Sağlık Sektöründe Malzeme Yönetimi

‘Bir toplumun yaşayabilmesinde gereksinimlerinin karşılanabilmesi, sorunlarının çözülmesi önem arz etmektedir. Toplumlar gibi toplumsal örgütlerin de kendilerine ait sorunları bulunmakta, bu sorunların çözümü de etkili yönetimi getirmektedir.’

saglik-sektoru

 

[one_half]

Hastanelerin 7 gün 24 saat esasına dayalı çalıştığı ve insan sağlığı için hizmet sunduğu göz önüne alındığında; kullanılan çoğu malzeme, kritik malzeme özelliği taşımaktadır. Malzemeler, hastane hizmetlerinin zamanında ve etkin bir şekilde sunulmasını sağlar.

Malzeme yönetim sistemi yalnızca malzemenin satın alımı, depolanması ve dağıtımı hizmetlerinin yanında maliyet analizine ve pazarlamaya da yarar sağlamaktadır. Malzeme yönetiminin başarılı bir şekilde yapılması hastane başarısını da beraberinde getirir. Çünkü malzeme giderleri hastane bütçesinin %20-40’ını oluşturur.

Hastane işletmelerinin de amaçlara ulaşabilmesi için gerekli olan malzemelerin istenilen yer, zaman, kalite ve süreklilikte sağlanması gerekir. Sağlık hizmetlerinde Lojistik ya da Malzeme Yönetimi denilince, ilaçlar ve ekipman gibi, sağlık hizmeti sunabilmek için gereken maddi kaynakların seçilmesi, tedarik edilmesi (satın alma), dağıtımı ve kullanımı söz konusudur. Malzeme yönetimi olmadan hiçbir sağlık programı çalışamaz. İyi bir malzeme yönetimi, elde var olan kısıtlı kaynağın optimum kullanımını ve böylece eksiklik veya bozulmaların yarattığı olumsuz sonuçların en aza indirilmesini sağlar. Malzeme Yönetimi iyi yapılmadığı zaman sonuç, ya fazla stoklama (çalma ve bozulma sonucu artan kayıplara neden olur), ya da az stoklamadır (eksiklik ve sıkıntıya neden olur).

[/one_half]

[one_half_last]

Malzeme akışını yönetmek bazen zor olabiliyor. Örneğin; yeni bir malzemenin ilk defa sipariş verilmesinde veya ihtiyaç duyulan asgari stok seviyesini belirleme aşamalarında olmaktadır. Çünkü depodaki tıbbi sarf malzemesi veya ilaçlar öngörülemeyen sürede tükenmekte ve ihtiyaç duyulduğu anda da hemen tedarik edilememektedir.

Malzeme yönetim sisteminin başarısı diğer bölümlerin başarılı bir şekilde fonksiyonlarını yerine getirmesinde önemli rol oynar. Bunun için merkezi satın alma biriminin olması tüm kliniklerin ihtiyaçlarını karşılayacaktır. Ayrıca, malzemeler için bir kodlama sisteminin yapılması, hem gereksiz alımları önler,  hem de kullanıcı ile depo arasında malzeme akışındaki aksaklıklarının önüne geçilmiş olacaktır.

Hastane yönetimi için sunulan hizmet ve malzeme kodlarının birbiriyle uyumlu olarak tasarlanması gerekir. Sunulan hizmetlerin oluşmasında kullanılan malzemelerin kodlarının hizmet kodlarıyla eşleştirilmesi sayesinde kurulacak bir sistem ile hem hizmetlerin maliyeti düzenli olarak kontrol edilecek hem de hizmet sunumu planlamasına göre malzeme ihtiyacı yapılacaktır.

Çiğdem ALGÜL

cigdem.algul@hotmail.com

 [/one_half_last]

BU YAZI SATINALMA DERGİSİ ŞUBAT 2013 SAYISINDA YAYINLANMIŞTIR.

Mobilya Sektöründe Satınalma

Mobilya sektörü, Otomotiv ve Tekstil sektörleri ile paralel Türkye ekonomisi açısından ciddi stratejik öneme sahiptir. Şu an içinTürkiye’de firma sayısı oranına göre kurumsal olarak faaliyet gösteren mobilya üreticileri çok azdır.

mobilya-sektoru

[one_half]

Buna bakmayarak,İç Pazarın tüketim oranı, coğrafi konumdan kaynaklanan ihracat olanakları ve hammadde teminindeki kolaylıklarfirmalara kurumsal kimlik kasandırma şansını sunmaktadır.

Şirketleri büyüten ekonomik faktörler ve doğru organizasyondur.

Organizasyon içinde bulunan satış & pazarlama birimi kadar, satınalma birimi de şirket verimliliğini doğrudan etkileyen unsurlardandır.

Kurumsallaşmayı hedefleyen mobilya firmalarının Satınalma birim mekanizması nasıl olmalıdır?

Bu konuda bir kaç seçenekleri değerlendirebiliriz.

Öncelikle firmanın hedefleri, ürün çeşitleri ve öngörülen büyüme oranı belirlenir.

İlk yapılması gereken, önceki dönemde hammadde alımı rakamlarının belirlenmesi. Hangi firmayla ne kadar ciro yapıldı, hangi hammadde için ne kadar sipariş geçildi v.s.

Daha sonra ürün çeşidine göre hammadelerin sınıflandırılması.

Bu sınıflandırılma üç şekilde kategorize edilebilir: 1) Hammaddenin çeşidine göre, 2) hammaddenin kullanılacağı birim doğrultusunda, 3) hammaddenin hacmi ve niteliği doğrultusunda.

İlk seçenekte hammadeler kendi arasında sınıflandırılır:

  1. Hammadde çeşidi:
  2. Hırdavat (bağlantı elemanları, çivi v.s.)
  3. Hacimli ürünler (yonga levha, sünger, mekanizmalar, kumaş v.s.)
  4. Aksesuarlar (kulp, ayak, süsler v.s.)
  5. Hammadenin kullanılacağı birimlere göre:
  6. Modüler Mobilya (hırdavat, yonga levha, cam & ayna, kulp, ayak v.s.)
  7. Yumuşak mobilya (hırdavat, sünger, kumaş, çivi, mekanizma v.s.)
  8. Hammadenin hacmine göre:
  9. Yonga levha, büyük mekanizmalar, kumaş, sünger v.s.
  10. Hırdavat ve aksesuarlar.

Bu konuda en verimli ve anlaşılır sınıflandırma 2. Şıkta belirtilen, mobilyanın çeşidine göre yapılan sınıflandırmadır.

[/one_half]

[one_half_last]

Buna göre bir mobilya firmasında satınalma departmanı aşağıdaki bireyler oluşmalıdır:

  1. Personel: Modüler mobilya malzemeleri satınalmacısı.
  2. Personel: Yumuşak mobilya malzemeleri satınalmacısı.
  3. Personel: Ticari ürünlerle ilgili satınalmacı
  4. Personel: Teknik ürünlerle ilgili satınalmacı
  5. Personel: Hizmet birimi satınalmacısı
  6. Personel: Bu birimleri koordine eden Satınalma birimi müdürü.

 

Modüler mobilya ve Yumuşak mobilya satınalma personelleri, üretimde kullanılanacak hammadeyi en iyi şartlarda en iyi fiyata, en uygun kalitede sunan, ürün temininde süreklilik gösterebilen güvenilir firmalardan satınalmalılar.

Ticari ürünler, genellikle fabrika bünyesinde üretimi olmayan mağazalarda sergilenecek yan ürünlerdir. Buna tekstil, aksesuar masa, sandalye v.b gibi ürünler dahildir.

Ticari ürün satınalmacısı ürün ve Pazar konusunda tecrübeli olmalı, gerektiği zaman ürün satın aldığı firmaların AR-GE departmanı ile bereber çalışmalarda bulunmalı. Bu şekilde paket olarak alınıp satılacak ürünlerin seçimi daha da isabetli olur.

Satınalma birimindeki görevlerin en önemlisinden biri de Teknik ürün satınalmacısıdır. Sözkonusu personel makine techizat konusunda iyi deneyime sahip olmalı ve makineler için gereken yedek parçaların alım planını oluşturarak fabrikada üretimin durmaması için çalışmalıdır.

Bir diğer satınalmacı firma için gereken kırtasiye, ambalaj, otel, restorant v.s. gibi farklı mal ve hizmetlerin alımları ile ilgilenmesi gerekiyor.

