Nivogo, dünyanın En İyi Üç Döngüsel Ekonomi Girişiminden biri oldu

Dünya genelinde girişimcilerin, yatırımcıların ve kamu temsilcilerinin bir araya geldiği G20 Dijital Ekonomi Bakanlar Toplantısı’nda yerli döngüsel ekonomi girişimi Nivogo, dünyanın En İyi Üç Döngüsel Ekonomi Girişimi’nden biri, Avrupa’nın ise En İyi Döngüsel Ekonomi Girişimi olarak seçildi.

Türkiye’nin Öncü Döngüsel Ekonomi Girişimi Nivogo, global arenadaki başarı ayak izini büyütmeye devam ediyor. Hindistan Bangalore’de düzenlenen G20 Dijital Ekonomi Bakanlar Toplantısı’nda Nivogo, dünyanın en büyük ekonomi girişimleri arasında “En İyi 3 Döngüsel Ekonomi Girişiminden Biri” oldu. Dünyanın en büyük ekonomilerinin girişimlerinin değerlendirildiği zirvede Nivogo ayrıca Avrupa’nın da 1 Numaralı Döngüsel Ekonomi Girişimi seçildi. Nivogo Kurucu Ortakları Arnas Akbaş ve Ali Cem Yücebağ ödüllerini Hindistan Federal Elektronik ve Bilgi Teknolojileri Bakanı Ashwini Vaishnaw’ın elinden aldı.

“Dünyanın geleceğini iyileştirmek adına doğacak girişimlere de ilham oluyoruz”

Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Nivogo CEO’su Arnas Akbaş, “Türkiye’den doğmuş ve ilk günden beri Türkiye’yi dünyanın döngüsel ekonomi merkezi yapmak amacıyla çalışan bir girişim olarak, başarılarımızı global arenaya taşımak bizim için son derece büyük bir gurur kaynağı. Adımızı her geçen gün hem ülkemizde hem de dünyada daha fazla insan duyuyor. Bugün ülkemiz moda sektörünün atıl durumdaki kaynaklarını yeniden ekonomiye kazandırarak hem sektörün karbon ayak izini azaltıyor hem de ekonomi için yeniden katma değer sağlıyoruz. Bu iş modelimiz ile ülkemizde ve de dünyanın birçok ülkesinde sayısı her geçen gün artan ödüller alırken, aynı anda dünyanın geleceğini iyileştirmek adına doğacak girişimlere de ilham oluyoruz. Yine aldığımız ödüller ve katıldığımız etkinliklerle ülkemiz girişim ekosisteminin, döngüsel ekonomi yatırımlarının tanıtımında da elçilik görevi üstleniyoruz. Başarılarımızın globalde ödüllendirildiği gibi dünyanın geleceğine bıraktığımız katma değerin de yakın gelecekte ülkemiz sınırlarını aşacağına inanıyoruz” dedi.

 

 

Emeklinin Enflasyon ve Ekonomi ile Sınavı – Bölüm 2

Mutlu Emekli

Emeklinin mutlu olanı da vardır elbet. Farklı birikimleri, gayrimenkulleri olan ve hayat standartı yüksek olan emekli kişilerden bahsediyorum mutlu emekliler derken.

Mutlu ve şanslı emekliler. Bu kategoriye giren emekliler hayat standartını günün koşullarının üzerinde tutmayı becerebilmiş emeklilerdir.

Bu emeklilere söyleyecek sözüm yoktur. Ne hayat pahalılığı, ne de emekli maaşının az ve çok oluşu bu emeklileri olumsuz etkilemez.

Asıl bahsetmek istediğim şimdi konu edeceğim emeklilerdir. İnanın onların hali perişan.

Emeklinin Çilesi

Emekli çile çeker ve cüzdanları genel anlamda boştur.

Asgari Ücetin Üzerinde Olan Emeklinin Geliri Yıllar İtibariyle Asgari Ücretin Çok Altına Gerilemiştir.

Kaynak: https://tr.euronews.com/2023/01/05/emekli-maasi-asgari-ucret-karsisinda-eridi-20-sene-once-yuzde-47-fazlaydi-simdi-yuzde-35-e

Emekli maaşı asgari ücret karşısında eridi: 20 sene önce yüzde 47 fazlaydı, şimdi yüzde 35 eksik.

Asgari ücret 2022 yılının ikinci yarısına göre yüzde 55 artarak 8 bin 507 liraya yükseldi. Benzer oranda zam bekleyen emeklilere ise yüzde 30 artış yapıldı. Resmi veriler emekli maaşının son 20 senede asgari ücret karşısında eridiğini gösteriyor.

