Tedarik Zinciri Yönetiminde Lojistik Ağı Tasarımı

Yıllar boyu birçok firma, her bir işletme fonksiyonunun etkililiğini ve verimliliğini artırmak için fonksiyonları bireysel olarak ele almış ve çalışmalarını ayrı ayrı yürütmüştür. (MIN & ZHOU, 2002) Fakat küreselleşmenin sonucu olarak artan rekabet koşullarında artık firmaları başarıya götüren kavram, bütünleşik bir yaklaşımdan geçmektedir. (GUNASEKARAN, HONG, & FUJİMOTO, 2014)

Tek bir işletme bünyesinde bütünleşik yapıyı hedefleyen lojistik anlayış, 1990’lı yıllardan itibaren, hem tedarik kaynaklarına hem de müşterilere giden kanal boyunca genişlemeye başlamıştır. (ÖZTÜRK & DOĞAN, 2012) Planlama, tasarım ve kontrol aşamaları boyunca tedarik zincirinin bir bütün olarak ele alınmasının stratejik önemi zaman içinde kavranmıştır. (MIN & ZHOU, 2002)

 

İlk tedarikçiden son müşteriye kadar uzanan ürün ve bilgi akışını içeren bir yaklaşım olan Tedarik Zinciri Yönetimi, son yıllarda doğrusal bir yönetim kavramı olarak değil bir ağ yönetimi kavramı olarak ele alınmaktadır. (LU, CHEN, CHANG, & TRAPPEY, 2013)  Bu nedenle tedarik zinciri yönetimi kapsamında büyük bir öneme sahip olan lojistik ağı tasarımı, firmalara maliyet avantajı kazandırarak rekabetçi güçlerini artırmalarını sağlamaktadır. Lojistik ağı tasarımının maliyet ve müşteri memnuniyeti üzerindeki etkileri nedeniyle çoğu firma bu konuya odaklanmış durumdadır. (MIN & ZHOU, 2002)

Bununla birlikte gelişen teknoloji ile internetin her geçen gün artan kullanım alanı ve sağladığı faydalar, her alanda olduğu gibi Tedarik Zinciri Yönetimi alanında da etkilerini göstermektedir. İnternet sayesinde Lojistik Ağı geleneksel yapıdan uzaklaşmış (ÖZTÜRK & DOĞAN, 2012) ve yeni imkânlar doğmuştur. E-ticaret sayesinde tedarik zinciri kısalmış, üreticiler aracılar olmaksızın tüketicilerine ulaşabilir hale gelmişlerdir. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de giderek artan bireysel internet kullanıcı sayısı, yeni bir tüketici kesimini doğurmuş ve bu durum yeni iş kollarının gelişmesini tetiklemiştir.

….

Yazar: Gülay EROL

Yukarıda özeti yayınlanan bu yazının tümünü Satınalma Dergisi Nisan 2014 sayısında bulabilirsiniz.!

Satınalma dergisinin tüm sayılarını Apple Gazetelik (Iphone, Ipad) uygulaması içerisinde bulabilirsiniz!

