Karışan Teslim Şekilleri
Ömer Haluk TURANLI
Değerli okuyucular, bu yazımda birbirlerine benzer şekilde işlem yapılması sebebiyle karışıklığa sebep olan teslim şekillerinden bahsedeceğim.
Aslında teslim şekilleri ICC’nin1 723 no’lu yayınında2 oldukça açık ve net olarak, karışıklığa mahal vermeyecek şekilde anlatılmıştır. Bu kitapçık okunduğu zaman hata yapma ihtimalinin kalmayacağını düşünüyorum.
Fakat bazı teslim şekillerinde 723 no’lu yayında yazılanlar gerçekte uygulanamayabiliyor. Bu da arada çok ufak farklılıklar olan benzer uygulamaların birbirine karışmasına sebep olabiliyor. Gözlemlerim doğrultusunda en çok karışıklık yaşanan teslim şekillerinin DAP3 ile DDP4 olduğunu söyleyebilirim. DAP ile ilgili daha önce bir yazı yazmıştım ama bilgiyi tekrarlamak akılda kalıcılık sağlar o yüzden burada tekrar kısaca değinmekte zarar görmüyorum.
Incoterms 2020’ye göre DAP’ta teslim, satıcının eşyayı belirlenen varma yerinde, gelen taşıma aracının üzerinde boşaltılmaya hazır şekilde alıcının tasarrufuna bırakmasıyla gerçekleşmiş olur. Yine Incoterms 2020’ye göre satıcının, ithalat veya teslim sonrası üçüncü ülkelerden transit geçiş için gümrüklenmesi, ithalat harçlarının ödenmesi veya ithalat için gereken gümrük işlemlerinin yerine getirilmesine ilişkin herhangi bir yükümlülüğü yoktur. Dolayısıyla da kapıya teslim için elverişli değildir. Çünkü eşyanın kapıya teslim edilebilmesi ithal edilmesi (resmi tanımıyla serbest dolaşıma girmesi) gerekmektedir.
Yine Incoterms 2020’de açıkça belirtildiği üzere satıcının malları ithalat için gümrüklemesi, ithalat harçlarını veya vergilerini ödemesi ve ithalat için gereken gümrük işlemlerini yerine getirmesi tercih ediliyorsa o zaman teslim şekli olarak DDP seçilmelidir. Çünkü bir eşyanın kapıya teslim edilebilmesi için yukarıda da belirttiğim gibi ithal edilmesi gerekmekte olup bunu satıcının yapabildiği yegâne teslim şekli DDP’dir.
Gelelim karışıklığın sebebine, birçok ülkenin gümrük mevzuatı gümrükte beyan sahibi kimse onun işlem yapmasına müsaade etmektedir. Diğer bir deyişle, satıcının, alıcının ülkesinde ithalat işlemlerini gerçekleştirmesi mümkün olmamaktadır. Bu durumda teslim şekli DDP olsa bile, ithalat işlemlerini, mevzuat gereklilikleri yüzünden üzerine vazife olmadığı halde alıcı tamamlar ve ilgili vergi ve harçları da alıcı öder. DAP teslim şeklinde de süreç aynı şekilde işlemekte yani bu teslim şeklinde de ithalat işlemlerini alıcı yaptığı için iki teslim şekli arasındaki fark uygulamada ortadan kalkmaktadır.
Karışıklığın bir diğer sebebi de C tipi antrepo uygulamasıdır. Bazı firmaların kendi yerleşkelerinde kendi işlettikleri antrepoları bulunmaktadır. İlgili eşya DAP teslim şekli ile bu tip antrepolara teslim edilebilir çünkü antrepodaki eşya serbest dolaşımda olmayan yani ithal edilmemiş eşyadır. Fakat fiziksel olarak kapıya teslim edilmiş olduğu için sanki DAP teslim şekli de kapıya teslime imkân veriyormuş gibi yorumlanmaktadır. Oysa bu şekilde antrepoya alınmış bir eşyanın antrepodan çekilerek ithal edilmesi alıcının sorumluluğundadır. Dolayısıyla resmi olarak kapı teslim gerçekleşmemiş olacaktır.
