Adana Ekonomisi “Eko Anadolu”da NTV “Eko Anadolu”, Aykan Otomotiv’in Ev Sahipliğinde Gerçekleşti

Adana ekonomisinin dünü, bugünü ve geleceği, İsotlar grup bünyesinde Aykan Otomotiv’in ev sahipliğinde, Adana Ticaret Odası (ATO) Başkanı Atila Menevşe ve Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi (AOSB) Başkanı Bekir Sütcü’nün katılımıyla gerçekleşen panelde masaya yatırıldı.

Türkiye’yi il il gezen NTV’nin paneller dizisi Eko Anadolu, otomotiv sektörünün güçlü firmalarından Aykan’ın ev sahipliğinde, Volkswagen İncirlik tesisinde gerçekleşti.

Moderatörlüğünü Doğuş Yayın Grubu Ekonomi Grup Başkanı Servet Yıldırım’ın yaptığı, NTV Ekonomi Danışmanı Mahfi Eğilmez ve Gazeteci-Yazar Güngör Uras’ın da yorumlarıyla katkı sunduğu programı, Adana’nın önde gelen STK yönetim kurulu ve üyeleri, Çukurova ve Bilim Teknik Üniversitesi Ekonomi bölümü öğrencileri ve öğretim görevlileri ve Aykan Otomotiv müşterileri izledi. Panel öncesinde konuklara arp ile yöresel ve tasavvufi ezgileri yeniden düzenleyen “ArpAnatolia” grubunun müzik dinletisi sunuldu.

Panel öncesi konuşma yapan Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü, Adana’nın böylesine güzel bir programa ev sahipliği yapmasından dolayı büyük mutluluk duyduğunu belirtti.

“Dünyanın küreselleştiği bir dönemde, yaşadığımız yerde tek başımıza değiliz” diyen Sözlü, son dönemde bulunduğumuz coğrafyada yaşanan olaylardan bölge ekonomisinin, Doğu Akdeniz’den Güneydoğu Anadolu’ya kadar oldukça etkilendiğini ifade etti.

1476772238_cnk_9371

“ADANA’NIN GÜÇLÜ BİR HİKAYESİ VAR”

Daha sonra panele geçilirken, panelin moderatörü Doğuş Yayın Grubu Ekonomi Grup Başkanı Servet Yıldırım, Adana’nın güçlü bir hikayesi olduğunu söyledi. Adana’nın, Türkiye’de sanayileşmenin başladığı yer olarak bilindiğine dikkati çeken Yıldırım, “Adana, Türkiye’ye sanayici ihraç eden bir yerdi. Şöyle baktığımız zaman 100 yıl önce sanayinin temellerinin atıldığı bir yer Adana. Aynı zamanda gelişmiş bir tarımı var. Bölgesel önemi var, yani Adana’da güçlü birçok hikâye var. Buna rağmen algı, Adana’nın son yıllarda bu eski lider pozisyonundan biraz geride kaldığı ve güç kaybettiği şeklinde” dedi.

“DÜNYANIN YILLIK GELİRİ 15 YILDA İKİYE KATLANDI”

Türkiye ve dünya ekonomisi üzerine açıklamalarda bulunan NTV Ekonomi Danışmanı Mahfi Eğilmez de, dünyanın ekonomik görünümünün son 15 yılda değişmeye başladığını söyledi. Eğilmez, şöyle devam etti: “1999 yılında dünyanın gayri safi yurt içi hasılası, yani bütün dünyanın 1 yıl içinde yaratabildiği gelir toplamı 32,5 trilyon dolardı. Bugün 75 trilyon dolara geldik. Yani milattan itibaren hesaplarsak dünya 1999’a kadar yıllık olarak üretebildiğini, ondan sonraki 15 yılda ikiye katladı. Dünyada birçok şey değişti. Bu yapı değişirken, gelişme yolundaki ülkelerin gayri safi yurt içi hasılası arttı. En büyük değişiklik ABD ve Çin arasında oldu. ABD’nin 1999 yılındaki payı yarı yarıya düşerken, Çin’in payı iki misli arttı. Dolayısıyla Amerika’nın yarattığı boşluğu Çin aşağı yukarı doldurmaya başladı. Dünyada böyle bir görünümde değişme var. Fakat bu değişim olurken bütün dünya inanılmaz şekilde borçlu hale geldi. Bugün 152 trilyon dolar borçtan söz ediyoruz. Aşağı yukarı 1 yılda yaratılan gelirin iki katı borçlu dünya ülkeleri. Herkes etrafa aldırmadan bol borçlanarak hızlı bir büyüme temposu yakaladı ve büyüdü. Türkiye de büyüdü bütün dünya ile birlikte. Ama Allah’tan Türkiye o kadar fazla borçlanmadı. Şimdi artık büyümeden vazgeçip borçları ödeme zamanı geldi. Bütün dünya borçlarını ödemek durumunda, çünkü sonsuza kadar borçlanmaya imkân yok.”

“ADANA’NIN SANAYİSİNDE ÇEŞİTLENME VAR”

Gazeteci-Yazar Güngör Uras ise, 1950’lerde ilk sanayileşme başladığı zaman Adana’da sanayinin pamuk ve pamuğa dayalı sanayi üretiminden ibaret olduğunu ifade ederek, “Halbuki bugün bir çeşitlenme var. OSB’de bulunan sanayi kuruluşlarının şöyle bir listesine baktım. Gıda sanayinde, kimya sanayinde, metal imalat sanayinde, mobilya sanayinde, giyim sanayinde, yani çok sayıda farklılık var, çeşitlilik var. Bir başka nokta daha var. Bütün dünyada sanayiyi tarım sektöründen gelen kaynaklar beslemiş. Bu Adana’da hala mevcut” diye konuştu.

Adana’nın Türkiye’de tarım üretimindeki toplam payının hala yüzde 8 oranında oluduna işaret eden Uras, şunları söyledi:

“Adana, Türkiye’nin toplam tarımsal üretiminden yüzde 8 pay alıyor. Buna mukabil sanayi üretiminde payı yüzde 1,2 oranında. Demek ki hala tarımsal potansiyel Adana’da sanayileşmeyi, imalat sanayiyi besleyecek bir güce sahip. 2 milyonluk Adana’da 450 bin çalışan var. 450 bin aktif çalışan. Her ay maaş alıyor bunlar. Sonra baktım sosyal güvenlik kapsamında maaş alanlar 300 bin kişi. Ekleyin birbirine 750 bin kişi. Yani 2 milyon nüfusun 750 bininin her ay eline devletten veya çalıştığı iş yerinden para geliyor.”

“ADANA’NIN İHRACATI OLMASI GEREKEN YERDE DEĞİL”

Adana Ticaret Odası Başkanı Atila Menevşe de, Adana’nın güç kaybettiği söylemini kabul etmediklerini belirtti. Menevşe, “Eğer Adana bir zamanlar sanayi şehri olarak anılıyorsa, sanayinin ilk burada inkişaf ettiği düşünülüyorsa, sanayide çok gerilerde saymıyoruz kendimizi. Şehirlerin milli gelirlerini ölçen bir metot birkaç ay önce ifade edildi. Burada Türkiye’deki şehir sıralamasında 6. sırada olduğu ifade ediliyor. Milli gelirde neredeyiz, üretimde neredeyiz bu önemli” şeklinde konuştu.

“Adana maalesef ihracatı beceremiyor” diyen Menevşe, şunları kaydetti:

“İhracatta Adana’nın potansiyeline göre çok gerilerdeyiz. Adana’nın Türkiye ekonomisindeki payı, milli gelirden aldığı pay yüzde 3’ün biraz üstünde. İhracata bakıyoruz yüzde 1,2 gibi yani ihracatta olması gereken yerde değil. Şu anda 1,7 milyar dolar civarında yıllık ihracatı görünüyor. Geçmişte 2 milyar doları yakalaşmıştık ama bir Gaziantep örneğini görürseniz; orada 6,5 milyar dolara göre çok gerilerdeyiz. Adana’da, ihracat yapmanın, talep yaratmanın kendilerine sağlayacağı faydaları değerlendirememe gibi bir durum var.”

“ADANA EKONOMİSİ KESİNLİKLE GERİ GİTMİYOR”

AOSB Başkanı Bekir Sütcü ise, Adana’nın kesinlikle geri gitmediğine vurgu yaparak, “Adana olması gereken yerde mi? Ya da Adana büyümesi gereken o hamleyi yapabiliyor mu? Ona bakmak lazım. Bir kere kesinlikle geri gitmiyor. Neden geri gitmiyor? Elimizde veriler var. Adana’da zamanında 3 bin, 5 bin kişinin çalıştığı çok büyük fabrikalarımız vardı. Bu fabrikalarımız o sebepten, bu sebepten dolayı 80’li yıllarda bir durgunluğa itilmiş. Adana, 90’lı yıllardan sonra bir kalkınma hamlesi yapmış durumda. Niye? AOSB’nin yapılanmasıyla, gelişmesiyle beraber” ifadelerini kullandı.

