İnşaat Çeliği Fiyatlarındaki Yükselişin Nedeni Girdi Maliyetlerindeki Artış ve Döviz Kuru

Çelik İhracatçıları Birliği Başkanı Namık Ekinci, Türk çelik sektörünün iç ve dış piyasa satış fiyatlarını belirlerken; üretiminde girdi olarak kullandığı hammadde ve sarf malzemelerinin global piyasalarından, çelik ürünlerinin küresel ihraç/ithal fiyatlarından ve döviz kurundaki değişimlerden bağımsız hareket edemediğini belirtti. Ekinci, ayrıca bugünlerde bahse konu olan inşaat çeliği fiyatını da bu çerçevede irdelemek, değerlendirmek ve yorumlamak gerektiğini vurguladı.

İnşaat çeliği üretiminde kullanılan hurdanın üçte ikisinin, elektrot-ferro alyaj-kömür ve cüruf yapıcıların tamamının ve refrakterin ise dörtte birinin ithal edildiğini söyleyen Çelik İhracatçıları Birliği Başkanı Namık Ekinci, “Üretimde kullandığımız girdilerin yüzde 66’sı ithalata dayalıdır. İç piyasadan temin edilen enerji ve diğer girdiler ise enflasyon gibi etmenlerin etkisi altında şekillenmektedir. Dolayısıyla Türk çelik üreticilerinin, iç piyasa satış fiyatlarını belirlerken küresel hammadde piyasalarından ve döviz kurundan bağımsız hareket etmesi mümkün değildir” dedi.

Dünyada önemli miktarlarda inşaat çeliği tüketen ve/veya ihracat gerçekleştiren ülkelerin iç piyasa fiyatlarının, Türkiye iç piyasa fiyatları ile karşılaştırıldığında inşaat çeliği fiyatının Türkiye’de hemen hemen tüm ülkelerden daha düşük seviyede olduğunu da açıklayan Namık Ekinci, “Bugün fiyatlarda gözlenen artışların en önemli gerekçesi girdi maliyetlerindeki artışlar ve kurun yükselmesidir. 2017 yılı Kasım ayındaki ton başına hurda fiyatı geçen yılın aynı ayına göre 89 dolar daha pahalı. Hurdadaki yüzde 20’lik fire payını da hesaba dâhil ettiğimizde hurdadan kaynaklı üretim maliyeti artışı ton başına 107 dolara kadar çıkıyor. Çelik üretiminde kullanılan grafit elektrotu fiyatları da 2017 yılının başından bu yana ton başına 15 kat kadar arttı. Bu artış maliyetleri ton başına 42-50 dolar yükseltti. Elektrot fiyatlarındaki artışın 2018 yılında da devam etmesinden endişe ediyoruz. Mart ayından itibaren ferro alyajdan kaynaklı maliyetlerde ton başına 4 dolar artış meydana gelirken, refrakterin çelik üretiminde maliyeti ise ton başına 1 – 1,5 dolar yükseldi” diye belirtti.

Son olarak Türk çelik sektörünün önemli çelik üreticisi ülkelere göre çok daha düşük kâr marjları ile çalıştığını dile getiren ÇİB Başkanı Namık Ekinci, Türkiye’de üreticilerin cüzi oranlarda kar ettiği, oysa rakip ülkelerdeki üreticilerin kar marjının ton başına 100 doları aştığını ifade etti. Ekinci, “Bu durum Türkiye’de üretilen inşaat çeliğini kullanan yerel tüketicilerimizin, diğer ülkelerdeki inşaat çeliği tüketicilerine kıyasla çok daha ucuza inşaat çeliği satın aldığını göstermektedir. Ayrıca inşaat çeliğinin kalitesi bilhassa deprem kuşağında yer alan bölgelerde yapılan inşaatlar için hayati derecede öneme sahiptir. 150 farklı ülkeye ihraç edilen Türk inşaat çeliğinin, Dubai’deki 828 metre uzunluğundaki Burç Halife ve Londra Heathrow Havalimanı gibi statik açıdan çok önemli inşaatlarda kullanılmış olması kalitemize olan güvenin en açık göstergelerinden biridir” diye konuştu.

Ticari Davaları Hakemler Çözüyor

Ticari uyuşmazlıkların mahkemeye gitmeden hızlı ve kolay bir şekilde çözülmesini sağlayan tahkim uygulamasını tercih eden şirketlerin ve işadamlarının sayısı her geçen gün artıyor. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi ve İstanbul Ticaret Odası Tahkim Merkezi (ITOTAM) Tahkim Divanı Başkan Yardımcısı Prof. Dr. İlhan Helvacı tahkimin avantajlarının hızlı sonuç verme, gizlilik ve uzman hakemler tarafından yargılama yapılabilmesi olduğunu söyledi. Tahkim kararlarının mahkeme kararı niteliğinde olduğunun altını çizen Prof. Helvacı, ‘’Son 3 yılda İstanbul Ticaret Odası Tahkim Merkezi’nde (İTOTAM) 21 ticari dava sonuçlandı. Bu rakam her geçen yıl katlanarak artacaktır’’ dedi.

