Öncelikle meydana gelen deprem nedeniyle hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allahtan rahmet, yakınlarına baş sağlığı, yaralılara ise acil şifalar diliyorum. Acımız çok büyük ancak bu badireyi hep birlikte ülke olarak atlatacağımıza ve yaralarımızı saracağımıza inanıyorum.
İş hukuku uygulamasında sel, kar, deprem gibi doğal olaylar nedeniyle ulaşımın kesilmesi, salgın hastalık sebebiyle karantina uygulaması gibi durumlar zorlayıcı nedenler olarak kabul edilmektedir.
Zorunlu nedenle çalışamayan ya da herhangi bir nedenle çalıştırılamayan işçiye bu bekleme süresi içinde bir haftaya kadar yarım ücret ödenmesi 4857 sayılı İş Kanunu’nun 40 ıncı maddesinde ön görülmüştür.
Madde metninde belirtilen yarım ücretten 4857 sayılı Kanunun 32 nci maddesinde belirtilen genel anlamda ücretin yarısını anlamak gerekir. Kanunun bu maddesi, 4857 sayılı Kanun’un 24-III ve 25-III maddelerinde yer alan zorlayıcı nedenlerle çalışamayan ve çalıştırılamayan işçilerden söz etmektedir.
Zorlayıcı nedenlerden dolayı işyerinde faaliyetin durması halinde, işçiye bir haftalık süre için yarım ücret ödenir. Bir haftalık durma süresinden sonra işçi, iş sözleşmesini 4857 sayılı Kanun’un 24-III maddesi gereğince feshetmekte serbesttir. Dilerse yeniden işin başlamasına kadar bekleyebilir. Bu bekleme süresinde işçinin iş sözleşmesi askıda kalır. İşverenin yarım ücret ödeme yükümlülüğü bir haftaya kadardır.
4857 sayılı Kanun’un 25-III maddesine göre zorlayıcı nedenlerde, işçinin kendisi ile ilgili olup, onun işyerine devamını engelleyen nedenlerdir. Örneğin; işçinin işine devamını olanaksız kılacak biçimde yaşadığı bölgede deprem meydana gelmesi, evini su basması, evinde yangın çıkması, tutuklanması ya da sıkıyönetim bölgesi dışına çıkarılması gibi durumlar zorlayıcı nedenlerden sayılmaktadır. Bu durumlardan dolayı işine gidemeyen işçinin iş sözleşmesi 25 inci maddenin II. bendinin (g) fıkrası gereğince bildirimsiz ve tazminatsız olarak feshedilemez. Zorlayıcı nedenler, önceden bilinip önlem alınmasına imkan vermeyen olaylardan kaynaklandığından, işçinin durumunu zamanında işverene bildirmesi de mümkün olmayabilir. Bu durumdan ötürü işine devam edemeyen işçiye bir haftaya kadar her gün için yarım ücret ödenir. Anılan bir haftalık süreye, 4857 sayılı Kanunun 46 ncı maddesi gereğince hafta tatilleri de girer.
Yargıtay’a göre de ”4857 sayılı İş Kanununun 25 inci maddesinin (III) numaralı bendinde, işçiyi işyerinde bir haftadan fazla süre ile çalışmaktan alıkoyan zorlayıcı bir sebebin ortaya çıkması halinde, işverenin derhal fesih hakkının olduğu açıklanmıştır.
İşçiyi çalışmaktan alıkoyan nedenler, işçinin çevresinde meydana gelmelidir. İşyerinden kaynaklanan ve çalışmayı önleyen nedenler bu madde kapsamına girmez. Örneğin işyerinin kapatılması zorlayıcı neden sayılmaz (Yargıtay 9.HD. 25.4.2008 gün 2007/16205 E, 2008/10253 K.). Ancak, sel, kar, deprem gibi doğal olaylar nedeniyle ulaşımın kesilmesi, salgın hastalık sebebiyle karantina uygulaması gibi durumlar zorlayıcı nedenlerdir.
