Kısmi Teklife Açık İhalede, Toplam Teklif Tutarını Yazmayan Firma Değerlendirme Dışı Bırakılır mı?

 

İtirazen Şikayet Konusu; Kısmi teklife açık ihalede, gerek birim fiyat teklif mektubunda gerek cetvelinde, kısımların tutarları ve kısım toplamları doğru iken, toplam teklif tutarının (kısımların toplamının) yazılmamasının esaslı bir eksiklik olup/olmadığı.

Kamu İhale Kurulu Kararı Özeti;  16.07.2020 tarihli ve  2020/UH.II-1234 sayılı Kamu İhale Kurulu kararına göre; Yapılan incelemede, ihalenin 3 kısımdan oluştuğu, şikayete konu kısmın “… Bitki Örtüsü Temizliği” işi olduğu, aşağıda yer verilen teklif cetvelinde yer aldığı üzere söz konusu kısmın 2 iş kaleminden oluştuğu, adı geçen kısmın ihalesi üzerine bırakılan isteklinin her bir iş kalemine ait teklif edilen birim fiyatlara ve iş kalemlerinin toplamına uygun olacak şekilde kısım toplam tutarına birim fiyat teklif cetvelinde yer verdiği, birim fiyat teklif mektubunda ise her bir kısma ait kısım toplam tutarlarının rakam ve yazı ile birbirlerine uyumlu bir şekilde yazıldığı, diğer taraftan kısımların genel toplamına ise hem birim fiyat teklif mektubunda hem birim fiyat teklif cetvelinde yer verilmediği görülmüştür.

4)İhale konusu işin, ekteki cetvelde yer alan kısımların //bu teklif mektubunun ekinde yer alan birim fiyat teklif cetvelindeki her bir iş kalemi için teklif ettiğimiz birim fiyatlar üzerinden Katma Değer Vergisi hariç;

[1.KISIM-… BİTKİ ÖRTÜSÜ TEMİZLİĞİ-(1.849.938,18 TL>(BİR MİLYON SEKİZ YÜZ KIRK DOKUZ BİN DOKUZ YÜZ OTUZ SEKİZ LİRA ON SEKİZ KURUŞ)

2.KISIM-…           BİTKİ ÖRTÜSÜ TEMİZLİĞİ 1.399.197,50TL)-(BİR MİLYON ÜÇ YÜZ DOKSAN DOKUZ BİN YÜZ DOKSAN YEDİ LİRA ELLİ KURUŞ)

3.KISIM-… BİTKİ ÖRTÜSÜ TEMİZLİĞİ-(1.850.826,20 TL>(BİR MİLYON SEKİZ YÜZ ELLİ BİN SEKİZ YÜZ YİRMİ ALTI LİRA YİRMİ KURUŞ)]

…Bu çerçevede, söz konusu ihalenin şikayete konu 3’üncü kısmı olan  “… Bitki Örtüsü Temizliği” işine ilişkin olarak birim fiyat teklif cetvelinde istekli tarafından, iş kalemlerine ait teklif edilen birim fiyatların ayrı ayrı yazıldığı, iş kalemlerinin toplamının ise “kısım toplam tutarı” satırına doğru bir şekilde aktarıldığı, aynı şekilde söz konusu kısma ait teklif edilen bedelin rakam ve yazı ile birbirine uygun olarak birim fiyat teklif mektubunda yer verildiği, idari şartnamede yer alan düzenlemeler çerçevesinde ihalenin kısmi teklife açık olduğu, her bir kısım için verilen tekliflerin ayrı ayrı değerlendirilerek ekonomik açıdan en avantajlı teklif sahibi isteklinin belirleneceği ve yine her bir kısım için ayrı ayrı birim fiyat sözleşmesi imzalanacağı anlaşıldığından, yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri çerçevesinde şikayete konu hususun teklifin esasını değiştirecek ve ihale komisyonunu çelişkiye düşürecek nitelikte bir eksiklik olmadığı sonucuna varılmış, başvuru sahibinin bu yöndeki iddiası yerinde görülmemiştir.

Mehmet ATASEVER

Kamu İhale Kurulu Eski Üyesi/ Akademisyen

Çaturanga Oynayalım mı?: Feda Edilen Piyonlardan Yenilmez Vezirlere…

 

Piyonlar, en kolay feda edilenlerdir. Emin misiniz? Satranç, yüzyıllardır oynanan bir strateji oyunudur. En kaba haliyle, belirli taşların satranç tahtası denen bir düzlemde rakibin en kıymetli taşı olan şahını elde etme oyunudur. Oyunda farklı taşların farklı hareket kabiliyetleri ve buna uygun olarak da, farklı önem dereceleri olduğu düşünülür. Ki şah oyunun sonunu getirdiğine göre, en önemlisi olduğunu tartışmak da gereksiz… Ve elbette oyunun başında şahın yanında duran, kıymetli bir vezir… Oyundaki taşların önemi ile sayısı arasında ise, negatif bir korelasyondan söz edilebilir. Benzer taşların sayısı arttıkça, değerleri azalacaktır. Bu yüzden de sekiz adet olan piyonlar, bu sistematikte en zayıf halkalar olarak görülebilirler. Ancak buraya ek bir bilgi eklememiz, oyundaki taşların değerine yeniden bakmamıza katkı sağlayabilir.

Eğer oyunculardan biri, elindeki piyonu rakibinin alanının son karelerinden birisine ulaştırmayı başarabilirse, piyon istenilen herhangi bir taş ile değiştirilebilir. Yani sekiz adet piyon, potansiyel bir vezir adayıdır. Çok kolay olmamakla birlikte sekiz adet dönüşmüş piyon ve bir de gerçek vezir birlikte, dokuz vezirlik bir ordu söz konusu olabilir ki, yenilmezlik bir gerçeklik haline gelebilir. O halde, oyundaki taşların güçleri isimlerinden ziyade, sahip oldukları potansiyellerde gizlidir. Gerçek hayat ile satranç arasında bir benzetim mümkün müdür?