Doğru şekilde organize edilmiş satınalma birimi, bilgi ve deneğim oranında bitmiş ürün maliyetini %15-%20 civarı etkilemektedir. Senelik satınalma devriyesi 5 – 10 miyon TL olan bir firmada bu oran şirkete ciddi katkı sağlayabilir.

Kurumsal kimlik kazanmak isteyen firmalar satınalmadan elde ettikleri net karı kısmen de olsa ürün fiyatlarına yansıtarak pazar payını artırır ve büyümeye doğru yol alırlar.

İlker İlqar ATASOY

 [/one_half_last]

BU YAZI SATINALMA DERGİSİ ŞUBAT 2013 SAYISINDA YAYINLANMIŞTIR.

İşletmeler Açısından Ürün ve Hizmet Satınalması Arasındaki Farklar

Dergimizin ilk sayısında değerli hocamız Prof. Dr. Murat Erdal satın almanın hızla değişen mikro ve makro faktörler çerçevesinde artan öneminden;  satın alma yönetiminin ve satın almacının işletmenin stratejik hedeflerine ulaşmasındaki etkin rolünden söz etmişti. Aynı zamanda farklı satın alma türlerini de belirterek faaliyet artışı sonucu karmaşık bir yapıya doğru sürüklenme tehlikesi ile karşı karşıya olan yönetim süreçlerinde uzmanlaşma ve verimlilik kavramlarına değinmişti.

ürün-hizmet

 

[one_half]

Yinelemekte fayda var: satın alma işletme ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla teknik spesifikasyonları tanımlanmış doğru kalitedeki ürünlerin doğru tedarikçilerden doğru zamanda doğru maliyetlerle temin edilmesidir. (Robert M. Monczka, 2009).

Burada önemle üzerinde durulması gereken konuların başında işletmenin ihtiyaçları, stratejik hedefleri ve elbetteki kaynakları doğrultusunda en uygun satın alma modelini oluşturması gerekliliğidir. Hocamızın da söz ettiği gibi zaman içinde değişen ihtiyaçlar ve şartlara göre değişik satın  alma biçim ve yöntemleri ortaya çıkmıştır.

[/one_half]

[one_half_last]

Bu yöntemlerin ve farklılıkların doğru saptanması ve analizi tüm işletme faaliyetlerinin başarısında etkin rol oynamaktadır. Bu açıdan bakıldığındaişletmelerde satın alma faaliyetlerinde yine dergimizin ilk sayısında incelendiği gibi gıda, tekstil, kimya, güvenlik gibi değişik sektörlerde görülen farklılıkların yanında daha genel bir bakış açısıyla ürün ve hizmet satın alma süreç ve faaliyetlerinde gözlenen farklılıklara daha yakından bakmakta fayda var.

Genel olarak sektörü, modeli ne olursa olsun bir satın alma operasyonunda göz önünde bulundurulması gereken satın almanın 7 doğrusu şöyle sıralanmaktadır:

[/one_half_last]

Doğru malzeme, ürün ve hizmet

Doğru miktar

Doğru kaynak/tedarikçi

Doğru kalite

Doğru fiyat

Doğru zaman ve yerde teslim

Doğru müşteri/talep sahibine teslim 

[one_half]

Bu yaklaşıma gelen eleştirilerin odağında özellikle “doğru” kavramının sektör, işletme ve yöneticilere göre farklı anlamlar taşıyabildiği gerçeği bulunmaktadır ki yazımızın ilerleyen aşamalarında bu 7 doğru üzerinden ürün ve hizmet satın alması farklarını incelerken “doğru”nun nasıl göreceli olarak değişik yorumlandığını zaten görmüş olacağız. Bir yandan da bu 7 doğru bir yol haritası görevi yapacak ve konumuzun dağılmadan bütünlük içinde ilerlemesini sağlayacaktır.

Ürün satın almada mal veya şeylerin mülkiyet devri söz konusu iken hizmet satın almada herhangi bir mülkiyet devri söz konusu değildir. Hizmet sağlayıcı talebiniz üzerine olanaklarını dönemsel olarakservisinize sunar, bir nevi kiralama biçimidir. Satın almaya konu bu olanaklarıninisiyatifi çoğunlukla hala hizmet sağlayıcıdadır.

Doğru ürün arayışlarında tedarikçinizin ürün gruplarından biri ya da bir kaçı ile ilgilenirsiniz. Tedarikçinizin finansal ve yapısal gücü elbetteki önemlidir ancak daha önemle üzerinde durulan spesifik olarak ürünün kendisidir. Fakat hizmet sektöründe alımı yapılacak olan şey, “olanaklar”,  tedarikçinin bütün işletme varlığı ve biçimiyle doğrudan alakalıdır. Dolayısıyla ürün satın almada doğru ürün ve doğru tedarikçi tanımları farklılık gösterse de hizmet alımlarında doğru hizmet kesinlikle eşittir doğru kaynak/tedarikçi diyebiliriz. Örneğin; hazır giyim sektöründe faaliyet gösteren bir tekstil firmasını ele alalım. Tedarik etmesi gereken en temel ürünlerden biri kumaştır. Üzerinde duracağı kendisine teslim edilecek olan kumaşın istediği spesifikasyonlara; iplik numarasına, rengine, desenine, enine uygun olup olmayacağıdır. Çoğu durumda kumaşın hangi makinelerle üretildiği, üretim sürecinde kullanılan kaynaklar, üretim ortamı, makine parkuru gibi detaylarla ilgilenmez, bilmez bile. Değerlendirilecek hedef malzeme onun için kumaşın kendisidir ve tedarikçinin işletme yapısı, kurumsal olanakları daha sonra değerlendireceği unsurlar arasındadır. Hâlbuki aynı tekstil firması kumaşını alıp ürettiği ürünün müşterisine teslimi için seçeceği taşımacılık firmasında farklı bir yaklaşım sergiler. Burada taşımacılık firmasının sunduğu taşıma araçları, istenilen destinasyona hizmetinin olup olmadığı, istenilen destinasyonda teslimatı sağlayabilecek acente ağının olup olmadığı… vb gibi taşımacının yapısal ve örgütsel özellikleri hakkında bilgi edinmeli ve asıl bunların kendi isteklerine uygun olup olmadığını değerlendirmelidir. Yani değerlendirilecek hedef malzeme onun için taşımayı gerçekleştirecek firmanın kendisidir.

Doğru kalite kavramı da aynı şekilde değerlendirilebilir. Örneğimizdeki tekstil firması yine kumaş satın almada kumaşın ürün kalitesi ile ilgilenirken taşıma hizmeti söz konusu olduğunda hizmet tedarikçisinin servis olanaklarının kalite ve güvenirliğini değerlendirir.

Özetle ürün satın almada alternatif tedarikçileri satın alınacak ürün üzerinden incelerken hizmet satın alırken tedarikçinin tam da kendisini ele alırız.

Doğru fiyat söz konusu olduğunda durum daha da hassaslaşıyor. Herhangi bir satın alma faaliyetinde en ucuz fiyatın en doğru fiyat olmadığı konusunda tüm satın almacılar hemfikirdir. Kalite, hız, ödeme ya da tedarikçinin sunacağı diğer avantajlarla birlikte değerlendirildiğinde fiyat sıralamasında ortalarda bulunan bir tedarikçi bile tercih edilebilir. Bu durum hizmet satın almasında çok daha büyük önem arz etmektedir. Çünkü hizmet alımlarındaki risk,alımın finansal maliyeti ile karşılaştırıldığında  büyük kalmaktadır. Dolayısıyla işletmeler hizmet alımlarında fiyat farklarına değil yine hizmet sağlayıcının güvenilirliğine ve hizmet kalitesine önem verirler. Yine örneğimizden yola çıkarsak 100 000 USD tutarındaki bir malın taşıması için 1000 USD yerine taşıma risklerini mümkün olduğunda azaltmak için daha tecrübeli ve donanımlı bir başka tedarikçi ile 1500 USD’ye anlaşma sağlamakta bir sakınca görülmez. Burada önemli olan teslimatın sağlam, zamanında ve sorunsuz yapılmasıdır. Ürün alımları yoğun fiyat hassas alımlar iken hizmet alımlarında bu hassasiyet karşılaştırıldığında ciddi oranda düşüktür.