Ocak 2003’de en düşük emekli maaşı net asgari ücretten yüzde 47 fazlaydı. Ancak Ocak 2023’te ise en düşük emekli maaşı asgari ücretten yüzde 35 daha az.

Emeklinin maaşı asgari ücret karşısında her sene değer kaybetti. Adeta emekli olmanın bedelini ağır ödemeye başladı.

Kaynak: Euronews

4a En Düşük Emekli Maaşının Asgari Ücrete Oranı

Asgari Ücret 2016’da En Düşük Emekli Maaşını İlk Kez Geçti

2001-2023 yılları arasında asgari ücret ile 4a en düşük emekli maaşını karşılaştırdığımız zaman şu sonuç ortaya çıkıyor: Ekonomik krizle anılan 2001’de 4a en düşük emekli maaşı asgari ücretin 1,5 katından fazla. Bu oran AK Parti’nin iktidara geldiği 2002’de 1,31. AK Parti iktidarıyla birlikte bu oran 2003’te 1,47 oluyor.

Kademeli düşüşle birlikte emekli maaşının asgari ücrete oranı 2015’te 1,09’a kadar geriliyor. Yani iki maaş arasındaki fark neredeyse kapanıyor. 2016’da ise bir ilk gerçekleşiyor: Asgari ücret en düşük emekli maaşını geride bırakıyor. Bu oran 0,97’ye düşüyor.

Emeklinin Pazar Yerinde Alışverişi

Emeklinin Pazar çantası maalesef dolmuyor. Emekli Pazar alışverişine çıktığında, bir aşağı, bir yukarı volta atarak bir ihtiyacını acaba nasıl daha ucuza alabilirim hesabını yapıyor ve çoğu kez alacak olduğu ürünlerin tamamını alamadan evine dönmektedir.

Reşat BAĞCIOĞLU

ICC Uluslararası Ticaret Odaları

Türkiye Milli Komitesi

Türkiye Bankacılık Komite Başkanlığı Üyesi

Alım Talebi: Cam Çorabı

Universal lastikli, 2 farklı ebatta olabilir, araçların arka kapıları için görseldeki gibi cam çorabı alımı yapılacaktır. Ödeme şekli fatura havale olup, teslimat yeri Denizli / Merkezefendi’dir.

İlgili olan üretici ya da satıcıların, detaylar için aşağıdaki adımların ardından, iletişime geçmesi rica olunur.

Teklif Vermek İçin;

  1. SATINALMA DERGİSİ’ne abone ol.
  2. Dergi Aboneliği sayfasından PROFESYONEL ÜYELİK işlemlerini tamamla.
  3. Ödeme sonrasında FİRMA BAŞVURU FORMU’nu doldur.

https://satinalmadergisi.com/satici/

TEKLİF VERME : İhtiyacın detaylarını öğrenmek ve teklif vermek için Dergi Aboneliği sayfasından PROFESYONEL ÜYELİK (350 TL) SATIN ALMANIZ GEREKMEKTEDİR. Aboneliğiniz 1 yıl geçerli olup bir sene boyunca tüm alım taleplerine teklif verebileceksiniz.

Küresel Tedarik Zinciri (KTZ) Destek Programı

Küresel Tedarik Zinciri Destek Programı

Üretici firmalarımızın yurt dışındaki küresel firmalar ile tedarikçi ilişkileri kurarak küresel tedarik zincirinde etkin yer almalarını sağlamak amacıyla,

  • Makine-Ekipman-Donanım Alımı,
  • Yazılım Alımı,
  • Eğitim, Danışmanlık,
  • Sertifikasyon, Test-Analiz, Ürün Doğrulama Giderleri desteklenir.

Şirketlerin azami 1 projesi destek kapsamındadır.

Şirketlerin üretici olması gerekmektedir.

Proje süresi 2 yıldır.

Küresel Firma: Marka, ihracat, ciro gibi unsurlar itibariyle sektöründe küresel ölçeğe haiz, Bakanlıkça uygun bulunan yurt dışındaki firmaları ifade etmektedir.

Tedarikçi: Ara malı üreten ve çalışmakta olduğu veya çalışacağı küresel firmaya yeni ürün tedarik edecek veya mevcut ürünü ile yeni bir küresel firmaya tedarikçi olacak şirkettir.

Küresel Tedarik Zinciri Projeleri

Destek Oranı: % 50

Destek Miktarı: 27.149.000 TL / Proje

Küresel tedarik zincirine yönelik olarak yurt dışı ana sanayiye orijinal parça üreten veya tedarik eden şirketlerin Türkiye’de üretilen ürünlerinin pazarlandığı yurt dışı depo kira gideri ile depolama hizmetlerine ilişkin giderler desteklenir.