İş hayatı ile satranç arasında benzerlikler kadar farklılıklar da mevcuttur. Satrancın olmazsa olmazı, birkaç hamle sonrasını rakibin potansiyel hamlelerini de öngörerek düşünebilmektir. Ki stratejik yönetimin ilk basamağına hoşgeldiniz!… Elbette tahminler, bilgiye (daha da önemlisi araştırmaya dayalı olmalı) dayanarak alındığında, satrançtan çok daha başarılı olabilirsiniz. Ancak satrancın gerçek hayattan en temel farkı da burada karşımıza çıkıyor. Oyunda sadece bir rakip ile mücadele ederken, gerçek hayatta bazen sayısından emin olamadığınız kadar çok ya da sayısı bilinen ama yine çok sayıda rakip ile hamle öngörüsünde bulunmaya çalışırsınız. Satrançta oyun alanı sınırlı ve belirlidir. Ancak yerel bir işletmenin rakibi, küresel bir dev de olabilir; sosyal mecradan ikame ürün satan bir girişimci de… Satrançta mutlak kazanan ve kaybeden varken, iş hayatında başarının farklı varyasyonlarından söz edilebilir. Dediğimiz gibi farklılıklar da benzerlikler de mevcut… Burada altının çizilmesi gereken nokta ise, iş hayatında da satrançta da önemli olan, elinizdeki taşlara sizin verdiğiniz değerdir.

Ekonomik krizde ilk kimlere kapı gösteriliyor? Yıllardır aynı şirkete hizmet eden birileri, o ya da bu sebeple tenzil-i rütbe ile karşılaşıyor mu? Nasılsa çalışan kolay bulunuyor diyenler mi var? Maaşları azaltalım, işine gelmeyeni muhasebecimiz ile sohbete gönderelim felsefesi mi hakim? İş ilişkisini muhtaçlığa dönüştürenler ile başarı mümkün olabilir mi? Birilerinin inat ve ısrarla anlamadıkları piyon olarak gördüklerinin, sahip oldukları vezir potansiyellerini ortaya çıkartamama nedenlerinin kendileri olmaları… Birçok sektörümüzde iş gücü devir oranı rakamları küresel oyuncularla ya da başarılı işletmelerle kıyaslandığında, korkunç yüksek… Piyon feda edilir… Bu yüzden de, bir piyonun gölgesi kadar ilerleme mümkün olamıyor. Peki başaranlar? Nerede farklılar?

Artık şah da piyon da yok… Çok değil 15 sene öncesinin en değerli işletmelerine bakın, dönüşüm hızı yüksek… Devler küçülüyor, küçükler devleşiyor. Yeni dünyada sahip olunan potansiyel ve bunun yönetilmesi, iş hayatını tümüyle değiştirmeye de devam edecek.

Dikey hiyerarşiler ile üstlerin kararlarına tabi şirketler de yok… Birlikte öğrenen, birlikte gelişen ve birlikte geleceğe adım atan işletme kültürleri var. Ofis tasarımından, çalışma saatlerinin bireyler tarafından oluşturulduğu sistemlere kadar “özgürlük” iş hayatının en kuvvetli rüzgarına evrildi. Bireyler oluşturdukları değer için takdir görürken, bireysel gelişimlerinin kurumsal gelişimin yapı taşı olduğu temel ön kabullerden…

Birey değerlidir. İster satraçta, isterse iş hayatında… Bireye değer veren, başarıya erişirken; feda ile yola devam edenlerin sonu başladıkları yerde olmakla eşdeğer… Oyunu ve oyuncuları anlamadan, oyunda başarılı olma şansımız olabilir mi?

COVID-19 SONRASI TEDARİK SEKTÖRÜNÜ NELER BEKLİYOR?

Satın almanın, “yeni normale” geçilirken şirketlerdeki büyümeye öncülük etmesi bekleniyor. Satın alma liderleri, bu beklentiyi karşılayabilmek için bir yakın gelecek planı oluşturmaya başladı.
Peki, bu planlamada hangi başlıklar var? Covid-19 sonrası tedarik sektöründe beklenen gelişmeler neler?
Araştırma şirketi McKinsey & Company, geçtiğimiz günlerde satın alma liderlerine bu konuyla ilgili görüşlerini sordu. Görüşlerin ortak noktası şuydu: “Olağanüstü bir dönemde öğrenilen zor kazanılmış dersleri uygulamak için yeni ortaya çıkan bir enerji ve tedarik sektörünün yeniden tasarlanması söz konusu.

Bahsedilen yeniden tasarlamayı 5 ana başlıkta sunmak mümkün.
• Sıfır temelli bütçeleme, kategori ve değer yaratma stratejileri ile maliyet tasarrufu hedeflerini yeniden düzenleyin.
• Tedarikçi ortaklıklarına ve ortak inovasyonlara yatırım yaparak yeni fırsatların kilidini açın.
• Ekonomik değerleri akıllıca kullanın, dijitalleşmeden ve harcama analizlerinden yararlanın.
• Geleceğe hazır bir işletme modeline dönüşerek uzaktan çalışma pratiklerini etkinleştirin.
• Hem geçmişten gelen hem de yeni yetenekleri teşvik ederek, çalışanların yeni çalışma modellerine uyum sağlamasına yardımcı olun.