Uygulamaya erişmek için tıklayınız… 

Türkiye’de Lojistik İşletmelerinin Değişen Rolü

Son yıllarda gerek sahip olduğu stratejik konum gerekse son 10 yılda firma bazında kaydetmiş olduğu büyüme, özellikle yerli ve yabancı birçok firmanın birleşmesi ile kurumsal şirket olma stratejilerinin oluşması, verilen hizmet karmasının genişlemesi ve en önemlisi müşteri odaklı olma ve katma değer sağlama hedeflerinin belirginleşmesi dolayısıyla Türkiye lojistik sektöründe büyüyen bir pazar ve bulunduğu coğrafyada lojistik merkez olma statüsü kazanmıştır. Geçmişe kıyasla bugün baktığımızda sektörde faaliyet gösteren işletmelerin bu gelişmeden haberdar olduklarını ve kendilerini bu büyüyen ve gelişen pazarda olabildiğince doğru konumlandırmaya çalıştıklarını görüyoruz. Oysa, Türkiye’de imaj olarak lojistik sektörü hak ettiği değeri uzun yıllarca kazanamamıştır. Özellikle sektörde ağırlıklı sunulan hizmet karayolu taşımacılığı olduğu, bu alanda faaliyet gösteren işletme sayısının çokluğu ve bu işletmelerin profesyonellik seviyelerinin farklılığı Türkiye’de lojistik sektörü algısına oldukça zarar vermiştir. Aslında dünyada da lojistik sektörüne, özellikle taşımacılık hizmetleri sunan işletmelere, Türkiye’dekinden farklı bir bakış açısıyla bakılmamaktadır. Tedarik zinciri literatürüne baktığımızda zinciri oluşturan halkaların ve ilişkilerin temelinde hep tedarikçi ve üreticinin ikili ilişkisinin altının çizildiğini görüyoruz. Dağıtım kanalı dediğimiz yapıda var olan güç savaşlarının da çatışmalarının da işbirliklerinin de temelini bu ikili ilişkiye dayandırıyorlar. Oysa biz artık biliyoruz ki lojistik, tedarikçi, üretici ve lojistik hizmet sağlayanlardan oluşan üçlü bir ilişkidir. Bu üçlü ilişkide tarafların olabildiğince eşit ve ortak hedefler doğrultusunda çalışması gerekir ki tedarik zincirinde işbirliği sağlansın, tüm taraflar kazanırken verimlilik ve değer yaratılsın. Türkiye’deki lojistik firmaları uzun zamandır böyle bir atılımın içinde ve her geçen gün tedarik zincirinde “biz de varız” demekteler.

 

Lojistik hizmet sağlayanların tedarik zincirinde tedarikçi ile üretici arasındaki ilişkiyi düzenleyen, gerektiğinde arabuluculuk rolünü dahi üstlendiklerini söylememiz mümkün. Yaptığım araştırmalarda da bu denli rekabetçi bir ortamda üreticilerin baskı altında olması ve tedarikçileri ile olan ilişkilerinin zaman zaman yıpranma derecesine geldiği dönemlerde lojistik hizmet verenlerin arayı yumuşatan adeta bir yastık görevi alarak söz konusu problemli durumun daha rahat atlatılmasını sağlayan bir rol üstlendiği gerçeğini görmekteyiz. Bu rol çok sesli bir eseri icra edenlerin ihtiyacı olan bir orkestra şefine benzetilebilir.

Yazar:  Yard.Doç.Dr. Ezgi Uzel

Yukarıda özeti yayınlanan bu yazının tümünü Satınalma Dergisi Nisan 2014 sayısında bulabilirsiniz.!

Satınalma dergisinin tüm sayılarını Apple Gazetelik (Iphone, Ipad) uygulaması içerisinde bulabilirsiniz!

Uygulamaya erişmek için tıklayınız… 

Alışverişçinin Psikolojisi

Gücün  üreticiden perakendeciye geçtiği ve her geçen gün bu gücün yükseldiği bir yüzyıldayız. Artık bir satış ağına sahip olmak yani tüketiciyle buluşma yeteneğine sahip olmak üretim tesislerine sahip olmaktan daha değerli. Perakende sektörü hem büyüyor hem şekil değiştiriyor.  “Tüketici” kadar önemli bir başka kavram girdi hayatımıza: “Alışverişçi!” Bugün “shopper marketing” (alışverişçi pazarlaması) adıyla yeni bir kavramdan daha sık söz eder olduysak bu kesinlikle yaşadığımız perakende patlamasına bağlı bir gelişmedir.

Tüketici davranışları eskiden sadece reklamlarla belirlenebiliyordu. Artık bu yetersiz kalıyor. Reklam kampanyalarının marka algısı ve satın alma eğilimi yarattığı bir gerçek fakat tek başına reklam yetmiyor. Ürünü alacak olan kişiyi de işin içine dahil    etmek markaya olan ilgisini arttırmak için daha fazlasını yapmamız gerekiyor.
Nereden nasıl başlamalıyız? Alışveriş ortamı ve bütün alışveriş süreci müşterinin ihtiyacına ve onun değişik ruh hallerine göre tasarlanmalıdır.

