Tarih:18 Temmuz 2020 Cumartesi
Saat: 20.00
Yayın Linki: https://webinar.buyernetwork.net/schedule/is-hayati-ve-kitaplar-okuma-kulubu-outliers-malcolm-gladwell/
İş Hayatı ve Kitaplar Okuma Kulübü: Outliers – Malcolm Gladwell
Tüketici ‘Dijital’ Markalarla Yola Devam Edecek
KPMG, 12 ülkede 12 bin 334 kişiyle tüketicinin ‘yeni normal’ini araştırdı. Pandemiyle birlikte dijitalin getirdiği kolaylıkları iyice benimseyen tüketici, bundan sonra dijitalde bilgili ve hızlı şirketlerle etkileşimini artıracak. Covid-19’un getirdiği finansal zorluklar nedeniyle yeni dönemde en çok ödediği paranın karşılığını almak isteyen tüketicinin ikinci önceliği güven
Dünya Covid-19’la mücadeleye devam ederken şirketler de yeni düzende değişen tüketici tiplerini anlamaya ve aksiyon almaya çalışıyor. Pandemi nedeniyle finansal olarak kısıtlanmış ama dijital teknolojilerde daha gelişmiş, karar alma süreçlerinde daha seçici ve düşünceli olan tüketici, dünyadaki değerleri yeniden oluşturmak için Covid-19’u bir fırsat olarak görüyor. KPMG’nin 12 ülkede 12 bin 334 kişiyle yaptığı araştırma, şirketlere karar alma süreçlerinde ve planlarında yeni dönemin yeni zorluklarıyla mücadele etmek için odak noktaları sunuyor.
KPMG Türkiye Finansal Hizmetler Sektör Lideri Kerem Vardar araştırmaya ilişkin yaptığı değerlendirmede “Covid-19’un ekonomik etkileri bir süre daha davranışları etkileyecek. Güven ilk defa karşımıza çıkan bir kavram olmasa da Covid-19 döneminde farklı bir anlam kazandı. Tüketici ilk defa şirketlerin kârdan çok tüketicilerin ve çalışanların sağlık durumlarını ilk sıraya aldığını gördü. Diğer taraftan dünyanın her yerinde Covid-19 salgını döneminde geçici süreyle bankaların kapanması tüketicilerin bankalarla ilişkilerinde kalıcı değişikliklere yol açtı. Müşterilerin büyük bir çoğunluğu özellikle yatırım hesapları ve yüksek değerli ürün alımlarında internet bankacılığını ve dijital uygulamaları daha çok kullanmaya devam edecek” dedi.
İşte araştırmada öne çıkanlar:
- Yeni tüketici dijitalin getirdiği kolaylığı benimsiyor. Dijitalde bilgili şirketleri tercih eden tüketici, markasına duyduğu güveni de ilk sıraya koydu. Genç tüketici şirketlerin çevresel ve sosyal aktiviteleri konusunda da daha duyarlı…
- Tüketicilerin çoğu kendilerini dijital kanalların kullanımında daha rahat hissediyor. Online alışveriş, temassız teslimat, online ödeme gibi konularda daha aktifler.
- Araştırmaya göre 45 yaşın altındaki tüketici zaten iletişim için sürekli kullandıkları kanalları alışveriş için tercih etmeye daha eğilimli.
- Önümüzdeki dönemde şirketlerle başlıca iletişim aracının sosyal medya kanalları olacağını düşünen tüketicilerin sayısı üç kat arttı.
- Katılımcılar gelecekte yapacakları alışverişlerinde nakitten çok dijital cüzdan ve kart seçeneklerini kullanmayı düşünüyor.
Ana kazananlar dijital bankalar
- Bankalar arasında tercih yaparken müşterilerin dikkat ettiği konular arasında yüzde 46 ile ödenen paranın karşılığının alınması başı çekiyor. Kişisel güvenlik (yüzde 45), markaya duyulan güven (yüzde 45), müşteri deneyimi (yüzde 41).
- Paranın karşılığının alındığını hissettiren hizmet ve ücret (faiz oranları) banka tercihlerini en çok etkileyen etkenler olarak karşımıza çıkıyor.
- İnternet siteleri ve uygulamaların işlevselliğinin yanında kolay erişilebilirlik (kişisel güvenlik) müşterilerin önceliği olarak belirtiliyor. Covid-19 döneminde bankaların sunduğu hizmet tekliflerindeki proaktif iletişim de müşteriyi etkileyen başlıklardan.
- Covid-19 döneminde müşterilerin kendi bankalarına duydukları güven yüzde 15 oranında arttı. Tüm tüketiciler bankalarına duydukları güvenin en az Covid-19 öncesi dönemdeki seviyede olduğunu belirtiyor (yüzde 96).
- 10 kişiden biri Covid-19 salgını sonucunda bankalarını değiştirmeyi düşündüğünü belirtiyor. Bu şekilde düşünen katılımcıların 10 kişiden dördünün ise dijital bankalara geçme ihtimali daha yüksek.
Sigorta sektörü güven sınavını geçti
- Sigorta şirketleri, Covid-19 sürecinden güven konusunda yara almadan çıktı. Ancak tüketicilerin üçte biri aldıkları hizmetler ve poliçelerinin kapsamı konusunda daha proaktif bir iletişim istiyor.
- Sigorta şirketlerinin odaklanması gereken konuların başında sigorta talep süreçlerinin en etkin şekilde yürütülmesi geliyor (yüzde 39). İkinci sırada ise yenilikçi ürünler var.
- Covid-19’la birlikte poliçesini gözden geçirenlerin oranı yüzde 41. Yüzde 27’lik bir kesim hayat sigortası yaptırdığını, yüzde 26’sı ise sigorta yaptırmayı düşündüğünü belirtiyor.
- Katılımcılara “Bir sonraki sigorta yaptırma sürecinizde neler etkili olacak” diye sorulduğunda yüzde 51 ‘fiyat’ diyor. Kişiselleştirilmiş ürün ve hizmet diyenlerin oranı yüzde 42. Yüzde 39’u ise olası pandemileri kapsayıcı bir poliçe tercih edeceklerini belirtiyor.
EGİAD’ın Dış Ticaret Atağı Sürüyor
Üyelerinin %60’ının yurt dışı ile ortaklık, dış ticaret ve benzeri şekillerde iş birlikleri bulunan, portföyünde tekstil, gıda, makina, inşaat, otomotiv, elektrik-elektronik, demir-çelik başta olmak üzere sanayi, tarım ve hizmet sektörlerinden firmalar bulunan EGİAD, başlattığı Dış Ticaret Elçileri Programı ile ihracat açığını kapatmak üzere büyük bir çalışma sergiliyor. Genç iş insanlarının yurt dışına açılma sürecini hızlandırmak, bu süreçteki maliyetleri düşürmek ve Kovid-19’un yarattığı olumsuz etkileri bertaraf etmek isteyen EGİAD, dış ticaret konusunda üyelerine danışmanlık yapmak üzere başlattığı “Dış Ticaret Elçileri” ile bu kez Hollanda’yı ele aldı.
EGİAD Yönetim Kurlu Başkanı Mustafa Aslan’ın ev sahipliğinde Zoom üzerinden gerçekleşen toplantıya,Hollanda İzmir Fahri Konsolosu ve EGİAD Kurucu Üyelerinden Oğuz Özkardeş, Hollanda Dış Yatırım Ajansı NFIA Proje Müdürü Yavuz Selim Yaşar,EGİAD Hollanda Dış Ticaret Elçisi ve EGİAD Üyesi Elif Kazanan Cun konuşmacı olarak katıldı.