Şirketlerin büyük bir kısmı, Covid-19 döneminde maliyetleri düşürme hedeflerini yerine getiremedi. Bunun nedenleri arasında; tedarik zinciri esnekliğini artırmak için kaynakların yeniden yönlendirilmesi, tedarikçilerin yaşadığı finansal zorluklar ve hem talep hem de arz hacimlerindeki büyük değişimler sayılabilir.
Öte yandan, pandeminin satın alma ve tedarik yapan firmalar açısından yarattığı sıkıntılar dijital dönüşüm üzerinde hızlandırıcı bir etki yaptı.

Tedarik sürecini kağıtla dolu bir süreçten, satın alma uzmanlarının belge yoğunluğundan bunalmadığı bir sürece dönüştüren temassız satın alma, giderek daha fazla firmanın e-satınalma ve e-ihale platformlarına geçiş yapmasını sağlayacak.
Birçok satın alma uzmanı, son zamanlarda tedarikçileriyle yalnızca çevrimiçi olarak etkileşime girmeye alıştı. Artık çoğu kişi eski telefon görüşmesi trafiğine veya basılı katalog, broşür vb. fiziksel satış materyalleri kullanımına geri dönmek istemiyor.
Tedarik dijitalizasyonunda başarılı olmak, ekipteki herkesin ilgili ve özverili olmasını gerektiriyor. Satın alma sürecinde karşılaşılan beklenmedik zorlukların üstesinden gelmek ve gelecek döneme odaklanmak şirketlere pek çok avantaj getirebilir. Büyüme hedefleri ve gelecekteki rekabet gücü için iyi donanımlı olmak tercih edilecektir.

 

 

 

İşe İade Edilen İşçinin İşe Başlatması Sırasında Eğitim ve Sınav Şartına Bağlı Tutulması Hukuka Uygun mudur?

Lütfi İNCİROĞLU

4857 sayılı İş Kanunu’na göre, iş güvencesi kapsamındaki işçinin fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı iddiası ile fesih bildirim tarihinden itibaren işe iade talebi ile bir ay içinde İş Mahkemeleri Kanunu uyarınca arabulucuya başvurma hakkı bulunmaktadır. Arabulucuda anlaşma sağlanamaması üzerine anlaşmazlık tutanağının düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde işçi, iş mahkemesine dava açabilir (İşK m.20). İşçi, iş mahkemesinde işe iade davasını kazanırsa, işveren, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. Ancak, işveren işe başlatma aşamasında işçiyi sırf işe başlatmamak amacını güderek bir takım şartları dayatmaması gerekir.

Nitekim Yargıtay’a göre, “4857 sayılı İş Kanunu’nun Geçersiz sebeple yapılan feshin sonuçları” başlıklı 21. maddesi uyarınca, işverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkemece veya özel hakem tarafından tespit edilerek feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işveren, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. İşçiyi başvurusu üzerine işveren bir ay içinde işe başlatmaz ise, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur.

Mahkeme veya özel hakem feshin geçersizliğine karar verdiğinde, işçinin işe başlatılmaması halinde ödenecek tazminat miktarını da belirler.

Kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları ödenir.

İşçi işe başlatılırsa, peşin olarak ödenen bildirim süresine ait ücret ile kıdem tazminatı, yukarıdaki fıkra hükümlerine göre yapılacak ödemeden mahsup edilir. İşe başlatılmayan işçiye bildirim süresi verilmemiş veya bildirim süresine ait ücret peşin ödenmemişse, bu sürelere ait ücret tutarı ayrıca ödenir.

İşçi kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır. İşçi bu süre içinde başvuruda bulunmaz ise, işverence yapılmış olan fesih geçerli bir fesih sayılır ve işveren sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olur…”

Görüldüğü üzere, işverence yapılan feshin geçersizliği ve işe iadenin geçerlilik kazanabilmesi için işçinin yasal süre içinde işe başlatılma isteğiyle işverene başvurması gerekir. Başvuru koşulu yerine geldiği takdirde fesih geçersiz hale gelir. Ancak işçinin işe başlaması için işverenin başvurudan itibaren bir ay içinde onu işe başlatması beklenir. İşveren işçiyi mutlak biçimde işe başlatmak zorunda değildir, kanun işverene seçimlik hak tanıyarak, işçiyi çalıştırma veya maktu bir tazminat ödeyerek sözleşmeyi sona erdirme imkanı tanımaktadır.

Belirtilmelidir ki, işçinin işe başlama yönündeki iradesinin samimi olması gerektiği gibi, işverenin işe davete dair beyanının da ciddi ve samimi olması gerekir. İşverenin işe başlatma amacı olmadığı halde işe başlatmama tazminatı ödememek için yapmış olduğu çağrı, gerçek bir işe başlatma daveti olarak değerlendirilemez.

Bu nedenle işverenin işe davet ederken, işçinin hangi işte nerede ve ne şekilde, hangi şartlarla işe başlatılacağını, işe davet yazısında belirtmesi gerekir. Davette başlatılacak iş, başlatılacak işyeri, iş şartları, hazır olunması gereken tarih, verilen süre belirtilmemiş ise davetin ciddi ve samimi olup olmadığı tartışma konusu olacaktır.

Öte yandan, işverenin işçiyi işe başlatması şarta bağlı tutulmamalıdır. İşveren işe başlatmayı şarta bağlı tutmuşsa, bu işe başlatma daveti usulüne uygun sayılamayacağından, işveren işe başlatmamanın hukuki sonuçlarından, diğer bir ifade ile 4857 sayılı Kanun’un 21. maddesine göre feshin geçersizliği davasında belirlenen iş güvencesi tazminatı ile çalıştırılmadığı en çok dört aylık süre ücreti ve feshe bağlı diğer haklarının ödenmesinden sorumlu olacaktır.

