EY/IIF Küresel Bankacılık Risk Yönetimi Araştırması Yayımlandı

Satınalma Eğitimi Ey:iif Küresel Bankacılık Risk Yönetimi Araştırması Yayımlandı

Günümüzün Üst Düzey Risk Yöneticilerinin Sorumluluk Alanları Artıyor

Bankaların CRO’ları Artık Birçok Konuda Uzman Olmalı

Satınalma Eğitimi Ey:iif Küresel Bankacılık Risk Yönetimi Araştırması YayımlandıEY/IIF Küresel Bankacılık Risk Yönetimi araştırması, bankacılık sektöründe üst düzey risk yöneticilerinin (CRO) günümüzde ve önümüzdeki beş yıl içinde karşılaşacağı en kritik sorunlara ilişkin görüşleri ortaya koyuyor. Anket sonuçlarına göre; siber saldırılar, teknoloji dönüşümü ve jeopolitik gelişmeler risk sıralamasında öncelik taşıyor. Bu kapsamda riskleri yönetmek ve önüne geçmek için daha eleştirel düşünme becerisine, daha güçlü analitik yetkinliklere ve daha fazla kurumsal çevikliğe sahip olunması gerekiyor.

Uluslararası danışmanlık, denetim, kurumsal finansman, strateji ve vergi hizmetleri şirketi EY (Ernst & Young) ve Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF) tarafından 13’üncüsü gerçekleştirilen EY/IIF Küresel Bankacılık Risk Yönetimi araştırmasının sonuçları; küresel çapta bankaların artan risk hacmi ve farklı risklerle karşı karşıya kalmasıyla, bankaların üst düzey risk yöneticilerinin (CRO) kendilerini daha fazla sorumluluk ve daha geniş bir yelpazedeki sorunlarla ilgilendiğini gösteriyor.

Günümüzde bankacılık risk yönetiminin dinamik yapısına vurgu yapan araştırmaya göre; finansal risk konusu yeniden bankacılık sektörü gündeminin üst sıralarına çıktı. Bununla birlikte siber tehditler; teknolojinin, jeopolitik gelişmelerin ve üçüncü taraf risklerinin etkileriyle sürekli olarak dönüşüm geçiriyor.

Bu doğrultuda CRO iş tanımı çok yönlü bir hale gelirken, ilgili araştırmadan elde edilen bulgular, risklerin doğru bir şekilde tanımlanması, etkili bir şekilde yönetilmesi ve verimli bir şekilde raporlanması konusunda atılması gereken yedi adımı ortaya koyuyor.

1) Risk Etkilerinin Geniş Senaryo Yelpazesine Göre Öngörülmesi

Risklerin önüne geçmek için sorulması gereken soruların neredeyse sonu yok. Düzenleyiciler bundan sonra hangi konulara odaklanacak? İleri teknolojilerdeki gelişmelerle beraber siber saldırılar nasıl bir biçim alacak? Hangi ekonomik ve jeopolitik gelişmeler işimizi tehlikeye atabilir? Dönüşüm gündemimiz gelecekteki müşteriler için yeterince uygun mu? gibi sorular sıralanabilir. Dolayısıyla araştırma sonuçları; CRO’ların, gelecekteki riskleri değerlendirirken oldukça geniş kapsamlı düşünmeleri gerektiğini gösteriyor.

2) Geleneksel Risk Yönetimi İle Temel Yeteneklerin Geliştirilmeye Devam Edilmesi

Son yıllarda ortaya çıkan tüm “yeni” tehditlere rağmen, CRO’lar operasyonel esneklik de dahil olmak üzere geleneksel risk türlerini de gözden kaçırmamalıdır. Ankete katılanların önemli bir kısmı, daha fazla operasyonel esneklik ve iş sürekliliği becerilerine ihtiyaç duyduklarını belirtiyor. Araştırmaya göre; süregelen makroekonomik belirsizlik, finansal riskin katılımcılar arasında endişe kaynağı olarak yeniden canlanmasına yol açtı. CRO’ların üçte biri, geçen yıl %15 olan likidite riskini önümüzdeki 12 ay için en önemli öncelik olarak gösteriyor. Likidite riski, CRO’ların üçte ikisi (%66) tarafından gelecek yıl için en önemli finansal risk olarak belirlenirken, bunu tüketici veya perakende kredi riski (%56), toptan kredi riski (%52) ve bankacılık defteri için faiz oranı riski (%48) takip ediyor.

3) Acil Durumları Önlemek için Dikkatli İzleme Yapılması

EY/IIF Küresel Bankacılık Risk Yönetimi araştırmasının sonuçlarına göre siber riskler; CRO’ların ve yönetim kurullarının endişeleri arasında ilk sırada yer alıyor ve önümüzdeki yıllarda da bu listede kalması bekleniyor. Siber; farklı türdeki fidye yazılımı saldırıları, üretken yapay zekâ (GenAI) ve diğer ilişkili riskler dahil olmak üzere çoklu risklerden oluşan bir portföy olduğundan dolayı bu alanda kapsamlı ve düzenli olarak izleme yapılması gerektiğine vurgu yapılıyor. Ayrıca ekonomik stresin neden olduğu dolandırıcılık ve diğer mali suçlardaki artış gibi konuların da göz ardı edilmemesi gerekiyor.

4) Güvenli Dönüşüm için Bir Çerçeve Oluşturulması

Bankalar; altyapılarını modernize etmek, tüketici beklentilerine ayak uydurmak ve rekabetçi kalmak için önemli dijital dönüşüm programları yürütüyor. Çoğu durumda, sınırlı kaynaklar ve birbiriyle yarışan öncelikler gibi kısıtlayıcı faktörlere rağmen bu girişimleri hızlandırmanın yollarını arıyor. Bununla birlikte, CRO’ların hem genel iş hedeflerini hem de yeni nesil teknolojilerin beraberinde getirdiği riskleri de net bir şekilde kavraması gerekiyor. Bu kapsamda makine öğrenimi ve yapay zekâ kullanımı, ankete katılanlar tarafından önümüzdeki beş yıl için en önemli ikinci risk kaynağı olarak gösteriliyor.

5) Bankaların En Büyük Varlığına İlişkin Strateji Geliştirilerek Koruma Sağlanması

“Veri”, işletmelerin her bölümü için kritik öneme sahip. Yasal gerekliliklerin yönetilmesi ve müşteri içgörüleriyle büyüme sağlanması için de işletmelerin yüksek kalitede ve yüksen güvenlikte verilere sahip olması gerekir. Ancak önemli olan, güçlü bir koruma sağlarken aynı zamanda işletmenin verileri etkin ve verimli bir şekilde (örneğin, kişiselleştirilmiş müşteri deneyimleri aracılığıyla) kullanma yeteneğini desteklemektir. CRO’ların büyük çoğunluğu (%71) da bankaların veri yeteneklerini ve çerçevelerini aktif olarak geliştirdiği konusunda hemfikir.

6) Küresel Jeopolitik Gelişmelerin ve Potansiyel Etkilerinin Takip Edilmesi

Bankaların üst düzey risk yöneticileri, dünya çapındaki merkez bankalarının açıklamalarını ve politikalarını yakından takip ediyor. Ancak son zamanlarda buna ek olarak uluslararası alanda yaşanan gelişmeler konusunda uzman olmak için daha kapsamlı bir analiz yapmaları gerekiyor. Bu doğrultuda CRO’ların tam %83’ü, jeopolitik risklerin beş yıl içinde bugün olduğundan biraz daha önemli (%35) veya aynı etkiye (%48) sahip olacağını söylüyor.

7) Risklere İlişkin Stratejik Rehberlik Sağlanması

CRO’lar kritik stratejik girişimlere giderek daha fazla dahil oluyor. Neredeyse yarısı (%46) çevre, sosyal ve yönetişim (ESG) konularına ilişkin yeni ürün geliştirme ve büyüme fırsatlarının yanı sıra veri yönetiminde ve kalite çerçeveleri üzerindeki çalışmalarda önemli bir rol aldıklarını söylüyor. Üçte birinden fazlası (%35) dönüştürücü teknolojilerin (ör. yapay zekâ, makine öğrenimi) ilgi duyduğunu belirtiyor ve bu rakamın gelecekte artacağı kesin. Bu kapsamda CRO’ların, işletmenin stratejik danışmanları olarak; yönetim kurulunun ve üst düzey iş liderlerinin kesişen riskleri fark etmesini sağlaması ve dönüşümü desteklemesi büyük önem taşıyor.

