Teyitsiz Akreditifler ve İhbar Bankasının Umursamaz Tavrı
Reşat BAĞCIOĞLU
Akreditif ve Bankalar
Akreditifin nasıl ortaya çıktığına bakalım isterseniz öncelikle.
Alıcı ve satıcının birbirlerine tam güvenmediklerinden dolayı daha güvenli bir taraf olan bankalara güvenleri söz konusu olmuştur. Alıcı kendi bankasına, satıcı da kendi bankasına güven ederek akreditifli işlemin adımlarını atmaya başlamışlardır.
Diğer bir ifade ile alıcı ve satıcılar birbirlerine tam güven etmeseler de akreditifte yer alan kendi bankalarına güvenleri tamdır.
Alıcı ve satıcı bankalarına güveniyorlarsa, bankaların da akreditifli işlemlerde vurdumduymaz, güven sarsıcı işlemlere seyirci kalmaları beklenemez.
Bankalar ve Akreditif
Bankalar bir akreditifin ayrılmaz asli bir tarafıdır. Alıcı ve satıcının güven erozyonuna uğradığı zamanlarda akreditifli ödeme ön plana çıkmış ve adeta bankalar taraflara güven unsuru olarak akreditifin bir tarafı olmuşlardır.
Alıcı ve satıcının bankalara büyük ölçüde güven duyduğu bir akreditif işleminde, bankaların hata yapması, yanlış yorum yapması veya akreditifin tarafı olan ithalatçı veya ihracatçının para kaybetmesine neden olacak hatalar yapması hiçbir zaman için kabul edilemezdir.
Bankaların akreditifte yaptıkları hatalara baktığımızda;
- Bilgi noksanlığı dolayısıyla yaptıkları hatalar
- Kasten yapılan hatalar

Şeklinde ifademe şaşıracak olan bankacı meslektaşlarım olabileceği gibi akreditifin tarafı olan ihracatçılar / akreditifin lehtarının düşüncelerini aldığımızda her iki hatanın da bankalar tarafından yapıldığını ifade eden ihracatçıların sayısı azımsanamaz.
Teyitsiz Akreditif ve Bankalar
Bir akreditifte bankalar aracıdır.
Akreditifin teyitli olması halince;
teyit bankasının adeta ikinci bir güvence gibi ihracatçının yanında oluşu, ihracatçıya ayrı bir güven verir.
Akreditifin teyitsiz olması halinde;
İhbar bankası, yani ihracatçının bankasının bu akreditif üzerindeki verdiği güvence biraz daha azalır. Teyitli akreditifte ihbar bankası, karşı amir bankanın;
- politik ve
- ticari
risklerine karşı adeta kefil olmayı ihracatçıya bildirmiş olmasına rağmen, teyitsiz akreditiflerde ihracatçının bankasının politik ve ticari risklere karşı bir güvence vermemektedir.
Akreditif Teyitsiz Olsun Ama
Bir akreditif teyitsiz olabilir. Ama akreditif teyitsiz de olsa bankaların akreditifteki misyonu tartışılmaz ve aynı şekilde devam eder. Akreditifte yer alan ithalatçının ve ihracatçının bankaların misyonları
Uniforms Customs and Practice For Documentary Credits
Brochure no 600 (UCP 600)
Broşürde açıkça anlatılmıştır.
Bir akreditif teyitsiz de olsa;
- İhracatçının bankasının hata yapma, yapılan hatalı kararlar karşısında sessiz kalması, vurdumduymaz oluşu;
- İthalatçının bankasının dilediği şekilde, aklına ne gelirse UCP 600 Sayılı Broşür hükümlerini ihlal edecek şekilde
davranış göstermeleri beklenemez.

UCP 600 Sayılı Kuralları İhlal Eden Bankalar
İthalatçının bankasının UCP 600 Sayılı Kurallara aykırı hareket göstermesi büyük bir hata olup, aynı şekilde, bu hatayı gördüğü halde sırf akreditif teyitsiz diye hiçbir aksiyon göstermeyen, amir bankanın bu hatalı davranışına seyirci kalmayı tercih eden ihracatçının ihbar bankası da aynı şekilde hatalıdır.
Burada olan ihracatçıya olur, hak ve alacaklarını zamanında alamayan ihracatçı muhtemelen likidite sıkıntısına düşer.
Bir ihracatçının bankası sadece teyit verdiği akreditiflerde değil, amir bankanın göz göre göre bilerek, kasten yapmaya devam ettikleri hatalar karşısında da ihracatçının haklarını korumakla mükelleftir. Yoksa akreditifin güvenilirliği büyük olçüde tartışmaya açılır.
Çok basit bir örnek vermek gerekirse;
Bir teyitsiz akreditifte ihracatçı malını yükleyip, akreditifte istenen evrakları akreditif koşullarına uygun bir şekilde görevli bankaya verdikten sonra, akreditifin teyitsiz olmasından dolayı akreditif evrağını direk olarak amir bankaya göndermesine ve aradan 4-5 hafta gibi uzun bir süre geçmesine rağmen amir banka ödemeyi yapama yanaşmıyorsa, bu durumda ihracatçının bankasının, ödemenin yapılmamasına karşın hiçbir aksiyonda bulunmaması asla kabul edilir bir durum değildir.
Eğer tüm teyitsiz akreditiflerde kurallar böyle işleseydi, dış ticaret tacirlerinin akreditife olan güvenleri de zedelenecektir.
Bu kısa örnekte hem amir bankanın hem de görevli bankanın duruma seyirci kalması aynı hataya ortak bir tavır sergilediğinden dolayı güven zedeleyici bir durumu ortaya çıkartmıştır.
Reşat BAĞCIOĞLU
ICC Uluslararası Ticaret Odaları
Türkiye Milli Komitesi
Türkiye Bankacılık Komite Başkanlığı Üyesi