  • Her bir ülke için en fazla 4 yıl
  • En fazla 25 birim

Küresel Tedarik Zinciri Depo Kira

Destek Oranı: %50

Destek Miktarı: 7.239.000 TL/Yıl

Hedef Ülkeler: %20

Hedef Sektör: %5

Küresel Tedarik Zinciri (KTZ) Yetkinlik Projesi Desteği hakkında proje başvurusu ve danışmanlık talepleriniz için info@tinova.com.tr adresinden bize ulaşabilirsiniz.

Küresel Tedarik Zinciri Destekleri Hakkında Detaylı Bilgi için:

https://ticaret.gov.tr/destekler/ihracat-destekleri/5973-sayili-ihracat-destekleri-hakkinda-karara-iliskin-genelgeler/kuresel-tedarik-zinciri-destekleri

Kaynak: Ticaret Bakanlığı
Kaynak: Ticaret Bakanlığı
Kaynak: Ticaret Bakanlığı
Kaynak: Ticaret Bakanlığı

 

Alım Talebi: GES (Güneş Enerjisi Santrali) Kurulumu

Bir firmamızın, 1 hektara 1 Megevat olacak şekilde, anahtar teslim fiyatlı, Kuzey Afrika bölgesinde inşa edilecek GES (Güneş Enerjisi Santrali) Kurulumu talebi vardır.

Firmamızın kendi teknik şartnamesine göre teklif verilmesi, ürünlerin 30 sene üzeri garantili olması ve ges inşasında, verimlilik oranı yüksek olan malzemelerin kullanılması istenmektedir.

İlgilenenlerin, detaylar için aşağıdaki adımların ardından, iletişime geçmesi rica olunur.

Teklif Vermek İçin;

  1. SATINALMA DERGİSİ’ne abone ol.
  2. Dergi Aboneliği sayfasından PROFESYONEL ÜYELİK işlemlerini tamamla.
  3. Ödeme sonrasında FİRMA BAŞVURU FORMU’nu doldur.

https://satinalmadergisi.com/satici/

TEKLİF VERME : İhtiyacın detaylarını öğrenmek ve teklif vermek için Dergi Aboneliği sayfasından PROFESYONEL ÜYELİK (350 TL) SATIN ALMANIZ GEREKMEKTEDİR. Aboneliğiniz 1 yıl geçerli olup bir sene boyunca tüm alım taleplerine teklif verebileceksiniz.

Tedarik Zinciri Sürdürülebilirliği İşletmeler için bir “Opsiyon” Değil, “Obligasyon”

Dr. Adil ÜNAL – Arş. Gör. Sedat BOYACIOĞULLARI

Tedarik zinciri yönetimi, akademik anlamda son yılların işletmecilik alanındaki popüler araştırma konularından biridir. Tedarikçinin tedarikçisinden müşterinin müşterisine kadar ulaşan sürecin koordinasyonunu ve kontrolünü sağlamak hiç kuşkusuz zorlu bir görevdir. İşletmeler yasal mevzuatlar ile zincir boyunca gerçekleştirdikleri faaliyetlerden daha fazla sorumlu hale gelmektedir. Bu durum işletmelerin tedarik zinciri boyunca çevresel, sosyal ve ekonomik etkileri ölçümlemelerini ve yarattıkları çeşitli olumsuz etkilere yönelik yaptırımları da beraberinde getirmektedir.

Bu sebeple tedarik zincirinde sürdürülebilir olmak artık bir opsiyon (seçenek) olmaktan çıkarak, obligasyon (hukuki zorunluluk) haline gelmiştir. Bu yazımızda kavramsal bir değerlendirme sonrasında işletmelerin tedarik zinciri sürdürülebilirliğini ölçümlemeleri ve sürdürülebilirlik raporlarında hangi kriterleri kullanarak değerlendirme yapabileceklerine ilişkin bir hazır bir tablo ve çerçeve sunuyoruz.

