Girişimciliğin Olmazsa Olmazı: Cesaret

Dr. Öğr. Üyesi Gözde MERT
Nişantaşı Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi
İsletme Bölüm Başkanı & Gözde Araştırma Şirketi Kurucusu

“Bütün insanlar girişimci doğar.”

Muhammed Yunus

Girişimciliğin olmazsa olmazı; cesaretli olmaktır. Fikrinizin meyvesini vermesi, ne kadar zaman alırsa alsın, bu işin anahtarı cesarettir. Bir işe özenip gerekeni yapamayacak olanlarla, kendini işine adamış olanları birbirinden ayıran manevi özellik; cesarettir. Girişimci, başkalarının baktığı ama göremediği fırsatları görüp, bunları birer iş fikrine dönüştürebilen kişidir. Girişimcilik, karşımıza çıkan fırsatlardan yararlanma ya da yeni fırsatlar yaratma amacıyla, üretimin girdilerini örgütleme yeteneğimiz ve risk alma özelliklerimizdir. Girişimcilik, külfetli ve riskli bir iştir. Kararlarınız; sizi ya batırır ya da çıkartır. Başarılı olmak için; rahatınızı bozmanız ve isabetli çalışmanız gereklidir.

Girişimcilik Becerileri Nelerdir?

Teknolojiden çok iyi anlamak ya da önemli bir alanda tecrübeye sahip olmak işinize yarayabilir. Girişimcilik için gereken nitelikler; yaratıcılık, zorluklar karşısında geri adım atmamak ve başarılı ekipler kurmak için gereken sosyal becerilere sahip olmaktır. Başarılı girişimcilerin ortak özellikleri ise şunlardır:

  • Kişisel Özellikler: İyimserlik, vizyon, inisiyatif, kontrol arzusu, azim ve kararlılık, risk alabilme ve metanetlilik.
  • İnsan İlişkileri Becerileri: Liderlik ve motivasyon, dinleme, kişisel ilişkiler, pazarlık ve etik ilkeler.
  • Yaratıcı ve Eleştirel Düşünme Becerileri: Yaratıcı düşünme, sorun çözme ve fırsatların farkına varmak.
  • Pratik Beceriler: Hedef belirlemek, planlama ve organizasyon, karar verme, genel iş bilgisi, girişimcilik bilgisi, fırsat bilgisi ve yaptığınız işe özgü bilgiler.

Okullarda Öğrenilemeyecek Girişimcilik Özellikleri: İsteklerinde inatçı olmak, hedefi büyük tutmak, her şeyi sorgulamak, insan yönetimini öğrenmek, muhasebeye hâkim olmak, kendinizin patronu olmak, asla pes etmemek, mutlu olmayı bilmek, zararın neresinden dönülürse kar olacağını bilmek ve geniş bir çevre edinmek.

Başarıya Ulaşmak İçin Girişimciler Neler Yaparlar?

  • Kendi fikirlerini hayata geçirmeye çalışırlar.
  • Hareketlidirler; yapmaları, görmeleri ve olmaları gereken yerlerde olurlar.
  • Rakip analizi yaparlar.
  • Zor durumda, diğer planlarını devreye koyarlar.
  • Fikirlerinin uygulanabilir en küçük hali olan iş modelleri vardır.
  • Para ve zamanını tüketirken çok dikkatlidirler, çok tasarrufludurlar.
  • Risk alırken, riski dağıtırlar, sadece bir yere bağlı kalmazlar.
  • Endüstri seçiminde, pazar seçiminde, hedef kitleyi belirlemede, müşteri değeri hesaplamada, Google Adwords kullanımında vb. konularda bilgi ve beceri sahibidirler, birçok alanda uzmanlık ve becerileri vardır.
  • Gerçek müşteriye ulaşmakta bilgili ve becerilidirler.
  • Odağında daima insan vardır, iletişimi güçlü, etik değerleri yüksektir.
  • Sektörde en iyilerle çalışırlar.
  • Çalışanlarının kendisiyle birlikte kazanmasını sağlar, paylaşmayı bilirler.
  • Etrafında olup-biteni dikkatle izler, fırsatları yakalar ve atak yaparlar.
  • Adildirler.

Günümüz dünyasında, insanlığın sahip olduğu bütün bilginin miktarı, her 10 saatte bir, ikiye katlanmaktadır. Böyle bir dünyada, bir kişinin ortaya koyacağı yenilik, ilkel kalabilir. Yeni çağda gerçekleşen yenilikler, daha komplike, daha karmaşık ve daha dinamik bir yapıdadır. Yeni bir girişim, bir kişinin fikri ile başlamakta, ancak sonrasında profesyonel büyük bir ekip, büyük bir finansman, büyük bir reklam kampanyası ve diğer çok çeşitli unsurlarla desteklenerek, refah seviyesi yüksek olan toplumlarda ortaya çıkmakta ve buradan tüm dünyaya yayılmaktadır. Tabi büyük bir yeniliğin, refah düzeyi düşük ülkelerin, ayrıcalıklı kesimlerinde de ortaya çıkması da söz konusu olabilir. Ancak bir yeniliğin, büyük bir pazara sahip olmakla geçerli olacağı ve hayatta kalacağı unutulmamalıdır.

Oyun pazarının hacmi 365 milyar dolara yükselecek

“İndirilen uygulamaların şampiyonu oyun kategorisi”

We Are Social 2021 verilerine göre, dünyada en çok indirilen uygulamalar içinde mobil oyunlar birinci sırada yer alıyor. 2020’de 175 milyar olan küresel oyun pazarının 365 milyar dolara yükselmesi bekleniyor. 

We Are Social’ın Hootsuite ile birlikte hazırladığı küresel ölçekli 2021 Dünya Dijital Raporu’na göre, insanlar günde yaklaşık 7 saatini internet geçiriyor.  Günde ortalama 3,5 saat televizyon izleniyor, sosyal medyada 2,5 saat vakit geçiriliyor ve ortalama 1 saat de oyun oynanıyor. İnternet erişimin yüzde 92,6 oranında mobil telefonlar aracılığıyla sağlandığı dünyada, en çok indirilen uygulamalar içinde mobil oyunlar ilk sırada yer alıyor.