ADANA YONCA GİBİ

Adana’yı yoncaya benzeten Sütcü, “Yonca güzel serpilir, çok büyük bir şekilde büyür ve biçilir. Çok büyüyüp serpilen Adana’mız yonca gibi ilk ağızda biçilmiş. Ondan sonra tekrar suyu vermeyle ikinci ağız dediğimiz bir şekilde gelişmekte olan bir şehir. Bunların örneklerinden birisi organize sanayi bölgemizde sadece 450 firma var. Belki Adana’mızda daha önceki yıllardaki gibi 3 tane 5 tane 5 bin 10 bin işçinin çalıştığı fabrikalar yok ama binlerce işçi çalıştıran organize sanayi bölgemizde onlarca fabrikamız var. Şehrimizin içinde fabrikalarımız var. Peki problem ne? Adana’mızın sosyal ve ekonomik durumuna baktığımızda, hali vakti iyi olan, çok güzel paraları olan, imkânları olan sanayicilerimiz, işadamlarımız göç etmiş. Tüm varlıkları gitmiş. Nereye gitmiş, başta İstanbul ve Ankara’ya gitmiş. Peki kimler gelmiş Adana’mıza. Vasıfsız göç, işsiz güçsüz insanlar gelmiş” diye konuştu.

Adana’nın fakir memleketi olduğunu ve bu yüzden sürekli göç aldığını belirten AOSB Başkanı Bekir Sütcü, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bu vasıfsız göçü nasıl ekonomiye ve sanayiye kazandırırız onu düşünmemiz lazım. Bir de Adana’daki para sahibi insanlar neden dışarı gidiyor, bunu hep beraber Adana’mızın yerel yönetimleriyle beraber, devlet büyüklerimizle beraber incelememiz lazım diye düşünüyorum.”

Yatırım Teşvik Sisteminde Neler Değişti?

Yatırım teşvik sisteminde yapılan son değişiklikler neler getiriyor?

yatirim
05.10.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, “Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar” ile 2012/3305 sayılı Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar’da önemli değişiklikler yapıldı.
Bu bültenimizde konu özelinde teşvik uygulamasında yapılan değişikliklere ilişkin açıklamalarda bulunulacaktır.

  1. Bölgesel Teşvik Uygulamaları İçin de Yerel Birimlere Başvuru Artık Mümkün

Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Bakanlar Kurulu Kararı gereğince oluşturulan teşvik sistemi; genel, bölgesel, büyük ölçekli ve stratejik yatırımların teşviki uygulamalarından oluşmakta ve bunların her biri farklı teşvik ve destek unsurları içermektedir.
Yapılan değişiklikle genel teşvik uygulamalarına ilaveten bölgesel teşvik uygulamaları için de sabit yatırım tutarı on milyon Türk Lirasını aşmayan ve tebliğle belirlenecek yatırımlar için yatırımcının tercihine bağlı olarak yatırımın yapılacağı yerdeki yerel birimlere de müracaat edilebilme olanağı getirilmiştir.

  1. Sigorta Primi İşveren Hissesi Desteğinin Uygulama Süresinde Değişiklik

Bilindiği üzere büyük ölçekli yatırımlar, stratejik yatırımlar ve bölgesel teşvik uygulamaları kapsamında desteklenen yatırımlardan, tamamlama vizesi yapılmış teşvik belgesinde kayıtlı istihdamı aşmamak kaydıyla;

a) Komple yeni yatırımlarda, teşvik belgesi kapsamında gerçekleşen yatırımla sağlanan, b) Diğer yatırım cinslerinde, yatırımın tamamlanmasını müteakip, yatırıma başlama tarihinden önceki son altı aylık dönemde Sosyal Güvenlik Kurumuna verilen aylık prim ve hizmet belgesinde bildirilen ortalama işçi sayısına teşvik belgesi kapsamında gerçekleşen yatırımla ilave edilen, istihdam için ödenmesi gereken sigorta primi işveren hissesinin asgari ücrete tekabül eden kısmı Bakanlık bütçesinden karşılanır

Büyük ölçekli yatırımlar ile bölgesel teşvik uygulamaları kapsamında desteklenen yatırımlarda sigorta primi işveren hissesi desteğinin uygulama süresi olarak 31.12.2016 tarihi dahil bu tarihe kadar başlanılan yatırımlar ile 01.01.2017 tarihinden itibaren başlanılan yatırımlar için var olan süre ayrımı kaldırılarak, söz konusu destek için aşağıdaki gibi tek süre belirlenmiştir.

Bölgeler Uygulama Süresi (Yıl)
1 2
2 3
3 5
4 6
5 7
6 10
  1. İndirimli Kurumlar Vergisi Artık Daha Avantajlı

Daha yüksek indirim oranlarından yararlanmak için yıl sonuna kadar yatırıma başlama şartı kalktı
Kararda yapılan değişiklikle, büyük ölçekli yatırımlar ile bölgesel teşvik uygulamaları kapsamında gerçekleştirilecek yatırımlarda, düzenlenecek teşvik belgeleri kapsamında 31/12/2016 tarihine kadar (bu tarih dahil) yatırıma başlanılmış olması halinde uygulanacağı belirtilen avantajlı indirim ve yatırıma katkı oranları, indirimli gelir ve kurumlar vergisi uygulamasında tarih ayırımı gözetilmeksizin uygulanır hale gelmiş olup, aşağıdaki gibidir:

Teşvik Uygulamaları
Bölgeler Bölgesel Büyük Ölçekli
Yatırıma katkı oranı (%) KV/GV indirim oranı Yatırıma katkı oranı (%) KV/GV indirim oranı
1 15 50 25 50
2 20 55 30 0,55
3 25 60 35 60
4 30 70 40 70
5 40 80 50 80
6 50 90 60 90

Yatırım döneminde diğer faaliyetlerden elde edilen kazançlara uygulanacak indirim oranlarında bölge ayrımı kalktı ve oran yükseltildi
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 32/A maddesinde şartları belirlenen indirimli kurumlar vergisi uygulamasına göre genel kural olarak, Ekonomi Bakanlığı tarafından teşvik belgesine bağlanan yatırımlardan elde edilen kazançlar, yatırımın kısmen veya tamamen işletilmesine başlanılan hesap döneminden itibaren, yatırıma katkı tutarına ulaşıncaya kadar indirimli oranlar üzerinden kurumlar vergisine tabi tutulmaktadır.
Yatırıma katkı tutarı, indirimli kurumlar vergisi uygulanmak suretiyle tahsilinden vazgeçilen vergi yoluyla yatırımların Devletçe karşılanacak tutarını, bu tutarın yapılan toplam yatırıma bölünmesi suretiyle bulunacak oran ise yatırıma katkı oranını ifade etmektedir.
Diğer yandan, 01.01.2013 tarihinden itibaren elde edilen kazançlara uygulanmak üzere, yatırıma başlanan tarihten itibaren hesaplanacak yatırıma katkı tutarına mahsuben, toplam yatırıma katkı tutarının %50’sini ve gerçekleştirilen yatırım harcaması tutarını geçmemek üzere; yatırım döneminde kurumun diğer faaliyetlerinden elde edilen kazançlarına indirimli kurumlar vergisi oranı uygulanabilmekte olup, oranı belirleme yetkisi Bakanlar Kurulu’nundadır.
Bakanlar Kurulu’nun yatırım döneminde diğer faaliyetlerden elde edilen kazançlara uygulanacak yatırıma katkı tutarını belirlerken daha önce büyük, bölgesel ve stratejik yatırımlar için ayrı ayrı ve bölge ayrımını esas alarak kullandığı yetkisini, önceki uygulamada yatırım döneminde 1. bölgedeki yatırım için indirim mümkün değilken, 2. bölge için yüzde 10, 3. bölge yüzde 20, 4. Bölge için yüzde 30, 5. Bölge için yüzde 50 ve 6. bölge için %80 olarak belirlenmişti, bu sefer yatırımcının lehine olacak biçimde hesaplanacak yatırıma katkı tutarının yüzde sekseni yatırım döneminde yatırımcının diğer faaliyetlerinden elde edilen kazançlarına indirimli gelir veya kurumlar vergisi uygulanması suretiyle kullanılabilecektir.

  1. Enerji Verimliliği Projesine Yönelik Yatırımlar da Öncelikli Yatırım Sayılacak

Aşağıdaki şartları sağlayan enerji verimliliği projelerine yönelik yatırımlar;

  • Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca proje onayı verilen
  • Yıllık asgari 500 ton eşdeğer petrol (TEP) enerji tüketimi olan mevcut imalat sanayi tesislerinde gerçekleştirilecek
  • Teşvik Edilmeyecek Yatırımlar arasında yer almayan
  • En az yüzde yirmi oranında enerji tasarrufu sağlayacak şekilde tasarlanan ve
  • Sağlanacak enerji tasarrufu ile yatırımın geri dönüş süresi 5 yıl ve daha az olan enerji verimliliği projesine yönelik yatırımlar

öncelikli yatırım olarak belirlenmiştir.

