Fark Ettirmeden Etkilemek
Efsun YÜKSEL TUNÇ
Görünmeyen etki, gündelik kararların en güçlü mimarıdır.
İkna, çoğu zaman yüksek sesli, belirgin ve yönlendirmeyle yapılan bir eylem gibi algılanır. Oysa gerçek dünyada en güçlü etki, çoğu zaman sessizdir. Görünmezdir. Ve çoğu zaman biz fark etmeden yönümüzü değiştirir.
İş yerinde birinin masa düzeninden etkileniriz fakat bunu söylemeyiz. Bir projeye nasıl yaklaştığımızı, ekipteki en güvenilir kişinin bakışı şekillendirir. Kimi zaman bir toplantıda sessiz kalan kişinin duruşu, söylenenden daha çok iz bırakır.
İşte buna görünmeyen etki diyoruz. Ve iş hayatında bu görünmeyen etki, fark ettirmeden fakat derinden işler. Çünkü biz insanlar, düşündüğümüzden çok daha fazla sosyal etkiye maruz kalırız. Ve bu etkiyi sadece konuşanlar değil, tavırlarıyla alan yaratanlar üretir.
Günümüzde ikna yalnızca satış ekiplerinin işi değil. İster lider olalım ister ekip üyesi ister operasyonel bir rolde görev yapalım… Hepimiz, bir şekilde başkalarını ikna etmeye çalışıyoruz: bir fikri kabul ettirmeye, bir projeyi hayata geçirmeye, bir davranışı değiştirmeye.
En başarılı etki, genellikle doğrudan değil; dolaylı yollardan gerçekleşiyor. Yani karşımızdakine “yapmalısın” demek yerine, bizim bunu yapıyor olmamız, çok daha güçlü bir mesaj taşıyor.
İş yerinde kültürü tanımlayan şey politikalar değil, gündelik davranışlardır. Bir yöneticinin toplantıya zamanında gelmesi, dakikliğe dair onlarca yazılı kuraldan daha ikna edici olabilir. Bir ekip arkadaşımızın özverisi, e-postayla gönderilen motivasyon içeriklerinden çok daha derin etki yaratabilir.
Araştırmalar, çevremizdeki insanların seçimlerinin bizim kararlarımızı etkilediğini net biçimde ortaya koyuyor. Bir restoranda yan masadaki kişi tatlı söylüyorsa, bizim tatlı siparişi verme ihtimalimiz artıyor. Aynı şekilde, ofiste çoğunluk geç saatlere kadar çalışıyorsa, biz de kalmasak bile kendimizi “kalmalıymışız gibi” hissedebiliyoruz. Çünkü biz insanlar, “uyumlanma” eğilimindeyiz. Bu biyolojik bir gerçek. Ancak farkındalığımız arttıkça, bu uyumu seçerek yapma şansımız da artıyor.
Ekip içinde bir değişim başlatmak istiyorsak, ilk adım başkalarını değiştirmek değil, kendimizi görünür kılmak. Çünkü insanlar ne söylendiğine değil ne yaşandığına bakar. Sessizce ve istikrarla çalışan birinin çevresine yaydığı etki, konuşmalarla yaratılan motivasyonun çok ötesine geçebilir. Biz bu duruma “davranışla liderlik etmek” diyoruz.
Örneğin bir çalışma ortamında “iletişim çok önemli” diyorsak, ilk olarak biz nasıl iletişim kuruyoruz? sorusunu kendimize sormalıyız. Yanıtlarımız, başkalarına söylediklerimizden daha çok yol gösterecektir.
Bu görünmeyen etkiyi bilinçli şekilde yönetmek için şu dört prensip üzerinde durabiliriz:
- Tutarlılık: Söylediklerimiz ve yaptıklarımız arasında denge varsa, etki başlar. Çelişki, güveni zedeler.
- Davranışla Örnek Olmak: İyi liderler rehberlik eder, harita vermez. Ne söylediğimiz değil, nasıl davrandığımız iz bırakır.
- Alan Açmak: Dinlemek, alan tanımak, katkıyı teşvik etmek… Bunlar görünmeyen ve güçlü etki alanları yaratır.
- Farkındalıkla Gözlemlemek: Etki yaratmak için önce çevreyi okumak gerekir. İnsanları anlamadan, insanlara ulaşamayız.
İş hayatında ikna artık sadece nasıl konuştuğumuzla değil, nasıl göründüğümüzle, nasıl hissettirdiğimizle, nasıl var olduğumuzla ilgili bir kavrama dönüştü. Ve bu dönüşüm, etkili olmanın daha sessiz ama daha güçlü yollarını bize sunuyor.
Her sabah işe geldiğimizde, birilerinin bakışında, davranışında, hatta masasındaki düzeninde bile etki yaratma ihtimalimiz var. Yani ister fark edelim ister etmeyelim, etki bırakıyoruz.
O hâlde bu etkiyi farkında olarak, bilinçle yönlendirelim. Fark ettirmeden ve derinden… Çünkü gerçek ikna, zorlamak değil; doğruluğuyla ilham vermektir.