5 yılda yüzde 108 büyüyecek 

Mobil oyunlara gösterilen ilgi, oyun pazarının büyümesini ivmelendiriyor. Yatırım danışmanlığı hizmeti veren ARK tarafından hazırlanan rapora göre, 2020’de 175 milyar olan küresel oyun pazarı 2025’e kadar yaklaşık 365 milyar dolara yükselecek. 2020 itibarıyla 2,7 milyar olarak belirlenen mobil oyuncu sayısının ise 2023 yılında 3 milyarı geçmesi bekleniyor.

Orta Doğu ve Afrika pazarında lideriz

Küresel oyun pazarının 2020’de bir önceki yıla göre dört kat büyüdüğüne dikkat çeken IFASTURK Eğitim, Ar-Ge ve Destek Kurucusu Mesut Şenel, “Önümüzdeki 5 yılda küresel oyun pazarının 175 milyar dolardan 365 milyar dolara ulaşması beleniyor. Güvenli İnternet Merkezi’nin Dijital Oyunlar Raporu’na göre, sektörün ekonomik büyüklüğü bölgesel bazda değerlendirildiğinde Türkiye’nin Orta Doğu-Afrika pazarında lider konumda yer aldığını görüyoruz. Oyun sektörünün ülkemizdeki gelişimine katkı sağlamak için gerekli tüm desteği veriyoruz. Yenilikçi fikirleriyle oyun dünyasına katkı sunmak isteyen girişimcilerin devlet desteklerinden, teşviklerden faydalanmaları için uzman kadromuzla her aşamada yanlarındayız.” bilgisini verdi.

Hazırgiyim ve konfeksiyon sektörü medikal tekstille ihracatını katlıyor

Hazır giyim ve tekstil sektörü öngörülebilir döviz kuru istiyor

Ege Giyim Sanayicileri Derneği’nin (EGSD) pandemide tedarik sektörünü ele aldığı panele Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi ve Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (EHKİB) Başkanı Burak Sertbaş katıldı. Toplantının moderatörlüğünü ise EGSD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Okay Şimşek yaptı.

Toplantının açılışında bir konuşma yapan EGSD Yönetim Kurulu Başkanı Hayati Ertuğrul, EGSD’nin 29 yıldır sektörün nabzını tutmaya devam ettiğini söyledi. Bu dönemde tedarik sektörümüz ile bir araya gelmek istediklerini söyleyen EGSD Başkanı Ertuğrul, korona virüs nedeniyle etkinliklerin sanal ortama taşındığı bu süreçte, sanal ticaret heyetleri, sanal ortamda gerçekleştirilecek ticari faaliyetler ve fuarların yeni fırsatlar doğurduğunu söyledi.

2020 yılının Pandeminin etkisi ile tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de hazır giyim ve tedarik sektöründe beklenmedik etkiler yarattığını söyleyen Ertuğrul, “Haziran ayından sonra ihracatımız olumlu yönde ivme göstermiş olsa da ekosistem içerisindeki bir alanda yaşanan sorunlar sektörün geneline yansımaktadır. Pandemi sürecinde Pazarda yaşanan daralma, döviz hareketliliğinin sektörümüze yansımaları ve iplik fiyatlarındaki artışın tedarik zincirindeki etkisini konuşacağımız bugün de sektörümüzün önemli temsilcilerini ağırlamaktan ve bu konulardaki düşüncelerini öğrenmekten memnunuz” diye konuştu.

Teknik tekstil ihracatı 3 milyar dolara ulaştı

Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, Türkiye geneli teknik tekstil ihracatının 2020 yılı Ocak – Aralık döneminde yüzde 76 artarak 3 milyar dolara ulaştığını, Ege Bölgesi’nde ise teknik tekstil ihracatının yüzde 98 artarak 194 milyon dolara yükseldiğini açıkladı.

“Teknik tekstil ihracatımız ve bu konudaki alt yapı çalışmalarımız artarken 2014 yılında kurduğumuz ve öncelikli çalışma alanları koruyucu, medikal ve sportif teknik tekstiller olan Teknik Tekstiller Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin bu süreçte önemi daha da arttı. TEKSMER’in öncelikli alanlarının pandemi sürecinde öne çıkan ürün grupları ile kesişmesi Bölgemiz teknik tekstil üretim ve ihracatı için avantaj sağladı.”

EİB sürdürülebilirlik ve dijitalleşmeyle yükseliyor

Tekstil ve konfeksiyon sektörlerinde pandeminin de etkisiyle teknik tekstil dışında yükselen diğer iki önemli trendin sürdürülebilirlik ve dijitalleşme olduğuna değinen Eskinazi, Ege İhracatçı Birlikleri’nin 2020 yılını “Sürdürülebilirlik Yılı” ilan ettiğini hatırlattı.

“Ege İhracatçı Birlikleri Sürdürülebilirlik Komitemiz, korona virüse rağmen dijital ortamda yoğun bir mesai yaptı ve “Ege İhracatçı Birlikleri Sürdürülebilirlik Manifestosu”nu oluşturdu. Manifestomuz bundan sonraki süreçte sürdürülebilirlik ilgili çalışmalarımız için bir yol haritası niteliğinde olacak. Sürdürülebilirlik ile ilgili ulusal ve uluslararası ağlara dahil olarak aktif görevler almayı planlıyoruz. Bu amaçla 2019 yılında Birleşmiş Milletler’in Sürdürülebilirlik ile ilgili en büyük inisiyatifi Global Compact’a Ege İhracatçı Birlikleri olarak üye olduk. Dijitalleşme alanındaki gelişmeler ise uzak pazarları yakın hale getirdi. 2020 yılında düzenlediğimiz sanal fuarlar ve sanal ticaret heyeti organizasyonlarıyla yeni ticari bağlantılar gerçekleştirdik. İhracatçılarımız, 2020 yılı başında akıllarından bile geçirmedikleri ülkelere dijitalleşme sayesinde ihracat yapar hale geldi.”