Buna göre yukarıda yer verilen yatırımlara da, değişik Karar’ın yayım tarihi olan 05.10.2016 tarihinden itibaren aşağıdaki destek unsurlarından faydalanacaktır:

  1. Gümrük vergisi muafiyeti
  2. KDV istisnası
  3. Vergi indirimi
  4. Sigorta primi işveren hissesi desteği
  5. Yatırım yeri tahsisi
  6. Faiz desteği
  1. Orta ve Yüksek Teknolojili Yatırım Konuları İçin Yüksek Teşvik

Orta ve yüksek teknolojili sanayi ürünleri yatırımı yapmanın cazibesi
Karar ekinde OECD’ nin teknoloji yoğunluk tanımı esas alınarak 34 kalem halinde orta-yüksek teknolojili sanayi sınıfında yer alan ürünlerin üretimine yönelik yatırım konuları belirlenmiştir. Teşvikler ancak bu yatırım konuları için geçerli olup yararlanma şartları aşağıdaki gibidir:

  • Yatırımın 1 inci, 2 nci ve 3 üncü bölgelerde gerçekleştirilmeleri halinde 4 üncü bölgede uygulanan; 4 üncü, 5 inci ve 6 ncı bölgelerde gerçekleştirilmeleri halinde ise bulunduğu bölgede uygulanan bölgesel desteklerden yararlanılacak.
  • Bu desteklerden, 1. bölgede olmasına rağmen İstanbul’da gerçekleştirilecek orta-ileri teknoloji içeren sanayi yatırımları yararlanamayacak.
  • Düzenlenecek teşvik belgeleri için asgari sabit yatırım tutarı da öngörülmektedir. Buna göre 1 inci ve 2 nci bölgelerde en az 1 milyon TL, diğer bölgelerde 500 bin TL’lik sabit yatırım yapılması gerekmektedir.

Nedir bu orta ve yüksek teknolojili yatırım konuları?
Karar ekinde 34 başlık olarak yer alan yatırım konularından öne çıkanlara aşağıda yer verilmiştir:

Orta-yüksek teknoloji yatırım konuları
Sülfit ve sülfatlar Motosiklet İmalatı
Fosfinatlar, fosfonatlar, fosfatlar ve polifosfatlar, nitratlar Kaldırma ve Taşıma Teçhizatı İmalatı
Diğer Organik Ana Kimyasal Maddelerin İmalatı Diğer Genel Amaçlı Makinelerin İmalatı
Kimyasal Gübre ve Azotlu Bileşiklerin İmalatı Tarım ve Orman Makineleri İmalatı
Sentetik Kauçuk ve Plastik Hammaddeleri İmalatı Takım Tezgahları İmalatı
Tutkal ve Jelatin İmalatı Metalurji Makineleri İmalatı
Pompa ve Kompresör İmalatı Maden, Taşocağı ve İnşaat Makineleri İmalatı
Mil Yatağı, Dişli, Dişli Takımı ve Tahrik Tertibatı İmalatı Silah ve Mühimmat İmalatı
Sanayi Fırını, Ocak ve Ocak Ateşleyicilerin İmalatı Elektrik Motoru, Jeneratör ve Transformatörlerin İmalatı
Gıda, İçecek ve Tütün İşleyen Makinelerin İmalatı Elektrik Dağıtım ve Kontrol Cihazları İmalatı
Tekstil, Giyim Eşyası ve Deri İşlemede Kullanılan Makinelerin İmalatı Motorlu Kara Taşıtları İmalatı
Demiryolu ve Tramvay Lokomotifleri ile Vagonlarının İmalatı Sakat Taşıyıcıları İmalatı

Bu yatırımlar için hangi teşvik ve destek unsurlarından yararlanılabilecek?
Karar’a göre, yatırımın 1 inci, 2 nci ve 3 üncü bölgelerde gerçekleştirilmeleri halinde 4 üncü bölgede uygulanan; 4 üncü, 5 inci ve 6 ncı bölgelerde gerçekleştirilmeleri halinde ise bulunduğu bölgede uygulanan bölgesel desteklerden yararlanılacak.

Örnek olması açısından aşağıda 1.,2. ve 3. bölgelerde yatırım yapılabilecek iller gösterilmiştir.

Bölgesel Teşviklerde İller
1. Bölge 2. Bölge 3. Bölge
Ankara Adana, Isparta Kayseri Balıkesir Manisa
Antalya Aydın Kırklareli Bilecik Mersin
Bursa Bolu Konya Burdur Samsun
Eskişehir Çanakkale Sakarya Gaziantep Trabzon
Kocaeli Denizli Yalova Karabük Uşak
Muğla Edirne Tekirdağ Karaman Zonguldak

Bu illerde gerçekleştirilecek orta-yüksek teknolojili sanayi yatırımları için aşağıda yer alan teşvik ve destek unsurlarından yararlanılabilecektir:

Yararlanılabilecek teşvikler
İthalatta gümrük vergisi muafiyeti
KDV istisnası
İndirimli Kurumlar Vergisi (% 30 yatırıma katkı oranı, % 70 oranında vergi indirimi)
Sigorta primi işveren hissesi desteği (6 yıl)
Yatırım yeri tahsisi
Faiz desteği (600.000 TL’ye kadar)

Ayrıca bültenimizin 3 numaralı bölümünde de belirtildiği üzere, orta- yüksek teknolojili sanayi yatırımları yapan yatırımcılar tüm bu teşvik unsurlarına ilave olarak, yatırım henüz faaliyete geçmeden önce diğer kazançlarının bulunması halinde; bu kazançları üzerinden de söz konusu yatırım nedeniyle alınmayacak vergi tutarının % 80’i oranında vergi alınmaması yoluyla da ilave olarak desteklenecektir.

Yukarıda örnek ve açıklamalarına yer verilen 2012/3305 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nın tam metnine www.ekonomi.gov.tr internet sitesinden ulaşabilirsiniz.

Saygılarımızla,

Güneri Gözüaçık
Vergi ve Mali Hukuk Hizmetleri Ortak, Yeminli Mali Müşavir
.

İnşaat Malzemeleri Sanayi Endeksleri Eylül Ayı Sonuçları Açıklandı

insaatmalzemeleri
Uzun bayram tatili endeksi olumsuz etkilendi

İnşaat Malzemeleri Sanayi Bileşik Endeksi’nde Eylül ayında gerileme görülürken, Ağustos ayındaki toparlanma kısmen tersine döndü. Ağustos ayında darbe girişimi sonrasında oluşan koşulların olumsuz etkileri azaldı ve Ağustos tüm endekslerde bir toparlanma ayı oldu. Eylül ayında ise, bu kez uzun bayram tatiliyle faaliyet gösterilen gün sayısının azalmasının yanı sıra kredi notunun düşürülmesi gibi ekonomik ve Suriye ile Irak gibi jeopolitik gelişmeler faaliyetleri, güveni ve beklentileri olumsuz etkiledi. Bileşik Endeks Eylül ayında bir önceki aya göre 2,1 puan düştü. Düşüşte daha çok faaliyetlerdeki gerileme etkili oldu. Güven ve beklentilerde gerilemeler ise daha sınırlı yaşanmasına rağmen Bileşik Endeksi oluşturan üç alt endekste de düşüş yaşandı.

Faaliyet Endeksinde iç satışlardaki, üretimdeki ve cirolardaki düşüş ile gerileme yaşandı

Faaliyetler Eylül ayında bir önceki aya göre önemli ölçüde geriledi. Darbe girişimi sonrası Ağustos ayında toparlanan faaliyetler Eylül ayında uzun bayram tatili ile bu kez önemli ölçüde gerilediği ortaya çıktı. Çalışma günü sayısının azalmasıyla faaliyetlerde sınırlama yaşandı.

Eylül ayında tüm faaliyetlerde gerileme yaşandı. Yurtiçi satışlarda Eylül ayında bir önceki aya göre hızlı bir düşüş olurken, ihracat Eylül ayında göreceli daha sınırlı bir gerileme gösterdi. Üretimde özellikle iç satışlardaki düşüşe bağlı kuvvetli bir gerileme yaşandı. Faaliyetlerdeki düşüş ile cirolarda da gerileme ortaya çıkarken, darbe girişimi sonrasında Ağustos ayında yaşanan hızlı toparlanma Eylül ayında tersine döndü ve faaliyetler zayıfladı.

