İnşaat Malzemeleri Sanayi Endeksleri Ekim Ayı Sonuçları Açıklandı:

EKİM AYINDA İNŞAAT MALZEMELERİ SANAYİ BİLEŞİK ENDEKSİ DURAĞANLAŞTI

İnşaat Malzemeleri Sanayi Bileşik Endeksi eylül ayındaki gerilemenin ardından durağanlaşarak, ekim ayında da aynı seviyede kaldı. Faaliyetlerde ise ekim ayında bir önceki aya göre önemli bir artış yaşandı. Buna karşın güven ve beklentiler eylül ayından sonra ekim ayında da gerileyerek dengelenen bileşik endeks durağanlaştı. Endekste ekim ayında yaşanan ekonomi dışı gelişmeler etkili oldu.

Faaliyet Endeksi Ekim ayında arttı

Faaliyetler ekim ayında bir önceki aya göre önemli ölçüde arttı. Geçen ay uzun bayram tatili ile önemli ölçüde gerileyen faaliyetler eylül ayına göre önemli bir toparlanma gösterdi. Faaliyet endeksi ekim ayında 4,7 puan arttı. Faaliyet endeksi geçen yıl ekim ayı faaliyet endeksinin de 8,4 puan üzerinde gerçekleşti. Ekim ayında tüm faaliyetlerde bir önceki aya göre önemli artış yaşandı. Yurtiçi satışlarda ekim ayında bir önceki aya göre hızlı bir artış oldu. İhracat ekim ayında göreceli daha sınırlı bir artış gösterdi. Üretimde özellikle iç satışlardaki canlanmaya bağlı kuvvetli bir artış yaşandı. Faaliyetlerdeki artış ile cirolarda da yükselme ortaya çıktı. Eylül ayındaki durağanlığın ardından ekim ayında faaliyetler toparlandı, ancak toparlanmanın kalıcı olacağına dair henüz yeterli işaret bulunmadığı belirtildi.

Güven Endeksi Ekim ayında geriledi

Ekim ayında güven endeksi sınırlı bir gerileme gösterdi. Güven endeksi bir önceki aya göre 0,7 puan düştü. Böylece güven endeksinde iki ay üst üste gerileme yaşandı. Ağustos ayında güven kaybı durmuş ve sınırlı iyileşme ümit vermişti. Ancak eylül ayından sonra ekim ayında da güven unsurları zayıfladı. Güven seviyesi geçen yılın aynı ayının güven seviyesinin de 5,6 puan altında kaldı. Türkiye ekonomisinin genel gidişatına ilişkin güven zayıfladı. İnşaat sektörüne ve inşaat malzemeleri sanayine yönelik güven ise sınırlı ölçüde geriledi. Yurtiçi pazarlarına yönelik güven ise eylül ayından sonra ekim ayında da zayıfladı. İhracat pazarlarına yönelik güvende ise sınırlı bir kayıp oldu. Ekim ayında faaliyetlerdeki önemli toparlanmaya rağmen güven endeksinin zayıf kalması ekonomi dışı alanlardaki gelişmelerin güven üzerinde etkisini göstermektedir.

Beklenti Endeksinde de düşüş sınırlı kaldı

Beklenti Endeksi sınırlı ölçüde geriledi. Faaliyetlerde görülen artışa karşın yaşanan güven kaybı ile birlikte beklentiler de zayıf kaldı. Böylece beklentiler son iki ayda düştü. Beklenti endeksi ekim ayında bir önceki aya göre 0,8 puan düştü. Beklenti endeksi geçen yılın aynı döneminin 1,9 puan altında kaldı. Türkiye ekonomisine ilişkin beklentilerde ekim ayında sınırlı bir gerileme yaşandı. İnşaat malzemeleri sanayi beklentilerinde de çok sınırlı bir gerileme oldu. Önümüzdeki üç aya ilişkin alınan yurtiçi siparişleri ekim ayında sınırlı bir artış gösterdi. Önümüzdeki üç aya ilişkin alınan ihracat siparişleri durağanlaştı. Önümüzdeki üç ayın üretim beklentisinde ise iç siparişlerdeki sınırlı artışa bağlı olarak yükselme yaşandı.

Yılın son çeyreğinde faaliyetlerdeki toparlanmanın kalıcı olmasının ancak güven ve beklentilerde yaşanacak iyileşmelere bağlı olacağı belirtildi.

Arçelik, ‘Cycles’ Sergisi’nde Geri Dönüşümü Sanatla Buluşturuyor

arcelikArçelik, Contemporary İstanbul’da ses getirecek bir sergi ile yer alacak. Arçelik’in geri dönüşüm tesislerinden elde edilen malzemeler, Türkiye’nin önde gelen sanatçıları ve tasarımcıları tarafından yapılan tasarımlarla ‘Cycles’ sergisinde ziyaretçilerle buluşuyor.

Arçelik, çağdaş sanat eserlerinin en iyi örneklerini sanatseverlerle buluşturan Contemporary İstanbul’da ‘Cyles’ sergisi ile yer alıyor. İstanbul Kongre Merkezi ve Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda 3-6 Kasım 2016 tarihinde gerçekleşecek olan sergi, ziyaretçilerini bekliyor. Arçelik’in eserlerinin bulunduğu ve 19 ülkeden 70 galeri ve 520 sanatçının 1050 eserle katılacağı Contemporary İstanbul, bu sene sanatseverlerle yeni bölümlerini de buluşturacak.

Arçelik, Contemporary İstanbul ile yaptığı işbirliği kapsamında geri dönüşümü sanatla buluşturuyor. ‘Cycles’ sergiyle Arçelik’in geri dönüşüm tesislerinden elde edilen malzemeler Türkiye’nin önde gelen sanatçıları ve tasarımcıları tarafından fonksiyonel sanat eserleri ve koleksiyon objelerine dönüşüyor. Susan McMurrain küratörlüğünde düzenlenecek ‘Cycles’ sergisinde; Seçkin Pirim, Sema Topaloğlu ve Ela Cindoruk & Nazan Pak, geri dönüştürülmüş materyallere ustalıkla yeni bir ‘hayat’ kazandırıyor. Arçelik, bu sergiye endüstriyel tasarım öğrencilerinin çalışmalarını da dahil ederek, genç tasarımcılara destek veriyor. Geleceğin tasarımcıları, Arçelik Cycles sergisi için geri dönüşüm malzemelerine yeniden hayat veriyor.

