Prime Esas Kazancın Tespitine İlişkin Davalarda İspat Sorunu: AYM Kararı İncelemesi

7 Gündem Satınalma Dergisi Prime Esas Kazancın Tespitine İlişkin Davalarda İspat Sorunu Aym Kararı İncelemesi

7 Gündem Satınalma Dergisi Prime Esas Kazancın Tespitine İlişkin Davalarda İspat Sorunu Aym Kararı İncelemesiPrime Esas Kazancın Tespitine İlişkin Davalarda İspat Sorunu:

İşçi Alacaklarına İlişkin Davada Verilen Kararın Prime Esas Kazancı Tespitine İlişkin Davaya Etkisine Dair Bir Anayasa Mahkemesi Kararının İncelemesi

İşçi – işveren arasında İş Mahkemelerinde işçinin ücretine ilişkin uyuşmazlıklar temelde genel olarak iki farklı dava türünde karşımıza çıkmaktadır. Bunlardan ilki işçiler tarafından açılan alacak davaları diğer ise işçinin prime esas ücretin tespitine yönelik davalardır. Bu davalardan ilkinde; davacı işçi tarafından işverenine karşı dava açılarak ödenmeyen ya da eksik ödenen ücret veya alacaklarının tespiti yapılarak ödenmeyen kısımların iş verenden tahsiline karar verilmesi talep edilmektedir. İkincisinde ise davacı işçi tarafından işverene ve Sosyal Güvenlik Kurumuna karşı yöneltilen prime esas kazanç tespitine yönelik

Resmi Gazetenin 14/12/2023 tarihli sayısında yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 25/10/2023 tarihli 2019/38643 Başvuru nolu kararda,[1] işçi ile işveren arasında görülen alacak davası ile işçinin gerçek kazancının tespitine ilişkin açılan sosyal güvenlik hukukundan kaynaklanan tespit davası arasındaki ilişki irdelenmiştir. Başvuru, prime esas gerçek ücretin tespiti davasında ileri sürülen delillerin değerlendirmesi yapılmadan davanın reddine karar verilmesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvurucu tarafından, işçi alacağına dair davada gerçek ücretin edildiği, işçi alacaklarının bu ücret üzerinden hesaplandığı ve hesaplamalar esas alınarak verilen kararın Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiği ifade edilmiştir. Bunun yanında, İŞKUR iş müfettişleri tarafından davalı işverenin işyerinde yapılan denetim sonrasında hazırlanan 23/10/2023 tarihli denetim raporunda banka kanalıyla yapılan ödemelerin gerçeği yansıtmadığına ve işyerinde ücretlerin bir kısmının elden ödendiğine dair tespitlere yer verildiği ileri sürülmüştür. Bu deliller gözetilmeden elden ödenen ücret yönünden yazılı delille ispat kuralına riayet edilmediği gerekçesiyle gerçek prime esas ücretin tespitine ilişkin davanın reddine karar verilmesi nedeniyle emekli maaşının olması gerekenden düşük hesaplandığı ve adil yargılanma (gerekçeli karar) hakkı ile sosyal güvenlik hakkının ihlal edildiği iddia edilerek ihlalin tespiti ile 50.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminat talebinde bulunulmuştur.

Bireysel başvuru kararında belirtildiğine göre, başvurucu davalı işveren nezdinde 1999 – 2014 yılları arasında çalışmıştır. Davacı, 24/2/2014 tarihinde iş akdinin sendikal faaliyetlerde bulunduğu için haksız şekilde feshedildiği iddiasıyla işe iade ve sendikal tazminat talepli dava açmıştır. Bakırköy 25. İş Mahkemesinin 04/11/2014 tarihli kararıyla davanın kabulüne, feshin geçersizliğine, davacının işe iadesine ve davalı tarafından davacıya tazminat ödenmesine karar verilmiştir. İşe iade davasının kazanılmasına rağmen işveren tarafından işe başlatılmadığını ileri süren başvurucu tarafından, Bakırköy 21. İş Mahkemesinde işçi-işveren ilişkisinden kaynaklanan alacak davası açılmış, bu davada alacak kalemlerinin hesaplanmasında aylık gerçek ücretin bankaya yatan, bordroda ve SGK hizmet dökümünde görünen ücretten farklı olarak 1.800 TL olarak dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir. Bakırköy 21. İş Mahkemesinin 23.06.2016 tarihli kararıyla davanın kabulüne karar verilmiştir. Söz konusu kararda davacının aylık ücretinin 1.800 TL olduğu tespitine yer verilmiş ve bu tespite göre ilgili alacak kalemleri hesaplanarak hüküm kurulmuştur. Karar, davalı işverenin temyiz başvurusunun reddi üzerine 11.12.2017 tarihinde kesinleşmiştir.

Başvuruya konu dava süreci, başvurucunun Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ve işveren aleyhine açtığı işveren tarafından ödenmesi gereken gerçek prim miktarının belirlenmesi amacıyla prime esas gerçek ücretin tespiti davası açmıştır. Bakırköy 17. İş (Sosyal Güvenlik) Mahkemesi tarafından 05/02/2016 tarihinde verilen kararla davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak bu karar davalı SGK’nın temyiz başvurusu üzerine, Yargıtay 21. Hukuk Dairesince söz Bakırköy 17. İş Mahkemesinin davanı kabulü yönündeki kararı bozulmuştur. Bozma kararının gerekçesinde davacının 1999-Mayıs 2009 tarihleri arasında davalı işveren nezdinde çalıştığının ve ücretinin asgari ücretin biraz üstünde olduğunun kuruma bildirildiği, bu döneme ilişkin tüm ücret bordrolarının imzalı olduğu, imzalı bordolar ile kuruma bildirilen prime esas ücretlerin uyumlu olduğu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı hazırlanan 23.10.2023 tarihli inceleme raporunda müfettişlerce ifadesi alınan sigortalılar arasında davacının bulunmadığı ve 06.12.2013 tarihli SGK İnceleme Raporunda davacı yönünden işyeri kayıt ve defterleriyle kuruma yapılan bildirimlerin uyumlu olduğu, buna karşın ilk derece mahkemesince Deriteks Sendikasından gelen emsal ücret bilgisine göre karar verildiği, davacının son ücretinin 1.650 TL olduğunu beyan ettiği, ancak imzalı ücret borçlarının işveren lehine gerçek ücrete ilişkin karine oluşturduğu, davacının karinenin aksini yazılı delille ispat edemediği, yazılı belgenin ancak yazılı delille ispatla çürütülebileceği ve tanık anlatımlarıyla aksinin ispat edilemeyeceği gerekçesiyle; davacının iddiasını ispatlar delillerin dosyada bulunmaması nedeniyle davanın reddi karar vermek gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinin bozma nedeni olduğu belirtilmiştir.

Bozma kararı sonrasında Bakırköy 17. İş Mahkemesinin 26.04.2018 tarihli duruşmasında bozma kararına uyulmasına ve davanın reddine karar verilmiştir. Başvurucu tarafından karara karşı sunulan 23.10.2013 tarihli Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü raporunda işyerinde elden ücret ödemesi uygulaması bulunduğunun tespit edildiği, işçi alacaklarına ilişkin açılan davada emsal ücret üzerinden hesaplama yapıldığı ve bu hesaplamayı esas alan kararın Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiği belirtilmiş ve kesinleşen mahkeme kararı temyiz dilekçesi ekinde dosyaya sunulmuştur. Temyiz başvurusunu inceleyen Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 16/10/2019 tarihli kararıyla, temyize konu kararın bozma kararına uyularak tesis edildiği, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf lehine kazanılmış hak oluşturan hususların yeniden incelenmesinin mümkün olmadığı belirtilerek kararın onanmasına karar verilmiştir. Kararın onanarak kesinleşmesi sonrasında başvurucu tarafından yasal süresi içinde bireysel başvuru yapılmıştır.

Anayasa Mahkemesince yapılan değerlendirmede, Yargıtay’ın usuli kazanılmış hak ve prime esas ücret tespitine ilişkin içtihatları ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun  “prime esas ücretler” başlıklı 77’inci maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunun “senetle ispat zorunluluğu” başlıklı 200’üncü maddesi dikkate alınmıştır. Bu doğrultuda, Anayasanın “hak arama hürriyeti” başlıklı 36’ncı maddesi kapsamında, gerekçeli karar hakkının ihlaline yönelik bir değerlendirme yapılmıştır.

Yapılan değerlendirmede, Anayasa Mahkemesinin gerekçeli karar hakkı açısından görevinin, uyuşmazlığın esası için önemli hususlarda mahkemelerin ilgili ve yeterli bir gerekçe ortaya koyup koymadıklarını incelemek olduğu ifade edilmiştir. Anayasa Mahkemesinin, gerekçeyi denetlemek ya da kararlardaki hukuka aykırılıkları gidermek gibi bir görevinin olmadığı da belirtilmiştir. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi, başvurucunun delil olarak ileri sürdüğü Bakırköy 21. İş Mahkemesinin temyiz denetiminden geçerek kesinleşmiş işçilik alacağı davasındaki ücret tespitinin 22.01.2018 tarihli bozma kararında dikkate alınmadığına işaret etmiştir. Bu delilin ortaya çıktığı ve ileri sürülebildiği zaman itibariyle bozma kararında, bozma kararı sonrasında verilen ilk derece mahkemesi kararında veya bu karara ilişkin 16.10.2019 tarihli onama kararında Bakırköy 21. İş Mahkemesinin kararının delil niteliğine yer verilmediği vurgulanmıştır. Bu çerçevede, 16.10.2019 tarihli onama kararındaki gerekçenin bahse konu delil yönünden kapsayıcı olmadığı ifade edilmiş, kararın sonucunu değiştirebilecek nitelikte olan esaslı iddia ve itirazın karşılanmaması nedeniyle başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine hükmedilmiştir.