EY Türkiye Finansal Hizmetler Sektör Lideri ve Vergi Bölümü Şirket Ortağı Levent Atakan ilgili araştırmanın sonuçlarıyla ilgili olarak değerlendirmesinde şunları söyledi;

“EY ve Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF) tarafından yayımlanan Küresel Bankacılık Risk Yönetimi araştırmasının sonuçlarına göre, bankacılık sektöründe CRO rollerinin yetki alanları genişliyor ve bu da yeni sorumlulukları beraberinde getiriyor. Risk fonksiyonunu verimli bir şekilde çalıştırma baskısı artarken, CRO rolü de daha fazla konuyu kapsayacak şekilde genişledi ve gelişti. Ayrıca CRO’ların risk yönetimi fonksiyonunun hem verimliliğini hem de etkinliğini artırmak için sınırlı kaynakları yönlendirmeleri bekleniyor. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli unsur, risk yöneticilerinin temel teknik ve taktik yetenekleri geliştirirken aynı zamanda daha stratejik düşünerek hareket etmeleridir.”

EY Türkiye Finansal Risk Yönetimi Hizmetleri Şirket Ortağı Ezgi İvecan ise araştırma ile ilgili olarak şunları ekledi;

“Son birkaç yılda yaşanan makroekonomik belirsizliğin sonucunda finansal risklerin yeniden endişe kaynağı olarak yükseldiğini görüyoruz. Araştırma sonuçları, CRO’ların işlerinin nasıl daha karmaşık hale geldiğini ve önümüzdeki yıllarda daha kolay hale gelme ihtimalinin neden düşük olduğunu gösteriyor. Dünyada yaşanan gelişmelerden makroekonomik değişimlere, toplumsal mega trendlere, teknoloji dönüşümüne ve yoğun düzenleyici incelemelere kadar birçok farklı konunun bir araya gelmesi, banka CRO’larını aynı anda birden fazla şapka takmaya itti. Bu kapsamda CRO’ların riskleri etkin yönetmek ve önüne geçmek için daha güçlü analitik düşünme becerisine ve daha fazla kurumsal çevikliğe sahip olması gerekiyor”

EY Türkiye Danışmanlık Bölümü Başkanı ve Şirket Ortağı Gökhan Gümüşlü de araştırmayı aşağıdaki sözlerle değerlendirdi:

İlgili araştırmanın sonuçları, farklı risk türlerinin kesişimlerinin ve bankacılık sektöründeki kalıcı değişkenliğin üst düzey risk liderleri için nasıl çok yönlülük gerektirdiğini gösteriyor. Örneğin finansal risklerin yanı sıra günümüzde siber riskler, daha karmaşık saldırılardan ve artan güvenlik açıklarından kaynaklanan tehditlerle birlikte CRO’lar için en büyük risk önceliklerinden biri haline geldi. Bu doğrultuda, CRO’ların hem genel iş hedeflerini hem de üretken yapay zekâ (GenAI) dahil güçlü teknolojilerin beraberinde getirdiği riskleri net bir şekilde kavraması gerekiyor. Ayrıca bu riskleri etkili bir şekilde yönetmek için bankaların yeni becerilere ve teknoloji uzmanlarına ihtiyacı olması muhtemel görünüyor.”

Türkiye’de Bulut Pazarı 1 Milyar Dolara Koşuyor !

Satınalma Eğitimi Türkiye’de Bulut Pazarı 1 Milyar Dolara Koşuyor

Dünyada Hız Kazanan Dijital Dönüşüm, Bulut Bilişim Teknolojilerine Duyulan İhtiyacı da Artırdı. Sunduğu Maliyet, Verimlilik, Veri Güvenliği ve Büyük Veri İşleme ve Yedekleme Avantajlarıyla Artık Tüm Sektörlerin İhtiyacı Haline Gelen Bulut Teknolojileri Pazarının Dünyada Yaklaşık 900 Milyar Dolara, Türkiye’de ise 1 Milyar Dolara Ulaşacağı Tahmin Ediliyor.

Satınalma Eğitimi Türkiye’de Bulut Pazarı 1 Milyar Dolara KoşuyorDünyada dijital dönüşümün hız kazanması bulut bilişim çözümlerine duyulan ihtiyacı da artırıyor. 2023 yılı itibarıyla yaklaşık 600 milyar dolar olan küresel bulut pazarının büyüklüğünün 2027 yılında yaklaşık 900 milyar dolara ulaşması bekleniyor.  Türkiye’de ise henüz olgunlaşma aşamasında olan pazarın 500 milyon dolar civarında olduğu, birkaç yıl içerisinde 1 milyar dolar seviyesine ulaşacağı tahmin ediliyor.

Türkiye’nin en büyük yerli bulut hizmet sağlayıcısı Bulutistan Kurucusu ve CEO’su Begim Başlıgil, 2023 yılını finansal ve operasyonal olarak hedeflerinin üzerinde tamamladıklarını belirterek, 2023 yılında gelirlerin dolar bazında yüzde 100’ün üzerinde artış gösterdiğini söyledi. 2023’de Bulutistan alt yapısının node sayısının 5’ten 9’a yükselmesiyle önemli ölçüde büyüdüğünü, bunun da genel bulut kapasitelerini ikiye katladığını ifade eden Başlıgil, ayrıca ICT Bulutu ile geçen yıl Avrupa pazarına giriş yaptıklarına dikkat çekti.

Başlıgil, Avrupa pazarındaki genişleme stratejisi kapsamında Almanya’da ICT Cloud GmbH şirketini kurduklarını ifade etti. Yurt dışında Azerbaycan, BAE ve Almanya’da birçok etkinlikte aktif olarak yer aldıklarını ve uluslararası gelirlerin yüzde 200 artış gösterdiğini vurguladı. Bulutistan’ın bir Türk şirketi olarak yurt dışı pazarlarda da bu kadar hızlı büyümesinin ülke adına gurur verici olduğunu belirten Başlıgil, bu ilginin arkasındaki temel sebep olarak hizmet portföyündeki çeşitliliği gösterdi. Bulutistan’ın bir yandan hiper ölçekli firmalar ile yarıştığını diğer yandan her zaman ulaşılabilir özelliğini koruduğunu söyledi. “Müşterilerimiz dijital dönüşümde güvenilir bir yol arkadaşı arıyorlar. Bu talep gördüğümüz kadarı ile dünyanın her yerinde aynı” diyen Begim Başlıgil, yurt dışı yatırımlarını artırarak devam edeceklerini ve 2024 yılında 2 yeni node daha açacaklarını aktardı.

“240 yeni bulut müşterisi kazandık”

Bulutistan Türkiye Genel Müdürü Gökhan Gençtürk ise, 2023 yılında tüm alanlarda yüksek performans sergilediklerini belirterek, “Geçtiğimiz yıl 240 yeni bulut müşterisi kazanırken, toplam bulut kapasitemizi yüzde 100’ün üzerinde artırdık” dedi.

2023 yılında cirosal olarak sektörel büyüme oranının ortalama yüzde 260 olduğuna dikkat çeken Gençtürk, eğitimde yüzde 233, enerjide yüzde 167, e-ticarette yüzde 267, finansta yüzde 252, holding sektöründe yüzde 205, perakendede yüzde 327, sağlıkta yüzde 450 ve kamuda ise yüzde 169 ciro büyümesi gerçekleştirdiklerini söyledi.

“2023 yılında bulut pazarının yıldız sektörleri sağlık, perakende ve finans oldu”

Müşteri sayısında ise geçen yıl yüzde 150 artış gösterdiklerini ifade eden Gençtürk, özellikle sağlık, perakende ve finans sektörlerinde artan bulut ihtiyacının bu sektörlerde ekstra ivme kazanmalarını sağladığını vurguladı. Bir Türk şirketi olarak “Türkiye’nin verisi Türkiye’de kalmalı” vizyonu ile sektörlere çözüm sunduklarını belirten Gökhan Geçtürk, “Bulut teknolojileri işletmelere tüm verilerini güvenle işleme, saklama ve yönetme imkanı tanıyor. Bu nedenle alt yapılarını buluta taşıyan şirketler yüksek operasyon ve işletme maliyetlerinden kurtularak iş hedeflerine odaklanabiliyor. Bulut çözümleri, iş performansını iyileştirme yeteneği, hibrit ve ihtiyaca yönelik “kullandıkça öde” gibi modellerle de yüksek verimlilik arayışlarına çözüm sunuyor. Veri bütünlüğü ve güvenliğini korumaya yönelik yasal düzenlemeler de pazarın büyümesini destekliyor” dedi.