Bazı mağazalar vardır ki inanılmaz çekiçi gelirler. İnsan orada her ürüne dokunmak, daha çok zaman geçirmek ister. Bu mağazaların ürünleri sergileyiş biçimleri, satış temsilcilerinin davranışları ve yarattıkları atmosfer ile bizi büyüler.

Hiç aklında olmayan şeyleri satın aldırır böyle yerler insana.

Sizin de böyle mağazalarınız var mı? Her seferinde “Ne güzel yer burası!” dediğiniz, kendinizi iyi hissettiğiniz… mutlaka almak için kendinize uygun birşeyler aradığınız…

Yazar: Eda Ekincioğlu

Yukarıda özeti yayınlanan bu yazının tümünü Satınalma Dergisi Nisan 2014 sayısında bulabilirsiniz.!

Satınalma dergisinin tüm sayılarını Apple Gazetelik (Iphone, Ipad) uygulaması içerisinde bulabilirsiniz!

Uygulamaya erişmek için tıklayınız… 

İSG Alanında Yazılım Programlarının Önemi Algısı

Bilgi ve iletişim teknolojisindeki gelişmelere paralel olarak işletmelerde, yeni yönetim ve is yapma yaklaşımı ile  bilgisayar kullanımlarının artmasının bir sonucudur.

ERP, kurumların tedarikten -> dağıtıma kadar tüm iş süreçlerini bütünleşik bir bilgi yönetim sistemi desteğiyle yönetmesini sağlayan geniş kapsamlı ve modüler  yapıya sahip yazılım paketidir. Değişimin çok hızlı yaşandığı günümüzde, işletmelerin rekabet ortamında ayakta kalmalarını sağlayabilecek faktörlerden biri olan ERP’nin kullanılması ve ERP’ye geçiş kararı, önemli bir karardır. Oldukça geniş olan ERP yazılım pazarında, işletme için en etkin yazılımın seçimi ise daha zor ve daha önemlidir.

İSG konusunda mevzuat ve uygulamada yaşanan gelişmeler, kapsamlı bir ERP yazılım desteği olmadan yönetilmesini zorlaştırmaktadır. Yakın gelecekte bu konu imkânsız ve çözümü zor haline gelecektir. Bilişim dünyasının sınırlarının her geçen gün genişlediği günlerde, İSG yazılımdan beklentiler ne olmalıdır. Yasal zorunluluklar ve teknik gereklilikler, etkili bir İSG yönetimi sağlamak amacıyla nasıl değerlendirilmelidir. İSG kültürü kurulumunda, performans ölçütlerinin belirlenmesinde, güncel istatistiklere erişimde ve kurumsal veri tabanı oluşturmada bilişim olanaklarından nasıl yararlanılmalıdır. Eğitim, bakım ve diğer yönetim süreçleriyle bağ nasıl kurulmalıdır. Veri güvenliği, iş sürekliliği, risk yönetimi, acil durum yönetimi, iş güvenliği yönetimi konularında nasıl bir entegrasyon sağlanmalıdır. Bu konuları önümüzdeki aylarda, işinin uzmanı kişiler tarafından bilgiler alınarak örneklerle satın alma profesyonelleri için paylaşmaya devam edeceğiz.

Yazar: Alpay SUSUZ

Yukarıda özeti yayınlanan bu yazının tümünü Satınalma Dergisi Nisan 2014 sayısında bulabilirsiniz.!

Satınalma dergisinin tüm sayılarını Apple Gazetelik (Iphone, Ipad) uygulaması içerisinde bulabilirsiniz!

Uygulamaya erişmek için tıklayınız… 

Dış Ticaret Uzmanından Uluslararası Satınalma Tüyoları: FOB mu CIF mi?

Milyar dolarlarca iş hacminin olduğu dış ticarette satın alma yaparken FOB teslim şekline göre mi mal alacağız? CIF teslimi şekline göre mi mal alacağız? Teslim şekline göre mal almak ne demek? ve bana ne kazandırır ne kaybettirir. Bu yazımızda bu sorulara cevap vereceğiz.

