İşletmeler, dünyada yaşanan hızlı teknolojik gelişmeler ve küreselleşme dolayısıyla uluslararası arenadaki çetin rekabet koşulları nedeniyle varlıklarını idame ettirebilmek için yeni çalışma tür ve biçimlerine yönelmişlerdir. Çalışma hayatındaki değişiklik anlayışı, çalışanların sosyal arzuları ile işletmelerin zorunlulukları arasındaki dengeyi sağlamaya dönük yeni esnek çalışma biçimlerini ortaya çıkarmıştır[1].
Dijital çalışma kavramı, internet üzerinden hizmet veren uygulamalar aracılığı ile bir hizmetin sunumu ve/veya işin yapılmasına olanak sağlanması, işin görülmesini isteyen kişi ile bu işi yapacak kişinin uygulama aracılığı ile bir araya getirilmesi süreçlerini kapsayan bir çalışma modelidir[2]. Bu çalışma modelinde üçlü bir ilişki bulunmaktadır. İşin yapılmasını talep eden (müşteri), işin/hizmetin yapımını üstlenen (çalışan) ve bu iki tarafı bir araya getiren internet sitesi ve/veya mobil uygulamadır. Bu tür çalışma modeline Uber çalışanları ile moto-kurye çalışanları örnek olarak gösterilmektedir[3]. Dijital emek platformunun bu uygulaması konum bazlı (location based) bir platform uygulamasıdır. Bu çalışmada, müşteri tarafından yapılması talep edilen iş, bu işi talep eden müşterinin ev ya da işyerinde gerçekleşir. Ancak söz konusu hizmete dair talep ve bu talebi yerine getirecek kişi dijital platform üzerinden buluşur. Örneğin ev hizmetleri, tamirat/tadilat işleri, nakliye/taşımacılık işleri, bu platform üzerinde buluşularak yapılabildiği gibi dijital platformlar üzerinden sipariş edilen yiyecek, market ürünleri ve restoran siparişlerinin teslimatını yapan, uygulamada (esnaf) moto-kurye olarak isimlendirilen çalışanlar da bu kapsamda değerlendirilir[4].
Peki, dijital emek platformu üzerinde buluşarak hizmet sunan çalışanlar bağımsız çalışan mı? Yoksa bağımlı çalışan işçi mi? Ya da işçi benzeri çalışan olarak mı nitelendirilecektir?
Mevzuatımızda bu tür çalışanlar, klasik anlamda işçi statüsünde değerlendirilmemektedir. Doğrudan işçi statüsünde istihdam edilenler hariç bunlar sosyal sigorta sistemine bağımsız çalışanlar olarak bildirimi yapılan kişilerdir. Ancak, Avrupa Birliğine üye ülkelerin ulusal hukuk sistemlerine bakıldığında platform çalışanlarıyla ilgili olarak Hollanda, Almanya, Fransa, İspanya, İtalya ve İngiltere mahkemeleri, bu kişilerin bağımsız çalışan olmadıklarını karara bağlamışlardır[5]. Özellikle 2021 yılında platform çalışanlarıyla ilgili önemli gelişmeler yaşanmıştır. Nitekim 2021 yılı Şubat ayında İngiltere’de yüksek mahkeme tarafından Uber sürücülerinin bağımsız çalışan değil, çalışan olduğu yönündeki karar, 2021 yılı Ağustos ayında İspanya’da moto-kuryeler ile ilgili kabul edilen özel yasa ve Hollanda’da Uber çalışanlarının bağımsız çalışan olmadıklarıyla ilgili gelişmeler önemli gelişmeler olarak kayda geçmiştir. Avrupa Komisyonu, 09.12.2021 tarihinde platform çalışanları ile ilgili olarak çalışma koşullarının geliştirilmesi ve Avrupa Birliği içinde dijital platformların sürdürülebilir büyümeleri için bir dizi önlemi içeren bir teklif hazırlamışlardır[6].
