Şirketlerin ve Liderlerin Sessiz Düşmanı: Karar Yorgunluğu
M.Efsun Yüksel Tunç
Gün içinde kaç karar verdiğimizi hiç düşündünüz mü? Sabah hangi kıyafeti giyeceğimizden, kahvemizi nasıl içeceğimize, önemli bir iş stratejisini belirlemeye kadar sürekli bir karar döngüsü içindeyiz. Ancak bu karar verme süreci, düşündüğümüzden çok daha fazla enerji tüketiyor ve zamanla “karar yorgunluğu” dediğimiz bir duruma yol açıyor. Özellikle iş dünyasında yöneticiler, liderler ve ekipler için bu durum fark edilmeden iş süreçlerini baltalayabilir. Peki, karar yorgunluğu nedir ve nasıl önüne geçebiliriz?

Karar yorgunluğu, gün boyunca verilen kararların zihinsel kaynaklarımızı tüketmesi sonucu ortaya çıkan bilişsel tükenmişlik durumudur. Beynimiz her karar aldığında bir miktar enerji harcar ve gün içinde yüzlerce karar vermek zorunda kaldığımızda, akşam saatlerine doğru yorgunluk başlar.
Bunu basit bir örnekle açıklayalım: Sabah enerjiniz yüksekken zor ve stratejik kararlar almak size kolay gelir. Ancak gün ilerledikçe, önemsiz görünen kararları bile vermekte zorlanırsınız. Bu yüzden bazı yöneticilerin akşam saatlerinde kritik kararlar almak yerine kararları ertelediğini veya en kolay seçeneği seçtiğini gözlemleyebiliriz.
Karar yorgunluğu, verimsizlikten hatalara ve hatta iş kayıplarına kadar birçok olumsuz sonuca yol açabilir. Büyük liderlerin, rutin işlerini sadeleştirerek veya aynı kıyafetleri giyerek bu yorgunluğu en aza indirdiğini duymuşsunuzdur. Mark Zuckerberg’in sürekli aynı gri tişörtü giymesi ya da Steve Jobs’ın ikonik siyah kazağı da tam olarak bu yüzden.
Karar yorgunluğu, liderler ve ekipler için risk oluşturur. Yorgunluk, muhakeme yetimizi azaltır. Günün sonlarına doğru verilen kararların daha hatalı olmasının temel sebebi budur. Birçok lider, akşam geç saatlerde yapılan toplantılarda verilen kararların ertesi gün gözden geçirilmesi gerektiğini fark etmiştir. Bazen en büyük risk, hiç karar almamaktır. Karar yorgunluğu yaşayan yöneticiler, risk almaktan kaçınarak işleri sürüncemede bırakabilir. Bu da fırsatların kaçmasına ve iş büyümesinin yavaşlamasına yol açar.
Zihinsel enerji azaldıkça, önemli stratejik kararlar almak yerine küçük, önemsiz detaylara takılabiliriz. Büyük resmi görmek zorlaşır ve enerjimiz tükenmişken gereksiz konulara fazla odaklanabiliriz. Bir liderin karar almakta zorlanması, ekibe de yansır. Belirsizlik arttıkça, ekiplerin motivasyonu düşer ve iş süreçlerinde duraksamalar yaşanır.
Peki, bu durumu nasıl yönetebiliriz? İşte karar yorgunluğunu azaltmak ve iş süreçlerini daha verimli hale getirmek için kullanabileceğimiz 5 etkili yöntem:
- Kararları Kategorize Etmek
Her karar aynı öneme sahip değildir. Stratejik ve kritik kararlarla günlük rutin kararları ayırarak önceliklendirme yapmak gerekir. Örneğin, hangi e-postaya yanıt vereceğinizi saatlerce düşünmek yerine, önemli kararlarınıza odaklanmalısınız.
- Sabah Saatlerinde Zor Kararları Vermek
Enerjinizin en yüksek olduğu zaman diliminde en kritik kararları almayı alışkanlık haline getirin. Önemli toplantıları ve kararları günün erken saatlerine planlamak, daha sağlıklı sonuçlar doğuracaktır.
