İdiosinkratik / Kişiye Özgü Sözleşmeler
Doç. Dr. Mehmet KAPLAN
Kişiye özgü (İdiosinkratik-I-Deals) sözleşmeler; işletme ile işgören arasında karşılıklı yarar, gönüllülük ve bireysel müzakereler yoluyla yapılan sözleşmelerdir. İlk olarak örgütsel davranış ve kamu bilimcisi “Denise Rousseau” tarafından tanımlanan kavram, aynı koşullarda aynı işi yapan çalışanların dahi birbirlerinden farklı olarak sahip olduğu hakları ifade etmektedir. Kişiye özgü sözleşmeleri diğer iş sözleşmelerinden ayıran birçok özellik bulunmaktadır.
Her şeyden önce bu sözleşmeler bireysel müzakereler sonucunda elde edilmekte ve açık/net olarak belirlenmiş standartlardan bağımsız olmalarına göre değişebilmektedir. İşgörenler yapılan müzakereler sonucunda diğer işgörenlerden farklı kazanımlar elde edebilmektedir. Bu sözleşmeler heterojen bir yapı içerisinde aynı işi yapan kişiler için farklı kazanımlar sunabilmektedir. Sözleşmelerde hem işletmenin hem de işgörenin karşılıklı yarar anlayışı içinde hakları korunmaktadır.
Dolayısıyla kişiye özgü sözleşmelerin kapsamı diğer sözleşmelere göre daha çeşitli olabilmektedir. İşgörenler kişiye özgü sözleşmelerde standart çalışma paketlerinin sunduğu haklardan daha fazlası ve/veya daha ihtiyaca özgü olanını isteyebilmektedirler. Sözgelimi, çocukları okul döneminde olan bireyler bu ihtiyaçlarına yönelik haklar isterken, bekar olan bireyler sosyal yaşamlarına yönelik haklar isteyebilmektedir. Sözleşmelerde standart paketler yerine ihtiyaçlar belirleyicilik yaratmaktadır. Üzerinde karşılıklı yarar müzakeresi olmayan, her işgörene eşit ve standart haklar sunan ve tek tarafın çıkarlarını gözeten sözleşmeler bu kapsamda olmamaktadır.
Aslında kişiye özgü sözleşmelerde işgörenin işletmeye geçmişte yaptığı katkılar ve gelecekte yapacağı katkılar temel alınmaktadır. Kişiye özgü sözleşmelerden etkin sonuçlar alabilmek için gereken ilkeler şunlardır;
- İlke 1-Nitelikli İlişki Varlığı: İşletme ile işgören arasında nitelikli bir ilişkinin varlığı gerekmektedir. Bu ilkeye göre işletme ile işgören bir nevi birbirlerinin huyunu/suyunu bilmelidir. Birbirlerini tanımlamalı ve karşılıklı yarara göre hareket etmelidirler.
- İlke 2-Açık Performans Kriterleri: Performans kriterlerinin açık, net ve ayrıntılı tanımlamalar içermesi gerekmektedir. Böylelikle sözleşmelerde yazan yükümlülükler her iki taraf içinde pozitif bir şekilde gerçekleşecektir.
- İlke 3-Yüksek Performans Güveni: İşgörenlerin performans değerlendirme sistemine yüksek güvenlerinin oluşması gerekmektedir. Ancak bu güvenin işletme ile uyumlu bir şekilde olması sözleşmeyi daha özgür kılacaktır.
- İlke 4-Sorumluluk: İşletme ve işgörenler düzeyinde karşılıklı sorumlulukların belirlenmiş olması ve ayrıntılı bir şekilde tanımlanması gerekmektedir.
- İlke 5-Paylaşılabilirlik: İşletme ile işgörenler arasındaki paylaşılabilirliğin yüksek olması gerekir. Hem işletme tarafı hem işgörenler tarafı nasıl birbirlerine karşı sorumlu, güvenli ve ilişkileri nitelikliyse bunların doğurduğu bir sonuç olarak paylaşılabilirliklerinin de yüksek olması gerekir.
Sonuç olarak kişiye özgü sözleşmeler etkin bir şekilde uygulanırsa; işgörenlerin motivasyonlarını artırdığı ve buna bağlı olarak da performanslarına olumlu katkıda bulunduğu, bireylerin kariyer geliştirme ve yönetimini daha etkin bir şekilde gerçekleştirdikleri ve işletmeye bağlılıklarının arttığı bilinmektedir.
Doç. Dr. Mehmet KAPLAN
Kaynak ve ayrıntılı okuma önerisi: Aşağıdaki eserl(er) konu ile ilgili kaynak ve bilgilendirmeyi artırmaya yöneliktir.
- Rousseau, D.M. (2001). The Idiosyncratic Deal: Flexibility Versus Fairness?. Organizational Dynamics. 29(4): 260-273.