Sonuç olarak, dijital çalışma kavramı, internet üzerinden hizmet veren uygulamalar aracılığı ile bir hizmetin sunumu ve/veya işin yapılmasına olanak sağlanması, işin görülmesini isteyen kişi ile bu işi yapacak kişinin uygulama aracılığı ile bir araya getirilmesi süreçlerini kapsayan bir çalışma modelidir. Türk mevzuatında bu tür çalışanlar, klasik anlamda işçi statüsünde değerlendirilmemektedir. Doğrudan işçi statüsünde istihdam edilenler hariç dijital platform çalışanları sosyal sigorta sistemine bağımsız çalışanlar olarak bildirilmektedir. Ancak, dijital platform çalışanları AB üyesi ülkelerin yüksek mahkemeleri tarafından bağımsız çalışan değil, çalışan olarak kabul edilmektedir. Nihayetinde, ülkemizde henüz doktrinde tartışılan ve yüksek mahkeme kararlarına yansımamış bu konuda önümüzdeki süreçte yasal düzenlemelerde “işçi” ve “çalışan” kavramlarının yeniden tanımlanması ile konu açıklığa kavuşturulabilecektir.
Lütfi İNCİROĞLU
[1] İNCİROĞLU, Lütfi, Çalışma Hayatında Esnek Çalışma Uygulamaları, 2. Baskı, İstanbul 2020, s.1; AYKAÇ, Hande Bahar, Platform Ekonomisi: İş Hukukunda Yarattığı Sorunlar Üzerine Bir Değerlendirme, SİCİL, Yıl 2020, Sayı:44, s.70 vd.
[2] YILDIZ, Gaye Burcu, Dijital Emek Platformları Üzerinden Çalışanların Hukuki Statülerinin Belirlenmesi, SİCİL, s.29; AYKAÇ, Platform Ekonomisi, SİCİL, s.87 vd.
[3] YILDIZ, Dijital Emek Platformları, SİCİL, s.29 vd.
[4] AYKAÇ, Platform Ekonomisi, SİCİL, s.89 vd.
[5] YILDIZ, Dijital Emek Platformları, SİCİL, s.33; AYKAÇ, Platform Ekonomisi, SİCİL, s.83 vd.
[6] YILDIZ, Dijital Emek Platformları, SİCİL, s.34; AYKAÇ, Platform Ekonomisi, SİCİL, s.83 vd.










İhracatçılar, yakın zamana kadar finansman bulamama, döviz kurlarının enflasyon rakamlarının gerisinde kalması ve enerji fiyatlarındaki yükseklik gibi sorunlarla mücadele ederken pandemi sonrasında seyahat taleplerinin tekrar gündeme gelmesiyle vize sorunuyla başbaşa kaldılar. Vize sorunu ihracatçıların sorunları arasında liste başı konumuna yükseldi.
Ülkemiz için ihracat kadar ihracatın finansmanı da önemlidir. İhracat yapabilmek adına uygun finansmanın ihracatçılara sunulması gereklidir ki global piyasalarda ihracatçımızın fiyatları uygun hale gelebilsin diye.
İhracat yapmak amacıyla kullandırılacak kredi;


Gelecekteki Krizlere Karşı Direnci Artırmak
Bir yönetim uzmanı olan Dr. Harvey tarafından 1974 senesinde kaleme alınan bir hikâye, dört kişinin isteksiz bir şekilde bulundukları bölgeden 80 km uzaklıktaki Teksas’ın Abilene şehrine yaptıkları bir yolculuğu anlatır.


