Tedarik Zinciri içinde Satınalma Yönetimi
Atilla Yıldıztekin
Lojistik Yönetim Danışmanı
Uzun zamandır zevkle takip ettiğim Satınalma Dergisinin içinde yazar olarak yer almam için yapılan davetten son derece memnun oldum. Yıllardır biriktirdiğim Tedarik zinciri, Lojistik konularında, satınalma ile ilgili bilgi ve tecrübelerimi sizlerle paylaşacağım. Sizleri yeni kavramlara, yeni uygulamalara taşıyacağım.
Öncelikle tedarik zinciri kavramlarımızın değiştiğini açıklayarak başlamak istiyorum. Geçmişte satınalma – üretim-satış üçgeninin içine yani tedarikçi- üretici-satıcı arasında sıkışmış olan tedarik zinciri tanımı; daha sonra tedarikçinin tedarikçisinden başlayan, üretim sonrası satıcının satıcısına kadar uzayan bir zincir haline getirildi. Bu çerçeve de tedarik zincirini tanımlamaya dar geldi. Gelişen teknoloji, büyüyen ölçek, uygulanan teknolojiler tedarik zincirine yeni bir tanım zorunluluğunu ortaya çıkarttı. Tedarik zincirinin sınırlarını artık hammaddeden başlattığımız ve ürünün tüketildiği hatta geri dönüş sürecinin de tamamlanarak tüketildiği bir süreç içine yerleştirdik.
Çok yakından tanıdığımız, Türkiye’de “yuvarlak masa” organizasyonunu kurduğumuz CSCMP ( www.cscmp.org ) tanımı, tedarik zincirine bir hedef de yükledi. Artık tedarik zincirimizi hammaddeden tüketime kadar olan süreç içinde birim şirketlerin, uzun dönem performanslarının arttırılması amacıyla, bir kurum içindeki iş kolları arasında, bilinen iş fonksiyonlarının ve aralarındaki uygulamaların sistematik ve stratejik koordinasyonu şeklinde tanımlıyoruz.
Uzun dönem performans ise kurumların ayakta durmaları, kendilerini geliştirmeleri amacıyla;
- Şirket karlılıklarını arttırmaları
- Pazar paylarını yükseltmeleri
- Finansal iyileşme sağlamaları
- Ürün kalitesinde artış elde etmeleri
- Yeni ürün geliştirme çalışmalarında başarılı olmaları
- Çalışan Memnuniyeti yaratmaları
- Müşteri Memnuniyetini arttırmaları
- Yatırımcılarını memnun etmeleri
- Tedarikçileri ile karşılıklı memnun olmalarını sağlayarak elde edilmektedir.
Tedarik zincirinde süreçlerimiz de değişmiştir artık. Geçmişte henüz bilgi teknolojilerinin bu kadar etkin kullanılmadığı dönemden kalan itme sistemi, yani önce üret, sonra sat dönemi de sona ermektedir. Gelecek yavaş yavaş önce sat, sonra üret, yani MAO ( Made As Order ) dönemine taşımaktadır bizleri.
Tedarik zincirinde gelişimin nedenleri şu şekilde belirlenmektedir.
- Dünya Savaşı sonrası yeni dünya düzeni kurulmuş, gerek kapitalist sistem gerek komünizm ölçeklerin büyütülmesi ve ülkeler arasındaki ürün hareketinin arttırılması yönünde benzer çalışmalar yapmışlardır.
- Dünya ticaretinin serbestleşmesi için başta Birleşmiş Milletler ardından Dünya Ticaret Örgütü WTO olmak üzere çeşitli kuruluşlar dünya ticaretinin hızlı ve engelsiz olması için çeşitli çalışmalar yapmışlardır.
- Artan Uluslararası ticaret hacmı daha ucuz, daha hızlı, daha hatasız taşıma yollarının kullanılmasını gerekli hale getirmiştir. Deniz taşıması ve Intermodal taşıma gelişmiştir.
