İşçinin Kendi Kusuruyla İş Kazası Geçirmesi Duru­munda da İşverenin Sorumluluğu Var mıdır?

Lütfi İnciroğlu
Lütfi İnciroğluhttps://www.incirogludanismanlik.com/
İnciroğlu Danışmanlık Denetim ve Eğitim Hizmetleri şirketinin kurucu Genel Müdürü olan Lütfi İNCİROĞLU, özel sektöre yönelik iş hukuku, sendikalar hukuku, sosyal güvenlik hukuku ve yabancı çalışma izinleri hukuku alanlarında danışmanlık, denetim ve eğitim hizmetleri vermektedir. Muhtelif dergi ve gazetelerde makaleleri, çeşitli üniversitelerde, kongre ve konferanslarda sunduğu bildirileri ve yayımlanmış yedi adet kitabı bulunan İNCİROĞLU Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda emekli Genel Müdür Yardımcısı’dır.
spot_imgspot_img

İşçinin Kendi Kusuruyla İş Kazası Geçirmesi Duru­munda da İşverenin Sorumluluğu Var mıdır?

Lütfi İNCİROĞLU

İşçinin Kendi Kusuruyla İş Kazası Geçirmesi Durumunda Da İşverenin Sorumluluğu var Mıdır Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündemİş sağlığı ve güvenliği bakımından işverene sorumluluk doğabilmesi için her şeyden önce bireysel iş hukuku anlamında bir iş kazası veya meslek hastalığının meydana gelmiş olması gerekir. Aynı zamanda, meydana gelen iş kazasında işverenin kusurlu bulunması ve kazanın çalışanın ruh ve beden bütünlüğüne zarar vermesi ya da ölümüyle sonuçlanması ve kaza ile sonuç arasından uygun illiyet (nedensellik) bağının bulunması gerekir[1].

Nedensellik Bağının Kesilmesi

İş kazasında işveren sorumluluğundan söz edebilmek için işverenin yürüttüğü iş ile kaza arasında uygun nedensellik bağının oluşması gerekir. Şayet yürütülen iş ile kaza arasında uygun nedensellik bağı yoksa burada işveren sorumluluğundan bahsedilemez. Bu kapsamda iş kazasına uğrayan işçi sosyal güvenlik mevzuatında öngörülen sigorta yardımlardan yararlanabilir ise de işçi, işveren aleyhine tazminat davası açamaz[2]. Uygun nedensellik bağının kesen nedenlerden ilki zarar gören işçinin ağır kusurudur. İkincisi, üçüncü kişinin kusurlu davranışı, üçüncüsü de zorlayıcı (mücbir) nedendir. Burada sayılan bu üç nedenden birisinin varlığı uygun nedensellik bağını kesebilecektir[3].

  1. Zarar Görenin Kusuru

İş kazasında nedensellik bağını kesen ilk neden iş kazasına uğrayan işçinin kendi kusurunun ağırlığıdır. Buna göre işçi kendi kusurlu davranışı sonucunda bir iş kazasına neden olmuşsa ve bu davranışı kazanın işle olan nedensellik bağını ortadan kaldırıyorsa işverenin sorumluluğuna gidilemez[4]. Örneğin işçinin yüksek promil alkol almak suretiyle işyerine ait araç ile kaza yapması sonucunda ölmesi halinde, bu durum sosyal güvenlik hukuku anlamında iş kazası sayılsa bile, işle olan uygun nedensellik bağı işçinin kastı ile kesilmiş olduğundan bireysel iş hukuku anlamında iş kazası sayılmaz. Dolayısıyla böylesi bir iş kazasında işveren sorumluluğundan bahsedilemez[5]. Zarar görenin ağır kusurunun illiyet bağını kesmesi ve işverenin sorumluluktan kurtulması dürüstlük kurallarına dayanır. Zira genel hukuk kuralı olarak hiç kimse kendi kusurundan yararlanamaz[6].