İsterseniz öncelikle FOB ne demek CIF ne demek onlara kısaca değinelim.

Ürününüzün fiyatı kaç para?  Bu soru yurt içi ticarette içinde bulunduğunuz fiziksel veya ticari havaya göre normal bir alıcı olduğunuz ve ürünün fiyatını merak ettiğiniz algısı oluşturabilir.

Ama dış ticarette Ürününüzün fiyatı kaç para? Sorusu sizin ya işi bilmediğinizi, ya dış ticaret yapmadığınızı, ya da işinizde kurallara çok hakim olmadığınız algısını doğurur.

Neden mi? Çünkü dış ticarette bir malın fiyatı teslim şekline göre belirlenir. Dolayısıyla bir malın fiyatını sorarken Ürününüzün EXW fiyatı kaç para? FOB fiyatı kaç para? CIF fiyatı kaç para? Ya da ddp fiyatı kaç para denmelidir. İncoterms 2010 a göre 11 tane teslim şekli belirlenmiştir. Dolayısıyla incoterms 2010 a göre ticaret yapıyorsak bir ürünün 11 tane ayrı fiyatı var demektir. FOB fiyatınız kaç para sorusu sizin işi bildiğinizin ve ciddiye alınması gerekli bir alıcı olduğunuz ispatıdır.

Teslim şekli 11 tane, ürününde 11 fiyatı var. peki şimdi dünya ticaretinin en popüler teslim şekillerinden olan FOB ve CIF’i karşılaştırarak ithalat satın alması yaparken FOB mu? CIF mi? Satın alma yapmalıyız a cevap verelim.

FOB teslim şekli satıcının malları kendi ülkesinde gümrüklemesi yapılmış olarak ana taşıma aracına teslim etmesini ve bu noktaya kadarki tüm masraf ve sorumluluğu üstlenmesini ön gören teslim şeklidir. FOB mal satan bir satıcı malın maliyeti üzerine karını koyar. İhracat gümrüğüne kadarki ara taşıma maliyetini ve ihracat gümrükleme masraflarını ekler. Bu masrafların toplamı FOB teslim şekline göre satış fiyatını oluşturur.

CIF teslim şekli ise FOB teslim şekline ek olarak ana taşıma ücretini (limandan limana) ve sigorta ücretini (dar kapsamlı) de satıcının ödemek zorunda olduğu teslim şeklidir. Özetle FOB+navlun+sigorta=CIF teslim şeklini oluşturmaktadır.

Yazar: Ali KARTAŞ

Yukarıda özeti yayınlanan bu yazının tümünü Satınalma Dergisi Nisan 2014 sayısında bulabilirsiniz.!

Satınalma dergisinin tüm sayılarını Apple Gazetelik (Iphone, Ipad) uygulaması içerisinde bulabilirsiniz!

Uygulamaya erişmek için tıklayınız… 

Dış Ticaret Uzmanından Uluslararası Satınalma Tüyoları: Yerinde Gümrükleme Ne Getirecek

Gümrüklerde yeni dönem 10.01.2013 sayılı resmi gazetede yayınlanan “gümrük işlemlerinin kolaylaştırılması yönetmeliği”ile resmen başladı.

Tanıtmı Sn. Bakan Resmi toplantılarla basına ve iş dünyasına duyurdu. O gün bu gündür de bakanlık bürokratları neredeyse her şehirde sivil toplum kuruluşları nezdinde bilgilendirme toplantı ve çalışmaları yapmakta ve bir danışmanlık şirketi gibi firmaları bilinçlendirerek sisteme dahil olmaları için ön ayak olmaktadırlar.

Bu yönetmelik kısaca ne getirdi?