Somut olayın incelenmesinde, dosya içeriği ve özellikle birbiri ile uyumlu tanık beyanları uyarınca; davacının işe başlamak üzere işverenin davetinde belirtilen yerde, belirtilen gün ve saatte hazır bulunduğu ancak, işverenin işe başlatmadan önce işe iade kararına aykırı olan ve işe davet yazısında belirtmediği bir eğitim ve sınava tabi kılma şartını dile getirdiği, bunun üzerine davacının işyerinden ayrıldığı anlaşılmaktadır.

Yukarıda yapılan maddi ve hukuki açıklamalar doğrultusunda, davalı işverenin davacıyı işe başlatmadan önce eğitime tabi tutarak sonrasında yapılacak sınavda başarılı olma şartını ileri sürmesi nedeniyle işe başlatmayı şarta bağladığı, buna göre işverenin davacıyı işe başlatma amacı olmadığı, işe başlatma yönündeki iradesinin samimi olmadığı benimsenmiştir.

Buna göre; işverenin işe başlatma yönünde yaptığı şarta bağlı çağrının gerçek bir işe başlatma daveti olarak kabulü mümkün değildir.

Hal böyle olunca, mahkemece, yukarıda açıklanan yasal düzenleme ve ilkelere uygun değerlendirme yapılarak davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygundur. Bu nedenle, direnme kararının onanması gerekir”[1].

Sonuç olarak, iş güvencesi kapsamındaki işçinin işe iade davasını kazanması durumunda, işçinin işe başlama yönündeki iradesinin samimi olması gerektiği gibi, işverenin işe davete dair beyanının da ciddi ve samimi olması gerekir. İşverenin işe başlatma amacı olmadığı halde işe başlatmama tazminatı ödememek için yapmış olduğu çağrı, gerçek bir işe başlatma daveti olarak değerlendirilemez. Bu nedenle işverenin işe davet ederken, işçinin hangi işte nerede ve ne şekilde, hangi şartlarla işe başlatılacağını, işe davet yazısında belirtmesi ve davetin ciddi ve samimi olması gerekir. Öte yandan, işverenin işçiyi işe başlatması şarta bağlı tutulmamalıdır. İşveren işe başlatmayı şarta bağlı tutmuşsa, bu işe başlatma daveti usulüne uygun sayılamaz ve işveren işe başlatmamanın hukuki sonuçlarından sorumlu olur. Örneğin, işverenin işçiyi işe başlatmadan önce eğitime (İSG hariç) tabi tutarak sonrasında yapılacak sınavda başarılı olma şartını ileri sürmesi nedeniyle işe başlatmayı şarta bağlaması bu anlamda değerlendirilebilir.

[1] YHGK. 01.10.2014 T., E.2013/1158, K.2014/743 Legalbank.

Satınalma Dergisi Şubat 2022 Yıl :10, Sayı 110

Kıymetli yöneticiler,

Şubat sayımız yine dopdolu. Bu sayımızda satınalma ve tedarik zinciri dünyasının kesişim noktalarında çok sayıda değerli içerik sizleri bekliyor. Müzakere yönetimi, mevzuat, dış ticaret çevresi, pazarlama, işletme yönetimi, mali konular, iş hukuku alanında pek çok makale ile karşınızdayız. Öğretim üyesi meslektaşlarım ve sektör yöneticilerimiz bilgi ve tecrübelerini aktardılar. Şubat sayımıza katkı veren tüm yazarlarımıza teşekkür ederim.

İş İmkânı Sunan Uygulamalı Gümrük ve Dış Ticaret Uzmanlığı Sertifika Programı 2. Dönem Yoğun Katılımla Başladı

Ünsped Gümrük Müşavirliği Lojistik Hizmetler A.Ş. ve İstanbul Üniversitesi iş birliği ile sektör ihtiyacını karşılamaya yönelik 2. Dönem sertifika programı başladı. Katılımcıların gümrük ve dış ticaret mevzuat ve uygulamaları hakkında bilgilendirmeyi, örnek uygulamalar ile karmaşık sorunları çözebilecek kapsamlı bir anlayış kazandırmayı, dış ticaret işlemlerinin süreçlerinde gerekli olan bilgileri ve temel uygulamaları öğretmeyi amaçlamıştır. 3. Dönem kayıt tarihleri için https://sem.istanbul.edu.tr/tr/_ web sitesinden bilgi edinebilirsiniz.

Dergi yazarı olmak istiyorum
Yazar ailemiz her geçen gün genişliyor. Sizler de birikimlerinizi paylaşmak isterseniz çalışmalarını doğrudan bana iletebilirsiniz. Yazar Bilgi Formu: Yazar bilgi formunu hızlıca aşağıdaki linkten doldurabilirsiniz. https://satinalmadergisi.com/yazar-ol/

Ticaretinize destek oluyoruz. E-mağazamızı devreye aldık.
Ürün ve hizmetlerinize ilişkin satış ilanlarınızı www.satinalmadergisi.com sayfamızda kolaylıkla yayınlayabilirsiniz. İlanınız aynı zamanda Satınalma Dergisi içerisinde de yerini alacaktır. Satıcı başvuru formunu https://satinalmadergisi.com/ticaret/ sayfasından doldurabilirsiniz.

Kurumunuzun yetkinliklerini yükseltin

Şirket olarak tüm dergi arşivine (110 sayı), araştırma raporlarına ve bir yıl boyunca 12 sayıya erişim sağlayın. Ticaret Portalı ve Dijital dergi aboneliği ile ilgili işlemleriniz için https://satinalmadergisi.com/dijital-islem-merkezi/ sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri (E-Kitap)
Katma değeri yüksek sektörel araştırma raporları ve kitapları sizlere paylaşmaya devam ediyoruz. Müzakere Teknik- leri ve Pazarlık Becerileri (147 sayfa) başlıklı eserimizi https://buyernetwork.net/muzakere linkinden indirebilirsiniz. Kitabı indirmek ve üyelik ücretsizdir.