2024 Yılında Kamu Projelerinde Bulut Teknojileri Kullanımı Öne Çıkacak

2024 yılında devletin de en öncelikli konularından biri olan bilişim ve bulut teknolojilerine yatırımın artacağını dile getiren Gökhan Gençtürk, Türkiye’de bu yıl da yüksek büyüme beklediklerini ve Bulutistan olarak 2024 yılında kamu sektöründe de büyümeyi hedeflediklerini dile getirerek şunları kaydetti: “Özellikle kamu gibi bilgi güvenliğinin çok önemli olduğu sektörlerde bulut ihtiyacının artacağını öngörüyoruz. 2024’te 350’yi aşan iş ortaklarına yenilerini eklemeye ve 800’ü aşkın şirketin yer aldığı müşteri ağını daha da genişletmeye odaklanacağız.”

Bulut teknolojilerinin bilişim sektörünün gelişiminde katalizör görevi gördüğüne işaret eden Gençtürk, katma değerli bulut hizmetlerinin uygulama modernizasyonlarının ve en önemlisi de merkezinde bulut teknolojilerinin yer aldığı yapay zeka tabanlı çözümlerin benimsenmesinin büyümede itici güç olacağını vurguladı.

Kimya Sektöründe İhracatın Yıldızları Ödüllerine Kavuştu

Satınalma Eğitimi Kimya Sektöründe İhracatın Yıldızları Ödüllerine Kavuştu

İKMİB, 2023 Yılında En Çok İhracat Yapanları Ödüllendirdi

Satınalma Eğitimi Kimya Sektöründe İhracatın Yıldızları Ödüllerine Kavuştu2023 yılında Türkiye’nin en çok ihracat gerçekleştiren ikinci sektörü olan kimyanın ihracat yıldızları belli oldu. İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin (İKMİB) her yıl düzenlediği “İKMİB İhracatın Yıldızları Ödül Töreni”nin dokuzuncusu, bu yıl 22 Şubat 2024 tarihinde gerçekleştirildi. 2023 İKMİB İhracatın Yıldızları Ödül Tören’inde 34 kategoride toplamda 170 ödül sahiplerini buldu.

2023 yılında gerçekleştirdiği 30,6 milyar dolar ihracat ile Türkiye’nin en fazla ihracat gerçekleştiren sektörleri arasında ikinci sırayı alarak başarısını sürdüren kimya sektörü, 16 alt sektörüyle birlikte 230 ülke ve bölgeye ihracat yaparak TİM verilerine göre Türkiye’nin toplam ihracatından yaklaşık yüzde 13,8 pay aldı.

Kimya sektöründeki üye firmalarını başarılı ihracatlarından dolayı onurlandırmak ve teşvik etmek amacıyla İKMİB tarafından bu yıl dokuzuncusu düzenlenen 2023 İKMİB İhracatın Yıldızları Ödül Töreni, 22 Şubat 2024 tarihinde gerçekleştirildi. İKMİB’in youtube kanalından da canlı olarak yayınlanan törene, T.C Ticaret Bakan Yardımcısı Özgür Volkan Ağar, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, İKMİB Yönetim Kurulu Başkanı Adil Pelister ve ödül alan firma temsilcileri katıldı. Ödül Töreni’nde kimyanın alt sektör ve ürün gruplarında toplam 34 kategoride ilk 5’e giren 170 firma ödül almaya hak kazanırken, ilk 3’e giren ihracatçılara, toplamda 102 firmaya plaketleri törenle takdim edildi.

Bakan Yardımcısı Ağar: “Güçlü bir kimya sektörü, güçlü bir ekonominin de göstergesi”

Dünya genelinde ekonomik, siyasi ve sosyal değişimlerin yaşanmasına rağmen Türkiye’nin ihracatını artırmaya devam ettiğine dikkat çeken T.C Ticaret Bakan Yardımcısı Özgür Volkan Ağar, “Ülkemiz son yıllarda sağlam temeller üzerine kurulu bir dış ticaret performansı sergiliyor. Küresel mal ticaretinde 2023 yılında yüzde 5’lik bir daralma olduğu tahmin edilirken, ülkemiz Cumhuriyetimizin 100. Yılında ihracatını 255.8 milyar dolara yükseltmeyi başardı. 2002’den bugüne ihracatımızı 7 kattan fazla artırma başarısı gösterdik. Küresel ihracattan aldığımız pay ise 2023 Eylül ayı itibariyle yüzde 1.6 oldu. Kimya sektörü ise güçlü alt sektörleriyle birçok alanda ekonomilerin ayrılmaz bir parçası haline geldi. Dünyada üretilen kimyasalların yüzde 80’inden fazlası diğer sektörlerde hammadde ya da ara mamul olarak kullanılmakta. Hayatımızın her alanında kimya sektörü ürünleri önemli bir yer tutuyor. Bu nedenle güçlü bir kimya sektörü, güçlü bir ekonominin de göstergesi. Bakanlık olarak katma değeri yüksek, yenilikçi, rekabet gücü yüksek, dinamik, istikrarlı ve sürdürülebilir ihracata ulaşmak vizyonu içerisinde her zaman ihracatçılarımızın yanında olacağız. Başta İKMİB olmak üzere emeği geçen herkesi kutluyor, kimya ihracatçılarımızı tebrik ediyorum.” diye konuştu.

Mustafa Gültepe: “200’ü aşkın ülke ve bölgeye kimyasal ürün ihracatı gerçekleştirdik”

Kimya ihracatçılarının 2023 yılında gösterdikleri performansla çok önemli başarılara imza attığını belirten Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, “Cumhuriyetimizin 100. Yılında, 255,8 milyar dolar ihracatla tarihimizin en yüksek seviyesine ulaştık. Bu başarıda kimya sektörümüzün ayrı bir yeri var. Kimyevi maddeler, geçen yıl 30,6 milyar dolarla en çok ihracat yapan ikinci sektörümüz oldu. Türk kimya sektörü, küresel ticaretin yaklaşık 2 trilyon dolar daraldığı 2023 yılını alnının akıyla tamamladı. Bugün bu salonda yer alan tüm firmalarımız, geçen yıl gösterdikleri performansla çok önemli başarılara imza attı. 200’ü aşkın ülke ve bölgeye kimyasal ürün ihracatı gerçekleştirdik. Afrika’dan Avrupa ve Asya’ya, Orta Doğu’dan Amerika’ya, her bölgeye ihracat yaptık. Dünyanın her bölgesine ulaşmayı başardık. İhracatımıza değer katan tüm firmalarımızı yürekten tebrik ediyorum. Bizim ihracatta büyük hedeflerimiz var. Cumhuriyetimizin ikinci yüz yılına Türkiye’yi ihracatta ilk 10 ülke arasına çıkarma hedefi ile başladık. İlk ciddi sınavımızı 2028’de vereceğiz. Biliyorsunuz 12. Kalkınma Planı’nda 2028 için 375 milyar dolar ihracat hedefimiz bulunuyor. Kimya sektörümüzün bu yıl 35, 2028 için 48 milyar dolarlık ihracat hedefi var. Hep beraber daha çok çalışarak bu hedeflere ulaşacağımıza inanıyorum. Ödül alan firmalarımızı yürekten kutluyorum.” dedi.