Teknoloji Geliştirme Bölgeleri; ileri teknoloji kullanan ya da yeni teknolojilere yönelik firmaların belirli bir üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü, ya da AR-GE merkez veya enstitüsünün olanaklarından yararlanarak teknoloji veya yazılım geliştirdikleri, teknolojik bir buluşu ticari bir ürün yöntem veya hizmet haline dönüştürmek için faaliyet gösterdikleri ve bu yolla bölgenin kalkınmasına katkıda bulundukları, üniversite, yüksek teknoloji enstitüsü ya da AR-GE merkez veya enstitüsü alanı içinde veya yakınında; akademik, ekonomik ve sosyal yapının bütünleştiği siteyi veya bu özelliğe sahip teknoparkları ifade etmektedir.
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, Türkiye’nin ihracatı mayıs ayında geçen yıl aynı döneme göre yüzde 14 artışla 21,7 milyar dolar oldu. Mayıs ayında 2,5 milyar dolarlık ihracat gerçekleştiren kimya sektörü ise en çok ihracat yapan ikinci sektör oldu. Sektörün bu yıl ilk beş aylık ihracatı 12,3 milyar dolar oldu. Kimya sektörü mayıs ayında ülke ihracatından yüzde 11,3 pay aldı.
Kimya sektörünün Mayıs ayı ihracat rakamlarını değerlendiren İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Adil Pelister, “Sektörümüz mayıs ayında 2,5 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi. İlk beş aylık ihracatımız 12 milyar doları aştı. Son on iki aylık sektör ihracatımız yüzde 8,8 artışla 32 milyar dolara ulaştı. Enflasyon ve faiz baskısı ile küresel durgunluğun yaşandığı zor bir süreçten geçiyoruz. Almanya’nın resesyona girmesi ile birlikte AB ülkelerindeki ekonomik durgunluğun boyutunu görmüş olduk. Bu durgunluğun önümüzdeki dönemde yerini canlanmaya bırakmasını bekliyoruz. Nitekim yurt dışı pazarı hakkında öncü göstergelerden ihracat iklimi endeksi ve ülkemiz için öncü ekonomik göstergelerden imalat sanayi kapasite kullanım oranı ve imalat sanayi PMI rakamlarından da hafif de olsa yeniden canlanmanın başladığını görebiliyoruz. Mayıs ayında kapasite kullanım oranı hem sektörümüzde hem genel imalat sanayinde artış gösterdi.
İtirazen Şikayet Konusu; İtirazen şikâyet dilekçesinde özetle, İhale üzerinde bırakılan isteklinin kendi adına düzenlenmiş kayıt tescil belgesi sunmadığı iddialarına yer verilmiştir.
Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA), Nisan 2023 küresel hava kargo piyasalarına ilişkin verileri yayınladı ve bir önceki yılın talep performansına göre daha yavaş olmakla birlikte düşüşün devam ettiğini gösterdi.
IATA Genel Müdürü Willie Walsh, hava kargo sektörünün COVID-19 krizini atlatmasını sağlayan dayanıklılık, kriz sonrasında da kritik önem taşıdığını söyledi. Walsh sektör değerlendirmesinde şunları söyledi, “Hava kargo sektörü, yolcu talebindeki toparlanmanın beraberinde getirdiği göbek kapasitesindeki genişlemenin sonuçlarına göre kendini ayarlıyor. Preighter operasyonları Mart ayında durdu ve yük taşıma hizmetleri Nisan ayında %2,3 oranında azaltıldı. Talep ortamını okumak oldukça zor. Enflasyonun düşmesi kesinlikle olumlu bir gelişme. Ancak bunun talebi canlandırabilecek daha gevşek para politikalarına yol açma derecesi ve hızı belirsiz.”
Asya-Pasifik havayollarının hava kargo hacimleri Nisan 2023’te, 2022’nin aynı ayına kıyasla %0,4 oranında azaldı. Bu, Mart ayına (-%6,8) kıyasla performansta önemli bir iyileşmeydi. Bölgedeki mevcut kapasite, işin yolcu tarafından giderek daha fazla göbek kapasitesinin devreye girmesiyle Nisan 2022’ye kıyasla %41,2 oranında arttı.