7 Gündem Satınalma Dergisi Prime Esas Kazancın Tespitine İlişkin Davalarda İspat Sorunu Aym Kararı İncelemesiSonuç olarak, Anayasa Mahkemesinin bahse konu bireysel başvuru kararına göre, işçi tarafından SGK ve işveren aleyhine prime esas gerçek ücretin tespitine ilişkin açılan davalarda gerçek ücreti ispatlayan yazılı delil bulunmaması durumunda doğrudan dava reddedilmesi adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının ihlali olarak kabul edilecektir. Tespit davalarında kendiliğinden araştırma ilkesi de gözetilerek gerçek ücretin tespit noktasından her türlü delilinin dikkate alınması ve sonucunda göre karar verilmesi gerekmektedir.

[1] AYM, Ali Rıza Biber [GK], B. No: 2019/38643, 25/10/2023

İbrahim YÜCE

ibrahim@yuce-hukuk.com

İşçinin Mahkumiyete Dayalı Devamsızlığında Fesih İçin Bildirim Süresi Kadar Beklenmeli midir ?

7 Gündem Satınalma Dergisi İşçinin Mahkumiyete Dayalı Devamsızlığında Fesih İçin Bildirim Süresi Kadar Beklenmeli Midir

7 Gündem Satınalma Dergisi İşçinin Mahkumiyete Dayalı Devamsızlığında Fesih İçin Bildirim Süresi Kadar Beklenmeli Midir4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/V numaralı bendinde işçinin gö­zaltına alınması veya tutuklanması halinde devamsızlığın aynı Kanunun 17 nci maddesinde sayılan bildirim önellerini aşması halinde, işveren işçinin iş sözleşmesini haklı nedenle derhal feshedebilir. Ancak, işçinin kıdem taz­mi­natı şartları oluşmuşsa ödenmesi gerekir.

Örneğin, 5 yıllık hizmeti olan bir işçi, işyeri dışında işlediği bir suçtan dolayı tutuklanıyor ve ceza evine gönderiliyor. İşçinin işine devamsızlığı 8 haftayı (bildirim süresini) aşmış ve işçi yine de işine dönememişse; işveren bu sürenin sonunda işçinin iş sözleşmesini haklı nedenle sona erdirebilir. An­cak, işçinin çalışma süresi dikkate alınarak kıdem tazminatını ve geriye dö­nük işverenden başka alacakları varsa (izin ücreti, fazla çalışma ücreti gibi) bunları ödemesi gerekir.

Yargıtay’ a göre de, “4857 sayılı İş Kanunu’nun 25 inci maddesinin (IV) numaralı bendinde işçinin gözaltına alınması veya tutuklanması üzerine de­vamsızlığın aynı Kanunun 17 nci maddesinde sözü edilen bildirim süresini aş­ması durumunda, işverenin derhal fesih hakkı olduğu hükme bağlanmıştır. İş akdini Kanunun değinilen 25/IV maddesi uyarınca fesheden işverenin, kıdem tazminatı ödemesi gerekir ise de işverenin bu durumda bildirim şartına uyma ve ihbar tazminatı yükümlülüğü bulunmamaktadır. Madde düzenlemesinden amaç, işçinin gözaltına alınması veya tutuklanması üzerine önel içinde tah­liye olması halinde mazerete dayanan bu durum nedeni ile iş ilişkisinin deva­mının sağlanmasıdır. Ancak tutukluluk bildirim süresini geçmiş ise işverene derhal fesih hakkı vermektedir”[1].

İşçinin işyeri dışında işlediği bir suç nedeni ile iş sözleş­mesi haklı nedenle tazminatsız olarak feshedilemez. Ancak işçinin göz altına alınması veya tutuklanması durumunda, işe devamsızlığı ihbar önel süresini aştığı taktirde kıdem tazminatı ödenerek iş sözleşmesi feshedilebilir Ancak işyeri dışında işlenen ve tutuklanmaya konu suç bizatihi işyerinde olumsuz­luklara neden olabilecek türden ise, süre aşılmamış olsa da işverenin geçerli nedenle iş sözleşmesini feshetmesi mümkündür. Örneğin işyeri dışında işle­nen ve tutuklanmaya konu suç küçük çocuğa istismar niteliğinde ise, işye­rinde olumsuzluklara neden olabileceğinden, bu durumda bildirim süresi bek­lenmeden de geçerli nedenle fesih yapmak mümkündür[2].

İşçinin tutuklanması veya gözaltına alınması halinde de­vamsızlığın İşK. m.17’deki bildirim süresini aşması işveren açısından haklı bir fesih nedenidir. Gözaltı veya tutukluluk süresi içinde işçiye ücret öden­mez, sigorta primi yatırılmaz. Bildirim süresinin bitiminden sonra sözleşme feshedil­mezse iş sözleşmesi askıda kalır. Askı süresi içerisinde tutukluluk de­vam et­tiği sürece sözleşme işveren tarafından her zaman derhal feshedilebilir. İşçi­nin gözaltına alınmasına veya tutuklanmasına neden olan olayın işyeri içinde ya da dışında gerçekleşmesi önem taşımaz.

İstinaf uygulamasına göre, “4857 sayılı Kanun m.25/IV kapsamında işçinin gözaltına alınması veya tutuklanması hallerinde, bu du­rumu işverene bildirme yükümlülüğü düzenlenmemiştir. Nitekim Kayseri Bölge Adliye Mahkemesinin bir kararında, taraflar arasındaki istinaf uyuş­mazlığı feshin haklı olup olmadığı ile işçilik alacakları noktasında toplan­maktadır. İşveren 08/07/2013-12/07/2013 tarihli devamsızlık tutanaklarına dayalı olarak işçinin iş akdini feshetmişse de davacının 06/07/2013 tarihinde tutuklandığı ve 15/08/2013 tarihinde tahliye edildiği, işe gelmeme nedeninin tutuklanma durumu olduğu, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/IV numaralı ben­dinde işçinin tutuklanma halini işverene bildirme gibi bir mükellefiyet yük­lemediği, ayrıca işverenin devamsızlığa dayanması halinde, işçinin mazeret durumunu ihtar etmesi ve savunmasını alması gerektiği işverenin yaptığı fes­hin her iki feshin şekil şartlarına uygun olmadığından kıdem ve ihbar tazmi­natına yönelik itirazların reddine karar verilmesi gerektiği değerlendirilmiş­tir”[3].

Dolayısıyla, devamsızlık yapan işçinin normal koşullarda ve iyiniyet kuralları çerçevesinde devamsızlık gerekçesini işverene bildirmesi gerekir. Çünkü işveren haklı olarak işe devamsızlık yapan işçinin yerine bir başka iş­çiyi istihdam etmesi gerekecektir. Bölge Adliye Mahkemesi ise, olaya de­vamsızlık yapan işçinin mazeret durumunu ihtar etmesi ve savunmasını al­ması gerektiği yönüyle yaklaşarak işçinin tutuklanma halini işverene bildirme gibi bir yükümlülüğü olmadığını kabul etmiştir.

Peki işçinin tutuklanma ve gözaltına alınma dışında işlediği bir suçtan dolayı mahkum edilmesi halinde, işçinin mahkumiyete dayalı işe devamsızlığı İş Kanunu m.25/III kapsamında mı yoksa m.25/V kapsamında mı değerlendirilmelidir. Başka bir deyişle, işçinin mahkumiyete dayalı işe devamsızlık yapması durumunda, işveren ihbar önel süresi kadar beklemek zorunda mıdır?[4]. Yoksa işçinin mahkumiyete dayalı işe devamsızlık hali işçiden kaynaklanması nedeniyle devamsızlığın bir haftayı geçmesi halinde işçiyi çalışmaktan alıkoyan zorlayıcı neden olarak değerlendirilip, m.25/III hükmüne dayanarak haklı fesih mi yapılmalıdır ?

Yargıtay uygulamasına göre, genel olarak tutukluluk-mahkumiyet ayrımı yapılmakta ve mahkumiyetin m.25/III kapsamında zorlayıcı neden sayılacağı kabul edilmektedir. Yargıtay’ın bu konudaki bir kararında, “Belirtmek gerekir ki; işyeri dışında ve işyeri ile ilgisiz bir suçtan dolayı kesinleşen hükmün infazı çerçevesinde cezaevine girilmesi hali, İş Kanunu 25/IV kapsamında değildir. Mahkumiyet hali işçiden kaynaklanmakta olup bir haftayı aştığı takdirde işçiyi çalışmaktan alıkoyan zorlayıcı neden vardır. Zira, işyeri dışında işyeri ile ilgisiz suçun infazı için işe devamsızlık söz konusu olup devamsızlık iradi değildir. İşçinin iş sözleşmesinin zorlayıcı nedenlerle 25/III bendi uyarınca feshi halinde, işverenin bildirim şartına uyma ya da ihbar tazminatı yükümlülükleri bulunmamaktadır. Derhal fesih hakkı vardır. Ancak, az yukarıda açıklandığı üzere mülga 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesi uyarınca kıdem tazminatının ödenmesi gerekir”[5].