Dergi içeriği ve ticaret iş birliği ile ilgili önerilerinizi editor@satinalmadergisi.com a yazmaktan çekinmeyin. Keyifli okumalar,

Prof. Dr. Murat Erdal
Editör

İhracatta Garantisiz Alacaklar ve Finansmanı – Bölüm 1

İHRACATTA GARANTİSİZ ALACAKLAR

İhracat işlemlerindeki asli sorunlardan bir tanesi, yapılan ihracat işlemlerindeki garantisiz alacaklardır. Adı üzerinde; garantisiz alacaklar tamamen ithalatçının iyi niyeti, mali durumu, moralitesi ve piyasa itibari ile doğru orantılıdır. Kaldı ki bu garantisiz alacaklar bir vade içeriyorsa ihracatçının riski biraz daha artacaktır. Yurt dışından tahsil edilemeyen alacakların büyük bir bölümünde ihracatçı tarafından ithalatçıya verilen uzun vade söz konusudur. Vade uzadıkça ihracatçının mal bedelini tahsil etmesi zorlaşır.

Garantisiz ihracat alacakları özetle;

Vesaik mukabili
Mal mukabili
Vadeli işlemler (Kabul kredili müşteri kabullü işlemler) ve P/N
Teyidsiz akreditifler (koşullar uygun olsa da ihracatçının bankasının bir ödeme garantisi yoktur)


TEYİDSİZ
AKREDİTİFLER :

Bir nevi şartlı havaledir.

Bir ithalat işleminde ithalatla ilgili koşullar olan;

yükleme vadesi,
ödeme şekli,
malın cinsi,
ambalajı,
sevk / gönderme şekli
kalite
fiyatı
talep edilen evraklar

gibi konuları içeren akreditif mektubunun ithalatçının bankası tarafından ihracatçının bankasına gönderilmesi ile gerekli koşulların sağlanması halinde mal bedelinin ödenmesini taahhüt etmektedir. Ancak bu taahhüt sadece ithalatçının bankasının garantörlüğünü kapsamaktadır zira bu akreditif teyidsizdir ve ihracatçının bankasının bir ödeme garantörlüğü konusunda bir fonksiyonu bulunmamaktadır.

Diğer bir ifade ile; akreditif, malların yüklendiğini veya hizmetin yerine getirildiğini gösteren şart koşulmuş vesaikin belirlenen süre içerisinde ibraz edilmesi kaydıyla, belirli bir meblağın, malların veya hizmetlerin satıcısına ödeneceğine dair bir banka yükümlülüğüdür. Daha kısa bir anlatımla akreditif şartlı bir banka garantisidir. İşlem teyidsiz olduğundan dolayı sadece ithalatçının bankasının uygun koşulların yerine getirilmesi durumunda garantörlüğü vardır.

Uluslararası ticarette taraflar, birbirlerini çok iyi tanıyamadıkları ve farklı ülkelerde farklı kambiyo rejimleri uygulandığı için karşılıklı bir güvensizlik ve risk içindedirler. Satıcı, sattığı malın bedelini tahsil etmek, alıcı ise sözleşmede saptanan malları zamanında almak amacındadır. Satıcı akreditif şartlarına uygun hareket etmezse, banka hiç bir şekilde ödeme yapmaz. Bu ise alıcı açısında bir güven unsurudur. Açıklanan bu nedenlerle akreditif her iki tarafa da en yüksek düzeyde güvence sağlayan bir ödeme türü olma özelliğini taşımaktadır. Akreditifin teyidli olması durumunda ihracatçının bankasının da garantörlüğü söz konusu olur, ancak teyidsizakreditiflerde ihracatçının bankasının bir ödeme garantörlüğü söz konusu değildir.

KABUL KREDİLİ İŞLEMLER

İthalatçının yurt dışından vadeli olarak satın alacağı malların bedeli için vermiş olduğu bir poliçe (uluslararası ticarette tanzim edilen ve yabancı dilde tanzim edilen bir borç senedi) olup vadesinde borçlusu tarafında ödenir.

Poliçeler;

Müşteri kabullü
Müşteri kabullü, banka avalli


olmak
üzere iki çeşittir.

Müşteri kabullü poliçeler sadece borçlunun sorumluluğunda olup herhangi bir kefalet bulunmaz, ancak banka avalli poliçelerde, müşterinin poliçeye borçlu sıfatı ile imza atmasını müteakip borçlunun bankası da bu poliçeden doğan borcu poliçe vadesinde ödeyeceğine dair garantör imzasını koymasıdır ki vade geldiğinde aval veren banka hiçbir itiraza mahal vermeden poliçedeki tutarı ödemekle mükelleftir.

GARANTİSİZ POLİÇELİ ALACAKLAR: DRAFT – BILL OF EXCHANGE

Parası peşin alınmayan ve belli bir vade içinde alınması öngörülen ihracat bedeli alacakları için ihracatçılar tarafından ithalatçının kabul etmesi için düzenlenen bir borç senedi niteliğinde olan poliçeye  (draft / bill of exchange) ithalatçının borçlu sıfatıyla imza atması durumunda bir alacağı temsil eder. İthalatçıya sunulan poliçe, ithalatçı tarafından imzalanması durumunda, ithalatçı için geri dönülemez bir borç yükümlülüğü başlar, ithalatçı imzası ile poliçedeki borcu zamanında ödeyeceğini kabul eder.   Poliçede alacaklı sıfatı ile ihracatçının, borçlu sıfatı ile ithalatçının imzalarının bulunması kambiyo mevzuatı açısından bu poliçe değerli evrak niteliğinde değerlendirilir. 

POLİÇENİN UNSURLARI 

Poliçe belli bir miktar paranın hamile ödenmesi hususunda kayıtsız ve şartsız havale emrini taşıyan, özel şekil şartlarına tabi kıymetli evrak niteliğinde senettir. 