Adil Pelister: “Gelecek vizyonumuzun ilk adımı olarak gördüğümüz Kimya Teknoloji Merkezimizin açılışını birkaç ay sonra gerçekleştireceğiz”

2023 İKMİB İhracatın Yıldızları Ödül Töreni’nin açılış konuşmasını gerçekleştiren İKMİB Yönetim Kurulu Başkanı Adil Pelister,” 2020 ve 2021 yıllarında çok ciddi değişim ve dönüşümlerin yaşandığı sancılı bir süreçten geçtik. Ardından 2022 yılındaki toparlanma senesinde kimya ihracatçılarımızın üstün gayreti ve performansları neticesinde 33.6 milyar dolar ile Türkiye’nin en fazla ihracat yapan 1’inci sektörü olduk. 2023 yılında ise 6 Şubat tarihinde yaşanan ve 11 ilimizi kapsayan 50 binden fazla vatandaşımızın hayatını kaybettiği, binlerce vatandaşımızın ise yaralandığı yüreklerimizi acıtan büyük deprem felaketlerinin akabinde, dünyadaki resesyona rağmen 30.6 milyar dolar ihracat ile Türkiye’mizin en fazla ihracat gerçekleştiren ikinci sektörü olduk. Ekonomik dalgalanmaların yeniden yükseliş trendine girebilmesinin itici gücü yüksek teknoloji, inovasyon ve bunlara bağlı olarak yüksek katma değer yaratabilmek. Biz de bu motivasyonla İKMİB olarak Kimya Teknoloji Merkezi projemizi, yani kısa adı ile KTM’yi geliştirdik. Kimya Teknoloji Merkezimizi gelecek vizyonumuzun ilk adımı olarak görüyoruz. KTM’nin açılışını, inşallah birkaç ay sonra yine hep birlikte gerçekleştireceğiz. Uluslararası sertifikalar verecek, referans test ve analiz laboratuvarları, girişimcilik merkezi, Ar-Ge merkezi ve dijital kütüphanesiyle bir bütünlük arz edecek olan KTM’nin geleceğin büyük Türk Kimya sektörü için ilk adım olmasını önemsiyoruz. Ülkemizin yükselen ihracatı içerisinde önemli bir yere sahip olan kimya sektörümüz toplam ülke ihracatımızın yaklaşık yüzde 13’ünü gerçekleştiriyor. Cesur ve yürekli ihracatçılarımıza İKMİB yönetimi olarak bir kez daha teşekkür ediyoruz. 2024 yılında da ihracatta yeni hedefimiz 35 milyar doların üzerine çıkmak. Bu hedefe ulaşmak için ihracatçılarımızla birlikte birçok faaliyet gerçekleştireceğiz” dedi.

 Pelister: “50 milyar dolar ihracat rakamını aşarak teknoloji uyumlu bir toplumda sürdürülebilir bir gelecek inşa etmeyi hedefliyoruz”

Kimya sektörü olarak, 27 sektörün tamamına hammadde, yarı mamul ve mamul temin ederek, doğrudan ya da dolaylı olarak dokunduklarını ve dolayısıyla kimya sektörüyle gurur duyduklarını vurgulayan Pelister sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’mizin kalkınmasında en önemli lokomotifimiz kimya sektörü olacaktır. Kimya olmadan, hiçbir şey yapılamaz ve kimyasız bir gelecek asla düşünülemez. Bu çerçevede bizim vizyonumuz 2030. Vizyonumuzu belirlerken, sürdürülebilirlik özelinde ortaya konulan norm ve standartlara uyumu baz aldık. Bunun için, geçtiğimiz aylarda kamuoyuna açıkladığımız Kimya Sektörü Sürdürülebilirlik Eylem Planı raporumuzu oluşturduk. Ayrıca 2030 Kimya Sanayi Stratejimizi de birlikte oluşturmak için ulusal ve uluslararası katılımcılı büyük bir kimya şurasını 2025 yılında düzenlemenin hazırlığı içerisindeyiz. Şimdi önümüzdeki hedefimiz ise inovasyondan dijitalleşmeye,aynı zamanda bunu sürdürülebilir bir gelecek kurgusuyla sektörel büyümeyi yakalayıp, 50 milyar dolar ihracat rakamını aşarak, ‘Teknoloji uyumlu bir  toplum da sürdürülebilir bir gelecek” inşa etmek. Daha da önemlisi, biz ‘Türkiye Kimya Ajansı’ kurulması ve bu ajans marifetiyle Japonya’nın Tsukuba, Güney Kore’nin İnnopolis bilim şehirlerine benzer, içerisinde Kimya Bilim ve Teknik Üniversitesi, araştırma enstitüleri, sektörel teknoloji girişimleri, yüksek nitelikli çalışanlarıyla ‘Kimya Bilim ve Teknoloji Şehrinin’ kuruluşunun elzem olduğunu düşünüyor ve inanıyoruz. İşte bizi 2050’ye götürecek olan ana vizyonumuz da budur.”

Pelister: “Dünyanın dört bir yanında ihracatçılarımızı desteklemeye devam edeceğiz”

İKMİB olarak dünyada yeni pazar arayışları doğrultusunda onlarca fuar, çalıştay, satın alma heyeti ve pazar araştırmaları etkinliklerine imza attıklarını ifade eden Pelister, “Yüzlerce ihracatçımızı bu yönde dünyanın dört bir tarafına götürdük. Ayrı ayrı alt sektörlerimizle ve sektörel iş dünyası kuruluşlarımızla birlikte, ihracatımızı artırmaya yönelik çeşitli organizasyonlar tertip ettik. Bu faaliyetlerimizle ihracatçılarımızı desteklemeye devam etmekte kararlıyız. Bu gece dokuzuncusunu düzenlediğimiz 2023 yılı İKMİB İhracatın Yıldızları Ödül Töreni’mizde 34 ayrı kategoride ilk 5’e giren ihracatçılarımızı açıklayacağız. İlk 3’e giren ihracatçılarımıza, toplamda 102 firmamıza plaket takdim edeceğiz. Akabinde ise bu yıl 19’uncusunu düzenlediğimiz İMMİB Endüstriyel Tasarım Yarışmamızın ‘Plastik’ kategorisinde ödül almaya hak kazanan tasarımcılarımıza da ödüllerini vereceğiz. Ödül alan ihracatçılarımıza, tasarımcılarımıza gerek katılımlarından gerekse sektörümüze ve ülkemize yaptığı katkılardan dolayı İKMİB Yönetim Kurulumuz adına şükranlarımı sunuyorum. Önümüzdeki dönem daha büyük projelere ve kimya sektörümüzü çok daha yükseklere taşımanın gayreti içerisinde olacağız” dedi.

2023 İMMİB Endüstriyel Tasarım Yarışması’nda Plastik Kategorisi Kazananları Belli Oldu

İKMİB ve İDDMİB ortaklığıyla, katma değeri yüksek ürünlerin geliştirilmesi, endüstriyel tasarım etkinliklerinin yaygınlaştırılması ve özendirilmesi, ihracata yönelik rekabet gücünün arttırılması amacıyla, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), T.C. Ticaret Bakanlığı desteği ve Endüstriyel Tasarımcılar Meslek Kuruluşu’nun (ETMK) iş birliğiyle bu yıl 19’uncu kez düzenlenen 2023 İMMİB Endüstriyel Tasarım Yarışmasının konsepti “Doğal Afet ve Acil Durum” olarak belirlendi.

“Plastik” ve “Metal” olmak üzere iki kategoride gerçekleşen yarışmanın “Plastik mamul ürünler” kategorisindeki kazananları 2023 İKMİB İhracatın Yıldızları Ödül Töreni’nde açıklandı.  Birincilik ödülünü Kon projesi ile Nur Sena Selek ve Gizem Eldeniz kazandı. İkincilik ödülünü Fer Projesi ile Menekşe Ban kazandı. Üçüncülük ödülünü ise Hugmergency Projesi ile Öznur Özbey kazandı. Ödül kazanan tasarımcılar ödüllerini İKMİB Yönetim Kurulu Başkanı Adil Pelister ve İMMİB Genel Sekreteri Dr. S. Armağan Vurdu’dan teslim aldı.

 

Türkiye’ye 70 Milyon Euroluk Yeni Fabrika Yatırımı

Satınalma Eğitimi Türkiye’ye 70 Milyon Euroluk Yeni Fabrika Yatırımı

Haier’den 70 Milyon Euroluk Yeni Fabrika Yatırımı

Satınalma Eğitimi Türkiye’ye 70 Milyon Euroluk Yeni Fabrika YatırımıHaier, 2021 yılında 85 milyon euroluk yatırımla Eskişehir’de faaliyete geçirdiği bulaşık ve kurutma fabrikalarının ardından, şimdi de 70 milyon euroluk yeni yatırımla pişirici ürünler fabrikasını ve Ar-Ge Merkezi’ni Türkiye’de açtı.

