AB Sanayi Hızlandırıcı Yasa Tasarısı: Avrupa Sanayi Politikasında Yeni Yönelim ve Küresel Rekabet
Gül SALDIRANER
EG Partner – SMMM
Bağımsız Denetçi – Sürdürülebilirlik Denetçisi
Son yıllarda küresel ekonomi, artan jeopolitik gerilimler, tedarik zinciri kırılmaları, enerji maliyetlerindeki dalgalanmalar ve hızlanan teknolojik dönüşümün etkisiyle önemli bir dönüşüm sürecinden geçmektedir. Özellikle pandemi sonrasında ortaya çıkan tedarik sorunları ve stratejik sektörlerde yoğunlaşan küresel rekabet, üretim kapasitesinin yalnızca ekonomik büyüme açısından değil, aynı zamanda ekonomik güvenlik ve teknolojik rekabet bakımından da kritik bir unsur olarak görülmesine yol açmıştır. Bu gelişmeler birçok ekonominin sanayi politikalarına yeniden yönelmesine neden olurken, Avrupa Birliği de üretim kapasitesini güçlendirmeyi hedefleyen yeni politika araçları geliştirmeye başlamıştır.
Bu çerçevede Avrupa Birliği, temiz teknolojiler ve düşük karbonlu sanayi üretimi alanlarında üretim kapasitesini artırmayı ve stratejik değer zincirlerini güçlendirmeyi amaçlayan yeni politika araçları geliştirmektedir. Avrupa Komisyonu tarafından Mart 2026’da sunulan Sanayi Hızlandırıcı Yasa Tasarısı (Industrial Accelerator Act), bu politika yönelimi doğrultusunda geliştirilen girişimlerden biridir. Tasarı, düşük karbonlu sanayi ürünleri ve temiz teknolojiler için Avrupa içinde pazar oluşumunu desteklemeyi ve Avrupa sanayisinin üretim kapasitesini güçlendirmeyi amaçlayan yeni mekanizmalar içermektedir. Kamu alımları ve kamu destek programları aracılığıyla Avrupa’da üretilmiş düşük karbonlu ürünler ve stratejik teknolojilerin kullanımının teşvik edilmesi öngörülmektedir.
Bu çalışma, Avrupa Komisyonu tarafından önerilen Sanayi Hızlandırıcı Yasa Tasarısı’nı Avrupa Birliği’nin değişen sanayi politikası çerçevesi içinde ele alarak düzenlemenin kapsamını, temel politika araçlarını ve küresel rekabet bağlamındaki anlamını incelemektedir.
Arka Plan
Avrupa Birliği’nde sanayi rekabetçiliğine ilişkin tartışmaların arka planında, Mario Draghi tarafından hazırlanan “The Future of European Competitiveness” raporu Avrupa ekonomisinin karşı karşıya olduğu yapısal sorunları kapsamlı biçimde ele alan önemli bir çalışma olarak öne çıkmaktadır. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in talebi üzerine hazırlanan bu rapor, Avrupa ekonomisinin küresel rekabet ortamında karşı karşıya olduğu yapısal sorunlara dikkat çekmektedir. Raporda özellikle Avrupa’nın üretkenlik artışındaki yavaşlama, enerji maliyetlerinin yüksekliği, yatırım eksikliği ve küresel ölçekte artan rekabet baskısı nedeniyle sanayi üretim kapasitesinin zayıfladığı vurgulanmaktadır. Aynı zamanda yeşil ve dijital dönüşümün gerektirdiği yatırım ihtiyacının büyüklüğü, Avrupa ekonomisinin mevcut politika araçlarıyla bu dönüşümü gerçekleştirmekte zorlanabileceğine işaret etmektedir.
Draghi raporu, Avrupa Birliği’nin uzun yıllar boyunca ağırlıklı olarak düzenleyici araçlara dayanan ekonomik yaklaşımının artık yeterli olmayabileceğini ortaya koymaktadır. Raporda, Avrupa’nın küresel rekabet gücünü koruyabilmesi için piyasa düzenlemelerine dayalı mevcut yaklaşımın ötesine geçilmesi ve stratejik sektörlerde üretim kapasitesini güçlendiren daha aktif bir sanayi politikası geliştirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Bu çerçevede kamu yatırımları, sanayi üretim altyapısı, temiz teknolojiler ve kritik değer zincirlerinde Avrupa’nın kapasitesini artırmaya yönelik politika araçlarının geliştirilmesi önerilmektedir.
