Yılın Seçilmiş Ürünleri, 2. kez sahiplerini buluyor.

1987’den günümüze kadar 37 ülkede 3.5 milyar tüketiciye ulaşan ve Türkiye’de ikinci kez gerçekleşecek “Yılın Seçilmiş Ürünü” programı kapsamındaki Tüketici İnovasyon Ödülü 2017 kazananları, 20 Nisan 2017 tarihinde The St. Regis İstanbul’da düzenlenecek ödül töreniyle sahiplerini bulacak. Üretici firmalar ve perakende, medya ve araştırma sektörünün önde gelen yöneticilerini bir araya getirecek ödül töreninde, araştırma şirketi Nielsen’in 4.109 tüketici ile yüz yüze görüşerek yaptığı anketler sonucunda kazanan ürünler açıklanacak. Son 24 ayda pazara çıkan ürünlerin katıldığı ve tüketicilerin, ürünleri “albenisi”, “inovatif özelliği” ve “performansına” göre değerlendirdiği yarışmada ödül alacak ürünler, Türk tüketicilerinin referansı olan “Yılın Seçilmiş Ürünü (YSÜ)” logosunu 1 yıl boyunca tüm iletişim çalışmalarında taşımaya hak kazanacak. 2016 kazananları YSÜ logosuna bir sene boyunca reklamlarında ve ürün paketlerinde yer verirken, 2017 kazananları da Nisan ayı itibariyle YSÜ logosunu iletişim çalışmalarında kullanmaya başlayacak.

Yılın Seçilmiş Ürünü programını ikinci kez Türk tüketicileriyle buluşturmaktan büyük heyecan duyduklarını ifade eden Yılın Ürünü Türkiye Kurucusu Çiğdem Micozkadıoğlu: “Tüketicilerin görüşlerini değerlendiren, tamamen tüketici odaklı olan Yılın Seçilmiş Ürünü programıyla, gelecek yıllarda tüketici ürünleri ve hizmet sektörlerinde daha geniş kategorilere ve daha çok tüketiciye ulaşmayı hedefliyoruz. Alışveriş için böyle şeffaf bir seçim ve bu seçimlerin ödüllendirilmesi süreci, hem markalar hem de tüketiciler için oldukça faydalı ve geliştirici bir araç.” dedi.

İZODER’in yeni başkanı Levent Pelesen oldu

Isı Su Ses ve Yangın Yalıtımcıları Derneği’nin (İZODER) Olağan Genel Kurulu’nda, başkanlığa oy birliği ile Levent Pelesen seçildi. İZODER’in yeni Yönetim Kurulu Başkanı Levent Pelesen, “Yalıtım sektörü için bir başvuru merkezi olarak, yalıtım konusunda kamu ve kamuoyunu bilinçlendirmeye devam edeceğiz. Sektör adına çıkması beklenen yasa ve yönetmeliklerin takipçisi olacağız” dedi.


Türkiye’de yalıtım bilincinin ve yalıtım sektörünün geliştirilmesi misyonunu başarıyla sürdüren İZODER’in Olağan Seçimli Genel Kurul Toplantısı, 13 Nisan Perşembe günü Sheraton Otel Ataşehir’de yapıldı. Genel Kurul öncesi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Mustafa Öztürk’ün de katıldığı öğle yemeğinde, yalıtım sektörünün sorunları ve çözüm yolları konuşuldu. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, yalıtım sektörünün öneminin farkında olduklarını belirterek, enerji verimliliği ve enerji tasarrufu için doğru malzemeler ve kaliteli işçilikle yapılan ısı yalıtımının, ülke ekonomisine katkılarının altını çizdi.
“Yeni yönetmelikler mutlaka çıkacak”
Ayrıca yalıtım sektörünün uzun zamandır çıkmasını beklediği ses ve su yalıtımı yönetmeliklerinin de mutlaka çıkartılacağını belirten Mustafa Öztürk, sektördeki kayıt dışı uygulamalar ve haksız rekabetin önlenmesi için de sektör dernekleri ve Bakanlığın birlikte hareket etmesinin önemini vurguladı.

Genel Kurul’da İZODER 12. Dönem Yönetim Kurulu Başkanı Tayfun Küçükoğlu, başkanlığı süresince İZODER’de yapılan çalışmaları anlatarak, yeni yönetim kuruluna başarı dileklerini iletti. Dernek üyelikleri sona eren ancak İZODER’in kuruluş aşamasında görev alan ve geçmiş yıllarda derneğin faaliyetlerine önemli katkılarda bulunan üyelere İZODER Onur Üyeliği Belgeleri de takdim edildi. Kurucu Üye ve 2. Dönem Yönetim Kurulu Başkanı Korhan Işıkel, Kurucu Üye Bülent Kıraç, 7. Dönem Yönetim Kurulu Başkanı Arif Nuri Bulut ve 9. Dönem Yönetim Kurulu Başkanı Sedat Arıman’a Onur Üyeliği Belgeleri Yönetim Kurulu Başkanı Tayfun Küçükoğlu tarafından verildi.