[/one_half]

[one_half_last]

Bunlara ek olarak birçok hizmet türünde üretim ve tüketim aynı anda aynı yerde gerçekleşmektedir. Bu gerçek bile başlı başına doğru yerde ve doğru zamanda teslimat konusundaki farkları ortaya koyuyor sanırım. Ürün teslimatlarında zamanlama ve doğru yerde teslimat ön planda iken hizmet alımlarında hizmet faaliyetinin kendisinin gerçekleştiği yer ve zamanın iyi bir biçimde planlanması ön şarttır.

Doğru müşteri kavramı ise hizmet alımlarında çok önemle üstüne durulması gereken bir kavram. Özellikle büyük ölçekli işletmelerde ürün satın almada muhattapçoğunlukla  iç müşteriler yani şirket bünyesinde yer alan üretim ya da planlama departmanlarıdır. Her ne kadar nihai müşterinin talepleri söz konusuysa da talebi işleyen, ileten ve takip eden dahili departmanlardır. Halbuki hizmet alımlarında üretimin ve tüketimin dolayısıyla teslimatın aynı anda gerçekleştiği gerçeğinden de yola çıkarak muhattabın birinci elden nihai müşteri olduğunu belirtmek gerekir.  Bu açıdan hizmet alımından sorumlu kişilerin müşteri taleplerinin doğru ve hızlı anlaşılması  ve müşteri memnuniyetinin sağlanması hususlarında daha hassas ve yaratıcı olmaları gerekmektedir. Hizmet alımlarında satın almacı aynı zamanda müşteri temsilcisi görevini de üstlenmelidir. Gerekirse tüm süreç takibini müşterisi ile birlikte yapmalı ve hizmet sonlanana kadar her aşamaya dahil olup kontrolü elinde tutmalıdır.

Bu açıdan hizmet alımlarında çoğunlukla tedarikçi ve müşteri yüzleşir ve tanışır. Müşteriniz malların hangi lojistik firmasıyla geldiğini bilir, yemek servisinin hangi firma tarafından yapıldığı ortadadır, danışmanlık hizmeti aldığınız firmayı saklayamazsınız. Dolayısıyla işletmeler hizmet alımlarında tedarikçileri ile daha yakın ve daha güvene dayalı ilişkiler kurmak zorundadır. Ürün satın almada aynı durum istisnalar hariç geçerli değildir.

Bütün bunlara ek olarak kalite ölçüm ve değerlendirme ile ilgili farkları da belirtmekte fayda var. Ürün satın alırken teslimat aşamasında veya üretim sırasında varsa bir kalite kontrol departmanı tarafından ürünün istenen kalitede olup olmadığı anlaşılır ve süreç doğru yönetilirse durum nihai müşteriye aktarılmadan telafi edilebilir.Halbuki hizmet alımlarında kalite performans sırasında ölçülür ve gözlenir. Bu açıdan satın alma sorumlusunun hizmet ihtiyacının belirlenmesinden hizmetin gerçekleşmesi ve sona ermesine kadar tüm aşamalarında aktif ve alarm durumunda olması şarttır. Hizmet alımlarında takip ve kontrol çok daha etkin ve operasyonel düzeyde adım adım gerçekleştirilmelidir. Hizmet sunumu sırasında yaşanacak bir aksilik tüm satın alma faaliyetinin başarısızlığı anlamına gelir.

Gerek ürün satın alma gerekse hizmet satın alma alanlarında yıllar süren tecrübelerim doğrultusunda edindiğim izlenimleri ve gözlemlerimi paylaşmaya çalıştım. Bu farkların işletmeler tarafından rekabet stratejileri ile paralel satın alma stratejilerini oluştururken ve departmanlarını yapılandırırken önemle göz önüne alınması gerektiği inancındayım ki faaliyet amaçlarına uygun ve performans odaklı  modeller geliştirilebilsin. Satın alma yöneticilerinin ve sorumlularının da yine ürün mü hizmet mi satın  aldıklarına bağlı olarak kişisel ve kurumsal taktik, yöntem ve programlar oluşturmasında bu hususları dikkate almalarında fayda olduğunu düşünüyorum.

Genel hatlarıyla ele alınan tüm bu belirtilen farkların ürün ve hizmet türlerine, seçilen satın alma modellerine, sektörlere hatta bölgelere göre değişkenlik gösterebileceğini de belirterek her birinin tartışmaya açık olduğunu ve başka temel farkların da eklenebileceğini hatırlatmak isterim. Bu konuda yorum, eleştiri ya da katkıda bulunmak isteyenlerin dergimiz üzerinden fikirlerini paylaşmalarından mutluluk duyarım.

Fikirlerimizi, bilgi ve tecrübelerimizi paylaşma ve tartışma imkanı bulabildiğimiz bu dergi sayesinde satın alma faaliyetlerinde ve dolayısıyla işletmelerin ana faaliyetlerinde etkin gelişmeler elde edileceğine yürekten inanıyorum. Bu vesile ile tüm dergi ekibine bütün emekleri ve uğraşları için teşekkür ediyor ve başarılar diliyorum.

Serap Bekiroğlu

[/one_half_last]

BU YAZI SATINALMA DERGİSİ ŞUBAT 2013 SAYISINDA YAYINLANMIŞTIR.

TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ KAVRAMININ GELİŞMESİYLE YENİ LOJİSTİK TESİSLER ; ANTREPOLAR

Daha Çok Kazanmak için, Daha fazla çalışma! İyi Lojistik Kazandırır!

Ticaretin yegane amacı kar elde etmektir. Her ne kadar satış yapılarak kazanç elde edilse de bu kazancın kara dönüşmesi için en az maliyetle faaliyet göstermek gerekmektedir. İşte lojistik ve tedarik zinciri yönetimi kavramlarının bu denli önemli hale gelmesi ve gelişmesinin en önemli nedeni budur.

image001

[one_half]

Asda, Rollsroyce, Easy Jet, Marks&Spencer, Merrilllynch, Morganstanley  gibi birçok basarilisirkete “ceo” çıkartan, sadece yüksek lisans, araştırma ve doktora eğitimi veren en İngiltere’nin prestijli üniversitelerinden Cranfield Üniversitesi’nden Prof. Martin Christopher, “Gelecekte kurumların arasındaki rekabet; ürettikleri ürünlerde veya bu ürünlerin tüketildiği ülkelerde değil, kullandıkları tedarik zincirleri arasında olacaktır” diyerek Tedarik Zinciri Yönetiminin ne denli önemli olduğunu ve gelecekte işletmelerin en önemli departmanlarından biri olacağını son derece etkili bir şekilde vurgulamıştır. Artık daha fazla kar elde etmek için daha çok çalışma, daha çok iş gücü yerine, daha az maliyet, daha az zaman, daha az insan ve yoğun teknoloji kullanımı ön plana çıkacak ve tedarik zinciri yönetiminde önemli bir maliyet ayağı olan antrepo-depo yönetiminin tek elden yönetilmesi ağırlık kazanacaktır.

 

Ülkemizin 1996 yılında Avrupa Gümrük Birliğine girmesiyle birlikte ithal emtiaları denetlemek için Devletin gümrüklü sahalarının yetersiz kalmasıyla birlikte bu görevini özel sektöre devretmesiyle kurulan antrepolar bugünlerde gelişen lojistik kavramı ile birlikte artık birer lojistik tesise dönüşmeye başladılar. Artık ithalat yapan işletmeler antrepo hizmetini ve serbest depolama hizmetini de paket olarak istemeye başlıyorlar ve bu talep gün geçtikçe artmaya başlayacak. Çünkü rekabet gelişen teknolojiyle inanılmaz boyutlara ulaşmış durumda. Artık maliyetlerini kontrol altına alan firmalar ayakta kalmayı başarıyor. Kar oranlarının iyice azaldığı, sürümden kazanma mantığının devreye girdiği günümüzde firmalar ister istemez tedarik zinciri yönetimini devreye koymaya başladılar.Tedarik zinciri yönetiminin önemini kavrayan ve uygulayan firmalar artık antrepo hizmetini tek başına istemiyorlar.