Poliçede üç taraf vardır. Bunlar: 

  • Keşideci, 
  • Lehtar
  • Muhataptır

Keşideci; senedi tanzim eden ve lehtara muayyen bedelin ödenmesi hususunda muhataba emir ve izin veren kimsedir.  Muhatap; poliçenin ödeyicisi, borçlusudur. 

POLİÇENİN UNSURLARI 

  • Poliçe kelimesi (Draft, Bill of Exchange)
  • Tanzim yeri / keşide tarihi
  • Vade tarihi
  • Poliçe tutarı (rakamla, yazıyla)
  • Belli bir bedelin ödenmesi hususunda kayıtsız şartsız havale
  • Muhatabın tam ismi (borçlu)
  • Lehtarın tam ismi (alacaklı)
  • Keşidecinin imzası
  • Muhatabın imzası
  • Poliçenin bir ticari işlemle ilgilendirilmesi

İhracatçı tarafından hazırlanan poliçeye, muhatap olan ithalatçının imza koyması, poliçede bulunan tüm koşulları kabul ettiğini ve imzasıyla da bunu teyid ettiği anlaşılır. Yukarıda görülen poliçe bir alacak senedi niteliğindedir. Bu poliçenin borçlar hukukuna göre incelenmesi durumunda garantisiz borçlar arasında yer alır. Bu poliçede sadece borçlu poliçe bedelini ödeyecek konumda olup, borçlu bu poliçe bedelini ödemediği taktirde poliçeye kefalet eden başka kimse bulunmamaktadır. Dolayısıyla borçlu bu poliçeyi poliçe vadesinde ödeyecektir. Aksi halde protesto edilecektir. Durum böyle iken bu poliçede ihracatçının alacağı garanti altına alınmamıştır. 

Poliçeler garantili olabilir mi?  Borçlu bu poliçe bedelini poliçe vadesinde ödemediği taktirde bir başka şahsa borç rücu edilebilir mi? Gelecek hafta bu konulara değineceğiz.

REŞAT BAĞCIOĞLU

Optimizasyonu İyileştirmek İçin…

Optimizasyonu anlayalım, sınırlarını bilelim. İşe yarayabilmesi için modelin sadeleşmesi, ortalama değerlerden sakınılması, uzun süreçlerin tamponlarla ayrıştırılması, tahmin hatalarından korunması gerekir. Yeni paradigmaya uygun Kısıtlar Teorisi Üretim (DBR) ve Perakende (Tamamlama) çözümlerini deneyin.

Neden Optimizasyon Gereklidir?

  • Her şirkette bir kısıt vardır, aksi takdirde sonsuz büyüyebilirdik.
  • Kısıttan pay kapabilmek için ürünler yarışır, hangi ürün gamının en iyi sonucu vereceğini anlamak için optimizasyon yapılır. Doğrusal Programlamaya dayanan yaklaşık 1945 model bir uygulamadır.

Optimizasyon Yapmak Kolay mıdır?

  • Değildir, teknik bir konudur, yukarıdaki «karışık» resimde en uygun fiyatlı diyet listesi için optimizasyon yapılmıştır.
  • Uzman personel gerektirir, pahalı yazılımlarda belirli aralıklarla çalıştırılır, ancak bir süre sonra sonuç verir, beklemek gerekir, çıkan sonucu yorumlamak kolay değildir.

Yorumlamak Neden Zor?

  • Çok sayıda parametre kullanılır, bunun için yoğun ve uzun bir veri toplama süreci gerekir.
  • Verinin çoğu «ortalama» değerdir, gerçek durumu yansıtmaz.
  • Geçen zaman zarfında maalesef verinin güncelliği bozulur.
  • Tam veri toplanamadığında «tahmini değerler» kullanılır, tahmin hataları optimizasyona dahil olur.
  • Çıkan sonuç ancak parametrelerin «geçerli aralıkta (relative range)» kalması halinde optimumdur.
  • VUCA dünyasına uygun değildir. Simulasyonun aksine hızlıca senaryo deneyemezsiniz.
  • Başlangıç şartlarına aşırı duyarlıdır (sensitivity analysis), küçük farklar bile sonucu değiştirebilir.
  • Tekrar çalıştırdığınızda karar değiştirmek isteseniz bile pratikte siparişi verdiyseniz geri çekemeyebilirsiniz.

Örnek Yapalım

3 farklı istasyondan geçerek tamamlanan bir üretim sürecimiz, 4 farklı ürünümüz olsun. Üretim planımızı 6 aylık yapalım, optimizasyonu her ay tekrar çalıştıralım. Bu ürünlerin maliyetleri, proses süreleri, proses fireleri ve bu istasyonların kapasiteleri olsun. Amacımız en uygun maliyetle azami satış yapmak olsun.

Tipik bir doğrusal programın geçerli olduğu aralık (relavant range) vardır. Programın parametrelerinin değişime hassasiyetleri analiz (sensitivity analysis) edilir. Bu analizin izin verdiği ölçüde optimum çözüm “iyileştirilerek” esnetilebilir. Bu aralıkların dışına çıkıldığında çözüm geçersizleşir.

Parametrelerin en azından bir sonraki optimizasyon çalıştırmasına kadar geçen bir aylık süre zarfında belirlenen aralıkta kalması olasılığını %95 alalım. Senelerin fabrikası, oturmuş proses, tecrübeli ekip ve kapasiteli optimizasyon yazılımıyla bunu bekleyebiliriz.

3 istasyon X 4 ürün = 12 “ortalama” süre, 3 istasyon X 4ürün = 12 “ortalama” fire, 4 ürün X 6 dönem = 24 “ortalama” talep, 3 ürün için “anahtarla ortalamalara dayalı dağıtılmış genel giderli maliyet” derken kabaca 50 farklı parametrenin aynı anda kendi aralıkları içinde kalmasını umuyoruz.