Draghi raporunda ayrıca Avrupa’nın yeşil ve dijital dönüşüm hedeflerine ulaşabilmesi için yıllık yaklaşık 800 milyar avro ek yatırım ihtiyacı olduğu belirtilmektedir. Bu değerlendirme, Avrupa Birliği’nde sanayi politikası araçlarının yalnızca düzenleyici çerçevelerle sınırlı kalmayıp yatırım finansmanını da kapsayacak şekilde genişletilmesi gerektiğine işaret etmektedir.
Draghi raporunun ardından Avrupa Birliği’nde rekabetçilik ve sanayi politikalarına ilişkin tartışmaları şekillendiren önemli çalışmalardan biri de Enrico Letta tarafından hazırlanan “Much More Than a Market” raporudur. Avrupa Konseyi için hazırlanan bu rapor, Avrupa Tek Pazarının yeni jeoekonomik koşullar altında yeniden güçlendirilmesi gerektiğini vurgulamakta ve özellikle enerji, teknoloji ve sanayi alanlarında daha bütüncül bir politika yaklaşımının geliştirilmesini önermektedir. Raporda, Avrupa’nın küresel rekabet ortamında üretim kapasitesini koruyabilmesi için tek pazarın yalnızca ticaretin serbestleşmesi açısından değil, aynı zamanda sanayi politikası ve stratejik değer zincirleri açısından da yeniden yapılandırılması gerektiği ifade edilmektedir.
Buna ek olarak Avrupa Komisyonu tarafından her yıl yayımlanan Tek Pazar ve Rekabetçilik Raporları (Single Market and Competitiveness Report) da Avrupa ekonomisinin rekabet gücüne ilişkin önemli değerlendirmeler sunmaktadır. Raporlarda Avrupa Birliği’nin tek pazarının küresel ölçekte önemli bir ekonomik avantaj sağlamaya devam ettiği, ancak inovasyon kapasitesi, yatırım ortamı, enerji maliyetleri ve düzenleyici yükler gibi alanlarda çeşitli yapısal zorlukların sürdüğü vurgulanmaktadır. Ayrıca ulusal düzenlemelerin parçalı yapısı ve idari süreçlerin karmaşıklığı gibi unsurların Avrupa şirketlerinin ölçeklenmesini zorlaştırdığı ve yatırım süreçlerini yavaşlatabildiği ifade edilmektedir. Bu değerlendirmeler, Avrupa Birliği’nde rekabetçilik ve sanayi politikalarına yönelik tartışmaların son yıllarda neden daha fazla önem kazandığını ortaya koyan önemli kurumsal analizler arasında yer almaktadır.
Bu raporlar, Avrupa Birliği’nde rekabetçilik tartışmalarının yalnızca düzenleyici reformlarla sınırlı kalmayıp sanayi politikası araçlarının da yeniden gündeme gelmesine zemin hazırlamıştır. Raporlarda ortaya konulan değerlendirmeler, Avrupa Birliği’nde rekabetçilik, sanayi politikası ve tek pazarın geleceğine ilişkin tartışmaların hız kazanmasına katkı sağlamış ve Avrupa Komisyonu’nun sonraki dönemde geliştirdiği politika girişimleri için önemli bir analitik referans çerçevesi oluşturmuştur. Bu süreçte Avrupa Komisyonu, Avrupa ekonomisinin rekabet gücünü güçlendirmeyi amaçlayan yeni bir politika yönelimi ortaya koyarak sanayi politikası araçlarını yeniden şekillendirmeye başlamıştır. Bu yaklaşım, Avrupa Birliği’nin yeşil dönüşüm hedeflerini sanayi rekabetçiliği ile birlikte ele alan yeni bir sanayi politikası çerçevesinin ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır.
