İlaçta Dışa Bağımlılık Nasıl Azalır? TİSD 75. Yılında Yanıtlıyor

Satınalma Dergisi
Satınalma Dergisihttps://satinalmadergisi.com
KURUMSAL PAZARDA 13. YIL HABER & LANSMAN: dergi@satinalmadergisi.com REKLAM: reklam@satinalmadergisi.com ABONELİK: abone@satinalmadergisi.com Tel : (546) 740 10 10
spot_imgspot_img

İlaç İthalatı %24,6 Arttı, TİSD 75. Yılında Çözümü Yüksek Teknolojide Görüyor

Türkiye’nin ilaç ithalatı son bir yılda %24,6 artarak 8,31 milyar dolara ulaştı. İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası’nın ağustos 2025–temmuz 2026 verilerine göre ihracat aynı dönemde %1,9 büyüyerek 2,52 milyar dolarda kaldı ve ithalatın ancak %30,3’ünü karşılayabildi. İthalattaki artış 2026’da da sürüyor ve yılın ilk yedi ayında %25,6’yı buldu. Temmuz ayında yurt dışından alınan ilacın %58,7’si Avrupa’dan geldi ve ilk üç sırayı İtalya, ABD ve Almanya aldı. Tedarik başka ülkelere bağlı olduğunda gümrükte ya da sevkiyatta yaşanan bir aksama, eczane ve hastane stoklarına kısa sürede yansıyabiliyor. İlaçta dışa bağımlılık arttıkça gümrükte ya da sevkiyatta yaşanan bir aksamanın eczane ve hastane stoklarına yansıma riski de büyüyor.

İthal İlacın Satış Değerindeki Payı %44,2’ye Çıktı

Sağlık Bakanlığı’nın 2025 yılı istatistiklerine göre, satılan ilaç kutularının %92’si yurt içinde üretildi. Satış değerinde ise ithal ilacın payı, 2024’teki %42,4’ten, 2025’te %44,2’ye yükseldi. Dışa bağımlılık kutu sayısında küçük görünse de maliyeti pahalı tedavilerde yoğunlaşıyor. Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı’nın ekim 2025 tarihli raporuna göre, 2024’te ithal ilaçlarda en çok harcama yapılan 100 etken maddede biyoteknolojik ürünler tutarın yaklaşık üçte ikisine, kutuların ise yalnızca %7’sine denk geldi. Bu grupta ilk ona giren kalemlerin altısını monoklonal antikorlar, immünoglobulinler ve pıhtılaşma faktörleri oluşturuyor. Yurt içi üretimin satış değerindeki payını büyütmesi için yatırım kadar, kalite ve regülasyon beklentilerini karşılayan formülasyon ve ürün geliştirme süreçlerini yürütebilecek bilimsel birikim de gerekiyor.

Avrupa Birliği Kritik İlaç Alımında Tedarik Güvenliğini Şart Koşacak

İlacın hangi ülkede üretildiği, satınalma kararlarında fiyatın yanında belirleyici bir ölçüte dönüşüyor. Avrupa Birliği (AB) Konseyi ile Avrupa Parlamentosu, mayıs 2026’da Kritik İlaçlar Yasası (Critical Medicines Act) üzerinde siyasi uzlaşmaya vardı, resmi onay süreci devam ediyor. Yasa yürürlüğe girdiğinde üye devletlerin kamu alıcıları kritik ilaçlarda tedarik kaynaklarının çeşitliliğini ve güvenilirliğini gözetecek. AB dışındaki tek ya da az sayıda ülkeye yüksek bağımlılık bulunan durumlarda ise Birlik içinde üretilen ilaca öncelik tanınacak. Aynı ölçütleri Türkiye’de ilaç ya da ilaç girdisi alan kurumlara taşımak, yedek tedarikçiyi, güvenlik stokunu ve coğrafi riski fiyatla birlikte tartabilen bir satınalma yetkinliğine dayanıyor.

Fason üretim ve sözleşme yönetimi açısından ele alınan bir vaka, ambalaj tedarikindeki tek bir hatanın bütün serinin piyasadan toplatılmasına ve taraflar arasında tazminat davasına yol açabildiğini gösteriyor.