Haier, bu yatırımı ile ülkemizi Avrupa’daki en büyük üretim ve ihracat merkezi olarak konumlandırırken, Türkiye’yi uzun vadeli stratejik ortak olarak gördüğünü bir kez daha teyit etti.

Büyük ev aletlerinde dünyanın 1 numaralı markası olan Haier Smart Home’un bünyesinde faaliyet gösteren Haier Europe, Eskişehir’de yeni bir pişirme fabrikası ve Ar-Ge Merkezi’nin açılışını gerçekleştirdi. Haier, bir kilometre taşı niteliğindeki 70 milyon euroluk bu yatırımı ile Avrupa’daki endüstriyel ayak izini Türkiye ile genişleterek, kurumsal büyüme stratejisinde ülkemizin önemini de bir kez daha teyit etti. Yüksek teknoloji ve yapay zekâ odaklı mühendislik sistemleri, tam otomatik üretim hattı süreçleri ile son teknoloji ankastre fırın ve ocak ürün grupların imalatının gerçekleştirileceği fabrika 56 bin metrekarelik alan üzerine konumlandı. Yılda 1,2 milyon adet üretim kapasitesi ile 500’ün üzerinde kişiye istihdam sağlanan yeni fabrika ile Haier’in Türkiye’deki istihdamı 2 bin 500 kişiye ulaştı.

Yeni fabrikanın açılışında konuşan Haier Avrupa CEO’su Yannick Fierling şunları söyledi; “Yeni pişirme fabrikamız, Haier’in Avrupa’daki büyümesinde ve endüstriyel ayak izinde ileriye doğru attığı önemli bir adımı gösteriyor. Bu yatırımımızla Türkiye’yi uzun vadeli stratejik ortak olarak konumlandırdığımızı da bir kez daha teyit etmiş oluyoruz. Haier’in 2021 yılında Eskişehir’de başlayan kurutma ve bulaşık üretim sürecinin ardından Haier’in pişirici ürünlerini Eskişehir’de üretmeye başlıyoruz. Bu stratejik proje, premium pazardaki başarımızı pekiştiriyor ve mutfak kanalı müşterilerimizin yüksek beklentilerini karşılıyor. Euromonitor International’ın 2023 yılı beyaz eşya satış rakamlarına göre dünya 1’incisi olan Haier’in, Avrupa’daki en büyük üretim ve ihracat merkezi olan Türkiye, küresel pazarlara hizmet etme hedefimizi yerine getirirken çok değerli bir ortak. Türkiye’de ürettiğimiz pişirici ürünlerimiz, Türkiye pazarındaki yerini alırken, Avrupa başta olmak üzere dünyanın birçok ülkesine de ihraç edilecek. Şunu da vurgulamalıyım ki Türkiye’nin ve insanlarının olağanüstü becerilerine de müteşekkiriz.”

Çevreye duyarlı fabrika karbon emisyonunu yüzde 60 azaltıyor 

Pişirme fabrikası, Haier Avrupa’nın sürdürülebilirlik ve çevresel ayak izinin azaltılması konusundaki kararlılığını yansıtacak şekilde tasarlandı. A sınıfı bina, yenilenebilir enerji kaynakları, tam elektrikli montaj hatları, artan plastik kullanımına karşı geri dönüştürülmüş malzemeler sayesinde karbon emisyonlarında tahmini standart teknolojilere kıyasla yüzde 60 azalmayı garanti edecek.

Avrupa Takım Tezgâhları İmalatçıları Birliği’nden MİB’e Ziyaret 

Satınalma Eğitimi Haber Avrupa Takım Tezgâhları İmalatçıları Birliği’nden Mi̇b’e Ziyaret 

Türk Makine Sektörü Globalde Büyümeye Devam Ediyor

Satınalma Eğitimi Haber Avrupa Takım Tezgâhları İmalatçıları Birliği’nden Mi̇b’e Ziyaret Avrupa Takım Tezgâhları İmalatçıları Birliği (CECIMO) Genel Müdürü Filip Geerts Türkiye’ye
gelerek, Makina İmalatçıları Birliği’ni (MİB) ziyaret etti. Gerçekleşen görüşmelerde, AB ile olan ekonomik ve ticari ilişkileri makine sektörü bağlamında ele alınırken, üye firmaların vize alma konusunda yaşadığı sıkıntılar ve Çin’in piyasalardaki haksız rekabetine dikkat çekildi. Ayrıcan görüşmelerde, Türk makine sektörünün globaldeki yükselişinin de altı çizildi. Geerts, Türkiye’nin CECIMO bünyesindeki en büyük 6 ülke olduğunu söyledi.
1990 yılından beri tüm makine sektöründe yerli makine üreticilerinin çıkarlarını gözetmek ve yerli makine üretimini desteklemek amacıyla faaliyetlerini sürdüren Makina İmalatçıları Birliği (MİB), makine sektörünün gelişimine yönelik çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.
Avrupa Takım Tezgâhları İmalatçıları Birliği’nin (CECIMO) Genel Müdürü Filip Geerts, Türkiye’ye gelerek Makina İmalatçıları Birliği’ni (MİB) ziyaret etti.
MİB Yönetim Kurulu Üyesi Fatih İğrek ve MİB Genel Sekreteri Zülfikar Kılıç’ın yer aldığı
görüşmelerde, Türk makine sektörünün küresel piyasalarda yaşadığı sorunlar, çözüm önerileri ve globaldeki yükseliş ivmesine vurgu yapıldı. Üye firmaların vize alma konusunda yaşadığı sıkıntılar aktarıldı.Toplantıda, MİB’in çalışmaları hakkında Geerts’e bilgiler verilirken, Çin Halk Cumhuriyeti’nin haksız rekabeti konusunda görüş alışverişinde bulunuldu.
Ayrıca MİB üye firmalarının vize alma konusunda yaşadığı sıkıntılar iletilirken, AB Komisyonu nezdinde bu konunun gündeme getirilmesi talep edildi.
Son derece verimli geçen görüşmelerde, AB ile olan ekonomik ve ticari ilişkiler makine sektörü bağlamında ele alınırken, iş birliği ve CECİMO raporları ile istatistiklerinin MİB üyelerine özel kullanıma sunulması konusunda mutabık kalındı
Bursa’ya özel sektör heyeti ziyareti talebi yapılan görüşmelerde, CECIMO tarafından Bursa’ya özel sektör heyeti ziyareti düzenlenmesi konusuda gündeme getirilirken, bu talebin CECIMO yönetim kurulu toplantısına sunulması kararı alındı. Bununla birlikte, Avrupa Yeşil Mutabakatı ve dijital tek pazar gündemi gibi sektörün geleceği açısından kilit konular da gündeme getirildi.
Türk makine sektörü yükselişine devam ediyor CECIMO Genel Müdürü Filip Geerts, Türk makine sektörünün globalde sektöre sağladığı katkılardan övgüyle söz ederken, Türkiye’nin CECIMO bünyesindeki en büyük 6 makine üreticisi konumunda olduğunu ve her geçen gün büyümeye devam ettiğini söyledi. Geerts, nazik ev sahipliğinden dolayı MİB’e teşekkürlerini iletti.

Maliyet Tespit Tutanağı Fatura Bilgileri Tablosu ?

7 Gündem Satınalma Dergisi Maliyet Tespit Tutanağı Fatura Bilgileri Tablosu

7 Gündem Satınalma Dergisi Maliyet Tespit Tutanağı Fatura Bilgileri Tablosuİtirazen Şikayet Konusu; İtirazen şikâyet dilekçesinde özetle, Anılan istekli tarafından aşırı düşük teklif açıklaması kapsamında, araçların kiralama, araçların bakım onarım maliyetinin ve lastik giderlerinin tevsikine ilişkin sunulan fiyat teklifinde araçların teknik özelliklerinin dikkate alınmadığı,

Açıklama kapsamında sunulan fiyat tekliflerinin eki tespit tutanaklarının ihale tarihinden son veya bir önceki geçici vergi beyanname dönemine ilişkin düzenlenmediği, söz konusu tutanaklarda beyan edilen faturaların ilgili tutanağın düzenlendiği geçici vergi beyanname dönemine ait olmadığı ve/veya tutanaklarda fatura bilgileri tablosunun yer almadığı ve/veya fiyat teklifine konu mal veya hizmetin ortalama satış tutarına ilişkin beyan edilen toplam tutar ve miktar bilgileri ile fatura bilgileri tablosunda ilgili mal veya hizmete ilişkin elde edilen toplam tutar ve miktar bilgilerinin uyumlu olmadığı iddialarına yer verilmiştir.