7 Gündem Satınalma Dergisi İşçinin Mahkumiyete Dayalı Devamsızlığında Fesih İçin Bildirim Süresi Kadar Beklenmeli MidirSonuç olarak, işçinin mahkumiyete dayalı işe devamsızlığı halinde, işveren İş Kanunu m.25/IV (tutukluluk ve göz altına alınma) değil, m.25/III (zorlayıcı nedenler) kapsamında değerlendirme yaparak, haklı nedenle fesih için bildirim süresi kadar bekleme yapmadan feshi gerçekleştirmelidir. Çünkü, işçinin mahkumiyete dayalı işe devamsızlık hali işçiden kaynaklanmakta olup, devamsızlık bir haftayı geçmesi halinde işçiyi çalışmaktan alıkoyan zorlayıcı neden olarak değerlendirilmeli ve m.25/III hükmüne dayanarak haklı fesih yapılmalıdır. Bu durumda, işçiye bir haftaya kadar yarım ücret ödenmeli, bir haftanın sonunda kıdem tazminatı ödenerek haklı fesih yapılmalıdır. SGK’ya fesih bildirimi ise, 27 çıkış kodu ile yapılmalıdır.

Lütfi İNCİROĞLU

[1] Y9HD.18.1.2018 T., E.2015/7375, K.2018/575 Legalbank.

[2] ÇİL, Şahin, İş Hukuku Yargıtay İlke Kararları, (2019-2021) 9. Baskı, Ankara 2022, s.933-963.

[3] Kayseri BAM 7.HD.11.11.2020 T., E.2020/2188, K.2020/1115; Çil, İş Hukuku Yargıtay İlke Kararları, s.967.

[4] ÖZKARACA, Ercüment, İş Sözleşmesinin Gözaltına Alınma veya Tutukluluk Nedeniyle Feshi (Karar İncelemesi), 2022, Türkiye Tekstil Sanayi İşverenleri Sendikası, s.71.

[5] Y9HD. 08/04.2021 T., E.202/5440, K.2021/7876, Legalbank.

Alım Talebi: Endüstriyel Batarya

Alım Talebi Endüstriyel Batarya

Savunma sanayiinde faaliyet gösteren bir firmamız için aşağıda belirtilen özelliklerde batarya (Battery) alımı yapılacaktır.

• 3B0036 Electrochem Battery >>> 500 Adet
• 3B0024-TC Electrochem Battery >>> 500 Adet
• TALDIRAN TL-6903 Battery >>> 500 Adet

Teslimat yeri Ankara / Yenimahalle olup, ödeme şekli peşin / vade şeklindedir.

İlgili olan üretici ya da satıcıların, detaylar için aşağıdaki adımların ardından, iletişime geçmesi rica olunur.

Alım Talebi Endüstriyel Batarya

Teklif Vermek İçin;

  1. SATINALMA DERGİSİ’ne abone ol.
  2. Dergi Aboneliği sayfasından PROFESYONEL ÜYELİK işlemlerini tamamla.
  3. Ödeme sonrasında FİRMA BAŞVURU FORMU’nu doldur.

https://satinalmadergisi.com/satici/

TEKLİF VERME : İhtiyacın detaylarını öğrenmek ve teklif vermek için Dergi Aboneliği sayfasından PROFESYONEL ÜYELİK (350 TL) SATIN ALMANIZ GEREKMEKTEDİR. Aboneliğiniz 1 yıl geçerli olup bir sene boyunca tüm alım taleplerine teklif verebileceksiniz.

Allianz Trade: Küresel Ekonomi 2024’te Negatif Arz Şoku Yaşar mı ?

E Satınalma çözümleri Haber Allianz Trade Küresel Ekonomi 2024’te Negatif Arz şoku Yaşar Mı

E Satınalma çözümleri Haber Allianz Trade Küresel Ekonomi 2024’te Negatif Arz şoku Yaşar MıAllianz Trade’in son açıkladığı Küresel Ekonomik Görünüm Raporu’na göre, küresel GSYH’nin yüzde 60’ını oluşturan ülkelerin sandık başına gideceği 2024 yılının seçim takvimi, ekonomik belirsizliği artıracak.  Bunun yanı sıra jeopolitik ve ekonomik politika belirsizliği de dünya ekonomisini 2024 yılında negatif bir arz şoku ile karşı karşıya bırakabilir.

Dünya ekonomisi, pandemiden enerji krizine kadar son yıllarda yaşanan bir dizi şokun ardından 2024 yılında da negatif bir arz şoku ile karşı karşıya. Allianz Trade’in 2023-2025 Ekonomik Görünüm Raporu’na göre siyasi ajandanın yoğun olacağı 2024’te, artan popülizm ve birçok belirsizlik “bekle ve gör” yaklaşımını benimsenmesine, satın almadan yatırıma kadar önemli ekonomik kararların ertelenmesine neden olacak. Bunun yanı sıra jeopolitik ve ekonomik politika belirsizliği de dünya ekonomisini 2024 yılında negatif bir arz şoku ile karşı karşıya bırakabilir.

Allianz Trade Ekonomistlerinden 10 Şarkılık Playlist

Allian Trade ekonomistlerinin 2024 yılında takipte olunması gereken on temel konunun her birini Taylor Swift’in hit bir şarkısıyla eşleştirerek oluşturdukları playlist’in ilk sırasında “Hazır mısınız?” var. Buna göre; 2024 siyasi ajandanın yoğun olduğu bir yıl olacak. Küresel GSYH’nin yüzde 60’ını oluşturan ülkelerin sandık başına gideceği 2024’te Avrupalı seçmenler AB temsilcilerini; Portekiz, Belçika, Avusturya, Hindistan, Meksika ve Birleşik Krallık seçmenleri milletvekillerini; ABD, Meksika, Tayvan ve Romanya ise yeni başkanlarını seçecek. Bu noktada da artan popülizm belirsizlik ortamı bekle ve gör yaklaşımının benimsenmesine, önemli ekonomik kararların ertelemesine neden olacak.

Listede ikinci sırayı ise “Her şey bitti mi?” alıyorAvrupa’da temel politika faizlerindeki artışın etkilerinin henüz tam olarak görülememesi nedeniyle; ABD ve Euro Bölgesi’nde yumuşak bir iniş bekleniyor. 2024 yılı GSYH büyümesinin ABD’de yüzde 1,4, Euro Bölgesi’nde yüzde 0,8, Çin’de yüzde 4,6 ve İngiltere’de yüzde 0,6 olacağı tahmin ediliyor.

Azalan talep ve enerji ile gıdada olumlu baz etkileri sayesinde dezenflasyonun güç kazandığı belirtilen rapordaki playlist’in üçüncü sırasında ise “Silkinme zamanı” var. Bu başlık altında da azalan talep ve enerji ile gıdanın olumlu baz etkisi ile dezenflasyonun güç kazandığı vurgulanıyor. “Kendi başınasın evlat” başlığı altında bütçe açıklarının değerlendirildiği raporda, “Ormandan çıkış” başlığı altında ise küresel ticaretin ılımlı bir toparlanma sürecine girebileceği vurgulanıyor.

Playlist’in 6. başlığı ise “Anti-kahraman”.  Çinli tüketicilerin beklentinin aksine ekonomiyi yeniden canlandıramadığı vurgulanan rapora göre, Çin, küresel ihracat pazarlarındaki kayıplarını ve zayıf iç talebi telafi etmek için politika desteğini artırmayı sürdürecek.

Gelişmekte olan ülkelerin değerlendirildiği ve playlist’in 7. başlığı olan “Her şey değişti” başlığı altında ise Allianz Trade ekonomistleri, yüksek maliyetle yeniden finanse edilmesi gereken büyük miktarda borçlara sahip Mısır, Arjantin ve Gana gibi ülkeleri zor bir sınavın beklediği vurgulanıyor.

“Başıma belâ olacağını biliyordum” başlığı ile birçok ülkede iflas artışına dikkat çeken Allianz Trade uzmanları, finansman ihtiyacı yüksek olan, gayrimenkul, yenilenebilir enerji ve inşaat gibi bazı sektörlerin fırtınanın tam ortasında kalabileceğine dikkat çekiyor. “Olumsuz taraf” başlığı altında 2024 yılında uzun vadeli faiz oranlarında belirgin bir düşüşün olası görünmediği belirtilirken, playlist’in son başlığı olan “Hassas” başlığı altında ise likidite sıkışıklığının yoğunlaşabileceğine vurgu yapılıyor.

Geleceğe Dair İfadelerle İlgili Temkin Notu

Burada yer alan ifadelerin bazıları gelecekle ilgili beklentiler ve yönetimin mevcut görüş ve varsayımlarına dayalı ileriye dönük ifadeler olabilir.  Bu ifadeler bilinen ve bilinmeyen riskler içerdiğinden bu durum, gerçek sonuçların, performansın veya olayların, bu ifadelerde belirtilen veya ima edilenden farklı olmasına yol açabilir.  Bu tür sapmalar, bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla şöyle sıralanabilir:

(i) genel ekonomik koşullar özellikle de Allianz Grup’un temel iş kolundaki ve ana pazarlarındaki ekonomik koşullar,

(ii) finansal piyasaların performansı (özellikle piyasa oynaklığı, likidite ve kredi olayları),

(iii) doğal afetler de dahil olmak üzere sigortalı hasar olaylarının sıklığı ve şiddeti ve zarar giderlerinin gelişimi,

(iv) hastalık ve ölüm oranları ve trendleri,

(v) kalıcılık seviyeleri,

(vi) özellikle bankacılık sektöründe kredi temerrütlerinin boyutu

E Satınalma çözümleri Haber Allianz Trade Küresel Ekonomi 2024’te Negatif Arz şoku Yaşar Mı(vii) faiz oranları,

(viii) Euro-Dolar paritesi de dahil olmak üzere döviz kurları,

(ix) vergi düzenlemeleri de dahil olmak üzere yasa ve düzenlemelerdeki değişiklikler,

(x) ilgili birleşme konuları ve yeniden yapılanma önlemleri dahil şirket alımlarının etkileri ve (xi) genel rekabet faktörleri (her durum için yerel, bölgesel, ulusal ve/veya global bazda).