Arçelik, sergiyle geri dönüşüm konusunda farkındalık sağlarken, aynı zamanda tasarım konusundaki uzmanlığına da dikkat çekiyor. ‘Dünyaya Saygılı, Dünyada Saygın’ vizyonuna sahip olan Arçelik, kaynakların verimliliğine odaklanarak ‘sürdürülebilirlik’ yaklaşımını tüm süreç ve faaliyetlerine entegre ediyor. Bu amaçla, Türkiye’nin en büyük geri dönüşüm hareketini başlatan Arçelik, beyaz eşya üreticisi olup kendi geri dönüşüm tesisini kuran ilk ve tek şirket oldu.

İDTM-Cezayir İkili İş Görüşmeleri Programı 28 Kasım – 1 Aralık Arasında Yapılacak: Kuzey Afrika’ya İhracat Fırsatı

İstanbul Dünya Ticaret Merkezi, bölgesel ticaret odalarının desteği ile Cezayir’de üç günlük İkili İş Görüşmeleri Programı düzenleyecek. 28 Kasım-1 Aralık tarihleri arasında gerçekleştirilecek program, Kuzey Afrika’ya açılmak isteyen firmalar için önemli bir fırsat sunuyor. Program; tarım, gıda, tekstil ve inşaat sektörlerini kapsıyor.

İhracatçı firmalara ticari bilgilendirme ve pazar araştırması hizmeti sunan ve ticari heyet programları organize eden İstanbul Dünya Ticaret Merkezi (İDTM), Türk iş dünyasına yeni pazarlar ve yeni hedefler oluşturmak için düzenlediği etkinliklere bir yenisini ekliyor. İDTM, Cezayir’de düzenleyeceği İkili İş Görüşmeleri Programı ile bu kez Kuzey Afrika’nın kapılarını Türkiye’de tarım, gıda, tekstil ve inşaat alanında faaliyet gösteren firmalara açıyor.

28 Kasım-1 Aralık tarihleri arasında düzenlenecek program kapsamında İDTM, katılımcı firmalara Cezayir firmaları ile ikili görüşmeler yapma fırsatı sunacak. Katılımcı firmalar ikili görüşmelerin yanı sıra kendileri için planlanan ziyaret programlarına katılacak ve ülkenin önemli ticari aktörleri ile networking yapma olanağı bulacak.

Tarım, gıda, tekstil ve inşaat sektörleri için ihracatın geleceği Kuzey Afrika’da

Cezayir İkili İş Görüşmeleri Programı, İDTM’nin ihracatçılar için yürüttüğü pazar araştırmalarının sonucunda ortaya çıktı. Araştırmalar sonucunda, Kuzey Afrika’da özellikle tarım, gıda, tekstil ve inşaat sektörleri için Türk firmalarının değerlendirebileceği büyük fırsatlar olduğunu görüldü. Bir milyardan fazla nüfusu içinde barındıran, yer altı ve yer üstü kaynakları, ucuz iş gücü, yükselen alım talebi ile dünyadaki önemli ekonomik aktörlerin ilgisini çeken Afrika kıtası, batı pazarlarında zorlanan firmalar için yeni bir ihracat kapısı olma niteliği taşıyor. Özellikle Arap kökenli, Fransızcanın ikinci dil olduğu Magrip bölgesi hızla gelişen ekonomisi ve doğal kaynakları ile Türk firmaları için yeni bir cazibe alanı oluşturuyor. İDTM-Cezayir İkili İş Görüşmeleri Programı, bu nedenle Kuzey Afrika’ya açılmak isteyen ihracatçı firmalar için önemli fırsatlar sunuyor

Brisa Su Yönetimi Alanındaki Başarısıyla Sürdürülebilir İş Ödülüne Layık Görüldü

Sürdürülebilirlik alanında 40 yılı aşkın deneyimiyle başarılı çalışmalara imza atan Brisa, Sürdürülebilir İş Ödülleri’nde su yönetimi kategorisinde ödüle layık görüldü. İzmit Tesislerinde Çekilen Yeraltı Suyunun Azaltılması Projesi ile ödül kazanan Brisa, 2020 yılına dek su tüketimini %61 oranında azaltma hedefini şimdiden büyük oranda gerçekleştirdi.

1478676440_brisa_3lu_logo

Türkiye lastik sektörü lideri Brisa, Sürdürülebilirlik Akademisi tarafından bu yıl 3’üncüsü düzenlenen Sürdürülebilir İş Ödülleri’nde su yönetimi kategorisinde ödüle layık görüldü. Sürdürülebilir iş modelleriyle dönüşüm yaratan şirketlerin yer aldığı Sürdürülebilir İş Ödülleri, aday kurumları atık yönetiminden tedarik zinciri yönetimine pek çok kriterde değerlendiriyor.

Su kaynaklarının hayatın sürdürülebilirliği için en kritik faktör olduğuna değinen Brisa Genel Müdürü Yiğit Gürçay, Sürdürülebilir İş Ödülleri su yönetimi kategorisinde elde ettikleri başarının şirketlerinin sürdürülebilirlik vizyonunun bir sonucu olduğunu dile getirdi. Gürçay, “Brisa olarak tüm kaynaklarda olduğu gibi su tüketimimiz için de kendimize oldukça zorlu ancak bir o kadar gerekli hedefler koyduk. 2008 yılına kıyasla 2020 yılına dek su tüketimimizi %61 oranında azaltacağız. Gerçekleştirdiğimiz başarılı çalışmalarla geçtiğimiz yıl bu hedefimize önemli oranda ulaştık, 2008’e kıyasla su tüketimimizde %46 iyileşme sağladık. Bu doğrultuda attığımız en önemli adımlardan biri olan İzmit Tesislerinde Çekilen Yeraltı Suyunun Azaltılması projemiz, Sürdürülebilir İş Ödülleri’nde elde ettiği başarıyla sadece sektörümüz için değil tüm iş dünyası için bir örnek olduğunu kanıtladı” dedi.

1478676443_brisa_genelmuduru_yigitgurcay__2_

Su kaynaklarının verimli kullanımı alanında 2020 hedefini 2015 itibariyle %46 oranında gerçekleştiren Brisa, şimdiye dek pek çok önemli projeyi hayata geçirdi. Bunlar arasında daha az su tüketimi sağlayan ekipman kullanımının yaygınlaştırılması, su geri kazanım çalışmaları ve “Yeşil Ofis” gibi uygulamalar ile çalışanların bilinçlendirilmesi bulunuyor.