Gayrimenkul piyasasında arsa ve depo fiyatlarının hızla yükselmesiyle depo yatırım maliyetlerinin iyice artması depo işletme maliyetlerinin de artmasına neden oluyor. Tedarik zinciri kavramının iyice yerleşmesi ve profesyonelleşmesi ile depo işletmenin ayrı bir yapılanma ve yetenek gerektirmesi, işletmeleribu konuda dış kaynak kullanımına yönlendirecek. Ve antrepoların artık sadece gümrüklü depolama hizmeti vermeleri yeterli olmayacak.  Hatta son 5 yıla baktığımızda Uluslararası taşımacılık yapan firmaların bir çoğunun antrepo yatırımı yaptığı ve antreponun yanında serbest depo yatırımı da yaparak müşterilerine paket hizmet vermeye başladıklarını görüyoruz. Tedarik zinciri kavramı bilinci ülkemize yerleştikçe ithalat yapan firmalar için antrepo depo hizmetlerinin tek elden yürütülmesi daha karlı olacağından antrepolar serbest depo hizmetinin de verildiği her türlü elleçlemenin, katma değerli hizmetlerin yapılabildiği, envanter takibinin yapılabildiği bilişim teknolojilerinin yoğun kullanıldığı lojistik tesislere dönüşmek zorunda kalacaklar.

[/one_half]

[one_half_last]

Bugüne kadar Türkiye’deki bir çok işletme hala amatör olarak depolarını işletiyorlardı. Ve işletmelerin en atıl bölümleri depo bölümleriydi. Türkiye’de depoculuk tedarik zinciri yönetiminde depolamanın önemi kavranıncaya kadar, yük taşıyan, iş makinası kullanan insanların yaptığı ve insan yoğun bir iş modeliydi. Antrepo işletmeciliği de yine aynı şekildeydi. Artık gelişen teknoloji ile birlikte otomasyon sistemleri kullanımı artmakta ve insan yoğun iş modelinden teknoloji yoğun iş modeline geçilmeye başlanmakta ve depo yönetimi artık özel bir organizasyon yapısı ve becerisi gerektiren, işletmelerin ön önemli bölümlerinden biri olmaktadır. Özellikle maliyetleri azaltmak için teknoloji kullanımı depo antrepo yönetiminde ön plana çıkmıştır.

Büyümek isteyen ama çevresindeki arsalarda da başka işletmeler olduğundan alanını genişletme şansı olmayan işletmeler, depo yönetimlerini bir dış kaynak yardımıyla yönetmeye başlayacak ve dış kaynak kullanarak depo olarak kullandıkları alanları ana faaliyet konusu olan bölüme tahsis ederek kendi bulunduğu alanda yine büyüme sağlayacak ve başka bir bölgede yatırım yapmak zorunda kalmayacak. Ve yeni alınacak ya da kiralanacak arsa ve üzerine kurulacak bina maliyetlerini düşünecek olursak işletmeler büyük bir kar elde etmiş olacaktır. Bu verdiğim örnekteki faaliyet gösterdiği alanın yetmemesinden dolayı dış kaynak kullanan işletmeler dışında yine depo yatırım maliyetlerini de düşünerek artık bu işi bir dış kaynak yardımıyla yapmak isteyenişletmeler olacaktır. Çünkü işletmeler antrepo-depo birlikte kullanılmasıyla ilk başta antrepodan kendi depolarına yapılacak ara nakliye masraflarından kurtulmuş olacaklar. Ayrıca hem depo yatırım ve işletme maliyetlerinden kurtulacaklar, hem deponun her türlü sorumluluğunu başka bir firmaya devretmiş olacaklar ve depo için ayrı bir idari yapılanma kurmayacaklardır. Ayrıca kaliteyi üst seviyede tutmak için dış kaynak olarak kullandıkları firmalardan sözleşme ile performans değerlendirme kriterleri getirerek dış hizmet alımını iyice avantajlı konuma getirebilecekler. Antrepolar artık birer lojistik tesise dönüşmek zorundalar. Ülkemizde iyice yerleşen tedarik zinciri kavramı ve azalan kar oranları bunu gerektiriyor. Artık işletmeler kar oranının azlığı, daha az sorumluluk, daha yüksek kalitede hizmet için dış kaynak kullanmaya yönelecek. Bu da antrepoların artık sadece gümrüklü depo olarak değil hem antrepo hem depo olarak kullanımını tetikleyecek. Ve bu hizmete iç dağıtım da dahil olacak. Önümüzdeki 10 yıl içerisinde bu dönüşüm hızla sürecek. Sadece Antrepo hizmeti veren firmalar bir bir kapanacak. Bunun yerine antrepo depo ve iç dağıtım hizmetlerini tek bir elden yöneten firmalar ayakta kalacak. Ayrıca antrepo ve deponun tek elden yönetilmesiyle verimlilik artacak, daha fazla esneklik sağlanacak, tedarik süreleri kısalacak ve yine maliyetler azalacaktır.

Erkan BAŞBOĞA

Asbir Antrepo Genel Müdürü

Arel Üniversitesi Öğretim Görevlisi164186_10150118870415380_5545962_n

[/one_half_last]

BU YAZI SATINALMA DERGİSİ ŞUBAT 2013 SAYISINDA YAYINLANMIŞTIR.

SATINALMA ve DİĞER DEPARTMAN İLİŞKİLERİ

‘’Sadece maliyet avantajı için ürün geliştirmek veya tedarikçi değiştirmek bazen dezavantajlarıda beraberinde getirir ‘’

pepsi

Ocak ayında yayın hayatına başlayan dergimizin ilk sayısında ‘’Gıda Sektöründe Satınalmanın Önemi ve Tedarikçi Seçiminden’’ bahsetmiş ; Satınalma departmanın diğer departmanlarla koordineli çalışması gerektiğini ve satınalmanın ise bu çalışmaların merkezinde olduğunu belirtmiştik.

Satınalma departmanı üyesinin yeni ürün gelişiminde veya sisteme yeni tedarikçinin dahil olması halinde Ar&Ge departmanından lojistik departmanına kadar şirkette var olan tüm departmanlarla işbirliği içerisinde çalışması ve tüm departmanların yüzdeyüz olurunu almasıgerekmektedir.Aksi halde sadece maliyet avantajı için ürün geliştirmek veya tedarikçi değiştirmek bazen dezavantajlarıda beraberinde getirir.İş hayatımızda sıklıkla bahsettiğimiz  ‘’toplam resme bakmak ‘’ kavramı bu yüzden oldukça önemlidir.Özellikle gıda satınalmasında telafisi çok zor problemlerede yol açabilir.

Bir ürün veya tedarikçi geliştirmesinde etkileşimde olan departmanlar sırasıyla Pazarlama,Satınalma,Ar&Ge,Üretim,Lojistik ve Finans departmanlarıdır.Zaman zaman ürün veya tedarikçiye bağlı olarak diğer departmanlar ile Satınalma departmanı zincir içerisinde yer değiştirmektedir.

satınalma zinciri

Pazarlama    , şirketin ihtiyacı olan yeni ürün fikrinin geliştirilmesinde ;

Satınalma     , geliştirilen fikre uygun ürün veya tedarikçi seçiminde

Ar&Ge           , ürünün uygunluğu aşamasında

Üretim           , geliştirilen ürünün üretimde kullanılıp kullanılamayacağı aşamasında

Lojistik          , geliştirilen ürünün istenen kalite şartlarında işletmeye getirilmesinde

Finans           , geliştirilen ürün veya sisteme dahil edilecek olan tedarikçinin finansal

  analizinden sorumludur.

Toplam resme bakmak kavramının altında yatan düşünce ile harekete geçmeden önce diğer departmanlarında kar / zarar dengesine bakmamız gerekmektedir.Aksi halde bir departman için iyi olan bir değişim bazen diğer departmanlar için ekstra maliyet ve iş yükü getirmek anlamına gelmektedir.

Bir Endüstriyel Gıda Satınalmacısının sisteme yeni ürün veya tedarikçi dahil etme prosesi sırasında yapmaması gereken temel on hatayı sıralarsak ‘’diğer departmanlarla koordineli çalışmama alışkanlığını’’ilk başa mutlaka koymamız gerekir.Diğer yapılmaması gerekenlere bakacak olursak aşağıdaki gibi sıralayabiliriz ;

  1. Diğer departmanlarla koordineli çalışmamak
  2. Ürün hakkında yeterli bilgiye sahip olmamak
  3. Ürün kalite onayını almamak
  4. Üretim yeri kalite onayını almamak
  5. Regulasyonlara dikkat etmemek
  6. Fiyat analizi sırasında tüm maliyetleri dikkate almamak ( Vergi,fon,labarotuar ,analiz ,nakliye ,vb.masraflar)
  7. Sözleşme yapmamak ( özellikle sonradan nihai tüketiciye yansıyacak kısmı için)
  8. Gıda hammaddesini hijyen ve kalite şartlarına uygun taşıyıcı veya depolayacak yeterlilikte firmalarla çalışmamak
  9. Yıl içerisinde yeterli tedarikçi ziyareti yapmamak,sınırlı iletişim kurmak
  10. Alternatif tedarikçi araştırmamak

İyi bir satınalmacı mutlaka diğer departmanlarla koordineli çalışmalı ve değişimler öncesinde şirketin tüm departmanları ile mutlak hemfikir olmalıdır .Bu şekilde şirket için maksimum faydayı kesin sağlayacaktır.