SÜRDÜRÜLEBİLİR RAPORLAMA

Sürdürülebilir raporlama, bir kuruluşun ekonomik, çevresel ve sosyal boyutlarının mevcut durumunu değerlendirmek ve sürdürülebilirlik ilerlemesini paydaşlarına iletmek amaçlarını taşıyan gönüllü bir faaliyettir (Lozano ve Huisingh, 2011:100). Sürdürülebilir raporlama sayesinde, sürdürülebilirlikle ilgili konuların açıklanması sağlanarak, paydaşlar ve şirketlerin hesap verebilirliğiyle birlikte şeffaflığı da arttırılmış olmaktadır. Sürdürülebilirlik raporları, yatırımcıların işletme ile ilgili daha uygun değerlendirmeler yapmasını da sağlamaktadır. Ayrıca kurum imajının geliştirilmesi, toplumla ilişkilerin güçlendirilmesi ve firma faaliyetlerinin meşrulaştırmasında da bir dayanak oluşturmaktadır (Kuzey ve Uyar, 2017:28).

İşletmeler;

  • Karşılaşacakları riskleri ve fırsatları daha iyi anlamak,
  • Kurumsal itibarı ve marka bağlılığını arttırmak,
  • Sürdürülebilirlik kapsamında, kurumun etki ve performansını paydaşların anlamalarını sağlamak,
  • Finansal ve finansal olmayan performans arasındaki bağlantıyı vurgulamak
  • Uzun vadeli yönetim stratejisi, politikası ve iş planlarını etkilemek,
  • Sürdürülebilirlik performansını yasalara, normlara, yönetmeliklere, performans standartlarına ve gönüllü̈ girişimlere göre değerlendirmek ve kıyaslamak,
  • Kurumun sürdürülebilir kalkınma yönündeki beklentileri nasıl etkilediği ve onlardan nasıl etkilendiğini göstermek,
  • Performansı, kurum içinde ve başka kurumlarla karşılaştırmak,
  • Ulusal mevzuata ve borsaya kotasyon şartlarına uymak,

amacıyla sürdürülebilirlik raporları yayımlamaktadır. Sürdürülebilirlik raporlarını belirli bir standart çerçevesinde hazırlama ihtiyacı 2000’li yılların başında ortaya çıkmıştır. Dünyada binlerce işletme sürdürülebilirlik raporlaması yapmaktadır. Ancak raporlar arasında karşılaştırmalı bir analiz yapabilmek, raporları sistematik bir şekilde değerlendirmek bazı standartlarla mümkün olabilmektedir (Bölgesel Çevre Merkezi (REC) Türkiye, t.y.: 1). İşletmeler, raporların içeriğinin belirlenmesi ve çerçevesinin çizilmesi konusunda Tablo 1’de sunulan, ISO 14000 serisi standartlardan, SA 8000 sosyal sorumluluk standardından, AA1000 çerçevesinden ve GRI yönergelerinden sıklıkla faydalanmaktadır. Bunlardan en çok kullanılan “Küresel Raporlama Girişimi” tarafından sağlanan raporlama yönergeleridir (Lozano ve Huisingh, 2011:100). GRI, işletmelere ve diğer kuruluşlara, bu etkileri iletmeleri için küresel ortak bir dil sağlayarak, bu etkilerin sorumluluğunu almalarına yardımcı olan bağımsız, uluslararası bir kuruluştur (GRI, 2022).

Tablo 1: Sürdürülebilirliği Değerlendirme ve Raporlama Araçları

İçeriğin devamını görüntülemek için Öğrenme Merkezi Üyeliği gereklidir. Üye iseniz lütfen giriş yapınız. Henüz üye değilseniz Dijital İşlem Merkezi üzerinden üyelik satın alarak hesabınızı oluşturabilirsiniz.
Hesap Oluştur

 

Süreç Madenciliği Nedir?

İş Güvenliği Uzmanının Risk Değerlendirmesi Görevi

Önceki yazılarımda iş güvenliği uzmanının rehberlik görevini ele alarak başladığım yazı dizisine, bu yazımda risk değerlendirmesi görevi ile devam edeceğim. Risk değerlendirmesi görevini daha iyi kavrayabilmek için öncelikle tehlike ve risk terimlerini tekrardan hatırlamamızda fayda var.

Tehlike: İşyerinde var olan ya da dışardan gelebilecek, işyerini, işletmeyi veya çalışanı zarara veya hasara uğratma potansiyeli olan olay.

Risk: Tehlikeden kaynaklanan zararın ifadesi.

Tehlike, henüz gerçekleşmemiş fakat gerçekleşmesi halinde hasar veya zarara sebebiyet
verebilecek potansiyel olayları tanımlamaktadır. Risk ise tehlikeden kaynaklanan zararın ifadesidir, yani tehlike artık gerçekleşmiş ve bir sonuç elde edilmiştir. Örneğin, kırmızı ışıkta geçmek tehlikeli bir eylem iken, kırmızı ışıkta geçildiği için trafik cezası kesilirse; bursa bir zara ifadesi olduğu için risk ortaya çıkmıştır.