Türk pamuğu GDO’suzdur – GMO Free olarak markalaşmıştır

Hammadde fiyatlarına da değinen Jak Eskinazi, pamuk fiyatlarının artmaya devam ettiğini, iplik ve kumaş temininde ciddi sıkıntılar yaşandığını sözlerine ekleyerek “Örneğin, Amerikan pamuğuna uygulanan %3 verginin bu süreçte kaldırılması isabetli bir karar olacaktır.” şeklinde sözlerini noktaladı.

Öngörülebilir döviz kuru beklentileri olduğunu söyleyen Eskinazi, “Sürdürülebilirliği gündemimize aldığımızda bir adım öne çıkarız, Avrupa’da karbon ayak izi vergileri başlayacak. Tedbirimizi şimdiden almalıyız. Türk pamuğu tamamen GDO’suzdur – GMO Free olarak markalaşmıştır, bunu tüm dünyaya tanıtıyoruz, İzmir’den açılan roro seferleri mesafeleri kısaltıyor, navlun konusunda sektörümüz için büyük avantaj sağlayacaktır. Ürün tedariğinin zorlaştığı bu dönemde sanayicilerimizin işbirliği içerisinde çalışacağına ve süreçten güçlenerek çıkacağımıza inanıyorum” diye konuştu.

Tüketicilerin yüzde 60’ından fazlasının tercihi çevre dostu ürünler

Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Burak Sertbaş, pandemiyle birlikte küresel hazır giyim perakende devlerinin tedarik zincirlerini yeniden gözden geçirmeye başladığını söyledi.

“Bu yeniden değerlendirme neticesinde hâlihazırda Uzak Doğu ülkelerinin domine ettiği tekstil ve hazır giyim üretiminin Türkiye’ye kayması beklentisi de oluştu. Bu beklentide Türkiye’nin stratejik konumu ve üretimdeki yetkinliğinin payı büyük. Burada karşımıza çıkan kapasite sorunu olabilir. Bu sorunu aşmanın tek yolu ise yatırım. Öngöremediğimiz kurlar, bizleri yatırım konusunda karar verme konusunda da sıkıntıya düşürüyor. Pandemi sürecinde pazarda yaşanan daralmayla ilgili değinmek istediğim bir diğer konu değişen tüketim alışkanlıkları. En büyük ihracat pazarımız olan Avrupa’da da durumun aynı şekilde olması, kapanmaların olması, insanların evden çalışması gibi sebeplerle, giyime olan talep azalmış durumda. COVID-19 sürecinde tüketicilerin tekstil ve hazırgiyim ürünlerinde sürdürülebilirlik konularına daha sıkı şekilde entegre olduğu gördük. McKinsey & Company tarafından yapılan araştırma tüketicilerin %60’ından fazlasının çevre dostu ürünleri tercih ettiklerini gösteriyor. Tüketiciler biz üreticileri sürdürülebilir, çevre dostu ürünler yapmamız yönünde zorluyor.”

Hammadde ve navlun fiyatları ihracatçıları zorluyor

Bütün hazır giyim ihracatçılarının ortak probleminin düşük kur ve bunun karşısında yükselmeye devam eden iplik ve kumaş fiyatları olduğunun altını çizen Sertbaş şöyle devam etti:

“Özellikle organik kumaş olmak üzere, her türlü pamuklu, polyester, bambu ve viskon içerikli örme kumaşların temininde ciddi zorluk yaşamaktayız. Hammadde fiyatlarındaki artış bazı firmalarda üretimi durma noktasına getirdi. Bazılarında ise müşterilerden sipariş iptalleri gelmeye başladı. Navlun fiyatlarında yaşanan artışlar firmaların maliyetini artırıyor. Diğer taraftan işçilik ve enerji giderleri gibi temel girdi maliyetlerimiz de arttı. Ama bu artışları fiyatlarımıza yansıtamıyoruz. Alıcılar bunu kabul etmiyor. Hammadde fiyatlarında görülen artışlar tedariki zorlaştırırken, doların düşüş trendinde olması ise fiyatta rekabetçiliği zorlar hale geldi. Hem ihracatta hem de iç piyasada fiyat istikrarı sağlanamamaktadır. Kurlar yüksekken hammadde alan üreticiler, şu anda ürettikleri ürünleri düşük kurla ihraç etmek zorunda. Ocak ayı ihracat rakamlarımız artış gösterdi, ancak kur oynaklığı ve hammadde fiyatlarındaki artış devam ederse, 2021 ihracat hedefimizi gerçekleştirme konusunda sıkıntı yaşayacağız.”

Hazırgiyim ve konfeksiyon sektörü pandemiye rağmen ihracatta ilk üçte

Hazırgiyim ve konfeksiyon sektörünün pandemiye rağmen Türkiye genelinde 17,1 milyar dolar ihracat yaparak otomotiv ve kimya sektörlerinin ardından üçüncü büyük sektör olduğunu açıklayan Burak Sertbaş, “Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği olarak ise 1,3 milyar dolar ihracat gerçekleştirerek geçen yılki ihracat seviyemizi koruduk. Bunda özellikle medikal ürünlerin payı büyük. En fazla artış pandeminin etkisiyle medikal teknik tekstil ürünlerinde gerçekleşti. Türkiye geneli medikal tekstil ihracatımız yüzde 2.204 artarak 1,4 milyar dolar olarak gerçekleşti, bu süreçte Ege’den yaptığımız medikal teknik tekstil ihracatı ise 92 milyon dolar oldu. Medikal teknik tekstil ihracatının artışında cerrahi elbiseler ve maskeler asıl payı oluşturdu. Maske ve cerrahi elbise ihracatındaki hibe şartının kaldırılmasıyla medikal tekstil ihracatımızı daha yukarılara çekebiliriz.” diye konuştu.