Murat Aksoy

PepsiCo Satınalma Müdürü                                                                                          

Avrupa HFCS ve Güneydoğu Avrupa Tatlandırıcılar

murat.aksoy@pepsico.com

Murat Aksoy-Pepsico

 

 

 

  • – –  > Bu makale ilginizi çekebilir:  

Tedarikçi Günü Nasıl Planlanır? Organizasyon ve Yürütme için Yol Haritası 

Eğitim: TEDARİKÇİ PERFORMANS DEĞERLENDİRME ve TEDARİKÇİ İLİŞKİLERİ EĞİTİMİ
Teklif almak için: egitim@satinalmadergisi.com

Tedarikçi Performans Değerlendirme Eğitimi
Tedarikçi Performans Değerlendirme Eğitimi içeriğini incelemek için: https://satinalmadergisi.com/egitim-programlari/

DEĞERİNİZİ BİLİN…

Herkese Merhaba;

Öncelikle benim gibi sektörde genç bir kişiye bu fırsatı verdiği için sayın hocama teşekkürü bir borç bilirim.

Akabinde sektör de genç yeni arkadaşlarımıza ışık olacağı için şimdiden dergimiz hayırlı olsun.

Emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler.

varlik-satisi-danismanligi

 

[one_half]

Bisküvi, çikolata, kek gibi gıda üretimi yapılan iş yerlerinde öncelikle her sektörde olduğu gibi çağa ayak uydurmak ve gelişen hızla büyüyen rakiplerinize karşı sürekli atakta olmanız gerekmektedir. Tabi ki bunu yaparken aklımızın bir köşesinden çıkarmamız gereken en önemli konu maliyetlerimizi de sürekli güncel tutup,  düşürecek adımlar atmalıyız ki nerde olduğumuzu bilelim. Alırken kazanmak için sadece en uygun fiyat tekliflerinitoplamak yeterli olmayacaktır. Tedarikçi araştırma, Tedarikçi seçimi, teklif toplama, uygun fiyat politikası belirleme, sözleşme süreci, lojistik gibi birçok süreçte en asgari girdi ile en fazla kazancı elde etmek gerekir. Böylelikle mal alırken kazanılır prensibinin altı boş kalmamış olur.

Satın almanın tadı ince ayrıntılar da gizli o ayrıntılara ne kadar dikkat edip görebilirsen ki bunların çoğu zamanla ve tecrübe ile doğru orantılı işte o kadar Satınalma işinden zevk alırsın. Ancak günümüz işletme sahiplerinin en çok yaptığı hataların başında gelen konu Satınalma işini kendilerinin en iyi yapabileceklerini düşünmeleri. Aslında Satınalma süreci incelendiği vakit Satınalma işi başlı başına bir sektördür.  Virgülden sonraki rakamların sayısının bile maliyetlerinizi etkilediği bir piyasada satın almanın işinin ve departmanlarının değeri virgülün solunda sonsuz rakamlarla ifade edilmelidir. Zaten bugün piyasa da bunu anlayan ve kavrayan firmaların nereler de olduğu aşikârdır.

[/one_half]

[one_half_last]

Tedarikçi firma seçimlerinde en önemli unsur tedarikçi firmanın sürekliliği olmalıdır. Sürekliliği olan firma kaliteli olmalı, kaliteli olan firma hizmeti iyi olmalı, hizmeti iyi olan ucuz olmalı gibi maddeleri en iyi yakalayan firmalar öncelikli olmalı. Günümüz piyasasında bu maddelere en iyi motive olan firmalar piyasa liderleri olarak sektörde yerlerini sağlamlaştırarak büyümetrendine girdikleri görülmektedir. Özellikle gıda sektöründe getirilen HACCP, BRC vb. sistemler hem tedarikçi seçimini etkilemekte hem üretici Firmaları etkilemekte hem nihai tüketicileri etkilemekte. Etki alanları malın alış şeklinden tutunda malı nasıl sevk edeceğinize, gelen malın nasıl üretilip nasıl tüketiciye ulaştıracağınıza kadar  sistemli bir şekilde düzene sokan firmalar başarıyı mutlaka yakalamış veya yakalayacaklardır. Çünkü sistemler disiplini gerektiriyor disiplinde başarıyı getirir.

Sonuç olarak üretim yapan firmalar çarksa bu çarkın en önemli  dişlisi satın almadır. Çünkü çarkın dönmesi için her ne gerekiyorsa bu mücadeleyi en çok veren yine satın almadır.

Değerinizi bilin….

 

İlker GÜNASLAN

Satınalma Departmanı

ilkergunaslan@simsek.com.tr

 

[/one_half_last]

BU YAZI SATINALMA DERGİSİ ŞUBAT 2013 SAYISINDA YAYINLANMIŞTIR.

Karayolu Lojistik Hizmeti Satın Alırken Dikkat Edilmesi Gerekenler

Günümüzde çoğu firma lojistik hizmetlerinde dış kaynak kullanmaktadır. Dış kaynak kullanılarak satın alınan bu lojistik hizmetler,iç nakliyeden depolamaya; gümrüklemeden proje taşımalarına kadar geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır.Lojistik hizmetlerin gönderici veya alıcının sorumluluğunda olması, tarafların aralarında yaptıkları anlaşmada belirtilen teslim şekline göre değişmektedir. Bu yazıda, lojistik hizmetlerin ödemesini kendisi yapacak şirketler ön planda tutulmuş ve satın alınacak lojistik hizmetler için dikkat edilmesi gereken bazı noktalara değinilmeye çalışılmıştır.

lojistik-yurtici

[one_half]

Günümüzde çoğu büyük ölçekli firma, lojistik hizmet talebi yoğun olan hatlar için sanal ortamda ihale yöntemini tercih ederek, piyasada yaşanan rekabetten faydalanmakta ve bu sayede lojistik hizmet maliyetlerini düşürebilmektedir. Bu büyük ölçekli firmalar, hizmeti satın alırken kazanmakta ve daha en başından kendi şartnamesinde belirtilen kurallara göre oynayabilecek oyuncuları yarışa dahil etmektedirler. İhale sonrasında, en iyi teklifi veren lojistik firmaları tekrar değerlendirilmektedir. Detaylarda da mutabık kalındığı takdirde, istenen şartlar ve bu şartlara uyulmaması halinde geçerli olacak müeyyidelerde taraflar arasında hazırlanan sözleşmede belirtilerek,anlaşma yapılmaktadır.

Birçok firma yukarıdaki örnekte belirtildiği gibi ölçek ekonomisinin getirdiği avantajları kullanarak satın alacağı lojistik hizmetleri tek bir çatı altında toplamayı hedeflemekte ve yine örnekte belirtildiği gibi yıllık anlaşmalarla çalışmayı tercih etmektedir. Ancakçoğu firma için lojistik hizmet satın alma görüşmelerini bu kadar detaylı yapmak ve hizmet verecek firmaları bu denli detaylı incelemek mümkün olmamaktadır. Hatta hizmet alma süreci kimi zaman o kadar süratle yapılmaktadır ki sadece telefon görüşmesinde anlaşılan fiyatın ardından gönderilen talimatla işlem yapıldığına dahi şahit olunabilmektedir. Burada özellikle lojistik hizmet sözleşmelerinde dikkat edilmesi gerekenlerden bahsedilecektir.*

Rekabet halindeki lojistik firmalarından alınan farklı fiyat teklifleri, maliyetler göz önünde bulundurularak değerlendirilmekte, böylelikle lojistik hizmet alınacak firmalar çeşitlendirilmektedir. Lojistik sektöründeki bu fiyat farklılıkları, taşımacılık modundan, taşıma yapılan destinasyona;taşınacak malzemenin cinsinden, malzemenin konulduğu kabın ölçüsüne ve çeşidine kadar varan bir dizi değişkenden kaynaklanmaktadır. Lojistik hizmet sağlayıcı firmaların uzmanlık alanları ve yoğun çalıştığı destinasyonların, hizmet alacak firmanın talepleriyle örtüşmesi halinde alınacak hizmetin maliyetleri düşürebilmektedir. Her ne kadar hemen her hatta taşıma yaptığını iddia edebilen firmalar bulunsa da yükün esas sahibi firmanın lojistik hizmet satın aldığı lojistik organizatörü firma, başka bir alt taşıyıcı kullanarak ilgili yükü taşıtabilmektedir. Burada hizmet satın alınanlojistik organizatörü firma, sektördeki bilgi birikimi ve ilişkilerini kullanarak ilgili yükün sorumluluğu taşımakla birlikte, taşıtılan yük ile birebir temas halinde bulunmamaktadır.