Mahkemelerde bekleyen dava dosyalarının sayısı her geçen gün artarken, iş dünyası ticari uyuşmazlıkları hızlı ve etkin bir şekilde sonuca bağlayan farklı bir uygulamaya yöneldi: Tahkim. Günümüzde davaların genellikle adil yargılanma hakkına uygun biçimde makul bir süre içinde sonuçlanamadığını söyleyen Prof. Dr. İlhan Helvacı, ‘’Adil yargılanma hakkı uyuşmazlıkların makul süre içinde bitirilmesini de gerektirmekte. Bir taraftan her yıl açılan davaların çoğalması, diğer taraftan hâkim sayısının yeterli olmaması bu gecikmenin en önemli sebepleri arasında. Buna karşılık ticari uyuşmazlıkların hızlı ve etkin bir şekilde çözüme bağlanması gerekir. İşte bu noktada tahkim devreye giriyor. Tahkimin en önemli yararlarından biri, yargılamayı yapan hakemlerin konularında uzman kişiler olmaları. Bu da göreceli olarak daha süratli bir yargılama yapılabilmesine imkân sağlıyor. Ayrıca, ticari uyuşmazlıklarda taraflar çoğu kez aralarındaki uyuşmazlığın ve bu uyuşmazlık sonunda verilen kararın aleni olmasını istemezler. Tahkimde aleniyet söz konusu olmadığı için, uyuşmazlığın çözüm süreci ve verilen kararın gizli kalması mümkündür. Gizlilik de tahkimin olumlu yönlerinden birisi’’ diye konuştu.

Sistem Nasıl İşliyor?

Peki, ticari uyuşmazlıkların çözümünde iş dünyasının önünde önemli bir alternatif olarak duran tahkim nasıl işliyor? Prof. Helvacı süreci şöyle anlattı: ‘’ Tahkim davaları bir ya da üç hakemle görülebiliyor. Bu sayı tarafların tahkim şartında belirtilen hakem sayısına göre belirlenir. Tek hakemli uyuşmazlıklar için taraflar hakemi belirleyemiyorlarsa, hakemi İTOTAM Tahkim Divanı belirler. Üç hakemli uyuşmazlıklarda, davacı ve davalı taraflardan her biri birer hakem atar ve bu iki hakemin üçüncü yani başhakemi belirlemesi istenir; bu iki hakemin başhakemi belirleyememesi halinde başhakem İTOTAM Tahkim Divanı tarafından belirlenir. Hakem kararları ilam hükmündedir, başka bir deyişle hakem kararları mahkeme kararı gibi icra edilebilme kabiliyetini haizdir.’’ Tahkime giden uyuşmazlıklar arasında bayilik, birleşme, devralma, hisse alım-satım ile inşaat sektörüne ilişkin sözleşmelerden doğan anlaşmazlıklar ilk sıraları alıyor.

20 ülkeden tıbbi cihaz ve malzeme alıcıları, İstanbul Sağlık Fuarı’na geliyor

Türk sağlık sektörünün hizmet ve teknolojide geldiği son noktayı gözler önüne serecek İstanbul Health Expo ile 3. Uluslararası Bütünleşik Sağlık ve Bakım Kongresi 29 Kasım-2 Aralık tarihlerinde CNR EXPO Yeşilköy’de düzenlenecek.

Fuarla eş zamanlı olarak kongre, sempozyum, çalıştay ve toplantılar düzenlenecek. Bu etkinlikler kapsamında sağlık turizmi, iş sağlığı ve güvenliği gibi pek çok konu masaya yatırılacak.

Sağlık sektöründeki yeni teknoloji ve uygulamalara ev sahipliği yapacak “5. Hastane Donanımları, Medikal Cihaz ve Sağlık Hizmetleri Fuarı (İstanbul Health Expo-İstanbul Sağlık Fuarı) ile 3. Uluslararası Bütünleşik Sağlık ve Bakım Kongresi 29 Kasım-2 Aralık tarihlerinde CNR EXPO Yeşilköy’de düzenlenecek. Ameliyathane cihazlarından tek kullanımlık ürünlere hastane mobilyalarına, fizik tedavi, rehabilitasyon cihazlarına kadar pek çok inovatif ürünün sergileneceği fuarda, Suudi Arabistan, Katar, Kosova, Ürdün, Lübnan, İran ve Irak başta olmak üzere 20 ülkeden tıbbi cihaz ve malzeme alıcıları ağırlanacak.