Avrupa Birliği’nin Yeni Sanayi Politikası Yönelimi
Draghi raporunun ardından Avrupa Birliği’nde rekabetçilik ve sanayi politikalarına ilişkin tartışmalar daha somut politika girişimlerine dönüşmeye başlamıştır. Avrupa Komisyonu bu süreçte yeşil dönüşüm hedefleri ile sanayi rekabetçiliğini birlikte ele alan yeni bir politika yaklaşımı geliştirmiştir. Bu çerçevede ortaya konulan Temiz Endüstri Anlaşması (Clean Industrial Deal – CID), Avrupa’nın temiz teknolojilerde üretim kapasitesini artırmayı, enerji yoğun sektörlerin dönüşümünü hızlandırmayı ve kritik tedarik zincirlerinde dayanıklılığı güçlendirmeyi amaçlayan kapsamlı bir sanayi politikası çerçevesi sunmaktadır.
Bu politika çerçevesi kapsamında Avrupa Birliği son yıllarda sanayi üretimini ve stratejik değer zincirlerini desteklemeye yönelik çeşitli düzenlemeler geliştirmiştir. Net-Sıfır Sanayi Yasası (Net-Zero Industry Act) temiz teknoloji üretim kapasitesinin Avrupa içinde artırılmasını hedeflerken, Kritik Hammaddeler Yasası (Critical Raw Materials Act) enerji dönüşümü için kritik öneme sahip hammaddelere erişimin güvence altına alınmasını amaçlamaktadır. Sanayi Hızlandırıcı Yasa Tasarısı (Industrial Accelerator Act) ise bu politika yaklaşımı içinde Avrupa’da düşük karbonlu sanayi ürünleri ve temiz teknolojiler için pazar oluşturmayı amaçlayan yeni bir politika aracı olarak ortaya çıkmaktadır.
Bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde Avrupa Birliği’nin yeşil dönüşüm hedeflerini sanayi rekabetçiliği ve ekonomik güvenlik politikaları ile birlikte ele alan daha bütüncül bir sanayi stratejisi geliştirmeye çalıştığı görülmektedir. Son yıllarda küresel ölçekte artan sanayi politikaları ve devlet destekleri karşısında Avrupa Birliği’nin de üretim kapasitesini korumaya ve stratejik sektörlerde yatırım ortamını güçlendirmeye yönelik daha aktif politika araçları geliştirdiği anlaşılmaktadır.
Avrupa Birliği’nin geliştirdiği bu yeni sanayi politikası araçları, özellikle Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) ile birlikte değerlendirildiğinde daha bütüncül bir politika çerçevesi ortaya koymaktadır. CBAM aracılığıyla karbon maliyetleri üzerinden rekabet dengesi yeniden şekillendirilirken, Sanayi Hızlandırıcı Yasa Tasarısı ile düşük karbonlu üretim için Avrupa içinde talep oluşturulması hedeflenmektedir. Bu iki politika aracı birlikte değerlendirildiğinde, Avrupa Birliği’nin yeşil dönüşümü yalnızca bir düzenleme alanı olarak değil, aynı zamanda sanayi rekabetçiliğinin yeniden inşası süreci olarak ele aldığı görülmektedir.
Sanayi Hızlandırıcı Yasa Tasarısı (Industrial Accelerator Act)
Avrupa Komisyonu tarafından önerilen tasarı, Avrupa Birliği’nin sanayi üretim kapasitesini güçlendirmeyi amaçlayan yeni bir düzenleme olarak öne çıkmaktadır. Tasarı kapsamında kamu alımları, kamu destek programları ve yatırım mekanizmaları aracılığıyla düşük karbonlu sanayi ürünleri ve temiz teknolojiler için Avrupa içinde talep oluşturulması öngörülmektedir. Düzenleme aynı zamanda sanayi yatırımlarının hızlandırılması, kritik değer zincirlerinin güçlendirilmesi ve Avrupa sanayisinin küresel rekabet karşısındaki konumunun desteklenmesi amacıyla çeşitli politika araçları içermektedir.
Kapsamdaki Sektörler
Sanayi Hızlandırıcı Yasa Tasarısı, Avrupa ekonomisi açısından stratejik öneme sahip bazı sektörlere odaklanmaktadır. Tasarı kapsamında özellikle enerji yoğun sanayi sektörleri, otomotiv değer zinciri ve net-sıfır teknolojileri öncelikli alanlar arasında yer almaktadır.