 [/one_half]

[one_half_last]

Her ticari ilişkide olduğu gibi lojistik hizmetlerde de güven faktörünün önemi yadsınamaz. Lojistik hizmet sağlayıcının, malzemenin yola çıkışından önce tahmini çıkış ve varış tarihlerini bildirmesi gerekir. Aynı şekilde yola çıkış gerçekleştikten sonra çıkış ihbarnamesini; vardıktan sonra da varış ihbarnamesini hem göndericiye hem de alıcıya bildirmesi gerekmektedir. Lojistik hizmeti veren tarafın güvenilirliği, malzemelerin emanet edildiği şekilde ve istenilen zamanda teslimatı konusunda öne çıkarken; hizmet alan tarafın güvenilirliği ise beyanların doğruluğu konusunda önem kazanmaktadır. Bugün teslimat süresi çoğu sektör için kritik öneme sahiptir.Öyle ki alıcılar göndericileri teslim sürelerinde yaşanacak gecikmelerden sorumlu tutarak,gecikmelerler ilgili “reklamasyon” adı altında ceza ödemelleriyle karşılaşabilmektedirler. Lojistik hizmet sağlayıcılar,kimi zaman kendilerinden kaynaklanan gecikmelerde,hizmeti alan firmaların zararını karşılamaya yardımcı olabildiği gibi kimi zaman da hizmeti alan firma tarafından yaşatılan gecikmeler nedeniyle aynı şekilde zararlarının karşılamasını talep edebilmektedir.Lojistik hizmeti veren firma, olası gecikmeler öngörüldüğünde, vakit kaybetmeden gönderici ve alıcıya bu gecikme bilgisini ulaştırmalıdır ki malzemeyi bekleyenler gerekli önlemi alabilsin. Aynı şekilde yükleme veya boşaltma alanında bekleme yapılacağı zaman bunun da lojistik hizmeti veren firmaya vakit kaybetmeden bildirilmesi gerekir ki diğer firmalar da mağdur olmadan bir çözüm bulunabilsin. Bu sayede vaktinde bilgi paylaşımı ve her iki tarafın da çözüm odaklı yaklaşımı sayesinde maliyetlerin düşürülmesi ve hataların giderilmesi çoğu zaman mümkün olabilmektedir. Burada bahsedilen çözüm için kimi zaman 2. şoför eklenerek ekspres araçlar kullanılmakta, kimi zaman da teslimat sırasında değişiklikler yapılabilmektedir.

Bir diğer önemli konu da yükleme ve boşaltmalardır. Ürünlerin istiflenmesinde kullanılacak kat sayısı, ürünün konulduğu kapların doluluk oranı ve mukavemeti dikkate alınarak belirlenmelidir. Malzemelerin konulduğu kapların dayanıklılığı göndericinin sorumluluğundadır. Ürünün özelliğiyle ilgili uyarılar ambalajın üzerinde belirtilmelidir. Malzeme teslim alındığı sırada ise kontrol edilmeli, teslim alınırken gözlenebilecek hasar veya eksiklikler taşıma senedine not düşülmelidir.

 [/one_half_last]

Bir taşıma sözleşmesinde, satın alınan hizmetin içeriği, neleri kapsayıp neleri kapsamadığının detaylı şekilde belirtilmesi,her iki taraf açısından da anlaşmazlıkların doğmadan çözümüne yardımcı olabilir. Teklifin kabul edilmesinin ardından, hizmet sağlayıcı tarafından teklifle birlikte matbu halde gönderilen taşıma sözleşmesinde belirtilen şartların dikkatle okunması gerekmektedir. Taşıma hizmeti sözleşmesinde dikkat edilmesi gereken konular özetle aşağıdaki gibidir:

  • Fiyatlar ve hesaplamada esas alınacak kriterler açıkça belirtilmelidir,
  • Fiyatların geçerlilik tarihleri belirtilmelidir,
  • Malzemelerin nerede teslim alınacağı nereye teslim edileceği belirtilmelidir,
  • İç taşıma gerekmesi halinde kimin sorumluluğunda olduğu belirtilmelidir,
  • Gümrük tercihi belirtilmelidir,
  • Serbest süre belirtilmelidir,
  • Bekleme ücreti belirtilmelidir,
  • Ayarlama oranları (BAF vb.) varsa belirtilmelidir,
  • Kullanılacak depo veya antrepo tercihleri varsa belirtilmelidir,
  • Ödemenin yapılacağı para birimi, ödeme şekli, ödeme vadesi ve ödemede esas alınacak kur belirtilmelidir,
  • Rezervasyon için en geç sürenin ne zaman olduğu belirtilmelidir,
  • Rezervasyon bildirimleri ve değişiklik bildirimlerinin ne zamana kadar yapılması gerektiği belirtilmelidir,
  • Boş navlun ücretlendirilmesi yapılacak haller belirtilmelidir.

Bunların haricinde hizmet satın alan firmaların varsa talep ettiği ekipmandan, istediği aracın özelliklerine; istifleme şartlarından, teslimat detayına kadar talep ettiği detayları sözleşmeye eklettirmesi gerekmektedir.Aksi takdirde,bildirilmeyen detaylar nedeniyle kaynaklanabilecek sorunlarda taşıyıcıların sorumluk kabul etmeme hakkı gündeme gelecektir. Talep edilen unsurların ek maliyet yaratması halinde ise lojistik hizmet sağlayıcı bu ilave masrafları talep eden firmaya yansıtmak isteyecektir. Dolayısıyla bu detayların yükleme öncesinde rezervasyon aşamasında ve hatta tekliflendirme sırasında görüşülmesinde fayda bulunmaktadır. Kimi detayların operasyonel hazırlıklar açısından önemi dikkate alındığında,her yükleme talimatında ayrıca belirtilmesi daha sağlıklı bir önlem olacaktır.

[one_half]

Lojistik hizmeti veren firmaların, olası hasar veya kayıp halindeki sorumlulukları, ilgili konvansiyonlarla sınırlandırılmıştır**. Bu sebeple teslimat gerçekleşene kadar olabilecek her türlü risk göz önüne bulundurularak, taşınacak malzemenin sorumluluğunu alan firmanın taşıma sigortası yaptırması kendini güvence altına almasını sağlayacaktır.

Hizmet alan firma, “Güvenmek iyidir ama kontrol etmek en iyisidir.”ilkesi ilemalzemelerin gümrük çıkış tarihini kontrol etmek isteyebilir. Kesin çıkış tarihinin en iyi kontrol edilebileceği yer, hizmet alınan firmadan talep edilecek  TIR karnesinin tescil tarihinden başkası değildir. Lojistik hizmeti alan firma, ödeme yapmadan önce onaylı teslim senedinin iletilmesini, yine kontrol için isteyebilir. Bu sayede olası hasarların gönderici ve alıcı arasında sorun yaratmadan önce tespit edilebilmesi mümkün olmaktadır; zira teslim alınırken, teslim senedinde belirtilmeyen kusurlardan hizmet sağlayıcı firma sorumlu tutulamamaktadır.

[/one_half]

[one_half_last]

Sonuç olarak, lojistik hizmet sağlayıcı basiretli bir tacir olarak, mümkün olan gayreti göstermesine rağmen yine de sorunlar yaşanabilmektedir. Bu durum,her operasyon özelinde farklı nedenlerden kaynaklanıyor olsa da temelinde hizmet sektörünün doğası gereği,üretilen hizmetlerin standart hale getirilmesinin mümkün olmadığı göz önünde bulundurulmalıdır.Dolayısıyla lojistik hizmet alacak firmaların, hizmeti almadan önce dikkatli olması ve olası sorunlar karşısında atılacak adımları, sözleşmeyi oluşturmadan önce ortaya koymalı ve operasyon sürecini dikkatle takip etmesi gerekmektedir.