07.02.2024 tarihli ve 2024/UH.II-267 sayılı Kamu İhale Kurulu kararına göre;

Yapılan inceleme ve tespitler neticesinde;

Anılan istekli tarafından aşırı düşük teklif açıklaması kapsamında araçların kiralama maliyetine ilişkin sunulan fiyat tekliflerinin eki maliyet tespit tutanaklarında “Fatura bilgileri tablosu”nun boş bırakıldığı,

…………….

Anılan istekli tarafından aşırı düşük teklif açıklaması kapsamında araçların bakım onarım ve lastik giderlerinin tevsikine ilişkin sunulan fiyat tekliflerinin eki maliyet tespit tutanaklarındaki “Birim Mal/Mal maliyeti” ve “Birim işçilik maliyeti” başlıklı tablolarının boş bırakıldığı ve tutanağın “Diğer birim diğer maliyetler” başlıklı bölümünde “Harcama kaleminin niteliği” başlıklı sütun doldurulmadan birim harcama kalemi maliyetine yer verildiği, anılan tutanakta yer alan “Fatura bilgileri tablosu”nun boş bırakıldığı anlaşıldığından bahse konu isteklinin araçların kiralama, akaryakıt, bakım onarım ve lastik giderlerine ilişkin sunduğu açıklamaların mevzuat hükümlerine uygun olmadığı anlaşılmış olup, başvuru sahibinin iddiasının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.

7 Gündem Satınalma Dergisi Maliyet Tespit Tutanağı Fatura Bilgileri TablosuMehmet ATASEVER

S.B. Strateji Geliştirme E. Bşk.

KİK E.  Üyesi

TSB Başkanı Uğur Gülen: “2023’te Kusursuz Fırtına Yönettik; 2024’ten Umutluyuz”

Satınalma Eğitimi Tsb Başkanı Uğur Gülen2023’te Kusursuz Fırtına Yönettik 2024’ten Umutluyuz

TSB Başkanı Uğur Gülen: “2023’te ‘kusursuz fırtına’ yönettik; 2024’ten umutluyuz”

Satınalma Eğitimi Tsb Başkanı Uğur Gülen2023’te Kusursuz Fırtına Yönettik 2024’ten UmutluyuzSigorta ve emeklilik sektörünün çatı kuruluşu Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Uğur Gülen, sektördeki gelişmelere yönelik değerlendirmelerde bulundu. 2023’ün kur belirsizlikleri, ekonomik dalgalanmalar, depremin yol açtığı hasarlar, artan reasürans maliyetleriyle çok zor bir yıl olduğunu belirten TSB Başkanı, sektörün düşük mali gelir ve sigorta gelirleri nedeniyle toplam gelirinin yüzde 50’sinden fazlasından mahrum kaldığını hatırlattı. Sigorta sektörünün adeta ‘kusursuz fırtına’nın yaşandığı bir dönemi başarıyla yönettiğini belirten Gülen, 2024’ten daha da umutlu olduklarını ifade etti.

Tüm bu zorluklar “Sigorta kıymet bilmektir” anlayışına sıkı sıkı sarılmamız gerektiğini bir kez daha gösterdi diyen TSB Başkanı şöyle devam etti:

“Mali kayıpları telafi etmede ‘sigortalı olmak’ kritik değerde. Gelişmiş ekonomilerdeki sigortacılıkta, bireysel ve kurumsal risk yönetimi geniş yer tutuyor ve yaşanan kayıpların önemli bir kısmı sigorta sistemi tarafından karşılanıyor. Türkiye’nin sigorta sektörü olarak, ülkemizin gelişmiş ekonomiler arasındaki hak ettiği yere ulaşması için ‘sigortalanma bilincinin’ tabana yayılmasının ne denli kıymetli olduğu biliyor, çalışmalarımızı bu hususta yoğunlaştırıyoruz.”

Sigortacılığın millî ekonomiye, böylece Türkiye’ye ve tüm vatandaşlara çok çeşitli şekillerde fayda sağladığını vurgulayan Gülen bu katkıları şöyle açıkladı:

“Türk sigorta ve emeklilik sektörünün, sağladığı doğrudan ve dolaylı istihdam yaklaşık 200 bin kişi ve bu rakam, sağlık sektörü ve taşıt onarım sektörü gibi yan sektörlerle katlanarak artıyor. Kurumlar vergisi ve dolaylı vergiler göz önüne alındığında devletimize yılda 48 milyar lira fayda sağlıyoruz. Yine sektör olarak sağladığımız teminat, Gayrisafi Millî Hasıla’nın 30 katını buluyor. Öte yandan sigorta ve emeklik fonları, spekülatif hareketlerden uzak nitelikte olduklarından ekonomide stabilizatör etkisi yapıyorlar. Vatandaşların varlıklarının ve geleceklerinin korunması kadar yatırım, üretim, ihracat, ticaret ve istihdamın millî ekonomiye sunduğu katma değerin sürdürülebilirliğinde de kritik önem arz eden bir sektörüz.”

 “Sigorta sektörü büyürse Türkiye büyür”

Sigortacılığın, bankacılıktan sonra, ülkemiz finansal sistemine en fazla katkıyı sağlayan 2. sektör olduğunu belirten TSB Başkanı, bu katkıyı büyütmek ve yüzde 5 olan sistem içindeki payımızı katlayarak ülkemizin, vatandaşlarımızın geleceğine daha güçlü koruma sağlamak için çalıştıklarının altını çizdi.

Dünyanın en büyük 20 ekonomisi arasındaki Türkiye’nin sigorta sektörünün bu doğrultuda gelişerek, bulunduğu 38. sıradan çok daha iyi yerlere gelmesi gerektiğini belirten Gülen, Sigorta ve emeklilik sektörünün büyümesi sayesinde Türkiye de büyüyecek dedi.

Sektörün sağladığı ve sağlayabileceği katkıların daha iyi anlaşılması için Kahramanmaraş depremlerinin doğru analiz edilmesi gerektiğini belirten TSB Başkanı, sektörün hızlı aksiyon alarak hasar ödemelerinde çok başarılı bir sınav verdiğini ifade etti. Gerek 6 Şubat depremlerinde gerekse de bundan sonra yaşanabilecek olası afetlerde çok daha fazlasını yapabilecek güce ve sağlamlığa sahip sektörün ihtiyacının sigortalı sayısının artması olduğunu vurguladı. Uğur Gülen sözlerini şöyle sürdürdü: Kahramanmaraş depremleri için devletin bütçesinden ayrılan pay 105 milyar dolar. Sektörümüz bunun 5 milyar dolarlık kısmını üstlenmiş durumda. Sigortalanma bilincimiz ve sigortalı varlıklarımızı daha yüksek olsaydı, sektör olarak devletimizin üzerinden bu yükü alabilirdik. Bu da vatandaşlarımıza daha fazla yatırım, istihdam ve olanak olarak geri dönerdi. Burada bizi en çok üzen hususlardan biri sigortalanma davranışının ‘risk gerçekleştikten’ sonra ortaya çıkması, ardından ise sürdürülememesi. 6 Şubat depremleri ile sigortalanma talebinde çok hızlı bir artış olsa da bu durum 2 ay sonra sönümlenerek geçen yılın aynı döneminin bile altında kaldı. Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunu, ayrıca iklim krizi nedeniyle dünyanın pek çok ülkesi gibi yeni afet riskleriyle karşı karşıya olduğunu hiç unutmamalıyız.”

Bu bağlamda olası Marmara depremi için öngörülen hasarın 325 milyar dolar olduğunu belirten Gülen, bunun yalnızca yaklaşık yüzde 10’unun sigortalı olduğunu hatırlattı. Sektörün ödediği ve üstlendiği tazminatlarla yalnızca 2023 yılında ‘günde 260 bin kişinin’ hayatına dokunduğunu ve günlük 1,2 milyar TL gibi bir tutarı ekonomiye döndürdüğünü ifade eden TSB Başkanı“Farkındalığı ve buna bağlı olarak sigortalanma oranlarını artırarak çok daha iyi sonuçlar almamamız, ülkemizin ve vatandaşlarımızın geleceğini korumamız mümkün” dedi.

