Kaynak Makineleri Sektörü 2025 İçin Umutlu

Tedarikçi Performans Değerlendirme Eğitimi Kaynak Makineleri Sektörü 2025 İçin Umutlu

Kaynak Makineleri Sektörü 2025 İçin Umutlu

Tedarikçi Performans Değerlendirme Eğitimi Kaynak Makineleri Sektörü 2025 İçin Umutlu2024 yılında yaşanan ekonomik sorunlar, yüksek enflasyonla mücadele kapsamında uygulanan sıkı para politikaları, yüksek faiz ile finansmana erişimdeki zorluklar kaynak makineleri sektörünü baskı altında bıraktı. Buna rağmen 2025 yılından umutlu olduklarını ifade eden Vega Makina Genel Müdürü Serdar Selim Sezgin, “Karadeniz Bölgesi’nde yatırımları tamamlanmak üzere olan tersanelerin üretime başlamasıyla birlikte, sektörümüz 2025 yılında ülke ortalamasının en az 3 katı büyüme elde edeceğini öngörüyoruz” dedi.

Kaynak makineleri sektörü 2024 yılına 2023 yılından devreden yüksek enflasyon ve buna bağlı olarak gerçekleşen yüzde 49’luk asgari ücret zammının etkisiyle başladı. Yılın geri kalanında uygulanan sıkı para politikası, iç talebi daraltırken, yüksek faiz oranları nedeniyle yatırımlar neredeyse durma noktasına geldi. İmalat sanayinin neredeyse tamamına hizmet veren genel tedarikçi konumuyla Vega Makina, 2024 yılındaki sıkı para politikaların piyasa üzerindeki etkisine rağmen, 2025 yılı büyüme hedefini döviz bazında yüzde 10 olarak belirledi.

Sektörün 2025 Yılı Beklentisi Olumlu

Vegamakina Genelmuduru Serdarselimzengin1İmalat sanayinin neredeyse tamamına hizmet veren genel bir tedarikçi konumunda olan kaynak makine ve aksamlarının, yatırım malzemesi kapsamında en fazla etkilenen ürün grupları arasında yer aldığını belirten Vega Makina Genel Müdürü Serdar Selim Zengin, “Artan genel giderler ve cirodaki azalma nedeniyle kârlılığımızda ciddi bir kayıp söz konusu. Bu yıl sanayi üretim endeksindeki daralma, kaynak sektöründe yüzde 10-12’lik bir küçülmeye yol açtı. Ancak inşaat, otomotiv, otomotiv yan sanayi, iklimlendirme ve son yıllarda hızla gelişen savunma sanayi gibi sektörler, ekonomideki olumsuzluklara rağmen talebin görece daha canlı olduğu alanlar arasında öne çıkıyor” dedi.

2025’te Ülke Ortalamasının En Az 3 Katı Büyüme Potansiyeli

2025 yılına dair beklentilerini de paylaşan Zengin, “İnşaat, otomotiv, otomotiv yan sanayi, iklimlendirme ve savunma sanayi gibi sektörlerdeki talep canlılığının artarak devam edeceğini düşünüyoruz. Özellikle inşaat sektöründe, kamu ve özel sektör tarafından ertelenen yatırımların devreye alınmasıyla birlikte bir sıçrama yaşanacağını öngörüyoruz. Ayrıca, Karadeniz Bölgesi’nde yatırımları tamamlanmak üzere olan tersanelerin üretime başlamasıyla birlikte, kaynak sektörü olarak 2025 yılında ülke ortalamasının en az 3 katı büyüme elde edebiliriz” ifadelerini kullandı.

İç Pazardaki Daralma Çinli Üreticilerin Türkiye’ye İlgisini Artırdı

İç pazarda yaşanan daralmanın Çinli üreticilerin Türkiye’ye olan ilgisini artırdığına değinen Zengin, konuya dair şu değerlendirmede bulundu: “Türkiye, mevcut koşullar itibarıyla Çinli üreticiler için oldukça cazip bir pazar haline gelmiş durumda. Avrupa, Afrika, Orta Doğu ve Yakın Doğu’ya olan stratejik yakınlığımız sayesinde Türkiye, Çinli firmaların iş birliği fırsatlarına sıcak baktığı bir ülke konumunda. Yaklaşık 20 yıldır Çinli üreticilerle iş birliği yapan yerli firmalarımıza bu dönemde çok ciddi tekliflerin geldiğini görüyoruz.”

“Yerli üreticileri destekliyoruz”

Tedarikçi Performans Değerlendirme Eğitimi Kaynak Makineleri Sektörü 2025 İçin UmutluVega Makina olarak bu tekliflere olumlu yaklaştıklarını belirten Zengin, “Tüm teklifleri hassasiyetle değerlendiriyoruz. Fakat şu an için yatırım kararımızı zorlu süreçten dolayı biraz öteledik ve beklemedeyiz. Bu dönemde, işini, ürününü geliştirmiş ve bizim istediğimiz kalite ve özellikte üretim yapabilen, firma yapımıza uygun yerli üreticileri destekleme kararı aldık. Bu sayede hem yerli firmalar satış ve finansman anlamında daha rahat edecek ve ürününü daha da geliştirmeye odaklanacak, hem de biz içinde bulunduğumuz durgun dönemi daha rahat atlatacağız” şeklinde konuştu.

Satın Alma Süreçlerinde Dijitalleşme Adımları: Elektronik İhale Yönetmeliği ve 1 Ağustos’a Uzayan Geçiş Süreci

Satın Alma Süreçlerinde Dijitalleşme Adımları Elektronik İhale Yönetmeliği Ve 1 Ağustos’a Uzayan Geçiş Süreci Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Satın Alma Süreçlerinde Dijitalleşme Adımları:
Elektronik İhale Yönetmeliği ve 1 Ağustos’a Uzayan Geçiş Süreci

Gökhan AKTAŞSatın Alma Süreçlerinde Dijitalleşme Adımları Elektronik İhale Yönetmeliği Ve 1 Ağustos’a Uzayan Geçiş Süreci Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Öncelikle yeni yılda başarı, sağlık ve huzur dilerim. 2025 yılı, kamu alımlarındaki dijital dönüşümün hızlanacağı, sektöre yön verecek adımların atılacağı bir yıl olacak.  Dijitalleşmenin kamu alımlarındaki süreçleri nasıl daha verimli, şeffaf ve sürdürülebilir hale getireceğini görmek, 2025’in en merak edici gelişmeleri arasında olacak.

Son yıllarda teknolojinin hızlı gelişimi, kamu ve özel sektördeki satın alma süreçlerini büyük ölçüde değiştirmektedir. Geleneksel yöntemler yerini artık dijital değişimlere bırakırken, kamu alımlarındaki tam elektronik ihale sistemine geçiş, şeffaflık, etkinlik ve verimlilik sağlamak adına önemli bir adım olarak karşımıza çıkıyor.

Dijitalleşmenin Satın Alma Süreçlerine Etkisi

Verimlilik ve Hız: Dijital süreçler, teklif toplama, değerlendirme ve karar verme gibi işlemleri satın alma aşamalarını hızlandırarak sürecin daha verimli şekilde yürütülmesini sağlar. Ayrıca tedarikçi sayısını artırarak daha geniş bir pazara ulaşılabilmeyi sağlar.

Şeffaflık ve İzlenebilirlik: Elektronik ortamda gerçekleştirilen kamu alımları, süreçlerin her aşamasını kayıt altına aldığından şeffaflık ve hesap verilebilirliği sağlar. Gerektiğinde geriye dönük işlem geçmişinin denetlenebilir olmasını sağlar ve etik olmayan davranışların önünü keser. Ayrıca, tüm tedarikçiler için güven ortamı oluşturur.

Maliyet Azaltımı: Aynı zamanda kâğıt kullanımını da en aza indiren bu dijital süreçler maliyetlerin de düşmesine fayda sağlamaktadır.

Raporlama: Dijital sistemler, satın alma süreçlerinde toplanan verilerin erişimini ve analiz edilmesini kolaylaştırır. Bu sayede, istatistiksel çalışmalar yapmak ve yeni stratejik kararlar almak daha mümkün hale gelir.

Tam Elektronik İhale Sistemi

Tam elektronik ihale, ihale süreçlerinin tüm aşamalarının dijital platformlar üzerinden yürütülmesini ifade eder. Bu sistem ihaleye başvurudan başlar, teklif vermeye, değerlendirmeye ve sözleşme süreçlerini de tamamen çevrimiçi olarak gerçekleştirir. Fiziksel toplantılar zaten hatıralarda kalmışken artık belgelerle uğraşmaya da gerek kalmaz, tüm işlemler daha hızlı bir şekilde tamamlanır ve azımsanamayacak kadar zaman tasarrufu sağlanır. Ayrıca, elektronik imza sayesinde işlemler yasal olarak daha bağlayıcı hale gelir.