Yıllık 5.000.000 usd ihracat yapan imalatçı firmalara iso 9001 ve iso27001 belgelerine sahip olmaları şartıyla Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsü (YYS) tanıdı. Yetkilendirilmiş yükümlüler mavi hattan yararlanabilecek %1 teminat verebileceklerdi.  YYS ile birlikte Yerinde Gümrükleme (GY) sertifikası alanlar ise artık komple ihracatlarını gümrüğe sokmadan kendi fabrikalarında gümrükleyebilecekler, fabrikadan direk yurt dışına gönderebileceklerdi. Fakat bu imkan komple ihracatlar için geçerli olacaktı.

Parsiyel ihracatlara getirilecek kolaylık ise nakliyecilerinde sisteme dahil olmasını gerektiriyordu. Belirlenen kriterlere uyan nakliyeciler (yıllık 500 özet beyan vermiş olmak, bakanlığa teminat vermiş olmak, iso 9001 ve iso27001 sertifikalarına sahip olmak.) YYS kapsamında izinli gönderici (İG) aldıkları taktirde nakliyecilerin taşıdığı komple ve parsiyel araçlar gümrüğe girmeksizin yurt dışı edilebilecekti.

Böylece komple ve parsiyel çıkışlar için ihracatı kolaylaştırıcı uluslararası platformda geçerli kolaylıklar gelmişti.

Hatta karşılıklı tanıma anlaşmalarını müteakip Türkiye’de YYS sahibi firmalar diğer ülkelerde de yys kabul edilecek ve o ülkelerdeki kolaylaştırmalardan yararlanabileceklerdi.

İhracatçı için bir kolaylık gelmişti. Ama mevcut sistemde lokal kolaylıklar (OKSB) vardı. Sadece Türkiye’de geçerli olan lokal kolaylıklar ile global bir kolaylık olan YYS-YG sertifikasıyla tanınan kolaylıklar arasında YYS nin kriterlerine uyacak kadar cazip bir sonuç ortaya çıkmıyordu. Nitekim bu yazının kaleme alındığı Mayıs 2014 tarihinde de Türkiye’de YYS almış firma sayısı iki elin parmakları kadardı.

Ne Yapılmalıydı?

….

Yazar: Ali KARTAŞ

 

Yukarıda özeti yayınlanan bu yazının tümünü Satınalma Dergisi Mayıs 2014 sayısında bulabilirsiniz.!

Satınalma dergisinin tüm sayılarını Apple Gazetelik (Iphone, Ipad) uygulaması içerisinde bulabilirsiniz!

Uygulamaya erişmek için tıklayınız… 

Mc Donald’s Vietnam’daki İlk Şubesini Açtı

Ünlü Amerikan fast-food zinciri Mc Donald’s Vietnam’daki ilk şubesini geçtiğimiz aylarda açtı. Açılış saati olan sabah 8’de yüzlerce kişiden oluşan müşteri kuyruğu ile hizmete giren Mc Donald’s Vietnam’da Amerikan mutfağı temsilcisi olarak önemli bir yere sahip. Restoran açılışta Big Macs, Chicken McNuggets, french fries ve McPork Sandwich çeşitleri ile servise başladı. Açılışta Mc Donald’sın ünlü maskotu Ronald McDonald da gelenlere renkli bir atmosfer yaşattı. Rengarenk masa ve koltuklarla dikkat çeken iç dizaynı beğeni kazandı. Mc Donald’s restoran zincirlerinin Vietnam temsilciliğini Henry Nguyen aldı. Henry Nguyen ülkede Vietnam Başbakanının damadı olması ile tanınıyor.

Euromonitor açıklamasında Vietnam hazır yiyecek pazarının toplam cirosunun 2013 yılında 353 milyon dolar olduğunu kamuoyuyla paylaştı. Bu rakam geçen yıla kıyasla yüzde 14.5’lik artışı ifade ediyor. Büyüme oranlarına bakılarak önümüzdeki yıllarda Vietnam hazır yiyecek devlerinin ilgisini çekeceğe benziyor.