Güven Endeksinde sınırlı gerileme

Eylül ayında güven endeksi Ağustos ayındaki sınırlı toparlanma ardından yeniden geriledi. Güven endeksi 1,3 puan düştü. Yaşanan darbe girişimi sonrasında Ağustos ayında güven kaybı durmuş ve sınırlı iyileşme ümit vermişti. Ancak Eylül ayında güven unsurları yeniden zayıfladı.

Güven seviyesi geçen yıla göre 3,0 puan düştü

Türkiye ekonomisinin genel gidişatına ilişkin güven zayıf kalırken, inşaat sektörüne ve inşaat malzemeleri sanayine yönelik güven ise sınırlı ölçüde geriledi. Yurtiçi pazarlarına yönelik güven ise Ağustos ayında sınırlı bir iyileşme gösterdikten sonra Eylül ayında yine zayıfladı. İhracat pazarlarına yönelik güvende ise sınırlı bir kayıp oldu. Darbe girişimi sonrası Ağustos ayında güven kaybının durması sevindirici oldu ancak Eylül ayında güven beklenmedik şekilde yeniden zayıfladı.

Faaliyetlerdeki düşüş beklentileri de etkiledi

Beklenti Endeksi sınırlı ölçüde geriledi. Özellikle iç pazar siparişleri halen zayıf kaldı. Faaliyetlerde görülen gerileme ve sınırlı güven kaybı ile birlikte beklentiler de olumsuz etkilendi. Beklenti endeksi Eylül ayında bir önceki aya göre 1,1 puan düştü. Beklenti endeksi geçen yılın aynı dönemine göre ise 0,7 puan yükseldi.

Türkiye ekonomisine ilişkin beklentilerde Eylül ayında sınırlı bir gerileme yaşandı. İnşaat malzemeleri sanayine ilişkin beklentilerde de sınırlı bir gerileme oldu. Önümüzdeki üç aya ilişkin alınan yurtiçi siparişleri Ağustos ayında durağan kaldıktan sonra Eylül ayında yine hissedilir ölçüde geriledi. Önümüzdeki üç aya ilişkin alınan ihracat siparişleri ise durağan kaldı. Önümüzdeki üç ayın üretim beklentisinde ise iç siparişlerdeki düşüşe bağlı olarak gerileme yaşandı.

Intermodal Rüzgarı

Dünya taşımacılık endüstrisindeki arz – talep dengesinde meydana gelen bir takım gelişmeler sonucunda, ulaştırma politikalarında da önemli değişiklikler görülmektedir. Bu gelişmelerin en önemlisi taşımacılık alanında görülen, yük çıkış noktasından varış noktasına kadar uygulanan farklı ulaştırma türleri ile ortaya çıkmaktadır. Bu noktada, ulaştırma türlerinin seçimi, malın kısa zamanda, güvenli ve ekonomik bir biçimde hedefe ulaşmasında çok büyük önem arz etmektedir.

Sefa EZGİN Pazarlama ve Satış Müdürü GökBora Lojistik

Yukarıda bahsi geçen arz – talep dengesinde meydana gelen değişimlere ilişkin olarak, arz tarafında görülen en önemli gelişmelerin başında 1990’lı yıllar boyunca teknolojik gelişmelere parelel olarak hızla gelişen konteynerleşme gelmektedir.Tüm bu gelişmelerden sonra dış ticaret ve taşımacılık zincirinin etkin bir biçimde entegrasyonunun sağlamayı hedefleyen çoklu taşımacılık (intermodal transport) kavramı ortaya çıkmış ve ülkelerin ulaştırmaya ilişkin politikalına şekil vermelerinde önemli bir rol oynamıştır.

Bu duruma istinaden, yuk aktarimi olmadan yapilan “İntermodal ” taşımacılığın son dönemde çoklu taşıma modlarının ortaya çıkmasıyla beraber, kara, deniz ve demiryolu taşımacılıgında popüler olduğu söylenebilir. Gün geçtikçe daha fazla firma tarafından tercih edilen intermodal taşımacılık, “Taşınacak yüklerin (malların) birim yük haline getirilerek, tüm taşıma zinciri (değişik ulaştırma türleri) boyunca aynı birim yük olarak taşınması” olarak tanımlanmaktadır.

Taşımacılıkla ilgili bahsi geçen bu değişimlere Türkiye’de kayıtsız kalmamış ve 2008 yılında ilk intermodal seferi gerçekleştirilmiştir. Başka bir deyişle“Rüzgarın yönünü değiştiremediğinde, yelkenlerini rüzgara göre ayarla” felsefesinden yola çıkan bazı Türk Lojistik şirketleri, intermodal sistemde demiryolu bağlantılı projeleri ile fark yaratmayı başarmıştır. Bununla birlikte; piyasaya yabancı yatırımcılar ve yeni küresel firmaların girmesiyle beraber rekabet başlamış ve ciddi bir dönüşüm sürecinin adımları atılmıştır. 2010 yılına geliğindiğinde ise değişimin etkisi kısa zamanda göstermiştir. Bunun sonucunda, Türkiye-Avrupa taşımacılığında yıllardır değişmeyen sıralamamız, bu taşıma modundaki ilerlemeyle birlikte üst sıralara yerleşmiştir.

Lojistikle ilgilenen herkesin bildiği İtalya’nın liman kendi Trieste, uzun yıllar, “dorsecilik” yapan karayolu şirketlerinin Avrupa’daki çıkış noktası olmasının ardından, çok hızlı bir biçimde gelişen “intermodal” taşımacılığın ana terminali haline gelmiştir. Türkiye-Avrupa arasında ro-ro gemileriyle taşınan yarı römork ve konteynerler, Trieste’de trenlere bindirilerek, Avrupa’nın dört bir yanına taşınmaktadır.Trieste’nin en büyük farkı, gemi ve demiryolu ulaşımını entegre etmesi, böylece Kuzey Avrupa’ya giden trafiğin gerçek bir referans noktası olmasıdır. Hepsinden önemlisi, sadece sayılar bakımından değil, demiryolu kargo işlemlerinin yöntemi ve iş kolaylığı bakımından, Türk şirketlerinin bir çok liman arasından, tercih ettikleri ilk yer olmuştur. Şuanda Trieste’den çıkış yapan trenlerin sayısı haftada 60’i geçmektedir. Yılda 150 binin üstünde ünite ( konteyner, yarı römork, tır ) taşınmaktadır.

Trieste hattında ilerleyen “intermodal trenleri rüzgarı” nın önümüzdeki sene Doğu Avrupa’da hızını arttırıcağı beklenmektedir. Özellikle, Türkiye-Slovakya, Trieste-Ostrava hatları, Avrupa’da yeni çözümlere ulaşmak için Lojistik firmarının hedefi haline gelmiştir. Bu paralel olarak; Türkiye-Köstence arasında kurulucak hattın başarılı olması durumunda, Köstence, Doğu Avrupa ülkelerine yönelik intermodal merkezi haline gelebilir.

Bu bilgiler ışığında; Türkiye’nin yüksek oranda intermodal taşımacılığı kullanmak için hiçbir eksiği olmadığı gibi tam tersine ihtiyaç duyulan çözümleri bütün olarak sunmakta olduğu söylenebilir. Türkiye, altyapı yatırımlarının arttırılması ve limanların demiryollarıyla birlikte planlanmasıyla beraber Karadeniz, Kafkasya, Doğu Akdeniz, Ortadoğu ve Orta Asya ülkeleri için önemli bir aktarma ve dağıtım merkezi olacaktır.

Intermodal Taşıma Modelinin Avantajları

* Bu taşıma modeli sayesinde her yıl binlerce hektarlık orman yok olmaktan kurtulmaktadır.

* Karayolu taşımacılığına kıyasla %80’e varan daha az CO2 salınımı sağladığından, ekolojik bir taşıma türüdür.

* Düzenli yükleme, taşıma ve boşaltma imkanları ile kontrol ve takip kolaylığının yanı sıra sabit fiyat avantajı sağlar.

* 24.5 Ton’a kadar yükleme kapasitesi

*45’lik konteyner yüklemesiyle 33 Euro palet ya da 12 block palet yükleme olanağı ( 40’lik konteyner’den % 30 daha fazla kapasite )

* En önemli nokta ise ; Hava, yol yasakları, sınır gümrükleri gibi sorunlardan etkilenmeden

sabit ulaşım süreleri sunarak gerçekçi bir planlama yapmaya fırsat verirmektedir.

* Teslim süreleri Hollanda, Belçika, Almanya, Fransa için 7-8 günde gerçekleşmektedir.

Günlük Verimliliğinizi Arttırmanın 5 Yolu

verimlilik5yol

Aşağıdaki basit uygulamalar ile iş verimliliğinizi hızlı bir şekilde arttırmak mümkün.