Türkiye’de Elektronik İhale Süreci ve Ertelenen Kamu Alımlarında Elektronik Ortamda Yapılmasına İlişkin Uygulama Yönetmeliği

Türkiye’de kamu alımlarında dijitalleşmeye yönelik adımlar peş peşe atılmakta olup adeta çağ atlanmaktadır. 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu çerçevesinde, elektronik ihale alanındaki son düzenlemelerle “Kamu Alımlarında Elektronik Ortamda Yapılmasına İlişkin Uygulama Yönetmeliği” ile 15 Ocak 2025 itibarıyla yürürlüğe girmesi planlanıyordu ancak, bu yönetmeliğin yürürlüğe girmesi 1 Ağustos 2025 tarihine ertelendi. Bu geçiş süreci, kamu kurumlarında zorluklar yaşatacak olsa da alımlarının daha şeffaf, hızlı ve verimli bir şekilde gerçekleşmesini sağlamayacaktır.

Yönetmelikteki Zorluklar ve Çözüm Önerileri

Dijitalleşme ve elektronik ihale sistemine geçiş, sağladığı pek çok avantajla birlikte bazı zorlukları da beraberinde getiriyor. Hem idarelerin hem de tedarikçilerin yeni sistemleri doğru bir şekilde kullanabilmesi için eğitim ve uyum sağlanması gerekiyor. Diğer bir zorluk ise, geleneksel yöntemlere alışkın olan kurum ve bireylerin değişime karşı gösterebileceği dirençtir. Satın alma süreçlerinde dijitalleşme ve tam elektronik ihaleye geçiş aynı zamanda bir kültür dönüşümüdür.

Kamu Alımlarında Elektronik Ortamda Yapılmasına İlişkin Uygulama Yönetmeliğinin dikkat çeken en önemli maddelerden birisi özellikle büyük ölçekli kamu kurumlarında, her komisyon üyesinin e-imza sahibi olma zorunluluğudur. Bu madde, dijitalleşme yolunda kritik ve büyük bir adım olmakla birlikte, uygulama açısından bazı zorluklar doğurmaktadır. Hastane gibi büyük kamu idarelerde personel sayısının fazla ve iş çeşitliliğinin geniş olması, her bir komisyon üyesinin e-imza temin etmesini zorlaştırabilir. Başvuru ve temin süreçlerinin karmaşıklığı, bu zorunluluğun etkin bir şekilde hayata geçirilmesini güçleştirebilir. Bu noktada, süreçlerin daha verimli hale getirilmesi için kamu kurumlarına rehberlik sağlanması ve eğitimlerin artırılması oldukça önemlidir.

Yeni Yönetmeliğe Hazırlık Sürecinde Neler Yapılabilir?

Erteleme süreci, kamu kurumlarının ve tedarikçilerin yeni elektronik ihale sistemine daha sağlıklı bir şekilde uyum sağlamalarına olanak tanımaktadır. Bu süre zarfında, başarılı bir geçiş için atılması gereken en önemli adımların ilki eğitimdir. Hem kamu çalışanları hem de tedarikçiler için, yönetmelik detaylarının anlatıldığı eğitimlerin yapılması, sistemin etkin bir şekilde kullanılabilmesi adına önemlidir. Ayrıca, pilot çalışmaların gerçekleştirilerek deneme ihaleleri yapılmalı, sürecin işleyişindeki eksiklikler tespit edilip düzeltilmelidir. Bu süre zarfında değişikliklerde yer alan elektronik değişikliklere uymak zorunluluk değil tercihe bırakılabilmelidir. Bu yeni yönetmelik, kamu alımlarında dijitalleşme açısından önemli bir kilometre taşıdır. Elektronik sistemlerin tam anlamıyla uygulanması, alım süreçlerinde verimliliği artıracak ve şüphesiz ki yolsuzluk riskini en aza indirecektir. Ancak, bu dijital dönüşümün başarıya ulaşabilmesi için kurumların altyapı hazırlıklarını tamamlaması ve değişim sürecini yönetmesi gerekmektedir.

Son olarak, Kamu Alımlarının Elektronik Ortamda Yapılmasına İlişkin Yönetmelik yalnızca bir yasal zorunluluk olmanın ötesindedir; aynı zamanda daha şeffaf, etkin ve sürdürülebilir bir kamu alım sistemi için sağlam bir temel oluşturmaktadır.

Peki, kamu kurumları bu süreci daha etkili bir şekilde yönetmek için hangi ek adımları atabilir?

Satın Alma Süreçlerinde Dijitalleşme Adımları Elektronik İhale Yönetmeliği Ve 1 Ağustos’a Uzayan Geçiş Süreci Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemGökhan AKTAŞ
T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI

Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğit. Araş. Hast.

İdari Ve Mali İşler Müd. Yard.

gokhan.aktas@saglik.gov.tr

Aksaray Fabrikası’nda Üretimi Başlayan Mercedes-Benz Yeni Actros L Türkiye’de Yollara Çıkıyor!

şirket Operasyonlarında Filo Yönetimi Eğitmi Haber Aksaray Fabrikası’nda üretimi Başlayan Mercedes Benz Yeni Actros L Türkiye’de Yollara çıkıyor!

Aksaray Fabrikası’nda Üretimi Başlayan Mercedes-Benz Yeni Actros L Türkiye’de Yollara Çıkıyor!

şirket Operasyonlarında Filo Yönetimi Eğitmi Haber Aksaray Fabrikası’nda üretimi Başlayan Mercedes Benz Yeni Actros L Türkiye’de Yollara çıkıyor!Mercedes-Benz Türk, Yeni Actros L’yi yeni tasarımıyla ocak ayında yollara çıkarmaya hazırlanıyor. Mercedes-Benz Türk’ün Aksaray Fabrikası’nda üretimine başlanan, yenilenen yüzü ve teknolojik kabiniyle öne çıkan yerli üretim yeni Actros L’nin ilk tanıtımı Mercedes-Benz Türk Kamyon Satış Bayilerine gerçekleştirildi. “Verimliliğin Yeni Şekli” mottosuyla yollara çıkmaya başlayan Mercedes-Benz “Yeni Actros L”, yüksek konforu, son teknoloji donanımları ve üst düzey verimliliği ile sektöründe öncülüğünü pekiştirecek ve çekici segmentinde yeni standartları belirleyecek.

Mercedes-Benz Türk Kamyon ve Pazarlama Satış Direktörü Alper Kurt, “Üretimine başladığımız yeni Mercedes-Benz Actros L’yi, fütüristik araç tasarımı, optimize edilmiş aerodinamik özellikleri, bir dizi konfor özelliği, rakipsiz güvenlik özellikleri, gelişmiş dinamik sürüş sistemleriyle birlikte müşterilerimizin beğenisine sunmaktan büyük mutluluk ve heyecan duyuyoruz. Yeni Actros L modelimiz, devrim niteliğinde yeni kabin tasarımımız ProCabin gibi yenilikçi donanımlarla yollara çıkıyor. Böylece yeni aracımızda yüzde 3’e varan yakıt tasarrufu sağlıyoruz. Yeni Actros L ile sektörün yükünü daha da hafifletmeyi vadediyor, tüm müşterilerimizi verimliliğin yeni şeklini deneyimlemeye davet ediyoruz” dedi.

Mercedes-Benz Actros L modeli, 2022’de piyasaya sürülmesinden bu yana, Mercedes-Benz Türk çekici segmentinin standartlarını belirlemeye devam ediyor. “Verimliliğin Yeni Şekli” mottosuyla ocak ayından itibaren yollara çıkmaya başlayacak Mercedes-Benz Türk’ün Aksaray Fabrikası’nda üretimine başlanan Mercedes-Benz yeni Actros L, yüksek konforu, son teknoloji ekipmanları ve üst düzey verimliliğiyle sektöründe öncülüğünü pekiştirmeye devam ediyor. Yenilenen yüzü ve teknolojik kabiniyle öne çıkan yeni Actros L, fütüristik ProCabin tasarımıyla çekici segmentinde yeni standartları belirliyor. Bu tasarım sayesinde yüzde 3’e varan yakıt tasarrufu sağlanırken; Ekim 2022’de devreye alınan 3’üncü nesil OM 471 motoru ile beraber önceki nesle oranla toplamda yüzde 7’ye varan yakıt tasarrufu sağlanıyor. Kusursuz hizmet anlayışıyla geliştirdikleri yeni nesil ürünleri en son güvenlik standartlarını kapsayacak şekilde yollara çıkardıklarını söyleyen Mercedes-Benz Türk Kamyon ve Pazarlama Satış Direktörü Alper Kurt, “Bugün başarısını kanıtlamış amiral gemisi modelimizi şimdi yeni bir boyuta taşıyor; fütüristik araç tasarımı, optimize edilmiş aerodinamik özellikleri, bir dizi konfor özelliği, verimli motorları, gelişmiş dinamik sürüş sistemleriyle, “Yeni Actros L”yi müşterilerimizin beğenisine sunmaktan büyük mutluluk ve heyecan duyuyoruz. Aksaray Fabrikamızda üretimine başladığımız ve ocak ayı itibarıyla da satışa sunduğumuz Yeni Actros L ile sürüş teknolojileri bakımından, müşterilerimize daima en iyi araç çözümlerini sunma sözümüzün bir kez daha altını çiziyoruz. Yeni Actros L modeliyle, test edilip kanıtlanmış amiral gemisi araç modelimizi birçok açıdan çok daha verimli hale getirdik.  Bunun en iyi örneği, devrim niteliğinde yeni kabin tasarımımız.  Yeni Actros L modelinde bu tasarım sayesinde yüzde 3’e varan yakıt tasarrufu sağlıyoruz. Yeni aracımızla sektörün yükünü daha da hafifletmeyi vadediyor, tüm müşterilerimizi verimliliğin yeni şeklini deneyimlemeye davet ediyoruz” dedi.