Bir iş güvenliği uzmanının en önemli görevi; tehlikeleri tespit edip riske dönüşmeden önce
gereken önlemleri almasıdır. Tehlikelerin riske dönüşmemesi için yapılan tüm bu sistemli
mücadeleye ise ‘Risk Değerlendirmesi’ adı verilmektedir. Risk değerlendirme hiyerarşisi temel olarak 6 adımda gerçekleştirilmektedir:

1. Tehlikelerin Belirlenmesi
2. Risklerin Tespit Edilmesi
3. Risk Kontrol Tedbirlerinin Kararlaştırılması
4. Risk Kontrol Tedbirlerinin Uygulanması
5. Uygulamaların Değerlendirilmesi
6. Dokümantasyon

Risk değerlendirmesi çok fazla sayıda metodolojiye sahiptir. Yürütülen işin çeşidine göre
tehlike farklılaşacağı için; yapılacak risk değerlendirmesi çalışması da farklılaşacaktır. Örneğin bir kimya fabrikasında HAZOP metedolojisi ile hazırlanan risk değerlendirmesi kullanılırken; bir inşaat firmasında ise L Tipi Matris metodolojisi ile hazırlanan risk değerlendirmesi kullanılmaktadır. Tehlikenin türüne göre risk değerlendirmesinin çeşidi değişse de mantık hep aynıdır ve tehlikenin tespit edilip riske dönülmemesi için önlem almak üzerine kurulmuştur.

Risk değerlendirmesi bir ekip işidir. Hiç bir iş güvenliği uzmanı tek başına risk değerlendirmesi hazırlamak gibi bir sorumluluğu üstlenmek zorunda değildir. İş güvenliği uzmanları her işle ilgili tüm bilgilere sahip olamayacağından, risk değerlendirmesi planı hazırlanacak iş ile ilgili bilgi ve tecrübe sahibi olan insanlardan oluşturacağı bir ekip ile risk değerlendirmesi görevini yürütmelidir. Bu ekipte işveren, çalışan temsilcisi, destek elemanı, formen, usta-başı, kalfa ve çalışanlar olabilir.

Risk değerlendirmesi, iş sağlığı ve güvenliği disiplininin oluşturulmasında ve güvenlik kültürünün sağlanmasında en önemli pay sahibidir. Tüm işyerlerinin yasal zorunluluk gereği risk değerlendirmesinin bulunması gerekmekte ve az tehlikeli sınıfta 6, tehlike sınıfta 4 ve çok tehlikeli sınıfta 2 yılda bir yenilenmesi gerektiğine dikkat edilmelidir.

Vedat CANER

Yatırımcıların Odağında Arsa Piyasası Yer Alıyor

Son dönemde gayrimenkul fiyatlarının hızla yükselmesi, insanları geleneksel konut yatırımlarından uzaklaştırarak alternatif fırsatlara yönelmesine neden oluyor. Özellikle büyük şehirlerdeki sıkışıklığın ve konut maliyetlerinin artması, yatırımcıların dikkatini arsa yatırımlarına çekiyor.

Son dönemde, büyük şehirlerde görülen nüfus yoğunluğu, insanları geleneksel konut anlayışından uzaklaştırarak alternatif fırsatlara yönlendirmeye başladı. Şehir yaşamının hızla artan kalabalığı, günlük hayatın koşuşturması ve stresiyle birlikte, insanları daha sakin, doğayla iç içe bir yaşam arayışına itiyor. Bu nedenle, birçok birey arsa yatırımlarına yönelerek şehir yaşamının sıkıntılarından kaçmak ve daha huzurlu bir yaşam alanı oluşturmak isterken, getiri potansiyeli yüksek olan arsa yatırımının kazançlı olması bilinciyle hareket ediyor.

Arsa Yatırımları, Sürdürülebilir Bir Finansal Gelecek Oluşturmayı Mümkün Kılıyor

Şehir yaşamının artan sıkışıklığıyla karşı karşıya kalan bireyler, farklı yatırım seçeneklerine yöneliyorlar. Yeni bir yaşam trendi olarak öne çıkan arsa yatırımları, gayrimenkul yatırımı yapmak isteyen bireyler arasında giderek popülerlik kazanıyor. Büyük metropollerde yaşamanın beraberinde getirdiği trafik, kalabalık, stres ve yüksek yaşam maliyetleri gibi pek çok zorluk, bireylerin daha huzurlu, konforlu ve doğal alanlarda yatırım yapmayı tercih etmelerine neden oluyor. Gayrimenkul piyasasında güçlü alternatif sunan arsa yatırımları, bireylerin arazi satın alarak gelecekte değer kazanma potansiyeline sahip bir varlık elde etmek mümkün kılıyor. Bireyler, kalabalık şehirlerin getirdiği koşuşturmacadan kaçmak ve daha sakin bir yaşam tarzı benimsemek için doğal güzelliklere sahip bölgelerde yatırım yapmayı tercih ediyor. Yeşil alan ve doğal güzelliklere sahip arsalar, bireylerin daha sakin ve doğal bir yaşam tarzı benimsemelerini sağlıyor.