Nitekim iş kazası, kazalı işçinin bazen sadece kendi ku­surlu eyleminin sonucu olarak veya işverenin sorumlu olduğu hallerde kendi kusurunun birleşmesi sonucu meydana gelebilir. İşçi, %100 kendi, kusurlu eylemi ile zarar görmüşse, “illiyet bağı” kesildiğinden işveren tazminat ile sorumlu değildir. İşçinin tamamen kusurlu olmadığı hallerde ise, tazminat belirlenirken işçinin müterafik (birlikte) kusuru oranında indirim yapmak gerekir[7].

  1. Üçüncü Kişinin Kusuru

İş kazası, üçüncü kişinin tam ve ağır kusuru sonucu meydana gelmişse uygun nedensellik bağı keseceğinden burada işveren sorumluğundan bahsedilemez[8]. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun aynı yönde verdiği bir kararında, “Kazanın işverenin işi görülürken gerçekleşmiş olması, sorumluluğu için yeterli değildir. Çünkü olay, üçüncü kişinin tamamen kusurlu davranışı sonucu gerçekleştiği için işyerine özgü tehlike ile meydana gelen sonuç arasında uygun illiyet bağının varlığından söz edilemez”[9] denilmek suretiyle, üçüncü kişinin tam ve ağır kusuruyla gerçekleşen iş kazalarında illiyet bağının kesileceğine ve işverenin sorumluluğuna gidilemeyeceğine hükmetmiştir.

Üçüncü kişinin kusurunun genel anlamada teknik bir kusur olması nedeniyle, bu davranışının kast niteliğinde olması şart değildir. Dolayısıyla üçüncü kişinin kusuru kast niteliğinde olabileceği gibi ihmal sonucu da meydana gelebilir[10]. Akın’a göre, “üçüncü kişi, işverenin bir başka işçisi ya da işverenle bağlantısı olmayan diğer bir şahıs olabilir”[13]. Nitekim Yargıtay’a göre de “iş kazası sonucunda felç olan işçi daha sonra hayatını kaybetmiştir. Ancak yapılan incelemede ölümün felçten kaynaklanmadığı, hastanedeki bakım ve özen eksikliği nedeniyle işçinin vücudunda ölüme neden olan yaraların oluştuğu anlaşılmıştır. Dolayısıyla kaza ile ölüm arasında uygun değil, dolaylı bir nedensellik bağı vardır. Bu nedenle işveren sorumlu tutulamaz”[11].

  1. Zorlayıcı (Mücbir Neden)

Zorlayıcı (mücbir) neden, kanunlarımızda tanımlanmış değildir. Öğretide yapılan bir tanıma göre, “Dış kuvvetlerin sonucu olan, borçlunun işletmesi ile bağlantısı bulunmayan, önceden öngörülmeyen, kaçınılmaz ve mutlak surette borcun ifasını engelleyen, bunun doğal bir sonucu olarak onu sorumluluktan kurtaran olaydır”[12].

İş kazası, işverenin her türlü tedbiri almasına rağmen, karşı konulması mümkün olmayan, kaynağı işyeri dışında olan, öngörülemeyen bir olay biçiminde meydana gelmişse, burada zorlayıcı (mücbir) nedenin varlığından söz edilebilir[13]. Zorlayıcı neden, illiyet (nedensellik) bağını kesmesi nedeniyle işvereni sorumluluktan kurtarır. Uygulamada insan iradesi dışında gelişen ve dış etkenlerden kaynaklanan deprem, tusunami, sel, kasırga, yıldırım düşmesi gibi gerçekleşmesi öngörülemeyen olaylar zorlayıcı (mücbir) neden, olarak kabul edilmektedir[14].

Sonuç olarak, çalışma hayatında iş kazası veya meslek hastalığı bazen kazalı işçinin sadece kendi kusurlu eylemi sonucunda gerçekleşebilir. Nite­kim işçi meydana gelen iş kazasında, yüzde yüz kendi kusurlu eylemi ile za­rar görmüşse, “uygun illiyet bağı” kesileceğinden işveren tazminat ile so­rumlu değildir[15]. İşçinin ağır kusurunun belirlenmesinde, iş sağlığı ve güven­liği mevzuatına uymaması, tehlikeli olduğu veya hastalığa sebep olacağı bi­linen bir hareketi yapması, yetkili kimselerce verilen emirlere aykırı hareket etmesi, açıkça izne dayanmadığı gibi hiçbir gereği veya yararı bu­lunmayan bir işi bilerek yapması veya yapılması gerekli bir hareketi savsa­ması esas alınır [16].