şirket Operasyonlarında Filo Yönetimi
Şirket Operasyonlarında Ulaştırma ve Filo Yönetimi Eğitimi

Verimlilik: Devrim Niteliğinde Yeni Kabin Tasarımı!

Hayatına 1996 yılında başlayan Mercedes-Benz Actros kamyon serisi, müşterilerinin ve sürücülerinin ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılama yeteneğiyle kısa zamanda Mercedes-Benz Trucks’ın gözde modellerinden biri olmayı başardı. 80 mm uzatılmış aerodinamik tasarımlı yeni kabinin ön kısımda karşılanan hava akımı, mümkün olan en verimli şekilde aracın çevresinden yönlendirilerek dolaşıma devam ediyor. Optimize edilmiş hava akışını sağlamak için, neredeyse hiçbir boşluk veya açıklık bırakılmadan oluşturulan aerodinamik tasarım konsepti, motor bölmesini dış hava akımından ayırmak için kullanılan kauçuk parçalarla tamamlandı. Böylece Yeni Actros L modelinde bu tasarım sayesinde yüzde 3’e kadar yakıt tasarrufu sağlandı. Mercedes-Benz Türk, aerodinamik optimizasyon uygulamalarıyla birlikte, Yeni Actros L modelinin verimliliğini, 12,8 litre motor hacmine sahip 3’üncü nesil OM 471 dizel motorla daha da artırıyor. Uzun mesafe taşımacılık için tasarlanan Yeni Actros L’de mümkün olan en düşük yakıt tüketiminin sağlanması üzerine odaklanıldı. OM 471 dizel motorla beraber araçta önceki nesle göre maksimum yüzde 4’e kadar yakıt tasarrufu sağlanıyor.

Uzun Yol Taşımacılığında “Konforun Yeni Şekli” Yeni Actros L!

Mercedes-Benz Türk, Yeni Actros L ve fütüristik kabin tasarımıyla, verimlilik artırma ve toplam maliyeti azaltmanın yanı sıra, sürücü kabininin cazip dış tasarımı ve konforu gibi unsurların da araç alımlarında önemli bir rol oynadığının altını çiziyor. Stream, Big veya Giga Space olmak üzere mevcut olan ProCabin iç mekânında; optimize edilmiş koltuk ısıtma, yeni premium Dinamica Star koltuk kılıfları, ahşap iskeletli yataklar ve konforu çok daha artırılmış Ekstra Premium Konforlu yatak minderi gibi birçok konfor özelliği sunuluyor. Aracın yeni konfor donanımları arasında, sürücü koltuğu için masaj fonksiyonu da yer alıyor. Bu masaj fonksiyonu, koltuğun tünel tarafındaki bir fonksiyon düğmesi aracılığıyla etkinleştiriliyor ve 10 dakika sonra otomatik olarak kapanıyor. Yeni LED ambiyans aydınlatması, hem mavi LED’li ortam gece sürüş ışığı hem de kehribar yaşam alanı ışığı sayesinde aracın iç mekanına rahatlatıcı bir aydınlatma sağlıyor ve böylece daha iyi bir yaşam atmosferi sunuyor. Aynı zamanda gece sürüşü sırasında kabin içinde bir yönlendirme ışığı görevi de görüyor.

Mercedes-Benz Yeni Actros L “Teknolojinin Yeni Şekli”!

1 Ocak 2025’te yürürlüğe giren Genel Emniyet Yönetmeliği’ne (GSR Faz B) göre üretilen Yeni Actros L modeli, regülasyon gerekliliklerinin ötesinde özelikler sunuyor:

Çoklu Şerit Takip Özelliğiyle Aktif Fren Asistanı 6 (ABA6)

ABA 5’in gelişmiş versiyonu olarak tanımlanabilen ABA 6, Mercedes-Benz kamyon ve çekicilerin far ve ön çamurluk bölgesinde ek radar sensörleri ile 270 derece gelişmiş gözlem alanı sunuyor. Genişletilmiş izleme aralığına ek olarak Mercedes-Benz Türk mühendisleri, hareketli yayalara ve bisikletlilere verilen tepkinin 60 km/s’ye kadar hız aralığına genişletme imkânı yakaladı. Böylece araçlar, karşıdan karşıya geçen, karşıdan gelen veya aracın şeridinde yürüyen yayalara otomatik tam frenleme (acil frenleme adı verilen) ile tepki verebiliyor. Yaya ve bisiklet algılama özelliğiyle regülasyon gerekliliklerinin de ötesinde gelişmiş bir frenleme özelliği sunan yeni nesil kamyonlar, özellikle şehir içinde çalışan araçlar için ayırt edici bir güvenlik özelliği olarak öne çıkıyor.

Aktif Kör Nokta Asistanı 2

Sunduğu konfor ve şıklığın yanı sıra geliştirilmiş teknolojik donanım ile hem güzel hem de güvenli olan Mercedes-Benz kamyonlar her iki tarafında bir bisikletli, araç, yaya veya herhangi bir nesne algıladığında çarpışmayı önlemek için sürücüye iki aşamalı bir uyarı sistemi sunuyor. Sistem, regülasyon gerekliliklerinin ötesinde olası çarpışmayı engellemek için frenleme özelliğine de sahip.

şirket Operasyonlarında Filo Yönetimi Eğitmi Haber Aksaray Fabrikası’nda üretimi Başlayan Mercedes Benz Yeni Actros L Türkiye’de Yollara çıkıyor!Mercedes-Benz Türk, Türkiye’nin dört bir yanında hizmet veren güçlü bayi ağıyla birlikte Mercedes-Benz Actros L modelinin segmentindeki başarısını ve sektördeki öncülüğünü sürdürmeye devam edecek.

Ergün Holding, MNG Faktoring’i Satın Aldı

Satınalma Sözleşmeleri Kontrat İncelemeleri Eğitimi Ergün Holding, Mng Faktoring’i Satın Aldı

Ergün Holding, Yasal Süreçlerin ve BDDK İzninin Tamamlanmasını Takiben MNG Faktoring’i Satın Aldı.

Satınalma Sözleşmeleri Kontrat İncelemeleri Eğitimi Ergün Holding, Mng Faktoring’i Satın AldıTürkiye’ye değer katan stratejik sektörlerde büyümeye devam ettiklerini kaydeden Ergün Holding Yönetim Kurulu Başkanı Özbey Ergün, “Finanstan, sigortaya; teknolojiden, e-ticarete kilit sektörlerde çeşitlendirilmiş bir yatırım portföyümüz var. Üstün teknolojik altyapımız, kendi sektörlerinde derin deneyim sahibi uzman ekibimizle birlikte Türkiye’nin en değerli holdingleri arasında yer alma hedefimize emin adımlarla ilerliyoruz. Spesifik alanlarda yenilikçi projelerimizle, başta müşterilerimiz olmak üzere tüm paydaşlarımız için değer yaratmaya devam ediyoruz” dedi.

Ergün, gerçekleştirdikleri faktoring şirketi satın alım işleminin hedeflerine yönelik yeni ve önemli bir girişim olduğunu söyledi ve şu açıklamalarda bulundu: “Faktoring, içinde bulunduğumuz ekonomik konjonktürde sağladığı finansman çözümleri ile işletmelerin tahsilat ve nakit akışını destekleyen kilit sektörler arasında yer alıyor. MNG Faktoring de bu pazarın itibarlı oyuncularından birisidir. Amacımız, şirkete yapacağımız yeni yatırımlarla MNG Faktoring’i daha da ileri taşımak olacaktır. Teknoloji ve yönetim alanında yapacağımız geliştirme çalışmalarıyla MNG Faktoring’in müşteri tabanını artıracağız ve büyümesini destekleyeceğiz. MNG Faktoring’i, sektörünün en dijital ve en çok müşteriye sahip lider şirketlerinden biri yapacağız.”

MNG Faktoring’in katılımıyla, holding portföyünü daha da zenginleştirdiklerini kaydeden Özbey Ergün, “Hayalimiz; varlık yönetimi, finansman, faktoring, ödeme sistemleri ve elektronik para ve sigorta sektörlerini kapsayan bir finansal ekosistem ve platform yaratmak. Müşterilerimize uçtan uca, en kaliteli hizmeti sunacak olan MNG Faktoring’in de finansal ekosistemin önde gelen oyuncularından biri olacağına yürekten inanıyorum” dedi.

Uluslararası Havacılık Şirketleri Ankara’da Buluştu

Tedarikçi Performans Değerlendirme Eğitimi Haber Uluslararası Havacılık şirketleri Ankara’da Buluştu

Uluslararası Havacılık Şirketleri Ankara’da Buluştu

Tedarikçi Performans Değerlendirme Eğitimi Haber Uluslararası Havacılık şirketleri Ankara’da BuluştuBorsa İstanbul’da işlem gören Forte Bilgi İletişim Teknolojileri ve Savunma Sanayi, Ankara Genel Merkezi’nde düzenlediği toplantı ile savunma ve teknoloji sektörünün önemli etkinliklerinden birine ev sahipliği yaptı. Aerospace, Security and Defence Industries Association of Europe (ASD) tarafından organize edilen 60. SVC Toplantısı, hem yüz yüze hem de çevrimiçi platformlarda geniş bir katılımla başarıyla gerçekleştirildi.