Türkiye İlaçta Alternatif Tedarik Merkezi Olabilir mi?

ABD’nin patentli ilaçlara ve bunların etken maddelerine getirdiği %100’e varan ek gümrük vergisi, 17 büyük ilaç şirketi için 31 Temmuz’dan, diğer tüm şirketler için 29 Eylül 2026’dan bu yana yürürlükte. Jenerik ilaçlar ve biyobenzerler şimdilik bu verginin kapsamı dışında kalıyor. AB kamu alımı kurallarına, ABD ise dış ticaret önlemlerine başvurarak ilaç üretimini kendi sınırları içinde güvenceye almayı hedefliyor. Bu eğilim, ithalatında Avrupa ve ABD’nin ağırlık taşıdığı Türkiye’nin, ilacı nereden alacağı kadar kime tedarik edebileceğini de gündeme getiriyor. Türkiye İlaç Sanayi Derneği (TİSD), ilaç şirketlerini yerli üretimi güçlendirme hedefiyle bir araya getiriyor. Dernek Başkanı Hasan Ulusoy, ülkenin ilaçta üstlenebileceği role ilişkin değerlendirmesini kuruluş yıl dönümünde paylaştı.

Türk İlaç Sanayisinin Dününe Tanıklık, Yarınına Rehberlik Eden TİSD 75 Yaşında!

Ti̇sd Logoİlaç sektörünün kolektif hafızası Türkiye İlaç Sanayi Derneği (TİSD) bu yıl 75 yaşında… Türkiye ilaç sektörünün ilk çatı örgütü TİSD, yerli ilaç sanayisinin gelişimine yön veren, ortak aklı güçlendiren, sürdürülebilir sağlık politikalarının şekillenmesine ve ilaca erişimde devamlılığın sağlanmasına katkı sağlayan çalışmalarıyla 75 yıldır sektörün referans noktası olmanın gururunu yaşıyor.

Türkiye İlaç Sanayi Derneği Başkanı Hasan Ulusoy, 75. yıl vesilesiyle yaptığı değerlendirmede “1,9 trilyon dolara ulaşan dünya ilaç pazarında 19. sırada yer alan Türkiye’nin küresel rekabette öne geçmesini sağlamak için ileri teknolojiye dayalı katma değerli üretimi, biyoteknoloji yetkinliğini ve bilimsel bilgi kapasitesini geliştirmeyi stratejik bir öncelik olarak görüyoruz” dedi.

İnsan ömrünün uzaması, kronik hastalıkların yaygınlaşması ve biyoteknolojideki gelişmeler, ilacı yalnızca bir tedavi aracı olmaktan çıkararak ülkelerin kalkınma politikalarının stratejik bir unsuru haline getiriyor. Yüksek Ar-Ge kapasitesi, ileri teknolojiye dayalı üretimi ve nitelikli insan kaynağıyla ilaç sektörü; sağlık sistemlerinin sürdürülebilirliğine, ekonomik dayanıklılığa ve toplumsal refaha önemli katkılar sunuyor. Küresel salgınlar ve tedarik zincirlerindeki kırılmalar ise kesintisiz ilaç erişimi için güçlü üretim kapasitesi, bilimsel alt yapı, ileri teknoloji yatırımları ve sürdürülebilir bir ekosistemin gerekliliğini ortaya koyuyor.

İlaç sektörünün geçirdiği dönüşüm, bilgi birikiminin, iş birliği kültürünün ve ortak vizyonun güçlendirilmesini de beraberinde getiriyor. Türkiye ilaç sanayisinin ilk sektörel örgütlenmelerinden biri olarak 1951 yılında kurulan Türkiye Tıbbi Müstahzar Sanayii ve Laboratuvarları Cemiyeti’nin misyonunu sürdüren Türkiye İlaç Sanayicileri Derneği (TİSD), bu ortak zeminin oluşmasına katkı sağlayan köklü bir kurum olarak öne çıkıyor.