EGİAD Yönetim Kurlu Başkanı Mustafa Aslan yaptığı açılış konuşmasında, 400 yılı aşkın bir süredir ilişkilerin yoğun bir şekilde gerçekleştiği Hollanda’nın ülkemize 25 milyar 402milyon Dolar doğrudan yatırım yaptığını belirterek, 2019’da da en çok yatırım yapan ülke sıfatını koruduğunu vurguladı. Aslan, ülkemizde yer alan Hollanda firmalarının azımsanmayacak sayıda olduklarını belirterek, “Aralık 2019 tarihi itibariyle, ülkemizde, aralarında Unilever, ING Bank, Credit Europa Bank, AGTNetherlands, Achma gibi firma ve bankaların da olduğu 3.214 Hollanda firması ve 40 irtibat bürosu faaliyet göstermektedir. Türkiye’de Hollanda sermayeli şirketler, bankacılık, kimya sanayi, ilaç sektörü, tıp endüstrisi, telekomünikasyon, lojistik, tekstil, gıda, tarımsal sanayi ve turizm sektörleri gibi hemen her sektörde faaliyet göstermektedirler” dedi.
Hollanda İlk Sırada
Hollanda ile ilişkilerin güçlendirilmesinden yana olduklarını kaydeden EGİAD Başkanı Aslan, “15. Dönem Yönetim Kurulu olarak çok önem verdiğimiz EGİAD Dış Ticaret Elçileri projesi ile yurtdışında şirket kurmak veya doğrudan ihracat yapmak isteyen üyelerimiz ile halihazırda bu konuya hakim ve yurt dışı yatırımları olan EGİAD üyelerini biraraya getirerek iş ağlarını güçlendirmeyi planladık. Merkez Bankası verilerine göre, 2002-2019 döneminde Türkiye’den Hollanda’ya yapılan uluslararası doğrudan yatırımların toplamı 13 milyar 763 milyon Dolar olup, 2019 yılında ülkemizden yurt dışına yapılan doğrudan yabancı yatırım bakımından Hollanda ilk sırada yer almaktadır. Hollanda’da Türk kökenli iş adamları tarafından kurulan şirket sayısının 23 bin civarında olduğu tahmin edilmektedir. Söz konusu girişimciler,toplam 6 milyar Avro dolayındaki yatırımları ile yaklaşık 80 bin kişiye istihdam sağlamakta, yaklaşık 8 milyar Avro düzeyinde ciro oluşturmaktadır”dedi. Kovid-19 salgınının ihracatı olumsuz yönde etkilediğini hatırlatan Aslan,“İhraç ürünlerimiz açısından en önemli pazar şüphesiz Avrupa Birliği. Avrupa Birliği’ni komşu ülkelerimiz İran ve Irak takip ediyor. Avrupa Birliği’ne üye ülkelerin Kovid-19 ile mücadele kapsamında gelecekte uygulaması muhtemel kısıtlama veya yasaklamaların ihracatımızı olumsuz yönde etkileyeceğini değerlendiriyoruz;özellikle kara yolu ile yapılan ihracatlarda eşyaların geçiş güzergâhındaki ülkelerin uygulayacağı kısıtlamaların ekstra gecikmelere neden olabileceği bu durumun da ihracatı olumsuz etkileyebileceğini söyleyebiliriz” şeklinde konuştu.
Hollanda İzmir Fahri Konsolosu ve EGİAD kurucu üyelerinden Oğuz Özkardeş ise, iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin son derece üst düzeyde seyrettiğini ve bu ilişkileri sürdürülebilir kılmak ve öteye taşımak için olumlu niyetlerle her daim çalıştıklarını kaydetti.
EGİAD Dış Ticaret Elçilerinden EGİAD Üyesi ve Onurcan Ambalaj Yönetim Kurulu Başkanı Elif Kazanan Cun ise yaptığı sunumda, “Hollanda da yatırım yapmanın avantajları nelerdir, ülkenin ekonomik ve mali yapısı nasıldır, şirket kurmak nasıl olur ve maliyeti nedir, doğrudan yabancı yatırıma verilen teşvikler nelerdir, tecrübeli ve yetenekli göçmenler için %30 Expat Kuralı nedir, arge teşvikleri nelerdir, vize ve çalışma izinleri, oturma izini nasıl alınır, sosyal hayat nasıldır” başlıklarını açarak ayrıntılı bir değerlendirmede bulundu. Cun, 2017’de Hollanda’da kurduğu şirketin kuruluş ve yatırım süreçlerini, risk ve avantajlarını aktardı. Hollanda’nın Ege Bölgesi’ne önem verdiğini ve yatırım imkanlarını araştırdığını kaydeden Cun, “Avrupa’dan en çok yatırım aldığımız bu ülke stratejik lokasyonu ve güçlü ekonomisi ile 10 bin yabancı firmayı bünyesinde barındırmakta, Türkiye için avantajlı bir partner olarak yer almaktadır” dedi.
Hollanda Ekonomi Bakanlığı’na bağlı olarak yabancı şirket ve kuruluşlara destek veren, 42 yıldır faaliyette bulunan Hollanda Dış Yatırım Ajansı NFIA Proje Müdürü Yavuz Selim Yaşar ise yaptığı sunumda, ülkenin liman altyapısı ile Dünya ticaretinde 1 numara olduğunu, Avrupa’nın birbiriyle demiryolu ile bağlantılı en önemli ülkesi olması sebebiyle de çok büyük avantajlar barındırdığını belirtti. Yaşar, IT sektörleri için 200 civarında data center ile ciddi bir alan yarattığını, ARGE yatırımları ile çok kalifiye bir topluluğa hakim olduğunu ifade etti. Ayrıca, son yıllarda Türkiye’den beyaz yaka göçünü fazlasıyla aldığı için iki ülke ilişkilerinin üst düzeyde gerçekleştiğini de vurguladı.
İhracatın Finansmanı – VI
VESAİK MUKABİLİ İHRACAT EVRAĞININ KREDİLENDİRİLMESİ
İHRACAT VESAİKİ ÜZERİNDEN AVANS KREDİSİ
Vesaik karşılığında bankaların kredi kullandırmasıdır.
Bu aynı zamanda;
“sevk sonrası ihracat kredisi”
olarak da görülebilir.
Verilecek kredi TPKK – Türk Parasını Koruma Kanunu hükümlerine göre kullandırılır. Kredinin azami tutarı ibraz edilecek vesaikin FOB değerini aşamaz ancak uygulama olarak belli bir marj uygulanması (faiz ve komisyon, diğer giderler vb) esas alınır ve kalan bakiye firmaya kullandırılır.
Döviz kredilerinde kullanım süre limiti 16 Haziran 2009 tarih 2009 / 15083 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kaldırılmış olup, döviz kredisini kullanacak kişinin bankalarla bu süreyi serbestçe belirlemesi gerekmektedir.
VESAİK SADECE TEMİNATA ALINIR, İHRACAT BEDELİ TAHSİL EDİLDİĞİNDE İSE KREDİYE MAHSUP EDİLİR.
KREDİ TEMİNATI OLACAK VESAİKTE BANKANIN ARAMASI GEREKEN KOŞULLAR NEDİR?
-
-
- Vesaik arasında bulunan konşimentoya alıcı (consignee) mutlaka kredi veren bankanın adı yazılmalıdır. Bu şekilde tanzim edilmiş konşimento ise tahsil bankasına gönderileceği zaman, tahsile gönderen banka tarafından karşı banka emrine ciro edilmelidir. Bu yolla malların konşimentodaki mülkiyet hakkı ciro yolu ile tahsil bankasına geçmiş olacaktır. Consignee: KARABANK olmalıdır
- Tam takım konşimento (3 orijinal, 3 kopi) bankaya takdim edilmelidir. Bu yolla söz konusu mallara ait mülkiyet hakkını elinde bulunduran konşimentonun tamamı bankaya ibraz edilmiş olacak ve bankanın bilgisi dışında hareket eden bulunmayacaktır.
-
-
- – CIF teslim şekline göre yüklemelerde sigorta poliçesinin, mallara ilişkin herhangi bir hasar vukuunda tazmin talebinde bulunulmasını teminen banka adına yapılmasında yarar vardır.
-
- – Malların ihracatının riskli ülkelere yapılmaması gereklidir.
- – Bozulabilen mallara ait ihracatların vesaikleri teminata alınmamalıdır.