Toplantıya, Airbus’tan Michael Frohnauner, ELD Bilişim Genel Müdürü Erdem Anac, AIDAA’dan Claudio Bucinni, BAE Systems’ten Mark Healey, Diehl Aviation’dan Michael Finkenberger, ASD’den Paul Cramers ve Team Defence’ten Phil Williams katıldı…

Toplantıda, ASD’nin değerli temsilcilerinin katılımıyla sektörün geleceğini şekillendirecek kritik konular detaylı bir şekilde ele alındı. Savunma sanayiindeki yenilikçi teknolojiler, güvenlik stratejileri, küresel iş birlikleri ve sürdürülebilirlik gibi önemli başlıklar üzerinde duruldu.

60. SVC Toplantısı Forte Teknoloji Ankara Genel Merkezi’nde Gerçekleşti

Katılımcılar, özellikle küresel savunma stratejilerinin yanı sıra, endüstrinin geleceğini dönüştürecek teknolojik gelişmeler üzerine derinlemesine değerlendirmelerde bulundular. Forte Bilgi İletişim Teknolojileri ve Savunma Sanayi için bu toplantı, sektördeki iş birliklerini derinleştirmenin ve yeni fırsatlar yaratmanın önemli bir adımı oldu. Forte Teknoloji, bu prestijli organizasyona ev sahipliği yaparak sektördeki etkisini güçlendirmiş ve uluslararası alanda stratejik ortaklıklar kurma hedeflerine bir adım daha yaklaşma fırsatı buldu.

Forte LogoForte Teknoloji, bu standartlara uygun olarak geliştirdiği Forips Suite yazılımı ile sektöre katkı sağlıyor. Forte Teknolojinin alt iştiraki olan ELD Bilişim tarafından geliştirilen Forips Suite, ASD’nin belirlediği yeni savunma sanayi standartlarına tamamen uyumlu olacak şekilde tasarlanmakta ve sürekli olarak bu standartlarla paralel olarak güncellenmektedir. Toplantıda ayrıca ASD tarafından yayınlanan savunma sanayi standartlarının güncellenmesi ile ilgili konular da ele alındı.

Bu güncellemeler, savunma ve sivil sistemlerin yaşam döngüsü boyunca etkili ve verimli bir şekilde desteklenmesini sağlamak amacıyla oluşturulmuş olan spesifikasyonları kapsıyor. Bu spesifikasyonlar, gereksinimlerin belirlenmesinden tüm sistem yaşam döngüsüne kadar IPS’nin uygulanması için bir çerçeve sunuyor.

Görüntüleme İhalesinde Bilgi Teknolojisi Yönetim Sistemi Belgesi İstenmesi?

Görüntüleme İhalesinde Bilgi Teknolojisi Yönetim Sistemi Belgesi İstenmesi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Görüntüleme İhalesinde Bilgi Teknolojisi Yönetim Sistemi Belgesi İstenmesi?

Görüntüleme İhalesinde Bilgi Teknolojisi Yönetim Sistemi Belgesi İstenmesi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündemİtirazen Şikayet Konusu; Başvuru sahibinin dilekçesinde özetle; Teknik Şartname’nin “İşletme” başlıklı 7’nci maddesinde yer alan “7.21. Firma internet üzerinden yapacağı görüntü transferinin ve göndereceği raporların ilgisiz kişi veya kuruluşlar eline geçmemesi ve hasta mahremiyetinin korunması konusunda gerekli donanım ve yazılımlara sahip olmalıdır. Verilerin ilgisiz kurum ya da kişilerin eline geçmesi durumunda sorumluluk yüklenici firmada olacaktır. Firma hastalara ait bilgi ve görüntüleri hiçbir şekilde kullanmayacak, üçüncü şahıslara devretmeyecektir. Yüklenici firma Sağlık Bakanlığı 2015/17 sayısı genelgesi gereği tüm bu verilerin güvenliğinden sorumlu olup Hukuki olarak Yüklenicinin konu ile alakalı bu sorumluluğu taşıyabildiğini gösterir ilgili ISO 27001:2013 Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi belgesi ve ISO 20000:2011 Bilgi Teknolojisi Yönetim Sistemi belgesi bulunmalıdır. Bu belgeleri yeterlik bilgileri tablosunda beyan etmesi aynı zamanda ihale dosyasında sunması gerekmektedir.” şeklindeki düzenlemenin ihale dokümanından çıkarılması gerektiği,

Şöyle ki, ihale konusu işin niteliği göz önünde bulundurulduğunda söz konusu belgenin istenmesinin ihaleye katılımı kısıtladığı ve rekabeti azalttığı, benzer hizmet alımı ihaleleri incelendiğinde bu belgenin yalnızca Türkiye’deki bir firmayı işaret ettiği ve bu belgenin zorunlu tutulduğu ihalelerde yalnızca bu firmanın katılımcı olduğunun görüldüğü,

Ayrıca Sağlık Bakanlığı’nın 2015/17 sayılı Genelgesi incelendiğinde Genelge’nin muhatabının KTS’de kayıtlı SBYS tedarikçilerinin olduğunun görüleceği, bahse konu Genelge’nin tıbbi cihazlarla hizmet alımı yapılması ile ilgili olmadığı, Sağlık Bakanlığı’nın tıbbi cihazlarla hizmet alımı yapılması ile ilgili genelgesinin 2022/2 sayılı Tıbbi Cihazlarla ilgili Mal ve Hizmet Alımı İşlemleri Genelgesi olduğu ve söz konusu Genelge’de şikâyete konu edilen belge/belgelerin bulunmadığı, dolayısıyla rekabeti kısıtlayan, fırsat eşitliğini ortadan kaldıran ve mevzuata aykırı olan bu düzenlemenin ihale dokümanından kaldırılması gerektiği, iddialarına yer verilmiştir.

04.12.2024  tarihli ve 2024/UH.II-1569 Sayılı Kamu İhale Kurulu Kararına Göre;

Yapılan inceleme ve tespitler neticesinde; Kamu İhale Genel Tebliği’nin “Kalite ve standarda ilişkin belgeler” başlıklı 74’üncü maddesinde “74.1. İdareler, ihale konusu işin niteliğini ve uygulama yönetmeliklerinin bu konuyu düzenleyen maddelerini esas alarak, ihale dokümanında kalite ve standart belgelerine ilişkin düzenleme yapabilirler. İhale konusu ile ilgisi bulunmayan veya işin niteliğinin gerektirmediği kalite ve standarda ilişkin belgelerin istenilmesi, 4734 sayılı Kanunun temel ilkelerine ve Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliğine aykırılık teşkil edecektir.

74.4. Hizmet alımı ihalelerinde; Tehlike Analizi ve Kritik Kontrol Noktaları Yönetim Sistemi (HACCP), İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemi (OHSAS), Bilgi Teknolojisi-Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi, Gıda Güvenliği Yönetim Sistemi (ISO 22000), Sosyal Sorumluluk Standardı (SA 8000), İyi Hijyen Uygulamaları (GPP) gibi kalite ve standarda ilişkin belgeler ve sertifikalar istenmeyecektir.

74.5.1. İdarelerin kendi hizmet binalarında veya diğer görev sahalarında gerçekleştirilen hizmet alımı ihaleleri (örneğin; temizlik, özel güvenlik, hasta ve ziyaretçi yönlendirme, veri işleme ve otomasyon sisteminin işletimi, yemek hazırlama ve dağıtım hizmetleri gibi) ile personel/ öğrenci taşıma hizmetleri ve araç kiralama hizmet alımı ihalelerinde kalite yönetim sistem belgesi istenmeyecektir…” açıklaması yer almaktadır.

Sözleşme Tasarısı’nın “İş tanımı” başlıklı 5’inci maddesinde “5.1. Sözleşme konusu iş; 36 AYLIK MANYETİK REZONANS (MR) HİZMETİ ALIMI (RAPORLAMA DAHİL) İşin teknik özellikleri ve diğer ayrıntıları sözleşme ekinde yer alan ve ihale dokümanını oluşturan belgelerde düzenlenmiştir.” düzenlemesi,

Aynı Tasarı’nın “İşin yapılma yeri, işyeri teslim ve işe başlama tarihi” başlıklı 10’uncu maddesinde “10.1. İşin yapılacağı yer/yerler: AKŞEHİR DEVLET HASTANESİ 10.2. İşyerinin teslimine ilişkin esaslar ve işe başlama tarihi: Sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren 3 (Üç) gün içinde işyeri teslimi yapılarak işe başlanır. Yüklenici veya vekili ile İdare yetkilisi/yetkilileri arasında düzenlenen işyeri teslim tutanağının imzalanmasıyla yükleniciye işyeri teslimi yapılmış olur. Ancak, işyeri teslim tutanağında, işyeri tesliminin, tutanağın onaylanması halinde gerçekleşmiş olacağının belirtilmesi halinde, tutanağın onaylandığının yükleniciye tebliğ edildiği tarihte işyeri teslimi yapılmış sayılır.” düzenlemesi,

Teknik Şartname’nin “Görüntüleme Sistemlerinin Özellikleri” başlıklı 3’üncü maddesinde “…3.4. Firma hastalara ait bilgi ve görüntüleri hiçbir şekilde kullanmayacak, üçüncü şahıslara devretmeyecektir. Yüklenici firma Sağlık Bakanlığı 2015/17 sayısı genelgesi gereği tüm bu verilerin güvenliğinden sorumlu olup Hukuki olarak Yüklenicinin konu ile alakalı bu sorumluluğu taşıyabildiğini gösterir ilgili TSE veya ISO gibi veri güvenliği sertifikası bulunmalıdır. Bu belge e-ihalede beyan edilecek olup ihale dosyasında sunulacaktır.