Tutma olasılığı 0,95 X 0,95 X 0,95 X 0,95 X 0,95 X…..X 0,95 =(0,95) ^50 = %8 dir !!

Modeli basitleştirip (fireyi iptal edelim, sadece 3 dönem için tahmin kullanalım) 25 parametreye indiğinizde oran %8 den  %28 e yükselir.

Tahmin kalitenizi fevkalade yapıp %95 yerine %98 ihtimale gelseniz bile 50 parametreyle başarılı olma ihtimaliniz  ancak %36 dır !!

Böyle bir projeye dahil olmak ister misiniz? Peki onaylamak ? Ya amirinizden onay istemek?

Aslında daha süreçler veya ürünler arası bağımlılığa (İstasyon1 den mal gelmezse İstasyon2 o ürün için hazır olsa bile boş kalır gibi) değinmedik bile…

Plan gereklidir, ancak önemli olan icrasıdır! Çevik ve uyanık olmak gerekir.

Üretim (DBR)  / perakende (Tamamlama) için KendinYap Kılavuzlarını inceleyin, aceleniz varsa OTIF100FILLRATE100 bakın.

Kazanmanın coşkusu kaybetme korkusunu aştığında dönüşüm başlayacaktır.

Utkan Uluçay

Küresel Sorunların Çözümünde Teknolojinin Rolü

Dr. Öğr. Üyesi Gözde MERT

Nişantaşı Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi

İşletme Bölüm Başkanı & Gözde Araştırma Şirketi Kurucusu

“Teknolojiyi tümüyle yermek, tuzdan arındırılmış deniz suyu ile yeşeren bahçeleri görmezlikten gelmek, onu gözü kapalı övmek ise Hiroşima’yı unutmak demektir.” Stuart Chase

Küresel dünyanın ortak sorunları olduğu kadar ülkelerin, birtakım sosyal, ekonomik siyasal ve demografik farklılıklarından kaynaklanan sorunlar da bulunmaktadır. Bu nedenle küreselleşme süreci, ortak sorunların varlığından hareket ettiği gibi aynı zamanda, her bölgenin kendi iç dinamiklerini de göz önünde bulundurmak durumundadır. Aynı zamanda tüm ülkeler kendi gerçekliğinin yanı sıra, küresel gerçekliği de dikkate almak zorundadır. Küresel gerçekleri görmezden gelmekten ziyade; bunlarla yüzleşmek ve küreselleşmeden kaynaklanan sorunlara çözüm getirme yeteneğinin geliştirilmesi, yerküreyi daha yaşanabilir bir yer haline getirebilir. Aynı zamanda ekonomik küreselleşmenin hızına yetişebilecek, yeni ve dinamik küresel kurumların oluşturulması, hesap verebilir ve şeffaf düzenlemelerin yapılması küreselleşmenin olumsuz etkilerini azaltabilir.

Teknolojinin Çözebileceği Küresel Sorunlar

Technology Review dergisi, teknolojinin zor da olsa çözebileceği en önemli on küresel sorunu incelemiştir. Bu sorunlardan, bilişim sektörünü özellikle ilgilendiren ikisi aşağıdadır: 

Sürücüsüz araç güvenliği 

Dünyada, sürücüsüz elektrikli araç üretimi ve ilgili çalışmalar hızla devam etmektedir. Sürücüsüz araçların, kompleks trafik durumlarında veya kötü hava koşullarında güvenli olması ise önemli bir sorun olarak durmaktadır.

Bu konuda, Waymo, Uber, Ford ve GM Cruise gibi milyar dolarlık şirketler, piyasaya robot taksiler sunmak için çalışmalarını sürdürmektedir. Atik davranan startuplar, Amerika’nın çeşitli yörelerinde sınırlı bölgede hizmet verebilen; sürücüsüz, küçük boyutlu taksi hizmetlerine başlamıştır. En yeni girişim, Optimus’dan gerçekleştirilmiştir. MIT’den ayrılanların kişilerin kurduğu startup Optimus, coğrafi sınırları belli bir bölgede çalışan, en fazla 50 km/saat hızda gidebilen sürücüsüz taksi hizmetini başlattığını, geçtiğimiz 2019 Şubat’ta açıklamıştır.

Gömülü Yapay Zekâ (Embodied AI) 

AlphaGo’nun, Go oyununda dünya şampiyonunu yenmesi, yapay zekada (YZ) müthiş bir gelişme olarak kabul edilmiştir. Boston Dynamics’in, hoplayıp zıplayabilen Atlas robotu büyüleyici bir etki yapmıştır. Yeni tanıtılan, depolarda kutu taşıyıp yerleştiren robot Handle da müthiş becerikli bir robottur. Fakat, AlphaGo hareket edemez çünkü fiziksel bir bedenden yoksundur. Atlas ise Go oynayamaz çünkü zeki muhakeme yeteneğinden yoksundur. Bu iki teknolojinin yetenekleri birleştirilebilirse, ortaya “gömülü YZ” çıkar. Etrafıyla fiziksel etkileşim becerisi olan, içinde de zeki muhakeme ve hesaplama yeteneği olan bir sistem geliştirilince, insanların ve hayvanların davranışlarını aynen gerçekleştiren makineler ortaya çıkacaktır. Kimi araştırmacılara göre; bu gerçek YZ’nin ortaya çıkması demektir.

Bu konudaki girişim, Embodied Intelligence, UC Berkeley’den ayrılanlar tarafından 7 milyon dolar tohum parasıyla 2017 sonunda kurulmuştur. Geliştirdikleri robot, sanal gerçeklik kullanarak eğitiliyor ve önceden programlanmak yerine, talimatlara yanıt vererek, iş görmektedir. Risk sermayesiyle şirketleşen bu girişimin yeni adı covariant.ai’dir.