Piyasanın Dengesi 2024 Yılına Girerken Cebimize Ne Girdi – Bölüm 5

7 Gündem Satınalma Dergisi Piyasanın Dengesi 2024 Yılına Girerken Cebimize Ne Girdi Bölüm 5

Yeni Yıl  Mesajım

Yeni Yıl Mesajı Iki

7 Gündem Satınalma Dergisi Piyasanın Dengesi 2024 Yılına Girerken Cebimize Ne Girdi Bölüm 5Gönül isterdi ki her satırımızı yeni yıl mesajı güzelliğinde yazalım. Tüm satırlarımız güzel ifadelerle dolu olmasa da yine de hoşumuza gidecek ifadelerin var olduğunu söylemeden edemeyeceğim.

Asgari Ücret Artışı

Asgari ücret Artışı

Asgari ücret Artışı

Bu habere münferiden bakıldığında güzel bir artış sağlandı asgari ücretliye. Bardağın dolu tarafından bakılınca tabii..

Bardağın Boş Tarafı

Geçmiş dönemlerde yılda iki defa yapılan ücret artışları 2024 yılından geçerli olmak üzere tüm yılı kapsayacak şekilde yapıldı ve ayrıca Temmuz ayında tekrar bir ücret zammı söz konusu olmayacak.

2023 Yılı Resmi Enflasyon Tahmini Nedir ?

2023 Yılı Resmi Enflasyon

Kaynak: https://www.ntv.com.tr/galeri/ekonomi/enflasyon-ne-kadar-yuzde-kac-oldu-ekonomistlerin-enflasyon-beklentisi-neydi-2023-tuik-ekim-ayi-tufe-karari,O1piKHBNNEuxh-qLTRUv9A/6JRdExyI5EuOhFIBonLTkQ

Enflasyon Tahmini

Enflasyon Tahmini

Kaynak: https://www.trthaber.com/haber/ekonomi/merkez-bankasi-enflasyon-tahminini-guncelledi-809195.html

Merkez Bankası Enflasyon Tahminlerini Yükseltti

Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Hafize Gaye Erkan, yılın 4. Enflasyon Raporunu açıkladı. Merkez Bankası, yüzde 58 olan yıl sonu enflasyon tahminini OVP’deki hedef olan yüzde 65’e yükseltti. 2024 enflasyon tahmini yüzde 33’ten yüzde 36’ya çıkarılırken, 2025 enflasyon tahmini ise yüzde 15’ten yüzde 14’e çekildi.

Kaynak: https://www.ekonomim.com/finans/haberler/merkez-bankasi-enflasyon-tahminlerini-yukseltti-haberi-713957#:~:text=Merkez%20Bankas%C4%B1%2C%202023%20enflasyon%20tahminini,y%C3%BCzde%2030%2D42%20olarak%20yap%C4%B1ld%C4%B1.

TCMB 2023 Yılı Enflasyon Tahminini Yıl İçinde Defalarca Revize Ederek Yukarı Çekti

Yukarıda yer alan 2023 yıl sonu enflasyon hedefi bir yıl içerisinde defalarca revize edilerek % 65 civarına getirildi. Her enflasyon tahmini revizyonu yukarı yönlü yeni bir tahmin ile revizyon gerçekleşti.

Soruyorum Şimdi

2023 yıl sonu enflasyon hedefinin defalarca revizyona tabii tutulması ile son halini aldı. Yani % 65. Bir yılda defalarca enflasyon oranında revizyon tabii tutulan enflasyonun 2024 yılı enflasyonun % 36, 2025 yılı enflasyonun ise % 14, 2025 yılından sonra ise enflasyonun tek haneye düşeceği çok da gerçekçi değil.

Çok vahim olanı ise siyasi otoritenin maaş zamlarının gerçekleşen değil, hedeflenen enflasyona göre verileceğinin söylenmesidir.

Yahu 2023 yılında en az 4 defa enflasyon güncellemesi yaparak enflasyon tahminini sürekli yukarı çektiniz. Tahminler sürekli şaştı. Öyle görünüyor ki fatura yine çalışan ve emekliye kilitlenecek.

Ücretli Enflasyona Ezdirilmedi, Ezdirilmeyecek

Ama ezdirildi.

Enflasyona ezdirmeyeceğiz sözü lafta kaldı. 2023 yılı resmi enflasyonu yaklaşık % 64-65 civarı, çarşı Pazar enflasyonu ise kesinlikle % 100 aşmış durumda, asgari ücretli ise sadece % 49 aldı. Hem de tüm bir yıl için.

Demek oluyor ki asgari ücretli enflasyona ezdirildi.

Lütfen ama lütfen gözümüze bu lafı sokmayın: “ücretli enflasyona ezdirilmedi, ezdirilmeyecek”

Gerçekten hala ücretlinin enflasyona ezdirilmediğini söylüyorsanız, bize izah ediniz, ücretli nasıl enflasyona ezdirilmemiş ?

Emeklilerin Maaş Zammı Daha mı İyi Olacak ?

Hiç sanmıyorum demek istemesem de geçmiş yıllarda emeklilere verilen zamları referans olarak ele aldığımızda, enflasyonun yarısı kadar zam emeklilere verildi. Yani enflasyonun altında ezdirmeyi bırakın sürüm,  sürüm süründü emekliler.

Emeklinin maaş zammı bu yazının yayıma girdiği hafta belli olacak. Temenni ederim tüm bu yazdıklarımın tersinde, çok ama çok güzel bir zam verilir de emeklinin yüzü güler.

Emekli Taban Aylığı

Emeklinin aylığı, her geçen gün asgari ücret karşısında  emeklinin aleyhine gelişiyor. Anlayacağınız emekli aylığının, asgari ücretten daha iyi olacağını hayal etmek dahi komik.

 

7 Gündem Satınalma Dergisi Piyasanın Dengesi 2024 Yılına Girerken Cebimize Ne Girdi Bölüm 5Reşat BAĞCIOĞLU

ICC Uluslararası Ticaret Odaları

Türkiye Milli Komitesi

Türkiye Bankacılık Komite Başkanlığı Üyesi

Geçici İthalat

7 Gündem Satınalma Dergisi Geçici İthalat

7 Gündem Satınalma Dergisi Geçici İthalatGeçici İthalat Rejimi: Serbest dolaşıma girmemiş eşyanın ithalat vergilerinden tamamen ya da kısmen muaf olarak ve ticaret politikası önlemlerine tabi tutulmaksızın, Türkiye Gümrük Bölgesi içinde kullanılması ve bu kullanım sırasındaki olağan yıpranma dışında, herhangi bir değişikliğe uğramaksızın yeniden ihracına imkân sağlayan hükümlerin uygulandığı rejimdir.

– Geçici ithalat izni, eşyayı kullanan veya kullandıran kişinin talebi üzerine izin başvurusunun yapıldığı gümrük idareleri tarafından verilir.

Geçici ithalat izin başvuruları Tek Pencere Sistemi (TPS) üzerinden yapılır.

Geçici olarak ithal edilen eşyanın, gümrük idaresince verilen izin süresi içinde yeniden ihraç edilmesi ya da gümrükçe onaylanmış yeni bir işlem veya kullanıma tabi tutulması gerekir. Bu işlemler için dış ticaret mevzuatı ile sair gümrük mevzuatı gereğince ibraz edilmesi gereken uygunluk belgesi, kontrol belgesi, ithal lisansı, izin yazısı, gözetim belgesi, tahlil raporu gibi belgelerin temin edilip ilgili gümrük idaresine sunulması gerekir. İthal eşyasının yeniden ihraç edilmesi veya gümrükçe onaylanmış yeni bir işlem veya kullanıma tabi tutulması için gerekli süreler, izin verilen kullanımın amacına uygun olacak şekilde Ticaret Bakanlığı’nca belirlenir. Gümrük Kanunu’nun 131.madde uyarınca tespit edilecek özel süreler saklı kalmak üzere, eşyanın geçici ithalat rejimi altında kalma süresi azami yirmi dört (24) aydır. Bununla birlikte, gümrük idareleri ilgili kişinin de kabul etmesiyle daha kısa süreler saptayabilir.