Arsa yatırımlarına olan ilginin artmasının temel nedenleri arasında, arsa yatırımlarının potansiyel getiri fırsatları, yatırımcıların portföylerini çeşitlendirme ihtiyacı ve doğal yaşam arzusu yer alıyor. Arsa yatırımları, daha huzurlu bir yaşam tarzı benimseme arayışında olan bireyler için cazip bir seçenek haline geliyor. Türkiye’nin yeni nesil arsa markası Arsago, yüksek getiri potansiyeline sahip projeli arsa seçenekleriyle, yatırımcıların artan arsa taleplerini karşılamaya devam ediyor. Arsago, şehir hayatından uzaklaşıp doğada yeni bir başlangıç yapmak isteyen bireyler için yeni nesil yaşam ve yatırım alanları oluşturuyor.

Cüneyt Gazi Koçak: “Sadece bir adım önde olmayı değil, yön veren bir güç olmayı hedefliyoruz.”

Go Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Cüneyt Gazi Koçak: “Büyük şehirlerin artan sorunlarıyla birlikte, projeli arsa yatırımlarına olan ilgi önemli ölçüde artış gösterdi. Arsago olarak, yatırımcılara ve müşterilere sunduğumuz benzersiz çözümlerle bu talebi karşılamak için çalışıyoruz. Her bireyin kolay ve güvenilir bir şekilde arsa sahibi olmasını sağlamayı ve yatırımlarını en iyi şekilde değerlendirmelerine yardımcı olmayı amaçlıyoruz. Gayrimenkul sektöründeki bilgi ve tecrübemizle, kaliteli projelerimizle ve uzman kadromuzla Türkiye’nin en büyük arsa yatırım markası olma yolunda adımlar atıyoruz. Go Şirketler Grubu olarak, gayrimenkul sektöründe sadece bir adım önde olmayı değil, yön veren bir güç olmayı hedefliyoruz. Müşterilerimizin mutluluğu, akıllı yatırımcıların kazancı ve profesyonel ekibimizin başarısıyla birlikte, bu hedefimize en kısa zamanda ulaşmayı planlıyoruz.” dedi.

Un, Tahıl ve Yem Endüstrisi, İDMA ile Güneydoğu Asya’ya Açılıyor

IDMA, tahıl bazlı ürünlere yönelik talebin çarpıcı bir artış eğilimi gösterdiği Güneydoğu Asya’ya açılıyor. Un, tahıl ve yem üretim teknolojileri endüstrisinde dünyanın en büyük uluslararası fuarı olan IDMA, Endonezya Ticaret ve Sanayi Odası (KADIN) iş birliğiyle 4-6 Ekim 2023 tarihlerinde başkent Cakarta’da ziyaretçileriyle buluşacak. Dünyanın en iyi değirmen makine ve ekipman teknolojileri arasında yer alan yerli üreticileri Güneydoğu Asya bölgesiyle tanıştıracak olan IDMA Indonesia, katılımcı ve ziyaretçilerin sektördeki devrim niteliğindeki yenilikleri keşfetmeleri, stratejik ittifaklar kurmaları ve bölge pazarındaki fırsatlardan yararlanmaları için benzersiz bir platform sağlayacak.

İklim değişikliği, COVID-19 salgını ve Rusya-Ukrayna savaşı, küresel çapta gıda güvenliği ve sürdürülebilir üretimin önemini ortaya koydu. Bu durum, birçok tahıl ürününde ithalata bağımlı olan Güneydoğu Asya ülkeleri için daha da büyük önem arz ediyor. Çünkü şu an nüfusu 700 milyona yaklaşan Güneydoğu Asya ülkelerindeki hızlı nüfus artışının, 10 ülkeyi kapsayan bu bölgede 2050 yılına kadar gıda talebini yüzde 40 oranında artırması bekleniyor. Temmuz ayı başında açıklanan FAO-OECD Tarımsal Görünüm 2023-2032 Raporu da tahıl talebindeki artışa, Asya ülkelerinin öncülük edeceğini ortaya koyuyor. Rapora göre 2,8 milyar ton olan küresel tahıl kullanımı, 10 yıl içinde 3,1 milyar tona çıkacak ve öngörülen talep artışının neredeyse yarısı başta Güneydoğu Asya ülkeleri (ASEAN) olmak üzere Asya kaynaklı olacak.