İşçinin Kendi Kusuruyla İş Kazası Geçirmesi Durumunda Da İşverenin Sorumluluğu var Mıdır Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündemwww.incirogludanimanlik.com sayfasında yayımlanan blog yazıları, hakemli makale formatında olmayıp bilgi verme amaçlıdır. Kesinlikle hukuki mütalaa ya da tavsiye niteliğinde değildir.

Lütfi İNCİROĞLU

 

 

[1] SÜZEK, Sarper, İş Hukuku, s.422; SÜMER, Haluk Hadi, İş Sağlığı ve Güvenliği, s.194; KARATAŞ, Huriye, İş Kazası ve Meslek Hastalığında İşverenin Hukuki Sorumluluğu, Ankara 2019, s.65; İNCİROĞLU, Lütfi, İş Sağlığı Ve Güvenliği’nde Çalışan Ve İşverenin Hukuki Ve Cezai Sorumlulukları, 3. Baskı, İstanbul 2021, s.160

[2] AKIN, Levent Çimento İş Sağlığı ve Güvenliği, s.58; SÜZEK, s.425.

[3] AKIN, s.58; SÜZEK, s.425, KARATAŞ, s.67.

[4] Y21HD.26/5/2015 T., E.2014/22546, K.2015/12014 Legalbank.

[5] Aynı yönde görüş için bkz: AKIN, s.58.

[6] KARATAŞ, s.70.

[7] BALCI, s. 450; KARATAŞ, s.71.

[8] SÜZEK, s.426

[9] YHGK 18/3/1987, 9-722/203 Akt: SÜZEK, s.426.

[10]  KARATAŞ, s.71.

[11] Y9HD.24/2/1994 T., E.1993/15628, K.1994/2860

[12] AKIN, s.63.

[13] BALCI, Mesut, İş Kazası veya Meslek Hastalığından Doğan Maddi ve Manevi Tazminat Davaları Uygulaması, Ankara 2011.

[14] BALCI, s. 461; KARATAŞ, s.69.

[15] İNCİROĞLU, Çalışan ve İşverenin Hukuki ve Cezai Sorumlulukları, s.135; AVCI, İşverenin İş Kazasından Doğan Cezai Sorumluluğu, s.46; BAYSAL, Ulaş, Çalı­şanların İş Sağlığı ve Güvenliği Yükümlülükleri, İstanbul 2019, s.121; EKİN, İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin Yükümlülüklere Uymamanın Sonuçları s.61; DE­MİRCİOĞLU, Murat/KORKMAZ, Doğan/KAPLAN, Hasan Ali, Sorularla İş Sağlığı ve Güvenliği Hukuku, İstanbul 2020, s.272; SERATLI, İş Kazasından Do­ğan Destekten Yoksun Kalma Tazminatı, s.172-173; ÖZDEMİR,  İş Sağlığı ve Güvenliği Hukuku Dersleri, s.299.

[16] TUNCAY/EKMEKÇİ, Sosyal Güvenlik Hukuku Dersleri, s.446.

Lütfi İnciroğlu
Lütfi İnciroğluhttps://www.incirogludanismanlik.com/
İnciroğlu Danışmanlık Denetim ve Eğitim Hizmetleri şirketinin kurucu Genel Müdürü olan Lütfi İNCİROĞLU, özel sektöre yönelik iş hukuku, sendikalar hukuku, sosyal güvenlik hukuku ve yabancı çalışma izinleri hukuku alanlarında danışmanlık, denetim ve eğitim hizmetleri vermektedir. Muhtelif dergi ve gazetelerde makaleleri, çeşitli üniversitelerde, kongre ve konferanslarda sunduğu bildirileri ve yayımlanmış yedi adet kitabı bulunan İNCİROĞLU Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda emekli Genel Müdür Yardımcısı’dır.

PAYLAŞIMLAR

Lütfen yorumunuzu girin !
Lütfen adınızı giriniz.

Şirketler için Eğitim Kataloğu

📚 Eğitim Kataloğu
💼 B2B Satış Geliştirme