Ancak; a) Özelliği nedeniyle mülkiyeti devredilemeyen eşya,

b) Yirmi dört aydan uzun süreli yatırımlarda kullanılan eşya,

c) Kamu kuruluşları, belediyeler ve sermayesinin tamamı devlete ait olan kamu iktisadi kuruluşları ile yapılan sözleşmeye istinaden ticari amaçla kullanılmak üzere getirilen, Türkiye Gümrük Bölgesi dışında yerleşik bir kişi adına ve bu bölge dışında tescil edilmiş olan ambulans hava taşıtları, yangın söndürme hava taşıtları, zirai ilaçlama hava taşıtları ve sıhhi ilaçlama hava taşıtları ile bunların yenilenmesi, ayarı ve muhafazasına yönelik tamir ve bakım için gerekli olan yedek parça, aksesuar ve ekipmanlar için ilgili giriş gümrük idaresince yirmi dört ayı aşan süre uzatımı da yapılabilir.

– İthal vergilerinden tam muafiyet suretiyle geçici ithalat rejiminin uygulanabileceği durumlar ve özel şartlar Cumhurbaşkanınca tespit edilir.

– 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 131 ve 132.maddeleri uyarınca Cumhurbaşkanlığı Kararı ile belirlenen kısmi muafiyetten yararlandırılmayacak eşya, tam muafiyetten de yararlandırılmaz.

– Türkiye’ye ithali yasak olan eşya, tüketilebilir nitelikteki eşya, ayniyet tespitinin yapılması mümkün olmayan eşya ile ülke ekonomisine zarar verebileceği Bakanlıkça belirlenecek eşya, ithalat vergilerinden tam veya kısmi muafiyet suretiyle geçici ithalat rejiminden yararlandırılmaz.

Geçici ithalat rejimi kapsamındaki eşya kiralanamaz, ödünç verilemez, bir başkasının kullanımına bırakılamaz ve satılamaz. Geçici ithaline izin verilen eşya, rejim altında kaldığı süre içinde giriş ayniyetine ve tahsis amacına uygun olarak tahsis edildiği yerde kullanılmak zorundadır. Rejim kapsamındaki eşya, giriş ayniyetini korumaya yönelik olağan bakım faaliyetleri dışında başka bir işleme tabi tutulamaz.

– Gümrük Kanunu’nun 202.maddesi uyarınca Cumhurbaşkanlığı Kararında teminat aranmayacağı belirtilen eşya hariç, geçici ithalat eşyasından teminat alınır.

1- İthalat Vergilerinden Tam Muafiyet Suretiyle Geçici İthalat

Mülkiyeti Türkiye Gümrük Bölgesi dışında yerleşik bir kişiye ait olan ve kullanımı sonucunda elde edilen ürünün en az % 75’inin Türkiye Gümrük Bölgesinden ihraç edilmesi koşuluyla, bu bölgede yerleşik kişiye imalat işlerinde kullanılmak üzere gönderilen ölçme, kontrol, test araçları ve benzeri diğer araçlar, kalıp, fikstür, çizim, taslak ve benzeri araçlar ile mülkiyeti Türkiye Gümrük Bölgesi dışında yerleşik bir kişiye ait olan ve bu kişi tarafından Türkiye Gümrük Bölgesinde yerleşik bir kişiye tamamı ihraç edilecek ürünün imalatında kullanılmak üzere, bedelsiz gönderilecek özel alet ve araçların, kalıp ve fikstürlerin ithalat vergilerinden tam muafiyet suretiyle Türkiye’ye geçici ithaline izin verilir. Söz konusu eşyalar için herhangi bir bedel/değer ödenmemesi ve ödenmeyecek olması, takas-trampa karşılığı sağlanmamış olması, faturaların “Bedelsiz” olması, herhangi bir tutar ihtiva etmemesi, ilgili faturalar üzerinde de, söz konusu eşyaların bedelsiz olduğu ve faturanın gümrük işlemleri için düzenlendiğine dair (Örneğin: “These goods have no commercial value”, “The invoice value stated is for customs purposes only” ve benzeri) ibarelerin bulunması gerekir. İthalat vergilerinden tam muafiyet suretiyle geçici ithaline izin verilen eşyanın yenilenmesi, ayarı, ayarlanması ve muhafazasına yönelik tamir ve bakım için gerekli olan yedek parça, aksesuar ve ekipmanlara da geçici ithalat izni verilir. Tam muafiyet suretiyle geçici ithal edilecek söz konusu eşyalardan, ithalat vergilerini karşılayacak tutarda teminat alınır.

– Tamir veya siparişe konu üretim araçları veya bunların parçalarına, tamir veya teslim süresi boyunca kullanılmak ve tamirci veya tedarikçi tarafından bedelsiz olarak gönderilmek kaydıyla tam muafiyet suretiyle geçici ithalat rejimi uygulanır. Söz konusu eşyaların geçici ithalat rejimi altında kalabileceği süre altı aydır.

Daha önce 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 134.maddesi kapsamında tam muafiyet suretiyle geçici ithal edilen eşyanın; muafiyete tabi olarak serbest dolaşıma girişi ile eş zamanlı yurtiçi kullanımı ile yine söz konusu eşyanın muafiyete tabi olmadan serbest dolaşıma girişi ile eş zamanlı yurtiçi kullanımı durumunda ise Kanun’un 193.maddesinde belirtilen tarihte (bu eşyaya ilişkin gümrük yükümlülüğünün başladığı tarihteki) vergi oranı, bu tarihteki döviz kuru ve diğer vergilendirme unsurları esas alınır. Ayrıca, söz konusu eşyalar için daha önce uygulanmayan ve istenilmeyen ticaret politikası önlemlerinin uygulanması yani, dış ticaret mevzuatı ve/veya sair mevzuat gereğince ibraz edilmesi gereken uygunluk belgesi, kontrol belgesi, ithal lisansı, izin yazısı, gözetim belgesi, tahlil raporu gibi belgelerin alınması ya da buna ilişkin işlemlerin yerine getirilmesi gerekir.

2- İthalat Vergilerinden Kısmi Muafiyet Suretiyle Geçici İthalat

(1) Geçici ithalat izni, eşyayı kullanan veya kullandıran kişinin talebi üzerine izin başvurusunun yapıldığı gümrük idareleri tarafından verilir.

(2) Geçici ithalat rejimi kapsamında ithali talep edilen eşya için birinci fıkrada belirtilen başvuru sahibi tarafından yapılan başvuruya aşağıda belirtilen belgelerden biri veya bir kaçı da eklenir.

a) Proforma fatura aslı ve iki nüsha tercümesi,

b) İhtiyaç duyulursa eşyanın teknik özelliklerini gösterir katalog ve/veya teknik dokümanlar,

c) Eşyanın gönderilme amacı ve süresini, bedelli veya bedelsiz olup olmadığı ile sair hususları kapsayan gönderici firma ile alıcı firma arasında imzalanmış bir anlaşma varsa aslı ve tercümesi veya kiralamaya ilişkin gönderici firmanın yazısının aslı ve tercümesi.

(3) Geçici ithalat izni, gümrük idarelerince eşyanın geçici ithalat rejimi amacına uygun olması ve izin başvurusunda belirtilen süre içinde eşyanın giriş ayniyetine uygun olarak gümrükçe onaylanmış yeni bir işlem veya kullanıma tabi tutulabileceğinin anlaşılması halinde verilir.

1) Eşyanın rejim altında kalma süresi, Kanunun 131.maddesi uyarınca Cumhurbaşkanlığınca özel olarak belirlenen süreler ile Gümrük Yönetmeliğinin 380.maddesi hükmü saklı kalmak ve 24 ayı aşmamak koşuluyla gümrük idaresince belirlenir.    …

2) Sürenin hesaplanmasında Kanunun 69.maddesi uyarınca eşyanın yükümlüsüne teslim edildiği tarih esas alınır.

– Yetkilendirilmiş yükümlü sertifikası sahibi olan veya bir önceki takvim yılı içerisinde beş milyon ABD Dolarının üzerinde ihracat yapmış olan yükümlüler tarafından kısmi muafiyet suretiyle geçici ithalat rejimine tabi tutulan ve üçüncü fıkra kapsamına girmeyen eşyanın    [ Eşyanın rejim altında kalma süresinin verilecek ek sürelerle birlikte, Kanunun 130.maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen yirmi dört aylık süreyi aşmaması esastır. Ancak, aşağıda belirtilen eşya için rejime giriş gümrük idaresince yirmi dört ayı aşan süre uzatımı da yapılabilir:

a) Özelliği nedeniyle mülkiyeti devredilemeyen eşya,

b) Yirmi dört aydan uzun süreli yatırımlarda kullanılan eşya,

c) Kamu kuruluşları, belediyeler ve sermayesinin tamamı devlete ait olan kamu iktisadi kuruluşları ile yapılan sözleşmeye istinaden ticari amaçla kullanılmak üzere getirilen, Türkiye Gümrük Bölgesi dışında yerleşik bir kişi adına ve bu bölge dışında tescil edilmiş olan ambulans hava taşıtları, yangın söndürme hava taşıtları, zirai ilaçlama hava taşıtları ve sıhhi ilaçlama hava taşıtları ile bunların yenilenmesi, ayarı ve muhafazasına yönelik tamir ve bakım için gerekli olan yedek parça, aksesuar ve ekipmanlar.] yirmi dört aydan daha uzun süre kullanımının söz konusu olduğu durumda, rejime giriş gümrük idaresince geçici ithalat izin süresi dokuz ay uzatılır. Süre uzatımı sonunda, geçici ithal eşyasının Türkiye Gümrük Bölgesinde kullanımının devam ettiği durumda, gümrük idaresine yeni bir izin başvurusunda bulunulur, gümrük idaresince geçici ithal eşyasının rejim altında kalma süresi azami yirmi dört ay olarak belirlenir ve bu durumda eşyaya rejim hükümleri yeniden uygulanır.