- Birçok ülkede kişi başı milli gelirin artması tüketimi, dolayısıyla üretimi büyütmüş, satınalma, lojistik gelişmiştir.
- Kişisel tüketimin artması tedarik zincirlerini daha çok üretmeye, daha kontrollü yönetime mecbur bırakmıştır.
- Markalar arasındaki rekabet ürün fiyatlarını düşürmüş ve tüketimin artmasına, küreselleşmesine neden olmuştur.
- Mevcut ürünler üzerindeki rekabetin fiyat indirimine dayandırılması ile yeni ürün geliştirme zorunlu hale gelmiş ve yeni tüketim kanalları ortaya çıkmıştır.
- Internet Üzerinden on-line İletişim süreçleri hızlandırmış, hammaddeden tüketime giden çevrim süreci kısalmıştır.
Tedarik zinciri süreçleri de bugün planla, satın al, üret, sat şeklinde planlanmamakta, faklı yönetim sistemlerinin birleştirilmesiyle yaratılmaktadır. Gelecek dönemde üzerinde çalışacağımız süreçler şu şekilde olacaktır.
- Müşteri ilişkileri yönetimi CRM ( Customer Relationship Management )
- Müşteri hizmet yönetimi CSM ( Customer Service Management )
- Talep Yönetimi (Demand Management)
- Sipariş İşleme (Order Fullfilment)
- Üretim Akış ( Manufacturing Flow)
- Satınalma (Procurement)
- Ürün Geliştirme (Product Develepmont)
- Lojistik ( Logistics )
- İadeler (Return)
Tedarik Zinciri Yönetiminin belli stratejilere dayandırılması ve hedeflerinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu hedefler içinde satınalma fonksiyonunun önemi daha da artmıştır. Satınalma büyüme ile doğu orantılıdır. Bilinen sözdür “Ekonomi Satın Almayı, Satın Alma Ekonomiyi Büyütür” sözü şirketler için de geçerlidir. Düzgün satınalma sitemine sahip olan şirketler büyür ve büyüme satınalmanın önemini daha fazla ortaya çıkartır. Geçmişten gelen bir söz de “Şirketler karlarını satarken değil, satın alırken yaratırlar” sözüdür. Hala geçerliliğini kaybetmemiştir.
Artık satınalma tedarik zincirinin destek fonksiyonu değil ana fonksiyondur ve rekabetin en kritik unsurudur. Satınalma departmanlarının temel hedeflerini şu şekilde belirleyebiliriz.
- Envanter maliyetlerini ve kayıpları minimize etmek. Satınalma hammadde ve ürün stoklarını kontrol ederek, üretim planlama ve satış departmanı ile birlikte yavaş hareketli, ölü stokların oluşmamasını hızlı, küçük adetlerde satınalma sistemi kurarak yönetmelidir.
- Ürünün kalitesini korumak, aldığınız hammadde ve yarı mamulün kalitesinin koruyarak başlamaktadır. Satınalma kalite – maliyet dengesinin kurulmasında yer almalıdır.
- Güvenilir tedarikçiler bulmak ve korumak da satınalmanın görevidir. Üretimi ve satışı aksatmayacak, sözüne güvenilir tedarikçilerle uzun süreli iş anlaşmaları yapılmalı ve ilişkiler canlı tutulmalıdır.
- Temin edilen materyalleri ve servisi standart hale getirmek de satınalma ile sağlanmaktadır. Her gelen ürünün kalitesi tedarikçi tarafından kontrol edilmeli ve garanti edilmelidir. Satınalma her girişin kalite kontrolünü yapmamalıdır.
- Gerekli olan materyalleri ve hizmetleri en düşük maliyetle sağlamak konusunda da toplam maliyeti etkilemesi açısından en düşün maliyetlerle satınalmanın gerçekleşmesi şarttır. Satınalma sadece satınalma maliyetini değil elde etme ve elde tutma maliyetini de minimize etmelidir.