1- İlerlemeyi Takip Edin

Bir yapılacaklar listeniz var mı ya da sürekli olarak birşeyleri yapılacaklar listesine mi ekliyorsunuz? Strateji önemlidir fakat uygulama yani hayata geçirme işin anahtarıdır.

Net ve makul hedefler belirleyip bunları düzenli olarak izlemeniz iş verimliliğinizi arttıracak çok önemli bir aktivite. Eğer bir proje grubunda görevli iseniz takımınızı makul hedefler vererek organize edebilirsiniz.

2- Düzenli Olun

Başarılı iş insanlarının ortak özelliklerine bakıldığında düzenli ve organize çalıştıkları, iş ortamında düzenin hakim olduğu görülüyor. Çalışma alanlarınızda düzenin hakim olması enerjinizi önemsiz şeylere harcamanızı engelleyerek yaratıcılığınızı arttırıyor. Güne erken başlayıp yapmanız gereken rutinleri yerine getirip çalışma saatlerinde çok daha rahat hareket edebilirsiniz.

3- Doğru Ekibi Kurun

Sorumluluğunuzda olan departman veya ekibin aldığı her kararın içerisinde bulunamayacağınızdan size verimlilik sağlayacak ve doğru kararları vermenizi sağlayacak bir ekip kurun.

4- Odaklanın

Her konuda veya her işte başarılı olmanız mümkün değildir. İşletmeler  için de aynı durum söz konusudur. Belirli işlere odaklanmanız verimliliğinizi arttıracaktır.

5- Büyük Düşünün

Küçük planlar yapmak yerine her gün global domino etkisini düşünün ve işlerinizi buna göre yönlendirin.

E-ticaret Girişimcilerine 5 Altın Öneri

Ülkemizde 30 milyar TL hacme yaklaşan e-ticaret sektörü, her geçen yıl birçok yeni oyuncuya ev sahipliği yapsa da, bu girişimlerin çok küçük bir kısmı başarılı oluyor. Günlük satışı 1-2 siparişten fazla olan e-ticaret sitelerinin henüz bin rakamına ulaşmadığını söyleyen ETİD Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Orhun, şirketini büyütmek isteyen girişimciler için önemli ipuçları verdi.

E-ticaret, Türkiye’deki toplam perakendenin yüzde 2’sinin üzerinde bir hacme sahip. Gelişmiş ülkelerde bu oranın, Türkiye’dekinin 4-5 katı olduğu göz önünde bulundurulduğunda, sektörün birçok yeni oyuncuya ve büyümeye açık olduğu görülüyor. Ancak günümüzde birçok kişi e-ticaret girişiminde bulunsa da, küçük bir kısmı başarılı oluyor. Sektörün yüzde 90’ından fazla cirosuna sahip, Türkiye’nin önde gelen e-ticaret sitelerinden oluşan 40’ı aşkın üyesi bulunan ETİD’in (Elektronik Ticaret İşletmecileri Derneği) Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Orhun, e-ticaret sektöründe olan girişimcilerin, şirketlerini büyütmeleri için gerekli olan ipuçlarını paylaştı:

1- Ekip

Ne iş yaparsanız yapın, o işi yapanın aslında bir ekip olduğunu unutmayın. Mükemmel bir ekip hedefi ile olanakların size sağladığı en iyi çalışanlara sahip olun. Bunlara ek olarak, ekibin liderini seçerken iki kat fazla düşünün. E-ticaret çok dinamik bir alan ve bu alanda başarıya ulaşmak için analitik, kendini sürekli geliştiren ve diğer tüm yöneticilik vasıflarına sahip bir e-ticaret yöneticisine sahip değilseniz, başarılı olma şansınız çok düşecektir.

2- İş planı ve operasyonel süreçleri atlamayın

E-ticaret çok hızlı gelişen bir alan ve aynı zamanda da, çok hızlı aksiyon gerektiren bir yönetim gerektiriyor. Bu nedenle, ilk siparişinizi almadan çok iyi bir iş planı yapmak şart. Bu iş planı en az üç yıllık hedeflerinize giden yolları tanımlamıyorsa, başarınız bir tesadüf olacaktır. Bu süreç, bütün iş yapış şeklinizi, markanızı, müşteriye kattığınız değerleri, pazarlama sürecinizi, operasyonel etkinliklerinizi gibi bütün detayları tanımlamalıdır. İşe başladıktan sonra başınızın ağrımasını istemiyorsanız bu süreçler ve prosedürlerin tamamı hazır olmalı. Eğer bunu yapabilecek yetkinlikte değilseniz, işe koyulmadan danışmanlıklar alın.

3- Omnichannel ile her alanda kaliteyi yakalayın

Eğer halihazırda mağazalarınız varsa, mağazalarınızla web sitenizi bütünleştirirken doğru adımları atmanız, size çok önemli avantajlar sağlayacaktır. E-ticaret mağazanızı açarak yeni bir mağaza değil, yepyeni bir kanal yaratıyorsunuz. Bu nedenle, konuyu geniş düşünmek gerekiyor. Omnichannel ile sadece mağazadan iade veya teslimat düşünmekle kendinizi sınırlandırmayın. Omnichannel ile her iki kanala daha fazla trafik yaratmayı ve daha fazla değer katmayı hedeflemelisiniz.

4- Emek harcayın

E-ticaretin en güzel yanlarından bir tanesi, ne kadar emek verilirse, o kadar başarıya ulaşmanın mümkün olmasıdır. Bunu kendiniz için bir avantaj haline getirin. Çünkü, halihazırda rakipleriniz bunu yapıyor veya kısa zamanda bunu yapan bir rakiple karşılaşacaksınız. Ne satıyorsanız onu çok iyi anlatın, avantajlı olduğunuz ürünleri çok iyi pazarlayın ve giderlerinizi hep çok sıkı kontrol edin. Maliyet avantajlarınızı fiyatlarınıza yansıtarak çok önemli hacimler yakalayabilirsiniz.

5- Kendinizi geliştirin

Bu işe soyunduysanız, kendinizi büyük bir denizdeki küçük bir sandalda bulacaksınız. Eğer kendinizi sürekli geliştirip deneyimlerinizden iyi dersler çıkartır ve doğru analizler yaparsanız, altınızdaki sandal koca bir transatlantiğe dönüşecek ve siz, dalgalarla boğuşmak yerine onlarla dans edeceksiniz.

Türkiye Tasarım Haftası’na Dünyaya Açılan Türk Modacılar Damga Vurdu

Türkiye Tasarım Haftası/Design Week Turkey’in ikinci gününe dünyaya açılan ünlü Türk moda tasarımcıları damga vurdu. Masaya dönüşen etek şovuyla dünyaca ün kazanan, ABD First Lady’si Michelle Obama ve şarkıcı Lady Gaga gibi isimleri giydiren Türk moda tasarımcısı Hüseyin Çağlayan, vefa örneği sergileyerek “İhracatçılar olmasıydı, masa etkisi de olmazdı. Tekstil, hazır giyim ihracatçıları ve çatı örgütü olarak TİM destek verdiler. Son dönemde yaptığım tüm defileleri İTKİB destekledi” dedi.

Atıl Kutoğlu: “Şu anda arkasında çok büyük holdinglerin olduğu dev markalarla yarış halindeyiz. Büyük kuruluşlar yabancı markaları getirmek yerine Türk markalara destek olsalar işimiz kolaylaşacak. Lüks marka müşterileri artık ‘Bana her yerde olmayan bir tasarım getir’ anlayışına sahip. Türk tasarımcılara gün doğacak.”

Dice Kayek markasının yaratıcısı Ece Ege: “İstanbul egzotik bir şehir. Londra, Paris gibi merkezlerden artık insanlar çok sıkıldı. İstanbul’da da bir moda haftası mutlaka olmalı.”

1476968723_huseyin_caglayan1

Türkiye Tasarım Haftası/Design Week Turkey’in ikinci gününe dünyaya açılan ünlü Türk moda tasarımcıları damga vurdu. Etkinlik boyunca düzenlenen panellere katılan Hüseyin Çağlayan, Atıl Kutoğlu ve Dice Kayek markasının yaratıcısı Ece-Ayşe Ege kardeşler gibi tasarımcılar, İtalya gibi moda ülkelerinden yarım asır sonra yarışa katılan Türkiye’nin çok iyi bir noktaya geldiğini, güçlü bir sermaye desteğiyle küresel moda endüstrisinde daha kalıcı olabileceğini vurguladı.

ABD First Lady’si Michelle Obama ve ünlü şarkıcı Lady Gaga gibi isimleri giydiren ünlü moda tasarımcılarından Hüseyin Çağlayan, etkinlikteki “Modanın Dahisi” konulu panelde konuştu. Savaşta sadece çok özel eşyalarını alıp kaçmak zorunda kalanların dramını anlattığı masaya dönüşen etek şovuyla dünyaca ünlenen Türk moda tasarımcısı Hüseyin Çağlayan, vefa örneği sergileyerek Türkiye İhracatçılar Meclisi’ne (TİM) ve çatısı altındaki İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçı Birlikleri’ne (İTKİB) teşekkür etti. Çağlayan “İhracatçılar olmasıydı, masa etkisi de olmazdı. Tekstil, hazır giyim ihracatçıları ve çatı örgütü olarak TİM destek verdiler. Son dönemde yaptığım tüm defileleri İTKİB destekledi” dedi.