Bu konuyla ilgili olarak DPU5’dan da bahsetmek isterim. Keza anladığım kadarıyla üvey evlat muamelesi görüyor. Çünkü DPU, DAP ile hemen hemen aynı koşulları içermekte olup aradaki tek fark DAP’ta eşyalar varış noktasında gelen araçtan boşaltılmaksızın teslim gerçekleşirken DPU’da teslim eşyalar gelen vasıtadan boşaltılarak gerçekleşmiş oluyor. Bu iki teslim şekli birbirlerine bu kadar yakınlarken birbirleriyle karıştırılmıyorlar ayrıca DPU, DDP ile de karıştırılmıyor (dikkati çekmeyecek derecede örnek olaylar olabilir elbet) ama DAP ile DDP aradaki çok büyük farka rağmen karıştırılabiliyor.
Karıştırılan bir başka teslim şekli ikilisi de FCA6 ve EXW7’dür. Incoterms 2020’ye göre ihracat transit geçiş ve ithalat ülkeleri tarafından talep edilen ihracat/transit geçiş/ithalat için gereken bütün gümrük işlemlerini yerine getirmek ve bunların masraflarını ödemek alıcıya aittir. Bu işlemlerin alıcı için zorluk çıkaracağı ya da tamamen imkânsız olacağı belli ise ihracat için gereken gümrük iznini alma ve masraflarına katlanma yükümlülüğünün satıcıya ait olduğu FCA kuralı tercih edilmelidir. EXW’de karışıklığın temel sebebi bu durumdur. Fakat burada karışıklık çift taraflı çalışmaktadır. Yani bazen gerçekten de şartlar müsait olduğundan işlemler EXW kuralına göre yapılır ama ilgili evraklarda teslim şekli FCA olarak belirtilir. Bazen de işlem FCA olarak tamamlandığı halde evraklarda teslim şekli olarak EXW belirtilmektedir. İkisinin arasındaki temel farkı, yani ihracat işlemlerinin alıcı tarafından yapılması gerekliliğini bilmeyen çok fazla kişi vardır.
FCA ile EXW arasındaki dikkat çeken tek fark EXW’de ihracat gümrük prosedürlerinin alıcı tarafından gerçekleştirilmesi değildir. Önemli bir fark daha vardır. Bu da teslim yeridir.
EXW’de tek bir teslim yeri vardır ve bu da satıcının iş yeri ya da genel tanımıyla satıcının kontrolünde olan bir meskendir. Ayrıca satıcının alıcıya karşı taşıma sözleşmesi yapmak yükümlülüğü yoktur. Yani herhangi bir iç nakliyeden sorumlu değildir. Ayrıca eşyanın tesiise gelen vasıtaya yüklenmesinden de satıcı değil alıcı sorumludur.
FCA’da ise teslim için iki alternatif vardır. Bunlardan ilki EXW ile aynı şekilde satıcının tesisinde gerçekleşen teslimdir. Ama bu defa gelen vasıtanın yüklenmesinden (EXW’ün tersine) satıcı sorumludur.
Diğer alternatifte ise alıcı, satıcıdan eşyayı üzerinde anlaşılan, satıcının kontrolünde olmayan başka bir yere getirmesini isteyebilir. Bu alternatifte devreye bir de iç nakliye girer ve bundan da satıcı sorumludur.
Görüldüğü üzere FCA ile EXW arasında sadece tek bir fark değil, tersine dikkat çekici birden çok fark vardır. Bu yönüyle de bu ikisinin karıştırılması da bana şaşırtıcı gelmektedir.
Dış ticaret yapan ve teslim şekillerinin önemine inanan herkese Incoterms 2020’yi okumalarını tavsiye ederim.
Ömer Haluk TURANLI
1ICC: International Chamber Of Commerce (Uluslararası Ticaret Odası)
2723 no’lu yayın: Incoterms 2020
3DAP: Delivered At Place (Belirlenen Yerde teslim)
4DDP: Delivered Duty Paid (Gümrük Resmi Ödenmiş Olarak Teslim)
5DPU: Delivered At Place Unloaded (Belirlenen Yerde Boşaltılmış Olarak Teslim)
6FCA: Free Carrier (Taşıyıcıya Masrafsız)
7EXW: Ex Works (İşyerinde Teslim)










Petrol ve doğalgaz sektörünün en büyük oyuncularından biri olan Shell’in CEO’su Wael Sawan, Japonya’daki Enerji Zirvesi’nde, İran ile İsrail arasındaki çatışma nedeniyle çok konuşulan Hürmüz Boğazı endişesi hakkında konuştu: “Eğer Hürmüz Boğazı, herhangi bir nedenle kapanırsa, küresel ticaret üzerinde büyük bir etkisi olur” dedi. Sawan, durumun kötüleşmesi ihtimaline karşı Shell’in alternatif planlarının olduğunu söyledi.