-
- Kredi Teminatı olacak ihracat evrakları CIF esasına göre hazırlanmışsa, evraklar arasında bulunan sigorta poliçesinin yukarıda yazılı olduğu gibi olması durumunda bankamız adına ciro ettirilmelidir. Ciro ile hasar vukuunda tazminat bankamıza ödenecektir.
- Ülke riski olan vesaik teminata alınmamalıdır. Ülke riski olan vesaikin tahsilinde muhtemel risklerin var olabileceği unutulmamalıdır. Muhtemel risklerin azaltılması için Türk Eximbank İhracat Kredi Sigortası yaptırılması yerinde olur.
Yılın İlk Yarısında Makine İhracatı 7,6 Milyar Dolar Oldu
“AB dönem başkanı Almanya ile sektörel diplomasi olumlu sonuç verecek”
Makine İhracatçıları Birliği (MAİB) yılın ilk yarısında 7,6 milyar dolarlık makine ihracatı yapıldığını açıkladı. Makine ihracatı pandemi nedeniyle bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 13,6 geriledi. AB ülkelerinin, ABD ve Çin ile ekonomik rekabete devam etmek istiyorsa Almanya önderliğinde ekonomik bir atılım yapmak zorunda olduklarına dikkat çeken MAİB Başkanı Kutlu Karavelioğlu, “Dünyanın en güçlü makine üreticilerinden Almanya’nın AB dönem başkanlığını bir fırsat olarak değerlendirip, sektörel diplomasiyi sürdürerek olumlu sonuçlar elde edeceğiz” dedi.
Küresel ticaretin duraksama noktasına geldiği ikinci çeyrekte ihracatı, önceki yılın ikinci çeyreğine göre yüzde 27 daralan Türk makine sektörü, yılın ilk yarısını bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 13,6 düşüşle 7,6 milyar dolar ihracatla tamamladı. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı’nın dünya makine ticaretinde ilk çeyrekte yüzde 20, ikinci çeyrekte yüzde 27 daralma öngördüğüne ve ilk çeyrekte yüzde ayrışarak 0,4 artan Türkiye’nin makine ihracatının ikinci çeyrekte küresel gidişata mahkum olduğuna dikkat çeken Makine İhracatçıları Birliği (MAİB) Başkanı Kutlu Karavelioğlu şunları söyledi:
“OECD’nin yıl sonunda küresel ekonominin yüzde 6 daralacağına ilişkin öngörüsü gerçekleşirse, küresel makine sektörü yılı yüzde 20 civarında bir daralmayla kapatabilir, bu durumda kriz öncesi rakamlara ancak 2 yıl sonra dönebiliriz. Bizim bu süreyi kısaltabilmek için AB ile güçlü işbirliğine ihtiyacımız var. Fakat şu da bir gerçek; 2. dalga beklentisinin yarattığı huzursuzluk nedeniyle sanayi üretimi hızlanamayan AB’nin de bize ihtiyacı var.”
“En güçlü çözüm ortaklarından biri Türkiye”
Euro bölgesinde son iki ayda, ekonomide olumlu kıpırdamalar olsa da özellikle İtalya, İspanya ve Fransa’da iyileşmenin çok yavaş ilerlediğine dikkat çeken Karavelioğlu şunları söyledi:
“Pandemi sürecinde siyasi bir güven bunalımı yaşayan AB ülkeleri, ABD ve Çin ile ekonomik rekabete devam etmek istiyorsa Almanya önderliğinde sınai bir atılım yapmak zorunda. Bunun için de en stratejik sektörlerden biri, üretim teknolojilerinin geliştirildiği alan olan makine. AB’nin ortak inovasyon ve yatırımlar politikası geliştirmesi ve bölgede 3 milyon insanın geçimini sağlayan makine sektöründe yakın coğrafya ile işbirliklerinin pekiştirilmesi gerekiyor. Bu konuda en güçlü çözüm ortaklarından biri biziz. Dünyanın en güçlü makine üreticilerinden Almanya’nın AB dönem başkanlığını bu yönde bir fırsat olarak değerlendirip, sektörel diplomasiyi sürdürerek olumlu sonuçlar elde edeceğiz.”
“Ticari ve teknolojik vizyonumuzla ayrışıyoruz”
Makine İhracatçıları Birliği, Makine Federasyonu ve TOBB işbirliğiyle düzenli aralıklarla yaptığı koronavirüsün etkilerini ve tedbirleri değerlendirme anketinin üçüncüsünü Haziran ayında gerçekleştirdi. Farklı ölçeklerden 211 firmanın yanıt verdiği ankette firmalara normalleşme sonrası yeni döneme yönelik iş planlarını sorduklarını belirten Karavelioğluşunları söyledi:
“Makineciler ticari ve teknolojik vizyonlarıyla, bu konuda verdikleri yanıtlarda da ayrışıyor. Firmalarımızın yüzde 31,5’i ihracat pazarlarını çeşitlendireceğini, yüzde 22,2’si dijital altyapısındaki eksiklerini gidereceğini, yüzde 20,5’i ise verimliliği artırmak üzere ürün konsolidasyonu yapacağını söylüyor. Küresel ticarette talep tarafının nasıl gelişeceğini, hangi dallarda ilave ve acil yatırımların gündeme geleceğini ve pazar takibini çok iyi analiz ediyoruz. Ticari sınırların ileri teknoloji alanında yeni işbirliklerine açık olacağı yeni dönemi, en iyi şekilde değerlendireceğiz.”
“Yerli imalatçıların gerçek potansiyeli ıskalanıyor”
Ankete katılan firmaların yüzde 60’ı yılın ilk 5 ayında cirolarının azaldığını belirtti.Firmalarının yüzde 83’ünün teslimatlarını 3 aya kadar tamamlayacağını, sonrası için yeni sipariş beklediklerini belirten Karavelioğlu şunları söyledi:
“Makine ihracatının yüzde 18,5 düştüğü yılın ilk beş ayında makine ithalatı sadece yüzde 1,3 düşerken yurt içi siparişleri normal seyrinde giden firmaların oranı sadece yüzde 22 olmuş. Maalesef hem kaynaklarımız boşa harcanıyor hem de yerli imalatçıların gerçek potansiyeli ıskalanıyor. Biz nitelikli kadrolarımızı korumak, mümkün olan en yüksek kapasite kullanım oranıyla üretime devam etmek için uluslararası pazarda kılı kırk yararak sipariş topluyoruz ki bu oran Haziran sonunda yüzde 60’ı ancak bulabildi. En kaliteli makineleri rekabetçi fiyatlarla yurt içinde üretebilirken yerli sanayicinin küresel kriz yokmuş gibi makine ithal etmesine bir anlam veremiyoruz.”
”İnovasyon Büyüktür Pandemi” yarışmasında son viraj
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından, Türkiye’nin Makinecileri ana sponsorluğunda “İnovasyon > Pandemi” temasıyla üniversite öğrencilerine yönelik düzenlenen İnovaTİM İnovasyon Yarışması’nda son viraja girildi. Yarışmada pandemi öncesi, sırası ve sonrasında oluşan ihtiyaçlara çözüm sunacak inovatif projeler aranıyor. Yarışmaya başvuran 4000’e yakın üniversite öğrencisinden oluşturulan 4’er kişilik takımlardan 326 tanesi aşamaları başarıyla geçerek yarışmaya devam etmeye hak kazandı. Son aşamada 30 takımın projeleri juriye sunulacak. 3 ana kategoride 3’er takımın dereceye gireceği yarışmanın sonuçları Ağustos ayında açıklanacak. Kazanan takımlara toplam 180 bin TL para ödülü dağıtılacak.
Egeli İhracatçılar ASEAN Ülkeleriyle STA Müzakerelerinin Hızlanmasını İstiyor
Egeli ihracatçılar ASEAN ülkeleriyle STA müzakerelerinin hızlanmasını istiyor Türkiye ve ASEAN’ın ortaklığı STA ile büyüyecek Egeli ihracatçılardan “STA müzakereleri en kısa sürede başlatılmalı” çağrısı Türkiye ASEAN ülkeleriyle serbest ticarete çok yakın ASEAN ülkeleriyle STA ticarete ivme kazandıracak
Egeli ihracatçılar Asya Pasifik bölgesiyle güçlü bir tedarik zinciri ve karşılıklı ticaretin kolaylaşması için 10 Güneydoğu Asya ülkesini kapsayan Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) ile serbest ticaret anlaşması (STA) müzakerelerinin hız kazanması ve imza aşamasına geçilmesi taraftarı.