3.5. T.C. Sağlık Bakanlığı kalite ve akreditasyon başkanlığının düzenlediği sağlıkta kalite standartlarının (SKS) görüntüleme hizmetleri başlığı altındaki maddelerin sağlanması yükleniciye aittir. Ayrıca yüklenicinin ISO 9001 radyoloji hizmeti kalite belgesi olmalıdır. Bu belge isteklilerce e-ihalede beyan edilecek olup ihale dosyasında sunulmalıdır…” düzenlemesi yer almaktadır.

Teknik Şartname’nin “İşletme” başlıklı 7’nci maddesinde “…7.21. Firma internet üzerinden yapacağı görüntü transferinin ve göndereceği raporların ilgisiz kişi veya kuruluşlar eline geçmemesi ve hasta mahremiyetinin korunması konusunda gerekli donanım ve yazılımlara sahip olmalıdır. Verilerin ilgisiz kurum ya da kişilerin eline geçmesi durumunda sorumluluk yüklenici firmada olacaktır. Firma hastalara ait bilgi ve görüntüleri hiçbir şekilde kullanmayacak, üçüncü şahıslara devretmeyecektir. Yüklenici firma Sağlık Bakanlığı 2015/17 sayısı genelgesi gereği tüm bu verilerin güvenliğinden sorumlu olup Hukuki olarak Yüklenicinin konu ile alakalı bu sorumluluğu taşıyabildiğini gösterir ilgili ISO 27001:2013 Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi belgesi ve ISO 20000:2011 Bilgi Teknolojisi Yönetim Sistemi belgesi bulunmalıdır. Bu belgeleri yeterlik bilgileri tablosunda beyan etmesi aynı zamanda ihale dosyasında sunması gerekmektedir…” düzenlemesi yer almaktadır.

Teknik Şartname’nin şikâyete konu edilen 3.4’üncü ve 7.21’inci maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, idarenin ISO 27001:2013 – Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi Belgesi ile ISO 20000:2011 – Bilgi Teknolojileri Yönetim Sistemi Belgelerinin, Teknik Şartname’nin 3.5’inci maddesinde ise ISO 9001 Radyoloji Hizmeti Kalite Belgesinin ihale dosyasında sunulması gerektiği şeklinde düzenlemelere yer verdiği görülmüştür.

Kamu İhale Genel Tebliği’nin 74.4’üncü maddesinde yer alan açıklama uyarınca hizmet alımı ihalelerinde idarece Bilgi Teknolojisi-Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi belgeleri istenmeyecektir.

Yapılan incelemede, idarece teknik şartnamede yer alan bir belgenin ihalede yeterlik kriteri olarak belirlenmesi isteniyorsa, söz konusu belgenin İdari Şartname’nin 7.5.4’üncü maddesinde belirtilmesi gerektiği, bahse konu ihaleye ait İdari Şartname’nin 7.5.4’üncü maddesinin boş bırakıldığı, Teknik Şartname’nin ilgili maddelerinde, düzenlemenin kaleme alınışı itibariyle bu belgelerin yeterlik bilgileri tablosunda beyan edilerek, ihale dosyasında sunulması, diğer bir ifadeyle bahse konu belgelerin yeterlik kriteri şeklinde düzenlendiği öngörülse de, bu hususun Teknik Şartname’de değil İdari Şartname’nin 7.5.4’üncü maddesinde belirtilmesi gerektiği tespit edilmiştir. Kaldı ki şikâyete konu edilen ihalenin bir hizmet alımı ihalesi olduğu ve Kamu İhale Genel Tebliği’nin 74’üncü maddesinde yer alan açıklama uyarınca hizmet alımı ihalelerinde idarece Bilgi Teknolojisi-Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi belgelerinin istenilemeyeceği göz önünde bulundurulduğunda, söz konusu belgelerin yeterlik kriteri olarak belirlenemeyeceği, dolayısıyla idare tarafından Teknik Şartname’nin 3.4’üncü ve 7.21’inci maddelerinde ISO 27001:2013-Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi Sertifikası ile ISO 20000:2011-Bilgi Teknolojileri Yönetim Sistemi belgelerinin istenilmesinin yukarıda yer verilen Tebliğ açıklamalarına aykırı olduğu ve başvuru sahibinin bu hususa ilişkin iddialarının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.

Görüntüleme İhalesinde Bilgi Teknolojisi Yönetim Sistemi Belgesi İstenmesi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemMehmet ATASEVER

Simdata Danışmanlık Y.K. Başkanı

Sağlık Bak. SGB E. Bşk./KİK E. Üyesi

Mhatasever@gmail.com

Mehmetatasever.org

Tüketiciler Fiyattan Çok İşlevselliğe Bakıyor

Müzakere Teknikleri Eğitimi Haber Tüketiciler Fiyattan çok İşlevselliğe Bakıyor

Tüketiciler Fiyattan Çok İşlevselliğe Bakıyor

Müzakere Teknikleri Eğitimi Haber Tüketiciler Fiyattan çok İşlevselliğe BakıyorKüçük Ev Aletleri Sanayici ve İhracatçıları Derneği (KESİD), sektörün geleceğine dair önemli öngörüler içeren bir araştırma gerçekleştirdi. Research İstanbul tarafından yapılan araştırmanın sonuçlarına göre sektörde, satın alma kararlarında insan etkileşimi öne çıkıyor. Ürün seçiminde tüketicilerin fiyattan çok işlevselliğe ve zaman tasarrufuna önem verdiğini gösteren araştırma; Türk tüketicisinin yenilikçi ürünleri kullanma konusunda zorlanmadığını da ortaya koyuyor.

Küçük ev aletleri sektöründeki sanayici ve ihracatçılarının güçlerini birleştirdiği Küçük Ev Aletleri Sanayici ve İhracatçıları Derneği (KESİD), sektör için önemli bir araştırmaya imza attı. Dernek, Türkiye’de ev elektroniği sektörünün talep dinamiklerini takip etmek amacıyla; mevcut ürün sahipliğini, memnuniyet seviyesini ve tüketicinin satın alma niyetli olduğu ürün gruplarını tespit ederek sektörün geleceğine dair öngörüde bulunmak amacıyla bir araştırma gerçekleştirdi. Research İstanbul tarafından yapılan araştırmanın sonuçları, düzenlenen toplantıyla basın mensuplarıyla paylaşıldı. Toplantıya KESİD Onursal Başkanı Bülent Durlanık, Yönetim Kurulu Başkanı Senur Akın Biçer ile Yönetim Kurulu Üyeleri Murat Kolbaşı, Mustafa Hacısalihoğlu, Rahmi Korkmaz ve Emre Gürsel katıldı.

Araştırmaya 18 Yaş Üstü 1521 Kişi Katıldı

Araştırma; Türkiye’nin 12 temsili bölgesinde, 18 yaş üzeri 1521 katılımcının çevrimiçi anket şeklinde katılmasıyla tamamlandı. Araştırmanın amacı doğrultusunda katılımcılara 4 ana başlıkta çeşitli sorular yöneltildi. Nisan 2024’te tamamlanan araştırmada; satın alma öncesi bilgi edinme süreci ve satın alma kararı üzerinde etkili faktörler, yeni teknolojilere yaklaşım ve geleceğe dair beklentiler irdelendi. Bu bağlamda tüketicilerin genel eğilimlerinin anlaşılmasının yanı sıra uygulanan tüketici segmentasyon analizi sayesinde farklı tüketici tipleri de ortaya çıkarıldı.

Yarısını kadınların yarısını erkeklerin oluşturduğu ve yaş ortalaması 39.3 olan örneklemin yarısını 25 – 44 yaş aralığı oluşturuyor. 55 yaş üzeri katılımcıların oranının ise %17 olduğu görülüyor. Katılımcıların %24’ü AB sosyoekonomik statü grubunda yer alırken, %27’si C1, %30’u C2 ve %18’i DE grubunda sınıflandırılıyor.  Ekonomik kaynakların kullanımı ve hane içi ihtiyaçlarla ilişkili araştırma değişkenleri incelendiğinde; katılımcıların yüzde 59’unun çocuk sahibi, yüzde 52’sinin kendi evlerinde yaşadığı görülüyor. Öte yandan kiralık evde yaşayanların yüzde 30 seviyesinde önemli bir orana sahip olduğu dikkat çekiyor.