- Gereksiz Seçenekleri Ortadan Kaldırmak
Günlük rutinlerinizde gereksiz seçimleri azaltarak zihinsel enerjinizi koruyabilirsiniz. Örneğin, öğle yemeğinde ne yiyeceğinizi önceden belirlemek veya belli bir kıyafet düzeni oluşturmak, karar yorgunluğunu azaltacaktır.
- Yetki Devretmek ve Otomasyonu Kullanmak
Her kararı tek başınıza almak zorunda değilsiniz. Ekibinize güvenin ve bazı kararları devredin. Ayrıca, dijital araçlardan faydalanarak tekrar eden işleri otomatikleştirin.
- Mola Vermeyi Hatırlamak
Araştırmalar, kısa molaların karar verme yetimizi güçlendirdiğini gösteriyor. Beynimizi sürekli meşgul etmek yerine, küçük aralar vererek zihinsel yenilenmeyi sağlamak, daha sağlıklı kararlar almanıza yardımcı olacaktır.
İş dünyasında başarılı olmak, sadece doğru kararları almakla değil, karar süreçlerini akıllıca yönetmekle mümkündür. Karar yorgunluğu, fark edilmediğinde şirketlerin sessizce büyümesini engelleyen büyük bir risk haline gelir. Ancak doğru stratejilerle bu riski yönetmek ve daha verimli bir çalışma ortamı oluşturmak elimizde.
Biz de iş hayatımızda bu farkındalığı kazanarak, enerjimizi en değerli kararlarımıza yönlendirebiliriz. Aklımızda tutalım, her karar bir maliyet içerir. Önemli olan, enerjimizi en iyi kullanarak uzun vadeli başarıyı sağlamaktır. Peki siz, karar yorgunluğunu yönetmek için hangi stratejileri uyguluyorsunuz?
M.Efsun Yüksel Tunç
Eğitmen ve Yönetim Danışmanı
Yaşam ve Yönetici Koçu
efsun@indus.com.tr








Allianz Trade tarafından hazırlanan İklim Değişikliği Raporu’na göre, şirketler her geçen gün artan bir iklim riski ile karşı karşıya. Rapora göre, iklim riskine ilişkin izleme listesine alınacak sektörlerin başında gayrimenkul, otomotiv, tarım, enerji ve ağır sanayi geliyor. 

Son yıllarda yükselen yıldız Turizm ve dolayısı ile Otelcilik. İş kolları arasında iş imkânlarına baktığımızda açılan tesislerin ve yapılan yatırımların büyüsü, otelciliğe talebin artmasını sağlamıştır. Bu talepler arasında departman olarak da başı çeken otelcilikte aşçılık sanatı olmuştur. Bu bizim açımızdan sevindirici tabi ki burada tesislerimizde mutfaklarımızın gelmiş olduğu son nokta çok önemli. Bunları sayacak olur isek klimalı ortam, akıllı fırınlar, son sistem ekipmanlar, soğutuculu büfeler vb. eski mutfaklarımız ile şu anki mutfaklarımız arasında gece ile gündüz gibi fark var. Eski mutfaklarda çalışma imkânlarımız çok daha ağır tamamen beden gücü ile işler çıkıyor idi teknik çok fazla yok idi. Bunun içinde o zamanlarda aşçılık sanatına ilgi çok yüksek değildi. Ama şuan ki geldiğimiz nokta ise çok daha farklı yeni trend otelcilik de en çok istenilen bölüm mutfak ve dolayısıyla aşçılık sanatı olmuştur.
Finansal Kurumlar Birliği’nin İstanbul Üniversitesi iş birliğinde geliştirdiği “FKB Ekonomik Görünüm Endeksi”nin (FKB-EGE) Şubat ayı bülteni yayımlandı. FKB-EGE, Ocak ayında bir önceki aya göre 3,09 puan azalarak 97,90 puana geriledi. FKB Ekonomik Görünüm Anketi’ne göre Şubat ayı enflasyon beklentisi yüzde 3,14 oldu.