Ege İhracatçı Birlikleri’nin düzenlediği “Koronavirüs’ün hedef pazarlarımızdaki seyri” webinar serisinin onuncu ayağında Kuala Lumpur Ticaret Müşaviri Elif Haliloğlu Güngüneş, Manila Ticaret Müşaviri Serhan Ortaç, Cakarta Ticaret Müşaviri Mustafa Murat Taşkın pandemi sonrası Endonezya, Filipinler ve Malezya’ın dış ticaretindeki gelişmelerle ilgili sunum yaptı, ihracatçıların sorularını yanıtladı.
Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, dünya ekonomisindeki büyümenin yüzde 60’ını, küresel ticaret hacminin ise yüzde 30’unu Asya-Pasifik ülkelerinin kapsadığını söyledi.
“3 milyarın üzerindeki tüketicisiyle Avustralya’dan Pakistan’a, Endonezya’dan Filipinler’e uzanan bu coğrafya dünyanın en büyük küresel pazarı ve ticaret merkezi olma yolunda hızla ilerliyor. Endonezya, Filipinler ve Malezya ekonomilerinin 2050’ye kadar ekonomik büyümede büyük sıçramalar kaydedeceği öngörülüyor. Bu potansiyelden faydalanabilmemiz için dünyanın tüm coğrafyalarını kapsayacak şekilde yeni bir ticaret ekseni yaratarak ihracat menzilimizi genişletmeli, bu pazarlarda güçlü pozisyon almalıyız. Malezya, Endonezya ve Filipinler’in 650 milyonluk nüfusu kapsayan ASEAN içerisinde yer alması bizim için önem arz ediyor. 2017’de ASEAN’ın sektörel diyalog ortakları listesine giren Türkiye, iyi ilişkileri sayesinde bölgedeki etkinliğini gün geçtikçe arttırıyor. ASEAN’a üye ülkelerle ticaret hacmimiz 2019’da 9 milyar dolara ulaştı.”
Pandemiden önce yükselişte olan korumacılık ve ticaret savaşları eğilimlerinin şimdi daha da hızlandığını söyleyen Eskinazi, ticaretin kesintiye uğramadan devam etmesi ve artması için STA’ların yeni dönemdeki ticari ilişkilerde kilometre taşı olacağı görüşünde.
“Malezya ile STA’mız 2015’te yürürlüğe girdi. Endonezya ile de 3 senedir devam eden müzakerelerin 2021’de sonuçlanacağını öngörüyoruz. Potansiyel olan sektörlerimizi kapsayan bir STA imzalamaya çok yakınız. Filipinler’le de müzakereler bir an önce gündeme gelmeli. Gümrük vergisi dezavantajımız var. İhracat planımızda ASEAN’ı odak noktamıza koyuyoruz. Ticaretimize STA’nın kesinlikle etkisi olacak. Potansiyelimizi tamamen açığa çıkartabilmek için önümüzdeki dönemde bu ülkelere sektörel ticaret heyetlerimizi yoğunlaştıracağız. İkili ticari ilişkilerimizdeki tüm zorlayıcı unsurları ortadan kaldırmalı ve çok daha yüksek bir hacme ulaşmak için gerekli önlemleri almalıyız. İlk 6 ayda Malezya’ya 161 milyon dolar, Endonezya’ya 120 milyon dolar, Filipinler’e ise 42 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdik. Endonezya’da savunma ve havacılık sanayii, kimyevi maddeler ve mamulleri, makine ve aksamları, Malezya’da ise çelik, kimyevi maddeler ve mamulleri, hububat bakliyat ve yağlı tohumlar, Filipinler’de ise kimyevi madde ve mamulleri, makine ve aksamları, elektrik ve elektronik sektörlerimiz öne çıkıyor.”
Malezya pazarı için tavsiyeler şu şekilde;
-Hammadde zengini. Dünyanın en büyük palm yağı üreticisi. Zengin petrol kaynaklarına sahip. Dünyanın palm yağı ve kauçuk ihtiyacını da büyük oranda karşılıyor. Yüksek oranda eldiven ihracatı var. Nüfusu 32 milyon olsa da 650 milyonluk ASEAN’a açılan bir kapı olarak görülüyor.
-Ocak-Mayıs 2020 döneminde elektrik ve elektronik ürünler, palm yağı ve türevleri ve LNG ihracatında yüzde 15-20 arası düşüş kaydedilirken kauçuk ve nitrli eldiven sektörü, yaşanan talep artışı neticesinde kazançlı çıktı. (İhracat artışı yüzde 20,5)
-Malezya bir numaralı elektrik elektronik ihracatçısı. İhracatında ikinci sırada palm yağı ve türevleri yer alıyor. 5 ayda hepsinde ortalama yüzde 20’lik ihracat yaptı. Lastik eldiven tedariğinin yüzde 70’ini Malezya karşılıyor. Kutu başı 3 dolarlık olan eldiven fiyatları 7 dolarlara çıktı.
– Güneydoğu Asya bölgesindeki ilk STA Malezya ile yapıldı. 2015’te yürürlüğe girdi. Ülkemizin Asya-Pasifik Bölgesi’nde Güney Kore’nin ardından ikinci, Güney Asya Bölgesi’nde ise ilk STA olma özelliğini taşıyan anlaşma ile ülkemiz Malezya pazarına AB’den önce tercihli giriş imkanı elde etti. 8 yıllık geçiş döneminin sonunda yani 2023 yılında tarife satır sayısı bakımından ihracatımızın yüzde 99’u, ithalatımızın ise yüzde 86’sı gümrük vergisinden muaf şekilde gerçekleşecek.
-Toplam ihracatımızın geçtiğimiz sene yüzde 28’ini demir çelik ürünleri oluşturdu. İkinci sırada mineral yakıtlar ve yağlar var. Motorlu kara taşıtları, traktörler ve bisikletler, kazanlar, makinalar, mekanik cihazlar ve aletler, inorganik kimyasallar, kıymetli metal ve radyoaktif elementler de diğer öne çıkan ürünler arasında.
– İthalatımızda ise palm yağı bir numarada. Elektrikli makine ve cihazlar, elektronik devreler, sentetik ve suni flamentler, şeritler, kauçuk ve kauçuktan eşya, plastikler ve mamulleri, alüminyum ve alüminyumdan eşyalar, eldiven de ithalatımızda öne çıkanlar arasında.
-2023 yılında ihracatımızdaki ürünlerin yüzde 99’u vergiden muaf olacak. KDV de yok. Malezya bundan dolayı avantajlı. Türk ürünleri için kalite algısı yüksek görüşü hakim. Türkiye’yi Avrupa’da konumlandırıyorlar. Örneğin makine ticaretinde Alman ürünleriyle kıyaslıyorlar. Birçok üründe vergi sıfırlanmış durumda. İstanbul’da Malezya Dış Ticareti Geliştirme Ajansı ofisleri var. Ortaklık kurmak isteyen firmalar yetkililerle görüşebilir ya da mail atabilir.
– Malezya’nın gerek bölgedeki stratejik konumu gerekse iki ülke halkının birbirine duyduğu sempati ve ülkemizle çok daha fazla ticaret yapma isteği nedeniyle Türk firmaları için çok sayıda sektörde iş birliği olanağı ve ihracat potansiyeli barındıran bir ülke.
– Toplam gıda tüketiminin yüzde 70’ini ithal eden Malezya’ya yönelik yaş sebze meyve ve gıda ürünleri ihracatımızın artırılması önem arz ediyor. (Turunçgiller, nar, kayısı, kiraz, şeftali, çikolata, bisküvi, un, makarna, kuruyemişler) Türk süpermarketi ihtiyacı var. Türk zeytinyağının pazarda potansiyeli var. İspanya’dan ve İtalya’dan paketlenmiş ürünler satılıyor. Ege’den zeytinyağları da getiriliyor. Malezya’da paketlenip bölge ülkelere de satılmaya başlandı. Gümrük vergisi sıfır. Kuala Lumpur’da çok expat nüfus var. Marketlerde zeytin bulmak mümkün. Zeytin satışı Kuala Lumpur özelinde değerlendirilebilir.