“Primlerin artmaması için alternatif yollar arıyoruz”

TSB Başkanı Uğur Gülen trafik sigortalarındaki prim artışları konusuna da açıklık getirdi.  Prim hesaplamalarının; ilgili branştaki hasarın gerçekleşme sıklığı ve hasarın maliyeti dikkate alınarak ve önümüzdeki dönemde meydana gelebilecek maliyet artışlarına dair tahminlere dayanılarak yapıldığının altını çizen Gülen, araç ve yedek parça maliyetlerinden ve asgari ücrete kadar ilgili her kalemde yaşanan artışın primleri önemli ölçüde etkilediğini belirtti.

TSB Başkanı şöyle konuştu: “Sigorta sektörü olarak primleri belli düzeyde tutmayı dert ediniyoruz. Sağlık sigortalarıyla ilgili alternatif sağlık hizmet kuruluşlarının (üniversite hastaneleri) anlaşmalara dâhil edilmesi, motor branşında ise yerli yedek parça kullanımının artırılması, hasar ödemelerinin hızlandırılması vb. gibi birçok alanda çözüm arayışlarımızı sürdürüyoruz.”

Sigortalı sayısının artırmasının primler hususunda da son derece kritik olduğunu vurgulayan Gülen, trafik gibi zorunlu sigortaların mutlaka ayrı değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Trafik sigortaları için serbest tarife olmazsa olmaz. Fiyat kontrolü, sonrasında oluşan prim farkları ile kapatılmak zorunda kalıyor. Bu kaçınılmaz son hoşnutsuzluk yaratabiliyor” diye konuştu. 

“Sigorta sektörü olarak millî bir sorumluluk üstleniyoruz”

TSB Başkanı, Sigorta ve emeklilik sektörünün büyümesinin millî ekonomimiz için ihtiyaç duyulan kısa, orta ve uzun vadeli kaynağı sağlayacağını, gerek vatandaşların gerekse de özel daha korunaklı hâle geleceğini, yurt içi kaynaklar artacağını ve banka dışı finansal piyasaların derinleşmesiyle ekonomideki dalgalanmalara karşı stabilizasyonun korunacağını belirtti.

Tüm bunların uluslararası yatırımın ve istihdamın artarak sürmesini sağlayacağını belirten Gülen, sigortacılar olarak üstlendikleri sorumluğun bilinciyle hareket ettiklerini söyledi. TSB Başkanı Uğur GülenBu millî bir sorumluluktur. Bir yandan vatandaşlarımızın varlıklarını korumak, diğer yandan ülkemize sağlanacak yatırımların önünü açmak ve devletimizin üzerindeki yükü alarak ‘Büyük ve Güçlü Türkiye’ için hizmet sağlıyoruz. Birliğimiz, tüm üye şirketleriyle birlikte bu koruma çemberini daha da büyütmek, ülkemizi hak ettiği yere getirmek için millî bir sorumluluk bilincine sahip. Ancak unutmayalım ki bu topyekûn bir mücadele. Sigorta şirketleri, acenteler, kamudaki paydaşlarımız ve artan sigortalılarımızla bu anlayışa sahip olmalı, güvenli ve refah dolu bir gelecek için omuz omuza vermeliyiz.”

 

Konut Satışlarında ve Üretiminde Düşüş Devam Edecek

Satınalma Eğitimi Konut Satışlarında Ve Üretiminde Düşüş Devam Edecek

Konutder Üretici Beklenti Anketine Göre Konut Satışlarında ve Üretiminde Düşüş Devam Edecek

Satınalma Eğitimi Konut Satışlarında Ve Üretiminde Düşüş Devam EdecekMarkalı Konut Yatırımcıları ve Geliştiricileri Derneği – Konutder’in Ekim – Aralık 2023 Üretici Beklenti Anketine göre, 1. El Konut Satışlarında ve Yabancıya Satışlarda yaşanan düşüşün devam edeceği, buna bağlı olarak konut üretiminde de azalma olacağı öngörülüyor.

Konutder’in NielsenIQ Türkiye ile birlikte markalı konut üreticisi firmaların en üst yöneticilerine yönelik 3 aylık periyodlarla uyguladığı beklenti anketi, gayrimenkul sektöründe yapılan ilk çalışma olma özelliği taşıyor. Anket, Birinci el konut satış adetleri, yabancıya satış adetleri, konut fiyatları, konut maliyetleri, işçilik ve malzeme maliyetleri, kredili konut satış adetleri, kentsel dönüşüm alanında üretilecek konut sayısı, konut kredisi faiz oranları ve kira fiyatlarına yönelik rakam ve öngörüleri ortaya koyuyor.

Konutder Başkanı Ramadan Kumova, başlattıkları bu çalışmaların gayrimenkul sektörü için kritik öneme sahip olduğunu belirterek, geçtiğimiz aylarda yayınladıkları ‘İstanbul’un 10 Yıllık Konut Strateji Raporu’nun ardından, şimdi de açıkladıkları bu beklenti anketinin, Konutder’in veri odaklı stratejisinin devamı niteliğinde olduğunu söyledi. Kumova, başta İstanbul olmak üzere esasen tüm ülkenin konut ihtiyacını derli toplu bir biçimde ortaya koyan bir araştırma raporuna ihtiyaç olduğunu, başlattıkları araştırmalarla oldukça önemli veriler elde ettiklerini ve bu verileri şeffaf bir şekilde kamuoyu ile de paylaştıklarını vurgulayarak şöyle devam etti:

“Şimdi de yine konut sektöründe bir ilk olarak 6 aylık beklentilerin yer aldığı bir rapor paylaşmaya başlıyoruz. Üçer aylık periyodlarla yenilenecek “KONUTDER Üyeleri Konut Sektörü Beklenti Anketi-6 Aylık Beklenti Göstergeleri” adlı raporumuz, markalı konut üreticilerinin öngörülerini yansıtacak. NielsenIQ Türkiye ile birlikte hazırladığımız rapor, bugünün verilerini geçmiş dönemlerle karşılaştırma imkânını da sunacak. Böylece sektörün değişen beklentileri öne çıkacak. Sektörün tüm gündemlerini başlıklar halinde içeren yeni çalışmamız yalnızca sektör temsilcilerine değil konut yatırımı yapacak vatandaşa, sektörümüzü besleyen alt sektörlere ve karar vericiler de ışık tutacak.”

Konutder’in Ekim – Aralık 2023 Üretici Beklenti Anketine göre, 2024’ün ilk 6 ayına ilişkin markalı konut üreticilerinin beklenti ve öngörüleri şöyle sıralanıyor:

Birinci El Satışlarda Düşüş Devam Edecek

Markalı konut üreticisi firmaların 4’te 3’ü, Birinci el konut satış adetlerinin önümüzdeki 6 ay içinde büyük oranda azalacağını düşünüyor.

Yabancıya Satışta Azalma Beklentisi Artıyor

Bir önceki ankette üyelerin %50’si yabancıya konut satışlarında gelecek 6 ayda herhangi bir değişim beklemiyorken, son ankete göre üyelerin yaklaşık yüzde 60’ı yabancıya konut satışlarında gelecek 6 ayda azalma olacağını düşünüyor.

Fiyatlarda Artıştan Stabile Doğru

Bir önceki ankette üyelerin % 73’ü konut fiyatlarının artacağını belirtirken, son ankette ise bu oran % 54.5’e düşmüş görünüyor.

Maliyetlerde Artış Sürecek

Konutder üyelerinin neredeyse tamamı maliyetlerin artacağı konusunda hemfikir. Maliyetlerle ilgili üyelerin öngörüsünde 3 ay içerisinde bir değişiklik olmadığı görülüyor.

İşçilik ve Malzemede Tüm Üyeler Hemfikir

Üyelerinin tamamı geçen dönemde olduğu gibi işçilik ve malzeme maliyetlerinin artacağı beklentisine sahip.