Bölgenin temel gıda maddesi pirinç olmakla birlikte, son yıllarda buğday ve mısıra talep artıyor. Güneydoğu Asya unlu mamuller pazar büyüklüğünün, 5 yıl içinde 15 milyar dolara yükselmesi bekleniyor. Dolayısıyla ASEAN ülkeleri bir taraftan tahıl üretimini artırmak, diğer taraftan da gıda işlemede teknolojik yenilikleri kullanarak verimliliği artırmak istiyor. Dolayısıyla artan nüfusu ve güçlü ekonomik büyüme beklentisi ile birlikte Güneydoğu Asya, Türkiye’nin tahıl işleme endüstrisi için yüksek bir potansiyel sunuyor.

ASEAN Bölgesine Açılmak İçin Fırsat

Bölgenin en büyük ülkesi Endonezya, bu yüksek potansiyeli hayata geçirmek için IDMA Indonesia Fuarı’na ev sahipliği yapacak. 4-6 Ekim 2023 tarihlerinde başkent Cakarta’da kapılarını açacak olan fuar, tahıl işleme endüstrisinin geleceğini yeniden şekillendirecek. Dünyanın en iyi değirmen makine ve ekipman üreticilerini arasında yer alan Türk üreticilere Güneydoğu Asya bölgesinin kapılarını açan İDMA Indonesia, katılımcı ve ziyaretçilerin devrim niteliğindeki teknolojileri keşfetmeleri, stratejik ittifaklar kurmaları, Endonezya ve daha geniş bölgesel pazardaki fırsatlardan yararlanmaları için benzersiz bir platform olacak. İnovasyonun gelenekle harmanlandığı fuar; un, çeltik, mısır işleme alanında teknoloji tedariki sağlayan şirketler ile noodle, makarna, bisküvi ve yem üretim alanında faaliyet gösteren markaların pazar erişimini artıracak.

Güneydoğu Asya bölgesinde artan nüfus dolayısıyla un üretim ihtiyacının önümüzdeki 5 yıl içinde ortalama yüzde 25, yem ihtiyacının da aynı dönemde ortalama yüzde 30 civarında büyüyeceği göz önünde bulundurulduğunda; bu alanda dünyanın en önemli teknoloji geliştiricilerini Cakarta’da bir araya getirecek olan İDMA Indonesia, sürdürülebilir üretim ve gıda güvenliği konularında önemli kazanımlar sağlayacak.

Endonezya Un Üretim Kapasitesini Artıracak

Nüfusu 2050 yılına kadar 274 milyondan 322 milyona ulaşması beklenen Endonezya’da şehirleşme ve orta sınıfın büyümeye devam etmesi, buğday bazlı gıdaların tüketimini artıracak. Hızla artan buğday unu tüketimi nedeniyle un üretim kapasitesinin 2025 yılına kadar 3 milyon ton artacağı tahmin ediliyor. Ülkenin yem endüstrisinde ise faaliyet gösteren 110 modern tesis yıllık 30 milyon tonun üzerinde üretim gerçekleştiriyor ve artan talep doğrultusunda her geçen yıl üretim kapasitesinin yükselmesine ihtiyaç duyuluyor. Bölge ülkeleri Malezya, Vietnam, Avustralya, Filipinler, Yeni Zelanda, Tayland, Hindistan, Çin, Yeni Gine ve Myanmar’da da benzer durum söz konusu.

Bölgenin Güçlü Sektörel Dernekleri Destek Veriyor

Endonezya Ticaret ve Sanayi Odası (KADIN) iş birliğiyle gerçekleştirilecek olan etkinliğe Endonezya’dan APTINDO, Avustralya’dan ATMA, AEGIC ve Grains Australia, Hindistan’dan IPGA, RFMFI ve AIFPA, Yeni Zelenda’dan NZFMA, Türkiye’den ise TABADER gibi un, tahıl ve yem üretim alanında faaliyet gösteren dernekler destek veriyor.