-Süt ve süt ürünleri et ve et ürünlerinde ihracat izni alınması gerekiyor. Tarım Bakanlığı’na bağlı veterinerlik hizmetleri departmanına başvuruyla yapılıyor. Helal olduğunu iddia ediyorsanız sertifika almak zorundasınız. Et ve süt ürünlerinde Malezya’daki heyetler Türkiye’ye gelip firmaların tesislerini inceliyor. 2 yıl ihracat izni veriyorlar süre uzatılabilir.
-Dijital alışveriş tüm dünyada olduğu gibi daha etkin kullanılmaya başlandı. İnternet üzerinden yaş meyve sebze satmaya başladılar. Süpermarketlerde online satışa başladı.
-Savunma sanayii alanında iyi ilişkilere sahibiz. Diplomatik ilişkiler iyi. Uzun yıllara dayalı dostluğumuz var. Mermi mühimmat konusunda talep geliyor. Avantajlı olabileceğimiz sektörler; tekstil, ev tekstili ve hazır giyim. En çok katılım talebi olan fuarlar uluslararası helal fuarı MIHAS. 1-4 Eylül’de yapılacaktı, ertelendi. Food and Hotel Malaysia Horeka fuarı, Beauty Expo & Cosmobeautue Malaysia güzellik fuarı, MIFB Malezya yiyecek ve içecek fuarları var.
Endonezya pazarı için tavsiyeler şu şekilde;
– Dünyanın en büyük 16. ekonomisi ve dünyanın dördüncü büyük nüfusu. Aynı zamanda ASEAN coğrafyasının yüzde 42’sine sahip. ASEAN nüfusunun yarısı Endonezya’da yaşıyor. 2017’de GYSİH 1 trilyon doların üstüne çıktı. 2045’e kadar çok yüksek oranlarda büyüyeceği öngörülüyor. Ekonomisinde büyük bir potansiyel var. 2019 ihracatı 160 milyar dolar, ithalatı ise 170 milyar dolar. Nüfusu 300 milyon. 330 milyar dolarlık toplam dış ticaret hacmi var.
-Çok zengin bir ülke yeraltı kaynakları ve yer üstünde yetiştirdiği ürünlerle. Dünyanın en büyük kömür ihracatçısı ve üreticisi. Kalay nikel boksitte de öyle. Elektrikli araçların pillerinin üretimi konusunda nikel üretimi çok stratejik. Altın ve bakırda çok büyük bir potansiyeli var. Dünyanın en büyük altın madeni bakır madeni burada. Jeotermal alanda dünyanın bir numarası. Aynı zamanda dünyanın bir numaralı palm yağı üreticisi. Kahve ve kakaoda dünyada dördüncü, kauçukta dünyanın üçüncü üreticisi. Hem ciddi bir üretici hem de ihracatçı.
-Muhafazakar bir dış ticaret yapısı olduğu için ithalata sıcak bakmayan bir yapısı var. Kendini ticarete az ticarete açmış, kendi kendine yetmeye çalışan bir ülke. Sadece Ticaret Bakanlığı değil, diğer Bakanlıkların da iznini aramak suretiyle ithalatı zorlaştırıyor. İkili ticaretlerde Ticaret Bakanlığı’ndan ithal izniniz olması lazım. Yatırım yapmak için geldiğinizde ilk başta yabancı yatırımcıların giremeyeceği ya da ne oranlarda girebileceğini gösteren liste veriliyor. Örneğin bazı yerleri açmada yüzde 33 yerel ortak istiyorlar. Bu da daha fazla yatırım gelmesini engelliyor. Bu konularda ilerleme kaydedebilir.
– ASEAN ile yaptığı serbest ticaret alanı en büyük ticari hamle. STA’lara artık olumlu bakıyorlar. Çünkü aynı coğrafyada tedarikçi olarak rekabet halinde olduğu Malezya, Singapur, Tayland ve Vietnam ile benzer olduğu için ürünlerin tedariğinde rekabet gücü azalıyor. Bu yüzden yarıda bıraktığı STA’lara yeniden başladı. ASEAN’ın haricinde Çin, Japonya, Kore, Hindistan, Yeni Zelanda ve Avustralya ile STA’ları var. Şili ve AB ile müzakereler devam ediyor.
-AB ile müzakerelerin başlamasıyla Türkiye ile de başladı. AB STA’sı palm yağındaki önlemler nedeniyle bu aralar sekteye uğruyor ama görüşmeler ilerliyor. Türkiye olan STA görüşmeleri 2018 yılında başladı. Süreç devam ediyor. Toplamda 4 müzakere yapıldı. 2021’e kadar müzakereler devam edebilir.
– Çok büyük bir tekstil üreticisi. İthalatın 3’te ikisini oluşturuyor. Palm yağı, kauçuk ve tekstil ürünleri, yabancı yatırımların ithalatçı olduğu otomobil ekipmanlarında, makinalarda, kağıt sektöründe, yine yabancı sermaye yatırımlarından kaynaklı spor ayakkabısı başta olmak üzere ayakkabı aldığımız ürünler arasında. Biz ise halı, kilim, seccade, mermer, tütün, bor mineralleri, makine ekipmanları, gıda makinaları, tekstil ve tarım makinaları satıyoruz.
– Endonezya’da ithalatta çok büyük bir rekabet var. ASEAN ülkeleriyle çok açık bir pazar. Asya ülkeleriyle de öyle. STA’nın olmaması nedeniyle vergi dezavantaj. Singapur, Hindistan’dan Endonezya’ya gelenler iş için tüccar olarak yaşıyor. Dolayısıyla ticari ilişkiler iyi ilerliyor. Kişilerin bu ülkelerin vatandaşı ya da yaşıyor olması önemli. Çevredeki bütün ülkelerin ABD’yi bile katarsak mücadeleyi göze alan firmalar giriyor. Türkiye’den gelen üreticinin hem fiyat hem kalite açısından Endonezya’ya uygun koşullarda girmesi lazım. Rekabetten dolayı yer bulabilmesi mümkün değil.
– İnşaat ekipmanları altyapı yatırımları önemli. Başkent Cakarta’dan Malezya ile ortak alana sahip olduğu bir adaya taşınıyor. 34 milyar dolarlık bir yatırım projesi var. Hem inşaat ekipmanları hem de altyapı firmaları açısından çok önemli. Green City ve Smart City konsepti üzerine kuruluyor olması teknoloji firmaları açısından avantajlı.
-Coğrafi yapısından kaynaklı altyapı yatırım ülkesi. 2019-2024 arasında 400 milyar dolarlık yatırım söz konusu. Potansiyel var. Tarım ürünlerinde fırsat var. Türkiye’den tedarikte bir sorun yaşamadığımızda bir sürü tarım ürünü satabiliriz. Ürünlerimiz çok daha ucuz. Tarım mevzuatında bazı problemler var. Palm yağı revaçta. Ancak zeytinyağının potansiyeli var. Şu anda 21 tane ürün ihraç edebiliyoruz. Endonezya ile iş birliği iş yapılabilse satma olasılığımız yüksek. İthalat izinlerinin alınması gerek. Önemli bir ürün grubuna yayılan sevk öncesi inceleme belgeleri.
-Tekstil, konfeksiyon ve halıyı da içine alan tarife dışı engel uyguladılar. Yaş meyvede bazı problemler var. Helal belgelendirmesi önemli. Önümüzdeki dönemde zorunlu olacak. Endonezya sadece kendi belgelerini kabul ediyor. Hayvansal ürünlerde şaptan dolayı problemler var. Cakarta’da 173 tane AVM olan dünyanın en büyüklerine sahip bir ülke. Türk firmalarının varlığı çok az. Mutfak eşyası, tekstil, konfeksiyon ürünleri ve ev tekstili ürünlerinde potansiyel var.