Üretimde Azalış Sinyalleri

Üyelerin %72.7’si konut üretiminin azalacağını düşünüyor.

Kentsel Dönüşümde Artış

Üyeler, kentsel dönüşüm alanındaki üretimde ise genel üretime göre daha umutlular. Üyelerin % 68.2’si bu alanda üretim artacak görüşünde.

Kredi Faizlerinde Zirveyi Gördü mü?

Önceki dönemde Konutder üyelerinin %73’ü konut kredi faiz oranlarının artacağını ön görürken, son ankete göre bu oran % 40.9’a gerilemiş bulunuyor.

Kredili Satışlarda Düşüş Sürecek

Konutder üyelerinin % 86.4’ü kredili konut satışlarının azalacağını öngörüyor. Kredili satışların azalacağını düşünenlerin oranı bir önceki dönemde % 72.7 iken bu dönemde yüzde 86.4’e yükselmiş görünüyor.

Kirada Düşüş Beklentisi Yok

Önceki dönemde hiçbir üye kira fiyatlarının azalacağını beklememekle birlikte, yüksek oranda kiraların artacağını öngörürken, son anket verilerine göre konut kiralarının artacağı yönündeki görüşler %50’lere gerilemiş bulunuyor.

2023’te Olağanüstü Şartlarda Yüzde 7,8 Oranında Büyüyen İnşaat Sektörü, Bu Yıl Yurt Dışına Ağırlık Verecek

Satınalma Eğitimi 2023’te Olağanüstü Şartlarda Yüzde 7,8 Oranında Büyüyen İnşaat Sektörü, Bu Yıl Yurt Dışına Ağırlık Verecek

TÜİK’in Açıkladığı 2023 Yılı Büyüme Rakamlarını Değerlendiren Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) Başkanı M. Erdal Eren, “Başta işçilik olmak üzere, yüksek girdi maliyetleri sektörümüz için sınırlayıcı olsa da deprem bölgesinin yeniden imarı çalışmaları sektörümüz için büyüme anlamında itici güç olmaya devam etmiştir. İstihdam edecek ara eleman sıkıntısı, ayrıca fiyat farkı ve tasfiye ihtiyacı gibi sıkıntılar halen çözüm beklemektedir. Sektör olarak 2023 yılında olağanüstü şartlara bağlı olarak önemli bir büyüme yakalanmış olsa da 2024 yılı yatırım programına yeni proje alınmamasıyla yurt içi büyümenin 2023 yılı kadar olmayacağı öngörülmektedir. Bu nedenle 2024 yılında sektörümüzün rotasının ağırlıklı biçimde yurt dışı projeler olacağını düşünmekteyiz” dedi.

Satınalma Eğitimi 2023’te Olağanüstü Şartlarda Yüzde 7,8 Oranında Büyüyen İnşaat Sektörü, Bu Yıl Yurt Dışına Ağırlık VerecekTürkiye’nin en köklü sivil toplum örgütlerinden biri olan Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) Başkanı M. Erdal Eren, Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı 2023 yılı büyüme rakamlarını yazılı bir açıklama ile değerlendirdi:

“Küresel ekonomik sorunlar ile siyasi ve jeopolitik gelişmelere rağmen Türkiye ekonomisinin 2023 yılında %4,5 büyümesi sevindiricidir. Ülkemizde istihdama en büyük katkıyı veren ve 200’ün üzerinde alt sektöre talep yaratarak ekonomide lokomotif görevi üstlenen inşaat sektörü de aynı dönemde %7,8 ile Türkiye ekonomisinin üstünde bir oranda büyümüştür. Başta işçilik olmak üzere, yüksek girdi maliyetleri sektörümüz için sınırlayıcı olsa da deprem bölgesinin yeniden imarı çalışmaları sektörümüz için büyüme anlamında itici güç olmaya devam etmiştir. İstihdam edecek ara eleman sıkıntısı, ayrıca fiyat farkı ve tasfiye ihtiyacı gibi sıkıntılar halen çözüm beklemektedir. Sektör olarak 2023 yılında olağanüstü şartlara bağlı olarak önemli bir büyüme yakalanmış olsa da 2024 yılı yatırım programına yeni proje alınmamasıyla yurt içi büyümenin 2023 yılı kadar olmayacağı öngörülmektedir. Bu nedenle 2024 yılında sektörümüzün rotasının ağırlıklı biçimde yurt dışı projeler olacağını düşünmekteyiz. Yurt dışı müteahhitlik hizmetlerimiz için en büyük potansiyeli taşıyan hedef ülke olarak da Suudi Arabistan öne çıkmaktadır. Bunun yanı sıra Irak, önümüzdeki süreçte Kalkınma Yolu projesi; ayrıca ülkede gerçekleştirilmesi planlanan enerji, sağlık, konut, okul, hastane gibi projelerle diğer bir hedef ülkemizdir.”

Olumsuz Zarar Kalemi Olarak “Kaçırılan Sözleşme Fırsatı” (Yargıtay Kararı)

7 Gündem Satınalma Dergisi Olumsuz Zarar Kalemi Olarak “kaçırılan Sözleşme Fırsatı” (yargıtay Kararı)

7 Gündem Satınalma Dergisi Olumsuz Zarar Kalemi Olarak “kaçırılan Sözleşme Fırsatı” (yargıtay Kararı)Piyasadan topladığımız sözleşme teklifleri arasında işletmemiz için en iyi koşullar sunan teklifi tercih eder el sıkışırız.

Ancak daha sonra bir sebeple anlaşmazlığa düşüp sözleşmeden dönme hakkını kullandığımızda işin başında topladığımız teklifler bir anda tazminat talebimizin önemli dayanaklarından biri hâline gelir.

Zira hukuk uygulamamızda yerleşik olan klasik yaklaşıma göre, sözleşmeden haklı olarak dönen tarafın muhataptan talep edebileceği sınırlı sayıdaki talep haklarından biri de kaçırılan alternatif sözleşme fırsatları ile dönme tarihindeki piyasa fiyatı arasındaki farktır.

Şöyle somutlaştıralım: Satın almak istediğimiz ürün ya da hizmetle ilgili; 100, 120 ve 130 TL olmak üzere üç teklif aldık. Daha elverişli olduğu için 100 TL’lik teklifi kabul ettik. Ancak daha sonra karşı taraf sözleşme koşullarına uymadığı için sözleşmeden döndük. Ürünü bu kişiden tedarik edemedik ve şimdi ürünü piyasadan tedarik edebilmek için örneğin 160 TL ödememiz gerekiyor.

Sözleşmeden dönmemizin sonucu olarak, muhataba güvendiğimiz için onun teklifine en yakın teklif olan 120 TL’lik teklifi reddettiğimiz ve şimdi aynı ürünü piyasadan alabilmek için 160 TL ödemek zorunda kaldığımız için bu iki fiyat arasındaki fark olan 40 TL’yi olumsuz zarar kalemi (kaçırılan sözleşme fırsatı) olarak muhataptan talep edebiliriz.

Peki sözleşmenin başında alternatif sözleşme tekliflerinin bulunduğunu ispat edemezsek ya da alternatif bir teklif almamışsak bu tazminatı talep edemez miyiz?

Somut olarak alternatif bir teklif alınmamış olsa da sözleşme konusu ürün ya da hizmetin objektif piyasa değeri tespit edilebiliyorsa, kaçırılan sözleşme fırsatı olarak olumsuz zararın tazmini yine de talep edilebilir.

Nitekim Yargıtay da, bir kamu ihalesine girip teklif vererek ihaleyi kazanan şirketin sözleşmeye aykırı davranışı sebebiyle idarenin sözleşmeyi sona erdirdiği bir olayda, idarenin kaçırılan sözleşme fırsatı olarak talepte bulunabilmesi için ihaleye başka şirketin katılmış olmasının şart olmadığını, ürünün objektif piyasa değerinin tespit edilmesinin yeterli olduğunu, ürünün sözleşme tarihindeki ortalama piyasa değeriyle sözleşmeden dönme tarihindeki değeri arasındaki farkın, kaçırılan sözleşme fırsatından kaynaklı olumsuz zarar kalemi olarak talep edilebileceğine hükmetmiştir.

Prof. Dr. Umut YENİOCAK

Yargıtay HGK, 17.01.1990, 1989/392 E. 1990/1 K.