Türkiye İlaç Sanayi Derneği (TİSD) Başkanı Hasan Ulusoy, 75. yıl vesilesiyle yaptığı değerlendirmede halihazırda 1,9 trilyon dolara ulaşan dünya ilaç pazarında 19. sırada bulunan Türkiye’nin sürdürülebilir ilaç politikalarının oluşumuna katkı sağlayacak, biyoteknoloji ekosistemini güçlendirecek ve ilaç sanayisini küresel ölçekte daha rekabetçi bir konuma taşıyacak ortak bir vizyonun gelişmesine katkı sunmayı öncelikli vazifeleri olarak gördüklerini kaydetti.

Bugün yıllık 535 milyar TL ve 2,7 milyar kutu büyüklüğüne ulaşan Türkiye ilaç pazarının ancak ve ancak yüksek teknolojiye dayalı üretimle küresel ölçekte söz sahibi olabileceğine inandıklarının altını önemle çizen Hasan Ulusoy, TİSD’in çalışmalarının odak noktasının da ilaç sanayisinin yatırım iştahını artıran, üretim kapasitesini destekleyen sürdürülebilir bir finansal yapıya kavuşmasını sağlamak olduğunu belirtti.

“Yalnızca üretmek yeterli değil; küresel rekabette uzun soluklu değer yaratabilecek bir yapı da inşa etmek zorundayız”

İlaç sanayisinin bugün bilimsel gelişmenin, teknolojik ilerlemenin ve ekonomik rekabet gücünün de merkezinde yer aldığını belirten Hasan Ulusoy, değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi:

Hasan Ulusoy“Türkiye, son 25 yılda sağlık hizmetlerine erişim, üretim altyapısı ve ilaç sanayisinin gelişimi açısından çok önemli bir aşama kaydetti. Bugün uluslararası kalite standartlarında üretim yapan tesislerimiz, yetişmiş insan kaynağımız ve köklü sanayi kültürümüz geleceğin rekabetinde bir adım öne geçmek için güçlü bir başlangıç zemini sunuyor. Yaklaşık 12 milyar doların üzerindeki iç pazara sahip olan Türkiye’nin ilaç ihracatının 2025’te %9,3 artışla 2,51 milyar dolara ulaşması ve 2015-2025 döneminde %128,7 büyümesi, sahip olduğumuz kapasitenin küresel pazarlardaki karşılığını ortaya koyuyor. 2025 yılı sonunda ilaç ithalatımızın yaklaşık %17,4 artışla 7,3 milyar dolara yükselmesi de katma değeri yüksek üretim kapasitesini büyütme noktasında daha gidecek daha çok yolumuz olduğunu gösteriyor.

Zira küresel sağlık ekosistemi yeni bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Biyoteknoloji, hücresel tedaviler, yapay zekâ destekli ilaç geliştirme süreçleri ve dijital sağlık uygulamaları, sektörün geleceğini yeniden şekillendiriyor. Bu dönüşüm, yeni teknolojilere yatırım yapmanın yanı sıra araştırma altyapısını, insan kaynağını ve kurumlar arasındaki iş birliğini de aynı hedef doğrultusunda geliştirebilmeyi gerektiriyor. Türkiye bu değişimi doğru okuyabilecek bilgi birikimine ve üretim kültürüne sahip fakat bu süreçte öncü kimliğini koruyabilmesi için finansal sürdürülebilirlik de şart.

Halihazırda kutu bazında yalnızca yaklaşık %1,8’lik yüksek maliyetli ilaç grubu toplam ilaç bütçesinin yaklaşık %20’sini oluşturuyor ve bu ürünlerin yaklaşık %98’i ithal ediliyor. Bu tablo, önümüzdeki dönemde üretim kapasitemizi yalnızca miktar olarak değil, yüksek teknoloji ve yüksek katma değer açısından da büyütmemiz gerektiğini açık biçimde gösteriyor. Zira hepimiz biliyoruz ki kaynaklarımız sınırlı ve bu sınırlı kaynakları en etkin şekilde kullanmalıyız. Bunun için de stratejik planlamalarımızı bugünden oluşturmalı ve ivedilikle tüm paydaşları sürece dahil etmeliyiz.