İş sağlığı ve güvenliğine dikkat çekilecek

Medikal cihaz sektöründe yapılan ihracatın katma değerinin yükseltilerek, sektörün rekabetinin artırılmasının amaçlandığı İstanbul Health Expo Fuarı ile eş zamanlı olarak düzenlenecek Uluslararası Bütünleşik Sağlık Bakım Kongresi, ‘Sağlık Hizmet Sunucularında İş Sağlığı’ ve ‘Hastanelerde Bilişim ve Sağlık Teknolojileri Kongresi’ ana başlıklarında gerçekleşecek. Kamu ve özel sektörün, uzman temsilcileri tarafından verilecek olan Sağlık Bakım Turizmi Sempozyumu’nda ise “Sağlık Bakım Turizmi Vizyonumuz ve Gelişmeler” ile “Sağlık Bakım Turizmi Alanlarında Gelişmeler” ele alınacak. İş sağlığı ve güvenliği konusu da ‘Sağlık Hizmet Sunucularında İş Sağlığı ve Güvenliği Özel Bölümü’nde masaya yatırılacak. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu, OSGB İşletmecileri Derneği, İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmet ve Eğitim Kurumları Derneği (İSG Heder), Asbest Söküm Uzmanları Derneği (ASUD) ve İş Sağlığı ve Güvenliği Dernekleri Federasyonu (İSAF) destekleriyle oluşturulan İş Sağlığı ve Güvenliği Özel Bölümü’nde ulusal ve uluslararası ölçekte iş sağlığı ve güvenliğinin genel konuları ayrıntılarıyla ele alınacak. Tüm konular iş güvenliği uzmanları, akademisyenler, kamu ve özel sektör temsilcileri ve konuyla ilgili araştırmacılar tarafından tartışılacak.

Medikal cihaz ve hizmet sektörünün öncüsü olan 240’tan fazla markanın katılımı ile gerçekleştirilecek İstanbul Health Expo’nun en büyük destekçilerinden olan Fujitsu, sensör teknolojileri ile hasta, personel ve ürün takibi, yapay zeka, evde bakım, sağlıkta altyapı, hastanelerde verimlilik gibi sağlık sektörüne yönelik insan odaklı dijital hastane çözümlerini fuar ziyaretçileri ile paylaşacak.

Türkiye’nin önde gelen 20 hastanesi İstanbul Health Expo’da

Aralarında Acıbadem, Memorial, Adatıp Hastanesi, Avrasya Hastanesi, Başkent Üniversitesi Hastaneleri, Bezmialem, Birinci Göz, Biruni Üniversite Hastanesi, Çakmak Hastanesi, Dentaydın, Emsey Hospital, Esencan Hastanesi, Ethica, Gözde İzmir Hastanesi, Özel Hospitalist Hastanesi, KOÇ University Hospital, Medikal Park Hastaneler Grubu, Yeditepe Üniversitesi Hastanesi, Gaziosmanpaşa Hastanesi’nin de bulunduğu 20 hastane, sağlık hizmeti ve teknolojilerinde gelinen son noktayı gözler önüne serecek. CNR Holding kuruluşlarından Pozitif Fuarcılık A.Ş. tarafından, Sağlık Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu, Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dernekleri Federasyonu (SADEFE), Özel Hastaneler ve Sağlık Kuruluşları Derneği (OHSAD), Tıbbi Cihaz Üreticileri Derneği (TÜDER) iş birliğinde düzenlenen fuar, KOSGEB ve Tüm sağlık Kuruluşları Derneği’nin de (TÜMSAD) desteğiyle gerçekleştirilecek.

“e-Dönüşüm Kapımızda” Paraşüt Kurucu Ortağı Sean Yu Anlatıyor

Türkiye’deki girişimlerin %99.8’ini oluşturan küçük ve orta ölçekli işletmeler, rekabette güçlenmek için e-dönüşüm süreçlerini hızlandırdılar.

Büyük bir hızla dijitalleşen dünyamızda adını sıkça duyduğumuz e-dönüşüm, fiziksel olarak oluşturulan belgelerin, internet ortamına taşınabilmesi ve işlemin her aşamasının online olarak gerçekleştirilebilmesi anlamına geliyor. e-Dönüşüm, Türkiye pazarında henüz netlik kazanmayan, birçok işletmenin tam olarak hakim olmadığı bir kavram olsa da, globalleşmek ve rekabette fark yaratmak isteyen işletmeler e-dönüşüm sürecini hızlandırmaya başladı. e-Dönüşüm, KOBİ’ler için kolaylık ve fayda anlamına geliyor. e-Dönüşüm sistemleri ile kağıt, kargolama ve zaman tasarrufu sağlanmasının yanı sıra, operasyonel işlemlerin yönetiminin daha kolay hale gelmesi de büyük bir avantaj.

