Dijital Şeffaflık: Liderlerin Saklanabileceği Yer Kalmadı
Olgar ATASEVEN
Girişimci, İş İnsanı, Yazar, Eğitimci, Konuşmacı
Hatırlıyorum. İşe ilk başladığım dönemlerdi. Şirketin genel müdürünü görmek çok önemli bir durumdu. Biz çaylaklar toplantıların nasıl geçtiğini hep merak ederdik. Ancak bir karar alındıktan sonra şirket içi sirküler olarak yayınlanırdı ve kararları öğrenirdik. O zamanların liderliği (belki bazı şirketlerde hâlâ böyle kalmış olabilir) biraz da mesafe işiydi.
Üst yönetim ayrı katlarda otururdu. Stratejik kararlar kapalı toplantı odalarında alınırdı. Çalışanların büyük çoğunluğu şirketin en üst yöneticilerini yılda birkaç kez görürdü. CEO’ların konuşmaları nadir olur ve mesajları filtrelenmiş biçimde organizasyona ulaşırdı.
Bir çalışanın üst yönetim hakkında bildikleri çoğu zaman sınırlıydı: Nasıl karar aldıklarını, kriz anlarında nasıl davrandıklarını veya çalışanlara gerçekten nasıl yaklaştıklarını bilen sayısı kısıtlıydı. Bu bilinmezlik liderliğin bir parçasıydı. Hatta bazı durumlarda bir avantajdı. Mesafe otoriteyi güçlendiriyordu, görünmezlik liderliğe gizem katıyordu.
Bugün ise bu model neredeyse tamamen ortadan kalkmak üzere, en azından yurt dışında bunu görüyoruz. Dijital çağ, hiç olmadığı kadar liderliği görünür hale getirmiş durumda. Artık liderler sadece stratejik kararlarıyla değil, davranışlarıyla, iletişim tarzlarıyla ve hatta sessizlikleriyle bile değerlendirilir hale geldi. Ve en önemli gerçek şu ki artık “Dijital dünyada liderlerin saklanabileceği yer kalmadı.”
Liderliğin Yeni Sahnesi: Sürekli Görünürlük
Bugünün organizasyonlarında liderlik artık kapalı kapılar ardında gerçekleşmiyor. Gerçi liderlerde daha görünür olmanın peşinde. Çalışanlar yöneticilerini çok daha yakından gözlemliyor. Bunun en önemli nedeni dijital iletişim kanallarının çoğalması.
Bugün bir liderin davranışları ve mesajları çok farklı platformlarda görünür hale geliyor. Örneğin:
- şirket içi iletişim platformları
- dijital toplantılar
- kurumsal sosyal ağlar
- çalışan yorum siteleri
- profesyonel sosyal medya platformları
Özellikle LinkedIn liderlerin iletişim tarzını doğrudan görünür kılıyor. Aynı şekilde çalışanların deneyimlerini paylaştığı Glassdoor gibi platformlar kurum kültürünün dış dünyaya yansımasına aracılık ediyor. Bunun doğal bir sonucu bu platformların çalışanlara yeni bir güç vermesi oldu. “Liderleri değerlendirme gücü”
Artık çalışanlar yalnızca performans değerlendirmesine tabi olan kişiler değil. Aynı zamanda yöneticilerini de gözlemleyen ve açık ya da gizli yorumlayan aktörler haline geldiler.
Bilgi Artık Tek Yönlü Akmıyor
Alıştığımız modelleri hatırlayalım. Geleneksel organizasyon yapılarında bilgi yukarıdan aşağıya doğru akardı. Yönetim karar alırdı. İletişim departmanları veya ilgili departmanlar mesajı hazırlar, çalışanlara iletirdi. Organizasyon bu mesajı kabul ederdi. Dijital çağ bu yapıyı tamamen değiştirdi. Bugün bilgi çok yönlü akıyor. Bir çalışan yaşadığı deneyimi bir paylaşım, bir yorum ya da bir mesaj aracılığıyla yüzlerce kişiye ulaştırabiliyor. Bir kurumun içinde yaşanan bir olay artık sadece o odada kalmayabiliyor. Bir çalışan deneyimi birkaç saat içinde tüm organizasyonda konuşulabilir hale gelebiliyor. Bu durum liderler için “Davranışların artık kapalı kalmayacağının” en önemli göstergelerini oluşturuyor.
Eskiden şirketler kültürlerini büyük ölçüde kendileri anlatırdı. Kurumsal web siteleri, reklam kampanyaları ve işveren markası projeleri kurumların nasıl görünmek istediğinin araçları olarak kullanılıyordu. Hatta bu konuda ben şirketlere bizzat kendi markaları kadar işveren markalarına da önem vermeleri gerektiğini hatırlatırdım. (Bknz. Peryön Dergisi PY yazılarım)
Bugün ise çalışanlar kurumların nasıl olduğunu anlatıyor. Bir organizasyonun gerçek kültürü artık çalışan yorumları, sosyal medya paylaşımları, işten ayrılan çalışanların deneyimleri ve içeriden paylaşılan hikâyelerle görünür hale geliyor: Bu yüzden modern iş dünyasında kurumların karşı karşıya olduğu önemli bir gerçek ortaya çıkmış durumda: Artık şirketlerin anlattığı kültür ile yaşanan ya da yaşatılan kültür arasındaki farklar çok hızlı bir şekilde ortaya çıkıyor. Bir şirket çalışan odaklı olduğunu söyleyebilir. Ancak çalışanların deneyimi farklıysa, bu fark kısa sürede görünür hale geliyor. Anlayacağınız üzere, dijital çağda kurumların hikâyesini yalnızca kurumlar yazmıyor. Çalışanlar da yazıyor.