En Fazla Büyüme Küçük Ev Aletleri Kategorisinde

Raporda ilgi çekici noktalardan birisi de sektörün büyüme ivmesi. 2022 – 2023 yılları arasında %107 büyüyen tüketici teknolojisi pazarında en fazla büyüme %155 ile küçük ev aletleri kategorisinde gerçekleşmiş bulunuyor.

Toplantıda konuşan KESİD Başkanı Senur Akın Biçer, “Tüketici teknolojisi pazarında en fazla büyüme küçük ev aletleri kategorisinde gerçekleşiyor. Tüketicinin daha bilinçli hale gelmesi, şirketlerin Ar- Ge faaliyetlerine verdiği önemin artması, sektördeki kalite yarışı ve rekabet ortamı sektörümüzü büyütüyor. Akıllı teknolojilerin entegrasyonu, çevre dostu ürün geliştirme ve e-ticaretin büyümesinin, sektörü şekillendirecek anahtar faktörler olacağını düşünüyoruz” diye anlatıyor.

Şehirlerdeki yoğun yaşam tarzının, zamanı etkin kullanma ihtiyacını artırarak konutlarda otomatik ve çok fonksiyonlu ev aletlerine olan talebi güçlendirdiğini de ifade eden Senur Akın Biçer, şunları ekliyor: “Özellikle metropollerde, daha küçük yaşam alanları için tasarlanmış, yerden tasarruf sağlayan cihazlar popüler hale gelmiş bulunuyor.  Çok işlevli ve kompakt ev aletlerine yönelimde artış gözleniyor.  Kombine çamaşır ve kurutma makineleri, mikrodalga ve mini fırınlar, çok amaçlı elektrikli süpürgeleri gibi ürünler öne çıkıyor.”

Tüketici En Çok Ne Satın Alıyor?

Pandemi sonrasındaki döneme bakıldığında ise zaten yükselişte olan online ve çok kanallı (multi channel) alışveriş trendinin yükselişinin sürdüğü görülüyor. Mobil ödeme imkanları, yüksek değerli yatırımlar, kampanya ve indirimler, teslimat ve kurulum hizmetlerindeki önemli gelişmelerle büyüyen ve kolaylaşan e-ticaretin, geçen yıl 2022’ye göre yüzde 115’lik artışla 1,85 trilyon TL’lik büyüklüğe ulaştığı ve genel ticaret hacmi içindeki payının yüzde 20’lere geldiği biliniyor. Öte yandan TÜİK’e göre 2023’te internete erişim imkanı olan hane oranı yüzde 96’ya, internetten sipariş verme ve satın alma oranı ise yüzde 50’lere ulaşmış durumda.

T.C Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğü’nün 2023 verilerinde de bu kanalı kullanarak beyaz eşya ve küçük ev aletleri sektörlerinden alışveriş yapan tüketicilerin en çok; airfryer, klima, mutfak ve yemek aletleri, çamaşır makinesi, buzdolabı satın aldıkları gözlemleniyor.

Araştırmada Öne Çıkanlar

✔ Tüketicilerin çoğunun halihazırda sahip olduğu saç kurutma makinesi, tost makinesi, blender/mikser, akıllı TV ve Türk kahvesi makinesi gibi ürünler, temel ihtiyaçları karşılayan ve hemen her evde bulunması beklenen ürünler olarak dikkat çekiyor. Bu gruptaki ürünlerin, pazarda uzun süreli talep görmeye devam edeceği öngörülüyor.

✔ Robot süpürge, dikey süpürge, airfryer ve çamaşır kurutma makinesi gibi yenilikçi ürünler, henüz tüm hanelerde yerini bulmasa da tüketicilerin büyük ilgisiyle karşılaşıyor. Bu ürünler, kullanım faydaları keşfedildikçe daha geniş bir kitleye ulaşma potansiyeli taşıyor ve gelecek vaat eden kategoriler arasında.

✔ Yakın geçmişte potansiyel vaat eden ürünler arasında yer alan su arıtma cihazının son yıllarda özellikle su fiyatlarındaki artış ve sağlık endişeleri sebebiyle yaygınlaştığı göz önüne alındığında tüketicinin algısında ‘demirbaş’ ürün kategorisine yaklaşmış olması kayda değer bir bulgu.

✔ Su arıtma cihazı, Türk kahvesi makinesi ve akıllı TV gibi yüksek memnuniyet oranlarına sahip ürünlerin, pazarda güçlü konumlarını koruyacağı öngörülüyor. Öte yandan, özellikle sosyal medyada popüler olan airfryer gibi bazı ürünlerin de pozitif kullanıcı deneyimleriyle desteklendikçe pazar paylarını artırma potansiyeline sahip oldukları söylenebilir.

Hayat Pahalılığı Alışverişi Durdurmadı

Kesi̇d LogoZorlu ekonomik koşullara rağmen tüketicilerin kişiselleştirilmiş veya premium deneyimler sunan ürünlere olan ilgisi devam ediyor. McKinsey’in ‘2023 Tüketici Nabzı’ anketine göre, tüketicilerin yüzde 40’ı ekonomik sıkıntılarına rağmen kendilerini ödüllendirme arzusuyla harcamaya istekli. Bu durum özellikle genç ve yüksek gelirli tüketiciler arasında belirgin olup, bu gruplar modaya, yiyeceklere ve restoranlara harcama yapmayı tercih ediyor.

Hayat pahalılığına rağmen tüketicilerin sadece yüzde 16’sı evde kullanılan geniş bant, mobil bağlantılı veya akış hizmetlerine harcamalarını azaltmayı planlıyor. Bunun, tüketicilerin evlerinde kaliteli ve kişiselleştirilmiş deneyimler sunan ürünlere olan taleplerinin devam ettiğini gösterdiğini ifade eden Senur Akın Biçer, “Küçük ev aletleri sektörü de kişiselleştirme ve premium ürünler sunarak tüketicilerin değişen taleplerine yanıt veriyor” diyor.

Sonuç olarak tüm bu bilgiler; sektördeki değişimlerin tüketici talepleriyle şekillendireceği işaret ediyor. Türkiye’de küçük ev aletleri sektörünün, teknolojik gelişmelerle birlikte daha verimli, fonksiyonel ve kullanıcı dostu ürünler sunarak 2025 yılında da büyümeye devam edeceği öngörülüyor.

Tüketiciler Üç Ana Gruba Ayrılıyor

Araştırma, Türkiye’deki tüketicilerin tüketicileri tutum ve davranışlarına göre üç ana grupta sınıflandırdı: Rahatına Düşkünler, Fiyat Performansçılar ve Tekno Uzaklar. Bu segmentasyon çalışması, Türkiye’deki tüketicilerin teknolojiyi benimseme oranlarının gelir düzeylerine, yaşam tarzlarına ve satın alma motivasyonlarına göre farklılık gösterdiğini ortaya koyuyor.

Rahatına Düşkünler: Araştırma verilerine göre tüketicilerin %19’unu oluşturan bu grup, yüksek gelirli, iyi eğitimli ve yerleşik yaşam tarzına sahip bireylerden oluşuyor. Geniş ürün yelpazesi ile teknolojiyi yaşamlarının her alanında kullanan bu tüketiciler, yenilikçi ev teknolojilerine sıcak bakıyor. Ürünlerin çok işlevli, kullanıcı dostu ve hayatı kolaylaştırıcı özelliklerini ön planda tutan bu kesim, yeni teknolojik özelliklere sahip ürünlerin sağladığı faydanın ödenen bedele değdiğine inanıyor. Bilinçli tüketiciler olarak satın alma öncesinde ürünü deneyimlemekten yana olan bu grup, online bilgi kaynaklarına değer verse de tanıdık tavsiyesine güvenmeye devam ediyor.

Fiyat Performansçılar: Tüketicilerin %40’ını kapsayan bu grup, bütçelerini dikkate alarak teknolojik yeniliklere ilgi gösteren bireylerden oluşuyor. Orta gelir düzeyine sahip olan Fiyat Performansçılar, teknolojik ürünlerde kaliteyi ve işlevselliği tercih etmekle birlikte, uygun fiyat ve enerji tasarrufu gibi ekonomik unsurları da ön planda tutuyor. Satın almadan önce geleneksel bilgi kaynaklarına ve markanın güvenilirliğine görece daha fazla önem veriyorlar. Teknolojik ürünlerin hayatlarını kolaylaştıracağını düşünseler de, ürünün performansını deneyimlemeden satın alma konusunda daha temkinli bir yaklaşım sergiliyorlar.

Müzakere Teknikleri Eğitimi Haber Tüketiciler Fiyattan çok İşlevselliğe BakıyorTekno Uzaklar: Tüketicilerin %41’ini oluşturan Tekno Uzaklar, teknolojiye daha mesafeli bir yaklaşım sergileyen, düşük gelirli ve teknolojiye yönelik talebi sınırlı olan bireylerden meydana geliyor. Bu grup için öncelik ekonomik kaygılar ve temel ihtiyaçlar; yeni teknolojilere yönelik ilgi ve sahiplik düzeyi oldukça düşük. Daha geleneksel bilgi kaynaklarına bağlı kalan Tekno Uzaklar, çevrelerindeki kişilerin tavsiyelerini dikkate alarak karar veriyor ve ürünün çok işlevli ve uygun fiyatlı olmasına öncelik veriyor. Yeni teknolojik ürünlerin ödenen bedele değmeyeceğine inanan bu kesim, temel teknoloji ürünleri dışında satın alma niyetinde değil.