Türkiye’nin en başarılı girişimleri arasında gösterilen, KOBİ’leri ön muhasebe alanında dijitale taşıyan çözüm ortağı Paraşüt’ün Kurucu Ortağı Sean Yu, e-dönüşüm başlığı altında hayatımıza giren elektronik sistemlerden e-fatura ve e-arşiv’in faydalarını anlatıyor:

e-Dönüşüm denince akla ilk gelen ve kullanım oranı daha yüksek olan çözümler, e-fatura ve e-arşiv. Bu çözümlerin sağladığı en büyük fayda, zaman alan ve maliyeti arttıran operasyonel süreçlerden firmaları kurtarıp daha hızlı, düşük maliyetli ve düzenli bir şekilde fatura gönderimlerini sağlamak. Görüyoruz ki, bu faydalara rağmen birçok şirket, kendileri için fırsat yaratan bu kavrama, yanlış ve eksik bilgiler sebebiyle uzak kalabiliyor. Bu faydaların farkında olan ve rekabet avantajı sağlamak isteyen işletmeler ise zorunlu olmamasına rağmen e-fatura ve e-arşivi kullanarak e-dönüşümün firmalarını nasıl ileri götürdüğünü deneyimleyebiliyor.

Büyük şirketlerle çalışan KOBİler, e-fatura ve e-arşiv kullanımı sayesinde prestij kazanıyor, faturalama süreçlerini daha kolay yönetebiliyor ve ödemelerini daha hızlı alabiliyor.

e-Ticaret alanında faaliyet gösteren işletmeler için de e-fatura ve e-arşiv fatura kullanmak oldukça önemli. Çünkü faturalama sürecinin dijital ortama taşınmaması bir e-ticaret firması için her gün yüzlerce fatura yazdırılıp kargolanması anlamına gelir. Aynı zamanda bu, satış adetleri yükseldikçe yönetilmesi oldukça zor ve zaman alan süreçlerle uğraşmak anlamına da geliyor. e-Dönüşümün faydası ve hayatımıza getirdiği kolaylıklar burada öne çıkıyor.

e-Dönüşüm treni daha yeni yola çıkıyor. Paraşüt, sunduğu Anahtar Teslim e-Fatura hizmeti ile bu treni yakalamak isteyen KOBİ’lere kolay ve zahmetsiz bir geçiş hizmeti sunuyor. Ücretsiz olarak sunulan bu hizmet ile haftalar sürebilen e-fatura başvuru sürecini 2 gün gibi kısa bir sürede sonlandırıp müşterilerini e-dönüşüm ile tanıştırıyor.

Perakende Sektöründe Dijital Dönüşüm Satış ve Verimliliği Arttırıyor

Artan ürün çeşitliliği, mağaza sayıları ve değişen müşteri talepleri sebebiyle doğru ürünü, doğru zaman ve mekanda müşteri ile buluşturmak perakendeci için öncelikli bir konu haline geldi. Akıllı cihazların, sosyal medyanın ve online alışverişin yükselişe geçmesi ile müşterilerin satın alma karar mekanizmaları da değişmeye başladı. Artık yeni teknolojiler ile değişimin önüne geçmek, verimliliği ve satışları aynı anda artırmak mümkün.

Bu yıl, 29-30 Kasım tarihlerinde İstanbul Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde 17’incisi düzenlenecek olan Perakende Günleri’de yapay zeka, artırılmış gerçeklik ve dijital dünyanın sektöre etkileri konuşulacak. Kârlı büyüme için en iyi dönüşüm fırsatlarının değerlendirilecek. Türkiye’nin teknolojik çözüm entegratörü Sensormatic de Perakende sektörünün dijital değişiminde büyük rol oynayan çözümlerini Perakende Günleri’nde paylaşacak. 23 yıllık sektörel deneyime sahip olan Sensormatic, söz konusu çözümlerin perakendecilerin verimliliğine ve satışına etkileri konusunda detaylı bilgiler verecek.

Müşteriye ulaşmak analizden geçiyor

Güncel araştırmalar gösteriyor ki, müşteri bağlılığı her geçen gün azalıyor ve artan teknoloji kullanımı marka sadakatlerini kırılgan hale getiriyor. Aynı zamanda tüketicilerin kişiye özel ürün ve hizmetleri tercih etmesi, perakende sektöründe mega mağazalardan butik ve yerel mağazalara geçişe neden oluyor.

Böylesi hassas bir dönemde perakende sektöründeki markaların, hedeflerine istedikleri biçimde ulaşması için doğru analizler yapabilmesi ve hızlı aksiyon alabilmesi büyük önem taşıyor. Bu noktada mağaza içi analiz çözümleri öne çıkıyor.