Enerji yoğun sektörler kapsamında yüksek enerji tüketimi ve karbon emisyonları ile öne çıkan aşağıdaki sektörler düzenlemenin öncelikli alanları arasında bulunmaktadır:
- Çelik
- Çimento
- Alüminyum
Avrupa Komisyonu ayrıca kimya sektörünün de ilerleyen aşamalarda bu çerçeveye dahil edilebileceğini belirtmektedir.
Tasarı aynı zamanda otomotiv değer zincirine ilişkin düzenlemeler içermektedir. Bu kapsamda özellikle elektrikli araç üretimi ve bu araçlarda kullanılan temel bileşenler Avrupa sanayisinin rekabet gücü açısından stratejik alanlar arasında değerlendirilmektedir:
- Elektrikli araçlar
- Elektrikli araç bileşenleri
Bunun yanı sıra net-sıfır teknolojileri olarak tanımlanan temiz teknoloji alanları da tasarının kapsamına dahil edilmektedir. Bu çerçevede aşağıdaki teknolojiler Avrupa sanayisinin geleceği açısından öncelikli sektörler arasında gösterilmektedir:
- Bataryalar
- Enerji depolama sistemleri
- Güneş enerjisi teknolojileri
- Rüzgâr enerjisi ekipmanları
- Isı pompaları
- Elektrolizörler
- Nükleer teknolojiler
Talep Yaratma Mekanizmaları
Sanayi Hızlandırıcı Yasa Tasarısı’nın en dikkat çekici unsurlarından biri, kamu alımları ve kamu destek mekanizmalarında düşük karbon ve Avrupa üretimi kriterlerinin kullanılmasını öngören yeni talep mekanizmalarıdır. Tasarı, kamu kaynakları kullanılarak gerçekleştirilen alımlar ve destek programlarında belirli ürün ve teknolojiler için düşük karbon üretim kriterleri ve Avrupa’da üretim koşullarının dikkate alınmasını öngörmektedir.
Bu yaklaşım özellikle inşaat ve otomotiv sektörlerinde kullanılan çelik, çimento ve alüminyum gibi ürünler için uygulanacaktır. Böylece Avrupa Birliği, düşük karbonlu sanayi ürünleri ve temiz teknolojiler için Avrupa içinde yeni pazarlar oluşturmayı amaçlamaktadır. Bu mekanizma aynı zamanda Avrupa’da üretim yapan şirketler için yatırım öngörülebilirliğini artırmayı ve temiz teknolojilere yönelik sanayi yatırımlarını teşvik etmeyi hedeflemektedir. Bu talep mekanizmalarının temel amacı, düşük karbon üretim teknolojileri ile geleneksel üretim yöntemleri arasındaki maliyet farkını azaltarak temiz üretim yatırımlarının daha hızlı ölçeklenmesini sağlamaktır. Bu yaklaşım, Avrupa sanayi politikasında temiz teknolojiler için yeni talep alanları yaratmayı hedefleyen “piyasa oluşturma” (market creation) araçlarının bir uygulaması olarak değerlendirilmektedir.
Yabancı Yatırımlar İçin Getirilen Koşullar
Tasarı, Avrupa Birliği’nin yabancı yatırımlara açık kalmaya devam edeceğini vurgulamakla birlikte, stratejik sektörlerde gerçekleştirilen büyük ölçekli yatırımlar için bazı koşullar getirmektedir. Buna göre elektrikli araçlar, bataryalar, güneş teknolojileri ve kritik hammaddeler gibi stratejik alanlarda gerçekleştirilen ve 100 milyon avroyu aşan yatırımların Avrupa ekonomisine somut katkı sağlaması beklenmektedir.
Bu kapsamda söz konusu yatırımların teknoloji transferi sağlaması, Avrupa değer zincirlerine entegrasyonu desteklemesi ve yerel istihdam yaratması gibi kriterler öngörülmektedir. Bu yaklaşım, Avrupa Birliği’nin küresel yatırım akımlarına açık kalırken aynı zamanda stratejik sektörlerde üretim kapasitesini güçlendirmeyi ve Avrupa sanayisinde nitelikli istihdamı desteklemeyi amaçlayan ekonomik güvenlik yaklaşımının bir parçası olarak değerlendirilmektedir.