İZODER’in yeni başkanı görevi devraldı


Programın ikinci bölümünde İZODER’in yeni Yönetim Kurulu Belirlendi. Yönetim Kurulu Başkanlığına MARDAV Genel Müdürü Levent Pelesen’in seçildiği İZODER’de, Başkan Vekilliğine İZOCAM Genel Müdürü Levent Gökçe ve ERYAP Yönetim Kurulu Üyesi Emrullah Eruslu getirildi.
“Beklenen yasa ve yönetmeliklerin takipçisi olacağız”
Sektörün gelişimine katkıda bulunmayı hedeflediklerini vurgulayan Levent Pelesen, yaptığı konuşmada, İZODER’in yalıtım sektörü için bir başvuru merkezi olmaya ve yalıtım konusunda kamu ve kamuoyunu bilinçlendirmeye devam edeceğini belirtti. Sektörün büyümesi ve gelişimi için yeni yönetimin de gerekli çalışmaları aralıksız sürdüreceğini ifade eden Levent Pelesen, yeni çalışma döneminde, sektör adına çıkması beklenen yasa ve yönetmeliklerin takipçisi olacaklarını söyledi.

İZODER’in yeni yönetimi uzun bir çalışma dönemine hazır
İZODER Murahhas Üyesi Ertuğrul Şen’in Başkan Yardımcısı olarak görevini sürdüreceği yeni Yönetim Kurulu Üyeleri şu isimlerden oluşuyor: KALEKİM Genel Müdürü Altuğ Akbaş (Sayman), ODE Genel Müdürü Ali Türker, GÜNEY YAPI Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Bülent Güney, SİNERJİ YALITIM Genel Müdürü Ahmet Yaşar, BASAŞ Yönetim Kurulu Üyesi Erdem Ateş, RAVABER Genel Müdürü Harun Hasyüncü, ÖZGÜR ATERMİT Yönetim Kurulu Üyesi Levent Özgür, BTM Yönetim Kurulu Üyesi Orkun Ürkmez, TRAKYA CAM Pazarlama ve Satış Başkan Yardımcısı S. Ebru Şapoğlu, BETEK Yalıtım Grb. Direktörü Taner Soner Şahin, DKM İnşaat Genel Müdürü Volkan Dikmen.
Levent Pelesen

1964 Bursa doğumlu Levent Pelesen, 1988 yılında yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünden mezun oldu. Yapı Fiziği konusunda eğitim aldı. Türkiye’de bina ısı yalıtım sektöründe yüksek teknoloji malzemeleri ile yeni sistemlerin geliştirilmesi ve uygulanmasında etkin rol aldı. 1995 yılında Mardav Yalıtım AŞ’nin kuruluşunda bulundu ve Satış Müdürü olarak göreve başladı. 1999 yılında Genel Müdürlük görevini aldı ve 2001 yılından bu yana Yönetim Kurulu Üyeliğini ve Genel Müdürlük görevini sürdürüyor. Halen, ToroussYapı Elemanları Üretim ve Pazarlama şirketinin Yönetim Kurulu Üyeliği, Ravago Türkiye İcra Kurulu üyeliği, Ravaber Yapı Ürünleri AŞ Yönetim Kurulu Üyeliği ve Stoper Yapı ve Yalıtım Sistemleri AŞ Yönetim Kurulu Üyelikleri bulunmaktadır. Levent Pelesen, evli ve iki çocuk babasıdır.

“Perakendeye sıradan bir ürün ile gidemeyiz”

Organize gıda perakende sektörünün en büyük organizasyonu olan Uluslararası Yerel Zincirler Buluşuyor Konferansı ve Fuarı’nda (YZB 2017), sektörde farklılaşmanın ve markalaşmanın ipuçları katılımcılarla paylaşıldı. Moderatörlüğünü Markam Kurucusu ve Marka Danışmanı Güven Borça’nın gerçekleştirdiği “Farklılaşma, Markalaşma” oturumunda Şölen CEO’su Elif Çoban, “Sektörde rakipleri takip etmek yerine yeni kategoriler yaratarak Türkiye’den 100 ülkeye ulaştık. Yeni Ar-Ge merkezimizle, 2017’de de pazarda farklılaşacağız” dedi

Türkiye Perakendeciler Federasyonu tarafından bu yıl 9’uncu kez organize edilen Uluslararası Yerel Zincirler Buluşuyor Konferansı ve Fuarı’nda (YZB 2017) markalaşma ve farklılaşmanın ipuçları Güven Borça’nın modaretörlüğünde gerçekleşen “Farklılaşma, Markalaşma” oturumunda konuşuldu. Şölen CEO’su Elif Çoban’ın konuk olduğu oturumda Türkiye’den dünyaya uzanan markalaşma sürecini katılımcılarla paylaşıldı.

Rekabetin fazla olduğu perakende sektöründe zoru başardıklarını anlatan Elif Çoban, “1989 yılında günlük üretim kapasitesi 10 ton ve 50 kişilik bir aile şirketi olarak kurulduk. Kurulduğumuz dönemde rekabet çok büyük, rakipler tanınmış, dağıtım güçleri kuvvetli ve tüketici nezdinde rakiplerin bilinirlikleri çok güçlüydü. Kısıtlı bir sermayeyle böyle bir ortamda markalaşma yerine ihracatla faaliyetlerine başladık. İlk etapta Türki Cumhuriyetler’e ve Rusya’ya ofis açarak o dönemde Rusya’ya yüzde 95 ihracat gerçekleştirdik” dedi.