Tutarsızlık Artık Daha Hızlı Ortaya Çıkıyor
Hız çağında yaşadığımızın bir diğer göstergesi de artık her şeyin daha kolay açığa çıkması. Dijital şeffaflığın liderler için yarattığı en büyük risk tutarsızlık. Bir lider toplantılarda çalışanların öneminden söz edip kriz anlarında ekiplerini yalnız bırakıyorsa, bu fark çok daha görünür hale geliyor. Bir yönetici empatiyi savunup günlük kararlarında farklı davranıyorsa, çalışanlar bunu hemen fark ediyor. Eskiden bu tür tutarsızlıkların fark edilmesi uzun zaman alabilirdi. Organizasyon içinde bilgi yavaş yayılırdı. Çalışanlar deneyimlerini sınırlı çevrelerle paylaşırdı. Bugün ise durum farklı. Bir deneyim birkaç saat içinde onlarca kişiye ulaşabiliyor. Bir çalışan yorumu yüzlerce kişi tarafından okunabiliyor. Bu nedenle dijital çağ liderler için yeni bir sorumluluk getiriyor:
Liderliğin Yeni Testi: Davranış
Geçmişte liderlik büyük ölçüde strateji ve karar alma becerisiyle tanımlanıyordu. Bugün ise liderliğin değerlendirilmesinde yeni bir unsur daha güçlü hale geliyor: davranış.
Çalışanlar artık liderleri yalnızca doğru kararlar alıyor mu, şirketi büyütüyor mu, stratejik olarak güçlü mü diye değerlendirmiyor. Aynı zamanda şu soruların cevaplarını arıyorlar: Çalışanlara nasıl davranıyor? Kriz anlarında nasıl iletişim kuruyor? Değerleri gerçekten uyguluyor mu? Bu sorular ve benzeri sorgulamalar artık liderliğin daha görünür hale geldiği bir çağın işaretidir. Bunun cidden fark etmek gerekiyor. Peki her şey her zaman yolunda mı gidiyor? Dijital şeffaflık bazen şirketler için ciddi krizler yaratabiliyor. Örneğin, Uber geçmişte kurum kültürü ile ilgili ciddi eleştirilerle karşı karşıya kaldı. Çalışanların paylaştığı deneyimler şirket içindeki bazı yönetim uygulamalarını görünür hale getirdi ve bu durum şirketin liderlik yapısını bile değiştiren bir sürece dönüştü. Benzer şekilde, Amazon da zaman zaman çalışma koşulları ve yönetim uygulamalarıyla ilgili çalışan deneyimlerinin kamuoyunda tartışıldığı dönemler yaşadı.
Tüm bunlara rağmen şirketler duruma adapte olmakta hevesli oldukları için krizler de fırsata dönüşüyor. Dijital şeffaflık bazı liderler için tehdit gibi görünse de, ancak güçlü liderler için bu durum önemli fırsatları da beraberinde getiriyor. Çünkü gerçek liderliğin otoriteden çok güven üzerine kurulu olduğunu unutmayalım. Şeffaflık güveni görünür hale getirir. Bir lider gerçekten tutarlıysa, çalışanlara saygı gösteriyorsa ve değerlerini uyguluyorsa, bu davranışlar dijital ortamda daha geniş kitleler tarafından fark ediliyor. Başka bir ifadeyle: Şeffaflık zayıf liderliği zorlaştırır ama güçlü liderliği güçlendiriyor.
Yeni Bir Liderlik Yetkinliği: Dijital Tutarlılık
Günümüz değişim rüzgarlarının içinde dijital çağın liderleri için yeni bir beceri ortaya çıkıyor: dijital tutarlılık. Bu ise ancak ve ancak söylenen ile yapılanların uyumlu olması, değerlerin yalnızca konuşulması değil, uygulanması ve iletişimin kriz anlarında da sürmesi koşullarında gerçek hayata geçiyor. Buradan anlaşılması gerekenin dijital tutarlılığın bir iletişim tekniği olmadığı, bir karakter meselesi olduğudur. Çünkü dijital ortamlar liderlerin gerçek davranışlarını görünür hale getirir.
İş dünyası diğer konularda olduğu gibi bu konuda da sessiz ama güçlü bir dönüşüm yaşıyor. Liderlik artık yalnızca strateji üretmek ya da karar almak olarak gözükmüyor. Liderlik aynı zamanda sürekli göz önünde olan bir davranış biçimi haline geliyor. Dijital çağ liderleri sürekli izlenen bir sahneye taşıyor. Bu sahnede: çalışanlar gözlemci, sosyal medya yankı odası, ve dijital platformlar ise bir kayıt cihazı gibi rolleri üstlenmiş durumdalar. Bu nedenle liderliğin yeni gerçeği oldukça basit ama güçlü görüyorum. Geçmişte liderlik gücünü mesafeden alıyordu. Bugün ise liderlik gücünü şeffaflıktan almak zorunda. Ve bu yeni dünyada saklanacak yer pek kalmadı.
Olgar ATASEVEN
Girişimci, İş İnsanı, Yazar, Eğitimci, Konuşmacı