Unutmamalıyız ki finansal sürdürülebilirlik, geleceğin tedavi yöntemlerini geliştirme yarışında öne geçebilmenin yanında mevcut ihracat kapasitemizi büyütebilmek açısından da hayati önem taşıyor. Hele ki dünyanın büyük çok uluslu şirketleriyle rekabet ettiğiniz bir ortamda güçlü bir finansal yapı; yeni pazarlara açılabilmenin, bu pazarlarda kalıcı bir varlık gösterebilmenin ve küresel ölçekte rekabet gücünü sürdürebilmenin temel koşullarından biri hâline geliyor. Bu nedenle yalnızca üretmek yeterli değil; küresel rekabette uzun soluklu değer üretebilecek bir yapı inşa etmek zorundayız.”

“Sektörün ileri teknolojilere yatırım yapabilmesi ve uluslararası pazarlarda rekabet gücünü artırabilmesi için öngörülebilir, istikrarlı ve bütüncül politikalara ihtiyaç var”

Küresel tedarik zincirlerinin yeniden yapılandığı bu dönemde Türkiye’nin üretim kabiliyeti ve jeostratejik konumuyla da global rekabette büyük bir avantaja sahip olduğunu dile getiren Hasan Ulusoy, “Türkiye; dünyanın en doğusundan en batısına kadar geniş bir coğrafyada güvenilir bir üretim merkezi olabilecek güçlü bir altyapıya, sanayi birikimine ve yüksek üretim kapasitesine sahip. İlaçta en güçlü alternatif tedarik merkezi olabilecek ülkelerden biriyiz. Bu potansiyelin etkin biçimde değerlendirilmesi, ihracatımızın sürdürülebilir şekilde büyümesini sağlamanın ötesinde, ülkemizin küresel sağlık ekosistemindeki stratejik konumunu da güçlendirecektir.

Ancak sektörün üretim kapasitesinin sürdürülebilir biçimde geliştirmesi, ileri teknolojilere yatırım yapabilmesi ve uluslararası pazarlarda rekabet gücünü artırabilmesi için öngörülebilir, istikrarlı ve bütüncül politikalara ihtiyaç var. Çünkü ilaç sanayisi doğası gereği geliştirme süreçleri yıllara yayılan, yüksek Ar-Ge ve ileri teknoloji altyapısı yatırımları gerektiren ama her şeyden önemlisi uzun vadeli stratejik planlamalara ihtiyaç duyan bir sektör. Tam da bu nedenle, Türkiye İlaç Sanayi Derneği (TİSD) olarak, sektörümüzün uzun vadeli rekabet gücünü destekleyecek, yatırım ortamını güçlendirecek ve yenilikçi üretimi teşvik edecek iş birliklerinin ve bütüncül politikaların geliştirilmesini stratejik bir öncelik olarak görüyoruz.

Tedarik Zinciri Danışmanlığı Haber İlaçta Dışa Bağımlılık Nasıl Azalır Ti̇sd 75. Yılında Yanıtlıyor

Türkiye’nin ilaç alanındaki rekabet gücünün artırılmasının; kamu, akademi, özel sektör ve bilim dünyasının aynı vizyon doğrultusunda hareket ettiği güçlü bir ekosistemin varlığıyla mümkün olacağı gerçeğinden hareketle, TİSD olarak 75 yıldır üstlendiğimiz en önemli sorumluluklardan biri de sektörümüzün farklı paydaşları arasında ortak aklı geliştirmek oldu. Zira biliyoruz ki yapıcı bir iş birliği kültürünü geliştiren, sektörün tüm paydaşlarını ortak hedefler etrafında buluşturan, bilimsel bilgi üretimini teşvik eden ve yüksek katma değerli üretimi destekleyen her adım, ülkemizin sağlık alanındaki bağımsızlığını ve küresel rekabet gücünü daha da ileri taşıyacaktır.

Çünkü ilaç sektörü yalnızca bugünün sağlık ihtiyaçlarını karşılayan bir sanayi kolu değildir. Aynı zamanda ekonomik değer oluşturan ve toplumların yaşam kalitesini doğrudan etkileyen stratejik bir kalkınma unsurudur. TİSD olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonraki süreçte de 75 yıllık deneyimimizden aldığımız güçle, bilgiyi, üretimi ve yenilikçiliği ortak bir vizyon etrafında buluşturan her girişimi desteklemeye; Türk ilaç sanayisinin sürdürülebilir gelişimine katkı sunmaya ve ülkemizin sağlık alanındaki geleceğine değer katmaya kararlılıkla devam edeceğiz” dedi.