Panelde İZTO Meclis Başkan Yardımcısı İrfan Erol, EBSO Meclis Üyesi Fatih Güven ve Konfeksiyon Yan Sanayicileri Derneği (KYSD) Yönetim Kurulu Başkanı Murat Özpehlivan da görüşlerini dile getirdi.

Siber dolandırıcılar kısa mesajlar aracılığıyla dolandırıcılık peşinde

Kısa mesajla gelen tehdit

Pandemi ile birlikte hayatımıza giren eve kapanma süreci, e-ticareti hiç olmadığı kadar öne çıkardı. Siber suçlular kurguladıkları SMS‘ler (kısa mesajlar) yoluyla insanları kandırmayı amaçlıyorlar. Cep telefonlarına gönderdikleri sahte kargo bildirimlerini tıklatarak  kullanıcıların kimlik bilgilerine erişmeye, gerçek olmayan vaatlerle onları dolandırmaya  çalışıyorlar.

Siber güvenlik kuruluşu ESET, dolandırıcılık amacıyla atılan aldatıcı SMS’lere dikkat çekti. 

Bu günlerde çok fazla çevrimiçi alışveriş yapıyoruz ve teslimat bildirimleri birbiriyle karışabiliyor. Yapılan alışverişlerin ardından, önce gönderimler ile ilgili bilgilerin yer aldığı kısa mesajlar sonrasında da kargo teslimatları ile ilgili bildirimler geliyor. Bazen kargodan herhangi bir teslimat beklemesek bile dolandırıcılar o kadar inandırıcı bağlantılar ya da teklifler sunuyorlarki linke tıklayıp daha fazla bilgi edinme isteğine kapılıyoruz.

Kendilerine kargo şirketi süsü veriyorlar

ESET araştırmacıları son zamanlarda, sözde kargo şirketlerinden gelen SMS kimlik avı (smishing olarak da biliniyor) dolandırıcılığında bir artış olduğunu fark etti.

Siber dolandırıcılar gönderdikleri bu tür mesajlarla kurbanlarını bağlantıya tıklatmayı amaçlıyorlar. Manipülasyon konusunda çok iyi olan dolandırıcılar kendilerini sürekli olarak yeniliyorlar. İnsanlara ikinci kez düşünme fırsatı vermeden istediklerini yaptırmak üzere yeni teknikler geliştiriyorlar. E-posta kimlik avı yöntemine alışıldığı için birçok insan bu e-postalara karşı önlemler almaya başladı. Ancak SMS kimlik avı mesajları, bu kadar gündemde değil. Bu nedenle, suçlular bu mesajları kendi yararına kullanabiliyor.

Tıklamak için acele etmeyin

ESET araştırmacısı Jake Moore artan tehditleri inceleyerek şu uyarılarda bulundu: Bu mesajların sıklığı ve mesajlardaki yaratıcılık giderek artıyor. Sizi korkutma amacı taşıyan, büyük bir indirim sunduğunu iddia eden ve hemen harekete geçmenizi isteyen mesajlar geldiğinde bir kez daha düşünün. Duygularınızı etkileyen mesajlar, farkına varmadan sizi manipüle eder. Tıklamak için acele etmeyin. Gönderici bilgilerini kontrol edin, size sunulan bir teklifin bir kargo şirketinden gelip gelmeyeceğini düşünün. Olmayacak cazip tekliflere aldanmayın.  Size özel, bankacılık işlemlerinde kullanılabilecek bilgileri, şifre ve parolalarınızı, kredi kartı bilgilerinizi paylaşmayın.

Clubhouse’ta güvende kalmak için bunlara dikkat edin

Ses odaklı sosyal ağ Clubhouse, dünyanın dört bir yanından kullanıcıların ilgisini cezbetmeye devam ediyor. Keepnet Labs, uygulamanın yarattığı güven illüzyonuna karşı kullanıcıları tedbiri elden bırakmamaları yönünde uyarıyor.

Salgın nedeniyle evlere kapanılan dönemde ortaya çıkan ve insanların gerçek hayat etkileşimlerine duyduğu özlemi gideren Clubhouse uygulaması, özel davetiyeyle kullanılabilmesine ve sadece iPhone telefonlarda çalışmasına karşın, hızla popüler oldu.

Clubhouse’un en popüler olduğu 5. ülke Türkiye

An itibarıyla dünyanın dört bir yanından 8 milyon kullanıcıya ulaşan uygulama, Türkiye’de de çok sevildi. Diğer sosyal ağlarda olduğu gibi en çok kullanılan ülkeler arasına adını yazdıran Türkiye, Appfigures’ün şubat başında topladığı verilere göre uygulamanın en çok kullanıldığı ABD, Almanya, Japonya ve Birleşik Krallık’tan sonra 125 bine yakın indirme sayısı ile beşinci ülke oldu.

Yeni sosyal ağ, insanların farklı konuların konuşulduğu odalara dinleyici, konuşmacı ya da moderatör olarak katılmasına olanak tanıyor. Ancak uygulama kulaktan kulağa yayılırken, hâlâ birçok güvenlik açığına ve gizlilik hatasına ev sahipliği yapıyor. Öte yandan, insanların benzer fikirlere sahip olduklarına inandıkları kişilere daha açık ve temkinsiz yaklaşması, kurbanlarına karşı kullanmak için bilgi arayışında olan siber korsanların işini kolaylaştırıyor.