Mağazaya giren, bilgi alan ve alışveriş yapan müşterilerin hareketlerini izleyen, bütüncül olarak raporlayan platformlar, müşterilerin mağaza içinde geçirdikleri sürenin miktarını, hangi ürünleri ne kadar süre incelediğini ve satışa dönüş oranlarını takip ediyor. 23 yıllık sektörel deneyime sahip olan Sensormatic’in elde ettiği verilere göre mağaza içi analiz platformları markaların satışlarında %8 ilâ %10 oranında artış sağlıyor.

Reyon karlılıklarını %40 oranında artırıyor

Sensormatic’in portföyünde bulunan mağaza içi analiz sistemleri, sağladığı yoğunluk haritaları ile reyonların yoğunluğunu ve müşterilerin reyonu inceleme sürelerini ölçümlüyor. Elde edilen bu değerli veriyi kullanan perakendeciler, mağaza alanlarında maksimum satış için gerekli fiziksel düzenlemeleri yapabiliyor. Elde edilen verilere göre ürün yerleşim stratejileri veriye dayalı yapıldığında reyon karlılıklarını %40 oranında artırılabiliyor.

Perakende sektörü için bir başka önemli gelişim alanı stok yönetimi olarak öne çıkıyor. Sensormatic, mağazalarında her gün müşterilerle buluşan binlerce ürünün yönetimi için RFID stok yönetimi çözümünü öneriyor.

Bu çözüm aranan ürünün bulunmasını ve ürünün stok teyidini kolaylaştırıyor, ürünün depoda görünmesine rağmen bulunamaması gibi sorunları ortadan kaldırıyor. Bir başka araştırma sonucuna göre, bu gibi durumlarda tüketicilerin %30’u aradığı ürünü reyonda bulamayınca, satın almaktan vazgeçiyor. Bu nedenle mağaza içi teknolojilerinin kullanımı, müşteri alışkanlıklarının son derece kırılgan olduğu bu dönemde büyük önem taşıyor.

Doğru ürünü, doğru zaman ve mekanda müşteri ile buluşturan teknoloji: RFID

Üretildiği andan satıldığı ana kadar ürünleri takip edebilmeyi sağlayan bir teknoloji olan RFID ile her bir ürün adeta bir kimlik kartına sahip oluyor. Ürünlerin mağazaya gelişinden yerleşimine, satışına ve sayımına kadar tüm süreçleri kolaylıkla anlık takip edilebiliyor. Satış danışmanlarının mobil olarak taşıyabildikleri kablosuz el terminalleri ile mağazadaki her bir ürünün hangi reyonda hatta hangi rafta olduğu bilgisi anında tespit ediliyor. Bu sayede ürünler, müşterilere çok daha hızlı bir şekilde ulaşıyor.

RFID çözümleri sayesinde perakendeciler, müşterilerinin taleplerine en hızlı şekilde cevap verirken, eksik ürünlerin günlük takibi ve yerlerine yeni ürünlerin konması gibi süreçleri çok daha hızlı ve verimli bir şekilde sağlayabiliyor. RFID teknolojisinin verimli bir şekilde kullanılması sayesinde mağazalarda operasyonel verimlilik sağlanırken, mağaza satışlarında %4 ila %21 oranlarında artış sağlanıyor.

Arapların Yeni Gözdesi Beylikdüzü

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, yabancılara yapılan konut satışları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 70,9 artarak 2 bin 677 oldu. Yabancılara yapılan konut satışlarında, Ekim 2017’de ilk sırayı bin 321 konut satışı ile İstanbul aldı. İstanbul ilini sırasıyla 465 konut satışı ile Antalya, 121 konut satışı ile Bursa, 108 konut satışı ile Yalova ve 93 konut satışı ile Aydın izledi. İstanbul‘da yabancıların taleplerine karşılık verebilecek konut stoğunda ise Beylikdüzü’nde Evim Yüksekdağ projesi aile konseptiyle öne çıkıyor.

Ülke uyruklarına göre en çok satışı Suudi Arabistan vatandaşları yaptı. Ekim ayında Suudiler 528 konut satın aldı, onları 344 ile Irak vatandaşları, 278 konut ile Azerbaycan ve 154 konut ile Kuveyt vatandaşları takip etti. İstanbul’un hızlı gelişen yerlerini yatırım fırsatı olarak değerlendiren Araplar’ın gözdesi Beylikdüzü bölgesi oldu. Nüfusun hızlı artışıyla doğru orantılı olarak konutların da değer kazandığını söyleyen Yüksekdağ Gayrimenkul Kurucu Ortağı Celal Yüksekdağ, “Yaptığımız fizibilite sonucunda Beylikdüzü çevresinde özellikle aile konsepti konutlara ihtiyaç olduğunu saptadık ve Evim Yüksekdağ projesini Arapların da tercih ettiği 2+1 ve 3+1 konut tiplerinde, aile konsepti olarak adlandırılan şekilde dizayn ettik” dedi. Beylikdüzü’nde yükselen Yüksekdağ Konutları 2+1 ve 3+1 seçenekleri ile satışa sunuluyor. Toplam 363 konuttan oluşan projede fiyatlar 297 bin ila 530 bin TL arasında değişiyor. Evim Yüksekdağ projesinin yüzde 70’i peyzaj ve çocuk oyun alanları olarak ayrıldı.