“100 ÜLKEYE İHRACAT GERÇEKLEŞTİRİYORUZ”

Şölen’in gerçekleştirdiği önemli yatırımlarla günlük üretim kapasitesini 800 tona ulaştığını belirten Çoban, fabrikalarının teknolojik anlamda dünyanın en büyük üç fabrikası arasında olduğunu kaydetti. Yaşanan gelişmelerle birlikte 2007 yılında Türkiye’nin ihracat rekortmeni sıralamasına girdiğini anlatan Şölen CEO’su Elif Çoban, şöyle devam etti: “Şu an 100’e yakın ülkeye ihracat gerçekleştiriyoruz. Hem Türkiye’de hem de bulunduğumuz pazarlarda farklılaşmak adına tüm fırsatları değerlendiriyoruz. İlk adımlarımız ikramlık ve çocuk kategorisinin eksikliğini fark ederek bu alana yoğunlaşmamız oldu. Sektördeki fırsatları değerlendirerek Türkiye’deki pazar payımızı yüzde 35 seviyesine taşıdık” dedi. Perakende sektörüne sıradan bir ürünle gidemeyeceklerini aktaran Çoban, şöyle devam etti: “Düşünebildiğimiz her şeyi üretebiliriz ama perakendeye öyle ürünler götürdük ki, ‘Şölen yaparsa marka yapar algısı’ yarattık. 2016 yılında açtığımız Ar-Ge merkezimiz ile inovasyon süreçlerimiz ivme kazanacak.”

“MERKEZDEN UZAKLAŞTIKÇA YEREL MARKET GÜÇ KAZANIYOR”

İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’da yerel marketlerin çok güçlü olduğunu belirten Elif Çoban yerel zincirler için önerilerde bulundu. Merkezden uzaklaştıkça büyük marketlerin güç kaybettiğini aktaran Çoban, “Bulunduğunuz yerde güçlü olmak, işin kontrolünde olmak çok önemli. Bu anlamda sektörde büyük zincirlerin nerede olduğunu görüp, kendinizin güçlü olduğu yerlere odaklanmak başarıyı getirecektir. Temel mesele ise rakibi ve kendinizi analiz etmek, daha farklı neler yapılabileceğini düşünmek” dedi. Yerel zincirlerin Türkiye’nin en dinamik şirketler olduğunu söyleyen Elif Çoban yerel zincirlere ihtiyacın her zaman olduğunun da altını çizdi.

Türkiye’de her üç taraftardan biri deplasmana gidiyor

Seyahat sitesi momondo’nun yeni araştırması, spor ile seyahat arasındaki ilişkiyi mercek altına alıyor. Spor tutkunu beş ülkede yapılan araştırmaya göre Türk taraftarlar deplasmana gitmeyi en çok sevenler arasında!

Bu akşam oynanacak Olympique Lyon – Beşiktaş maçını izlemek için çok sayıda Türk taraftar Fransa’ya seyahat etti. Tıpkı Fenerbahçe ve Galatasaray’ın Avrupa maçlarında olduğu gibi. Peki Türk taraftarlar arasında deplasmana gitme oranları nasıl? Seyahat sitesi momondo, bu sorunun yanıtını alabilmek için spor tutkusuyla bilinen beş ülkedeki taraftarlara “Tuttuğunuz takımı desteklemek için başka bir şehre ya da ülkeye gidiyor musunuz?” sorusunu yöneltti.

ÜÇ TARAFTARDAN BİRİ DEPLASMANA GİDİYOR

Sonuçlar, Türk taraftarların yüzde 32’sinin deplasman maçlarına gittiğini gösteriyor. Başka bir deyişle her üç taraftardan biri tutkunu olduğu renklerin peşinde yollara düşüyor.

EN FANATİK TARAFTAR BİZDE

Türk katılımcıların yüzde 7’si, şehir veya ülke fark etmeksizin takımının tüm maçlarını takip ettiğini söylüyor. Bu oran, Brezilya, İspanya, İtalya, Portekiz gibi araştırmaya katılan diğer spor tutkunu ülkelerdekinden daha yüksek. Bu alanda en yakın takipçimiz ise yüzde 6’yla Brezilya.

EN YAKIN TAKİPÇİMİZ BREZİLYA

Türkiye’de “Hepsine olmasa da bazı deplasman maçlarına gidiyorum,” diyenlerin oranı, yüzde 14’le yine diğer ülkelerden daha yüksek. Bizi yüzde 13’le Brezilyalı ve yüzde 12’yle İspanyol ve İtalyan taraftarlar takip ediyor. “Nadiren de olsa deplasmana giderim. Bugüne dek en azından birkaç karşılaşmayı yerinde izledim,” diyen Türklerin oranı ise yüzde 11. Bu alanda Brezilya’nın ardından ikinciyiz. En yakın takipçimiz ise yüzde 10’luk oranlarla İspanya ve Portekiz.

“SPOR SAYESİNDE YENİ ÜLKELER KEŞFEDİYORUZ”

momondo sözcüsü Serpil Öztürk, sonuçları şöyle yorumladı: “Türkiye ile ilgili verilerimiz, her yıl çok sayıda taraftarın takımlarının peşinde farklı ülkeleri ziyaret ettiğini gösteriyor. Başka bir deyişle spor tutkusu, seyahati teşvik ederek yeni ülkeleri tanımamıza imkan sağlıyor. Spor dallarına göre incelediğimizde, futbol maçları için yapılan seyahatlerin zirvede olduğunu görüyoruz. Ancak basketbol takımlarımızın uluslararası alanda elde ettiği başarılar, bu spor dalını izlemek için seyahat edenlerin sayısını da hızla artırıyor.”

Doğu Afrika’nın en hızlı treni için 1.1 milyar dolarlık projenin temeli atıldı!