-Önümüzdeki 20 yılda tüketicinin gelir düzeyi artacak bu da ithalata yansıyacak. Türkiye, Endonezya ile ilgilenmiyor zor mevzuatı görünce vazgeçiyorlar ya da gelip gitmiyorlar. Endonezya’nın kendi kuralları var. Firmalar Endonezya’nın istediği belgeleri tamamlamalı. E-ticaret yaygın.
Filipinler pazarı için tavsiyeler şu şekilde;
-IMF tarafından 2020 yılında pandemiye rağmen hala 0,6 büyüme bekleniyor. 2021 yılında ise yüzde 7,6 oranında büyüme bekleniyor. 2019’da ihracatı 70 milyar dolar, ithalat 113 milyar dolar.
-İhracatta önemli kalemlerde ilk sırada; entegre devreler ithalatında da entegre devreler var. Ülkede çok fazla Güney Kore ve Çin menşeili elektrik-elektronik üreticileri var. Entegre devreler de elektrik elektronik üretiminin hammaddesi. Diğer maddelerden yarı iletkenler, otomatik veri işleme ve depolama cihazları, taşıtlarda kullanılan bağlantı takımları, elektrik elektronik cihazlar, yaş yada kurutulmuş muz (1,9 milyar dolarlık ihracat hacmi var), depolama cihazlarının aksam ve parçaları, rafine bakır katotlar,statik konvertörler diğer öne çıkan ihracat kalemler. Bu ürünlerin büyük çoğunluğunda Çin, Güney Kore ve Japonya’nın yatırımlarının etkisi var. Bu rakam 15-20 firmanın yaptığı ihracat.
-Filipinler’in ithalatında ise öne çıkan ürünler; Yarı iletkenlerin diğer bağlantı parçaları, aksamı, aksesuar ve sarf malzemeleri, diğer yağlar ve müstahzarlar, elektronik entegre devreler, işlemci ve kontrolör, petrol yağları, diğer yağlar, aksam ve parçalar, entegre devreler, un ve unlu mamuller. 2016’da 25 milyon dolar un ihraç ediyorduk. Filipinler ekonomisi aşırı korumacı, hükümetin politikaları kapsamında bir ülkenin ihracatı fazlalaştığında korunma önlemleri devreye alınıyor ve ek vergiler uygulanıyor. Şu anda 5 yıllık süreçte Türkiye’den ithal edilen un için antidamping vergisi uygulanıyor. 25 milyon dolardan 5 milyon dolara indi. Kaldırılması için görüşmeler devam ediyor.
-İhracatında ilk 5 ülke; ABD, Japonya, Çin, Hong Kong, Singapur. İthalatta ise Çin, Japonya, Güney Kore, ABD, Tayland. 2018 yılında ithalatımız 122 milyon dolar seviyesindeydi 2019’da 134 milyon dolara çıktı. İhracatımız ise 2018’de 177 milyon dolardı, 2019’da 117 milyon dolara ulaştı. Savunma sanayii ihracatımız önemli.
-İhracatımızda ilk 10 ürün ilaçlar ve ilaç hammaddeleri, tabancalar revolverler, buğday unu, makarnalar ve kuskus, karbonat ve amonyum karbonat kimyasal temizlik malzemesi kullanılan kimyasal maddeler, motorlu taşıtlar, mücevherci eşyası ve aksamı, elektrik transformatörleri, statik konvertörler, buldozerler, greyderler gibi inşaat araçları, toprak, taş, metal, cevheri vb ayıklama için makina aksamları.
-İthalatımızda ise elektronik entegre devreler, baskı makinaları, hindistan cevizi (ithalatı önemli yüzde 54’ü 11,5 milyon dolarla Filipinler’den gerçekleşiyor), otomatik bilgi işlem makinaları, sentetik devamsız liften iplik, diyodlar, elektrik motorları ve jenaratörler, bitkisel özsu ve hülasalar, pektik maddeler, optik lifler, demetleri ve kabloları, aksam ve parçalar. İtalya, İspanya, Belçika, Almanya, Yunanistan zeytinyağı ihraç ediyor. Türk zeytinyağı bunlara nazaran daha kaliteli ama ihracatımız yok. Pazar açık durumda, fırsatlar değerlendirilmeli.
– 2022’nin sonuna kadar yaklaşık 170 milyar dolar büyüklüğünde 75 adet büyük altyapı projesi planlanmakta. Hükümet programa aşırı önem veriyor ve finansmanını sürekli sağlıyor. İnşaat ve inşaat sektörü ihracatımız açısından çok önemli. Çin başta olmak üzere Japonya, Singapur ve Güney Kore’nin dahil olduğu önemli bir rekabet bulunuyor.
-İlerleyen dönemde kamu kuruluşlarını da içine alacak müteahhitlik ve inşaat malzemeleri sektörel ticaret heyetinin organizasyonu faydalı olabilir. 2021’deki WORLDBEX fuarına firmalarımızın özellikle yapı malzemelerinde faaliyet gösteren firmaların fuarına katılımı önemli.
-110 milyonluk nüfusta 73 milyonluk iş gücü var. E-ticaret kullanımı açısından Asya Pasifik bölgesinde birinci sırada. 110 milyonluk ülkede 230 milyon e-ticaret hesabı açılmış durumda. Filipinler’de hemen hemen her gün her kişiye bir tane düşülecek şekilde günlük satış yapılıyor. Bu siteler Çin sermayesi tarafından alınmış. Otomotiv ve yan sanayii, kişisel bakım ürünleri ve kozmetik sektörlerinde rekabet avantajımız olabilir. Ulaşım kolaylığı ve gümrüklerde profesyonellik var.
-Zayıf yönler; Ağır bir bürokrasi var. Şirket kurmak isteyenler yüzde 60 oranında Filipinli şirket ortağı bulmak zorundalar ya da 2,5 milyon dolardan fazla yatırım yapmaları gerekiyor yüzde 100 sermayeye sahip olmaları için. Ülkeden para çıkışında kısıtlamalar var. İş yapma kültürü pratik değil. Hükümetin korumacı ekonomi politikası söz konusu. Yerli sermayeyi koruyor gibi gözüküyorlar ama Japonya, Singapur ve Çin için bunu göremiyoruz. Avrupa Birliği ülkeleri ve Türkiye’nin ürünlerine korumacı politikayı uyguluyorlar. Ticaret hukuku kuralları da zayıf yönlerinden birisi, noterlik müessesesi güvenilir değil.
– İthalata dayalı bir ekonomi. Sabit döviz kuru bir avantaj, bankacılık işlemlerinde kolaylık var. Lojistik maliyetler açısından coğrafi konumu, Asya Pasifik ülkelerinin pazarda hakimiyeti, gümrük vergisi dezavantajı var. Serbest Ticaret Anlaşması bulunmuyor. Filipinler ASEAN ülkeleri başta olmak üzere Çin, Japonya, Singapur, Brezilya, Avustralya ile STA yaptı. AB ve Türkiye ile yapmadı. Böyle bir süreçte yok.
– Referans işlere çok önem veriyorlar. İki ülke arasında savunma ve havacılıkta entegrasyon. Geliştirilmesi önemli. Çin Japonya ve Singapur tarafından domine edilen inşaat sektöründe tedarikçi olabilmek için projeleri alan müteahhitlerle iletişim önemli. AVM ve süpermarket kültürü yaygın.
Sürecin Bizden Götürdükleri ve Bize Getirecekleri
Yaşanan süreç çok zorlu, yaşanan süreç çok ağır…
Öncelikle yaşadığımız durumun bir an önce sağlık, sıhhat ve en az kayıp ile geçmesini temenni ediyorum.
Durumlar çok karışık. Zaten ülkemizde uzun yıllardır süre gelen bir dış ticaret açığı mevcuttu, ithalat ve ihracat dengesizliğini kapatabilmek adına uğraş verip duruyorduk. Yaşanan bu salgının akabinde piyasalarda ve bizlerde neler olduğu, neler olacağı gerçekten dış ticaretimizin nasıl etkilenecegi üzerine o kadar çok yorumlamalar var ki, nerde ne yapılacağını kimse tahmin edemiyor çünkü gerçek bir kahine ihtiyaç var sanırım burada.