Tasarı kapsamında yabancı yatırımlara getirilen bu koşullar, yalnızca sanayi politikasının bir unsuru olarak değil, aynı zamanda Avrupa Birliği’nin stratejik sektörlerde yatırım akımlarını yönlendirmeye yönelik yeni bir düzenleyici çerçeve oluşturduğunu göstermektedir. Bu yaklaşım, yatırım kararlarının yalnızca ekonomik kriterlere göre değil, teknoloji transferi, değer zinciri entegrasyonu ve ekonomik güvenlik gibi unsurlar çerçevesinde değerlendirilmesini öngörmektedir. Bu yönüyle düzenleme, yatırım süreçlerine ilave yükümlülükler getiren ve yatırım kararlarının yapısını dönüştüren bir politika aracına işaret etmektedir.
İzin Süreçlerinin Hızlandırılması ve Sanayi Hızlandırma Alanları
Sanayi Hızlandırıcı Yasa Tasarısı aynı zamanda sanayi yatırımlarının hayata geçirilmesini hızlandırmayı amaçlayan düzenlemeler içermektedir. Tasarı kapsamında sanayi projeleri için izin süreçlerinin dijitalleştirilmesi ve tek temas noktası sistemi ile yürütülmesi öngörülmektedir. Belirli sanayi projeleri için izin süreçlerinde azami sürelerin belirlenmesi ve idari süreçlerin sadeleştirilmesi hedeflenmektedir.
Tasarı ayrıca “Industrial Acceleration Areas” (Sanayi Hızlandırma Alanları) olarak adlandırılan sanayi hızlandırma alanlarının oluşturulmasını öngörmektedir. Bu bölgelerde temiz üretim projelerinin kümelenmesi, sanayi tesisleri arasında iş birliğinin güçlendirilmesi ve enerji altyapısının geliştirilmesi amaçlanmaktadır. Bu yaklaşım ile Avrupa’da temiz sanayi yatırımlarının daha hızlı hayata geçirilmesi ve üretim kapasitesinin ölçeklenmesi hedeflenmektedir.
Küresel Ticaret ve Koruma Tartışmaları
Sanayi Hızlandırıcı Yasa Tasarısı’nın en dikkat çekici yönlerinden biri, kamu alımları ve kamu destek mekanizmalarında Avrupa’da üretilmiş ürünlere yönelik tercih mekanizmalarının gündeme gelmesidir. Tasarı kapsamında belirli sektörlerde düşük karbon üretim kriterleri ile birlikte Avrupa üretimi içeriğin dikkate alınması öngörülmektedir. Bu yaklaşım Avrupa Birliği’nin sanayi politikasında kamu alımları ve destek mekanizmaları aracılığıyla üretim kapasitesini desteklemeyi amaçlayan yeni bir politika yönelimine işaret etmektedir.
Son yıllarda küresel ölçekte artan sanayi politikaları ve devlet destekleri, üretim yatırımlarının coğrafi dağılımını önemli ölçüde etkilemeye başlamıştır. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nde yürürlüğe giren Enflasyonu Düşürme Yasası (Inflation Reduction Act) ve Çin’in uzun süredir uyguladığı sanayi destek politikaları, temiz teknoloji üretimi ve stratejik sektörlerde küresel rekabeti yoğunlaştırmıştır. Bu gelişmeler karşısında Avrupa Birliği de sanayi üretiminin Avrupa içinde korunması ve yeni yatırımların Avrupa’ya yönlendirilmesi amacıyla talep oluşturma mekanizmalarını politika araçları arasında değerlendirmeye başlamıştır.