Idma Fuarları Uluslararası Gıda Güvenliği Ve Erişimine Hizmet Etmeye Devam Edecek

Gıda erişimi, gıda güvenliği, süründürülebilir üretim konularına önemli katkılar sağlayan IDMA fuarlarının organizatörü HAGE Grup Yönetim Kurulu Başkanı Muhammet Ali Kalkan; “Geçirdiğimiz zorlu pandemi sürecinde farkındalığımızın arttığı gıda erişimi, gıda güvenliği ve artan tarımsal ürün talepleriyle birlikte sürdürülebilir üretimin önemi her zamankinden daha fazla kendini hissettiriyor. Hızla artan nüfusun proteine olan talebi de düzenli olarak yükseliş gösteriyor. 2030 yılında proteine talebinin yüzde 70 artması beklendiğini göz önünde bulundurursak, küresel iklim değişiklikleri ve kuraklıklarla mücadele eden insanlığın, önemli protein kaynağı tahıl ve bakliyat üretimine olan bağlılığının artacağını söyleyebiliriz. Tarımsal üretim kadar önemli diğer bir konu ise, üretilen emtiaların ekonomiye kazandırılması ve tüketiciye ulaştırılması. Bu bağlamda ülkelerin ihtiyaç duydukları tahıl ürünlerini kendi sınırları içerisinde depolayabilmesinin ve üretebilmesinin önemini hep birlikte deneyimledik.

Temel gıda ihtiyacının başında gelen ve uzun süre depolanabilen tahıl ve bakliyat ürünlerini nihai tüketicinin kullanabileceği hale dönüştüren önemli bir sektörde faaliyet gösteriyoruz. İDMA’nın sadece ticari bir fuar olmadığının, aynı zamanda gıda güvenliğine ve gıda erişimine hizmet ettiğinin altını çizmek isterim. Fuarlarımızla eşzamanlı olarak düzenlediğimiz ve sektörün kanaat önderlerini bir araya getirdiğimiz Tahıl, Bakliyat ve Yem Zirveleriyle sürdürülebilir üretim, gıda güvenliği ve erişilebilirlik konularına farkındalık yaratmaya çalışıyoruz. Düzenlendiği yıllar boyunca üretici ile yatırımcı arasında kurduğu köprülerle sektörün dünyaya açılan kapısı olan İDMA fuarları, aynı zamanda ülkelerin gıda güvenliğine ve erişimine hizmet ediyor. Bu bağlamda uzun yıllardır sektöre Türkiye’de hizmet veren İDMA markasını artık dünyanın önemli bölgelerine taşıyoruz. İDMA Rusya ile başladığımız açılıma, Güneydoğu Asya’nın önemli ülkesi Endonezya ile devam edeceğiz. 4-6 Ekim 2023 tarihlerinde Endonezya Ticaret ve Sanayi Odası ile birlikte başkent Cakarta’da gerçekleştireceğimiz İDMA Indonesia ile hem un, yem, tahıl işleme makinaları ve değirmen üreticilerini farklı pazarlarla buluşturacağız, hem de Güneydoğu Asya bölgesinin tahıl, bakliyat ve yem sektörlerindeki ihtiyaçlarını karşılamasına katkı sağlayacağız.” dedi.

Fuar Ne Vaat Ediyor ?

İDMA Indonesia, katılımcılar için en yeni ürünleri, yenilikleri ve hizmetleri çok farklı ülkelerden gelen ilgili bir kitleye sergilemek için rakipsiz bir fırsat sunacak. Endonezya ve çevre ülkelerden gelen ziyaretçiler sayesinde katılımcılar, yeni stratejik iş birliklerine ihtiyaç duyan geniş bir pazara ulaşacak. Dünyanın dört bir yanından gelen sektör devleri, İDMA Endonezya’da buluşarak sektörün gidişatını yeniden şekillendirme potansiyeline sahip ortaklıklar geliştirecek.

İDMA Indonesia; son teknoloji değirmen makinelerinden bakliyat ve makarna teknolojilerine, tahıl kurutma teknolojilerinden yem üretim teknolojilerine kadar yeni nesil tahıl endüstrisi çözümleri için kapsamlı bir vitrin olacak, gıda üretiminin gelişen dünyasına yeni bir pencere açacak.

Etkinlikte gerçekleştirilecek bir dizi sunum, panel tartışmaları ve atölye çalışmaları da ziyaretçilerin sektörel bilgilerini artırmalarını ve tahıl dünyasındaki son trendleri ve teknolojilerini öğrenmelerini sağlayacak

Kayıt Formu

Kayıt için Kullanım Şartları ve Gizlilik Politikası ve 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (“KVKK”) Usul ve Esasları Uyarınca Kişisel Verilerinizin Korunması Hakkında Müşteri Aydınlatma Metnin okunması ve kabul edilmesi gereklidir.