2014 yılında, ISO 14046 Su Ayak İzi Standardı’nın yayınlanması ile birlikte; Brisa bu standarda göre doğrulama yaptıran Avrupa’da ve Bridgestone fabrikaları arasında ilk firma oldu. Yapılan doğrulama çalışmaları ile “CDP Su” raporlaması, Sürdürülebilirlik Raporu ve Borsa İstanbul tarafından geliştirilen BIST Sürdürülebilirlik Endeksi değerlendirmesi gibi şeffaflık çalışmaları için doğru ve tutarlı verilerin sağlanması amaçlandı. Bunun yanında Brisa, CDP Su raporlamasının Türkiye lansmanının yapıldığı 2015 yılında başvuru yaparak, CDP Global Su Raporu’nda B değeri ile Türkiye’deki en yüksek performansa sahip şirketlerden biri oldu.

Jeneratör Sektöründe Farkı Ar-Ge Belirliyor

Jeneratör sektöründe firmaların değişen tüketici taleplerine ayak uydurması için Ar-Ge çalışmalarına öncelik vermeleri gerekiyor. Teknolojik gelişmeleri takip ederek çevreci ve inovatif ürünler geliştiren firmalar, jeneratör sektörünün global standartlarını belirliyor. Ar-Ge çalışmalarına yıllık cirodan büyük bir oran yatırdıklarını dile getiren Aksa Jeneratör CEO’su Alper Peker, 2019 yılında tam donanımlı bir Ar-Ge ve inovasyon merkezi kurarak jeneratör sektörüne yön vermeyi hedeflediklerini belirtiyor.

1478677226_aksajeneratorceo_sualperpeker__6_

Enerji talebinin dünya çapında yoğun olduğu günümüzde enerjinin devamlılığını sağlayan jeneratör sektörü önemli bir yere sahip. Jeneratör firmalarını pazarda farklı kılan kriterlerin başında ise teknolojik gelişmeleri takip etmek ve Ar-Ge çalışmaları ile değişen koşullara bağlı ürünler geliştirmek geliyor.

Sektörde öncülük etmenin yalnız Ar-Ge çalışmaları ile gerçekleşebileceğini belirten Aksa Jeneratör CEO’su Alper Peker;Türk bir firma olarak Ar-Ge yatırımlarımız sayesinde global standartlarda üretim yapan dünyada ilk beş jeneratör üreticisi arasında yer alıyoruz. Dünya trendlerini ve müşteri taleplerini yakından takip ederek Türkiye’de ve Amerika’da Ar-Ge ekiplerimiz ile ürünlerimizi geliştiriyoruz. Aksa Jeneratör olarak hedefimiz, 2019 yılı sonunda tam donanımlı bir Ar-Ge ve inovasyon merkezi kurmak. Bu merkez ile birlikte her zaman inovatif ürünler geliştiren bir yapıya kavuşarak sektördeki önceliğimizi tüm dünyaya kanıtlamak istiyoruz” dedi.

Yenilenebilir enerji gündemde
Ar-Ge alanındaki çalışmalarının tabanını yenilenebilir enerji kaynakları olarak belirleyen Aksa Jeneratör, dünya endüstrisinin yüzünü çevirdiği sürdürülebilirlik konusunu çalışmalarının hedefi haline getiriyor. Aksa Jeneratör CEO’su Alper Peker; “Özellikle çevreci ürünler, sessiz jeneratörler, daha kısa sürede devreye giren jeneratörlerin üretimi ve geliştirilmesi için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu yıl AR-GE ekibimiz ile yenilenebilir enerji kaynakları üzerine yürüttüğümüz başarılı çalışmalar neticesinde hibrit jeneratör projemizi ürün gamımıza ekledik. Yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrojen gruplara entegrasyonuyla ortaya çıkarılmış hibrit projemizi geçtiğimiz aylarda ilk kez Almanya Bauma Fuarı’nda sergiledik” dedi.

Aksa Jeneratör, dünyanın 6 kıtasına hizmet veren bir firma olarak, dünya standartlarına uygun ve çevreye uyumlu üretim için çalışmalarını sürdürüyor. Sıfır emisyonlu toz boya, düşük emisyonlu jeneratör grupları üzerine AR-GE çalışmalarını sürdüren Aksa Jeneratör, geliştirdiği kojenerasyon ve trijenerasyon jeneratör sistemleri ile de ekonomik ve çevreci çözümler kapsamında çalışmalarına devam ediyor.

Ulaştırma Sektörü İçin En Büyük Risk Siber Tehditler

Danışmanlık, brokerlik ve iş çözümleri şirketi Willis Towers Watson, kapsamlı raporu 2016 Ulaştırma Risk Endeksi’ni açıkladı. Üst düzey yöneticilerin görüşleri alınarak hazırlanan rapor, ulaştırma sektöründeki mevcut risk ortamına dikkat çekiyor. Rapora göre, sektör için en büyük riski siber saldırılar ve veri gizliliği ihlalleri oluşturuyor.

1478603483_tar__k_serpil

İSTANBUL, Willis Towers Watson, ulaştırma sektöründeki mevcut risk ortamını ortaya koyan kapsamlı raporu 2016 Ulaştırma Risk Endeksi’ni açıkladı. Sektörün hava, kara ve deniz alanlarında görev yapan 350 üst düzey yöneticinin katılımı ile gerçekleşen araştırmaya göre, artan siber saldırılar ve veri gizliliği ihlalleri sektör için en büyük riski oluşturuyor.