Dünyada İngiliz modacı olarak tanınan Çağlayan, “Annem Kıbrıs’ta, babam İngiltere’de yaşıyor. Burada üretim yapıyorum, arkadaşlarım var. Bu ülke ile 20 yıldır bağım var. Türkiye’ye köprü atmış gibi hissediyorum. İlerde burada yaşamak istiyorum. Ama İngiltere’de okudum ve tasarım sürecine orada başladım. İngiltere’de öğrendiklerimi Türkiye’de daha iyi paylaşacağımı düşünüyorum. Örneğin İstanbul Moda Akademisi’ne hocalar getirip götürüyorum” dedi.

İstanbul’un kendisi için çok önemli bir ilham kaynağı olduğunun altını çizen Çağlayan, “Özellikle Boğaz ve Karaköy’ü çok beğeniyorum. Bu şehrin su ile olan ilişkisi çok önemli. Burada spontane bir hayat ve yurt dışında olmayan bir muhabbet var. Buradan İngiltere’ye gidince depresyona giriyorsunuz. Muhabbet kelimesinin İngilizce olarak bir karşılığı bile yok” dedi.

Mağazayı patron olarak görüyorum

Moda endüstrisinde mağazayı “patron” olarak gördüğüne dikkat çeken Çağlayan, “Benim için önemli olan ve en çok ilgimi çeken müşterime direkt ulaşmak. Bir yıl önce Londra’da mağaza açtım. Orada öğrendim ki müşteri ile birebir ilişki çok önemli. Müşterilerimin profilini, kim olduğunu öğreniyorum. Mağazalar alkış değil satış amaçlıdır. Bu işin patronu. İşlerimiz son 10 yılda oldukça ilerledi. Bize sadık mağazalarımızla güzel işler yapıyoruz” dedi.

Kutoğlu: “Türk tasarımcılara gün doğacak”

“Dünyaya Yön Veren Türk Modacılar” başlıklı panelde konuşan Atıl Kutoğlu, Türkiye’nin İtalya’dan 50 yıl sonra tasarım işine girdiğinin altını çizerek “Ama Türk markalarına inanıyorum. Bizler Türkiye’den dünyaya açılan ilk modacılar olarak Türk tasarım imajını bir noktaya getirdik. Neden daha iyisini yapmayalım? Çünkü şu anda dünyada arkasında çok büyük holdinglerin olduğu dev markalarla yarış halindeyiz. Az imkanlarla iyi şeyler yaptık. Bizim gibi tasarımcıların daha kalıcı olması için sermaye desteği gerekiyor. Büyük kuruluşlar yabancı markaları getirmek yerine Türk markalara destek olsalar bizlerin işi daha da kolaylaşacak” dedi.

Dünyada pek çok lüks marka müşterisinin artık “Bana her yerde olmayan bir tasarım getir” anlayışına sahip olduğuna dikkat çeken Kutoğlu, “Böyle bir dünyada Türk tasarımcılara gün doğacak” dedi.

“Viyana’da lüks bir otel için tasarladığı süit odalar yok satıyor”

Atıl Kutoğlu, küresel lüks markaların yaptığı gibi kendisinin de ev tekstili alanında takdir toplayan bir çalışma yaptığını belirterek, Avusturya’da lüks bir otelin altı süitini tasarladığını söyledi. Kutoğlu, “Avusturya’daki lüks otellerden biri olan Altstadt Viyana’nın altı büyük süit odasını tasarladım. Bursalı kumaş üreticileri kumaş verdi. İTKİB’in mobilya bölümü üretimi yaptırdı ve Viyana’nın lüks bir oteline güzel bir imza atmış olduk. Süitler yok satıyormuş, çok beğenilmiş” dedi.

Sosyal medyanın tasarım dünyası için çok önemli bir pazarlama aracı haline dönüştüğünü de belirten Kutoğlu, “Dinamik ve güncel bir marka olarak kendini tanıtmak için sosyal medyada aktif olmak gerekiyor. Ben sosyal medyayı çok geç keşfettim. Buna rağmen oldukça iyi gidiyor. Instagram’a koyduğum tasarımlara hemen siparişler geliyor” dedi.

1476968724_at__l_kuto__lu

Dice Kayek: “Türk markaları daha değerli hale geldi”

Dice Kayek markasının yaratıcılardan Ayşe Ege de “Paris ya da New York Fashion Week müşterisi artık her şeye erişti. Bana her yerde olmayan bir marka getir diyorlar. Büyük department store’lar yeni marka arayışına girdiler. Eskiden bu mağazalarda dev lüks markalar ve aynı koleksiyonlar vardı. Türk markaları artık daha değerli hale geldi” dedi.

Dice Kayek’in yaratıcılarından tasarımcı Ece Ege de “İstanbul egzotik bir şehir. Londra, Paris gibi merkezlerden artık insanlar çok sıkıldı. İstanbul’da da bir moda haftası mutlaka olmalı” dedi. Ece Ege, bugünün dünya markalarının hepsinin büyük sermayelere sahip olduğunun altını çizerek “Hepsinin aynı zamanda 100 yıllık geçmişi var. Sermaye, satış, halkla ilişkiler tüm alanlarda ekipleri ve stratejileri var. Biz tasarımcıların bu anlamda biraz daha desteklenmesi lazım” diye konuştu.

Tasarımcılar tüketicilerin elçisi olarak insanlığa hizmet etmeli

Etkinlikte eski “Yaratıcılığa Liderlik Etmek” konulu bir konferans veren Uluslararası Tasarım Konseyi Başkanı David Grossman da “Bir doktor, bir mühendis gibi tasarımcılar da önemli bir mesleği icra ederler. Tasarımcılar bunun farkına varmalı ve işlerini profesyoneller gibi yapmalılar. Eğitim kurumları da buna göre konumlanarak tasarımcılara profesyonel olmayı öğretmelidir. Tasarımcı tasarım sürecinde kime hizmet ettiğini de iyi bilmeli. Biz tasarımcılar son zamanlarda üreticilerin hizmetkarları olarak çalışıyoruz. Bu böyle olmamalı, bizler son tüketicinin elçileri olarak, insanlığın hizmetinde çalışmalıyız” dedi.

KUTU…

Güler Sabancı, Design Turkey ödüllü tasarımları çok beğendi

Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, Design Week Turkey kapsamında yer alan sergileri gezdi. Sabancı, Design Turkey Tasarım Ödülleri’ni kazanan tasarımları çok beğendi ve TİM Başkanı Büyükekşi’yi etkinlik için gösterdiği çabadan dolayı kutladı.

Skoda Kodiaq, Dayanıklılığın da Standardını Yazacak

Skoda’nın Şubat ayından itibaren Türkiye’de de satışa sunulmaya başlanacak yeni SUV modeli Kodiaq, sadece tasarım, geniş iç mekan ve teknolojik donanımlarda değil, dayanıklılık ve sağlamlıkta da sınıfının standartlarını yeni baştan yazmaya hazırlanıyor.

Markanın büyük boyutlu ilk SUV modeli olan ve Skoda’nın bugüne kadar kendisini kanıtladığı değerlerini taşıyacak Kodiaq, bu nedenle seri üretime girmeden önce, “sıkı bir hazırlık” dönemi geçirdi. Ön üretim, prototip Kodiaq’lar, iç mekan genişliği, pratiklik, bagaj kapasitesi gibi konularda “sınıfının standartlarını belirleyecek” aracın hazırlıkları için en zorlu koşullarda testlere sokuldu, “dayanıklık”lığını artırması için sınırlarına kadar zorlandı.

Skoda mühendisleri, bu amaçla Kodiaq’ı sadece laboratuvar koşullarında oluşturulan simülatörlerle değil, onu dünyanın farklı bölgelerine götürerek de test etti. Yine bu amaçla -40 santigrat dereceden 90 santigrat dereceye varan ısılara maruz kalan Kodiaq, güneş, kar, yağmur gibi, aracın ömrü boyunca karşılaşacağı tüm etkenlerle de bir anlamda “yüzleşti”.

Çek üretici, bunun yanında, tüm yapılan testlerde, geliştirme aşamasında karşılaşılan ilginç detayların yer aldığı bir de mikro internet sitesini hayata soktu. İngilizce olan ve “Skoda Storyboard” adıyla yayına giren bu sitede, mühendislerden seçilmiş basın mensuplarına ve yine özel seçilmiş halktan kişilere varıncaya kadar pek çok kişinin anlattığı, Kodiaq’ın geliştirme aşamasında başlarından geçen hikayelere yer verildi. Sitede ayrıca yine geliştirme aşamalarına ilişkin fotoğraf, video gibi bir dolu görsel de bulunuyor.