34.kez gerçekleşecek olan CBME Türkiye Fuarı Anne-Bebek sektörünün önemli markalarına ev sahipliği yapacak

Türkiye’de 8 milyar TL’lik büyüklüğe ulaşan bebek çocuk ürünleri sektörünün önemli markaları CBME Türkiye Fuarı’nda buluşacak.

Anne Bebek Çocuk Ürünleri Fuarı CBME Türkiye 2018’de, Bebedor, Grup Baby, Dalpa, Aymini ve Ulusal Elektronik gibi sektörün lider bebek araç gereç firmaları hem yeni ürün lansmanlarını gerçekleştirecekler hem de geniş ürün yelpazeleriyle fuara renk katacaklar. 10-13 Ocak 2018 tarihlerinde İstanbul CNR Fuar Merkezi’nde 15.000 ziyaretçi beklenen CBME Türkiye 2018 için katılımcı firmalar gün sayıyor.

Küresel ölçekte lider anne, bebek ve çocuk ürünleri fuarları arasında yer alan CBME Türkiye, 10-13 Ocak 2018 tarihlerinde, İstanbul CNR Fuar Merkezi’nde sektör paydaşlarını bir araya getirecek. Balkanlardan Afrika’ya yayılan geniş bir coğrayadan profesyonel alıcı çeken fuar, 2018’de marka sayısını 750’ye, ziyaretçi sayısını ise 15.000’e yükseltmeyi hedefliyor. Bebek çorabından, çocuk abiye ürünlerine, pusetten, bisiklet üreticilerine kadar geniş bir katılımcı kitlesine sahip fuarda, özel alım heyeti programları ile hedef ülkelerden nitelikli profesyonel alıcıların katılımcıyla buluşması hedefleniyor.

Dünyanın öncü fuar organizatörü UBM tarafından düzenlenen CBME Türkiye, 2018’de araç gereç ve bebek-çocuk hazır giyim ve aksesuarları başta olmak üzere, bebek bakım ve beslenme ürünleri, mobilya ve ev tekstili, oyuncak ve bisiklet grubu, anne ve hamile ürünleri, firmalarıyla birlikte bebek ve çocuk sektörüne ait tüm ürün gruplarını dört gün boyunca tek bir çatı altında toplayacak.

“Araç gereç ve mobilya”, bebek çocuk ürünleri sektörünün en hızlı büyüyen segmenti

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verileri, geçtiğimiz yıl Türkiye’de 1 milyon 310 bine yakın bebeğin doğduğunu ortaya koyuyor. Aileler, bu bebeklerin 0-3 yaş arası döneminde aylık ortalama 60-70 Amerikan doları, yıllık olarak da 800 Amerikan dolarının üzerinde harcama yapıyor. Her ne kadar Türkiye’de bebek başına harcama tutarı dünya ortalamasının altında olsa da, ebeveynlerin giderek bilinçlenmesiyle birlikte, bu tutarın önümüzdeki yıllarda büyük bir artış trendi yakalayacağına kesin gözüyle bakılıyor.

Bebek ve çocuk ürünleri sektöründe en büyük pazar payını tekstil ve bebek bezi oluşturuyor. 2015 ve 2016 yılları karşılaştırıldığında, “araç gereç, mobilya” ile “bebek bakım, temizlik” segmentleri ise %10’arlık paylarıyla sektörün en hızlı büyüyen segmentleri olarak dikkat çekiyor. Türkiye’nin büyüyen ekonomisi ve artan nüfusu, özellikle toplam büyüklüğü 650 milyon TL’yi bulan araç gereç ve mobilya segmenti için büyük bir potansiyel barındırıyor. Bebek arabalarının %97’sinin ithal markalar arasından seçildiği Türkiye’de, yerli üretici tarafından fethedilmeyi bekleyen büyük bir pazar paydası mevcut.