Hizmet satın alırken, ürün satın almalarda görülen iade sürecine benzer bir geri dönüş şansı bulunmamaktadır. Dolayısıyla lojistik hizmet teklifleri değerlendirilirken, maliyet hesaplarına bu risk faktörlerini de katmak ve hizmet sürecini bir bütün olarak değerlendirmek gerekmektedir.

Özkay ÖZEN

 [/one_half_last]

* Sözleşmelerin önemi için bknz. Satınalma Dergisi 1. Sayı, 2013/01, s. 44

** Sorumluluk sınırları için bknz. http://www.und.org.tr/tr/74/uluslararasi-konvansiyonlar

 

BU YAZI SATINALMA DERGİSİ ŞUBAT 2013 SAYISINDA YAYINLANMIŞTIR.

 

 

İnternet ve Sosyal Medya

Önce atariler girdi evimize, sonra atari salonlarında gizli saklı oynadık oyunları, sonra atari salonları değişti internet kafeler geldi. İnternet sonra hız kesmedi evlerimize girdi. Sosyal hayatımızı engelleyen teknolojinin bu gelişmeleri bugün ise sosyal hayatımızın ta kendisi oldu.

sosyal basın-yayın

[one_half]

Sizleri tanımlarla ve Sosyal Medyanın madde madde açıklamalarıyla sıkmaktansa teknolojinin dününden ve bugün geldiği konumdan bahsedelim. Teknolojik ilerlemenin iletişim ayağı olan internetle başladı her şey. Bu pahalı iletişim aracı ilk olarak evlere pek uğramadı. Çünkü alışkanlık yoktu, kullanım çok azdı ve buna bağlı olarak da pahalı bir üründü bizler için. Daha sonra kullanım alanları biraz daha genişledi. Kolaylıklarını gördükçe insanlar daha çok talep göstermeye başladı internete. Sadece devlet işleyişi için ve ticari alanlarda kullanılan internet için bir süre sonra talep patlaması oldu ve internet kafeleri doldurur hale geldik. Kullanım çoğaldıkça artık ucuzlamaya başladı internet. Lüks kullanım değil artık evimizin bir parçası olmaya başladı. Bu hıza o kadar çok alışmıştık ki, onsuz yapamaz olduk. Sonunda teknoloji bunun da farkına vardı ve artık bizi evimizin dışında da bizi yalnız bırakmamaya başladı. Bu şımarık arkadaşımız ilk olarak kullandığımız cep telefonlarına, internete erişebileceğimiz web sayfaları içerikleri ekledi. İçeriklere de ziyaret yeterli seviyenin üzerine çıktığında artık o içerikler birer uygulama halini aldılar. Uygulamalar da yetmedi tabii ki bizlere ve bunun sonucunda uygulamaların da içinde yeteri kadar bulunduğu ve istediğimiz uygulamaya ulaşmamızı sağlayan “akıllı telefonlar” hayatımıza girdi. Son birkaç yıldır , neredeyiz, ne yapıyoruz, kiminleyiz, ne arıyoruz ve bunun gibi bir çok merak edilen sorunun cevabına kolaylıkla ulaşılabilecek bir alan oldu internet. Bugün bu soruların internet içerisinde oluşturduğu alanın adlandırılması da Sosyal Medya oldu. İçeriğini bizlerin yani kullanıcıların oluşturduğu, geleceğini bizlerin belirlediği alanlardır Sosyal Medya. Neredeyse hepimizin bildiği Facebook bunun en büyük örneği. Facebook, içeriği tamamen kullanıcılar tarafından oluşturulan, her şeyi kullanıcıların belirlediği ve buna göre de uygulamalar ve alanlar üreten, günümüzün en meşhur Sosyal Medya platformu. Facebook, Sosyal Medyanın bugün tamamen farklı algılanmasının baş kahramanı oldu. Benzeri sitelere önceleri bırakın isimlerimizi, hiçbir bilgimizi tamamen vermezken, bugün Facebook profillerimizde her şeyimiz açık seçik ortada.

Sosyal Medya alanlarının ne işe yaradıklarını biraz özetlersek ;

Twitter : Acıktım !

Facebook : Yemek yedim

Foursquare : İşte yemek yediğim yer !

Quora : Neden yemek yiyorum ?

Youtube : Hey yemeğimi izleyin !

Linkedin : Yemek de iyiyimdir !

Google Plus : Hep beraber yiyelim !

[/one_half]

[one_half_last]

İlk dönemler insanlar tarafından garipsenen ve direnmeyle karşılaşan Sosyal Medya alanları, bugün nerdeyse bir zorunluluk halini aldı. Düşünün, bundan bir kaç yıl önce sosyal iletişim alanlarına insanlar isimlerini ve gerçek bilgilerini vermeye çekinirken, bugün her şeyimizle Sosyal Medyada yaşıyoruz. Sanal dünya olarak baktığımız bu dünya, şu anda gerçek hayatımızı daha belirgin hale getiren ve gittikçe şeffaflaşan bir oluşum oldu. Bu şeffaflık bireysellikten de çıkarak artık gruplara ve büyük oluşumlara sıçradı. Büyük oluşumlar kendilerine en uygun Sosyal Medya alanında bugün istediklerini özgürce paylaşıp kendilerini daha rahat ifade etme imkanlarını yakaladı. Siyasi gruplar, öğrenci grupları, hobi grupları, ticari birlikler gibi bir çok kalabalık kitle bugün Sosyal Medyayı etkin bir şekilde kullanıyor.

Bunun bilincine geç de olsa varan ve bir çok alanda faaliyet gösteren çeşitli firmalar ise Sosyal Medya’ da yer kapmak için şu an ciddi çalışmalar yapmaya başladı ve bunun için ciddi bütçeler ayırıyorlar. Ciddi bütçeler derken bugün ulusal bir kanalda en çok izlenen zaman diliminde 20 saniyelik bir reklama verilen paradan daha cüzi miktarlar bu bütçeler- Çoğu zaman güncellenmeyen bir internet sitesine sahip olan ve iletişim bilgilerinden dahi ulaşamadığımız firmalar bugün Sosyal Medyada şeffaf bir şekilde bütün bilgileriyle yer alıp müşterilerle direkt iletişime geçebiliyor. Bu fırsatı değerlendirmek isteyen binlerce firma bugün Sosyal Medyaya akıyor. Karlılığın hayati derecede önem taşıdığı firmalar için Sosyal Medya bulunmaz bir nimet haline geldi bugün. Günümüzde firmalar, sadece bir internet sayfasına yaptıkları harcamanın çok daha azına , Sosyal Medya alanlarında sayfalar açabiliyorlar. Firmalar için, Sosyal Medya önemli bir tanıtım, bilgi paylaşım ve geri besleme alanı oldu. Burada sadece reklamlarını veya tanıtımlarını yapmıyorlar. Artık müşterilere ulaşmak, onların şikayet ve isteklerini içtenlikle dinlemek de firmaların Sosyal Medya kullanmalarının en önemli nedenlerinden sadece bir kaçı. Çünkü Sosyal Medya gelişim süreci içerisinde bugün tüketiciyi üreticiden güçlü konuma getirmesinin yanı sıra firmaların bugün bir çok ihtiyacına cevap vermeye başladı.

Milyonlarca kişinin bugün yer aldığı Sosyal Medya bizlere farklı bir hayat sunmaya başladı ve günden güne gelişiyor. Sayfalarca açıklaması ve bir günden güne değişen tanımı olacak Sosyal Medyayı nasıl kullanacağımız ise bize bağlı. Orada koskoca bir dünya var ve bizleri her gün daha yüksek sesle uyarıyor. Bu uyarıyı dikkate alıp almamak artık bize kalmış.

Göksal İzci

İstanbul Üniversitesi

Sosyal Bilimler Enstitüsü

Tedarik Zinciri Yüksek Lisans

goksal.izci@sosyalizmedya.com

[/one_half_last]

BU YAZI SATINALMA DERGİSİ ŞUBAT 2013 SAYISINDA YAYINLANMIŞTIR.