Mülkiyeti, Türkiye Gümrük Bölgesi dışında yerleşik bir kişiye ait olan ve Gümrük Kanunu’nun 131.maddesi uyarınca konulmuş hükümlere tabi olmayan veya söz konusu hükümlere tabi olmakla birlikte, tam muafiyet suretiyle geçici ithalat iznine ilişkin hükümlerde öngörülen koşulları taşımayan eşyanın, kısmi muafiyet uygulanması suretiyle geçici ithalat rejiminden yararlandırılması mümkündür. Kısmi muafiyet suretiyle geçici ithalat rejiminden yararlandırılmayacak eşyaya ilişkin liste Cumhurbaşkanınca belirlenir. Kısmi muafiyet suretiyle geçici ithalat rejimine tabi tutulan eşyadan her ay için alınacak ithalat vergileri, geçici ithalat rejimine ilişkin beyannamenin tescil tarihinde, söz konusu eşyanın serbest dolaşıma girmiş olması halinde alınacak vergiler tutarının % 3’ü olarak tespit edilir. Söz konusu vergiler eşyanın bu rejimden yararlandığı her ay için alınır ve bir aydan daha az süreler tam ay olarak değerlendirilir. Alınacak ithalat vergileri tutarı, uygulanacak faizler hariç olmak üzere, söz konusu eşyanın geçici ithalat rejimine tabi tutulduğu tarihte serbest dolaşıma girmesi halinde alınacak vergileri aşamaz. Her ay itibarıyla alınacak ithalat vergileri tutarının % 3’ü dışında kalan tutar için teminat aranır.

– Geçici olarak ithal edilen eşyanın gümrük idaresince verilen izin süresi içinde yeniden ihraç edilmesi ya da gümrükçe onaylanmış yeni bir işlem veya kullanıma tabi tutulması esastır.

– Kısmi muafiyet suretiyle geçici ithaline izin verilen eşyanın serbest dolaşıma giriş rejimine (4053) tabi tutulması durumunda, Gümrük Kanunu’nun 181.maddesi gereğince gümrük yükümlülüğü, geçici ithalat için verilecek gümrük beyannamesinin tescil tarihinde başladığından, söz konusu eşyaların gümrük vergilerinin tutarı, geçici ithalat rejimine ilişkin (5300 rejim kodlu) beyannamenin tescil tarihinde söz konusu eşyaya ait vergi oranı, döviz kuru, ödeme şekli ve diğer vergilendirme unsurları dikkate alınarak hesaplanır ve Kanunun 133.maddesi uyarınca tahsil edilen miktar düşüldükten sonra kalan kısım (ithalat vergileri) tahsil edilir. Ayrıca, söz konusu eşyalar için daha önce uygulanmayan ve istenilmeyen ticaret politikası önlemlerinin uygulanması ile eşyanın ithali için öngörülen diğer işlemlerin tamamlanması gerekir. Diğer bir değişle; Dış ticaret mevzuatı ve/veya sair mevzuat gereğince ibraz edilmesi gereken uygunluk belgesi, kontrol belgesi, ithal lisansı, izin yazısı, gözetim belgesi, tahlil raporu gibi belgelerin alınması ya da buna ilişkin işlemlerin yerine getirilmesi gerekir.

– Gümrük Kanunu’nun 133 ve 134.maddeleri çerçevesinde tam muafiyet veya kısmi muafiyet suretiyle geçici ithal edilen eşyanın serbest dolaşıma giriş rejimine tabi tutulması halinde, şayet eşya bedelinin geçici ithalat rejimine ilişkin verilen gümrük beyannamesinin tescil tarihinden sonra ödenmesi durumunda: Eşya bedeli üzerinden Gümrükler Genel Müdürlüğü’nün 2011/16, 2013/6 ve 2017/20 sayılı Genelgeleri kapsamında, (8/4/2015 Tarihli ve 2015/7511 Sayılı Kararnamenin Eki Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu Kesintileri Hakkında Karar ekiVadeli İthalatında KKDF Kesintisi Oranı % 0 ‘Sıfır’ Olarak Belirlenen Mallar Listesi”nde – ‘Liste 1’de belirtilen GTİP’ler hariç) KKDF tahakkuk ve tahsili, ayrıca hesaplanan KKDF tutarı üzerinden varsa ÖTV ile bunlara (KKDF + ÖTV tutarına) tekabül eden KDV’nin tahsili gerekir.

 

Not 1:  Geçici İthalat Hakkında Daha Geniş Bilgi Edinmek İsteyenler, 23.11.2020 ile 11.12.2020 Tarihlerinde İstanbul Gümrük Müşavirleri Derneği “www.igmd.org.tr” Sitesinde, 23-26.11.2020 Tarihlerinde “www.muhasebetr.com” Sitesinde Yayımlanan “Geçici İthalat İşlemleri” Başlıklı Makalemize Müracaat Edebilirler.

Not 2: İsterseniz, başta bu konu olmak üzere Tüm Gümrük ve Dış Ticaret Konularında her türlü destek, danışmanlık, hukuki destek, eğitim vb. alanlarında firmamız “ Çoban Gümrük Dış Ticaret Denetim Danışmanlık ve Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirliği A. Ş.”den yardım alabilirsiniz.

7 Gündem Satınalma Dergisi Geçici İthalatKerim ÇOBAN

Emekli Gümrük ve Ticaret Başmüfettişi

(Yetkilendirilmiş Gümrük Müşaviri “YGM”)

Çoban Gümrük Dış Tic. Den. Dan. ve YGM A.Ş.

www.cobangumrukdenetim.com

E Mail: info@cobangumrukdenetim.com kerim.coban@cobangumrukdenetim.com        

k.coban0306@gmail.com   

Tel: 0505 519 88 41

Kızıldeniz’de Gemiler Durdu: 1 Trilyon Dolarlık Küresel Ticaretin Lojistik Krizine Seair ve Demiryolu Çözümü

E Satınalma çözümleri Haber Kızıldeniz’de Gemiler Durdu 1 Trilyon Dolarlık Küresel Ticaretin Lojistik Krizine Seair Ve Demiryolu çözümü

E Satınalma çözümleri Haber Kızıldeniz’de Gemiler Durdu 1 Trilyon Dolarlık Küresel Ticaretin Lojistik Krizine Seair Ve Demiryolu çözümüDünya ticaret lojistiğinin yüzde 12’sinin gerçekleştiği Kızıldeniz rotasını kullanan gemilere gerçekleştirilen saldırılar Süveyş Kanalı’nı kullanan lojistik sektörünün işleyişini zora sokarken, alternatif rota arayışları başladı. 1 trilyon dolarlık ticaretin gerçekleştiği bölgede yaşanan kriz ile birlikte dünyanın önde gelen lojistik şirketi DHL Global Forwardıng ticaretin aksamaması için hem uygun maliyetli hem de pratik çözümler ortaya koydu.

2023 yılının ilk günlerinden bu yana küresel ekonomideki dalgalanmalar, hammadde problemleri ve lojistik maliyetleri ile yılı birçok krizle mücadele ederek geçiren küresel ticaret aktörleri, Kızıldeniz’de gemilere gerçekleştirilen saldırılarla yeni bir zorlukla daha karşı karşıya kaldı. Asya ve Avrupa arasındaki en kısa nakliye rotası olmasının yanı sıra dünya ticaret lojistiğinin yüzde 12’sinin gerçekleştiği bölgede yaşanan gerilim, Süveyş Kanalı’nı kullanan lojistik şirketlerini alternatif rotalara yönlendirdi. Yılda yaklaşık 1 trilyon dolarlık ticaretin gerçekleştiği bölgede yaşanan gerilim nedeniyle, küresel ticaretin aksamasını istemeyen DHL ise tedarik zincirini daha iyi yönetmek isteyen firmalara hem uygun maliyetli hem de pratik alternatif rotalar ortaya koydu. Denizyolu ve havayolunu kombine eden Seair ile lojistik süresini 21 güne kadar, demiryolu çözümleri ile de 28-35 güne kadar düşüren DHL Global Forwarding, müşterilerine hem maliyet hem de zamandan tasarruf sağlayacak.

Küresel Ticarette Kızıldeniz Krizi ve DHL Çözümleri

DHL Global Forwarding Türkiye Genel Müdürü Berna Yılmaz Ciğeroğlu, Kızıldeniz’deki durumu ve gemilerin Ümit Burnu rotasına yönlenmesini yakından takip ettiklerini söyleyerek, bölgedeki gerilimden etkilenen 40 gemi tespit edildiğini, bazı gemilerin Kızıldeniz üzerinden refakatçiler ile geçtiğini belirtti. Ciğeroğlu, “Kızıldeniz yerine Ümit Burnu rotasını kullanan gemiler için varış yerine ulaşmada ortalama 30 günlük bir gecikme olabileceğini tahmin ediyoruz ve oluşabilecek zamanlamayı müşterilerimize bildiriyoruz” dedi. Müşterilerinin sevkiyatlarını “myDHLi” uygulaması üzerinden de takip edebileceklerini ve sevkiyatlarla ilgili yeni bilgilerin uygulamaya anlık yüklendiğini de belirten Ciğeroğlu, “Krize karşı iki yeni rota çıkardık. Denizyolu ile Dubai veya Colombo aktarmalı havayolu ile İstanbul’a getiriyoruz veya Rusya üzerinden Polonya tren ile ardından karayolu ile Türkiye’ye geliş rotasını kullanma yolları içerisindeyiz” açıklamasında bulundu.