Bebedor, Grup Baby, Dalpa, Aymini ve Ulusal Elektronik CBME 2018 Türkiye’de

Bebek beslenme gereçleri deyince akla gelen ilk isimlerden biri olan Bebedor; 33 yıllık bebek sektör deneyimine sahip ve ilk yılından beri CBME fuarına katılıyor. Mamajoo, Maxi Cosi, Babybjörn, Quinny gibi markaların Türk anneleriyle buluşturan Grup Baby; Prego, Sunny Baby gibi markalarla üretim yapan 1000 adet yürüteç üretme kapasitesine sahip tesisleri ve Türkiye genelinde 350’yi aşkın bayisiyle tüketicilere ulaştıran Dalpa; yine fuardaki katılımcı firmalar arasında. Güvenilir ve yaratıcı bebek mobilyaları üreticisi Aymini ve anne bebeklere yönelik güvenlik ürünlerinde Weewell markasıyla Ulusal Elektronik, yeni ürünlerini CBME Türkiye’de görücüye çıkaracak.

CBME Türkiye, ziyaretçi ve katılımcı anlamında son 5 yılda 3 kat büyüdü

Uluslararası ziyaretçi ve katılımcı oranıyla dikkat çeken CBME Türkiye, bölgenin kalbi olan İstanbul’da düzenleniyor.

Yabancı ziyaretçilerinin ağırlıklı olarak Balkanlar, Türki Cumhuriyetleri, Orta-Doğu, Kuzey Afrika, Bağımsız Devletler Topluluğu ve Doğu Avrupa ülkelerinden katılması beklenen 34. İstanbul CBME Türkiye Fuarı, anne bebek ve çocuk ürünleri toptancıları, perakendecileri, üreticileri, ithalatçı ve ihracatçılarının yanında, e-ticaret siteleri, zincir marketler, eczacılık ve zincir tekstil marka temsilcilerini katılımcılarla buluşturacak.

Dünyada trendleri belirleyen markalar, UBM CBME’de sunum yapacak

Fuar kapsamında, Nike, H&M, Starbucks ve Nickelodeon gibi dev markalarla çalışmış, dünyanın en büyük trendsetter firması olan WGSN ile yine trend ve dizayn alanında hizmet veren İspanyol ajans Minicool da katılımcılara birer sunum yapacak. Minicool’un 10 Ocak Çarşamba günü yapacağı trendlerle ilgili sunumun ardından 11 Ocak Perşembe günü WGSN, 2018-2019 yaz sezonu anne bebek sektörü trendlerini anlatacak. Fuarda Bagider (Bebek Araç Gereçleri Üretici, İthalatçı, ve Perakendeciler Derneği) iş birliğiyle CBME Özel Tüketici Ödülleri de sahiplerini bulacak.

Çin Vize Başvurusunda Parmak İzi ve Randevu Dönemi

Yeni başlayan uygulamaya göre Çin vize başvurusu ile ilgili yeni bir döneme giriliyor. Vize başvuruları için artık online randevu ve parmak izi talep ediliyor.

Çin vizesi başvurusunda bulunmak isteyen kişiler, artık online randevu alarak vize başvurusu yapabiliyor. Başvuruda bulunan kişilerin gerekli belgelerini tamamladıktan sonra randevu günü ve saatinde başvuru merkezinde hazır bulunması gerekiyor.

Parmak izi süresi 5 yıl

Online randevu alımı başvuran kişiler tarafından yapılabileceği gibi, konsolosluk yetkili vize acentası tarafından da alınabiliyor. Parmak izi uygulamasında başvuru esnasında kişiden sadece ilk başvuruda parmak izi alınıyor. Takip eden 5 yıl içerisindeki başvurularda parmak izi verilmesine ve başvuruda bizzat bulunmasına gerek kalmıyor.

Daha güvenli bir seyahat için parmak izi ve randevu uygulaması 

Parmak izi ve randevu uygulamasının her iki ülke açısından daha güvenli bir seyahat için yararlı olacağını ifade eden Çin Halk Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu’nun Yetkili vize acentası olan Ligarba Turizm Genel Müdürü İrfan KARSLI, iş adamlarının seyahatlerini son ana bırakmaları, vize başvurusu ve uçak bileti alımlarında kendilerine sıkıntı yarattığının altını çizdi. Ayrıca yeni uygulamadan sonra vize başvurularında erken davranmalarının kendileri açısından daha faydalı olacağını belirtti.

Ticari Çin vizelerinin, alınma tarihini takip eden üç ay içerisinde kullanabildiğini ekleyen KARSLI, vize başvurularını seyahatlerine çok yakın zamanda yapmamaları konusunda tavsiyelerde bulundu. 2018 Yılının Çin’de Türkiye Turizm yılı olduğunu da sözlerine ekleyen KARSLI, “İki ülke arasında kurulan kültür, turizm ve ticaret köprüsü her geçen gün daha da gelişiyor. Bir Kuşak Bir Yol projesinin hayata geçmesi ile de zirveye çıkacaktır” dedi.