Mc Donald’s pazara yeni girmesine rağmen bu sektörde Vietnamda ilk değil. KFC firması 1997 yılında ülkede ilk şubesini açmıştı. Şu an ise 135 restoranı ile en kapsamlı hazır yiyecek firması konumunda. Burger King ise 2011 yılında pazara girmekle beraber şu an ülke çapında 20 restorana sahip. Starbucks ise 2013 yılında pazara girdi ve sadece birkaç şubesi mevcut. Şu an Mc Donald’s Vietnam’da en pahalı hamburgerini 85.000 Vietnam Dong’una yanı 3.99 Amerikan dolarına satmaktadır.

Yazar: Burak ÖÇLÜ

TESCO, TATA ile Hindistan’da Beraber İlerleyecek

İngiliz süpermarket devi TESCO Hindistan pazarına TATA Grup işbirliği ile girecek. TESCO özellikle Meyve- Sebze üzerine açacağı manav dükkanları ile Hindistan’da önemli bir paya sahip olmayı hedefliyor.  TESCO mart ayı içerisinde yaptığı bir açıklamada TATA sahipliğindeki Trent Hypermarket Ltd şirketine 140 milyon dolarlık yatırım ile yüzde 50 hissesini aldığını belirtti. Toplamda 12 mağazası bulunan zincir Meyve- Sebze dışında moda ürünler de satıyor. TESCO özellikle WAL-MART gibi bir rakibine karşı avantaj sağlamak için Hindistan pazarında varolmayı oldukça önemsiyor.

Yazar:Burak ÖÇLÜ

BMW Sahipleri Tedarik Zincirindeki İyileştirmeleri Bekliyor

Bayerische Motoren Werke AG (BMW), lüks segment araç üretiminde zirveye oynayan bir firma olmasına karşın yakın bir geçmişte uygulamaya başladığı yeni tedarik zinciri sistemi ile BMW araç sahiplerine yedek parça ulaştırmakta zorlanıyor.  Yedek parçaların yaklaşık yüzde 10’u BMW firmasının Dingolfing (Almanya) deposunda bulunmuyor. Mağdur olan müşterilerine e-posta yoluyla açıklama yapan BMW firması sorunun en kısa sürede giderileceğini bildirdi. Yaklaşık 2 aylık bir süreçten beri devam eden problem başta Almanya’da 300 şubesi bulunan araç bakım merkezleri olmak üzere bir çok merkezi mağdur etmiş durumda. Bu durum özellikle lüks segment araç sahipleri için memnuniyetsizliğe yol açmakla birlikte müşteri sadakati kavramına önem verem firmayı da zora sokuyor.

Yazar: Burak ÖÇLÜ

Formula 1 Hazırlıklarında En Önemli Nokta “Lojistik”

Geçtiğimiz günlerde Avusturalya’nın Melbourne şehrinde gerçekleştirilen Formula 1 yarışı önemli lojistik operasyonlarına sahne oldu. . Yarış pistinin hazırlanmasından, sinyalizasyon gereçlerine kadar tüm yarış öncesi, yarış esnası ve yarış sonrası operasyonel faaliyetlerde lojistik kilit rol oynuyor. DHL firmasının Motorsporları Lojistik Direktörü Pierluigi Ferrari yarış öncesi faaliyetlere yönelik açıklamalarda bulundu. Yaklaşık 30 yıldır motorsporları organizasyonlarında kurumsal olarak yer aldıklarını belirten Ferrari hareketliliğin daha iyi anlaşılabilmesi adına konuşmasını rakamlarla destekledi. Avusturalya içinden pist alanına gelecek araç gereçlerin dışında ek olarak 50 TEU hacmindeki pist içinde kullanılacak araç ve gereç ayrıca yarışa katılacak olan markaların malzemelerini kapsayan bir gemi trafiği ortaya çıktığını belirten Ferrari aynı zamanda toplam elektronik ve yayın için gerekli televizyon ekipmanlarının 35-40 ton civarında bir ağırlığa sahip olduğunu belirtti. Tüm teçhizatın lojistiği esnasında intermodal taşımacılığın ön plana çıktığını da vurgulayan Ferrari bir çok ülkeden yola çıkan 150 konteyner, 100 tır ve 5 adet 747 kargo uçağının bu faaliyetlerde kullanıldığını ekledi.

Yazar: Burak ÖÇLÜ