Deniz Taşımacılığından Daha Hızlı, Hava Taşımacılığından Daha Ekonomik Servis: SEAIR

Berna Yılmaz Ciğeroğlu, DHL SEAIR adıyla müşterilere bu süreçte sundukları çözüme dikkat çekerek, DHL SEAIR taşımacılık modelinin kargo için hava ve deniz taşımacılığının birleşiminden oluştuğunu ve deniz taşımacılığından daha hızlı, hava taşımacılığından daha ekonomik olduğunu ifade etti. Gemilerin Kızıldeniz yerine alternatif rotaya yönelmesinin varış sürelerinin ortalama 30 gün uzamasına, maliyetlerin de yükselmesine sebep olacağını ifade eden Ciğeroğlu, bu süreçte hızlı ve ekonomik lojistik ile birlikte yaratılan alternatiflerin öneminin ortaya çıktığını vurguladı. Tedarik zincirlerini daha iyi yönetmek isteyen müşteriler için çok modlu çözüm olan DHL Seair alternatifinin kapsamlı çözümleriyle ticaretin aksamamasını hedeflediklerini belirtti.

Demiryolu Dünyada Yaşanan Aksaklıklardan Daha Az Etkileniyor

Dhl Global Forwarding Türkiye Genel Müdürü Berna Yılmaz CiğeroğluÇin’den Avrupa’ya hali hazırda Rusya üzerinden direkt giden trenler ile lojistik hizmeti sunduklarının altını çizen Berna Yılmaz Ciğeroğlu, “Polonya’ya varış yapan konteynerleri gümrük ve aktarma işlemlerinin ardından karayolu ile Türkiye’ye ulaştırıyoruz. Demiryolu ile lojistik, Avrupa için en gelişmiş taşıma modellerinden biri olup oldukça güvenli bir taşıma biçimidir. DHL Global olarak Çin ve Avrupa arasında tren ile sunduğumuz hizmetimizi yıllardır başarılı bir şekilde devam ettiriyoruz. Demiryolu taşımacılığının dünyada yaşanan aksaklıklardan daha az etkilendiğini bir kez daha görmüş olduk. Kızıldeniz rotasını göz önünde bulundurduğumuzda tedarik zinciri üzerindeki olumsuz etkileri en aza indirmek için demiryolu oldukça verimli bir çözüm olarak karşımıza çıktı tekrar. Gelecek süreçte güvenilir ve etkili bir alternatif olarak demiryolu taşımacılığı tedarik zincirini güçlendirmenin bir anahtarı olabilir” dedi.

E Satınalma çözümleri Haber Kızıldeniz’de Gemiler Durdu 1 Trilyon Dolarlık Küresel Ticaretin Lojistik Krizine Seair Ve Demiryolu çözümüDHL Global Forwarding bu süreçte taşıyıcı ortakları ile sıkı iletişimde olduğu gibi acil durum planları ve hizmet değişiklikleri karşısında müşterileriyle anlık bilgilendirme paylaşıyor.

Satınalmada İç Kontrol Üzerine Denemeler

7 Gündem Satınalma Dergisi Satınalmada İç Kontrol üzerine Denemeler

7 Gündem Satınalma Dergisi Satınalmada İç Kontrol üzerine DenemelerSatınalmada iç kontrol oluşturulmasına yönelik önceki yazılarımda, satın alma işlemine karar veren kişi ile satın alınacak mal veya hizmetin fiyatının araştıranların ayrı yönetim yapısına bağlı kişilerden seçilmesinin önermiştim. Hatta sadece bu konuda hizmet veren firmalar kurulabileceğini belirtmiştim. Bu yazımda da aynı konuyu yeni bir öneri getirmek isterim.

İç kontrolün nihai hedefi, en üst yönetici olan planladığı gibi işlerin yürümesidir. Bunun gerçekleşmesi için temel usul sözlü yönetim yerine yazılı yönetim usullerinin belirlenmesidir. Bu sözlü yönetim usullerinin uygulanması ile yazılı yönetim uygulanmasının yönetim kademesine göre belirlenmesi gerekir. Sözlü yönetimin olması gereken firmalarda yazılı yönetim usulleri geliştirmek ya da kurmaya çalışmak daima yönetim maliyetini artıracaktır. Bir önceki yazıdaki öneri çok büyük firmalar için geçerli usuller olabilir. Üç kademeli yöneticinin olduğu firmalarda uygulanabilir. Patron, patron yardımcısı ve onunda emrinde çalışan ilk kademe yöneticisinin olduğu şirketler göreceli büyük şirketlerdir. Çalıştırdığı en alt personeli en az üç kademe yönetici ile yönetebiliyor olmalı ki patron kendisi ile çalışanı arasına iki kademe yönetici almak zorunda kalmıştır. Üç kademeli yönetim yapısına sahip bir şirketin sözlü usullerle yönetiliyor olması, satın alma sürecinin kontrol edilememesinden öte acil bir yönetim kurgusuna ihtiyaç olduğu anlamına gelir.

Yeni öneri, iki kademeli yönetim yapısına sahip şirketlere daha uygun olacaktır. İki kademeli yönetim yapısında, patron işlerin doğruluğunu arası kontrol edebilecek zamanı bulabilir. Ancak, patronun kontrolü için bazı verilerin kayıtlı olması gerekir. Satın alınacak mal veya hizmet hakkında alınan/verilen tekliflerin tüm verilerini geriye dönük olarak bulabilmelidir. Her şeyin sözlü olarak yönetildiği şirket yönetiminde, bu bilgilere ulaşmak adeta imkânsızdır. Satın alma konusunda gelen tekliflerin, bilgileri nasıl kayıt edilmelidir?

Bundan 25 yıl öncesine kadar, satın alma konusunda verileri kayıt etmek ve kontrol yapmak çok zordu. Hile ve usulsüzlükleri bulmak nerede ise yapılan usulsüz işlemlerin % 1 biri için mümkündü. Ancak günümüzde, internet kullanıma girmesi ile usulsüzlükleri tespit etmek giderek kolaylamaktadır. Tekliflerin, herkes tarafından girilip kayıt yapılan, satın alma şirketinin resmi internet sitesinden yapılması; patronun alınan mal veya hizmetin alım fiyatları ile teklif fiyatlarını karşılaştırmasını mümkün kılacaktır. Satın alma personeli ile patrona giden bilgilerin eş zamanlı olması, satın alma personelinin daha dikkatli davranmasını sağlayacaktır.

Bu sisteminin kurulması için öncelikler, şirkete en çok alınan ve kontrolünün yoğun olması gerekli mal ve hizmetin nitelikleri ayrıntıları ile satın alma yapacak şirketin kendi internet sitesinde tanımlanmalıdır. Gerekirse video ve resim görüntülerinden faydalanılmalıdır.

Özellikle satıştaki rekabetin yoğun olduğu mal ve hizmetlerde; satın alma personelinin satın alınacak mal ve hizmeti aramasına gerek kalmadan, aynı malı satmak veya pazarlamak isteyen kişiler tarafından pazarlama ve tanıtımı yapılacak, şirketin resmi internet sitesine gerekli olan bilgiler kayıt edilecektir.

Kayıt edilecek bilgiler ticari sır kapsamında olduğu için üçüncü kişilerle paylaşılmamalıdır. Bu tür paylaşımın yapılmayacağına dair beyanda bulunulmalıdır. Güven vermeyen şirketlere, düşük fiyat teklifinde bulunulmayacağı bilinmelidir.

Patron, satınalmacıdan, düşük fiyatta mal ve hizmet sunumu yapan firmaların değerlendirmeye almamasının sebeplerini sorgulamalıdır. Aksi durumda, sistemsel bir kontrol ortaya çıkmaz, kişiye güven üzerine bir kontrol ortaya çıkar.

Şirketin resmi internet sitesi üzerinde teklif verilebileceği konusunda, mal ve hizmet satın alınan tüzel ve gerçek kişilere duyurulmalıdır. Sözlü teklif veren şirketlerin dahi tekliflerinin, internet sitesi üzerinden gelmesi teşvik edilmelidir. Şirketin satın alma teamülleri bu yöntem üzerine oturtulmalıdır.

Söz konusu yöntemi uygulaması basit ve ucuzdur. Önce yönetimde olduğu gibi yeni bir maliyet unsuru oluşturmayacaktır. Yeni bir personel çalıştırma zorunluluğu yoktur. Tamamen şirket kültürünü değiştirmeye dayalı bir iç kontrol yönetimidir. Amaç satın alma personeline rağmen, mal ve hizmet sunucularının patrona ulaşabilme ihtimalini gündemde tutmaktır. Patronun doğrudan bilgi alabilmesi, iki kademeli yönetime sahip şirketlerin en önemli iç kontrol tedbiridir.

7 Gündem Satınalma Dergisi Satınalmada İç Kontrol üzerine DenemelerBir sonraki yazıda, satın almalarda muayene kabul iç kontrol tedbiri olarak sistemleştirilmesine değinilecektir.

Aziz DİRİ
İç Denetçi
İSKİ Genel Müdürlüğü
İç Denetim Birimi Başkanlığı

Miadı Dolan Kitlerin Değişimi ?