Yapı Merkezi, Doğu Afrika’nın en hızlı tren hattını inşa ediyor. Yaklaşık 1.1 milyar dolarlık Tanzanya Darüsselam – Morogoro Demiryolu Projesi’nin temeli atıldı. 1.224 km’lik toplam hattın ilk kesimi olan 205 km’lik bu proje, hattın en kritik kısmını oluşturuyor. 5 kısımdan oluşan hat tamamlandığında Uganda, Ruanda, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Tanzanya’yı birbirine bağlayacak ve aynı zamanda Doğu Afrika’yı Hint Okyanusu’na açacak.

Doğu Afrika’nın en hızlı tren hattı projesinin ihalesini kazanan Yapı Merkezi, 1,1 milyar dolarlık projenin temelini attı. Temel atma töreni Darüsselaam Pugu’da Tanzanya Devlet Başkanı Dr. John Pombe Joseph Magufuli, Tanzanya Çalışma, Ulaştırma ve İletişim Bakanı Prof. Makame M. Mbarawa, Türkiye Cumhuriyeti Darüsselam Büyükelçisi Yasemin Eralp, Yapı Merkezi İnşaat Yönetim Kurulu Başkan Vekili Erdem Arıoğlu, Genel Müdürü Özge Arıoğlu, Yönetim Kurulu Üyesi Emre Aykar ve Proje Müdürü Abdullah Kılıç’ın katılımıyla 12 Nisan 2017’de gerçekleşti.

Türkiye’den lider Yapı Merkezi ve Portekiz’den Mota-Engil’in oluşturduğu Ortak Girişim, Tanzanya’da inşa edilecek şehirlerarası ilk standart açıklıklı (1435mm) ve elektrikli raylı sistem olan Darüsselam – Morogoro Demiryolu Projesi ile, Afrika’nın en önemli turizm bölgelerinden olan Darüsselam’ın ticaret ve turizmde atılım yapmasını sağlayacak. 5 kısımdan oluşan hat tamamlandığında Uganda, Ruanda, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Tanzanya’yı birbirine bağlayacak ve aynı zamanda Doğu Afrika’yı Hint Okyanusu’na açacak.

6 Aralık 2016 tarihinde Tanzanya Demiryolları İdaresi RAHCO (Reli Assets Holding Company Limited), tarafından düzenlenen uluslararası ihaleye, Türkiye’den Yapı Merkezi ve Portekiz’den Mota – Engil firmaları ortak teklif vermiş ve ihaleyi kazanmıştı.

160 km hızla ilerleyecek

Anahtar teslim olarak inşa edilecek proje kapsamında; Darüsselam – Morogoro arasında tasarım hızı 160km/s olarak inşa edilecek 205 km tek hat, demiryolunun tüm tasarım işleri, altyapı inşaat işleri, ray döşeme, sinyalizasyon, haberleşme sistemleri, yedek parça temini, elektrifikasyon ve personel eğitimi bulunuyor. 30 aylık proje süresince toplam 33 milyon metreküplük kazı işi yapılacak; 96 adet 6.500 metrelik köprü ve alt-üst geçitler, 460 adet menfez, 6 istasyon ve tamir bakım atölyesi inşa edilecek.

İstihdama büyük katkı

Darüsselam – Mwanza Demiryolu planlanan işletme özellikleri nedeniyle daha az maliyetle mal ve yolcu taşıyarak hizmet verdiği bölgelerde zenginlik ve istihdam yaratacak. Böylece bölgeler arası gelir dağılımı dengesizliğinin azalmasına da katkı sağlayacak.

Uganda ve Kongo’yu denize bağlayacak

Tanzanya Demiryolları İdaresi’nin (RAHCO) planladığı Darüsselam – Mwanza arasındaki 1224 km uzunluğunda yüksek kapasiteli demiryolu yatırımı, 5 aşamaya bölünüp ihaleye çıkılmıştı. Yapı Merkezi liderliğindeki Ortak Girişiminin inşa edeceği Darüsselam – Morogoro kesimi, planlanan hattın en kritik kısmını oluşturuyor. Darüsselam’ın liman kenti olması açısından büyük önem arz eden projenin Tanzanya’nın ticaretine ve turizmine çok büyük katkıda bulunacak olmasının yanı sıra, denize kıyısı bulunmayan Uganda ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti gibi ülkelerin zengin yeraltı kaynaklarını ihraç etmesine de olanak sağlayacak.

Yapı Merkezi 3 kıtada 2600 km demiryolu inşa etti

1965 yılından bu yana ulaşım, altyapı ve genel müteahhitlik alanında dünya çapında ilkleri gerçekleştiren Yapı Merkezi, 2016 yılı sonu itibariyle 3 kıtada 2600 kilometre demiryolu ve 41 raylı sistem projesini başarıyla tamamladı. Dünyada günde 2 milyondan fazla yolcunun güvenle taşınmasını sağlayan Yapı Merkezi, 2016 yılını Asya ve Avrupa kıtalarını ilk kez deniz tabanının altından karayolu tüneli ile birleştiren Avrasya Tüneli Projesi ile tamamlamıştı. 2017 yılında ise Yapı Merkezi liderliğindeki Ortak Girişim 1915 Çanakkale Köprüsü ihalesini kazandı.