2030 yılında Tedarik Zincirine Yönelik 3 Öngörü

tedarikzinciri2030

Gelecek yıllarda tedarik zinciri yönetimi üzerine yapılan değerlendirmelerde çeşitli öngörüler ortaya konuyor. Bunlar arasında teknolojinin tedarik zincirlerine egemen olduğu, IoT (Nesnelerin İnterneti) uygulamaları ile makineler arası iletişimin gerçekleştirileceği, tedarik zincirinde yeni uzmanlıkların doğacağı belirtilenler arasında.

1- İşletmeler Görev Yapılarını ve Tanımlarını Değiştirecek

Mevcut durumda işletmeler “talep tahmin uzmanı, tedarik planlama mühendisi, ana üretim planlama yöneticisi” gibi görev tanımlarına sahip. Kuşkusuz bu görev tanımlarının oluşmasını sağlayan işletmelerin kullandıkları yazılımların bu uzmanlara ihtiyaç duyması. 2030 yılına gelindiğinde işletmelerin bu uzmanlıklardan ziyade “uçtan uca ağ planlayıcısı” gibi uzmanlara daha çok ihtiyaç duyacağı öngörülüyor.

2- Veri Paylaşımı Tedarik Zincirini Yönlendirecek

İster büyük bir otomobil üreticisi isterseniz yedek parça üreten bir firma olun veri paylaşımı tedarik zinciriniz için olmazsa olmaz. Birçok işletme bunu zaten gerçekleştiriyor fakat 2030 yılına gelindiğinde bir standart haline gelecek.

3- İşbirliği Daha Yaygın Olacak

2030 yılına gelindiğinden tüm işletmeler üyesi oldukları tedarik zincirinin daha iyi çalışması için stratejiler geliştirecek ve en iyi stratejiyi seçecekler.

Tedarikçi İlişkilerimizde Kazan-Kazan ilkesi ile Hareket Ediyoruz

edaciner1

Bu ay otomotiv sektöründen konuğumuz AUDİ ŞENYILDIZ SATINALMA SORUMLUSU Sn. EDA CİNER.

  • Eda Hanım, Merhaba, Audi Şenyıldız içerisinde Satın Alma Sorumluluğu görevini yürütmektesiniz. Sizi tanıyabilir miyiz?

Merhabalar,dış ticaret ve  işletme fakültesi mezunuyum, 11 senedir profesyonel iş hayatındayım ve bunun 8 senesini de satınalma alanında geçirdim.  2014 İstanbul Üniversitesi den MBA mezuniyetimle beraber  sektör değişikliği yapmaya karar vererek yaklaşık 2  yıldır otomotiv sektöründe ve Şenyıldız ailesi ile çalışıyorum. Dinamik ve teknolijiyle doğru orantılı gelişen sektörleri takip etmeyi oldum olası severim, sektör değişikliği kararını verirken özellikle otomotiv sektörünü seçme sebebim de bu sebeple oldu. Sektörel ve mesleki donanımlarımı geliştirmek için bireysel hedeflerim doğrultusunda bir çok girişimimim bulunmakta, destekleyici olarak da  akademik kariyerime de devam etmeyi planlıyorum.

  • Otomotiv sektörü hızla büyüyen bir sektör. Audi Şenyıldız da  bu sektörde çok önemli bir oyuncu ?  bahseder misiniz? (Büyüme, yatırım planlar, v.s. )

Evet, otomotiv sektörü dünyada rekabetin en yoğun yaşandığı, teknolojik gelişmelerin ilk önce uygulandığı üretim teknolojilerinin de hızla değişip geliştirildiği, dinamizmi yüksek bir sektör, her gün yeni bir şeyler öğrenmek bu hızı yakalayabilmek, kendinizi sürekli geliştirmek, sektör ile ilgili sürekli kendinizi beslemek zorundasınız.

edaciner3

Bizim burada ki en büyük avantajımız bu hızla gelişen sektörde inovatif bir yönetime ve dinamik bir ekibe sahip olmamız. Tabi bu avantajı başarıya çevirebilmekte önemli bir faktör, bizim zaten ekip olarak sektörde ve markada bu konuda açık ara fark yarattığımıza inanıyorum. 2011 ve en son  2015 Audi Twin Cup yarışmasında 2. Kez dünya birinciliğini ülkemize getirmiş olmamız da bunun en büyük kanıtlarından biridir.

Audi Şenyıldız olarak 2016 4. Çeyrek itibari ile İstanbul ‘un çok merkezi bir noktasında misafirlerimize her türlü konforu, Audi kültürünü ve geçmişini yaşatacak, toplamda 11.000 metrekarelik kapalı alanda yine Satış, Satış Sonrası Hizmetler, Audi Butik  ve İkinci El hizmetlerini vereceğimiz tesisimiz hizmete girdiğinde; 110 servis araç kapasiteli atölyelerimiz ve 23 aracın sergilendiği showroomlarımız ile değerli misafirlerimize premium hizmetler sunmaya devam ediyor olacağız.

Yeni lokasyonumuz ile birlikte iş hacmimizde büyüme hedeflerken, yeni çalışma arkadaşlarımızla birlikte yeni başarılara da imza atacağımıza inanıyoruz.

Kısa vade de sonuçlanacak bu büyük yatırımımız dışında 2017 için ve daha uzun vade de sektör de bizi farklılaştıracağına inandığımız Türkiye de Audi denildiği zaman herkesin ilk aklına gelenin Şenyıldız olacağı projelerimiz var. Kısacası markanın Türkiye’deki amiral gemisi olmaya fazlasıyla niyetimiz var.

  • Ülkemizde çok sayıda servis ve showroom var. Büyük tesislerin yönetilmesi kolay olmasa gerek…Satınalma mesleğin zorlukları nelerdir ? 

Haklısınız otomotiv sektörünün Türkiye’de ki son durumuna baktığımızda rekabet gücünün en yüksek olduğu sektörlerden birini görüyoruz. Tabi ki rekabetin artması güzel, artık hepimiz işlerimizi iyiden de iyi bir şekilde yapmaya gayret gösteriyoruz.

edaciner4

Şenyıldız olarak biz bu rekabet ortamında farkımızı yeniliğe açık ve kalite odaklı yaklaşımlarımızla ortaya koyuyoruz. Bu dinamik rekabet ortamında hareketsiz kalamazsınız, hareket eden bir hedefi vurmak her zaman daha zordur. Biz de bu felsefe ile her zaman rakiplerimizden bir adım önde olmayı başarıyoruz.

Büyük bir tesis, kalabalık bir ekip, birden fazla lokasyon tam bir koordinasyon ve özveri gerektiren bir süreç. Bu süreci yönetmekte takdir edersiniz ki çok kolay değil. Her mesleğin olduğu gibi satınalma mesleğinin de zorlukları mevcut, özellikle birden fazla lokasyona sahip, tek merkez üzerinden yönetilen şirketlerde bu süreç daha da zorlaşıyor.

Bizim burada ki avantajımız ise tam bir ekip çalışmasına dayanıyor, satınalma başlı başına bir departman olsa da burada ki yönetsel süreçlerimizde diğer tüm departmanların bir parçasıymışız gibi hareket ediyor olmamız en büyük avantajımız. Ayrı bir departman ancak diğer ekiplerin içerisinde de bir takım oyuncusu olarak çalışmamız, bu sinerjiyi yakalayabilmemiz, büyük ekip, farklı lokasyonlar dezavantajımızı avantaja çevirmeyi sağlıyor.  Bu konu da satıştan servise, finanstan pazarlamaya tüm ekip arkadaşlarımızla aynı hedefe, aynı yoldan yürüyebiliyor iyi bir takım çalışması ortaya çıkartıyoruz.

  • Müşterilerin servis ve showroom hizmet noktalarından beklentileri genişliyor. İnsanlar kaliteli zaman geçirmek istiyor. Mekan konforu ve burada yer alan ürün ve malzemelerin kalitesi ile sunulan hizmetlerin genişliği firma ve marka hakkında algı oluşturuyor ne dersiniz?

Şirket misyonumuz ve ortak tutkumuz yaptığımız her işin merkezine müşterimizi yerleştirmek olmuştur. Müşterimizi odak noktamıza aldığımız için de önceliklerimizi belirlemek bu sebeple bir hayli kolaylaşmıştır.

