarlama İletişimcileri Derneği’nin (DPİD) düzenlediği ve bu yıl 10. kez verilecek olan Doğrudan Pazarlama Ödülleri’ne başvurular 15 Ocak’ta başladı. Bu yıl Alışveriş Merkezi Etkinlikleri ve Doğrudan Sorumluluk Projeleri adları altında 2 yeni kategoriyle daha da zenginleşen ödüller için son başvuru tarihi 9 Şubat 2018. Doğrudan Pazarlama Ödülleri’ne başvurular http://www.dpodulleri.org adresinden yapılabiliyor.

Doğrudan pazarlama sektörüne değer katmak adına çalışmalar yapan Doğrudan Pazarlama İletişimcileri Derneği (DPİD) tarafından düzenlenen ve artık gelenekselleşen Doğrudan Pazarlama Ödülleri bu yıl 10. kez sahiplerine kavuşacak. Ödüller için 15 Ocak’ta başlayan başvurular 9 Şubat’ta sona eriyor. Bu sene programa yeni eklenen Alışveriş Merkezi Etkinlikleri ve Doğrudan Sorumluluk Projeleri kategorileri ile daha da zenginleşen Doğrudan Pazarlama Ödülleri’nin bu yılki konsepti “Doğru stratejiyi, doğru zamanı, doğru müşteriyi, doğru yöntemi YAKALA!” olarak belirlendi.

2 yeni kategorinin eklendiği ödüllerde “Çekmecede Kalmış İşler” adlı kategori bu yıl da müşterilere sunulan ancak gerçekleşmemiş, iyi işleri bekliyor. Değerlendirme aşamasında ana jürinin yanı sıra bir de “Genç Jüri”nin yer aldığı Doğrudan Pazarlama Ödülleri’ne başvurular http://www.dpodulleri.org adresinden yapılabiliyor. Yarışma, Türkiye ve KKTC’den, doğrudan pazarlama alanında proje üretmiş ve uygulamış tüm ajanslara açık.

Bu yıl AVM Etkinlikleri ve Doğrudan Sorumluluk Projeleri de değerlendirilecek

Amacı ticari etkinliği yüksek olan, ölçülebilir, sonuç getiren doğrudan pazarlama projelerini seçerek ödüllendirmek olan Doğrudan Pazarlama Ödülleri’nin bu seneki programına iki yeni bölüm daha eklendi. Etkinlik Pazarlaması başlığı altında yerini alan Alışveriş Merkezi Etkinlikleri kategorisinde Alışveriş Merkezlerinin kendi ziyaretçilerine ya da bir ürün veya markaya yönelik gerçekleştirdiği tüm etkinlik projeleri değerlendirilecek. Yarışmanın Özel Kategoriler bölümünde bu yıl ilk kez yer alacak olan Doğrudan Sorumluluk Projeleri kategorisi ise sosyal sorumluluk projeleri arasında iletişimini “doğrudan pazarlama” tekniklerinden en az biri kullanılarak gerçekleştirilen kampanyalar için geçerli olacak.

“Genç Jüri” bu yıl da iş başında!

30 yaşın altında ve dernek üyesi ajans çalışanlarından oluşan bir “Genç Jüri” de bu sene yine yarışma ana jürisinin yanında yerini alacak. Genç Jürinin seçimleri, elenme sürecinde bir yüzdeye sahip olacak. Böylece ödüllerde iletişim sektörünün genç yetenekleri de söz sahibi olmuş olacak. Ayrıca Genç Jüri’nin seçtiği işler birinci, ikinci ve üçüncülük “Genç Jüri Ödülü”nün sahibi olacak. Bu ödül ayrı bir kategori olarak değerlendirilmeyecek.

Çekmecede kalmış işler gün yüzüne çıkıyor!

Bu yıl da “Çekmecede Kalmış İşler” çekmeceden çıkacak ve Doğrudan Pazarlama Ödülleri’nde yarışacak. Müşterilere sunulan, marka stratejisine uygun, yaratıcı ancak çeşitli nedenlerle hayata geçirilmemiş yani çekmecede kalan işlerin değerlendirmelerinde uygulama ve sonuç esas alınmayacak.

01 Ocak 2017 – 31 Aralık 2017 dönemi içinde gerçekleşmiş doğrudan pazarlama projelerinin katılabildiği Doğrudan Pazarlama Ödülleri, 15 Ocak – 9 Şubat tarihleri arası yapılacak başvuruların ardından 1-12 Mart tarihleri arasında değerlendirilecek. Yarışmaya katılım, http://www.dpodulleri.org web sitesinden başvuru formu doldurularak, online olarak yapılıyor.