- Kurumun pazarlık ve rekabetçi gücünü yükseltmek için tedarikçilere verilen sözlerin tutulması önemlidir. Özellikle ödeme konularında satınalma tedarikçilere destek vermelidir.
- Üretimi düzenli şekilde gerçekleştirecek kesintisiz malzeme, servis ve bilgi akışını gerçekleştirmek için kurum içindeki tüm departmanlarla periyodik süreç iyileştirme toplantıları yapılmalıdır.
Satınalmanın yukarıdan kuş bakışı görünüşü bu şekildedir. Gelecek yazılarımızda satınalma fonksiyonuna daha yakından bakmak ve uygulamalardan örnekler vermek yerinde olacaktır. Ülkemizde satınalma konusunda çok başarılı çalışmalar yapan kurumlar, satınalma direktörleri, müdürleri görev yapmaktadır. Önemli olan bu görevlerini yaptıkları süre içinde kazandıkları deneyimleri paylaşmaları, diğer arkadaşlarımızın elde ettiği sektörel başarıları iş süreçlerine eklemeleri olacaktır. Sektör dergilerinin bir reklam platformu olarak kalmamalarını, bilgi paylaşımlarımız için bir yöntem olmalarını diliyorum.
Sevgilerimle,
Atilla Yıldıztekin
Lojistik Yönetim Danışmanı










Yaklaşık 14 yıldır SGK ile (-SGK öncesi dönemde Emekli sandığı, Bag-Kur, SSK dahil-), son 4 yıldır ise ilave olarak Sağlık Kuruluşları ile birlikte çalışıyorum. Deneyimlerle kesin olarak söyleyebileceğim tek şey ülkemizde devlet kurumları ile özel kuruluşların PPP(Public – Private Partnership) projeleri üretme kapasiteleri çok düşük. Hiç yok mu? elbette var. Ancak nitelik ve nicelik ile ilgili sorunlar bertaraf edilemiyor. Kamu Özel sektörün deneyimlerinden ve yenilikçi bakış açısından yeterince faydalanamıyor.




YARGITAY’A GÖRE İŞ AKDİNİN FESHİ İÇİN GEÇERLİ SAYILAN SEBEPLER

Elbette işin sanatına usta olabilmek için ustalık kadar önemli olan yetenek kısmı da tartışılmaz… Zaten ustalıkta bir bakıma yeteneğin kullanılmasından başka bir şey değildir ve işin mutfağıyla ilgilidir… Yetenek yetkinliğe döndüğü vakit, başarı vardır ve o da sadece yetkinlik kadardır. Yetkinlik kadar başarı… Kullanılmayan yetenek hiç bir işe yaramaz. Yeteneğin keşfi gerekir, sıradan insanlardan olağanüstü yetenekler ortaya çıkarabilmek için… Bunun için de bir bakıma yetenek avcılığı gerekir. Ancak bunun içinde erken yaşlarda çocuğun yeteneğinin keşfi gerekir. Çocukluk çağı bunun ip uçlarını bize verir ara sıra.. Örneğin; yemek işine meraklı ve bu meslekte başarılı olacak bir çocuk, mutfak ve yemek malzemeleriyle oymayı ve hayali de olsa yemek yapmayı sever. Örneğin; bu çocuk İngiltere’de olsa geçmişi araştırılarak ve dedelerinin kraliyet aşçıbaşı olduğu öğrenilerek dünyanın en iyi aşçılık okullarında eğitim görmesi sağlanır. Önüne rüyalarına giren hayâlini gerçekleştirmek için gerekli her türlü fırsat altın tepsi de sunularak onun yeteneği yetkinliğe dönüştürülerek sonuna kadar yararlanılır. Bu çocuk dünya çapında yemek zincirinde veya oteller zincirinin en tepesinde rüyalarına giren bir işi yapan aşçı olarak mesleğinin zirvesine ulaşır. Oysa bu çocuğun yeteneğinin keşfedilmediği bir yerde yaşamak onun için kâbustur…