Öncelikle şirketimize gelen her müşterimizi birer misafir olarak değerlendiriyoruz. Farklı profildeki misafirlerimize hitap ettiğimiz için farklı beklentileri de karşılamak zorundayız.  Bu ürün ve hizmet çeşitliliğimizi arttırsa da temelde bulunan en büyük ihtiyaç misafirlerimizin kendilerini özel hissetmelerini sağlamak.

edaciner2

Ekip olarak kaizen felsefesini ilke edindiğimiz için bu süreci yönetmekte hiç zorlanmıyoruz.

En büyük amacımız misafirlerimize premium hizmeti evlerinde ki konforla birleştirerek yaşatmak. Misafirlerimizi kapıdan karşılayıp, onlara veda edene kadar ki süreçte bizimle geçirecekleri her anı titizlikle düşünerek planlıyoruz.  Aldıkları hizmeti en iyi şekilde, en profesyonel ellerde onlara sunarken, showroomlarımızda çalınan müzikten, yapılan ikramlarımıza kadar her şey onların bu ayrıcalığı hissetmeleri için. Böylelikle hem markanın hem Şenyıldız’ın kalitesini öne çıkarmaya çalışıyoruz. Bu konuda misafirlerimizden aldığımız geri bildirimlerde doğru yolda olduğumuzu gösteriyor.

Önceliğimiz her zaman müşterimiz olmuştur, bu konuda bizim için diğer her şey 2. plandadır. Misafirlerimizin sadece görmek istedikleri hizmeti sağlamak bizim en önemli değerlerimizdendir.

Jhon Ruskin’in bu konuda söylemiş olduğu söz sanırım bizim bütün uğraşımızı özetliyor;

Kalite asla bir tesadüf değildir, daima akıllı bir gayretin sonucudur.

  • Çok sayıda ürün ve hizmet kalemini görüyoruz…Geçmişte pek önem verilmeyen bu Satınalma departmanın gelişimi noktasında neler söyleyebiliriz ?

Öncelikle benim burada ki faaliyet alanım  teknik,idari ve genel tüm satınalma süreçlerini yönetilmesi. Kalabalık bir ekibiz ve birden fazla şubemiz bulunmakta. Ana faaliyet alanımız satış ve servis olmasına rağmen tüm destek fonksiyonlarla birlikte satınalma ve tedarikçi ağımız bir hayli geniş ve çeşitli. Geçmişte bu hacimde olan bir şirket satınalma departmanı olmadan bu operasyonu yönetmeye çalıştığında birçok yönetsel sorun yanında maliyet açısından da bir fayda sağlayabildiğini görmezken günümüz de bu kavram başlı başına değişti. Satınalmanın önceki zamanlarda ki işleyişinde sadece birkaç kriteri vardı bunlardan biri en ucuz ürünü hiçbir kalite ve standarda uygunluğuna bakmadan bulmak nakliye masrafı olmasın diye en yakında ki tedarikçiyi seçmek gibi. Günümüzde sistem başlı başına değişti. Öncelikle şunu öğrendik, parayı satarken değil alırken kazanıyoruz. Bu fark edildiğinden beri de satınalma departmanlarının şirketlerde ki önemi de arttı. Satışın karı, servisin maliyet/kar analizi nasıl ölçümlenebiliyorsa satın alma ile elde edilen kazançta artık ölçülebilir durumda. Doğru ürünü, doğru yerden ve doğru zamanda doğru fiyata almak cümlesi bir satınalma klasiğidir. Bu klasiği gerçekleştirmek için piyasayı bilen, tedarikçiyi tanıyan ve satınalma tekniklerini kullanabilen, satınalma yaparken de para kazanılabildiğini görüyoruz. Bence bu konuda Türkiye de son 10 yılda ciddi bir yol kat edildi ve hızla yükselen bir ivme ile de gelişmeye devam ediyoruz. Global piyasada büyük anlaşma ve başarılara imza atan meslektaşlarımı gördükçe bu meslek için daha çok heyecanlanıyorum.  Ancak ülkemiz için bu yeterli bir büyüme değil gelişmesi gereken alanlarımızın sayısı oldukça fazla Türkiye de üniversiteler de bir satınalma kürsüsü yok ama kesinlikle olması gerektiğini düşünüyorum. Nasıl bir pazarlama, finans, muhasebe kürsüsü varsa bu alanda da bir kürsü mutlaka olmalı.

  • Tedarikçi ilişkilerinde nelere dikkat ediyorsunuz ?

Mevcut ve potansiyel iş ortakları ile karşılıklı güven ve işbirliğine dayalı bir ilişki kurmaya önem veriyoruz.  Uzun vadeli iş ilişkilerini koruyabilmek, yürütebilmek ve geliştirmek başarılı bir network gerektirir. Biz Şenyıldız olarak tedarikçi seçimlerimizde teknolojiye önem veren, çalışanın bilgi ve gelişimini destekleyen, çevre ve iş güvenliği konularında ulusal ve uluslararası standartlara uygun üretim yapan, insan sağlığına saygı gösteren çağdaş yönetim anlayışına sahip firmaları tercih ediyoruz.  Bu konuda, iş ortaklığı yapacağımız firmalar ile aynı stratejik hedeflere yönelmiş olmak bizim için önemli bir kriterdir. Aynı hedefe birlikte yürümek her iki firmanın da daha kazançlı çıkmasını sağlayacağı gibi istikrarlı bir ilerlemeyi de getirecektir. Ayrıca diğer bir önemli husus tedarikçi değerlendirmelerimiz, bu hiç bir zaman tek taraflı olarak düşündüğümüz bir işleyiş olmamıştır tedarikçi değerlendirme formlarımızla mevcut iş ortağımız da geri bildirimlerle besleyerek tedarikçiyi de güçlendirmeyi hedefliyoruz. Aslında işin özü konuşmalarımdan da anladığınız gibi çalıştığımız firmaları tedarikçi yerine iş ortağı gibi görüyor olmamız bu ilişki kazan kazan ilkesi gereği bize tedarikçi ile olan olumlu ilişkinin yarattığı fırsatları da beraberinde getiriyor. Süreçleri kısaltıp, birim maliyetleri düşürürken süreç maliyetlerini de düşürüp kaynak yaratmada ki stratejilerimiz için takım çalışması için de hareket edebiliyoruz.

  • Sözleşme yönetimi ve siparişi çevrimi ile uygulamaları nasıl yönetiyorsunuz? Bu sektöre özgü nelerden bahsedebiliriz?

Sözleşme yönetimi satınalma sürecindeki en stratejik aşamalarımızdan bir tanesi, bu konu da hassas ve departmanlar arası büyük bir işbirliği ile hareket ediyoruz. Bir çok kalemimiz de bu süreci yürütmekteyiz. Otomotiv de bazı kalemler uzun soluklu olabiliyor her zaman iç müşteri tarafından talep edilen ürün ya da hizmetler bu kalemleri belli fizibiliteler ile bazen de öngörerek hesaplıyoruz, ihaleler ile süreci belli bir aşamaya getiriyoruz sonrasında ki süreç departmanlar ile işbirliği içerisinde çalışarak sözleşme yönetimini ekip olarak yönetiyoruz.  Sipariş çevrimi ile ilgili ise bizim dinamiklerimiz sebebi ile uzun soluklu ve sık kullanabildiğimiz bir yöntem değil teknolojik gelişmeler, ürün geliştirmeleri, hedef ve politikalardaki değişimler, ürün hayat süresinin kısa olabilmesi, iç ve dış müşteri beklenti ve isteklerinin değişmesi gibi konular yüzünden satınalmalarımız da bu yönetimi ortalamada düşük bir yüzde ile kullanabilmekteyiz.

  • Satınalma mesleğini düşünmekte olan arkadaşlara neler tavsiye edersiniz 

Satınalma mesleğinin vitrini geçmişe oranla ciddi bir renovasyon geçirdi. Artık eski yıllarda ki gibi elimize bir kâğıt alıp talepleri toplamak çok geride kaldı.

Bunun yerini tamamen teknolojiye dayalı yazılım ve programlar aldı.

Bu mesleği seçecek arkadaşlar teknoloji ile ilgili, yeniliğe ve gelişime açık, analitik düşünce yeteneği gelişmiş, sektörel ve mesleki tüm gelişmeleri takip eden, sistematik, fiyatları ve tedarikçileri yönetebilen, müzakereci, mükemmelliği hedefleyen ve etik özelliklere sahip kişiler olmalıdır.

Kişilik özellikleri biraz önce saydığım yetileri destekleyen ve sürekli gelişim prensibini, kendine yatırım yapmayı ilke edinmiş arkadaşlarım için bu meslek üzerlerine biçilmiş bir kaftan olacaktır yanı sıra bu mesleği üniversite yıllarında tercih etmeyi düşünen arkadaşlarım için ise bir staj programı ile mesleğin kendilerine uygun olup olmadığını ölçümlemelerini tavsiye ederim. Unutmamalısınız ki ne kadar antrenmanlı olursanız, rekabette de bir adım önde olursunuz.