Gelecek 10 yıl boyunca sektörü şekillendirmesi beklenen anahtar risklere dikkat çekilen araştırmadan elde edilen başlıca bulgular şöyle sıralanıyor:

  • Ulaştırma yöneticilerinin bugün karşı karşıya olduğu en büyük tehdit siber alanda. Otomasyondan Nesnelerin İnterneti’ne (the internet of things) kadar uzanan teknolojik gelişmeler, tedarik zincirlerinin bugüne dek olmadıkları kadar birbirleri ile bağlantılı oldukları ve teknolojiye adeta muhtaç durumda bulundukları anlamına geliyor.
  • Şirketlerin ancak en zayıf iş ortakları kadar güçlü oldukları bu kompleks risk ortamını yönetmek tüm paydaşların birlikte hareket etmesini zorunlu kılıyor.
  • Siberin önde gelmesine karşın, tüm üst düzey riskler birbirine çok yakın sıralanıyor.
  • Risklerin ayrılamaz şekilde birbirine bağlanması, risk ortamının da artan biçimde karmaşıklaşması anlamına geliyor. Bu da şirketlerin risk yönetimini bütünsel bir yaklaşımla ele almalarını gerektiriyor.
  • Riski azaltmaya yönelik proaktif stratejiler önemini korusa da haberlerin hızlı yayıldığı sosyal medya çağında hazırlıklı olmak ve yanıt verebilmek, şirketin performansı kadar kritik öneme sahip.
  • Her bölge ve işkolu risklere farklı açılardan bakıyor. Bu nedenle her birinin vereceği yanıtların ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekiyor. Bu kompleks risk ortamı, ihtiyaçlara göre özelleştirilmiş çözümler gerektiriyor.

Risk stratejileri dinamik ve esnek olmalı

Ulaştırma dünyasının hızlı bir dönüşüm yaşadığını belirten Willis Towers Watson Türkiye Kurumsal Risk ve Brokerlik Yöneticisi Tarık Serpil, “Risk stratejilerinin de bu doğrultuda esnek ve dinamik olması gerekiyor. Sektörün global ekonomi içindeki stratejik rolünden faydalanmak isteyenler saldırılar düzenlerken, yasal düzenlemeler ve teknolojik gelişmeler yeni işletme modellerinin geliştirilmesini gerektiriyor. Araştırmamıza katılan yöneticiler, 10 yıllık bir dönem için 50 farklı riski etki derecesine ve risk yönetiminin zorluğuna göre derecelendirdiler. Buna göre ilk sırayı siber tehditlerin almasını, sektörün teknoloji ile ne denli iç içe geçtiğini göstermesi açısından dikkate değer buluyoruz” dedi.

Türkiye açısından tabloyu değerlendirerek sözlerini sürdüren Tarık Serpil, “Global dünyanın bir parçası olarak ülkemizde de edindiğimiz tecrübeler, ulaştırma dünyasının kalanı ile örtüşüyor. Risk yönetim stratejileri Türkiye’de de ulaştırma dünyasının önemli bir bileşeni ve güncel gelişmeler tarafından güçlü bir şekilde yönlendiriliyorlar” diye konuştu.

Willis Towers Watson 2016 Ulaştırma Risk Endeksi’ne göre ulaştırma sektöründeki ilk 10 risk:

  • Siber saldırılar ve veri gizliliği ihlalleri kaynaklı artan siber güvenlik endişeleri
  • Kritik BT sistemlerinin arızalanması
  • Üçüncü parti tedarikçilere olan bağımlılık
  • Üçüncü partilerin güvenlik açıkları ve dijital tedarik zinciri esnekliği
  • Birleşme ve satın alma aktiviteleri ile ilişkilendirilen rekabet/anti-tekel yasalarına ilişkin denetlemeler
  • Regülasyonların karmaşıklığında görülen artış
  • Değişimin ve teknolojik gelişmelerin hızına ayak uyduramamak
  • Yeni ve gelişmekte olan rakiplerden kaynaklanan tehditler
  • Ulusal altyapıya olan aşırı bağımlılık
  • Yeni teknolojiler nedeniyle mevcut ulaşım altyapısının değerini yitirmesi

Araştırmaya katılan ulaştırma sektörü üst düzey yöneticilerine göre, gelecek 10 yıl içinde sektörde önemli değişiklikleri 5 megatrend altında toplamak mümkün:

Jeopolitik istikrarsızlık ve regülasyon belirsizliği:

Savaş, terörizm, zorunlu göçler gibi kontrol edilemeyen olaylar, 2015 yılında tedarik zinciri maliyetlerine 56 milyar dolar daha eklenmesine neden oldu. Bu ve benzer olayların sonuçlarından yakın geçmişe kadar milyon dolarlarla söz edilirken, günümüzde milyar dolarlar konuşuluyor.

Karmaşık işletme modelleri:

Fiziksel ve dijital küresel tedarik zincirlerinin birbirine olan bağlılıkları, şirketlerin riskin sonuçlarına katlanmalarını zorunlu kılıyor. Hiçbir zaman sona ermeyen büyüme arzusu, ulaştırma şirketlerini volatil yeni pazarlara ve pek de kolay olmayan işbirliklerine sürüklerken, güçlüklerle baş edebilecek konumdaki şirketler bile üçüncü partilerin zafiyetlerinden etkileniyor.

Dijital zafiyetler ve hızlı teknolojik gelişmeler:

Dijital pazaryerinin artan bağlanırlığı, riskle ilgili problemlerin toplu biçimde çözülmesini gerektiriyor. Şirketlerin çok azı bu alandaki çözümlerinin etkinliğini tam anlamıyla kontrol edebiliyor. Teknolojik değişimlerin hızı artmaya devam ederken, riske karşı gösterilecek direnç de iletişim ve inovasyon gibi yöntemlerle sağlanabilir.

Yetenek yönetimi ve küresel işgücünün karmaşıklıkları:

“Baby Boomer” kuşağı emekli olmaya hazırlanırken, ulaştırma şirketleri de yetenek kıtlığı ile baş başa kalmak üzereler. Teknolojik gelişmeler şirketlerde dönüşümü beraberinde getirirken, yönetimin odağı yeterli insan bulmaktan çıkıp, doğru beceri setlerine sahip insanları bulmaya ve rekabetin arttığı bir pazarda bu yeteneklerin elde tutulabileceği bir iş ortamı oluşturmaya doğru kayıyor.

Değişen pazar dinamikleri ve iş modeli güvensizliği:

Ulaştırma sektörü yöneticilerinin üzerindeki daha dinamik iş modelleri geliştirmeye yönelik baskılar artıyor. Emtia fiyatlarındaki dalgalanmalar ve faiz oranları, rekabetçi kapitalin bulunabilirliği, gelişen pazarlar ve değişken tüketici talepleri gibi geleneksel engeller, geleneksel olmayan rakiplerle birleştiğinde, mevcut iş modelleri hakkında sektöre güvensizlik hakim oluyor.