Alım Talebi: 3D CNC Çizim Hizmeti

Alım Talebi 3d Cnc çizim Hizmeti

Alım Talebi: 3D CNC Çizim Hizmeti

Bir firmamız için, proje çizimi olacak şekilde 3D CNC Çizim Hizmeti alımı yapılacaktır. Çizim adetleri ve ödeme detayları anlaşma kapsamında belirlenecektir. Uygulama yeri Bodrum – Muğla olup, tercihen yerinde uygulama yapılması istenmektedir.

İlgili olan üretici ya da satıcıların, talep edilen hizmetle ilgili diğer detaylar ve spekler için aşağıdaki adımların ardından, iletişime geçmesi rica olunur.

Alım Talebi 3d Cnc çizim Hizmeti

Teklif Vermek İçin;

  1. SATINALMA DERGİSİ’ne abone ol.
  2. Dergi Aboneliği sayfasından PROFESYONEL ÜYELİK işlemlerini tamamla.
  3. Ödeme sonrasında FİRMA BAŞVURU FORMU’nu doldur.

https://satinalmadergisi.com/satici/

TEKLİF VERME : İhtiyacın detaylarını öğrenmek ve teklif vermek için Dergi Aboneliği sayfasından PROFESYONEL ÜYELİK (750 TL) SATIN ALMANIZ GEREKMEKTEDİR. Aboneliğiniz 1 yıl geçerli olup, bir sene boyunca tüm alım taleplerine teklif verebileceksiniz.

Çevre mi? Ekonomi mi?: 10 Kişiden 7’si İçin Çevrenin Korunması Önemli

Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Eğitimi Haber çevre Mi Ekonomi Mi 10 Kişiden 7'si İçin çevrenin Korunması önemli

10 Kişiden 7’si İçin Çevrenin Korunması Ekonomik Büyümeden Daha Önemli

Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Eğitimi Haber çevre Mi Ekonomi Mi 10 Kişiden 7'si İçin çevrenin Korunması önemliYeşil Ekonomi Koalisyonu (Green Economy Coalition) tarafından araştırma şirketi Savanta verileri ile yayımlanan yeni bir anket, Türetim Ekonomisi’nin önemini bir kez daha gözler önüne seriyor. Dünya genelinde insanların %71’i, ekonomik büyümenin yavaşlaması pahasına daha güçlü çevre koruma tedbirlerini tercih ediyor. Üstelik, genel kanının aksine, çevreci eylemlere yönelik talep yoksul ülkelerde zengin ülkelere kıyasla çok daha güçlü.

Anket, Avustralya, Brezilya, Çin, Hindistan, Endonezya, Meksika, Nijerya, Peru, Güney Afrika ve Türkiye dahil olmak üzere 10 ülkede 10.000’den fazla kişiyle gerçekleştirildi ve tüm ülkelerde çevre koruma konusunda güçlü bir kamuoyu desteği olduğu ortaya çıktı.

Yükselen Ekonomiler Öncülük Ediyor

Anket, iddialı iklim politikalarına verilen kamu desteği hakkında bilinen anlatılara meydan okuyan birkaç çarpıcı bulgu ortaya koydu.

Çevre koruma talebi, gelişmiş batı ülkelerine kıyasla yükselen ekonomilerde çok daha güçlü. Türkiye (%91), Nijerya (%89) ve Güney Afrika (%88), en yüksek kamuoyu desteğine sahip ülkeler olarak öne çıkıyor.

Orta yaş grubu (45-64 yaş), sürdürülebilirlik için yaşam tarzlarını değiştirmeye en istekli grup olarak öne çıkıyor (%62).

Ankete katılanların büyük bir çoğunluğu (%77), mevcut çevre politikalarının gelecek nesiller üzerindeki etkilerinden “çok” veya “son derece” endişe duyduklarını belirtiyor. Bu endişe, gelişmiş ülkelere kıyasla daha az gelişmiş ülkelerde çok daha yüksek. Örneğin, Nijerya’da bu oran %88 iken Avustralya’da %50 seviyesinde.

Hükümet desteğinin eksikliği, ankete katılanların çevre için daha iyi tercihler yapmasını engelleyen en önemli faktör olarak öne çıkıyor. Bu durum, sanayi kirliliği, atık yönetimi ve temiz enerji yatırımları konularında daha sıkı düzenlemelere duyulan ihtiyacı gösteriyor.

Hükümet desteğinin eksikliği, Nijerya (%66) ve Peru (%61) gibi yükselen ekonomilerde, Avustralya (%34) gibi gelişmiş ülkelere kıyasla çok daha belirgin bir şekilde hissediliyor.

Anket ayrıca, çevre eylemleri için daha yüksek maliyetleri kabul etme konusunda az gelişmiş ülkelerin vatandaşlarının, daha gelişmiş ülkelere kıyasla daha istekli olduğunu ortaya koydu. Örneğin, ankete katılan en zengin ekonomi olan Avustralya, çevreci talepler ve ekonomik fedakarlık ölçütlerinde en düşük performansı sergiledi.

Yeşil Ekonomi Koalisyonu Uzmanı Jean McLean, “Bu sonuçlar, çevre korumanın yalnızca gelişmiş ülkelerin karşılayabileceği bir lüks olduğu fikrine meydan okuyor. Bunun yerine, yükselen ekonomilerdeki insanların kalkınma için çevresel sürdürülebilirliğin uzun vadeli ekonomik refah için kritik olduğunu kabul eden farklı bir yaklaşım talep ettiğini görüyoruz

Türetim Ekonomisi Derneği LogoYeşil Ekonomi Koalisyonu’nun çalışmadaki ortağı Türetim Ekonomisi Derneği Başkanı Dr. Uygar Özesmi, “Bu sonuçlar mevcut ekonomik paradigmanın halkın gözünde iflas ettiğinin göstergesi. Bir alternatifsizlik hissi içindeler, ancak alternatifler var ve güçlü. Türetim Ekonomisi ile büyüme olmadan, doğayı koruyarak daha büyük bir refah mümkün” dedi.

Yeşil Nesil

Ekim ve Kasım 2024 tarihleri arasında gerçekleştirilen anket, çevresel liderlikte dinamik bir değişimi ortaya koyuyor. Sonuçlar, çevresel katılımı şekillendiren nesiller arası dinamiklere de ışık tutuyor.

Daha genç nesiller, yeşil iş arayışında en aktif olan, yenilenebilir enerji yatırımlarını en çok destekleyen ve çevre koruma için daha yüksek vergilere en fazla destek veren grup olarak dikkat çekiyor. Öte yandan, 65 yaş üstü bireyler kirliliği azaltma, uygun fiyatlı temiz enerji sağlama ve nesiller arası dengesizlikleri ele alma konusunda en destekleyici grup.

Gelecek için umut söz konusu olduğunda ise, nesil eğilimi tersine dönüyor. 25-34 yaş arasındaki genç yetişkinlerin %51’i, sürdürülebilir bir gelecek için yeterince çaba gösterildiğine inanırken, 55-64 yaş arasındaki bireylerin %37’si buna aktif olarak karşı çıkıyor.

Ebeveyn olmak da çevresel inançlar üzerinde belirgin bir etkiye sahip. Ebeveynlerin %80’i gelecek nesiller konusunda endişe duyarken, bu oran ebeveyn olmayanlarda %72. Ancak, ebeveynler aynı zamanda ebeveyn olmayanlara kıyasla (%49’a %43), sürdürülebilir bir gelecek için yeterince şey yapıldığına inanma konusunda daha olumlular.

Geleceğe Güven

Çevre eylemleri için güçlü kamu desteğine rağmen, siyasi liderlerin sürdürülebilir bir gelecek sağlama yeteneğine olan güvende dikkat çekici bir bölünme var. Çin %83 gibi dikkat çekici bir güven seviyesine sahipken, Peru (%23), Avustralya (%27) ve Güney Afrika (%28) gibi ülkelerde bu oranlar daha düşük.

Bu durum, daha güçlü çevresel liderliğe ve proaktif hükümet politikalarına duyulan ihtiyacın altını çiziyor.

Anket, 2025 ve 2026 yıllarında tekrarlanacak. Bu sayede, vatandaşların küresel ve ulusal gelişmelere tepkileriyle birlikte tutumlarındaki olası değişiklikler izlenebilecek.

Anket sonuçlarına buradan ulaşabilirsiniz: Sonuçlar

Türetim Ekonomisi Nedir?

Doğaya ve topluma minimum negatif veya mümkün olduğunca pozitif etki eden, onarıcı, canlandırıcı, makro ölçekli döngüsel bir ekonomidir.

  •   –   –   –   –   –  –   –   –  –  –  –  –   –  –   –   –   –  –  –   –  –  –   –   –  –   –   –   –   –   –

Sürdürülebilir Tedarikçi Geliştirme Programı – Proje Danışmanlığı

Sürdürülebilir Tedarikçi Geliştirme Programı - Proje Danışmanlığı
Sürdürülebilir Tedarikçi Geliştirme Programı – Proje Danışmanlığı

Sürdürülebilir Tedarik Stratejisine Neden İhtiyaç Duyuyoruz?

