Türkiye’nin Suriye’ye İhracatı 6 Ayda 1,3 Milyar Dolara Ulaştı
Yılın İlk Yarısında İhracat %26,4 Arttı
Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre Türkiye’nin Suriye’ye ihracatı 2026’nın ilk yarısında 1 milyar 284 milyon dolara ulaştı ve geçen yılın aynı dönemine göre %26,4 arttı. Sepetin ilk sırasında 103,9 milyon dolarla değirmencilik ürünleri yer alırken onu 102,3 milyon dolarla çimento izledi. Çimento ihracatındaki %116,8’lik yükseliş altı ayın en hızlı artışı oldu, elektrik ve enerji ürünleri ise 80,1 milyon dolarla üçüncü sıraya yerleşti. Aynı dönemde Suriye’ye gönderilen ürün miktarı 3 milyon 182 bin tona çıkarak %36,6 arttı. Miktardaki artışın değerdeki artışı geçmesi, sevkiyatın ton bazında daha hızlı büyüdüğüne işaret ediyor. Türkiye 2025 yılını Suriye pazarında %69,6’lık artışla ve 2 milyar 568 milyon dolarlık ihracatla kapatmıştı.
Talebin Kaynağı Yeniden İnşa Süreci
Çimento ile elektrik kalemlerinin öne çıkması, Suriye’deki talebin yeniden inşa ve altyapı ihtiyacından beslendiğini gösteriyor. Dünya Bankası’nın 21 Ekim 2025 tarihli değerlendirmesi ülkedeki yeniden inşa maliyetini 216 milyar dolar olarak hesaplıyor ve bu tutarın 82 milyar dolarlık bölümü altyapıya ayrılıyor. İki ülke arasındaki karşılıklı ticaret hacmi 2025’te %40’ın üzerinde artarak 3 milyar 750 milyon dolara ulaştı.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, bu hacmin 2030’lu yılların başında 10 milyar dolara çıkarılmasının hedeflendiğini açıkladı. Türkiye ile Suriye arasında halen altı gümrük kapısı faal durumda ve bunların beşi hem ticaret hem yolcu geçişine açık. İslahiye Gümrük Kapısı’nın açılışı için teknik hazırlıklar tamamlandı, Nusaybin-Kamışlı Kapısı’nın ise önümüzdeki aylarda hizmete girmesi bekleniyor.
Şam’da Fosfat Alanında Mutabakat Zaptı İmzalandı
Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü ve MTA Uluslararası Madencilik ile Suriye Jeoloji ve Maden Kaynakları Genel Müdürlüğü, 19 Ağustos 2026’da Şam’da Fosfat Alanında Mutabakat Zaptı’nı imzaladı. Belge yer bilimleri, madencilik, enerji hammaddeleri ve jeotermal enerji alanlarını kapsıyor, arama ve ruhsat edinimiyle birlikte veri paylaşımı ve eğitim faaliyetlerini de içeriyor. Fosfat değer zincirinde ilk aşamada fosfat kayası üretimi ve uzun dönemli alım-satım mekanizmalarının kurulması, sonraki aşamada ise fosforik asit ve gübre üretimine yönelik entegre sanayi yatırımları öngörülüyor. ,
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar fosfat sahalarının geliştirilmesinden limana uzanan demiryolu inşasını da içeren bir projeyi hedeflediklerini açıklarken, Suriye Enerji Bakanı Muhammed El-Beşir sülfürik asit ve fosforik asit üretim tesislerinin kurulmasını gündeme getirdi. Şam temaslarında elektrik iletimi de ele alındı ve Bayraktar, Birecik-Halep elektrik iletim hattının devreye girmesiyle Suriye’ye elektrik ihracatının yaklaşık üç katına çıkarak 800-900 megavat seviyesine ulaşacağını belirtti. İmzalanan mutabakat zaptı çerçeve niteliği taşıyor ve tarafların ticari anlaşmayı sonraki aşamada imzalaması bekleniyor.
Fosfat kayası gübre üretiminin temel girdilerinden biri ve gübre üzerinden doğrudan tarımsal üretime bağlanıyor. Türkiye’de Mardin-Mazıdağı tesislerinin 1994’te üretimi durdurmasından bu yana fosfat konsantresi ihtiyacı ithalatla karşılanıyor. Tedarik ağırlıklı olarak Fas, Tunus, Ürdün ve Cezayir hattından geliyor, dolayısıyla Türkiye bu girdide sınırlı sayıda kaynağa bağlı durumda. Suriye’nin Humus ve Palmira çevresindeki fosfat rezervi yaklaşık 2 milyar ton düzeyinde tahmin ediliyor ve ülke savaş öncesinde yılda milyonlarca ton üretim yapıyordu. Bu tablo mutabakat zaptını madencilik gündeminin ötesine taşıyor ve girdi tedarikinde kaynak çeşitlendirmesi meselesi haline getiriyor. TİM Suriye Masası Başkanı Celal Kadooğlu’nun değerlendirmesi de ikili ilişkilerin mal ticaretinin ötesine taşınması gerektiği yönünde.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) kayıtlarına göre; Türkiye’nin Suriye’ye ihracatı yılın ilk yarısında, geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 26,5 artışla 1,3 milyar dolara yaklaştı. En fazla ihracatın gerçekleştiği Değirmencilik Ürünleri grubu yüzde 7,4 artışla 103,9 milyon dolara yükselirken, yüzde 116,8 yükselişle 102,3 milyon dolar ihracatın yapıldığı çimento ikinci sırada yer aldı. Elektrik ve Enerji ihracatı 80 milyon doları geçerken Plastik Mamulleri ihracatı 79,2 milyon dolar oldu. Toplamda 461,8 milyon dolar ihracat ile Türkiye’nin Suriye’ye ihracatında ilk sırada gelen Güneydoğu Anadolu bölgesinin payı yüzde 35,9 olarak gerçekleşti.