İşyerinden kaynaklanan zorlayıcı nedenler ise değinilen madde kapsamında olmayıp, aynı Kanunun 24/III maddesinde düzenlendiği üzere işçiye derhal fesih hakkı veren nedenlerdir.
4857 sayılı Yasanın 40’ıncı maddesi uyarınca, işçiye zorlayıcı nedenlerle Kanunun 25/III maddesi kapsamında kalan “çalışılmayan süreler” için yarım ücret ödenir. İşçinin iş sözleşmesinin zorlayıcı nedenlerle 25/III bendi uyarınca feshi halinde, işverenin bildirim şartına uyma ya da ihbar tazminatı yükümlülükleri bulunmamaktadır. Ancak, 1475 sayılı Yasanın 14’üncü maddesi uyarınca kıdem tazminatının ödenmesi gerekir[1].
Sonuç olarak, meydana gelen deprem nedeniyle çalışamayan ya da işyerinin depremden etkilenmesi nedeniyle çalıştırılamayan işçiye bu bekleme süresi içinde bir haftaya kadar yarım ücret ödenir (İşK. m.40). Bu bir haftalık süreye hafta tatili de girer (İşK. m.46). Nitekim işçinin işe devamını olanaksız kılacak deprem zorlayıcı neden sayılır ve işe gidememesi bu kapsamda değerlendirilir. Zorlayıcı nedenler, önceden bilinip önlem alınmasına imkan vermeyen olaylardan kaynaklandığı için işçinin durumunu zamanında işverene bildirmesi de mümkün olmayabilir. İşçi, dilerse yeniden işin başlamasına kadar bekleyebilir. Bu bekleme süresinde işçinin iş sözleşmesi askıda kalır. Bir haftalık bekleme süresinden sonra işçi dilerse, iş sözleşmesini feshetmekte serbesttir (İşK. m.24/III).
Lütfi İNCİROĞLU
[1] Y9HD.9.5.2016 T., E.2016/7176, K.2016/11447 Legalbank.










Şubat 2023 sayımız yine dopdolu. Dergi içeriği günden güne genişliyor. Satınalma ve tedarik zinciri iş çevresini ilgilendiren gelişmeleri derinlemesine analiz etmeye gayret gösteriyoruz. Kıymetli öğretim üyeleri ve alanında uzman yöneticilerimizin kaleme aldığı yazılar büyük beğeni topluyor. Katkı veren tün yazarlarımıza teşekkür ederim. Bu sayımızdan başlayarak Tedarik Zinciri Gündem klasörüne dergi ekinde yer vereceğiz.

T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Denizcilik Genel Müdürlüğü koordinasyonunda, DFDS tarafından, Pendik Limanı’ndan yüklemesi yapılan Cappadocia Seeways gemisi ile İskenderun bölgesine konteyner ev, çadır, mobil tuvalet, mobil mutfak, ambulans, karavan ve benzeri tekerlekli yardım araçlarının ücretsiz taşıması gerçekleştirilecektir.
Emre Tekinalp: 



Bu yazımda Endüstriyel Fırın sektörünün ihtiyaç duyduğu organizasyon şeması hakkında bilgi vereceğim. Bütün imalat sektöründe organizasyonlar benzer olmakla birlikte özellikle endüstriyel fırın üreticileri için özel pozisyonlar olmalı diye düşünüyorum. Aşağıdaki şema ve görevler fabrikanın büyüklüğüne göre değişebilir ama amaç bu listeyi yakalamak olmalı.
İthalat ve İhracat Müdürü
Çelik yapı sistemi Türkiye’nin gündemine oturmalı.
Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı Yalçın Ertan, “Deprem değil bina öldürür sözünün üzülerek doğruluğu ile tekrar yüzleşmek durumunda kaldık. Artık deprem olduktan sonra çare üretmek yerine yapılarımızı depreme dayanıklı halde inşa edilmesi için biz üstümüze düşen çalışmaları yapmaya hazırız. Güvenlik için binalarda kırılgan olmayan esnek yapısı, dayanımı ve hafifliği ile depreme karşı son derece güvenli bir model olan çelik yapı modelinin yaygınlaştırılması gerekmekte. Betonarme yapılara kıyasla çelik konstrüksiyon yapıların özellikle deprem kuşağında yer alan bölgeler için birçok avantajı bulunmaktadır. Çelik yapı sisteminin maalesef ki Türkiye’de bilinirliği oldukça düşük. Avrupa ve Amerika’da çelik sistem kullanımı yüzde 40’lardayken, bu rakam Türkiye’de yüzde 1 civarında seyrediyor.” dedi.
Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçeleri merkezli 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlerde aldığı ağır hasar sonrasında kullanılamaz hale gelen ve tüm uçuşların durdurulduğu Hatay Havalimanı pistindeki tahribat, bölgeye hızla intikal eden İGA inşaat ve teknik ekiplerinin hummalı çalışması ile onarıldı. Afet bölgesine gönderilen lojistik yardımların ulaştırılması için hayati önem teşkil eden Hatay Havalimanı’nın pistinin öncelikli olan iki kilometrelik bölümündeki çalışmalar, 12 Şubat Pazar günü itibarıyla tamamlanarak; operasyona hazır hale getirildi.
Hatırlanacağı üzere; tüm bölgeyi sarsan depremler sonucunda üç kilometrelik pistin 45 ayrı noktasında oluşan parçalanma ve yarıklar sebebiyle Hatay Havalimanı ulaşıma kapatılmıştı. Şehir merkezine yaklaşık altı kilometre mesafede bulunan ve yardımların zamanında bölgeye ulaşabilmesi için kritik önem teşkil eden havalimanının bir an önce hizmete açılması bekleniyordu.
Genelde ikili tartışmalarda, sürtüşmelerde hatta didişme de denilen kavga yada sükûnet öncesinde taraflardan biri tarafından diğerine sarf edilen soru cümlesidir. Ama benim, kişinin kendisi hakkındaki bir bilgiyi neden karşı tarafa sorduğunu (hatta höykürüldüğünü) anlayamadığım bir sorudur bu;
Tam da Nihai Kullanım İzninden yani İthalat Rejim Kararı eki V sayılı listeden bahsediyoruz.
Merkez üssü Kahramanmaraş olan iki yıkıcı deprem, 10 ilde büyük kayıplara yol açtı. Her kesimden ‘Gün birlik beraberlik günü’ mesajı gelirken, ülkenin önde gelen sivil toplum kuruluşları ve şirketleri de yardım seferberliği başlattı. Konteynerden giyim ve gıda yardımına kadar birçok ihtiyaç için tırlar yola çıktı, çıkmaya devam ediyor. Bu kapsamda ihracat gücüyle öne çıkan Yako Groups, bir yardım kampanyası başlatarak depremzedelere destek olmak amacıyla konteyner üretimine geçti. Maliyetine konteyner üretimine başlayan firma, daha hızlı ve daha fazla üretim için gerek özel sektör gerekse sivil toplum kuruşlarına da destek çağrısında bulundu.
Bu sebeple STK’lar başta olmak üzere tüm sektör temsilcilerinden daha da çok ve seri üretim için destek bekliyoruz. Çok üretmemiz ve yurttaşlarımızı sıcak barınaklara yerleştirmemiz gerekiyor. Şu anda en temel ihtiyaç yemek ve barınma. Soğuk günlerde tek oda konteynerlar ile destek sağlayacağız. Deprem bölgelerine göndereceğimiz konteynerler zorlu kış şartlarında dışarda kalan ailelere inşallah yardımcı olur. Tüm milletimizi milli görevimize ortak olmaya davet ediyorum Bu elim hadise karşısında tek yürek olarak, birlik içinde hareket ediyoruz..” Diye konuştu.