15.000 çalışanıyla Yapı Merkezi, aranan ve güven duyulan bir “dünya markası” olma vasfını gittikçe pekiştirmeyi, Türkiye’nin ve dünyanın bayındırlık tarihindeki seçkin konumunu sürdürmeyi hedefliyor. ENR tarafından her yıl belirlenen Küresel Müteahhitler listesinde 93. sırada yer alan Yapı Merkezi’nin Afrika’da Sudan, Cezayir, Fas, Senegal ve Etiyopya’daki çok sayıda ulaştırma projelerinde imzası bulunuyor.

Fren’in Ustaları Ege Fren standında

Automechanika Fuarı süresince standında yurtiçi ve yurtdışı bayilerini ağırlayan Ege Fren, 8 Nisan Cumartesi günü düzenlediği kokteyl davetinde “Fren’in Ustaları” ile Lumag firması yönetimini buluşturdu.

Bayraktar Grubu ve Meritor ortaklığı ile üretim faaliyetlerini 1987 yılından bugüne İzmir’deki fabrikalarında gerçekleştiren ve beş kıtaya uzanan geniş bir bölgede OEM tedariği ve değişim parçası dağıtımı yapan Ege Fren, son Automechanika İstanbul Fuarı’nda gerçekleştirdiği davette 2016 yılı başında işbirliğine başladığı fren balatası üreticisi Lumag firması yetkilileri ile yurtiçi bayilerini ve fren servislerini buluşturdu.

Ürün ve hizmetler hakkında çok pozitif geri dönüşlerin alındığı birebir görüşmelerde, işbirliğinin kuvvetlenerek devam ettiği vurgulandı ve 2017 yılı için beklentiler paylaşıldı.

1988 yılında Polonya’nın Budzyn şehrinde kurulan Lumag şirketi, özellikle 2013 yılında yaptığı yeni yatırımlarla Avrupa’nın önde gelen üretim tesislerinden birisine sahip hale geldi. Firma tam otomasyonlu ve çevreye duyarlı üretim tesislerinin yanı sıra test ekipmanları ve kalite sistem sertifikaları ile satışının %90’lık bölümünü Avrupa OEM ve yenileme pazarlarına gerçekleştiren önemli bir Avrupalı şirket.

Bilim insanları Antarktika’ya yönelik Ulusal Bilim Programını çalışıyor

Kutup (Arktik ve Antarktik) Bilim Programı Çalıştayı, ulusal çalışmalarda yer almak isteyen tüm bilim insanlarının katılımıyla İTÜ Ayazağa Yerleşkesi Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde devam ediyor. Bilim insanları çalıştayda Antarktika ve Arktik bölgelerde yapılacak bilimsel çalışmaların, ulusal çıkarlara hizmet etmesi, uluslararası bilim camiasında kabul görmesi ve sürdürülebilir olması amacıyla Ulusal Bilim Programını çalışıyorlar.

Cumhurbaşkanlığımızın talimatıyla T.C. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı uhdesinde yürütülen bilimsel çalışmalar kapsamında, İTÜ Kutup Araştırmaları Uyg-Ar Merkezi (İTÜ PolReC) öncülüğünde 12-13 Nisan’da düzenlenen “Kutup (Arktik ve Antarktik) Bilim Programı Çalıştayı” İTÜ’de devam ediyor. Çalıştaya İTÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karaca, Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ümran İnan, Hitit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Reha Metin Alkan, Cumhurbaşkanlığı Kurumsal İletişim Başkanlığı Proje Yönetim Müdür Yardımcısı Ali Murat Önder, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Deniz Ticareti Genel Müdürü Cemalettin Şevli, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Bilim ve Teknoloji Genel Müdürü Doç. Dr. Elife Ünal’ında aralarında bulunduğu çok sayıda davetli katıldı.

“İTÜ’nün misyonuna uygun projelere imza atıyoruz”

Çalıştayın açılışında konuşan İTÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karaca, Antarktika çalışmalarının, Türkiye’nin bilimsel çalışmalar yapan ilk ve tek kutup araştırma merkezi İTÜ PolReC tarafından yürütüldüğünü söyledi. Prof. Dr. Karaca, İTÜ PolReC’in ülkemizi gururlandıracak çalışmalara imza attığını belirterek Prof. Dr. Karaca, Cumhurbaşkanlığının himayelerinde Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının görevlendirilmesiyle gerçekleşen seferin İTÜ’ye hem motivasyon hem de İTÜ’nün bu noktada bilimsel sorumluluğu üstlenmesi nedeniyle gurur kaynağı olduğunu belirtti.

Rektör Karaca, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Antarktika’ya ‘dünyanın buzdolabı’ diyebiliriz. Çünkü bu bölge; iklim özellikleri ve yeraltı kaynakları açısından son derece değerli. Dünyanın en büyük su potansiyeli taşıyan bu kıtasında, yaklaşık 60 ülke bilimsel araştırmalar üzerine orada çalışıyor. Bu sebeple, Türkiye olarak bizim de orada olmamız gerekiyor. Bilim yerel olamaz. Bundan dolayı bu tür araştırmalarda küresel düşünüp küresel hareket etmemiz gerekir. İTÜ’nün misyonuna uygun projelere imza atıyoruz.”