“Vergi yükünün makul seviyelere çekileceğine inanıyoruz”
Suriye ile ticari ilişkilerdeki potansiyeli, mevcut sorunları ve gelişim alanlarını değerlendiren TİM Yönetim Kurulu Üyesi ve TİM Suriye Masası Başkanı Celal Kadooğlu şunları söyledi:
“Geçtiğimiz yıl yüzde 70’e yakın muazzam bir artışla 2,6 milyar dolarlık ihracata ulaştığımız Suriye pazarında bankacılık sisteminin uluslararası finansal sisteme entegrasyonu, güvenlik koşullarındaki iyileşmeler ve İslâhiye ve Nusaybin kapılarının tam kapasiteyle devreye alınma hazırlıkları ile ciddi bir potansiyel ortaya çıktı. Bu ivmenin sürdürülebilir kılınması adına Ticaret Bakanlığımızın Suriye yönetimiyle yürüttüğü yapıcı diplomasiyi ve kurduğu güçlü temasları son derece kıymetli buluyoruz. İki ülke üst yönetiminin karşılıklı olarak attığı olumlu adımlar, ortak geleceğimize dair hedeflerimizi pekiştiriyor. Bu uyum ve normalleşme sürecinde, Suriye’de haziran ayında yürürlüğe giren yeni kararname ile binden fazla üründe güncellenen gümrük vergilerinin de iki ülkenin ortak ticaret vizyonu çerçevesinde, istişareyle yeniden ele alınacağına inanıyoruz. Zira belirli ürün gruplarında ton başına 1.000 dolarlık tarife, 20 tonluk bir TIR için ek masraflarla birlikte araç başına 25 bin dolarlık bir maliyete ulaşıyor. Ürün bedelinin neredeyse yarısına denk gelen bu vergi yükünün karşılıklı diyalogla makul seviyelere çekilmesi hem ihracat potansiyelimizi artıracak hem de Suriye’nin kalkınma sürecinde halkın ihtiyaç duyduğu ürünlere çok daha uygun koşullarda erişmesini sağlayacak bir adım olacaktır.”
“İkili ticaretimiz çok daha öngörülebilir ve sürdürülebilir olacaktır”
Türkiye’nin Suriye ile ticari ilişkilerini yalnızca kısa vadeli mal satışı ekseninde değil; kurumsal altyapısı sağlam, ortak geleceğe odaklanmış derin bir entegrasyon olarak kurguladığını belirten Kadooğlu şunları ifade etti:
“Türk finans dünyasının güçlü ve vizyoner aktörlerinin Suriye pazarına girmek üzere hazırlık yapması, ekonomik ilişkilerimizde kelimenin tam anlamıyla bir çarpan etkisi yaratacaktır. Bankacılık sektörümüzün sahada faaliyete geçmesi, ihracatçımızın en büyük beklentilerinden biri olan finansman, teminat ve akreditif süreçlerini uluslararası standartlarda, şeffaf ve son derece güvenli bir yapıya kavuşturacaktır. Eş zamanlı olarak mal ticaretini ortak yatırım ve uzun vadeli üretim projeleriyle taçlandırmak, bölgedeki işsizliğin çözümüne katkı sunarken ihracatçımızın da küresel pazarlardaki lojistik ve maliyet rekabetçiliğini güçlendirecektir. Bölge genelinde milyonlarca Suriyelinin evine dönmesiyle artan yerel talebi karşılamak ve Dünya Bankası verilerine göre 200 milyar doları aşması beklenen yeniden inşa sürecinde etkin rol alabilmek için bu stratejik adımlar hayati önem taşıyor. Sahadaki gümrük tarifelerinin ortak menfaatler doğrultusunda makul seviyelere çekilmesi ve iki ülke arasında Serbest Ticaret Anlaşması’nın yeniden hayata geçirilmesiyle, ikili ticaretimiz çok daha öngörülebilir, sürdürülebilir ve güçlü bir zemine oturacağına inanıyoruz.”