 


İLAÇ VE KOZMETİK SEKTÖRÜNDE BİLİMSEL DANIŞMANLIK HİZMETLERİ

Farmasötik ve kozmetik ürün geliştirme süreçlerinde bilimsel değerlendirme, çalışma tasarımı ve kanıta dayalı stratejik yönlendirme

İlaç Ve Kozmetik Sektöründe Danışmanlık
İlaç ve Kozmetik Sektöründe Danışmanlık Hizmetleri
1. Bilimsel Danışmanlık• Farmasötik ve kozmetik ürün konseptleri ile geliştirme stratejilerinin bilimsel değerlendirilmesi

• Olası formülasyon ve stabilite risklerinin öngörülmesi

• Mevcut verilerin bilimsel açıdan kritik analizi

• Ürün kalitesi ile ilişkili regülasyon beklentileri konusunda bilimsel yönlendirme

2. Kozmetik Ürünlerde Etki İddiası / Claim Destek Danışmanlığı• Kozmetik etki iddialarının bilimsel temellendirilmesi

• Etkinlik çalışmalarının tasarımı (hidrasyon, TEWL, sebum vb.)

• Kozmetik Klinik Araştırmalar Etik Kurulu başvurularına yönelik çalışma protokolü hazırlanması desteği

• Mevcut etki kanıtı verilerinin bilimsel değerlendirilmesi

Çalışma Yaklaşımımız• Bağımsız, bilimsel ve kanıta dayalı değerlendirme yaklaşımı

• Stratejik yönlendirme odaklı destek

• Ürün tipi ve geliştirme aşamasına özel, hedefe yönelik çözümler

Not: Sunulan hizmetler bilimsel danışmanlık kapsamında olup, ruhsat dosyası hazırlama veya ruhsat başvuru süreçlerine doğrudan katılım faaliyetlerini kapsamaz.

İletişim: egitim@satinalmadergisi.com 

İlaç Sektöründe Tedarik Zinciri Krizi: Fason Üretim, Tedarikçi Sorumluluğu ve Sözleşme Yönetimi | Satınalma Dergisi


SCIENTIFIC CONSULTING SERVICES
FOR THE PHARMACEUTICAL AND COSMETICS INDUSTRY

Scientific evaluation, study design, and evidence-based strategic guidance in pharmaceutical and cosmetic product development processes

E-Mail: egitim@satinalmadergisi.com

1. Scientific Consulting

• Scientific evaluation of pharmaceutical and cosmetic product concepts and development strategies

• Anticipation of potential formulation and stability risks

• Critical scientific analysis of existing data

• Scientific guidance on regulatory expectations related to product quality

2. Claim Support Consulting for Cosmetic Products

• Scientific substantiation of cosmetic product claims

• Design of efficacy studies, including hydration, TEWL – Transepidermal Water Loss , sebum, etc.

• Support in preparing study protocols for Cosmetic Clinical Research Ethics Committee applications

• Scientific evaluation of existing claim-support evidence

Our Working Approach

• Independent, scientific, and evidence-based evaluation approach

• Support focused on strategic guidance

• Targeted solutions tailored to the product type and development stage


Note: The services provided are within the scope of scientific consulting and do not include direct involvement in marketing authorization dossier preparation or marketing authorization application processes.

E-Mail: egitim@satinalmadergisi.com

Satınalma Dergisi
Satınalma Dergisihttps://satinalmadergisi.com
KURUMSAL PAZARDA 13. YIL HABER & LANSMAN: dergi@satinalmadergisi.com REKLAM: reklam@satinalmadergisi.com ABONELİK: abone@satinalmadergisi.com Tel : (546) 740 10 10

PAYLAŞIMLAR

Lütfen yorumunuzu girin !
Lütfen adınızı giriniz.

Şirketler için Eğitim Kataloğu

📚 Eğitim Kataloğu
Sürdürülebilirlik ve Tedarikçi Ekosistemi
Sektörün Tercihi Yüksek Lisans Programı
Pazarlık Tarzınızı Keşfedin