Sosyal mühendislik saldırılarına karşı, paylaşımlarınıza dikkat edin

Clubhouse sohbet odalarındaki konuşmalarının geçici olarak kaydedilmesine rağmen, konuşulanların odada bulunanlar tarafından harici bir aygıtla kaydedilebileceğine dikkat çeken Keepnet Labs Türkiye Ülke Müdürü Erdinç Balcı, “Kullanıcıların dostane bir sohbet esnasında söyledikleri şeylerin tümü ya da bir bölümü kaydedilebilir ve bağlamı dışında kullanılabilir. Kaydedilen konuşmalar siber korsanlar tarafından fidye istemek amacıyla kullanılabileceği gibi, kurbanları hakkında daha fazla şey öğrenen korsanların özelleştirilmiş oltalama saldırıları gerçekleştirmesini de kolaylaştırabilir” dedi.

Keepnet Labs uzmanları, Clubhouse kullanıcılarına güvende kalmaları için aşağıdaki önerilerde bulundu.

–  Clubhouse dahil hiçbir sosyal ağın hassas bilgilerinizi paylaşmak için güvenli olmadığını unutmayın.

–  Uygulama, üye olduktan sonra adres defterinizi paylaşmanızı istiyor. Ancak Clubhouse, şu anda sadece ABD’deki veri gizliliği düzenlemesi CCPA ile uyumlu ve Avrupa’daki GDPR ya da ülkemizdeki KVKK ile uyumlu değil.

–  Moderasyon yetersizliği yüzünden nefret söylemlerine veya siber zorbalığa maruz kalmamak için yalnızca bildiğiniz ve güvendiğiniz odalara katılın.

–  Sizi rahatsız eden konuşmacıları engelleyebilirsiniz.

–  Karşınızdaki kişilerin gerçek isimleri yerine bir takma isim kullanabileceklerine karşı tedbirli olun.

–  Konuşmalar her ne kadar odalar sona erdiğinde kullanıcıların erişimine kapansa da bu konuşmaların eş zamanlı olarak kaydedilebileceğini veya bir başka sosyal ağa aktarılabileceğini aklınızdan çıkarmayın.

–  Halihazırda keşfedilen bir sistem hatası, kullanıcıların görünmeden odalara katılabilmesini, konuşulanları dinleyebilmesini ve kaydedebilmesini mümkün kılıyor. Clubhouse bu hata üzerinde çalıştıklarını duyursa da asla sanal güven hissine kapılmayın ve temkinli kalın.

–  Sosyal ağın 18 ve üzeri yaş sınıra riayet edin. Bu yaşın altındaki çocukların ve gençlerin sakıncalı içeriklere maruz kalmaması için sosyal ağı kullanmalarına izin vermeyin.

–  Clubhouse’un belirli durumlarda yasal mercilerle veri paylaşımı yapmak zorunda kalabileceğini ve IP adresiniz üzerinden konumunuzu saptayabildiğini unutmayın.

– Clubhouse kişisel verilerinizi satmasa da kendi hizmetlerini geliştirmek için kullanabilir ve iş ortaklarıyla paylaşabilir. Bu sebeple hangi verilerinizi sistemde tutacağınızı iyi değerlendirin.

Kamu İhale Kurulu Emsal Kararları – 5

Anahtar Kelimeler; Birim fiyat teklif cetveli, imza ve kaşe, esasa etkili

İtirazen Şikayet Konusu; İlgili idare tarafından ihalede değerlendirme dışı bırakılan firma, teklif cetvelinde sadece son sayfada kaşe ve imza bulunması sebebiyle tekliflerinin değerlendirme dışı bırakıldığını, teklifin reddedilmesinin ihtiyaçların uygun şartlarla ve zamanında karşılanması ve kaynakların verimli kullanılması ilkesine aykırılık teşkil edeceği ve kamu zararına sebebiyet vereceği iddia edilmektedir.

Kamu İhale Kurulu Kararı Özeti; 29.01.2020 tarih ve 2020/UH.I-237 sayılı Kamu İhale Kurulu Kararı’na göre; Başvuru sahibi isteklinin imza ve kaşesinin bulunmadığı birim fiyat teklif cetvelinin ilk sayfasında sıralı bir şekilde devam eden iş kalemlerinin birimi, miktarı, birim fiyat ve tutarları ile KDV hariç toplam tutarın yer aldığı, imza ve kaşesinin bulunduğu birim fiyat teklif cetvelinin ikinci (son) sayfasında ise,

“ *Tabloya gerektiği kadar satır eklenecektir.

*Kısmi teklif verilmesine izin verilen ihalede, kısımlar ihale dokümanındaki hükümlere uygun olarak düzenlenecektir.” ifadeleri dışında başka bir bilginin bulunmadığı, diğer bir ifadeyle sunulan birim fiyat teklif cetvelinde iş kalemlerinin ve toplam tutarın yer aldığı sayfanın imzalanmadığı, esasında bu haliyle sunulan birim fiyat teklif cetvelinin tek sayfadan ibaret olduğunun değerlendirilmesi gerektiği, dolayısıyla bu şekilde sunulan birim fiyat teklif cetvelinin ilk sayfasının teklif vermeye yetkili kişiler tarafından imzalanmamış olmasının esasa etkili olduğu, zira KDV hariç toplam tutarın da bulunduğu birim fiyat teklif cetvelinin imzalanmamış olan ilk sayfasında yer alan birim fiyat tutarında veya teklif miktarlarında yapılabilecek bir değişikliğin sözleşmenin uygulanması aşamasında hakedişlerin ödenmesi veya iş artışı/iş eksilişine gidilmesi durumunda uyuşmazlık konusuna neden olabileceği anlaşıldığından idarece başvuru sahibi isteklinin birim fiyat teklif cetvelinin uygun bulunmayarak teklifinin değerlendirme dışı bırakılmasında mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Finansal Kurumlar Birliği, Bankacılık Dışı Finans Sektörü’nün 2020 Sonuçlarını Açıkladı

Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri pandemiye rağmen büyümesini sürdürüyor…

Finansal Kurumlar Birliği (FKB), Faktoring, Finansal Kiralama ve Finansman Şirketlerinin 2020 yılına ilişkin konsolide verilerini açıkladı.