İş hayatında bazı roller vardır ki sesi çıkmaz, ama yükü ağırdır. Ne stratejik karar masalarının merkezinde yer alırlar, ne de sahada doğrudan görünürler. Ve tam da bu görünmezliğin içinde omuzlarında iki yönlü bir baskı taşırlar: yukarıdan gelen hedefler, aşağıdan gelen ihtiyaçlar.
İtirazen Şikayet Konusu; Başvuru sahibinin dilekçesinde özetle; ………… Tıb. Ürün. San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından sunulan aşırı düşük teklif açıklaması kapsamında işçilik, sarf malzemeleri ve cihaz bakım maliyeti gibi maliyet bileşenlerinin ayrıştırılarak her bir maliyet kalemi için ayrı ayrı açıklama sunulmadığı, sunulan açıklamaların somut bilgi ve belgelere dayandırılmadığı iddialarına yer verilmiştir.
Dünyanın lider elektrifikasyon şirketi Hitachi Energy, bugün yaptığı açıklamada, Türkiye’de Kocaeli / Dilovası’nda 70 milyon ABD Doları tutarında büyük bir yatırım yapacağını duyurdu. Bu duyuru, Hitachi Energy’nin dünya enerji sisteminin daha sürdürülebilir, güvenilir, dayanıklı ve ekonomik olmasını sağlamaya yönelik girişimlerinde bir sonraki adıma işaret ediyor.


Minimum-Maksimum Stok Analizi, stok seviyelerinin belirli bir aralıkta tutulmasını sağlayan önemli bir stok yönetimi yöntemidir. Bu analizde, her ürün için belirli bir minimum (azami) ve maksimum (asgari) stok seviyesi belirlenir. Bu seviyeler arasındaki fark, stokların zamanında yenilenmesini sağlamak ve stok tükenmesi veya fazla stok birikmesi gibi problemleri önlemek amacıyla kullanılır. Ancak, bu analizin doğru bir şekilde yapılmaması durumunda, sağlık sektöründe ve diğer işletmelerde ciddi hatalar meydana gelebilir.
Bir ürünü satın almak, aslında bir hikâyeyi satın almaktır. Hammadde nereden geldi? Üretim süreci çevreye ne kadar zarar verdi? Kaç kilometre taşındı? Kimler çalıştı? Ambalajı nereye gidecek? Bugünün dünyasında bu sorular, yalnızca çevre örgütlerinin değil; müşterilerin, çalışanların ve yatırımcıların da soruları haline geldi. Ve işte tam da bu yüzden, yeşil satın alma sadece çevresel bir duyarlılık değil, kurumsal itibarın yapı taşlarından biri haline geldi.
İşçinin hastalık, kaza veya gebelik ve doğum sebebiyle istirahat raporlu olduğu süre iş sözleşmesinin askıda olduğu süre olarak kabul edilmektedir. Bu süre içinde işçinin iş edimini sunma işverenin de ücret ödeme yükümlülüğü bulunmamaktadır. Askı süresi (istirahat raporlu) içinde işçi Sosyal Güvenlik Kurumundan geçici iş göremezlik ödeneği alır. İşçi raporlu iken iş görme borcuna bağlı olarak işçiden bir soruşturma kapsamında savunma istenip istenmeyeceği tartışma konusudur. İşçinin dürüstlük kuralları çerçevesinde işvereni tarafından talep edilen savunmayı ruhen ve bedenen uygun olması halinde vermesi beklenir. Ancak işçinin savunma veremeyecek derecede hasta olması halinde de işverenin savunma istemesi beklenemez.



Vesaikin bankadan çekilmemesi, ithalatçının bilerek malın gümrükte kalmasını sağlar. İthalatçının bankasının mevcut hükümler çerçevesinde, vesaikin ihbarından sonra vesaikin mutlaka ithalatçı tarafından alınmasını şart koşan bir kuralı yoktur. İthalatçının keyfine kalmıştır. Vesaiki almak istemeyen ithalatçıyı hangi güç bankasına getirip vesaikin bedelini ödetebilir ki? Vesaikin alınmaması sonucunda malların ithalatçının gümrüğünde uzun süre bekletilmesinin sonunda gümrükler mala el koyar, açık arttırma ilanı vererek malı satışa çıkartır. Gümrüğün ihale yolu ile sattığı mal rayiç değer üzerinden değil, yok pahasına belirlenen bir bedel üzerinden elden çıkartılma pahasına satılır.
Reşat BAĞCIOĞLU