“Antarktik Bilim Seferinde topladığımız veriler bilim dünyasına katkı sağlayacak”

Türk Antarktik Seferi Ekibi (TAE) Lideri Doç. Dr. Burcu Özsoy,Antarktik seferi ve çalıştayın hedefleri ile ilgili şu bilgileri verdi:“2016-2017 Antarktik Yaz Sezonu olan Şubat-Nisan tarihlerinde gerçekleştirdiğimiz TAE-Ulusal Antarktik Bilim Seferinde ülkemizin gelecekte kurabileceği bilim üssü için bir alt yapı hazırlamaya çalıştık. Aynı zamanda dünya bilim literatürüne katkıda bulunacak bilimsel çalışmalar yaptık. Coğrafi bilgi sistemleri, tektonik çalışmalar, lojistik, deniz bilimleri, kirlilik, deniz canlıları, deniz buz gözlemleri alanlarında bilim insanlarımız araştırma yaptılar. Sefer boyunca toplanan veriler en kısa sürede kaliteli bilimsel yayınlara dönüştürülerek bilim dünyasına katkı sağlamayı planlıyoruz. Bu seferlerin devamlılığı sayesinde ülkemizin Antarktika kıtası üzerinde söz hakkı olan bir konuma geleceğini ümit ediyoruz. Tabii Antarktika ve Arktik bölgelerde yapılacak bilimsel çalışmaların, ulusal çıkarlara hizmet etmesi, uluslararası bilim camiasında kabul görmesi ve sürdürülebilir olması amacıyla ulusal bilim programının olması gerekiyor. Bu bağlamda Cumhurbaşkanlığı himayesinde, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı uhdesinde, İTÜ PolReC koordinasyonunda yer, fiziki, canlı ve beşeri bilimlerin konuşulacağı ve tartışılacağı ‘Kutup (Arktik ve Antarktik) Bilim Programı Çalıştayı’nı ulusal çalışmalarda yer almak isteyen tüm bilim insanlarının katılımıyla İTÜ’de gerçekleştiriyoruz.”

2017 Türk Antarktik Bilim Seferinden geçtiğimiz hafta dönen İTÜ PolReC araştırma ekibinin ve Bulgaristan Antarktik Enstitüsü’nde çalışan araştırmacıların objektifine yansıyan fotoğraflar da çalıştay süresince İTÜ Ayazağa Yerleşkesinde sergileniyor.

Video link: 2017 Türk Antarktika Seferinden Görüntüler- barkovizyon

https://we.tl/4ydwEBWQA4

Kutup (Arktik ve Antarktik) Bilim Programı Çalıştayı Programı;

http://www.polarresearch.center/wp-content/uploads…

Detaylı bilgi için;http://www.polarresearch.center/calistay/

Reklamını Dijitalde Gördüğümüz Markaları Daha Çok Tavsiye Ediyoruz

“Benim Dünyam Dijital” diyenler IAB Türkiye tarafından 2. kez düzenlenen

MIXX DigiTalks’ta buluştu.

Reklamını Dijitalde Gördüğümüz Markaları Daha Çok Tavsiye Ediyoruz

IAB Türkiye tarafından düzenlenen MIXX DigiTalks Semineri 13 Nisan tarihinde Four Seasons Bosphorus’da düzenlendi. Katılımcılar dijital sektörün makro düzeyde ekonomiye, mikro düzeyde markalara etkilerini, sektördeki son yenilikleri ve dijitalin iş yapış şekillerini nasıl değiştirdiğini sektörün önde gelen isimlerinden dinleme şansı elde etti.

MIXX DigiTalks Semineri’nde konuşan IAB Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Mahmut Kurşun, ‘’Dijital sektörde yapılan 1 TL’lık reklam yatırımı, milli gelire 17 misli katkı sağlıyor. Yani dijital kendi gelişirken aynı zamanda makro gelişmeyi de destekliyor. Dijital demek memleket meselesi demek.” dedi.

Dr. Mahmut Kurşun sözlerini, “Günümüzde dünya ekonomisinin %22,5’inin dijital ekonomi, oluşturuyor dijital reklam teknolojileri dijital ekonominin büyümesine katkıda bulunuyor. IAB Türkiye olarak Ipsos Türkiye ve Boğaziçi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’yle birlikte hazırladığımız Dijital Reklamın Ekonomiye Katkısı araştırması 2015’te dijital reklamın doğrudan ve dolaylı etkileriyle istihdama 1.2 milyonluk katkı sağlıyor. Dijital dünyanın genç nüfusa sahip ülkemiz için çok değerli iş imkanları yarattığını unutmamalı ve gençlerimizi lise – üniversite düzeyinden başlayarak bu alana yönlendirmeliyiz“ diyerek tamamladı.

Dijital Reklamın Markaya Etkisi Araştırması Sonuçları İlk Kez Açıklandı

Seminerde, IAB Türkiye’nin GFK’ya yaptırmış olduğu ve Türkiye’de bir ilk niteliği taşıyan ‘’Dijital Reklamın Markaya Etkisi Araştırması’’nın sonuçları da açıklandı. Markaların, dijital pazarlama yoluyla edindiği bilinirlik, hatırlanma, reklam beğenisi, farklı iletişim mecralarındaki etki gibi temel davranışları ölçmek amacıyla yapılan araştırma kapsamında 9 ana sektörde 2017 kişi ile görüşüldü, 2700 anket gerçekleştirildi.

Araştırmanın bulgularına göre; bir markanın reklam karmasında dijitalin payı arttıkça farkındalık ile birlikte hatırlanma da artıyor ve tüketicilerin daha fazla aksiyona geçme eğilimde oldukları görülüyor. Örneğin dijitalin de kullanıldığı çok mecralı reklam kampanyaları ilgiyi %90, isteği %33, aksiyona geçme oranını %31 arttırıyor.