FKB’nin temsil ettiği üç sektörün 2020 yılı konsolide verilerine göre;

  • İşlem Hacmi 210 milyar TL,
  • Aktif toplamı 154 milyar TL,
  • Öz kaynak büyüklüğü 27,8 milyar TL,
  • Müşteri sayısı 2,6 milyon olarak gerçekleşti.

Finansal Kurumlar Birliği’nin temsil ettiği üç sektöre yönelik değerlendirmelerde bulunan Finansal Kurumlar Birliği Başkanı Aynur Eke, “FKB olarak 2020 yılını, verimliliğin, azimle çalışmanın, “birlikten kuvvet doğar” anlayışımızın öneminin arttığı bir dönem olarak değerlendiriyoruz. Tüm dünya ekonomilerini olumsuz etkileyen pandemiye rağmen reel sektörümüzün, ihracatçılarımızın ve çoğunluğu KOBİ olan müşterilerimizin yanında olmaya devam ettik. Bu yaklaşımla özellikle vurgulamak istiyorum ki; Türkiye her yıl büyümesine devam etmek durumunda. Bankacılık dışı finans sektörü olarak, bu büyümeyi desteklemek adına her türlü desteği vermeye hazırız. Bizler her zaman şunu söylüyoruz; bankaların üzerindeki fonlama sorumluluğunu paylaşarak, reel sektöre sağladığımız desteği artırabiliriz. Temsil ettiğimiz faktoring, finansman ve finansal kiralama sektörleri reel ekonomiye sürdürülebilir büyüme için kaynak sağlamaya her koşulda devam edecek.”

Dijitalleşme KOBİ’lerimize nefes aldıracak… 

2020 yılında FKB olarak temsil ettikleri finansal kiralama, faktoring ve finansman sektörlerini dijitalleştirmek için çalıştıklarını aktaran Finansal Kurumlar Birliği Başkanı Aynur Eke sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Dijitalin yükselişine ivme kazandıran Kovid-19 salgını, tüm sektörler gibi bankacılık dışı finans sektörlerinde de dijitalleşmeyi hızlandırdı. Böylelikle sektörlerimizin yükselişi ve KOBİ’lere verdiğimiz hizmetler de hız kazandı. Günümüzde KOBİ’lerimizin en büyük sorunu finansmana ulaşamamak oluşturuyor. Bu olumsuzluğu kırmak ve KOBİ’lerimize finansman desteği sağlamak adına dijitalleşmeye büyük bir önem veriyoruz. FKB olarak, 2020’de yapılamayan ve eksikliği çokça ortaya çıkan dijital altyapı yatırımlarının önemli bir finansman talebi yaratacağını ön görüyoruz. Daha kısa vadeli, parçalı ama tabana yaygın içerikte olacağını öngördüğümüz bu talebi banka dışı finans şirketlerimizin önemli ölçüde karşılayacağını ve buna hazır olduklarını düşünüyorum. Gerek leasing, gerekse finansman şirketlerinin küçük boyutlu ancak çok sayıda makine, teçhizat, araç hatta paket yazılım alımının finansmanı için strateji geliştirmeleri için çalışıyoruz. Aynı zamanda fonlama planlaması, borçlanma araçlarının çeşitlendirilmesi 2021 ajandalarımızda yerini aldı. Taleplerin alınması, değerlendirmesi ve onay süreçlerinin yanı sıra operasyonel akışlarını dijital ortamlara aktarabilen banka dışı finans kurumları verimliliklerini üst seviyeye çıkararak bu süreci lehlerine çevirebilecekler. Faktoring şirketlerinin de tabana yaygın ve parçalı tedarikçi alacaklarını finanse edecek dijital alt yapıları hayata geçirmek için 2021’i önemli bir fırsat hatta rekabette baskı yaratacak bir yıl olarak görüyorum. Gerek ülkemizde de kullanıma sunulan aşıların piyasalara verdiği umut gerekse Sayın Cumhurbaşkanımızın sıklıkla altını çizdiği reform adımları, 2021’e daha olumlu bakmamızı sağlıyor. Türk ekonomisinin gücüne ve değişen durumlar karşısında hızlı aksiyon almasına güvenen biri olarak; 2021 yılının ikinci yarısında eğilimin yeni yatırımlar ile birlikte büyüme yönünde olacağını düşünüyorum.”

Sektörlerimiz 2020 yılını bir önceki yıla oranla büyümeyle kapattı… 

FKB çatısı altında temsil edilen üç sektörün finansal performansına ilişkin bilgi veren Eke: “Finansal Kurumlar Birliği olarak en büyük önceliğimiz dijital bir altyapıyla kurulan Ticaret Zinciri Finansmanı’nı KOBİ’lerimizin aktif şekilde kullanması. Her platformda bunu anlatarak sistemin yayılımını sağlamaya büyük önem veriyoruz. Sektörlerimizin rakamlarına baktığımızda ise, 2020 yılında Finansal Kiralama sektörümüzün alacaklarının  57 milyar TL seviyelerinde olduğunu görüyoruz. Sektörün aktif büyüklüğü de 70 milyar TL olarak gerçekleşti.  Faktoring sektörüne baktığımızda; işlem hacminin 148 milyar TL seviyelerini geçtiğini, alacaklarının ise 44 milyar TL seviyelerinde olduğunu görüyoruz. Sektörün aktif büyüklüğü 48 milyar TL olup; öz kaynakları ise 8,9 milyar TL seviyelerinde gerçekleşti. Finansman Şirketleri’mizin işlem hacmi 38 milyar TL seviyesinde. Aktif büyüklüğü 36 milyar TL seviyelerinde, mikro kredilerde pazara giren yeni üyelerimizle müşteri sayısı 2,5 milyon, sektörün alacak büyüklüğü ise 32 milyarTL seviyesinde gerçekleşmiştir.

Mobilya sektörünün gündemi: “Döngüsel Ekonomi”

Tüketiciye eski mobilyaların yeniden kullanımı ve geri dönüşümü için iade etme teşviki verilebilir.