“Made in EU” yaklaşımı bu bağlamda yalnızca ticari bir tercih mekanizması değil, aynı zamanda Avrupa sanayi stratejisinin bir parçası olarak değerlendirilmektedir. Kamu alımları ve destek programları aracılığıyla Avrupa içinde üretilmiş ürünlere yönelik talep oluşturulması, temiz teknoloji yatırımlarının Avrupa’da gerçekleştirilmesini teşvik etmeyi amaçlamaktadır. Bu yaklaşım aynı zamanda stratejik sektörlerde dışa bağımlılığın azaltılması ve Avrupa sanayi değer zincirlerinin güçlendirilmesi hedefiyle de ilişkilendirilmektedir. Bu gelişmeler, Avrupa Birliği’nin uzun yıllar savunduğu serbest ticaret ve düzenleyici politika yaklaşımının yanı sıra, sanayi politikasını daha aktif bir rekabet aracı olarak kullanmaya başladığını göstermektedir.
Bununla birlikte söz konusu yaklaşım küresel ticaret sistemi açısından çeşitli tartışmaları da beraberinde getirmektedir. Kamu alımlarında Avrupa üretimine yönelik tercih mekanizmalarının kullanılması, bazı çevreler tarafından sanayi politikasının daha korumacı bir yön kazandığı şeklinde değerlendirilmektedir. Avrupa Komisyonu ise tasarının uluslararası ticaret kuralları ile uyumlu olduğunu ve Avrupa Birliği’nin açık ticaret yaklaşımını sürdürdüğünü vurgulamaktadır. Bu gelişmeler, küresel ölçekte sanayi politikalarının yeniden önem kazandığı ve devlet desteklerinin rekabet dinamiklerini doğrudan etkilediği yeni bir döneme işaret etmektedir.
Türkiye Açısından Önemi
Avrupa Birliği’nin geliştirdiği yeni sanayi politikası araçları, Avrupa ile güçlü ticaret ilişkilerine sahip ülkeler açısından da önemli sonuçlar doğurabilecek niteliktedir. Türkiye, Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği çerçevesinde derin üretim ve ticaret ilişkilerine sahip bir ekonomi olarak bu gelişmelerden doğrudan etkilenebilecek ülkeler arasında yer almaktadır. Özellikle otomotiv, metal, makine ve enerji yoğun sanayi sektörlerinde Avrupa değer zincirleri ile güçlü bir entegrasyona sahip olan Türkiye açısından Avrupa Birliği’nin yeni sanayi politikası araçları dikkatle izlenmesi gereken gelişmeler arasında yer almaktadır.
Sanayi Hızlandırıcı Yasa Tasarısı kapsamında gündeme gelen kamu alımları mekanizmaları ve “Made in Europe” yaklaşımı bu tartışmaların önemli unsurlarından biridir. Taslak düzenlemelerde “Made in Europe” kapsamının temel olarak Avrupa Birliği ve Avrupa Ekonomik Alanı ülkelerini içermesi öngörülmekle birlikte, Avrupa Komisyonu’nun belirli koşullar altında bazı üçüncü ülkeleri veya “güvenilir ortakları” bu kapsamda değerlendirebileceğine yönelik esneklikler de yer almaktadır. Bu nedenle “Made in Europe” yaklaşımının uygulanma biçimi, Avrupa kamu alımları ve sanayi destek programlarında Avrupa değer zincirleri ile güçlü entegrasyona sahip ülkelerin konumunu doğrudan etkileyebilecek bir unsur olarak değerlendirilmektedir.
Bu çerçevede Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği kapsamında derin üretim ve ticaret ilişkilerine sahip olan Türkiye açısından da söz konusu yaklaşım dikkatle izlenen bir gelişme olarak değerlendirilmektedir. Türkiye’de üretilen birçok sanayi ürünü Avrupa üretim ağları ile güçlü biçimde entegre durumdadır. Bu nedenle Avrupa Birliği’nin kamu alımları, sanayi destek programları ve temiz teknoloji yatırımlarına ilişkin geliştirdiği yeni politika araçları, Türkiye’nin Avrupa sanayi değer zincirleri içindeki konumu açısından da önemli sonuçlar doğurabilecek niteliktedir.
Bununla birlikte Avrupa Birliği’nin sanayi politikalarındaki yeni yönelimi yalnızca kamu alımları veya menşe kriterleri ile sınırlı değildir. Avrupa’da temiz teknoloji üretimi, enerji yoğun sektörlerin dönüşümü ve kritik hammaddelere erişim alanlarında geliştirilen politika araçları, Avrupa sanayi değer zincirleri ile yakın entegrasyona sahip ülkeler açısından sanayi yatırımlarının coğrafi dağılımı ve üretim yapısının geleceği bakımından da önemli sonuçlar doğurabilecek niteliktedir.