7 Gündem Satınalma Dergisi Miadı Dolan Kitlerin Değişimi

7 Gündem Satınalma Dergisi Miadı Dolan Kitlerin Değişimiİtirazen Şikayet Konusu; İtirazen şikâyet dilekçesinde özetle, İhalenin 6’ncı kısım Teknik Şartnamesi’nin “Özel koşullar” başlıklı B.11.1’inci maddesinin isteklilerin sağlıklı teklif oluşturabilmelerini engelleyebilecek ve sözleşmenin ifasında isteklileri haksız zarara uğratabilecek nitelikte olduğu, kullanılacak malzemelerin kullanım süreleri dikkate alınarak yükleniciden talep edilmesi gerektiği, malzemelerin stoklanması ve sevk edilmesi işlemlerinden idarenin sorumlu olduğu, ihalede kullanılacak kitlerin idarenin istediği miktarda teslim edileceği, yükleniciden kaynaklanmayan yanlış stok yönetimi gibi uygulamalar nedeniyle sözleşmenin ifasında yükleniciye ayrıca sorumluluklar yüklenebileceği, istekliler tarafından teklif edilen kit miktarından daha fazla kitin ve sarf malzemesinin yükleniciden kaynaklanmayan nedenlerle idareye teslim edilmesi sonucunu doğurabileceği, söz konusu düzenlemenin yüklenici aleyhine yorumlanabilecek, belirsiz, sınırsız ve sözleşmenin ifasında isteklileri haksız zarara uğratabilecek nitelikte olduğu, iddialarına yer verilmiştir.

22.11.2023 tarihli ve 2023/UM.I-1446 sayılı Kamu İhale Kurulu kararına göre;

Yapılan incelemede, İhalenin 6’ncı kısmı Kit Karşılığı İdrar Analizörleri Temini Teknik Şartnamesi’nde “…B-11.1. Testlerin son kullanma tarihleri teslim tarihinden itibaren en az 6 (altı) ay olmalıdır. Ancak 6 (altı) aydan daha kısa miatlı testler tüketilebileceği durumlarda sorumlu hekiminden önceden alınan onayı ile teslim alınabilecektir. Son kullanım tarihinin 3 (üç) ay öncesinden firmaya haber vermek suretiyle ve miktarı ne olursa olsun, firma tarafından uzun miatlılarla değiştirilebilmelidir.

G-1.10. Kurulacak cihazın sözleşme süresince ve/veya tüm satın alınan reaktifler tüketilene kadar hastanemizde kalacaktır. Şirket bu süre zarfında cihazın normal ve güvenilir bir şekilde çalışması için bu ihale sözleşmesinde yer alan ve gerekli tüm malzemeleri ve hizmetleri sürekli ve eksiksiz sağlayacaktır.” düzenlemesi yer almaktadır.

Yukarıda aktarılan düzenlemelerden, sözleşmenin imzalanmasına müteakip kit ve sarf siparişlerinin yazılı olarak yüklenici firmaya iletilmesini takiben en geç 15 (onbeş) gün içinde laboratuvarlara teslim edileceği, kartların teslim tarihinden itibaren en az 6 (altı) ay miadlı olacağı, sözleşme süresince alınan kartların, son kullanma tarihinden 3 ay öncesinde firmaya yazılı haber vermek kaydıyla miktarı ne olursa olsun firma tarafından uzun miadlılarla değiştirileceği anlaşılmaktadır.

Yapılan incelemede, teslim edilmesi istenilen kart miktarının idare tarafından belirleneceği, idare tarafından yükleniciden istenildiği zaman istenildiği kadar kit talep edilebileceği, söz konusu idare talebinin 15 gün içerisinde yüklenici tarafından yerine getirileceği, bu durumda kullanım hızlarına göre zamanında tüketilmeyen kartların üç ay öncesinden haber verilerek yükleniciden yenileri ile değiştirtilmesinin istenmesine yönelik düzenlemenin istekliler açısından belirsiz olduğu, yükleniciden kaynaklanmayan yanlış stok yönetimi gibi uygulamalar nedeniyle sözleşmenin ifasında yükleniciye ayrıca sorumluluklar yüklenebileceği, diğer bir ifade ile istekliler tarafından teklif edilen kart miktarından daha fazla kartın kendisinden kaynaklanmayan nedenlerle idareye teslim edilmesi sonucunu doğurabileceği, söz konusu düzenlemenin yüklenici aleyhine yorumlanabilecek, belirsiz ve sınırsız olduğu, ihalelerde isteklilerin sağlıklı teklif oluşturabilmelerini sağlayacak öngörülebilir düzenlemelere yer verilmesi gerektiği, idare tarafından bu belirsizliğe ilişkin hastanelerin aylık ortalama test sayısı gibi bir düzenleme yapılmadığı gibi şikâyet başvurusu üzerine alınan kararda da herhangi bir ortalama tüketim gibi açıklayıcı bir bilgi verilmediği bir arada değerlendirildiğinde, Kit Karşılığı İdrar Analizörleri Temini Teknik Şartnamesi’nin B.11.1’inci maddesinin isteklilerin sağlıklı teklif oluşturabilmelerini engelleyebilecek ve sözleşmenin ifasında isteklileri haksız zarara uğratabilecek nitelikte olduğu anlaşılmış olup, başvuru sahibinin iddiasının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.

7 Gündem Satınalma Dergisi Miadı Dolan Kitlerin DeğişimiMehmet ATASEVER

S.B. Strateji Geliştirme E. Bşk.

KİK E.  Üyesi

Munzam (Aşkın) Zarar Davalarında İçtihat Karmaşası !

7 Gündem Satınalma Dergisi Munzam (aşkın) Zarar Davalarında İçtihat Karmaşası !

7 Gündem Satınalma Dergisi Munzam (aşkın) Zarar Davalarında İçtihat Karmaşası !Yargıtay’ın munzam (aşkın) zarar davalarında zararın somut olarak ispatını arayan yerleşik içtihadının hak ihlali teşkil ettiği yönündeki Anayasa Mahkemesi’nin 2014/2267 başvuru numaralı kararının ardından bazı Yargıtay Daireleri ve bazı Bölge Adliye Mahkemeleri, AYM kararına atıf yaparak, enflasyonun temerrüt faizi oranından yüksek olmasını, faizle karşılanamayan zararın ispatı için yeterli gören kararlar verdiler ve eski içtihatlarını terk ederek AYM’nin bu içtihadını benimsediler.

Ancak bazı Yargıtay Daireleri ile bazı Bölge Adliye Mahkemeleri, paradaki değer kaybının yüksek enflasyon ve benzeri araçlarla ortaya konulmasını yeterli bulmayarak, AYM kararına uymayan “somut ispat” içtihadını uygulamaya devam ediyorlar.

2023 yılında verilen iki örnek kararı incelediğimizde, bu içtihat farklılığının ne denli büyük hak kayıplarına sebep olduğu açıkça görülmektedir. Bu sebeple, bu hususta zaman geçirmeden bir içtihadı birleştirme kararı verilmesi zorunludur.

İncelediğimiz kararlardan biri Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’ne ait. Gerekçesinde konuyla ilgili bir açıklama görmüyoruz ama sonuç olarak AYM kararına aykırı yönde bir karar verilmiş. Karar özeti şöyle:

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi

15.02.2023, 2021/5036 E., 2023/847 K.

“Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ispat yükü üzerinde olan davacı alacaklının karineten veya soyut varsayımlara dayalı iddialarını somutlaştıramadığı, dosyaya somut deliller sunamadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.”

“… kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.”

Bu karara muhalefet şerhi yazan bir Üye ise, AYM kararına atıf yaparak çoğunluğun kararına katılmadığını beyan etmiştir.

İkinci karar ise, Ankara BAM 31. Hukuk Dairesi’ne ait. Temyiz yolu açık olmayan bu karar ise, tamamen AYM kararına atıf yapılarak ve aynı ilkeler benimsenerek verilmiş. Karar özeti şöyle:

Ankara BAM 11. Hukuk Dairesi

15.02.2023, 2021/5036 E., 2023/847 K.

“…ülkemizde yaşanan ve herkes tarafından bilinen enflasyon, artan fiyatlar, döviz artışı vs. gibi olgular nedeniyle her zaman alacaklıların zararının temerrüt faizi ile karşılanması mümkün olmayacağından, öncelikle munzam zarar talep edilen alacakla ilgili temerrüt tarihinden tahsil tarihine kadar geçen süredeki enflasyon verilerini gösterir TEFE, TÜFE-ÜFE oranları, banka vadeli mevzuat faiz oranları, döviz kurları, devlet tahvil faiz oranları, işçi ücretleri ve diğer yatırım araçları ile ilgili getiri bilgilerinin resmi kurumlardan sorulup tesbit edildikten sonra, uzman bilirkişi kurulundan, tahsiline karar verilen davacı alacağının temerrüt tarihinde bu yatırım araçlarından oluşacak sepete yatırılması ve değerlendirilmesi halinde tahsil tarihlerinde asıl alacakla birlikte getirisinin ulaşabileceği miktar ile tahsiline hükmedilen asıl alacak ve bu alacak için temerrüt tarihinden tahsil tarihlerine kadar davacının tahsil edebileceği ve tahsil ettiği faiz miktarı ve toplam miktar ve bu şekilde bulunacak toplam miktarlar arasındaki fark konusunda gerekçeli, ilk derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi denetimine elverişli ek rapor alınıp değerlendirilerek faizle karşılanamayan zarar konusunda sonucuna uygun bir karar verilmesi yerine yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.”

Prof. Dr. Umut YENİOCAK