Avrupa’da mobilya atığı konusunda Avrupa Mobilya Üreticileri Federasyonu (UEA) istatistikleri üzerinden tartışmalar sürüyor. Toplam kentsel katı atık (MSW) akışının yüzde 4’ünden fazlasını oluşturan mobilya atıklarının yüzde 80 ila yüzde 90’ı yakılıyor, kullanım ömrü sona erdiğinde çöp sahasına yönlendiriliyor veya yüzde 10’u geri dönüştürülerek, düzenli depolama sahasına gönderiliyor.  Mobilyada uzun ömür ve atık yönetimine ilişkin tartışmalar Türkiye’de de başladı. Bu farkındalıkla MOSFED Mobilya Enstitüsü “Mobilya Sektöründe Döngüsel Ekonomi” konulu online bir panel düzenledi. Dünya Tasarım Örgütü Bölge Danışmanı Prof. Dr. Alpay Er moderatörlüğünde gerçekleşen panelde Oakdene Hollins Döngüsel Ekonomi Baş Stratejisti Owain Griffiths konuşmacı olarak yer aldı.

Mobilya Dernekleri Federasyonu (MOSFED) tarafından kurulan Mobilya Enstitüsü’nün ev sahipliğinde gerçekleştirilen “Mobilya Sektöründe Döngüsel Ekonomi” konulu online toplantı, MOSFED üyelerinin yanı sıra 36 bin mobilya üreticisini temsilen sivil toplum kuruluşları, firma temsilcilerini bir araya getirdi. Dünya Tasarım Örgütü Bölge Danışmanı Prof. Dr. Alpay Er moderatörlüğünde gerçekleşen toplantıda Oakdene Hollins Döngüsel Ekonomi Baş Stratejisti Owain Griffiths konuşmacı olarak yer aldı. Döngüsel ekonominin mobilya sektörüne etkisi ve Türkiye için tavsiyeler, toplantının ana gündemini oluştururken, AB Komisyonu’nun 2021 sonunda yürürlüğe gireceğini aktardığı düzenlemelerin Avrupa ülkeleriyle olan dış ticaretimize olası yansımaları da ele alındı.

Hammadde Fiyat Artışlarına Karşı Sorunlara Değil Çözüme Odaklanılmalı!

Son 4 aylık süreçte plastik hammadde fiyatlarında yaşanan hızlı artışı değerlendiren PAGDER Plastik Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Gülsün, “Özellikle Avrupa’da faaliyet gösteren petrokimya firmalarının bir kısmının force majeure (mücbir sebeplere bağlı olarak üretimin durdurulması durumu) ilan etmesi kalanının ise üretimlerini azaltması ve salgına bağlı olarak tedarik zincirinde yaşanan bozulmalar tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de plastik hammadde fiyatlarının hızlı şekilde artmasına sebep olmuştur. Ülkemizin en önemli sektörlerinden olan plastik endüstrisinin bu fiyat artışı sürecini atlatması ve gelecekte benzer sıkıntıların yaşanmaması için gerek kamu kuruluşlarımızın gerek STK’larımızın sorunlara değil çözümlere odaklanması gerekiyor” dedi.

Lojistik hatlar kurulmalı

Ülkemiz plastik sanayisi tarafından geçtiğimiz yıl tüketilen 10,5 milyon ton hammaddenin yaklaşık olarak %15’inin yurtiçinde üretildiğini kalan %85’lik kısmın ise ithalat yoluyla temin edildiğini, son dönemde fiyatı hızla artan polipropilen (PP), polietilen (PE), polivinil klorür (PVC), polistiren (PS), polietilen teraftalat (PET), polibütilen tereftalat (PBT) vb. ürünlerinde ise yurtiçi üretimin talebin ancak %10’unu karşıladığının altını çizen Gülsün, “Mevcut konjonktürde ithalat yoluyla temin ettiğimiz ve kısa vadede yurtiçi talebi karşılayacak kadar üretim tesisi kurmamızın mümkün olmadığı stratejik önemi haiz hammaddelerin arz güvenliğinin sağlanması için lojistik hatların kurulması ve güçlendirilmesi gerekiyor. Zira üreticilerimiz hem hammadde fiyat artışı hem navlun artışı neticesinde rekabet güçlerini hızlı şekilde kaybetmekte. 6 ay öncesinde Uzakdoğu Asya’dan yapılan ithalatta 1.500-2.000 dolar bandında olan navlunun günümüzde 10.000 dolara kadar çıktığını görüyoruz. Üreticimizi bu şoklardan korumak açısından lojistik hatlar büyük katkı sağlayacaktır. Örneğin bu lojistik hatlar kurulmuş ve uzun süreli anlaşmalar yapılmış olsaydı günümüzde üreticilerimiz sadece navlun bedelinden kaynaklı olarak plastik hammaddenin tonu başına 300-400 dolar tasarruf etmiş oldurdu” dedi.