 

Emtia Fiyat Analizleri – Şubat 2013

2013 yılı fiyat anlaşmalarının ve satınalma bütçesinin hazırlanmasının ardından sıra satın aldığımız ürün/hizmet gruplarındaki maliyet kalemlerini  takip etmeye geldi. Yılın tamamının görülemediği veya riskin daha kısa vadeli olarak alınmasının istendiği durumlarda firmalar tedarikçileri ile 3 aylık (1.Çeyrek) anlaşmalarını yaptılar. 2.çeyrek anlaşmaları için fiyatların takibini sürdürmemiz gerekmektedir. Fiyat endekslerini yayınlayarak satınalma profesyonellerine maliyet kalemlerinin değişiminin izlenmesinde yardımcı olan TAYSAD fiyat endeksinin Eylül’2012 yılında kalarak güncellenmemesi ise hayal kırıklığı yarattı. Buradan TAYSAD’a fiyat endeksinin 2013 yılı için aylık güncel tutulmasını tekrar talep ediyoruz.

enerji_kaynaklari

 

[one_half]

DÇÜD tarafından 2013 yılında 22milyon ton demir-çelik ihracatının açıkladığı, Türkiye’nin demir-çelik sektörünün artan hacmi ile ihracat rekorlarının kırıldığı; Hindistan’ın Çin’den ithal edilen yassı çelik ürünlerine %20 gümrük vergisi koyduğu dönemde demir-çelik sektörü önemini uzun dönemde de koruyacaktır. Bu sebeple yine önceliği baz metal fiyatlarına veriyoruz.

Ocak ayının geneline baktığımızda emtiaların Euro Bölgesi maliye bakanları toplantısının ve ABD’deki borç tavanı görüşmelerinin etkisinde kaldığını görüyoruz. Amerikan dolarının zayıflığının da emtia fiyatlarına destek olduğu öngörülüyor.

(Not : Veriler 22 Ocak 2013 itibariyle alınmıştır.)

Bakır :

2012 yılında global bakır tüketimi 2011 yılına göre %5 daha fazla büyümüştü. Talep özellikle BRIC ülkelerinde artış kaydetmişti. (Çin ve Brezilya %8, Rusya ve Hindistan %4) 2013 yılında talebin ABD ve EU bölgesinde artacağı tahmin edilmektedir. 2012 yılında global üretim ise Brezilya ve Peru’nun desteği ile tahminleri %2 üzerinde gerçekleşti. 2013 yılında da üretimin %6 artacağı öngörülüyor. Ancak son 1 ayda LME stok seviyesinde ~%10’luk bir artış oldu. (bkz. Tablo.1)

%40’lık pay ile dünyanın en büyük tüketicisi konumunda olan Çin’in 4.çeyrek büyüme rakamlarının yüksek olma beklentisi ile bakır fiyatlarında yukarı doğru bir hareketlenme görülse de yılbaşından bu yana değer kaybından kurtulamadı ve ibre tekrar aşağıya döndü. Sonucunda yılbaşından beri fiyatlarda büyük bir değişiklik olmadı.(bkz. Tablo.2) 2013 yılı beklentileri halen fiyatların yukarı yönlü maksimum %2 seviyesinde olacağı bu karşılık aşağı yönlü olarak %7 seviyelerine bile gelebileceği yönündedir.

Alüminyum :

2007 yılından bu yana arz fazlası veren Alüminyum fiyatlarının bu yıl, geçen yıla göre ortalama %6 yukarıda seyredeceğini öngörülüyor. Ocak ayının başında hafif yukarı doğru bir ivme yakalayan fiyatlar daha sonra gerilemeye başlayarak W2’de en düşük seviyesine ulaştı. Buna karşın yılsonu fiyat tahmini halen yüksek seviyesini korumaktadır. Stok seviyesinde çok %2 gibi küçük bir azalma görülmesine rağmen bunun fiyatları çok büyük oranda etkilemesi beklenmemektedir. Yine de stokların azalması fiyatlar da yukarı yönlü bir hareket sağlayabilir.

Çinko :

2013 yılında tüketimde %4’lük, üretim de ise Afrika’daki yeni tesisler ile birlikte %3’lük bir artışın beklendiği çinkoda fiyatların 2013 yılında 2012 yılına göre ortalama %8 yukarıda seyredeceği tahmin edilmektedir. Bu fiyat artış beklentisinin üreticileri teşvik ederek global üretimi 2 puan daha arttırması bekleniyor. Üretim artışına karşılık tüketim de beklenmeyen bir azalma olması durumunda ise fiyatlar aşağıya çekilecektir. Ancak çinko stoklarının W1’den sonra tekrar artması fiyatların yakın zamanda büyük bir değişikliğe uğramayacağını gösteriyor.

 

Nikel :

2013 yılında tüketimde %4’lük , üretimde %3’lük bir artış beklenen Nikelde; fiyatların 2013 yılında ortalama da %4’lük artması tahmin edilmektedir. Ancak üretim fazlasının devam edeceği beklentisi artışın bu kadar bile yükselmesini engelleyebilir. Nikel stoklarında da W3’e kadar büyük bir değişim görülmemektedir.

[/one_half]

[one_half_last]

Kurşun :

Dünyanın en büyük kurşun tüketicisi olan Çin’de özellikle akü endüstrisindeki artış beklentisini ile tüketimin 2013 yılında artacağı; üretimin de tüketime paralel olarak Peru ve İtalya’nın etkisi ile %4 artacağı öngörülmektedir. Kurşun fiyatlarının 2013 yılında ortalama %10 yukarıda seyredeceği tahmin edilmektedir. W3’e kadar stok değerlerindeki %10’luk düşüşte bu yukarı yönlü hareketi destekler nitelikte.

Kalay :

Çin’deki elektronik endüstrisindeki etki ile tüketimin 2013 yılında %4 artış; üretim de ise fiyat artış beklentisinin etkisi ile %7’lik bir yükselme beklenmektedir. Geçen yıl fiyatlardaki %20’lik ciddi düşüşten sonra üreticilerde kapasitelerini azaltmışlardı. 2013’te bu dengenin tekrar sağlanarak fiyatların ortalamada %6’lık bir artış yakalaması beklenmektedir.

Demir :

Yılbaşında beri demir fiyatlarından fiyatlarda bir değişiklik görülmedi. Piyasada Romanya menşeili ürünlerin de bulunması ise Erdemir fiyatları kompanse edilebiliyor. Ancak, W1 ‘de Kardemir inşaat demir fiyatlarını 25$/ton arttırdı. Döküm sektöründe kullanılan H1 ve H2 pik fiyatlarında ise bir değişiklik olmadı. Hurda demir fiyatlarında da W3 itibariyle bir artış olmadı.

Elektrik :

Sanayi elektrik fiyatlarında Ocak ayında bir artış açıklanmadı. 15 Ocak’ta Bakan Eroğlu, HES’lerin artmasıyla elektrik maliyet oralarının düşeceğini ve buna paralel olarak elektrik fiyatlarının da azalacağını bildirdi. Elektrik toptan satış firmalarının ise Ocak ayından itibaren daha iyi indirim oranları vermesi bekleniyor.

Doğalgaz :

Doğalgaz fiyatlarınında da Ocak ayında bir artış olmadı. Geçen sayıda belirttiğimiz üzere Gazprom fiyatları aşağı çekerse fiyatlarda azalma olabilir. Ancak, doğalgazda ithalat bağımlılığının göz ardı edilmemesi gerekli. Kış aylarında talebin daha yüksek olması nedeniyle Gazprom’da azalış olsa dahi fiyatlara yansıtılmayabilir. Dünyada ise doğalgaz fiyatlarında artış görüldü.

 

Petrol / Benzin :

84$ seviyesinden başlayan fiyatlar W3’e kadar %15’lik bir artış eğilimi seyretti. Buna karşı W3 kadar motorin fiyatlarında %1.2 artış oldu. Benzin de ise 24 Ocak’ta ~%2’lik bir artış yapıldı.

 

Döviz :

W3’kadar USD’de -%0.76’lık değişime karşın EUR’da -%0.20’lık bir azalış görüldü. Bu sebeple EUR/USD paritesi de 1,33 seviyelerinde seyretti.

 

Plastik :

W3’kadar Petkim PP fiyatlarında 50$, PVC fiyatlarında 15$’lık bir artış kaydedildi. PA fiyatlarında bir değişiklik görülmezken piyasalardaki HIPS fiyatlarında ~%3.77; ABS fiyatlarında ~%4.12’lik artışlar görüldü.

Kağıt :

Kağıt fiyatlarını OMÜD verilerine göre ocak ayında bir artış göstermedi. Ancak dünya piyasalarında kraft kağıttaki son üç aydır yaşanan artıştan dolayı kraft kağıt fiyatlarında artış görülecektir.

Gürkan Hüryılmaz

[/one_half_last]

BU YAZI SATINALMA DERGİSİ ŞUBAT 2013 SAYISINDA YAYINLANMIŞTIR.