Tüketicilerin aksiyona geçme eğilimleri sadece Dijital ve sadece TV’de görülen reklamlar ayrı ayrı incelendiğinde, mecranın sağladığı fonksiyonel fayda ile birlikte, “satın alma” dışındaki tüm aksiyon alanlarında mecralar arası fark açılıyor. Tüketiciler, reklamını dijitalde gördüğü markayı %22 oranında tavsiye ederken, televizyonda gördüğü markayı %12 oranında tavsiye ediyor.

Dijital ve TV direk karşılaştırıldığında da markaya ilişkin “çok beğeniyorum” oranı TV’de %32’yken dijitalde %19’luk bir artışla %39 olarak karşımıza çıkıyor.

Reklamı dijitalde daha yoğun görülen markaların etkileşim yüzdeleri TV’de daha yoğun görülenlere göre anlamlı derecede yüksek. Dijitalde, markayı internetten/sosyal medyadan tanıdık ve arkadaşlarıma önererek indirim/hediye kazandım diyenlerin oranı %7, satın aldığı ürün/hizmeti sosyal medyada paylaşanların oranı ise %12.

Dijitalde aktif olan markalarla eşleştirilen ifadeler pasif olanlara kıyasla pozitif ve anlamlı derecede daha yüksek. Tüketiciler, dijitalde aktif olan markaları daha yenilikçi buluyor ve kendine daha yakın hissediyor.

Seminere ayrıca, gençlerin gözdesi Berkcan Güven, çocuklu annelerin sevgilisi Akasya Aslıtürkmen, Unilever Dijital ve Pazarlama Dönüşüm Direktörü Yüce Zerey, Ciner Yayın Holding Dijital Reklam Genel Müdürü Uğur Timurkan da sunumları ile katıldılar. Seminerin son bölümünde ise Yeni Nesil ATM’ler: Bankacılık & Mobil Ödeme Sistemleri, Mobil Pazarlama ve Tüketici Üzerine Etkileri ve Dijital Pazarlama İletişiminde Müzik konulu paneller yer aldı.

Ekonomi Basını Başarı Ödülleri” yarışması müraacatları için son gün 15 Nisan 2017

Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD) “IX. Ekonomi Basını Başarı Ödülleri” yarışması müracatları başlıyor.. 15 Nisan 2017 tarihine kadar başvuruların yapılacağı yarışmanın ayrıntıları ekteki ödül şartnamesinde bulunmaktadır. Başvurularınızı PDF formatında e-maille, TV, Radyo dallarında aday olacak çalışmaların 1 adet CD’lerini dernek merkezine elden, posta ile veya e-maille (yarışma ile ilgili müracatları lütfen aşağıdaki e-mail adresine ad soyad, iletişim bilgileri, hangi dalda yarışmak istediğinizi belirterek gönderiniz) gönderebilirler.. Vodafone Türkiye’nin ana sponsorluğunda, İstanbul Ticaret Odası’nın desteğiyle düzenlenen Ekonomi Basını Başarı Ödülleri ile ilgili yönetmelik ektedir. Katılımınızı bekler, iyi çalışmalar dileriz.

Güvenli Tarım ve Sağlıklı Beslenmeye Kadın Çiftçiler Aileleriyle Birlikte İmzalarını Atacak

Filizlerin Mucizeleri’nin tarımsal üretim bacağını oluşturan “Kadın ve Aileleri ile Güvenli Tarım ve Sağlıklı Beslenme Projesi’ kapsamında farklı eğitim programlarına katılan kadın çiftçiler ve aileleri katılım belgelerini törenle aldılar.

Kadın çiftçi ve aileleri üretimini yapacakları karabuğdayın ilk ekimini de Bilecik’te gerçekleştirdiler.

BİLECİK, 12 Nisan 2017 –TürkTraktör’ün Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Ankara Üniversitesi Kalkınma Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (AKÇAM) ve Karabuğday Yetiştiricileri ve Sağlıklı Yaşam Derneği (KARSADER) desteğiyle hayata geçirdiği ‘Kadın ve Aileleri ile Güvenli Tarım ve Sağlıklı Beslenme Projesi’ nin tanıtımı Bilecik’te düzenlenen bir törenle yapıldı.

TürkTraktör Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Alessandro Cazzin projeyle ilgili şu bilgileri verdi: “Tarım ve otomotiv alanında kadın işgücü ve girişimciliğinin artırılmasını desteklemek üzere ortaya çıkan ve Eğitim, Tarımsal Üretim ile İstihdam olmak üzere 3 farklı konuyu sahiplenen Filizlerin Mucizeleri projemizle, Türkiye’nin sürdürebilir kalkınma sürecinde kadınlarımızın oynadığı önemli role dikkat çekiyoruz. Bugün de burada, projemizin Tarımsal Üretim tarafındaki çalışmalarını tanıtmak üzere bir aradayız. Bakanlık, Üniversite, STK ve özel sektörün birlikte hayata geçirdiği sayılı projelerden birine imza atmaktan mutluluk duyuyoruz. Bu sayede kadın çiftçilerimiz ile ailelerini, hem ülke tarım ve ekonomisine katkı sağlayacak bir projeye dahil ediyor; hem de Türkiye için yepyeni bir ürün olan karabuğdayı yetiştirmelerinde kendilerine destek oluyoruz.”