Öte yandan Avrupa Birliği’nin üçüncü ülkelerle yürüttüğü serbest ticaret anlaşmaları da Türkiye açısından zaman zaman yeni tartışmaları gündeme getirmektedir. Türkiye, Gümrük Birliği kapsamında Avrupa Birliği’nin ortak gümrük tarifesine uyum sağlamakla birlikte, Avrupa Birliği’nin üçüncü ülkelerle imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarına taraf değildir. Bu durum bazı durumlarda rekabet koşullarının asimetrik şekilde oluşmasına yol açabilmektedir. Bu nedenle Avrupa Birliği’nin sanayi politikaları ile ticaret politikalarına ilişkin gelişmeler Türkiye açısından birlikte değerlendirilen konular arasında yer almaktadır.
Bu çerçevede Avrupa Birliği’nin geliştirdiği yeni sanayi politikası araçları Türkiye açısından yalnızca ticaret ilişkileri bakımından değil, aynı zamanda sanayi dönüşümü ve üretim yapısının geleceği açısından da stratejik önem taşımaktadır. Avrupa ile güçlü üretim bağlantılarına sahip Türk sanayisi açısından düşük karbonlu üretim kapasitesinin geliştirilmesi, temiz teknoloji yatırımlarının artırılması ve Avrupa sanayi değer zincirleri içindeki konumun güçlendirilmesi önümüzdeki dönemde önemli bir politika alanı olarak öne çıkmaktadır. Bu nedenle Türkiye açısından mesele yalnızca uyum değil, Avrupa sanayi değer zincirleri içinde konumun yeniden tanımlanmasıdır.
Sonuç ve Değerlendirme
Sanayi Hızlandırıcı Yasa Tasarısı, Avrupa Birliği’nin son yıllarda sanayi politikasında daha belirgin hale gelen yeni yönelimin önemli bir örneğini oluşturmaktadır. Avrupa Birliği, üretim kapasitesini güçlendirmeyi ve stratejik sektörlerde rekabet gücünü korumayı amaçlayan politika araçlarını daha aktif biçimde kullanmaya başlamıştır. Bu çerçevede geliştirilen yeni düzenlemeler, sanayi dönüşümünü desteklerken aynı zamanda Avrupa’da üretim yatırımlarını teşvik etmeyi hedeflemektedir.
Avrupa Birliği’nin yeşil dönüşüm ve sanayi rekabetçiliği hedefleri doğrultusunda geliştirdiği politika araçları, sanayi dönüşümünü destekleyen daha bütüncül bir politika çerçevesinin ortaya çıktığını göstermektedir. Temiz teknoloji üretiminin artırılması, kritik hammaddelere erişimin güvence altına alınması ve düşük karbonlu sanayi yatırımlarının hızlandırılması bu yaklaşımın temel unsurları arasında yer almaktadır. Sanayi Hızlandırıcı Yasa Tasarısı ise bu politika çerçevesi içinde Avrupa’da düşük karbonlu sanayi üretimini desteklemeyi ve temiz teknoloji yatırımlarını hızlandırmayı amaçlayan önemli bir politika aracı olarak öne çıkmaktadır. Kamu alımları ve destek programları aracılığıyla geliştirilen bu mekanizmalar, Avrupa’da üretim yatırımlarının hızlandırılmasını ve sanayi üretim kapasitesinin güçlendirilmesini hedeflemektedir.
Bu yaklaşım aynı zamanda Avrupa Birliği’nin sanayi politikasını yalnızca düzenleyici araçlarla sınırlı tutmayan, üretim kapasitesi ve yatırım ortamını doğrudan etkileyen daha aktif bir politika anlayışına yöneldiğini göstermektedir. Kamu alımlarında düşük karbon ve Avrupa üretimi kriterlerinin kullanılmasına yönelik tartışmalar ise bu yeni sanayi politikası yaklaşımının küresel ticaret sistemi açısından da çeşitli tartışmaları beraberinde getirebileceğine işaret etmektedir.