Durumu ben kendi ülkemiz için değerlendirip neler yapabileceğimize bakmak istedim.
Bu durumdan olumlu yönde karlı çıkmak da, olduğumuz yerde kalmak da bizlerin elinde. Bu salgının olumsuz etkilerinin yanı sıra tabii ki olumlu etkileri de mevcut olacak.
İlk etapta genellemelere bakmak istedim, olumlu gibi görünen olumsuzluklar diyelim bunlara;
- Petrol fiyatlarındaki düşüş bizler için olumlu gibi görünse de, ülkelerin kapı kapatmalarından dolayı normal güzergahlarımızda ilerleyemememiz bizleri zaten roro ve rola sevkiyatlarına yönlendirmiştir. Küçük ölçekli firmalar bunu bir kar gibi görse de buzdağının ardında duranı maalesef fark edememeleri veya şu zorunlu hal geçtikten sonra fark etmeleri ciddi sorunlar yaşatacaktır.
- Faizlerin sıfıra çekilme olasılığı var ortada ve bundan dolayı bir çok küçük ölçekli firma olağanda duran borçlarını kapatmak için buna yönelecek. Lakin, küçük ölçekli firmaların bir çoğu gelişmekte olan ülkeler ile çalıştığı için bu ülkelerin şu anki durumları zaten muallakta beklediğiden ödeme güçlüğü çekecekleri aşikardır, burada da ilk etkilenecek olan.
Bir umut diye sarıldığımız firmaların ödeme alamama gibi sorunlar ile karşılaşmaları bizi direkten etkileyecek unsurların başında gelmektedir. Bu sebeple her firma ödemesini çok yakından takipte tutmalı.
- Dünya genelinde bir çok ülke büyüme politikalarına farklı bir pencereden bakmaya başladı, hatta büyüme değil yerinde hayatta kalmak için yeni yeni projeler sahaya sürmeye başladı. Devletler bunu yaparken firmaların büyüme politikası izlemeleri tabii ki şaka gibi gelecektir, bu sebeple bizler de sağlam basıp çok akıllıca hareket edip attığımız her adımı çok iyi değerlendirmeliyiz.
- Stok tutma politikaları degişecektir, modern şirketlerin övünerek en önde sunduğu eğilim JUST IN TIME politikası şu dönemde anlaşıldı ki aksaklıklara sebebiyet vereceğinden dolayı firmalar şu donemler bitene kadar fazla stok muhafaza edecektir. Bu politika biz lojistikçilerin sürekli push etme durumunu bir nebze ortadan kaldıracaktır, bizler için iyi gibi görünse de sonunda yine bizi kilitleyecek bir noktaya ulaşacak. Nasıl mı? Şöyle ki; bu tip firmaların bir çoğunun stok tutma eğilimi olmadığından ürünün siparişini verip yurtdışı depolarımızda bekletme işine dönecektir, bu da depolarımızın şişmesine sebebiyet verebilir. Kendi tedarik zincirlerinde aksaklık yaşanmaması adına bizim sistemimizi kısa süreliğine olsa da sekteye uğratacaklardır.
Olumsuz olacak gelişmeler ise;
- Fiyatlamalar ile ilgili; Navlungo firması CEO’sunun açıklaması aşağıdaki gibi; bu bağlamda işi bilen ihracatçı firmalar piyasaya asılacaktır ve deniz/hava ağırlıklı şirketler bu savaşta bir tık önde yürüyecektir.
Bu açıklamalara göre tutarlı bir navlun ve güzergah politikası izleyerek müşterilerimizin bu zor zamanın ardında da bizlerle devam etmesi hususunda kârlı çıkabiliriz.
Demem o ki, şu anda bulunduğumuz durumu fırsata çevirmeye çalışıp bir çok rakibimizin yaptığı gibi bariz fiyat artışları ile kapıya gitmemeliyiz. Zaten devam eden düzende sadece herkesin kar amacı gütmeden bir şekilde çarkı çevirmeye çalıştığını bizler de aynı şekilde düşünmeliyiz.
- Alternatiflerinizi arttırın: Yükünüzü organize etmek için daha fazla alternatif aramanızı öneriyorum. Denizyolu, havayolu ve karayolu seçeneklerini aynı anda karşılaştırarak navlun planlamanızı
- Rezervasyon yaptırırken dikkatli olun: Birçok acentenin yer problemi nedeni ile iptal politikalarında değişiklikler oldu, siparişlerinizi onaylarken mutlaka bu bilgileri teyit ediniz. Ayrıca alıcınız ve satıcınız ile olan sözleşmelerinizde muhakkak olası gecikmeleri de hesaba katın.
- Parsiyel yükleri tercih edin: Konteyner ya da komple tır yerine, parsiyel navlunları tercih ederek riski dağıtabilirsiniz.
- Gelişmeleri anlık takip edin: Coronavirüs önlemleri neticesinde her gün başka bir ülkeden uçuş yasakları ya da sınır önlemlerinin değişkenlik gösterdiğini görüyoruz. Ürünlerinizi planlarken mutlaka lojistik servis sağlayıcınızdan anlık bilgiler alınız.
- Müşterileriniz ile daha fazla iletişim kurun: Müşterilerinizi sık sık bilgilendirin, olası gecikmelerde ve iptallerde elinizden geleni yaptığınızın mesajını verin.
Fırsattan istifade;
- İhracatımızın en büyük ayağı olup sektörü destekleyen otomotiv sektöründe Almanya ve Avrupa!daki üretici firmaların planlarını degiştirdikleri ve Türkıye’deki yan sanayiciler ile yeniden masaya oturma çabası içine girdiklerini UND icra kurulu başkanı açıkladı. Bu bağlamda eskiden oto yansanayide transit süreler sebebi ile bahis dahi olmayan firmalar şu anda iharacatçıların gündemine geri oturdu demek oluyor.
Peki bizim ne işimize yarayacak? Önceden ihracatlarının çok olmadıgını bildiğimiz firmalar bizler için ortak bir potansiyel haline dönmüştü. Şimdi biz bunları bu sürenin sonunda canlandırmak hatta bu süre içerisinde de mail veya ufak telefon görüşmeleri ile hayata geri döndürmeliyiz. Lakin bunu yaparken de muşterilere sunacağımız şey JIT konusunda nasıl destek sağlayabildiğimiz veya sağlayabileceğimiz olacak. Çünkü Avrupa ve Almanya’daki otomotiv üreticileri yine kendi sistemlerini bozmadan araya bizleri dahil edecek, ihracatçılara da “biz size bu hakkı verdik siz de bizim stok maliyetimizi düşüreceksiniz’’ diyecektir.
- Otomotiv dışında tekstil, perakende gibi Çin’e bağımlı yaşayan firmalarda yeni arayışlar içine girecektir. UND İcra Kurulu Başkanı Alper Özel, “en büyük ihracat pazarımız olan Almanya’nın Türk taşımacılara yeterli sayıda kota vererek serbest ulaşım imkânı veriyor olmasına karşın, Türkiye ile Almanya arasındaki güzergâhta yer alan bazı ülkelerin Türk taşımacılarının transit geçişlerine getirdiği haksız kısıtlamalar yüzünden Almanya’nın yanı sıra Almanya ardı ülkelerdeki üreticiler, ihracatçılar ve ithalatçıların ciddi ölçüde zarar gördüklerini, koronavirüsü süreciyle bu mağduriyetlerin tolere edilemez düzeye geldiğini, Türkiye-Avrupa ticaretinin gerçek potansiyeline ulaşmasına engel olan haksız ve gereksiz transit kısıtlamalarından artık kurtarılması gerektiğini” belirtmiştir.