Bilecik’te karabuğday ekimi yapıldı, ilk hasat ise Ağustos’ta

Alessandro Cazzin, projenin parçası olan kadın çiftçi ve ailelerine, Mart ayı boyunca tarımsal ürün yetiştiriciliği konusu başta olmak üzere ve birebir çalışmaları da içerecek şekilde teorikve pratik eğitimler verildiğini söyledi. Cazzin “Bu kapsamda çiftçilerimize ürünlerin yetiştiriciliğinden organik tarıma girişimcilikten, tarımda mekanizasyon, güvenli sürüş, toplumsal cinsiyet eşitliği ve ürün pazarlama konularına kadar geniş bir yelpazede konusunda uzman kişiler tarafından eğitimler verildi. Bundan sonraki aşama ise eğitimlerde kendilerine öğretilenlerin sahaya taşınmasıdır”diye açıkladı.

Projede, Konya Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Araştırma Enstitüsü tarafından Türkiye’de üretilen sertifikalı karabuğday tohumlarını kullanacaklarını sözlerine ekleyen Alessandro Cazzin; “Konya’dan karabuğday tohumlarımızı teslim aldık. Bugün ise Bilecik’te hem eğitimlerimizi tamamlayan tüm çiftçi kadınlarımız ve ailelerine sertifikalarını törenle verdik hem de ilk karabuğday tohumu ekimini gerçekleştirdik. Toplam 300 dekarlık alanda yapacağımız tohum ekimimiz sonrasında ilk hasadımızı 3 ay sonra alacağız” dedi.

‘Karabuğday’ı kadın çiftçiler üretecek, hem Çölyak hastalarına hem de ülke ekonomisine destek olunacak

Alessandro Cazzin projeyle aynı zamanda Türkiye için yeni bir bitki olan karabuğdayın, ülke coğrafyasında üretiminin yaygınlaştırılmasını hedeflediklerini de sözlerine ekleyerek şunları söyledi: “Yüksek oranda protein içeren ve lif içermeyen karabuğday aynı zamanda tam bir demir, fosfor ve magnezyum deposu. Glutensiz bir besin olan karabuğdayın, Türkiye’de 800 binin üzerinde Çölyak hastası olduğunu hatırlattığımızda, bu topraklarda yetiştirilmesinin aslında ne kadar önemli olduğu daha iyi anlaşılacaktır.”

Proje sonucu elde edilecek ürünün hasat ve pazarlanması sonrasında, bu çalışmaların ekonomik katkısını da analiz edebileceklerini ifade eden Alessandro Cazzin: “Projemizin her aşamasında çiftçi kadınlarımız ve ailelerinin yanında olmayı sürdüreceğiz. Bölgede kooperatif kurulmasına destek olarak pazarlama faaliyetleri içinde bir adım atılmış olacak”diyerek sözlerini tamamladı.

“Bakanlığımızın Milli Tarım Projesinde kadınlarımızın rolü oldukça önemlidir”

En önemli paydaşlardan biri olan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı adına Eğitim Yayım ve Yayınlar Dairesi Başkanlığı Kırsalda Kadın Hizmetleri Koordinatörü Nimet Kaleli konuşmasında “Bugün burada paydaşlarımızla işbirliği içinde yürüttüğümüz temeli eğitim üzerine kurulu proje ile Türkiye için yeni bir bitki olan karabuğdayın ülkemiz coğrafyasında üretimini yaygınlaştırmak adına Bilecik’te önemli bir adım atmış oluyoruz” dedi.

Kaleli proje ile kadın çiftçilerin karabuğday yetiştiriciliğine yönelmesinin yeni istihdam alanlarının oluşması, ekonomik anlamda gelir kaynağı oluşturması ve bölgesel kalkınmaya katkı sağlaması açısından önemli olacağını ifade etti.

Ankara Üniv. Kalkınma Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (AKÇAM) Müdürü Prof.Dr. Bülent Gülçubuk, AKÇAM olarak yerelin ve kırsalın bir bütün olarak kalkınmasına özel önem verdiklerini belirtti. Prof.Dr. Gülçubuk, Türkiye’de bir ilk olan bu projeye yerel ekonominin güçlendirilmesi, karabuğday yetiştiriciliğinin yörede bilimsel esaslara göre yapılması, yerel ürünlerin katma değerinin yükseltilmesi, örgütlenme-girişimcilik-pazarlama-arıcılık-organik tarım konularında başta kadınlar olmak üzere üretici ailelerin kapasitelerinin artırılması için katkıda bulunduklarını ve projenin sürdürülebilir olması için her türlü bilimsel ve kalkınma temelli desteklerininin devam edeceğini ifade etti.

Törende Karabuğday Yetiştiricileri ve Sağlıklı Yaşam Derneği (KARSADER) adına bir konuşma yapan Yönetim Kurulu Başkanı, Yasemin Sürmeli, KARSADER olarak bu proje kapsamında amaçlarının karabuğday gibi katma değeri oldukça yüksek ve insan sağlığı için son derece faydalı olan bir ürünün Bilecik’te üretiminin çiftçiler arasında yayılması ve benimsenmesini sağlayarak hem sürdürülebilir kalkınmaya hem de kırsal ekonomiye katkı sağlamak olduğunu belirtti.

Başarılı 43 kursiyere sertifikalarının verilmesi ve Kurşunlu Köyü Nomanın Kuyu mevkiinde kadın kursiyerlere traktörle güvenli sürüş eğitimi verilmesiyle devam eden program, karabuğday ekimiyle son buldu.