Henüz yasama süreci devam eden Sanayi Hızlandırıcı Yasa Tasarısı, Avrupa Birliği’nin sanayi politikasında ortaya çıkan bu yeni yönelimi anlamak açısından önemli bir örnek oluşturmaktadır. Temiz teknolojiler, enerji yoğun sanayi sektörleri ve stratejik değer zincirleri etrafında şekillenen bu politika yaklaşımı, Avrupa’nın küresel sanayi rekabeti içindeki konumunu güçlendirmeyi amaçlayan daha aktif bir sanayi stratejisine işaret etmektedir.
Avrupa Birliği’nin sanayi politikası araçlarını genişleterek üretim kapasitesini desteklemeye yönelik attığı adımlar, küresel değer zincirlerinin coğrafi dağılımı üzerinde de etkili olabilecek niteliktedir. Avrupa ile güçlü üretim bağlantılarına sahip ülkeler açısından bu dönüşüm, yalnızca mevcut ticaret ilişkilerinin sürdürülmesi değil, aynı zamanda sanayi dönüşümünün gerektirdiği yeni üretim kapasitesi ve teknoloji yatırımlarının geliştirilmesini de gündeme getirmektedir.
Bu çerçevede Sanayi Hızlandırıcı Yasa Tasarısı, Avrupa Birliği’nin sanayi politikasında yalnızca bir düzenleme değişikliğini değil, aynı zamanda üretim, yatırım ve rekabet dinamiklerinin yeniden tanımlandığı yeni bir dönemin başlangıcını temsil etmektedir. Avrupa Birliği’nin sanayi politikasında ortaya çıkan bu yeni yönelim, Türkiye açısından da yakından izlenmesi gereken önemli bir politika alanı oluşturmaktadır.
Gül SALDIRANER
EG Partner – SMMM
Bağımsız Denetçi – Sürdürülebilirlik Denetçisi
www.eg-econsulting.com
KAYNAKLAR/ REFERENCES
- European Commission – Commission proposes Industrial Accelerator Act to strengthen industry and create jobs in Europe- https://ec.europa.eu/commission/presscorner/detail/en/ip_26_515
- European Commission – Commission Industrial Accelerator Act- https://single-market-economy.ec.europa.eu/publications/industrial-accelerator-act_en
- European Commission – Questions and answers on the Industrial Accelerator Act- https://ec.europa.eu/commission/presscorner/detail/en/qanda_26_516
- European Commission- Clean Industrial Deal – https://commission.europa.eu/topics/competitiveness/clean-industrial-deal_en
- European Commission – A Clean Industrial Deal for competitiveness and decarbonisation in the EU- https://ec.europa.eu/commission/presscorner/detail/en/ip_25_550
- European Commission – Net-Zero Industry Act – https://commission.europa.eu/topics/competitiveness/green-deal-industrial-plan/net-zero-industry-act_en
- European Council – European economic security – https://www.consilium.europa.eu/en/policies/european-economic-security/
- European Council – European economic security strategy – https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=celex:52023JC0020
- European Commission – The Future of European Competitiveness: Report by Mario Draghi – https://commission.europa.eu/topics/competitiveness/draghi-report_en
- European Council – Much More Than a Market: Report by Enrico Letta –https://www.consilium.europa.eu/media/ny3j24sm/much-more-than-a-market-report-by-enrico-letta.pdf
- European Commission – The 2026 Annual Single Market and Competitiveness Report –
- European Commission – European Critical Raw Materials Act – https://commission.europa.eu/topics/competitiveness/green-deal-industrial-plan/european-critical-raw-materials-act_en
- Eunews – With the Industrial Accelerator Act, “Made in Europe” makes its grand entrance into EU law – https://www.eunews.it/en/2026/03/04/with-the-industrial-accelerator-act-made-in-europe-makes-its-grand-entrance-into-eu-law/
- Politico- EU car rescue plan sparks industry civil war – https://www.politico.eu/article/eu-car-rescue-plan-sparks-industry-civil-war/
- Carbon Brief – Q&A: What the EU’s new industry and ‘Made in Europe’ rules mean for climate action– https://www.carbonbrief.org/qa-what-the-eus-new-industry-and-made-in-europe-rules-mean-for-climate-action/