Çin’e seyahat etmeyi planlayanların dikkatine

Çin’e Türkiye’den yapılan vize başvurularının büyük kısmı ticari vizeler oluşturuyor. Turistik grup vizeleri, çalışma vizeleri ve öğrenci vizeleri ise ticari vizeleri takip ediyor. Bir diğer vize türü olan turistik bireysel vize ise 2016 yılı başı itibari ile artık verilmiyor.

Vize başvurularının büyük çoğunluğunu teşkil eden ticari vize işlemleri son 10 yıl içerisinde başvuru uygulamalarında büyük değişiklikler gösteriyor. Başvuran kişinin pasaport, fotoğraf ve şirket belgeleri yeterli iken, daha sonra Çin’den davet eden firmadan davet mektubu kopyası, sonrasında ıslak imzalı aslı, en son dönemde ise barkodlu resmi davet mektubu talep ediliyor. İş adamları resmi barkodlu davet mektubunun temin etmenin zor olduğunu ve Çin Hükümeti’nden resmi davet mektubu konusunda kolaylık beklediklerini belirtiyorlar.

İKMİB’den Ordino Açıklaması

İhracatçının en önemli sorunlarından biri olan ordino bedelleri ile ilgili İKMİB Başkanı ve TİM Yönetim Kurulu Üyesi Murat Akyüz yazılı bir açıklama yaptı.

Akyüz, açıklamasında şunları kaydetti;

“Benim de hem İKMİB Başkanı hem de TİM Yönetim Kurulu Üyesi olarak özel takipçisi olduğum ordino konusuyla ilgili son günlerde yapılan bazı açıklamalar üzerine bir bilgilendirme yapma gereği duyduk. Sektörün sivil toplum kuruluşları tarafından yapılan “Ordino kaldırıldı, Hayırlı olsun” açıklamaları üzerine, üyelerimiz tarafından da gümrüklerde artık ordino belgesinin hiçbir şekilde istenmeyeceği algısı oluşmuştur. Bizim de biran önce kaldırılmasını istediğimiz ordinonun zaten kanunda yeri ve istenme zorunluluğu yoktur. Gümrük Bakanlığı tarafından bu yönde yapılan bilgilendirme üzerine belgenin kaldırıldığı açıklamaları, ihracatçı firmalarımızda yanlış algılara sebep olmuştur. Temennimiz biran önce ordino belgesinin ve dolayısıyla firmalarımızın yükünün kaldırılması. Benim de Yönetim Kurulu Üyesi olduğum Türkiye İhracatçılar Meclisi – TİM nezdinde, geçtiğimiz haftalarda ihracatımızın en önemli sorunlarından biri olan ordino bedeli konusunda, Başbakan Binali Yıldırım’dan bu konunun çözüleceğine dair söz aldık. Gerek TİM gerekse İKMİB olarak bu konuyu çözüme kavuşturmak için çalışmalarımız süratle devam etmektedir.”

Bursa Endüstri Zirvesi için 60 ülkeden 1000’in üzerinde yabancı alıcı Bursa’ya geliyor

Ar-Ge destekli inovasyon harikası ürünleriyle sektörün buluşma noktası olmaya devam eden Bursa Endüstri Zirvesi, bu yıl 30 Kasım – 3 Aralık tarihleri arasında sektörlerinin tüm paydaşlarını tek çatı altında bir araya getirmeye hazırlanıyor.Zirve kapsamında makine, uzay havacılık ve savunma, kompozit ve raylı sistemler sektörünün Ur-Ge projeleri ile 60 ülkeden 1000’i aşkın iş insanı Bursalı firmalarla işbirliklerinin yollarını arayacak.   

 

Tüyap Bursa Fuarcılık A.Ş. ve Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) tarafından, Takım Tezgahları Sanayici ve İşadamları Derneği (TİAD) ve Makina İmalatçıları Birliği (MIB) işbirliğiyle bu yıl 30 Kasım – 3 Aralık tarihleri arasında düzenlenecek Bursa Endüstri Zirvesi için geri sayım tüm hızıyla devam ediyor.

Son teknoloji kullanılarak geliştirilen inovasyon harikası ürünlerin yer alacağı global bir buluşma noktası olan zirve kapsamında; makine, uzay havacılık ve savunma sanayisinin yanı sıra kompozit ve raylı sistemler sektörü Uluslararası Rekabeti Geliştirme (Ur-Ge) projeleri ile 60 ülkeden 1000’in üzerinde iş insanı, firmalarla işbirliği için Bursa’ya geliyor. Alım heyeti organizasyonu BTSO ve TÜYAP işbirliğinde bugüne kadar kentte düzenlenen en kalabalık heyetlerden birisi olma özelliğini taşıyor.