Efsun YÜKSEL TUNÇ
Eğitmen ve Yönetim Danışmanı
Yaşam ve Yönetici Koçu
efsun@indus.com.tr
https://www.linkedin.com/in/efsunyukseltunc/
Instagram @indusefsun










Günümüz iş dünyasında, işletmelerin rekabet avantajını sürdürebilmesi için verimliliklerini artırmaları ve süreçlerini optimize etmeleri gerekmektedir. Kurumsal Kaynak Planlama (ERP) sistemleri, işletmelerin finans, üretim, stok yönetimi, insan kaynakları gibi temel süreçlerini entegre bir şekilde yönetmelerine olanak tanır. Ancak, iş dünyasında mobil teknolojilerin yaygınlaşmasıyla birlikte ERP sistemlerinin mobil cihazlarla entegre çalışması gerekliliği doğmuştur. Mobil cihazlar ile ERP entegrasyonu, çalışanların iş süreçlerine her zaman ve her yerden erişmelerine olanak tanıyarak operasyonel verimliliği ve iş sürekliliğini artırmaktadır.
2025 yılında İK profesyonelleri olarak hibrit çalışma modelleriyle yatıp kalkıyoruz. Ofise dönüş tartışmaları, evden çalışmanın verimliliği, ekip içi iletişim sorunları, bütün bu kavramlar artık çalışan deneyimi ajandamızın tam ortasında duruyor. Pandemi sonrası “yeni düzene” uyum sağladık sanıyorduk, ama takım olmak bu yeni dünyada tahmin ettiğimizden daha çetrefilli bir mesele haline geldi.
İtirazen Şikayet Konusu; Başvuru sahibinin dilekçesinde özetle; İhale üzerinde bırakılan ……….. Seyahat Tur. Taş. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından sunulan aşırı düşük teklif açıklamalarının Kamu İhale Genel Tebliği’nin 79’uncu maddesine uygun olmadığı iddialarına yer verilmiştir.
1 Mayıs, ilk kez 1886 yılında, Amerika’nın Chicago kentinde işçilerin günlük 8 saatlik çalışma talebiyle başlattıkları büyük bir direnişle dünya tarihine geçti. Bugün pek çok ülkede “Emek ve Dayanışma Günü” olarak kutlanan bu tarih, ilk bakışta sokaklara dökülen işçileri, yükselen sloganları ve ellerde taşınan pankartları hatırlatır. Ancak zaman değişti ve her kim ne derse desin, bence bugün, 1 Mayıs’a farklı bir yerden bakmanın vakti geldi.
Satınalma Dergisi’nin değerli okurları, yazıma geçmeden önce, tüm işçi ve emekçilerin 1 Mayıs İşçi Bayramını kutlarım.
İstanbul’da 23 Nisan’da yaşanan 6,2 büyüklüğündeki depremin ardından gözler yeniden kentsel dönüşüme çevrildi. Yüksek Mimar Neda Yağlı, bina bazlı dönüşümlerin yeterli olmadığını vurgulayarak bütüncül bir şehircilik anlayışının şart olduğunu belirtti.
Geleceğin İstanbul’unun ancak afetlere dayanıklı, sürdürülebilir ve insan odaklı bir mimari anlayışla inşa edilebileceğini vurgulayan Neda Yağlı, “Sağlam binalar yapmanın yanı sıra, çevresel etkileri azaltan, enerji ve suyu verimli kullanan sistemler kurmak zorundayız. Ayrıca, teknolojiyi aktif şekilde kullanarak, örneğin binaların yapısal sağlığını sensörlerle sürekli izlemek gibi önlemler almalıyız,” dedi.
Halk arasında, ABD Başkanı Donald Trump’a bir komedyen olarak bakan da var; onu kaba ve cahil bir taşra kabadayısı olarak gören de var. Oysa son yüz içinde yaşananlar göz önüne alındığında, izlenen politikanın Trump’ın kişilik sorunlarının yansıması mı olduğu, ABD’de taban bulan yeni bir ideolojinin hayata geçirilmeye başlanmasıyla mı ilgili olduğu hususunun tespiti hiç de zor değil.
4857 sayılı İş Kanunu, yasal olarak günlük ve haftalık çalışma sürelerinin daha aşağı sınırlara indirilmesi, işverene düşen herhangi bir yükümlülüğün yerine getirilmesi ya da yasa hükümlerinden birinin uygulanması nedenlerine veya sonuçlarına dayanılarak her ne şekilde olursa olsun işçi ücretlerinden indirim yapılamayacağını hüküm altına almıştır.
Şüpheniz olmasın. Dış ticaretin en önemli belgesi olan deniz konşimentosunda tilki ve çakallar illa ki vardır. Bir de kaybolan deniz konşimentosundan bahsettik; hem geçen hafta, hem de bu hafta. İşte bu hafta değinmek istediğim konu kaybolan deniz konşimentosu ve kaybolduğunu düşündüğümüz deniz konşimentosu. Yani işin içinde çakallık var mı diye aklıma gelen hususlar.
Kendimi toparlamaya çalıştım ama şu çakal lafı beni gerçekten güldürdü. Gülme sebebim karşıdaki kişinin soyadından daha ziyade benim sevimli çakalımın benim ciddiyetimi nasıl bozduğu asıl beni güldürendir. Ulan çakal, neler yaptığının farkında mısın, ciddiyet diye bir şey kalmadı.
Gümrüklerde bekleyen mallar bir ömür boyu beklemez, gümrükler belli bir zaman sonra bu malları satar.