Murat Erdal
Prof. Dr. Murat ERDAL

Şirketlerimize Sürdürülebilir Tedarikçi Geliştirme danışmanlık hizmeti veriyoruz. Sürdürülebilir tedarik bakış açısında satınalma operasyonu ürün ve hizmet alımının çok ötesine geçti. Tüm dünyada şirketler, iş ilişkilerini; çevre, sosyal ve yönetişim (ESG) perspektifi ile birlikte değerlendiriyor. Tedarikçi ESG programları işin hayati parçası haline geldi. Paydaş firmanın sürdürülebilirlik anlayış ve uygulamaları analiz ediliyor. Tedarikçinin içinde bulunduğu dünyaya, çevreye, topluma, çalışanlara, tüketiciye ve mevzuata saygısı etraflıca değerlendiriliyor. Dünyada şirketler sürdürülebilirlik kriterlerine uymayan firmalarla yan yana gelmek ve onlarla iş ilişkisinde bulunmak istemiyor.

Sürdürülebilir satınalma gereklilikleri için tedarikçi ekosisteminin riskleri analiz edilmelidir. Tedarikçilerden emisyon verisi alınamadığında, emisyon hesaplarında problemlere neden olmaktadır. Net sıfır emisyon hedefi için tedarikçileri teşvik edici aksiyonları (zaman zaman zorlayıcı tedbirler) almak, tedarik stratejisini yeni baştan dizayn etmek gerecektir. Bu bir zorunluluktur.

Sürdürülebilir Tedarikçi Geliştirme Programı yeni dönemin anahtarı olarak değerlendirilmektedir.

Proje Koordinatörü: Prof. Dr. Murat ERDAL egitim@satinalmadergisi.com 

Sürdürülebilir Tedarikçi Geliştirme Programı – Proje Danışmanlığı

ŞİRKETLERİMİZE GÜVENİLİR BİR YAPI HAZIRLIYORUZ

Proje Adımları:

  • Sürdürülebilir Tedarik / Kaynak Stratejisi
  • Tedarikçi ve Operasyonel Riskler
  • Sürdürülebilir Tedarikçi Kimliği
  • Tedarikçi ESG Programı
  • Mevzuata Uyum ve Emisyon Hesaplamaları
  • ISO 20400 Sürdürülebilir Tedarik Standardı
  • İhale Kriterleri ve Sözleşmelerin Revizyonu
  • Tedarikçi Geliştirme – Rehberlik Programı
  • Tedarikçiler için Eğitimler
  • Tedarikçi Portalı; Takip ve İzleme
  • Tedarikçi Performans Değerlendirme
  • Tedarikçi Etik Kodlar
  • Tedarikçi Davranış Kuralları
  • Tedarikçi Gelişimi ve Raporlama

Proje Danışmanlık Süresi: 1 Yıl

 

Sustainability Strategies
Teklif almak için: egitim@satinalmadergisi.com

 

2 Günlük Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi ve Yeşil Satınalma Eğitiminin içeriğini incelemek için https://satinalmadergisi.com/egitim.pdf Eğitim Kataloğunu indirebilirsiniz.

Ekibinizin ihtiyacı doğru eğitim teklifini almak için talebinizi egitim@satinalmadergisi.com e-posta adresimize iletebilirsiniz.

Kriz Dönemlerinde Devlet Desteklerinin Önemi

Kriz Dönemlerinde Devlet Desteklerinin önemi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Kriz Dönemlerinde Devlet Desteklerinin Önemi
Doç. Dr. Duygu HIDIROĞLU

Kriz Dönemlerinde Devlet Desteklerinin önemi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemDevletler zorunlu ve haklı olarak kriz dönemlerinde; geçim kaynaklarının ve işletmelerin üretim kapasitelerinin yok olmaması için büyük miktarda destek politikalarını hayata geçirmektedir. Ancak ekonomik sıkıntılar giderilmeye başlandığında, hükümetlerin küresel ekonomide haksız rekabet ve çarpıklık kaynağı haline gelmelerini önlemek için sağladıkları destekleri ve önlemleri güncellemeye ve tasarlamaya dikkat etmeleri gerekmektedir.

Kriz dönemlerinde sorunların ne kadar devam edeceğini kestirmek mümkün değildir. Hükümetlerin her planladığı ve planlayacağı desteğin tasarlanma biçimi ise oldukça önemlidir ve bu hususta hassas olunması gerekmektedir. Çünkü küresel ekonomiyi kalkındırması beklenen desteklerin tasarlanma şekli bu desteklerin kimlere fayda sağlayacağını da etkilemektedir.

Bugünlerde hükümetlerce planlanan ve işletmelere sağlanan desteklerin sonraki dönemlerde küresel düzeyde ülkelerin ve işletmelerin oyun alanı ve pazar payları üzerinde önemli bir etkisi olacaktır. Birçok araştırma enstitüsü son kriz döneminde alüminyum ve yarı iletkenler gibi endüstriyel veriler üzerinde çalışarak; yüksek düzeyde devlet desteğinin özellikle bu sektörlerdeki üretim seviyeleri üzerinde etkisinin büyük olduğu sonucuna ulaşmışlardır. Devlet destekleri aynı zamanda küresel rekabet üzerinde de oldukça önemli bir etkiye sahiptir.

Söz konusu enstitülerinin yaptığı kriz dönemine yönelik araştırmalar; özellikle gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde finansal sistem yoluyla piyasa dışı krediler ve devlet kredilerinde eşitlik sağlanmaması halinde; yani devlet desteklerine aşırı şekilde ağırlık verilen piyasalarda yüksek hükümet desteklerine bağlı şeffaf olmayan haksız rekabet gibi istenmeyen eğilimlerin ortaya çıkmasının muhtemel olacağını vurgulamıştır.

Finansal araçların krizin atlatılmasında önemi büyüktür ve yaygın olarak kullanılması söz konusudur. Finansal araçların ve piyasa düzeninin önemi göz önünde bulundurulduğunda hükümetlerin özellikle kriz döneminde yeni hisse senedi piyasa düzenlemeleriyle finansal durumları kötü olan şirketleri kısa vadede desteklemeleri uygulanması gereken etkili bir yöntem olacaktır.

Devletlerin kriz döneminde uygulayacakları yeni finansal düzenlemelere nasıl şekil verdikleri ve esnek davranıp davranmama konusunda alacakları finansal kararlar kritik önem arz etmektedir. Çünkü hükümetlerin bu konuda sergiledikleri tavır küresel ekonomide rekabetin gelecekteki şeklini belirleyecektir.

Devletlerin hangi sektörlerde daha uzun süre yer alması gerektiğini ve mümkün olan en kısa sürede ise hangi sektörlerden uzaklaşması gerektiğini belirlemeleri ve dikkatle değerlendirmeleri gerekmektedir. Mevcut kriz, devletlerin ekonomideki rolünde daha uzun süreli bir değişikliğe yol açabilir. Krizle ilgili bu belirsizlik ise hükümetlerin desteğini şekillendirmede hangi yeni ticari kuralların düzenlenmesine karar verilmesini zorlaştırmaktadır. Tarımdan fosil yakıtlara kadar çeşitli sektörler için verilen desteklerin bir kez verildikten sonra, geri kaldırılmasının zor olabileceği göz önüne alındığında; çeşitli sektörlere yönelik tanınan devlet desteklerinin nasıl ve ne şekilde hangi tasarıyla sağlanması gerektiğini belirlemenin önemi bir kez daha ortaya çıkmaktadır.

Birbirine bağlı sektörlerin varlığı düşünüldüğünde haksız rekabet oluşturmaması için devlet desteklerinin ulusal düzeyde eşit şekilde dağıtılmasını öngören tasarının dikkatle hazırlanması gerekmektedir. Geçmişte birçok ekonomik krizde yaşanan ve bu krizde de endişe duyulmasına neden olan devlet desteklerinin büyük şirketlere küçük ve orta ölçekli işletmelerden daha fazla fayda sağlaması durumudur. Büyük şirketler birbirine bağlı sektörlerde birçok firmaya sahip olduklarından sağlanan devlet destekleri ayrıcalıklarından da orantısız şekilde en fazla fayda sağlayan gurup olmaktadırlar. Tabiri caizse klasik söylem: para parayı çekmektedir.

Kriz Dönemlerinde Devlet Desteklerinin önemi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemDünya genelinde ülkelerdeki zenginlik ve gelirin fazla olduğu sınıfın sağlanan hükümet desteklerinden en çok fayda gören sınıf olduğu ve bu durumun ekonomilerde fırsat eşitsizliğine neden olduğu bir gerçektir. Bu bakımdan devlet tarafından verilen desteklerin kazanılmış menfaatlerden ziyade kamu yararını ve kurumsal refahtan ziyade kamu refahını hedeflendiğinden emin olacak şekilde tasarlanmasını sağlamak, adil bir ekonomik sistemin devamı için kriz dönemlerinde yapılması gerekenlerin başında gelmektedir.

Doç. Dr. Duygu HIDIROĞLU