Willis Towers Watson Hakkında

Küresel çapta lider şirketlerden biri olan danışmanlık, brokerlik ve iş çözümleri şirketi Willis Towers Watson (NASDAQ: WLTW), dünyanın dört bir yanındaki müşterilerine riski büyümeye uzanan bir yola dönüştürmeleri için yardımcı olmaktadır. Kökleri 1828 yılına dayanan Willis Towers Watson 120’den fazla ülkede 39.000 çalışana sahiptir. Kurumları ve bireyleri korumak ve güçlendirmek için riski yönetiyor, yan hakları optimize ediyor, yeteneği işliyor ve sermayenin gücünü genişletiyoruz. İş performansına güç veren dinamik formülü oluşturan yetenekler, varlıklar ve fikirler arasındaki en hassas dönüm noktalarını benzersiz bakış açımız sayesinde görebiliyoruz. Sizinle birlikte, potansiyeli açığa çıkarıyoruz. Willis Towers Watson hakkında daha fazla bilgi için: www.willistowerswatson.com

İş’in Kalbi MÜSİAD EXPO’da Atacak!

 

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) tarafından her iki yılda bir İstanbul’da düzenlenen uluslararası MÜSİAD EXPO’nun 16’ıncısı 9-12 Kasım 2016 tarihlerinde İstanbul CNR Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek. İş dünyasının kalbinin atacağı MÜSİAD EXPO ile eş zamanlı olarak yüksek teknoloji fuarı 3. High Tech Port ve 20. Uluslararası İş Forumu (IBF) da düzenlenecek. 15 Temmuz sonrası yapacağı etkinlikleri iptal etmeyen ve çalışmalarına daha da hız veren MÜSİAD, dünyanın birçok ülkesinden iş insanlarını 16. MÜSİAD EXPO’da ağırlayacak.

1478512730_16-musiad_expo_basin_toplantisi_7_kasim__5_

 

“İş; Burada!” sloganıyla yatırımcılarını büyümeye ve birlikte kazanmanın ortak noktasında yer almaya davet eden 16. MÜSİAD EXPO, küresel iş ağları kurmak, global pazarlarda söz sahibi olmak, KOBİ’leri güçlendirmek ve etkin büyümeyi hızlandırmak üzere iş dünyasını buluşturacak ve B2B görüşmelerle yeni iş fırsatlarının adresi olacak.

 

“Türkiye üretmeye ve büyümeye devam ediyor”

16. MÜSİAD EXPO’nun tanıtım toplantısında konuşan MÜSİAD Genel Başkanı Nail Olpak, 15 Temmuz sürecini milletin iradesiyle atlatan Türkiye’nin normalleşmeye başladığını ve artık üretmeye ve büyümeye odaklandığını söyledi. Olpak, MÜSİAD EXPO’nun 100’ü aşkın ülkeden yaklaşık 7 bini yabancı olmak üzere toplamda 200 bin civarında ziyaretçi ağırlamayı beklediğini ve fuarın yabancı iş insanlarına Türkiye’de işlerin normalleştiğini göstermek için iyi bir fırsat olacağını ifade etti.

 

Olpak şunları kaydetti:

“Yurtiçinde 86, yurtdışında 170 noktada binlerce üyeyi, on binlerce üye işletmeyi temsil eden MÜSİAD olarak, Türkiye’nin her alanda büyümesi ve kalkınması için çalışmaya devam ediyoruz. Ülkemizle diğer ülkeler arasındaki ekonomik ilişkileri geliştirerek ticaret hacmini artırırken, aynı zamanda üyelerimize yepyeni yatırım olanakları sunuyor ve onları bölgesel ve küresel fırsatlarla buluşturuyoruz. Dünyanın birçok ülkesinden profesyonel ziyaretçileri ağırlayan ve bölgenin en kapsamlı ticaret fuarı olan MÜSİAD EXPO, bu yıl 9-12 Kasım tarihlerinde CNR EXPO’da toplam 8 holde, MÜSİAD üyesi yerli ve yabancı toplam 700 şirkete ev sahipliği yapacak.

 

“MÜSİAD EXPO yoğun ilgi görüyor”

Fuarın bu yıl da 8 holde düzenlenmesi önemli bir detay. Ülkemizle ilgili olumsuz algı operasyonlarının yürütüldüğü, birtakım organizasyonların kasıtlı olarak iptal edildiği bir ortamda, MÜSİAD EXPO’nun CNR Fuar Merkezi’nin 8 holünün tümünü kapsaması, ne katılımcı ne de ziyaretçi olarak kimsenin iptal talebinde bulunmaması MÜSİAD farkının önemli bir sonucudur. Fuarda bu yıl çevre ve yapı malzemeleri, inşaat, tekstil, otomotiv, makine, mobilya, gıda, bilgi teknolojileri ve savunma sanayi gibi birçok farklı sektör ziyaretçilerle buluşacak. Sayın Cumhurbaşkanımızın katılımıyla açılacak fuarımızda, 20. Uluslararası İş Forumu da, Başbakan Yardımcımız Mehmet Şimşek’in katılımıyla gerçekleşecek. Savunma ve Havacılık sektörüne özel olarak düzenlediğimiz High Tech Port’un üçüncüsü de fuar alanında 4. holde yerini alacak.

MÜSİAD EXPO’da bu yıl alım heyeti programımızın kapsamını genişleterek, 53 hedef ülkeden profesyonel alıcıları, MÜSİAD davetlisi olarak ağırlayacağız. Ekonomi Bakanlığımızın desteğiyle yürüttüğümüz alım heyetleri programında, söz konusu ülkelerin Ticaret Müşavirlikleri ile işbirlikleri yaparak alım potansiyeli yüksek işadamlarının Türkiye’ye davet edilmesi konusunda çalışmalar yürüttük. Bu sene; Körfez ve Ortadoğu’dan Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Irak, İran ve Lübnan; Asya’dan Malezya, Endonezya, Azerbaycan, Türkmenistan; Afrika’dan Etiyopya, Nijerya, Nijer, Fildişi, Güney Afrika; Kuzey Afrika’dan, Sudan, Mısır, Fas, Cezayir, Tunus ve son gelişmelerle Rusya başta olmak üzere hedef olarak belirlemiş olduğumuz ülkelerden alım potansiyeli yüksek işadamlarını Türkiye’ye davet ettik.