Orta vadede petrokimya yatırımları arttırılmalı

Sözlerine devam eden Selçuk Gülsün, “Orta vadede ise ülkemizde çalışması devam eden petrokimya tesislerinin tamamlanması ve bunlara yenilerinin eklenmesi teşvik edilmelidir. Unutulmamalı ki mevcut fiyat artışı Türkiye’ye özgü bir durum değil tüm dünyada benzer fiyatları görüyoruz. Öte yandan, Uzakdoğu Asya’da üretilen hammadde Çin başta olmak üzere bölgenin yoğun plastik talebi ve bölge içinde navlun ücretlerinin çok daha düşük seyretmesi sebebiyle diğer coğrafyalara ihraç edilmemekte. Ayrıca Çin’in tüm dünyaya yoğun bir ihracat gerçekleştirirken karşılığında yeterli ithalat yapmıyor olması navlun fiyatlarını daha da aşağıya çekerek yerel üreticilerine büyük avantaj sağlamakta. Bu sebeplerle ülkemizde hammadde fiyatları Uzakdoğu’dan daha yüksek seyretmektedir. Bu kapsamda ülkemizde kurulacak petrokimya tesisleri arz güvenliğimizi sağlayacak ve sanayimizin tedarik zincirinde meydana gelebilecek şoklara karşı daha dirençli hale gelmesini sağlayacaktır. Benzer şekilde son yıllarda ülkemizde hızla büyümekte olan ve geldiğimiz noktada PETKİM’den daha fazla bir üretime sahip olan plastik geri dönüşüm sektörü de yurtiçi arz güvenliğinin sağlanması için önemli bir araçtır. Yurtiçinde sağlıklı işleyen bir toplama-ayrıştırma sistemi kuruluncaya kadar atık ithalatının yoğun denetimle devam etmesi plastik sektörümüzü de destekleyecektir” dedi.

Spot piyasalardan kontratlı alıma dönülmeli

Sektör işletmelerinin gerekli ölçek büyüklüğüne sahip olmaması ve uluslararası piyasaları yakından takip etmemesi gibi sebeplerle hammadde kontratları yapmadıklarını ve tedariği spot piyasalar üzerinden yaptığını belirten Gülsün, “Bu durum ise sektörümüzü küresel arz şoklarına karşı daha kırılgan hale getirmekte. Bu noktada işletmelerimizi bilinçlendirmek açısından kamuya ve biz STK’lara daha çok iş düşüyor. Ayrıca kamunun da desteklemesi ile ortak satınalma kooperatiflerinin önü açılabilirse özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin kontratlı hammadde alımları mümkün olacaktır. Örneğin ABD’nin Ohio eyaletinde faaliyet gösteren GuildCPO 1988 yılından beri boyacılık endüstrisinde üretim yapan üyelerine ortak satın alma hizmeti sağlamaktadır. Ortak satınalma sayesinde pazarlık güçleri artan işletmeler ise daha rekabetçi hale gelmektedir. Benzer çalışmaların ülkemizde de yürütülmesi fayda sağlayacaktır” dedi.

2020’nin 4. çeyreğindeki DDoS saldırıları, kripto madenciliğin yükselişiyle 3. çeyreğe kıyasla üçte bir oranında düştü

2020’nin 4. çeyreğinde Kaspersky DDoS Önleme tarafından tespit edilen DDoS saldırılarının sayısı, 2019’un aynı dönemine göre bir miktar artarken, 2020’nin 3. çeyreğine göre %31 azaldı. Bu düşüş, kripto para birimi madenciliğine olan ilginin artmasıyla ilişkilendiriliyor.

İnsanların 2020’de çevrimiçi ortamda daha fazla zaman geçirmesi, DDoS saldırılarının patlamasıyla sonuçlandı. Dördüncü çeyrekte eğitim kurumlarına saldırılar devam etti, Massachusetts’teki birkaç okul ve Kanada’daki Laurentian Üniversitesi bu tür olaylarla karşılaştı. Çevrimiçi oyun hizmetleri de DDoS saldırılarına maruz kaldı.

Bununla birlikte, 2020’nin 4. çeyreğinde, 2019’un 4. çeyreğine göre yalnızca %10 daha fazla saldırı gerçekleşti. 2020’nin 3. çeyreğine kıyasla, 2020 4. çeyreğindeki saldırı sayısı %31 azalırken, 2020 3. çeyreğinde de 2. çeyreğe kıyasla düşüş görüldü.

Uzmanlar, bunun kripto para birimi maliyetlerindeki artıştan kaynaklanabileceğini öne sürüyor. Sonuç olarak siber suçluların genelde DDoS saldırılarında kullanılan C&C sunucularının ve virüs bulaşmış cihazların sahip olduğu bilgi işlem gücünü, kripto para madenciliği yapmak için “yeniden profillemek” zorunda kalmış olabilecekleri düşünülüyor

KSN istatistikleri de bu bulguyu destekliyor. 2019 yılı boyunca ve 2020’nin başında kripto madencilerin sayısı düşüşteydi. Ancak, Ağustos 2020’den itibaren eğilim değişti, kripto bazlı kötü amaçlı yazılım türünün miktarı arttı ve 4. çeyrekte yeniden düzlüğe ulaştı.

Kaspersky DDoS Koruma Ekibi İş Geliştirme Müdürü Alexey Kiselev şunları söylüyor: “DDoS saldırı pazarı şu anda iki zıt trendden etkileniyor. Bir yandan insanlar çevrimiçi kaynakların istikrarlı çalışmasına büyük ölçüde ihtiyaç duyuyor. Bu durumda DDoS saldırıları kötü niyetli kişiler için iyi bir seçenek olabilir. Bununla birlikte kripto para birimi fiyatlarındaki artış, madencilerin bazı cihazlara yerleştirilmesini daha karlı hale getirebilir. Sonuç olarak 4. çeyrekteki toplam DDoS saldırı sayısının sabit kaldığı gözlemliyoruz. Bu eğilimin 2021’de de devam edeceğini tahmin ediyoruz.”

DDoS saldırılarına karşı korunmaya devam etmek için Kaspersky uzmanları aşağıdakileri öneriyor:

  • DDoS saldırılarına nasıl yanıt verileceğini bilen uzmanlarla çalışın.
  • İnternet servis sağlayıcılarıyla yapılanlar da dahil olmak üzere üçüncü taraf sözleşmelerini ve iletişim bilgilerini doğrulayın. Bu, bir saldırı durumunda ekiplerin anlaşmalara hızla erişmesine yardımcı olur
  • Kuruluşunuzu DDoS saldırılarına karşı korumak için profesyonel çözümler uygulayın. Kaspersky DDoS Koruması, Kaspersky’nin siber tehditlerle mücadeledeki kapsamlı uzmanlığı ile şirketin benzersiz şirket içi geliştirmelerini bir araya getirir.