Peki bizler ne yapacağız? Bu iş bittiğinde öncelikle otomotiv ardından tekstil ve perakende çalışan firmalar ile dirsek teması içinde bulunup çalışmalarımızı buna yöneltmeliyiz. Umarım şu zorlu süreçte sadece evde oturup beklemek yerine bir şeylere katkımız olur. Tekrardan sağlıkla, huzurla, rahat ve korkusuz nefes aldığımız günler temenni ederim.
İnşaat Malzemeleri İhracatı Mayısta Bir Önceki Aya Göre Miktar Olarak Arttı Değer Olarak Düştü
Türkiye İMSAD tarafından hazırlanan İnşaat Malzemeleri Sanayi Dış Ticaret Endeksi mayıs ayı sonuçlarına göre, inşaat malzemeleri sanayi ihracatı 2020 yılı mayıs ayında nisan ayına göre miktar olarak yüzde 11,5 arttı ve 4,44 milyon ton oldu. Değer olarak ise ihracat tüm dünyada yaşanan olumsuz gelişmeler nedeniyle bir önceki aya göre yüzde 5,2 düşerek 1,27 milyar dolara indi. Ancak mayıs ayında nisana göre bazı göstergelerde gerçekleşen iyileşmeler sektöre ümit verdi.
Türkiye İMSAD tarafından hazırlanan İnşaat Malzemeleri Sanayi Dış Ticaret Endeksi mayıs ayı sonuçlarına göre ihracat 2020 yılı mayıs ayında değer olarak bir önceki aya göre yüzde 5,2 düştü. 2020 yılı nisan ayında 1,34 milyar dolar olan inşaat malzemeleri ihracatı, yaşanan olumsuz gelişmeler ile 2020 yılı mayıs ayında 1,27 milyar dolara indi.
İnşaat malzemeleri sanayi ihracatı miktar olarak ise 2020 yılı mayıs ayında geçen aya göre yüzde 11,5 arttı. İnşaat malzemeleri ihracatı 2020 yılı nisan ayında 3,98 milyon ton iken mayıs ayında 4,44 milyon tona ulaştı. İhracat çabasının mayıs ayında da yoğun şekilde sürdüğü görüldü.
İnşaat malzemeleri ihracat ortalama birim fiyatı ise 2020 yılı nisan ayında 0,34 dolar/kg iken 2020 yılı mayıs ayında 0,29 dolar/kg seviyesine indi. İhracat pazarlarındaki olumsuz koşullar ile ihracattaki sert daralma mayıs ayında ihracat birim fiyatlarına da yansıdı.
Mayıs ayında ithalat nisana göre miktar ve değer olarak arttı
İnşaat malzemeleri sanayi ithalatı ise miktar olarak mayıs ayında geçen yılın mayıs ayına göre yüzde 24,7 azaldı ve 181,1 bin ton oldu. Mayıs ayı ithalatı miktar olarak 173,6 bin ton olan nisan ayı ithalatının ise üzerinde gerçekleşti. İnşaat malzemeleri sanayi ithalatı değer olarak ise mayıs ayında 465 milyon dolar olarak gerçekleşti. Bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 28,1 düştü. İnşaat malzemeleri mayıs ayı ithalatı değer olarak 430 milyon dolar olan nisan ayı ithalatının ise üzerinde gerçekleşti. İnşaat malzemeleri ithalat ortalama birim fiyatı nisan ayında 2019 yılı mayıs ayına göre yüzde 4,5 düştü ve 2,69 dolar/kg seviyesinden 2,57dolar/kg seviyesine indi. Nisan ayının 2,48 dolar/kg olan ortalama ithalat birim fiyatının ise üzerine çıktı.
Mayıs ayında tüm alt sektörlerde ihracat geriledi
2020 yılı mayıs ayında küresel ölçekte süren ve Türkiye’de de görülen Covid-19 salgınının olumsuz koşulları ve etkileri devam etti. 2020 yılının mayıs ayında 8 alt ürün grubundan 7’sinin ihracat birim fiyatları 2019 yılı mayıs ayına göre geriledi. Fiyat düşüşleri alt gruplarda yüksek oranlarda gerçekleşti. Fiyatı artan tek alt sektör yüzde 16,8 ile prefabrik yapılar oldu. 2020 yılı mayıs ayında mineral ürünlerin ortalama ihracat birim fiyatı yüzde 35,4 geriledi. Ağaç ve ahşap ürünlerin ihracat birim fiyatı yüzde 16,1 düştü. Kimyasal bazlı ürünlerin ortalama ihraç birim fiyatı da yüzde 14,5 azaldı.
2020 yılının mayıs ayında 8 alt ürün grubundan 8’inde de ihracat miktar olarak geçen yılın mayıs ayının altında gerçekleşti. İhracatta yüksek seviyelerde miktar düşüşleri yaşandı. 2020 yılı mayıs ayında en yüksek ihracat miktar düşüşü yüzde 57,8 ile elektrik malzemeleri ve teçhizatlarında gerçekleşti. Yüksek miktar düşüşü yaşanan diğer alt sektörler yüzde 46,2 ile demir çelik ürünleri ve yüzde 38,4 ile yalıtım ürünleri iken 2020 yılı mayıs ayında ihracat düşüşü en az olan alt sektör yüzde 6,3 ile mineral ürünler oldu.
2020 yılının mayıs ayında 8 alt ürün grubunun 6’sında ihracat değer olarak sert şekilde, 2’sinde ise daha yavaş geriledi. 2020 yılı mayıs ayında değer olarak en yüksek ihracat düşüşü yüzde 48 ile demir çelik ürünlerinde gerçekleşti. Yalıtım malzemeleri ihracatı yüzde 42,5, elektrik malzemeleri ve teçhizatı ihracatı yüzde 41,9 ve metal ürünler ihracatı yüzde 41,7 düştü. Prefabrik yapılar yüzde 7,8 ve ahşap ve ağaç ürünleri yüzde 10,5 ile değer olarak ihracatın daha sınırlı düştüğü 2 alt sektör oldu.
Küresel salgının ihracat üzerindeki etkileri devam ediyor
Türkiye sanayi ihracatı 2020 yılı mayıs ayında Covid-19 etkilerini sert şekilde yaşamaya devam etti. 2020 yılı mayıs ayında sanayi ürünleri ihracatı değer olarak geçen yılın mayıs ayına göre yüzde 45,4 düştü. 2020 yılı nisan ayına göre ise artış yaşandı. Endeksin ölçülmeye başlandığı 2013 yılı ağustos ayından bu yana değer olarak en düşük ikinci aylık sanayi ihracatı gerçekleşti.
Türkiye toplam sanayi ürünleri ihracatı miktar olarak ise 2020 yılının mayıs ayında bir önceki yılın mayıs ayına göre yüzde 19,3 düşüş gösterdi. Sanayi ihracatı pazarlardaki hızlı bozulmaya rağmen miktar olarak daha sınırlı bir düşüş yaşadı. Sanayi ihracatı miktar olarak mayıs ayında nisan ayının üzerinde gerçekleşti. Sanayi malı ihracatında ortalama birim fiyatları ise 2019 yılı mayıs ayında 1,40 dolar/kg iken, 2020 yılı mayıs ayında 0,95 dolar/kg seviyesine indi. Mayıs ayı ortalama ihracat birim fiyatı nisan ayında gerçekleşen 0,87dolar/kg birim fiyatının ise üzerinde oldu.
İnşaat malzemeleri sanayisi dışındaki sanayilerin toplam ihracatı değer olarak 2020 yılı mayıs ayında geçen yılın mayıs ayına göre yüzde 46 düştü. İnşaat malzemeleri sanayi dışındaki sanayilerin ihracat ortalama birim fiyatı 2019 yılı mayıs ayında 2,74 dolar/kg iken 2020 yılı mayıs ayında 1,89 dolar/kg oldu. Ancak mayıs ayı ortalama ihraç birim fiyatı nisan ayı ortalama ihraç fiyatının üzerinde gerçekleşti. Sanayi ihracatı tüm göstergeleri mayıs ayında da Covid-19 salgınının olumsuz etkilerinden fazlası ile etkilendi. Ancak yine tüm göstergeler nisan ayına göre iyileşmeyi gösterdi.

