 

“Satın almacılar buluşuyor”

MÜSİAD EXPO, firmaların sadece ürünlerini sergileyerek tanıtımlarını yaptıkları bir platform olmaktan öte, yurtdışı alım heyetleri ile ikili iş görüşmeleri, ülke sunumları, ülke raporları ve iş forumları ile ticaretin arttırılması ve geliştirilmesine yönelik ayrıcalıklı bir ortam oluşturuyor. Bu sene yenilik olarak “Satın Almacılar Buluşuyor” başlığıyla, MÜSİAD üyesi olan ve olmayan 200’ün üzerinde seçkin satın almacıyı bir araya getireceğiz.”

 

15 Temmuz Sergisi “Tevekkül” MÜSİAD EXPO’da

Her fuarda farklı sergiler de düzenleyen MÜSİAD, bu yıl “15 Temmuz” temalı sergide hain darbe girişiminde yaşananları farklı bir sunumla gözler önüne serecek ve o gecenin hikayesi sergilenecek.

 

“Afrika Evi ve El Sanatları Sergisi” de MÜSİAD EXPO’da

Fuarda ayrıca, Emine Erdoğan Hanımefendinin himayeleri, Dışişleri Bakanlığı, THY, TİKA, Altındağ Belediyesi ile birlikte düzenlenen ve işletmesini MÜSİAD’ın yaptığı ve satılan ürünlerden elde edilen kârın, yine o ülkelere gönderildiği “Afrika El Sanatları Pazarı ve Kültür Evi”nin yer aldığı özel bir bölüm de yer alıyor.

 1478512707_16-musiad_expo_basin_toplantisi_7_kasim__2_

20. IBF (Uluslararası İş Forumu)

Müslüman işadamları arasında global iş ağı kurulması amacıyla yola çıkılarak kurulan IBF-International Business Forum, 22 ülkeden işadamları dernekleri başkanlarından oluşan bir icra kurulu (BOG) tarafından yönetiliyor ve güvenilir küresel bir iş ağı sunuyor.

 

Yılda bir kere yapılan kongre ve beraberindeki ticari faaliyetlerle bir araya gelinen uluslararası iş platformunun 20’cisi16. MÜSİAD EXPO ile eş zamanlı olarak 10 Kasım 2016 tarihlerinde WoW Hotel’de gerçekleşecek.

 

Başkanlığını T.C. Cumhurbaşkanı’nın yürüttüğü ve T.C. Kalkınma Bakanlığınca koordine edilen İslam İşbirliği Teşkilatı, Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi’nin 2006 yılından bu yana “Resmi İş Forumu” olan IBF’nin, bu yılki ana oturum konusu “İnovasyon Ekonomisi ve Yatırım Ekosistemi” olarak belirlendi.

 

Açılış konuşmalarını MÜSİAD Genel Başkanı Nail Olpak, IBF Başkanı Erol Yarar, Katar, Ekonomi ve Ticaret Bakanı Sheikh Ahmed bin Jassim Al Thani ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in yapacağı IBF’te, şirket ve girişimcilere inovasyon ve girişim merkezli dinamik ekosistemin içinde nasıl bulunacağı ve nasıl fayda sağlayacağı noktasında farkındalık sağlanması amaçlanıyor.

 

Üç oturumda gerçekleşecek forumun açılış konusu, Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in ana konuşmacı olduğu “Türkiye’nin dirençli ekonomisinin arkasındaki başarı ve Türkiye’deki yatırım fırsatları” olacak. Ana oturuma ek olarak üç oturum başlığı da, inovasyon ekonomisi ve yatırım ekosisteminin kurulması için gerekli olan fon, pazar başarısı ve regülasyonların önemini vurgulayan konuları kapsıyor. Yatırım almak için “Nasıl yatırım alınır ve işinizi nasıl büyütürsünüz?”, satış başarısı için “Teknolojinin Ticarileştirilmesi ve Pazar Başarısı” ve son olarak verimli bir girişim ekosistemi için paydaşların görevlerini konu alan “Girişimcilik ekosistemini nasıl inşa ederiz?” başlıklı oturumlarından oluşuyor.

 

3. High Tech Port

MÜSİAD’ın Türkiye’nin Orta Gelir Tuzağından kurtulması için ortaya koyduğu bir vizyon projesi olarak dikkat çeken High Tech Port’un üçüncüsü, T.C. Cumhurbaşkanı’nın katılımı, T.C Savunma Bakanlığı’nın destek ve katılımı, T.C. Savunma Sanayi Müsteşarlığı’nın ortaklığı ve sanayicilerin destekleriyle 9-12 Kasım tarihlerinde 16. MÜSİAD EXPO fuarı içinde CNR EXPO’da 4. holde düzenlenecek.

 

Bu yıl 20’den fazla ülkenin savunma bakanı, kuvvet komutanı, havayolu şirketleri ile Türkiye’nin ileri teknoloji üreten firmalarının katılacağı fuarda, Türkiye’nin milli tankı Altay’ın prototipi de Otokar tarafından sergilenecek. Savunma ve havacılık sektörü firmalarının ürün lansmanlarına sahne olacak fuarda, iş geliştirme görüşmeleri yapılacak, odak ve hedef pazarlara sıcak ulaşım ile uluslararası rekabet avantajları sunulacak.

 

Türkiye gemisinin istikametini işaret eden bir gelecek pusulası olarak nitelendirilen High Tech Port projesiyle, Türkiye’nin teknolojik ürünleri dünya pazarları için görücüye çıkarılırken, Türkiye’nin ileri teknoloji üreten firmalarının ve hedef pazarların bir araya getirilmesi, bu anlamda Türkiye’ye savunma ve havacılık alanında önemli kazanımlar oluşturulması amaçlanıyor.

 

2017’nin Dijital Trendleri Neler Olacak?

Online Marketing Business Content Strategy Target Concept
Online Marketing Business Content Strategy Target Concept
2017 yılında dijital alanda öne çıkacak trendler açıklandı. Trendlerle ilgili bilgi veren Ajans Dijital Kalem Başkanı Özkan Özbey, mecraların farklılaşmasına ve çeşitlenmesine rağmen, içeriğin her zaman kral olarak kalmaya devam edeceğini ifade ederek, özellikle video tabanlı içeriklerin 2017 yılında hızla yükselmeye devam edeceğini belirtti. Özbey, tüm dünyada mobil kullanımının hızla artmasının, yaklaşık 2 milyar insanın aktif olarak kullandığı sosyal medya ağlarının çoğalmasının, nesnelerin interneti ve yapay zeka gibi teknolojilerdeki büyük yükselişin, 2017 yılında dijital alandaki pazarlama uygulamalarının önemini daha da artıracağının altını çizdi.