FKB Endeks akademik danışmanı ve İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Şeker, son altı aydır genel olarak pozitif bir ivme sergileyen FKB Ekonomik Görünüm Endeksi’nin Ocak ayında gerilemesinde, alt endekslerden Faktoring Endeksi’ndeki düşüşün belirleyici bir faktör olduğunu vurguladı. Şeker, ayrıca, enflasyonist sürecin devam edeceğine yönelik beklentinin sektörde yaygın olduğuna dikkat çekti.
Bilindiği gibi akreditifler İhraç edilen malın bedelinin ödenmesi konusunda belirli koşulların yerine getirilmesinden sonra ödemenin yapılacağına ilişkin bir çeşit banka teminatıdır, şartlı bir ödeme taahhüdüdür. Diğer bir ifade ile bir bankanın dış görünümleri itibarıyla uygun bulunacak belgelerin süresi içinde ibraz edilmesi halinde lehdara (ihracatçı) ödeme yapacağını taahhüt etmesidir.
2020 yılı başıydı, bir bankanın bölge dış ticaret yetkilisi Hatay’da bir ihracatçı olduğunu ancak Alaca’dan yükleyeceği kırmızı soğan akreditifleriyle ilgili çok zorlandığını söyledi. Bizim bir sorumluluğumuz olmadan katkınız olursa hem üretici, hem firma hem ülkemize fayda sağlar diye tanıştırdılar.
Sürdürebilir ve hafif inşaat çözümlerinde dünya lideri Saint-Gobain, Saint-Gobain, Asya ve Gelişen Pazarlardaki önde gelen yapı kimyasalları oyuncusu Fosroc’un satın alımını tamamlayarak sektördeki küresel varlığını daha da güçlendirdi.
Son yıllarda iş dünyasında dikkat çeken kavramlardan biri haline gelen “sessiz istifa” (quiet quitting), aslında çalışanların fiziksel olarak iş yerinde kalıp, duygusal olarak işlerinden kopmalarını ifade eden bir olgu. Geleneksel istifa süreçlerinden farklı olarak, bu durumda çalışanlar resmî olarak işten ayrılmıyor, ancak işlerine karşı olan bağlılıklarını minimum seviyeye indiriyorlar. İş tanımının dışına çıkmıyor, ekstra sorumluluk almıyor, iş yeriyle duygusal bir bağ kurmaktan kaçınıyorlar.

İtirazen Şikayet Konusu; Başvuru sahibinin dilekçesinde özetle; ……. Motorlu Araçlar İnş. Petrol Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından sunulan aşırı düşük teklif açıklamalarının Kamu İhale Genel Tebliği’nin 79’uncu maddesine uygun olmadığı iddialarına yer verilmiştir.
TSKB Ekonomik Araştırmalar, “Yaşlanan Dünyada Eşitsizliğe Yer Yok” isimli yeni raporunu yayımladı. Küresel demografik değişimi odağına alan raporda, nüfus yaşlanmasının ekonomik ve sosyal etkileri farklı yönleriyle ele alınıyor. Önümüzdeki yıllarda, dünyayla paralel bir şekilde Türkiye’de de 65 yaş ve üzeri nüfusun artış göstereceğinin belirtildiği raporda, yaşlanan nüfusun yaratacağı ekonomik etkilerin kadınların ekonomik hayata katılımı artırılarak sınırlanabileceğine değiniliyor.
Günümüz iş dünyasında rekabetin yoğun olduğu bir ortamda, şirketlerin sürdürülebilir başarısı için sürekli iyileştirme anlayışı büyük önem taşır. Bu noktada Kaizen felsefesi, iş süreçlerini küçük ama sürekli adımlarla geliştirmeyi hedefleyen bir yaklaşım olarak öne çıkar. Japonca kökenli bu kavram, kai (değişim) ve zen (daha iyi) kelimelerinin birleşiminden oluşur ve “daha iyiye doğru değişim” anlamına gelir.