Çözümünde Bilişimin Kısmen Önemli Rol Oynayabileceği İki Küresel Sorun:

Atmosferdeki gazları yok etme (Carbon sequestriation): 

İklim değişikliği sorunu karşısında, sera gazını azaltma çabaları sürmektedir. Bu henüz yeterli seviyede değildir. Atmosferde biriken karbondioksiti de azaltmak gereklidir (carbon sequestriation). Bazı girişimler, bu gazları geri dönüşüm uygulamalarıyla, sentetik yakıt ve polimer gibi ürünler elde etmek konusunda çalışmaktadır. Bu çalışmalar önemlidir ama atmosferde biriken milyarlarca ton gazı, ekonomik bir şekilde toplayıp, depolamak da gerekmektedir. Henüz bu konuda dikkat çekici bir girişim yoktur.

Şebeke ölçeğinde enerji depolama (Grid-scale energy storage): 

Güneş ve rüzgâr gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının ürettiği elektriğin, sürekli kullanılabilmesi için, şebeke ölçeğinde, ekonomik ve verimli bir şekilde depolanabilmesi (grid-scale storage) gereklidir. Bunun için de girişimciler, akış aküleri (flow batteries) veya erimiş tuz tankları (tanks of molten salt) geliştirmeye çalışmaktadırlar.

Teknolojik çözüm bekleyen diğer 6 küresel sorun aşağıdadır:

  • Evrensel bir grip aşısı
  • Demans tedavisi
  • Okyanusların özellikle mikroplastiklerden temizlenmesi
  • Deniz suyunun tuzdan arıtmak için ekonomik çözüm
  • Depremi öngörebilmek
  • Beynin kodlarını çözmek

Kamu İhale Mevzuatından Güncel Gelişmeler

Kamu İhale Mevzuatından Güncel Gelişmeler

2021 yılının sonra ermesi ve 2022 yılına girilmesi ile birlikte kamu ihalelerinde her yıl yapılan güncellemeler hayata geçirilmiştir. Ocak ayının sonu itibariyle yayımlanan söz konusu gelişmeleri aşağıdaki şekilde özetlemek mümkündür;

  1. Kamu İhale Kurumu tarafından Personel çalıştırılmasına dayalı olmayan hizmet alımı ihalelerinde sınır değerin hesaplanmasında kullanılacak 2022 yılı R katsayısı değerleri belirlenmiştir.

PERSONEL ÇALIŞTIRILMASINA DAYALI OLMAYAN HİZMET ALIMI İHALELERİNDE SINIR DEĞERİN TESPİTİNDE KULLANILACAK R KATSAYILARI (2022 YILI)

İhalenin Konusu* R Katsayısı
Araç Kiralama 0,72
Bilgisayar Sistemlerine Yönelik Hizmetler 0,87
Malzemeli Yemek 0,79
Mühendislik Hizmetleri 0,74
Sigorta Hizmetleri 0,78
Diğer Hizmetler 0,71

 

  • Söz konusu Katsayılar ilanı veya duyurusu 1/2/2022 ve sonrasında yapılacak olan personel çalıştırılmasına dayalı olmayan hizmet alımı ihalelerinde sınır değer tespitinde kullanılacaktır.
  1. Kamu İhale Kurumu tarafından sınır değerin altındaki tekliflerin açıklama istenilmeksizin reddedileceği hizmet alımları belirlenmiştir.

Kamu İhale Kurulunun 24/01/2022 tarih ve 2022/DK.D-29 sayılı kararı ile, ilanı veya duyurusu 9 Şubat 2022 tarihi ve sonrasında yapılacak ihalelerde uygulanmak üzere;

Yaklaşık maliyeti 4734 sayılı Kanunun 8 inci maddesinde öngörülen eşik değerin yarısının altında olan;

1) Malzemeli Yemek Hizmet Alımları,
2) Personel/Öğrenci Taşıma Hizmet Alımları,
3) Araç Kiralama Hizmet Alımlarında,

  • Sınır değerin altında olduğu tespit edilen teklifler, Kamu İhale Kanunu’nun 38 inci maddesinde öngörülen açıklama istenilmeksizin reddedilmesi suretiyle ihaleler sonuçlandırılacaktır.
  • Birden fazla hizmet işini kapsayan ve bu işlerden birinin veya birkaçının sayılan listede bulunduğu tespit edilen işlerde, listede bulunan alımın yaklaşık maliyetteki ağırlığının yarıdan fazla olması durumunda işin tamamının listede bulunduğunun kabul edilecektir.
  • Bu çerçevede, ilan veya duyuru tarihi 9 Şubat 2022 ve bu tarihten sonra olan ihalelerde anılan karar dikkate alınarak işlem tesis edilmesi gerekmektedir.
  1. “4734 Sayılı Kamu İhale Kanununun 62 nci Maddesinin (ı) Bendi Kapsamında Yapılacak Başvurulara İlişkin Tebliğ” in 5 inci maddesinin 1 inci fıkrasında yer alan düzenleme gereğince başvurularda kullanılacağı belirlenen “4734 Sayılı Kanunun 62 nci Maddesinin (ı) Bendi Kapsamında Yapılacak Başvurulara İlişkin Talep Formu” ve bu formun eki “4734 Sayılı Kanunun 62 nci Maddesinin (ı) Bendi Kapsamında Yapılacak Başvurulara İlişkin Talep Formunun Doldurulmasında Uyulacak Esaslar” da 19.01.2022 tarih ve 2022/DK.D-20 ile  değişiklik yapılmıştır.

Mehmet ATASEVER

Kamu İhale Kurulu Eski Üyesi/ Akademisyen