2017 yılına damgasını vurması beklenen dijital trendler:

Live streaming videolar

İçerik her zaman kraldı ancak şimdi videolu içerikler daha da bir kral. Tüm sosyal medya platformlarının “live streaming” destekli bir altyapıya dönmeleri ile birlikte “izle ve geç” kavramı bu alanda iyice oturmaya başlayacak. Facebook’un ardından Twitter’ın da video içeriklerine dair düzenlemeleri, kullanıcıların ve bu alana ilgi duyan markaların daha sık şekilde video paylaşmalarını sağlayacak.

Sosyal medyada süreli içerik zamanı

Kullanıcıların birebir olarak yönlendirdikleri ve arşivlenen içeriklerle dolu bir sosyal medya ağlarını artık unutmanın vakti geldi. Periscope ile başlayan ve Snapchat gibi uygulamalarla devam eden kısa süreli içerik kavramı, sosyal medyaya yön vermeye devam ediyor. Paylaşılan içeriklerin belirli bir süre ile yayında kalması, markaların da stratejilerini bu hızlı tüketim çağına göre düzenlemesini gerektiriyor. Facebook’un canlı yayınları, Instagram Stories gibi uygulamalar “hızlı ve sonlu içerik” kavramını destekliyor.

Sanal gerçeklik deneyimi

Pazarlama uzmanları uzun zamandır, hedef kitleleri ile nasıl empati kuracaklarını ve onların davranış biçimlerini nasıl daha iyi anlayacaklarını bulmaya çalışıyorlar. Son dönemde teknolojisi iyiden iyiye artan sanal gerçeklik, bu alanda yepyeni bir yol açmış gibi duruyor. Müşteriye sunulacak deneyimin önceden görülmesi ve hissedilmesi ile birçok kurum müşteri ile daha sıkı bağlar kurma yoluna gidecek. Pazarlamacılar, müşteri deneyiminin en uç noktaya çıkarıldığı sanal gerçeklik ile yepyeni bir mecra ile daha yakından tanışmaya hazırlanıyorlar.

Yeni reklam mecrası; Mesajlaşma Aplikasyonları

MIRC ile başlayan mesajlaşma geleneği, son dönemde Whatsapp ile hızla yükselişini sürdürüyor. Facebook’un Mobil Messenger’ı, Snapchat, WeChat gibi uygulamalar artan mobil kullanımıyla birlikte her geçen gün yaygınlaşmaya devam ediyor. 2017 yılında bu uygulamaların sayısının ve içerisindeki reklam alanlarının artması bekleniyor. Mobil uygulamaların artması ile birlikte hızla yükselecek kullanıcı sayısı da şimdiden medya satın almacıların iştahını kabartıyor. Yakın zaman önce Snapchat’te reklam döneminin başlaması, Whatsapp’in paralı ilanlara olan bakış açısını biraz yumuşatması bu trendin göstergeleri.

Bulut servisleri üzerinde pazarlama

Bulut uygulamaları 2016 yılına damgasını vurdu. Birçok kurum pazarlama, satış, lojistik, insan kaynakları gibi faaliyetleri bulut uygulamaları ile yönetmeye başladı. Üstelik sadece kurumlar değil, akıllı telefonlardaki geniş bant internet kullanımının artması, bu alan üzerinde yapılabilecek pazarlama çalışmaları için de ışık tutuyor. Bir adım ileriye giden uzmanlar, yapay zeka ile bulut servislerini üzerinde neler yapılabileceği üzerinde çalışmalar yapıyorlar.

Fijital pazarlama

Dünya’da bu süreç yaklaşık beş sene önce başlamış olsa da Türkiye’de fijital kavramının geçmişi henüz çok yeni. Yaklaşık 2 senedir Türkiye’de konuşulan fijital kavramı, tüketici ve marka arasında oluşan ekosistem içerisinde fiziksel ve dijital pazarlama dünyalarının bir araya gelmesinden oluşuyor. Fijital kavramı, fiziksel ile dijital deneyimleri harmanlayarak tüketiciye en doğru yoldan ve ölçümlenebilir şekilde ulaşılmasını sağlayacak yöntemlerden biri olacak.

TÜRKİYE GAZ TİCARET PLATFORMU İÇİN DÜĞMEYE BASTI.

gaz ticaretiEIF 2016 9. Uluslararası Enerji Kongresi ve Fuarı enerji sektörü üst düzey şirket yöneticilerini, karar alıcıları, enerji sektörü kanaat önderlerini, sivil toplum kuruluşları yöneticilerini, akademisyenleri ve düzenleyici kuruluşları bir araya getiriyor. Dünya Enerji Koridorlarında yer alan Türkiye’nin ileriye yönelik gelişme sürecine sağlayacağı katkıların açıklandığı açılışın ardından yoğun katılım ile sektör liderleri bir araya geldi. Açılışta konuşma yapan T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Müsteşarı Fatih Dönmez Türkiye’nin gaz ticaret platformu için düğmeye bastığını açıkladı…

Kongre ve fuarın açılışını; TBMM Enerji Komisyonu Başkanı Sayın Ziya Altunyaldız, TC Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Müsteşarı Sayın Fatih Dönmez, Türkiye Petrolleri Genel Müdürü Sayın Besim Şişman ve Global Enerji Derneği – EIF Yürütme Kurulu Başkanı Sayın Av.Çiğdem Şelli Dilek gerçekleştirdi.

ORTA DÜZEYDEN KURTULMAK İÇİN “YEKA MODELİ ÖNEMLİ”

TC Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Müsteşarı Fatih Dönmez: Ülkemizin daha hızlı büyümesi için birkaç hususa dikkat etmeliyiz. Tüketim kadar üretebiliyor olmalıyız. Özel sektör hem içerde hem dışarda daha aktif olmalı. Enerji dünyası uzun dönemli değişime girdi. Daha çok istihdam daha düşük cari açık söz konusu. Yerli kaynaklar ve yerli teknolojiler önceliğimiz. Bu noktada YEKA Modeli çok önemli. Türkiye’de YEKA Modeli orta gelir düzeyinden kurtulması için çok önemli. Teknoloji entegreli enerji yatırımları önceliğimiz. Kömür kalkınmada bir basamak kendi kaynağımız. Rüzgar da . Doğalgazda da son 10 yılda en hareketli döneme girdik. Türkiye gaz ticaret platformu için düğmeye bastı. 2017de bu platform hazır olacak. Botaş ticareti bölgesel de oyuncu olacak. Dünya enerji sektöründe sarsılmayan taş kalmadı. Pazarı büyütüp teknolojik lider olmak için çalışmalıyız.

