Su Bir Element Olmadığı İçin mi Nadir Değil!
Zafer URFALIOĞLU
Sanayide çalışan herkes bilir: Kitapta yazanla sahada olan çoğu zaman aynı şey değildir. Kâğıt üstünde her şey planlıdır ama üretim bandına indiğinizde sizi bambaşka gerçekler karşılar. İşte su meselesi de tam böyle bir konu. Kimse “suyumuz bitti” diye makine durdurmaz sanır, ama bugün pek çok tesis tam olarak bunu yaşıyor.
Şu sıralar Nadir Elementler konuşuluyor. Haklı olarak konuşuluyor. Çünkü çıkarması zor, işlenmesi zor, arzı sınırlı. Bir mıknatıs yoksa motor yok, batarya yok, teknoloji yok. Peki o nadir elementleri çıkaran madenin, işleyen tesisin, parlatan, yıkayan, soğutan hattın kaç ton su tükettiğini kim konuşuyor?
Sahada durum net: Su yoksa üretim yok.
Geçtiğimiz yıllarda Anadolu’da pek çok organize sanayi bölgesinde yaşananlar ortada. Yeraltı su seviyeleri düştü, kuyular yetmemeye başladı. Bazı tesisler vardiya kaydırdı, bazıları üretimi geçici durdurdu. Kimse bunu “kriz” diye manşete taşımadı ama tedarik zinciri sessizce aksadı.
* Çelikçi bilir; hadde hattı su ister.
* Plastikçi bilir; soğutma suyu yoksa kalıp çalışmaz.
* Gıdacı bilir; temizlik, hijyen, proses suyu olmadan üretim hayaldir.
* Tekstilci bilir; boya kazanı susuz dönmez.
Ama biz ne yaptık? Suyu hâlâ maliyet kalemlerinde “ucuz” başlığı altında tuttuk.
* Elektriği tartıştık,
* Doğalgazı tartıştık,
* İşçiliği tartıştık; suyu ise hep varsaydık.
İroni şurada: Bugün nadir element diye bildiğimiz her şeyin üretimi, suya bağımlı. Yani su olmazsa nadir element de kıymetsiz bir taş parçasına dönüşüyor. Ama su, element olmadığı için mi bilinmez, stratejik planlarda hep arka sırada kaldı.
Bir örnek daha vereyim. Lojistik.
Avrupa’da nehir seviyeleri düştüğünde, iç su taşımacılığı aksadı. Maliyet arttı, teslim süreleri uzadı. Bu bir çevre haberi gibi okundu ama sanayici için bu net bir tedarik zinciri kırılmasıydı. Hammaddenin zamanında gelmemesi, siparişin gecikmesi demekti.
Biz sanayiciler biliriz: Zincirin en zayıf halkası kadar güçlüsündür.
Bugün o halka, giderek daha fazla SU oluyor.
Yakın gelecekte rekabet avantajı; en ucuz hammaddenin peşinden koşanda değil, suyunu yöneten, geri kazanan, tasarrufu süreç tasarımına yediren işletmelerde olacak. Artık su, çevre broşürlerinin değil, yönetim kurulu gündemlerinin konusu olmak zorunda.
Evet belki SU periyodik tabloda yok. Ama üretim tablolarında, kapasite planlarında ve risk analizlerinde en üst satıra yazılmalı.
Çünkü sahada öğrendiğimiz bir gerçek var: Makine bekler, işçi bekler, sipariş bekler… Ama SUSUZ üretim beklemez.
Zafer URFALIOĞLU