OECD’DE 1. OLDUK

TBMM Enerji Komisyonu Başkanı Ziya Altunyaldız: Uluslararası enerji ajansı yakın zamanda bir rapor açıkladı. 2017de enerji yatırımlarında düşme beklendiğini dile getirdi. Türkiye enerji bağımlısı bir ülke. Yeni politikalar belirleniyor. Reel politiği kazandırma ve dönüştürme çalışmaları yapılıyor. Enerjide son 13 yılda tüketim 2.5 arttı. OECD içinde 1. Olduk. Dünyada Çin’den sonra 2.olduk. Yenilenebilir enerjiye öncelik vermek zorundayız. Nükleer uzun dönem tartışılmasına rağmen özellikle Paris’ten sonra olmazsa olmaz oldu bizim için. Enerji arz güvenliği de bir o kadar önemli. Küresel enerjinin kuralları belirlenirken Türkiye Cumhuriyeti adımlarını doğru atmalı. Dönüşüme hızlı ayak uydurabilmeli. Yerli ekipmanlarla yatırımların gerçekleşmesi için çalışıyoruz. Küresel enerji akımının merkezi olma yolunda hızla ilerliyoruz” dedi.

Türkiye Petrolleri Genel Müdürü Besim Şişman: Türkiye Petrolleri olarak petrol ve gaz potansiyelini ortaya çıkarmak en önemli misyonumuz. Dünyada kaynaklar üzerinden savaş var. Enerji savaşın sebebi değil aracı. Enerjiye hükmeden savaşı kazanıyor. Enerji kaynaklarına sahip olma konusunda agresif olmalıyız. Petrol fiyatları ciddi anlamda sıkıntı yaratıyor. Yenilenebilir konusunda çok güzel adımlar atılıyor. Keşke rüzgarla güneşle sorunları çözsek de bizlere de gerek kalmasa.

Global Enerji Derneği Başkanı Av. Çiğdem Şelli Dilek: “Büyüyen Türkiye hamlesinde büyük önem taşıyan enerji, yapılan son çalışmalarla birlikte dışa bağımlılıktan kurtuluyor. Enerjinin özel sektöre açılmasın ardından gelişen yenilenebilen enerji üretimi, muasır medeniyetlerin kullandığı nükleer enerji yatırımları ile Türkiye enerji alanında kendi kendine yetebilen ülke konumuna geliyor. Bu yıl 9.su düzenlenecek olan EIF Enerji Kongresi ve Fuarı ve paralelinde gerçekleştirilecek olan Petrol ve Gaz Kongresi ve Fuarı uluslararası sektör liderlerini misafir ederek hem dünya piyasası hakkında bilgi verecek hem de yeni iş birliklerinin ve ticaret alanlarının kapısını aralayacak” dedi.

SAVUNMA SANAYİNDE PERFORMANSA DAYALI LOJİSTİK YÖNETİMİ

savunmaGünümüzde pek çok gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde global ekonomik krizlerin de etkisiyle 2010 yılı ve sonrasında ülkelerin savunmaya ayrılan bütçelerinde kısıtlamalar göze çarpıyor. Bu durum, savunma sektöründe sürdürülebilir ve maliyet etkin çözümlerin geliştirilmesini zorunlu kılıyor. Çözüm arayışları, silah sistemlerinin toplam ömür devri maliyetinin yaklaşık yüzde 70’lik bölümünün gerçekleştiği işletme-idame safhasına odaklanıyor. Bu kapsamda farklı yaklaşım ve yöntemler denenerek, sürdürülebilir ve maliyet etkin çözümün Performansa Dayalı Lojistik (PDL) yaklaşımı ile bulunabileceği tespit edilmiş. ABD başta olmak üzere özellikle gelişmiş ülkelerde uygulanan PDL yaklaşımı dünyada da giderek yaygınlaşmaya başladı.

Performansa Dayalı Lojistik – PDL Sistemi Nedir?

PDL; karmaşık bir savunma sisteminin işletme-idamesine yönelik olarak belirlenen maliyet ve etkinlik hedeflerinin elde edilebilmesi için, kamu-özel sektör imkân ve kabiliyetlerinin bir araya getirilerek tasarlanan ve uygun bir teşvik mekanizması ile hayata geçirilen bütünleşik lojistik stratejisi olarak tanımlanabilir.

Türk Savunma Sanayi’nde temelleri 1990’lı yıllara dayanan PDL yaklaşımına,Savunma Sanayi Müsteşarlığı (SSM) öncülüğünde son dönemdeki Pilot PDL uygulamalarıyla başlandı.

PDL ile lojistik gecikmeler yüzde 70 oranında iyileşiyor…

PDL yaklaşımı, ABD ve İngiltere’de savunma sektöründe yaygın olarak kullanılıyor. Bunun yanı sıra, Türkiye ile birlikte Kanada, Avustralya, Almanya, Fransa, Güney Afrika ve Japonya’da savunma sistemlerinin tedarik ve işletme-idamesinde belirli seviyelerde PDL uygulanıyor. Raporda, PDL yaklaşımı sayesinde ülkelerin sistemlerinde göreve hazırlık seviyelerinde ortalama yüzde 20-40 oranında iyileşme, toplam ömür maliyetlerinde ortalama yüzde 15-20 oranında bir düşüş, sistemlerin faal olarak çalışma sürelerinde ortalama yüzde 40’lık bir artış, lojistik gecikme zamanlarında ise yaklaşık yüzde 70 oranında bir iyileşme meydana geldiği tespit edilmiş.

PDL; ulaştırma, sağlık ve enerjide kullanılabilir

STM’nin raporunda ayrıca; savunma sanayinin yanı sıra karmaşık sistemlerin kullanıldığı başta güvenlik olmak üzere enerji, ulaştırma ve sağlık sektörlerinde de PDL yaklaşımı ile tedarik ve işletme-idame süreçlerinin modellenebileceği öngörülüyor.